Türk Ticaret Kanunu 555. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 555- (1) Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.
(2) Pay sahibinin açtığı davayı hukuki ve maddi sebepler haklı gösterdiği takdirde, mahkeme, dava giderleriyle avukatlık ücretini, bu giderler davalıya yükletilemediği hâllerde, davacı pay sahibiyle şirket arasında, hakkaniyete göre paylaştırır.
II - İflas hâlinde
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
12 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2023/303 E., 2024/3831 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
davadan taraflar arasında yapılan 05.02.2018 tarihli boşanma protokolü gereğince vazgeçilmiş ise de; davalının zarar verici eylemlerine devam ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.000,00 TL zararın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 555 inci maddesi gereğince davalıdan tahsili ile şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
11. Hukuk Dairesi 2023/303 E. , 2024/3831 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1316 Esas, 2022/1128 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/483 E., 2019/1057 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının dava dışı ...Tekstil Üretim Toptan Satış Özel Eğitim Araç Kiralama İthalat İhracat San. Tic. Ltd. Şti. (......,Şirketi) hissedarı olduğu gibi şirketin müdürü olarak görev yaptığını, şirketin faaliyet konusunun internet ve online sistemler üzerinden mal alım satımı yapmak, sanal mağazalar oluşturmak ve elektronik ortamlarda ticaret yapmak, şirketin ürettiği tek ürünün ise bebek taşımaya yarar bebek kangurusu, tek tanıtım ve pazarlama faaliyetinin internet ve sosyal medya olduğunu, davalının şirketin diğer ortağı müvekkilinden habersiz olarak şirketin tanıtım faaliyetlerinin yürütüldüğü instagram ve facebook hesaplarının şifrelerinin davalı tarafından değiştirildiğini, sözlü ve 05.08.2016 ile 31.08.2016 tarihli ihtarlara rağmen şifrelerin davalı tarafından şirket ortağı olan müvekkiline verilmediğini, bilinçli olarak da tanıtım ve pazarlama faaliyetlerinin davalı tarafından yürütülmediğini, bu nedenle de şirketin satışlarının düştüğünü ve daha sonra da şirketin sosyal medya hesabının değiştirildiğini, davalının anılan eylemleri sebebiyle 24.02.2017 tarihine kadar olan zararların tahsili için Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesine açılan ve 2017/146 E. sayılı davada davalının haksız eylemleri sebebiyle 673.549,90 TL kâr mahrumiyeti alacağı hesaplandığını, bu davadan taraflar arasında yapılan 05.02.2018 tarihli boşanma protokolü gereğince vazgeçilmiş ise de; davalının zarar verici eylemlerine devam ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.000,00 TL zararın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 555 inci maddesi gereğince davalıdan tahsili ile şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan sorumluluk davasında, dava dışı şirkette davacının müdür, davalının ise müdürler kurulu başkanı olarak görev yaptığı dönemde davalının eylemleri ile şirketin zarara uğratıldığı iddia edilmiş ise de; aynı iddialarla ilgili mahkememizin 2017/146 esasında görülmekte olan davada zarar isteminde bulunulduğu, açılan bu davanın feragatla sonuçlanması ve kesinleşmesi nedeniyle yeni bir dava yolu ile aynı zararın talep edilemeyeceği, feragatla sonuçlanan dava tarihinden sonraki dönemle ilgili olarak da davalının şirketi zararlandırıcı herhangi bir eyleminin bulunmadığı gerekçesiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin hakkından feragat etmeyip vazgeçtiğini, müvekkilinin davanın takibinden vazgeçtiğini, oysa talep edilen haktan, talep sonucundan feragat etmediğini, nitekim karara dayanak 05.02.2018 tarihli boşanma protokolünün 5. maddesinin (e) bendinde; "... ile ......ekli listede ve bu listede belirtilmeksizin aralarındaki tüm hukuk davalarından vazgeçecek ve vazgeçme karşı tarafça kabul edilecektir..." şeklinde düzenlenmiş olduğunu protokolün düzenleniş biçiminden de anlaşıldığı üzere protokoldeki vazgeçmenin feragat anlamında olmadığını davanın yalnızca geri alındığının açık olduğunu, söz konusu kararın istinaf edilmeden kesinleşmiş olmasının kararı hukuka uygun kılmadığını, her ne kadar yerel mahkeme kararında davacının kesinleşen davada istenilen alacakları kesin hüküm nedeniyle yeni bir davada istenemeyeceği şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar vermişse de Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/146 E. sayılı dosyasında 24.02.2017 tarihine kadar olan alacakların ve zararın tazmini talep edilmiş olup işbu istinaf dilekçemize konu Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/483 E. sayılı dosyasında ise 24.02.2017 tarihinden sonra doğan alacak ve zararların tazmini talep edildiğini, yerel mahkemenin gerekçesine konu ettiği gibi vazgeçilen alacakların talep edilmediğini, mahkemece gerekçeli kararda feragatle sonuçlanan dava tarihinden sonraki dönemle ilgili olarak da davalının şirketi zararlandırıcı herhangi bir eyleminin bulunmadığının belirtildiğini, ancak davalının halen sosyal medya hesaplarının şifrelerini vermeyerek şirketin ticari satış yapmasını engellediğini ve ayrıca boşanma protokolüne aykırı davranarak şirketin tasfiyesini geciktirdiğinden zararın daha da artmasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek açıklanan bu ve re'sen gözetilecek nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava dışı limited şirketin ortağı ve müdürler kurulu başkanı olan davalının şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi gereği dava dışı limited şirketin zararının tazmini ile şirkete ödenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
11. Hukuk Dairesi, 2021/6300 E., 2023/1795 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
tam metni aç
üzerine aynı genel kurulda seçilen yönetim kurulu yeni başkanlığına hitaben, şirketin uğramış olduğu zararın giderilmesi bakımından davalı şirketler hakkında yasal yollara başvurulmasının talep edildiğini, bu talebin de sonuçsuz kaldığını, 6102 sayılı Kanun'un 555 inci maddesi gereği, şirket ortağının münferit dava açma hakkının bulunduğunu, açık kanun hükmü ve bu yönde ilke kararı haline gelen ye
11. Hukuk Dairesi 2021/6300 E. , 2023/1795 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/757 Esas, 202021/857 Karar
HÜKÜM : İstinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/254 E., 2020/565 K.
