6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 532

Türk Ticaret Kanunu 532. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 532- (1) Sona erme, iflastan ve mahkeme kararından başka bir sebepten ileri gelmişse, yönetim kurulunca ticaret siciline tescil ve ilan ettirilir. 2. Sonuçlar

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2014/18220 E., 2015/4163 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
ından davalı şirketin takip ve tahsil tarihlerindeki mali durumu itibariyle borcu ödeyebilecek güce sahip olduğu belirlendiğine göre, davacı tarafından ödenen işbu kamu borcunun, yine takip ve tahsil tarihleri itibariyle yürürlükte bulunan TTK'nın 502 ve 532. maddeleri nazara alındığında, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca yalnız şirketten talep edilebilir mahiyette olmasına ve hisse devir sö
11. Hukuk Dairesi         2014/18220 E.  ,  2015/4163 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Keşan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/05/2014 tarih ve 2010/478-2014/237 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile gerçek kişi davalılar arasında hisse devir sözleşmesi yapıldığını ve müvekkilinin tüm hissesini aktif ve pasifiyle davalılara devrettiğini ancak devirden sonra ... Müdürlüğü tarafından davalı şirketin borcu nedeniyle takibe uğradığını ve tüm mal varlığına haciz konulduğunu, müvekkilinin mallarının satışını önlemek amacıyla sözleşmeyle sorumlu olmadığı bu borcu ödemek zorunda kaldığını, davalılara ihtarname gönderilerek paranın iadesi talep edilmiş ise de, davalılar tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını oysa davalıların hisse devir sözleşmesi ile şirketin borçlarını da devraldıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 37.908,06 TL'nin ödeme tarihi olan 29.01.2008 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket ve ...vekili, müvekkili şirket yönünden husumet itirazında bulunmuş, ... takibe konu ettiği borçtan davacı borçluluk dönemi içinde şirket ortağı ise sorumlu olduğunu ve bu sorumluluğun sözleşmeyle kaldırılamayacağını, faiz isteminin de yersiz olup, yasal faiz talep edilebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, müvekkilinin tüm hisselerini aktif ve pasifiyle birlikte dava dışı başka bir şahsa devrettiğini, davacının ödeme yaptığı tarihte müvekkili şirket ortağı olmadığından borçtan da sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında akdedilen 20.02.2006 tarihli “Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi” ile davacının tüm hissesini aktif ve pasifiyle davalı gerçek kişilere devrettiği ancak, bu devirden sonra Edirne ... Müdürlüğü tarafından prim borcu nedeniyle takibe uğradığı ve 37.908,06 TL’yi 29.01.2008 tarihinde Kuruma ödediği, davalı şirketin ve takip tarihindeki ortakların bu tutar üzerinden borçtan kurtulduğu, davacının öncelikle ödediği tutarın tamamı için davalı şirkete, öte yandan ödediği aynı tutarın yarısı için de payını yarı yarıya devrettiği diğer davalılara rücu hakkı bulunduğu, bu hakkın hem devir sözleşmesi hükümleri, hem de anılan tarihte yürürlükte bulunan AATUHY'nın 35. maddesi kapsamında borcu olmayan bir borcu ödemesinden kaynaklandığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 37.908,06 TL’nin 29.01.2008 tarihinden itibaren (avans faizini geçmemek koşuluyla) işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte, tahsilde mükerrerlik oluşturmayacak şekilde (davalılar... ve ...’nın sorumluluğu ayrı ayrı 18.954,03 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir. 1- Dava, davalı limited şirket eski ortağının ödediği kamu borcunun hisse devir sözleşmesi uyarınca hissenin devredildiği davalı ortaklar ile asıl borçlu şirketten rücuen tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, kamu idaresince davacı hakkında girişilen takip ve davacının ödeme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasa'nın 5766 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki 35. maddesi hükmü uyarınca, limited şirket ortakları ancak şirketten kesin olarak tahsili imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olabileceklerdir. Dosya kapsamından davalı şirketin takip ve tahsil tarihlerindeki mali durumu itibariyle borcu ödeyebilecek güce sahip olduğu belirlendiğine göre, davacı tarafından ödenen işbu kamu borcunun, yine takip ve tahsil tarihleri itibariyle yürürlükte bulunan TTK'nın 502 ve 532. maddeleri nazara alındığında, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca yalnız şirketten talep edilebilir mahiyette olmasına ve hisse devir sözleşmesinde devralanların şirketin kamu borçlarından da davacıya karşı sorumlu olduğuna dair bir hüküm bulunmamasına göre davacı tarafından hissesi oranında ödenen ... prim borcundan ötürü davacıya karşı sorumluluğu bulunmayan hisse devralan davalı şirket ortaklarından da tahsil hükmü kurulması doğru olmamış, kararın davalılar ... ile ... yararına bozulması gerekmiştir. 2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılardan... Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti. vekilinin aşağıdaki (3) no'lu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 3- Mahkemece temerrüt tarihi belirlenerek faize hükmedilmesi gerekirken, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar ... ile ... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar ... ile ... yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılardan...Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti. vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ...Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı şirket yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 25/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (1)

23. Hukuk Dairesi, 2011/633 E., 2011/1819 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İcra Mahkemesi'nce, dosya kapsamına göre, 6183 sayılı Yasa’nın mükerrer 35 inci maddesi uyarınca, vergi dairesince şirket hakkında girişilen takibin semeresiz kalıp kalmadığının anlaşılmadığı, TTK’nun 503 ve 532 nci maddeleri uyarınca, limited şirket ortaklarının sorumluluğunun koymayı taahhüt ettiği sermaye payı oranında olduğu, bunlar dışındaki alacaklar için kişisel olarak takip olunamayacaklar
23. Hukuk Dairesi         2011/633 E.  ,  2011/1819 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi ŞİKAYETÇİ : ŞİKAYET OLUNAN : Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayet davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Şikâyetçi vekili, borçluya ait taşınmazların satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde, borçlunun sadece şahsi vergi borçlarının dikkate alındığını, yöneticisi olduğu şirketin borçları için girişilen takipte konulan hacizlerin sıra cetvelinde gösterilmediğini ileri sürerek, satış bedelinin tamamının müvekkili kuruma ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Şikâyet olunan ..., Hırdavat ve İnş. Malz. San. Tic. Ltd. Şti. vekili, yanıt vermemiştir. Şikâyet olunan ... vekili, şikayetçinin haczinin sonraki tarihli olduğunu, itirazın Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı bulunduğunu, aksi düşünülse bile garameten dağıtım istenebileceğini savunarak, şikâyetin reddini istemiştir. İcra Mahkemesi'nce, dosya kapsamına göre, 6183 sayılı Yasa’nın mükerrer 35 inci maddesi uyarınca, vergi dairesince şirket hakkında girişilen takibin semeresiz kalıp kalmadığının anlaşılmadığı, TTK’nun 503 ve 532 nci maddeleri uyarınca, limited şirket ortaklarının sorumluluğunun koymayı taahhüt ettiği sermaye payı oranında olduğu, bunlar dışındaki alacaklar için kişisel olarak takip olunamayacakları, İİK’nun 206 ncı maddesi uyarınca vergi alacaklarına imtiyaz tanınmadığı ve 6183 sayılı Yasa’nın mükerrer 35 inci maddesindeki şartların oluşmadığı gerekçesiyle şikâyetin reddine karar verilmiştir. Kararı, şikâyetçi vekili temyiz etmiştir. Limited şirket ortak ve yöneticilerinin kamu borçlarından sorumluluğu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun'un 35 ve mükerrer 35. maddeleri ile VUK'nun 10. maddelerinde düzenlenmiştir. Şikayetçi vergi dairesinin, borçlu şirketin ortak ve yöneticilerinin sorumluluğuna gidebilmesi için, borçlu şirket hakkında takip yapmış olması, şirketin aciz halinde olması ve alacağın şirket malvarlığından tahsilinin mümkün olmadığının belirlenmesi ve bundan sonra, şirket ortak ve yöneticileri hakkında 6183 sayılı Yasa'nın 54. maddesi uyarınca takip yapılarak, ortak veya yöneticilerin malvarlığına haciz uygulaması gerekir. Şikâyetçi tarafından verilen delil listesinde, mükellefe ait takip dosyasına dayanılmış ve sunulan 3.3.2011 tarihli Vergi Dairesi yazısında, borçlu şirkete ait mal varlığı bulunamadığı, menkullerin satış imkânının olmadığının saptandığı ve müdür hakkında vergi alacağının tahsili için takibata başlandığı bildirilmiştir. Bu durumda, İcra Mahkemesi'nce, belirtilen takip dosyasının celbiyle, yazı içeriğinin doğruluğunun anlaşılması halinde, borçlu şahsın, yöneticisi olduğu şirketin vergi borcundan da sorumlu tutulabileceğinin kabulü gerekir. Öte yandan, somut olayda iflas durumu söz konusu olmadığından, iflasa ilişkin bölümde yer alan İİK’nun 206 ncı maddesinden söz edilmesi doğru olmadığı gibi, 6183 sayılı Yasa’nın 21 inci maddesine 5479 sayılı Yasa ile 8.4.2006 tarihinde eklenen ve İİK’nun 206 ncı maddesine atıf yapan fıkranın gözden kaçırılması da, kabul şekli itibariyle doğru değildir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, haciz tarihlerine göre sıralama yapılmak ve somut olay bakımından gerektiği taktirde, 6183 sayılı Yasa’nın 21/I inci maddesinin uygulanmasını sağlamak bakımından sıra cetvelinin iptaline karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikâyetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.