6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 607

Türk Ticaret Kanunu 607. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 607- (1) Şirket sözleşmesini değiştirip, ek ya da yan edim yükümlülükleri öngören veya mevcut yükümlülükleri artıran genel kurul kararları, ancak ilgili tüm ortakların onayıyla alınabilir. E) Kâr payı ve ilgili diğer hükümler I - Kâr payı ve yedek akçeler

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2012/12195 E., 2012/29665 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKadıköy 1. İcra Hukuk Mahkemesi
sal süresinde bankaya ibraz edilmediğini belirterek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, alonjun ciro ve aval imzası için kullanılabileceği, senedin kendisi veya tam anlamı ile bir parçası olmayan alonj üzerine TTK.nun 695/1 (eski TTK.nun 607/1.)maddesine göre ibraz şerhinin yazılamayacağı gerekçesi ile istemin kabulü ile takibin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadı
12. Hukuk Dairesi         2012/12195 E.  ,  2012/29665 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kadıköy 1. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 19/03/2012 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için  Tetkik Hakimi tarafından  düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus  haciz yoluyla takibe karşı borçlu şirketin, takibe konu çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığı, sahte imza ile paraf edildiği, tahrifat nedeniyle kambiyo vasfının bulunmadığı ve çekin yasal süresinde bankaya ibraz edilmediğini belirterek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, alonjun ciro ve aval imzası için kullanılabileceği, senedin kendisi veya tam anlamı ile bir parçası olmayan alonj üzerine TTK.nun 695/1 (eski TTK.nun 607/1.)maddesine göre ibraz  şerhinin yazılamayacağı gerekçesi ile istemin kabulü ile takibin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. 5941 Sayılı Çek Kanunu'nun İbraz, Ödeme, Çekin Karşılıksız Olduğunun Tesbiti Ve Gecikme Cezası başlıklı 3/4.maddesinde hamilin talepte bulunması halinde, "karşılıksızdır" işleminin çekin arka yüzüne yazılacağı; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ödememe ve hamilin başvurma hakları başlıklı 808. (6762 sayılı TTK.nun 720.) maddesinde ibraz şerhinin çekin üzerine yazılması gerektiği; Uygulanacak Hükümler başlıklı 818/1-d.( eski TTK.nun 730/4.bendi) maddesi göndermesiyle çekler hakkında da uygulanması gereken cirolarla ilgili aynı Kanunun 683/1 (eski TTK.nun 595/1.)maddesinde "Cironun poliçe veya poliçeye bağlı olan ve "alonj" denilen bir kağıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması gerekir" hükmü yer almaktadır ve bu maddede aynı Kanun'un 605. (eski TTK.nun 607.) maddesine atıfta bulunulmamıştır. Somut olayda, takip dayanağı çekin arkasında lehtarın cirosundan sonra dört adet cironun bulunduğu, cirolardan dolayı çekin arkasının dolduğu, çeke alonj eklenerek muhatap bankaya ibraz edildiği,  alonj üzerine ibraz şerhinin yazdırıldığı görülmektedir Kambiyo senetlerinin (poliçe, bono, çek) arka yüzüne yapılacak işlemler için yer kalmadığı zaman, senede uzunlamasına eklenen kâğıda alonj denilmekte ve alonj üstüne yapılacak işlemler hukuki açıdan senet üzerinde yapılan işlemlerle aynı hükümlere tabi olmaktadır. Ayrıca, ibraz şerhinin  alonj üzerine yazılamayacağı yönünde bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. O halde, mahkemece, duruşma açılarak, takibe konu çekin arka yüzünde cirolardan dolayı ibraz şerhinin yazılabilmesi için boş yer kalmadığından alonj üzerine yapılan ibraz geçerli olup, kambiyo vasfını etkilemeyeceğinden, borçlunun tahrifat iddiasının incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile sonuca gidilmesi isabetsizdir. SONUÇ  : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

11. Hukuk Dairesi, 2016/2095 E., 2017/796 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
nitelikte olduğu, belirtilen kâr payının sermayeye eklenmesi hususunun, davacı açısından adeta ek ödeme yükümlülüğü getiren düzenleme niteliğinde olduğu, TTK'nın 607. maddesi uyarınca, bu kararların ancak oy birliği ile alınmasının gerektiği, somut olayda yaklaşık 11 yıldır dağıtılmayan kâr paylarına ilişkin bu düzenlemenin yalnızca yetkili temsilci dava dışı müdür tarafından bu şekilde alınmış ol
11. Hukuk Dairesi         2016/2095 E.  ,  2017/796 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/06/2015 tarih ve 2014/1167-2015/575 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/95 E. sayılı dosyasında görülen sermaye artırımına ilişkin ortaklar genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü, müvekkilinin hisse payının 12/40 olarak tespiti ile şirketin feshine karar verilmesi istemli davanın derdest olduğunu, bu kez şirket müdürler kurulunca alınan karara istinaden 20/06/2014 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığını ve müvekkilinin muhalefet şerhine rağmen TTK’nın aradığı nisaba uyulmadan alınan ve şirketin temel yapısını bozacak nitelikte olması nedeniyle yoklukla malul olan kararların iptali gerektiğini, şirket müdürler kurulunun 29/08/2014 tarihinde de genel kurul yapılacağını ilan ettiğini, gündemin daha önce ilan edilen gündemle aynı olduğunu, yapılan genel kurula rağmen yeniden icrası için çağrı yapıldığını, müvekkili tarafından 29/08/2014 tarihinde yapılan toplantıya katılınıp görüşülen maddelere çekinceler konulmuş ve itirazlar yapılmış ise de zapta geçilmediğini ve bu şekilde şirket müdürünün tek oyu ile kararlar alınıp ibralar gerçekleştirildiğini ileri sürerek, 20/06/2014 tarihli olağan genel kurulda gündem doğrultusunda alınan kararların iptali ile 29/08/2014 tarihinde yapılan genel kurulun sermayenin korunması hükümlerine aykırı alınan kararların butlanı ve iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece iddia, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, genel kurul kararında davacı dışında ortak olan müdür ...'un faaliyet raporu, bilanço- kâr ve zarar hesapları hakkında oy kullandığı, kendi ibrası hakkında oy kullanarak kendisini ibraz ettiği, halbuki TTK'nın 619. maddesi uyarınca, şirket yönetimine katılan müdürlerin kendi ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamayacaklarının emredici hüküm olarak düzenlendiğinden genel kurul kararlarının 2, 3, 4. maddelerindeki kararların emredici kurallara aykırı olması nedeniyle TTK’nın 447. maddesi uyarınca batıl olduğu yine, genel kurul kararlarının 5, 6 ve 7. maddelerinin sermaye arttırımına dönük talepler olup, öncesinde şirket müdürü ...'un kendi lehine, kendini ibra etmesi neticesi onaylanmış ibra, bilanço ve de faaliyet raporlarının onayına dayalı olarak yapıldığı, sermaye arttırımına yönelik bu maddelerin öncesinde şirketin kâr ve zarar hesaplarının usulünce tasdik edilmesi gerektiği sabit olup, bu hususun yukarıda belirtildiği şekilde geçersiz oy verme işlemi yapılmış olması nedeniyle esasen yapılmasının mümkün bulunmadığı gibi, şirketin temel yapısını bozan ve sermayenin korunması hükümlerine aykırı nitelikte bulunduğu ve geçersiz olduğu ayrıca, genel kurul kararlarında şirketin 2004 yılından 2014 yılına kadar hiç bir şekilde kâr dağıtımı yapmadığı, bu hususun davacı açısından kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını ortadan kaldırıcı nitelikte olduğu, belirtilen kâr payının sermayeye eklenmesi hususunun, davacı açısından adeta ek ödeme yükümlülüğü getiren düzenleme niteliğinde olduğu, TTK'nın 607. maddesi uyarınca, bu kararların ancak oy birliği ile alınmasının gerektiği, somut olayda yaklaşık 11 yıldır dağıtılmayan kâr paylarına ilişkin bu düzenlemenin yalnızca yetkili temsilci dava dışı müdür tarafından bu şekilde alınmış olmasının da Yasa'nın özüne aykırı ve batıl işlem teşkil ettiği, bu itibarla dava konusu genel kurulda alınan kararlardan 2, 3, 4, 5, 6 ve 7. maddelerin Kanun'un emredici düzenlemelerine ve ana sözleşmeye gerek şeklen gerekse öz olarak aykırı olması nedeniyle batıl olduğu tespit edilmiş olup, bu tespit uyarınca diğer maddelerin esasen uygulanabilir nitelikte kararlar olmaması nedeniyle geçersizlik açısından tek tek maddelerin belirtilmesinin bir anlamı kalmayacağı, bütün genel kurul kararları açısından batıl olduğunun tespitine karar vermek gerektiği, geçersizlik sabit olduğundan ayrıca iptal talebi açısından inceleme yapılmasına gerek olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 20/06/2014 tarih ve 29/08/2014 tarihli genel kurul kararlarının batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 6102 sayılı TTK'nın 619/1 madde ve fıkrası uyarınca herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanlar müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamayacağından dava konusu genel kurul kararlarının faaliyet raporunun ibrasına ilişkin 2. ve müdürün ibrasına ilişkin 4. maddelerinin batıl olduğuna karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Ancak, davacı tarafça, davalı şirketin 20/06/2014 ve 29/08/2014 tarihli genel kurul kararlarının butlanı ve iptali istemi ile açılan işbu davada, davalı şirkette davacı dışındaki %90 oranında hisseye sahip ve müdür olan dava dışı ortağın dava konusu genel kurul kararlarını tek başına alamayacağı ve bu nedenle tüm bu kararların batıl olduğu yönündeki mahkeme gerekçesi yerinde değildir. Zira, 6102 sayılı TTK'nın 620. maddesi uyarınca Kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararları toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile aynı Yasa'nın 621. maddesinde tadadi sayılan önemli kararlar ise genel kurulda temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabilir. Bu durum karşısında, TTK'nın 622. maddesi yollaması ile 445. maddesi gereğince dava konusu genel kurul toplantılarında alınan 3, 5, 6 ve 7. maddelerdeki kararlar aleyhine iptal davası açılabileceği nazara alınıp, 20/06/2014 tarihli genel kurul kararları yönünden davacının muhalefetinin toplantı tutanağında yazılı bulunduğu, 29/08/2014 tarihli genel kurul kararları yönünden ise, davacının muhalefetinin bulunmadığı da göz önünde bulundurularak, her bir karar için TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptal sebeplerinin gerçekleşip gerçekleşmediği ile önemli ve önemsiz kararlar yönünden nisapların oluşup oluşmadığı konusunda inceleme yapılarak, nisap oluşmadığı takdirde butlan, nisap oluştuğu takdirde ise iptal sebeplerinin bulunup bulunmadığı hususlarında ayrı ayrı değerlendirme yapılıp, hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2012/14630 E., 2012/31490 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKadıköy 4. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
ra dosyasında yapılan ödeme emri tebligatının usulsüz olduğunu, takipten 10.02.2012 tarihinde haberdar olduklarını ileri sürerek takip dayanağı senetteki imzaya itiraz etmiş, mahkemece; usulsüz tebligata ilişkin şikayet kabul edilmiş ve “TTK'nun 607/1. maddesine göre;
12. Hukuk Dairesi         2012/14630 E.  ,  2012/31490 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kadıköy 4. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 26/03/2012 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlu vekili, alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte icra mahkemesine başvurarak, icra dosyasında yapılan ödeme emri tebligatının usulsüz olduğunu, takipten 10.02.2012 tarihinde haberdar  olduklarını ileri sürerek takip dayanağı senetteki imzaya itiraz etmiş, mahkemece; usulsüz tebligata ilişkin şikayet kabul edilmiş ve  “TTK'nun 607/1. maddesine göre; şerhin veya çekin ödenmediğine dair banka yetkililerince yazılacak "karşılıksızdır" kaşesinin alonja yazılmasına  imkan yoktur. İbraz kaşesinin TTK hükümlerine göre çekin arkasına veya ön yüzüne atılması mümkündür.  Bu nedenle  takip dayanağı çekte "karşılıksızdır" kaşesinin alonj üzerine atıldığı anlaşılmakla,  bu belgeye dayalı olarak kambiyo  senetlerine mahsus yolla takip yapılması mümkün olmadığından  icra takibinin iptaline" karar verilmiştir. 5941 Sayılı Çek Kanunu'nun "İbraz, Ödeme, Çekin Karşılıksız Olduğunun Tesbiti Ve Gecikme Cezası" başlıklı 3/4.maddesinde hamilin talepte bulunması halinde, "karşılıksızdır" işleminin çekin arka yüzüne yazılacağının, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Ödemeden İmtina ve Hamilin Müracaat Hakları" başlıklı 720. maddesinde ise ibraz şerhinin çekin üzerine yazılması gerektiğinin belirtilmiş olduğu, "Tatbik Olunacak Hükümler" başlıklı 730. maddenin 4.bendinin göndermesiyle çekler hakkında da uygulanması gereken cirolarla ilgili aynı Kanun'un 595/1.maddesinde; "Cironun poliçe veya poliçeye bağlı olan ve "Alonj" denilen bir kağıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması lazımdır" hükmünün yer aldığı ve bu maddede aynı Kanun'un 607. maddesine atıfta bulunulmadığı anlaşılmıştır. Somut olayda; keşidecisi T.....Ö...., lehtarı  H......P.....olan 66.500 TL bedelli  çekin arkasında lehtarın cirosundan sonra (4) adet cironun bulunduğu, 2.sıradaki  ciroda borçlu A,,,,,, A.....'un yer aldığı, son cirantanın, çeki süresi içerisinde bankaya ibraz eden alacaklı S......N....olduğu, cirolardan dolayı çekin arkasının dolduğu, çeke alonj yapıştırılarak bu alonj üzerine ibraz şerhinin yazdırılmış olduğu görülmüştür. Alonj, arka yüzünde yer kalmadığı zaman, yapılacak işlemler için bono, çek veya poliçeye eklenen kağıt parçası olup, alonj üstüne yapılacak işlemlerin hukuki açıdan senet üzerinde yapılan işlemlerle aynı hükümlere tabi olduğu kabul edilmelidir. Takibe konulan çekin arka yüzünde ibraz şerhinin yazılabilmesi için cirolardan dolayı boş yer kalmadığı, ibraz şerhinin alonj üzerine yazılamayacağına ilişkin yasal düzenlemenin de bulunmadığı gözetilerek, mahkemece alonj üzerine yazılan ibraz şerhi geçerli kabul edilip borçlunun diğer itirazları incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken muhatap banka tarafından ibraz şerhinin alonj üzerine yazılmasının kambiyo senetlerine özgü takip yapılmasını engelleyeceği gerekçesiyle takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ  : Alacaklının  temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Ek ya da yan edim yükümlülükleri öngören şirket sözleşmesi değişiklikleri için aranan nisap nedir?

A) İlgili tüm ortakların onayı (Oybirliği)
B) 2/3 çoğunluk
C) Salt çoğunluk
D) %75 çoğunluk
E) Yönetim kurulu kararı