Türk Ticaret Kanunu 609. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 609- (1) Esas sermayeye ve ek ödemelere faiz verilemez. Şirket sözleşmesiyle hazırlık dönemi faizi ödenmesi öngörülebilir. Bu hâlde anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır.
III - Finansal tablolar ve yedek akçeler
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
5 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2021/5943 E., 2022/2413 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
Ticari temsilci ve ticari vekiller bakımından TTK’da bir tanıma yer verilmemiş ise de, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 547. maddesinde ticari temsilci, 551.
11. Hukuk Dairesi 2021/5943 E. , 2022/2413 K.
"İçtihat Metni"
BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ HUKUK DAİRELERİ’NİN
KESİN NİTELİKTEKİ KARARLARI ARASINDAKİ
UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİNE YÖNELİK KARAR
I. BAŞVURU
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 06/04/2021 tarih ve 2021/80 Esas sayılı başvurusu ile 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanununun 35/3-4 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri arasında " Endemol Medya Pro. Tic. Ltd. Şti. bünyesinde ana sözleşme ile şirket yönetiminin bir kısmı kendilerine verilerek ve iç yönerge hazırlanarak kendilerine B grubu yetkisi verilen, şirket müdürü tarafından atanan, 2017 yılı itibari ile iş akitleri feshedilen, halihazırda iş mahkemesinde görülmekte olan davaları bulunan davalı gerçek kişiler ...ve ...' in " Endemol Medya Pro. Tic. Ltd. Şti.'nde TTK’nın 553. maddesi hükmü kapsamında yönetici olup olmadıkları noktasında İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi ile İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi arasında ortaya çıkan" uyuşmazlığın giderilmesi için ilgili Yargıtay Hukuk Dairesi nezdinde gerekli başvurunun yapılması, bu suretle uyuşmazlığın giderilmesinin talep edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu 25.06.2021 tarihli kararı ile konuyla ilgili olarak verilen kesin kararlar nedeniyle oluşan çelişkinin giderilmesi bakımından Yargıtay’ın ilgili dairesinden karar alınması için başvuruda bulunulmasına karar verilmiş, konuyla ilgili olarak düzenlenen evrakı içeren dosya Dairemiz Başkanlığına gönderilmiştir.
II. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU’NUN KARARI
Yukarıda açıklanan konu ile ilgili olarak iki istinaf dairesi arasında çıkan görüş ayrılığı İstanbul BAM Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunda görüşülmüş İstanbul 14. HD'nin görüşü benimsenerek her iki istinaf dairesinin incelemesine konu uyuşmazlıklarda davalıların aynı gerçek kişiler olduğu, her iki davada davalıların aynı şirketin yöneticisi olduklarının iddia edildiği ve sorumluluk iddialarının, şirket yöneticiliği sıfatına dayandırıldığı, davalıların yönetici sıfatlarının ve sorumluluklarının bulunup bulunmadığı hususlarının esasa ilişkin konular olduğu, davalıların şirket yöneticisi ve temsilcisi oldukları dönemde zararlandırıcı eylemlerde bulundukları iddia edildiğine göre, davaların TTK'nın 553. maddesi uyarınca açılmış sorumluluk davası olduğunun kabulü gerektiği, davalı yöneticilerin temsil ve ilzam yetkilerini ve yönetim yetkilerini hukuka uygun olarak kullanıp kullanmadıklarının şirketler hukukuna ve TTK'nın yöneticinin sorumluluğunu düzenleyen hükümlerine göre belirleneceği, davalı yöneticilerin, davacı şirketlerle ayrıca hizmet sözleşmesi de imzalamış olmalarının, sorumluluk açısından yöneticinin sorumluluğu hükümlerinin uygulanmasına engel olmayacağı, uygulamada şirket genel müdürleri, yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile temsilcisi oldukları şirket arasındaki iç ilişkide hak ve sorumlulukların belirlenmesi amacıyla hizmet sözleşmesi adı altında, sözleşmeler imzalandığı, ancak bu tür hukuki ilişkilerin nitelemesinin mahkemelerce yapılacağı, dava dilekçelerindeki iddiaların kapsamına göre uyuşmazlıkların TTK'da düzenlenen şirket yöneticisinin sorumluluğa ilişkin olmasına göre her iki davanın TTK'nın 5/1.a maddesi uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olduğu, İstanbul BAM Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun görüşünün, bu tür uyuşmazlıklarda görevli ilk derece mahkemesinin asliye ticaret mahkemesi olduğu yönünde olup, uyuşmazlığın giderilmesi için 5235 sayılı Yasa’nın 35/3 maddesi gereğince Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’ne başvurulmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir.
