6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 635

Türk Ticaret Kanunu 635. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 635- (1) 397 nci maddenin beşinci ve altıncı fıkraları dışında kalan, Anonim şirketin denetçiye (…)[95] denetime ve özel denetime ilişkin hükümleri limited şirkete de uygulanır.[96] BEŞİNCİ BÖLÜM Sona Erme ve Ayrılma A) Sona erme sebepleri ve sona ermenin sonuçları

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

6 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2019/737 E., 2019/7543 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Davacı, özel denetçi tayini isteminin reddine dair kararın istinaf edilmesi üzerine verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz etmiş ise de 6102 sayılı Yasa'nın 635. maddesinin atfıyla uygulanması gereken 440/2 maddesi gereğince mahkemenin kararının kesin olması nedeniyle temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2019/737 E.  ,  2019/7543 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Rize 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 12/07/2018 tarih ve 2017/246 E- 2018/473 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 12/12/2018 tarih ve 2018/1593 E- 2018/1580 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin 2006 yılından beri % 10 azınlık hissesine sahip ortağı olduğunu, şirketin kuruluşundan itibaren uzun bir süre müdür sıfatı ile idare ve temsile yetkili olarak aktif şekilde çalıştığını, şirketin şu andaki müdürü ve hakim ortağının diğer davalı olduğunu, şirketin işletme faaliyetlerinin muhasebeleştirilmesi ve resmiyetteki görüntüsü ile gerçek durumu arasında TTK, muhasebe standartları v.s. uygunluk bulunmadığını, bu hususların belirlenmesi için mahkemece yaptırılacak karşılaştırmalı incelemeye ihtiyaç bulunduğunu, müvekkilinin gönderdiği ihtarnamelere rağmen temettü, kâr payı haklarının ödenmediği gibi inceleme ve bilgi haklarının, oy kullanma haklarının, yönetim ve denetim v.b. müktesep haklarının engellendiğini, yurt dışında yaşadığının, asaleten ve vekaleten tebligata elverişli adresinin bilinmesine rağmen toplantılara çağrılmadığını, alınan kararların tarafına bildirilmediğini ileri sürerek, yokluğunda alınan tüm ortaklar genel kurulu toplantılarının ve alınan kararların, bu kararların icrasına yönelik müdür kararlarının yokluğunun tespiti ile hükümsüzlüğüne, özel denetçi seçilerek müvekkilinin mahrum bırakıldığı kâr payı ve temettü başta olmak üzere tüm mali hak ve menfaat kayıplarının tespiti ile bu meblağların tazminine karar verilmesini talep etmiş, 26/06/2018 tarihli duruşmada davasını ıslah ederek sadece şirkete özel denetçi tayinin istediğini beyan ederek 11/07/2018 tarihinde ıslah harcını yatırmıştır. Davalılar vekili, şirketin ilk olarak kuyumcu işletmeciliği yaptığını, davacının bu işletmeden kendi namına yüksek miktarda para çektiğini, bu sebeple anlaşarak işletmeden çıkıp payını devrederek sulh olduğunu, ancak davacının müvekkili ile ortak olduğu başka bir şirkette ortaklığı olması sebebiyle kuyumcu dükkanındaki ortaklığının aslen bu ortaklıktan ayrılmasına rağmen devam ettiğini, bu konuda ileride yaşanacak sıkıntıların önüne geçmek amacı ile 16/05/2012 tarihinde taraflar arasında sözleşme yapıldığını, davacının ortaklığını müvekkilinin oğluna devrettiğini, müvekkillerinin halen mevcut olan adresinde faaliyette bulunabilmesi için 2.198.574,65 TL yatırım yaptığını, bu maliyetin uzun sürede finanse edilebildiğini, şirketin faaliyet konusunun devamı için uzun süredir mücadele edildiğini, şirket bilançolarında kâr oranlarının belli olup bu kârlar yatırıma dönüştürüldüğü için kâr payı dağıtımı yapılmadığını, davacının bütün genel kurullara davet edildiğini, haklarından mahrum edilmesinin söz konusu olmadığını, davacının yetkilerini kötüye kullandığını, şirket adına bankalardan krediler çekip bu meblağları şirkete aktarmadığını, şirketi kefil yaparak kendi çektiği kredileri dahi ödemeyip bu bedellerin şirket tarafından ödenmesine sebep olduğunu, bu konuda davacıya karşı açılan davaların devam ettiğini, şirketi zarara uğrattığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça genel kuruldan talepte bulunulmadan doğrudan mahkemeden özel denetçi atanmasının talep edildiği, genel kurul kararı alınmasının eldeki davanın görülebilmesi için bir ön şart olduğu, davacı tarafça bu şart yerine getirilmeden davanın açılmış olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Samsun Bölge Adliye Mahkemesince, özel denetçi atanmasına ilişkin davanın genel kurulda talepte bulunulup genel kurulun red veya kabul kararından sonra açılabileceği, davacının ön şartı yerine getirmeden dava açtığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen kararın TTK'nun 440/2 md. gereğince kesin olduğu gerekçesi esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, özel denetçi tayini isteminin reddine dair kararın istinaf edilmesi üzerine verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz etmiş ise de 6102 sayılı Yasa'nın 635. maddesinin atfıyla uygulanması gereken 440/2 maddesi gereğince mahkemenin kararının kesin olması nedeniyle temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararına yönelik temyiz isteminin REDDİNE, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

6. Hukuk Dairesi, 2013/16500 E., 2014/9117 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesinin ikinci cümlesinin uygulaması, kiracının Türk Ticaret Kanunu anlamında tacir sayılmaması nedeniyle 6353 Sayılı Kanun'un 53. maddesi ile değişik 6217 Sayılı Kanun'un geçici 2.
6. Hukuk Dairesi         2013/16500 E.  ,  2014/9117 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 11/09/2013 NUMARASI : 2011/2512-2013/963 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, kira parasının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile itirazın 5.490 TL üzerinden iptaline, takibin devamına, davalının % 40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi üzerine, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalı vekilinin hüküm altına alınan kira alacağına ilişkin temyiz itirazlarına gelince; İcra takibinde ve davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.03.2010 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kiralanan konut olarak kullanılmak üzere davalı kiracıya kiralanmıştır. Sözleşmenin özel şartlar bölümü 6. maddesinde, kiracının kontrat bitiminde kira rayiç bedelini yıllık TEFE-TÜFE ortalaması oranında artıracağı, 8. maddesinde, kiracının kiralananı boşaltmak istediği takdirde bir ay evvelinden mal sahibine ulaşacak şekilde bildirmek zorunda olduğu ve 19. maddesinde de, bir kiranın ödenmemesi halinde gelecek kiraların muacceliyet kespedeceği, gelecek kiraların tahsiline gidileceği kararlaştırılmıştır. Davacı tarafından davalı aleyhine Ankara 10. İcra Müdürlüğü’nün 2011 / 10599 sayılı dosyasında 08.09.2011 tarihinde başlatılan icra takibinde, aylık 915 TL'den Temmuz 2011 -Şubat 2012 arası aylar kirası 7.320 TL'nin tahsili talep edilmiştir. Takibe yasal süresi içinde itiraz eden davalı, takip konusu edilen Temmuz 2011 ayı kirasını davacının banka hesabına 18.07.2011 tarihinde yatırdığını, bu aya ilişkin kira borcunun bulunmadığını, buna dayanarak kira borcunun muaccel hale geldiğinden söz edilemeyeceğini, ayrıca davacı tarafından evin tahliye edilmesi halinde Ağustos- Eylül 2011 ayları kirasının alınmayacağının bildirilmesine karşın, haksız şekilde bu takibin yapıldığını belirtmiştir. İtiraz üzerine açılan işbu davada, davacı vekili kiralananın 16.10.2011 tarihinde tahliye edildiğini, tahliye sonrasında 01.01.2012 tarihinde aylık 900 TL bedelle yeniden kiraya verildiğini beyan etmiştir. Kiralananın Ekim 2011 ayında tahliye edildiği davalının da kabulünde olmakla birlikte bu konuda bir tahliye tutanağı ya da başka bir yazılı delil ibraz edilmediğinden tam tahliye tarihi konusunda davacının beyanına itibar edilmesi gerekir. Diğer yandan davalının teklif ettiği yemini eda eden davacı, davalının itiraz ve savunmasında geçen Temmuz 2011 ayı içinde yapılan ödemenin bu ayın öncesine ait bir ödeme olduğunu, Ağustos-Eylül 2011 kirasını ödemeden kiralananı tahliye etmesi konusunda bir teklif ve taahhüdünün olmadığını beyan etmiştir. Var olan durum karşısında davalının Temmuz 2011 ayı ve takip eden aylar kirasını ödemeden, 16.10.2011 tarihinde davacıya herhangi bir feshi ihtarda bulunmadan kiralananı tahliye ettiği ve taşınmazın da yeniden 01.01.2012 tarihinde davacı tarafından kiraya verildiği anlaşılmaktadır. Davalı kiracının kira süresi sona ermeden kira sözleşmesini tek taraflı feshederek kiralananı tahliye etmesi durumunda, kural olarak kira süresinin sonuna kadar kira parasından sorumludur. Bununla birlikte davacı kiralaya verenin bu yerin yeniden kiralanması konusunda gayret göstermesi, böylece zararın artmasını önlemesi için kendisine düşen ödevi yapmak durumundadır. Bu durumda davacının zararı, tahliye tarihinden kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye ilişkin kira parasından ibarettir. Mahkemece bu husus üzerinde hiç durulmadan bilirkişi raporu doğrultusunda ve sözleşmedeki muacceliyet şartı gereği kiralananın yeniden kiraya verildiği tarihe kadar davalının ödediğini kanıtlayamadığı Temmuz- Aralık 2011 arası aylar kirası 5.490 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmiştir. Kaldı ki 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 346. maddesinin ikinci cümlesi kira sözleşmelerine konulan muacceliyet şartlarını geçersiz kıldığından davacı kiraya veren sözleşmenin özel 19. maddesi gereğince muaccel hale geldiğinden söz ederek kira dönemi sonuna kadar olan aylar kirasını isteyemeyecektir. Kiralanan konut niteliğinde olup Türk Borçlar Kanunu'nun 346. maddesinin ikinci cümlesinin uygulaması, kiracının Türk Ticaret Kanunu anlamında tacir sayılmaması nedeniyle 6353 Sayılı Kanun'un 53. maddesi ile değişik 6217 Sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi hükmü gereğince erteleme kapsamında da değildir. Bu durumda taraflar sözleşmenin özel 8. maddesinde bir aylık feshi ihbar süresi getirerek kiralananın tahliyesinden sonra yeniden kiraya verilecek makul kiralama süresini bir ay olarak kararlaştırdıklarından, mahkemece kiralananın 16.10.2011 tarihinde tahliye edilmesinden sonra bir ay içinde kiraya verilebileceğinden hareketle 16.11.2001 tarihine kadar olan kira parasının tahsili yönünden itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda 2 No'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 08.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi, 2013/1692 E., 2013/4208 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesinin ikinci cümlesinin uygulaması, kiracının Türk Ticaret Kanunu anlamında tacir sayılmaması nedeniyle 6353 Sayılı Kanun'un 53. maddesi ile değişik 6217 Sayılı Kanun'un geçici 2.
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi         2013/1692 E.  ,  2013/4208 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın kaldırılması ve tahliye İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağının tahsili amacı ile tahliye istekli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlunun itiraz etmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması, kira akdinin feshi ve icra inkar tazminatı isteminde bulunmuştur. Mahkemenin istemin kabulü ile itirazın kaldırılmasına, takibin devamına, kira sözleşmesinin feshine ve davalının % 40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine dair verdiği karar davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. İcra takibinde ve davada dayanılan ve karara esas alınan 1.8.2010 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli, aylık 1.300 TL bedelli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin özel şartlar bölümü 18. maddesinde,aynı dönem içinde kira bedelinin iki ay arka arkaya ödenmemesi halinde, ödenmeyen aydan kontrat süresi sonuna kadar kira bedellerinin muacceliyet kespedeceği kararlaştırılmıştır. Davacı alacaklı, Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğü’nün 2010 / 10080 sayılı dosyası ile davalı borçlu hakkında 7.12.2010 tarihinde tahliye istekli olarak başlattığı icra takibinde aylık 1.300 TL'den ve sözleşmedeki muacceliyet şartı gereğince Ekim 2010 – Temmuz 2011 arası aylar kirasının tahsilini talep etmiştir. Ödeme emri davalıya 9.12.2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Takibe yasal süresi içinde itiraz eden davalı borçlu, daha önce kiracısı olduğu başka bir taşınmazda ciddi çatlaklar meydana gelmesi nedeniyle ve acil konut ihtiyacı gereği, dava konusu edilen kiralananı davacı alacaklının bilgisi ve onayı dahilinde geçici olarak kiraladığını, iki ay sonra da uygun koşullarda başka bir yer bulunca da kiralananın anahtarını teslim ederek tahliye ettiğini, davacı alacaklının işbu icra takibi ile dairede oturmadığı sürelerin kira parasını talep ettiğini, takibin haksız ve dayanaksız olduğunu belirtmiştir. Dosya kapsamı itibariyle davalı borçlunun takip tarihine kadar icra takibine konu edilen aylar kirasını ödemediği görülmektedir. Yine kiralananın tahliye ve teslim edildiği, yazılı delillerle kanıtlanamamıştır. Davalı borçlu icra takibi ile istenilen ve muaccel hale geldiği iddia edilen aylar kirasını süresi içinde ödememekle birlikte 1.7.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 346. maddesinin ikinci cümlesi, kira sözleşmelerine konulan muacceliyet şartlarını geçersiz kıldığından, davacı alacaklı sözleşmenin özel 18. maddesi gereğince muaccel hale geldiğinden söz ederek kira dönemi sonuna kadar olan aylar kirasını istenmeyecektir. Kiralanan konut niteliğinde olup, Türk Borçlar Kanunu'nun 346. maddesinin ikinci cümlesinin uygulaması, kiracının Türk Ticaret Kanunu anlamında tacir sayılmaması nedeniyle 6353 Sayılı Kanun'un 53. maddesi ile değişik 6217 Sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi hükmü gereğince erteleme kapsamında da değildir. Bu durumda mahkemece takip tarihine kadar istenebilir olduğu halde ödenmeyen Ekim – Kasım- Aralık 2010 ayları kirası yönünden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 12.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi, 2013/4840 E., 2013/6889 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesinin ikinci cümlesinin uygulaması, kiracının Türk Ticaret Kanunu anlamında tacir sayılmaması nedeniyle 6353 Sayılı Kanun'un 53. maddesi ile değişik 6217 Sayılı Kanun'un geçici 2.
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi         2013/4840 E.  ,  2013/6889 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın kaldırılması ve tahliye İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan tahliye istemli icra takibine davalı borçlunun süresinde itiraz etmesi üzerine davacı alacaklı, icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesi isteminde bulunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile itirazın 3.600 TL asıl alacak ve 26.21 TL işlemiş faizi üzerinden kaldırılmasına, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesi üzerine karar davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre temyiz eden davalı borçlunun tahliyeye ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalı borçlunun alacağa ilişkin temyiz itirazlarına gelince ; İcra takibinde ve davada dayanılan ve karara esas alınan 13.6.2011 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin özel şartlar bölümü 19. maddesinde bir kira parasının ödenmemesi halinde gelecek kiraların muaccel hale geleceği düzenlenmiştir. Yine sözleşmenin özel 6. maddesinde, akdin hitamında kiracının kira rayiç bedelini yıllık TEFE-... ortalaması oranında artıracağı kararlaştırılmıştır. Davacı alacaklı, ... 2. İcra Müdürlüğü’nün 2011 / 10374 sayılı dosyası ile davalı borçlu hakkında 27.11.2011 tarihinde tahliye istekli olarak başlattığı icra takibinde aylık 400 TL'den ve sözleşmedeki muacceliyet şartı gereğince Ağustos 2011- Mayıs 2012 arası aylar kirasının tahsilini talep etmiştir . Takibe yasal süresi içinde itiraz eden davalı borçlu davacı alacaklıya herhangi bir kira borcunun olmadığını, yaptığı ödemelere ilişkin belgeleri mahkemeye ibraz edeceğini belirterek, icra takibini durdurmuştur. Davalı borçlu icra takibi ile istenilen ve muaccel hale geldiği iddia edilen aylar kirasını Ağustos- Eylül 2011 ayları kirası hariç süresi içinde ödememekle birlikte 1.7.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 346. maddesinin ikinci cümlesi, kira sözleşmelerine konulan muacceliyet şartlarını geçersiz kıldığından davacı alacaklı sözleşmenin özel 19. maddesi gereğince muaccel hale geldiğinden söz ederek kira dönemi sonuna kadar olan aylar kirasını isteyemeyecektir. Kiralanan konut niteliğinde olup Türk Borçlar Kanunu'nun 346. maddesinin ikinci cümlesinin uygulaması, kiracının Türk Ticaret Kanunu anlamında tacir sayılmaması nedeniyle 6353 Sayılı Kanun'un 53. maddesi ile değişik 6217 Sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi hükmü gereğince erteleme kapsamında da değildir. Bu durumda takibin yapıldığı 27.11.2011 tarihi itibariyle Kasım 2011 ayına kadar olan aylar kirası yönünden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir SONUÇ: Yukarıda (1) No'lu bentte yazılı nedenlerle tahliyeye ilişkin karar kısmının ONANMASINA, davalı borçlunun temyiz itirazlarını kabulü ile yukarıda (2) No'lu bentte yazılı nedenlerle alacağa ilişkin karar kısmının BOZULMASINA ve onanan kısım için aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenden alınmasına 16.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi, 2013/13567 E., 2013/14192 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesinin ikinci cümlesinin uygulaması, kiracının Türk Ticaret Kanunu anlamında tacir sayılmaması nedeniyle 6353 Sayılı Kanun'un 53. maddesi ile değişik 6217 Sayılı Kanun'un geçici 2.
