6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 631

Türk Ticaret Kanunu 631. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 631- (1) Şirket sözleşmesinde başka şekilde düzenlenmediği takdirde, ticari mümessiller ve ticari vekiller ancak genel kurul kararı ile atanabilirler; yetkileri genel kurul tarafından sınırlandırılabilir. (2) Müdür veya müdürlerin çoğunluğu, 623 üncü maddenin kapsamına girmeyen ticari mümessili veya ticari vekili her zaman görevden uzaklaştırabilir. Bu kişi genel kurul kararı ile atanmışsa, görevden alma ve yetkilerini sınırlandırmak için genel kurul gecikmeksizin toplantıya çağrılır. VII - Haksız fiil sorumluluğu

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

11 karar eşleşti
19. Ceza Dairesi, 2015/26941 E., 2018/6575 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Ceza Mahkemesi
Ancak somut olay limited şirketlerdeki müdürlerin yetkileri ile ticari mümessiller ve ticari vekillerin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 625. ve 631. maddeleri doğrultusunda incelendiğinde limited şirket müdürlerinin şirketin ticareti terk kararı vermesi ve bu hususun ticaret siciline bildirilmesi konusundaki yetki ile sorumluluklarını vekaletname ile bir başkasına devredemeyecekle
19. Ceza Dairesi         2015/26941 E.  ,  2018/6575 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14/02/2012 tarih, 2011/505, 509, 513 E, 21/02/2012 tarih, 2011/506, 510, 511, 621 E sayılı kararlarında açıklandığı üzere “tacir sayılan limited şirketlerin, temsil ve idareye yetkili müdürlerinin, sorumlu oldukları şirketlerin ticareti terk etmeleri halinde; İcra İflas Kanunu'nun 44. maddesindeki yükümlülükleri yerine getirmeyeceklerine ilişkin bir istisnaya yer verilmediğine göre, tıpkı gerçek kişi tacirler gibi aynı kanunun 337/a maddesi uyarınca cezalandırılmalarına bir engel bulunmadığı” yönündeki ulaşılan sonucun zaman içerisinde yerleşik uygulamaya dönüşmüş olması, ticareti terk eden tacir açısından; muhatapların haklarını korumaya yönelik olarak İİK'nın 44.maddesi ile, ticareti terk eden bir tacire; 15 gün içerisinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirme ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunma, Ticaret Sicili Memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazete'de ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mutat ve münasip vasıtalarla ilan etme ve ilan masraflarını da ödeme yükümlülükleri yüklenmiş, bu yükümlülüklere aykırı davranmanın yaptırımı ise İ.İ.K'nın 337/a maddesinde düzenlenmiş olup, takibi şikayete bağlı olan seçimlik hareketli bu suçun; “1- İİK'nın 44. maddesine göre mal beyanında bulunulmaması, 2- Mal beyanında mevcudun eksik gösterilmiş olması, 3- Aktifte yer alan malın veya yerine kaim olan değerin haciz veya iflas sırasında gösterilmemesi, 4- Mal beyanından sonra, beyan edilen bu mallar üzerinde tasarruf edilmesi” şeklinde sıralanan seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle, diğer koşulların da (alacaklının zarar görmesi ve borçlunun tacir olması gibi...) gerçekleşmesi halinde oluşacağı konusunda gerek uygulamada gerek öğretide herhangi bir duraksamanın mevcut olmaması ve somut olayımızda bu eylemden dolayı şikayetçi olan müştekinin zarar gördüğü dosya içeriğinden anlaşılmıştır. ... Limited Şirketi'nin Konya ... Noterliği'nin 18/08/2011 tarih ve ... sayılı işlemiyle tasdiklenen sözleşme uyarınca kurulduğu, şirketin kurucu ortaklarının ... ve ... olduğu, sözleşmede bulunan "Şirketin İdaresi" başlıklı 8. maddesinde; "Şirketin işleri ve muameleleri ortaklar kurulu tarafından seçilecek bir veya birkaç müdür tarafından yürütülür. İlk on yıl için şirketi temsile şirket müdürü olarak ... seçilmiştir." hükmünün bulunduğu, "Temsil" başlıklı 9. maddesinde; "Şirketi müdür ya da müdürler temsil eder. Şirketi temsil ve ilzam edecek imzalar ortaklar kurulu tarafından tespit edilir tescil ve ilan olunur." hükmünün bulunduğu, "Kanuni Hükümler" başlıklı 13. maddesinde; "Bu ana sözleşmede bulunmayan hususlar hakkında Türk Ticaret Kanunun hükümleri uygulanır" hükmünün bulunduğu tespit edilmiştir. Konya Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından gönderilen 02/04/2014 tarihli yazı ekinde bulunan belgeler incelendiğinde; Konya .... Noterliği'nin 18/08/2011 tarih ve ... sayılı ana sözleşme, Konya .... Noterliği'nin 18/08/2011 tarih, ... sayılı Tescil Talepnamesi, Konya .... Noterliği'nin 18/08/2011 tarih, ... sayılı Karar Sureti'nde şirket müdürünün 10 yıl süreyle ortaklardan ... olduğunun belirtildiği, Konya .... Noterliği'nin 07/10/2011 tarih, 15919 sayılı işlemiyle şirket ortaklar kurulunun 07/10/2011 tarihinde ana sözleşmenin 1. ve 6. maddesinin tadiline ilişkin kararın tasdiklendiği, ilgili kararda şirketin ortaklarından ...'ün ortaklıktan ayrıldığı, yerine sanık ...'nun şirket ortağı olduğu, Konya ... Noterliği'nin 17/10/2011 tarih, 16447 sayılı düzenleme şeklinde vekaletnameyle şirket müdürü ...'nun diğer ortak ...'yu iş yeri idaresi yetkisi, vergi daireleri iş takibi gibi konularda geniş kapsamlı şekilde vekil tayin ettiği, düzenleme şeklindeki vekaletname içeriği incelendiğinde, şirket müdürünün 2004 sayılı İİK'nın 44. maddesi gereği ticareti terk eden tacirin ticaret siciline ticareti terk ettiğini bildirmesi gerektiğine ilişkin emredici hükme ilişkin işlem yapma yetkisi de verdiği sonucuna varılmasının olanaklı görüldüğü anlaşılmıştır. Şikayetçi vekilinin 08/05/2013 havale tarihli şikayet dilekçesiyle; Konya 13. İcra Müdürlüğü'nün 2012/4072 Esas sayılı dosyasıyla yapılan icra takibi sırasında borçlu şirketin ticareti terk etmesine rağmen bu durumu ilgili merciilere bildirmediğinden bahisle şirket yetkilisi olarak bildirdiği ...'dan şikayetçi olduğu, sanık ...'nun 21/10/2014 tarihinde alınan savunmasında şirket yetkilisi olduğunu kabul ederek atılı suçu ikrar ettiği, dosyada mevcut diğer deliller de dikkate alınarak sanık hakkında atılı suç sabit görülerek mahkumiyet hükmü kurulduğu tespit edilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay Şirketler Hukuku ve İcra Hukuku mevzuatı çerçevesinde incelendiğinde; 2004 sayılı İİK'nın "Hükmi şahısların muamelelerinde kimlerin ceza göreceği" başlıklı 345. maddesinde; "Bu kanunda yazılı suçlar, hükmi bir şahsın idare veya muamelelerini ifa sırasında işlenmiş ise ceza o hükmi şahsın müdürlerinden, mümessil ve vekillerinden, tasfiye memurlarından, idare meclisi reis ve azasından veya murakıp ve müfettişlerinden fiili yapmış olan hakkında hükmolunur." hükmünün bulunduğu, bu Kanunda yazılı suçların tüzel kişiliğe sahip şirketlerde, tüzel kişinin yönetim veya işlemlerinin yerine getirildiği sırada işlenmiş olması halinde, cezai sorumluluğunun o tüzel kişinin müdürlerinden, mümessil ve vekillerinden, tasfiye memurlarından, yönetim kurulu başkanı ve üyelerinden veya denetçi ve müfettişlerinden fiili yapmış olanlara ait olduğu belirtilmektedir. Bu madde doğrultusunda şirket müdürü ...'nun sanık ...'yu vekil tayin etmesi nedeniyle, şirket vekili sıfatıyla ticareti terke ilişkin bildirimde bulunulmaması konusunda sanığın cezai sorumluluğa sahip olduğu akla gelebilecektir. Ancak somut olay limited şirketlerdeki müdürlerin yetkileri ile ticari mümessiller ve ticari vekillerin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 625. ve 631. maddeleri doğrultusunda incelendiğinde limited şirket müdürlerinin şirketin ticareti terk kararı vermesi ve bu hususun ticaret siciline bildirilmesi konusundaki yetki ile sorumluluklarını vekaletname ile bir başkasına devredemeyecekleri anlaşılmaktadır. Şöyle ki; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Devredilemez ve vazgeçilemez görevler" başlıklı 625/1. maddesinde; "Müdürler, kanunların ve şirket sözleşmesinin genel kurula görev ve yetki vermediği bütün konularda görevli ve yetkilidir. Müdürler, aşağıdaki görevlerini ve yetkilerini devredemez ve bunlardan vazgeçemezler: a) Şirketin üst düzeyde yönetilmesi ve yönetimi ve gerekli talimatların verilmesi. b) Kanun ve şirket sözleşmesi çerçevesinde şirket yönetim örgütünün belirlenmesi. c) Şirketin yönetimi için gerekli olduğu takdirde, muhasebenin, finansal denetimin ve finansal planlamanın oluşturulması. d) Şirket yönetiminin bazı bölümleri kendilerine devredilmiş bulunan kişilerin, kanunlara, şirket sözleşmesine, iç tüzüklere ve talimatlara uygun hareket edip etmediklerinin gözetimi. e) Küçük limited şirketler hariç, risklerin erken teşhisi ve yönetimi komitesinin kurulması. f) Şirket finansal tablolarının, yıllık faaliyet raporunun ve gerekli olduğu takdirde topluluk finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun düzenlenmesi. g) Genel kurul toplantısının hazırlanması ve genel kurul kararlarının yürütülmesi. h) Şirketin borca batık olması hâlinde durumun mahkemeye bildirilmesi." hükmü bulunmaktadır. Bu maddenin (a) bendinde şirketin üst düzeyde yönetilmesi ve yönetimi ve gerekli talimatların verilmesi görevinin devredilemeyeceği açıklanmıştır. Limited şirketin ticari faaliyetine devam ettiği sicile kayıtlı adreslerden ayrılarak ticareti terk etmesine ilişkin talimatın anılan bentte belirtilen şirketin üst düzeyde yönetimi doğrultusunda verilecek talimatlar arasında bulunduğu hususu tartışılmaz bir husustur. Çünkü şirketin fiili olarak faaliyetlerine son verme kararı şirket adına alınabilecek en hayati kararlardan olup, şirketin geleceği hususunda çok önemli sonuç doğuracağı açıktır. Şirketin üst düzeyde yönetilmesine ilişkin gerekli talimatlardan olan ticareti terke ilişkin talimat verme görevinin noterlikçe düzenlenen vekaletname ile ortaklardan birine veya 3. kişiye devredilemeceği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 625/1. maddesinden anlaşılmaktadır. Ayrıca şirket yönetiminin bazı bölümleri kendilerine devredilmiş bulunan kişilerin, kanunlara, şirket sözleşmesine, iç tüzüklere ve talimatlara uygun hareket edip etmediklerinin gözetimine ilişkin görevin de devredilemeyeceği aynı maddenin (d) bendinde belirtilmiştir. Şirket müdürü tarafından şirket idaresi için vekil tayin edilen sanığın anılan şirketi ticareti terk ettirip, ticareti terke ilişkin bildirimin ticaret siciline yapmaması şeklinde kanuna uygun olmayan işlemini denetleyecek olan yine şirket müdürüdür. Vekaletname ile şirket yönetimine ilişkin bir başkasını yetkilendirmenin kanuna uygun olmayan faaliyetlerin gözetimi sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Ticari mümessiller ve ticari vekiller" başlıklı 631. maddesinde ise; " (1) Şirket sözleşmesinde başka şekilde düzenlenmediği takdirde, ticari mümessiller ve ticari vekiller ancak genel kurul kararı ile atanabilirler; yetkileri genel kurul tarafından sınırlandırılabilir. (2) Müdür veya müdürlerin çoğunluğu, 623 üncü maddenin kapsamına girmeyen ticari mümessili veya ticari vekili her zaman görevden uzaklaştırabilir. Bu kişi genel kurul kararı ile atanmışsa, görevden alma ve yetkilerini sınırlandırmak için genel kurul gecikmeksizin toplantıya çağrılır." hükmü bulunmaktadır. Belirtilen norm çerçevesinde somut olay incelendiğinde; limited şirketlerde ticari mümessiller ve ticari vekillerin şirket sözleşmesinde başka şekilde düzenlenmediği takdirde ancak genel kurul kararı ile atanabilecekleri belirtilmektedir. Konya .... Noterliği'nin 18/08/2011 tarih ve ... sayılı işlemiyle tasdiklenen şirket sözleşmesinde ticari mümessillerin ve ticari vekillerin nasıl atanacakları düzenlenmemiştir. Bu nedenle sözleşmenin 13. maddesi uyarınca Sözleşmede hüküm bulunmayan hususlarda Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanacaktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 631. maddesi uyarınca ticari mümessil veya ticari vekil atama yetkisi bulunmayan şirket müdürü ...'nun şirket ortaklarını veya 3. kişiyi ticari mümessil veya vekil olarak tayin edemeyecektir. Bu itibarla şirket ortağı olan sanık ...'ya şirketin idaresi için verilen vekaletname genel kurul kararı olmaksızın yapılması sebebiyle hukuken geçerli değildir. Yapılan tüm açıklamalar doğrultusunda; ... Limited Şirketi müdürünün genel kurul kararı olmadan bir başkasını ticari mümessil veya ticari vekil olarak atayamayacağı, genel kurul kararı ile atanmış bir ticari mümessil veya ticari vekil varsa, şirketin üst düzeyde yönetilmesine ilişkin gerekli talimatlardan olan ticareti terke ilişkin talimat verme görevini devredemeyeceği, devredilen yetkilerin kullanımına ilişkin kanuna aykırı durumların gözetiminin yine şirket müdürüne ait olacağı anlaşıldığından, 2004 sayılı İİK'nın 337/a. maddesinde düzenlenen ticareti terk etmek suçunu sanık ...'nun işleyemeyeceği, bu suçun failinin şirket müdürü ... olduğu, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı dikkate alınmadan sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, Kabule göre; 1-02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden "etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile" ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin aynı Kanun'un 337/a maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik CMK'nın 253, 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu, 2-Sanık hakkında verilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında adli para cezasının bir gün karşılığı belirlenirken 5237 sayılı TCK'nın 52/2. maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 232/6. maddesine aykırı davranılması, 3-Suç tarihinin 19/04/2013 olmasına rağmen, karar başlığında 01/04/2013 şeklinde gösterilmesi, Bozmayı gerektirmiş ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 30/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

12. Hukuk Dairesi, 2023/117 E., 2023/6350 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6102 sayılı TTK 616/1-b ve 631/1 maddelerine göre, limited şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir.
12. Hukuk Dairesi         2023/117 E.  ,  2023/6350 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi ... ... Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK'nın 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin oybirliği ile reddine karar verildikten sonra işin esası incelendi: 1-Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının REDDİNE, 2-Borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde; Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte, borçlunun örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine yasal süresi içerisinde icra mahkemesine başvurusunda, çekteki imzanın şirket yetkilisi ... tarafından atılmadığını ileri sürerek imzaya itiraz edildiği, alacaklının cevap dilekçesinde imzanın şirketin ticari temsilcisi ... tarafından atıldığının beyan edildiği, alınan bilirkişi raporunda da imzanın ... eli ürünü olmadığının belirtildiği, ilk derece mahkemesince, davacı şirket temsilcisinin ... olduğu, ...’in ... 3. Noterliği'nin 23.01.2018 tarihli vekaletnamesi ile geniş yetkiler içerir şekilde vekaletname ile ...'i (davacı) şirket namına -bir ticari mümessil gibi- yetkili kıldığı görüldüğünden ... davacı şirketin ticari mümessili olduğunun kabulünün gerektiği, davacı borçlu şirketin ticari mümessili kabul edilen ...'in 13.06.2022 tarihinde ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2022/5156 hazırlık sayılı soruşturma dosyasında verdiği ifadesinde ... Tarım tarafından icra takibi başlatılan çeklerde yer alan imzanın kendisine ait olduğunu, Dozsan firması adına sözleşme ve iş takibi yapması için gerekli vekaletnamesi olduğunu beyan ettiği, takibe konu çekin, şikayet konusu çek olduğunun görüldüğü gerekçesi ile imzaya itirazın reddine karar verildiği, borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, benzer gerekçe ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın borçlu tarafından temyiz edildiği görülmüştür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 547/1 maddesinde ticari mümessilin tanımı “Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.” şeklinde yapılmıştır. Ticari mümessilin temsil yetkisinin kapsamı kanunda tam olarak belirlenmiştir. Bu haliyle ticari mümessillik, sınırı kanunla çizilmiş iradi bir temsil yetkisidir. Ticari mümessil, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili olup açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile sınırlandıramaz (TBK 548). Ticari mümessillik ticaret siciline tescil olunur. Ancak işletme sahibi tescilden önce de temsilcinin yaptığı işlemden sorumludur (TBK. 542/2). Ticari mümessil, işletme sahibini temsile yetkili bir kişi olmanın yanı sıra, aynı zamanda ticari işletmenin belirli yetkilere sahip idarecisi niteliğini de taşır. Örneğin bir bankanın genel müdürü, hukuki bakımdan bankanın ticari mümessilidir; ancak idari bakımdan da, yürütme organının bir parçasıdır. Nitekim, ticari mümessilliğin bu yönü, ticari mümessili tarif eden TBK 548/l'de "...işletmenin amacına giren her türlü işlemleri ..." ibaresiyle vurgulanmıştır. Ticaret şirketleri organları aracılığıyla idare ve temsil edildiğinden, ticari mümessil tayin etme yetkisi de organlarına aittir. Ticaret şirketlerinde idare ve temsil yetkisine sahip organlar, her ticaret şirketinin türüne göre değişiklik gösterir. Ancak şu hususu belirtmek gerekir ki, ticaret şirketlerinin tümünde ticari mümessil şirket ana sözleşmesiyle de tayin edilebilir. 6102 sayılı TTK 616/1-b ve 631/1 maddelerine göre, limited şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir. Buradan anlaşılacağı üzere, ticari mümessil doğrudan şirket sözleşmesiyle tayin edilebileceği gibi, şirket sözleşmesinde kararlaştırılması şartıyla bu yetkinin şirketi idare ve temsile yetkili müdürlere bırakılması da mümkündür. İşletme sahibinin, ticari mümessil dışında, duruma göre başka yardımcılardan da yararlanması mümkündür. Bu yardımcılardan, konumu ve yetkileri bakımından, ticari mümessile en çok benzeyeni ticari vekildir Ticari mümessillik gibi ticari vekalet de, TBK 40 vd. maddelerinde düzenlenmiş temsilin ticari hayatın ihtiyaçlarına uydurulmuş bir türüdür. Dolayısıyla ticari vekalet, ticari mümessillik gibi tek taraflı hukuki işlemle verilen bir temsil yetkisini içerir. TBK 551. maddesine göre “Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir. Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükümden hareketle ticari mümessillik ile ticari vekalet arasındaki farkları ana hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz: Ticari mümessil, hem ticari işletme hem esnaf işletmesi için; ticari vekil ise, sadece ticari işletme için tayin edilebilir. Ticari mümessil, bir işletmenin tüm işlerini idare etmekle görevlendirildiğinden, onun, işletmenin hem olağan hem olağanüstü nitelikteki bütün işleri yapmaya yetkisi vardır. Buna karşılık genel yetkili ticari vekil, işletmenin sadece olağan (mutad) işleriyle sınırlı temsil yetkisine sahiptir. Olağanüstü işlemleri yapabilmesi için, işletme sahibinin özel yetkisine ihtiyaç vardır. Belli bir işin ya da işlemin ifasıyla görevlendirilen sınırlı (özel) yetkili vekillerin sahip oldukları temsil yetkilerinin kapsamı ise, kendilerine bırakılan iş ya da işlemin niteliğine göre belirlenir. Ticari vekil, özel yetki verilmedikçe tacir adına ödünç alamaz, kambiyo taahhütlerinde bulunamaz ve davacı veya davalı olarak mahkemelerde taciri temsil edemez.(TBK m. 551/2) Oysa ticari mümessil, bu tür işlemleri dahi yapma yetkisine sahiptir. Nihayet, ticari mümessilin temsil yetkisinin ticaret siciline tescili gerekirken; ticari vekilin temsil yetkisi sicile tescil edilemez (HGK'nun 19.06.2013 tarih ve 2013/12-2 esas, 2013/866 karar sayılı kararı). Somut olayda, çeki keşideci sıfatı ile imzaladığı ihtilafsız olan ...’in ticari mümessil olarak tayin edildiğine ilişkin, 6102 sayılı TTK 616/1-b ve 631/1 maddelerine göre, borçlu şirket tarafından alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığı gibi, Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan şirket ana sözleşmesinin 8. maddesinde şirket müdürü olarak atananlara verilen yetkiler arasında ticari mümessil tayin etme yetkisinin bulunmadığı da anlaşılmıştır. Borçlu şirket yetkilisi ... tarafından ... 3. Noterliğince düzenlenmiş 23.01.2018 tarih ve 955 yevmiye numaralı vekaletnamede de ...’in şirketin bazı işlemleri için ticari vekil olarak atandığı ve bu vekaletnamede verilen yetkiler arasında şirket nam ve hesabına kambiyo senetlerinden olan çek düzenleme yetkisinin bulunmadığı, bu vekaletname ile ...’in ticari mümessil atandığının kabul edilemeyeceği, her ne kadar şirket ana sözleşmesinin 8. maddesinde şirket müdürlerinin şirkete hizmet akdi ile bağlı olanları sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcılarını atayabilecekleri belirtilmiş olsa da aynı maddenin devamında bu şekilde atanacak olanların görev ve yetkilerinin iç yönerge ile belirleneceğinin belirtildiği, bu iç yönerginin de tescil ve ilanının zorunlu olduğu, ancak bu işlemlerin de yapılmadığı anlaşılmıştır. O halde, ilk derece mahkemesince, borçlunun imza itirazının kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz isteminin kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca, ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 21.11.2022 tarih ve 2022/1783 E. - 2022/1934 K. sayılı kararının (KALDIRILMASINA), ... 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 29.09.2022 tarih ve 2022/267 E. - 202/505 K. sayılı kararının (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...
12. Hukuk Dairesi, 2017/5549 E., 2018/7155 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
tam metni aç
Mülga 6762 sayılı TTK 539/II (6102 sayılı TTK 616/1-b) ve 545. (6102 sayılı TTK 631/1) maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir.
12. Hukuk Dairesi         2017/5549 E.  ,  2018/7155 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : ... İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Bölge Adliye Mahkemesince HMK’nun 353/1-b-2 maddesi göre hüküm kurulmuş olduğundan temyizi kabil olduğu anlaşılmakla temyiz incelemesine geçildi: Alacaklı tarafından borçlu hakkında bonoya dayalı olarak yapılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takiplerde davacı borçlu şirket icra mahkemesine başvurusunda; takiplere konu senetlerdeki imzaların şirket yetkilisi ... tarafından vekaletname ile vekil tayin edilen ... tarafından atıldığı,ancak ...'e vekaletnamede verilen yetkiler arasında kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi verilmediği,bu nedenle şirketin bonolar nedeni ile borçtan sorumlu olmadığı iddiası ile takibin durdurulmasını talep ettiği, ... İcra Hukuk Mahkemesi’nin 16.01.2017 tarih ve 2016/255 – 2017/10 Karar sayılı kararı ile itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurduğu, ... Bölge Adliye 4. Hukuk Dairesi’nin 28.03.2017 tarih ve 2017/271 - 2017/515 sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, borca itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 449/1. maddesinde ticari mümessilin tanımı; “ticari mümessil, bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından işlerini idare ve müessesenin imzasını kullanarak bilvekale imza vazetmek üzere sarih veya zımni kendisine mezuniyet verilen kimsedir" şeklinde yapılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 547/1 maddesinde ise ticari mümessil “Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.” şeklinde tanımlanmıştır. Ticari mümessilin temsil yetkisinin kapsamı kanunda tam olarak belirlenmiştir. Bu haliyle ticari mümessillik, sınırı kanunla çizilmiş iradi bir temsil yetkisidir. Ticari mümessil, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili olup açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile sınırlandıramaz (BK 450; TBK 548). Ticari mümessillik ticaret siciline tescil olunur. Ancak işletme sahibi tescilden önce de temsilcinin yaptığı işlemden sorumludur (BK. 449/2; TBK. 542/2). Ticari mümessil, işletme sahibini temsile yetkili bir kişi olmanın yanı sıra, aynı zamanda ticari işletmenin belirli yetkilere sahip idarecisi niteliğini de taşır. Örneğin bir bankanın genel müdürü, hukuki bakımdan bankanın ticari mümessilidir; ancak idari bakımdan da, yürütme organının bir parçasıdır. Nitekim, ticari mümessilliğin bu yönü, ticari mümessili tarif eden BK 449/l'de "...işlerini idare ..." ibaresiyle vurgulanmıştır. Ticaret şirketleri organları aracılığıyla idare ve temsil edildiğinden, ticari mümessil tayin etme yetkisi de organlarına aittir. Ticaret şirketlerinde idare ve temsil yetkisine sahip organlar, her ticaret şirketinin türüne göre değişiklik gösterir. Ancak şu hususu belirtmek gerekir ki, ticaret şirketlerinin tümünde ticari mümessil şirket ana sözleşmesiyle de tayin edilebilir. Mülga 6762 sayılı TTK 539/II (6102 sayılı TTK 616/1-b) ve 545. (6102 sayılı TTK 631/1) maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir. Buradan anlaşılacağı üzere, ticari mümessil doğrudan şirket sözleşmesiyle tayin edilebileceği gibi, şirket sözleşmesinde kararlaştırılması şartıyla bu yetkinin şirketi idare ve temsile yetkili müdürlere bırakılması da mümkündür. İşletme sahibinin, ticari mümessil dışında, duruma göre başka yardımcılardan da yararlanması mümkündür. Bu yardımcılardan, konumu ve yetkileri bakımından, ticari mümessile en çok benzeyeni ticari vekildir Ticari mümessillik gibi ticari vekalet de, BK’nun 32 vd. (TBK 40 vd.) maddelerinde düzenlenmiş temsilin ticari hayatın ihtiyaçlarına uydurulmuş bir türüdür. Dolayısıyla ticari vekalet, ticari mümessillik gibi tek taraflı hukuki işlemle verilen bir temsil yetkisini içerir. BK 453/lve II'ye göre, “Ticari vekil, ticari mümessil sıfatını haiz olmaksızın bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından müessesenin bütün işleri veya muayyen bazı muameleleri için temsile memur edilen kimsedir. Bu salahiyet, müessesenin mutad olan muamelelerinin cümlesine şamildir. Şu kadar ki ticari vekil kendisine sarih mezuniyet verilmedikçe istikraz edemez ve kambiyo taahhütlerinde ve muhakeme ve murafaada bulunamaz.” Aynı husus TBK 551. maddesinde ise “Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir. Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükümden hareketle ticari mümessillik ile ticari vekalet arasındaki farkları ana hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz: Ticari mümessil, hem ticari işletme hem esnaf işletmesi için; ticari vekil ise, sadece ticari işletme için tayin edilebilir. Ticari mümessil, bir işletmenin tüm işlerini idare etmekle görevlendirildiğinden, onun, işletmenin hem olağan hem olağanüstü nitelikteki bütün işleri yapmaya yetkisi vardır. Buna karşılık genel yetkili ticari vekil, işletmenin sadece olağan (mutad) işleriyle sınırlı temsil yetkisine sahiptir. Olağanüstü işlemleri yapabilmesi için, işletme sahibinin özel yetkisine ihtiyaç vardır. Belli bir işin ya da işlemin ifasıyla görevlendirilen sınırlı (özel) yetkili vekillerin sahip oldukları temsil yetkilerinin kapsamı ise, kendilerine bırakılan iş ya da işlemin niteliğine göre belirlenir. Ticari vekil, özel yetki verilmedikçe tacir adına ödünç alamaz, kambiyo taahhütlerinde bulunamaz ve davacı veya davalı olarak mahkemelerde taciri temsil edemez.(BK. 453/2; TBK 551/2) Oysa ticari mümessil, bu tür işlemleri dahi yapma yetkisine sahiptir. Nihayet, ticari mümessilin temsil yetkisinin ticaret siciline tescili gerekirken (BK 449/II-III); ticari vekilin temsil yetkisi sicile tescil edilemez (HGK'nun 19.06.2013 tarih ve 2013/12-2 esas, 2013/866 karar sayılı kararı).Somut olayda,bonoları keşideci sıfatı ile imzaladığı ihtilafsız olan ...'ün ticari mümessil olarak tayin edildiğine ilişkin ,Mülga 6762 sayılı TTK 539/II (6102 sayılı TTK 616/1-b) ve 545. (6102 sayılı TTK 631/1) maddelerine göre, borçlu şirket tarafından alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığı gibi, 13.02.2014 tarihli 00738 yevmiye numaralı Pazar Noterliğince onaylanmış şirket kuruluş sözleşmesinde şirket müdürü olarak atanan ...'ya verilen yetkiler arasında ticari mümessil tayin etme yetkisinin bulunmadığı da anlaşılmıştır. Borçlu şirket müdürü ... tarafından 25.07.2016 tarihli 0203 yevmiye numaralı ... Noterliğince verilen vekaletnamede ...'ün şirketin bazı işlemleri için ticari vekil olarak atandığı ve bu vekaletnamede verilen yetkiler arasında şirket nam ve hesabına kambiyo senetlerinden olan bono düzenleme yetkisinin bulunmadığı görülmüştür. Bu durumda Hakkı Öksüz tarafından düzenlenen bonoların borçlu şirketi sorumlu kılmayacağı anlaşılmaktadır. O halde Bölge Adliye Mahkemesince, alacaklının istinaf yoluna başvurusunun HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 03.07.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2022/2517 E., 2023/1722 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Mülga 6762 sayılı TTK 539/II (6102 sayılı TTK 616/1-b) ve 545. (6102 sayılı TTK 631/1) maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir.
12. Hukuk Dairesi         2022/2517 E.  ,  2023/1722 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki çek alacağına dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla ilamsız takipte imzaya ve borca itiraz nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile ... 7. İcra Müdürlüğü 2016/24419 Esas sayılı takibin davacı borçlu yönünden durdurulmasına, davacının tazminat talebinin reddine ve davalının para cezasına çaptırılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın davalı alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince alacaklının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ... 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 19.12.2019 tarih ve 2017/32 Esas, 2019/1695 Karar sayılı ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, davacı borçlu şirketin imzaya itirazının İİK'nın 170. maddesi uyarınca kabulü ile ... 7. İcra Müdürlüğünün 2016/24419 Esas sayılı dosyasıyla başlatılan takibin davacı/borçlu açısından durdurulmasına, istinafa başvuranın sıfatı nedeniyle hükmün, alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmemesi yönünden korunarak, davacının tazminat talebinin reddine, davalı alacaklının para cezasına mahkumiyetine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Borçlu icra mahkemesine başvurusunda: aleyhine ... 7.İ cra Müdürlüğünün 2016/24419 Esas sayılı dosyasıyla (örnek 10) kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla 5 adet çeke dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı çeklerden; 20.11.2016 keşide tarihli 200.000,00 TL bedelli, 15.12.2016 keşide tarihli 240.000,00 TL bedelli ve 30.11.2016 tarihli 240.000,00 TL bedelli çeklerdeki imzanın borçlu keşideci şirket yetkilisi ...'a ait olmadığı, anılan şirket yetkilisinin daha önce imzalamış olduğu belgelerdeki imzaların mukayeseye konu olarak toplanıp, imza incelemesi yapıldığında durumun anlaşılacağı beyanıyla imzaya ve borca itirazlarının kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Alacaklı cevap dilekçesinde; itiraza konu çeklerdeki imzanın ...'a ait olduğu, adı geçenin, keşideci borçlu şirket adına borçlanma ve temlik verme dahil geniş yetkilerle yetkilendirildiği, aynı zamanda da borçlu şirket yetkilisi ...'ında kayınpederi olduğu, daha önce ... 7. İcra Müdürlüğü'nün 2016/20280 Esas sayılı dosyası ile de takip başlatıldığı ve çekler üzerindeki imzaların aynı olmasına rağmen benzer bir şikayete gidilmediği ve sair benzer iddialar ile ...'un keşideci borçlu şirket namına vekaleten kambiyo senedi düzenleyebileceğine ilişkin vekaletname örneklerinin muhatap bankalardan celbi ile davanın reddine ve davacı borçlu şirketin %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI A. Gerekçe ve Sonuç İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda davacı borçlu şirket yetkilisinin ...'a çek keşide etmek için yetki verdiği, ancak ...'un 24.10.2016 tarihinde azledildiği, şikayete konu çeklerin azilden sonra ... tarafından imzalandığı dikkate alındığında şikayete konu çeklerin şirket yetkilisi ve usulünce yetkilendirilmiş kişi tarafından keşide edilmemiş olduğu gerekçesiyle davacının davasının kabulüne, şartları oluşmadığından davacının tazminat talebinin reddine ve davalının para cezasına hükmedilmesine yer oymadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstinaf Sebepleri Alacaklı istinaf dilekçesinde; itiraza onu çeklerdeki imzaların ticari temsilci sıfatıyla (şirket yetkilisi ...'ın kayınpederi) ...'a ait olduğu, anılan çeklerin, ...'un azlinden önce imzalandığı, ...'un, azilden önceki vekaletnamesinde TBK'nun 548. maddesi hükmü gereğince kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisinin bulunduğu, ...'un vekili Av. ... tarafından ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/110129 Sor. sayılı dosyasına ''müvekkilin bahse konu çekleri azledilmeden önce vekaletnamedeki yetkiye dayanarak vekaletname süresi içerisinde keşide ettiğine dair müşteki tarafın müvekkile verdiği çek tahsilat makbuzları da sunulmuştur. '' şeklinde beyanda bulunulduğu , şirket temsilcisi ...'ın ise, aynı soruşturma evrakından yazılan talimatla ... Polis Merkezinde alınan ifadesinde "azledilmeden önce dava konusu çeklerin vekaletnamenin süresi içerisinde ... tarafından imzalandığını "beyan ve kabul ettiği, davacı/borçlu şirket yetkilisi ... tarafından, ... 4. Noterliğinin 03.06.2016 tarih ve ... Yev. nolu dosyada mübrez vekaletnamesi ile ...'a geniş yetkiler verildiği, bu vekaletnamenin ve sonrasında yine noterde düzenlenen azilnamenin ticaret sicilinde tescil edilmediği, ticaret sicil gazetesinde de ilan edilmediği, ...'un (sonradan azle konu olan) vekaletnamesinde, taşınmaz satış yetkisinin dahi bulunduğu, ayrıca ...'ın polis merkezinde ifadesinde ''işlerimin takibi için kendisine vekaletname çıkardım o sırada ben oto-alım satım işi ile uğraşıyordum'' ve ''kayınbabamdan bu sektöre yabancı olduğumdan bana yardım etmesini istedim'' şeklindeki beyanları ile şirketi bankalar, ilgili bütün kurumlar ve davalı alacaklı şirkete karşı TBK m.548/2 anlamında bir nevi ticari temsilci konumunda temsil ettiği ve sair önceki beyanlarının tekrarı ile mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. C. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI C.1.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada mevcut, ... 4. Noterliği'nin 03.06.2016 tarih ve ... ... nolu vekaletnamesinin incelenmesinde; muteriz şirket yetkilisi ... tarafından, her ne kadar ... vekil olarak tayin edilmişse de söz konusu vekaletnamelerde, ...'a çek keşide etme yetkisinin verilmediği, bu durumda, adı geçen şahıs tarafından imzalanan çekler yönünden borçlu şirketin sorumlu tutulması imkanı olmadığı, ...'un 16.05.2017 tarihli duruşmada kendisine çek keşide yetkisinin de verildiğini beyan etmesinin ve ayrıca her ne kadar bir sureti dosyaya kazandırılmamış ise de alacaklı vekilinin cevap dilekçesinde değil istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/110129 Sor. sayılı dosyasından yazılan talimatla ... Merkezi'nde davacı şirket yetkilisinin itiraza konu çeklerin, vekaletnamenin süresi içinde ... tarafından imzalandığını kabul etmesinin, söz konusu vekaletnamede çek keşide etme yetkisinin bulunmaması karşısında sonuca etkisinin bulunmadığı, o halde, imza sahibi ...'un mezkur vekaletnamede çek keşide etme yetkisi bulunmadığından, mahkemece, bu gerekçeyle itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, ...'un, muteriz şirket yetkilisi tarafından ... 25. Noterliği'nce düzenlenen 24.10.2016 tarih 23128 ... nolu azilname ile azledilmiş olduğu gerekçesiyle itirazın kabulü doğru değil ise de sonucu itibariyle itiraz kabul edilip davacı bakımından takibin durdurulmasına karar verilmiş olması sebebiyle istinaf yoluna başvuranın sıfatı da dikkate alınarak HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, mahkeme kararının gerekçesi düzeltilmek suretiyle alacaklının istinaf başvurusunun kısmen kabulü mahkeme kararının kaldırılmasına, imzaya itirazın İİK'nın 170. maddesi uyarınca kabulü ile ... 7. İcra Müdürlüğünün 2016/24419 Esas sayılı dosyasıyla başlatılan takibin davacı/borçlu açısından durdurulmasına, istinafa başvuranın sıfatı nedeniyle hükmün, alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmemesi yönünden korunarak, davacının tazminat talebinin reddine, davalı alacaklının para cezasına mahkumiyetine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Alacaklı temyiz dilekçesinde; istinaf kararında belirtilen ancak incelenmeyen ... 35. Noterliği ... ... Numaralı vekaletnamede ‘çek karnesi almak için müracaatlarda bulunmaya, çek karnelerini almaya, çek taahhütnamesi İmzalamaya’ ibaresinin yer aldığı, azledilen vekâletnamenin ... 4. Noterliği ... ... Numaralı vekâletnameye ilişkin olduğu fakat ... 35. Noterliği ... ... Numaralı vekâletnameye ilişkin herhangi bir azil durumunun söz konusu olmadığı, temsil yetkisinin sona erdiğinin Ticaret Sicilinde ilan tescil ve ilan edilmediği, hali ile bu durumun tescil ve ilan olmaksızın 3. kişileri etkilemeyeceği ve ...’un ticari temsilci olduğunun dava dosyasında beyanlarla da açık olarak ortaya çıktığı iddiaları ile temyiz taleplerinin kabulünü ve anılan kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte imzaya ve borca itiraza ilişkindir. 2. İlgili Hukuk TBK. 547. ve 550. maddeleri ile İİK'nın 170. madde ve sair ilgili yasal mevzuat 3. Değerlendirme Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 449/1. maddesinde ticari mümessilin tanımı; “ticari mümessil, bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından işlerini idare ve müessesenin imzasını kullanarak bilvekale imza vazetmek üzere sarih veya zımni kendisine mezuniyet verilen kimsedir" şeklinde yapılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 547/1 maddesinde ise ticari mümessil “Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.” şeklinde tanımlanmıştır. Ticari mümessilin temsil yetkisinin kapsamı kanunda tam olarak belirlenmiştir. Bu haliyle ticari mümessillik, sınırı kanunla çizilmiş iradi bir temsil yetkisidir. Ticari mümessil, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili olup açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile sınırlandıramaz (BK 450; TBK 548). Ticari mümessillik ticaret siciline tescil olunur. Ancak işletme sahibi tescilden önce de temsilcinin yaptığı işlemden sorumludur (BK. 449/2; TBK. 542/2). Ticari mümessil, işletme sahibini temsile yetkili bir kişi olmanın yanı sıra, aynı zamanda ticari işletmenin belirli yetkilere sahip idarecisi niteliğini de taşır. Örneğin bir bankanın genel müdürü, hukuki bakımdan bankanın ticari mümessilidir; ancak idari bakımdan da, yürütme organının bir parçasıdır. Nitekim, ticari mümessilliğin bu yönü, ticari mümessili tarif eden BK 449/l'de "...işlerini idare ..." ibaresiyle vurgulanmıştır. Ticaret şirketleri organları aracılığıyla idare ve temsil edildiğinden, ticari mümessil tayin etme yetkisi de organlarına aittir. Ticaret şirketlerinde idare ve temsil yetkisine sahip organlar, her ticaret şirketinin türüne göre değişiklik gösterir. Ancak şu hususu belirtmek gerekir ki, ticaret şirketlerinin tümünde ticari mümessil şirket ana sözleşmesiyle de tayin edilebilir. Mülga 6762 sayılı TTK 539/II (6102 sayılı TTK 616/1-b) ve 545. (6102 sayılı TTK 631/1) maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir. Buradan anlaşılacağı üzere, ticari mümessil doğrudan şirket sözleşmesiyle tayin edilebileceği gibi, şirket sözleşmesinde kararlaştırılması şartıyla bu yetkinin şirketi idare ve temsile yetkili müdürlere bırakılması da mümkündür. İşletme sahibinin, ticari mümessil dışında, duruma göre başka yardımcılardan da yararlanması mümkündür. Bu yardımcılardan, konumu ve yetkileri bakımından, ticari mümessile en çok benzeyeni ticari vekildir Ticari mümessillik gibi ticari vekalet de, BK’nun 32 vd. (TBK 40 vd.) maddelerinde düzenlenmiş temsilin ticari hayatın ihtiyaçlarına uydurulmuş bir türüdür. Dolayısıyla ticari vekalet, ticari mümessillik gibi tek taraflı hukuki işlemle verilen bir temsil yetkisini içerir. BK 453/lve II'ye göre, “Ticari vekil, ticari mümessil sıfatını haiz olmaksızın bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından müessesenin bütün işleri veya muayyen bazı muameleleri için temsile memur edilen kimsedir. Bu salahiyet, müessesenin mutad olan muamelelerinin cümlesine şamildir. Şu kadar ki ticari vekil kendisine sarih mezuniyet verilmedikçe istikraz edemez ve kambiyo taahhütlerinde ve muhakeme ve murafaada bulunamaz.” Aynı husus TBK 551. maddesinde ise “Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir. Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükümden hareketle ticari mümessillik ile ticari vekalet arasındaki farkları ana hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz: Ticari mümessil, hem ticari işletme hem esnaf işletmesi için; ticari vekil ise, sadece ticari işletme için tayin edilebilir. Ticari mümessil, bir işletmenin tüm işlerini idare etmekle görevlendirildiğinden, onun, işletmenin hem olağan hem olağanüstü nitelikteki bütün işleri yapmaya yetkisi vardır. Buna karşılık genel yetkili ticari vekil, işletmenin sadece olağan (mutad) işleriyle sınırlı temsil yetkisine sahiptir. Olağanüstü işlemleri yapabilmesi için, işletme sahibinin özel yetkisine ihtiyaç vardır. Belli bir işin ya da işlemin ifasıyla görevlendirilen sınırlı (özel) yetkili vekillerin sahip oldukları temsil yetkilerinin kapsamı ise, kendilerine bırakılan ... ya da işlemin niteliğine göre belirlenir. Ticari vekil, özel yetki verilmedikçe tacir adına ödünç alamaz, kambiyo taahhütlerinde bulunamaz ve davacı veya davalı olarak mahkemelerde taciri temsil edemez.(BK. 453/2; TBK 551/2) Oysa ticari mümessil, bu tür işlemleri dahi yapma yetkisine sahiptir. Nihayet, ticari mümessilin temsil yetkisinin ticaret siciline tescili gerekirken (BK 449/II-III); ticari vekilin temsil yetkisi sicile tescil edilemez (HGK'nun 19.06.2013 tarih ve 2013/12-2 esas, 2013/866 karar sayılı kararı). Somut olayda, takibe konu 20.11.2016, 30.11.2016 ve 15.12.2016 keşide tarihli çeklerdeki imzaların ... tarafından atıldığı hususunun, gerek 16.05.2017 tarihli duruşmada ... tarafından ikrarı gerekse 09.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda bu durumun mütalaa edilmesi ve tarafların da kabulünde olduğu gözetilerek tartışmasız olduğunun anlaşıldığı, ayrıca 03.06.2016 tarih ve ... ... Numaralı vekaletname ile ...'un yukarıdaki kanun maddelerinde bahsi geçen geniş yetkilerle yetkilendirildiğinin görülmekle anılan kişinin, borçlu şirketin ticari mümessili olarak çeklere imza attığının kabulü gerekeceği, bu halde ...'un, ... 25. Noterliğince düzenlenen, 24.10.2016 tarih ve 23128 ... numaralı azlinin Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ve 3. kişileri bağlamayacağı dolayısı ile borçlu şirketin sorumlu olduğu gerekçesiyle mahkemece davacı borçlunun imzaya itirazının reddi gerekir iken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2017/3037 E., 2017/6777 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
6102 sayılı TTK 616/1-b ve 631/1 maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir.
12. Hukuk Dairesi         2017/3037 E.  ,  2017/6777 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte, borçlu aval veren şirketin icra mahkemesine başvurusunda; takibe konu senetteki imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını, keşideci ...'nin şahsi borcu olduğunu, şirketin sorumlu olmadığını ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep ettiği, mahkemece, ticari vekil ...ye şirket temsilcisi tarafından verilen vekaletnamede, senet ve çekleri imzalamaya yetki verilmiş ise de, bu yetkinin genel kurula ait olduğu ve bu nedenle ticari vekil ...'nin şirketi borçlandırmaya yetkisi bulunmadığı gerekçesi ile takibin iptaline karar verildiği görülmektedir. Ticaret şirketleri organları aracılığıyla idare ve temsil edildiğinden, ticari mümessil tayin etme yetkisi de organlarına aittir. Ticaret şirketlerinde idare ve temsil yetkisine sahip organlar, her ticaret şirketinin türüne göre değişiklik gösterir. Ancak şu hususu belirtmek gerekir ki, ticaret şirketlerinin tümünde ticari mümessil şirket ana sözleşmesiyle de tayin edilebilir. 6102 sayılı TTK 616/1-b ve 631/1 maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir. Buradan anlaşılacağı üzere, ticari mümessil doğrudan şirket sözleşmesiyle tayin edilebileceği gibi, şirket sözleşmesinde kararlaştırılması şartıyla bu yetkinin şirketi idare ve temsile yetkili müdürlere bırakılması da mümkündür. İşletme sahibinin, ticari mümessil dışında, duruma göre başka yardımcılardan da yararlanması mümkündür. Bu yardımcılardan, konumu ve yetkileri bakımından, ticari mümessile en çok benzeyeni ticari vekildir. Ticari mümessillik gibi ticari vekalet de, TBK 40 vd. maddelerinde düzenlenmiş temsilin ticari hayatın ihtiyaçlarına uydurulmuş bir türüdür. Dolayısıyla ticari vekalet, ticari mümessillik gibi tek taraflı hukuki işlemle verilen bir temsil yetkisini içerir. TBK'nun 504/3. maddesinde; "Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz" hükmüne yer verilmiştir. Ticari vekilin kambiyo taahhüdü altına girmesi de aynı Kanun'un 551. maddesinde özel yetkinin bulunması koşuluna bağlanmıştır. Buna göre vekilin vekaletnamesinde kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi varsa asil adına bono tanzim edebilir. Bononun "vekaleten" imzalandığı yazılmasa dahi, yukarıda açıklanan kurallara göre vekalet veren, vekil tarafından imzalanan bonodan dolayı sorumludur. Limited şirketlerde, ticari mümessilin ortaklar kurulu kararıyla atanması zorunlu olup, şirket yetkilisi tarafından yetkilendirilen vekilin, ticari vekil olarak kabulü gerekir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; bonodaki imzaların ... tarafından atıldığı tarafların kabulündedir. İbraz edilen ... 2. Noterliği'nden tasdikli 30.09.2009 tarih ve 14909 yevmiye numaralı vekaletname incelendiğinde, borçlu şirketin yetkili temsilcisi ... tarafından...'nin ticari vekil olarak atandığı, vekelatname içeriğine göre çek ve senet düzenlemeye, senet ve çeklere imza atmaya, cirolamaya, protesto etmeye yetki verildiği, ... 2. Noterliği'nden tasdikli 08.09.2015 tarih ve 18303 yevmiye numaralı azilnamenin ise bononun düzenlenme tarihinden sonra düzenlendiği görülmektedir. Bu durumda, takip dayanağı bononun düzenlenme tarihi itibariyle ...'nin borçlu şirket adına bono tanzim etmeye yetkili vekil olduğu sabittir. O halde mahkemece, borçlunun itirazının reddine karar verilmesi gerekir iken yazılı gerekçe ile takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Ticari temsilci atanabilmesi için aşağıdakilerden hangisi şart değildir?

A) Gerçek kişi olması
B) Ayırt etme gücüne sahip olması
C) İşletmenin ticari işletme olması
D) Atamanın noterden resen düzenlenmesi
E) Tacirin irade beyanı