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların dava dışı ... Enerji A.Ş.'nin toplamda %45 hissedarı olduğunu, şirketin diğer ortaklarının..., ..., ... ve ... olduğunu,
şirketin kurucu ortaklardan ..., ...ve ...'in yönetim, organizasyon ve mühendisliği ile o dönemde Türkiye pazarında kısıtlı ve yeni olan güneş takip sistemi geliştirildiğini ve bu yolla ticari gelir kazanılmasının hedeflenildiği, ancak aynı zamanda anılan şirketin ortakları olan dava dışı..., ..., ... Dede'ye ait davalı şirketlerce, aynı sistemin Kahramanmaraş ve Osmaniye'de kurulan güneş enerji üretim santrallerinde, hukuka aykırı olarak bedelsiz kurulum ve kullanımı nedeniyle haksız kazanç sağlandığını, şirket yönetim kurulunda davacıların davalılar aleyhine yasal yollara başvurulması talebinin oy çokluğu ile reddedildiğini, yeni seçilen yönetim kurulu başkanına ihtarlara rağmen şirketin yasal haklarını kullanmadığını, dava dışı...'nin davacıların ortağı olduğu şirkette hem hissedar hem de yönetim kurulu başkanı olmasına rağmen davalı şirketten olan alacaklarını talep etmediğini, davalı şirketlerdeki mevcut konum nedeniyle açık çıkar çatışmasının bulunduğunu, sonrasında gelen yönetim kurulu başkanı tarafından davalılara karşı şirketin yasal yollara başvurmadığından, haksız rekabet oluşturan eylemler nedeniyle davacıların dava hakkının bulunduğunu ileri sürerek davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, davacıların uğradığı zararın şimdilik 100.000,00 TL'lik kısmının avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıların ortağı olduğu ... Enerji A.Ş.'ye ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacıların paydaş sıfatıyla hareket ettiğini, şirket adına dava açma yetkilerinin bulunmadığını, dava dışı ... Enerji A.Ş.'nin genel kurulunda davacıların iddialarının görüşülerek karara bağlandığını, yönetim kurulunun genel kurulda alınan kararla çelişemeyeceğini, genel kurul kararının iptali yönünden davacılar tarafından alınmış bir karar olmadığını, şirketin hareketsiz kalmasından dolayı davacıların dava hakkı bulunduğundan bahsedilmeyeceğini, davalı şirketlerin, güneş enerjisi santrallerinde mevcut güneş takip sistemlerinin, davaca dışı şirket çalışmalarıyla icat ettiği ya da kendi kendi geliştirip ürettiği bir takip sisteminin olmadığını, piyasadan temin edilebilir ya da üçüncü firmaların kendi mülkiyetinde bulunan ürünler olduğunu, davacılara ya da dava dışı şirkete ait teknik ve ticari değer bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... Enerji AŞ. yetkilisince davanın açılmamış olduğu, davacıların aktif dava ehliyetinin olmadığının kabul edildiği, 100.000,00 TL zararın tazmini için bu konuda zorunlu arabuluculuğa gidilmemiş olduğu gerekçesiyle haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine ilişkin taleplerin aktif husumet yokluğu nedeni ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine, 100.000,00 TL zararın tazminine ilişkin talebin ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 5/A maddesi uyarınca dava öncesinde arabuluculuğa başvuruda bulunulmamış olması nedeni ile 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı ... Enerji A.Ş.'nin hisse dağılımının %22.5 ..., %22.5 ..., %11.25..., %22.5 ..., %11.25 ... Dede ve %10 ... şeklinde olduğunu, ... Enerji A.Ş.'de toplamda %45 oranında pay sahipliği bulunan Dede ailesinin aynı zamanda davalı şirketlerinde hissedarları bulunduğunu, ... Enerji A.Ş. bünyesinde bir araya getirilip üretilen, ticari bir değer ifade edecek şekilde kullanılabilen güneş takip sisteminin, ... Enerji A.Ş.'de de ortaklık payları bulunan..., ..., Burçin Noyan Dede'nin hissedarları olduğu davalı şirketlerce haksız kullanıldığını, ancak müvekkillerin bu yöndeki başvurusu üzerine verilen mahkeme kararı ile gerçekleştirilebilinen ... Enerji A.Ş.'nin 02.12.2019 tarihli genel kurulunda, söz konusu güneş takip sisteminin haksız bir şekilde bedelsiz kurulum ve kullanımının sağlandığı davalı şirketlere karşı yasal yollara başvurulması talebinin, müvekkillerin olumlu oyuna karşın, şirketin diğer ortaklarının olumsuz oyları ve oy çokluğu ile reddedildiğini, bunun üzerine aynı genel kurulda seçilen yönetim kurulu yeni başkanlığına hitaben, şirketin uğramış olduğu zararın giderilmesi bakımından davalı şirketler hakkında yasal yollara başvurulmasının talep edildiğini, bu talebin de sonuçsuz kaldığını, 6102 sayılı Kanun'un 555 inci maddesi gereği, şirket ortağının münferit dava açma hakkının bulunduğunu, açık kanun hükmü ve bu yönde ilke kararı haline gelen yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince, menfaatin şirket adına talep edildiği huzurdaki davanın, şirket ortağı sıfatı ile müvekkilleri tarafından münferiden ikame edebileceği kuşkusuzken, müvekkillerinin ... Enerji A.