6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 556

Türk Ticaret Kanunu 556. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 556- (1) Zarara uğrayan şirketin iflası hâlinde, tazminatın şirkete ödenmesini isteme hakkını şirket alacaklıları da haizdir. Ancak, pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının istemleri önce iflas idaresince ileri sürülür. (2) İflas idaresi birinci fıkrada öngörülen davayı açmadığı takdirde, her pay sahibi veya şirket alacaklısı mezkûr davayı ikame edebilir. Elde edilen hasıla, İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre, önce dava açan alacaklıların alacaklarının ödenmesine tahsis olunur; bakiye, sermaye payları oranında davacı pay sahiplerine ödenir; artan iflas masasına verilir. (3) Şirketin istemlerinin devrine ilişkin İcra ve İflas Kanununun 245 inci maddesi hükmü saklıdır. III - Teselsül ve başvuru

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

24 karar eşleşti
6. Hukuk Dairesi, 2021/4421 E., 2023/500 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK'nın 309, 336, 341 ve 556. maddesi gereğince dava açılabilmesi için ortaklar genel kurul kararı alınması gerektiğini, davanın denetçilerce açılması gerektiğini, TTK'nın 341/2.
6. Hukuk Dairesi         2021/4421 E.  ,  2023/500 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın asıl ve birleşen davada davacı ... ... Kömür ve Asfalt İşlet. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı ... ... Kömür ve Asfalt İşlet. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.11.2022 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.. Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davacı vekili Avukat ... ile birleşen davada davalı ... vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Büyükşehir Belediye Başkanlığından aldığı ihalelerin bir kısmını tek başına yapamayacağını anlayınca ihaleye çıktığını, ihalenin davalı ... A.Ş.'de kaldığını, bu işle ilgili olarak ... A.Ş. ile ... Ltd. Şti.'nin oluşturduğu adi ortaklıkla 3 adet taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede avans ödemesi yapılacağına dair düzenleme olmadığı, aksine 27.maddede hakedişlerin ... Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi tarafından hazırlanıp imza edilmesinden sonra taşeronun çalıştırdığı işçilerle ilgili sigorta primlerinin ödendiğini gösterir makbuzların ...’ya sunulmasından sonra ödeme yapılacağı hüküm altına alındığı halde, değişik tarihlerde toplam 1.626.000,00 TL avans ödemesi yapıldığını, bu ödemelerin genel müdür ... ile genel müdür yardımcısı ...’nın imzaladıkları çeklerle ve verdikleri talimatlarla olduğunu, bu ödemelerden çok sonra ortaklar kurulunun 29/07/2007 tarihinde %30'u aşmamak üzere avans verilmesine yönelik karar aldığını, kararda ... ve ...'in imzasının bulunduğunu, bu eylemlerle ilgili her üç şahıs hakkında Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde 03/09/2007 tarihinde 2007/231 Esas sayılı dava açıldığını, avans ödemelerinin hızla devam ettiğini, toplam sözleşmeler bedeli 14.395.898,77 TL iken 30/09/2002'de %30'u da aşarak 8.459.798,37 TL'ye ulaştığını, toplam 772.962,55 TL bedelli malzemenin 6 ay önce kullanıldığı halde 6 ay sonra fatura kesilmek sureti ile bedelinin tahsili cihetine gidilmesinin de avans olarak nitelendirilmesi gerektiğini, adi ortaklığa fazladan 6.315.404,38 TL ödendiğini, davalıların Şeker Bank ve Vakıflar Bankasını da dolandırdıklarını belirterek; 6.315.404,00 TL'nin 16/05/2005 tarihinden itibaren ticari faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 1.626.000,00 TL avans ödemesi sebebi ile yoksun kalınan faiz alacağından fazlaya ilişkin haklar saklı kalarak 500,00 TL'nin ..., ..., ..., ... Mesken Yapı A.Ş. ve ... İnşaat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1-Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK'nın 309, 336, 341 ve 556. maddesi gereğince dava açılabilmesi için ortaklar genel kurul kararı alınması gerektiğini, davanın denetçilerce açılması gerektiğini, TTK'nın 341/2. maddesi gereği (TTK 556 atfı sebebi ile) müvekkilinin işçi statüsünde çalışan şirket elemanı olduğunu, görevli mahkemelerin iş mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin 01/04/2002 – 21/04/2004 arasında idari ve mali işlerden sorumlu genel müdür yardımcısı olduğunu, zamanaşımının BK'nın 126/4. maddesine göre 5 yıl olduğunu ve bu sürenin dolduğunu, sözleşmede yer almadığı halde avans ödemesi yapıldığı iddialarına ilişkin olarak; Ortaklar Kurulu tarafından avans ödenmesine ilişkin alınan kararda imzasının bulunmadığını, bu nedenle sorumluluğuna gidilemeyeceğini, 10/06/2003 tarihli ... Ltd. Şti. ile ... Mesken AŞ. arasında imzalanan protokolde de imzası bulunmadığından, agrega ve bitüm kullanımına ilişkin iddialar yönünden de fiili sorumluluğu ve illiyet bağı bulunmadığını, davalı ... Mesken A.Ş.'nin nakde dönüştürülen 1.665.000,00 TL’lik teminat mektuplarının dikkate alınması ve 3.339.714,09 TL'lik iade faturasının fatura tutarından indirilmesi ile birlikle; ...’nun alacaklı değil borçlu olduğunu, müvekkilinin görev tanımında hakedişle ilgili bir sorumluluk bulunmadığını, bu davanın davalılarının farklı tarihlerde, farklı statülerde, farklı görevlerde bulunmuş kişiler olduğunu, davalılar arasında ortaklaşa eylem ve ortaklaşa kusur bulunmadığını, birlikte hareket ettiklerinin iddia edilmesinin, hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, davalıların iddia konusu zarar nedeniyle müşterek ve müteselsil sorumlu olduklarının ileri sürülemeyeceğini belirterek; davanın reddini savunmuştur. 