Türk Ticaret Kanunu 630. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 630- (1) Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir.
(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
(3) Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur.
(4) Görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklıdır.
VI - Ticari mümessiller ve ticari vekiller
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
44 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2021/8621 E., 2023/2808 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
tarafından bulunan müşteri bağlantıları ile şirketi ele geçirmek olduğunu, iş makinesinin çalındığı yönündeki suç duyurusu üzerine takipsizlik kararı verildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 uncu maddesi gereğince müdürün azli istenildiğinden husumetin azli istenen müdür ...
11. Hukuk Dairesi 2021/8621 E. , 2023/2808 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/1872 Esas, 2021/1177 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/1509 E., 2018/351 K.
Taraflar arasındaki şirket müdürünün azli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirkete müdür olarak atanan davalının kanundan ve şirket ana sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihmal ettiğini, ruhsat hukukunu tehlikeye düşürecek şekilde orman yerine tecavüz ederek sözleşme hükümlerine uymadığını, 12.01.2017 tarihinde şirket müdürüne ihtarname gönderilerek 2.250,00 TL yatırım yapmasının ve ruhsat çıkarmış olduğu alüminyum boksit madeninin yurt dışına satışıyla ilgili satış parasının şirkette kalması gerekirken 800.000,00 TL'nin kendi şahsi çeklerine kullandığının ihtar edildiğini, taraflar arasında düzenlenen ek protokole göre madenin yurt dışına satışıyla ilgili rödevansın %15 ruhsat sahibi diğer ortak Mühendis Kerdiğe'ye verileceğini, kalan paranın şirket borçlarına ödeneceğini, tarafların bu yükümlülüğüne uymadığı taktirde 15.000,00 TL cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalı şirket müdürü tarafından protokolün yerine getirilmediğini, bu konuda müdüre iki ihtar çekildiğini, kimseden onay almadan maden kırma makinesi aldığını, müdürün şirkete verdiği zararlardan dolayı tazminat davası açma hakkını saklı tuttuğunu, dava dışı ek company şirketiyle süreli iş yapma vaadi olması ve ihracat hususlarının tehlikeye düşecek olması nedeniyle ivedilikle karar alınması gerektiğini, protokolde kararlaştırılan şirkete getirmeyi vaad ettiği nakdi sermayeyi getirmediğini, şirketin karar defterini diğer müdür ortağa vermediği gibi şirketin faaliyetlerinin durmasına sebebiyet verdiğini, bu hususlarda Milas C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması üzerine soruşturmaların ve derdest kamu davasının devam ettiğini ileri sürerek haklı sebeplerin varlığı nedeniyle davalı şirketin müdür ortağı ... ...'ın yönetim ve temsil hakkının kaldırılmasına ve şirketin yeni karar defterinin tasdiklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, davalı şirketin ortaklarının davacı, Mühendis Kerdiğe ve ... ... olduğunu, ortaklardan Mühendis Kerdiğe'ye ait maden işletme sahasında rödevans ile madencilik faaliyetinde bulunan bir firma olup, ortaklar kurulunun 17.05.2017 tarihinde aldığı karar ile davalı şirketi yönetim ve temsili olarak ... ...'ın oy birliğiyle seçilmesine karar verildiğini, davadaki temel amacın maden sahasının çalışabilir hale gelmesi için finansör olarak kullanılan temsilci ... ...'ı etkisiz hale getirerek hazır hale gelen maden sahasını ... ... tarafından bulunan müşteri bağlantıları ile şirketi ele geçirmek olduğunu, iş makinesinin çalındığı yönündeki suç duyurusu üzerine takipsizlik kararı verildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 uncu maddesi gereğince müdürün azli istenildiğinden husumetin azli istenen müdür ... ...'a yönetilerek davanın açılması gerektiğini, şirkete husumet yöneltilerek açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde husumetin şirkete yöneltildiğini ve müdür olarak Mühendis Kerdiğe'nin belirtildiğini, bu kişinin müdür olduğuna dair karar olmadığını, Mühendis Kerdiğe'nin şirketi yönetim ve temsili hususunda herhangi bir yetkisinin bulunmadığını, dava dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, şirketin işletmesel giderlerinin tamamen ... ... tarafından karşılandığını, bu sebeple şirketten önemli ölçüde alacağı bulunduğunu, şirket ortağı olan Mühendis Kerdiğe'nin rödevans sahasının teslimi hususunda şahsi kamu borçlarından dolayı maden sahasını genişletme işlemlerini yapmadığını, şahsi vergi borçlarının dahi şirkete ve ... ...'a ödetmek istediklerini, gerekli izin genişletme alanı belgesi konusunda talebin uygun bulunduğunu ancak diğer ortak tarafından borcun bulunmadığına dair belgenin sunulamadığını, ihtarların hukuki dayanaktan yoksun olarak keşide edildiklerini, sermaye arttırım kararı gereğince halen Mühendis Kerdiğe'nin sermaye koyma borcunu ödemediğini, sermaye koyma borcunun ödenmemesinin şirket açısından doğurduğu zararlara yönelik davaların açılmasının önüne geçmek için bu davanın araç olarak kullanılmaya çalışıldığını, bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi gereği payın sağladığı hakkın kullanılmasının davacının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi gereği hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, davacı ve kardeşi olan diğer ortağın rödevans verilen alana ilişkin yaşattığı sorunlar nedeni ile şirketin sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getiremez hale geldiğini savunarak davanın öncelikle husumetten, aksi taktirde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;limited şirket müdürünün azli davasında husumetin azli istenen müdüre yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olduğu, somut davada davanın limited şirkete yöneltildiği, davacının cevaba cevap dilekçesinde azli istenen ortağı davalı göstererek tarafı değiştirdiği ancak usulüne uygun taraf değişikliği dilekçesi sunulmadığı, taraf değişikliğinin yasal şartlarının oluşmadığı, davalı şirket vekilinin de ikinci cevap dilekçesiyle taraf değişikliğine muvafakatlarının olmadıklarını belirtttiği, taraf değişikliğinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124 üncü maddesi kapsamında da değerlendirilemeyeceği, davanın limited şirkete yöneltilmiş olması sebebiyle davanın husumet yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiği gerekçesiyle husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; red kararının usul ve hukuka aykırı olduğunu, husumet hususunun düzeltilmesi için mahkemece 6100 sayılı Kanun'a göre 2 haftalık süre verilmesi gerektiğini, ancak mahkemenin süre vermeden davayı reddettiğini, mahkemenin gereğini yapıp şirket müdürlüğünü düşürmüş olsaydı müdürün şirkete zarar veremeyeceğini, şirket müdürünün usulsüz ve muvazaalı işlemler yaptığını, kendisinden bilgi istenmesine rağmen şirketle ilgili bilgilendirmeyi yapmadığını, şirketin mali tablolarını gerçeğe aykırı bir şekilde düzenlediğini, belgelerde tahrifat ve faturalarda gerçeğe aykırı düzenlemeler yaparak şirketin esas sermayesini ve içini boşalttığını, satışlardan gelen yaklaşık 9.000.000,00 TL parayı şirket hesabından çalıp kendi zimmetine geçirdiğini, dolayısıyla şirketi ve ortaklarını dolandırarak zarara uğrattığını, müdürün 2.250.000,00 TL taahhüt ederek işe rödevans sözleşmesiyle başladığını, bu yatırımını bu güne kadar yapmayarak ihracattan gelen paraları da kendi şahsi çeklerine kullanarak sermaye yapmış gibi göstermeye çalıştığını, ihtarların akabinde yaklaşık 10 ton hurdayı da çalarak eski saha şefiyle beraber sattıklarını, müdürle yapılan 08.05.2017 tarihli protokolde müdür ... ...'ın 1.500.000,00 TL'nin kendisi ve kardeşi ortağın sermaye attırımı ile ilgili şirket hesabına yatırılacağının kararlaştırıldığını ancak müdürün kötü niyetli olarak bu yatırımı da yapmadığını, rezervin satışından gelen paranın şirket hesabında kalması gerekirken müdürün bu parayı da şirket hesabında bırakmadığını, ana sözleşmeye göre her kararın oy birliğiyle alınması gerekirken kendilerine hiç sormadan ve hiçbir yerden teklif almadan 280.000,00 TL faturayı şirkete sunarak kırma eleme makinesi aldığını, bu makinenin akıbetinin ne olduğunun da belli olmadığını, bu makineyle ilgili bilyelerin fiyatlarını da şişirerek 57.000,00 TL gibi asılsız rakamla şirkete faturalandırdığını, kendi özel çeklerini de şirkete faturalandırdığını, hazır madeni söküp götürerek 30 tonluk hidromek marka ekskavatör makineyi çalıp götürdüğünü, bu makinenin taksitlerinin şirket tarafından ödendiğini, kötü niyetli olarak şantiyenin elektriklerini keserek elektrik faturalarını ödemediğini, 3 yıldan beri satışlardan doğan %2 devlet hakkını, orman harçlarını ve rödevans bedelini ödemediğini, tüm bu hususlarla ilgili C.Savcılığına suç duyurusunda bulunduklarını, halen soruşturmaların devam ettiğini, kötü niyetli olarak şirketi dolandırıp zarar verdiğini, dava dışı ek company şirketine yurt dışı ihracat yapılması nedeniyle süreli iş yapma vaadi sözleşmesi bulunması sebebiyle mahkemeden ivedilikle karar alınması gerektiğini, mahkemenin eksik gördüğü husumet yokluğunun düzeltildiğini, şirketin vergi borçları ve devlet alacaklarının, çalışan personellerin alacaklarının ödenemediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesine göre ... ...'ın haklı sebeplerden dolayı yönetim hakkı ve temsil yetkisinin kaldırılması suretiyle müdürlüğünün iptal edilmesine ve şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın limited şirket müdürünün azli istemine ilişkin olduğu, bu tür davalarda husumetin azli istenen müdüre yöneltilmesi gerektiği, Mahkemece davalı şirkete yönelik açılan davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Mahkemece husumet hususunun ve dava şartlarının 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesi gereği tahkikat işlemlerine başlamadan önce değerlendirilmesi gerektiğini, tahkikata geçildikten sonra husumet yokluğu sebebiyle red kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ve resen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirket müdürünün azli istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
3. Değerlendirme
Davacı, ortağı olduğu limited şirket müdürünün haklı sebeple azlini talep etmektedir. Uyuşmazlık, Limited ortaklıkta müdürün haklı sebeple azli istemi ile açılan davada, husumetin şirkete de yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir.
6102 sayılı Kanun'un 4 üncü bölümde Limited Şirketin organları düzenlenmiş olup, 616-622 maddeleri arasında Genel Kurula, 623-630 maddeleri arasında Yönetim ve temsil ile görevli kılınan müdürlere ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
6102 sayılı Kanun'un 623 maddesinde "şirketin yönetimi ve temsilinin şirket sözleşmesi ile düzenleneceği, şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsilinin, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebileceği" öngörülmüştür.
Görüldüğü üzere azli istenen limited şirket müdürü, ortaklığın zorunlu yasal organı statüsünde olup, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki hükme dayanılarak mahkemenin müdahale ettiği ilişki, şirketle müdür arasındaki 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesinde düzenlenen akdi ilişkidir. Dava sonunda verilecek karar şirketin hukuki durumunu ve menfaatinide ilgilendirdiğinden bu akdi ilişkiye müdahale edilmiş bulunmasına göre akdi ilişkinin bir tarafı olan müdür ile birlikte akdi ilişkinin diğer tarafı olan şirketin de, açılan azil davasında birlikte hasım olması gerektiği halde davada şirkete husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle Mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, limited şirket müdürünün azli istemine ilişkin olup şirket hasım gösterilmek suretiyle açılmıştır.
İlk derece mahkemesi (İDM)’nce davanın husumetten reddine, bölge adliye mahkemesi (BAM) hukuk dairesi (HD)’nce de davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 630/2 (eski TTK m. 543) hükmü ile haklı nedenlerin varlığı halinde müdürün azlinin mahkemeden her ortak tarafından istenebileceği düzenlenmiştir. Bu hüküm kapsamında açılacak dava şirkete karşı değil, azli istenen limited şirket müdürüne karşı açılması gerekmektedir.
Nitekim hem eTTK döneminde, hem de yürürlükte ki TTK döneminde Dairemizin uygulaması (11 HD, T. 04.03.2002, S. 9420/1762; T. 25.03.2002, S. 10398/2664; T. 04.03.2016, S. 2015/9911-4747; T. 03.03.2029, S. 2018/2-2616) ve doktrindeki görüşlerde bu yöndedir (bkz ŞENOCAK, .../ARAS. Ç. Doğu, Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt: 4, Seçkin, Ankara, 2022, 4810; PORAY, Reha/TEKİNALP, Ünal/ÇAMOĞLU, Ersin, Ortaklıkla Hukuku II, 14. Bası, İstanbul, 2019, s. 522, Paragraf, 1718n).
Bu durumda usul ve yasaya uygun olan temyiz konusu kararın ONANMASI gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun BOZMA yönündeki görüşüne katılmamaktayım.
Diğer kararlar (4)
11. Hukuk Dairesi, 2022/1987 E., 2023/5709 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ğunu ileri sürerek dava dışı şirketin sevk ve idaresi, hakim ortakların şirket kayıt ve belgelerini gizlemeleri ve karartmalarının önlenmesi için tedbiren dava sonuçlanıncaya kadar söz konusu şirkete kayyım atanmasını, şirket temsilcisinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 uncu maddesi uyarınca azli ve şirketin sevk ve idaresi için kayyım atanmasını, davalının haksız işle
11. Hukuk Dairesi 2022/1987 E. , 2023/5709 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1916 Esas, 2021/1583 Karar
DAVA TARİHİ : 12.06.2018
HÜKÜM : Tespit davasının usulden reddine, müdürler kurulunun azli ve kayyım tayinine ilişkin davanın konusu kalmadığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/404 E., 2019/642 K.
Taraflar arasındaki davalının şirkete verdiği zararın tespiti, müdürler kurulunun azli ve şirkete kayyım atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle tespit davasının usulden reddine, müdürler kurulunun azli ve kayyım tayinine yönelik davanın konusu kalmadığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... Elektrik Telekomünikasyon Metal Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin %33,5 hissesinin ...'e, %22 hissesinin ...'e, %22,5 hissesinin Dalyan Saltuk Alacuklu'ya ve %22 hissesinin Abdulhakim ...'e ait olduğunu, dava dışı şirketin 20.10.2016 tarihli genel kurulunda davacı dışındaki hissedarların birlikte hareket ederek sahip oldukları çoğunluk hakkını kullanarak önce davacıyı haksız bir şekilde müdürler kurulu üyeliğinden azlederek sonrasında haksız işlemler tesis etmeye başladıklarını, davalının açıkça kötü niyetli olduğunu ileri sürerek dava dışı şirketin sevk ve idaresi, hakim ortakların şirket kayıt ve belgelerini gizlemeleri ve karartmalarının önlenmesi için tedbiren dava sonuçlanıncaya kadar söz konusu şirkete kayyım atanmasını, şirket temsilcisinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 uncu maddesi uyarınca azli ve şirketin sevk ve idaresi için kayyım atanmasını, davalının haksız işlemleri nedeniyle şirkete verdiği zararın tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının haksız bir şekilde azledildiği iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yapılan her genel kurul toplantısından sonra davacının açtığı davaların ret ile sonuçlandığını, davacının kendi dönemindeki şaibeli işler nedeniyle kendi ibrasını isteyeceği genel kurul toplantısını yapmaktan ısrarla kaçındığını, bunun yerine ortaklarıyla suni kavgalar çıkarmayı davalaşmaya neden olacak ihtilaflar yaratmayı, blok halinde kendisine zarar verildiği veya ortaklar arasında ihtilaf olduğu görüntüsünü yaratmayı tercih ettiğini, bunları da şirketin tasfiyesi/ortaklıktan çıkma davasında haklı sebep olarak sunmayı amaçladığını, davacının görevden azledilmesi kararına karşı daha önce açtığı davanın esastan reddedildiğini, bu kararın davacının açtığı davada 6102 sayılı Kanun'un 245 inci maddesinin ikinci fıkrası, 636 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 638 inci maddesinin ikinci fıkrası hükümleri ile aranan haklı sebep dava şartını ortadan kaldırdığını, davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı şirketin 27.03.2018 tarihli olağan genel kurulunda davalı ...’ün şirket müdürü olarak seçildiği, dava dışı şirketin hesaplarından çekilen 670.000,00 USD'nin yurt dışı işçilik ücretleri için götürüldüğüne dair dava dosyasına resmi bir yazının ya da iznin sunulamadığı, söz konusu paranın şirket müdürleri tarafından çekildiği, ancak bu paranın nereye harcandığına ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığı, bu durumun dava dışı şirketin müdürü olan davalı ...’ün azlini gerektirdiği, davalının şirkete 670.000,00 USD zarar verdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının şirkete 670.000,00 USD zarar verdiğinin tespitine, davalı şirket temsilcisi ...'ün 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına, söz konusu şirkete mali müşavir ... ... ...'nin yönetim kayyımı olarak atanmasına, kayyım için aylık 5.000,00 TL ücret takdirine, kayyım ücretinin ... Elektrik Telekomikasyon Metal Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından ödenmesine, kararın tescil ve ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının dava dışı şirkete verdiği zararın 670.000,00 USD olmayıp, 2.470.000,00 USD olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davalının şirkete verdiği zararın 2.470.000,00 USD olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının dava konusu işlemleri aldığı resmi izin belgeleri ile şeffaf ve denetlenebilir şekilde yaptığını, bu hususun bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, aksine davacının şirket müdürü olduğu dönemde tüm işlemleri izin belgesi almadan yaptığını, defterde harcama belgesi kaydının bulunmamasının davalı aleyhine değerlendirilemeyeceğini, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinde belirtilen şartların somut olayda gerçekleşmediğini, haklı sebeplerin bulunmadığını, tedbir talebinin dava dışı şirket hakkında olup, taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, şirket organsız olmamasına rağmen yönetim kayyımı atandığını, işbu davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığını, mahkemenin yetkili olmadığını, davacının soyut iddialar dışında herhangi bir delil sunmadığını, kanunun ve esas sözleşmenin olaya hatalı uygulandığını belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin sunduğu istinaf başvuru dilekçesi ve beyan dilekçesine eklenen dava dışı ... Elektrik Telekomikasyon Metal Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 26.12.2019 tarihli ve 04.03.2020 tarihli olağanüstü genel kurul ve olağan genel kurul toplantı tutanaklarından şirketi temsil ve ilzama yetkili olmak üzere ... ... ...'ın seçildiği anlaşıldığından davadaki şirket müdürünün azli ve şirkete kayyım atanmasına ilişkin talep yönünden davanın konusuz kaldığı, mahkemece somut uyuşmazlıkta 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 106 ncı maddesindeki koşulların bulunmadığı, davacı tarafın çıkma payı veya sorumluluk davası açması mümkün iken, tespit davası açmakta güncel hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kamu düzeni gözetilerek kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davacının tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından tespit davasının usulden reddine, müdürler kurulunun azli ve kayyım tayinine ilişkin davanın konusu kalmadığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince davacının sorumluluk davası açabileceği veya ortaklıktan çıkma davası açılabileceği belirtilmişse de anılan tarihte davacı adına ortaklıktan çıkma davası açılmış olduğunun dava dosyasına bildirildiğini, bu davanın Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/837 E. sayılı dosyası ile yargılamasının devam ettiğini, bu dosyada alınan raporlarda davalının eylemleri nedeni ile şirketin borca batık olduğunun da tespit edildiğini, ancak işbu davanın kesinleşmesinin beklendiğini, işbu dosyada yapılan incelemenin de şirketin içinin boşaltıldığını gösterdiğini, ancak şirketin zararının bu dosya ile de tespitinin mümkün olmadığını, davacının şirket zararına eylemler nedeniyle zararın şirkete ödenmesi halinde halen yargılama sürecinde yönetici olan davalının bu zarar bedelini şirkete ödemesi sonrasında gerçek dışı nedenlerle şirketten çekme ihtimali olduğundan davacının yararına olan yasa yolunun işbu dava olduğundan davacı açısından hukuki yarar yokluğundan bahsedilmesinin de mümkün olmadığını, sorumluluk davasında asıl dava hakkına sahip olanın şirket olduğunu, şirketin dava açabilmesi için genel kurul kararı gerektiğini, ancak mevcut durumda bu yönde bir genel kurul kararı alınmasının mümkün olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi uyarınca müdürler kurulunun azli, şirkete kayyım atanması ve şirkete verilen zararların tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 106 ncı, 369 uncu, 370, 371 ve 389 uncu maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2014/5873 E., 2014/12974 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
ve ...'ün şirketi fiilen yönetmeye başladıklarını, şirket adına 2.300.000,00 TL kredi çektiklerini ve daha sonra bu krediyi kendi şirketlerine aktardıklarını, davalıların şirket imkanlarını kendi yararlarına kullanmalarının TTK'nın 630. maddesi gereğince yöneticilerin basiretsizliği ve özen yükümlülüğüne aykırılık oluşturduğunu, bu şekilde şirketin zarar görmesine sebebiyet verdiklerini ileri süre
11. Hukuk Dairesi 2014/5873 E. , 2014/12974 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/12/2013 tarih ve 2013/221-2013/129 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; müvekkilleri ile davalıların ... Akaryakıt Gıda İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin hissedarı olduklarını, 12/07/2012 tarih ve 8110 sayılı ticaret sicil gazetesinde yayınlanan ortaklar kurulu kararı gereğince, davalıların şirket müdürü olarak atandıklarını, 2012 yılı Temmuz ayında müvekkilinin müdürlükten ayrıldıktan sonra ... ve ...'ün şirketi fiilen yönetmeye başladıklarını, şirket adına 2.300.000,00 TL kredi çektiklerini ve daha sonra bu krediyi kendi şirketlerine aktardıklarını, davalıların şirket imkanlarını kendi yararlarına kullanmalarının TTK'nın 630. maddesi gereğince yöneticilerin basiretsizliği ve özen yükümlülüğüne aykırılık oluşturduğunu, bu şekilde şirketin zarar görmesine sebebiyet verdiklerini ileri sürerek TTK'nın 630. maddesi gereğince yönetim haklarının ve temsil haklarının kaldırılmasını, şirket adına çekilen kredinin şirkete iadesinin sağlanmasını, şirketin uğradığı zararın tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; müvekkilleri ile davacıların kardeş olduklarını, üç yıl dönüşümlü olarak müdür olarak atandıklarını, şirket üzerinden kredi çekildiğinin doğru olduğunu, ancak bunun için müvekkillerinin kendi taşınmazları ve mal varlıklarını teminat olarak verdiklerini, şirketin bir zararının ve riskinin bulunmadığını, çekilen kredinin 3 katı teminat verildiğini, zarar ihtimalinin dahi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların müşterek ortak oldukları şirket üzerinden kredi çekilmesi hususunda 15/03/2013 tarihli ortaklar kurulu kararının alındığı ve 11/03/2013 tarihli kredi çekilmesine ilişkin sözleşme yapıldığı ve bu karar ve sözleşmede ... ve ... dışındaki ortakların imzasının bulunduğu, çekilen krediler tamamen ödenerek kapatıldığını, davacının genel kurul kararının iptali için dava açtığını ancak bu davanın bekletici mesele yapılmadan karar verilmesini istemesi karşısında iptal edilememiş mevcut genel kurul kararına dayanarak davalıların kredi çektiği, bu karara göre kredi çekildiğine ve ortaklar da şirketin genel kurulunu oluşturduğundan şirketin zarara uğratılması ve davalıların özensiz yönetimi söz konusu olmayacağı ve davacıların bazı istemlerini atiye bıraktığı gerekçesiyle davacıların davalılara karşı açmış olduğu, çekilen kredinin şirkete iadesi ve bu yüzden şirketin uğradığı zararların davalılardan tazminine ilişkin talebi ile 29/11/2012 tarihli genel kurul toplantı tutanaklarında davacıların katılmadıklarının tespitine ilişkin atiye bırakılan talepleri yönünde dosyanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesine, davacıların TTK'nın 630/2 maddesi gereğince, yöneticilerin azli ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına yönelik davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK'nın 630. maddesi gereğince müdürlerin yönetim haklarının ve temsil haklarının kaldırılması istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 165/1 maddesi "Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir." hükmünü içermekte olup, mahkemece davacıların açtığı genel kurul kararının iptali davasının bu davada bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı hakkında taraf irade ve beyanlarından bağımsız olarak karar verilmemiş ve davacının bekletici mesele yapılmaması yönündeki beyanı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş olup bu yönden mahkeme gerekçesi yerinde değil ise de; toplanan deliller ve somut olayın özelliğine göre, ortaklar kuruluna konu kredinin ödenerek borcun kapatılmış olması, şirket zararına bir sonucun doğmamış olması, azli gerektirici sebeplerin de gerçekleşmemiş olmaması nedeniyle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün açıklanan bu gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan mahkeme kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 08/07/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Dava (tefrik edilen kesimi dışında), 6102 sayılı TTK’nın 630/2-3. maddesine dayalı olarak açılmış yöneticilerin yönetim ve temsil haklarının kaldırılması talebine ilişkindir.
Davacı yan, tarafların ortak oldukları şirket üzerinden çekilecek kredinin bir kısım ortakların şahsi hesaplarına aktarılması yolunda yapılan iş ve işlemler nedeniyle davalıların yönetim ve temsil görevlerinin kaldırılması talebinde bulunmuşlardır.
Mahkemece, bu yolda alınmış bir genel kurul kararından ve bir zarar oluşmadığından bahisle davalıların özensiz yönetiminden söz edilemeyeceği yolundaki yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
TTK’nın müdürlerin görev, yetki ve yükümlülüklerine ilişkin 626. maddesinde, müdürlerin aynı kanunun 625/1. maddesinde belirtilen görev, yetki ve yükümlülüklerini, şirketin menfaatlerini düşünerek yerine getirmek ve dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlü oldukları belirtilmiştir. Somut olay bakımından, şahsi teminatlar sağlanmış olsa dahi, kimi ortaklar yararına kullanılmak üzere kredi sözleşmesi yapılması olgusu, hiç kuşkusuz şirket menfaatine olmayıp, aksine, dürüstlük kuralı da bertaraf edilerek gerçek kişilerin menfaatleri önde tutulmak suretiyle şirketin zarar görme tehlikesi ile karşı karşı bırakılmasıdır. Bu durumda, davalıların TTK’nın 626. maddesi hükmüne aykırı olarak, müdürlük görevlerinin ifası sırasında şirket menfaati yerine bizatihi kendi çıkarlarını düşünerek hareket ettiklerinin ve bu olgunun, müdürler bakımından yasal yükümlülüklerinin ağır bir ihlali niteliğinde bulunduğunun kabulü gerekir. TTK’nın 630. maddesinde, bu biçimdeki ağır ihlalin varlığı halinde, müdürlerin yönetim ve temsil yetkilerinin geri alınması yahut kaldırılması için, şirketin bir zarara uğraması bir gereklilik olarak yer almamaktadır. Çünkü, vakıa odur ki, müdürler kural olarak vekalet hükümlerine tabidir. Hiç kuşkusuz vekalet ilişkisi, öncelikle, güvene dayalı olmalıdır. Davalıların fiillerinin bu güven ilişkisini zedelediği de çok açıktır. O halde, mahkemenin şirketin bir zarara uğramadığı yolundaki gerekçesi, sözü edilen yasal düzenleme ve açıklamalar karşısında, yerinde değildir.
Öte yandan, mahkemece, ortada bir genel kurul kararının varlığı söz konusu iken müdürlerin temsil ve yönetim yetkilerinin kaldırılamayacağı yolunda bir ret gerekçesine de yer verilmiştir. Söz konusu kararın iptali için mahkemeye başvurulduğu dosya kapsamıyla belirgin olup, bu hususun bir hadise biçiminde ele alınması gerekmekle, HMK’nın 165. maddesi uyarınca mahkemece re’sen gözetilecek bu halin varlığına rağmen, davacı beyanına dayanılarak, bu genel kurul kararının iptali için açılan davanın bekletici mesele yapılmasından sarfınazar edilmemesi gerekirdi. Nitekim, çoğunluğun onama kararında da bu yöne temas edilmiş bulunmaktadır. Keza, ortada bir genel kurul kararının var olması, TTK’nın 625/2. maddesi de gözetildiğinde, müdürlerin sorumluluklarını ortadan kaldıran bir hal olmamakla, mahkemenin genel kurul kararına yönelik gerekçesinde bu yönden de isabet bulunmadığı açıktır.
Tüm bu yasal ve gerektirici nedenler karşısında, yerel mahkeme kararının bozulması kanısında olduğumdan, Dairemizin muhterem çoğunluğunun, yerel mahkeme kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması yolundaki kararına katılamıyorum.
11. Hukuk Dairesi, 2024/5077 E., 2025/3782 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited şirketindeki yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 630/2. maddesi uyarınca haklı sebeple kaldırılmasına, şirkete müşterek yetkili müdür ...
11. Hukuk Dairesi 2024/5077 E. , 2025/3782 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/876 Esas, 2024/774 Karar
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/959 E., 2020/746 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı asıl tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'ın %25, ...'ın %25, ... Maden İnş. San. Tic. Ltd. Şti.’nin %50 oranında paydaşı olduğu ... Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şirketine, davacı ... ve davalı ...'in müdür olarak atandıklarını, davalı müdürün çalışan 5 işçinin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kaydını usulsüz şekilde 25.07.2018 tarihinde sildirdiğinin ... tarafından 30.07.2018 tarihinde muhasebeciden öğrenildiğini, işlemin hukuka aykırı olduğunu, maden sahasında çalışan işçilerin çalışmalarının engellenmesi için usulsüz işlem yapıldığının muhasebeciye bildirildiğini ve maden sahasında çalışan 7 işçinin SGK kaydının oluşturulması için ... ve diğer ilgililere 4 ihtarname, 7 email ve 3 SMS gönderildiğini, SGK tarafından yapılan denetim ile işçilerin SGK kaydı oluşturulmaksızın çalıştırıldığının tespit edildiğini, kasıtlı olarak şirkete zarar veren davalının müdürlük görevinden azli gerektiğini, davalının, müdürü olduğu şirketin rödovans sözleşmesinin feshini sağlayabilmek için işçilerin SGK kaydının yapılmasını engellediğini, ... Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Madencilik Şirketi arasında rödovans sözleşmesi yapıldığını, davalının her iki şirketin de müdürü olduğunu, davalının ... Madencilik İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin de vekili olduğunu, ... Madencilik ile ... Maden şirketinin tüm işlerini yürüten davalının, aynı zamanda dışarıdan müvekkillerinin ortağı olduğu ... Madencilik Şirketinin de müdürlüğünü yaptığını, davalının hem ... Maden firmasının vekili, hem maden ruhsatı sahibi şirketin müdürü ve gerçekte sahibi, hem de rödovans verdiği şirketin dışarıdan müdürü olduğunu, davalı ile ... Maden Şirketinin ortakları olan davacılar arasında anlaşmazlık çıkması üzerine, rödövans sözleşmesinin feshi için zemin hazırlandığını ileri sürerek davalının şirket müdürlüğünden azline, dava sonucuna kadar tedbiren şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 19.04.2018 tarih ve 2018/2 sayılı ortaklar kurulu kararı ile ... ve ...’in şirket müdürü olarak müşterek imza ile şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğunu, kararın tescil ve ilan edildiğini, işçilerin sigorta kaydının usulsüz şekilde silinmediğini, adı geçen 5 işçinin müvekkilinin müdürü olduğu şirkette çalışmamaları nedeniyle şirket muhasebecisi tarafından çalışma bordrolarından çıkarıldığını, fiili olarak çalışmayan kişilerin sigorta bordrosunda yer alamayacağını, bu dönemde şirketin hiçbir ticari faaliyetinin bulunmadığını, SGK tarafından yapılan denetimle kaçak işçi çalıştırıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ... Madencilik Şirketi ile ... Madencilik Şirketi arasındaki Çatalca'da bulunan kum ocağına ilişkin imzalanan rödovans sözleşmesinin 09.09.2018 tarihi itibariyle sona erdiğini, ... Madencilik Şirketinin maden sahasında rödovans sözleşmesi dışında herhangi bir ticari faaliyeti bulunmadığını, sözleşmenin sone ermesine rağmen davacıların maden sahasından çıkmadığını ve yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı davranarak maden sahasını haksız işgal ettiklerini, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğünün (MİGEM) 20.09.2018 tarih ve 19783817-101.03.02-E.441946 sayılı işlemi ile rödovans sözleşmesinin 09.09.2018 tarihinde sona erdiğinin rödovansçı şirkete bildirilmesine rağmen, davacıların maden sahasını terk etmediklerini, müvekkilinin müdür olarak yasal sorumluluğu bulunduğundan rödovans sözleşmesinin sona ermesiyle birlikte faaliyetlerine son verdiğini, iddia edilen denetimde tespit edilen işçilerin müvekkilince işe başlatılmadıklarını ve çıkarılmadıklarını, MİGEM tarafından madende çalışma izni verilmediğinden, maden sahasında kimsenin bulunamayacağını, faaliyetlerin sona ermesinden sonra delil oluşturularak dava açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki geçimsizliğin, ortaklığın devamına ve pay sahiplerinin bundan sonra birlikte çalışmasına engel teşkil edecek ağırlıkta olduğu, şirket müdürü davalının usulsüz işçi çalıştırması nedeniyle dava dışı şirketi zarara uğrattığı, şirketin amacını gerçekleştirmek için gerekli olan maden ruhsatının iptali kararının iptali istemi ile davacı ortakların açtığı davaya muvafakat etmediği gibi bu davanın yürütülmesi için kendisine yapılan ihtaratlara rağmen gerekli adımları atmayarak şirket menfaatlerini aykırı davrandığı, bu hâli ile azil için haklı nedenlerin oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı müdürün, dava dışı 1667-5 sicil numaralı ... Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited şirketindeki yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 630/2. maddesi uyarınca haklı sebeple kaldırılmasına, şirkete müşterek yetkili müdür ... ile birlikte şirketi temsil etmek üzere ... ve ...'nin dava kesinleşinceye kadar tedbiren yönetim kayyımı olarak atanmasına, şirketin, mahkemece atanan yönetim kayyımları ile birlikte müşterek yetkili müdürünün oy çokluğu ile verecekleri kararlar ile temsil ve ilzam edilmesine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı ... Madencilik Sanayi ve Limited Şirketinin 19.04.2018 tarihinde yapılan genel kurulunun 6 numaralı kararı ile şirket ortaklarından davacı ... ile ortak olmayan davalı ...'in, süresiz olarak şirketi müştereken temsile yetkili kılındığı, temsil ve ilzam yetkisi Türk Ticaret Sicil Gazetesi'nin 08.06.2018 tarihli nüshasında yayınlandığı, davacılar, dava dışı şirketin ortağı olup tarafların aktif ve pasif husumetlerinin bulunduğu, dava dışı ... Madencilik Sanayi ve Limited Şirketinin ortaklık yapısına göre, TTK'nın 630/1. hükmüne göre, genel kurulun müdürü azline karar veremeyecek olması nedeniyle maddenin ikinci fıkrasına göre mahkeme koruması talep edilmesinin yerinde görüldüğü, İlk Derece Mahkemesince dinlenen tanık ...'nın, davalının, dava dışı şirketin yetkilisi olarak, müdürü olduğu ... şirketi ile sözleşme ilişkisi kurduğu ve bu ilişkiyi usulsüz şekilde yürüterek şirketi zarara uğrattığını belirttiği, davacıların şikayeti üzerine davalı hakkında şirket ilişkin işlemlerde dolandırıcılık yapıldığı iddiasıyla Silivri Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığı, mahkemece getirtilen İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 2018/1888 E. sayılı dosyasında, ... Madencilik ve şirketin müdürü olan davacı ... tarafından İstanbul Valiliği aleyhine açılan davanın, davalı müdürün şirketi temsil etmemesi nedeniyle reddedildiği, dava dilekçesinde şirket müdürünün azli ile birlikte tedbiren şirkete, davacı olan müdür ile birlikte şirketi temsil etmek üzere yönetim kayyımı atanması istendiği,
Mahkemece 23.10.1018 tarihli ara karar ile tedbir talebinin reddedildiği, daha sonra çeşitli tarihlerde talep edilen ihtiyati tedbir talepleri mahkemenin 19.09.2019 tarihli ara kararı ile reddedildiği ve ilk ret kararına yönelik istinaf başvurusu Dairece incelenerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, ihtiyati tedbire ilişkin verilen ara kararlar kesin hüküm niteliğinde olmayıp, durumun değişmesine göre yargılamanın her aşamasında tedbir talep edilmesinin mümkün olduğu, somut olayda, önceki tedbir taleplerinin reddinden sonra dosyada bulunan 10.11.2020 tarihli davacı ...'ın yazılı beyanı ile yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği belirtilerek kayyım atanmasının talep edildiği, Mahkemece bu dilekçeden sonra 12.11.2020 tarihinde yapılan son oturumda da davacılar vekili sözlü olarak kayım atanmasını talep ettiği ve bu hususun duruşma tutanağına yazıldığı, dosyanın geldiği aşama itibariyle, yaklaşık ispatın aşıldığı ve davanın kabulü yönünden mahkemede kesin ispat oluştuğu anlaşıldığından, bu aşamada mahkemece, talep edilen ihtiyati tedbirin kabulüne karar verilmesinde usule aykırı bir yön bulunmadığı,istinaf başvurusunda değinilen Yargıtay Yüksek 11. Hukuk Dairesinin 2018/2 E., 2019/2616 K. sayılı ilamının somut olay ile bir ilgisinin bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde, İlk Derece Mahkemesince dinlenen tanık beyanı, karşılıklı ihtarnameler, ceza soruşturma dosyaları, idare mahkemesi dosyası ve kararı birlikte değerlendirildiğinde davalı müdürün dava dışı şirkete karşı TTK'nın 626. maddesinde düzenlenen özen ve bağlılık yükümlülüğü ile rekabet yasağına aykırı hareket ettiği, öncelikle, davalı müdürün şirketin ekonomik çıkarı ve geleceği açısından idare mahkemesinde açılan davaya katılmaması ve davanın eksik husumet nedeniyle reddedilmesinin bu sonuca ulaşmak için yeterli olduğu, davanın konusu ve niteliğine göre mahkemece yapılan inceleme ve varılan sonucun usul ve hukuka uygun görüldüğü gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı asıl tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, TTK'nın 630/2 maddesi uyarınca dava dışı limited şirketin yöneticisi olan davalı müdürün azli ile dava dışı şirkete davacının yönetici olarak atanması istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kar... bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı asılın temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 28.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2024/1935 E., 2025/2206 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Kerestecilik ile rekabet yasağını ihlal ettiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 630. maddesi uyarınca bu halin yönetim hakkının kaldırılması için haklı neden olduğu, ancak davalı ...'ün davacı ile birlikte 21.03.2012 tarihinde 2 yıl süre ile münferiden temsile yetkili müdür olarak atandığı, bu yetkinin işbu dava açıldıktan sonra 2
11. Hukuk Dairesi 2024/1935 E. , 2025/2206 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/635 E., 2024/372 K.
BİRLEŞEN İZMİR 14.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2014/66 ESAS SAYILI
BİRLEŞEN İZMİR 12.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2014/111 ESAS SAYILI DOSYASINDA
BİRLEŞEN İZMİR 13.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2014/102 ESAS SAYILI DOSYASINDA
BİRLEŞEN İZMİR 10.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2014/120 ESAS SAYILI DOSYASINDA
BİRLEŞEN İZMİR 10.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2014/213 ESAS SAYILI DOSYASINDA
BİRLEŞEN İZMİR 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2015/1151 ESAS SAYILI DOSYASINDA
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/4 E., 2021/47 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada davacı ... ve birleşen davalarda davacı ... Tic. Ltd. Şti. ile asıl davada davalı ... mirasçıları vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 25.03.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl davada davalılar-birleşen davada davacılar ve birleşen davada davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
1.Asıl davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; davalı ... ile müvekkilinin kardeş olduklarını, ... Kerestecilik Ltd. Şti'nin yarı yarıya hissedarları, münferiden şirketi temsile yetkili müdürleri olduklarını, tarafların aralarında akdettikleri 01.06.2013 tarihli protokol ve 08.06.2013 tarihli ek protokol ile şirket mallarının paylaşımı konusunda anlaştıklarını, davalının keşide ettiği 02.08.2013 tarihli ihtarname ile protokolü feshettiğini bildirdiğini, bu arada protokol gereği aldığı malları iade etmediğini, şirkete olan borcunu ödemediğini, şirketin merkezi olan büroyu ve depoyu açmayıp kapalı tuttuğunu, şirkete ait forklift aracı ve boş irsaliye koçanlarını iade etmediğini, kızı ... ile birlikte aynı alanda faaliyet gösteren .... Orman Ürünleri İnş. San. Tic. Ltd. Şti'yi kurduğunu ve böylelikle rekabet yasağını ihlal ettiğini, ... Kerestecilik ve Ltd. Şti. ve müvekkili hakkında olumsuz haberler yaydığını, ticari itibarlarını zedelendiğini, haber vermeden şirket hesaplarından para çektiğini, bu koşullar altında ... Kerestecilik ve Tic. Ltd. Şti.'nin müdürü olarak görünmesinin tahammül edilemez ve tehlike arz eden bir durum olduğunu ileri sürerek, davalının ... Kerestecilik ve Tic. Ltd. Şti.'ndeki yönetim ve temsil hakkının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen İzmir 14. ATM 2014/66 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket ortakları arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle müvekkilinin şirkete gittiğinde diğer ortak ... ve ortakları tarafından darp edildiğini, müvekkilinin bilgisayarının ve iş yerinde kullandığı eşyalarının alındığını, ...'ün haksız ve kötü davranışları nedeniyle müvekkilinin onurunun kırıldığını, şirketin kaydi mal varlığı ile fiziki mal varlığı arasında büyük fark bulunduğunu, ortak ...'ün müvekkilinin şirket hakkında bilgi almasını engellediğini ileri sürerek, davalı şirketin feshine ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Birleşen İzmir 12. ATM 2014/111 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; davalının protokolü feshetmesine rağmen protokol gereği aldığı şirkete ait forklifti ve .... plakalı aracı iade etmediğini ileri sürerek, mülkiyeti müvekkili şirkete ait olan .... plakalı ....marka otomobil ile Çukurova marka forkliftin müvekkili şirkete iadesine ve teslimine karar verilmesini talep etmiştir.
4.Birleşen İzmir 13. ATM 2014/102 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... ve dava dışı İsmail Levent Şentürk'ün davacı şirketin %50 ortakları olduğunu, her ikisinin 21.03.2014 tarihli ortaklar kurulu kararı ile 2 yıl süre ile şirkete münferiden temsile yetkili müdür olarak atandığını, davalının müdürlük görevinin 12.03.2014 tarihinde sona erdiğini, ortakların bir araya gelip yeni müdür seçmelerinin mümkün olmadığını, davalı ...'ün şirkette rekabet yasağını ihlal ettiğini, şirketten almış olduğu yaklaşık 1.500.000,00 TL tutarındaki malı iade etmediğini, yedinde bulunan .... marka otomobili ve forklifti iade etmediğini, şirket hesaplarından izin almadan para çektiğini, şirket ve diğer ortak hakkında asılsız ve olumsuz haberler yaydığını ileri sürerek, davalı ...'ün ... Kerestecilik Tic. Ltd. Şti'nden çıkartılmasına, ...'ün şirkete münferiden yetkili müdür olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
5. Birleşen İzmir 10. ATM 2014/120 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ün İsmail Levent Şentürk ile birlikte şirketin ortağı ve şirketin diğer müdürü olduğunu, davalı ...'nün davalının kızı olduğunu, davalı ...'nün davacı şirkette 30.12.2010-31.07.2013 tarihleri arasında asgari ücret ile çalıştığını, kendi isteği ile işten ayrıldığını, şirket ortağı ve müdürü ...'ün hastanede yattığı dönemde davalı ...'ün şirketin tahsile verilmiş 33 adet çekinin bankadan alınarak kendisine verilmesi konusunda şirket çalışanına talimat verdiğini, bu talimat gereğince 33 adet toplam tutarı 210.430,04 TL olan çekin davalı ...'e verildiğini, onun da çekleri ciro ederek kızı davalı ...'ye verdiğini, davalı ...'nün bu çekleri Finansbank .... Şubesine teminat olarak verdiğini, bu şubeden davacı şirket için 08.02.2013 tarihinde 52.000,00 TL, 05.03.2013 tarihinde 60.000,00 TL kredi kullandığını, her iki kredinin geri ödeme toplam tutarının 124.895,74 TL olduğunu, kullanılan 112.000,00 TL kredinin 111.000,00 TL'sinin şirkete gönderildiğini, 1.000,00 TL'sinin davalı ...'nün uhdesinde kaldığını, her iki kredi ile ilgili olarak davacı şirket tarafından toplam 17.013,90 TL taksit ödemesinin yapıldığını, geriye kalan ödemelerin davalı ... tarafından Finansbank'a kredinin teminatı olarak verilen 33 adet çekin banka tarafından yapılan tahsilatlardan mahsup edildiğini, buna göre 33 adet çekin toplam tutarının 210.430,04 TL olduğunu, şirket tarafından 17.013,90 TL banka havalesi ile taksit ödendiğini, geriye kalan 107.881,84 TL'nin çek toplam bedelinden mahsup edildiğinde, geriye kalan 102.548,20 TL çek bedeli tahsilatının Finansbank ... Şubesi tarafından davalı ...'ye ödendiğini, bu tutarın şirkete iade edilmediğini, bu tutara bu kişinin uhdesinde kalan 1.000,00 TL ilave edildiğinde davalılar ... ve ...'ün 103.548,20 TL borçlu olduğunu ileri sürerek, bu tutarın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
6.Birleşen İzmir 10. ATM 2014/213 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket ortağı ... ile davalı ... arasında şirket mallarının paylaşımı konusunda 01.06.2013 tarihli, protokolün ve 08.06.2013 tarihli ek protokolün düzenlendiğini, protokol gereği davalı ...'ün müvekkili şirketten 17 defada toplam 30 sefer-kamyon 1.500.000,00 TL değerinde kereste aldığını, daha sonra 02.08.2013 tarihli ihtarname ile protokolü fesih ettiğini bildirmesine rağmen, bu şirket emtiasını iade etmediğini, bu emtiayı kızı dava dışı ... ile birlikte kurduğu Grup ... Dek. Orman Ürünleri San. Ve Tic. Ltd. Şti'ne aktardığını ileri sürerek, söz konusu emtianın davacı şirkete aynen iade ve teslimine, teslim mümkün olmadığı takdirde 1.500.000,00 TL'nin 03.09.2013 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
7.Birleşen İzmir 2. ATM 2015/1151 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin ortakları arasında uzun süre devam eden anlaşmazlık bulunduğunu, bir araya gelmelerinin mümkün olmadığını, şirketin genel kurulunun uzun süre toplanamadığını, ortaklar arasında doğan ihtilaf nedeniyle İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/4 Esas sayılı dosyası ve bu dava ile birleşen davalar açıldığını, şirketin kayyım ile yönetildiğini, kayyımın görev ve yetkilerinin sınırlı olduğunu, ortaklar arasında anlaşmazlık nedeniyle genel kurulun toplanmasının mümkün olmadığını, yeni bir müdür seçilmesinin de mümkün görünmediğini ileri sürerek, TTK 636/2 maddesi uyarınca organ eksikliği nedeniyle şirketin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının protokoldeki edimlerini yerine getirmediğini, bu nedenle protokolün feshedildiğini, davacı tarafından müvekkilinin şirket ile olan bağının kesildiğini, şirkete gelip gitmesinin engellendiğini, 2013 yılı Temmuz ayında müvekkilinin davacı ve oğulları tarafından darp edildiğini, şirket ortağı olarak davalının yıllarca 420 Sk. no:11'de yer alan adresi kullandığını, davacının ise ise 421 Sk. No: 26'da yer alan işyerini kullandığını, şirketin tüm kayıt ve evraklarının davacının kullandığı işyerinde olduğunu, kapalı olduğu belirtilen adresin şirketin yönetildiği adres olmadığını, davacının müvekkilinin şirket sermayesi hakkında bilgi almasını engellediğini, şirket kazançlarını kendi hesabında değerlendirdiğini, kendi menfaatine kullandığını, şirket hesaplarından kendi ve ailesinin şahsi harcamalarını karşıladığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
2. Birleşen İzmir 14. ATM 2014/66 Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde; şirketin diğer ortağı ve müdürü olan İsmail Levent Şentürk'ün davada taraf gösterilmesi gerektiğini, şirketin fesih ve tasfiyesini gerektiren bir durumun bulunmadığını, davacının kusurlu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Birleşen İzmir 12. ATM 2014/111 Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde; şirket ortağı Levent Şentürk'ün kendisinin ve oğlunun kullandığı şirkete ait .... ve ... plakalı araçların bulunduğunu, davacı şirket ortağı ...'ün kötü niyetle hareket ettiğini, 21.03.2013 tarihinde müdürlük görevinin bittiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
4. Birleşen İzmir 13. ATM 2014/102 Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
5. Birleşen İzmir 10. ATM 2014/120 Esas sayılı dosyasında davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın adi alacak davası olduğunu, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine girmediğini, davalılardan birinin şirkette sigortalı çalışan işçi olduğunu, müvekkili ...'nün şirkete borçlu olmadığını, aksine şirketten alacaklı olduğunu, kredi çekilirken banka tarafından istenen sigorta masrafı ile diğer masrafların müvekkili ... tarafından karşılandığını, ayrıca bu konuda davalı ... tarafından davacı şirkete Finansbank'tan 52.000,00 TL İş Bankasına, 6.000,00 TL Garanti Bankasına, 60.000,00 TL Garanti Bankasına, 45.000,00 TL Garanti Bankasına EFT yolu ile gönderildiğini, yine banka tarafından kredi verilmeden önce ... şirketinin borcu olarak üçüncü kişilere 25.000,00 TL ve 7.000,00 USD ödemede bulunduğunu, yine bu kredilerden ve yetmediği için şahsi hesabından davacı şirketin borcuna ilişkin dilekçede yazılı ödemelerin yapıldığını, davalı ...'ün iş sözleşmesini kötü niyetle feshettiğini, bu nedenle İzmir 3. İş Mahkemesinin 2014/537 Esas sayılı davasının açıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
6.Birleşen İzmir 10. ATM 2014/213 Esas sayılı dosyasında davalılar vekili cevap dilekçesinde; şirketin iki ortağının sahip olduğu temsil yetkisinin 21.03.2014 tarihinde son bulduğunu, şirkete 04.08.2014 tarihli ara karar uyarınca kayyım atandığını, şirketin temsil yetkisinin kayyıma geçtiğini, dolayısı ile diğer ortak İsmail Levent Şentürk'ün şirket adına dava açmasının mümkün olmadığını, davanın yetkisiz kişiler tarafından açılmış olması sebebi ile dava ehliyeti yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacı şirketin iki ortağının yıllardır aralarında devam eden anlaşmazlıklar sonunda şirketi fesih etme iradesinde birleştiklerini, şirket mallarının paylaşımı hususunda 01.06.2013 tarihinde protokol imzaladığını, akabinde 08.03.2013 tarihinde ek protokolün imzalandığını, diğer ortağın müvekkiline ekonomik değeri ve piyasada satış sirkülasyonu olmayan bir kısım malları verdiğini, ancak değerinin 1.500.000,00 TL gibi fahiş bir rakamı bulmasının mümkün olmadığını, 100.000,00 TL dahi olmadığını, ...'ün tasfiye sonunda müvekkil alacağının önüne geçmek için haksız olarak bu davayı açtığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
7. Birleşen İzmir 2. ATM 2015/1151 Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kötü niyetli olduğunu, bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının kızı ... ile birlikte Grup ... Dekorasyon şirketini kurduğunu, aynı alanda faaliyet gösteren bu şirketin ortağı ve müdürü olduğunu, rekabet yasağını ihlal ettiğini, genel kurulun toplanamamasının davacının eyleminden kaynaklandığını, 04.08.2014 tarihinde şirkete yönetim kayyımı atandığını, davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine fesih talepli İzmir 14. ATM 2014/66 Esas sayılı davasının açıldığını, bu davanın İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/4 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiğini, davacı tarafından bu davadan 17.11.2015 tarihinde feragat edildiğini, derdestlik itirazında bulunduklarını savunarak fesih davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davacı ... tarafından ...'ün ... Kerestecilik ve Tic. Ltd. Şti.'ndeki müdürlük yetkisinin kaldırılmasının talep edildiği, davalı ...'ün kızı ... tarafından Grup ... Dekorasyon İnş. Orman Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin kurulduğu, şirkete müdür olarak atandığı, bu davanın açılmasından sonra 08.05.2014 tarihinde bu şirketteki hisselerini eşi ...'e devretmiş ise de, müdürlük yetkisinin sürdüğü, ... ... Ltd. Şti.'nin ... Kerestecilik Ltd. Şti. ile aynı alanda faaliyet gösterdiği, aynı alanda faaliyet gösterip ... ibaresini kullanması nedeniyle davalı ...'ün ortağı olduğu ... Kerestecilik ile rekabet yasağını ihlal ettiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 630. maddesi uyarınca bu halin yönetim hakkının kaldırılması için haklı neden olduğu, ancak davalı ...'ün davacı ile birlikte 21.03.2012 tarihinde 2 yıl süre ile münferiden temsile yetkili müdür olarak atandığı, bu yetkinin işbu dava açıldıktan sonra 21.03.2014 tarihinde dolduğu, dolayısı ile davalının müdürlük yetkisinin kaldırılmasına dair dava konusunun ortadan kalktığı anlaşılmakla, davalının temsil yetkisinin kaldırılmasına ilişkin dava ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, şirketin temsilcisiz kaldığı anlaşılmakla, mahkemece tayin edilen yönetim kayyımının görevinin karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmesi gerektiği; Birleşen İzmir 14. ATM 2014/66 Esas sayılı davası yönünden yapılan değerlendirmede, davacı ... vekilinin 04.11.2015 tarihli dilekçesi ile davadan feragat etmesi nedeniyle bu davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği; Birleşen İzmir 12. ATM 2014/111 Esas sayılı davası yönünden yapılan değerlendirmede, dava konusu otomobile ilişkin trafik kaydından ve defter kayıtlarından .... plakalı Renault marka otomobil ile Çukurova marka forkliftin davacı şirkete ait olduğu, davalı ortak ...'ün yedinde bulunduğu, her iki aracın da iade talebinin haklı olduğu, her ne kadar yargılama sırasında 16.06.2016 tarihinde her iki araç tedbir kararı kapsamında davacı şirkete iade edilmiş ise de, davanın esası ile ilgili karar verilmesi gerektiği; Birleşen İzmir 13. ATM 2014/102 Esas sayılı davası yönünden yapılan değerlendirmede; 6102 sayılı TTK'nın 640/3 maddesi uyarınca şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararı ile haklı sebeple şirketten çıkarılabilmesi için aynı Kanun'un 621/1-h hükmü uyarınca ortaklar genel kurulunda temsil edilen oyların en az 2/3'ünün ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun kabulü ile alınan kararın bu davanın ön koşulu olduğu, ayrıca ortağın çıkartılması için haklı nedenin ispatı gerektiği, somut olayda bu nisabı taşıyan genel kurul kararı bulunmadığı, bu nedenle davalının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiği, bu davada ayrıca ...'ün şirkete müdür olarak atanmasına karar verilmesi talep edilmiş ise de, mahkemenin ancak 6102 sayılı TTK'nın 630/2 maddesi uyarınca bir ortağın başvurusu üzerine ve haklı neden var ise yöneticinin yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasına karar verebileceği, genel kurulun yerine geçerek şirkete organ ve müdür atama yetkisinin bulunmadığı, bu konudaki talebin de reddi gerektiği; Birleşen İzmir 10. ATM 2014/120 Esas sayılı davası yönünden yapılan değerlendirmede, davalı ...'ün iddiaya konu çekleri müdürlük yetkisi kapsamında ciro ederek ...'ye verdiği, davanın ... yönünden yöneticinin sorumluluğu davası niteliğinde olduğu, bu davanın açılabilmesi için ortaklar kurulunun sorumluluk davası açılması yönünde kararının bulunmasının dava ön şartı olduğu, bu nitelikte bir kararın sunulmadığı, sorumluluk davası açılması için ortaklar kurulu kararının davanın açılmasından sonra da tamamlanabilir mahiyette olduğu, ancak şirket ortaklarının %50 paya sahip oldukları ve iki ortağın bulunduğu dikkate alındığında, fiilen bu kararın alınabilmesinin mümkün olmadığı, bu ön şartın sağlanması konusunda davacı tarafa süre verilmesinin faydasız olacağı, müdür ... aleyhine sorumluluk davası açılmasına dair genel kurul kararı bulunmadığından aleyhine açılan davanın ön şart yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği, davalı ...'nün iddiaya konu vakıanın gerçekleştiği tarihte şirket çalışanı olduğu, bu sıfatı ile şirket lehine yaptığı işlem sonrasında uhdesinde kalan parayı iade etmediği şeklindeki iddia konusu eyleme dayalı alacak davasının iş mahkemesinin görevi kapsamında kaldığı, bu davalı yönünden açılan davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'nun (HMK) 114/1-c ve 115/2 hükümleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerektiği; Birleşen İzmir 10. ATM 2014/213 Esas sayılı davası yönünden yapılan değerlendirmede; 13.03.2019 tarihinde davalı ...'e ait olduğu vekilince kabul edilen adreste bulunun depoda yapılan keşifte ... vekilince depodaki ürünlerin sonuca varamayan paylaşım sırasında ...'e verilen orman ürünleri olduğunun kabul edildiği, bu orman ürünlerinin bilirkişiler tarafından incelendiği, KDV dahil toplam değerinin 1.229.050,24 TL olduğunun tespit edildiği, öncelikli talep olan aynen iade ve teslim talebi gözetilerek, 120 m3 farklı ölçülerde kayın kereste, 80 m3 afrika kereste, 15 m3 köknar kereste, 300 m2 değişik sınıfta parkenin davalı ... tarafından davacı ... ve Tic. Ltd. Şti.'ne teslimine, bunun dışındaki teslim ve tazmin talebinin reddine karar verilmesi gerektiği; Birleşen İzmir 2. ATM 2015/1151 Esas sayılı davası yönünden yapılan değerlendirmede; davalı şirketin en son ortaklar kurulunun 21.03.2012 tarihinde toplandığı, bu toplantıda her iki ortağın da münferit yetkili olarak iki yıl süre ile müdür atandığı, iki yıllık sürenin 21.03.2014 tarihinde dolduğu, bundan sonra da şirket ortaklar genel kurulunun toplanmadığı, yönetim organı seçilemediği, birleşen davanın açıldığı 17.11.2015 tarihinde de bu durumun geçerli olduğu, birleştirme kararından önce şirketin en son müdürleri olan her iki ortağın duruşmaya davet edilerek dinlendikleri, davacı ortak ...'ün ortakların bir araya gelip şirketi idare etme durumunun olmadığını, feshine karar verilmesini, süre istemediğini bildirdiği, diğer ortak ...'ün ortakların bir araya gelme durumunun olmadığını, şirketi kendisinin idame ettirdiğini, şirketin hayatiyetini sürdürmesini talep ettiğini, şirket ortaklarının müdür atanmasının mümkün olmadığını, organ eksikliğinin giderilmesi için süre istemediğini beyan ettiği, ortakların bu beyanına rağmen organ eksikliğinin tamamlanabileceği ihtimal ve ümidi ile ortaklara organları ikmal etmeleri bakımından süre verildiği, kayyım tarafından genel kurulun toplantıya çağrıldığı, 13.10.2017 tarihinde yapılan genel kurulda müdür seçilemediği, bilanço görüşmelerinin sonunda karar alınamadığı, 6102 sayılı TTK'nın 636/2 maddesindeki şartlar oluştuğundan, ... Kerestecilik ve Tic. Ltd. Şti.'nin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak; 2014/4 Esas sayılı asıl davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ... Kerestecilik ve Tic. Ltd. Şti. temsilcisiz kaldığından karar kesinleşinceye kadar kayyım ...'in yönetici kayyımı olarak görevinin devamına, Birleşen İzmir 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/66 Esas sayılı davasının feragat nedeni ile reddine; Birleşen İzmir 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/111 Esas sayılı davasının kabulüne, davacı şirkete ait iken dava tarihi itibarı ile davalı ... uhdesinde bulunan .... plakalı otomobil ile ... Çukurova marka ....'in davacı şirkete iadesine; Birleşen İzmir 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/102 Esas sayılı davasının, davalı ...'ün ... Kerestecilik ve Tic. Ltd. Şti.'nden çıkartılmasına ilişkin davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, dava dışı ...'ün şirkete müdür atanmasına ilişkin davanın reddine, Birleşen 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/120 Esas sayılı dosyasında davalı ... aleyhine açılan davanın ön şart yokluğu nedeni ile usulden reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın İş Mahkemesinin görevine girmesi nedeniyle davanın usulden reddine, görevsizlik kararının kesinleşmesi halinde görevsizliği konu dosyanın ana dosyadan tefriki ile ayrı bir dosya haline getirilmesine, HMK'nın 20. maddesi uyarınca taraflarca kesinleşme tarihi itibarı ile 2 hafta içinde başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, Birleşen 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/213 Esas sayılı dosyasında davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, 120 m3 farklı ölçülerde kayın kereste, 80 m3 afrika kereste, 15 m3 göknar kereste, 300 m2 parkenin davalı ... tarafından davacı şirkete aynen iade ve teslimine, bu davalı aleyhine fazlaya dair talebin reddine, davalı ... ... Dekorasyon İnşaat Orman Ürün. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın reddine, Birleşen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1151 Esas sayılı davasının kabulüne, .... Kerestecilik ve Tic. Ltd. Şti.'nin 6102 sayılı TTK'nın 636/2 maddesi uyarınca fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak ...'in atanmasına, tasfiye görevinin kendisine tevdiinden sonra tasfiye bitinceye kadar aylık 3.500,00 TL ücret takdirine karar verilmiş, hüküm asıl davada davacı ... ve birleşen davalarda davacı ... Tic. Ltd. Şti. ile asıl davada davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile asıl davada davacı ... ve birleşen davalarda davacı ... Tic. Ltd. Şti. ile asıl davada davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, hüküm, asıl davada davacı ... ve birleşen davalarda davacı ... Tic. Ltd. Şti. ile asıl davada davalı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, davalı ...'ün, ... Kerestecilik ve Tic. Ltd. Şti.'ndeki yönetim ve temsil hakkının kaldırılması; Birleşen İzmir 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/66 E. sayılı dosyası davalı ... ve Tic. Ltd. Şti.'nin feshine ve tasfiyesine karar verilmesi; Birleşen İzmir 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/111 E. sayılı dosyası, davalı ...'ün elinde bulunan ve mülkiyeti davacı şirkete ait olan ... plakalı .... marka otomobil ile Çukurova marka forkliftin müvekkili şirkete iadesi ve teslimi; Birleşen İzmir 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/102 Esas sayılı dosyası, davalı ...'ün ... Kerestecilik Tic. Ltd. Şti'nden çıkartılması, ...'ün şirkete münferiden yetkili müdür olarak atanması; Birleşen İzmir 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/120 E. sayılı dosyası, davalı ...'ün ve kızı olan davalı ...'nün davacı şirketi zarara uğrattıkları iddiasıyla 103.548,20 TL'nin davalılardan tahsili; Birleşen İzmir 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/213 E. sayılı dosyası, davalı ...'ün uhdesinde bulunduğu iddia edilen emtianın davacı şirkete aynen iade ve teslimi, teslim mümkün olmadığı takdirde 1.500.000,00 TL'nin faizi ile birlikte davalılardan tahsili; Birleşen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1151 E. sayılı dosyası, 6102 sayılı TTK'nın 636/2 maddesi uyarınca organ eksikliği nedeniyle davalı şirketin feshi istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı ... ve birleşen davalarda davacı ... Tic. Ltd. Şti. vekili ile asıl davada davalı ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harçları peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 27.03.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Sermayesinin tamamı ödenmiş olan "Atlantik Uluslararası Taşımacılık Ltd. Şti."nin şirket sözleşmesiyle, aynı zamanda şirkette %20 pay sahibi olan ortak (A), süresiz olarak müdür atanmıştır. Şirket sözleşmesinde müdürün görevden alınmasına ilişkin ağırlaştırılmış bir nisap öngörülmemiştir. Bir süre sonra, şirketin diğer ortakları ile (A) arasında şirketin yatırım stratejileri konusunda ciddi görüş ayrılıkları ortaya çıkmış, ancak bu durum hukuken "haklı sebep" teşkil edecek nitelikte bir ağır kusur veya ihmal düzeyine ulaşmamıştır. Diğer ortaklar, (A)'yı müdürlük görevinden almak istemektedir.
Bu olay ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde, müdür (A)'nın görevden alınması sürecine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Müdür (A)'nın şirket sözleşmesiyle atanmış olması ve aynı zamanda ortak sıfatını taşıması nedeniyle, haklı bir sebep olmaksızın görevden alınması mümkün değildir; azil için mutlaka mahkemeye başvurulması gerekir.
B) Şirket sözleşmesinde özel bir düzenleme bulunmadığından, (A)'nın görevden alınabilmesi için yapılacak genel kurul toplantısında, şirket sermayesinin mutlak çoğunluğunu temsil eden ortakların olumlu oyu aranır.
C) Genel kurul, (A)'yı herhangi bir haklı sebep göstermeksizin görevden alabilir ve bu karar, toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınır; ancak (A)'nın sözleşmeden doğan tazminat hakları saklı kalır.
D) Genel kurulun görevden alma kararı, alındığı andan itibaren (A)'nın temsil yetkisini hem şirket içinde hem de iyi niyetli üçüncü kişilere karşı derhal sona erdirir; kararın ticaret siciline tescili sadece açıklayıcı niteliktedir.
E) Müdür (A)'nın görevden alınması, genel kurulun devredilemez yetkilerinden olmakla birlikte, şirket sözleşmesiyle atandığı için azli ancak tüm ortakların oybirliğiyle alacağı kararla mümkündür.
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.