6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 613

Türk Ticaret Kanunu 613. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 613- (1) Ortaklar, şirket sırlarını korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük şirket sözleşmesi veya genel kurul kararıyla kaldırılamaz. (2) Ortaklar, şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlarda bulunamazlar. Özellikle, kendilerine özel bir menfaat sağlayan ve şirketin amacına zarar veren işlemler yapamazlar. Şirket sözleşmesiyle, ortakların, şirketle rekabet eden işlem ve davranışlardan kaçınmak zorunda oldukları öngörülebilir. (3) Müdürler hakkında rekabet yasağı öngören 626 ncı madde hükümleri saklıdır. (4) Geri kalan ortakların tümü yazılı olarak onay verdikleri takdirde, ortaklar, bağlılık yükümüne veya rekabet yasağına aykırı düşen faaliyetlerde bulunabilirler. Esas sözleşme birinci cümledeki onay yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir. H) Bilgi alma ve inceleme hakkı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

23 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2013/17565 E., 2014/10930 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKAYSERİ 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
için 15.000 TL aylık ücret kararlaştırıldığını, oysa bir önceki kararda diğer ortaklara 950' şer TL ücret kararlaştırıldığını, alınan bu kararın da eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, aynı genel kurulun 7 ve 8 nolu kararlarında müvekkilinin TTK'nın 613. maddesine atıf yapılarak şirketle benzerliği olan işleri yapmasının yasaklandığını ve bu hususun ortaklıktan çıkarma gerekçesi olacağının belirtildi
11. Hukuk Dairesi         2013/17565 E.  ,  2014/10930 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : KAYSERİ 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/09/2013 NUMARASI : 2012/209-2013/176 Taraflar arasında görülen davada Kayseri 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/09/2013 tarih ve 2012/209-2013/176 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin 26/07/2012 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 1 no'lu kararla müvekkilinin kendi iradesi dışında idari göreve getirilmek istendiğini, kanunen hiç kimsenin rızası olmadan istemediği göreve getirilemeyeceğini, bu nedenle bu kararın kanuna ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, 2 nolu kararda ise F.. Ş.. ve M.. Y.. için 15.000 TL aylık ücret kararlaştırıldığını, oysa bir önceki kararda diğer ortaklara 950' şer TL ücret kararlaştırıldığını, alınan bu kararın da eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, aynı genel kurulun 7 ve 8 nolu kararlarında müvekkilinin TTK'nın 613. maddesine atıf yapılarak şirketle benzerliği olan işleri yapmasının yasaklandığını ve bu hususun ortaklıktan çıkarma gerekçesi olacağının belirtildiğini, bir kısım ortakların işbirliği yaparak müvekkilini ortaklıktan dışlama ve çalışma özgürlüğünü kısıtlama amacı taşıdıklarını, bu kararın da ortaklar arasındaki eşitlik ilkesi ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, TTK'nın 613. maddesine göre açıkça ana sözleşmede hüküm olmadıkça ortaklar kurulu kararı ile yasak getirilemeyeceğini ileri sürerek, müvekkilinin müdür seçilmesi hükmünü içeren 1 nolu, diğer iki ortağa 15.000 TL maaş verilmesi hükmünü içeren 2 nolu TTK'nın 613. maddesine açıkça aykırı 7 ve 8 nolu kararlarının iptalini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise, 30/03/2013 tarihli davalı şirketin olağan genel kurulunda alınan 8 nolu karar uyarınca bilgi alma hakkının kısıtlandığını ileri sürerek, anılan kararın kaldırılması ile bilgi alma hakkının bilirkişi marifeti ile müvekkiline kullandırılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, olağanüstü genel kurulun 2/1. maddesinin davacının davalı şirket esas sözleşmesinin 8. maddesi ile var olan müdür sıfatını ortadan kaldırdığı, davacıya yeni bir görev ihdas edilmediği, davacının sıfatının ticari vekil niteliğinde olduğu ve davacının ticari vekillikten de istifa ettiği, şirket esas sözleşmesinin şirketin idaresi başlıklı 8. maddesinde ilk 10 yıl için bütün ortakların şirket müdürü olarak atandıkları, bu müddette müdürlerin genel kurul kararı ile değiştirilebilecekleri öngörüldüğünden ve şirket esas sözleşmesine ve kanuna aykırı herhangi bir karar alınmamış olduğundan davacının bu maddenin iptali yönündeki talebinin yerinde olmadığı, rekabet yasağının ortaklar için getirilmesinin ancak esas sözleşme ile mümkün olduğu, genel kurulda rekabet yasağına ilişkin ortaklar için bir düzenleme yapılamayacağından dava konusu 7 nolu kararın yerinde olmadığı, aynı davalı şirket olağanüstü genel kurulunun 8. maddesinde alınan kararın ise, bir sebebe bağlı olarak şirket ortaklığından çıkarma için mahkemeye başvurma hakkını düzenlediği, böyle bir nedenin esas sözleşmeye yazılmış olması halinde ancak haklı sebep teşkil edebileceği ancak iptali istenen bu maddenin TTK'nın 640. maddesine aykırı olduğundan ve bu şekilde bir karar alınamayacağından iptali gerektiği, birleşen dosya yönünden, davacı her ne kadar davalı şirketin 30/03/2013 tarihli genel kurulunda alınan 8 nolu kararın iptalini istemiş ise de, iptal edilmesi istenilen kararın ibra edilmeyen müdürlerin müdürlüklerinin sona ermesine, halen görev süreleri devam eden diğer müdürlerin görevlerinin devam etmesine, bütün şirket müdürler kurul başkanlığına M.. İ.. Y..'nun getirilmesine oy çokluğuyla karar verilmesine ilişkin karar olup, davacı ile ilgisinin bulunmadığı, 30/03/2013 tarihli genel kurulda alınan 9 nolu kararın ise, davacının bilgi alma ve inceleme yetkisinin engellenmesine yönelik olduğu, şirket cari harcamaları, kredi ödemeleri gibi hususlarda davacının bilgi alma hakkının engellenemeyeceğinden bu kararın hukuka aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile asıl davada dava konusu edilen 7 ve 8 no'lu olağanüstü genel kurul kararlarının ve birleşen davada 9 no'lu genel kurul kararının iptaline karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) nolu, davalı vekilinin (4) nolu bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Ancak, davacı taraf asıl davada, kendisinin A..-g..'den sorumlu müdür yapılması ve A..-g..'den sorumlu müdürlere aylık 950 TL ödenmesi ile ilgili kararın yanı sıra, diğer iki temsil ve ilzama yetkili olan yönetim kurulu üyelerine aylık 15.000 TL ücret verilmesine ilişkin kararın da iptalini istemiştir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davacının müdürlüğü kabul etmemesi ve 10/08/2012 tarihli ihtarnamede, onay ve kabulü olmadan Ar-ge bölümünde temsil görevi olmayan müdür seçildiğini, bu görevi kabul etmesi ve çalışmasının söz konusu olmayacağını, yani bu görevin tarafından reddedildiğini bildirmesi karşısında, asıl dava konusu 26/07/2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 2/1 ve 2/2. maddelerinde alınan kararlara ilişkin iptal taleplerini konusuz bırakır ise de, bu durum temsil ve ilzama yetkili diğer müdürlere ayda 15.000 TL ücret ödenmesine ilişkin kararın incelenmesine engel değildir. Bu itibarla, mahkemece, davacının bu yöne ilişkin talebinin de değerlendirilmesi gerekirken olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmemesi davacı yararına bozmayı gerektirmiştir. 3- Davacının birleşen davadaki taleplerinden birisi de, 6102 Sayılı TTK'nın 614/3. maddesine yönelik bir talep olup davacı, bilgi alma hakkının mahkemece bilirkişi marifetiyle kullandırılmasını talep etmektedir. Bu itibarla, davacının genel kurulca kabul edilmeyen bu talebiyle ilgili de olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi hatalı olup hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 4- 6102 sayılı TTK'nın “Bilgi alma ve inceleme” başlıklı 614/3. maddesinde, genel kurulun bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız yere engellemesi halinde, ortağın mahkemeye başvurarak bu hususta talepte bulunabileceği düzenlenmiştir. Bu durumda, davacının birleşen davaya konu genel kurul kararının iptalini istemekte hukuki yararı mevcut değildir. Zira, genel kurul kararı 614/3. maddeye göre talepte bulunulabilmesinin bir nevi ön şartıdır. Bu itibarla, mahkemece, bu husustaki genel kurul kararının iptali talebinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup hükmün bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 5- Davalı vekilinin birleşen davada vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazının bozma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı ve davalı taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün mümeyyiz taraflar yararına BOZULMASINA, (5) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin birleşen davada vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 09/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
TTK.nun 613. maddesinde avalın “aval içindir” tabiri ile veya bununla aynı anlamda herhangi bir ibareyi de ifade ve avali veren kimse tarafından imza edileceği düzenlenmiştir.
Hukuk Genel Kurulu         2008/12-475 E.  ,  2008/462 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Şanlıurfa 2. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 21/05/2008 Taraflar arasındaki takibin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Şanlıurfa 2.İcra Mahkemesince takibin iptaline dair verilen 15.11.2007 gün ve 2007/293-274 sayılı kararın incelenmesi Karşı taraf/alacaklı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 31.01.2008 gün ve 2007/23203-2008/1584 sayılı ilamı ile ; (...Takip dayanağı senet lehtarı F.. B..tarafından keşideci H..D..ve S..K.. hakkında kambiyo senetlerine mahsus yolla takip yapılmaktadır. Muteriz borçlu S.. K..’ın senet üzerinde imzası bulunmaktadır. Adı geçenin isminin yanında yazılı “kefil” ibaresinin çizilerek üzerine ”şahit” yazılmış ise de bu ibarede herhangi bir paraf veya imza bulunmamaktadır. TTK.nun 613. maddesinde avalın “aval içindir” tabiri ile veya bununla aynı anlamda herhangi bir ibareyi de ifade ve avali veren kimse tarafından imza edileceği düzenlenmiştir. Kanunun bu ibaresinden de anlaşılacağı gibi, avali belirtmek için belli bir kavram yoktur. Avali gösteren herhangi bir kayıt (şerh) konulmadan senedin ön yüzüne atılan imzada tereddütsüz, aval verildiği anlamına gelir. (Prf.Dr.Fırat Özkan.Kıymetli Evrak Hukuku 2.Bası sh.800 vd) Bu durumda, senedin ön yüzünün şahit sıfatıyla imzalandığını ileri süren Salih Kaplan, aval veren sıfatı ile asıl borçlu gibi borçtan sorumlu olacağından, şikâyetin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde takibin iptaline dair hüküm tesisi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. TEMYİZ EDEN: Karşı taraf/alacaklı vekili HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: İstek, kambiyo senetlerine özgü yolla yapılan icra takibine konu bononun şahit sıfatıyla imzalanmakla sorumlu olunamayacağından takibin iptaline ilişkindir. Şikayetçi/borçlu vekili 12/11/2007 tarihli dilekçesiyle; Şanlıurfa 2. İcra Müdürlüğünün 2007/3576 Esas sayılı dosyası üzerinde müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine özgü yolla icra takibinde bulunulduğunu, müvekkilinin takibe konu bonoyu şahit sıfatıyla imzaladığından borçtan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, ifadeyle takibin müvekkili yönünden iptali ile alacaklının %40 İcra İnkar Tazminatına mahkum edilmesini talep ve şikayet etmiştir. Mahkemece evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda; davanın kabulüne karar verilmiş; karşı taraf/alacaklının temyizi üzerine Özel Dairece (itiraz eden borçlunun senet üzerinde imzasının bulunduğunu, isminin yanında yazılı bulunan “kefil” ibaresini silerek “şahit” yazılmış ise de her hangi bir paraf veya imzanın bulunmadığı, TTK’nın 613. maddesinde avalın “aval içindir” tabiriyle veya bununla aynı anlamda herhangi bir ibareyi de ifade ve avalı veren kimse tarafından imza edileceğini düzenlendiği gibi, avalı belirtmek için belli bir kavram bulunmadığı, avalı gösteren herhangi bir kayıt konulmadan senedin ön yüzüne atılan imzada tereddütsüz aval verildiğinin anlamına geleceği, bu durumda davacının senet metnindeki imzasının aval niteliği taşıdığından mahkeme hükmünün yasaya aykırı olduğu) gerekçesiyle karar bozulmuştur. Mahkemece önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize karşı taraf/alacaklı getirmiştir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; senedin düzenlenip alacaklıya teslimi sırasında ön yüzde borçludan sonra imza koyan kişi tarafından matbu kefil ibaresi çizilerek elle yazılan “şahit” ibaresinin yanında ayrıca paraf veya imza bulunmamasının, bu kişinin aval veren sıfatı ile asıl borçlu gibi borçtan sorumlu olacağını kabule yeterli olup olmadığı, noktasında toplanmaktadır. Öncelikle belirtmekte yarar vardır ki, kambiyo senetleri kambiyo taahhüdünün bir ürünüdür ve bu senetlere imza koymak borç nedenine bağlı olmaksızın sonuçlarını kambiyo hukukundan alan bir yükümlülük doğurur. Keşidecinin, kabul edenin, aval verenin ya da cirantanın yükümlülükleri bu türdendir. Senedin zorunlu geçerlilik unsurlarını taşıması halinde üzerinde bulunan geçersiz bir imzanın varlığı dahi geçerli olan diğer imza sahiplerinin sorumluluğuna etkili olamayacaktır. Senet üzerine yazılan bir takım kayıtlar gerçekleştirilmek istenen hukuksal işlemin niteliğine göre senette bulunması zorunlu olanlar ve yanların seçimine bırakılanlar olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Seçimlik kayıtlardan bir tanesi de aval olup, senet bedelinin kısmen veya tamamen vade tarihinde üçüncü şahıs tarafından hamile karşı ödeme yükümlüğünü ifade eder. Aval “aval içindir, kefilim, kefalettir, temin ediyorum” gibi belli bir deyimle ifade edilmeli, mutlaka yazılı olmalı ve imza taşımalı, sadece bir kısım borç için verilmişse bu gösterilmelidir. Daha açık ifade edilecek olursa, bir poliçe borcunun ödenmesi o poliçe üzerindeki bir beyan ile tekeffül edilmişse bu durumda aval söz konusu olur ve Türk Ticaret Kanunu’nun 612. ve müteakip maddelerindeki hükümler uygulanır. Türk Ticaret Kanunu’nun 613.maddesi hükmüne göre aval poliçe veya alonj üzerine “aval içindir” veya buna benzer diğer bir ibare konulmak ve avali veren kimse tarafından imzalanmak suretiyle verilebilir. Ayrıca, aval şerhinde hangi şahsın borcunun tekeffül edilmesi amacıyla aval verildiği yazılmamışsa, keşidecinin yararına kabul edilir. Aval şekli yönden asıl borca bağlı ise de maddi hukuk yönünden ondan tamamen bağımsızdır. Hemen ifade edilmelidir ki, aval kaydının içeriğinden bunun kambiyo için olduğu anlaşılmalı, bir nevi kendine özgü kefaleti ortaya koymalıdır. Senet üzerine konulan her imza kural olarak, aval hükmünde ise de yorumu gerektirmemelidir. Dolayısıyla, ancak yorumu gerektirmeyen bir imza aval sayılır. Diğer taraftan, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 298.maddesine göre; Senette mevcut bulunan çıkıntı ve kezalik senedin metninde veya hamişindeki hak ve silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise inkâr halinde keenlemyekündur.Yalnız bu kabil çıkıntı, hak ve silinti mahkemece senedin sıhhat veya manasına müessir olacak mahiyette görülürse senet kısmen veya tamamen hükümsüz addolunabilir. Senede zorunlu unsurlar dışında konulan seçimlik imza ve kayıtlar olmazsa olmaz şartlardan değildir. Senede şahit sıfatıyla imza konulmasını engelleyen bir hüküm bulunmadığı gibi, seçimlik bu kayıt senet metnine etkili olmayacak ve senedin geçersizliğini de gerektirmeyecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında; Senet metninde borçlu H..’in imzasından sonra matbu “kefil” ibaresi çizilerek el yazısı ile “Şahit” S..K.. isim ve karşısında da imzasının bulunduğu, senetteki yazının S....’a ait olup, alacaklının bu şekliyle senedi kabul ve takibe koyduğunda uyuşmazlık bulunmadığı gibi, alacaklı asıl ilk kararı temyizinde aynen “şahit ibaresi nedeniyle Bono’nun hukuki niteliği değişime uğramaz.” İbaresine yer vererek ve aşamalardaki beyanlarında, senetteki “şahit” ibaresinin Salih Kaplan tarafından yazıldığını kabul etmiş; adı geçen takip borçlusunun vekili de bu yazının müvekkilinin eli mahsulü olduğunu aşamalarda beyan etmiştir. Bu da göstermektedir ki, takip borçlusu S..K..ın senede imzasını “şahit” sıfatıyla koyduğu hususu senet alacaklısının da kabulündedir. Öyle ise, sahit sıfatıyla senet ön yüzüne konulan imzanın aval olarak kabulünün mümkün olup olmadığı irdelenmelidir. Yukarıda da açıkça vurgulandığı üzere bir kaydın aval olduğunun kabulü için yoruma muhtaç olmaması gerekir. Senedin huzurunda imzalandığını tevsik anlamında konulan “şahit” ibaresi ile karşısındaki isim ve imzanın; senet bedelinin kısmen veya tamamen vade tarihinde hamile karşı ödeme yükümlüğünü içerdiğini, dolayısıyla aval anlamına geldiğini kabul etmek olanaklı değildir. Matbu senet metninde yer alan matbu kefil ibaresinin silinip açıkça elle şahit yazılmış olması da HUMK.298 maddesi karşısında ayrıca tasdiki gerektiren bir hal değildir. Aval niteliğinde olmayan, şahit olarak konulduğu senet alacaklısının da kabulünde bulunan kaydın imzacısının senet bedelini hamiline karşı ödeme yükümlülüğünün de olmayacağı açıktır. Mahkemenin sonuçta şikayeti kabulle, senede şahit sıfatıyla imza koyduğu belirgin olan şikayetçi Salih Kaplan yönünden takibin iptaline karar vermiş olması usul ve yasaya uygun olup, kararın yukarıdaki gerekçelerle onanması gerekir. S O N U Ç :Karşı taraf/alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, 02.07.2008 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Bu kefaleti veren şahsa, aval veren denir (Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 2. Cilt, 4.Bası, s.1911). Aval, üçüncü bir şahıs tarafından veya poliçeye imza koyan diğer bir şahıs tarafından verilebilir. TTK’nun 613/3 maddesine göre aval beyanından, hangi şahsın borcunun tekeffül edildiğinin açıkça anlaşılamadığı hallerde, avalin, keşideci hesabına verildiğinin kabulü gerekir.
Hukuk Genel Kurulu         2011/12-480 E.  ,  2011/598 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir 9. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 31/03/2011 Taraflar arasındaki “takibin iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 9. İcra Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 06.08.2009 gün ve 2009/521 Esas, 2009/793 Karar sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin  15.03.2010 gün ve 2009/24166 Esas, 2010/5912 Karar sayılı ilamı ile; (...TTK.nun 688/7.maddesi gereğince bonoda tanzim edenin imzasının, metni örter şekilde yani metnin altına atılması zorunludur. Senede aynı şahıs tarafından birden fazla imza atılmış ise, bu durum senedin geçerliliğine etki etmez. Bonoda sorumluluğun tek imza ile doğduğu dikkate alındığında, birden fazla atılan imzaların sahiplerinin durumuna göre, asıl borçlu veya aval veren olarak nitelemek mümkündür. Sadece imzadan ibaret aval de mümkündür. Muhatap veya keşideci imzaları dışında bononun ön yüzüne konan her imza aval beyanı sayılır. Bu açıklamalar karşısında sorumluluğun doğması için keşidecinin atacağı tek imza yeterli olup, bononun ön yüzündeki ikinci imzanın atılması zorunlu olmadığından aval olarak değerlendirilir. Takip konusu bonoda keşideci; .....Görsel İletişim Sis. San. Tic. Ltd. Şti. olup, şirket yetkilisinin şirketi temsilen atacağı tek imza ile şirket, senetteki borçtan sorumlu olur. Ancak zorunlu olmadığı halde şirket temsilcisinin bono üzerine attığı ikinci imza, kendisini avalist konumuna sokacağından ve de sadece imza etmek yeterli olacağından (borçlu isminin yazılması zorunlu unsur olmadığından) bonodaki borçtan aynen keşideci gibi sorumludur.  Takip konusu bononun ön yüzünde yer alan (2) adet imza ile bono, keşideci şirket ve avalist Y. G.. açısından geçerli olup, bu durumda iş bu senetteki imzalardan birinin şirket, diğerinin ise şirket yetkilisi Y. G.. adına atıldığının kabulü gerekir. Kaldı ki bu imzalara da adı geçen karşı çıkmamıştır. O halde borçlunun isteminin reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. TEMYİZ EDEN: Davalı vekili HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, icra takibinin iptali istemine ilişkindir. Davacı/borçlu .G. vekili, müvekkilinin, dava konusu icra takibinin borçlusu ....Görsel İletişim Sis. San. ve Tic. A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanı ve murahhas temsilcisi olup, 18.222.75 TL bedelli ve 31.10.2008 vadeli bir adet senedi adı geçen şirketi temsilen ve şirket kaşesi altında imzalayarak davalı şirkete verdiğini, ancak davalı şirket tarafından bu senedin tahsili için başlatılan İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2009/6348 Esas sayılı icra takibinde, müvekkilinin, borçlu (aval veren) olarak gösterildiğini, takip konusu senet üzerindeki her iki imza müvekkiline ait olmakla birlikte bu imzaların, şirketi temsilen ve şirket kaşesi altına atılmış imzalar olduğunu, bu nedenle müvekkilinin aval veren sıfatıyla senet borcundan şahsen sorumlu olmadığını belirterek, icra takibinin İİK.nın 170/A-ll maddesine göre müvekkili yönünden iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı/alacaklı .....Saç San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, bononun ön yüzüne davacı/borçlu tarafından konulan ikinci imzanın aval olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı/alacaklı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda açıklanan gerekçeyle bozulmuştur. Yerel mahkemece önceki kararda ısrar edilmiş, hükmü, davalı vekili temyize getirmiştir. Uyuşmazlık, takibe konu senette, keşideci ...... Görsel İletişim Sis. San. ve Tic. A.