6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 622

Türk Ticaret Kanunu 622. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 622- (1) Bu Kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümleri, kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanır. B) Yönetim ve temsil I - Müdürler 1. Genel olarak

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

15 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2020/2302 E., 2021/7282 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
ndiğini, şirketin 26/05/2018 tarihli genel kurul toplantısında seçilen üç müdürün görevden alınarak bu müdürler yerine iki müdür seçilmesine karar verildiğini, alınan bu kararın ana sözleşme ve dürüstlük kurallarına açıkça aykırı olduğunu, TTK'nın 622. maddesi yollamasıyla 445.
11. Hukuk Dairesi         2020/2302 E.  ,  2021/7282 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.03.2019 tarih ve 2018/418 E. - 2019/243 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin reddine-kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.03.2020 tarih ve 2019/1332 E- 2020/436 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalılardan Antalya Akvaryum İşletmeciliği Ltd. Şti'.nin üç ortaklı bir limited şirket olduğunu, bu şirketin %40 hissesinin müvekkili şirkete, %40 hissesinin davalı ... Akvaryum A.Ş'ne, %20 hissesinin de diğer davalı ... Akvaryum Ltd Şti'ne ait olduğunu, davalı Antalya Akvaryum İşletmeciliği Ltd Şti'nin kuruluşunun 25/03/2011 tarihinde ticaret sicilinde tescil ve ilan edildiğini, şirket ana sözleşmesinin 8. maddesinde şirketin işleri ve muamelelerinin ortaklar kurulu tarafından seçilecek bir veya birkaç müdür tarafından yürütüleceğinin belirtildiğini, ilk 10 yıl süre ile üç müdürün seçildiğini, ana sözleşmenin 9. maddesinde ise şirketi ilk 10 yıl süre ile seçilen müdürün temsil edeceğinin açıkça düzenlendiğini, şirketin 26/05/2018 tarihli genel kurul toplantısında seçilen üç müdürün görevden alınarak bu müdürler yerine iki müdür seçilmesine karar verildiğini, alınan bu kararın ana sözleşme ve dürüstlük kurallarına açıkça aykırı olduğunu, TTK'nın 622. maddesi yollamasıyla 445. maddesine göre davayı açtıklarını, genel kurulda müvekkili ile ortağı olduğu Antalya Akvaryum İşletmeciliği Tic. İnş. Ltd.Şti. arasındaki davalar nedeniyle böyle bir karar alındığını, ancak davalar varken 30/03/2018 de müdürlüğe seçildiğini, şirketin üç müdürden ikisinin imzası ile temsil edilebildiğini, müvekkilinin şirket müdürleri arasında yer almasının sorun yaratmadığını ileri sürerek, davalı şirketin 26/05/2018 tarihli genel kurul toplantısının gündemin 3. maddesine ilişkin alınan azil ve seçim kararlarının iptali ile tedbiren davalı şirket müdürlerinin müdürlük yetkilerinin kısıtlanarak davalı Antalya Akvaryum Ltd. Şti.'nin üç ortağının müşterek imzası ile temsil ve ilzam edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Antalya Akvaryum Ltd. Şti. vekili, toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten pay sahiplerinin genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceklerini, ilgili toplantı tutanağında karara olumsuz oy verildiğine veya muhalefet şerhi düşüldüğüne ilişkin bir hususun söz konusu olmadığını, bu bağlamda toplantıda hazır bulunmasına rağmen olumsuz oy kullanmamış ve muhalefet şerhini açıkça tutanağa işletmemiş olan ortağın dava açma hakkından söz edilemeyeceğini, 6102 sayılı TTK. uyarınca görev süresi dolmadan da genel kurul kararıyla müdürlerin görevine son verilebilmesinin mümkün bulunduğunu, kaldı ki davaya konu genel kurul kararı ile yapılan yeni atamada müdür olarak atanmayan...'un şirket esas sözleşmesinin temsile ilişkin 9. maddesinde 10 yıl süre ile atanan müdürlerden biri de olmadığını, 30/03/2018 tarihli genel kurul kararı incelendiğinde şirket müdürlerinin şahıs olarak değil ortak şirketleri temsilen müdür olarak atanmalarının amaçlandığının görüleceğini, yeni atama yapılmasının ardından müdürlerin tekrar atanamayacağı veya görevden alınamayacağına ilişkin hiçbir kanuni düzenlemenin de mevcut olmadığını, müvekkili şirket ile davacı ortak arasında süregelen davalar bulunduğunu, fiilen ve ticari hayatın gerekli açısından davacı ... Ltd. Şti.’nin temsilcisinin müdürlük sıfatının devam etmesinin hukuken de mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Akvaryum Ltd. Şti. vekili; açılan davayı kabul etmediklerini, davacı şirket temsilcisinin, dava konusu 26/05/2018 tarihli toplantıda hazır bulunduğunu ve karara itirazlarını bildirdiğini, ancak oylama öncesi toplantıyı terkettiğini, dolayısıyla iptali istenen kararın müzakeresi aşamasında oy kullanmadığını, bu hususun genel kurul toplantı tutanağında açık şekilde yer aldığını, dolayısıyla davacı şirketin ilgili genel kurul kararının iptalini talep etme hakkı bulunmadığını, davacı şirketi temsilen şirket müdürlüğünü yürüten... ile Antalya Akvaryum Şirketi arasında menfaat çatışması bulunduğunu, dava konusu genel kurul kararının bu yönden isabetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Akvaryum A.Ş adına usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunmamış, duruşmalardaki beyanlarında davanın reddini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; genel kurul kararlarının iptaline ilişkin davanın şirkete açılması gerektiği, ortaklara husumet yöneltilemeyeceği, dava açan ortağın iptalini istediği kararın alındığı genel kurula katılıp kararlarda aleyhe oy kullanması ve oylamadan sonra da muhalefet şerhini tutanağa geçirmesi gerektiği, bu gerekliliğin dava şartlarından olduğu, dava konusu olayda davacı şirket temsilcisinin toplantıyı terk ettiği, muhalefet şerhini de tutanağa geçirmediği, ayrıca davacı tarafça genel kurulda alınan kararların butlanını gerektirir bir neden de ileri sürülmediği gibi olayda böyle bir durum da mevcut olmadığı gerekçeleriyle, Antalya Akvaryum Ltd. Şti.'ne yönelik davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usul yönünden reddine, diğer davalılara yönelik davanın ise pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; 26/05/2018 tarihli genel kurul toplantı tutanağının üçüncü maddesinde şirket müdürlerinin ve müdürler kurulu başkanı seçimine geçildiği, ...'in söz alarak 30/03/2018 tarihli genel kurulda seçilen müdürlerin görevden alınmasını önerdiği, önerinin oy birliği ile kabul edildiği, karar tarihinden itibaren aksi bir karar alınıncaya kadar davalı Antalya Akvaryum Ltd Şti'ne şirket müdürü olarak ... Akvaryum Ltd. Şti. ve onun gerçek kişi temsilcisi ... ile ... Akvaryum A.Ş ve onun gerçek temsilcisi olarak ...'ın şirket müdürü olarak seçildikleri, ... Akvaryum A.Ş'nin müdürler kurulu başkanı olarak atanmasına karar verildiği ve şirketi resmi dairelerde, kamu kurum ve kuruluşlarında şirket müdürleri ... Akvaryum A.Ş'ni gerçek kişi temsilcisi ... ve ... Akvaryum Ltd Şti gerçek kişi temsilcisi ...''in şirket unvanı ve kaşesi altında temsil ve ilzam etmek üzere yetkili kılınmalarına oy birliği ile karar verildiği, davacı ... Ltd Şti'nin temsilcisi...'un toplantıyı terk ettiği, ...'un toplantıya katılım hususundaki temsilci kararını yanında götürdüğü, toplantı başkanı tarafından toplantıya devam için yeterli çoğunluğun bulunması sebebiyle toplantıya devam edildiği, 30/03/2018 tarihli genel kurul toplantı tutanağında; davalı şirket müdürü ...'ın müdürlüğünün devamına, şirket müdürleri... ve ...''in müdürlükten istifası nedeniyle imza yetkisinin iptaline, karar tarihinden itibaren aksi bir karar alınıncaya kadar ... Turizm Ltd Şti'ni temsilen... ve ... Akvaryum Ltd Şti'ni temsilen de...'in de şirket müdürü olarak atanmasına, ...'ın müdürler kurulu başkanı olarak atanmasına karar verildiği, 6102 sayılı TTK'nın 622. maddesine göre; anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı gerekçeleriyle; davacının genel kurulun iptali dışında şirket müdürlerinin yetkilerinin kısıtlanması talep ettiği de gözetildiğinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre, şirket müdürlerinin yetkilerinin kısıtlanması talebinin de husumetin şirket müdürlerine karşı yöneltilmesi zorunlu olduğundan, davacı vekilinin bu husustaki istinaf itirazları yerinde görülmüş ancak davacı vekilinin, şirket ana sözleşmesine aykırı kararın yok hükmünde olduğu, bu nedenle toplantıya katılma ve muhalefet şerhini tutanağa geçirme şartının aranmayacağı istinaf sebepleri ana sözleşme ile atanan müdürlerin değiştirilmesine ilişkin kararın, TTK'nın 447. maddesinde düzenlenen butlana tabi kararlardan olmadığı ve TTK'nın 446. maddesine göre; dava açan ortağın iptalini istediği kararın alındığı genel kurula katılıp kararlarda aleyhe oy kullanması ve oylamadan sonra da muhalefet şerhini tutanağa geçirmesi gerekli kararlardan olduğu davacı şirket temsilcisinin toplantıyı terk ettiği, muhalefet şerhini de tutanağa geçirmediği, genel kurulda alınan kararların batıl olmadığı gerekçeleriyle de davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddiyle ilk derece mahkemesince limited şirket genel kurul kararının iptaline ilişkin davada Antalya Akvaryum Ltd. Şti.'ne husumet yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup bunun dışında diğer şirket ortaklarına husumet yöneltilmesinin doğru olmadığı değerlendirmesi yerinde görülmemiş davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan kabulüyle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasıyla; davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları ile özellikle dava dilekçesi içeriği, HMK’nın 320. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince gerçekleştirilen ve taraf vekillerinin de hazır bulunduğu öninceleme duruşmasında saptanan uyuşmazlığın niteliği, davacı yan vekilinin ilk derece mahkemesince reddedilen ihtiyati tedbir istemine yönelik kanunyolu başvuru dilekçesindeki açık beyanları gözetildiğinde, davalı limited şirketin 26.5.2018 tarihli genel kurulunda alınan şirket müdürlerinin azli ve yerlerine yeni şirket müdürlerinin seçimine ilişkin kararın iptali istemine ilişkin olup yasal dayanağı 6102 sayılı Kanun’un 622. maddesi delaletiyle uygulanması gereken 445 vd. maddeleridir. Davacı yan asal nitelikteki bu istemin yanında, anılan genel kurulda seçilen müdürlerin yetkilerinin dava sonuçlanıncaya değin kısıtlanmasını, yine dava sonuçlanıncaya değin şirket müdürlüğünün önceden olduğu gibi ve tedbiren taraf şirketler tarafından yerine getirilmesine ilişkin talepte bulunmuştur. Bu yoldaki istem, 6102 sayılı TTK’nın 622. maddesi delaletiyle uygulanması gereken 449. maddesi ile 6100 sayılı HMK’nın 389 vd. maddeleri çerçevesinde bir ihtiyati tedbir istemi niteliğinde olup davada TTK’nın 630/2. maddesine dayalı asal bir talep bulunmadığı, ilk derece mahkemesinin davanın nitelendirilmesine ilişkin kararının yerinde bir değerlendirmeye dayandığı açıktır. Bu durumda, davacı yan vekilinin HMK’nın 357. maddesi hilafına davanın birden çok asal isteme ilişkin olduğu yolundaki istinaf başvurusu üzerine, bölge adliye mahkemesince, HMK’nın 26. maddesine de aykırı düşecek şekilde davanın bir yandan genel kurul kararının iptali, bir diğer yandan ise 6102 sayılı TTK’nın 630/2. maddesi anlamında şirket müdürlerinin yetkilerinin kısıtlanmasına ilişkin iki ayrı asal isteme ilişkin olduğu yolundaki nitelendirmesinde isabet yok ise de, bu husus temyiz edenin sıfatına ve ileri sürdüğü temyiz nedenlerine göre bozma nedeni sayılmamıştır. 2- Davanın saptanan ve açıklanan niteliğine göre, bölge adliye mahkemesince verilen kararda, iptal davasına ilişkin olarak yöntemince yapılan değerlendirmeye dayalı olarak ilk derece mahkemesince verilen davanın reddine dair kararın isabetli bulunmuş olması da gözetildiğinde, dava konusunu oluşturmayan istem bakımından herhangi bir gerekçeye yer verilmemesi sonuca etkili olmayıp davacı yan vekilinin temyiz isteminin reddi ile bölge adliye mahkeme kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 20/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2024/3068 E., 2024/4786 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ulu toplantıya çağrı usulünde açıkça bir kanuna aykırılık olduğu, ancak söz konusu çağrıdaki usulsüzlüğün 07.12.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı ve toplantıda kararlar alınmasına etkilerinin ne olduğunun incelenmesi gerektiği, 6102 sayılı Kanun’un 622 nci maddesi uyarınca limited şirketlerin genel kurul kararlarının butlanı ve iptalinde kıyas yolu ile anonim şirket genel kurul kararla