2-Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK'nın 556. maddesi gereği (atıfla) TTK'nın 341 gereği davayı denetçilerin açması gerektiğini ve genel kurul kararı alınması gerektiğini, zamanaşımının dolduğunu, müvekkilinin 01/10/2001 tarihinde ...’da Genel Müdür olarak çalışmaya başladığını, 20/04/2004 tarihinde görevden ayrıldığını, kâğıt üstünde avans ödemesi imiş gibi gözüken hiçbir ödemenin yapılmamış işler karşılığı olarak ödenmediğini, tam aksine asfalt müdürlüğünün bilgisi ve kontrolünde bu ödemelerin, yapılan işlere müteakip yapıldığını, ... kantar fişleri ve diğer defter ve kayıtlar incelendiğinde yapılmayan hiçbir işe para ödenmediğinin anlaşılacağını, bir an için davalı ... Mesken A.Ş'ye "avans" verildiği düşünülse dahi müvekkilinin sorumluluğunun doğduğunu söylemenin mümkün olmadığını, matbu sözleşme olarak hazırlanan taşeronluk sözleşmesinin, tarafların rızaları ile her zaman değiştirilebileceğini, 29/07/2002 tarihli Ortaklar Kurulu kararı ile de ...’nun bu tadili gerçekleştirdiğini, Ortaklar Kurulu kararının bütün taşeronlar için çıkarıldığını ve teknik anlamda "avans" ödemesinin hiçbir zaman yapılmadığını, kaldı ki tüm iş layıkıyla tamamlandığı için ...’nun bir zararı bulunmadığını, protokole göre davalı ... Mesken A.Ş'den tahsil edilmesi gereken agrega, bitüm, bitüm nakli ve makine kirası bedellerinin asfalt müdürlüğü tarafından fatura edilerek muhasebe birimine gönderildiğini, davalı ... Mesken A.Ş'nin de kayıtlarına işlendiğini, hem ...’nun hem de ... Mesken A.Ş'nin ticari defterleri incelendiğinde işleyişte ve faturalandırmada hiçbir hata ve suistimal olmadığının görüleceğini, bedeli tahsil edilmeyen agregalar ve davalı ... Mesken A.Ş'ye 6.315.404,00 TL fazla ödeme yapıldığı iddiasının dayanağı olmadığını, davalı ... Mesken A.Ş’nin üzerine aldığı işlerin bazı bölümlerinde ...’nun istediği şart ve evsafları tutturamadığını, süresi gelen seri işlerin, asfalt üretim ve serim işinde ayıplı kimi üretimlerin işin mahiyeti gereği ancak 1 -2 ay sonra tespit edilebildiğini, yani işin bedeli (hakedişler ... Mesken AŞ tarafından 1 ay sonra alındığı için) ... Mesken A.Ş. tarafından alındıktan sonra bu ayıpların tespit edilebildiğini, yapılan iptaller neticesinde iade faturaları kesildiğini, tekrar ... Mesken A.Ş ile geçici mutabakat sağlandığını, iki tarafın da ticari defterlerinin tamamının bilirkişi heyetince incelendiğinde iade faturalarının da işin içine katıldığı zaman yapılan işin, kesilen fatura ve ödenen bedellerin tamamen birbirleri ile uyumlu olduğunun görüleceğini, ... ve davalı ... Mesken A.Ş.’nin kayıtları incelendiğinde davacı ...’nun alacaklı değil, borçlu olduğunun görüleceğini belirterek; davanın reddini savunmuştur. 3-Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın sorumluluk davası olarak açıldığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları gereği öncelikle davanın yetki, görev ve zaman sınırının çizilmesi gerektiğini, müvekkilinin şirkette genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, illiyet bağının kesin olarak tespiti gerektiğini, davacı şirket kayıtlarına göre yüklenicinin halen alacaklı göründüğü, haksız ödenen bir para olmadığını, her şeyin kökünde kantar fişleri olduğunu, ne kadar üretim, nakliye, serme, sıkıştırma yapıldığının buradan hareketle tespit olunabileceğini belirterek; davanın reddini savunmuştur. 4-Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... her ne kadar davalılar Mehmet Celalettin Açıkkol, Ahmet Muhtar Açıkkol ve Ümit Şilit aleyhine davacı şirket ile davalılardan ... Mesken Yapı A.Ş. ve ... İnşaat Taah. Turizm Sanayi İç ve Dış Ticaret Ltd.Şti.'nden oluşan adi ortaklık arasında yapılan 3 adet taşeronluk sözleşmesi kapsamında fazladan ödeme yapıldığı iddiası ile alacak davası açılmış ise de; dava konusu subjektif hak ile taraflar arasındaki ilişkinin sıfat ilişkisi olduğu, bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişinin, o hakka uymakla yükümlü olan kişi olup, davalı sıfatının da bu kişiye ait olduğu, eldeki davada adı geçen davalıların yüklenici şirketlerde yönetici oldukları ve 3 adet taşeron sözleşmesinde taraf olmadıkları tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu gibi, bu konuda taraflar arasında bir uyuşmazlık da bulunmadığı, bu durumda adı geçen davalılara yönelik açılan davanın sıfat yokluğundan reddi gerektiği, tüm dosya kapsamına göre davacı şirket ile davalılardan ... Mesken Yapı A.Ş. ve ... İnşaat Taah.Turizm Sanayi İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti.'nden oluşan adi ortaklık arasında yapılan 03/06/2002 tarihli 1.Bölge Taşeron Sözleşmesi, aynı tarihli 2. Bölge Taşeron Sözleşmesi ve aynı tarihli 3.Bölge Taşeron Sözleşmesinin imzalandığı, sözleşme kapsamında davalı yüklenici şirketlere fazladan herhangi bir ödeme yapılmadığı, dolayısıyla davacı şirketin zararından bahsedilemeyeceği, kaldı ki davalılardan davacı şirket genel müdür yardımcısı ...'ın ödeme belgelerinde imzasının dahi bulunmadığı" gerekçesiyle davalı ... Mesken Yapı A.Ş. ve ... İnşaat Taah.Turizm Sanayi İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti. ve diğer davalılar aleyhine açılan alacak davasının ve davacı şirket yöneticileri, davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan sorumluluk davalarının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvurusunda; davalı ... yöneticilerinin, diğer davalılar ile eylem ve işbirliği içerisinde ...’nun kayıtları üzerinde oynama yaptıklarını, sözleşme gereğince ödenmemesi gereken, hiçbir karşılığı olmayan, hakedişi dahi bulunmayan belgelerin fatura kabul edilerek cari hesapların şişirildiğini, bu faturaların ödemelerinin yapıldığını, davalıların davacı şirket yöneticileri olmaları ve ticari defter ve kayıtların onların inisiyatifinde olması nedeniyle bu defter ve kayıtların içeriklerinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının incelenmesi gerektiğini, bu minvalde de faturaların ne için düzenlendiğine, hakedişi olup olmadığına bakılması, ihale şartnamesi ve taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında bu faturaların ödenip ödenemeyeceğinin tespit edilmesi gerekirken bu hususlar araştırılmaksızın bizzat davalılar tarafından hazırlanan cari hesap kayıtları üzerinden inceleme yapılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili ... tarafından sözleşme kapsamında verilen banka teminat mektuplarının tutarının da hesaplanarak müvekkili şirket alacağından düşülmesinin doğru olmadığını, zira davalı adi ortaklığın ortaklarının firar ettiklerini, bu nedenle de teminat mektubunun amacına uygun olarak nakde çevrildiğini, hükme dayanak bilirkişi kurulu raporunda, avans ödemeleri için faiz hesabının, %30 avans ödemesi yapılmasının kararlaştırıldığı 29/07/2002 tarih ve 806 numaralı karara kadar yapıldığını, davalıların işbirliği ile hareket etmesi sonucu, hiçbir karar alınmaksızın, sözleşmeye aykırı olarak, hakediş düzenlenmeden davalılara yapılan avans ödemelerine ilişkin uğranılan faiz zararının ortaklar kurulu tarafından karar alınması ile sona ermediğini, ayrıca her ödemenin yapıldığı tarihten itibaren ayrı ayrı hesap yapılması gerekirken, yapılan 10 farklı ödemenin ortalama tarihi alınarak faiz hesaplanmasının da hukuka ve usule aykırı olduğunu, yine yapılan ödemeler toplamı 1.626.701,35 TL olmasına rağmen faiz hesabının 1.600.000,00 TL üzerinden hesaplanmasının da hukuka ve usule aykırı olduğunu, davacı müvekkili ile davalı adi ortaklığı oluşturan şirketler arasında düzenlenen sözleşmede avans ödemesi yapılacağına dair hüküm bulunmamasına, aksine sözleşmenin 27. maddesinde, ödemelerin, hak edişlerin ... Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı tarafından, hazırlanıp imza edilmesi ve müvekkiline ödenmesi sonrasında yapılacağının hüküm altına alınmasına rağmen davalı taşeron adi ortaklığına; ceman 1.626.000,00 TL tutarında avans ödemesi yapılarak ...’nun büyük zarara uğratıldığını, bu paralar bankada dursaydı yüksek faiz getireceğini, ...’nun faiz miktarından da mahrum bırakıldığını, davalı şirket çalışanlarının sağladıkları menfaat karşılığı önce avans ödediklerini, sonra yaptıkları kanunsuzluğa kılıf bularak 29/07/2002 tarih ve 806 nolu kararı alarak, şartname ve sözleşme hilafına taşerona %30’u aşmamak şartıyla avans verilmesine karar verdiklerini, yapılan avans ödemelerinin bu oranın bile üzerinde olduğunu, eğer avans ödemesi yapılacağı ihalede yer alsaydı, ihaleye daha çok katılım olacağını, ihaleye katılan ... Mesken A.Ş.’nin sırf ihaleye girmek için kurulmuş, parası olmayan, başka bir kişi ya da kuruluştan iş almayan, ortakları firar etmiş bir şirket olduğunu, bu şirket idarecileri ile ... idarecilerinin iş ve eylem birliği yaparak ... Ltd. Şti’nin on trilyona yakın bir meblağ parasını zimmetlerine geçirdiklerini, ayrıca 10/06/2003 tarihli protokol ile, davalı ... Mesken A.Ş’nin, Büyükşehir Belediyesi dışındaki işleri için de ...’ ya ait bitüm ve agregayı Temmuz 2003 tarihinden Aralık 2003 tarihine kadar hiç para ödemeksizin kullandığını, eksik fatura edilen miktar hariç olmak üzere, bu malzemelerin çok önceden ... Mesken A.Ş’ye verilmesine karşın, bu şirkete 18/03/2004 tarihinde fatura edilmesinin de nakit olmayan avans niteliği taşıdığını, müvekkili ...’nun davalı idarecileri ..., ... ve ... tarafından diğer davalılar ... Mesken A.Ş ve ortaklarına 6.315.404.388.665 TL fazla ödeme yapıldığını, böylece ...’nun parasının, ... Mesken A.Ş’nin zimmetine geçirilmesine sebebiyet verdiklerini, davalılardan, olay tarihinde şirketin ortaklar kurulu üyesi ve genel müdürü olan ..., genel müdür yardımcısı ve aynı zamanda genel müdürlük yapan ... ve genel müdür yardımcısı ...’ın, görevlerini gereği gibi yapmayarak diğer davalılarla eylem birliği içinde suç teşkil eden davranışlarıyla, şirketi zarara uğratmalarından ve doğan zararlardan TTK’daki özel hükümler nedeniyle de sorumlu olduklarını, ...'ya ait dairelerin ucuza ve peşinat alınmadan satıldığını, bunlardan üç tanesinin genel müdür ve genel müdür yardımcıları ... ve ... tarafından muvazaalı yollarla kendi mülkiyetlerine alındığını, bu şekilde hizmet nedeniyle emniyeti suiistimal suçu da işlendiğini belirterek; mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporundan, taraflar arasındaki ticari ilişkinin cari hesap şeklinde yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle gerek yüklenici davacının, gerekse taşeron şirketlerin tacir olup, aralarında yıllara sari ve dava konusu taşeron sözleşmeleri dışında da protokol ve sözleşmeler bulunup, tarafların ticari defterlerindeki kayıtlara göre karar verilmiştir" gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, asıl dava fazla ödemenin iadesi ve faiz alacağının tahsili istemine ilişkindir. Birleşen dava ise davacı şirket yöneticileri aleyhine açılan sorumluluk davasıdır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 ve devamı maddeleri 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davacı temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen dava davacısından alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan birleşen dosyada davalıları ... ve ...'a verilmesine Aşağıda yazılı harcın temyiz eden asıl ve birleşen davada davacı ... ... Kömür ve Asfalt İşlet. San. ve Tic. Ltd. Şti.'den alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2020/6405 E., 2022/3781 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/1443 E 2013/564 K sayılı 25/11/2013 tarihli kararı ile şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiğini, TTK’nın 644 maddesi yollamasıyla TTK’nın 553 ila 561 maddeleri uyarınca davalı hakkında şirkete verdiği zararların şirkete verilmek üzere dava açılabileceğini ileri sürerek, şimdilik 850.000,00 TL'nin 31/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte d
11. Hukuk Dairesi         2020/6405 E.  ,  2022/3781 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04.03.2020 tarih ve 2019/240 E. - 2020/222 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla,, duruşma için belirlenen 10.05.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalının dava dışı Çizgi Yat İmalat Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin eşit hisseye sahip ortağı olduğunu, anasözleşme ile müşterek imza yetkisine sahip iken 31/01/2012 tarihli sahte ortaklar kurulu kararı ile davalının kendisini münferit imza yetkisine sahip tek müdür konuma getirdiğini, anılan genel kurul ile ilgili olarak İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/1435 Esas - 2013/282 sayılı kararı ile imzanın sahteliğinin tespiti ile ortaklar kurulu kararının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, davalının 31/01/2012 tarihinden şirkete kayyım atandığı 31/12/2012 tarihine kadar tek başına hareket ederek şirketten sebepsiz para çıkışları yapılarak, şirkete gerçek değerinin çok üzerinde bedellerle malzeme alımı yapılarak, gerçekte alınmayan malzemelerin alınmış gösterilerek, alınan malzemelerin stokta mevcut olmaması nedeniyle, aktiflerin buharlaştırılmak ve şirketin bu dönemde inşa ettği Brodosplit - Laplaine teknesi sözleşme bedelinin bakiye kısmının tahsil edilmeyip şirket kasasına aktarılmaması, dava dışı Kaya Orman Ürünleri, Lotus, Day Yapı, Silto Perde, Mert Metal, Hazar, Norsap, ..., Somer Yat ve Modus firmalarıyla gerçekleştirilen iş ve işlemler nedeniyle şirketin zarara uğratıldığını, zararların kapsam ve miktarının tam bilinmediğini, yargılama sonucu ortaya çıkabileceğini, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/1443 E 2013/564 K sayılı 25/11/2013 tarihli kararı ile şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiğini, TTK’nın 644 maddesi yollamasıyla TTK’nın 553 ila 561 maddeleri uyarınca davalı hakkında şirkete verdiği zararların şirkete verilmek üzere dava açılabileceğini ileri sürerek, şimdilik 850.000,00 TL'nin 31/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile T.H. Çizgi Yat İmalat Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, şirkete 03/12/2012 tarihinde kayyım atandığı dikkate alındığında, anılan faturanın önceden kesilmemesinden ve tahsil edilememesinden dolayı dava dışı şirketin zarara uğradığı hususunun kanıtlanamadığı, bahse konu Caspian Star teknesinin 08/10/2012'de Tuzla'dan ayrılması sonrasında sözleşmeye göre Çizgi Yat tarafından yapılan işlere devam edilmesi amacıyla Hırvatistan'a gönderildiği, ve bu tarihten sonra da Çizgi Yat'ın ödeme almaya devam ettiği, bu sebeple teknenin 08/10/2012'de Hırvatistan'a gönderilmesi nedeniyle Çizgi Yat'ın bir zarara uğramadığı zaten sözleşmenin ifa yerinin Hırvatistan olduğu, en son faturanın, şirkete kayyım atandığı tarih olan 03/12/2012 tarihinde kesildiği ve ödemenin alındığı, 02/09/2013 tarihinde kayyum tarafından kesilen fatura bedelinin tahsili için yasal yollara başvurulmadığı, dava dışı şirketin zarara uğradığı hususunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 12/05/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2018/4330 E., 2019/6393 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
müvekkili markalarının esas unsurları ile davalı markalarının esas unsurlarının aynı olduğunu, ortalama tüketiciler tarafından karıştırılmasının yüksek ihtimal dahilinde bulunduğunu ve tescillerinin haksız rekabet yarattığını ileri sürerek 6102 sayılı TTK'nın 54, 55 ve 556 sayılı KHK'nın 8/b ve 42. maddesi hükümleri uyarınca davalıya ait markaların 43.
