6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 545

Türk Ticaret Kanunu 545. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 545- (1) Tasfiyenin sona ermesi üzerine şirkete ait ticaret unvanının sicilden silinmesi tasfiye memurları tarafından sicil müdürlüğünden istenir. İstem üzerine silinme tescil ve ilan edilir. (2) (Ek fıkra: 15/7/2016-6728/69 md.) Bu Kanun hükümlerine göre tasfiye olunan şirketlerde, 2004 sayılı Kanunun 44 üncü ve 337/a maddesi hükümleri uygulanmaz. IV - Uygulanacak diğer hükümler

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

23 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2017/5549 E., 2018/7155 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
Mülga 6762 sayılı TTK 539/II (6102 sayılı TTK 616/1-b) ve 545. (6102 sayılı TTK 631/1) maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir.
12. Hukuk Dairesi         2017/5549 E.  ,  2018/7155 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : ... İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Bölge Adliye Mahkemesince HMK’nun 353/1-b-2 maddesi göre hüküm kurulmuş olduğundan temyizi kabil olduğu anlaşılmakla temyiz incelemesine geçildi: Alacaklı tarafından borçlu hakkında bonoya dayalı olarak yapılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takiplerde davacı borçlu şirket icra mahkemesine başvurusunda; takiplere konu senetlerdeki imzaların şirket yetkilisi ... tarafından vekaletname ile vekil tayin edilen ... tarafından atıldığı,ancak ...'e vekaletnamede verilen yetkiler arasında kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi verilmediği,bu nedenle şirketin bonolar nedeni ile borçtan sorumlu olmadığı iddiası ile takibin durdurulmasını talep ettiği, ... İcra Hukuk Mahkemesi’nin 16.01.2017 tarih ve 2016/255 – 2017/10 Karar sayılı kararı ile itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurduğu, ... Bölge Adliye 4. Hukuk Dairesi’nin 28.03.2017 tarih ve 2017/271 - 2017/515 sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, borca itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 449/1. maddesinde ticari mümessilin tanımı; “ticari mümessil, bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından işlerini idare ve müessesenin imzasını kullanarak bilvekale imza vazetmek üzere sarih veya zımni kendisine mezuniyet verilen kimsedir" şeklinde yapılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 547/1 maddesinde ise ticari mümessil “Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.” şeklinde tanımlanmıştır. Ticari mümessilin temsil yetkisinin kapsamı kanunda tam olarak belirlenmiştir. Bu haliyle ticari mümessillik, sınırı kanunla çizilmiş iradi bir temsil yetkisidir. Ticari mümessil, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili olup açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile sınırlandıramaz (BK 450; TBK 548). Ticari mümessillik ticaret siciline tescil olunur. Ancak işletme sahibi tescilden önce de temsilcinin yaptığı işlemden sorumludur (BK. 449/2; TBK. 542/2). Ticari mümessil, işletme sahibini temsile yetkili bir kişi olmanın yanı sıra, aynı zamanda ticari işletmenin belirli yetkilere sahip idarecisi niteliğini de taşır. Örneğin bir bankanın genel müdürü, hukuki bakımdan bankanın ticari mümessilidir; ancak idari bakımdan da, yürütme organının bir parçasıdır. Nitekim, ticari mümessilliğin bu yönü, ticari mümessili tarif eden BK 449/l'de "...işlerini idare ..." ibaresiyle vurgulanmıştır. Ticaret şirketleri organları aracılığıyla idare ve temsil edildiğinden, ticari mümessil tayin etme yetkisi de organlarına aittir. Ticaret şirketlerinde idare ve temsil yetkisine sahip organlar, her ticaret şirketinin türüne göre değişiklik gösterir. Ancak şu hususu belirtmek gerekir ki, ticaret şirketlerinin tümünde ticari mümessil şirket ana sözleşmesiyle de tayin edilebilir. Mülga 6762 sayılı TTK 539/II (6102 sayılı TTK 616/1-b) ve 545. (6102 sayılı TTK 631/1) maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir. Buradan anlaşılacağı üzere, ticari mümessil doğrudan şirket sözleşmesiyle tayin edilebileceği gibi, şirket sözleşmesinde kararlaştırılması şartıyla bu yetkinin şirketi idare ve temsile yetkili müdürlere bırakılması da mümkündür. İşletme sahibinin, ticari mümessil dışında, duruma göre başka yardımcılardan da yararlanması mümkündür. Bu yardımcılardan, konumu ve yetkileri bakımından, ticari mümessile en çok benzeyeni ticari vekildir Ticari mümessillik gibi ticari vekalet de, BK’nun 32 vd. (TBK 40 vd.) maddelerinde düzenlenmiş temsilin ticari hayatın ihtiyaçlarına uydurulmuş bir türüdür. Dolayısıyla ticari vekalet, ticari mümessillik gibi tek taraflı hukuki işlemle verilen bir temsil yetkisini içerir. BK 453/lve II'ye göre, “Ticari vekil, ticari mümessil sıfatını haiz olmaksızın bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından müessesenin bütün işleri veya muayyen bazı muameleleri için temsile memur edilen kimsedir. Bu salahiyet, müessesenin mutad olan muamelelerinin cümlesine şamildir. Şu kadar ki ticari vekil kendisine sarih mezuniyet verilmedikçe istikraz edemez ve kambiyo taahhütlerinde ve muhakeme ve murafaada bulunamaz.” Aynı husus TBK 551. maddesinde ise “Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir. Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükümden hareketle ticari mümessillik ile ticari vekalet arasındaki farkları ana hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz: Ticari mümessil, hem ticari işletme hem esnaf işletmesi için; ticari vekil ise, sadece ticari işletme için tayin edilebilir. Ticari mümessil, bir işletmenin tüm işlerini idare etmekle görevlendirildiğinden, onun, işletmenin hem olağan hem olağanüstü nitelikteki bütün işleri yapmaya yetkisi vardır. Buna karşılık genel yetkili ticari vekil, işletmenin sadece olağan (mutad) işleriyle sınırlı temsil yetkisine sahiptir. Olağanüstü işlemleri yapabilmesi için, işletme sahibinin özel yetkisine ihtiyaç vardır. Belli bir işin ya da işlemin ifasıyla görevlendirilen sınırlı (özel) yetkili vekillerin sahip oldukları temsil yetkilerinin kapsamı ise, kendilerine bırakılan iş ya da işlemin niteliğine göre belirlenir. Ticari vekil, özel yetki verilmedikçe tacir adına ödünç alamaz, kambiyo taahhütlerinde bulunamaz ve davacı veya davalı olarak mahkemelerde taciri temsil edemez.(BK. 453/2; TBK 551/2) Oysa ticari mümessil, bu tür işlemleri dahi yapma yetkisine sahiptir. Nihayet, ticari mümessilin temsil yetkisinin ticaret siciline tescili gerekirken (BK 449/II-III); ticari vekilin temsil yetkisi sicile tescil edilemez (HGK'nun 19.06.2013 tarih ve 2013/12-2 esas, 2013/866 karar sayılı kararı).Somut olayda,bonoları keşideci sıfatı ile imzaladığı ihtilafsız olan ...'ün ticari mümessil olarak tayin edildiğine ilişkin ,Mülga 6762 sayılı TTK 539/II (6102 sayılı TTK 616/1-b) ve 545. (6102 sayılı TTK 631/1) maddelerine göre, borçlu şirket tarafından alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığı gibi, 13.02.2014 tarihli 00738 yevmiye numaralı Pazar Noterliğince onaylanmış şirket kuruluş sözleşmesinde şirket müdürü olarak atanan ...'ya verilen yetkiler arasında ticari mümessil tayin etme yetkisinin bulunmadığı da anlaşılmıştır. Borçlu şirket müdürü ... tarafından 25.07.2016 tarihli 0203 yevmiye numaralı ... Noterliğince verilen vekaletnamede ...'ün şirketin bazı işlemleri için ticari vekil olarak atandığı ve bu vekaletnamede verilen yetkiler arasında şirket nam ve hesabına kambiyo senetlerinden olan bono düzenleme yetkisinin bulunmadığı görülmüştür. Bu durumda Hakkı Öksüz tarafından düzenlenen bonoların borçlu şirketi sorumlu kılmayacağı anlaşılmaktadır. O halde Bölge Adliye Mahkemesince, alacaklının istinaf yoluna başvurusunun HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 03.07.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

Hukuk Genel Kurulu, 2017/1149 E., 2017/2029 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Ayrıca TTK'nun 545. maddesine göre de, sözleşmede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare selahiyetine haiz olan ticari vekiller, şirketi oluşturan ortaklar kurulu kararı ile tayin olunabilirler.
Hukuk Genel Kurulu         2017/1149 E.  ,  2017/2029 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “imzaya ve borca itiraz” isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda Karamürsel İcra (Hukuk) Mahkemesince itirazın reddine, takibin devamına dair verilen 02.09.2013 gün ve 2012/116 E., 2013/73 K. sayılı kararın temyizen incelenmesinin borçlu şirket vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 19.12.2013 gün ve 2013/33349 E., 2013/40738 K. sayılı kararı ile, (…Alacaklı tarafından borçlu limited şirket aleyhine bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emri tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra mahkemesine başvurarak imzaya ve borca itiraz ettiği anlaşılmıştır. TTK'nun 542. maddesi göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 321.maddesine göre geçerli bir yönetim kurulu kararına dayanmaksızın temsilci tayin edilen kişilerin şirket adına yapacağı işlemler geçersiz olur. Zira, TTK'nun 539. maddesine göre atanan müdürler, esas itibariyle ticari mümessil niteliğinde olduklarından bir başka kişiyi ticari mümessil tayin etme yetkisine haiz değillerdir. Ayrıca TTK'nun 545. maddesine göre de, sözleşmede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare selahiyetine haiz olan ticari vekiller, şirketi oluşturan ortaklar kurulu kararı ile tayin olunabilirler. Somut olayda takip dayanağı bonodaki imzanın şirket yetkilisi Tayfun Sökmen'e ait olmadığı yetki verilen Mehmet Sökmen'e ait olduğu taraflar arasında çekişmesizdir. Ancak, bonoyu imzaladığı iddia olunan ve şirket yetkilisi tarafından vekaletname ile yetki verilen Mehmet Sökmen'in şirket ortaklar kurulu kararı ile verilmiş şirketi borçlandırma yetkisi bulunmadığından adı geçen tarafından imzalanan bono nedeniyle borçlu şirket sorumlu tutulamaz. Kaldı ki, söz konusu vekaletnamede Mehmet Sökmen'e bono düzenleme konusunda özel bir yetki de verilmemiştir. O halde mahkemece borçlunun borca itirazının kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile itirazın reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir…) gerekçesiyle ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Talep, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapılan icra takibi nedeniyle ödeme emri ve takibin iptali ile dayanak senetteki imza ve borca itiraza ilişkindir. Borçlu şirket vekili, müvekkil şirket aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, ancak takibe konu edilen 31.10.2012 tanzim ve 07.11.2012 vade tarihli 300.000,- TL bedelli bono üzerindeki imzanın şirket müdürü ve ilzama yetkili olan Tayfun Sökmen’e ait olmadığını, imzaya itiraz ettiklerini, alacaklı ...’in kim olduğu ya da ne iş yaptığının bilinmediğini, müvekkil şirketin kendisi ile mal ya da para alışverişinin bulunmadığını, bu nedenle borca da itiraz ettiklerini ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Alacaklı davaya cevap vermemiştir. Yerel Mahkemece Karamürsel C. Başsavcılığının 2013/99 soruşturma sayılı dosyasında takibe konu senetteki imzanın Mehmet Sökmen’e ait olduğu ve Mehmet Sökmen’e şirket temsilcisi Tayfun Sökmen tarafından vekaletname verildiği gerekçesiyle borçlunun itirazının reddine, takibin devamına, takip konusu alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatına, %10’u oranında para cezasına mahkûm edilmesine karar verilmiştir. Borçlu şirket vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur. Mahkemece Mehmet Sökmen’e şirket temsilcisi Tayfun Sökmen tarafından vekaletname verildiği, vekaletname içeriğinden ve kapsamından dava dışı Mehmet Sökmen’in ticari mümessil olduğunun kabulü gerektiği ve bono düzenleme yetkisinin bulunduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme kararını borçlu şirket vekili temyize getirmiştir. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, somut olay bakımından şirket yetkilisi Tayfun Sökmen tarafından verilen vekaletnamenin kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisini içerip içermediği, burada varılacak sonuca göre dava dışı Mehmet Sökmen’in imzaladığı takip konusu bonodan dolayı borçlu şirketin sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için “ticari mümessil” kavramının değerlendirilmesinde yarar vardır. Türk Hukukuna ticari mümessillik ile ilgili düzenleme ilk kez 1926 tarihli mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) ile girmiştir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 449. maddesinin birinci fıkrasında ticari mümessilin tanımı; “ticari mümessil, bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından işlerini idare ve müessesenin imzasını kullanarak bilvekâle imza vazetmek üzere sarih veya zımni kendisine mezuniyet verilen kimsedir" şeklinde yapılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 547. maddesinin birinci fıkrasında ise ticari mümessil; “Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.” şeklinde tanımlanmıştır. Ticari mümessillik; bir sözleşme olmayıp, tek taraflı bir hukuki işlemle verilen temsil yetkisini içerir. Buna bağlı olarak, ticari mümessillik işletme sahibinin iradesine dayanır. Dolayısıyla burada söz konusu olan temsil yetkisi kanuni değil, iradi temsil yetkisidir. Ticari mümessilin temsil yetkisinin kapsamı kanunda tam olarak belirlenmiştir. Bu hâliyle ticari mümessillik, sınırı kanunla çizilmiş iradi bir temsil yetkisidir. Ticari mümessil, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili olup açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile sınırlandıramaz (BK m.450; TBK m.548). Ticari mümessillik ticaret siciline tescil olunur. Ancak işletme sahibi tescilden önce de temsilcinin yaptığı işlemden sorumludur (BK. m. 449/2; TBK. m. 542/2). Ticari mümessil, işletme sahibini temsile yetkili bir kişi olmanın yanı sıra, aynı zamanda ticari işletmenin belirli yetkilere sahip idarecisi niteliğini de taşır. Örneğin bir bankanın genel müdürü, hukuki bakımdan bankanın ticari mümessilidir; ancak idari bakımdan da, yürütme organının bir parçasıdır. Nitekim ticari mümessilliğin bu yönü, ticari mümessili tarif eden BK m. 449/l'de "...işlerini idare ..." ibaresiyle vurgulanmıştır. Ticaret şirketleri organları aracılığıyla idare ve temsil edildiğinden, ticari mümessil tayin etme yetkisi de organlarına aittir. Ticaret şirketlerinde idare ve temsil yetkisine sahip organlar, her ticaret şirketinin türüne göre değişiklik gösterir. Ancak şu hususu belirtmek gerekir ki, ticaret şirketlerinin tümünde ticari mümessil şirket ana sözleşmesiyle de tayin edilebilir. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 539/II. (6102 sayılı TTK 616/1-b) ve 545. (6102 sayılı TTK 631/1) maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir. Buradan anlaşılacağı üzere, ticari mümessil doğrudan şirket sözleşmesiyle tayin edilebileceği gibi, şirket sözleşmesinde kararlaştırılması şartıyla bu yetkinin şirketi idare ve temsile yetkili müdürlere bırakılması da mümkündür. İşletme sahibinin ticari mümessil dışında, duruma göre başka yardımcılardan da yararlanması mümkündür. Bu yardımcılardan, konumu ve yetkileri bakımından, ticari mümessile en çok benzeyeni ticari vekildir. Ticari mümessillik gibi ticari vekâlet de, BK’nun 32 vd. (TBK 40 vd.) maddelerinde düzenlenmiş temsilin ticari hayatın ihtiyaçlarına uydurulmuş bir türüdür. Dolayısıyla ticari vekâlet, ticari mümessillik gibi tek taraflı hukuki işlemle verilen bir temsil yetkisini içerir. BK m. 453/ I ve II'ye göre, “Ticari vekil, ticari mümessil sıfatını haiz olmaksızın bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından müessesenin bütün işleri veya muayyen bazı muameleleri için temsile memur edilen kimsedir. Bu salahiyet, müessesenin mutad olan muamelelerinin cümlesine şamildir. Şu kadar ki ticari vekil kendisine sarih mezuniyet verilmedikçe istikraz edemez ve kambiyo taahhütlerinde ve muhakeme ve murafaada bulunamaz.” hükmünü içermektedir. Aynı husus TBK 551. maddesinde ise “Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir. Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükümden hareketle ticari mümessillik ile ticari vekâlet arasındaki farkları ana hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz: Ticari mümessil, hem ticari işletme hem esnaf işletmesi için; ticari vekil ise, sadece ticari işletme için tayin edilebilir. Ticari mümessil, bir işletmenin tüm işlerini idare etmekle görevlendirildiğinden, onun, işletmenin hem olağan hem olağanüstü nitelikteki bütün işleri yapmaya yetkisi vardır. Buna karşılık genel yetkili ticari vekil, işletmenin sadece olağan (mutad) işleriyle sınırlı temsil yetkisine sahiptir. Olağanüstü işlemleri yapabilmesi için, işletme sahibinin özel yetkisine ihtiyaç vardır. Belli bir işin ya da işlemin ifasıyla görevlendirilen sınırlı (özel) yetkili vekillerin sahip oldukları temsil yetkilerinin kapsamı ise, kendilerine bırakılan iş ya da işlemin niteliğine göre belirlenir. Ticari vekil, özel yetki verilmedikçe tacir adına ödünç alamaz, kambiyo taahhütlerinde bulunamaz ve davacı veya davalı olarak mahkemelerde taciri temsil edemez (BK. m. 453/2; TBK m. 551/2). Oysa ticari mümessil, bu tür işlemleri dahi yapma yetkisine sahiptir. Nihayet, ticari mümessilin temsil yetkisinin ticaret siciline tescili gerekirken (BK m. 449/II-III); ticari vekilin temsil yetkisi sicile tescil edilemez. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davacı şirketin ticari mümessili Tayfun Sökmen tarafından 18.08.2008 tarihli vekâletname ile Mehmet Sökmen’e bir takım yetkiler verilmiş bulunmaktadır. Dosya içerisindeki 18.08.2008 tarihli vekâletname incelendiğinde; Mehmet Sökmen’e bono düzenleme konusunda özel bir yetki verilmemiştir. Ayrıca Mehmet Sökmen’in şirket ortaklar kurulu tarafından verilmiş şirketi borçlandırma yetkisi de bulunmamaktadır. Hâl böyle olunca yerel mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken yanılgılı gerekçe ile önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. SONUÇ: Borçlu şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, tebligat tarihinden itibaren on beş günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.12.2017 gününde oy birliği ile karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2022/2517 E., 2023/1722 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Mülga 6762 sayılı TTK 539/II (6102 sayılı TTK 616/1-b) ve 545. (6102 sayılı TTK 631/1) maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir.
12. Hukuk Dairesi         2022/2517 E.  ,  2023/1722 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki çek alacağına dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla ilamsız takipte imzaya ve borca itiraz nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile ... 7. İcra Müdürlüğü 2016/24419 Esas sayılı takibin davacı borçlu yönünden durdurulmasına, davacının tazminat talebinin reddine ve davalının para cezasına çaptırılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın davalı alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince alacaklının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ... 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 19.12.2019 tarih ve 2017/32 Esas, 2019/1695 Karar sayılı ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, davacı borçlu şirketin imzaya itirazının İİK'nın 170. maddesi uyarınca kabulü ile ... 7. İcra Müdürlüğünün 2016/24419 Esas sayılı dosyasıyla başlatılan takibin davacı/borçlu açısından durdurulmasına, istinafa başvuranın sıfatı nedeniyle hükmün, alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmemesi yönünden korunarak, davacının tazminat talebinin reddine, davalı alacaklının para cezasına mahkumiyetine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Borçlu icra mahkemesine başvurusunda: aleyhine ... 7.İ cra Müdürlüğünün 2016/24419 Esas sayılı dosyasıyla (örnek 10) kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla 5 adet çeke dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı çeklerden; 20.11.2016 keşide tarihli 200.000,00 TL bedelli, 15.12.2016 keşide tarihli 240.000,00 TL bedelli ve 30.11.2016 tarihli 240.000,00 TL bedelli çeklerdeki imzanın borçlu keşideci şirket yetkilisi ...'a ait olmadığı, anılan şirket yetkilisinin daha önce imzalamış olduğu belgelerdeki imzaların mukayeseye konu olarak toplanıp, imza incelemesi yapıldığında durumun anlaşılacağı beyanıyla imzaya ve borca itirazlarının kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Alacaklı cevap dilekçesinde; itiraza konu çeklerdeki imzanın ...'a ait olduğu, adı geçenin, keşideci borçlu şirket adına borçlanma ve temlik verme dahil geniş yetkilerle yetkilendirildiği, aynı zamanda da borçlu şirket yetkilisi ...'ında kayınpederi olduğu, daha önce ... 7. İcra Müdürlüğü'nün 2016/20280 Esas sayılı dosyası ile de takip başlatıldığı ve çekler üzerindeki imzaların aynı olmasına rağmen benzer bir şikayete gidilmediği ve sair benzer iddialar ile ...'un keşideci borçlu şirket namına vekaleten kambiyo senedi düzenleyebileceğine ilişkin vekaletname örneklerinin muhatap bankalardan celbi ile davanın reddine ve davacı borçlu şirketin %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI A. Gerekçe ve Sonuç İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda davacı borçlu şirket yetkilisinin ...'a çek keşide etmek için yetki verdiği, ancak ...'un 24.10.2016 tarihinde azledildiği, şikayete konu çeklerin azilden sonra ... tarafından imzalandığı dikkate alındığında şikayete konu çeklerin şirket yetkilisi ve usulünce yetkilendirilmiş kişi tarafından keşide edilmemiş olduğu gerekçesiyle davacının davasının kabulüne, şartları oluşmadığından davacının tazminat talebinin reddine ve davalının para cezasına hükmedilmesine yer oymadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstinaf Sebepleri Alacaklı istinaf dilekçesinde; itiraza onu çeklerdeki imzaların ticari temsilci sıfatıyla (şirket yetkilisi ...'