Ş.'yi temsilen dava açamayacağı yönündeki kararın haksız ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrıca huzurdaki davanın haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, haksız rekabete konu malların imhası ile haksız rekabet neticesinde oluşan zararın tazmini talep edilmek suretiyle ikame edildiğini, söz konusu dava ile sadece alacak veya tazminat talep edilmeyip, aynı davalılara karşı, birbirinden bağımsız, birden fazla talep ileri sürüldüğünü, huzurdaki dava kapsamında haksız rekabete ilişkin taleplerin, zorunlu arabuluculuk şartına tabi olmadığını, somut olaydaki gibi davaların yığılması halinde arabuluculuğa tabi olmayan dava ile birlikte açılan davanın da arabuluculuk dava şartına tabi olmayacağının Yargıtay yerleşik uygulaması haline geldiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemenin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 31.10.2016 tarih, 2016/9938 E. ve 2016/8528 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 6100 sayılı Kanun ile dava açma hakkı, ekonomik çıkarları yönünden zarara uğrayan ya da zarar görme tehlikesine maruz kalan kimselere tanınmış olduğundan, tüzel kişilerde doğrudan zarara uğraması söz konusu olmayan ortakların ve yönetim kurulu üyelerinin şahsen dava açmaya hakkı olmadığı, somut uyuşmazlıkta da davacıların, dava dışı ... Enerji A.Ş.'nin ortağı olmaktan başka, örneğin herhangi bir tescilli sınai mülkiyet haklarının olduğu da ileri sürülmediği, bu durum karşısında İlk Derece Mahkemesince davacı ortakların, dava dışı ... Enerji A.Ş.'nin haksız rekabet iddiasına dayalı olan işbu davada, aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı, aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların, ticari arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekeceği, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın bir kısmının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle maddi tazminat davasının usulden reddine karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve davacıların hak arama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket ortağı olan davacıların haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat davasında aktif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2021/451 E., 2022/6359 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
ışı nedeni ile alıcıdan herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını ve işbu devir nedeni ile ...'i gayri kabili rücu olarak ibra ettiğinden hisse devir bakiye alacağı talep edemeyeceği, davacının şirket ortaklığından kaynaklanan zararının 6102 sayılı TTK'nın 555. maddesi uyarınca, ancak şirkete ödenmesinin istenebileceği, davacı ise tazminatın kendisine verilmesini talep ettiği gerekçesiyle bu ta
11. Hukuk Dairesi 2021/451 E. , 2022/6359 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07.10.2019 tarih ve 2019/2 E. - 2019/488 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nce verilen 05.11.2020 tarih ve 2019/2237 E. - 2020/1414 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 27.09.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av...... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının 2007 yılında Doğa Entegre A.Ş.'ni kurduğu ve geri dönüşüm iş kolunda önce ve girişimci faaliyet ve projeleriyle öne çıktığını, 2010 yılında davalı Anel Doğa Entegre Geri Dönüşüm Endüstri A.Ş. ile ortaklık kurulduğunu ve şirketin bu nam altında faaliyetlerini sürdürmeye başladığını, şirketin %54 hissesi Anel Doğa Entegre Geri Dönüşüm Endüstri A.Ş.'ye geçtiğini, taraflar arasında yapılan protokol gereği hisse devri yapan davacının sermaye artırımlarından etkilenmeyeceği, sermaye arttırımının temettüden karşılanacağı, şirketin ihtiyaç duyduğu sermayenin karşılanacağı, yatırımların kredi kefaletlerinin davalı şirket Anel Doğa A.Ş. tarafından karşılanacağının hüküm altına alındığını, birleşme protokolünde olmadığı halde katılım payı faturası adı altında aylık 100.000,00 TL, (3) yıl boyunca şirkete maliyet çıkartıldığını, davalılardan ... adına kayıtlı arsa üzerine inşa edilen yapının maliyet faturası Anel'e fatura edildiğini; 2012 yılında sermaye aktarımı için olağan faizin %12 olduğu dönemde %18 oranında ticari teamüllere aykırı yüksek oranda faiz faturasının Anel A.Ş.'ne fatura edildiği ve mali yapının