11. Hukuk Dairesi         2018/4330 E.  ,  2019/6393 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/10/2017 tarih ve 2015/241 E- 2017/370 K. sayılı kararın davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 06/06/2018 tarih ve 2017/1755 E- 2018/661 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin "EUM ERCİYES+ŞEKİL" ibareli 30.sınıf ürünleri içeren 2006/65537, "ERCİYES UN+ŞEKİL" ibareli 30 ve 43.sınıf ürünleri içeren 2006/65538 ve "ERCİYES+ŞEKİL" ibareli 30.sınıf ürünleri içeren 2007/28344 sayılı markaların sahibi olduğunu, davalının müvekkili markalarıyla iltibasa neden olabilecek nitelikte "ERCİYES TEPSİ+ŞEKİL" ibareli 43. sınıf hizmetleri içeren 2009/3742 ve "ERCİYES" ibareli 43. sınıf hizmetleri içeren 2010/3930 sayılı markaları adına tescil ettirdiğini, müvekkili markalarının esas unsurları ile davalı markalarının esas unsurlarının aynı olduğunu, ortalama tüketiciler tarafından karıştırılmasının yüksek ihtimal dahilinde bulunduğunu ve tescillerinin haksız rekabet yarattığını ileri sürerek 6102 sayılı TTK'nın 54, 55 ve 556 sayılı KHK'nın 8/b ve 42. maddesi hükümleri uyarınca davalıya ait markaların 43. sınıftaki yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri ile geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı, kreş hizmetleri, huzurevi hizmetleri dahil) bakımından hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili asıl davanın reddini istemiş, birleşen davada müvekkilinin 2003 yılında Ankara Ticaret Siciline tescil edilerek kurulduğunu, "ERCİYES" kelimesini unlu gıda ve mamülleri için marka, ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullandığını,davacı işletmenin ise 04.01.2004 tarihinde önce ERCİYES EKMEKCİLİK SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ. olarak kurulduğunu, 09.03.2006 tarihinde yapmış olduğu unvan değişikliği ile ticaret unvanını ERCİYES UNLU MAMÜLLERİ İHTİYAÇ VE GIDA MADDELERİ TURİZM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'ne dönüştürdüğünü, davacıya göre önceliğinin bulunduğunu, davalının ticaret unvanının müvekkili unvanı ile iltibasa sebebiyet verebilecek nitelikte bulunduğunu, davacının "ERCİYES" ibareli 2007/28344, 2011/86628, "EUM ERCİYES" ibareli 2006/65537, "ERCİYES UN" ibareli 2006/65538 sayılı markalarının kötüniyetli biçimde tescil edildiğini, bu markaların müvekkilinin 2003 yılında tescil edilen ticaret unvanı ile iltibasa neden olabilecek derecede benzer olduğunu ve bu durumun haksız rekabet yarattığını, davalının 2006/65537 ve 2006/65538 sayılı markalarını tescil edildikleri 10.01.2008 tarihinden bu yana ciddi biçimde kullanmadığını, bu nedenle 556 sayılı KHK'nın 14.maddesi uyarınca iptaline karar verilmesini gerektiğini ileri sürerek davalının kötüniyetle tescil ettirdiği 2007/28344, 2011/86628 sayılı markaların hükümsüzlüğüne, 2006/65538 ve 2006/65537 sayılı markalarının kullanmama nedeniyle iptaline, ticaret unvanının terkinine, tanıtıcı tabelaları dahil, tüm araç, gereç ve unsurlarının işletmelerinden toplatılmasına ve reklamlarının durdurulmasına, tüm marka ve tanıtım unsurlarının, broşürler, logolar, kağıt ürünler vb. kullanımının durdurulmasına ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; tarafların Ağustos 2010 tarihi itibariyle her iki tarafın unvan, marka ve işletmelerinden ve ayrıca kullanımlarından haberdar oldukları, birleşen davada hükümsüzlüğü istenilen 2011/86628 sayılı markanın dava tarihinde ve hüküm tarihinde tescil edilmiş olmadığı, 2006/65537 ve 2006/65538 sayılı markaların kullanmama nedeniyle iptali istemiyle açılan davanın da 556 sayılı KHK'nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olması nedeniyle reddinin gerektiği, birleşen davada davalının hükümsüzlüğünü istediği markaların tescil tarihlerinden hükümsüzlüklerinin istendiği dava tarihine kadar yedi yıldan fazla sürenin geçtiği, bu markaların kötüniyetle tescil edildiği yönünde bir ispatın da bulunmadığı, Erciyes A.Ş. nin tüm Türkiye'de korunan ticaret unvanını kullanma önceliğini elde ettiği, ancak davalı Erciyes Ld. Şti. nin unvanının ticaret siciline tescil ve ilan edildiği tarihten terkin davasının açıldığı 20.10.2015 tarihine kadar dokuz yıldan fazla zaman geçtiği, davacının sonraki unvanın terkinini talep etme konusundaki hakkını, sessiz kalma yoluyla yitirdiği, davalının ticaret unvanını kötüniyetle tescil edildiği yönünde bir kanıtın sunulmadığı, unvandaki tali unsur konumunda olan "ekmekçilik" ibaresinin "unlu mamuller" şeklinde değiştirmiş olmasının yalnız başına kötüniyetin emaresi olarak kabul edilemeyeceği, davalı Erciyes Ltd.Şti.nin adına tescilli markalarını Kayseri'de aynen ve ayırt edici karekterini değiştirmeksizin kullanıldığı, dolayısıyla tecavüzün ref'i ve bağlı istemlerin de reddinin gerektiği, asıl davada markaların hükümsüzlüğü için gerekli beş yıllık hak düşürücü süre henüz dolmadan davanın açıldığı, taraf markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun "Erciyes" ibaresinden oluştuğu, ortalama tüketici nezdinde 43. sınıf ürün ve hizmet alımlarında bu marka ve işaretin farklı işletmelere ait iki ayrı marka olduğunu algılamalarının mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davalıya ait 2009/3742 sayılı markanın "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakım-kreş hizmetleri, huzurevi hizmetleri)" bakımından, 2010/3930 sayılı markanın "geçici konaklama hizmetleri, (gündüz bakım-kreş hizmetleri dahil)" bakımından hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, birleşen davada 2011/86628 sayılı markanın hükümsüzlüğü istemiyle açılan davanın vakitsiz olması nedeniyle reddine, diğer istemlere ilişkin davanın ise esastan reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı/birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi'nce; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı-birleşen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı/birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin birleşen dava yönünden tüm, asıl dava yönünden aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerliklerin yanında ortalama tüketici kitlesinin bütüncül intibasının da dikkate alınması gerekmektedir. Markanın karıştırılma ihtimali değerlendirilirken ortalama tüketici kitlesinin markaları yan yana koyup karşılaştırmaları beklenemez. Bu hususta ortalama tüketici kitlesinin daha önce ./.. gördükleri önceki markanın zihinlerinde bıraktıkları algı ve intibanın etkisiyle sonraki markayı gördüklerinde her iki markanında aynı ya da aralarında bağlantı bulunan ticari işletmelere ait oldukları ihtimalinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Söz konusu değerlendirmeye markaların birbirlerinden ayrışacak şekilde kuvvetli reklam ve tanıtım sonucu farklı olduğu algısının oluşturulması diğer bir anlatımla markaya ayırt edicilik kazandırılması olgusunun varlığı da dahildir. Somut olayda, davacının Kayseri’de yerleşik bir firma olduğu ve “ERCİYESUM”, “EUMERCİYES” ve “ERCİYES” ibarelerini kullandığı, bunlardan sadece “ERCİYESUM” un yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri ile geçici konaklama hizmetlerinde tescilli olduğu buna karşılık davalı şirketin ise “ERCİYES” ve “ERCİYES TEPSİ” ibareli markalarını bir çok şubede yaygın olarak kullandıklarını ileri sürdüğüne göre, davalı tarafın dosyaya sunulan delilleri itibariyle tescil başvurusundan önce, tescilden sonra ve hükümsüzlük davası öncesinde kuvvetli tanıtım ve reklam ile yaygın kullanım sonucu davaya konu markaların tescil kapsamındaki hizmetlerin tamamı ya da bir kısmı üzerindeki kullanımı sonucu markanın diğer işaretlerden bağımsızlık kazanarak davacı markaları ile birlikte ve barış içinde birbirleriyle karışmadan var olup olmadıkları ve bu nedenle aralarında karıştırılma ihtimali doğmayacak şekilde ayırt edicilik kazanıp kazanmadığı hususu değerlendirilmeksizin eksik incelemeye dayalı olarak asıl dava yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden asıl davada davalı/birleşen davada davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı/birleşen davada davacı vekilinin birleşen dava yönünden tüm, asıl dava yönünden sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı/birleşen davada davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, birleşen davaya yönelik aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davalı-birleşen davada davacıdan alınmasına, 09/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2016/4456 E., 2017/6470 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
şirket müdürü sıfatıyla gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle, TTK m. 556 yollaması ile TTK 330-309 ile 336 maddeleri gereği müvekkilinin zararından sorumlu olduklarını, davalı ...
11. Hukuk Dairesi         2016/4456 E.  ,  2017/6470 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24/11/2015 tarih ve 2015/115-2015/194 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, şirketin iki ortağının bulunduğunu, bu ortaklardan ...'in 09/07/2002 tarihinden 22/06/2009 tarihine kadar şirketin müdürlüğünü yaptığını, 22/06/2009 tarihinde yapılan değişiklik ile şirketin yeni müdürünün diğer ortak olan ...'in müdür olduktan sonra şirket hesaplarında yapmış olduğu incelemelerde diğer ortak ...'in eşi ... ile birlikte şirket hesabından kendi şahsi işleri için paralar aldığını ve şirket müşterilerinden yapmış olduğu baz tahsilatları şirket hesaplarına yansıttığını, kâr dağıtımı yapmadığını tespit ettiğini ve bunlarla ilgili olarak çeşitli davalar açtığını, bu bağlamda 15/08/2008 ve 25/08/2008 tarihlerinde müvekkilinin şirketin o zamanki şirket müdürü ...'in eşi olan ...'in müvekkil şirket müşterilerinden olan ... A.Ş.'den toplam 153.733,71 TL tutarlı 14 adet çeki teslim aldığını, ancak bu çekler müvekkil şirket hesaplarına girmediğini ve davalılar tarafından kendi şahsi işlerinde kullanıldığını, ... A.Ş. yetkilileriyle yapılan görüşmede ekli çek teslim bordrolarından da anlaşılacağı üzere ... A.Ş. bu çekleri davalı ...'e teslim ettiğine ilişkin çek teslim bordrolarını müvekkil şirketin sunduğunu, davalı ... şirket müdürü sıfatıyla gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle, TTK m. 556 yollaması ile TTK 330-309 ile 336 maddeleri gereği müvekkilinin zararından sorumlu olduklarını, davalı ... ise diğer davalı ...'in eşi olup söz konusu tahsilatları yaparak malvarlığına dahil eden kişi olduğunu, davalı ... davaya konu tahsilatları müdür sıfatını haiz olmaksızın ticari mümessil ticari vekil ya da seyyar tüccar memuru unvanıyla yaptığı için Borçlar Kanunun haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olduğunu ileri sürerek, müvekkili şirket hesaplarına yansıtılmayan 153.733,71 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davaya konu çeklerin davacı şirketin borçlarının ödenmesinde kullanıldığını bildirerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davasının açılabilmesi için, bu yönde alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunmasının gerektiği, bu husus dava şartı olduğu, davacı vekilinin işbu davanın sorumluluk davası değil alacak davası olduğunu beyan ettiği, genel kurul kararının bu dava için dava şartı olmadığını belirttiği, bu nedenle genel kurul kararının ikmali için süre verilmediği, dava şartının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, limited şirket müdürünün sorumluluğuna ilişkindir. Dairemizin bozma ilamıyla sorumluluk davası açılabilmesi için, bu yönde alınmış bir genel kurul kararının varlığının gerektiği, somut olayda bu yönde alınmış bir karar olmadığı ancak bu hususun davacıya mehil verilerek tamamlanabileceği belirtilmiştir. Mahkemece, davacı vekilinin 24.11.2015 tarihli duruşmadaki beyanları esas alınarak davacı tarafa bu yönde alınmış genel kurul kararını ibraz etmesi için mehil verilmeden hüküm kurulmuştur. Ancak HMK m.115/2 gereğince dava şartlarının noksanlığının tespit edilmesi durumunda noksanlığın giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için mahkemece kesin süre verilmesi gerekir. Somut olayda da davacı tarafa bu yönde alınmış kararı ibraz etmesi için kesin süre verilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken süre tanınmaması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. 2- Davacının davalılardan ... aleyhine açılan davada verilen hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince, davacı tarafından davalı ...’in davacı şirketin müdürü olmadığı ve şirketle hiçbir bağlantısının bulunmadığı iddia edilmiş olup bu kişi aleyhine haksız fiil hükümlerine dayalı olarak dava açılmıştır. Bu durumda, davalı ...’in davacı şirketle bağlantısı araştırılarak şirket müdürlüğü görevinde bulunup bulunmadığı incelenerek şirketle bir ilgisinin bulunmaması halinde mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi gereğince aleyhine sorumluluk davası açılması için genel kurul kararı alınmasına gerek olmadığından bu davalı yönünden de aynı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2014/13489 E., 2015/10070 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var................ MAHKEMESİ
tam metni aç
Yani, bir başka deyişle TTK'nun 556. maddesine göre, Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin sorumluluğuna, ister özden yönetimli, ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister üçüncü kişi durumunda bulunsunlar anonim ortaklıkların yönetim kurulu üyeleri hakkın
11. Hukuk Dairesi         2014/13489 E.  ,  2015/10070 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ................ MAHKEMESİ TARİHİ : 24/03/2014 NUMARASI : 2011/15-2014/67 Taraflar arasında görülen davada İ..................... Mahkemesi’nce verilen 24/03/2014 tarih ve 2011/15-2014/67 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/10/2015 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. T.. T.., davalılardan ..... ve ..... vekili Av. E.. D.. Uğurlu ve davalılardan H.. Z.. vekili ......dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ............tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkil ................ firmasının Almanya'da tekstil faaliyetinde bulunduğunu, Türkiye'deki imalatçı firmalara ürettirdiği malları yurtdışında sattığını, daha önceden Türkiye'de irtibat büroları bulunduğunu, davalı................ burada görev yaptığını, işler gelişince diğer davacı firmayı kurduklarını, davalı Haldun'un dışarıdan münferit yetkili müdür olarak atandığını, davalı................ ise kalite kontrol sorumlusu olarak görev yaptığını, davalı .......ise dava dışı .......... Teks. Ltd. firmasının yetkilisi, aynı zamanda davalı Salman'ın kardeşi, ayrıca davalı Haldun ile Salman'ın anılan firmanın eski ortakları olduğunu, müvekkil firmaya sahte faturaların .......... Teks. Ltd. tarafından gönderildiğini, faturada gösterilen miktarı havale yoluyla gönderdiklerini, davacılardan fahiş miktarda ürün bedeli alındığını, yine dava dışı ........Ltd. firmasına davacıların ürünlerin etiketlerini imal ettirdiğini, bu bedelleri firmanın imalatçılardan tahsil ettiğini, imalatçı firmaların da etiket bedelini ürün fiyatına eklediğini, müvekkiline ........Ltd firmasının sahte faturalar gönderdiğini, bu şekilde etiket fiyatlarını mükerrer olarak ödemek zorunda kaldıklarını, anılan firmanın yetkilisinin etiket fiyatlarını tahsil ettiğini, davalı Haldun'a elden teslim ettiğini belirttiğini, ayrıca davalıların imalatçı firmalardan komisyon adı altında ücret aldıklarını, ödenmezse iş ilişkisinin sona erdirileceğini belirterek firmaları tehdit ettiğini, bu bedelin de müvekkiline fiyat artırımı olarak yansıdığını ileri sürerek, 1.000.000 DM'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri, davacının iddiasının gerçek dışı olduğunu, iddiaların somut delillere dayanmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava dışı .......... Ltd. firmasının kayıt dışı tuttuğu gelirleri varsa, bunlar vergi beyannamesine dahil edilmemişse davacının zarara uğradığından söz edilemeyeceği, bu yolla teslim almadığı mal bedelini ödediği veya fazla ödeme yaptığı iddiasını dava dışı şirketlere karşı yöneltmesi gerektiği, hasıl olacak sonuca göre davalılar hakkında istemde bulunulabileceği, işbu davanın erken açıldığı, davalı ...... dava dışı şirketin ortağı olduğu, husumetin şirkete yöneltileceği, davalıların komisyon aldıklarının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Davacı taraf, davalı H.. Z..'in davacı şirketin ortak olmayan münferit yetkili müdürü, davalı Salman Avşar'ın kalite kontrol sorumlusu olduğunu, diğer davalı Cemal Avşar'ın ise dava dışı firmanın ortağı olduğunu, el ve işbirliği içinde davacı şirketin zarara uğratıldığını ileri sürerek iş bu davayı açmış olup, mahkemece davacının talebini dava dışı şirkete karşı yöneltmesi gerektiği, davalı Cemal Avşar'ın dava dışı şirketin ortağı olduğunu, husumetin ortağı olduğu şirkete karşı yöneltileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmüne göre, limited şirket idarecilerinin mesuliyeti anonim şirketlerin bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir. TTK'nın 342. maddesi uyarınca yöneticilik görevi ortak olmayan bir müdüre tevdi edildiği taktirde müdür, diğer yöneticiler gibi şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu olur. Yani, bir başka deyişle TTK'nun 556. maddesine göre, Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin sorumluluğuna, ister özden yönetimli, ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister üçüncü kişi durumunda bulunsunlar anonim ortaklıkların yönetim kurulu üyeleri hakkındaki TTK'nın 336. ve 309. madde hükümleri aynen uygulanır. TTK'nın anonim ortaklıklara ilişkin hükümlerine atıf, TTK'nın 341, 342. maddeleri de kapsar. Ortaklar genel kurulunun bu konuda vereceği karar ile bu davanın açılabilmesi mümkündür, anılan husus dava şartıdır. Somut olayda, davacı.....Teks. Ltd.'nin % 98 payının diğer davacı.....Gmbh firması ait bulunduğu, davalı H.. Z..'in davacı.....Teks. Ltd. firmasının ortak olmayan münferit yetkili müdürü olduğu tartışmasız olup, 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi uyarınca yönetici görevini özenle yapmak zorundadır, aksi halde şirkete karşı verdiği zarardan sorumlu olduğu gibi, ortak ve alacaklılarda TTK'nın 336 ve 309. maddesi uyarınca şirket müdüründen tazminat talebinde bulunabilirler, Öte yandan, davalı........... davacı şirketin kalite kontrol sorumlusu olduğu iddia edilmiş olup, anılan kişinin icracı müdür niteliğinde olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Yine, davalı Cemal Avşar'ın dava dışı .......... Teks. Ltd. firmasının ortağı olduğu belirtilmiş olup, bir kısım vergi inceleme ve bilirkişi raporlarında ise anılan kişinin aynı zamanda şirketi temsile yetkili müdür olduğu açıklanmıştır. Bu itibarla, mahkemece davacı.....Teks. Ltd'nin ticaret sicil dosyası getirtilerek, davalı Salman Avşar'ın davacı.....Teks. Ltd'nin icracı müdürü olup olmadığı araştırılarak, icracı müdür olması durumunda anılan davalı hakkında da şirket zararından dolayı dava açabileceği dikkate alınarak, gerek davacı ................. Teks. Ltd. şirket müdürü H.. Z.., gerekse icracı müdür olduğu sonucuna ulaşılırsa davalı Salman Avşar hakkında ortaklar kurulunun sorumluluk davası açılması hakkında karar alıp almadığı incelenerek, eğer karar verilmemiş ise bu hususun yargılama sırasında tamamlanabileceği göz önüne alınarak, ortaklar kurulunun bu yönde karar alması için mehil verilerek, neticesine göre hüküm tesis edilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeden işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan, davacı.....Gmbh şirketinin diğer davacı şirketin ortağı sıfatıyla, o şirketin müdürü H.. Z.. ve icracı müdürün eylemleri sonucunda doğrudan zarar görmüşse bu iddiaya bağlı olarak sorumluluk davası açabileceği nazara alınmadan, davanın öncelikle dava dışı şirketlere yöneltilmesi gerektiği, işbu davanın erken açıldığından bahisle davalı H.. Z.. ve Salman Avşar hakkında davanın reddine karar verilmesi de hatalı olmuştur. Ayrıca, dava dışı .......... Tekstil Ltd. Şti'den ticaret sicil kayıtları getirtilerek, davalı .................şirketin yöneticisi olup olmadığı tespit edilerek, şirketinin yöneticisi olduğunun saptanması durumunda, her iki davacı şirketin de anılan dava dışı şirketin alacaklısı sıfatıyla doğrudan zarara uğradıkları iddiasıyla yönetici .............hakkında talepte bulunabilecekleri dikkate alınmadan, dava dışı şirketin ortağı olduğu, husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarını kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.