11. Hukuk Dairesi         2024/3068 E.  ,  2024/4786 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/325 Esas, 2022/393 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/257 E., 2019/642 K. Taraflar arasındaki müdürler kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti, genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti, genel kurul kararının iptali, şirket müdürlerinin yetkisinin kaldırılması, şirkete müdür atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacının mirasçıları ..., ..., ... vekili ve Dairemizin geri çevirme kararından sonra davacı terekesinin temsilcileri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 23.10.2017 tarihli genel kurulda 10 yıl müddetle müdür seçilen, 07.09.2018 tarihli genel kurulda 2 yıl müddetle müdürler kurulu başkanı atanan müvekkilinin davalı şirkette %38 oranında pay sahibi olduğunu, 19.11.2018 tarihinde müdürler kurulu başkanı sıfatını taşıdığını, 07.12.2018 tarihli genel kurulda müdürlük sıfatının devam ettiğini, bir limited şirkette müdürler kurulunu ancak müdürler kurulu başkanının toplantıya çağırabileceğini, diğer müdürlerin böyle bir yetkisinin bulunmadığını, 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu toplantısı için müvekkilinin böyle bir çağrı yapmadığını, mahkemeden böyle bir karar alınmadığını, aynı tarihli müdürler kurulu kararının altında davacının bir imzasının bulunmadığını, dolayısıyla 07.12.2018 tarihinde genel kurul toplantısı yapılması, çağrı ve ilanının yok hükmü taşıdığını, çağrısı yetkili organca yapılmayan genel kurulların da yoklukla sakat olduğunu, genel kurul için ilanın 22.11.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, toplantının 15 günlük süre şartını taşımadan 07.12.2018 tarihinde yapıldığını, şirketin internet sitesinde toplantının yayınlanmadığını, bu sebeplerle de genel kurul toplantısı çağrısı ve ilanının Kanuna aykırılık taşıdığını, şirket ana sözleşmesinin 7. maddesine aykırı olarak Konya’da yayınlanan bir gazetede çağrı ve ilanın yapılmadığını, toplantı günü ile gündem ve ilanın ortaklara taahhütlü mektupla bildirilmediğini, finansal tabloların pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulmadığını, müvekkilinin söz konusu belgeleri elde etmesine engel olunduğunu, kâr dağıtım önerisinin şirket merkez veya şubelerinde pay sahiplerinin incelemesine hazır tutulmadığını, 2018 yılında yapılan genel kurul için 2017 yılı ifadesinin kullanıldığı, olağanüstü genel kurul olarak nitelendirildiği ilanın Kanuna aykırılık doğurduğunu, şirketin Kanuna aykırı olarak bugüne değin hiçbir olağan genel kurulunu yapmadığını, Kanuna ve ana sözleşmeye aykırı şekilde 07.12.2018 tarihli genel kurulda kâr dağıtımı kararı alınmadığını, genel kurul tutanağının değiştirildiğini, genel kurulda müvekkilinin müdürlükten azline dair karara muhalefetinin tutanağa geçirilmediğini, görev süresi dolmadan azlin haklı bir sebebe dayanmadığını, müvekkiline bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmadığını, genel kurulda şirket ortakları ... ve ...’a huzur hakkı ödenmesine karar verildiğini, ancak ortakları böyle bir hak verilemeyeceğini, bu kararın ortaklara kâr payı ödemesi niteliği taşıdığını, eşit işlem ilkesine aykırılık oluşturduğunu, müdürlerin kaç kişiden meydana geleceğinin kararlaştırılmadığını, buna rağmen dört olan müdür sayısının ikiye düşürülmesinin yerinde olmadığını, müdürler kurulu başkanının seçilmediğini, ortaklardan ...’ın vekaleten toplantıya katıldığı halde noter onayı bulunmayan vekaletin geçerli olmadığını ileri sürerek genel kurul toplantısı yapılması için alınan 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu kararlarının yok hükmünde/ batıl olduğunun tespitini, 07.12.2018 tarihli genel kurul kararlarının yok hükmünde/ batıl olduğunun tespitini, aynı genel kurul kararlarının tamamının Kanuna, ana sözleşmeye, afaki iyi niyet kurallarına aykırılığı sebebiyle iptalini, aynı toplantıda müdür seçilenlerin temsil yetkisinin sınırlandırılmasını, kaldırılmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 19.11.2018 tarihli kararın müdürler kurulu değil ortaklar kurulu kararı olduğunu, 22.11.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, 15 günlük süre şartının tamamlandığını, bu kararla ilgili davanın üç aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, 4 kişiden oluşan müdürler kurulunun üç üyesi ile ve pay ve paydaş çoğunluğuyla karar alındığını, bu haliyle usul ve yasaya uygunluk taşıdığını, davacının hem butlan hem de iptal isteyemeyeceğini, davacının vekili vasıtasıyla yapılan 07.12.2018 tarihli toplantıda huzur hakkı hariç azline ve yeni müdür atanmasına ilişkin karar da dahil tüm kararların oy birliğiyle alındığını, zaten sadece bu kararların alındığını, davacının olumlu oy kullandığı kararların iptalini isteyemeyeceğini, toplantı kararı ve çağrının davacıya iadeli taahhütlü mektupla gönderildiğini, genel kurulun müdürler tarafından da genel kurula çağrılabileceğini, yetkinin sadece müdürler kurulu başkanında olmadığını, tutanağın değiştirildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin denetime tabi olmaması sebebiyle internet sitesinde ilan zorunluluğunun bulunmadığını, tüm finansal tabloların şirket merkezinde ortakların denetimine açık tutulduğunu, davacının inceleme başvurusu yapmadığını, vekaletname eksikliğinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davalı vekilince 19.11.2018 tarihli kararın ortaklar kurulu kararı olduğu ileri sürülmüş ise de 22.11.2018 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 822. sayfasında söz konusu karar müdürler kurulu olarak yayımlandığından kararın müdürler kurulu kararı olarak kabul edildiği, limited şirketlerde genel kurula çağrının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 617 nci maddesi gereğince kural olarak müdürler tarafından yapılacağı, müdürlerin birden fazla olması halinde genel kurulun müdürler kurulu başkanı tarafından toplantıya çağrılacağı, bu anlamda davalı şirketin 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu toplantısının davacı müdürler kurulu başkanının yokluğunda yapılması ve alınan kararda davacı müdürler kurulu başkanının imzasının bulunmaması sebebiyle genel kurulu toplantıya çağrı usulünde açıkça bir kanuna aykırılık olduğu, ancak söz konusu çağrıdaki usulsüzlüğün 07.12.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı ve toplantıda kararlar alınmasına etkilerinin ne olduğunun incelenmesi gerektiği, 6102 sayılı Kanun’un 622 nci maddesi uyarınca limited şirketlerin genel kurul kararlarının butlanı ve iptalinde kıyas yolu ile anonim şirket genel kurul kararlarının butlanı ve iptaline ilişkin kuralların uygulanacağı, 447 nci maddesinde de genel kurul kararlarının butlan sebeplerinin sayıldığı, pay sahibi olan tüm ortakların genel kurul toplantısına katıldıkları, kararların oy birliği ile alınmış olması karşısında butlan sebeplerinin bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun’un 445 inci maddesinde iptal sebepleri ve iptal davasının düzenlendiği, 446 ncı maddesinin ikinci fıkrasında genel kurul toplantılarında çağrıdaki usulsüzlük bir iptal sebebi olarak sayılmış ise de çağrıdaki bu usulsüzlüğün kararların alınmasında etkisi olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, davacının toplantıya usulüne uygun olarak çağrılmaması, davacının vekili vasıtasıyla toplantıya katılmasına ve kararların alınmasına engel bir durum oluşturmadığı, genel kurulda tüm kararlar oy birliği ile alındığından, toplantıdaki çağrıdaki usulsüzlüğün sonuca bir etkisi olmadığı gerekçesiyle davanın ve tüm taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; genel kurul kararı alan müdürler kurulu toplantısının yapıldığı anda müvekkilinin müdürler kurulu başkanı sıfatını taşıdığını, müdürler kurulunun ancak müdürler kurulu başkanınca toplantıya çağrılabileceğini, diğer müdürlerin doğrudan çağırma yetkisinin bulunmadığını, 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu toplantısından müvekkilinin haberi ve karar altında imzasının olmadığını, dolayısıyla anılan kararın, genel kurul çağrısı ve ilanının ve bu karara dayanılarak yapılan genel kurul kararlarının yok hükmünü taşıdığını, 19.11.2018 tarihli toplantının müdürler kurulu toplantısı olarak ilan edildiğini, ancak davacının ortaklar kurulu toplantısı olduğunu iddia ettiğini, ortaklar kurulunun genel kurulu toplantıya çağıramayacağını, çağrı ve ilan süresinin Kanuna aykırılık taşıdığını, çağrının şirketin internet sitesinde yayınlanmadığını, ana sözleşmeye aykırı olarak yerel gazetede ilan edilmediğini, toplantı günü ve gündemin iadeli taahhütlü mektupla ortaklara bildirilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 07.12.2018 tarihli genel kurul toplantısına şirketin tüm ortaklarının katıldığı, ortaklarca toplantının şekline ilişkin bir itirazda bulunulmadığı, sonuna kadar toplantıdan ayrılmadıkları, bu durumda, 6102 sayılı Kanun’un 617 nci maddesinin üçüncü fıkrası yollamasıyla limited şirketler hakkında da uygulama kabiliyeti bulunan 416 ncı maddesindeki tüm şartların oluştuğunu, çağrının usulsüz olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacının mirasçıları ..., ..., ... vekili ile Dairemizin geri çevirme kararından sonra murisin tereke temsilcileri vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacının mirasçıları ..., ..., ... vekili, temyiz dilekçesinde özetle; genel kurul kararı alan müdürler kurulu toplantısının yapıldığı anda müvekkillerinin murisinin müdürler kurulu başkanı sıfatını taşıdığını, müdürler kurulunun ancak müdürler kurulu başkanınca toplantıya çağrılabileceğini, diğer müdürlerin doğrudan çağırma yetkisinin bulunmadığını, ancak mahkemeden talep edebileceklerini, 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu toplantısından murisin haberi ve karar altında imzasının olmadığını, toplantının fiilen yapılmadığını, dolayısıyla anılan kararın, genel kurul çağrısı ve ilanının ve bu karara dayanılarak yapılan genel kurul kararlarının yok hükmünü taşıdığını, 19.11.2018 tarihli toplantının müdürler kurulu toplantısı olarak ilan edildiğini, ancak davacının ortaklar kurulu toplantısı olduğunu iddia ettiğini, çağrı ve ilanın hukuka aykırılığının bilirkişi raporuyla da belirlendiğini, ortaklar kurulunun genel kurulu toplantıya çağıramayacağını, çağrı ve ilan süresinin Kanuna aykırılık taşıdığını, 15 günlük süre şartını taşımadığını, çağrının şirketin internet sitesinde yayınlanmadığını, ana sözleşmeye aykırı olarak yerel gazetede ilan edilmediğini, toplantı günü ve gündemin iadeli taahhütlü mektupla ortaklara bildirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davacı murisin tereke temsilcileri vekili temyiz dilekçesinde özetle; genel kurul toplantısı yapılması için alınan 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu kararının yok hükmünde/ batıl olduğunu düşündüklerini, davaya konu edilen 19.11.2018 tarihli genel kurul toplantısında, genel kurula çağrı ve ilan yapılması yönünde müdürler kurulu başkanının izni ve bilgisi olmaksızın toplantı kararları alındığını, bir limited şirkette müdürler kurulunu müdürler kurulu başkanının toplantıya çağırabileceğini, diğer müdürlerin doğrudan müdürler kurulunu toplantıya çağırma yetkisinin bulunmadığını, genel kurul toplantısı yapılması ve çağrı ile ilan için alınan 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu kararının yok hükmü taşıdığını, bu karara dayanılarak yapılan genel kurulda alınan kararların da yok hükmünde/batıl olduğunu, aynı gün, aynı kişilerin katıldığı üç ayrı şirketin müdürler kurulu toplantısının ilan edildiğini, şirketlerden ikisinin merkezi Konya’da birinin Mut’ta olduğunu, bu durumun bile söz konusu müdürler kurulu toplantılarının fiilen yapılmadığını ispatladığını, 19.11.2018 tarihinde yapılan toplantının müdürler kurulu toplantısı olarak ilan edildiğini, toplantı ortaklar kurulu toplantısı ise; bilirkişi raporuna göre 6102 sayılı Kanun’da ortaklar kurulu genel kurulu toplantıya çağırabilecek kişiler arasında sayılmadığını, zaten ortaklar kurulunun limited şirketlerde genel kuruldan farklı bir organ olmayıp 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6762 sayılı Kanun) genel kurul yerine kullanıldığını, 19.11.2018 tarihinde yapılan toplantı müdürler kurulu toplantısı ise bilirkişi raporuna göre söz konusu müdürler kurulu toplantısına çağrının müdürler kurulu başkanı tarafından yapılmış olması gerektiğini, ancak dava dosyası içerisinde müdürler kurulu toplantısına ilişkin olarak müdürler kurulu başkanı tarafından müdürlere çağrı yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise çağrının kim tarafından yapıldığı ve hangi müdürlere çağrı yapıldığı hususunda herhangi bir bilgi veya belge söz konusu olmadığını, bilirkişilerin tespit ve kanaatleri çerçevesinde 19.11.2018 tarihli toplantıda alınan kararların butlanına veya yok hükmünde olduğuna karar verilmesi gerektiğini, genel kurul için Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 22.11.2018 tarihinde ilan yapıldığını, ilan ile genel kurul toplantısı arasında 15 gün değil, 14 gün süre olduğunu, bu nedenle 07.12.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı çağrı ve ilanın Kanuna aykırılık taşıdığını, çağrının şirket internet sitesinde yayınlanmadığını, şirket ana sözleşmesinin 7. maddesine göre; şirkete ait ilanların 6762 sayılı Kanun’un 37 nci maddesi hükümleri saklı kalmak şartıyla şirket merkezinin bulunduğu yerde en az bir gazete ile asgari yedi gün evvel yapılacağını, bu şekilde bir çağrı ve ilan bulunmadığını, toplantı günü ile gündem ve ilanın ortaklara iadeli taahhütlü mektupla bildirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, müdürler kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti, genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti, genel kurul kararının iptali, şirket müdürlerinin yetkisinin kaldırılması, şirkete müdür atanması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Kanun'un 617, 622, 624, 416, 445 inci maddeleri, 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 447 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacının mirasçıları ..., ..., ... vekili ile murisin tereke temsilcileri vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı mirasçıları ..., ..., ...'a yükletilmesine, Temyiz harcı davacı tereke temsilcilerinden peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. DAVACI MİRASÇILARI ...,
11. Hukuk Dairesi, 2021/8870 E., 2023/2440 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
tam metni aç
sayısı belirtilen kararı ile iptali istenen davalı şirketin 29.01.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısının 6 ncı maddesinde davacının söz konusu karara olumsuz oy kullanmasına rağmen kararla ilgili muhalefetini tutanağa geçirtmediği, 6102 sayılı Kanun 622 nci maddesinin yollamasıyla limited şirketlerde genel kurul kararlarının butlanı ve iptali konusunda Anonim Şirketlerin genel kurul kararla
11. Hukuk Dairesi         2021/8870 E.  ,  2023/2440 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/642 Esas, 2021/952 Karar HÜKÜM : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/526 E., 2018/839 K. Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 25.04.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin %35 oranında ortağı olduğunu, müvekkilinin olumsuz oyuna rağmen 14.04.2017 tarihli genel kurulda müdürler kuruluna ...'ın atanmasına ve kendisine ücret ödenmemesine karar verildiğini, bu karar üzerinden henüz 1 yıl geçmeden 29.01.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında aynı kişiye aylık net 15.000,00 TL maaş ve 100.000,00 TL prim ödenmesine karar verildiğini, söz konusu kararın hakkaniyete ve şirket menfaatlerine aykırı olduğunu belirterek, şirketin 29.01.2018 tarihli olağan genel kurul kararlarından müvekkilinin muhalif olduğu maddesinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) 446/1-a maddesi uyarınca yalnızca toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten pay sahiplerinin iptal davası açabileceğini, bu konudaki dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafından iptali talep edilen genel kurul kararının iptali konusunda hiçbir hukuki dayanak olmadığını, davacının sürekli davalar açarak şirket menfaatine zarar verdiğini, davacının havadan maaş verildiğini iddia ettiği müdür ...'ın diğer müdür Burak Süme ile birlikte yönetimde gösterdiği performans sonucunda şirketin kârlılık oranının katlanarak arttığını, davacının iyi niyetli olmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iptali istenen davalı şirketin 29.01.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısının 6 ncı maddesinde davacının söz konusu karara olumsuz oy kullanmasına rağmen kararla ilgili muhalefetini tutanağa geçirtmediği, 6102 sayılı Kanun 622 nci maddesinin yollamasıyla limited şirketlerde genel kurul kararlarının butlanı ve iptali konusunda Anonim Şirketlerin genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin hükümlerin uygulandığı, bu nedenle uygulanması gereken aynı Kanun'un 446/1-a maddesine göre davacının genel kurul kararının iptali davası açabilmesi için karara olumsuz oy kullanmasının yanında karara karşı muhalefetini de tutanağa geçirtmiş olmasının gerektiği, davacının dava konusu karara olumsuz oy vermiş olmasına rağmen muhalefetini tutanağa geçirtmediği, bu nedenle davacının dava konusu genel kurul kararının iptali davasını açma hakkının bulunmadığı gerekçesi ile dava ön şartı sağlanmadığından davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; toplantı tutanağını tutanın ve imza edenin müvekkili olmadığını, muhalefet nedenlerinin toplantıda derç edilmiş olduğunu, fakat kendisine toplantıdan çok sonra verilen tutanakta bunların yazılmadığını gördüğünü, toplantı tutanaklarının toplantı anında tutulmayıp daha sonra düzenlenmekte ve taraflara gönderilmekte olduğunu, hal böyle olunca müvekkilinin müdahale edip düzeltemeyeceği yanlıştan sorumlu tutulmak istenmesinin doğru olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalmasının ve bu keyfiyeti zapta geçirmesinin gerektiği, davacının iptali istenilen genel kurul kararı yönünden açıklanan biçimde bir muhalefet şerhinin bulunmadığı, kararın butlan ile batıl olmasını gerektirir bir durumun da bulunmadığı, mahkemece de dava şartının gerçekleşmediği gözetilerek davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve esas yönünden hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, genel kurul karar iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Kanun 622, 445 ve 446 ıncı maddeleri 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2022/3234 E., 2023/7064 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
tam metni aç
2.6102 sayılı Kanun'un 446 ncı, 447 nci ve 622 nci maddeleri.
11. Hukuk Dairesi         2022/3234 E.  ,  2023/7064 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/242 Esas, 2022/216 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/242 E., 2019/873 K. Taraflar arasındaki yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, ...'nın da aynı şirketin ortağı ve müdürü olduğunu, şirkete ait olan köklü Eskişehir Milli İrade Gazetesi'nin değerinin çok altında bir fiyata 17.500,00 TL bedelle 30.12.2016 tarihinde ...'nın ortağı ve oğlu Ümit Karaca'nın müdür olduğu Öz-kar Gazetecilik Matbaacılık Organizasyon ve Tic. Ltd. Şti.'ne devredildiğini, şirketin öz kaynaklarını azaltmak suretiyle müdürün kurucu ortak olduğu bir başka şirkete yapılan bu satışın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 644 üncü maddesinin birinci fıkrasının c bendine yapılan atıfla aynı Kanun'un 391 inci maddesindeki hem eşit işlem ilkesine hem de dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek yönetim kurulu kararının 6102 sayılı Kanun'un 391 inci maddesinin birinci fıkrası gereği butlan olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sorumluluk davalarını açma yetkisinin genel kurula ait olduğunu, davacının bu davayı açamayacağını, dava dilekçesinde bahsedilen şirketlerin birbirinden bağımsız ayrı tüzel kişilikleri bulunduğunu, Milli İrade Gazetesinin müvekkili şirketin iştigal konularından birini oluşturan bir emtia olduğunu, gazetenin satımının şirketin 15.12.2016 tarihli ortaklar kurulu toplantısında görüşülüp karara bağlandığını, davacıya usulüne uygun olarak çağrı yapıldığı halde davacının ortaklar kurulu toplantısına mazeretsiz olarak katılmadığını, söz konusu gazetenin satılması üzerinden bir buçuk yıl geçtikten sonra bu davanın açılmasının davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, şirketin mali durumunun iyiye gitmesi için ortaklar kurulu toplantısında oy birliğiyle alınan kararla gazetenin satışının kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin müdürü ve ortağı olan ...'ya atfedilecek bir kusurun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olaya konu gazete satışının 15.12.2016 tarihli Ortaklar Kurulu kararı ile alındığı ve şirketi temsile yetkili müdür tarafından temsil ve ilzam yetkisine istinaden bu kararın uygulandığı ve davaya konu gazete satışının yapıldığı, davacının iddia ettiği gibi bir müdür kararının bulunmadığı, bu kapsamda 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 625 inci maddeleri gereğince müdürlerin ancak ortaklar kurulu tarafından verilecek kararlar dışında kararlar alabilecekleri, davacının müdüre yönelik sorumluluk davası açması konusunda ise 6102 sayılı Kanun'un 618 inci maddesinin üçüncü fıkrasının c bendi gereğince Ortaklar Kurulu kararının bulunmasının gerektiği ve bu kararın bulunmasının dava şartı olduğu, ancak buna yönelik bir kararın da bulunmadığı, davaya konu gazete satışının Ortaklar Kurulu kararı ile de alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın müdür işlemine yani Milli İrade Gazetesinin 30.12.2016 tarihinde 17.500,00 TL bedelle müdürün ortağı olduğu kurucusu olduğu başka bir şirkete devrine yönelik açılan hükümsüzlük davası olduğunu, yerel mahkemece ortaklar kurulu kararına yönelik açılmış bir dava şeklinde davanın yorumlanarak karar verilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davaya konu olan işlemin Ortaklar Kurulu kararı olmayıp devir işlemi olduğunu, gazetenin bu bedelle devrine karar veren kişinin ... olduğunu, ortaklar kurulunun gazetenin 17.500,00 TL bedelle ...'nın kurucu ortağı olduğu şirkete devrine karar vermediğini, bu işlemin 6102 sayılı Kanun'un 627 nci maddesindeki eşit işlem ilkesine, 391 inci maddesindeki sermayenin korunması ilkesine, 626 ncı maddesindeki özen ve rekabet etmeme ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, ...'nın ortağı olduğu Özkar Gazetecilik Matbaacılık Organizasyon San. Tic. Ltd. Şti.'nin müvekkilinin ortağı olduğu şirket ile aynı sektörde yer alan iki kuruluş olduğunu, şirket için önemli olan bir gazetenin devri ile şirketin öz kaynağının yarısına yakınını yitirmiş olacağından sermayenin korunması ilkesine de aykırı olduğunu, gazetenin satılması ile birlikte şirketin faaliyetlerinin durduğunu, gazetenin değerinin belirlenmesi için dosyanın bilirkişiye gönderilmesi gerekirken bu inceleme yapılmadan eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince, dava nitelendirilirken yanılgılı değerlendirme ile davalı şirketin 15.12.2016 tarihli ve 7 numaralı ortaklar kurulu kararı ile Milli İrade Gazetesinin satılmasına dair kararın hükümsüzlüğünün tespitinin talep edildiği kabul edilmiş ise de esasen davacının dava dilekçesinde söz konusu ortaklar kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespitini talep etmediği, davacının ortağı bulunduğu davalı şirketin sahibi olduğu Milli İrade Gazetesi'nin dava dışı şirkete satışına ilişkin alınan yönetim kurulu kararını yoklukla batıl olduğunun tespitini istediği, somut olayda davacının ortağı bulunduğu davalı şirketin sahibi olduğu Milli İrade Gazetesinin satışına ilişkin alınmış bir yönetim kurulu kararının varlığına dosya kapsamı itibari ile rastlanmadığı, davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden ise söz konusu gazetenin dava dışı şirkete satış işleminin iptalinin talep edildiği anlaşılmış ise de davacının dava dilekçesinde anılan gazetenin satış işleminin iptalini talep etmeyip satış için alınan yönetim kurulu kararının yoklukla batıl olduğunun tespitini talep ettiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ncı maddesindeki taleple bağlılık kuralı ve davanın açılış şekli gözetilerek, ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleri ile temyiz başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı şirketin müdürü tarafından şirkete ait gazetenin değerinin çok altında bir bedelle ortağı olduğu başka bir şirkete satışının eşit işlem ilkesine aykırı olduğu iddiasıyla açılan yönetim kurulu kararının butlanla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası. 2.6102 sayılı Kanun'un 446 ncı, 447 nci ve 622 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Dava, davalı şirketçe 15.12.2016 tarihinde alınan kararın yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Adı geçen karar incelendiğinde yönetim kurulu kararı veya müdürler kurulu kararı olmayıp ortaklar kurulu (genel kurul) kararı niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Davacı, 6102 sayılı Kanun'un 622 nci maddesine dayalı olarak kararın yok hükmünde olduğunu ileri sürmüş ise de anılan maddenin atfı gereği uygulanması gereken anonim şirketlere ilişkin aynı Kanun'un 447 nci maddesinde öngörülen sebeplerin bulunmaması ve davanın da genel kurul kararı iptali davası olarak yine aynı Kanun'un 446 ncı maddesine göre açılmadığı anlaşılmaktadır. Bu hukuki belirlemeye rağmen İlk Derece Mahkemesince kararın ortaklar kurulu kararı olarak nitelendirildiği ve sorumluluk davası açılabilmesi için gereken şartların gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının şirketçe çıkarılan gazetenin satılması yönünden alınan yönetim kurulu kararının yoklukla batıl olduğunun tespit ettiği ve taleple bağlı kalınarak ortada böyle bir yönetim kurulu kararı olmadığı gerekçesi ile de davacı vekilinin istinaf başvurusu reddine karar verilmiştir. Oysa yukarıda açıklandığı üzere davalı limited şirketin dosyaya sunduğu karar bir müdürler kurulu veya yönetim kurulu kararı değil ortaklar kurulu(genel kurul) kararıdır ve yoklukla malul olduğuna ilişkin herhangi bir somut iddia ve kanıt sunulamamıştır. Davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile karar verilmiş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının değişik bu gerekçe ile düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2023/5287 E., 2024/7332 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAntalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6102 sayılı Kanun'un 4 üncü bölümde limited şirketin organları düzenlenmiş olup, 616-622 maddeleri arasında genel kurula, 623-630 maddeleri arasında yönetim ve temsil ile görevli kılınan müdürlere ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2023/5287 E.  ,  2024/7332 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/915 Esas, 2023/1115 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesi(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2020/377 E., 2022/4 K. Taraflar arasındaki müdürlükten azil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildi. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Süt ve Süt Ürünleri Ambalaj Gıda Eğitim Danışmanlık Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nin, (...) 06.12.2010 tarihinde kurulduğunu, tarafların müştereken şirketi temsile yetkili kılındıklarını, davacının müdürler kurulu başkanı seçildiğini, şirket ortaklarının aynı zamanda eşlerden oluşması nedeniyle ortaklık yapısının her iki aile arasında eşit paylaşıldığını, şirketin büyük marketler zincirlerine düzenli olarak mal vermesi, sözleşmelerinin bulunması sebebiyle, üretiminin aksamamasının ticari bir zorunluluk olduğunu, yapılan işin niteliği gereği acil kararlar alınması gerektiğini, şirketin üretiminin devamlılığının sağlanabilmesi için alınması gereken ham madde ödemelerinin düzenli olarak yapılması, personel giderlerinin ödenmesi, mevcut makine ve teçhizatın bakım ve onarımlarının yapılması, işin gerektirdiği elektrik, su gibi ödemelerinin aksatılmaması, üretilen ürünlerin niteliği dikkate alındığında haklı olarak elde edilen marka değerinin zedelenmemesi için üretimde ve araştırma geliştirmede tam zamanlı çalışan mühendislerin yanı sıra ürün kalitesinin, kullanılan maya kalitelerinin ve seçimlerinin uzman akademisyenler tarafından sürekli kontrollerinin sağlanması niteliğinin düşürülmemesinin elzem olduğunu, aksi halde ürün içeriklerinde, kalitesinde sorunlar yaşanabileceği, bu durumda şirketin ticari itibarının zedeleneceğini, ...’in iki müdürle müştereken temsili karşısında müdürlerden birinin bu ödemelere haklı gerekçesi bulunmaksızın onay vermemesi, geciktirmesi, ödememeyle tehdit ederek diğer müdürü huzursuz etmesi halinde, şirketin telafisi imkansız zararlara uğrayacağı, piyasada elde etmiş olduğu haklı şöhretin yerle bir olacağını, davalının 15.12.2019 tarihinden itibaren şirkete adım atmadığını, şirkete karşı özen ve sadakat yükümünü ihlal ettiğini, müdürlük görevinin fiilen sadece davacı tarafından yürütüldüğünü, ...’in iki müdüründen olan davalının, şirket iş ve işleyişini tümüyle sekteye uğratması nedeniyle davalı şirket müdürünün şirket müdürlüğü görevinden azlini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; davacının iddiada bulunduğu ...'e gelmeme, toplantılara katılmama ve gruplardan çıkma gerekçelerinin ana sebebinin, davacı müdürün tarafı üzerinde pozisyonunu kullanarak kararların belirttiğinde yazdığı veya söylediği cümlelerle üzerinde oluşturduğu baskı, devamında personel karşısında itibarsızlaştırma ve üstünlük sağlama yazıları olduğunu, davacı müdürün yurt dışına gitmesi ile Eylül 2018- Kasım 2020 arasında münferit imza yetkisi ile ... ekibi ile uyum içinde yeni ürünler çıkarıp proje ve patent başvuruları yapılarak cirosunu arttırarak çalışmasına rağmen dönmeye yakın yaptığı hareketlerin geldikten sonraki tutumları, söylemleri ve yazıları ile ortak amaç birlikteliğinin son bulduğunu, davacının tüm iddialarının kendi bakış açısı ile sergilediğini, % 50 ortaklı ve müşterek imzalı firmanın ortak karar verme farklı bakış açıları sebebiyle gerçekleşemediğini, davacı müdür tarafından tarafına uygulanan mobbing ve personel karşısında itibarsızlaştırma gayretlerine rağmen ...'in uzaktan tüm işlerini yapmaya devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, tarafların, Isparta merkezde faaliyet gösteren ve merkezi de Isparta'da bulunan ...’in ortaklığını ve müşterek müdürlüğünü yaptıkları, uyuşmazlığın niteliği ve iddianın ileri sürülüşüne göre ispat yükünün davacı tarafın üzerinde olduğu, tarafların dayandıkları delillerin dosya kapsamına alınmasından sonra yapılan yargılama neticesinde, davalının, müdürlüğü sırasında, azlini gerektirecek şekilde, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiğini veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybettiği hususlarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirket müdürlüğünden azil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi. 2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 623 üncü maddesi, 630 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekilince ihtiyati tedbirin kaldırılması yönünden temyiz edildiği, bu yöndeki kararın 6100 sayılı Kanun’un 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi kapsamında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Davacı, limited şirket müdürünün haklı sebeple azlini talep etmektedir. 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü bölümde limited şirketin organları düzenlenmiş olup, 616-622 maddeleri arasında genel kurula, 623-630 maddeleri arasında yönetim ve temsil ile görevli kılınan müdürlere ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesinde “şirketin yönetimi ve temsilinin şirket sözleşmesi ile düzenleneceği, şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsilinin, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebileceği” öngörülmüştür. Görüldüğü üzere azli istenen limited şirket müdürü, ortaklığın zorunlu yasal organı statüsünde olup, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki hükme dayanılarak mahkemenin müdahale ettiği ilişki, şirketle müdür arasındaki 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesinde düzenlenen akdi ilişkidir. Dava sonunda verilecek karar şirketin hukuki durumunu ve menfaatini de ilgilendirdiğinden bu akdi ilişkiye müdahale edilmiş bulunmasına göre akdi ilişkinin bir tarafı olan müdür ile birlikte akdi ilişkinin diğer tarafı olan şirketin de, açılan azil davasında birlikte hasım olması gerektiği halde şirkete husumet yöneltilmeyen davada taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, hükmün re’sen bozulmasını gerektirmiştir. 3.Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 10.10.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiğinden aksi yöndeki çoğunluk bozma gerekçesine katılmıyorum.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

"Deniz Lojistik Limited Şirketi" genel kurulu, 15.10.2025 tarihinde yaptığı toplantıda dürüstlük kuralına aykırı bir karar almıştır. Şirket ortağı Pelin, bu kararın iptali için dava açmak istemektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun atfıyla limited şirketlerde "genel kurul kararlarının iptali" ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Pelin, karara toplantıda olumlu oy vermiş olsa dahi dürüstlük kuralına aykırılığı gerekçe göstererek her zaman iptal davası açabilir.
B) İptal davası, genel kurul kararının alındığı tarihten itibaren 3 ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde açılmalıdır.
C) Limited şirketlerde iptal davası açma süresi, anonim şirketlerden farklı olarak kararın ilan edildiği tarihten itibaren başlar.
D) Mahkemece verilen iptal kararı sadece davacı Pelin hakkında hüküm doğurur; diğer ortaklar bu karardan yararlanamaz.
E) İptal davası açılabilmesi için Pelin’in en az %10 sermaye payına sahip azınlık grubunda yer alması şarttır.