sürekli sarsıldığını, davalıların amaçlarının davacı üzerindeki baskıyı ağırlaştırarak tümüyle kendisini şirket yapısının dışına çıkarmak olduğu ve neticede davacı, davalı şirketteki hisselerini gerçek değerinin çok altında davalılardan ...'e devretmek zorunda kaldığını, bu hisse devre sırasında hata, hile ve ikrah unsurları yanı sıra davacının hisse devrini sağlayabilmek için davalılar başkaca ekonomik vaatlerde bulunduğunu, bu vaatler arasında diğer grup şirket Anel Elektrik'in taahhüt işlerinin kendisine verilmesi vaat edildiğini, devredilen hisselerin gerçek değerinin sözleşme bedeli olan 400.000,00 TL'nin yaklaşık (10) katı değerinde olduğunu beyan ile fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL hisse devri bakiye alacak bedeli olmak üzere toplam 100.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının hissedarı olduğu şirketin Anel Doğa Entegre Geri Dönüşüm Endüstri A.Ş. olduğunu, Anel Doğa'nın davacıdan hisse satın alınması ya da başkaca hukuki bir işleme taraf olamayacağını, Doğa Entegre'nin hisselerinin %54'ünün Anel Doğa'ya geçmiş olduğu ve iki şirket arasında birleşme gerçekleştirilerek Anel Doğa unvanı üzerinden faaliyetlere devam edildiği iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, Doğa Entegre ile Anel Doğa arasında herhangi bir birleşmenin söz konusu olmadığını, şirketlerin iki ayrı tüzel kişilik olmadığı aynı şirket olduğu, davacı ... Daykaya'nın unvan değişikliği ile Anel Doğa olan şirkette hisse sahibi olduğunu, davacının hisselerinin hiçbir zaman Anel Doğa tarafından satın alınmadığı ve alınmasının da taahhüt edilmediğini, davacının 22/11/2013 tarihinde hisse satış ve devir sözleşmesi ile Anel Doğa'da bulunan hisselerinin tamamını ...'e satarak devrettiğini ve bu satışa ilişkin ibraname imzalandığı, işbu ibraname ile ... ile şirketin diğer hissedarlarından ve Anel Doğa'dan herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını kabul ettiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; Bölge Adliye Mahkemesinin kararına uyma sonucu yapılan yargılama sonunda, dinlenen tanık beyanları sonrasında davacının, bedel devri sırasında iradesini sakatlayan bir durumun bulunmadığı, verilen vaatlerin yerine getirilmediği iddiası değerlendirildiğinde, davacının 22.11.2013 tarihinde hissesini davalı ...'a devir ettiği ve bu hisse satışı nedeni ile alıcıdan herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını ve işbu devir nedeni ile ...'i gayri kabili rücu olarak ibra ettiğinden hisse devir bakiye alacağı talep edemeyeceği, davacının şirket ortaklığından kaynaklanan zararının 6102 sayılı TTK'nın 555. maddesi uyarınca, ancak şirkete ödenmesinin istenebileceği, davacı ise tazminatın kendisine verilmesini talep ettiği gerekçesiyle bu talebe ilişkin davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili, istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı TTK’nın 555. maddesindeki düzenleme uyarınca, şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir ise de pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler, hükmü uyarınca davacı tazminatın kendisine verilmesini talep ettiği, diğer taraftan; davacı hisselerinin tamamını 22/11/2013 tarihli Hisse Satış ve Devir Sözleşmesiyle davalı ...'e devretmiş, bu
devir şirket yönetim kurulunca onaylanmış olup, davacı dava tarihi itibarıyla davalı şirketin ortağı olmadığından ilk derece mahkemesince davacının şirket ortağı olarak zarara uğradığı iddiası ile açılan davanın aktif husumet nedeni ile reddine karar verilmesinde dosya kapsamı delillerle, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı,
Davacı ile davalı ... arasında 22/11/2013 tarihli Hisse Satış ve Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı, davacının, davalı şirketteki tüm hisselerini bu sözleşme ile davalı ...'e devrettiği, devir işleminin davalı şirket yönetim kurulunca onaylandığı, sözleşme içeriğine göre, davacının şirketin mevcut bilanço ve mali durumunu bilerek ve hisse değerlerinde tam mutabakat sağlayarak 400.000,00 TL bedelle tüm hisselerini devir ve temlik ettiği, davacının bu satış nedeniyle alıcıyı (davalı ...) ibra ettiği, hisse devir bedelini nakden ve tamamen aldığı, yine aynı tarihli ibranameye göre davacının her türlü doğmuş/doğacak hak taleplerinden vazgeçerek feragat ettiğini, alıcı ve şirketi ibra ettiği, şirketin kuruluşundan itibaren sürekli zarar ettiği, davacının davalı şirketteki hisselerini gerçek değerinin çok altında davalılardan ...'e devretmek zorunda kaldığı, bu hisse devri sırasında hata, hile ve ikrah unsurlarının yanı sıra davacının hisse devrini sağlayabilmek için davalıların başkaca ekonomik vaatlerde bulunduğuna ilişkin iddialarını ispatlayamadığı, 22/11/2013 tarihli sözleşme ve aynı tarihli ibraname karşısında bunların aksini ispatlayacak yazılı delil bulunmadığı gibi tanık beyanlarının da ispata elverişli ve yeterli olmadığı, sözleşme ve ibraname içeriğinden anlaşıldığı gibi davacının şirketin mali durumunu bilerek belirlenen satış bedeli konusunda mutabık kaldığından ilk derece mahkemesince davacının şirket hisse devir bakiye alacağı tahsili için açmış olduğu davanın reddine karar verilmesinde dosya kapsamı delillerle, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 27/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi 2021/5943 E. , 2022/2413 K.