Ş. kaşesi altına adı geçen şirketin yönetim kurulu başkanı ve murahhas temsilcisi olan davacı tarafından, atılan ikinci imzanın, davacıyı avalist konumuna getirip getirmediği, borçtan şahsen sorumlu olup olmayacağı, noktasında toplanmaktadır. Öncelikle, aval kavramı üzerinde durulması gerekmektedir. Aval, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 612. maddesine göre, poliçede yazılı bulunan borcun ticari senetler hukukuna göre tekeffül edilmesini sağlayan hususi bir kefalettir. Bu kefaleti veren şahsa, aval veren denir (Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 2. Cilt, 4.Bası, s.1911). Aval, üçüncü bir şahıs tarafından veya poliçeye imza koyan diğer bir şahıs tarafından verilebilir. TTK’nun 613/3 maddesine göre aval beyanından, hangi şahsın borcunun tekeffül edildiğinin açıkça anlaşılamadığı hallerde, avalin, keşideci hesabına verildiğinin kabulü gerekir. TTK’nun 612/2. maddesindeki üçüncü şahıstan maksat, henüz senette imzası bulunmayan kimselerdir. Poliçe borçlusu olan muhatap ile keşidecinin aval vermelerinde, itimat bakımından, hiçbir fayda yoktur. Çünkü birisi poliçenin “kabul” ile asıl borçlusu olan kimse, diğeri de “keşideci” muhatabın ödemeden imtinaı halinde senette yazılı meblağı en sonunda ödemek zorunda kalacak şahıstır (Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 2. Cilt, 4.Bası, s.1913). Avalin ne şekilde verileceği TTK.nun 613/3 maddesinde açıklanmıştır. Buna göre aval şerhi, ancak poliçe veya alonj (ek) üzerine kimin hesabına verildiğinin yazılmasıyla mümkün olur. Fakat bununla beraber, isim yazılmadan da aval verilen (kefalet edilen) şahsın poliçedeki vasfı tasrih edilmek –mesela ilk ciranta, keşideci, muhatap gibi- suretiyle verilen aval muteberdir. Ayrıca, her türlü aval şerhinin altının da aval veren (avalist) tarafından imzalanmış olması gerekir (Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 2. Cilt, 4.Bası, s.1914). Poliçenin yüzüne, keşideci veya muhatap müstesna olmak üzere poliçe borçlularının veya üçüncü şahısların sadece imza etmeleri halinde, imza eden şahıs aval vermiş sayılır. (TTK m. 613/2). Bu, yasal bir karinedir. Bono veya emre muharrer senet, senedi tanzim edenin imzasını ihtiva eder (TTK m. 688/7). Borçlu sıfatıyla senedi imzalayan kişinin gerçekte adının farklı olması, o senedi geçersiz hale getirmez. Önemli olan husus, senet altındaki imzanın, o senedi keşide eden (düzenleyen) borçluya ait olmasıdır. Kambiyo senetlerinde sorumluluğu tesbit eden husus, borçlunun (keşidecinin) imzasıdır. İmzanın, “borçlu” veya  “kefil-aval veren” sıfatlarından hangisi ile atılmış bulunduğunun da senette belli edilmesi gereklidir (Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 2. Cilt, 4.Bası, s.2086). TTK’nun 688/7. maddesi ile 613/7. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, bononun geçerli olması için, tek imza yeterlidir ve senet ön yüzüne atılan ikinci imza aval şerhi sayılır. Ne var ki, bononun ön yüzüne keşideci tarafından iki imza atılmış olsa dahi, bu imzalar TTK.nun 613. maddesine göre aval olarak kabul edilemez. Ancak, keşideciden başka bir kişi tarafından aval veya benzeri sözler kullanılarak imzalanmışsa aval olarak sayılır. Keşidecinin el yazısıyla atılmış imzasının senedin ön yüzünde ve senet metninin altında bulunması gereklidir. Kanunen keşidecinin imzası yeterli olmakla birlikte keşidecinin kim olduğunun tespiti ve özellikle keşidecinin tüzel kişi olması durumunda keşideci ünvanının poliçede yer alması, poliçenin kimin tarafından verildiğinin tespiti bakımından önemlidir. Zira, poliçede imzası bulunanın borçlu olarak mı yoksa bir başka kişi adına temsilen veya vekaleten mi imzalamış olup olmadığının tespiti ancak ad ve soyadı veya ünvan ile sıfatın belirtilmiş olması ile mümkündür. Temsile yetkili olmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzalayan kişi ile temsil yetkisini aşar biçimde poliçe imzalayan kişiler, poliçeden dolayı kişisel olarak sorumlu olurlar (TTK.m.590). Bono borçlusunun tüzel kişi olması halinde, yetki belgesinde firmayı temsile yetkili şahısların bonoyu imzalamış olmasına ve usulünce kaşe basılmış olmasına dikkat edilmelidir. Bu durumda, poliçeden doğan sorumluluk doğrudan doğruya temsil edilen tüzel kişiye aittir. Hemen vurgulanmalıdır ki, şirket yetkilisi tarafından da olsa senede atılan ikinci imza, şirket kaşesi olmadan atılmış ise, burada keşideci sıfatı söz konusu olmayacağından, bu imza aval olarak kabul edilir ve bu imza sahibi borçtan şahsen sorumlu olur. Senette atılan her iki imza da şirket kaşesi üzerine atılmışsa , burada artık aval olgusundan söz edilemez. Açıklanan bu maddi hukuk kuralları, somut olay ortaya konularak değerlendirildiğinde; Davacı/borçlu vekili tarafından dosyaya sunulan 11.04.2007 Tarihli Ticaret Sicili Gazetesi örneğine göre, davacı/borçlu Y.. G.’in, münferit imzası ile, keşideci .... Görsel İletişim Sis. San. ve Tic. A.Ş. ni üç yıl süreyle temsil ve ilzama yetkili olduğu ve takip konusu bononun ön yüzünde bulunan her iki imzanın da keşideci şirket kaşesi üzerine davacı/borçlu Y.. G. tarafından atıldığı, bu hususun davacı vekilince de kabul edildiği dikkate alındığında atılan ikinci imzanın aval şerhi olmadığı belirgindir. O halde, Yerel Mahkemenin aynı gerekçeye dayalı direnme kararı usul ve yasaya uygun olup,        onanmalıdır. S O N U Ç : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, Yerel Mahkeme kararının, yukarıda direnme kararında gösterilen nedenlerden dolayı ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından, başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 05.10.2011 gününde oybirliğiyle ile karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2024/387 E., 2024/8413 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Şti ile ortak sıfatı ile rekabet yasağı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun)'nun 613 üncü maddesinin ikinci fıkrası karşısındaki durumu incelendiğinde, adı geçenin 30.12.2008 tarihinde ...
11. Hukuk Dairesi         2024/387 E.  ,  2024/8413 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/295 Esas, 2023/1586 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/146 E., 2019/495 K. BİRLEŞEN DOSYA : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/82 E. sayılı dosya Taraflar arasındaki şirket ortağı ve yöneticisinin rekabet yasağına aykırı davranışından kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince birleşen dava yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl dava yönünden davacılar vekilinin başvurusunun gerekçe yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; ... Plastik Medikal Mob. Kal. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 30.12.2008 tarihinde 5698 sicil numarası ile kurulduğunu, Bolu Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil ve ilan edildiğini, 11.05.2009 tarihinde ünvan ve amaç konu değişikliği ... Tıbbi Cihazlar San. ve Tic. Ltd. Şti. olduğunu, şirketin son olarak Ankara ticaret sicilinde kayıtlı olup sicil numarasının 397532 olduğunu, şirketin ortaklarınca, şirketin son dönemlerdeki satış oranlarının ve iş hacminin önceki yıllara göre oldukça azaldığının ve üretim maliyetlerinin düşmesine rağmen elektrik tüketiminin şirketin olağan ihtyacının oldukça üstünde olduğu ve şirket adına verilen avansların karşılığında bir mal ve hizmet alınmadığının fark edildiğini, şirket hesaplarındaki bu durumunun sebebinin öğrenilmesi için özel denetim kuruluşlarından 01.01.2012-31.12.2016 dönemine ilişkin hesaplarının incelenmesini ve rapor düzenlenmesinin talep edildiğini, bağımsız denetim firması tarafından 30.01.2017 tarihinde sunulan ve şirket ve yetkililerinin son 4 yıldaki faaliyetlerinin, gelir-giderlerinin incelendiği bağımsız denetim raporunda halen şirket hissedarı olan ve şirket yönetim yetkisi ile donatılan şüpheli ...'ın müvekkili şirket ile iştigal konusu aynı olan iki adet şirket kurduğu ve müvekkili şirketin kuruluş ve işleyişine paralel olarak faaliyet konusunun revize ettiğinin tespit edildiğini, raporda 31.12.2008 tarihinde %95 hissesi kendi üzerine olmakla birlikte ... ile birlikte bir şirketi devraldığı ve şirketi müdürü olduğu, 17.12.2015 tarihinde şirketin ünvanını ... Medikal San. ve Tic. Ltd. Şti. Olarak değiştirildiğini ve hisselerinin tamamını müvekkili şirket çalışanı Tanju ...'a devredildiğini, ...'ın müdürlük yetkisinin iptal edilmediğini ve yine 10.03.2015 tarihinde yine iştigal konusu müvekkili şirket ile paralel olan başka bir şahıs şirketi daha kurduğunu, davalının iki şirkette de aynı anda temsile yetkili müdür olduğunun sabit olduğunu, müvekkili şirketin yetkililerinin rekabet yasağına aykırı olan bu duruma izinlerinin bulunmadığını ve şirket ortaklarının bu yönde aldıkları herhangi bir karar da bulunmadığını, T.T.K.'nun 626 ncı maddesinin ilk fıkrasında belirtilen şirket menfaatinin gözetilmesi, şirketin menfaatinin kişisel menfaatlere ve başkalarının menfaatlerine görevinin yapılışına ilişkin doğal bir gereklilik olduğunu, müvekkillerce çaba sarf edilerek hayata geçirilen şirketin, başarılı yönetim şeklini, satış politikalarını, hizmet prosedürünü, alım-satım yöntemlerinin bilgisini kendi adına bir şirket kurarak bu şirkete uyguladığını, bununla da kalmayarak müvekkili şirketin hali hazırda ki müşteri profilini ve hedef kitlesini de lee geçirdiğini, davalı tarafın gerek lokasyon gerekse iş konusu olarak faaliyete geçirdiği şirket, anılan fıkranın yöneticilere yüklediği sorumluluğun bariz şeklinde ihlali olduğunu, davalının, müvekkili şirketin hem hissedarı hemde müdürü iken, kasten, haksız rebaket yasağına aykırı davranarak ve müdürlük yetkisini kötüye kullanarak müvekkili şirket ile işletme ve işletme merkezi aynı olan başka şirketler kurması ve bu yolla müvekkili şirketin satışlarını oldukça azaltması, şirketin ekonomik gücüne ticari hayatının mahvına neden olarak kadar ağır zarar vermesi, şirketin satış hasılatındaki düşüş ile şüpheliye ait şirketlerin faaliyet tarihleri arasındaki örtüşmenin şirkete verilen maddi zararı gözler önüne serdiğini, davalının yaptığı yolsuzluğun Gümrük Bakanlığı'ndan alınan bir beyanname ve davalı tarafından hazırlanmış bir fatura ile de desteklenmekte olduğunu, faturanın da müvekkili şirketin portföyünde olan bir şirkete ... Ticaret adıyla, müvekkillerinin ortağı olduğu ve işbu dava konusu zarara uğrayan şirket olan ... Tıbbi Cihazlar San. ve Tic. Ltd. Şti. ile aynı adresten, davalı tarafından kaşelenen bir satış belgelendiğini, bu belgelerin davalının, müvekkillere ait şirketin halihazırdaki yurtdışı alıcılarına hizmet sağlayarak şirketin enternasyonel alandaki satışlarını olumsuz yönde etkilediğinin kanıtı niteliğinde olduğunu, davalının, müvekkili şirketin müşterisine kendi adına ihraç yapmış olup müvekkili şirketin sorumlu müdürü olmasına rağmen zarara uğrattığını, davalının şirkette müdür olarak görev yaptığı sırada kendisi tarafından keşide edilen 4 adet çekin akıbetinin halen bilinmediğini, müvekkili şirketçe 01.03.2016 tarihinde yapılması planlanan genel kurul toplantısının sebep ve önemi başlıklı tutanakta, ...'in göreve geldiği zamandan itibaren eski tek genel müdür ...'ın şirketi borçlandıran çekler hakkında bilgi vermediği, ...'in müdür olarak göreve başladığı 20.01.2016 tarihinden önce ne kadar senet ve çek kullanıldığının bilinmediğini, bu tarihten önce kullanılan hiç bir çekin tahsilat makbunuzunun bulunmadığını, şirketin SGK ve Vergi Dairesi yanında birçok yerli ve yabancı şirkete öz sermayesinin ve envanter değerinin çok üzerinde borçlu olduğu ve yine şirketi borçlandırıcı işlemlerin faturalarının eksik olduğu veya ortadan kaybolduğu ve hiçbir evrak ve muhasebe kaydı sunulamadığının kaydedildiğini, bilgi verme yükümlülüğü gereğince davalıya sorulduğunda ise yükümlülüğünün ihlal edildiği ve bilgi verilmeyerek zaman kazanmaya çalıştığının kayıt altına alındığını, toplantı tutanağında tespit edildiği üzere davalının şirket adına yaptığı ve borçlandırıcı işlemlerin karşı tarafı ve miktarının bilinmediğini, davalının şirkete zarar vererek kendine menfaat sağlayan bu işlemleri yapmakla kalmadığını, ayrıca malumatı dahilindeki bu bilgileri şirketle paylaşmadığını ve halen paylaşmaktan kaçındığını, yapılan bu tespitler doğrultusunda 01.03.2016 tarihinde yapılan olağan üstü genel kurul kararı ile ...'ın yetkilerinden azline karar verildiğini, aradan geçen süreye rağmen iş ve işlemlerin anlaşılamadığını, ... tarafından ... Tıbbi Cihazlar San. ve Tic. Ltd. Şti. Aleyhine yapmış olduğu işlemlerin ancak bir kısmının bağımsız denetim raporu ile ortaya çıkartılabildiğini, davalı tarafından ... Tıbbi Cihazlar San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne vermiş olduğu maddi ve manevi zararın tazminini talep etme gereği hasıl olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1,000,00 TL maddi tazminata ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 28.12.2017tarihli ıslah dilekçesiyle de maddi tazminat istemini 200.000,00 TL'ye yükseltmiş, dava tarihinden itibaren avans faizi hükmedilmesini istemiş, yine manevi tazminat için dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Birleşen davada davacı şirket vekili dava dilekçesinde; şirket ortaklarınca, şirketin son dönemlerdeki satış oranlarının ve iş hacminin önceki yıllara göre oldukça azaldığı ve üretim maliyetlerinin düşmesine rağmen elektrik tüketiminin şirket olağan ihtiyacının oldukça üstünde olduğu ve şirket adına verilen avansların karşılığında bir mal ve hizmet alınmadığının fark edilerek hesapların incelenmesi ve rapor düzenlenmesinin istenildiğini, bağımsız denetim firması tarafından 30.01.2017 tarihinde rapor düzenlendiğini, davalının müvekkili şirketin iştigal konusu ile aynı olan iki adet şirket kurduğu ve müvekkili şirketin kuruluş ve işleyişine paralel olarak faaliyet konusu revize ettiğinin tespit edildiğini, davalının iki şirkette de aynı anda temsile yetkili müdür olduğunu, davacı şirketin bilgilerinin diğer şirketlerin yönetimi için de kullanıldığını, bunun dürüstlük kuralına da aykırılık olduğunu, şirketin satış hasılatındaki düşüş ile davalıya ait şirketlerin faaliyet tarihleri arasındaki örtüşmenin şirkete verilen maddi zararı gözler önüne serdiğini, elde ettiği haksız kazançları belgelediğini, şirketin maddi kaybının davalının şirketinin maddi menfaatini arttırdığını, davalının, müvekkili şirketin müşterisine kendi adına ihraç yaptığını, haksız maddi menfaat elde ettiğini, dürüstlük kuralına ve rekabet yasağına aykırılık teşkil ederek zarara sebebiyet verdiğini ileri sürerek davalının haksız rekabet nedeniyle davalının elde ettiği menfaatin davacı şirket lehine hükmedilmesi, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL tazminatın 30.01.2017 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu, T.T.K.'nun 553 üncü maddesinde belirtildiği üzere şirket müdürü olarak sorumluluğundan bahsedebilmek için zarar, kusur, hukuka aykırılık ve nedensellik bağı unsurlarının tamamının bir arada gerçekleşmiş olması gerektiğini, unsurlardan birisinin mevcut olmaması halinde müdürün sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, iddia edildiği gibi ortağı olduğu ... şirketi aleyhine zarar verecek hiç bir tasarrufu olmadığını, ...'in ve ...'in husumet yöneltme haklarının olmadığını, ... ve ...'in diğer şirketi ... Medicine İlaç ve San. Ltd. Şti.'nin müdürünün olduğunu, 2016 yılının Ocak ayında başlayıp azline kadar devam eden kısa sürede birlikte müdür olarak görev yaptıklarını, diğer davacı ...'i hiç tanımadığını, edindiği bilgiye göre ...'in gerekli karar çoğunluğunu sağlayabilmek için kendisine 2016 yılında %1 pay devri yaptığını, ortak ve müdürü olduğu ... Beton Demir Labaratuvarı Zemin Ütüt Emlak Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ünvanının 17.12.2015 tarihinde ... Medikal San. ve Tic. Ltd. Şti. Olarak 08.12.2015 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısı kararı ile değiştirildiğini, şirketin faaliyet alanlarının NACE kodlu 231906 labaratuvar, hijyen veya eczacılık ile ilgili cam eşyalar ile cam ampullerin imalatı ve NACE kodu 683101 gayrimenkul acentelerinin faaliyetleri olduğunu, söz konusu şirketin faaliyet alanları ve ürettiği ürünlerin ... Tıbbi Cihazlar San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin faaliyetleri ile hiçbir benzerliği olmadığını, şirketin emlak danışmanlığı yaptığını, ayrıca serum sarf malzemeleri ürettiğini, ... Tıbbi Cihazlar San. ve Tic. Ltd. Şti. Firmasının faaliyet alanının Nace kodu 325002-Suni Uzuvlar, Protez ve Ortopedik ürünler ile bunların parça ve aksesuarlarının imalatı olduğunu, ... Medikal San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin ürettiği ürünlerle verdiği hizmetlerden dolayı tamamen bağımsız hizmet verdiğini, ...'ın ... Medikal San. ve Tic. Ltd. Şti.'deki hisselerinin tamamını 25.12.2015 tarihinde yayınlanan Resmi Gazetede yayımlandığı üzere Tanju ...'a devrettiğini, ayrıca ... Beton Demir ... Ltd. Şti.'ndeki müdürlük görevini 04.05.2011 gün 7808 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı üzere ...'a devrettiğini, ... Beton Demir ... Ltd. Şti.'ndeki ortaklığının ve müdürlüğünü 2008 yılında başladığını ve ... Tıbbi Cihazlar San. ve Tic. Ltd. Şti. Firmasına ortaklığı ile müdür olma sürecinin 2014 yılı içerisinde gerçekleştiğini, ... Tic. ... işletmesinin faaliyet alanının 222990-baska yerde sınıflandırılmamıs dıger plastık urunlerın ımalatı ve ahsap işleme yöntemi ile ahşap malzeme imalatı olduğunu, şirket ortağı ...'in ... Tıbbi ... Tic. Ltd. Şti.'nin Inmunotek ... İlaç San. Tic. Ltd. Şti. adında 04.12.2012 tarihinden itibaren faaliyet gösteren bir firmanın olduğu bilgisinin paylaşılmadığını, buna ek olarak ...'in Inmunotek ... İlaç San. Tic. Ltd. Şti.'nin sahibi ve müdürü olduğunu, ... firmasının ortağı ...'in yine alerji alanında hizmet vermek üzere Inmunotek ... Tic. Ltd. Şti. adında bir firma kurduğunu, kurmuş olduğu firmanın cari borçlarına istinaden ödemeleri kendi talebi üzerine ... firması hesabından yapıldığını, bu ödemenin ...'in faaliyetlerini yürüttüğü ve müdürü olduğu Inmunotek ... ... Tic. Ltd. Şti.'ne ve şahsına gelir sağladığını ve şirketi zarara uğrattığını, ... Ltd. Şti.'nin ...'ın müdürlüğü döneminde gerçekleştirdiği faaliyetler ... ve ... arasında gerek Hamburg'daki Roxal Medical GmbH ofisinde gerçekleştirilen toplantılar, gerekse telefon görüşmeleri, toplantı tutanakları, proje ilerleyiş durum paylaşımları ve maillerde de açıkca görülebileceği üzere ortaklaşa kararlaştırıldığını, büyük hissedar ...'in yönlendirmeleri ve talepleri üzerine şekillendirildiğini, ... ... Ltd. Şti.'nin arge çalışmalarını yürüttüğü ürünlerin uluslararası kongrelerde ve toplantılarda ...'in talebi ile ... firması adıyla tanıtıldığını, bu durumun ...'nin yurt dışı pazarda bağımsız bir firma olarak tanınmasının önüne geçtiğini, ...'nin ürettiği ürünler ile ... firmasının piyasada yenilikçi firma görünümü ile kendine değer kattığını, ... Ticaret ... tarafından rekabet yaratıldığı iddiası ile satıldığı söylenen ürünlerin üretimi ve satışı ile ilgili ...'nin Sağlık Bakanlığı nezdinde üretime yetkili firma konumunda olmaması nedeniyle rekabet durumunun söz konusu olmadığını, ...'in Almanya'daki firması ...'ın yürüteceği klinik çalışmalar ile ilgili bir çok başvurunun ...'in talebi ile ... tarafından yürütüldüğünü, ... tarafından maddi bir karşılık olmaksızın büyük hissedar ...'in maddi karşılıklar elde edebileceği çalışmalara da destek olduğunu, Firmanın iş hacmi başlıklı tabloda belirtilen 2016 yılı toplam 8.863,96 TL gösterilmiş olan rakamın 2016 yılı Ocak ayında ...'ın müdürlüğünü ... ile paylaşması ve ardından müdürlük görevini ... ve ...'e tamamen devretmesi ile ortaya çıktığını, şirketi yönetememekle suçlanan ...'ın müdürlüğü döneminde elde ettiği gelirlerin yurt içi ve yurt dışı satışlar toplamının ...'in ortak olduğu dönemden itibaren en yüksek cirolu ikinci dönem olduğunu, ... ve ...'in ortaklık döneminde ortaya çıkan durumun ...'ı şirket ortağı olarak zarara uğrattığını, ...'e firmasına ait elektrik hattından çıkar sağladığı hususundaki iddiaları kabul etmediğini, akıbeti belli olmadığı iddia edilen çeklerin daha önce teklifi alınan ve ...'e gönderilen kalıp tasarım ve üretim bedellerinin ön ödemesi olarak kesildiğini, 2016 yılı Ocak ayı itibariyle ... firması müdürleri ... ve ...'den tarafına iletilen bir bilgi olmaması nedeniyle çeklerin akıbetinin bilinmediğini, davacıların ve özellikle ...'in kötü niyetli olduğunu, ... Ticaret adına gerçekleştirilen tüm faaliyetlerin ödemelerinin ... tarafından yapıldığını ... ... Tic. Ltd. Şti. tarafından karşılanmasının söz konusu olmadığını savunarak davanın husumet nedeniyle usulden ve gerekse yasal şartları oluşmadığından esastan reddini istemiştir. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin ortakları adına Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2017/146 E. sayılı dosya ile şirket ortaklarının zarara uğratıldığı gerekçesiyle dava açıldığını, müvekkilinin 25.12.2015 tarihinde müdürlük yetkilerinden azledildiğini, müdürlüğünü yürüttüğü süre içerisinde davacının solunum fonksiyon test filtresi üretimi olmadığını, davacı şirketin kurucusu ...'in davacı şirketteki hisselerini, payının hukuki ve mali yükümlülüklerini Atilla Arslan'a devrettiğini, tarafları ile aynı olmayan bir davada sunulan sözleşme ile müvekkilinin rekabet yasağına aykırı davrandığının iddia edildiğini, bu iddiaların asılsız ve mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalı ...'ın ... Tıbbi Cihazlar Ltd. Şti ile ortak sıfatı ile rekabet yasağı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun)'nun 613 üncü maddesinin ikinci fıkrası karşısındaki durumu incelendiğinde, adı geçenin 30.12.2008 tarihinde ... Tıbbi Cihazlar Ltd. Şti.'ye ortak olduğu ve halen ortaklığının devam ettiği, ... Tıbbi Cihazlar şirketinin ana sözleşmesinde şirket ortaklarının rekabet yasağına tabi olduklarına ilişkin hüküm bulunmadığı, dolayısıyla ...'ın ortak sıfatı ile rekabet yasağına tabi olmayacağı, adı geçenin 6102 sayılı Kanun'un 626 ncı maddesinin ikinci fıkrası karşısında müdür sıfatı ile rekabet yasağı incelendiğinde, dava dışı ... Medikal, ... Ticaret ve ... İlaç Sanayi ticaret sicil kayıtları ve bu şirket ve işletmelerin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde, ...- ticari işletmesi ile ilgili, ... Tıbbi Cihazlar ve ... Ticaret kayıtları ve rekabet yasağı açısından şirketlerin kuruluşu ve yetkili olduğu dönemler dikkate alınarak incelendiğinde; davalı ...'ın ... Ticaret işletmesinde gerçekleşen rekabet yasağı kapsamındaki 120.842,68 TL'lik satışı ile ilgili olarak bu satışın ... Tıbbi Cihazlar şirketinde gerçekleştirilmesi halinde dönem kar ve zararına göre ... şirketinin herhangi bir kaybının olmadığının ortaya çıktığı, ... Medikal San. ve Tic. Ltd. Şti. ile yapılan incelemede; ...'ın şirkete 17.11.2008 tarihinde ortak olduğu ve bu tarihte yapılan ortaklar kurulu kararı ile müdür olarak seçildiği ve 26.04.2011 tarihinde şirket müdürlüğünün iptal edildiği, ...'ın ... Tıbbi Cihazlar şirketinde 13.08.2012 tarihinden itibaren ortak olduğu, ... Tıbbi Cihazlardaki müdürlüğü ile ... Medikal San. Tic. Ltd. Şti.'deki müdürlük tarihlerinin farklı zamanları içermesi nedeni ile 6102 sayılı Kanun'un 626 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre rekabet yasağı kapsamında olmadığı, dolayısıyla şirket ana sözleşmesinde şirket ortaklarının rekabet yasağına tabi olduklarına ilişkin hüküm bulunmadığı gibi ... Medikal San. Tic. Ltd. Şti.'deki ortaklığı bakımından rekabet yasağı kapsamında olmadığı, Inmunotek ... İlaç San. ve Tic. Ltd. Şti ile ilgili yapılan incelemede; bu şirketin 04.12.2012 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, 12/12/2012 tarihinde sicil gazetesinde ilan edildiği, şirket hisselerinin tamamının Cem Gergin'e ait olduğu ve adı geçenin 10 yıllığına şirket müdürü olduğu, şirket adresinin "Yeni Küçük Sanayi Sitesi L Blok No: 18 Bolu" olduğu, şirket ana sözleşmesine göre faaliyet konularının özetle her türlü yurtiçinde ve yurtdışında imal edilen ilaçlar ve sarf malzemelerinin toptan ticaretini yapmak, pazarlamak, imalat, ithalat ve ihracatı ile ilaç ruhsatı almak, kiralamak şeklinde olduğu, bu şirketin muhasebe kayıtlarında yapılan incelemelerde, genel yönetim giderleri dışında herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, bu nedenle bu şirketle ilgili rekabet yasağının şirket müdürü yada şirket ortağı olarak ihlal edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, asıl dava yönünden; davalının haksız rekabette bulunduğunun ve davalı gerçek kişinin 6102 sayılı Kanun'un 626 ncı maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen müdürün rekabet yasağını ihlal ettiğinin ileri sürüldüğü, davacı gerçek kişilerin gerek haksız rekabet gerekse müdürün rekabet yasağı ile ilgili iddialarla doğrudan bir ilgisi bulunmadığı, ileri sürülen iddiaların asıl davada dava dışı ... Tıbbi Cihazlar San ve Tic. Ltd. Şti.'ni ilgilendirdiği, davacı gerçek kişilerin, şirkette salt ortaklık ve müdür sıfatının olması, böyle bir davayı kendi adına açması için yeterli olmadığı, bu durumda davacılar bakımından aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddi gerektiği (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16.02.2014 tarih 2014/1233 E., 2014/19833 K. sayılı emsal ilamı), birleşen dava yönünden ise; davalı ...'ın 30.12.2008 tarihinde ... Tıbbi Cihazlar Ltd. Şti.'ye ortak olduğu ve halen ortaklığının devam ettiği, ... Tıbbi Cihazlar şirketinin ana sözleşmesinde şirket ortaklarının rekabet yasağına tabi olduklarına ilişkin hüküm bulunmadığı, dolayısıyla ...'ın ortak sıfatı ile rekabet yasağına tabi olmayacağı, bilirkişi raporunda ... ...-... ticari işletmesi ile ilgili, ... Tıbbi Cihazlar ve ... Ticaret kayıtları ve rekabet yasağı açısından şirketlerin kuruluşu ve yetkili olduğu dönemler dikkate alınarak yapılan incelemede; davalı ...'ın ... Ticaret işletmesinde gerçekleşen rekabet yasağı kapsamındaki 120.842,68 TL'lik satışı ile ilgili olarak bu satışın ... Tıbbi Cihazlar şirketinde gerçekleştirilmesi halinde dönem kar ve zararına göre ... şirketinin herhangi bir kaybının olmadığının ortaya çıktığı, ... Medikal San. ve Tic. Ltd. Şti. ile yapılan incelemede; ...'ın şirkete 17.11.2008 tarihinde ortak olduğu ve bu tarihte yapılan ortaklar kurulu kararı ile müdür olarak seçildiği ve 26.04.2011 tarihinde şirket müdürlüğünün iptal edildiği, ...'ın ... Tıbbi Cihazlar şirketinde 13.08.2012 tarihinden itibaren ortak olduğu, bu durumda ana sözleşmede şirket ortaklarının rekabet yasağına tabi olduklarına ilişkin hüküm bulunmadığı gibi ... Medikal San. Tic. Ltd. Şti.'deki ortaklığı bakımından rekabet yasağı kapsamında olmadığı, ... Tıbbi Cihazlardaki müdürlüğü ile ... Medikal San. Tic. Ltd. Şti.'deki müdürlük tarihlerinin farklı zamanları içermesi nedeni ile 6102 sayılı Kanun'un 626 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre rekabet yasağı kapsamında olmadığı, Inmunotek ... İlaç San. ve Tic. Ltd. Şti ile ilgili yapılan incelemede; bu şirketin 04.12.2012 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, 12.12.2012 tarihinde sicil gazetesinde ilan edildiği, şirket hisselerinin tamamının Cem Gergin'e ait olduğu ve adı geçenin 10 yıllığına şirket müdürü olduğu, şirket adresinin "Yeni Küçük Sanayi Sitesi L Blok No: 18 Bolu" olduğu, şirket ana sözleşmesine göre faaliyet konularının özetle her türlü yurtiçinde ve yurtdışında imal edilen ilaçlar ve sarf malzemelerinin toptan ticaretini yapmak, pazarlamak, imalat, ithalat ve ihracatı ile ilaç ruhsatı almak, kiralamak şeklinde olduğu, bu şirketin muhasebe kayıtlarında yapılan incelemelerde, genel yönetim giderleri dışında herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, bu nedenle bu şirketle ilgili rekabet yasağının şirket müdürü yada şirket ortağı olarak ihlal edilmesinin mümkün olmadığı, aynı gerekçelerle haksız rekabet koşullarının oluşmadığı, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin birleşen davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacılar vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl davada verilen hükmün gerekçe yönünden kaldırılmasına ve asıl davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, haksız rekabet yasağının ihlaline dayalı maddi ve manevi tazminat, birleşen dava haksız rekabet yasağı ve dürüstlük kuralına aykırı olarak elde edilen menfaatlerin davacı şirket lehine hükmedilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6102 sayılı Kanun'un 613 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 626 ncı maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacılar vekilinin asıl davaya yönelik tüm, birleşen davaya yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2.6102 sayılı Kanun'un 626 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürlerin şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, gerek İlk Derece Mahkemesince gerekse Bölge Adliye Mahkemesince; 10.03.2015 tarihinde kurulan ... Ticaret şahıs işletmesi tarafından, birleşen davacı şirkette 18.06.2014-01.03.2016 tarihleri arasında temsil ve ilzama yetkili müdür olarak görev yapan davalının, birleşen davacı ... Tıbbi Cihazlar Sanayi ve Ticaret Limited Şirketindeki müdürlük görev ve yetkisinin sona erdirildiği 01.03.2016 tarihlerine kadar, birleşen davacının eski müşterilerine gerçekleştirilmiş olan satışların rekabet yasağı kapsamında olduğu ve haksız rekabet teşkil ettiği tespit edilmiştir. Bu durumda mahkemece, dava dışı Adrius Ticaret şahıs işletmesi tarafından yapılmış olan sözkonusu satışlardan şirketin elde ettiği karın belirlenerek bu miktara tazminat olarak hükmedilmesi gerekirken, salt birleşen davacı şirketin zaten zararda olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmayıp, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin asıl davada tüm, birleşen davada diğer temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca asıl dava yönünden ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacıların temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının birleşen dava yönünden BOZULMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, asıl davada davacılardan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde birleşen davada davacıya iadesine, 27.11.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2014/20355 E., 2014/25420 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTavşanlı İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Bahse konu imza, avali tazammum eden herhangi bir meşruhatı ihtiva etmediğine ve imza da senedin ön yüzüne atılmadığına göre, TTK'nun 613/2. maddesi uyarınca keşideci için aval verme niteliğinde kabul edilemez.
12. Hukuk Dairesi         2014/20355 E.  ,  2014/25420 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Tavşanlı İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 09/09/2013 NUMARASI : 2013/99-2013/123 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 16/01/2014 tarih, 2013/34407 Esas - 2014/982 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlular A.. E.. ve U.. E.. tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : 1- Borçlu A.. E..’in karar düzeltme isteminin incelemesinde; Düzeltilmesi istenen Yargıtay ilamıyla bunda atıf yapılan mahkeme kararında yazılı gerekçeler ve dosyada mevcut belgeler karşısında borçlu A.. E..’in karar düzeltme isteği yerinde görülmediği gibi HUMK'nun 440. maddesinde yazılı dört halden hiç birine de uymadığından İİK'nun 366. ve HUMK'nun 442. maddeleri uyarınca (REDDİNE); 2- Borçlu U.. E..'in karar düzeltme istemine gelince; Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda; takibe konu senedin kambiyo senedi vasfını taşımadığını, senedin keşide tarihinde tahrifat yapıldığını, borçluların imzası ile de bu durumun tasdik edilmediğini ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği anlaşılmıştır. Bononun düzenlenme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nun 690/3. maddesi göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanun'un 613. maddesi hükmüne göre; aval şerhi, poliçe veya alonj üzerine yazılır. Senedin ön yüzüne atılan keşideci imzası dışındaki imzalar, keşideci lehine aval hükmündedir. Ancak bono arkasında aval için olduğu açıklanmaksızın atılan imzanın, aval olarak kabulü mümkün değildir. Takip dayanağı bononun incelenmesinde; keşidecinin A.. E.., lehtarın takip alacaklısı V.. A.. olduğu, borçlu U.. E..'in ise bononun arka yüzünde imzasının bulunduğu görülmüştür. Bahse konu imza, avali tazammum eden herhangi bir meşruhatı ihtiva etmediğine ve imza da senedin ön yüzüne atılmadığına göre, TTK'nun 613/2. maddesi uyarınca keşideci için aval verme niteliğinde kabul edilemez. Öte yandan bono arkasında aval için olduğu açıklanmaksızın atılan imzanın aval olarak kabulü mümkün değildir. Bu nedenle senet lehtarı tarafından yapılmış bir ciro bulunmadığından, bir başka anlatımla U.. E..'in, lehtarın cirosundan önce ciro ve imzası bulunduğundan, bu ciro geçersiz olup yok hükmünde sayılacağından ve avali tazammum eden herhangi bir meşruhatı ihtiva etmediğine ve imza da senedin ön yüzüne atılmadığına göre, TTK'nun 613/2. maddesi uyarınca aval verme niteliğinde de kabul edilemeyeceğinden alacaklının adı geçen hakkında kambiyo hukukuna göre takip hakkı bulunmamaktadır. O halde mahkemece, İİK'nun 170/a. maddesi uyarınca borçlu U.. E.. yönünden takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, bu hususun göz ardı edilmesi isabetsiz olup, Dairemizce kararın bu nedenle bozulması gerekirken onandığı anlaşılmakla borçlu U.. E..’in karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir. SONUÇ :Borçlu U.. E..’in karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 16.01.2014 tarih ve 2013/34407 Esas, 2014/982 Karar sayılı onama ilamının borçlu U.. E.. yönünden kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda (2). maddede yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 30/10/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Limited şirketlerde rekabet yasağı kime karşı, hangi kapsamda uygulanır?

A) Tüm ortaklar kanunen rekabet yasağına tabidir.
B) Sadece şirket sözleşmesinde öngörülmüşse ortaklar rekabet yasağına tabidir; ancak müdürler kanunen (aksi kararlaştırılmadıkça) rekabet yasağına tabidir.
C) Müdürler rekabet yasağına tabi değildir, sadece ortaklar tabidir.
D) Rekabet yasağı limited şirketlerde uygulanmaz.
E) Sadece hakim ortak rekabet yasağına tabidir.

Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol