6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 559

Türk Ticaret Kanunu 559. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 559- (1) Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, denetçilerin, şirketin kuruluşundan ve sermaye artırımından doğan sorumlulukları, şirketin tescili tarihinden itibaren dört yıl geçmedikçe sulh ve ibra yoluyla kaldırılamaz. Bu sürenin geçmesinden sonra da sulh ve ibra ancak genel kurulun onayıyla geçerlilik kazanır. Bununla beraber, esas sermayenin onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri sulh ve ibranın onaylanmasına karşı iseler, sulh ve ibra genel kurulca onaylanmaz. V - Zamanaşımı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

5 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2020/1616 E., 2022/1003 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
sonraya bırakılabileceği hususunun yerleşmiş bir uygulama olduğu, bu sebeple hesap dönemi sona ermeden 03.09.2012 tarihine kadar olan işlemler nedeniyle davacıların ibra edilmelerine dayalı sözleşmeye konulan cezai şartın geçersiz olduğu, TTK'nın 559. maddesine göre kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, denetçilerin şirketin kuruluşundan ve sermaye artımından doğan sorumluluklarının, şirketin te
11. Hukuk Dairesi         2020/1616 E.  ,  2022/1003 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın reddine dair verilen 29.01.2020 tarih ve 2019/2719 E. - 2020/65 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacılar Polar Finance Yatırım Danşımanlığı A.Ş. ve ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.02.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılardan ... ile Polar A.Ş. vekili Av. ... ile davalı Yemekhane Ltd. Şti. vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkilleri ile davalı Yemekhane... Ltd. Şti. arasında 03.09.2012 tarihinde hisse devir anlaşması imzalandığını, bu anlaşma kapsamında müvekkillerinin, diğer davalı İstanbul Lezzet ve Sunum Akademisi Eğitim Turizm ve Dan. San. ve Dış Tic. A.Ş. (USLA)'de sahip oldukları hisselerinin tamamını davalı Yemekhane... Ltd. Şti.'ne devrettiğini, 13.09.2012 tarihinde USLA tarafından genel kurul toplantısı yapıldığını, toplantı tutanağının 3. maddesi ile müvekkillerinin sadece 2011 yılı çalışmalarından dolayı mali ve hukuki açıdan ibralarının yapıldığını, söz konusu genel kurul işlemleri anlaşmanın 5.2. maddesi uyarınca belirlenen sürede yapılmasına rağmen madde içeriğine uygun olarak müvekkillerinin ibra edilmediğini, davalıların sözleşme kapsamında belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle anlaşmanın 5.2. maddesi uyarınca 1.000.000.- TL cezai şartın muaccel hale geldiğini, söz konusu cezai şartın ödenmesi konusunda davalıların ihtar edildiğini, ihtarnamenin 30.10.2012 tarihinde tebliğ edildiğini, davalıların gönderdikleri cevabi ihtarnamede cezai şart talebinin hukuka aykırı olduğunu, cezai şartın koşullarının oluşmadığını, hangi tarihe kadar ibranın yapılması gerektiğinin sözleşmede açık olmadığını, hesap dönemi kapanmadığı için 2012 yılının tümü için ibra yapılmasının teknik olarak mümkün olmadığını, 12 Ekim 2012 tarihinde yapılan genel kurulda sözleşme kapsamında gerekli ibraların yapıldığı gerekçesiyle ödeme talebine olumsuz cevap verdiklerini, anlaşmada belirtilen süre geçtikten sonra yapılan genel kurul ile eksikliklerin tamamlanmaya çalışılmasının davalıları hukuki sorumluluktan kurtarmayacağını iddia ederek 1.000.000.- TL tutarındaki cezai şartın, 06.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı İstanbul Lezzet ve Sunum ... A.Ş. vekili, müvekkili şirketin yedi ortaklı olup işbu ortaklardan iki tanesinin sermaye şirketi, diğer beş tanesinin ise gerçek kişi olduğunu, şirket ana sözleşmesine göre şirket hisselerinin tamamının nama yazılı olup şirket hisselerinin A, B, C ve D grubu olmak üzere düzenlendiğini, şirketin A grubu hissedarlarının Korkut Anıç ve Cedide Müjen Ağaoğlu Anıç, B grubu hissedarlarının ise davacılar olduğunu, davacı gerçek kişilerin aynı zamanda davacı şirketin de ortakları olduğunu, şirketin C grubu hissedarlarının ise diğer davalı Yemekhane... Ltd. Şti. ile Mevlüde Aygün Ugan olduğunu, kuruluş aşamasında şirkette D grubu hissesi ile hissedar olan kişinin hissesini devrederek şirketten ayrıldığını, davalı USLA'nın faaliyetlerine başlayabilmesi için özellikle yemek pişirme eğitiminin verileceği binanın gerekli makine ve aletlerle donatılıp hazırlanabilmesi için ciddi bir yatırıma ihtiyaç duyduğunu, A ve B grubu hissesine sahip büyük ortaklar arasında anlaşmazlıklar çıktığını, şirketin temsilde çoğunluk hisseye sahip A ve B grubu hissedarları arasında çıkan anlaşmazlıklar sebebiyle karar alamaz duruma geldiğini, bunun üzerine şirketin günlük işleyişini sürdürebilmesi ve yapılan yatırımların boşa gitmemesi amacıyla şirket sermayesinin artırılması konusunda ortakların mutabakata vardıklarını, B grubu hissedarları olan davacıların uzlaşmaz tutumunu devam ettirmesi, sermaye artışının bir türlü yapılamaması nedeniyle A grubu hissedarları şirketin günlük faaliyetlerini sürdürebilmesi için gereken parayı temin amacıyla gerekli girişimlerde bulunduklarını ve şahsi olarak şirket adına harcama yaptıklarını, bu sebeple davalı USLA ve diğer davalı Yemekhane Ltd. Şti.'ndeki davacılara ait hisselerin satın alınmak suretiyle davacıların bu şirketten ayrılmaları konusunda tarafların anlaşmaya vardığını, ağır şartları içeren hisse devir sözleşmesini kabul ettiklerini, müvekkillerinin davacıları ibra taahhüdünü yerine getirdiğini, hisse devir sözleşmesi tarihinden 10 gün sonra 13 Eylül 2012 tarihli olağanüstü genel kurul ile davacıların ibrasının usulüne uygun gerçekleştirildiğini, 12 Ekim 2012 tarihli genel kurulda da yine davacıların ibrası yönünde karar alındığını, yönetim kurulu üyelerinin belirli bir yıldaki faaliyetlerinin ibrasının ancak o yılın tamamlanmasını müteakip hazırlanacak bilanço ve yıllık faaliyet raporlarının tamamlanması ile mümkün olabileceğini, davacıların cezai şart istemesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacıların geç ibrası sebebiyle zarara uğramadıklarını, zarar tehlikesi altında da bulunmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı Yemekhane... Ltd. Şti. vekili, müvekkilinin catering ve ziyafet hizmeti veren bir şirket olduğunu, 2011 yılında aralarında davacıların da bulunduğu diğer ortaklarla birlikte davalı şirkete kurucu ortak olarak katıldığını, şirketin kuruluş aşamasında C grubu hissedar olarak şirkete katılan müvekkilinin hissesinin diğer hissedarlara göre daha az olup USLA'nın çoğunluk hisselerinin A ve B grubu hissedarlara ait olduğunu, USLA'nın kuruluş aşamasında faaliyetlerine başlayabilmesi için ciddi bir miktarda yatırım yapma gereğinin hasıl olduğunu, A ve B grubu hissedarlar arasında çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle USLA şirketinin kirasını ödeyemez duruma düştüğünü, icra tehdidi ile karşı karşıya kaldığını, USLA'nın içine sürüklendiği mali problemlerin müvekkili şirketin kredibilitesine zarar verir hale gelmesi nedeniyle B grubu hissedarlarının hisse satışı için talep ettiği ücreti kabul etmek zorunda kaldığını, buna ilaveden B grubu hissedarlarının USLA'nın işleyişini engellemesi, kiralanan binadan tahliye riski olmak üzere diğer alacaklıların da USLA aleyhine takipler başlatması nedeniyle müvekkili şirketin ve diğer davalı USLA'nın davacıların hisselerini devralarak şirketten çıkmalarını temin için ağır hisse devri sözleşmesi koşullarını kabul etmek zorunda kaldıklarını, müvekkilinin davacıları ibra etme taahhüdünü yerine getirdiğini, ara bilançoya dayanan bir ibra kararının gerçek bir ibra sayılamayacağını, hisse devir sözleşmesi tarihinden 10 gün sonra 13 Eylül 2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında davacıların ibrasının usulüne uygun gerçekleştirildiğini, 12 Ekim 2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında da yeni bir ibra kararı alındığını, bir hesap yılı tamamlanmadan gerçek bir ibradan söz edilemeyeceğini, davacıların gerek 2011 yılı ve gerekse 2012 yılı için ibra edilmiş olmalarına rağmen huzurdaki davayı haksız olarak ikame ettiklerini, davacıların kötü niyetli olup cezai şart talep etmelerinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, davacıların herhangi bir zararı bulunmadığı gibi zarar tehlikesi altında da olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir. Davacılardan ... vekili, 15.05.2015 havale tarihli dilekçesiyle davasından feragat etmiştir. İlk Derece Mahkemesi’nce, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 5.2. maddesine göre, hisse devir tarihinden itibaren 30 gün içerisinde toplanacak genel kurul toplantısında, hisse devir tarihi öncesinde görev yapmış yönetim kurulu üyeleri ve şirket müdürlerinin mali ve idari işlemler nedeniyle ibraları konusunda karar alacakları, belirtilen süre içerisinde genel kurul yapılıp ibra işlemleri tamamlanmadığı taktirde 1.000.000,00 TL tutarında cezai şartın ödeneceğinin kabul ve taahhüt edildiği, taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin yapıldığı 03.09.2012 tarihinden sonra 13.09.2012 tarihinde davalı USLA şirketinin genel kurul toplantısı yaptığı, davacıların 2011 yılı faaliyetlerinden dolayı ibrasına dair karar alındığı, 12.10.2012 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında da davacıların 03.09.2012 tarihine kadar olan mali ve idari işlemleri nedeniyle ibra edildikleri, yine 22.03.2013 tarihinde düzenlenen olağan genel kurul toplantısında da davacıların şirketin kuruluşundan, hisselerini devrettikleri tarihe kadar yürüttükleri yönetim kurulu üyelikleri sebebiyle ibralarına karar verildiği, TTK'nın 558/2. maddesine göre, genel kurulda ibraya ilişkin olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek pay iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava haklarının ortadan kalktığı, ibranın hukuki niteliği itibariyle ibra kararının alınabilmesi için her hesap dönemi için bilançoların ve faaliyet raporlarının çıkartılması, bunların genel kurulda okunması, tartışılması ve görüşülmesinin zorunlu olduğu, her ne kadar özel ibra kararı alınmasına yasal bir engel yok ise de fiili uygulamanın bu şekilde gerçekleştiği ve ibranın mali yıl tamamlandığında bir sonraki yıl hesap döneminin ilk üç ayında yapıldığı, bu kapsamda ibranın 2011 yılı çalışmalarından dolayı bir aylık süre içesinde yapıldığı, 