"İçtihat Metni"
BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ HUKUK DAİRELERİ’NİN
KESİN NİTELİKTEKİ KARARLARI ARASINDAKİ
UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİNE YÖNELİK KARAR
I. BAŞVURU
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 06/04/2021 tarih ve 2021/80 Esas sayılı başvurusu ile 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanununun 35/3-4 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri arasında " Endemol Medya Pro. Tic. Ltd. Şti. bünyesinde ana sözleşme ile şirket yönetiminin bir kısmı kendilerine verilerek ve iç yönerge hazırlanarak kendilerine B grubu yetkisi verilen, şirket müdürü tarafından atanan, 2017 yılı itibari ile iş akitleri feshedilen, halihazırda iş mahkemesinde görülmekte olan davaları bulunan davalı gerçek kişiler ...ve ...' in " Endemol Medya Pro. Tic. Ltd. Şti.'nde TTK’nın 553. maddesi hükmü kapsamında yönetici olup olmadıkları noktasında İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi ile İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi arasında ortaya çıkan" uyuşmazlığın giderilmesi için ilgili Yargıtay Hukuk Dairesi nezdinde gerekli başvurunun yapılması, bu suretle uyuşmazlığın giderilmesinin talep edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu 25.06.2021 tarihli kararı ile konuyla ilgili olarak verilen kesin kararlar nedeniyle oluşan çelişkinin giderilmesi bakımından Yargıtay’ın ilgili dairesinden karar alınması için başvuruda bulunulmasına karar verilmiş, konuyla ilgili olarak düzenlenen evrakı içeren dosya Dairemiz Başkanlığına gönderilmiştir.
II. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU’NUN KARARI
Yukarıda açıklanan konu ile ilgili olarak iki istinaf dairesi arasında çıkan görüş ayrılığı İstanbul BAM Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunda görüşülmüş İstanbul 14. HD'nin görüşü benimsenerek her iki istinaf dairesinin incelemesine konu uyuşmazlıklarda davalıların aynı gerçek kişiler olduğu, her iki davada davalıların aynı şirketin yöneticisi olduklarının iddia edildiği ve sorumluluk iddialarının, şirket yöneticiliği sıfatına dayandırıldığı, davalıların yönetici sıfatlarının ve sorumluluklarının bulunup bulunmadığı hususlarının esasa ilişkin konular olduğu, davalıların şirket yöneticisi ve temsilcisi oldukları dönemde zararlandırıcı eylemlerde bulundukları iddia edildiğine göre, davaların TTK'nın 553. maddesi uyarınca açılmış sorumluluk davası olduğunun kabulü gerektiği, davalı yöneticilerin temsil ve ilzam yetkilerini ve yönetim yetkilerini hukuka uygun olarak kullanıp kullanmadıklarının şirketler hukukuna ve TTK'nın yöneticinin sorumluluğunu düzenleyen hükümlerine göre belirleneceği, davalı yöneticilerin, davacı şirketlerle ayrıca hizmet sözleşmesi de imzalamış olmalarının, sorumluluk açısından yöneticinin sorumluluğu hükümlerinin uygulanmasına engel olmayacağı, uygulamada şirket genel müdürleri, yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile temsilcisi oldukları şirket arasındaki iç ilişkide hak ve sorumlulukların belirlenmesi amacıyla hizmet sözleşmesi adı altında, sözleşmeler imzalandığı, ancak bu tür hukuki ilişkilerin nitelemesinin mahkemelerce yapılacağı, dava dilekçelerindeki iddiaların kapsamına göre uyuşmazlıkların TTK'da düzenlenen şirket yöneticisinin sorumluluğa ilişkin olmasına göre her iki davanın TTK'nın 5/1.a maddesi uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olduğu, İstanbul BAM Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun görüşünün, bu tür uyuşmazlıklarda görevli ilk derece mahkemesinin asliye ticaret mahkemesi olduğu yönünde olup, uyuşmazlığın giderilmesi için 5235 sayılı Yasa’nın 35/3 maddesi gereğince Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’ne başvurulmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir.
III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KESİN NİTELİKTEKİ KARARLAR VE GEREKÇELERİ
A- İstanbul BAM 12. HD'nin 2019/1386 E- 2019/1677 K sayılı dosyasına konu uyuşmazlıkta; davacı Endemol Medya Prodüksiyon Tic. Ltd. Şti. vekilinin, davalılar Hulusi ... ve ...'in davacı şirket nezdinde iş sözleşmeleri uyarınca genel müdür ve ticari direktör olarak çalışmakta iken kendilerine B grubu imza yetkisi verildiğini, davalıların 2013 yılından itibaren Türkiye'de mukim yegane şirket yetkilileri haline geldiklerini, davalıların paravan taşeron şirketler aracılığıyla davacı şirketin imkanlarını kişisel çıkarları için kullandıklarını, davacı şirketin borç batağına sürüklendiğini, fahiş faturalar düzenleyerek şirkete zarar verdiklerini, davacı şirketin iflasına sebebiyet verdiklerini, davalıların iş sözleşmelerinin Haziran 2017'de iptal edildiğini, davalıların yaptıkları usulsüz işlemler nedeniyle suç duyurusunda bulunulmuş olup soruşturma açıldığını, davacı şirketin iflasının mahkemeye bildirildiğini ileri sürerek, davalıların davacı şirkete verdikleri zararın tespitine ve şimdilik 1000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/705 E- 2019/56 K sayılı, 22.01.2019 tarihli kararıyla, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesi niteliğinde olduğu gerekçesiyle davaya bakma görevinin iş mahkemelerine ait olduğu gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine karar verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 12. HD'nin 2019/1386 E- 2019/1677 K sayılı, 22.01.2019 tarihli kararıyla TTK'nın 623/1, 629/3 ve TBK'nın 547. maddelerinden bahisle, somut olayda davalılar vekili her iki davalının limited şirket müdürü olduğunu ileri sürmüş ise de şirketin organ vasfını haiz müdürleri olmadıkları, sınırlı yetkili imza yetkilisi ve şirket müdürü tarafından atanan tacir yardımcısı sıfatını haiz oldukları belirlenmekle, davacı işveren tarafından davanın, yöneticinin sorumluluğuna ilişkin tazminat davası niteliğinde olmadığı, davanın hizmet sözleşmesinden kaynaklanmakla iş mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği kanaatiyle HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
B- İstanbul BAM 14. HD'nin 2020/1699 E- 2020/1436 K sayılı dosyasına konu uyuşmazlıkta; davacılar vekilinin, ENDEMOL SHİNE OPCO HOLDİNG B.V ve ENDEMOL SHİNE IP B.V şirketlerinin, Hollanda'da kurulu şirketler olduğunu, davacı şirketlerin Endomol Medya Prodüksiyon Ticaret Ltd. Şti.'nin hissedarı olduklarını, davalılar Hulusi ... ve ...'in ise bu şirkette iş sözleşmeleri gereğince genel müdür ve ticari direktör olarak çalıştıklarını, davalıların gerçeğe aykırı ve yanıltıcı raporlar vermesi sebebiyle bu şirkete borç verildiğini, borçların davalılar tarafından yakınlarına aktarılarak kişisel menfaatlerinde kullanıldıklarını, bunun Arvares & Marsal raporuyla belirlendiğini ileri sürerek, 1.000.000,00 TL maddi tazminat ile her bir davacı için 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/729 E- 2020/201 K sayılı, 25.06.2021 tarihli tarihli görevsizlik kararıyla, İstanbul BAM 12. HD'nin yukarıda anılan 2019/1386 E- 2019/1677 K sayılı, 22.01.2019 tarihli kararına da atıf yapmak suretiyle taraflar arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesi niteliğinde olduğu, davaya bakma görevinin iş mahkemelerine ait olduğu gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine karar verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 14. HD'nin 2020/1699 E- 2020/1436 K sayılı 17.12.2020 tarihli kararıyla, davacıların hem pay sahibi hem de alacaklı oldukları dava dışı şirkete, davalıların düzenlediği gerçeğe aykırı ve yanıltıcı raporlara dayanarak borç verilmesinden dolayı uğranılan doğrudan zararın tazmininin talep edildiği, davalıların dava dışı şirkette finansal müdür ve ticari direktör sıfatlarının bulunduğu, 07.10.2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilen genel kurul kararı ile tanınan yetkiye dayanılarak düzenlenen iç yönerge ve imza sirküleri ile davalıların B grubu imza yetkisi ile dava dışı şirketi temsil etmek üzere yetkilendirildikleri, TTK'nın 629. maddesindeki atıf dikkate alındığında davalıların TTK'nın 367-371. maddelerinde gösterilen yönetici sıfatını haiz oldukları, davacının da sorumluluk iddiasını açıkça şirket yöneticisinin sorumluluğunu düzenleyen TTK maddelerine dayandırdığı, bu nedenle uyuşmazlığın TTK'nın 553. maddesi kapsamında şirket yöneticilerinin sorumluluğu iddiasına dayandığı anlaşılmakla davanın, TTK'nın 4 ve 5. maddeleri uyarınca mutlak ticari dava olduğu, bu nedenle görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca, istinafa konu görevsizlik kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
IV. UYUŞMAZLIK
Yukarıda açıklanan konu ile ilgili olarak birbirinden ayrışan İstanbul Bölge Adliye Hukuk Daireleri’nin kesin nitelikteki kararları gözetildiğinde, görevli mahkemenin iş mahkemesi mi yoksa asliye ticaret mahkemesi mi olduğu noktasında toplanmaktadır.
V. UYUŞMAZLIKLA İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER
6102 SAYILI TTK’nın 4., 5., 367 ila 371., 553., 555., 623., 629. maddeleri
6098 SAYILI TBK’nın 547 ila 550. maddeleri
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesi
VI. GEREKÇE
6102 sayılı TTK’nın limited şirketlere ilişkin olarak Yönetim ve temsil, Müdürler başlığı altındaki 623. maddesinde, şirketin yönetimi ve temsilinin şirket sözleşmesi ile düzenleneceği, şirketin yönetimi ve temsilinin, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebileceği, en azından bir ortağın şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerektiği, müdürlerin, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkili olduğu hususu düzenlenmiştir.