III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KESİN NİTELİKTEKİ KARARLAR VE GEREKÇELERİ
A- İstanbul BAM 12. HD'nin 2019/1386 E- 2019/1677 K sayılı dosyasına konu uyuşmazlıkta; davacı Endemol Medya Prodüksiyon Tic. Ltd. Şti. vekilinin, davalılar Hulusi ... ve ...'in davacı şirket nezdinde iş sözleşmeleri uyarınca genel müdür ve ticari direktör olarak çalışmakta iken kendilerine B grubu imza yetkisi verildiğini, davalıların 2013 yılından itibaren Türkiye'de mukim yegane şirket yetkilileri haline geldiklerini, davalıların paravan taşeron şirketler aracılığıyla davacı şirketin imkanlarını kişisel çıkarları için kullandıklarını, davacı şirketin borç batağına sürüklendiğini, fahiş faturalar düzenleyerek şirkete zarar verdiklerini, davacı şirketin iflasına sebebiyet verdiklerini, davalıların iş sözleşmelerinin Haziran 2017'de iptal edildiğini, davalıların yaptıkları usulsüz işlemler nedeniyle suç duyurusunda bulunulmuş olup soruşturma açıldığını, davacı şirketin iflasının mahkemeye bildirildiğini ileri sürerek, davalıların davacı şirkete verdikleri zararın tespitine ve şimdilik 1000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/705 E- 2019/56 K sayılı, 22.01.2019 tarihli kararıyla, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesi niteliğinde olduğu gerekçesiyle davaya bakma görevinin iş mahkemelerine ait olduğu gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine karar verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 12. HD'nin 2019/1386 E- 2019/1677 K sayılı, 22.01.2019 tarihli kararıyla TTK'nın 623/1, 629/3 ve TBK'nın 547. maddelerinden bahisle, somut olayda davalılar vekili her iki davalının limited şirket müdürü olduğunu ileri sürmüş ise de şirketin organ vasfını haiz müdürleri olmadıkları, sınırlı yetkili imza yetkilisi ve şirket müdürü tarafından atanan tacir yardımcısı sıfatını haiz oldukları belirlenmekle, davacı işveren tarafından davanın, yöneticinin sorumluluğuna ilişkin tazminat davası niteliğinde olmadığı, davanın hizmet sözleşmesinden kaynaklanmakla iş mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği kanaatiyle HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
B- İstanbul BAM 14. HD'nin 2020/1699 E- 2020/1436 K sayılı dosyasına konu uyuşmazlıkta; davacılar vekilinin, ENDEMOL SHİNE OPCO HOLDİNG B.V ve ENDEMOL SHİNE IP B.V şirketlerinin, Hollanda'da kurulu şirketler olduğunu, davacı şirketlerin Endomol Medya Prodüksiyon Ticaret Ltd. Şti.'nin hissedarı olduklarını, davalılar Hulusi ... ve ...'in ise bu şirkette iş sözleşmeleri gereğince genel müdür ve ticari direktör olarak çalıştıklarını, davalıların gerçeğe aykırı ve yanıltıcı raporlar vermesi sebebiyle bu şirkete borç verildiğini, borçların davalılar tarafından yakınlarına aktarılarak kişisel menfaatlerinde kullanıldıklarını, bunun Arvares & Marsal raporuyla belirlendiğini ileri sürerek, 1.000.000,00 TL maddi tazminat ile her bir davacı için 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/729 E- 2020/201 K sayılı, 25.06.2021 tarihli tarihli görevsizlik kararıyla, İstanbul BAM 12. HD'nin yukarıda anılan 2019/1386 E- 2019/1677 K sayılı, 22.01.2019 tarihli kararına da atıf yapmak suretiyle taraflar arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesi niteliğinde olduğu, davaya bakma görevinin iş mahkemelerine ait olduğu gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine karar verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 14. HD'nin 2020/1699 E- 2020/1436 K sayılı 17.12.2020 tarihli kararıyla, davacıların hem pay sahibi hem de alacaklı oldukları dava dışı şirkete, davalıların düzenlediği gerçeğe aykırı ve yanıltıcı raporlara dayanarak borç verilmesinden dolayı uğranılan doğrudan zararın tazmininin talep edildiği, davalıların dava dışı şirkette finansal müdür ve ticari direktör sıfatlarının bulunduğu, 07.10.2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilen genel kurul kararı ile tanınan yetkiye dayanılarak düzenlenen iç yönerge ve imza sirküleri ile davalıların B grubu imza yetkisi ile dava dışı şirketi temsil etmek üzere yetkilendirildikleri, TTK'nın 629. maddesindeki atıf dikkate alındığında davalıların TTK'nın 367-371. maddelerinde gösterilen yönetici sıfatını haiz oldukları, davacının da sorumluluk iddiasını açıkça şirket yöneticisinin sorumluluğunu düzenleyen TTK maddelerine dayandırdığı, bu nedenle uyuşmazlığın TTK'nın 553. maddesi kapsamında şirket yöneticilerinin sorumluluğu iddiasına dayandığı anlaşılmakla davanın, TTK'nın 4 ve 5. maddeleri uyarınca mutlak ticari dava olduğu, bu nedenle görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca, istinafa konu görevsizlik kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
IV. UYUŞMAZLIK
Yukarıda açıklanan konu ile ilgili olarak birbirinden ayrışan İstanbul Bölge Adliye Hukuk Daireleri’nin kesin nitelikteki kararları gözetildiğinde, görevli mahkemenin iş mahkemesi mi yoksa asliye ticaret mahkemesi mi olduğu noktasında toplanmaktadır.
