6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 486

Türk Ticaret Kanunu 486. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 486- (1) Şirketin ve sermaye artırımının tescilinden önce çıkarılan paylar geçersizdir; ancak, iştirak taahhüdünden doğan yükümlülükler geçerliliklerini sürdürür. (2) Paylar hamiline yazılı ise yönetim kurulu, pay bedelinin tamamının ödenmesi tarihinden itibaren üç ay içinde pay senetlerini bastırıp pay sahiplerine dağıtır. Yönetim kurulunun hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılmasına ilişkin kararı tescil ve ilan edilir, ayrıca şirketin internet sitesine konulur. (Ek cümle:27/12/2020-7262/31 md.) Hamiline yazılı pay sahipleri ile sahip oldukları paya ilişkin bilgiler, senetler pay sahiplerine dağıtılmadan önce Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirilir. Pay senedi bastırılıncaya kadar ilmühaber çıkarılabilir. İlmühaberlere kıyas yoluyla nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler uygulanır. (3) Azlık istemde bulunursa nama yazılı pay senedi bastırılıp tüm nama yazılı pay senedi sahiplerine dağıtılır. (4) Tescilden önce pay senedi çıkaran kimse, bundan doğan zararlardan sorumludur. III - Pay senetlerinin şekli

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2018/4380 E., 2020/1828 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
lil olmadığı gibi, davacı tarafça da bu yönde bir iddiada bulunulmadığı, kaldı ki, davalı şirketin paylarının bağlı nama yazılı paylar olup, payların devrinin geçerliğinin yönetim kurulunun bu devre izin vermesine bağlı olduğu, somut olaya 6102 sayılı TTK’nın uygulanacağı kabul edilse dahi, 6102 sayılı TTK’nın md.
11. Hukuk Dairesi         2018/4380 E.  ,  2020/1828 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20/12/2017 tarih ve 2014/1333 E. - 2017/1204 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 05/07/2018 tarih ve 2018/175 E. - 2018/710 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 18.02.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ..., davalılardan Öz-Ce Turizm San. ve Tic. A.Ş. vekili, Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında imzalanan 02.03.2012 tarihli protokol gereğince, davalının, davalı şirketteki %16,60 oranındaki hissesinin, %8,30’unu müvekkiline devrettiğini, ancak şirket ana sözleşmesi gereğince müvekkiline yapılan bu devir ve temlike şirket çoğunluk hissedarlarının muvafakat etmemesi halinde devri taahhüt edilen şirket hisselerine karşılık olarak dava dışı Çetinler İnşaat İth.İhr.Ltd Şti tarafından İstanbul Maltepe’de inşa edilen apartmandan 3 adet dairenin müvekkiline verilebileceğinin kabul ve taahhüt edildiğini, ancak davalı şirketin bugüne kadar hisse devrini ortaklık pay defterine kaydetmediği gibi, 3 adet daireye ilişkin edimin de yerine getirmediğini, müvekkilinin şirket ortaklık pay defterine kaydı için davalılara keşide ettiği noter ihtarnamesinin de semeresiz kaldığını ileri sürerek, öncelikle 02.03.2012 tarihli protokol gereğince, davalı ...’ın davalı şirkette mevcut 5700 adet hissesinden 2.850 adet hissesini müvekkiline devir ve temlik edildiğinin tespiti ile müvekkilinin ortaklık payının davalı şirket pay defterine kaydına, bu talebinin kabul görmemesi halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı şirketin gerçek değerinin belirlenerek müvekkilinin devir ve temlik aldığı şirket ortaklık payı karşılığı alacağın işleyecek faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, nama yazılı pay senetlerinin ya da yerine verilmiş olan ilmühaberlerin devrinin ciro ve teslim ile gerçekleşeceğini, devir için gerekli onayın verilmemiş olması halinde mülkiyet ve paylara bağlı tüm hakların devrende kalacağını, protokolde devrin çoğunluk hissedarların onayına bağlı olduğunun açıkça belirtildiğini, bu konunun ana sözleşmenin 8. m. de açıkça düzenlendiğini, protokolün imzalanmasından sonra gerekli iznin alınamayacağının anlaşılması üzerine, devir işleminin tamamlanmadığını, dolayısıyla protokolün yürürlüğe konulmadığını, protokol metninden anlaşıldığı üzere, devir karşılığı üç adet dairenin müvekkiline verilmesinin devrin ortaklar tarafından onaylanmaması halinde ise eğer daireler müvekkiline verilmiş ise bu dairelerin iadesinin öngörüldüğünü, ancak davacının müvekkiline herhangi bir ödeme yapmadığı gibi protokolde belirtilen daireleri vermediğini, müvekkilinin de pay senetleri yerine düzenlenen ilmühaberleri ciro ve teslim yoluyla davacıya devir etmediğini, protokolün hükümsüz kaldığını, artık müvekkilinde de devir iradesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemişir. Davalı şirket vekili, nama yazılı geçici ilmühaberin devrinin nama yazılı hisse senetlerinin devrine göre yapılacağını, buna göre, devrin ciro ve teslim yoluyla gerçekleşeceğini, dolayısıyla ortada geçerli bir devir bulunmadığı gibi, müvekkili şirket esas sözleşmesinin 8. m. uyarınca devrin ancak yönetim kurulu kararıyla şirkete karşı hüküm ifade edeceğini, bu hisse devrine de muvafakat edilmediğini, geçerli bir hisse devri olmadığından pay deflerine işlenmediğini, müvekkilinin dava konusu protokolün tarafı olmayıp, tazminat talebinin de yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, devre konu edilen nama yazılı geçici ilmühaberin davalı ...'e 17.09.2009 tarihinde teslim edildiği, 6762 sayılı TTK’nın 411 ile 416. m. ve gerekse 6102 sayılı TTK’nın 486/2. m. ilmühaberlerin devrinin nama yazılı hisse senetlerinin devrine göre, ciro ve teslim yoluyla gerçekleştirilebileceğinin öngörüldüğü, ilmühaberin davacıya ciro edilerek teslim edildiğine dair bir delil olmadığı gibi, davacının da bu yönde bir iddiası olmadığı, dolayısıyla ortada geçerli bir devrin bulunmadığı, devrin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'da ilmühaberin ve ilmühaber çıkarılmasına ilişkin yönetim kurulu kararının tescil ve ilan edileceğine ilişkin bir kanuni zorunluluk bulunmadığı, davalı şirketin geçerli bir devir işlemine dayanmayan pay devirlerini pay defterine kaydetmesinin hukuken mümkün olmadığı, davacının zararını kanıtlayamadığı, bunun yanı sıra davacının 02.03.2012 tarihli sözleşmenin ikinci maddesinde belirtilen üç adet dairenin kendisine verilmediğini ileri sürmüş ise de, bu yorumun hem sözleşmenin 2. m. hem de hayatın olağan akışına da aykırı olduğu, zira, davacının iddiasının kabul edilmesi halinde devraldığı payların karşılığında davacının herhangi bir karşılık vermeden payların yanı sıra üç dairenin de davacıya verileceği gibi bir sonuç ortaya çıktığı, zaten sözleşmenin 2. maddesinde de üç dairenin pay devri "karşılığı" olarak davacı tarafından davalıya verileceği son derece net olup, davacının bu edimi yerine getirdiğine ilişkin de herhangi bir delil sunmadığı, sonuç olarak davalı şirketin nama yazılı paylarının ilmühabere bağlaması nedeniyle bu ilmühaberlerin ciro ve teslim yoluyla devrolunmamasından dolayı pay devrinin geçerli