01.01.2012-03.09.2012 tarihleri arasında mali ve idari işlemlerdeki ibra yönünden 2012 yılı bilançosu onaylanmadan ve tamamlanmadan faaliyet raporu ve bilançolar tamamlanıp genel kurulda müzakereye açılarak oylanmadan ibra kararının verilmesine hukuken imkan bulunmadığı, TTK'nın 644 ve 420. maddelerinin ibra kararını düzenlediği ve toplantının bir ay sonraya bırakılabileceği hususunun yerleşmiş bir uygulama olduğu, bu sebeple hesap dönemi sona ermeden 03.09.2012 tarihine kadar olan işlemler nedeniyle davacıların ibra edilmelerine dayalı sözleşmeye konulan cezai şartın geçersiz olduğu, TTK'nın 559. maddesine göre kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, denetçilerin şirketin kuruluşundan ve sermaye artımından doğan sorumluluklarının, şirketin tescil tarihinden itibaren dört yıl geçmedikçe sulh ve ibra yoluyla kaldırılamayacağı, bu düzenlemenin kesin nitelikte olup buna aykırı olan kararların yoklukla malul olduğu, USLA'nın 2011 yılında kurulduğu, davacıların da bu şirketin kurucu ortak ve kurucu yönetim kurulu üyeleri olduğu, devir sözleşmesinde öngörülen ibra edilmeme halinde cezai şart ödeneceğine ilişkin düzenlemenin aynı zamanda kurucu ortak ve kurucu yönetim kurulu üyeleri olan davacıların kuruluştan kaynaklı ibralarını da kapsadığı, sözleşmenin bu hükmünün TTK'nın 559. maddesindeki emredici düzenlemeye aykırılık teşkil ettiği, kanunun açık emredici hükmüne aykırı olan cezai şart düzenlemesinin bu sebeple geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar Polar Finansce Yatırım Danışmanlığı A.Ş. ve ... vekilince istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi’nce bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacılardan ... 15.05.2015 tarihinde davasından feragat etmesine rağmen bu davacı yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken diğer davacılar ile birlikte esastan reddine karar verilmesinin usule uygun olmadığı, bu konudaki istinaf nedeni haklı olup ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının bu yönden düzeltilmesi gerektiği, davacılar ile davalı alıcı Yemekhane Yiyecek ve İçecek ... Ltd. Şti. ve diğer davalı İstanbul Lezzet ... A.Ş. arasında 03.09.2012 tarihinde, davalı İstanbul Lezzet... A.Ş.'deki hisselerin davalı Yemekhane Yiyecek ... Ltd. Şti.'ne devri konusunda hisse devir sözleşmesi yapıldığı, sözleşmenin 5.2. maddesinde, ''Hisse devir tarihinde ayrıca İstanbul Lezzet ... A.Ş. (USLA) yönetim kurulu toplanarak olağanüstü genel kurul yapılmasına ilişkin yönetim kurulu kararı alacak ve hisse devir tarihinden itibaren en geç 30 gün içerisinde toplanacak bu genel kurul toplantısında, hisse devir tarihi öncesinde görev yapmış olan yönetim kurulu üyeleri ve şirket müdürlerinin mali ve idari işlemleri nedeniyle ibra edilmesini sağlayacaklardır. Belirtilen süre içerisinde genel kurul yapılıp ibra işlemleri tamamlanmadığı taktirde, satıcılar lehine USLA'da devir tarihi öncesinde görev yapmış olan yönetim kurulu üyeleri ve şirket müdürlerinin doğabilecek zararlarını tazmin hakkı saklı kalmak kaydıyla, USLA ve alıcılar müştereken ve müteselsilen, kendilerine gönderilecek ilk yazılı bildirimi müteakip en geç 5 gün içerisinde 1.000.000,00 TL tutarındaki cezai şartı nakden ve defaten satıcılara ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder. '' hükmünün düzenlendiği, davalı İstanbul Lezzet ... A.Ş.'nin 12.09.2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının 3 nolu gündem maddesinde, ''Şirketin 2011 yılı çalışmalarından dolayı yönetim kurulu ibrasına geçildi. Yönetim kurulu üyelerinin her biri mali ve hukuki açıdan kendi ibralarında sahip oldukları paylardan doğan oy haklarını kullanmayarak toplantıya katılan diğer ortakların oy birliği ile ayrı ayrı ibra edildiler'' şeklinde davacıların 2011 yılı için ibralarına karar verildiği, davalı İstanbul Lezzet ... A.Ş.'nin 12.10.2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının 3 nolu gündem maddesinde, ''Şirketin 2011 yılı çalışmalarından ve 03.09.2012 tarihli hisse devir sözleşmesi ile taraflar arasındaki hisse devir tarihine kadar yapılan çalışmalardan dolayı yönetim kurulu ve şirket müdürlerinin ibrasına geçildi. Yönetim kurulu üyelerinin her biri ve şirket müdürlerinin mali ve idari işlemler nedeniyle kendi ibralarında sahip oldukları paylardan doğan oy haklarını kullanmayarak toplantıya katılan diğer ortakların oy birliği ile 2011 takvim yılı ve 03.09.2012 tarihine kadar mali ve idari işlemler nedeniyle ayrı ayrı ibra edildiler'' şeklinde karar alınarak davacıların bakiye dönem için de ibralarına karar verildiği, böylece davacıların tüm görev dönemleri için ibra edilmiş oldukları, davalı İstanbul Lezzet... A.Ş.'nin 22.03.2013 tarihli olağan genel kurul toplantısının 5 nolu gündem maddesi ile yine davacıların 2011 ve 2012 yıllarında yürüttüğü faaliyet ve hesapları ile ilgili oy birliği ile mali ve hukuki açıdan tekrar ibra edildikleri, davacıların Beyoğlu 15. Noterliği’nce tanzim edilen 23.10.2012 tarihli ve 18896 yevmiye nolu ihtarname ile taraflar arasındaki anlaşmanın 5.2. maddesi uyarınca 30 gün içerisinde hisse devir tarihinden önce görev yapmış olan yönetim kurulu üyeleri ve şirket müdürlerinin mali ve idari işlemleri nedeniyle ibra edilmediğinden aynı maddede belirtilen 1.000.000,00 TL cezai şartın taraflarına ödenmesini talep ettikleri, hisse devir sözleşmesinin yapıldığı 03.09.2012 tarihinden sonra 12.09.2012 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında davacıların, 2011 yılında yaptıkları mali ve idari işlemlerden dolayı ibra edildikleri, hisse devir tarihi olan 03.09.2012 tarihi ile 01.01.2012 tarihleri arasındaki mali ve idari işlemlerden dolayı ise sözleşme metninde yer alan 30 günlük süre dokuz gün aşıldıktan sonra ibra kararı alındığı, davacıların ibra kararının sözleşmenin 5.2. maddesinde belirlenen 30 günlük süre geçtikten sonra alındığı ve davalıların sözleşmeye riayet etmedikleri gerekçesiyle bu maddede belirlenen cezai şartı talep ettikleri, TTK'nın 559. maddesinin, ''Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, denetçilerin, şirketin kuruluşundan ve sermaye artımından doğan sorumlulukları, şirketin tescili tarihinden itibaren 4 yıl geçmedikçe sulh ve ibra yoluyla kaldırılamaz'' hükmünü içerdiği, somut olayda, yönetim kurulu üyelerinin ve şirket müdürlerinin mali ve idari işlemler nedeniyle ve sözleşmede öngörülen faaliyet dönemleri için ibralarının şart koşulduğu, genel kurulda alınan kararlar ile de davacıların faaliyet dönemleriyle ilgili mali ve idari işlemleri nedeniyle ibraları yönünde karar alındığı, ibra kararlarının şirketin kuruluşundan sonraki işlemleri ilgilendirdiği, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmenin 5.2. maddesinin TTK'nın 559. maddesindeki kanunun emredici hükmüne aykırılık teşkil etmediğinden ilk derece mahkemesinin bu gerekçesinin yerinde olmadığı, ibra kararlarının, her hesap dönemi için sonraki hesap döneminin ilk üç ayında toplanan olağan genel kurul toplantısında alınabileceği gibi zamansal süreç bakımından daha kısıtlı bir süre veya belirli işlemler için de alınabileceği, ibranın şahıs, konu ve zaman bakımından sınırlandırılmasının mümkün olduğu, İlk Derece Mahkemesi’nin, ibranın sonraki hesap döneminin ilk üç ayında toplanan olağan genel kurul toplantısında alınabileceği, bunun dışında ibra kararı alınmasının mümkün olmadığı, bu sebeple sözleşmede belirlenen 30 günlük sürenin geçersiz olduğu yönündeki gerekçesinin de yerinde olmadığı, taraflar arasında 03.09.2012 tarihinde sözleşme akdedildiği, 10 gün sonra toplanan olağanüstü genel kurulun, yönetim kurulu üyelerini ve müdürleri 2011 yılı içerisinde yaptıkları mali ve idari işlemlerden, 12.10.2012 tarihinde toplanan olağanüstü genel kurulun ise yönetim kurulu üyeleri ve müdürleri 2011 yılı da dahil olmak üzere hisse devir tarihine kadar ibra ettikleri, anlaşıldığı üzere 2011 yılına ait ibranın, sözleşmenin 5.2. maddesinde belirlenen 30 günlük süre içerisinde alındığı, 01.01.2012-03.09.2012 tarihleri arasındaki mali ve idari işlemlerden dolayı yapılan ibranın ise 30 günlük sürenin tamamlanmasından dokuz (9) gün sonra davacılar tarafından herhangi bir ihtara gerek kalmadan alındığı, sözleşmenin 5.2. maddesinde hisse devir tarihinden itibaren en geç 30 gün içerisinde toplanacak genel kurul toplantısında hisse devir tarihi öncesinde görev yapmış yönetim kurulu üyeleri ve müdürlerinin ibrasının öngörüldüğü, bu kapsamda 2011 yılı için ibra kararının alındığı, 01.01.2012 tarihinden hisse devir tarihi olan 03.09.2012 tarihine kadarki işlemlerden dolayı da aynı sürede ibra kararı alınacağına dair davalıları sınırlayan net bir taahhüdün sözleşmede yer almadığı, bu durumda davalı tarafın süresinde ibra kararını aldığının kabulü gerektiği, kaldı ki davalı tarafın, sözleşmede açık bir yükümlülük bulunmamasına rağmen 2012 yılı için dönem sonunu beklemeden olağanüstü toplanarak 2012 yılı için de ibra kararı aldığı, kurul olarak ibranın, dönem sonunda toplanacak genel kurulda yapılacağı, davalı tarafın olağan genel kurulunda davacıları ilgili dönem için süresinde ibra ettiği, olağanüstü genel kurul yaparak ara dönem için ibra kararı almak konusunda sözleşmede açık bir taahhüdü bulunmadığı, davanın bu gerekçelerle reddine karar verilmesi gerektiği, diğer taraftan TMK'nın 2. maddesi uyarınca herkes haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken dürüstlük kuralına uymakla mükellef olduğu, davalı tarafın, sözleşmedeki taahhüdü gereğince 2011 yılı için ibrayı süresinde yaptığı, 2012 yılı faaliyet döneminde kalan dönem faaliyeti için dönem sonunu beklemeden, kısa bir süre içinde ikinci ibra kararını da aldığı, bu durumda hiç bir şekilde zarara uğrama ihtimali bulunmayan davacıların sözleşmedeki ibra süresinin dokuz gün geçirildiği gerekçesiyle ceza koşulu talep etmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı, davacılar vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, uyulan bozma ilamı uyarınca ve yukarıdaki hukuki açıklamalar çerçevesinde İlk Derece Mahkemesi’nin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı ... tarafından açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davacılar ... ve Polar Finance Yatırım Danışmanlığı A.Ş. tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar Polar Finansce Yatırım Danışmanlığı A.Ş. ve ... vekilince temyiz edilmiştir. (1) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar Polar Finansce Yatırım Danışmanlığı A.Ş. ve ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. (2) İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacılar Polar Finansce Yatırım Danışmanlığı A.Ş. ve ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi’nce yeniden esas hakkında hüküm kurulduğu ve duruşma açıldığı anlaşılmış olup davacılar Polar Finansce Yatırım Danışmanlığı A.Ş. ve ... lehine istinaf duruşma vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken bu yönde hüküm kurulmamış olması doğru değil ise de tek başına bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bent uyarınca davacılar Polar Finansce Yatırım Danışmanlığı A.Ş. ve ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının “8” nolu fıkrasının (c) bendine “İstinaf yargılaması duruşmalı yapılmış olup hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca belirlenen 1.700,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılar Polar Finansce Yatırım Danışmanlığı A.Ş. ve ...’a verilmesine,” rakam ve yazı dizisinin eklenmesi suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılar Polar Finansce Yatırım Danışmanlığı A.Ş. ve ...'a verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacılar Polar Finansce Yatırım Danışmanlığı A.Ş. ve ...'a iadesine, 10/02/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 6100 sayılı HMK 323/1-ğ maddesinde "vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti" yargılama giderleri kapsamında sayılmış, HMK 326/1 maddesinde de "kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği" düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacıların istinaf kanun yolu başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak yeniden hüküm kurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararının gerekçesinin genişletilmesi" suretiyle davanın reddine ve davalı lehine istinaf duruşma vekalet ücretine hükmedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince icra edilen duruşma sonunda davanın reddi nedeniyle davacılar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinde HMK 326 maddesine aykırı bir yön bulunmamaktadır. Sayın çoğunluk görüşü, duruşma sonunda davası reddedilen davacı lehine vekalet ücreti verilmesine yönelik olup çoğunluk görüşü HMK 326 maddesine açıkça aykırıdır. Açıklanan nedenle, Bölge Adliye Mahkemesi kararı vekalet ücreti yönünden usul ve yasaya uygun bulunduğundan onanması yerine yazılı gerekçe ile düzeltilerek onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyım.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2020/6405 E., 2022/3781 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/1443 E 2013/564 K sayılı 25/11/2013 tarihli kararı ile şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiğini, TTK’nın 644 maddesi yollamasıyla TTK’nın 553 ila 561 maddeleri uyarınca davalı hakkında şirkete verdiği zararların şirkete verilmek üzere dava açılabileceğini ileri sürerek, şimdilik 850.000,00 TL'nin 31/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte d
11. Hukuk Dairesi         2020/6405 E.  ,  2022/3781 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04.03.2020 tarih ve 2019/240 E. - 2020/222 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla,, duruşma için belirlenen 10.05.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalının dava dışı Çizgi Yat İmalat Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin eşit hisseye sahip ortağı olduğunu, anasözleşme ile müşterek imza yetkisine sahip iken 31/01/2012 tarihli sahte ortaklar kurulu kararı ile davalının kendisini münferit imza yetkisine sahip tek müdür konuma getirdiğini, anılan genel kurul ile ilgili olarak İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/1435 Esas - 2013/282 sayılı kararı ile imzanın sahteliğinin tespiti ile ortaklar kurulu kararının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, davalının 31/01/2012 tarihinden şirkete kayyım atandığı 31/12/2012 tarihine kadar tek başına hareket ederek şirketten sebepsiz para çıkışları yapılarak, şirkete gerçek değerinin çok üzerinde bedellerle malzeme alımı yapılarak, gerçekte alınmayan malzemelerin alınmış gösterilerek, alınan malzemelerin stokta mevcut olmaması nedeniyle, aktiflerin buharlaştırılmak ve şirketin bu dönemde inşa ettği Brodosplit - Laplaine teknesi sözleşme bedelinin bakiye kısmının tahsil edilmeyip şirket kasasına aktarılmaması, dava dışı Kaya Orman Ürünleri, Lotus, Day Yapı, Silto Perde, Mert Metal, Hazar, Norsap, ..., Somer Yat ve Modus firmalarıyla gerçekleştirilen iş ve işlemler nedeniyle şirketin zarara uğratıldığını, zararların kapsam ve miktarının tam bilinmediğini, yargılama sonucu ortaya çıkabileceğini, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/1443 E 2013/564 K sayılı 25/11/2013 tarihli kararı ile şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiğini, TTK’nın 644 maddesi yollamasıyla TTK’nın 553 ila 561 maddeleri uyarınca davalı hakkında şirkete verdiği zararların şirkete verilmek üzere dava açılabileceğini ileri sürerek, şimdilik 850.000,00 TL'nin 31/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile T.H. Çizgi Yat İmalat Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, şirkete 03/12/2012 tarihinde kayyım atandığı dikkate alındığında, anılan faturanın önceden kesilmemesinden ve tahsil edilememesinden dolayı dava dışı şirketin zarara uğradığı hususunun kanıtlanamadığı, bahse konu Caspian Star teknesinin 08/10/2012'de Tuzla'dan ayrılması sonrasında sözleşmeye göre Çizgi Yat tarafından yapılan işlere devam edilmesi amacıyla Hırvatistan'a gönderildiği, ve bu tarihten sonra da Çizgi Yat'ın ödeme almaya devam ettiği, bu sebeple teknenin 08/10/2012'de Hırvatistan'a gönderilmesi nedeniyle Çizgi Yat'ın bir zarara uğramadığı zaten sözleşmenin ifa yerinin Hırvatistan olduğu, en son faturanın, şirkete kayyım atandığı tarih olan 03/12/2012 tarihinde kesildiği ve ödemenin alındığı, 02/09/2013 tarihinde kayyum tarafından kesilen fatura bedelinin tahsili için yasal yollara başvurulmadığı, dava dışı şirketin zarara uğradığı hususunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 12/05/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2012/6322 E., 2013/8808 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
960 pay sahibi olarak göründüğü ve bu kişilerin toplantılara asaleten katıldıkları, dosya kapsamına göre hamiline yazılı hisse senetlerinin sahiplerine teslim edilmediği, bu durumda senetler üzerinde maliklerin zilyetliğinin de oluşmadığı, TTK'nun 559. maddesinde belirtildiği üzere zilyetliğin devri şartı gerçekleşmeden davalı ...
11. Hukuk Dairesi         2012/6322 E.  ,  2013/8808 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.12.2011 tarih ve 2010/252-2011/426 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30.04.2013 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ve Av. ...ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacılar vekili, müvekkillerinin dava dışı ... Kağıt Kutu Ambalaj San. A.Ş'nin yönetim kurulu üyeleri olduğunu, müvekkillerinden ...'nun 1.799,500,00 TL'lik, ...'ın da 250,00 TL'lik hisse senedine sahip bulunduğunu, ancak bu hisse senetlerinin, şirketin diğer ortağı olan davalı ... tarafından hukuka aykırı bir şekilde ele geçirildiğini, bu durumun dava dışı şirketin pay defterinden ve 17/09/2009, 26/04/2007, 03/10/2006, 06/12/2005 tarihli genel kurul toplantılarına ait hazirun cetvellerinden ve hisse senetlerinin şirkete ait kasada emanet altına alındığına dair tutanaktan anlaşıldığını ileri sürerek, müvekkillerinden ...'ya ait olan 1.799.500,00 TL ve ...'a ait olan 250,00 TL itibari değerdeki hisse senetlerinin müvekkillerine iade edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, tarafların ortağı bulunduğu ... Kağıt Kutu Ambalaj San. A.Ş'nin kuruluş sermayesinin 50.000,00 TL iken 3.000.000,00 TL'na artırıldığı, artırılan sermayenin ve sermaye artırımına iştirak edenlerin ilan edildiği, üzerinde şirket anteti bulunan ve şirket muhasebe müdürü ... tarafından imzalanmış 25/11/2006 tarihli tutanakta, davacılara ait hisse senetlerinin teslim alındığı ifadesinin bulunduğu, bu tutanakta belirtilen hisse senetleri ile ilgili açıklamaların 06/12/2005 tarihinde yapılan ana sözleşmenin 6. maddesi ile ilgili tadil kararı ekindeki sermaye artırımına iştirak edecek pay sahiplerine ilişkin tabloda belirtilen hisselere uygun olduğu, listeye uygun bastırılan nama ve hamiline yazılı hisse senetlerinin, bastırıldıktan sonra ortaklara teslim edilmeden şirket kasasında muhafaza altına alındığının anlaşıldığı, nama ve hamiline yazılı hisse senetlerinin bastırılmasından önce ve sonra yapılan 03/10/2006, 26/04/2007 ve 17/09/2009 tarihli genel kurul toplantılarına ait hazirun cetvellerinde davacı ...'nun 71.980, davacı ...'ın 10, davalı ...'in 47.960 pay sahibi olarak göründüğü ve bu kişilerin toplantılara asaleten katıldıkları, dosya kapsamına göre hamiline yazılı hisse senetlerinin sahiplerine teslim edilmediği, bu durumda senetler üzerinde maliklerin zilyetliğinin de oluşmadığı, TTK'nun 559. maddesinde belirtildiği üzere zilyetliğin devri şartı gerçekleşmeden davalı ... uhdesine geçtiği anlaşılan 70.800 adet hamiline yazılı hisse senetlerinin malikinin şirket kayıtlarına göre davacı ... olduğunun kabulünün gerektiği, dava konusu nama yazılı hisse senetlerinin TTK'nun 416. maddesine uygun şekilde devir ve ciro edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının zilyetliğinde bulunan ve davalının kendisine ait 1.199.000,00 TL bedelli itibari değerdeki hisse senetleri dışındaki, davacı ...'ya ait 1.799.500,00 TL itibari değerdeki hisse senetleri ile, davacı ...'a ait 250,00 TL itibari değerdeki hisse senetlerinin davalı tarafça davacılara iadesine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının, dosya içeriğinden; gerçekleştiği anlaşılan olgular nazara alındığında, iyi niyetli zilyet sayılmasının mümkün bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 96.201,65 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2011/9481 E., 2012/17059 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Limited şirketlerde ortakların oy sayısına sınırlama getiren TTK'nun 537/1.maddesindeki düzenleme, 24/06/1995 tarih ve 559 sayılı KHK'nın .12 maddesi ile değiştirilmiş olup, davalı şirketin tüzel kişilik kazandığı 1998 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TTK'nun 537/1.
11. Hukuk Dairesi         2011/9481 E.  ,  2012/17059 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/04/2011 tarih ve 2011/87-2011/224 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı, davalı Şirket vekili ve asli Müdahale talep eden ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı, davalı şirkette %17 hisseye sahip olduğunu, diğer ortaklardan ...'ın %18, Şaban Yetim'in ise %65 hisseleri bulunduğunu,kendisi şirketin müdürü iken bu görevinin 14.09.2010 tarihinde sona erdiğini ve ortaklar kurulunca yeni müdür atanmadığını, şirketin organsız kaldığından bahisle ortaklardan ...'ın şirkete kayyım atanması hususunda açtığı davanın derdest olduğunu, öte yandan şirket ortaklarından...'in özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkum olduğundan vesayet altına alındığını, ancak anılan ortağın vasisi ...'in hiçbir yasal sıfatı olmadığı halde 27.01.2011 tarihinde genel kurul toplantısı yapıp, kendisinin şirkete müdür olarak atanmasına ve müdüre aylık 10.000 TL ücret ödenmesine karar verdiğini, oysa vasinin genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi bulunmadığı gibi, yasal temsilcisi bulunduğu ortağın sermaye payı icraen satıldığından ortak sıfatının da kalmadığını, genel kurulda alınan kararların BK. 19 ve 20. maddeleri gereğince butlanla batıl olduğunu ileri sürerek, 27.01.2011 tarih ve 1 nolu toplantıda alınan genel kurul kararının hükümsüzlüğünün tespiti ile iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, toplantı çağrısının tüm ortaklara usulünce tebliğ olunduğunu, toplantının ve alınan kararların usul ve yasaya uygun olduğunu savunmuştur. Asli müdahale talep eden ..., iptali istenen kararla müdürlüğe atanan ...'im, şirket adına keşide ettiği 400.000 TL miktarlı çekin ciro yoluyla kendisine geçtiğini, iyiniyetli hamili olduğu çekin tahsili için icra takibi başlatmış ise de, iş bu dava sırasında mahkemece davalı şirkete atanan kayyım tarafından takibin engellendiğini ve çekin iptali hususunda menfi tespit davası açıldığını, ortaklar kurulu kararının iptal edilmesi durumunda davalı şirketin bir kısım borçlarından kurtulacağını, şahsi haklarının olumsuz yönde etkileneceğini,yapılan toplantı ve alınan kararın usul ve yasaya uygun olduğunu,zira toplantı çağrısının 1/10 hisseden daha fazla %65 hisse sahibi bulunan ortak... vasisi tarafından yapıldığını, toplantı ve karar yeter sayısının da sağlandığını ileri sürerek, davanın reddini istemiştir. Asli müdahale talep eden ... vekili, müvekkilinin iptali istenen kararla müdürlüğe atandığını, verilecek kararın müvekkilinin hukuki durumunu etkileyeceğini ileri sürerek,davalı yanında müdahilliğine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre,TTK'nun 537. maddesi gereğince, şirket mukavelesinde aksine hüküm olmadıkça her ortağın rey hakkının koyduğu sermaye payına göre belirleneceği, bununla birlikte bir ortağın oy hakkının bütün ortakların haiz oldukları rey sayısının üçte birinden fazla olamayacağı, 4000 hisse bulunan davalı şirkette ortaklar kurulu karar yeter sayısısının 2001 olup, bir ortağın en fazla 1.333 rey hakkına sahip bulunduğu, toplantıya vasisi vasıtasıyla katılan ortak...'in 2600 hissesi bulunmasına karşın oy hakkının 1333 adet olduğu, iptali istenen ortaklar kurulu kararının ortak...'in oyuyla alındığı, bu durumda 2001 olan karar yeter sayısı sağlanmadığından ortaklar kurulu kararının hükümsüz olduğu gerekçesiyle, davalı şirketin 27.01.2011 tarih ve 1 sayılı ortaklar kurulu kararının iptaline karar verilmiştir. Kararı, davacı, davalı şirket vekili ve asli müdahale talep eden ... temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına,müdahale talebinde bulunan ...'un talebinin fer'i müdahale niteliğinde olması nedeniyle mahkemece fer'i müdahilliğine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, fer'i müdahilin aşağıda (2) nolu bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Ancak, dava limited şirkete müdür atanmasına yönelik ortaklar genel kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. Limited şirketlerde ortakların oy sayısına sınırlama getiren TTK'nun 537/1.maddesindeki düzenleme, 24/06/1995 tarih ve 559 sayılı KHK'nın .12 maddesi ile değiştirilmiş olup, davalı şirketin tüzel kişilik kazandığı 1998 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TTK'nun 537/1. maddesine göre, şirket mukavelesinde aksine hüküm olmadıkça, her ortağın rey hakkı koyduğu sermaye miktarına göre hesaplanır. Öte yandan şirket ana sözleşmesinde ortakların oy sayısını kısıtlayıcı bir düzenlemede yer almamaktadır. Bu itibarla mahkemece, davalı şirketin tüzel kişilik kazandığı tarihte yürürlükte bulunmayan yasa hükmüne dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın davalı şirket vekili ile davalı şirket yanında yer alan fer'i müdahil ... yararına bozulması gerekmiştir. 3-Bozma sebep ve şekline göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle fer'i müdahil ...'un sair temyiz itirazlarının Reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekili ve davalı şirket yanında yer alan fer'i müdahil ...'un temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı şirket ve fer'i müdahil ... yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte yazan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Şirket ve fer'i müdahil'e iadesine, 31.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2010/15104 E., 2012/16863 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
maddesine göre her ortağın oy hakkının sermayeye göre hesaplanacağını, her 1.000,00 TL'nın bir oy hakkı olduğunu, bir ortağın bütün ortakların sahip olduğu pay sayısının 1/3'ünden fazlasına sahip olamayacağının belirtildiği hükmün geçmişte TTK'nun 537/1' de yer aldığını, ancak 1995 yılında 559 sayılı KHK'nin 12. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığını, bu nedenle anılan ortaklar kurulu kararının ya
11. Hukuk Dairesi         2010/15104 E.  ,  2012/16863 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/06/2010 tarih ve 2009/336-2010/384 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30/10/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili davacının dava dışı Şerefoğlu İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin % 51 hisseye sahip ortağı olduğunu ve ortaklar kurulunun 26.02.2009 tarih, 94 sayılı kararı ile "ana sözleşmenin 11. ve TTK'nun 537. maddesi hükümlerine göre şirket ortaklarından % 16 pay sahibi ... ile % 33 pay sahibi ...'nun müdürlükten azline ve şirket ana sözleşmesi ile müdür olan % 51 pay sahibi ...'nun müdürlük yetkisinin 26.02.2009'dan itibaren 15 yıl daha uzatılmasına, şirket merkezinin... olarak değiştirilmesine " ilişkin karar aldığını, görevden alınan müdürlerin almış oldukları kararlar ve uygulamalarla ilgili olarak diğer müdür ve büyük hissedar davacıya öngörüldüğü şekilde haber vermediklerini, şirketi borçlandırdıklarını, şirket geleceğini risk altına soktuklarını, yüklenilen işlerin tamamlanamaz hale gelmelerine neden olduklarını, davacı şirketle haksız rekabet ettiklerini, davacı aleyhine gereksiz yere davalar açtıklarını, şirketi iştigal konusuyla ilgili faaliyet yapamaz hale getirdiklerini esas sözleşmenin 17. maddesine göre her ortağın oy hakkının sermayeye göre hesaplanacağını, her 1.000,00 TL'nın bir oy hakkı olduğunu, bir ortağın bütün ortakların sahip olduğu pay sayısının 1/3'ünden fazlasına sahip olamayacağının belirtildiği hükmün geçmişte TTK'nun 537/1' de yer aldığını, ancak 1995 yılında 559 sayılı KHK'nin 12. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığını, bu nedenle anılan ortaklar kurulu kararının yasa ve ana sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, söz konusu kararın tescili için davalı ... Sicil Memurluğu'na yapılan başvuru sonucunda TTK'nun 34/4 ncü maddesi uyarınca geçici olarak tesciline karar verildiğini ileri sürerek, kesin tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ...ve ... vekili, müvekkillerinin 02/12/1999 tarih ve 47 nolu ortaklar kurulu kararı ile 10 yıl süre ile müdür olarak atandıklarını, dava konusu işlem öncesi müvekkillerinin müdürlükten azline ve davacının eşi ...'nun şirkete hissedar gösterilmesine ilişkin işlemlerin Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/378-2009/79 sayılı kararı ile yok hükmünde sayıldığını; dava konusu ortaklar kurulu kararının gündeminde belirtilmemiş olmasına rağmen müvekkillerinin müdürlükten azledildiğini, önerilere müvekkillerinin muhalefet ettiğini, esas sözleşmenin 17. maddesine göre bir ortağın tek başına karar alamayacağının ve ortaklar kurulunda vekil ile temsil olunamayacağını, geçici tescil ve ilana dair alınan kararın hatalı olduğunu, tescil talebinin reddedilmesi gerektiğini, 94 nolu kararın yok hükmünde olduğunu, gerekli nisaplara uyulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, şirket müdürünün değiştirilebilmesi için gerekli oy çoğunluğunun sağlanabilmesi için, pay sahiplerinin oy haklarını düzenleyen özel hüküm niteliğinde olan 17. maddesinde yer alan şartların da yerine getirilmesinin gerektiği, esas sözleşmenin 17. maddesinin "bir ortak bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3 ünden fazlasına sahip olamaz" hükmünü haiz olduğu, sözleşmenin 17. maddesinin geçerliliğini devam ettirdiği, davacının şirket sermayesinin % 51'ine sahip olduğu, şirket müdürünün değiştirilmesini düzenleyen sözleşmenin 11. maddesinde yer alan karar nisabının genel kurul kararında mevcut olduğu, ancak 17. maddesinde yer alan ortakların oy haklarına ilişkin hükme uygun karar alınmadığı, davacının oyların tamamının 1/3 oranında oy kullanabileceği, bu oranın ise karar almak için yeterli olmadığı, bu sebeple dava konusu genel kurul kararlarının hukuka aykırı olduğu, ayrıca toplantı nisabının da sağlanamadığı, bu nedenle kararın ticaret siciline tescil isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 30/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

 Anonim şirketlerde "İbra" ne anlama gelir?

A) Şirketin borçlarının ödendiğinin ilanıdır.
B) Yönetim Kurulu üyelerinin, o dönemki faaliyetlerinden dolayı şirkete karşı sorumlu tutulmayacaklarının Genel Kurulca karara bağlanmasıdır.
C) Denetçinin raporunun onaylanmasıdır.
D) Kar payının dağıtılması kararıdır.
E) Şirketin tasfiyeye girmesidir.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol