6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 624

Türk Ticaret Kanunu 624. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 624- (1) Şirketin birden fazla müdürünün bulunması hâlinde, bunlardan biri, şirketin ortağı olup olmadığına bakılmaksızın, genel kurul tarafından müdürler kurulu başkanı olarak atanır. (2) Başkan olan müdür veya tek müdürün bulunması hâlinde bu kişi, genel kurulun toplantıya çağrılması ve genel kurul toplantılarının yürütülmesi konularında olduğu gibi, genel kurul başka yönde bir karar almadığı ya da şirket sözleşmesinde farklı bir düzenleme öngörülmediği takdirde, tüm açıklamaları ve ilanları yapmaya da yetkilidir. (3) Birden fazla müdürün varlığı hâlinde, bunlar çoğunlukla karar alırlar. Eşitlik hâlinde başkanın oyu üstün sayılır. Şirket sözleşmesi, müdürlerin karar almaları konusunda değişik bir düzenleme öngörebilir. II - Görevler, yetkiler ve yükümlülükler 1. Devredilemez ve vazgeçilemez görevler

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

9 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2023/2015 E., 2024/4855 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
ından önce yönetim kurulu üyelerinden ...'un 29.08.2012 tarihli müdürler kurulu kararı ile müdürler kurulu başkanlığına seçildiği, dava konusu son genel kurul toplantısının da müdürler kurulu başkanı ...'un davet ve çağrısı ile toplandığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 624 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında açık bir şekilde genel kurul tarafından seçilen müdürler kurulu başkanının genel kurulu to
11. Hukuk Dairesi         2023/2015 E.  ,  2024/4855 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1040 Esas, 2022/1967 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/336 E., 2021/133 K. Taraflar arasındaki genel kurul kararlarının yoklukla butlanla malul olduğunun tespiti, iptali, müdürler kurulu kararının butlanının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 1- müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 12.07.2016 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığını, müvekkilinin 29.08.2012 tarihinde ortaklar genel kurulu kararıyla 10 yıl süreyle ... ile birlikte şirket müdürlüğüne seçildiklerini, genel kurul toplantısının 16.06.2016 tarihli müdürler kurulu kararıyla yapıldığını, müvekkilinin müdürler kurulu toplantısına çağrılmadan yokluğunda yokluğunda genel kurul toplantısına çağrı kararı alındığını, 2- genel kurul toplantısında alınan 3 no.lu karar ile; şirket ana sözleşmesinin "Payların Devri" kenar başlıklı 15 inci maddesinin değiştirilmesine ilişkin kararın karar nisabı yokluğundan geçersiz olduğunu, şirketin pay devri için özel ve çifte çoğunluklu ağırlaştırılmış nisap arandığından bu ana sözleşmenin değiştirilmesi konusunda alınacak kararlarda da aynı nisaba tabi olduğunu, 3- 4 no.lu karar ile; şirket ortağı ...'a ait % 2 hissenin noterde düzenlenen limited şirket pay devir sözleşmesi ile ...'a devrine onay verilmesine ilişkin kararda sözleşmenin 15 inci maddesine ilişkin değişiklik henüz tescil edilmeden ağırlaştırılmış nisap aranmayacağına ve çoğunlukla karar verilmesinin yanlış olduğunu, 4- 5 no.lu karar ile; mevcut şirket müdürlerinin azli ile ..., ... ve ...'ın şirket müdürü olarak atanmalarına, şirket müdürler kurulunun bu şekilde oluşturulmasına ve şirket müdürlerinden herhangi ikisinin atacağı çift imza ile şirketi temsil ve ilzam etmelerine, önceki imza sirkülerinin iptal edilerek bu karar çerçevesinde yeni imza sirküleri çıkartılmasına, şirket müdürlerinden ...'a aylık 40.000,00 TL ve diğer müdürlere aylık 10.000,00 TL net ücret ödenmesine karar verildiğini, müvekkile sürelere uyulmadan çağrı yapıldığını, müvekkilinin söz konusu kararlara muhalif kalarak muhalefetini şerh ettirdiğini belirterek genel kurul da alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine, müdürler kurulu toplantısında alınan 1 no.lu kararın butlanla tespitine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi 11.05.2018 tarih, 2016/1286 E. ve 2018/640 K sayılı kararıyla davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmiş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 17.06.2020 tarih, 2018/1689 E. ve 2020/604 K. sayılı kararı ile mahkemece gerekçeye yer verilmediği gerekçesi ile dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 1- Davaya konu 12.07.2016 tarihli genel kurul kararından önce yönetim kurulu üyelerinden ...'un 29.08.2012 tarihli müdürler kurulu kararı ile müdürler kurulu başkanlığına seçildiği, dava konusu son genel kurul toplantısının da müdürler kurulu başkanı ...'un davet ve çağrısı ile toplandığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 624 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında açık bir şekilde genel kurul tarafından seçilen müdürler kurulu başkanının genel kurulu toplantıya çağırabileceği ve bununla yetkili ve görevli olduğunun belirtildiği, bu nedenle çağrının usul ve yasaya uygun olarak yapıldığının kabulü gerektiği, 2-3- İşbu kabule göre davacının davaya konu genel kurul kararı ile büyük ortak ...'ı % 2 hissesini dava dışı ...'a devri sırasında hissedar ve hisse adedi çoğunluğunun gerektiği ve buna uyulmadığı yönündeki iddiası hususunda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 2 nci maddesi hükmü ve yeni TTK ve bu kanunun uygulanmasını gösterir kanun hükümleri ve ana sözleşmesi yönünden değerlendirme yapıldığında; davacı ...'a 29.08.2012 tarihli genel kurul kararı ile aynı büyük ortak ...'un % 2 payını aynı hisse adedi ve oranı uygulanmak suretiyle devir işlemleri gerçekleştirildiği, davacı bu devir oylamasında olumlu oy kullandığı, davacının ortak sıfatıyla işbu davaya konu genel kurul kararının iptalini dava etme hakkı var ise de davacının aynı nisablarla ve aynı oranda aynı büyük ortaktan pay devrini kendisi lehine alıp kabul etmişken bu defa aynı şartlarla davaya konu genel kurul kararı ile diğer ortağa payın devrindeki usulsüzlükten bahsederek dava konusu yapılmasının anılan madde hükmüne aykırılık teşkil edeceği, bu hükmün re'sen mahkemece nazara alınması gerektiği, davacının davasının anılan hüküm karşısında dinlenebilir olmadığı, ana sözleşmede, payın devri ile ilgili olarak pay ve paydaş çoğunluğu aranmakta ise de, 3 kişilik şirketlerde ağırlaştırılmış nisabın uygulanması şirketi işlemez hale getireceği, şirket anasözleşmesi yönünden sözleşmeye müdahale edilerek pay paydaş çoğunluğunun bu olayda birlikte aranmasında kamu yararının bulunmadığı yönünde kanaat oluştuğu için davacının bu yöndeki iddiasının bu gerekçeyle de yerinde bulunmadığı, kaldı ki, 6102 sayılı Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 22 nci maddesi çerçevesinde inceleme yapıldığında; esas sözleşme ile ilgili limited şirketler yönünden şirket sözleşmesi ile ilgili olarak kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 18 ay içerisinde Yeni TTK'da uyumlu hale getirilmesi gerektiği, bu süre içerisinde gerekli değişiklikler yapılmaz