Türk Ticaret Kanunu 487. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 487- (1) Pay senetlerinin; şirketin unvanını, sermaye tutarını, kuruluş tarihini, bu tarihteki sermaye tutarını, çıkarılan pay senedinin tertibini, bunun tescili tarihini, senedin türünü ve itibarî değerini, kaç payı içerdiğini belirtmesi ve şirket adına imza etmeye yetkili olanlardan en az ikisi tarafından imza edilmiş olması şarttır. Kapalı şirketlerde baskı şeklinde imzanın delikli olması veya sahtekârlığı engelleyici diğer güvenlik önlemlerinin uygulanması gerekir.
(2) Nama yazılı pay senetlerinin ayrıca; sahiplerinin adı ve soyadını veya ticaret unvanını, yerleşim yerini, pay senedi bedelinin ödenmiş olan miktarını da açıklaması gerekir. Bu senetler şirketin pay defterine kaydolunur.
IV - Yıpranmış pay senetleri
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
3 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2018/7879 E., 2019/11328 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Aş 'ye ait 408.200 adet 4.082.000 TL bedelli nama yazılı pay senetlerinin davalı tarafından TTK nun 487 maddesine uygun olarak düzenlenip bastırılarak davacılara hisseleri oranında ayrı ayrı teslimine" şeklinde nama yazılı pay senetlerinin alacaklıya teslimi yönünden hüküm kurulduğu, borçluya gönderilen ör-2 icra emrinde de, yine nama yazılı pay senet
12. Hukuk Dairesi 2018/7879 E. , 2019/11328 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
DAVALILAR : ALACAKLILAR:..., ..., ....
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu icra mahkemesi'ne başvurusunda; İİK'nın 24. maddesi kapsamında takip konusu menkullerin aynen teslimi yoluyla, ilama dayalı olan tutarında infaz edildiğini, ancak maktu harç ve vekalet ücreti yerine nispi harç ve vekalet ücreti için muhtıra gönderildiğini muhtıranın ve icra takibinin iptaline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece, şikayetin kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Tarafların istinaf başvurusu üzerine davalı yan lehine 3/4 oranı üzerinden icra vekalet ücreti ile %2,27 oranında tahsil harcının hesaplanması gerektiği yönünde karar verilmiştir.
1- Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Borçlu aleyhine başlatılan, İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi ilamına dayalı taşınır teslimine ilişkin takipte; menkul mal teslimi yönünden borçluya örnek-2 icra emri, yargılama giderleri yönünden ise örnek 4-5 icra emrinin 02/08/2016 tarihinde tebliği üzerine, borçlu vekili tarafından ilamda belirtilen nama yazılı pay senetleri 09/08/2016 tarihinde yasal süresi içerisinde tam olarak icra dairesine teslim edilmiştir. Alacaklı vekilinin talebiyle 05.09.2016 tarihinde güncel dosya borcu hesaplanıp 29.09.2016 tarihli muhtıra düzenlenmiş, buna göre nispi olarak hesaplanan 188.392,75 TL harç ve 106.605 TL vekalet ücretinin ödenmesi istenmiştir. Borçlu ise; maktu harç ve vekalet ücreti yerine nispi harç ve vekalet ücreti hesaplandığı gerekçesi ile icra mahkemesine başvurmuş, mahkemece şikayetin reddine karar verilmiştir. Taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine de; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, borçlunun istinaf taleplerinin reddi ile alacaklının taleplerinin kısmen kabul kısmen reddi, buna göre de, alacaklının icra vekalet ücretinin ¾ oranı üzerinden ödenmesi ile tahsil harcının %2.27 oranında hesaplanmasının gerektiği yönünde karar verilmiştir.
Somut olayda uyuşmazlık; menkul mal teslimine ilişkin icra takibinde, vekalet ücretiyle harcın maktu olarak mı yoksa nispi olarak mı hesaplanacağı hususu oluşturmaktadır.
492 sayılı Harçlar Kanunun 19. Maddesinde; menkullerin teslimi başlığı ile; "bir menkulün teslimine dair icra takiplerinde tahsil harcı menkulün ilamda veya takip talebinde gösterilen değeri bu yoksa takdir edilecek değer üzerinden hesaplanır" düzenlemesi ile Harçlar Kanunu'nun eki olan 1 sayılı tarife 'nin icra ve iflas harçlarını düzenleyen B-1-3-g maddesinde menkul tesliminde icra tahsil harcı oranları tespit edilmiştir. İlgili hüküm gereğince nispi harç alınması yasanın amir hükmü olduğundan bu yönden temyiz itirazları yerinde değilse de; dayanak ilamda “Davacı ... bakımından 3250 adet ve 32.250 TL bedelli davacı ...'ya ait 2600 adet 26.000 TL bedelli davacı ... Turzm. Aş 'ye ait 408.200 adet 4.082.000 TL bedelli nama yazılı pay senetlerinin davalı tarafından TTK nun 487 maddesine uygun olarak düzenlenip bastırılarak davacılara hisseleri oranında ayrı ayrı teslimine" şeklinde nama yazılı pay senetlerinin alacaklıya teslimi yönünden hüküm kurulduğu, borçluya gönderilen ör-2 icra emrinde de, yine nama yazılı pay senetlerinin alacaklıya teslimi yönünden talepte bulunulduğu görülmüştür. Borçluya icra emrinin 02/08/2016 tarihinde tebliğinden sonra, 09/08/2016 tarihinde menkul nama yazılı pay senetlerinin ilgili alacaklı vekiline, tutanak ile aynen teslim edilmiştir.
İİK'nun 24. maddesine göre, taşınır teslimine ilişkin ilam vekil tarafından takip ediliyorsa icrada vekalet ücreti maktu olarak takdir edilir. Ancak taşınır malın aynen teslimi mümkün olmadığından taşınır malın değeri İİK'nun 24. maddesi uyarınca icra müdürü tarafından belirlenmiş ise vekalet ücreti tespit edilen değer üzerinden nisbi olarak takdir edilir. Bu durumda takdir edilen vekalet ücreti maktu vekalet ücretinden az olamayacaktır. Borçluya icra emrinin tebliğinden sonra aynen menkul teslimi gerçekleşmekle icra vekalet ücreti maktu olarak hesaplanacağından, borçluya gönderilmiş olan muhtıranın vekalet ücretinin buna ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Kaldı ki; İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi,26/5/2016 tarih, 2015/1259 Esas - 2016/401 K.sayılı dayanak ilamda, alacaklı lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmiş olmasının da, bu doğrultuda değerlendirilmiş olması gerekmektedir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 10/5/2017 tarih, 2017/182 Esas ve 2017/742 K.sayılı istinaf talebinin reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA ve İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesinin, 14/11/2016 tarih, 2016/1166 Esas ve 2016/869 K. sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 27/06/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (2)
17. Hukuk Dairesi, 2014/23126 E., 2015/689 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Davalıda bulunduğu anlaşılan hisse senetlerinin iadesi talep edilmekle hisse senetleri 6102 sayılı TTK nin 486-490. Maddelerinde düzenlendiğinden uyuşmazlık bu hali ile mutlak ticari dava niteliğindedir.
17. Hukuk Dairesi 2014/23126 E. , 2015/689 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi ve ... Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, istirdat istemine ilişkindir.
Asliye Ticaret Mahkemesince, davanın ticari dava olmadığı, genel hükümlere göre çözümlenmesi gereken istirdat davası olduğu belirtilerek görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur.
Asliye Hukuk Mahkemesi ise; davanın mutlak ticari dava olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
Somut olayda dosya kapsamına göre, davacı şirketin sermayesini halka arz etmesi kapsamında davalı gerçek kişinin davacı şirketten hamiline yazılı hisse senetleri satın aldığı, hisse senetleri bedelini geri istediği ancak bir sonuç alamaması üzerine ... Mahkmesinde dava açtığı, bu mahkemenin 15.02.2008 tarihli kararı ile davalının hisse senetlerinin Euro bazında karşılığı olan 12.002,58 Euronun faiziyle birlikte davalıya ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.Akabinde, davalı tarafından iş bu yabancı mahkeme ilamının tenfizi için başvurulması üzerine ...Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.03.2012 tarih, 2009/516 esas, 2012/216 sayılı kararı ile ilamın tenfizine karar verilmiş ve tenfiz kararı Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Davacı şirket, bu karar doğrultusunda davalının hesabına 02.04.2013 tarihinde, 93.944,83 Euro ödenmesi gerekirken sehven 200.147,20 Euro ödeme yaptıklarını ancak davalının hisse senetlerini iade etmeyerek sebepsiz zenginleştiğini iddia ederek davalıda bulunan hisse senetlerinin bedelsiz olarak kendilerine iadesine karar verilmesini talep etmektedir. Davalıda bulunduğu anlaşılan hisse senetlerinin iadesi talep edilmekle hisse senetleri 6102 sayılı TTK nin 486-490. Maddelerinde düzenlendiğinden uyuşmazlık bu hali ile mutlak ticari dava niteliğindedir. Bu nedenle uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK.’nın 21. ve 22. maddeleri gereğince ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 20.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
17. Hukuk Dairesi, 2014/18878 E., 2015/708 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Dava dilekçesinde sehven fazla ödenen bedel ile birlikte davalıda bulunduğu anlaşılan hisse senetlerinin iadesi de talep edilmiş olup hisse senetleri 6102 sayılı TTK nin 486-490. maddelerinde düzenlendiğinden uyuşmazlık bu hali ile mutlak ticari dava niteliğindedir.
17. Hukuk Dairesi 2014/18878 E. , 2015/708 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi ve ... Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, istirdat istemine ilişkindir.
Asliye Ticaret Mahkemesince, davanın ticari dava olmadığı, genel hükümlere göre çözümlenmesi gereken istirdat davası olduğu belirtilerek görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur.
Asliye Hukuk Mahkemesi ise; davanın mutlak ticari dava olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
Somut olayda dosya kapsamına göre, davacı şirketin sermayesini halka arz etmesi kapsamında davalı gerçek kişinin davacı şirketten hamiline yazılı hisse senetleri satın aldığı, hisse senetleri bedelini geri istediği ancak bir sonuç alamaması üzerine Stuttgart Eyalet Mahkmesinde dava açtığı, bu mahkemenin 29.03.2006 tarihli kararı ile davalının hisse senetlerinin Euro bazında karşılığı olan 73.856,00 Euronun faiziyle birlikte davalıya ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Akabinde davalı tarafından iş bu yabancı mahkeme ilamının tenfizi için başvurulması üzerine ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.05.2011 tarih 2011/7150-208 sayılı kararı ile ilamın tenfizine karar verilmiş ve tenfiz kararı Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Davacı şirket, bu karar doğrultusunda davalının hesabına 30.11.2012 tarihinde, 93.944,83 Euro ödenmesi gerekirken sehven 100.975,52 Euro ödeme yaptıklarını iddia ederek, sehven fazladan ödediklerini iddia ettikleri 7.000,00 Euronun davalıdan geri tahsiline ve davalıda bulunan hisse senetlerinin bedelsiz olarak kendilerine iadesine karar verilmesini talep etmektedir. Dava dilekçesinde sehven fazla ödenen bedel ile birlikte davalıda bulunduğu anlaşılan hisse senetlerinin iadesi de talep edilmiş olup hisse senetleri 6102 sayılı TTK nin 486-490. maddelerinde düzenlendiğinden uyuşmazlık bu hali ile mutlak ticari dava niteliğindedir. Bu nedenle uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK.’nın 21. ve 22. maddeleri gereğince ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 20.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ticaret Hukuku
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda kambiyo senetleri; poliçe, bono ve çek olarak sınırlı sayıda (numerus clausus) sayılmıştır. Bu bilgiye göre, aşağıdakilerden hangisi bir kambiyo senedi olmayıp, anonim şirketlerde sermaye payını temsil eden bir kıymetli evraktır?