V. UYUŞMAZLIKLA İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER
6102 SAYILI TTK’nın 4., 5., 367 ila 371., 553., 555., 623., 629. maddeleri
6098 SAYILI TBK’nın 547 ila 550. maddeleri
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesi
VI. GEREKÇE
6102 sayılı TTK’nın limited şirketlere ilişkin olarak Yönetim ve temsil, Müdürler başlığı altındaki 623. maddesinde, şirketin yönetimi ve temsilinin şirket sözleşmesi ile düzenleneceği, şirketin yönetimi ve temsilinin, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebileceği, en azından bir ortağın şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerektiği, müdürlerin, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkili olduğu hususu düzenlenmiştir.
Yine 6102 sayılı Yasa’nın, Temsil yetkisinin kapsamı, sınırlandırılması başlıklı 629. maddesinde, müdürlerin temsil yetkilerinin kapsamına, yetkinin sınırlandırılmasına, imzaya yetkili olanların belirlenmesine, imza şekli ile bunların tescil ve ilanına bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin ilgili hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağı, (Ek: 10/9/2014 - 6552/132 md.) müdürler tarafından şirkete hizmet akdi ile bağlı olanların sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atanması hususunda 367. madde ile 371. maddenin yedinci fıkrasının kıyasen limited şirketlere de uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir.
Buradan hareketle 6102 sayılı Yasa’nın anonim şirketlerde yönetim kurulunu düzenleyen ikinci bölümde yönetim devri başlıklı 367. maddede, yönetim kurulunun esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabileceği, bu iç yönergenin şirketin yönetimini düzenleyeceği, bunun için gerekli olan görevleri, tanımları, yerlerini göstereceği, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirleyeceği hükmüne yer verilmiştir. 368. maddesinde ise yönetim kurulunun, ticari mümessil ve ticari vekil atayabileceği, 371. maddesinde ise yönetim kurulunun ticari temsilci, ticari vekil ve diğer tacir yardımcılarını atayabilmesi ve temsil ile yönetsel yetkilerinin ve sorumluluklarına ilişkin hükümlere yer verildiği görülmüştür.
Ticari temsilci ve ticari vekiller bakımından TTK’da bir tanıma yer verilmemiş ise de, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 547. maddesinde ticari temsilci, 551. maddesinde de ticari vekilin tanımına yer verilmiş, her ikisi bakımından da şirketin veya şirkete dahil işletmelerin yönetiminin kısmen veya tamamen bu gibi kişilere bırakılabileceği öngörülmüştür.
Anonim şirketler bakımından kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu ise 6102 sayılı TTK’nın 553. maddesinde düzenlenmiş olup bu kişilerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacakları hükme bağlanmıştır. Söz konusu hükme göre, kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. Keza, hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz, bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz. TTK’nın 644. maddesi uyarınca, anonim şirketlere özgü olup yukarda sayılan kişilerin sorumluluğuna ilişkin 553. madde hükmünün, limited şirketler bakımından da doğrudan uygulanacağı öngörülmüştür.
Bu genel açıklamalardan sonra eldeki uyuşmazlık ile doğrudan ilgili yasa maddelerinin incelenmesi gerekir.
TTK’nın 4. maddesi hangi davaların ticari dava olarak kabul edildiğini göstermekte olup ticaret mahkemelerinin iş sahası ve hangi davalara bakacağı ise TTK’nın 5. maddesinde belirtilmiştir. Bu maddeye göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4. madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır.
İş mahkemelerinin görev alanına gelince; mülga 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi, “İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur.” şeklinde düzenlenmişken 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesinde 5953 sayılı Kanun’a tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanun’a tabi gemi adamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’na veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,... diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara ilişkin dava ve işlere bakar... düzenlemesiyle iş mahkemelerinin görev alanını 5521 sayılı Kanun hükmüne nazaran genişletmiş, 6098 sayılı TBK’da hizmet sözleşmesine tabi işçilerin, işverenleri ile “iş ilişkisi” nedeniyle sözleşme ve kanundan doğan hukuk uyuşmazlıklarını da iş mahkemelerinin görevi kapsamına almıştır.
Yapılan açıklamalar ışığında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk daireleri arasındaki uyuşmazlıkla ilgili yapılacak değerlendirmede, ortak sıfatı bulunmayıp şirketle arasında hizmet akdi bulunan ve şirketi temsil etmek üzere çeşitli yetkiler verilmiş olup uygulamada finansal müdür, ticari direktör, koordinatör, icracı müdür gibi adlandırılan yönetici vasfını haiz kişilerin görevlerini ifa ettikleri sırada şirkete, şirketin ortakları veya şirket alacaklılarına karşı zararlandırıcı eylemlerinden kaynaklanan davaların TTK’nın 553. maddesi uyarınca açılmış sorumluluk davası olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, kendisine sorumluluk davası yöneltilen kişinin, limited şirkette yönetici vasfını haiz olup olmadığının belirlenmesini müteakip yönetici vasfında olduğunun saptanması halinde, yönetim yetkilerini hukuka uygun kullanıp kullanmadıklarının, TBK’da düzenlenen hizmet akdi kurallarına göre değil TTK’nın şirketler hukuku ilkelerine ve yöneticinin sorumluluğunu düzenleyen hükümlerine göre belirlenmesi gerekecektir.
Başka bir anlatımla, limited şirketler bakımından, tıpkı anonim şirketlerde olduğu gibi, şirkette hizmet sözleşmesi ile görev yapmakta ise de icra (yönetim) yetkisi ile donatılmış kişilerin sorumluluğu, yukarıda açıklandığı gibi, TTK’da düzenlenmiş olup uyuşmazlık hizmet sözleşmesinden ve İş Kanunu’ndan doğan bir uyuşmazlık olmadığından iş mahkemeleri görevli olmayıp TTK'nın 4. ve 5. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliği gereği görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleridir. Dairemizin yerleşik uygulaması da bu yönde olup (05.10.2015 tarih 2015/8681 E. 2015/9883 K. sayılı, 15.04.2013 tarih 2013/4580 E. 2013/7279 K. sayılı, 29.06.2012 tarih 2012/8542 E. 2012/11562 K. sayılı, 02.05.2016 tarih 2016/4264 E. 2016/4920 K. sayılı, 16.01.2017 tarih 2016/15085 E. 2017/285 K. sayılı, 03.06.2013 tarih 2013/7700 E. 2013/11490 K. sayılı, 17.02.2014 tarih 2013/12406 E. 2014/2740 K. sayılı, 25.01.2010 tarih 2008/9631 E. 2010/660 K. sayılı ilamları) ve YHGK’nun uygulaması da (07.11.2001 tarih 2001/13-1026 E. 2001/765 K. sayılı, 05.02.2003 tarih, 2003/9-82 E. 2003/65 K. sayılı ilamı ) aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
VII. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, ortak sıfatı bulunmayıp, şirketle arasında hizmet akdi çerçevesinde görev yapmakla birlikte şirketin iş ve işlemlerini yönetmek üzere kendisine çeşitli yetkiler verilen kişilerin görevlerini ifa ettikleri sırada şirkete, şirketin ortakları veya şirket alacaklılarına karşı zararlandırıcı eylemlerinden kaynaklanan davaların TTK’nın 553. maddesi uyarınca açılmış sorumluluk davası olmasına, TTK'nın 4. ve 5. maddeleri uyarınca bu tür uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğuna, İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi ve İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine, 25/03/2022 tarihinde 5235 sayılı Kanun’un 35/4 maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Diğer kararlar (4)
11. Hukuk Dairesi, 2017/439 E., 2018/5750 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Ticari Temsilci hakkında, 6102 sayılı ...'da aksine bir hüküm bulunmadığı durumda, 6098 sayılı ... 547-550 maddesi hükümlerinin uygulanması mümkündür.
11. Hukuk Dairesi 2017/439 E. , 2018/5750 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen .../05/2016 tarih ve 2016/269-2016/371 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, ... İnş. Turizm Elek, Ltd. Şti.'ne dışarıdan müdür olarak atandığı, şirketin sigorta ve maaş ödemesi yapmadığı, bunun üzerine çıkan ihtilaf nedeniyle, 2012 yılı Mayıs ayında işten ayrıldığı, müdürlük görevinin resmi olarak sonlandırılması için şirketle görüştüğü, Ticaret Sicil Memurluğuna başvurduğu ve ancak sonuç alamadığı, ... 11. Noterliği .../09/2013 tarih ... yevmiye numaralı istifaname ile müdürlükten istifa ettiği ve firma ile hiç bir ilgisinin kalmadığı, noter aracılığı ile Ticaret Sicil Memurluğuna bildirdiği, ... ...'na 27/08/2015 tarih 11275 sayılı dilekçe ile talepte bulunduğu, işlem yapılmadığı, 20/01/2016 tarihli dilekçesi akabinde kendisinden tescil harç ve ilan bedeli istendiği, dışardan müdür olarak atanıp istifa ile görevi sonlandığından karar almasının fiilen mümkün olmadığı, 27/08/2015 tarihli dilekçesine kadar ...’nın işlem yapmayarak görevi ihmal ve keyfi muamele yaptığı iddiasıyla şirket müdürlüğünün .../09/2013 tarihli istifanameye istinaden .../09/2013 tarihi itibariyle re’sen tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirket ortaklarına tescile davet yazıları gönderildiğini, yasal süre geçmesine rağmen tescil başvurusunda bulunulmadığını, buna ilişkin olarak Kaymakamlıktan şirket aleyhine ceza verilmesi isteminde bulunulduğunu, işlemin harca tabi olup ödenmediğini, davacı talebinin red edilmediğini ve ...’nın .../02/2016 tarih 2547 sayılı yazı ile re’sen tescil için mahkemeden izin talebinde bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ... 28. maddesine göre tescilin sadece ilgililer veya mümessilleri yada hukuki halefleri tarafından yaptırılabileceği, ... 34. maddesine göre ... kararlarına karşı ancak ilgililerin mahkemeye itiraz edebileceği, Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 22. maddesine göre, tacirin tüzel kişi olması halinde ilgilinin onun yetkili organları veya temsilcileri olduğu, şirket müdürü olan ve istifa eden davacının, müdürlük görevinden ayrıldığını tescil ettirmenin yönetim kurulunun görevinde olduğu, davacının dava tarihi itibariyle şirket ortağı yada temsilcisi olmadığı, bu nedenle taraf ve dava ehliyeti bulunmadığı, davacının müdürlük görevinden ayrıldığının tescil ve ilanında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile davanın HMK 114/1-d düzenlenen taraf ve dava ehliyeti ile 114/1-h maddesinde düzenlenen hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan HMK 115/... gereği davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 22/1 madde ve 22/...-e fıkrasında gösterilen ilgililer kapsamında olmamasına, davacının istemi konusunda henüz verilmiş bir ret kararının da bulunmamasına, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün durumundan haberdar olması üzerine yönetmeliğin 36. maddesin de gösterilen prosedürü başlatmış olmasına ve bu kapsamda önce ceza uygulayıp ardından ....02.2016 tarihli yazı ile re'sen tescil kararı için mahkemeye başvurmuş olmasına ve bu nedenle de davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmamasına göre, davacının tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacının bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, .../09/2018 tarihinde oyçokluğuylakarar verildi.
KARŞIOY
Bilindiği üzere Limited Şirketlerde, müdür veya müdürlerin istifası suretiyle görevlerinin sona ermesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmemiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 547 vd. maddelerinde Ticari Temsilci düzenlenmiş olup Limited Şirket müdürünün Ticari Temsilci olduğu açıktır.
Ticari Temsilci hakkında, 6102 sayılı ...'da aksine bir hüküm bulunmadığı durumda, 6098 sayılı ... 547-550 maddesi hükümlerinin uygulanması mümkündür.
Birer ticari temsilci olan müdürler istifa hakkına sahip olup, istifa hakkının iş sözleşmesindeki hükümlere uygun olarak yapılması gerekmektedir. Aksi halde müdürün şirkete karşı sorumluluğu sözkonusudur.
Ticari Temsilci (müdür), her zaman sözleşmeyi yani müdürlük görevini tek taraflı olarak sona erdirebilir (6098 sayılı TBK 512 md.). Zira limited şirkette müdürlük zorunlu bir görev değildir.
Müdürlerin istifaları, tek taraflı olarak görevden ayrılmayı ifade ettiği içindir ki istifanın kabulü için herhangi bir makamın, örneğin ortaklar kurulunun onay ve kabulü aranmaz.
İstifa keyfiyetinin şirkete bildirilmesi ve ortaklar kurulunca bu konuda karar alınması, müdürün şirkete karşı sorumluluğu yönünden önem arz etmekte olup, bu lazimenin yerine getirilmemesi, tek taraflı irade beyanı ile sonuç doğuran istifanın, geçerliliğine etkili değildir.
Bununla birlikte somut uyuşmazlıkta davacı müdürün istifası, şirketin diğer müdür ve ortağına da tebliğ edilmiştir.
Davacının, Ticaret Sicil Kayıtlarında dava dışı şirketin halen tescilli müdürü bulunması, istifa keyfiyetinin davacınınşahsını ilgilendirmesi nedeniyle davacı ... 34 maddesinde ifade edilen "ilgili" kişilerden olup Ticaret Sicili Müdürlüğüne davacının başvuru hakkı olduğu kabulü gerekmektedir.
Keza davacının Ticaret Sicil Kayıtlarında halen müdür olarak görünmesi ve bu sıfatı nedeniyle kendisine resmi kurumlarca şirketle ilgili tebligatların gönderilmesi karşısında davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı da bulunmaktadır.
Yerel mahkeme kararının açıklanan nedenlerle bozulması gerekirken kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
11. Hukuk Dairesi, 2016/9959 E., 2018/4654 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Ticari Temsilci hakkında, 6102 sayılı TTK'da aksine bir hüküm bulunmadığı durumda, 6098 sayılı TTK 547-550 maddesi hükümlerinin uygulanması mümkündür.
11. Hukuk Dairesi 2016/9959 E. , 2018/4654 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/03/2016 tarih ve 2015/1170-2016/546 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ... Ltd Şti'nde,...'un %85, ...'nun %5 ve müvekkili ...'nın %10 paydaşları olduğunu... ve müvekkili ...'nın 23/11/2007 tarihinden başlamak üzere 10 yıl süre ile şirket müdürü seçildiklerini, müvekkilinin şirket müdürlüğünden istifa ihtarnamesinin 17/03/2008 tarihinde...'a ve 13/03/2008 tarihinde ...'na tebliğ edildiğini, istifa işleminin tescili ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilanı için, ... Ticaret Sicil Memurluğuna müvekkili tarafından yapılan başvurunun, ortaklar kurulu kararı olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, ancak müvekkilinin... ile husumeti olduğundan böyle bir kararı aldırabilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin şirket müdürlüğünden tek taraflı irade beyanı ile istifa edemeyeceğine dair bir yasa hükmü bulunmadığını, genel kurallar çerçevesinde her zaman istifa edebileceğini, şirket müdürüne tebliğ edildiği tarihte istifa işleminin geçerlilik kazanarak, Ticaret Sicil Memurluğunun bu tarihi esas alarak istifa işlemini tescil ve ilan ettirmesi gerektiğini ileri sürerek müvekkilinin şirketteki müdürlük sıfatının 17/03/2008 tarihi itibariyle sona erdiğini tespitine, tescili ile ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2009/551 esas sayılı karar ile, şirketin feshine ve tasfiye memuru olarak ...'nün atanmasına karar verildiği, mahkeme kararının tescilinin tasfiye memurunun talebi neticesinde gerçekleştirebileceği, tasfiye memuru ...'ye 12/10/2010 tarihinde gönderilen davet yazısının 15/12/2015 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkili kurumun davanın açılmasına neden olabilecek bir kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/551 esas ve 2010/381 karar sayılı dosyasında davacılar ... ve ... tarafından, davalı...'a karşı açılan şirketin feshine ve tasfiyesine yönelik dava sonucunda şirketin feshine, tasfiye memuru olarak mali müşavir ...'nün atanmasına karar verildiği, mahkeme kararının tescili için tasfiye memuru ...'ye gönderilen davet yazısının yargılama devam ederken 15/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği, davaya konu olan şirketin feshi sonucu, davacının şirket müdürlüğünden istifasının 17/03/2008 tarihi itibariyle sona erdiğinin tespit ve tescilini talep etmekte bu aşamada hukuken korunmaya değer ve güncel bir yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın HMK'nun 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket müdürlüğü görevinin sona erdiğinin tespiti, tescili ve ilanı istemine ilişkindir. Davacı, şirket müdürlüğü görevinden istifa ettiğini, buna ilişkin olarak üç ortaklı şirketin müdür olan ortağına ve diğer ortağına tebligat yapıldığını, ancak şirketin buna ilişkin karar almadığını, tek taraflı iradesi ile istifa edebileceğini ileri sürmüştür. 6102 sayılı TTK’nın 643. maddesi delaletiyle 535. maddesi gözetildiğinde tasfiye haline giren şirket organı niteliği taşıyan müdürlerin hak ve vazifelerinin tasfiye hükümleri ile sınırlı biçimde devam edecek olması nedeniyle mahkemenin davacının hukuksal korunmaya değer güncel yararının bulunmadığına ilişkin davanın reddine dair gerekçesi yerinde değildir. Ancak davacının istifası tek taraflı varması muktazi nitelikte bir hukuki fiil olup, şirketle davacı arasındaki iç ilişki bakımından sonuç doğuracak olmasına rağmen dış ilişkide şirketin üçüncü kişilerle olan münasebetleri bakımından davacının işbu davayı açmakta hukuksal yararının varlığı kabul edilebilir olsa da davacının, TTK’nın 34. ve 22. maddeleriyle düzenlenen sınırlayıcı hükümler çerçevesinde müdürlük görevinden istifasının ticaret siciline tescil ve ilanını isteyebilecek ilgililer arasında kabulü mümkün görülmediğinden davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerekip yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalı ise de, sonucu itibariyle doğru olan kararın değişik bu gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan hükmün açıklanan değişik bu gerekçe ile ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20/06/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Bilindiği üzere Limited Şirketlerde, müdür veya müdürlerin istifası suretiyle görevlerinin sona ermesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmemiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 547 vd. maddelerinde Ticari Temsilci düzenlenmiş olup Limited Şirket müdürünün Ticari Temsilci olduğu açıktır.
Ticari Temsilci hakkında, 6102 sayılı TTK'da aksine bir hüküm bulunmadığı durumda, 6098 sayılı TTK 547-550 maddesi hükümlerinin uygulanması mümkündür.
Birer ticari temsilci olan müdürler istifa hakkına sahip olup, istifa hakkının iş sözleşmesindeki hükümlere uygun olarak yapılması gerekmektedir. Aksi halde müdürün şirkete karşı sorumluluğu sözkonusudur.
Ticari Temsili (müdür), her zaman sözleşmeyi yani müdürlük görevini tek taraflı olarak sona erdirebilir (6098 sayılı TBK 512 md.). Zira limited şirkette müdürlük zorunlu bir görev değildir.
Müdürlerin istifaları, tek taraflı olarak görevden ayrılmayı ifade ettiği içindir ki istifanın kabulü için herhangi bir makamın, örneğin ortaklar kurulunun onay ve kabulü aranmaz.
İstifa keyfiyetinin şirkete bildirilmesi ve ortaklar kurulunca bu konuda karar alınması, müdürün şirkete karşı sorumluluğu yönünden önem arz etmekte olup, bu lazimenin yerine getirilmemesi, tek taraflı irade beyanı ile sonuç doğuran istifanın, geçerliliğine etkili değildir.
Bununla birlikte somut uyuşmazlıkta davacı müdürün istifası, şirketin diğer müdür ve ortağına da tebliğ edilmiştir.
Davacının, Ticaret Sicil Kayıtlarında dava dışı şirketin halen tescilli müdürü bulunması, istifa keyfiyetinin davacınınşahsını ilgilendirmesi nedeniyle davacı TTK 34 maddesinde ifade edilen "ilgili" kişilerden olup Ticaret Sicili Müdürlüğüne davacının başvuru hakkı olduğu kabulü gerekmektedir.
Sayın çoğunluğun bu yöne ilişkin gerekçesine katılmadığımdan, diğer temyiz sebeplerinini incelenmesi gerekirken yazılı ve değişik gerekçe ile yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyım.
11. Hukuk Dairesi, 2015/13645 E., 2017/1451 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Ticari Temsilci hakkında, 6102 sayılı TTK'da aksine bir hüküm bulunmadığı durumda, 6098 sayılı TTK 547-550 maddesi hükümlerinin uygulanması mümkündür.
11. Hukuk Dairesi 2015/13645 E. , 2017/1451 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/05/2015 tarih ve 2014/1160-2015/300 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile ...'in dava dışı ... Paz. Ltd. Şti.'ni ilk 10 yıl için müdür olarak ayrı ayrı temsile yetkili kılındıklarını, müvekkilinin şirketteki hisselerini 31/10/2007 tarihinde ...'e devrettiğini, bu devir işleminin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 09/11/2007 tarihli ve 6933 sayılı nüshasında ilan edildiğini, müvekkilinin buna rağmen müdürlüğünün devam ettiğini vergi ceza ihbarnamelerinden öğrendiğini, şirket yetkililerine müdürlükten istifasını sunamayan müvekkilinin istifa ettiğini ...'ne dilekçe ile bildirdiğini, ...'nün görevden istifa ettiğine dair yazının şirketin müseccel adresine gönderilip şirkete ulaştığına dair tebliğ şerhini içeren noter marifetince düzenlenmiş istifaname aslının veya onaylı suretinin müdürlüğe gönderilmesi halinde gerekli işlemlerin yapılacağını bildirdiğini, bunun üzerine ... 29. Noterliği'nin 30/01/2014 tarih ve 2933 yevmiye numaralı istifanamesini şirketin adresine gönderdiğini, tebligatın Tebligat Kanunu m. 21’e göre yapıldığını, davalının istifanamenin şirkete ulaşmadığı gerekçesiyle re'sen tescil işlemi yapılamayacağını bildirdiğini ileri sürerek müvekkilinin şirket müdürlüğünden istifasının reddi ile ilgili kararın iptalini, müdürlükten istifanın kabulü ile tescil ve ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalının yaptığı işlemlerde hukuka aykırılık olmadığı, davacının şirket müdürlüğünden istifası konusunda dava dışı şirkete çıkartılan tebligatın usulüne uygun olarak yapılmamış olduğu, davacının şirket müdürlüğünden istifası konusunda şirketçe ortaklar kurulu kararı alınması ve buna göre ticaret siciline müracaat edilip tescil ve ilan edilmesi gerekirken bu lüzuma uyulmadığı, davalıdan şekil şartlarına uymayan tescil ve ilan işlemini gerçekleştirmesinin istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, istifanın muhatabının kabulüne bağlı olmaması nedeniyle mahkemenin bu yöndeki gerekçesi doğru değil ise de tek taraflı bozucu yenilik doğuran hak niteliğinde olan istifanın, iç ilişkide bu yöndeki beyanın şirkete ulaşmasıyla hukuki sonuç doğuracak olmasına ve bu nedenle şirket müdürlüğünden istifanın şirkete tebliğ edilmesi halinde sonuç doğurup ancak tebliğ ile birlikte müdürlük görevinin son bulacak olmasına, görev son bulmadan sicile tescil edilemeyecek olmasına, dış ilişkide ise istifanın ticaret siciline tescil ve ilan edilmesiyle sonuç doğurmasına (TTK 37. madde) şirketi temsile yetkili olan kişileri tescil edilmek üzere ticaret siciline bildirmekle yükümlü olan yönetimin (müdür veya müdürler) istifa nedeniyle temsil yetkisi kalkan müdürün istifasını da sicile bildirmekle yükümlü olmasına, somut olayda dava dışı şirketin münferiden şirketi temsile yetkili iki müdürünün bulunması nedeniyle davacının istifasının muhatabının da diğer müdür olmasına ve bu nedenle de 6102 sayılı TTK'nın 28. mad. ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 22. maddesi gereğince de bu müdürün sicile başvurabilecek olmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 13/03/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(M) (M)
KARŞI OY
Somut uyuşmazlıkta,
Dava dışı ... Pazarlama Ltd. Şti'deki ortaklık payını 31/10/2007 tarihinde ...'e devrettikten sonra şirkette hissesi kalmayan, ancak esas sözleşme gereğince diğer ortak ile birlikte müdürlük görevi devam eden davacı 10/01/2013 günlü dilekçesi ile müdürlük görevinden istifa ettiğini, keyfiyetin sicil kayıtlarına işlenmesini ...'den talep etmiştir.
Müdürlükçe 20/01/2014 günlü cevabi yazısı ile istifa keyfiyetinin şirkete tebliği ile tebliğ şerhini içerir noterce düzenlenmiş istifanamenin ibrazı halinde işlem yapılabileceği bildirilmiştir.
Bunun üzerine davacı ... 29. Noterliği'nin 30/01/2014 gün ve 2933 Y. nolu istifanamesi ile istifasını müdürü olduğu şirkete bildirmiş, ancak istifaname şirkete tebliğ edilememiştir.
Davacının 20/02/2014 günlü Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne başvurusunda 28/02/2014 günlü cevabi yazı ile istifanamenin şirkete ulaşmaması nedeniyle tescil işleminin yapılamayacağı bu hususta mahkeme kararının ibrazı gerektiği gerekçesi ile geri çevrilmiş, bunun üzerine eldeki dava açılmıştır.
Bilindiği üzere Limited Şirketlerde, müdür veya müdürlerin istifası suretiyle görevlerinin sona ermesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmemiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 547 vd. maddelerinde Ticari Temsilci düzenlenmiş olup Limited Şirket müdürünün Ticari Temsilci olduğu açıktır.
Ticari Temsilci hakkında, 6102 sayılı TTK'da aksine bir hüküm bulunmadığı durumda, 6098 sayılı TTK 547-550 maddesi hükümlerinin uygulanması mümkündür.
Birer ticari temsilci olan müdürler istifa hakkına sahip olup, istifa hakkının iş sözleşmesindeki hükümlere uygun olarak yapılması gerekmektedir. Aksi halde müdürün şirkete karşı sorumluluğu sözkonusudur.
Ticari Temsili (müdür), her zaman sözleşmeyi yani müdürlük görevini tek taraflı olarak sona erdirebilir (6098 sayılı TBK 512 md.). Zira limited şirkette müdürlük zorunlu bir görev değildir.
Müdürlerin istifaları, tek taraflı olarak görevden ayrılmayı ifade ettiği içindir ki istifanın kabulü için herhangi bir makamın, örneğin ortaklar kurulunun onay ve kabulü aranmaz.
İstifa keyfiyetinin şirkete bildirilmesi ve ortaklar kurulunca bu konuda karar alınması, müdürün şirkete karşı sorumluluğu yönünden önem arz etmekte olup, bu lazimenin yerine getirilmemesi, tek taraflı irade beyanı ile sonuç doğuran istifanın, geçerliliğine etkili değildir
Açıklanan nedenle davacının temyiz isteminin kabulü ile davanın kabulüne karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde temyiz isteminin reddi ile yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
6. Hukuk Dairesi, 2014/12156 E., 2014/14336 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Anadolu 17. Sulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
n itirazın 5.000 TL üzerinden iptaline, takibin devamına ve davalının % 20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ilişkin olarak verdiği karar, Dairemizin 06.11.2013 gün ve 2013 / 13972 Esas 2013 / 14964 Karar sayılı ilamı ile, davalının Türk Ticaret Kanunu kapsamında tacir olup olmadığının araştırılması, tacir olduğunun anlaşılması halinde 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun'unun 346. maddesinde bel
6. Hukuk Dairesi 2014/12156 E. , 2014/14336 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 17. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 08/05/2014
NUMARASI : 2013/797-2014/344
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık kira parasının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 5.000 TL asıl alacak üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına, davalının % 20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi üzerine, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, bozma gereklerine uygun şekilde karar verilmiş olmasına, ve delillerin takdirinde de bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2-İcra takibi ve davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.11.2012 başlangıç tarihli ve altı ay süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile kiralanan güzellik- bakım bürosu olarak kullanılmak üzere davalıya kiralanmıştır. Sözleşmede aylık kira parası 1.000 TL olarak belirlenmiş, sözleşmenin özel şartlar bölümü özel 2. maddesinde, taraflar arasındaki daha önce düzenlenen 10.10.2010 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinin özel 4. maddesine yollamada bulunularak bir aylık kira parasının süresinde ödenmemesi halinde kalan tüm ayların kirasının muaccel olacağı ve tamamının talep edileceği kararlaştırılmıştır. Davacı da anılan sözleşmeye dayanarak Kadıköy 8. İcra Müdürlüğü'nün 2012 / 23430 sayılı dosyasında 28.11.2012 tarihinde başlattığı icra takibi ile aylık 1.000 TL'den sözleşme gereği muaccel hale gelen Kasım 2012- Nisan 2013 arası aylar kirasının tahsilini talep etmiştir. Davalının takibe itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davasında mahkemenin itirazın 5.000 TL üzerinden iptaline, takibin devamına ve davalının % 20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ilişkin olarak verdiği karar, Dairemizin 06.11.2013 gün ve 2013 / 13972 Esas 2013 / 14964 Karar sayılı ilamı ile, davalının Türk Ticaret Kanunu kapsamında tacir olup olmadığının araştırılması, tacir olduğunun anlaşılması halinde 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun'unun 346. maddesinde belirtilen muacceliyet şartının 01.07.2012 tarihinden itibaren sekiz yıl süreyle uygulanamayacağının gözetilmesi, aksi halde takip tarihi itibariyle muaccel hale gelen kira paraları yönünden itirazın iptaline karar verilmesine işaretle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra taşınmazın iş yeri olarak kiralanması ve dosyaya sunulan fotoğraflardan iş yeri olarak kullanıldığının anlaşılması, bu durumda davalı kiracının tacir sayılan kişilerden olması nedeniyle sözleşmedeki muacceliyet şartının geçerli olduğundan söz ederek önceki hükmünü yinelemiştir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Yasa'nın 15.maddesi hükmünde de; “ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri.... çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat ve ticaretle uğraşan kişi esnaftır.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 Sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, esnaf ve sanatkâr, ister gezici, ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu'nca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca mülga 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, “Söz konusu yasal düzenlemelerle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
Gerçekten, 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da, gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 No'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2- Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar göz önünde bulundurularak davalının tacir olup olmadığı hususu araştırılıp, sözleşmedeki muacceliyet koşulunun geçerli olup olmayacağı belirlendikten sonra, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bozma ilamına uyulmasına rağmen gerekli araştırma yapılmadan kiralananın iş yeri olarak kullanılması nedeniyle kiracının tacir sayılması gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda ( 2 ) No'lu bentte yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 23.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ticaret Hukuku
Bir anonim şirkette "hazırlık devresi faizi" ödenebilmesi için temel hukuki dayanak aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yönetim Kurulu kararı
B) Genel Kurulun olağan toplantı kararı
C) Esas sözleşme hükmü
D) Ticaret Bakanlığı izni
E) Denetçi raporu
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.