ise, şirket sözleşmesindeki düzenlemeler yerine TTK'nın ilgili hükümleri uygulanacağı, şirket sözleşmesinin yeni TTK'ya uyumlu hale getirildiğine dair bir genel kurul kararının bulunmadığı, bu durumda artık nisaplar yönünden yeni TTK'nın uygulama alanı somut olay yönünden doğduğu, 3 kişilik bu şirkette ağırlaştırılmış oy nisabının uygulanamayacağı, davaya konu genel kurulda da çoğunlukla karar alınmış olduğundan, bu yön itibari ile de davacının davalısının dinlenebilir olmadığı, bilirkişi raporunda uygulama kanununun 26 ncı maddesinden yola çıkılmış ise de, 26 ncı maddede de öngörülen 6 aylık süre içerisinde eski kanunun uygulanacağına dair ayrıca bir karar alınmadığına göre yine oy nisabları yönünden yeni kanun uygulanacağı, yeni kanunda da asıl olan çoğunlukla karar alınması olduğu, her halükarda yeni kanun döneminde alınan davaya konu karar yönünden ağırlaştırılmış nisabın uygulanması da söz konusu olmadığı, genel kurul kararının iptalini gerektirir veya yok hükmünde sayılmasını gerektirir kanuna ve sözleşmeye aykırı bir hüküme rastlanmadığı, 4- Müdürler kurulu başkanının seçimi ve görevden alınmaları yetkisinin 6102 sayılı Kanunun 616 ncı maddesinde göre limited şirket genel kurulunun devredilemez yetkilerinden olup, yasanın işbu husustaki emredici hükmüne aykırı olarak davalı şirket müdürler kurulunun 12.07.2016 tarihli toplantısının 1 no.lu kararı ile, genel kurul kararı ile müdür olarak seçilen ...'un müdürler kurulu başkanlığına ... ile ...'ın ise müdürler kurulu üyeliğine seçilmesine dair kararı yok hükmünde olduğu gerekçesiyle, davalı şirketin 12.07.2016 tarihli müdürler kurulu toplantısında alınan başmüdür seçimine dair 1 nolu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine, davacının davalı şirketin 12.07.2016 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunda alınan kararların yoklukla veya butlanla malul olduğunun tespiti ve iptaline karar verilmesi talebi ile sair taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; limited şirketler için geçerli olan müdürler kurulu yerine anonim şirketler için kullanılan yönetim kurulu ibarelerine yer verildiğini, istinaf kararınında belirtilen hususlarda karar verilmediğini, ...'un 5.800 adet hissesinin azil yönünde oy kullandığını oysa ki ...'un kendi azli için oy hakkından yoksun olduğunu, aynı yekilde müdürlere verilecek ücretlerin tespitinde de kişinin kendi menfaati ile şirketin menfaati arasında bir çatışma olduğunda, şirketin lehine oy kullanmayacağı düşüncesinden hareketle, müdür olarak seçilen ... ve ...'un müdürlere verilecek ücretin belirlenmesi yönünden de oy hakkının olmadığını, karşı tarafın 27.10.2020 tarihinde mahkemeye sunduğu delil ve beyan içeren dilekçesinin 31 inci sayfasına bakıldığında, (şu anki müdür) ..., 08.09.2014 tarihli ortaklar kurulunda tutanağa eklettiği muhalefet şerhinde; kendi çıkarına olmadığını düşündüğü bir durumda bu yönde beyanda bulunduğunu, azil kararı yönünden 12.07.2016 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında 5 no.lu kararda gündeme bağlılık ilkesine uyulmadığını, gündemde azil maddesinin bulunmadığı gibi haklı bir sebep de gösterilmediğini, genel kurul toplantı çağrısını ...'un müdürler kurulu başkanı olarak yaptığını, bu kişi 29.08.2012 tarihli ortaklar kurulu kararıyla müdürler kurulu başkanı seçildiğini, 30.05.2016 tarihinde başka bir genel kurul yapıldığını, genel kurulda 4 kişilik yeni bir müdürler kurulu oluşturulduğunu, eski imza yetki ve sirküleri iptal edildiğini, tutanakta müştereken kelimesi geçtiği için artık önceden ihdas edilen başkan müdür unvanının ortadan kalktığını, yani karşı tarafın iddiasının aksine, şirkette bir başkan müdür olmadığına göre dava ettikleri toplantı çağrısını tek başına yapmaya kimsenin hakkı bulunmadığını, usulüne uygun olarak toplanan müdürler kurulu toplantısı olmaksızın yapılan çağrının hukuka uygun olmadığı, çağrıyı tek başına yapan müdürün başkan olmadığı, müvekkilinin genel kurulun bu şekilde toplanmasına rızasının olmadığını açıkça bildirdiği için TTK'nın 426 ncı maddesindeki çağrısız genel kurula ilişkin şartların yerine getirilmediğini, TTK'nın 624/2 nci maddesinde başkan müdürü genel kurul toplantısı yapılması konusunda gündem belirleme ve toplantı yapma kararı alma hususunda tek başına yetki tanınmamış, tersine, TTK 624/3’de belirtildiği gibi müdürler kurulu toplantısında gündemin belirlenerek genel kurul toplantısı yapılmasına ilişkin karar alındıktan sonra, sadece bu husustaki açıklamaları ve ilanları başkan müdürün yapabileceğine ilişkin yetki düzenlendiğini, müvekkiline yapılan çağrı sürelerine uyulmadığını, müvekkiline yapılan tebliğ genel kurul toplantısından on üç gün öncesine denk geldiğini, mahkeme pay devrine ilişkin genel kurul kararına karşı dava açılmasını MK 2 maddesine aykırı görmüş ise de bu hususun her şeyden önce ortaklar arasındaki ilişkiyi ilgilendirdiğini, karara karşı ... tarafından herhangi bir dava açılmadığını, bu devre onay verildiğini, genel kurul kararı kesinleştiğini, müvekkili gerçekten kötü niyetli olsaydı, çıkma davası açarak, şirkete zarar vermeye çalışan ...’un şirkete geri dönmesine izin vermeyeceğini, hâkimin sözleşmeye müdahalesi, TBK 138’de düzenlenmiş olup; “Aşırı ifa güçlüğü” kenar başlığını taşıdığını, oysa ihtilaf konusu olayda bu şartların hiçbiri olmadığı gibi, hâkimin sözleşmeye müdahale edebileceği bir durum da söz konusu olmadığını, mahkemenin kamu yararına ilişkin gerekçesinin yok hükmünde olduğunu, pay devrinin pay ve paydaşların ¾’ünün olumlu oyunu arayan sözleşme hükmüne uyulmasının şirketi işlemez hale getirmeyeceğini, TTK'nın 620. maddesine göre şirket ana sözleşmesiyle olağan karaların dahi oybirliğine bağlanmasına engel bir hal bulunmadığını, TTK'nın 589. maddesine göre aksi şirket sözleşmesinde öngörülmediği takdirde, şirket sözleşmesinin esas sermayenin üçte ikisini temsil eden ortakların kararıyla değiştirilebileceği öngörüldüğünü, kanunda belirtilen bu nisap asgari zorunlu yasal nisap olduğuna göre, “aksinin şirket sözleşmesinde öngörülmesi” nin tek anlamı, sözleşme değişikliği kararlarının daha ağır nisaplara tabi olduğunun şirket sözleşmesinde kararlaştırılabileceğini, dolayısıyla, ister 3 ortaklı isterse 10 ortaklı olsun, limited şirket ortaklarının, şirket sözleşmesinde, ekseriyet yerine daha yüksek nisapla karar alınabileceğini öngörmeleri, hatta oybirliği ile kararların alınabileceğini kabul etmelerini engelleyen hiçbir hüküm bulunmadığını, karşı tarafın da çelişkili davranma yasağına aykırı hareket ettiğini, mahkemenin 6103 sayılı Kanunu uyuşmazlıkla ilişkilendirmesi bakımından; limited şirketlerin sözleşmelerini 18 ay içinde uyumlu hale getirmesinin zorunlu olması ve bu süre içinde uyumlu hale getirilmediği takdirde, sözleşme hükmü yerine TTK hükümlerinin uygulanması, ancak ve ancak TTK’nun sözleşmedeki hükmün konulamayacağını öngörmesi hali için geçerli olduğunu, oysa TTK 620 nci uyarınca, sözleşmede, daha ağır bir nisap öngörülmesi hatta tüm kararların oybirliğine bağlanması dahi mümkündür olduğunu, yürürlük maddesi 22 hükmü, eTK zamanında kaleme alınmış fakat yeni TK’daki emredici düzenlemelere aykırılık taşıyan şirket sözleşmesi hükümleri bakımından uygulanma kabiliyetini haiz bulunduğunu, uyuşmazlığa konu şirket sözleşmesinin değiştirilmek istenen 15. maddesinin ise içerik itibariyle YürK 22’nin kapsamına girdiğinin söylenemeyeceğini, zira limited şirket esas sermaye payının devrini düzenleyen TK 595/2’de şirket sözleşmesinde aksi kararlaştırılmadığı sürece esas sermaye payının devri için genel kurulun onayının şart olduğu, devrin bu onayla geçerli olacağı düzenlendiğini, pay devrinin onaylanmasına ilişkin ise özel bir nisap öngörülmediğini, bu durumda pay devrinin onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı genel nisap hükmü niteliğindeki TTK'nın 620 nci maddesi kapsamında kaldığını, TTK 'nın 620 nci maddesinde bir yandan genel kurul kararlarının toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğuyla alınacağı öngörülmüş, öbür yandan ise “şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde” denmek suretiyle bu nisabın ağırlaştırılabilmesine imkân tanındığını, dolayısıyla şirket sözleşmesinin 15 inci maddesi yerine TTK’nın ilgili hükümlerinin kendiliğinden uygulanacağı şeklinde dile getirilen görüş hukuken isabetli sayılamayacağını, Yürürlük Kanunun 26 ncı maddesinin uygulanma alanına giren bir husustan da söz edilemeyeceğini, şirket sözleşmesinin 15 inci maddesinin değiştirilmesi istenen (mevcut) hâlinin lafız olarak eTK 513 hükmünün tekrarı niteliğinde olduğu bir gerçek ise de, şirket sözleşmesinin hemen izleyen 16. maddesinde ana sözleşme değişikliğinin, bu sefer madde numarası zikredilerek, e TK 513’e göre yapılacağının düzenlenmiş olması karşısında bu durumun bilinçli bir tercihin ürünü olduğunu, şirket sözleşmesini hazırlayanların iradelerinin 15 inci maddede 16 ncı maddede olduğu gibi sadece ilgili yasal düzenlemeye madde numarası vermek suretiyle gönderme yapabilecekken bunu tercih etmeyip o zaman yürürlükte bulunan düzenlemeyi şirket sözleşmesinde lafzen tekrarlayarak iradelerinin her durumda pay devrinin 3/4’lük paydaş ve sermaye çoğunluğu ile kararlaştırılması yönünde olduğunu kabul etmek gerektiğini, TK'nın 589 uncu maddesinde aksi şirket sözleşmesinde öngörülmediği takdirde, şirket sözleşmesinin esas sermayenin üçte ikisini temsil eden ortakların kararıyla değiştirilebileceğini, bu konuda 621 inci madde hükmünün saklı tutulduğunu, TK'nın 621’de ise “önemli” olarak nitelenen kararların toplantıda temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabileceği hükme bağlandığını, TK'nın 621/2’de de kanunda belli kararların alınabilmesi için ağırlaştırılmış nisap aranıyorsa, bu nisabı daha da ağırlaştıracak şirket sözleşmesi hükümlerinin, ancak şirket sözleşmesinde öngörülecek çoğunlukla kabul edilebileceğinin düzenlendiğini, TK’nın limited (ya da anonim) şirketlere ilişkin düzenlemeleri arasında TK 621/2’ye benzer bir şekilde, kanuna nazaran ağırlaştırılmış yetersayı içeren şirket sözleşmesi hükmünün hangi nisaba tâbi olarak değiştirilebileceğine yönelik bir hüküm yer almadığını, kanuna nazaran ağırlaştırılmış bir nisap düzenlemesi içeren şirket sözleşmesi hükmünün değiştirilerek nisabın hafifletilmesi yönündeki bir kararın da aynı esasa tâbi olarak, yani şirket sözleşmesinde öngörülen çoğunlukla alınabilmesi gerektiğini, şirket sözleşmesinin 15 inci maddesinin değiştirilebilmesi en az “ortak tam sayısının, esas sermayenin en az 3/4’üne sahipolan 3/4’ü”nün olumlu oyları ile mümkün olabilecekken huzurdaki davaya konu genel kurul toplantısında kararın üç ortaktan ikisinin, sermayenin %78’ine tekabül eden olumlu oylarıyla, başka bir deyişle 3/4’lük ortak çoğunluğuna riayet edilmeden alındığını, somut uyuşmazlık bakımından değerlendirildiğinde, davacının karara muhalif kalması nedeniyle toplam üç pay sahibi bulunan şirkette 3/4’lük pay sahibi nisabının sağlanmış kabul edilemeyeceği, yeterli karar nisabı sağlanamadığından yerleşik kabule göre şirket sözleşmesinin 15 inci maddesinin değiştirilmesine ilişkin (3) numaralı genel kurul kararının ve pay devrine ilişkin 4 numaralı kararının yokluk ile malûl olduğu sonucuna varması icap ettiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesince özetle;istinaf kararında ilk derece mahkemesi kararında müdürler kurulu kararının butlanı istemiyle ilgili bir gerekçe bulunmadığı belirtilmiş ise de ilk derece mahkemesi kararında gerekçe bulunduğunu, yerel mahkemece ilk kararda davacı taraf taleplerinin reddine karar verilmiş olmakla 12.06.2016 günlü genel kurulda alınan tüm kararlar yönünden müvekkil lehine “usulü müktesep hak” oluştuğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararından sonra dosyaya yeni bir delil girmemesine karşın, önceki gerekçeli kararının aksi yönde karar verildiğini, müvekkili şirketin 07.12.2017 günlü olağanüstü ortaklar kurulu toplantısıyla hâkim ortak ...’u, Müdürler Kurulu Başkanlığı’na tekrar seçildiğini, böylelikle yok hükmünde olduğuna dair tesis edilen hüküm, ortaklar kurulu kararıyla fiilen ortadan kalktığını ve huzurdaki davanın konusuz kaldığını, davacı 2012 yılında 200 ilave şirket hissesini kendi uhdesine geçirken ve davaya konu genel kurul kararının alındığı 16.06.2016 tarihine kadar babasının “müdürler kurulu başkanı” olmasını tartışmazken; şimdi huzurdaki davada gerçeği inkâr yoluna gitmekte olup çelişkili davranma yasağını ihlal ettiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesince 24.02.2023 tarih, 2021/1040 E. ve 2022/1967 K. ek karar ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 36 ncı maddesinin 6 ıncı fıkrası uyarınca karar verilinceye kadar reddi hakim talebinde bulunulabileceği, somut olayda dosyanın karara bağlanmış olduğu, temyiz süresi içinde reddi hakim talebinde bulunuluğu bu nedenle bu konunun Yargıtayca temyizen incelenmesi gerekeceği, aksi düşünülse dahi talebin yerinde olmadığı gerekçesi ile talebin reddine, 3.000,00 TL disiplin hapis cezası verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkile yapılan çağrıda sürelere uyulmadığını, çağrının usulsüz yapıldığını, mahkemece sözleşmeye müdahale meselesini doğru tespit edemediğini, ...'un müdür olmasına rağmen kendi azlinde oy kullanmasının doğru olmadığını, şirket sözleşmelerinde yapılan değişikliğin tescil ve ilana tabi olduğu ve tescil ve ilanın kurucu etki taşıdığı, 30.05.2016 tarihinde yapılan ortaklar kurulunda ...'un başkan müdür olma halinin kaldırıldığını, ''... Şirket müdürlerinden ..., ..., ... ve ...'tan her ikisinin müştereken şirket kaşesi altında atacakları imza ile....'' denilmek suretiyle bu yetkinin kaldırıldığını, reddi hakim taleplerinin reddine dair kararın doğru olmadığını, pay devrine ilişkin kararın nisap yokluğundan geçersiz olduğunu, iyiniyet kuralının uygulanmasına dair gerekçesinin yanlış olduğunu, 2012 tarihinde pay devrine ilişkin onay kararının bu kararla aynı olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece ilk karar kararda müdürler kurulu kararının iptaline ilişkin ret kararı verdiğini, istinaf mahkemesince gerekçe bulunmadığı gerekçesi ile dosyanın geri gönderildiği, müvekkili lehine usulü müktesep hak oluştuğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararından sonra dosyaya yeni bir delil girmemesine karşın, önceki gerekçeli kararının aksi yönde karar verildiğini, müvekkili şirketin 07.12.2017 günlü olağanüstü ortaklar kurulu toplantısıyla hâkim ortak ...’u, Müdürler Kurulu Başkanlığı’na tekrar seçildiğini, böylelikle yok hükmünde olduğuna dair tesis edilen hüküm, ortaklar kurulu kararıyla fiilen ortadan kalktığını ve huzurdaki davanın konusuz kaldığını, davacı 2012 yılında 200 ilave şirket hissesini kendi uhdesine geçirken ve davaya konu genel kurul kararının alındığı 16.06.2016 tarihine kadar babasının “müdürler kurulu başkanı” olmasını tartışmazken; şimdi huzurdaki davada gerçeği inkâr yoluna gitmekte olup çelişkili davranma yasağını ihlal ettiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. EK KARARIN TEMYİZİ: Davacı temyiz dilekçesinde özetle; kaldırma kararında karara katılan ve rapor düzenleyen hakimin karar katılan hakim ile aynı kişi olduğunu, disiplin cezası verilmesi için kötü niyetin varlığının gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, limited şirket genel kurul kararının yokluğunun/butlanının tespiti veya iptali ile müdürler kurulu kararının butlanının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Kanunun 624 üncü maddesinin 2 nci fıkrası. 3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 2 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin 30.12.2022 tarih, 2021/1040 Esas, 2022/1967 Karar sayılı kararının ve 24.02.2023 tarih, 2021/1040 Esas, 2022/1967 Karar sayılı Ek kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2023/4055 E., 2024/7227 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Bölge Adliye Mahkemesince, dava dışı şirkete ait dava konusu taşınmazların satışı öncesinde 12.10.2017 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların 6102 sayılı Kanun'un 617, 621 ve 624 üncü maddeleri uyarınca yok hükmünde olduğuna dair Mahkeme kararının kesinleştiği, satış işleminin yetkisiz temsilci sıfatıyla yapılmış olması nedeniyle taşınmaz satışına ilişkin hukuki işlemlerin bağlayı
11. Hukuk Dairesi         2023/4055 E.  ,  2024/7227 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1434 Esas, 2023/589 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1156 E., 2022/260 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli davalılar vekili, duruşmasız olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 08.10.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalılardan ... vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalıların dava dışı ... Teknik Mühendislik Tahaahüt Tic. Ltd. Şti.'nde eşit paya sahip olduklarını ve her üçünün de şirket müdürü yetkisi bulunduğunu, müvekkili müdürler kurulu başkanlığı yapmakta iken davalıların kendi aralarında anlaşarak usulsüz işlemlerle şirketin içini boşaltma yoluna gittiklerini, müvekkilinin müdürler kurulu başkanlığı ve imza yetkisini 12.10.2017 tarihli ortaklar kurulu adı altında bir karar ile usulsüz şekilde kaldırdıklarını, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1057 E. sayılı dosyasında genel kurul kararı aleyhine iptal ve butlan davaları açıldığını, davalı ...'nun hisselerini davalı ...'e devrettiğini, Mahkemece tedbir kararı verilmeden davalıların şirketin içini boşalttıklarını, davalı ...'in 22.12.2017 tarihinde acele şekilde şirkete ait olan ve davanın konusunu teşkil eden 3 adet taşınmazı eski ortak ...'na devrettiğini, bu işlemlerin muhasebe kayıtlarının ise 03.10.2017 tarihli olarak geriye dönük işlendiğini, gayrimenkullerin satış işleminin 1/3 fiyatının da altında yapıldığını, satış bedelinin de devralan davalı ...'nun şirketten alacağı olan tutara denk getirilmeye çalışıldığını, işleminin muvazaalı ve batıl olduğunu ileri sürerek dava konusu şirkete ait olan 3 taşınmazın satışına ilişkin işlemlerin muvazaa nedeniyle iptaline, taşınmazların tapuda dava dışı şirket adına tesciline karar verilmesini, bu talebin kabul görmemesi halinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 553 üncü vd. maddeleri gereğince davalıların şirkete verdiği zarardan dolayı sorumluluklarına istinaden devir bedeli ile taşınmazların gerçek değeri arasındaki farkın dava dışı şirkete davalılar tarafından müteselsilen ödenmesine dair şimdilik 10.000,00 TL'nin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, 17.10.2017 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davacının müdürlük yetkilerine son verildiğini, davacı tarafından İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1024 E. sayılı dosyasıyla müvekkili aleyhine açılan sorumluluk davasının derdest olduğunu, dava konusu taşınmazların muvazaalı olarak ve bedelinin çok altında bedelle devredildiğine dair delil sunulmadığını, tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava dışı ... Teknik Müh. Taah. Tic. Ltd. Şti.'nin 12.10.2017 tarihli ortaklar kurul kararı ile davacının müdürlük yetkisinin kaldırılmasına ve şirket ortaklarından ...'nun hisselerini ...'e devrederek ortaklıktan ayrılmasına karar verildiği, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1057 E. sayılı dosyasında 12.10.2017 tarihli 74 sayılı ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilip anılan kararın Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, 6102 sayılı Kanun'un 395, 619, 620 ve 644 üncü maddeleri de nazara alındığında davalı ...'nun ortaklık ve müdürlük sıfatının devam ettiği, bu durumda tapuda satış yapıldığı tarihte şirketle işlem yasağının mevcut olduğu, gayrimenkullerin devir tarihinde sonradan yok hükmünde kabul edilen genel kurul kararına göre yetkili müdür olarak atanan ...'in müdürlüğüne ilişkin genel kurulun da yok hükmünde olması sebebiyle diğer davalıya yaptığı satış işleminin yetkisiz temsilci sıfatıyla yapıldığı ve bu nedenle de satışın geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu taşınmazların davalı ... adına olan tapu kayıtlarının iptali ile dava dışı ... Teknik Mühendislik Taahhüt Tic. Ltd. Şti. adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava dışı şirkete ait dava konusu taşınmazların satışı öncesinde 12.10.2017 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların 6102 sayılı Kanun'un 617, 621 ve 624 üncü maddeleri uyarınca yok hükmünde olduğuna dair Mahkeme kararının kesinleştiği, satış işleminin yetkisiz temsilci sıfatıyla yapılmış olması nedeniyle taşınmaz satışına ilişkin hukuki işlemlerin bağlayıcı olduğundan söz edilemeyeceği, davalıların iyi niyetle iktisap savunmasında bulunamayacağı, bu durumu bilecek durumda oldukları, davalılar vekili taşınmazların değerine ilişkin alınan bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, raporun yeterli olmadığını ileri sürmüş ise de Mahkemece terditli olarak açılan işbu davada, davacının birinci talebi olan tapu iptali ve tescili talebi kesinleşen Mahkeme kararına istinaden kabul edildiğinden ve kabul kararında taşınmaz bedeli sonuca etkili olmadığından değerlendirilmesinde hukuki yarar görülmediği, davalıların ihtiyati tedbir ve davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, dava dışı limited şirketin taşınmazlarının davalı şirket müdürü tarafından diğer davalı eski şirket ortağına gerçek değerinin altında, kötü niyetli ve muvazaalı olarak satıldığı iddiasına dayalı tapu iptali ve tescili, olmadığı takdirde şirketin zararının tespiti ile şirkete ödenmesi taleplerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 617, 619, 620, 621, 624 vd. maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL vekalet ücretinin taraflardan alınarak yek değerine verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 09.