ın kayınpederi) ...'a ait olduğu, anılan çeklerin, ...'un azlinden önce imzalandığı, ...'un, azilden önceki vekaletnamesinde TBK'nun 548. maddesi hükmü gereğince kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisinin bulunduğu, ...'un vekili Av. ... tarafından ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/110129 Sor. sayılı dosyasına ''müvekkilin bahse konu çekleri azledilmeden önce vekaletnamedeki yetkiye dayanarak vekaletname süresi içerisinde keşide ettiğine dair müşteki tarafın müvekkile verdiği çek tahsilat makbuzları da sunulmuştur. '' şeklinde beyanda bulunulduğu , şirket temsilcisi ...'ın ise, aynı soruşturma evrakından yazılan talimatla ... Polis Merkezinde alınan ifadesinde "azledilmeden önce dava konusu çeklerin vekaletnamenin süresi içerisinde ... tarafından imzalandığını "beyan ve kabul ettiği, davacı/borçlu şirket yetkilisi ... tarafından, ... 4. Noterliğinin 03.06.2016 tarih ve ... Yev. nolu dosyada mübrez vekaletnamesi ile ...'a geniş yetkiler verildiği, bu vekaletnamenin ve sonrasında yine noterde düzenlenen azilnamenin ticaret sicilinde tescil edilmediği, ticaret sicil gazetesinde de ilan edilmediği, ...'un (sonradan azle konu olan) vekaletnamesinde, taşınmaz satış yetkisinin dahi bulunduğu, ayrıca ...'ın polis merkezinde ifadesinde ''işlerimin takibi için kendisine vekaletname çıkardım o sırada ben oto-alım satım işi ile uğraşıyordum'' ve ''kayınbabamdan bu sektöre yabancı olduğumdan bana yardım etmesini istedim'' şeklindeki beyanları ile şirketi bankalar, ilgili bütün kurumlar ve davalı alacaklı şirkete karşı TBK m.548/2 anlamında bir nevi ticari temsilci konumunda temsil ettiği ve sair önceki beyanlarının tekrarı ile mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. C. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI C.1.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada mevcut, ... 4. Noterliği'nin 03.06.2016 tarih ve ... ... nolu vekaletnamesinin incelenmesinde; muteriz şirket yetkilisi ... tarafından, her ne kadar ... vekil olarak tayin edilmişse de söz konusu vekaletnamelerde, ...'a çek keşide etme yetkisinin verilmediği, bu durumda, adı geçen şahıs tarafından imzalanan çekler yönünden borçlu şirketin sorumlu tutulması imkanı olmadığı, ...'un 16.05.2017 tarihli duruşmada kendisine çek keşide yetkisinin de verildiğini beyan etmesinin ve ayrıca her ne kadar bir sureti dosyaya kazandırılmamış ise de alacaklı vekilinin cevap dilekçesinde değil istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/110129 Sor. sayılı dosyasından yazılan talimatla ... Merkezi'nde davacı şirket yetkilisinin itiraza konu çeklerin, vekaletnamenin süresi içinde ... tarafından imzalandığını kabul etmesinin, söz konusu vekaletnamede çek keşide etme yetkisinin bulunmaması karşısında sonuca etkisinin bulunmadığı, o halde, imza sahibi ...'un mezkur vekaletnamede çek keşide etme yetkisi bulunmadığından, mahkemece, bu gerekçeyle itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, ...'un, muteriz şirket yetkilisi tarafından ... 25. Noterliği'nce düzenlenen 24.10.2016 tarih 23128 ... nolu azilname ile azledilmiş olduğu gerekçesiyle itirazın kabulü doğru değil ise de sonucu itibariyle itiraz kabul edilip davacı bakımından takibin durdurulmasına karar verilmiş olması sebebiyle istinaf yoluna başvuranın sıfatı da dikkate alınarak HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, mahkeme kararının gerekçesi düzeltilmek suretiyle alacaklının istinaf başvurusunun kısmen kabulü mahkeme kararının kaldırılmasına, imzaya itirazın İİK'nın 170. maddesi uyarınca kabulü ile ... 7. İcra Müdürlüğünün 2016/24419 Esas sayılı dosyasıyla başlatılan takibin davacı/borçlu açısından durdurulmasına, istinafa başvuranın sıfatı nedeniyle hükmün, alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmemesi yönünden korunarak, davacının tazminat talebinin reddine, davalı alacaklının para cezasına mahkumiyetine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Alacaklı temyiz dilekçesinde; istinaf kararında belirtilen ancak incelenmeyen ... 35. Noterliği ... ... Numaralı vekaletnamede ‘çek karnesi almak için müracaatlarda bulunmaya, çek karnelerini almaya, çek taahhütnamesi İmzalamaya’ ibaresinin yer aldığı, azledilen vekâletnamenin ... 4. Noterliği ... ... Numaralı vekâletnameye ilişkin olduğu fakat ... 35. Noterliği ... ... Numaralı vekâletnameye ilişkin herhangi bir azil durumunun söz konusu olmadığı, temsil yetkisinin sona erdiğinin Ticaret Sicilinde ilan tescil ve ilan edilmediği, hali ile bu durumun tescil ve ilan olmaksızın 3. kişileri etkilemeyeceği ve ...’un ticari temsilci olduğunun dava dosyasında beyanlarla da açık olarak ortaya çıktığı iddiaları ile temyiz taleplerinin kabulünü ve anılan kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte imzaya ve borca itiraza ilişkindir. 2. İlgili Hukuk TBK. 547. ve 550. maddeleri ile İİK'nın 170. madde ve sair ilgili yasal mevzuat 3. Değerlendirme Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 449/1. maddesinde ticari mümessilin tanımı; “ticari mümessil, bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından işlerini idare ve müessesenin imzasını kullanarak bilvekale imza vazetmek üzere sarih veya zımni kendisine mezuniyet verilen kimsedir" şeklinde yapılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 547/1 maddesinde ise ticari mümessil “Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.” şeklinde tanımlanmıştır. Ticari mümessilin temsil yetkisinin kapsamı kanunda tam olarak belirlenmiştir. Bu haliyle ticari mümessillik, sınırı kanunla çizilmiş iradi bir temsil yetkisidir. Ticari mümessil, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili olup açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile sınırlandıramaz (BK 450; TBK 548). Ticari mümessillik ticaret siciline tescil olunur. Ancak işletme sahibi tescilden önce de temsilcinin yaptığı işlemden sorumludur (BK. 449/2; TBK. 542/2). Ticari mümessil, işletme sahibini temsile yetkili bir kişi olmanın yanı sıra, aynı zamanda ticari işletmenin belirli yetkilere sahip idarecisi niteliğini de taşır. Örneğin bir bankanın genel müdürü, hukuki bakımdan bankanın ticari mümessilidir; ancak idari bakımdan da, yürütme organının bir parçasıdır. Nitekim, ticari mümessilliğin bu yönü, ticari mümessili tarif eden BK 449/l'de "...işlerini idare ..." ibaresiyle vurgulanmıştır. Ticaret şirketleri organları aracılığıyla idare ve temsil edildiğinden, ticari mümessil tayin etme yetkisi de organlarına aittir. Ticaret şirketlerinde idare ve temsil yetkisine sahip organlar, her ticaret şirketinin türüne göre değişiklik gösterir. Ancak şu hususu belirtmek gerekir ki, ticaret şirketlerinin tümünde ticari mümessil şirket ana sözleşmesiyle de tayin edilebilir. Mülga 6762 sayılı TTK 539/II (6102 sayılı TTK 616/1-b) ve 545. (6102 sayılı TTK 631/1) maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir. Buradan anlaşılacağı üzere, ticari mümessil doğrudan şirket sözleşmesiyle tayin edilebileceği gibi, şirket sözleşmesinde kararlaştırılması şartıyla bu yetkinin şirketi idare ve temsile yetkili müdürlere bırakılması da mümkündür. İşletme sahibinin, ticari mümessil dışında, duruma göre başka yardımcılardan da yararlanması mümkündür. Bu yardımcılardan, konumu ve yetkileri bakımından, ticari mümessile en çok benzeyeni ticari vekildir Ticari mümessillik gibi ticari vekalet de, BK’nun 32 vd. (TBK 40 vd.) maddelerinde düzenlenmiş temsilin ticari hayatın ihtiyaçlarına uydurulmuş bir türüdür. Dolayısıyla ticari vekalet, ticari mümessillik gibi tek taraflı hukuki işlemle verilen bir temsil yetkisini içerir. BK 453/lve II'ye göre, “Ticari vekil, ticari mümessil sıfatını haiz olmaksızın bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından müessesenin bütün işleri veya muayyen bazı muameleleri için temsile memur edilen kimsedir. Bu salahiyet, müessesenin mutad olan muamelelerinin cümlesine şamildir. Şu kadar ki ticari vekil kendisine sarih mezuniyet verilmedikçe istikraz edemez ve kambiyo taahhütlerinde ve muhakeme ve murafaada bulunamaz.” Aynı husus TBK 551. maddesinde ise “Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir. Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükümden hareketle ticari mümessillik ile ticari vekalet arasındaki farkları ana hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz: Ticari mümessil, hem ticari işletme hem esnaf işletmesi için; ticari vekil ise, sadece ticari işletme için tayin edilebilir. Ticari mümessil, bir işletmenin tüm işlerini idare etmekle görevlendirildiğinden, onun, işletmenin hem olağan hem olağanüstü nitelikteki bütün işleri yapmaya yetkisi vardır. Buna karşılık genel yetkili ticari vekil, işletmenin sadece olağan (mutad) işleriyle sınırlı temsil yetkisine sahiptir. Olağanüstü işlemleri yapabilmesi için, işletme sahibinin özel yetkisine ihtiyaç vardır. Belli bir işin ya da işlemin ifasıyla görevlendirilen sınırlı (özel) yetkili vekillerin sahip oldukları temsil yetkilerinin kapsamı ise, kendilerine bırakılan ... ya da işlemin niteliğine göre belirlenir. Ticari vekil, özel yetki verilmedikçe tacir adına ödünç alamaz, kambiyo taahhütlerinde bulunamaz ve davacı veya davalı olarak mahkemelerde taciri temsil edemez.(BK. 453/2; TBK 551/2) Oysa ticari mümessil, bu tür işlemleri dahi yapma yetkisine sahiptir. Nihayet, ticari mümessilin temsil yetkisinin ticaret siciline tescili gerekirken (BK 449/II-III); ticari vekilin temsil yetkisi sicile tescil edilemez (HGK'nun 19.06.2013 tarih ve 2013/12-2 esas, 2013/866 karar sayılı kararı). Somut olayda, takibe konu 20.11.2016, 30.11.2016 ve 15.12.2016 keşide tarihli çeklerdeki imzaların ... tarafından atıldığı hususunun, gerek 16.05.2017 tarihli duruşmada ... tarafından ikrarı gerekse 09.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda bu durumun mütalaa edilmesi ve tarafların da kabulünde olduğu gözetilerek tartışmasız olduğunun anlaşıldığı, ayrıca 03.06.2016 tarih ve ... ... Numaralı vekaletname ile ...'un yukarıdaki kanun maddelerinde bahsi geçen geniş yetkilerle yetkilendirildiğinin görülmekle anılan kişinin, borçlu şirketin ticari mümessili olarak çeklere imza attığının kabulü gerekeceği, bu halde ...'un, ... 25. Noterliğince düzenlenen, 24.10.2016 tarih ve 23128 ... numaralı azlinin Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ve 3. kişileri bağlamayacağı dolayısı ile borçlu şirketin sorumlu olduğu gerekçesiyle mahkemece davacı borçlunun imzaya itirazının reddi gerekir iken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2015/33079 E., 2016/9113 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Mülga 6762 sayılı TTK 539/II (6102 sayılı TTK 616/1-b) ve 545. (6102 sayılı TTK 631/1) maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir.