olmadığı, davacının davalıya herhangi bir ödemede veya karşı edimde bulunmadığı bu nedenle iade talebinde de bulunamayacağı, sözleşmenin geçersizliği nedeniyle zarara uğradığını da kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf Mahkemesince idda, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6762 sayılı TTK’nın 416 m. uyarınca, nama yazılı pay senetlerinin ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile devredileceği, somut olayda, nama yazılı geçici ilmühaberin davalı ...’a 17.09.2009 tarihinde teslim edildiği, TTK m. 411 m. uyarınca, ilmühaberlerin devrinin nama yazılı hisse senetlerinin devrine göre yapılacağı ve 416. m. uyarınca da devrin ciro ve teslim yoluyla gerçekleştirilebileceği ancak, ilmühaberin davacıya ciro edilerek teslim edildiğine dair bir delil olmadığı gibi, davacı tarafça da bu yönde bir iddiada bulunulmadığı, kaldı ki, davalı şirketin paylarının bağlı nama yazılı paylar olup, payların devrinin geçerliğinin yönetim kurulunun bu devre izin vermesine bağlı olduğu, somut olaya 6102 sayılı TTK’nın uygulanacağı kabul edilse dahi, 6102 sayılı TTK’nın md. 486/2 uyarınca, pay senedi bastırılıncaya kadar ilmühaber çıkarılabileceği ve ilmühaberlere kıyas yoluyla nama yazılı pay senetlerinin devrine ilişkin hükümlerin uygulanacağı, buna göre, 6102 sayılı TTK açısından da 6762 sayılı TTK’da olduğu gibi hem hamiline hem de nama yazılı paylar için ilmühaber çıkarılabileceğinin kabulü gerektiğinden 02.03.2012 tarihli sözleşmenin tarafları arasında gerçekleştirilen pay devrinin geçerli bir devir olmadığı, davacı tarafça devir karşılığı davalı devredene ödemede bulunulduğu ileri sürülmüş ise de, herhangi bir ödeme yapıldığı anılan protokolde belirtilmediği gibi, ödemeye ilişkin yazılı delilin de ibraz edilmediği, ispat yükü üzerinde olan davacının pay bedelini ödediğini ispat edemediği, Noterlik Kanunu m. 60/3 ve 89. m. uyarınca taşınmaz satımı vaadi sözleşmelerinin noter tarafından res’en düzenlenmesi gerektiği, bunun bir geçerlik şartı olup, bu şekle uyulmadığı takdirde sözleşmenin geçersiz olduğu, somut olayda devir protokolünde kararlaştırılan taşınmaz devir borcu doğuran hükmün bu nedenle geçersiz olduğu, geçersiz bir sözleşme kapsamında tarafların sadece aldıklarını iade ile yükümlü olduğu, davacı, davalı ...’a geçersiz sözleşme karşılığında herhangi bir ivazda bulunduğunu ispat edemediğinden geçersiz sözleşmeye dayalı tazminat isteminin de yerinde olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve davacı tarafça dava dilekçesi ile terditli olarak, dava konusu hisselerin davacıya devir ve temlik edildiğinin tespiti ile davacının ortaklık payının davalı pay defterine kaydı aksi halde, davalı şirketin gerçek değerinin belirlenerek davacının devir ve temlik aldığı şirket ortaklık payı karşılığının tahsili istemlerine ilişkin olmasına ve protokolde belirtilen taşınmazlar ile ilgili iddiaların işbu davadaki talepler itibariyle değerlendirilemeyecek olmasına göre, yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı Öz-Ce Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 20/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

17. Hukuk Dairesi, 2014/23126 E., 2015/689 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Davalıda bulunduğu anlaşılan hisse senetlerinin iadesi talep edilmekle hisse senetleri 6102 sayılı TTK nin 486-490. Maddelerinde düzenlendiğinden uyuşmazlık bu hali ile mutlak ticari dava niteliğindedir.