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi         2013/13567 E.  ,  2013/14192 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tahliye İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan tahliye istemli icra takibine davalı borçlunun süresinde itiraz etmesi üzerine davacı alacaklı, icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesi isteminde bulunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile itirazın 2011 yılı Eylül ayı kirası ve faizinin asıl alacak ve işlemiş faizden düşülmesiyle bakiye alacak üzerindeki itirazın kaldırılmasına, takibin devamına,asıl alacak üzerinden %20 oranında inkar tazminatına, temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesi üzerine karar davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere ve takip tarihi itibariyle istenebilir halde olan aylar kira bedelinin 30 günlük sürede ödenmediğinin anlaşılmasına göre temyiz eden davalı borçlunun tahliyeye ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalı borçlunun alacağa ilişkin temyiz itirazlarına gelince ; İcra takibinde ve davada dayanılan ve karara esas alınan 30.07.2009 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin özel şartlar bölümünün 1. maddesinde kira bedelinin ait olduğu ayın ilk 5 günüde ödeneceği ve 19. maddesinde bir kira parasının ödenmemesi halinde gelecek kiraların muaccel hale geleceği düzenlenmiştir. Yine sözleşmenin özel 6. maddesinde, akdin hitamında kiracının kira rayiç bedelini yıllık TEFE-TÜFE ortalaması oranında artıracağı kararlaştırılmıştır. Davacı alacaklı, ... İcra Müdürlüğü’nün 2012/16 sayılı dosyası ile davalı borçlu hakkında 3.1.2012 tarihinde tahliye istekli olarak başlattığı icra takibinde aylık 350 TL'den ödenmeyen Eylül, Ekim, Kasım, Aralık 2011 ayları ile sözleşmedeki muacceliyet şartı gereğince muaccel hale gelen Ocak 2012 ila Temmuz 2012 aylar kirasının tahsilini talep etmiştir .Takibe yasal süresi içinde itiraz eden davalı borçlu davacı alacaklıya herhangi bir kira borcunun olmadığını belirterek, icra takibini durdurmuştur. Davalı borçlu icra takibi ile istenilen ve muaccel hale geldiği iddia edilen aylar kira bedellerini Eylül 2011 ayı kirası hariç yasal süresi içinde ödememekle birlikte 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 346. maddesinin ikinci cümlesi, kira sözleşmelerine konulan muacceliyet şartlarını geçersiz kıldığından davacı alacaklı sözleşmenin özel 19. maddesi gereğince muaccel hale geldiğinden söz ederek kira dönemi sonuna kadar olan aylar kira bedellerini isteyemez. Kiralanan konut niteliğinde olup Türk Borçlar Kanunu'nun 346. maddesinin ikinci cümlesinin uygulaması, kiracının Türk Ticaret Kanunu anlamında tacir sayılmaması nedeniyle 6353 Sayılı Kanun'un 53. maddesi ile değişik 6217 Sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi hükmü gereğince erteleme kapsamında da değildir. Bu durumda sadece takibin yapıldığı 03.01.2012 tarihi itibariyle ödenmemiş ve istenebilir halde olan aylar kira bedelleri yönünden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Karar bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda (1) no'lu bentte yazılı nedenlerle kararın tahliyeye ilişkin kısmının ONANMASINA, yukarıda (2) no'lu bentte yazılı nedenlerle davalı borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın alacağa ilişkin bölümünün BOZULMASINA, onanan kısım için temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 23.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.