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2024/3068 E., 2024/4786 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6102 sayılı Kanun'un 617, 622, 624, 416, 445 inci maddeleri, 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 447 nci maddesi.
11. Hukuk Dairesi         2024/3068 E.  ,  2024/4786 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/325 Esas, 2022/393 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/257 E., 2019/642 K. Taraflar arasındaki müdürler kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti, genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti, genel kurul kararının iptali, şirket müdürlerinin yetkisinin kaldırılması, şirkete müdür atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacının mirasçıları ..., ..., ... vekili ve Dairemizin geri çevirme kararından sonra davacı terekesinin temsilcileri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 23.10.2017 tarihli genel kurulda 10 yıl müddetle müdür seçilen, 07.09.2018 tarihli genel kurulda 2 yıl müddetle müdürler kurulu başkanı atanan müvekkilinin davalı şirkette %38 oranında pay sahibi olduğunu, 19.11.2018 tarihinde müdürler kurulu başkanı sıfatını taşıdığını, 07.12.2018 tarihli genel kurulda müdürlük sıfatının devam ettiğini, bir limited şirkette müdürler kurulunu ancak müdürler kurulu başkanının toplantıya çağırabileceğini, diğer müdürlerin böyle bir yetkisinin bulunmadığını, 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu toplantısı için müvekkilinin böyle bir çağrı yapmadığını, mahkemeden böyle bir karar alınmadığını, aynı tarihli müdürler kurulu kararının altında davacının bir imzasının bulunmadığını, dolayısıyla 07.12.2018 tarihinde genel kurul toplantısı yapılması, çağrı ve ilanının yok hükmü taşıdığını, çağrısı yetkili organca yapılmayan genel kurulların da yoklukla sakat olduğunu, genel kurul için ilanın 22.11.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, toplantının 15 günlük süre şartını taşımadan 07.12.2018 tarihinde yapıldığını, şirketin internet sitesinde toplantının yayınlanmadığını, bu sebeplerle de genel kurul toplantısı çağrısı ve ilanının Kanuna aykırılık taşıdığını, şirket ana sözleşmesinin 7. maddesine aykırı olarak Konya’da yayınlanan bir gazetede çağrı ve ilanın yapılmadığını, toplantı günü ile gündem ve ilanın ortaklara taahhütlü mektupla bildirilmediğini, finansal tabloların pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulmadığını, müvekkilinin söz konusu belgeleri elde etmesine engel olunduğunu, kâr dağıtım önerisinin şirket merkez veya şubelerinde pay sahiplerinin incelemesine hazır tutulmadığını, 2018 yılında yapılan genel kurul için 2017 yılı ifadesinin kullanıldığı, olağanüstü genel kurul olarak nitelendirildiği ilanın Kanuna aykırılık doğurduğunu, şirketin Kanuna aykırı olarak bugüne değin hiçbir olağan genel kurulunu yapmadığını, Kanuna ve ana sözleşmeye aykırı şekilde 07.12.2018 tarihli genel kurulda kâr dağıtımı kararı alınmadığını, genel kurul tutanağının değiştirildiğini, genel kurulda müvekkilinin müdürlükten azline dair karara muhalefetinin tutanağa geçirilmediğini, görev süresi dolmadan azlin haklı bir sebebe dayanmadığını, müvekkiline bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmadığını, genel kurulda şirket ortakları ... ve ...’a huzur hakkı ödenmesine karar verildiğini, ancak ortakları böyle bir hak verilemeyeceğini, bu kararın ortaklara kâr payı ödemesi niteliği taşıdığını, eşit işlem ilkesine aykırılık oluşturduğunu, müdürlerin kaç kişiden meydana geleceğinin kararlaştırılmadığını, buna rağmen dört olan müdür sayısının ikiye düşürülmesinin yerinde olmadığını, müdürler kurulu başkanının seçilmediğini, ortaklardan ...’ın vekaleten toplantıya katıldığı halde noter onayı bulunmayan vekaletin geçerli olmadığını ileri sürerek genel kurul toplantısı yapılması için alınan 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu kararlarının yok hükmünde/ batıl olduğunun tespitini, 07.12.2018 tarihli genel kurul kararlarının yok hükmünde/ batıl olduğunun tespitini, aynı genel kurul kararlarının tamamının Kanuna, ana sözleşmeye, afaki iyi niyet kurallarına aykırılığı sebebiyle iptalini, aynı toplantıda müdür seçilenlerin temsil yetkisinin sınırlandırılmasını, kaldırılmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 19.11.2018 tarihli kararın müdürler kurulu değil ortaklar kurulu kararı olduğunu, 22.11.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, 15 günlük süre şartının tamamlandığını, bu kararla ilgili davanın üç aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, 4 kişiden oluşan müdürler kurulunun üç üyesi ile ve pay ve paydaş çoğunluğuyla karar alındığını, bu haliyle usul ve yasaya uygunluk taşıdığını, davacının hem butlan hem de iptal isteyemeyeceğini, davacının vekili vasıtasıyla yapılan 07.12.2018 tarihli toplantıda huzur hakkı hariç azline ve yeni müdür atanmasına ilişkin karar da dahil tüm kararların oy birliğiyle alındığını, zaten sadece bu kararların alındığını, davacının olumlu oy kullandığı kararların iptalini isteyemeyeceğini, toplantı kararı ve çağrının davacıya iadeli taahhütlü mektupla gönderildiğini, genel kurulun müdürler tarafından da genel kurula çağrılabileceğini, yetkinin sadece müdürler kurulu başkanında olmadığını, tutanağın değiştirildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin denetime tabi olmaması sebebiyle internet sitesinde ilan zorunluluğunun bulunmadığını, tüm finansal tabloların şirket merkezinde ortakların denetimine açık tutulduğunu, davacının inceleme başvurusu yapmadığını, vekaletname eksikliğinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davalı vekilince 19.11.2018 tarihli kararın ortaklar kurulu kararı olduğu ileri sürülmüş ise de 22.11.2018 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 822. sayfasında söz konusu karar müdürler kurulu olarak yayımlandığından kararın müdürler kurulu kararı olarak kabul edildiği, limited şirketlerde genel kurula çağrının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 617 nci maddesi gereğince kural olarak müdürler tarafından yapılacağı, müdürlerin birden fazla olması halinde genel kurulun müdürler kurulu başkanı tarafından toplantıya çağrılacağı, bu anlamda davalı şirketin 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu toplantısının davacı müdürler kurulu başkanının yokluğunda yapılması ve alınan kararda davacı müdürler kurulu başkanının imzasının bulunmaması sebebiyle genel kurulu toplantıya çağrı usulünde açıkça bir kanuna aykırılık olduğu, ancak söz konusu çağrıdaki usulsüzlüğün 07.12.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı ve toplantıda kararlar alınmasına etkilerinin ne olduğunun incelenmesi gerektiği, 6102 sayılı Kanun’un 622 nci maddesi uyarınca limited şirketlerin genel kurul kararlarının butlanı ve iptalinde kıyas yolu ile anonim şirket genel kurul kararlarının butlanı ve iptaline ilişkin kuralların uygulanacağı, 447 nci maddesinde de genel kurul kararlarının butlan sebeplerinin sayıldığı, pay sahibi olan tüm ortakların genel kurul toplantısına katıldıkları, kararların oy birliği ile alınmış olması karşısında butlan sebeplerinin bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun’un 445 inci maddesinde iptal sebepleri ve iptal davasının düzenlendiği, 446 ncı maddesinin ikinci fıkrasında genel kurul toplantılarında çağrıdaki usulsüzlük bir iptal sebebi olarak sayılmış ise de çağrıdaki bu usulsüzlüğün kararların alınmasında etkisi olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, davacının toplantıya usulüne uygun olarak çağrılmaması, davacının vekili vasıtasıyla toplantıya katılmasına ve kararların alınmasına engel bir durum oluşturmadığı, genel kurulda tüm kararlar oy birliği ile alındığından, toplantıdaki çağrıdaki usulsüzlüğün sonuca bir etkisi olmadığı gerekçesiyle davanın ve tüm taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; genel kurul kararı alan müdürler kurulu toplantısının yapıldığı anda müvekkilinin müdürler kurulu başkanı sıfatını taşıdığını, müdürler kurulunun ancak müdürler kurulu başkanınca toplantıya çağrılabileceğini, diğer müdürlerin doğrudan çağırma yetkisinin bulunmadığını, 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu toplantısından müvekkilinin haberi ve karar altında imzasının olmadığını, dolayısıyla anılan kararın, genel kurul çağrısı ve ilanının ve bu karara dayanılarak yapılan genel kurul kararlarının yok hükmünü taşıdığını, 19.11.2018 tarihli toplantının müdürler kurulu toplantısı olarak ilan edildiğini, ancak davacının ortaklar kurulu toplantısı olduğunu iddia ettiğini, ortaklar kurulunun genel kurulu toplantıya çağıramayacağını, çağrı ve ilan süresinin Kanuna aykırılık taşıdığını, çağrının şirketin internet sitesinde yayınlanmadığını, ana sözleşmeye aykırı olarak yerel gazetede ilan edilmediğini, toplantı günü ve gündemin iadeli taahhütlü mektupla ortaklara bildirilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 07.12.2018 tarihli genel kurul toplantısına şirketin tüm ortaklarının katıldığı, ortaklarca toplantının şekline ilişkin bir itirazda bulunulmadığı, sonuna kadar toplantıdan ayrılmadıkları, bu durumda, 6102 sayılı Kanun’un 617 nci maddesinin üçüncü fıkrası yollamasıyla limited şirketler hakkında da uygulama kabiliyeti bulunan 416 ncı maddesindeki tüm şartların oluştuğunu, çağrının usulsüz olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacının mirasçıları ..., ..., ... vekili ile Dairemizin geri çevirme kararından sonra murisin tereke temsilcileri vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacının mirasçıları ..., ..., ... vekili, temyiz dilekçesinde özetle; genel kurul kararı alan müdürler kurulu toplantısının yapıldığı anda müvekkillerinin murisinin müdürler kurulu başkanı sıfatını taşıdığını, müdürler kurulunun ancak müdürler kurulu başkanınca toplantıya çağrılabileceğini, diğer müdürlerin doğrudan çağırma yetkisinin bulunmadığını, ancak mahkemeden talep edebileceklerini, 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu toplantısından murisin haberi ve karar altında imzasının olmadığını, toplantının fiilen yapılmadığını, dolayısıyla anılan kararın, genel kurul çağrısı ve ilanının ve bu karara dayanılarak yapılan genel kurul kararlarının yok hükmünü taşıdığını, 19.11.2018 tarihli toplantının müdürler kurulu toplantısı olarak ilan edildiğini, ancak davacının ortaklar kurulu toplantısı olduğunu iddia ettiğini, çağrı ve ilanın hukuka aykırılığının bilirkişi raporuyla da belirlendiğini, ortaklar kurulunun genel kurulu toplantıya çağıramayacağını, çağrı ve ilan süresinin Kanuna aykırılık taşıdığını, 15 günlük süre şartını taşımadığını, çağrının şirketin internet sitesinde yayınlanmadığını, ana sözleşmeye aykırı olarak yerel gazetede ilan edilmediğini, toplantı günü ve gündemin iadeli taahhütlü mektupla ortaklara bildirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davacı murisin tereke temsilcileri vekili temyiz dilekçesinde özetle; genel kurul toplantısı yapılması için alınan 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu kararının yok hükmünde/ batıl olduğunu düşündüklerini, davaya konu edilen 19.11.2018 tarihli genel kurul toplantısında, genel kurula çağrı ve ilan yapılması yönünde müdürler kurulu başkanının izni ve bilgisi olmaksızın toplantı kararları alındığını, bir limited şirkette müdürler kurulunu müdürler kurulu başkanının toplantıya çağırabileceğini, diğer müdürlerin doğrudan müdürler kurulunu toplantıya çağırma yetkisinin bulunmadığını, genel kurul toplantısı yapılması ve çağrı ile ilan için alınan 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu kararının yok hükmü taşıdığını, bu karara dayanılarak yapılan genel kurulda alınan kararların da yok hükmünde/batıl olduğunu, aynı gün, aynı kişilerin katıldığı üç ayrı şirketin müdürler kurulu toplantısının ilan edildiğini, şirketlerden ikisinin merkezi Konya’da birinin Mut’ta olduğunu, bu durumun bile söz konusu müdürler kurulu toplantılarının fiilen yapılmadığını ispatladığını, 19.11.2018 tarihinde yapılan toplantının müdürler kurulu toplantısı olarak ilan edildiğini, toplantı ortaklar kurulu toplantısı ise; bilirkişi raporuna göre 6102 sayılı Kanun’da ortaklar kurulu genel kurulu toplantıya çağırabilecek kişiler arasında sayılmadığını, zaten ortaklar kurulunun limited şirketlerde genel kuruldan farklı bir organ olmayıp 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6762 sayılı Kanun) genel kurul yerine kullanıldığını, 19.11.2018 tarihinde yapılan toplantı müdürler kurulu toplantısı ise bilirkişi raporuna göre söz konusu müdürler kurulu toplantısına çağrının müdürler kurulu başkanı tarafından yapılmış olması gerektiğini, ancak dava dosyası içerisinde müdürler kurulu toplantısına ilişkin olarak müdürler kurulu başkanı tarafından müdürlere çağrı yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise çağrının kim tarafından yapıldığı ve hangi müdürlere çağrı yapıldığı hususunda herhangi bir bilgi veya belge söz konusu olmadığını, bilirkişilerin tespit ve kanaatleri çerçevesinde 19.11.2018 tarihli toplantıda alınan kararların butlanına veya yok hükmünde olduğuna karar verilmesi gerektiğini, genel kurul için Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 22.11.2018 tarihinde ilan yapıldığını, ilan ile genel kurul toplantısı arasında 15 gün değil, 14 gün süre olduğunu, bu nedenle 07.12.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı çağrı ve ilanın Kanuna aykırılık taşıdığını, çağrının şirket internet sitesinde yayınlanmadığını, şirket ana sözleşmesinin 7. maddesine göre; şirkete ait ilanların 6762 sayılı Kanun’un 37 nci maddesi hükümleri saklı kalmak şartıyla şirket merkezinin bulunduğu yerde en az bir gazete ile asgari yedi gün evvel yapılacağını, bu şekilde bir çağrı ve ilan bulunmadığını, toplantı günü ile gündem ve ilanın ortaklara iadeli taahhütlü mektupla bildirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, müdürler kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti, genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti, genel kurul kararının iptali, şirket müdürlerinin yetkisinin kaldırılması, şirkete müdür atanması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Kanun'un 617, 622, 624, 416, 445 inci maddeleri, 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 447 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacının mirasçıları ..., ..., ... vekili ile murisin tereke temsilcileri vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı mirasçıları ..., ..., ...'a yükletilmesine, Temyiz harcı davacı tereke temsilcilerinden peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. DAVACI MİRASÇILARI ...,
11. Hukuk Dairesi, 2020/8236 E., 2022/3475 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
maddesinde genel kurulun müdürler tarafından toplantıya çağrılacağının belirtildiği, bununla birlikte TTK'nun 624. maddesinde ise başkan olan müdürün genel kurulun toplantıya çağrılması, toplantıların yürütülmesi konularında olduğu gibi genel kurul tarafından aksi yönde karar alınmadığı ya da şirket sözleşmesinde farklı bir düzenleme öngörülmediği taktirde tüm aç
11. Hukuk Dairesi         2020/8236 E.  ,  2022/3475 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Tirebolu Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 12.12.2019 tarih ve 2018/141 E. - 2019/405 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin usulden reddine dair Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nce verilen 10.11.2020 tarih ve 2020/920 E. - 2020/991 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkillerinden Sümeyye Gıda Pet. Ürün Nak. İnş. Taah ve Rest. San. Tic. Ltd. Şti.'nin davalı şirketin ortağı, diğer müvekkilinin de davacı şirketin yasal temsilcisi olduğunu, davalı şirketin 11.03.2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan karar uyarınca davacı şirketi temsilen müvekkili ...'ın davalı şirkete şirket müdürü olarak atandığını, daha sonrasında müvekkillerinin bilgi ve rızası dışında ve kanunda öngörülen çağrı usullerine uyulmaksızın 16.12.2015 tarihinde genel kurul toplantısı düzenlenerek müvekkillerinden ...'ın müdürlük yetkisi kaldırılarak diğer ortak G-Maş Yapı Ürün. İnş Taah. San. Tic. Ltd. Şti. yetkilisi ...'ın şirket müdürü olarak atanmasına karar verildiğini, 16.12.2015 tarihinde yapılan toplantı öncesinde toplantıya çağrıya ilişkin şirket müdürü ... tarafından herhangi bir karar alınmadığını, yetkili organ tarafından çağrı yapılmaksızın yapılan genel kurul toplantısının yoklukla malul olduğunu, öte yandan toplantı öncesinde kanunda belirtilen çağrı usullerine de riayet edilmediğini, somut olayda çağrısız genel kurul şartlarının da bulunmadığını ileri sürerek 16.12.2015 tarihli genel kurul toplantısı ve bu toplantıda alınan kararların butlanına ve iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacı ...'ın aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davanın 3 aylık hak düşürücü sürede açılmadığını, butlan ve iptal sebeplerinin gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; dava konusu 16 Aralık 2015 tarihli genel kurul kararının iptalinin karar tarihinden itibaren 3 ay geçtikten sonra 10 Nisan 2018 tarihinde dava konusu edildiği, 6102 sayılı TTK 622. madde yollamasıyla 445. madde gereğince davanın 3 ay içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davacılar tarafından butlan gerekçesi olarak toplantıya çağrı hususunda yetkili organ tarafından karar alınmamasının gösterildiği, TTK 617. maddesinde genel kurulun müdürler tarafından toplantıya çağrılacağının belirtildiği, bununla birlikte TTK'nun 624. maddesinde ise başkan olan müdürün genel kurulun toplantıya çağrılması, toplantıların yürütülmesi konularında olduğu gibi genel kurul tarafından aksi yönde karar alınmadığı ya da şirket sözleşmesinde farklı bir düzenleme öngörülmediği taktirde tüm açıklamaları ve ilanları yapmaya yetkili olduğunun belirtildiği, 11.03.2015 tarihli genel kurul toplantısına ilişkin tutanaktan davalı şirket ortağı G-Maş ...Ltd. Şti. adına atanan şirket müdürü ...'a müdürler kurulu başkanı yetkisi verildiğinin anlaşıldığı, dava konusu genel kurulun toplanmasına ilişkin olarak alınan kararın da müdürler kurulu başkanı sıfatıyla bu kişi tarafından alınmış olduğu gözetildiğinde davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, her ne kadar toplantı çağrı usulüne riayet edilmediği dosya kapsamıyla sabit ise de bu hususun ancak iptal sebebi sayılacağı ve iptal davasına konu edilebileceği, iptal davasının ise 3 aylık süre zarfında açılması gerektiği, davanın bu süre zarfında açılmadığı, dosya kapsamında başkaca butlan sebebinin varlığının da ispat edilmediği, davalı şirketin G-Maş Yapı Ürünleri Taah. San ve Tic. Ltd. Şti. (335 pay) ve Sümeyye Gıda Pet. Ürünleri Nakl. İnş. Taah ve Rest. San. Tic. Ltd. Şti.(165 pay) olmak üzere iki ortaktan oluştuğu, davacı ...'ın 11.03.2015 tarihli genel kurul kararı uyarınca Sümeyye Gıda...Ltd. Şti. adına atanmış şirket müdürü sıfatına haiz bulunduğu, dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararın yerine getirilmesinin şirket müdürü ...'ın kişisel sorumluğuna sebep olacak neviden olmadığı, bu haliyle davacı ... yönünden açılan davanın aktif husumet yokluğundan reddinin gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmediği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davacı ...(...) yönünde açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacı ... Gıda Pet. Ürün. Nak. İnş. Taah ve Rest. San. Tic. Ltd. Şti. yönünden açılan davanın butlan sebeplerinin ispat edilememesi ve genel kurul toplantısının iptalini gerektiren hususlara yönelik hak düşürücü sürede dava açılmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 27/04/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2020/630 E., 2021/7148 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
Şti.'nin 17/10/2017 tarihinde ticaret siciline tescil edilen 12/10/2017 tarih ve 74 sayılı Ortaklar Kurulu toplantısında alınan kararların TTK'nın 617., 624/3., 621. maddeleri gereğince yok hükmünde olduğunun tespitine, davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, TTK'nın 449.
11. Hukuk Dairesi         2020/630 E.  ,  2021/7148 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19.07.2018 tarih ve 2017/1057 E. - 2018/851 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 14.11.2019 tarih ve 2018/1563 E. - 2019/1466 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 14.12.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ...’ın davalı Tema Teknik Mühendislik Ltd. Şti.’nin %33,3 payına sahip ortağı ve aynı zamanda müdürler kurulu başkanı olduğunu, şirketin diğer ortaklarının ... ve ... olup, bu kişilerin aynı zamanda müdürler kurulu üyesi olduğunu, müvekkili müdürler kurulu başkanının bilgisi dışında, şirketin iki ortağı ve müdürler kurulunun üyesi ... ve ... tarafından 12.10.2017 tarihli ortaklar genel kurul karar taslağı hazırlanarak aynı tarihli noter ihtarnamesi ekinde müvekkiline gönderilerek kararın imzalanmasının istenildiğini, anılan karar taslağında müvekkilinin müdürlük görevinden azledilmesinin ve ortak ...’nun paylarının diğer ortak ...’e devrettiğinin onaylanmasına ilişkin olduğunu, müvekkilinin de alınan kararların alınma usulüne ve içeriğine itiraz mahiyetinde 17.10.2017 tarihli noter kanalıyla cevabi ihtarname keşide ettiğini, usulüne uygun oluşturulmuş bir genel kurul toplantısının icra edilmiş olmadığını, çağrı merasime uyulmadan karar alındığını, bu nedenle ortaklar kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğunu, müvekkilinin genel kurula katılma ve oy kullanma hakkının engellendiğini ileri sürerek, davalı şirketin 12.10.2017 tarihinde alınan ve 17.10.2017 tarihinde ticaret siciline tescil edilen 74 sayılı kararda yer alan payın devrinin onaylanması ve ...’ın müdürlükten azledilmesi kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine, olmadığı takdirde butlanla batıl olduğunun tespitine, yine olmadığı takdirde iptaline ve davalı şirkete tedbiren kayyum atanmasına, olmadığı takdirde şirkete tedbiren denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, kararların “elden dolaştırma usulü” çerçevesinde üye tam sayısının çoğunluğuyla alındığını, yokluk, butlan ve iptal şartlarının bulunmadığını, davacının halihazırdaki hisse payının kararların alınması bakımından sonuca bir etkisinin olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket müdürler kurulu başkanı olan davacı ...’ın genel kurulu toplantıya çağırmadığı, dolayısıyla usulsüz ve çağrısız olarak ortaklar genel kurul kararları alındığı, TTK'nın 621. maddesi gereğince, bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılması için yapılan genel kurul toplantısında temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması koşulu arandığı, davalı şirkette toplantı yapılmadan elden dolaştırma usulü uygulanarak ortaklar genel kurulu kararı alındığının açıklandığı, şirket ortağı ...'nun şirket hisselerini diğer ortak ...'e devrinin onaylanması ve şirket ortaklığından çıkarılması için temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunduğu toplantı koşulu gerçekleşmediği, TTK'nın 624/son gereğince 01/10/2016 tarihli ve 71 sayılı ortaklar kurulu kararı gereğince şirket müdürlerinin tümünün şirket kaşesi yada ünvanı altına atılacak müşterek imzası ile şirket temsil edilecektir kararı alındığı, oybirliği ile alınan bu temsil kararının kaldırılabilmesi için temsil edilen oyların tamamının katılacağı toplantı koşulu aranacağı, tüm ortak ve müdürler katılmadan alınan kararlar sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle davalı tarafın talep sonucu açıklanması isteminin reddine, TEMA Teknik Müh. Taah. Tic. Ltd. Şti.'nin 17/10/2017 tarihinde ticaret siciline tescil edilen 12/10/2017 tarih ve 74 sayılı Ortaklar Kurulu toplantısında alınan kararların TTK'nın 617., 624/3., 621. maddeleri gereğince yok hükmünde olduğunun tespitine, davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, TTK'nın 449. maddesi gereğince kararların icrasının durdurulmasına, davacının diğer tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; davalı şirket ortakları tarafından, TTK'nın 617/4. maddesinde öngürülen usul ve şekil şartlarının işletilmediği, bir ortak tarafından sözlü görüşme isteminde bulunulursa, normal bir ortaklık genel kurulunun, yani usulüne uygun çağrıyla yapılacak toplantılı genel kurulun gerçekleştirilmesi zorunlu hale geleceği, itiraza rağmen, ortaklar yine de sirküler yoluyla karar alırlarsa, alınan bu genel kurul kararının geçersiz olacağı, davacı ortağın da bu şekilde karar alınmasına muvafakat etmemesine rağmen alınan kararın yok hükmünde olduğu, bu durumda, alınan kararların tedbiren icrasının geri bırakılmasına karar verilmesinde de isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının gerekçesinin düzeltilerek esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, TEMA Teknik Müh. Taah. Tic. Ltd. Şti.'nin 17/10/2017 tarihinde Ticaret Siciline tescil edilen 12/10/2017 tarih ve 74 sayılı Ortaklar Kurulu kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, TTK'nın 449. maddesi gereğince, davaya konu genel kurul kararların icrasının, hükmün kesinleşmesine kadar geri bırakılmasına karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 15/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Birden fazla müdürün bulunduğu bir limited şirkette karar alma usulü kural olarak nasıldır?

A) Oy birliği ile karar alırlar.
B) Çoğunlukla karar alırlar, eşitlik halinde başkanın oyu üstün sayılır.
C) Her müdür tek başına karar alabilir.
D) Kıdemli müdürün kararı geçerlidir.
E) En çok sermayeye sahip ortağın atadığı müdürün kararı geçerlidir.