Yine 6102 sayılı Yasa’nın, Temsil yetkisinin kapsamı, sınırlandırılması başlıklı 629. maddesinde, müdürlerin temsil yetkilerinin kapsamına, yetkinin sınırlandırılmasına, imzaya yetkili olanların belirlenmesine, imza şekli ile bunların tescil ve ilanına bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin ilgili hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağı, (Ek: 10/9/2014 - 6552/132 md.) müdürler tarafından şirkete hizmet akdi ile bağlı olanların sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atanması hususunda 367. madde ile 371. maddenin yedinci fıkrasının kıyasen limited şirketlere de uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir.
Buradan hareketle 6102 sayılı Yasa’nın anonim şirketlerde yönetim kurulunu düzenleyen ikinci bölümde yönetim devri başlıklı 367. maddede, yönetim kurulunun esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabileceği, bu iç yönergenin şirketin yönetimini düzenleyeceği, bunun için gerekli olan görevleri, tanımları, yerlerini göstereceği, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirleyeceği hükmüne yer verilmiştir. 368. maddesinde ise yönetim kurulunun, ticari mümessil ve ticari vekil atayabileceği, 371. maddesinde ise yönetim kurulunun ticari temsilci, ticari vekil ve diğer tacir yardımcılarını atayabilmesi ve temsil ile yönetsel yetkilerinin ve sorumluluklarına ilişkin hükümlere yer verildiği görülmüştür.
Ticari temsilci ve ticari vekiller bakımından TTK’da bir tanıma yer verilmemiş ise de, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 547. maddesinde ticari temsilci, 551. maddesinde de ticari vekilin tanımına yer verilmiş, her ikisi bakımından da şirketin veya şirkete dahil işletmelerin yönetiminin kısmen veya tamamen bu gibi kişilere bırakılabileceği öngörülmüştür.
Anonim şirketler bakımından kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu ise 6102 sayılı TTK’nın 553. maddesinde düzenlenmiş olup bu kişilerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacakları hükme bağlanmıştır. Söz konusu hükme göre, kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. Keza, hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz, bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz. TTK’nın 644. maddesi uyarınca, anonim şirketlere özgü olup yukarda sayılan kişilerin sorumluluğuna ilişkin 553. madde hükmünün, limited şirketler bakımından da doğrudan uygulanacağı öngörülmüştür.
Bu genel açıklamalardan sonra eldeki uyuşmazlık ile doğrudan ilgili yasa maddelerinin incelenmesi gerekir.
TTK’nın 4. maddesi hangi davaların ticari dava olarak kabul edildiğini göstermekte olup ticaret mahkemelerinin iş sahası ve hangi davalara bakacağı ise TTK’nın 5. maddesinde belirtilmiştir. Bu maddeye göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4. madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır.
İş mahkemelerinin görev alanına gelince; mülga 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi, “İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur.” şeklinde düzenlenmişken 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesinde 5953 sayılı Kanun’a tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanun’a tabi gemi adamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’na veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,... diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara ilişkin dava ve işlere bakar... düzenlemesiyle iş mahkemelerinin görev alanını 5521 sayılı Kanun hükmüne nazaran genişletmiş, 6098 sayılı TBK’da hizmet sözleşmesine tabi işçilerin, işverenleri ile “iş ilişkisi” nedeniyle sözleşme ve kanundan doğan hukuk uyuşmazlıklarını da iş mahkemelerinin görevi kapsamına almıştır.
Yapılan açıklamalar ışığında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk daireleri arasındaki uyuşmazlıkla ilgili yapılacak değerlendirmede, ortak sıfatı bulunmayıp şirketle arasında hizmet akdi bulunan ve şirketi temsil etmek üzere çeşitli yetkiler verilmiş olup uygulamada finansal müdür, ticari direktör, koordinatör, icracı müdür gibi adlandırılan yönetici vasfını haiz kişilerin görevlerini ifa ettikleri sırada şirkete, şirketin ortakları veya şirket alacaklılarına karşı zararlandırıcı eylemlerinden kaynaklanan davaların TTK’nın 553. maddesi uyarınca açılmış sorumluluk davası olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, kendisine sorumluluk davası yöneltilen kişinin, limited şirkette yönetici vasfını haiz olup olmadığının belirlenmesini müteakip yönetici vasfında olduğunun saptanması halinde, yönetim yetkilerini hukuka uygun kullanıp kullanmadıklarının, TBK’da düzenlenen hizmet akdi kurallarına göre değil TTK’nın şirketler hukuku ilkelerine ve yöneticinin sorumluluğunu düzenleyen hükümlerine göre belirlenmesi gerekecektir.
Başka bir anlatımla, limited şirketler bakımından, tıpkı anonim şirketlerde olduğu gibi, şirkette hizmet sözleşmesi ile görev yapmakta ise de icra (yönetim) yetkisi ile donatılmış kişilerin sorumluluğu, yukarıda açıklandığı gibi, TTK’da düzenlenmiş olup uyuşmazlık hizmet sözleşmesinden ve İş Kanunu’ndan doğan bir uyuşmazlık olmadığından iş mahkemeleri görevli olmayıp TTK'nın 4. ve 5. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliği gereği görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleridir. Dairemizin yerleşik uygulaması da bu yönde olup (05.10.2015 tarih 2015/8681 E. 2015/9883 K. sayılı, 15.04.2013 tarih 2013/4580 E. 2013/7279 K. sayılı, 29.06.2012 tarih 2012/8542 E. 2012/11562 K. sayılı, 02.05.2016 tarih 2016/4264 E. 2016/4920 K. sayılı, 16.01.2017 tarih 2016/15085 E. 2017/285 K. sayılı, 03.06.2013 tarih 2013/7700 E. 2013/11490 K. sayılı, 17.02.2014 tarih 2013/12406 E. 2014/2740 K. sayılı, 25.01.2010 tarih 2008/9631 E. 2010/660 K. sayılı ilamları) ve YHGK’nun uygulaması da (07.11.2001 tarih 2001/13-1026 E. 2001/765 K. sayılı, 05.02.2003 tarih, 2003/9-82 E. 2003/65 K. sayılı ilamı ) aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
VII. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, ortak sıfatı bulunmayıp, şirketle arasında hizmet akdi çerçevesinde görev yapmakla birlikte şirketin iş ve işlemlerini yönetmek üzere kendisine çeşitli yetkiler verilen kişilerin görevlerini ifa ettikleri sırada şirkete, şirketin ortakları veya şirket alacaklılarına karşı zararlandırıcı eylemlerinden kaynaklanan davaların TTK’nın 553. maddesi uyarınca açılmış sorumluluk davası olmasına, TTK'nın 4. ve 5. maddeleri uyarınca bu tür uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğuna, İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi ve İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine, 25/03/2022 tarihinde 5235 sayılı Kanun’un 35/4 maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2020/6405 E., 2022/3781 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/1443 E 2013/564 K sayılı 25/11/2013 tarihli kararı ile şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiğini, TTK’nın 644 maddesi yollamasıyla TTK’nın 553 ila 561 maddeleri uyarınca davalı hakkında şirkete verdiği zararların şirkete verilmek üzere dava açılabileceğini ileri sürerek, şimdilik 850.000,00 TL'nin 31/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte d
11. Hukuk Dairesi 2020/6405 E. , 2022/3781 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04.03.2020 tarih ve 2019/240 E. - 2020/222 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla,, duruşma için belirlenen 10.05.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının dava dışı Çizgi Yat İmalat Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin eşit hisseye sahip ortağı olduğunu, anasözleşme ile müşterek imza yetkisine sahip iken 31/01/2012 tarihli sahte ortaklar kurulu kararı ile davalının kendisini münferit imza yetkisine sahip tek müdür konuma getirdiğini, anılan genel kurul ile ilgili olarak İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/1435 Esas - 2013/282 sayılı kararı ile imzanın sahteliğinin tespiti ile ortaklar kurulu kararının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, davalının 31/01/2012 tarihinden şirkete kayyım atandığı 31/12/2012 tarihine kadar tek başına hareket ederek şirketten sebepsiz para çıkışları yapılarak, şirkete gerçek değerinin çok üzerinde bedellerle malzeme alımı yapılarak, gerçekte alınmayan malzemelerin alınmış gösterilerek, alınan malzemelerin stokta mevcut olmaması nedeniyle, aktiflerin buharlaştırılmak ve şirketin bu dönemde inşa ettği Brodosplit - Laplaine teknesi sözleşme bedelinin bakiye kısmının tahsil edilmeyip şirket kasasına aktarılmaması, dava dışı Kaya Orman Ürünleri, Lotus, Day Yapı, Silto Perde, Mert Metal, Hazar, Norsap, ..., Somer Yat ve Modus firmalarıyla gerçekleştirilen iş ve işlemler nedeniyle şirketin zarara uğratıldığını, zararların kapsam ve miktarının tam bilinmediğini, yargılama sonucu ortaya çıkabileceğini, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/1443 E 2013/564 K sayılı 25/11/2013 tarihli kararı ile şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiğini, TTK’nın 644 maddesi yollamasıyla TTK’nın 553 ila 561 maddeleri uyarınca davalı hakkında şirkete verdiği zararların şirkete verilmek üzere dava açılabileceğini ileri sürerek, şimdilik 850.000,00 TL'nin 31/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile T.H. Çizgi Yat İmalat Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, şirkete 03/12/2012 tarihinde kayyım atandığı dikkate alındığında, anılan faturanın önceden kesilmemesinden ve tahsil edilememesinden dolayı dava dışı şirketin zarara uğradığı hususunun kanıtlanamadığı, bahse konu Caspian Star teknesinin 08/10/2012'de Tuzla'dan ayrılması sonrasında sözleşmeye göre Çizgi Yat tarafından yapılan işlere devam edilmesi amacıyla Hırvatistan'a gönderildiği, ve bu tarihten sonra da Çizgi Yat'ın ödeme almaya devam ettiği, bu sebeple teknenin 08/10/2012'de Hırvatistan'a gönderilmesi nedeniyle Çizgi Yat'ın bir zarara uğramadığı zaten sözleşmenin ifa yerinin Hırvatistan olduğu, en son faturanın, şirkete kayyım atandığı tarih olan 03/12/2012 tarihinde kesildiği ve ödemenin alındığı, 02/09/2013 tarihinde kayyum tarafından kesilen fatura bedelinin tahsili için yasal yollara başvurulmadığı, dava dışı şirketin zarara uğradığı hususunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 12/05/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.