12. Hukuk Dairesi         2015/33079 E.  ,  2016/9113 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu vekilinin icra mahkemesine yaptığı başvuruda, bonodaki imzanın borçlu şirket temsilcisine ait olmadığını ileri sürerek imzaya itirazda bulunduğu, mahkemece itirazın reddine karar verildiği görülmektedir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 504/3. maddesinde; "Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz" hükmüne yer verilmiştir. Buna göre vekilin vekaletnamesinde kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi varsa asil adına kambiyo senedi düzenleyebilir. Ticaret şirketleri organları aracılığıyla idare ve temsil edildiğinden, ticari mümessil tayin etme yetkisi de organlarına aittir. Ticaret şirketlerinde idare ve temsil yetkisine sahip organlar, her ticaret şirketinin türüne göre değişiklik gösterir. Ancak şu hususu belirtmek gerekir ki, ticaret şirketlerinin tümünde ticari mümessil şirket ana sözleşmesiyle de tayin edilebilir. Mülga 6762 sayılı TTK 539/II (6102 sayılı TTK 616/1-b) ve 545. (6102 sayılı TTK 631/1) maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir. Buradan anlaşılacağı üzere, ticari mümessil doğrudan şirket sözleşmesiyle tayin edilebileceği gibi, şirket sözleşmesinde kararlaştırılması şartıyla bu yetkinin şirketi idare ve temsile yetkili müdürlere bırakılması da mümkündür. İşletme sahibinin, ticari mümessil dışında, duruma göre başka yardımcılardan da yararlanması mümkündür. Bu yardımcılardan, konumu ve yetkileri bakımından, ticari mümessile en çok benzeyeni ticari vekildir Ticari mümessillik gibi ticari vekalet de, BK’nun 32 vd. (TBK 40 vd.) maddelerinde düzenlenmiş temsilin ticari hayatın ihtiyaçlarına uydurulmuş bir türüdür. Dolayısıyla ticari vekalet, ticari mümessillik gibi tek taraflı hukuki işlemle verilen bir temsil yetkisini içerir. BK 453/lve II'ye göre, “Ticari vekil, ticari mümessil sıfatını haiz olmaksızın bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından müessesenin bütün işleri veya muayyen bazı muameleleri için temsile memur edilen kimsedir. Bu salahiyet, müessesenin mutad olan muamelelerinin cümlesine şamildir. Şu kadar ki ticari vekil kendisine sarih mezuniyet verilmedikçe istikraz edemez ve kambiyo taahhütlerinde ve muhakeme ve murafaada bulunamaz.” Somut olayda, alacaklı vekilinin cevap dilekçesi ile imzanın borçlu şirket adına şirket yetkilisi olan ...'in babası olan ... tarafından atıldığını, borçlu şirket temsilcisinin, babası ...'e imza atma yetkisi verdiğini ileri sürdükleri görülmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda imzanın şirket yetkilisi ...'e ait olmadığı tespit edilmiştir. Bonoyu şirket adına imzaladığı iddia edilen ...'in mahkemeye sunulan vekaletnamede, kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi yoktur. Limited şirketlerde, ticari mümessilin ortaklar kurulu kararıyla atanması zorunlu olup, şirket yetkilisi tarafından yetkilendirilen vekilin ticari vekil olarak kabulü gerekir. Vekaletnamede kambiyo taahüdünde bulunması için özel yetkisi olmalıdır. Bu nedenle vekaletnamesinde kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi olmayan ticari vekilin düzenlediği bonodan dolayı şirket sorumlu olmayacağından, mahkemece itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2014/30331 E., 2015/425 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Mülga 6762 sayılı TTK 539/II (6102 sayılı TTK 616/1-b) ve 545. (6102 sayılı TTK 631/1) maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir.
12. Hukuk Dairesi         2014/30331 E.  ,  2015/425 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından muteriz borçlu ... ve dava dışı borçlu..... hakkında bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinde, örnek 10 numaralı ödeme emri tebliği üzerine borçlu ... yasal sürede icra mahkemesine başvurarak, senede isminin sonradan eklendiğini, senette şirketin sorumlu olduğunu ileri sürerek ödeme emrinin ve takibin iptalini talep etmiş, mahkemece; 'şirket tarafından davacı borçluya verilen vekaletnamelerin Ticaret Sicil Gazetsinde ilan edilmediği, borçlunun senetlerdeki imzaya itirazı olmadığı, imzalardan davacı borçlunun sorumlu olduğu' gerekçeleri ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Ticaret şirketleri organları aracılığıyla idare ve temsil edildiğinden, ticari mümessil tayin etme yetkisi de organlarına aittir. Ticaret şirketlerinde idare ve temsil yetkisine sahip organlar, her ticaret şirketinin türüne göre değişiklik gösterir. Ancak şu hususu belirtmek gerekir ki, ticaret şirketlerinin tümünde ticari mümessil şirket ana sözleşmesiyle de tayin edilebilir. Mülga 6762 sayılı TTK 539/II (6102 sayılı TTK 616/1-b) ve 545. (6102 sayılı TTK 631/1) maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir. Buradan anlaşılacağı üzere, ticari mümessil doğrudan şirket sözleşmesiyle tayin edilebileceği gibi, şirket sözleşmesinde kararlaştırılması şartıyla bu yetkinin şirketi idare ve temsile yetkili müdürlere bırakılması da mümkündür. İşletme sahibinin, ticari mümessil dışında, duruma göre başka yardımcılardan da yararlanması mümkündür. Bu yardımcılardan, konumu ve yetkileri bakımından, ticari mümessile en çok benzeyeni ticari vekildir Ticari mümessillik gibi ticari vekalet de, BK’nun 32 vd. (TBK 40 vd.) maddelerinde düzenlenmiş temsilin ticari hayatın ihtiyaçlarına uydurulmuş bir türüdür. Dolayısıyla ticari vekalet, ticari mümessillik gibi tek taraflı hukuki işlemle verilen bir temsil yetkisini içerir. BK 453/lve II'ye göre, “Ticari vekil, ticari mümessil sıfatını haiz olmaksızın bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından müessesenin bütün işleri veya muayyen bazı muameleleri için temsile memur edilen kimsedir. Bu salahiyet, müessesenin mutad olan muamelelerinin cümlesine şamildir. Şu kadar ki ticari vekil kendisine sarih mezuniyet verilmedikçe istikraz edemez ve kambiyo taahhütlerinde ve muhakeme ve murafaada bulunamaz.” Aynı husus TBK 551. maddesinde ise “Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir. Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükümden hareketle ticari mümessillik ile ticari vekalet arasındaki farkları ana hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz: Ticari mümessil, hem ticari işletme hem esnaf işletmesi için; ticari vekil ise, sadece ticari işletme için tayin edilebilir. Ticari mümessil, bir işletmenin tüm işlerini idare etmekle görevlendirildiğinden, onun, işletmenin hem olağan hem olağanüstü nitelikteki bütün işleri yapmaya yetkisi vardır. Buna karşılık genel yetkili ticari vekil, işletmenin sadece olağan (mutad) işleriyle sınırlı temsil yetkisine sahiptir. Olağanüstü işlemleri yapabilmesi için, işletme sahibinin özel yetkisine ihtiyaç vardır. Belli bir işin ya da işlemin ifasıyla görevlendirilen sınırlı (özel) yetkili vekillerin sahip oldukları temsil yetkilerinin kapsamı ise, kendilerine bırakılan iş ya da işlemin niteliğine göre belirlenir. Ticari vekil, özel yetki verilmedikçe tacir adına ödünç alamaz, kambiyo taahhütlerinde bulunamaz ve davacı veya davalı olarak mahkemelerde taciri temsil edemez.(BK. 453/2; TBK 551/2) Oysa ticari mümessil, bu tür işlemleri dahi yapma yetkisine sahiptir. Nihayet, ticari mümessilin temsil yetkisinin ticaret siciline tescili gerekirken (BK 449/II-III); ticari vekilin temsil yetkisi sicile tescil edilemez. (HGK'nun 19.06.2013 tarih ve 2013/12-2 esas, 2013/866 karar sayılı kararı) Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; dava dışı borçlu şirketin müşterek imza ile yetkili ticari mümessileri.... ve... tarafından verilen..... Noterliği'nin 09.02.2010 tarihli vekaletnamesi ile davacı borçlunun ticari vekil olarak atandığı, vekelatname içeriğine göre davacı borçlu ... ile...'e müşterek imza ile çek ve senet düzenleme yetkisi verildiği görülmektedir. Bu durumda, takip dayanağı bonoların tanzim tarihi itibariyle davacı Borçlu ...'ın ..... ile birlikte şirket adına bono tanzim etmeye yetkili vekil olduğu sabittir. 6102 sayılı TTK'nun 778. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 677. maddesi gereğince, şirketi temsile yetkili temsilcinin şirket kaşesi dışında senet üzerine atmış olduğu imza bizatihi kendisini sorumlu kılar. Yine TTK'nun 778. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 701. ve 702/l. maddeleri gereğince, keşideci imzası dışında bononun ön yüzüne konulan her imza aval şerhi sayılır. Aval için sadece imza yeterli olup, ayrıca ad ve soyadın yazılması gerekli değildir. Buna göre şirket kaşesi dışına atılan imza aval olarak değerlendirilir (HGK.nun 05/10/2011 tarih ve 2011/12-480 sayılı kararı). 6102 sayılı TTK'nun 678. maddesinde ise “temsile selahiyetli olmadığı halde” temsilci sıfatı ile imza eden kişinin bonodan dolayı şahsen sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Takip dayanağı bononun ön yüzünde yer alan iki imzasının da keşidec...... kaşesi üzerine atıldığı görülmektedir. Mahkemece; keşideci şirketin senedin tanzim tarihi itibariyle müşterek imza ile yetkili ticari mümessileri ....ve...... ile, ticari mümessillerce ticari vekil olarak atanan ve vekaletname içeriğine göre müşterek imza ile yetkili oldukları anlaşılan ... ile .....'in imzalarının bulunduğu belge asılları toplanarak, borçlu şirket adına atılan imzaların adı geçen yetkililere ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.