17. Hukuk Dairesi         2014/23126 E.  ,  2015/689 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi ve ... Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, istirdat istemine ilişkindir. Asliye Ticaret Mahkemesince, davanın ticari dava olmadığı, genel hükümlere göre çözümlenmesi gereken istirdat davası olduğu belirtilerek görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur. Asliye Hukuk Mahkemesi ise; davanın mutlak ticari dava olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Somut olayda dosya kapsamına göre, davacı şirketin sermayesini halka arz etmesi kapsamında davalı gerçek kişinin davacı şirketten hamiline yazılı hisse senetleri satın aldığı, hisse senetleri bedelini geri istediği ancak bir sonuç alamaması üzerine ... Mahkmesinde dava açtığı, bu mahkemenin 15.02.2008 tarihli kararı ile davalının hisse senetlerinin Euro bazında karşılığı olan 12.002,58 Euronun faiziyle birlikte davalıya ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.Akabinde, davalı tarafından iş bu yabancı mahkeme ilamının tenfizi için başvurulması üzerine ...Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.03.2012 tarih, 2009/516 esas, 2012/216 sayılı kararı ile ilamın tenfizine karar verilmiş ve tenfiz kararı Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Davacı şirket, bu karar doğrultusunda davalının hesabına 02.04.2013 tarihinde, 93.944,83 Euro ödenmesi gerekirken sehven 200.147,20 Euro ödeme yaptıklarını ancak davalının hisse senetlerini iade etmeyerek sebepsiz zenginleştiğini iddia ederek davalıda bulunan hisse senetlerinin bedelsiz olarak kendilerine iadesine karar verilmesini talep etmektedir. Davalıda bulunduğu anlaşılan hisse senetlerinin iadesi talep edilmekle hisse senetleri 6102 sayılı TTK nin 486-490. Maddelerinde düzenlendiğinden uyuşmazlık bu hali ile mutlak ticari dava niteliğindedir. Bu nedenle uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK.’nın 21. ve 22. maddeleri gereğince ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 20.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
17. Hukuk Dairesi, 2014/18878 E., 2015/708 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Dava dilekçesinde sehven fazla ödenen bedel ile birlikte davalıda bulunduğu anlaşılan hisse senetlerinin iadesi de talep edilmiş olup hisse senetleri 6102 sayılı TTK nin 486-490. maddelerinde düzenlendiğinden uyuşmazlık bu hali ile mutlak ticari dava niteliğindedir.
17. Hukuk Dairesi         2014/18878 E.  ,  2015/708 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi ve ... Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, istirdat istemine ilişkindir. Asliye Ticaret Mahkemesince, davanın ticari dava olmadığı, genel hükümlere göre çözümlenmesi gereken istirdat davası olduğu belirtilerek görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur. Asliye Hukuk Mahkemesi ise; davanın mutlak ticari dava olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Somut olayda dosya kapsamına göre, davacı şirketin sermayesini halka arz etmesi kapsamında davalı gerçek kişinin davacı şirketten hamiline yazılı hisse senetleri satın aldığı, hisse senetleri bedelini geri istediği ancak bir sonuç alamaması üzerine Stuttgart Eyalet Mahkmesinde dava açtığı, bu mahkemenin 29.03.2006 tarihli kararı ile davalının hisse senetlerinin Euro bazında karşılığı olan 73.856,00 Euronun faiziyle birlikte davalıya ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Akabinde davalı tarafından iş bu yabancı mahkeme ilamının tenfizi için başvurulması üzerine ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.05.2011 tarih 2011/7150-208 sayılı kararı ile ilamın tenfizine karar verilmiş ve tenfiz kararı Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Davacı şirket, bu karar doğrultusunda davalının hesabına 30.11.2012 tarihinde, 93.944,83 Euro ödenmesi gerekirken sehven 100.975,52 Euro ödeme yaptıklarını iddia ederek, sehven fazladan ödediklerini iddia ettikleri 7.000,00 Euronun davalıdan geri tahsiline ve davalıda bulunan hisse senetlerinin bedelsiz olarak kendilerine iadesine karar verilmesini talep etmektedir. Dava dilekçesinde sehven fazla ödenen bedel ile birlikte davalıda bulunduğu anlaşılan hisse senetlerinin iadesi de talep edilmiş olup hisse senetleri 6102 sayılı TTK nin 486-490. maddelerinde düzenlendiğinden uyuşmazlık bu hali ile mutlak ticari dava niteliğindedir. Bu nedenle uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK.’nın 21. ve 22. maddeleri gereğince ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 20.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

İlmühaber (Ara senet) çıkarılması ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) İlmühaberler sadece hamiline düzenlenebilir.
B) İlmühaberler kıymetli evrak niteliğinde değildir.
C) İlmühaberlere kıyas yoluyla nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler uygulanır.
D) İlmühaberler devredilemez.
E) Pay senedi bastırıldıktan sonra da ilmühaber geçerliliğini korur.

Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol