6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 513

Türk Ticaret Kanunu 513. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 513- (1) Şirketin iflası hâlinde, yönetim kurulu üyeleri şirket alacaklılarına karşı, iflasın açılmasından önceki son üç yıl içinde kazanç payı veya başka bir ad altında hizmetlerine karşılık olarak aldıkları ve fakat uygun ücreti aşan ve bilanço uygun bir ücret miktarına göre tedbirli bir tarzda düzenlenmiş olsaydı ödenmemesi gereken paraları geri vermekle yükümlüdürler. (2) Sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümler gereğince alınması mümkün olmayan paraların geri verilmesi yükümlülüğü yoktur. (3) Mahkeme, hâlin bütün gereklerini göz önünde bulundurarak takdir hakkını kullanır. DOKUZUNCU BÖLÜM Şirketin Finansal Tabloları, Yedek Akçeler A) Anonim şirketlerin finansal tabloları ve yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu I - Hazırlama yükümü

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2013/16607 E., 2014/13018 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
komiserlerinin duruma müdahil olmadığını, ayrıca şirket sermayesinin arttırılması kararının toplantıya katılan 746 hisseden 188 hissenin ret oyuna karşılık 558 oyla alındığını, bu kararın yasal dayanaktan yasal dayanaktan yoksun olduğunu, TTK 513 maddesi uyarınca sermayenin 3/2 sini temsil eden ortakların kararı ile değiştirileceğini, bu hususun şirket ana sözleşmesinin 14.maddesinde belirtildiğin
11. Hukuk Dairesi         2013/16607 E.  ,  2014/13018 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Kırıkhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/04/2013 tarih ve 2012/706-2013/301 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkillerinin şirket yönetiminin ortaklara kar dağıtılmamasına gerekçe gösterdiği hastanenin mali zorluk içinde olduğu beyanları ile hastanede çalışan bir kısım ortak ve yöneticilere yüksek ücret ödendiği duyumları arasındaki çelişkili durumun doğrusunu öğrenmek ve aynı zamanda gündem konusu sermaye artışının gerçekten gerekli olup olmadığını, sağlıklı olarak değerlendirebilmek maksadıyla toplantı öncesi şirket yönetim kuruluna başvurarak TTK 614 maddesi kapsamında bazı bilgi ve belgelerin kendilerine verilmesini talep ettiklerini, ancak davalı şirketin bu taleplerin kötüniyetli olduğunu beyan edip sözkonusu talepleri 20/10/2012 tarihinde yapılacak olan toplantıda genel kurulun onayına sunacağını bildirdiğini, 20/10/2012 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığını, ... başkanlığının müvekkillerinin belirtilen taleplerinin gündem dışı olduğu gerekçesi ile genel kurula sunulmadığını, ısrarlara rağmen bakanlık komiserlerinin duruma müdahil olmadığını, ayrıca şirket sermayesinin arttırılması kararının toplantıya katılan 746 hisseden 188 hissenin ret oyuna karşılık 558 oyla alındığını, bu kararın yasal dayanaktan yasal dayanaktan yoksun olduğunu, TTK 513 maddesi uyarınca sermayenin 3/2 sini temsil eden ortakların kararı ile değiştirileceğini, bu hususun şirket ana sözleşmesinin 14.maddesinde belirtildiğini ileri sürerek, davalı şirketin 20/10/2012 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların iptali ile müvekkillerin istediği bilgi ve belgelerin taraflarına verilmesini, görevli SMMM 'ler tarafından başlatılan inceleme işlemine devam edilmesini, Değer Tespit Komisyonu çalışmalarının devamına ve hisse başı 21.000 TL sermaye arttırma kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacıların bilgi alma ve inceleme taleplerinin davalı hastane yönetimi tarafından 16/10/2012 tarihli dilekçe ile 20/10/2012 tarihinde yapılacak genel kurulda görüşüleceğinin belirtildiği, 20/10/2012 tarihinde yapılmış olan olağanüstü genel kurul toplantısında bu konunun gündeme alınmadığı, sermaye arttırımı kararının 746 hissedarın 558 kabul oyu ile alındığı, ancak bu sayının TTK 513.maddesinde belirtilen şirket sermayesinin 3/2 çoğunluğunu sağlamadığı, genel kurul toplantı tutanağında genel kurul kararlarına itiraz edenin olmadığı yazılmışsa da davacıların tutanağın altında imzalarının olmadığı, genel kurul toplantısından 10 gün sonra davanın açıldığı hususları dikkate alındığında olağanüstü genel kurul toplantısına itirazlarının olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin 20/10/2012 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların ve hisse başı 21.000 TL sermaye arttırılması kararının iptaline, TTK 614 ve 434 maddeleri uyarınca davacıların istedikleri bilgi ve belgelerin taraflarına verilmesine, görevli SMMM'ler tarafından başlatılan inceleme işlemine devam edilmesine, Değer Tespit Komisyonu çalışmalarının devamına karar verilmiştir. Mahkemenin 21/05/2013 tarihli tavzih kararı ile, hükmün 2. bendi yönünden kararın kesin olduğu, diğer hüküm kısmına yasa yolu açık olduğuna karar verilmiştir. Kararı, davalı şirket vekili temyiz etmiştir. 1-Mahkemenin 21/05/2013 tarihli tavzih kararı, usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin bu karara yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davalı tarafça, TTK'nın 614. maddesi kapsamında bilgi alma ve inceleme isteminin kabulüne ilişkin 18/04/2013 tarihli karar temyiz edilmiş ise de, TTK'nın 614/3. maddesi uyarınca mahkemece bu yönde verilen karar kesindir. HUMK'nın 432/4. maddesine göre, temyizi kabil olmayan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemesince bir karar verilebileceği gibi, 01/06/1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay'da bu konuda karar verebileceğinden, davalı vekilinin 18/04/2013 tarihli asıl kararın bu kısma ilişkin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 3- Davalı vekilinin, 20/10/2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermayenin artırımına ilişkin kararın iptaline yönelik kararı temyizine gelince; mahkemece, genel kurul toplantı tutanağında itirazın olmadığı yazılı ise de bu tutanakta davacıların imzalarının bulunmadığı, genel kurul toplantısından 10 gün sonra davanın açıldığı hususları dikkate alındığında olağan üstü genel kurul toplantısına itirazın olduğu gerekçesi ile genel kurul kararına yönelik itirazın bulunduğunun kabulü doğru değil ise de, sermaye artırım kararına ilişkin nisabın oluşmadığı, kanunda veya ana sözleşmede belirtilen karar nisaplarıyla alınmamış olan kararların "yoklukla malül" olduğu, bu nitelikteki kararlara yönelik açılacak hükümsüzlüğün tespiti davalarında, ayrıca itiraza gerek bulunmadığı göz önüne alındığında kararın sonuç itibariyle doğru olduğunun anlaşılmasına göre, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK'nın 438/son maddesi uyarınca onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin tavzih kararına yönelik temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin davacının bilgi alma ve inceleme isteminin kabulüne ilişkin karara yönelik temyiz isteminin reddine,(3) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibariyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün yukarıda gösterilen gerekçeyle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (3)

11. Hukuk Dairesi, 2013/16045 E., 2014/16754 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, TTK'nın 513. maddesinin 559 sayılı KHK ile değişik hükmü uyarınca sermaye arttırımına ilişkin 18.01.2010 tarihli ortaklar kararının sermayenin üçte ikisini temsil eden ortaklarca alındığı, şirket ana sözleşmesinin "sermaye" ile ilgili 6.
11. Hukuk Dairesi         2013/16045 E.  ,  2014/16754 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/09/2012 tarih ve 2010/185-2012/381 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04/11/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı gerçek kişilerin diğer davalı limited şirketin eşit paya sahibi ortakları olduklarını, davalılar..... ile ...'ın kurucu müdür bulunduklarını, davalı şirketin kuruluşundan beri ortaklar kurulu toplantısı yapmadığını, müvekkili ortağın bilgi almasına izin vermediklerini, defter ve kayıtların usulüne uygun tutulmadığını, şirketin kar marjı yüksek olmasına rağmen borçlandırıldığını, hatta borç içinde olduğu gerekçesiyle sermaye artırımına karar verildiğini, sermaye artırımına ilişkin ortaklar kurulu kararının usulüne uygun toplanmadığını, 5 gün öncesinden haber verilmediğini, bilgi ve belgelerin sunulmadığını, müdür davalıların görevlerini yapmadıklarını ileri sürerek, 18.01.2010 tarihli ortaklar kurulunda alınan kararların iptaline ve müdürlerin azline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, müvekkili şirketin 17.08.2007 tarihinde tüzel kişilik kazandığını, her ortağın kişisel olarak 6.250,00 TL tutarında toplam 25.000,00 TL kişisel sermaye ile kurulduğunu, zaman içinde sermaye ihtiyacı doğduğunu, durumun kayıtlarla sabit olduğunu, ortaklar kurulunun tüm şekil şartlarına uyularak yapıldığını, azil koşullarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, TTK'nın 513. maddesinin 559 sayılı KHK ile değişik hükmü uyarınca sermaye arttırımına ilişkin 18.01.2010 tarihli ortaklar kararının sermayenin üçte ikisini temsil eden ortaklarca alındığı, şirket ana sözleşmesinin "sermaye" ile ilgili 6. maddesi değiştirilerek şirket sermayesinin 25.000,00 TL'den 225.000,00 TL'ye çıkarılmasına oy çokluğuyla karar verildiği, karara muhalif kalan şirket ortağı davacı muhalif kaldığı noktaları tutanağa yazdırdığı, ana sözleşmesinin değiştirilen 6. maddesinde sermayenin 200.000,00 TL daha arttırıldığı belirtildikten sonra artan sermayenin tahsil yönteminin düzenlendiği, buna göre arttırılan 200.000,00 TL sermayeyi ortak ...'ın şirketten alacağı 186.000,00 TL, ortak ...'ın şirketten alacağı 7.000,00 TL, ortak ...'in şirketten alacağı 7.000,00 TL'nin peşin olarak sermayeye ilavesi ile taahhüt borçlarının ödeneceğine karar verildiği, arttırılan sermayenin tahsil biçiminin ortaklar arasında eşitsizliğe yol açacak bir niteliği bulunmadığı, TTK'nın 161. maddesine göre, davalılar... ve ...'ın azlini haklı gösteren sebeplerin bulunmadığı, özellikle bu davalıların görevini yerine getirmesinde basiretsizliğinin veya ağır ihmalinin yahut idarede iktidarsızlığının sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Davanın tarafları arasında yer alan gerçek kişilerin, davalı limited şirketin ortakları olmasına, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 536/son maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 381. maddesi hükmü uyarınca limited şirket ortağının ortaklar kurulunda alınan kararlara muhalif kalarak ve bu durumu tutanağa geçirterek yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu iddiasıyla iptal davası açmasının mümkün olmasına, muhalefet şerhinin dava açma koşulları arasında yer almasına, ortaklar kurulu toplantısına katılan davacının, alınan karara karşı oy kullanmış olmasına rağmen karara muhalefet ettiğini ayrıca ve açıkça yazdırmamış bulunmasına, alınan kararda hükümsüzlük halinin olmamasına, davacının açtığı ortaklar kurulu kararının iptali davasının, uyuşmazlığın esasına girilmeksizin salt bu gerekçeyle reddinin gerekmesine, ayrıca, davalı ...'in müdür sıfatının bulunmamasına, kendisine ne ortaklar kurulu kararın iptal ne de müdürün azli davası bakımından husumet düşmemesine, bu davalı hakkındaki davanın da pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerekmesine rağmen yazılı gerekçelerle reddi doğru değil ise de sonucu itibariyle doğru olan kararın, yukarıda açıklanan kısmen değişik gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 04/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2011/4157 E., 2012/11518 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
Mahkemece davanın yok hükmünde olduğunu iddia ettiği pay devrine ilişkin 8 nolu kararın anılan madde uyarınca yine 9 nolu ve şirket sermayesinin artırılmasına ilişkin kararın ortaklık sözleşmesinin değişikliği niteliğinde olması karşısında TTK'nun 513.maddesi kapsamında ve 10 numaralı müdür tayini kararının da 8 ve 9 numaralı kararların akibetine göre değerlendirilmesi gerekirken gerekçesiz biçimd
11. Hukuk Dairesi         2011/4157 E.  ,  2012/11518 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31/12/2010 tarih ve 2010/375-2010/781 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili müvekkilinin davalı şirket ortağı olup,davalı gerçek kişilerin müvekkilinin yokluğunda 29.11.2006 tarihli kararla ...'nin şirketteki mevcut 40 adet hissesini ...'a devrine karar verdiklerini,alınan karara müvekkilinin katılmamış olmasına rağmen toplantıda var gösterilerek imzasının atıldığını,...'ın aynı tarihli kararla şirket sermayesinin artıırlmasına dair karar aldığını anılan ortaklar kurulu kararına da müvekkilinin katılmış gibi gösterildiğini,yine ...'ın 02.08.2007 tarihli orataklar kurulu kararıyla kendisinin 5 yıllığına şirket müdürü olarak atanmasına dair karar aldığını,bu toplantıda da müvekkilinin sahte imzasının atıldığını ileri sürerek söz konusu ortaklar kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitiyle,müdürün müdürlükten azline,şirket işlerini yürümek üzere kayyım olarak Şükrü Elmas'ın tayin edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri davacının açtığı davada hak düşürücü sürelerin geçtiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia,savunma ve dosyadaki kanıtlara göre,davaya konu 3 adet ortaklar kurulu kararının tamamının toplantı ve karar nisaplarına uyularak alındığını,TTK'nun 536/son maddesi yollamasıyla uygulanması gereken TTK'nun 381/1.maddesi uyarınca davanın 3 aylık hak düşürücü süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava 29.11.2006 tarihli ve sırasıyla pay devri, sermaye artırımı ve müdür seçimine ilişkin davalı şirketin 8, 9, 10 sıra sayılı ortaklar kurulu kararlarında yer alan davacı ortak imzalarının sahte olduğundan bahisle alınan kararların yok hükmünde olduklarının tespiti, şirket müdürünün azli ve şirkete kayyum tayini istemine ilişkindir. TTK'nun 520/2.maddesi uyarınca limited şirket pay devrinin pay defterine kayıt edilebilmesi için, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayenin en az dörtte üçüne sahip olması şarttır. Mahkemece davanın yok hükmünde olduğunu iddia ettiği pay devrine ilişkin 8 nolu kararın anılan madde uyarınca yine 9 nolu ve şirket sermayesinin artırılmasına ilişkin kararın ortaklık sözleşmesinin değişikliği niteliğinde olması karşısında TTK'nun 513.maddesi kapsamında ve 10 numaralı müdür tayini kararının da 8 ve 9 numaralı kararların akibetine göre değerlendirilmesi gerekirken gerekçesiz biçimde alınan kararlarda toplantı ve karar nisabının bulunduğu, kararların yok hükmünde olmadığı, iptal davası açmak içinde hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
TTK'nın 513/1. maddesine göre, şirket ana sözleşmesi ancak, sermayenin üçte ikisini temsil eden ortakların kararıyla değiştirilebilir.
11. Hukuk Dairesi 2007/3567 E., 2008/5338 K. 11. Hukuk Dairesi 2007/3567 E., 2008/5338 K. - ANASÖZLEŞME DEĞİŞİKLİKLERİ - LİMİTED ŞİRKET- 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 543 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 549 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 551 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 161 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 513 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen davada ( Kadıköy İkinci Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25.09.2006 tarih ve 2004/319-2006/598 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin %50 hissesinin sahibi olan müvekkilinin dava dışı eşinin de ana sözleşme ile şirket müdürü olarak tayin edildiğini, daha sonra şirketteki %15 payını dava dışı Murafa devrettiğini, birbirinin kardeşi olan diğer ortakların, müvekkilinin katılmadığı 17.02.2004 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davalı şirketin adresinin değiştirildiğini ve eşinin müdürlükten azledildiğini, müvekkilinin şirkete alınmadığını ve şirketin mali durumu hakkında müvekkiline bilgi verilmediğini ileri sürerek, TTK'nın 549/4. maddesi uyarınca haklı nedenlerle davalı şirketin fesih ve tasfiyesini, bu talebin kabul edilmemesi halinde TTK'nın 551/2. maddesi uyarınca, müvekkilinin davalı şirketten çıkmasına izin verilmesini, müvekkilinin şirkete borç olarak verdiği (4.000.000.000) TL'nin ve çıkma payının müvekkiline verilmesini, 17.02.2004 tarihli ortaklar kurulu kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı ile diğer ortaklar arasında güven ilişkisinin temelinden sarsıldığı ve birlik çalışmalarının kendilerinden beklenemeyeceği, ancak davalı şirketin feshini gerektirir bir durumun olmadığı, davacının tasfiye payının 31.10.2005 tarihi itibariyle (-4.790,10) YTL olduğu, davalı şirketin esas sermayesinin tamamının karşılıksız kaldığı ve alacaklarının borçlarını karşılamaya yetmediği gerekçesiyle, davacının davalı şirketten çıkma isteminin kabulüne, yerinde bulunmayan ve kanıtlanamayan diğer istemlerinin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Ancak dava, davalı şirketin haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesi, bu mümkün olmazsa davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi, ayrıca davalı şirkete borç olarak verilen paranın tahsili ve 17.02.2004 tarihli ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. Dava konusu 17.02.2004 tarihli ortaklar kurulu toplantısında, dava dışı İsmail'in müdürlük görevine son verilip, şirketle ilgisinin kesilmesine, şirket adresinin de değiştirilmesine karar verilmiştir. TTK'nın 513/1. maddesine göre, şirket ana sözleşmesi ancak, sermayenin üçte ikisini temsil eden ortakların kararıyla değiştirilebilir. Burada ortak sayısının nazara alınmayacağı da tabiidir. Somut uyuşmazlıkta da, davalı şirket adresinin değiştirilmesinin bir ana sözleşme değişikliği olduğu açıktır. Buna rağmen anılan ortaklar kurulu kararı, sermayenin %65'ini temsil eden ortaklarca alınmıştır. Bu durumda, şirket adresinin değiştirilmesi ile ilgili ortaklar kurulu kararı yoklukla maluldür. Yine, TTK'nın 543. maddesi yollamasıyla olaya uygulanması gereken aynı Yasa'nın 161. maddesi uyarınca, ana sözleşmeyle atanmış bir müdür, haklı nedenlerle ve ortaklardan birinin talebi üzerine, ancak "mahkeme kararı ile" idare hak ve görevi tahdit veya nez'olunabilir. Yasa'nın emredici nitelikteki bu hükmüne aykırı olan kararlar yok hükmündedir. Somut uyuşmazlıkta da, dava dışı İsmail, davalı şirket ana sözleşmesinin 8. maddesi ile tayin edilmiş bir müdür olduğundan, İsmail'in müdürlük görevinden azline ilişkin dava konusu ortaklar kurulu karan da yok hükmündedir. Bu durum karşısında mahkemece, anılan ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, hiçbir gerekçe gösterilmeden, bu konudaki talebin yerinde bulunmadığı belirtilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. 3- Yine davacının taleplerinden birisi de, davalı şirkete borç olarak verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporlarında, bu hususta hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Bu durum karşısında mahkemece, anılan talep yönünden, karar yerinde hiçbir gerekçe gösterilmeden, bu konudaki talebin kanıtlanamadığı belirtilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) no'lu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacı yararına (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.04.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.