6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 489

Türk Ticaret Kanunu 489. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 489- (Değişik:27/12/2020-7262/32 md.) (1) Hamiline yazılı pay senetlerinin devri, şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesi suretiyle payı devralan tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşuna yapılacak bildirimle hüküm ifade eder. Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirimde bulunulmaması hâlinde, hamiline yazılı pay senedine sahip olanlar, bu Kanundan doğan paya bağlı haklarını gerekli bildirim yapılıncaya kadar kullanamaz. (2) Hamiline yazılı pay senedine bağlı hakların şirkete ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesinde Merkezi Kayıt Kuruluşuna yapılan bildirim tarihi esas alınır. (3) Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından hamiline yazılı pay senetleriyle ilgili tutulan kayıtlar, ilgili kanunlar uyarınca yetkili kılınmış mercilerle paylaşılır. (4) Hamiline yazılı pay senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirilmesi ve kaydedilmesine ilişkin usul ve esaslar ile bu kapsamda alınacak ücretler Ticaret Bakanlığınca çıkarılan tebliğle belirlenir. C) Nama yazılı payların ve pay senetlerinin devrinde ilke

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

7 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2022/4698 E., 2024/1327 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senetlerin nama yazılı pay senetleri olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 489 ve 490'ıncı maddelerinde hamiline ve nama yazılı senetlerin ne şekilde devredileceğinin düzenlendiği, buna göre somut olay çerçevesinde nama yazılı pay senetlerinin ciro ve teslim ile devredilebileceği ve devrin şirkete karşı pay defterine kayıt
11. Hukuk Dairesi         2022/4698 E.  ,  2024/1327 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/740 Esas, 2022/789 Karar İHBAR OLUNAN : Müflis Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş. Adına İflas Memurları; 1. Ferhat Yakıcı 2.... 3.... DAVA TARİHİ : 24.05.2021 HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/389 E., 2021/1192 K. Taraflar arasındaki anonim şirket hisse devrinin pay defterine kaydı (tescili) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş.'nin davalı şirketteki hisselerinin tamamının 90.000,00 TL bedel karşılığında davacı tarafından 30.06.2020 tarihinde imzalanan kayyım onaylı hisse devir sözleşmesi ile devir alındığını ancak davalı şirketin, devir eden şirketin iflasına karar verildiği, müflisin tasarruf ehliyetinin bulunmadığı ve dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş.'nin davalı şirkette bulunan 6 adet 15.000,00 TL'lik hissenin iflas masasına bildirildiği nedenlerine dayanarak söz konusu devir işleminin pay defterine işlenmesine ilişkin talebi yerine getirmediğini, davalı şirkete keşide edilen ihtarname ile iflas kararından önce yapılan devrin hukuken geçerli olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun)'nun 490 ıncı maddesi uyarınca nama yazılı payların herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devir edilebildiği, bu durumda ihtarnamenin tebliğinden itibaren en geç 3 gün içerisinde pay devrinin pay defterine işlenerek tescilinin sağlanması, aksi halde aleyhe ifa davası açılacağının ve tüm zararın da talep edileceğinin bildirildiğini, davalı tarafından keşide edilen cevabi ihtarnamede ise, nama yazılı hisse senedinin devir alana teslimi olmaksızın ayrıca bir kağıda yapılan temlikname ile devredilemeyeceğinin, iflas kararından önce muhatabın böyle bir talebi olmadığının, iflastan önce böyle bir devrin yapılmadığının, devir sözleşmesinin sonradan düzenlenmesinin muhtemel olduğunun, iflasın açılmasıyla borçlunun masaya dahil mallar üzerinde tasarruf yetkisi olmadığının ve gerçek bir devir söz konusu olsa bile pay defterine işlenmesinin mümkün olamayacağının bildirildiğini, halbuki söz konusu hisse devir sözleşmesinin devir eden şirketin iflasına karar verilmeden önce imzalanmış olduğunu, o dönemde devir eden şirketin tasarruflarının kayyum onayına tabi olduğundan hisse devir sözleşmesinin kayyum tarafından da onaylandığını, davalının hisse devrinin iflastan sonra yapıldığına dair iddiasının 17.07.2020 tarihinde görevi sona eren kayyumun görevi sona erdiği halde sonradan sözleşmeye onay verdiği anlamını taşıdığını, buna ilişkin her türlü talep ve dava haklarını saklı tuttuklarını ileri sürerek dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş'nin, davalı şirkette bulunan hisselerinin tamamının davacı ...Ş.'ye devrinin davalı şirketin pay defterine işlenmesine, ticaret siciline tesciline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; hisselerin toplam piyasa değeri ve kar payı toplamı üzerinden davanın eksik harcının tamamlanması gerektiğini, davalı şirketine yasal mükellefiyetini yerine getirdiğini, dava ile hiçbir ilgi bağının bulunmadığını, bu hisselerin davacı üzerine veya müflis şirket üzerinde olmasının davalının açısından hiçbir öneminin bulunmadığını, bu itibarla iflas masasının davaya dahil edilmesinin veya davanın iflas masasına ihbarının gerektiğini, hisse sahibi Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş. hakkında İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/290 E. sayılı kararı ile 16.10.2020 günü saat 14:44 itibarıyla iflasına karar verildiğini ve şirket hakkında iflas dosyası açıldığını, hisse devrinin pay defterine işlenmemesinin keyfi olmadığını, iflas kararından önce de davacının devir talebinin söz konusu olmadığını, iflas kararından çok sonra 22.02.2021 günü devir keyfiyetinin davalı şirkete bildirildiğini, geçerli bir hisse devir sözleşmesinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senetlerin nama yazılı pay senetleri olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 489 ve 490'ıncı maddelerinde hamiline ve nama yazılı senetlerin ne şekilde devredileceğinin düzenlendiği, buna göre somut olay çerçevesinde nama yazılı pay senetlerinin ciro ve teslim ile devredilebileceği ve devrin şirkete karşı pay defterine kayıt ile hüküm ifade edeceği, somut olayda dava konusu senetlerin davacı tarafça devir alındığı iddia olunan tarihte davalı şirketin henüz pay senetlerini veya pay senetleri yerine geçecek ilmuhaberleri bastırmadığı ve hak sahiplerine teslim etmediği, bu durumda pay senetlerinin zilyetliğinin devri hukuken ve fiilen mümkün olmadığı, ancak davacı tarafça dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic San A.Ş.'nin davalı şirketteki hisselerinin alacağın temliki hükümlerine göre kayyım onayı ile ve adi yazılı sözleşme ile temlik alınmasının mümkün olduğu, davacının adi yazılı sözleşme sunduğu, diğer yandan gerek davacı tarafça gerekse müflis Beğendik Şirketi tarafından iflas tarihinden önce payın devir edildiğinin davalıya bildirilmediği, bu nedenle Beğendik Şirketi iflas etmeden önce davalının payları davacı adına pay defterine kayıt (tescil) etme imkan ve yetkisinin bulunmadığı, iflas tarihinden sonra ise artık müflis şirketin devir işlemini bildirme hususunda tasarruf yetkisi bulunmadığı, zira iflasın açıldığı tarihten itibaren müflise ait tüm hak ve alacakların iflas masasına geçtiğini, iflas idare memurları tarafından dava tarihinden önce davalıya yöneltilen bir devir bildirimi de bulunmadığı, bu bildirimin yapılabilmesi için davacının müflis şirkete karşı dava yöneltmesi gerektiği, somut olayda ise müflis şirkete karşı açılan bir dava bulunmadığı, 2004 sayılı İcra ve İflas Knunu(2004 sayılı Kanun)'nun 198 inci maddesi hükmü uyarınca dava dışı Beğendik Şirketi'nin davalıya olan hisse devir borcunun para alacağına dönüştüğünü ve artık hisselerin davacı adına tescilinin istenemeyeceğini, ayrıca davacının hisselerin bedelini Beğendik Şirketine ödemiş olması durumunda para alacağı için müflis Beğendik Şirketi'ne karşı dava açması gerektiği, ancak bu davanın muhatabının da davalı olmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumete ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 30.06.2020 tarihli hisse devir sözleşmesinin 16.10.2020 tarihli iflas kararından önce olduğunu, söz konusu bu sözleşmenin tasarrufi bir işlem olduğu ve kayyum onayı ile birlikte geçerli olduğu mahkeme tarafından tespit edildiğini, devir sonunda borçlu, devirden ister haberdar olsun ister olmasın devralan devredilen alacağı kazanacağını, devredenin, devredilen alacak üzerinde bir hakkı kalmadığından onun iflası halinde bu alacak iflas masasına kaydedilmeyeceğini, hisse devir sözleşmesinin imzalanmasıyla beraber söz konusu payların devralan müvekkili şirkete geçmiş ve hukuki işlemin tasarruf aşamasının gerçekleşmiş olduğunu, hisse devrinin muhataba bildirimi için yasal bir süre öngörülmediğini, ayrıca bu bildirimin mutlaka devir eden tarafından yapılması yönünde de yasal bir zorunluluk bulunmadığını, hisse devrinin geçerli bir sözleşme ile iflas kararından önce gerçekleşmiş olmasından sonra davacı müvekkil şirketin dava dışı devir eden şirketten herhangi bir talep veya alacağı bulunmadığını,kaldı ki geçerli bir hisse devrinin pay defterine işlenmesi borcu davalı şirkete ait bir borç olduğunu, dava dışı Beğendik A.Ş.'nin davalı şirket nezdindeki paylarını devretmesi neticesinde tüm hak ve alacakların davacı müvekkili şirkete geçtiğini, 30.06.2020 tarihli devir sözleşmesinin imzanlaması ile birlikte Beğendik A.Ş.'nin söz konusu paylar üzerinde tasarruf ehliyeti kalmadığını, bu devrin davalı şirketin onayına da tabi olmadığını, davalı şirketin kendilerine iletilen devir sözleşmesi uyarınca payların davacı şirket adına tescilini sağlamakla yükümlü olduğunu, paylar üzerinde herhangi bir tasarruf yetkisi olmayan Beğendik A.Ş. ve iflas idare memurlarının pay defterine tescil talebinde bulunmasının beklenemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hisse senetlerinin piyasa değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca harcın da buna göre tamamlanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı yanın istinaf başvurusu yönünden; İlk Derece Mahkemesinin 28.12.2021 tarihli nihai kararının davalı vekiline 15.01.2022 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ancak davalı vekilince 2 haftalık istinaf süresi dolduktan sonra 02.02.2022 tarihinde nihai karara yönelik istinaf başvurusunda bulunulduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun süresinde yapılmamış olması nedeniyle usulden reddine, davacı yanın istinaf başvurusu yönünden ise; davacı ile dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş. arasındaki hisse devir sözleşmesinin 30.06.2020 tarihli olduğu, bu devirden sonra dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş.'nin 16.10.2020 tarihinde iflasına karar verildiği, iflasın Ticaret Sicil Gazetesinde 02.11.2020 tarihinde ilan edildiği, ilan tarihine dek pay devrinin pay defterine tescili hususunda davalı şirkete yapılan herhangi bir başvurunun bulunmadığı, dosyadaki bilgi ve belgelere göre pay devrinin davalı şirkete 22.02.2021 tarihinde, yani iflasın ilanından itibaren 3 aydan fazla süre sonra bildirildiği, halbuki 2004 sayılı Kanun'un 336'ncı maddesine göre müflisin mallarını ellerinde bulunduran veya müflise borçlu olan üçüncü şahısların, iflasın açıldığına dair ilana muttali oldukları tarihten itibaren bir ay içinde o malları iflas idaresi emrine vermeleri gerektiği, iflasın alacaklıların hakları üzerindeki etkilerine ilişkin 2004 sayılı Kanun'un 198'inci maddesi uyarınca, davacının alacağının para alacağına dönüşmüş olması nedeniyle müflis şirketten olan hisse bedeli alacağının iflas masasından talep etmesi gerektiği, dolayısıyla ilk derece mahkemesi kararında herhangi bir isabetsizlik ve usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hisse devrinin, dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş. hakkında verilen 16.10.2020 tarihli iflas kararından önce "Mahkeme kararı ile her türlü işlem ve tasarrufu kayyum onayına tabi tutulan Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic.San. A.Ş.'ne atanan kayyumun onayı ile" 30.06.2020 tarihli sözleşme neticesinde gerçekleşmiş olduğunu, bu sözleşmenin tasarrufi bir işlem olarak geçerli olduğunu, dolayısıyla sözkonusu payların, bedeli mukabilinde devralan müvekkili şirkete geçtiğini ve böylece hukuki işlemin tamamlandığını, şirketin devre konu payların pay defterine kaydını kendiliğinden yapamayacağını, ilgililer özellikle hisseleri devralan tarafından talepte edilmesi gerektiğini, ancak hisse devrinin davalı şirkete bildirimi için yasal bir süre öngörülmediğini, zaten bu bildirimin kurucu değil bildirici nitelikte bir işlem olduğunu, ayrıca devir sonucunda borçlu devirden haberdar olsun ya da olmasın devralanın devredilen alacağı kazanacağını, devredenin devredilen alacak üzerinde bir hakkı kalmadığından iflası halinde bu alacağın iflas masasına kaydedilemeyeceği, hisse devri geçerli bir sözleşme ile iflas kararından önce gerçekleştikten sonra artık müvekkili şirketin dava dışı devir eden şirketten herhangi bir hak veya alacağı bulunmadığını, kaldı ki geçerli bir hisse devrinin pay defterine işlenmesi borcunun davalı şirkete ait bir borç/yükümlülük olduğunu, diğer yandan hisse devrinin davalı şirketin onayına tabi olmadığını, davalı şirketin kendilerine iletilen devir sözleşmesi uyarınca payların davacı şirket adına tescilini sağlamakla yükümlü olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş.'nin, davalı şirkete ait hisselerinin davacı tarafça devralındığı hususunun pay defterine kaydı isteminin yerinde olup olmadığı ve davacının davalının ortağı sayılıp sayılmayacağına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6102 sayılı Kanun'un 490, 494, 498, 499, 647 nci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 183 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1.Dava, dava dışı Beğendik Mazağa İşletmeleri Ticaret Sanayi ve Anonim Şirketi'nin davalı şirkete ait hisselerinin davacı tarafça devralındığı hususunun davalı şirket pay defterine kaydedilmesi talebine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 2.6102 sayılı Kanun'un 490 ıncı maddesi, anonim şirketlerde nama yazılı payların devrini düzenlemekte olup nama yazılı paylar, kanunda veya esas sözleşmede aksi yazılı olmadıkça herhangi bir sınırlamaya bağlı olmadan devredilebilir. Nitekim maddenin ikinci fıkrasında nama yazılı hisse senetlerinin ciro yoluyla devredileceğinin öngörülmüş olması, alacağın temliki yoluyla devrine engel değildir. Bu nedenle esas sözleşmede devir şekli hakkında herhangi bir hüküm yoksa nama yazılı hisse senetleri, 6098 sayılı Kanun'un 183 üncü ve devamı hükümlerine göre alacağın temliki yoluyla da devredilebilir. Özetle nama yazılı senetlerin alacağın temliki yoluyla devrinde devredenin beyanı, mahiyeti itibariyle alacağı temlik edenin beyanıyla aynı olup 6102 sayılı Kanun'un 647 nci maddesinin ikinci hükmünden anlaşılacağı üzere, beyanın nereye yazıldığının önemi yoktur. Senedi devreden şahıs, devir beyanını bu senet üzerine yazılabileceği gibi, başka bir kağıt üzerine de yazabilir. 3.Ortaklığa karşı ancak pay defterinde kayıtlı bulunan kimse ortak sıfatını haizdir. Pay devri, ortaklığa karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.10.2015 Tarihli 2014/15601 E. 2015/11180 K. sayılı ilamı). Pay defteri ise, 6102 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ticari defterlerden olup, pay defterinin tutulması, açılış ve kapanış onayları ile saklanması bakımından anlam taşır, yoksa pay defterinin özel olma karakterini etkilemez ve pay defterine yapılan kayıtlara kurucu nitelik kazandırmaz (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, 3.Baskı, s.2569). 4.Anonim şirketler için önemli bir kavram olan “pay”, üç anlamda kullanılır. Bunlardan ilki esas sermayenin bir parçasını ifade etmesidir. Esas sermayenin pay sayısına bölünmesi sonucu oluşan ve nominal (itibari) değeri olan her bir birim birer payı oluşturur. Pay sayısının ve nominal değerinin esas sözleşmede gösterilmesi zorunludur. Bir diğer anlamıyla pay; pay sahipliği konumunu yani ortaklık sıfatını ifade eder. Ortaklık sıfatından kaynaklanan hak ve borçlar paya bağlıdır. Pay elde edilirken ortaklık sıfatı da kazanılmış olur. Payın devredilmesi halinde ortaklık sıfatı ve buna bağlı hak ve borçlar da devredilmiş olur. Üçüncü anlamıyla pay; bir kıymetli evrak niteliğindeki pay senetlerini (hisse senetlerini) ifade eder. Hamiline düzenlenmiş paylar hariç olmak üzere, payın bir senede bağlanması zorunluluğu yoktur. Senede bağlanmamış paylar “çıplak pay” olarak adlandırılmıştır (Fatih Bilgili, Şirketler Hukuku, 2.basım, 2012, s.240,241 ). 5.Dava konusu senetlerin davacı tarafça devralındığı iddia edilen tarihte davalı şirketin henüz pay senetlerini veya pay senetleri yerine geçecek ilmuhaberleri bastırmadığı ve hak sahiplerine teslim etmediği tespit edilmiştir. Diğer yandan, anonim şirket tarafından henüz pay senedi ihraç edilmemiş olması ve ilmühaber dahi çıkarılmaması, anonim şirkette pay devrine engel teşkil etmeyecektir. Anonim ortaklığın çıplak paylarının devri konusunda Türk Ticaret Kanunu'nda bir hüküm bulunmamakla birlikte, payın devredilebilirliği ilkesi uyarınca, çıplak payın da senede bağlanmış paylar gibi serbestçe devredilebileceği, bu devrin 6098 sayılı Kanun'un 183 üncü maddesine göre alacağın temliki hükümleri çerçevesinde olacağı kabul edilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.11.2014 Tarih 2014/11-801 E. 2014/891 K. sayılı ilamı). Alacağın temliki tasarrufi bir işlem olduğu için, bununla çıplak pay devralana geçmektedir. Şekil olarak bedeli tam ödenmiş çıplak payın devri, payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile söz konusu olacaktır. 6.Somut olayda, davacı ile devreden dava dışı şirket arasında 30.06.2020 tarihli hisse devir sözleşmesi yapıldığı, devrin kayyum tarafından onaylandığı, bu devirden sonra devreden şirketin 16.10.2020 tarihinde iflasına karar verildiği ve bu kararın 02.11.2020 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiği, iflasın ilanından sonra pay devrinin 22.02.2021 tarihinde davalı şirkete bildirildiği, davalı şirketin de davacının pay defterine kayıt talebine ilişkin kendi tasarruf ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle 21.04.2021 tarih ve 2021/234 sayılı yazısı ile reddettiği, yine Beğendik Mağaza İşletmeleri Ticaret Sanayi A.Ş.'nin davalı şirket bünyesinde 6 adet 15.000 TL'lik hisse senedinin bulunduğunu bildiren aynı 21.04.2021 tarihli ve 2021/233 sayılı yazının düzenlenerek 26.04.2021 tarihinde icra müdürlüğüne ibraz edildiği, böylece devrin davalı kayıtlarına işlenmediği ve davacının kayıtlarda ortak görünmediği, diğer yandan hisselerin nama yazılı olduğu, usulüne uygun devrin yapılıp bedelinin ödendiği anlaşılmaktadır. 7. Bu durumda davacı, davalı şirkete karşı pay devrinin kaydı için başvurabilecektir. Ayrıca borsaya kote edilmiş nama yazılı paylar yönünden, 498'inci maddesi uyarınca; şirket, devralanın pay sahibi olarak tanınması istemini, istemi aldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde reddetmezse devralanı, pay sahibi olarak tanımış sayılır. Borsaya kote edilmemiş nama yazılı paylar yönünden ise, 6102 sayılı Kanun'un 494'üncü maddesi hükmünde; "Devir için gerekli olan onay verilmediği sürece, payların mülkiyeti ve paylara bağlı tüm haklar devredende kalır." şeklinde belirtilmiştir. Devir için şirketçe gerekli onay verilmediği taktirde, devre konu payların mülkiyeti ve paya ilişkin haklar devredende kalacaktır. Ancak, devir sözleşmesi şirket dışında kalan devreden ile devralanı hukuken bağlar. Maddenin üçüncü fıkrasında davalı şirket, talepten itibaren üç ay içerisinde onaylama işlemini reddetmemişse veya red haksız ise, şirketin onay verdiğinin kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Şirket onay vermeyi haksız olarak reddetmişse onay verilmiş sayılacaktır. Devralanın pay sahibi olarak tanınması istemine ilişkin bir şekil şartı ise öngörülmemiştir. Somut olayda dava konusu hisseler, 30.06.2020 tarihinde ve devredenin iflasından önce devralan davacıya geçmiştir. Artık davacı, usulüne uygun şekilde devredilmiş ve bedeli ödenmiş payların sahibidir. Şirketin kayıt talebini kendi tasarruf ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddi haksızdır. 8.Sonuç olarak, İlk Derece Mahkemesince, davanın pasif husumete ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile reddi ve bu karara karşı davacı yanın istinaf başvurusunun esastan reddi doğru olmamış, kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2022/629 E., 2022/6158 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
maddesi, gerekse 6102 sayılı TTK'nın 489. maddesi uyarınca, hamiline yazılı pay senetlerinin devri, şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesiyle (teslim ile) hüküm ifade eder.
11. Hukuk Dairesi         2022/629 E.  ,  2022/6158 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 14.12.2018 tarih ve 2017/266 E. - 2018/355 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 20.09.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, dava dışı ...San. A.Ş.’nin hissedarı olan müvekkilinin aynı zamanda hissedarlardan ...’nın mirasçısı olduğunu, 12.11.2003 tarihinde ölen Rahmi'nin sağlığında ve akli melekeleri yerinde değilken, hisselerinin bir kısmını devir ettiğinin ortaya çıktığını, bunu müvekkilini yönetimden uzaklaştırmak amacıyla gerçekleştirildiğini, devirlerin hukuki temellerinin olmadığını ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, ...’nın akli melekelerinin bozulduğu dönemlerde hisse devir işlemlerinin hangi tarihlerde ve kimler arasında yapıldığının tespitine ve bu devirlerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri davanın reddini istemiştir. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, ...Anonim Şirketi'nin hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu, davalı ... vekili tarafından dosyaya sunulan hisse devir sözleşmesinden hisse senetlerinin devralan ...'ya teslim edildiğinin belirtildiği, geçerli bir biçimde pay sahipliğinin kazanılması için söz konusu hisse senetlerinin zilyetliğinin devralınmış olması gerektiği, dava konusu hisse devir sözleşmesinin iptalini gerektirir bir husus bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin davalı ... yönünden ıslah edilen davanın husumet yönünden, davalı ... hakkındaki ıslah etmiş olduğu davasının ise esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. -/- Dairemizin 15.09.2021 tarih ve 2019/5401 Esas - 2021/5514 Karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının davacı yararına bozulmasına karar verilmişse de davalılar vekillerinin karar düzeltme istemli dilekçeleri üzerine Dairemizin 26.05.2022 tarihli tutanağı ile murafaa gününün davalı ... vekiline 13.09.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ... vekiline murafaa gününü bildirir davetiyenin sehven hiç çıkarılmadığı, 14.09.2021 tarihinde murafaanın sadece davacı vekilinin katılımı ile yapıldığı, savunma hakkının kısıtlanmasına yol açacak şekilde gerçekleştirilen murafaalı inceleme neticesinde karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek 15.09.2021 tarih ve 2019/5401 Esas- 2021/5514 Karar sayılı Dairemiz ilamının kaldırılmasına, yeniden murafaa günü tayinine, taraflara murafaa gün ve saatini bildirir davetiye çıkarılması için dosyanın kaleme iadesine, bu aşamada davalılar vekillerinin karar düzeltme istemlerinin incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bu itibarla yeniden yapılan murafaalı inceleme sonucunda davacı vekilinin mahkemenin 14.12.2018 tarih ve 2017/266 Esas - 2018/355 Karar sayılı kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dava, davalı ... ile davadışı muris ... arasında imzalanan hisse devir sözleşmesinin iptali istemine ilişkin olup, Dairemizin 20.04.2017 tarihli ilamında, hisse devir sözleşmesinin aslı dosyaya ibraz edilmediği sürece geçerli olmadığı, ayrıca hamiline yazılı hisse senetleri salt zilyetliğin geçirilmesi yoluyla devredildiği için hisse senetlerini sunamayan kişinin pay sahibi olduğunun kabul edilemeyeceği, geçerli bir hisse devir sözleşmesinin aslının sunulamaması karşısında taraf mirasçılarından hangisinin elinde olursa olsun hamiline yazılı hisse senetlerini elinde bulunduran mirascının tereke adına zilyet olduğu, bu durumda salt hisse senetlerini elinde bulundurmanın mirasçıya hisse senedinin mülkiyetini kazandırmayacağı hususları açıklanarak mahkemece bir değerlendirme yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Söz konusu bozma kararından sonra devam olunan yargılamada; davalı ... hisse devir sözleşmesinin aslını dosyaya ibraz etmiş ve 13.09.2011 ve 08.02.2012 havale tarihli dilekçelerinde sözleşmede yazılı olduğu üzere hisse senetlerinin muris ... tarafından kendisine teslim edildiğini beyan etmiş; davacı ise muris ...’dan intikal eden senetlerinin kendi zilyetliğinde olduğunu iddia ederek çok sayıda hisse senedi örneğini dosyaya sunmuştur. Hisse devir sözleşmesi 22.09.2003 tarihinde düzenlenmiş olup, gerek o tarihlerde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 415. maddesi, gerekse 6102 sayılı TTK'nın 489. maddesi uyarınca, hamiline yazılı pay senetlerinin devri, şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesiyle (teslim ile) hüküm ifade eder. Bu durumda, her iki taraf da şirket tarafından hamiline yazılı hisse senedi çıkarıldığını ve bu senetlerin kendi ellerinde olduğunu iddia ettiğine göre, hisse senetlerinin hangi tarafın zilyetliğinde bulunduğu ve hangi sıfatla zilyet olduklarının açıklığa kavuşturularak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta hiçbir araştırma ve inceleme yapılmaksızın sadece sözleşme metninde “...hisse senetleri devralan ...’ya teslim edilmiştir.” ibaresinin yazılı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2019/5401 E., 2021/5514 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
maddesi, gerekse 6102 sayılı TTK'nın 489. maddesi uyarınca, hamiline yazılı pay senetlerinin devri, şirket ve üçünçü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesiyle (teslim ile) hüküm ifade eder.
11. Hukuk Dairesi         2019/5401 E.  ,  2021/5514 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 14.12.2018 tarih ve 2017/266-2018/355 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 14.09.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, dava dışı Topkapı İplik San. A.Ş.’nin hissedarı olan müvekkilinin aynı zamanda hissedarlardan ...’nın mirasçısı olduğunu, 12.11.2003 tarihinde ölen ...'nin sağlığında ve akli melekeleri yerinde değilken, hisselerinin bir kısmını devir ettiğinin ortaya çıktığını, bunu müvekkilini yönetimden uzaklaştırmak amacıyla gerçekleştirildiğini, devirlerin hukuki temellerinin olmadığını ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, ...’nın akli melekelerinin bozulduğu dönemlerde hisse devir işlemlerinin hangi tarihlerde ve kimler arasında yapıldığının tespitine ve bu devirlerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri davanın reddini istemiştir. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve cevabı yazılara göre, Topkapı İplik Anonim Şirketi'nin hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu, davalı ... vekili tarafından dosyaya sunulan hisse devir sözleşmesinden hisse senetlerinin devralan ...'ya teslim edildiğinin belirtildiği, geçerli bir biçimde pay sahipliğinin kazanılması için söz konusu hisse senetlerinin zilyetliğinin devralınmış olması gerektiği, dava konusu hisse devir sözleşmesinin iptalini gerektirir bir husus bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin davalı ... yönünden ıslah edilen davanın husumet yönünden, davalı ... hakkındaki ıslah etmiş olduğu davasının ise esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı ... ile davadışı muris ... arasında imzalanan hisse devir sözleşmesinin iptali istemine ilişkin olup, Dairemizin 20.04.2017 tarihli ilamında, hisse devir sözleşmesinin aslı dosyaya ibraz edilmediği sürece geçerli olmadığı, ayrıca hamiline yazılı hisse senetleri salt zilyetliğin geçirilmesi yoluyla devredildiği için hisse senetlerini sunamayan kişinin pay sahibi olduğunun kabul edilemeyeceği, geçerli bir hisse devir sözleşmesinin aslının sunulamaması karşısında taraf mirasçılarından hangisinin elinde olursa olsun hamiline yazılı hisse senetlerini elinde bulunduran mirascının tereke adına zilyet olduğu, bu durumda salt hisse senetlerini elinde bulundurmanın mirasçıya hisse senedinin mülkiyetini kazandırmayacağı hususları açıklanarak mahkemece bir değerlendirme yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Söz konusu bozma kararından sonra devam olunan yargılamada; davalı ... hisse devir sözleşmesinin aslını dosyaya ibraz etmiş ve 13.09.2011 ve 08.02.2012 havale tarihli dilekçelerinde sözleşmede yazılı olduğu üzere hisse senetlerinin muris ... tarafından kendisine teslim edildiğini, kıymetli evrak olduğu için taşıyıp mahkemeye getiremeyeceğini beyan etmiş; davacı ise muris ...’dan intikal eden senetlerinin kendi zilyetliğinde olduğunu iddia ederek çok sayıda hisse senedi örneğini dosyaya sunmuştur. Hisse devir sözleşmesi 22.09.2003 tarihinde düzenlenmiş olup, gerek o tarihlerde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 415. maddesi, gerekse 6102 sayılı TTK'nın 489. maddesi uyarınca, hamiline yazılı pay senetlerinin devri, şirket ve üçünçü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesiyle (teslim ile) hüküm ifade eder. Bu durumda, her iki taraf da şirket tarafından hamiline yazılı hisse senedi çıkarıldığını ve bu senetlerin kendi ellerinde olduğunu iddia ettiğine göre, hisse senetlerinin hangi tarafın zilyetliğinde bulunduğu ve hangi sıfatla zilyet olduklarının açıklığa kavuşturularak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta hiçbir araştırma ve inceleme yapılmaksızın sadece sözleşme metninde “...hisse senetleri devralan ...’ya teslim edilmiştir.” ibaresinin yazılı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 15.09.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2017/2972 E., 2019/2143 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı ...'nın 489. maddesinde de “Hamiline yazılı pay senetlerinin devri, şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesiyle hüküm ifade eder.” hükmü, 490.
11. Hukuk Dairesi         2017/2972 E.  ,  2019/2143 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesince verilen .../.../2016 tarih ve 2015/89 E. - 2016/220 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi’nce verilen 03/03/2017 tarih ve 2017/146-2017/148 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen ....03.2019 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, davalının, davacıların murisi ...’nın ortağı olduğu Korusan-Karadeniz Orman Ürünleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi’nin yönetim kurulu başkanı olduğunu, şirketin faaliyetleri konusunda hiç bir hesap vermediğini, şirket adına kayıtlı gayrimenkulü Yüksek Öğretim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü'ne .../07/2012 tarihinde temlik ettiğini, müvekkillerinin bu durumu 02/05/2014 tarihinde öğrendiklerini, muris ...'nın hissesine düşen 447.134,46 TL'nın ödendiğini, satışın gerçekleştiği .../07/2012 tarihinden itibaren paranın alındığı 05/05/2014 tarihleri arasında geçen ... yıl ... ay ... günlük süre için 447.134,46 TL'nın üçer aylık vaadeli hesaba yatırılması halinde getirebileceği net faiz miktarının 53.415,00 TL olacağını, davacıların belirtilen miktarda faiz taleplerinin bulunduğunu, davalı tarafından 04/06/2007 tarihli taahhütname ile 3593 hissenin muris ...'ya devredileceğinin kabul edildiğini, ancak bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, dolayısıyla bu hisselerin karşılığı olan toplam 132.150,54 TL'nın hisseleri nispetinde davacılara ödenmesini istediğini ileri sürerek, toplam 185.565,54 TL'nın dava tarihinden itirabaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, dava konusu edilen şirkete ait taşınmazın kamulaştırıldığını ve kurum tarafından kamulaştırma bedeli olarak ....494.000,00 TL değer biçildiğini, 27/06/2012 tarihinde şirket genel kurulunun toplanarak kamulaştırma işleminin kabul edilmesi yönünde karar verdiğini, genel kurul tarafından yapılan işlemler ile ilgili her türlü yetkinin davalıya verildiğini, kamulaştırma işlemleri sonucunda kurum tarafından kamulaştıma bedelinin şirket adına açılan bir hesaba yatırıldığını, bu bedelden şirketin tasfiye halinde olduğu dikkate alınarak borçlarının ödendiğini, şirketin borçları ve alacakları muhasebeleştirildikten sonra kamulaştıma bedelinden geriye kalan miktarın ....665,575.- TL olduğunu, bu bedelin şirket ortaklarına payları nispetinde paylaştırıldığını, davalının dava konusu edilen bir taahhütnamesinin bulunmadığını, davacıların faiz konusunda zarara uğradıklarına ilişkin beyanlarının da gerçek dışı olduğunu, kanuni bekleme süresi dolmadan paraların sahiplerine iadesinin mümkün olmadığını, satış ve paraların paylaştırılması aşamalarından davacıların haberdar olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, şirket adına kayıtlı taşınmazın Yüksek Öğretim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırıldığı, kamulaştırma bedelinin .../07/2012 tarihinde bankaya yatırıldığı, 05/09/2013 tarihinden itibaren hak sahiplerine ödeme yapılmaya başlandığı, şirketin tasfiye sürecinde olduğu ve kamulaştırma işleminden gelen para ile ilk önce şirket borçlarının ödendiği, Türk Ticaret Kanununun 543. maddesi uyarınca tasfiye işlemlerinin belli bir süre alacağından şirkete ödenen kamulaştırma bedelinin tasfiye işlemlerinden sonra paydaşlara dağıtılmaya başlanmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, bedelin vadeli hesaba aktarılmış olduğu, dolayısıyla davacıların mahrum kalmış oldukları faiz alacağının bulunmadığı, hisse devrine ilişkin taahhütnamenin noterlikçe düzenlenmediği, yazılı olarak düzenlediği ve şarta bağlı olduğu, oysa anonim şirketlerde hisse devir taahhütnamesinin noterde yapılması ve daha sonra da Yönetim Kurulunun onayına sunularak pay defterine kaydedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. ... Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kararı, davacılar vekilince temyiz edilmiştir. Dava, anonim şirket ortakları tarafından açılan şirkete ait taşınmazın kamulaştırma bedelinin geç tahsili nedeniyle oluşan faiz kaybının tahsili istemine ilişkin olup, davada ayrıca davacıların murisine hisse devrini içeren taahhütnameye istinaden hisse bedellerinin tahsili de talep edilmiştir. Dava konusu taahhütname tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı ...'nın “Hisse Senetlerinin Devri” başlıklı 415. ve 416.maddelerinde hamile ve nama yazılı hisse senetlerinin ne şekilde devredileceği gösterilmiş olup, her iki halde de hisse devrinin noterden yapılması gerektiği, bunun sıhhat şartı olduğuna dair bir koşul yoktur. 6762 sayılı ...'nın 415. maddesinde hamile yazılı pay senetlerinin devri için özel bir düzenleme getirilmiştir. Hamile yazılı senetler, elden teslim ile devir edilir. Bu işlem ile pay devri yapılmış olur. Nama yazılı pay senetleri ise ciro ve teslim ile devir edilir. Ancak, devir şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder. Anonim ortaklığın çıplak paylarının devri konusunda ... bünyesinde bir hüküm bulunmamaktadır. Payın devredilebilirliği ilkesi uyarınca, çıplak payın da senede bağlanmış paylar gibi serbestçe devredilebileceği hususunda görüş birliği mevcuttur. Ancak payın serbestçe devredilebilirliğine getirilen kanuni ve iradi sınırlamalar kuşkusuz çıplak pay için de geçerlidir. Çıplak payın devri genel hükümler doğrultusunda yapılır. Uygulanacak hükümler payın bedelinin tamamen ödenmiş olup olmadığı hususuna göre değişir. Bedelinin tamamı ödenmiş çıplak payın devri genel hüküm niteliğindeki alacağın temliki hükümlerine göre gerçekleşir. Alacağın temliki tasarufi bir işlem olduğu için, bununla çıplak pay devralana geçer. Şekil olarak bedeli tam ödenmiş çıplak payın devri, payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile söz konusu olur. Anonim ortaklık payı bünyesinde çeşitli alacak hakları bulundurmaktadır. İşbu alacak haklarının devredilmesi eğer pay senede bağlanmamışsa, ancak BK'da düzenlenen alacağın temliki vasıtasıyla gerçekleşebilir. Alacağın temliki de yazılı şekilde yapılır. Bedeli hiç ödenmemiş veya kısmen ödenmiş çıplak payın devrinin hukuki niteliği bedelinin tamamı ödenmiş çıplak payındevrinden faklıdır. Zira, bedelinin tamamı ödenmiş pay tali yükümleri bir yana bırakacak olursak, pay sahibi açısından her hangi bir malvarlıksal borç içermemekte dolayısıyla sahip olduğu alacak hakkı niteliğindeki haklarından ötürü devri yukarıda açıklandığı üzere alacağın temliki hükümlerine göre gerçekleşir. Ancak bedeli tam olarak ödenmemiş pay için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Çünkü bedeli tam ödenmemiş pay, pay sahibi dışında malvarlıksal borç niteliğindeki taahhüt edilen pay bedelinin ödenmesi borcunu içerir. Anonim ortaklıklarda pay sahibinin asli borcu, taahhüt ettiği payların karşılığını oluşturan edimin ifasıdır. Bu kural hem nakdi hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Pay sahiplerinin taahhüt ettikleri payların karşılığını oluşturan edimi ifa etme borçları, ortaklık dışında da bir alacak hakkı teşkil eder. Bu durumda, karşılığı tamamen ödenmemiş bir payın devri devralan kişi açısından bir borç yüklenmesi niteliğine sahip olacağından ötürü devir işleminin borcun üstlenilmesi hükümleri uyarınca, yani bir iç üstlenme sözleşmesi ve alacaklı konumundaki anonim ortaklığın onayı alınmak sureti ile yapılması gereklidir. İç üstlenme sözleşmesinin tabi olduğu şekil şartı hakkında hiç bir hüküm öngörülmemiştir. Bu sebepten ötürü, hukukumuzda hakim olan şekil serbestisi ilkesi uyarınca tarafların söz konusu nakil sözleşmesini herhangi bir özel şekle bağlı olmaksızın sözlü, yazılı veya resmi şekilde yapabilme hususunda serbest oldukları düşünülebilir. Ancak pay, sadece kendisine bağlanan borçların değil aynı zamanda hakların da kaynağını teşkil eder. Alacak haklarının devrinin alacağın devri hükümlerine tabi kılındığı düşünülecek olursa, taahhüt edilen payın karşılığını ödeme borcunun yanında, ortaklık haklarını da içeren bedeli tam ödenmemiş payın devri işleminin de yazılı şekilde yapılması zorunluluğu söz konusudur. Dolayısıyla bedeli tam olarak ödenmemiş çıplak payın devri yazılı bir devir beyanı ile birlikte anonim ortaklığın onayının alınması ile gerçekleşir. Anonim ortaklık adına devir işlemine onay vermeye eğer ana sözleşmede farklı bir düzenleme bulunmuyorsa yönetim kurulu yetkilidir. (Sevi, Ali Murat, Anonim Ortaklıkta Payın Devri ... 2012, 294 vd.). Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı ...'nın 489. maddesinde de “Hamiline yazılı pay senetlerinin devri, şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesiyle hüküm ifade eder.” hükmü, 490. maddesinde ise “Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler. Hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir.” hükmü düzenlenmiştir. Bu durumda, açıklanan hususlar nazara alındığında mahkemece faiz kaybı talebinin reddi kararı yönünden yazılı gerekçe yerinde görülse de anonim şirketlerde hisse devrinin ve hisse devir taahhüdünün noterden yapılması gerektiğine dair bir yasal zorunluluk bulunmadığından, hisse devrine ilişkin taahhütnamenin noterlikçe düzenlenmediği, oysa anonim şirketlerde hisse devir taahhütnamesinin noterde yapılması ve daha sonra da Yönetim Kurulunun onayına sunularak pay defterine kaydedilmesi gerektiği gerekçesiyle dava dışı anonim şirket hisse devri taahhüdüne dayalı hisse bedelinin tahsili talebinin reddi doğru olmamıştır. Ancak, 04/06/2007 tarihli “Taahhütname” ile davalının “Korusan A.Ş. deki hisselerinden kardeşleri ...’ya ve ...’ya aralarındaki ortaklık taksimatı mutabakata vardığında (aralarında uyuşum sağlandığında) ....593'er pay devredeceğini taahhüt ettiği” görülmekte olup, söz konusu bu taahhüdün bedelli olup olmadığı, şartlarının neler olduğu, taahhütnamede geçen mutabakat ve uyuşum ifadeleriyle kastedilen anlaşmanın sağlanıp sağlanamadığı anlaşılamamaktadır. Taraflarca da taahhütnamenin şartlarının gerçekleştiği iddia ve ispat edilememiştir. Bu suretle, dava konusu edilen bu taahhütnameye dayalı olarak devir taahhüdünde bulunulan hisselerin karşılığının istenemeyeceği kabul edilmelidir. Bu durumda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değilse de; davanın reddine ilişkin kararın ve Bölge Adliye Mahkemesinin davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının yukarıda açıklanan gerekçe nedeniyle sonucu itibariyle doğru bulunduğu anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesinin kararının düzeltilen bu gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/.... maddesi uyarınca yukarıda açıklanan şekilde düzeltilen gerekçeyle ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan ....037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye ...,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, .../03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
17. Hukuk Dairesi, 2014/23126 E., 2015/689 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Davalıda bulunduğu anlaşılan hisse senetlerinin iadesi talep edilmekle hisse senetleri 6102 sayılı TTK nin 486-490. Maddelerinde düzenlendiğinden uyuşmazlık bu hali ile mutlak ticari dava niteliğindedir.
17. Hukuk Dairesi         2014/23126 E.  ,  2015/689 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi ve ... Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, istirdat istemine ilişkindir. Asliye Ticaret Mahkemesince, davanın ticari dava olmadığı, genel hükümlere göre çözümlenmesi gereken istirdat davası olduğu belirtilerek görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur. Asliye Hukuk Mahkemesi ise; davanın mutlak ticari dava olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Somut olayda dosya kapsamına göre, davacı şirketin sermayesini halka arz etmesi kapsamında davalı gerçek kişinin davacı şirketten hamiline yazılı hisse senetleri satın aldığı, hisse senetleri bedelini geri istediği ancak bir sonuç alamaması üzerine ... Mahkmesinde dava açtığı, bu mahkemenin 15.02.2008 tarihli kararı ile davalının hisse senetlerinin Euro bazında karşılığı olan 12.002,58 Euronun faiziyle birlikte davalıya ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.Akabinde, davalı tarafından iş bu yabancı mahkeme ilamının tenfizi için başvurulması üzerine ...Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.03.2012 tarih, 2009/516 esas, 2012/216 sayılı kararı ile ilamın tenfizine karar verilmiş ve tenfiz kararı Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Davacı şirket, bu karar doğrultusunda davalının hesabına 02.04.2013 tarihinde, 93.944,83 Euro ödenmesi gerekirken sehven 200.147,20 Euro ödeme yaptıklarını ancak davalının hisse senetlerini iade etmeyerek sebepsiz zenginleştiğini iddia ederek davalıda bulunan hisse senetlerinin bedelsiz olarak kendilerine iadesine karar verilmesini talep etmektedir. Davalıda bulunduğu anlaşılan hisse senetlerinin iadesi talep edilmekle hisse senetleri 6102 sayılı TTK nin 486-490. Maddelerinde düzenlendiğinden uyuşmazlık bu hali ile mutlak ticari dava niteliğindedir. Bu nedenle uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK.’nın 21. ve 22. maddeleri gereğince ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 20.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Sermayesinin tamamı ödenmiş olan (X) Anonim Şirketi tarafından çıkarılan hamiline yazılı pay senedini elinde bulunduran (A), bu senedi (B)’ye satıp devretmek istemektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre, pay senedinin mülkiyetinin (A)’dan (B)’ye geçmesini sağlayan temel hukuki işlem aşağıdakilerden hangisidir?

A) Pay senedinin (B) adına ciro edilmesi ve zilyetliğinin devredilmesi.
B) Pay senedi zilyetliğinin, mülkiyeti devir amacıyla (B)’ye geçirilmesi.
C) Devrin şirket ve üçüncü kişiler nezdinde hüküm ifade etmesi için Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirim yapılması.
D) Taraflar arasında yazılı bir devir beyanı düzenlenmesi ve bu beyanın şirketin pay defterine işlenmesi.
E) Pay bedellerinin tamamen ödendiğine dair şirket yönetim kurulundan alınacak bir belgenin devir sırasında (B)'ye teslim edilmesi.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol