6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 608

Türk Ticaret Kanunu 608. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 608- (1) Kâr payı, sadece net dönem kârından ve bunun için ayrılmış yedek akçelerden dağıtılabilir. Kâr payı dağıtımına ancak, kanun ve şirket sözleşmesi uyarınca ayrılması gereken kanuni yedek akçelerle, şirket sözleşmesinde öngörülmüş yedek akçeler ayrıldığı takdirde karar verilebilir. (2) Şirket sözleşmesi ile aksi öngörülmedikçe, kâr payı, esas sermaye payının itibarî değerine oranla hesaplanır; ayrıca yerine getirilen ek ödeme yükümlülüklerinin tutarı da kâr payının hesaplanmasında itibarî değere eklenir. (3) Şirket genel kurulu, kanun ya da şirket sözleşmesinde öngörülmeyen veya öngörüleni aşan tutarlarda yedek akçelerin ayrılmalarına sadece; a) Zararların karşılanması için gerekliyse, b) Şirketin gelişimi için yatırım yapılması ihtiyacı ciddi bir şekilde ortaya konulmuşsa, bütün ortakların menfaati böyle bir yedek akçe ayrılmasını haklı gösteriyorsa ve bu hususlar şirket sözleşmesinde açıkça belirtilmişse, karar verebilir. II - Faiz yasağı ve hazırlık dönemi faizi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2024/2864 E., 2025/1306 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
numaralı kararların kanuna , esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık taşımadığının belirtildiği, 6 numaralı kar dağıtımına ilişkin yapılan değerlendirmede, şirketin mali yapısı gözönünde tutulduğunda kar dağıtımı yapmama kararının 6102 sayılı TTK'nın 608. maddesine aykırı olduğu, davacının payına düşen kar payının dağıtılması gerektiği 7 numaralı kararda ise 6102 sayılı TTK'nın 619/1 hükmü
11. Hukuk Dairesi         2024/2864 E.  ,  2025/1306 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/183 Esas, 2024/417 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/314 E., 2022/268 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile küçük ın davalı şirkette pay sahibi oldukları, 17.10.2017 tarihinden beri davalı şirketin mali yapısı ve işleyişi ile ilgili bilgi sahibi olmak için müteaddit defalarca şirket yetkililerinden talepte bulunmuşlarsa da bu taleplerinin davalı şirket müdürlerinin engellemeleri nedeniyle sonuçsuz kaldığını, hiçbir bilgiye ulaşamadıkları ve sektöründe öncü konumda olan ve yüksek miktarda gelirler elde eden davalı şirketten ortağı olmalarına karşın ne bir bilgi ne de herhangi bir kazanç elde edemediklerini, murisin vefat ettiği tarihten itibaren 5 defa genel kurul toplantısı düzenlendiğini, müvekkili ve küçük 'ın bu toplantılara yasal zorunluluk gereği davet edilmiş olsalar da toplantılarda pasif kalmaları için yasal hükümlere aykırı usuller işletildiğini ve işbu toplantılarla müvekkili ve küçük'ın şirketlerden dışlanması ve şirket yetkilileri ile diğer ortakların maddi yarar sağlamasının amaçlandığını, gerek daha önceki olağan ve olağanüstü genel kurullarda ve gerek 29.03.2021 tarihli olağan genel kurulda alınan kararların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK) ve sair ilgili yasal mevzuat ve şirket ana sözleşmesine aykırı olduğunu, dürüstlük ve iyiniyet kuralları kapsamında alınmadığını, amacın müvekkiline ait azlık hisselerinin eritilmesi ve azaltılması olduğunu belirterek 29.03.2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 4,5,6,7 ve 8 numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının toplantıya bizzat katılım sağlandığını, toplantıya vekaleten katılım sağladığını belirten Av. 14.02.2018 tarihli avukat vekaletnamesi ve bu vekaletnameye dayalı olarak hazırlanan yetki belgesine dayalı olarak toplantıya katılmak istediğini, vekaletname ve yetki belgesi 29.03.2021 tarihli genel kurula katılım ve oy verme yetkisi içermediğinden adı geçenin genel kurula katılmasına müsaade edilmediğini, genel kurul gündemi hakkında davacıların ihtarname gönderilerek bilgilendirildiğini, bilanço gelir tabloları ve faaliyet raporunun şirket merkezindeki ilan panosunda asılı olduğunu, ilan panosunu incelemeye gelen olmadığını, kar dağıtımı kararının çoğunluğun kararına bağlı olduğunu, müdürlere ödenmesi kararlaştırılan ücretin şirketin çapına ve piyasa şartlarına göre makul olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirkette hissedar olan ın vefat etmesi sebebi ile davacının davalı şirkette pay sahibi olduğu, 29.03.2021 tarihinde yapılan genel kurula davacıyı temsilen noterlikçe düzenlenen vekaletname sonucu 'in katıldığı, davalı şirketçe vekaletnamenin genel kurula katılma yetkisini içermediği iddia edilmiş ise de, Yargıtay 11.H.D' nin 2019/3647 E., 2020/1904 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere vekaletnamenin usulüne uygun olduğu anlaşılmakla davacının genel kurulda alınan kararlara muhalefet şerhinin bulunduğu, alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin faaliyet raporunu ve bilançoyu ortaklara gönderme yükümlülüğünün bulunmadığı, genel kurul tutanağında da faaliyet raporunun okunduğu ve müzakere edildiğinin yazılı olduğu, şirketin net satışları toplamının 388.264,68 TL, dönem karının 173.871,02 TL olduğu belirtilerek 29.03.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan 4 ve 5 numaralı kararların kanuna , esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık taşımadığının belirtildiği, 6 numaralı kar dağıtımına ilişkin yapılan değerlendirmede, şirketin mali yapısı gözönünde tutulduğunda kar dağıtımı yapmama kararının 6102 sayılı TTK'nın 608. maddesine aykırı olduğu, davacının payına düşen kar payının dağıtılması gerektiği 7 numaralı kararda ise 6102 sayılı TTK'nın 619/1 hükmüne göre herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanların, müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamayacakları, ancak yapılan oylamada şirket müdürü ...'ın temsilcisi ve müdür ...'ın temsilcisinin olumlu oy kullandığı, ibra kararında oy kullanması yasak olan müdürün oyu haricinde kalan oyların ibra için yeterli karar nisabını oluşturmadığının anlaşıldığı, müdürler kurulu üyelerine ücret ödemesinin görüşüldüğü 8 numaralı kararda ise bilirkişi raporunda davalı şirketin cirosu ,elde ettiği kar ve bu çapta bir şirketin müdürler kurulu üyelerine ödenen ücretin yüksek olduğu belirtilmiş olmakla bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olarak hazırlanması ve denetime elverişli olduğu gerekçesiyle davalı şirketin 29.03.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan 6,7,8 numaralı kararların iptaline, 4 ve 5 numaralı kararların iptali talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. 3. Değerlendirme 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Uyuşmazlık, davalı şirketin 29.03.2021 tarihli genel kurulunda alınan 4, 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararların iptal şartlarının oluşup oluşmadığı, 7 numaralı kararın yoklukla malul olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince 4 ve 5 numaralı kararların iptaline ilişkin talebin reddine, 6,7,8 numaralı kararların iptaline dair hüküm kurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 408. maddesinin gerekçesinde belirtildiği üzere şirket, iradesini kanunda ve esas sözleşmede öngörülen çağrı usulüne uygun olarak yapılan genel kurul toplantılarında alınan kararlarla açıklamaktadır. Buna göre bir genel kurul kararının ortaya çıkması için iki unsur bulunması gerekmektedir. Bu unsurlardan biri genel kurul toplantısı, diğeri ise toplantı ve karar nisabına uygun alınan karardır. Bu unsurları barındırmayan kararlar varlık kazanamaz ve dolayısıyla yok hükmündedir. Aynı Kanun'un 619. maddesinin birinci fıkrası uyarınca herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanlar, müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamazlar. Davalı şirketin 29.03.2021 tarihli genel kurulunun 7. maddesiyle şirket müdürlerinin de olumlu oylarıyla şirketin müdürler kurulu ve yönetim kurulu oy çokluğuyla ibra edilmiştir. Oy hakkından yoksun olan müdürlerin oyları dışında 77.402 adet paydan 7.740 pay sahibi ortağın olumlu, toplam 11.611 pay sahibi ortakların olumsuz oy verdiği gözetildiğinde karar nisabına uygun alınmış bir karar bulunmadığından ibraya ilişkin 7 numaralı kararın yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken iptaline karar verilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan “Davalı Es Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd.Şti'nin 29.03.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan 6,7,8 numaralı kararların iptaline,” ibaresinin çıkartılarak yerine “Davalı Es Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd.Şti'nin 29.03.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan 6 ve 8 numaralı kararların iptaline, 7 numaralı kararın yok hükmünde olduğunun tespitine” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (1)

11. Hukuk Dairesi, 2019/1317 E., 2019/8061 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
ükümlerine aykırı olan kararların iptal ettirilebileceği gibi şirketçe kâr dağıtmama konusunda haklı bir nedene dayanmayan direnme halinde ortaklar kazancın kanun hükümleri gereğince tespit ve dağıtılmasını da talep ve dava edebilecekleri, TTK'nın 608. maddesi ve davalı şirketin ana sözleşmesinin 11.
11. Hukuk Dairesi         2019/1317 E.  ,  2019/8061 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20/09/2018 tarih ve 2018/344 E.- 2018/571 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 24/01/2019 tarih ve 2019/94 E.- 2019/88 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin iki ortaklı olduğunu, müdür ortak tarafından ortaklar kurulu çağrısının sadece ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, taahhütlü mektup ile çağrının yapılmadığını, müvekkilinin usulüne uygun davet edilmediği toplantıya müdür olan ortağın katıldığını, müdür ortağın tek başına kararlar aldığını, toplantıda alınan kararlardan 3 numaralı madde ile bilançoların onaylandığını, 4 numaralı madde ile müdürün ibrasına karar verildiğini, 6 numaralı madde ile sermayenin artırılmasına karar verildiğini, müdürün 3 ve 4 numaralı maddelerde oy hakkı bulunmadığını, 6. maddenin de yeterli çoğunlukla alınmadığını, bu nedenle 03/05/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların batıl olduğunun tespitine, bu talebin kabul görmemesi halinde 23/05/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, toplantıda sermaye arttırımına ilişkin bir karar alınmadığını, müvekkilinin ortakları arasındaki derdest davalar nedeniyle toplantının davet aşamasında kaldığını, fiilen gerçekleşemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafça usulüne uygun şekilde davacının toplantıya çağrıldığının ispat edilemediği, 23/05/2016 tarihli genel kurul toplantısının 3. maddesinde bilanço ve karar zarar hesaplarının tasdiki ve 4. maddesi ile şirket müdürünün ibrasına ilişkin kararların şirket müdürü olan Mine Sıdıka Kermalli'ye vekaleten kullanılan oy ile alınmış olduğu, oysa bu kararlar için müdür dışındaki ortaklarca oy kullanılabileceği, bu nedenle bu kararın yok hükmünde olduğu, 5. gündem maddesi ile geçmiş yıllar karlarının dağıtılmaması ve sermayeye ilave edilmemesine karar verilmiş ise de, kâr payının neden dağıtılmadığına ilişkin gündem maddesinde bir açıklama bulunmadığı gibi yargılama safahatında davalı tarafça kâr payı dağıtılmamasının gerekçeleri de dilekçelerinde izah edilmediği, ortaklar kurulunun bilançoya göre ortaya çıkan kazancı dağıtmakta keyfi bir şekilde sarfı nazar edemeyeceği, TTK hükümlerine aykırı olan kararların iptal ettirilebileceği gibi şirketçe kâr dağıtmama konusunda haklı bir nedene dayanmayan direnme halinde ortaklar kazancın kanun hükümleri gereğince tespit ve dağıtılmasını da talep ve dava edebilecekleri, TTK'nın 608. maddesi ve davalı şirketin ana sözleşmesinin 11. maddesi birlikte değerlendirildiğinde geçmiş yıllar karlarının dağıtılmaması ve sermayeye ilave edilmemesine ilişkin alınan kararın hukuka ve iyiniyet kuralına aykırı olduğu, TTK'nın 456/3 maddesi uyarınca anonim şirketlerde sermaye arttırımı genel kurul veya yönetim kurulu karar tarihinden itibaren 3 ay içerisinde tescil edilmediği takdirde genel kurul veya yönetim kurulu kararı ve alınmış ise izin geçersiz hale geleceği, sermaye arttırılmasına ilişkin ana sözleşme tadiline dair genel kurul kararı genel kurul tarihinden itibaren üç aylık yasal süre içerisinde tescil ve ilan edilmediğinden dava açıldıktan sonra geçersiz hale geldiğinden bu talep yönünden davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile ortaklar kurulunda alınan 3. ve 4. maddelerin batıl olduğunun tespitine, 5. maddenin iptaline, 6. madde bakımından davanın konusuz kaldığından bu talep bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Dava, genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, 23/05/2016 tarihli genel kurul toplantısının bilanço ve kar zarar hesaplarının tasdikine dair 3. maddesi bakımından müdür olan ortağın oy kullanamayacağı, müdür ortağın oyu hariç tutulduğunda karar nisabının oluşmadığı gerekçesi ile 3. maddenin batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir. Ancak, 6102 sayılı TTK’nın limited şirketlerde oydan yoksunluğu düzenleyen 619. maddesinde bilançoların onaylanmasına ilişkin kararlarda şirket müdürlerinin oy hakkından yoksun olacağı belirtilmemiştir. Dolayısıyla müdürlerin de bilançoların onaylanmasına ilişkin kararlarda oy hakkı bulunduğundan anılan madde bakımından karar nisabının oluştuğu kabul edilerek, 3. maddenin iptali isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş; hükmün açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 11/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Limited şirket ortaklarının kar payı alma hakkı ile ilgili hangisi doğrudur?

A) Kar payı dağıtımı zorunludur.
B) Kar payı sadece net dönem karından ve bunun için ayrılmış yedek akçelerden dağıtılabilir.
C) Sermaye artırımı yapılmadan kar dağıtılamaz.
D) Ortaklar kar payı yerine faiz isteyebilirler.
E) Kar payı avansı dağıtılamaz.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol