Türk Ticaret Kanunu 640. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 640- (1) Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir.
(2) Çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir.
(3) Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır.
IV - Ayrılma akçesi
1. İstem ve tutar
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
10 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2022/3161 E., 2023/7253 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin hakim ortağı tarafından, şirkette %1 paya sahip olan diğer ortağa karşı şirket ortaklığından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılan haklı sebeple ortaklıktan çıkarma talebi olduğu, zira şirket ana sözleşmesinde ortaklıktan çıkarmaya ilişkin bir hüküm b
11. Hukuk Dairesi 2022/3161 E. , 2023/7253 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1788 Esas, 2022/168 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/885 E., 2019/262 K.
Taraflar arasındaki şirket ortaklığından çıkarılma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın 31.05.2002 tarihinde kurulan ... Sağlık Güzellik ve Estetik Merkezi Ltd. Şti.'nin 10.000,00 TL sermaye ve 2 ortakla kurulmuş olan şirketin %1 hisseye sahip kurucu ortağı olduğunu, davalı tarafın şirketin kurulduğu tarihten bu güne dek üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğini, bunun üzerine Beyoğlu 17. Noterliği 12.08.2011 tarih ve 14976 yevmiye sayılı ihtarı gönderildiğini, ihtara da herhangi bir cevap verilmediğini, davalı tarafın şirketin hiç bir kademesinde bir çalışması ve gayreti olmadığını, bu durum nedeniyle şirketin planlanan şekilde faaliyet yürütemediğini, şirketin geleceğinin tehlikeye girdiğini ileri sürerek ... Sağlık Güzellik ve Estetik Merkezi Ltd. Şti.'nin %1 pay sahibi ortağı olan davalının edimlerini yerine getirmemiş olması nedeniyle şirket ortaklığından çıkarılmasına, davalıya ait %1 payın şirkete devrine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin hakim ortağı tarafından, şirkette %1 paya sahip olan diğer ortağa karşı şirket ortaklığından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılan haklı sebeple ortaklıktan çıkarma talebi olduğu, zira şirket ana sözleşmesinde ortaklıktan çıkarmaya ilişkin bir hüküm bulunmadığından ve genel kurulca da bu yönde bir karar alınamadığından, bilirkişiler tarafından usulüne uygun olarak tespit edildiği üzere; şirkette %1 paya sahip olan davalının şirket çalışmalarına katılmadığı, şirket çalışmaları ve borçlarının şirketin diğer ortağı üzerinde olduğu, davanın bu manada şirkete bir katkı sunmadığı ve bu katkı sunmaması hali dışında ayrıca paydaş sayısına göre alınması gerekli kararlar yönünden de toplantılara katılmamakla birlikte şirket çalışmasına engel de olduğu, buna göre de şirketten çıkarılması için gerekli haklı sebeplerin bulunduğuna kanaat getirildiği, bir ortağın haklı sebeple şirketten çıkarılması için genel kurul tarafından karar alınması gerektiği ve alınması gerekli kararın da genel kurulda temsil edilen oyların en az 2/3'sinin (hisse yönünden) ve bunun yanında oy hakkı bulunan paydaş sayısının salt çoğunluğunun bir arada bulunmasını içerir bir karar gerekmesine rağmen görülmekte olan bu davada daha önce her ne kadar bu yönde karar getirilmesi için tamamlanabilir dava şartı olarak davacı tarafa süre verilmiş ise de; bundan vazgeçildiği, zira şirketin iki ortalık bir limited şirketi olduğu, hisse oranı yönünden 2/3 oranında bir çoğunluk sağlanabilecek olmasına rağmen paydaş sayısı yönünden salt çoğunluk, yani en az 3 ortak ve 3 kişiden 2 ortağın ortaklıktan çıkarılması yönünde karar alınması gerektiği, oysa davalının çıkartılması talep edilen şirketin iki ortaklı olduğu, buna göre de en az iki ortak tarafından çıkarma yönünden karar alma imkanının bulunmadığının anlaşıldığı, Yasada bir ayrım olmamasına rağmen, Yasanın iki ortaklı limited şirketleri için bu manada haklı nedenle şirket ortaklığından çıkarılması maddesinin işletilemeyeceği bir an için düşünülecek olsa bile Mahkemelerince bu yönde bir kanaat oluşmadığı, yasa koyucunun iki ortaklı şirket yönünden bir ayrım öngörmemesinin yasal bir boşluk olduğuna kanaat getirildiği ve buna göre de Yasanın 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinde limited şirketler için ön görülen haklı nedenle ortaklıktan çıkarma için bahsi geçen pay ve paydaş sayısı çoğunluğu iki ortaklı şirketler için imkansız olduğundan bu kuralın iki ortaklı şirketler yönünden uygulanmaması gerektiği, aksi halin yasal bir haklı sebep varlığı halinde şirkete ortaklıktan çıkarma hakkı kanunen verilmiş olmasına rağmen fiilen imkansız bırakılmasına yol açacağı ve bu maddenin kullanılamayacak olması nedeniyle tek seçenek olarak ancak iki ortaklı limited şirketinin haklı sebep bulunmasına rağmen ortağın çıkarılamamış olmasından dolayı fesih ve tasfiyesine yol açacağı, halbuki kanun koyucunun ve ticari hayatın asıl gayesinin şirketleri ayakta tutma amacında olduğu, bunun da sadece şirket menfaati için değil şirketin çalışanları, ülkeye sağladığı ekonomik katkı, sosyal güvenlik sistemine sağladığı katkı ve istihdam sağlaması nedeniyle bir kamu menfaati de gözetildiği ve bunun mahkemelerince de dikkate alınması gerektiği hususlarından dolayı iki ortaklı limited şirketi için ortağın ortaklıktan çıkarılması için gerekli olan genel kurulda 2/3 pay ve ortak sayısının salt çoğunluğuna ilişkin paydaş çoğunluğu kuralının işletilmemesi gerektiğine kanaat getirildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile ... Sağlık Güzellik ve Estetik Merkezi Ltd. Şti.'nin %1'lik payına sahip ...'in şirket ortaklığından haklı sebeple çıkartılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2002 yılında kurulan şirket sağlık, estetik ve güzellik merkezi olup 2 ortakla kurulduğunu, davalı müvekkilinin, iki ortakla kurulmuş olan şirketin %1 hissesine sahip kurucu ortağı olduğunu, her iki ortak da kurucu ortak olup tıp doktoru olduklarını, kurulan şirketin sağlık şirketi olması dolayısı ile her iki ortağının tıp doktoru olmasının kanuni zorunluluk içerdiğini, müvekkilinin tıp doktoru olup şirketin kurulması için gerekli olan yasal koşulların yerine getirilmesini sağlayarak şirketin varlığının ana nedeni olduğunu, şirket kurulduktan sonra da davalının, uzunca bir süre sağlık merkezinde fiili olarak çalıştığını, hasta tedavi ettiğini, davalının gerek tıp diploması ve gerekse fiili çalışmaları gayreti ile şirkete ciddi anlamda katkı sağlamasına rağmen şirketin sürekli zarar durumunda gösterilmesi nedeni ile şirket zarar durumunda olmayıp kâr elde ettiğini, dolayısıyla gerek şirketin kurulması gerekse devamında fiili çalışması ile şirkete para kazandırmasına rağmen 17 yıllık dönemde şirket ortağı olan müvekkiline hiç bir ödeme yapılmadığını, müvekkilin şirket ortaklığından çıkarılmak istenmesi artık sağlık alanın da faaliyet gösteren şirketlerde tek ortağının tıp doktoru olmasının yeterli olması olduğunu, müvekkilinin ortaklığına artık ihtiyaç kalmadığını, müvekkilinin uzunca bir zaman diplomasının kullanılması ve fiili çalışmasının-emeğinin karşılığını alamadığını, Mahkeme kararında uzunca bir zaman müvekkiline ulaşılamadığı, davalının cevap vermediği, şirketin amacına ulaşmasına katkıda bulunmadığı ve engel olduğunun kabulü gerektiği şeklinde karar verildiğini, ancak müvekkilinin bu davanın yürütülmesi için avukata vekalet verdiğini ve davanın yürütülmesinde kendisi tarafından yerine getirildiğini zannetmekte iken kendisine mahkeme kararı ulaştığını, ayrıca mahkeme kararında yer aldığı üzere müvekkilinin şirket işlerine engel olduğu ibaresi ispata muhtaç olduğunu, zira şirket gayesini zaten fazlasıyla yerine getirilmesinde katkı sağladığını, ancak şirket amacına hangi eylemi ile engel olduğu yönünde somut bir delilin dosyada yer almadığını, bu bakımdan davalı ortağın şirket ortaklığından çıkarılması için aranan haklı sebebin varlığından söz etmenin mümkün olmadığını, 6102 sayılı Kanun'da aranan yasal koşulların varlığından söz etmenin mümkün olamayacağını, tamamen soyut beyan ve iddialarla hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında aranan davalının ortaklıktan çıkarılması yönünde bir genel kurul kararı sunması halinde şirketten çıkarılmasına hükmedileceği hususlarının rapor edildi ise de ortaklıktan çıkarılma yönünde soyut beyanlar dışında haklı bir neden ve genel kurul kararı olmadan davanın kabulüne karar verilmesinin kanuna aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda limited şirketlerde bir ortağın haklı nedenlerle şirket ortaklığından çıkarılması için, 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası, 621 inci maddenin birinci fıkrasının (h) bendi gereğince, ağırlıklı nisap ile alınmış bir genel kurul kararının varlığının dava şartı olarak öngörülmüş olması nedeniyle, iki ortaklı limited şirketler bakımından bu şartın tahakkukunun mümkün bulunmamasından ötürü, somut davanın dinlenemez nitelikte olmasına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/4753 E., 2017/719 K., 13.12.2017 tarih, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/3224 E., 2020/2963 K., 17.06.2020 tarih sayılı ilamları) gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; somut olayın niteliği, müvekkil şirketin sermaye şirketi olması ve ortakların pay oranları dikkate alındığında istinaf mahkemesinin kararının yerinde olmadığını, dava dilekçesinde de belirttikleri üzere; müvekkili şirketin iki ortaklı bir sermaye şirketi olup, davalının şirketteki ortaklık payı da %1 kadar olduğunu, diğer ortak ...'in payının da yaklaşık %99'a tekabül ettiğini, yani pay çoğunluğu diğer ortak ...'e ait olduğunu, müvekkili şirketin davalıyı ortaklıktan çıkarma yönünde bir karar alabileceğinin de açık olduğunu, 2 kişilik sermaye şirketlerinde ortaklıktan çıkarılma ile ilgili yasada herhangi bir hüküm de bulunmadığını, bu konuda İstinaf Mahkemesinin kararına esas teşkil eden, çok pay ve paydaşlı sermaye şirketleri dikkate alınarak vazedilen hükümlerin otomatik olarak uygulanması mümkün olmadığı gibi hakkaniyete de aykırı sonuçlara sebebiyet vereceğini, somut ihtilafa ilişkin, iki ortaklı şirketler yönünden yasal bir ayrım, düzenlemenin mevcut olmadığı dikkate alındığında da bu yasal boşluğun hakim, mahkeme tarafından hakkaniyete göre doldurulacağını bu anlamda İlk Derece Mahkemesince verilen karar ve gerekçesinin de adil ve yerinde olduğunu, davada, davalının ortaklıktan çıkarılması için gerekli olan tüm şartların mevcut olduğunu, somut olayda yaklaşık %99 ortaklık payına sahip ortağın katılımıyla müvekkil şirketin almış olduğu çıkarmaya ilişkin genel kurul kararının dosyaya daha önce sunulduğunu, dava dilekçesinde ve önceki beyanlarında belirttikleri üzere davalının şirkete karşı edimlerini yerine getirmediği gibi şirket toplantılarına da katılmadığını, kendisine hiçbir şekilde ulaşılamadığını bunun da şirketin iktisadi geleceğini ve varlığını tehlikeye düşürdüğünü, bu hususların hepsinin haklı sebep teşkil ettiğini, istinaf mahkemesi, istinafa başvuran tarafın istinaf sebepleriyle bağlı olup, başvurucu tarafın ileri sürmediği sebeplere dayanarak karar veremeyeceğini, İstinaf Mahkemesinin verdiği kararın talebi aşar mahiyette olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi ve İstinaf Mahkemesi ilamına ekli muhalefet şerhinden de anlaşılacağı üzere İstinaf Mahkemesince verilen kararın kamu düzeniyle de bir ilgisi bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket ortağının şirketten çıkarılması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
11. Hukuk Dairesi, 2019/2320 E., 2020/295 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
ar içerisine girdiğini, bu nedenle şirketin faaliyetlerinin sürdürülebilmesinin olanaksız hale geldiğini, şirketin ana sözleşmesinde bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceğine ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından TTK’nın 640/3 maddesi uyarınca ortağın mahkeme kararı ile haklı sebebe dayanarak çıkarılmasını isteme zorunluluğunun doğduğunu, bu amaçla şirket genel kurulunun
11. Hukuk Dairesi 2019/2320 E. , 2020/295 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada ...6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15/05/2018 tarih ve 2017/949 E.- 2018/519 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair ...Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 28/03/2019 tarih ve 2018/2129 E.- 2019/445 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; dört ortaklı olan müvekkili şirketin iştigal alanının Kuaför ve Güzellik Salonu İşletmeciliği olduğunu, ancak davalının işyerindeki çalışma düzenine aykırı davranışlar içerisine girdiğini, bu nedenle şirketin faaliyetlerinin sürdürülebilmesinin olanaksız hale geldiğini, şirketin ana sözleşmesinde bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceğine ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından TTK’nın 640/3 maddesi uyarınca ortağın mahkeme kararı ile haklı sebebe dayanarak çıkarılmasını isteme zorunluluğunun doğduğunu, bu amaçla şirket genel kurulunun 26/06/2015 tarihinde toplandığını ve davalı ortağa durumun yazılı olarak tebliği, şirketten çıkma isteğini bildirmemesi halinde ortaklıktan çıkarılması için dava açılması yolunda karar alındığını, bu kararın ihtarname ile davalıya bildirildiğini, ancak davalının çıkma yolunda bir irade göstermediğini ileri sürerek davalının müvekkili şirketten çıkarılmasına, ayrılma akçesinin hesaplanıp kendisine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın müvekkilinin şirket ortaklığından çıkarılması yönünde dava açılmasına ilişkin almış olduğu genel kurul kararının bulunmadığını, ayrıca davacı iddialarının haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; ortaklıktan çıkarılma davası açılabilmesi için alınmış genel kurul kararının sunulması veya bu yönde usulüne uygun olarak karar alınması için davacı vekiline kesin süre verildiği, ancak davacı vekilinin 20/06/2016 tarihinde alınan genel kurul kararının yeterli olduğunu belirterek başkaca bir karar sunmadığı, dava açıldıktan sonra 20/06/2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında davalının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin karar verildiği, ancak mahkeme kararı olmadan çıkarma işlemi yapılamayacağı, dolayısıyla bu kararın usulüne uygun olmadığı, dava şartının tamamlanamadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan değerlendirmede; Dairemizin 27/04/2017 tarihli 2017/130 E., 2017/167 K. sayılı kararından sonra, ilk derece mahkemesince davacı tarafa yukarıda belirtilen mahiyette usulüne uygun olarak alınmış genel kurul kararını sunması yönünde kesin süre verildiği ve sonuçları ihtar edildiği halde, daha önce dosyada mevcut olan 20/06/2016 tarihli kararı sunmakla yetinildiği, bu durumda ilk derece mahkemesince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi yönünde vermiş olduğu kararda bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket ortağının 6102 sayılı TTK'nın 640/3 maddesi uyarınca ortaklıktan çıkarılması istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın 640. maddesinin 1. fıkrası şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebeplerin öngörülebileceğini düzenlemiş olup, maddenin 3. fıkrasında şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararı ile haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hali saklı tutulmuştur. Maddenin birinci fıkrası uyarınca, şirket sözleşmesinde bir ortağın ortaklıktan çıkarılması için sebepler öngörülmüş ise, şirket genel kurul kararı ilgili ortak ortaklıktan çıkarılabilir. TTK'nın 640/1. maddesi uyarınca, şirket sözleşmesinde bir ortağın ortaklıktan çıkarılması için sebepler öngörülmemiş ve ortağın şirketten çıkarılmasına mesnet durum, vakıa esas sözleşemede öngörülen hallerden birinin kapsamına girmiyor ise, ilgili ortağın ortaklıktan çıkarılması mahkeme kararı ile mümkündür. TTK'nın 640/3. maddesine uyarınca, şirketin istemi üzerine bir ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkarılmasına karar verilebilmesi için öncelikle şirket genel kurulunun bu yönde bir karar alması gerekir. Zira Kanun'un 616/1-h ve 621/1-h maddelerinden böyle bir kararın alınması gerektiği açıkça anlaşılmaktadır. Ayrıca TTK 616/1-h maddesi bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması hali şirket genel kurulunun devredilemez yetkilerinden biri olup, bir ortağın haklı sebeple limited şirket ortaklığından çıkarılması için genel kurul kararı alınmadan açılan davalarda eksikliğin giderilmesi için mahkemece şirkete verilen kesin süreye rağmen eksiklik giderilmez ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir.
Somut olayda; davacı limited şirketin esas sözleşmesinde TTK'nın 640/1 maddesi uyarınca bir ortağın şirket ortaklığından çıkarılması için sebeplerin öngörülmediği, davacı şirketin 20.06.2016 tarihli olağanüstü genel kurulunda, şirket ortaklarından ...'in şirket ortaklığından TTK'nın 616/1-h ve 640 maddeleri uyarınca çıkarılması kararı alındığı anlaşılmıştır. 20.06.2016 tarihli olağanüstü genel kurul kararında, ortağın şirketten ''çıkarılmasına'' karar verilmiş olup, sırf ''ortağın şirketten çıkarılabilmesi için dava açılması'' kararı alınmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir. Bu durumda, dava dosyasına sunulan 20.06.2016 tarihli olağanüstü genel kurul kararının 6102 sayılı TTK'nın 616/1-h ve 640/3 maddeleri uyarınca bir ortağın haklı sebeple şirket ortaklığından çıkarılması için mahkemeden istemde bulunma yetkisini içermekte olduğunun kabulü ile mahkemece dava şartı eksikliğinin tamamlandığı gözetilerek, davanın esası hakkında iddiaların değerlendirilip neticesine göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış olup, kararın davacı lehine bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2023/5171 E., 2024/7167 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İlk Derece Mahkemesince, 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılıp görülen asıl davada;
11. Hukuk Dairesi 2023/5171 E. , 2024/7167 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI :2023/218 Esas, 2023/1001 Karar
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2020/186 E., 2022/491 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Asıl davada davalılar-karşı davacılar -birleşen davada asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2008 yılında zor durumda borca batık bir şekilde iflas aşamasına geldiğini, dava konusu... Petrol Ürünleri Ltd. Şti.'ne 1.500,00 TL ödemek sureti ile % 50 pay sahibi ve aynı oranda ortak olduğunu, şirketi o dönemde iflasın eşiğine getiren ve piyasaya ve bankalara aşırı borçlanmasını gerektiren ortaklığın diğer tarafını oluşturan davalılar, başarılı bir yönetim sergileyemediklerinden ve müvekkili de bu durumu bildiğinden yönetimin en az 5 yıl süre ile müvekkili tarafından ya da atayacağı bir müdür ile yönetileceğinin birlikte kararlaştırıldığını, davalıların mali sıkıntılarını atlattıktan sonra çok kısa bir sürede sürekli şirkete ve müvekkiline ihtarlar çekmek, asılsız suçlamarla suç duyurusunda bulunmak, yönetim aleyhine sürekli davalar açarak yönetimi işlemez duruma getirmek sureti ile sürekli ihtilaf çıkarmaya ve müvekkilini yıldırmaya çalıştıklarını, en son 2016 yılı başlarında da şirketin seçili organlarının asılsız ve mesnetsiz itamlarla şirkete kayyum atanmasına sebebiyet verdiklerini, şirketin 2016 yılı Mart ayından bu yana kayyum eli ile yönetildiğini, şirket müdürünün tedbiren görevden alındığını, 30.05.2016 tarihinde yapılan olağan genel kurulda müdür olarak atanan müvekkili ortak ...'ün müdürlüğünün kayyum tarafından ilan edilmediğini, 30.07.2016 tarihinde kayyum çağrısı ile yapılan genel kurulda da ortaklar arasında oy çokluğu ile yeni bir müdür ataması yapılmadığını, şirketin birbirleri ile ihtilaflı ortaklarından her bir taraf % 50 hisse ve payını oluşturduğundan şirkete yeni bir yönetici yapılamadığına davalı tarafın blok halinde hareket ettiğini, şirketin kayyum eli ile yönetiminin Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/147 esas sayılı dosyası üzerinden rütin ve sürekli hale getirildiğini, 30.05.2016 tarihli genel kurul tarihi ve gündemi % 80 katılımı ile gerçekleşen 31.12.2015 tarihli genel kurulda oybirliği ile belirlenmesine rağmen ve gündemi ve diğer ayrıntıları Şubat 2016 tarihinde ortaklara müdür tarafından noter marifeti ile bildirilmesine binaen 30.05.2016 tarihinde belli edilen zaman ve şirket merkezinde yapıldığını, müvekkilinin bu toplantıda usulüne uygun olarak seçildiğini ancak bu seçimin kayyum tarafından ticaret siciline götürülerek ilan ettirilmediğini, mahkeme de bu hususta ticaret siciline bildirimde bulunmadığını ve kayyumluk görevini de sona erdirmediğini, şirkete bundan sonra müdür atanmasının da zor olduğunu, ortaklar arasındaki derin itilaflar sebebi ile mutabakat ile yönetici seçimi ve şirketin devamının da mümkün görünmediğini, şirketin petrol işinden inşaat işine yöneldiğini, kayyum elinde bulunan inşaatların de elinden gittiğini, yeni işe girilmesinin zor olduğunu, şirketin kayyum elinde devam etmesinin sadece mevcut mal varlığına erime ve eksilmeye sebebiyet verileceğini ileri sürerek şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesi hükümlerine göre sona erdirilmesi ile tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
2-Karşı davada davacı vekili karşı dava dilekçesinde; davalının şirkete hissedar olmasından ve davalı kardeşinin de müdür olmasından sonra birçok hukuksuzluklar gerçekleştirdiğini, yapılan usulsüzlüklerin dilekçelerinde ayrıntılı şekilde açıklandığını, şirketin ve müvekkillerinin zarara uğramasına sebep olduklarını, şirket hakkında birçok dava açılmasına sebebiyet verdiklerini ileri sürerek müvekkillerinin uğramış olduğu zararın yılı itibari ile tespiti ile davacılar ve karşı davalıya isabet edecek olan tasfiye payından ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline, davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
3-Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla 30.05.2016 tarihinde yapılan olağan genel kurulda müdür olarak atanan müvekkilinin müdürlüğünün kayyım tarafından ilan ettirilmediğini, 30.07.2016 tarihinde kayyım çağrısı ile yapılan genel kurulda ortaklar arasında oy çokluğu ile yeni müdür atamasının yapılamadığını, davalı şirketin yasanın aradığı uzun süreli zorunlu organ oluşturulamaması ve bundan sonra da mutabakatla şirketi yönetecek organ oluşturulamaması koşullarının ortadan kalktığını, davalı şirketin petrol işinden inşaat işine yöneldiğini, kayyım elinde bulunan inşaatlarında müvekkilin elinden gittiğini, yeni işe girilmesinin zor olduğunu, şirketin kayyım elinde devam etmesinin sadece mevcut mal varlığında erime ve eksilmeye sebebiyet vereceğini, ileri sürerek sona erme koşulları oluşan şirketin 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesi hükümlerine göre mahkeme kararı ile sona erdirilerek tasfiye edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2-Birleşen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin yöneticisi olarak Abidin Öztürk'ün atanmasına ilişkin 21.12.2015 tarihli Genel Kurul kararına karşı diğer ortaklarca Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/147 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, yapılan yargılamada şirket yöneticisinin atanmasına ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesine aykırı olması sebebi ile genel kurul kararının iptali kararının henüz kesinleşmediğini, müvekkili şirkete kayyım atandığını, kayyım atamasının devamlılık arz edecek nitelikte bulunmadığını, mahkeme kararı çerçevesinde yeni bir genel kurul ile usulüne uygun şekilde yönetici atanması ile kayyım görevinin sona ereceğini, 30.05.2016 tarihli genel kurulda yeni müdür atanmasına ilişkin kararın ilanı için kayyım tarafından Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvuru yapıldığını, bu başvuruya verilen cevapta Kocaeli Ticaret Mahkemesinin 2016/147 E. sayılı kararının kesinleşmesi halinde işlem yapılacağının bildirildiğini, bu işleme karşıda Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/885 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, mahkemece 30.05.2016 tarihli genel kurul kararının tesciline karar verildiğini, bu kararın henüz kesinleşmediğini, müvekkili şirkette genel kurul toplantısı yapılması hususunda bir sıkıntı yaşanmadığını, şirketin geçici olarak kayyım eli ile yönetildiğini, dolayısıyla 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin ikinci fıkrasına uyar bir yan bulunmadığını, davacı tarafın tasfiye taleplerinin bu sebeple reddi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3-Birleşen davada asli müdahiller vekili asli müdahale dilekçesi ile; davalılar arasında Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/88 E. sayılı dosyasında devam eden limited şirketin feshi ve tasfiyesi davasında davalı ...'ün, davalı şirketin fesih ve tasfiyesini talep ettiğini, söz konusu davada davalı şirket yanında feri müdahil olarak yer aldıklarını, davalı ...'ün şirketin feshi ve tasfiyesi talebinin yerinde olmadığını, bilakis kendisinin davalı şirkete zarar verdiğini, müvekkilleri ile davalının şirket ortaklığının devamının imkansız hale geldiğini, davalının şirketin zararına hareket ettiğini, taraflar arasında imzalanan iş ortaklığı sözleşmesini ihlal ettiğini, taraflar arasında görülen davalar ve soruşturma dosyasının bulunduğunu savunarak davalı ...'ün davalı şirketin feshi ve tasfiyesi talebinin reddine, davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına, davalının şirkete vermiş olduğu zararların tespiti ile tasfiye payından tahsiline karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılıp görülen asıl davada; ortaklıktan çıkarma talep hakkının münhasıran şirkete ait olduğu, diğer ortakların mevcut yasal düzenlemeye göre ortaklıktan çıkarma talep hakkı olmadığından asıl davanın ve karşı davanın aktif husumet nedeni ile reddi gerektiği, karşı davacılar karşı davalının şirketi zarara uğrattığı iddiası ile tasfiye payına ilişkin takas mahsup talebinde bulunmuş iseler de zarar söz konusu olsa bile bu zararın şirkete ait olduğu, bu durumda da şirketin ancak takas mahsup talebinde bulunabileceğinden takas definin reddi gerektiği, birleşen dava yönünden davalı şirkete %50 oranında ortak davacının öncelikle davalı şirketin 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre organsız kalması sebebi ile feshine istemiş ise de Kocaeli 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/885 esas sayılı dosyası ile ...'ün müdür olarak atanmasına ilişkin genel kurul kararın tesciline ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesi sebebi ile şirketin organsız kalmadığı anlaşıldığından anılan madde kapsamında değerlendirme yapılmadığı, şirketin ekonomik durumuna ilişkin alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin öz kaynak tutarının yeterli olduğu, sermaye kaybı ve borca batıklık durumunun gerçekleşmediği, şirketin feshini gerektirecek mali bir tabloya sahip olunmadığı hususlarının belirtildiği, esas olanın şirketin devamlılığının sağlanılması olup, ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının hakimce değerlendirilmesi zorunlu olduğu, bu sebeple 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında fesih talebinin reddi gerektiği, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıkların bulunduğu, birlikte çalışmalarını ciddi şekilde güçleştiren olayların meydana geldiği ve bu durumun limited şirketten çıkmak için haklı bir sebep oluşturacağı, asli müdahil olan ortakların davacının ortaklıktan çıkmasına ilişkin talepleri yönünden yapılan değerlendirmede; bir ortağın mahkeme kararı ile ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin dava açma hakkı şirkete tanınmış bir hak olduğundan ortakların buna ilişkin taleplerinin reddedildiği, asli müdahillerin aynı zamanda davacının ortağı olduğu müşterek şirkete vermiş olduğu zararların tespiti ile tahsili talep edilmiş ise de dava konusunun şirketin feshi olması, asli müdahilin dava konusu hak veya şey üzerinde kısmen veya tamamen hak iddia etmesi olduğu, talep ile dava konusu farklı olduğundan asli müdahilin talebinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesi ile asıl ve karşı davanın husumet nedeniyle reddine, karşı davadaki takas talebinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, birleşen davadaki asli müdahillerin davasının reddine karar verilmiş, asıl ve birleşen davada davacı ...'ün karardan sonra 28.10.2022 tarihli dilekçesi ile asıl ve birleşen davadan feragat ettiğini beyan etmesi üzerine bu kez 25.11.2022 tarihli ek karar ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, 26.10.2022 tarihli mahkeme hükmü asıl davada davalılar- karşı davacılar vekili- birleşen davada asli müdahiller vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada davalılar-karşı davada davacılar- birleşen davada asli müdahiller vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar asıl davada davalılar- karşı davada davacılar- birleşen davada asli müdahiller vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava limited şirketin feshi ve tasfiyesi, karşı dava şirket ortaklığından çıkarılma ve uğranılan zararın tespiti ile tasfiye payından tahsili, birleşen dava limited şirketin feshi ve tasfiyesi, birleşen davada asli müdahale davacı ortağın limited şirket ortaklığından çıkarılması ve şirkete verdiği zararın tespiti ile tasfiye payından tahsili istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 636, 640 ıncı maddeleri.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl davada davalılar- karşı davacılar- birleşen davada asli müdahiller vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
08.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2023/5978 E., 2023/6689 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
tam metni aç
sayılı dosyası yönünden istinaf itirazlarının incelenmesinde davanın limited şirket ortağının diğer ortağın çıkarılması istemiyle açtığı dava olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince haklı sebebe dayalı olarak ortağın şirketten çıkarılması için şirket dava açılabileceği, ortağın bir başka ortağın şirketten çıkarılmasını isteyebileceğine dair yasada düzenlenmiş bir
11. Hukuk Dairesi 2023/5978 E. , 2023/6689 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1457 Esas, 2021/1355 Karar
HÜKÜM : Esastan ret; asıl ve birleşen davaların reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/532 E., 2021/586 K.
Taraflar arasındaki asıl dava dosyası şirketin fesih ve tasfiyesi, birleşen 2017/831 E. sayılı dava dosyası şirkete karşı açılmış müdür azli, birleşen 2017/1166 E. sayılı dava dosyası müdüre karşı açılmış müdür azli, birleşen 2018/250 E. sayılı dava dosyası ortak tarafından açılan davalı ortağın ortaklıktan çıkarılması istemine ilişkin davalardan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl dava dosyası yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, birleşen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/831 E. 2018/128 K. sayılı dosyası yönünden davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine, birleşen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1166 E. 2017/900 K. sayılı dosyası yönünden davanın reddine, birleşen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/250 E. 2018/258 K. sayılı dosyası yönünden davanın davacının aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davalarda davacı ... vekili ve birleşen davada davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davacı-birleşen davada davalı ... vekili ve birleşen davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili-birleşen davada davalı ... vekili
A.Asıl davada dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette 250 paya, dava dışı ortaklar ...'in ve ...'in 125'er paya sahip olduğunu, müvekkilinin kendi hissesini babasından devralmadan önce ...'in hileli işlemlerle şirketi tek başına temsile yetkili müdür olarak atandığını, şirket ortaklarının birbirine karşı güvenleri kalmadığını, şirketin esas sermayesinin 2/3'ünün karşılıksız kaldığından bu şartlar altında şirketin devamının mümkün olmadığını ileri sürerek, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiş, verdiği dilekçe ile haklı nedenle şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin davadan feragat ettiklerini bildirmiştir.
B.Birleşen 2017/831 E. sayılı dava dosyasında dava dilekçesinde; davalı olarak şirketi göstererek, şirket müdürü olan ...'in müdürlük görevini kötüye kullandığını ileri sürerek,davalı şirket müdürünün azline karar verilmesini talep etmiştir.
C. Birleşen 2017/1166 E. sayılı dava dosyasında dava dilekçesinde; davayı davalı şirket müdürü ...'e yönelterek şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili müdür olarak atanması gerekirken saf dışı bırakıldığını, davalı ...'i tek başına şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili müdür tayin edilmiş gibi ticaret siciline ilan ve tescil etmeye muvaffak olduğunu, davacının şirkete sokulmadığını, kendisine bilgi ve hesap verilmediğini, dava dışı ortak ... ve davalı ...'in davacıya danışmadan şarap imali konusunda davalı şirkete uzman olarak ... isimli bir şahsı işe aldıklarını ve bu şahsa davalı şirket adına maaşının dışında 50.000,00 TL yılda açıktan para ödendiğinin öğrenildiğini, uzun süre şirket genel kurulunun yapılmaması üzerine davacı tarafından bir çok kez sözlü ve yazılı olarak genel kurulun yapılması için şirket müdüründen talepte bulunulduğunu, taleplerin reddedildiğini, şirketin belirtilen adresinde mimari projeye ve imar kanuna aykırı olarak şarap mahseni oluşturulduğu, bu hali ile Urla Belediye Başkanlığınca mühürleme işlemi yapıldığını, başlı başına bu vakıanın dahi şirket müdürünün şirket menfaatlerine aykırı davrandığının kanıtı olduğunu ileri sürerek davalı müdürün azline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; davalı ...'in yalan yanlış iddialarla şirketin feshi ve tasfiyesi için dava açtığını, bu nedenle ortakların bir araya gelmelerinin mümkün olmadığını ileri sürerek davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına, davalı hissesinin müvekkili adına tesciline, davalının hisse pay bedelinin müvekkili tarafından ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl ve birleşen davalarda davacı-birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; şirketin tasfiyesi ve feshinin istenmesinin doğru olduğunu, ortaklıktan çıkarılmayı gerektirecek bir durum olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Asıl ve birleşen davada davalı ... Bağcılık Şarapçılık Zeytincilik Tarım ve Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; şirketin iyi yönetildiğini, davacının bilgi ve belge alabildiğini, ürün satışlarının her geçen yıl arttığını savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava dosyası yönünden davacı asil ve vekilinin açmış oldukları şirketin feshi ve tasfiyesine yönelik davadan feragat ettikleri, feragatin davaya son veren taraf işlemlerinden olduğu, davacı vekilinin vekaletnamesinin incelenmesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu, ana dosya yönünden davanın feragate binaen reddinin gerektiği, birleşen 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/831 E. sayılı dosyası yönünden açılan davanın şirket müdürünün azline yönelik bir dava olduğu ve davalı olarak USCA şirketinin gösterildiği, ancak şirket müdürünün azli davalarında husumetin azli istenen müdüre yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olup ayrıca şirketin dava edilmesi zorunluluğu bulunmadığı, bu sebeple husumet yokluğundan bu davanın reddinin gerektiği, birleşen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/250 E. sayılı dosyası yönünden davacı ... tarafından davalı ortak ... Erboy'un ortaklıktan çıkarılması istemli dava açıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 638 inci maddesinin ikinci fıkrasında limited şirket ortağının haklı nedenle ortaklıktan çıkmak için dava açabileceğinin düzenlendiği ancak bir ortağın haklı nedenle diğer ortağın şirket ortaklığından çıkarılmasını isteme halinin kanunda öngörülmediği, bu husus göz önüne alındığında davacı ortak ... 'in aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı ve birleşen davanın davacının aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddinin gerektiği, birleşen 2017/1166 E. sayılı dosyası yönünden davacı tarafça davalı ... hakkında ...'in aynı Kanun'un 630 uncu maddesinin iki ve üçüncü fıkralarına göre azline karar verilmesine yönelik olarak dava açıldığı, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı şirketin mali tabloları üzerinde ve yine şirketin faaliyet merkezi ve işletmesi üzerinde fiilen teknik bilirkişiler tarafından yapılan reel değerlemeler kapsamında şirketin karlı bir işletme olduğu, muntazaman ticari faaliyetine devam ettiği, şirket müdürü olarak görevine hali hazırda devam eden ...'in mali yönden azlini gerektirecek herhangi bir hususun tespit edilemediği, bu nedenle davanın reddinin gerektiği gerekçesiyle asıl dava dosyası yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, birleşen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/831 E. 2018/128 K. Sayılı dosyası yönünden davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine, birleşen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1166 E. 2017/900 K. sayılı dosyası yönünden davanın reddine, birleşen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/250 E. 2018/258 K. sayılı dosyası yönünden davanın davacının aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacı ... vekili ve birleşen davada davacı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Asıl ve birleşen davalarda davacı-birleşen davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dayanak bilirkişi raporunun hatalı ve eksik olduğunu, mali değerlendirmelerin hatalı olduğunu, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/128 E. sayılı dosyada aldırılan bilirkişi raporunda şirketin zarar ettiğinin açık olduğunu, bu nedenle şirket müdürü ...'in müdürlük görevinden azlinin gerekmediği sonucuna varılamayacağını, davacının şirket faaliyetlerinden haberinin olmadığını, bilgi alamadığını, davacıya kâr payının ödenmediğini, şirket müdürünün kanuna aykırı olarak aynı anda limited şirket müdürlüğü de yaptığını, şirket müdürünün imara aykırı tadilat ve işlemler yaptığından yargılandığını, bunun bile müdürlükten azil için yeterli olduğunu, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/831 E., 2018/128 K. ve İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1166 E., 2017/900 K. sayılı dosyaları yönünden davanın ret kararının kaldırılması gerektiğini savunarak bu yönlerden kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Birleşen davada davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; birleşen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/250 E., 2018/258 K. sayılı dava dosyası yönünden kararın bozulmasını istediğini, her ne kadar şirket ortağının Kanun kapsamında diğer ortağın şirket ortaklığından çıkarılmasını isteme hakkı bulunmasa da 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) kapsamında gerekirse hukuk yaratılarak bu uyuşmazlığın çözülmesinin gerektiğini, davalının şirketin menfaatine aykırı davrandığının açık olduğunu savunarak yalnızca bu yönden kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile birleşen 2017/831 E. sayılı şirkete karşı açılmış müdür azli davasına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde limited şirketin müdürünün azli davalarında husumetin azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup ayrıca limited ortaklığa husumet düşmediği, nitelik itibariyle husumetin, davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece de re'sen nazara alınması gerekli olduğundan husumet düşmeyen şirkete karşı açılmış müdür azli davasının pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, birleşen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/250 E. sayılı dosyası yönünden istinaf itirazlarının incelenmesinde davanın limited şirket ortağının diğer ortağın çıkarılması istemiyle açtığı dava olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince haklı sebebe dayalı olarak ortağın şirketten çıkarılması için şirket dava açılabileceği, ortağın bir başka ortağın şirketten çıkarılmasını isteyebileceğine dair yasada düzenlenmiş bir hüküm bulunmadığı, ayrıca şirketin bu davayı açabilmesi için de aynı yasanın 616 ncı maddesinin birinci fıkrasının h bendi gereğince, genel kurulun bu konuda bir karar vermesi gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinin ikinci fıkrasında limited şirket ortağının haklı nedenle ortaklıktan çıkmak için dava açabileceğinin düzenlendiği, ancak bir ortağın haklı nedenle diğer ortağın şirket ortaklığından çıkarılmasını isteme halinin kanunda öngörülmediği, aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, birleşen 2017/1166 E. sayılı davaya yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde davanın müdüre karşı açılan haklı nedenlerle limited şirket müdürünün azli istemine ilişkin olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrasında her ortağın haklı sebeplerin varlığında yöneticilerin yönetim hakkını ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise yöneticinin özen ve bağlılık yükümlülüğü ile diğer kanunlarda ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetilmesi için gerekli yeteneği kaybetmesi hallerinin haklı sebep olarak düzenlendiği, şirket müdürü olarak görevine hali hazırda devam eden davalı müdürün mali yönden azlini gerektirecek herhangi bir hususun tespit edilemediği, yapılan reel değerlemeler kapsamında şirketin karlı bir işletme olduğu muntazaman ticari faaliyetine devam ettiği, davacının bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmasının mümkün olduğu, davacının bu yola gitmeksizin şirket müdürünün azlini istemesine yasal olanak bulunmadığı, genel kurul toplantısı yapılmamasının şirkete verdiği somut bir zararın iddia ve ispat edilemediği, genel kurul toplantısı yapılmamasının ve kâr payı dağıtılmamış olmasının müdürün azlini gerektiren bir neden olmadığı, davalı müdürün azlini gerektiren haklı sebeplerin tespit edilemediği, davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının reddi gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davalarda davacı-birleşen davada davalı ... vekili ve birleşen davada davacı ... vekili istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacı-birleşen davada davalı ... vekili ve birleşen davada davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl ve birleşen davalarda davacı-birleşen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Birleşen davada davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin fesih ve tasfiyesine yönelik asıl davaya ilişkin olmayıp, yalnızca birleşen 2017/831 E. sayılı dava dosyasında şirkete karşı açılmış müdür azli, birleşen 2017/1166 E. sayılı dava dosyasında müdüre karşı açılmış müdür azli, birleşen 2018/250 E. sayılı dava dosyasında ortak tarafından açılan davalı ortağın ortaklıktan çıkarılması istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
2.6102 sayılı Kanun'un 630, 638 ve 640 ıncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davalarda davacı ... vekili, birleşen davada davacı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden asıl ve birleşen davalarda davacı ... ve birleşen davada davacı ...'e yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2024/1200 E., 2025/194 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
tam metni aç
/3'ünün ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun birarada bulunduğu, 23.12.2019 tarihli genel kurulda karar alındığı, dolayısıyla ortaklıktan çıkartılma talebine ilişkin özel dava şartının somut olayda gerçekleştiği, 6102 sayılı Kanun'un 640. maddesi uyarınca haklı sebebin her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi zorunlu olup, haklı sebebin çıkartılması istenen ortağın ş
11. Hukuk Dairesi 2024/1200 E. , 2025/194 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1431 Esas, 2023/1486 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/745 E., 2021/248 K.
BİRLEŞEN DAVA : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/283 E.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili ile kardeşleri ..., ... ve ...'nun davalı şirketi kurduklarını, ...'nun hissesini satarak şirketten ayrıldığını, ...'nun vefat ettiğini, mirasçıları ..., ... ve ...'nun halen şirket ortağı olduğunu, ...'nun vefat ettiğini ve mirasçılarından ...'nun halen şirket ortağı olduğunu, 12.02.2014 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul ve 2014/001 sayılı kararla şirketi temsil ve ilzam konusunda şirket ortaklarının karar aldıklarını, bu toplantıya şirket ortakları ..., ..., ..., ... ile ...'nun katıldığını, ...'nun müdürler kurulu başkanı olarak atanmasıyla ... ve ...'nun münferit imza yetkisi ile müdür olarak on yıllığına seçildiklerini, şirket ortakları arasında 13.06.2016 tarihli bir protokol imzalandığını, protokolün konusunun şirket tasarrufu ile edinilen ve ... adına kayıtlı olan ya da son 6 ay içinde ...'dan üçüncü kişilere devredilen taşınmaz varlıklar ile taşınır varlıklara, alacaklara, şirketi temsil ve idaresine ilişkin olarak tarafların üstlendikleri hak ve yükümlülüklerin belirlenmesine, taşınır ve taşınmaz malların taksimine ilişkin karşılıklı taahhütler olarak kararlaştırıldığını, protokolde sözü geçen taşınmazların şirket malı olmadığını, tarafların 13.06.2016 tarihindeki protokole atıf yaparak 14.06.2016 tarihinde düzenlemiş oldukları ortakların ibrası konusunu içeren ek protokol ile birbirlerini ibra ettiklerini, protokol hükümlerinin müvekkili tarafından yerine getirildiğini, müvekkilinin hiçbir zorunluluğu olmadığı halde adına kayıtlı kıymetli taşınmazları şirkete ve diğer ortaklara devrettiğini, buna rağmen diğer ortaklar tarafından 14.06.2016 tarihinde çağrısız genel kurul yapıldığını, bu genel kurul toplantısında müvekkili, ... ve ...'nun 10 yıl süre ile müdür olarak atandığını, ...'nun müdürler kurulu başkanı olarak seçildiğini, şirketin tüm işlem ve yetkilerinin çift imzaya tabi olacağına karar verildiğini, müvekkilinin yönetim yetkilerinin elinden alındığını, alınan bu kararlar sonucunda müvekkiline muhalif olan yeğenlerinin şirketin iş ve temsilinde elde ettikleri çift imza yetkisi ile hakim duruma geçtiklerini, müvekkilinin şirket işlerinden dışlanarak, kendisine hiçbir şekilde bilgi vermeden güven sarsıcı işlemlerde bulunduklarını, diğer iki ortak bir araya gelip çift imza yetkisi ile şirketi temsilen bütün iş ve işlemleri gerçekleştirerek, müvekkiline limited şirket müdürü olarak şirketi temsil yetkisinin kullandırmadıklarını, müdürler ... ve ...'nun özen ve bağlılık yükümlülükleri gereğince asli görev ve borçları yerine getirmedikleri gibi kişisel menfaatlerine şirkette kayıt dışı işlem yaparak şirketi zarara uğrattıklarını, Kanundan ve sözleşmeden doğan eşitlik ilkesine de aykırı hareket ettiklerini, yönetim yetkilerini kötüye kullandıklarını, diğer ortakların babaları ile birlikte bu şirketi kurup bu günlere getiren, diğer ortakların amcası olan müvekkilini gösterdiği tüm iyi niyete rağmen şirket yönetiminden dışlayarak pasif hale getirdiklerini, kendisine hiçbir şekilde şirket yönetimi hakkında şirket hesaplarından ve alım satımlardan bilgi verilmeyerek, şirkette bir masada oturur hale getirerek gizli saklı işlemler yaptıklarını, anlaşmazlığın iyi niyet çerçevesinde çözülmesi için arabulucuya başvurarak karşı tarafa şirketten çıkma isteğinin bildirildiğini, bu toplantılarda da şirketten çıkma isteğinin kabul edilmediğini, amcalarının ortaklıktan ayrılması halinde şirketin iş yapamayacağı, zor duruma düşeceği yönünde, kendi menfaatlerine gerekçeler ileri sürdüklerini, müvekkilinin payını vermeyi kabul etmediklerini, müvekkilinin ortaklık payını yok etmeyi amaçladıklarını, delil tespiti yapıldığını, bu tespit sırasında da şirket kayıtları ve stok tespitini yapmak isteyen mahkeme heyeti ile bilirkişilere zorluk çıkarıldığını, bu tespite göre fabrika ve satış işyerlerinde kayıt dışı olan, şirketin envanterine kayıtlı olmayan çok miktarda makina, stok mal ve üretilen mallar bulunduğunun belirlendiğini, çok cüzi bir mal ve makinanın şirket envanterine kaydedildiğini, şirket ortaklarının şahsi hesaplarına ulaşılamadığını, ortaklardan ..., ..., ... ile diğer ortakların yurt içinde yerleşik bankalardaki açık yada kapanmış son beş yıla ait hesap hareketlerinin, şahsi hesapların mahkeme tarafından istenilmesi, alınan malların ve üretilen malların kimlerden alındığı ve kimlere satıldığı, bunların nakliyesine ait faturaların araştırılması halinde şirket kayıtlarına girmeyen satış bedellerinin ortaklar üzerinden yürütüldüğü ve şirketin büyük zarara uğratıldığının anlaşılacağını, şirketin bu günlere gelmesi, itibar kazanması ve piyasadaki marka değerinin oluşmasının müvekkilinin sayesinde olduğunu, piyasanın diğer ortaklardan ziyade müvekkilini tanıdığını, diğer ortakların hem müvekkilini şirket yönetiminden dışlamak hem de müvekkilini sembolik olarak şirkette tutmak istediklerini, müvekkilinin şirkette kalmasının şirket temsiline güvenin yitirilmesinden dolayı beklenemeyeceğini ileri sürerek davalı şirketin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkili şirketin aile şirketi olduğunu, ..., ..., davalı ... ve ... ortaklığı ile kurulduğunu, tüm ortakların %25 hisseye sahip olduklarını, müvekkili şirket ortaklarından ...'nun 1997 yılında vefat ettiğini, hisseleri mirasçılarına intikal ettiğini, ...'nun murisi ...'na ait hisseleri müvekkili şirket nezdinde tek başına temsil ettiğini, şirket ortaklarından ...'na ait hisselerin vefatından hemen önce 1997 yılında ... adına tanzim edilen vekâletname ile davalıya devredildiğini, ...'nun şirketi tek başına temsil etmesi için yetkilendirildiğini, ...'nun ortaklıktan ayrıldığını, müvekkil şirketi münferiden temsil konusunda davalı ile ...’nun yetkisi bulunduğunu, 04.03.2014 tarihli karar ile müvekkil şirketi münferiden temsil konusunda davalı ile ...’na yetki verildiğini, davalının müdürler kurulu başkanı olarak seçildiğini, bu yolla müvekkil şirketi temsil yetkisine haiz olan ...'nun 11.11.1997 tarihinde tüm yetkilerini davalıya devretmiş olduğundan davalının anılan tarihten 14.06.2016 tarihine kadar şirketi tek başına idare ettiğini, 2016 yılında yaşanan yönetim değişikliğinden sonra müvekkili şirket tarafından yapılan araştırmalarda davalının müvekkili şirkete ait bazı gelirleri kendi hesaplarına aktardığının tespit edildiğini, müvekkilinin elde edeceği gelirlerden mahrum kalmasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına, müvekkili şirketin şimdilik 50.000,00 TL alacağının davalıdan faizi ile tahsiline, müvekkilinin şirketin uğramış olduğu zarar için şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan faizi ile tahsiline, müvekkilinin uğramış olduğu manevi zarar için 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davalı şirketin haklı nedenle feshini gerektirecek herhangi bir sebebin bulunmadığını, akdedilen protokolün müvekkili şirketin ticari faaliyetleri neticesinde elde ettiği gelirlerden satın alınan ancak davacının kendi adına tescil edilen ve/veya davacı tarafından edinilmiş olan ve/veya protokol tarihinden 6 ay öncesine kadar devretmiş olduğu taşınmazların müvekkil şirket ortaklarına iade amacıyla akdedildiğini, protokolde tüm taşınmazların davacı yanca hak sahiplerine protokolde belirlenen şartlarla iade edildiğini, davacının müvekkili şirketi feshetmesi sürecini başlatanın protokol olup, davacının protokolü tek cümleyle açıklama sebebinin protokol ile müvekkili şirketin elde etmiş olduğu gelirler ile satın aldığı veya edindiği taşınmazları kendi adına tescil ettirmiş olduğu gerçeğini saklamak olduğunu, ek protokol kapsamında asıl protokolün kısmen davacı yanca yerine getirilmemesi sebebiyle tarafların ibrasının gerçekleşmediğini, her ne kadar davacı temsil yetkisinin elinden alındığını iddia etmiş ise de, çift imza ile şirketi temsil yetkisine haiz olan davacının diğer iki müdürden birisiyle şirketi temsil edebileceğini, iddiaları ispat külfetinin davacı üzerinde bulunduğunu, stok kayıtları ile müvekkili şirketin mizan ve mali tablolarının örtüştüğünü, yine Ankara Sanayi Odasınca tanzim edilen şirketin envanterini gösteren kapasite raporuyla bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda yer alan beyanların birbirini teyit ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; davacının dayandığı vakıaları somutlaştırmadığını, müvekkili hakkında sorumluluk davası açılmasında genel kurul kararı alınmasının dava şartı olduğunu, bu hususta genel kurul kararı bulunmadığını, müvekkilinin ibra edildiğini, tazminat ve alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, mal varlığı zararlarının manevi zarar kapsamına girmediğini, müvekkilinin ortaklıktan çıkarılma talebinin şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden; davalı şirketin 16.06.2016 tarihli genel kurulunda 10 yıl süre ile müştereken ..., ... ve ...'nun temsile yetkili kılındığı, ...'nun müdürler kurulu başkanı olarak seçildiği, davacının müdürler kurulunda yer aldığı, çift imzayla yönetime katılma imkanının bulunduğu, bu suretle yönetim yetkisinin olmadığından bahsedilemeyeceği, çift imzayla yetkili olan davacının imzalarının bulunduğu 2016-2019 yıllarına ait T. İş Bankası Ostim Şubesi'ne yazılan birçok talimatın olduğu, davacının şirketten dışlandığı ve kendisine bilgi verilmediği iddialarının sübuta ermediği, davacının şirket yetkilileri ... ve ...'nun görevlerini yerine getirmediklerine yönelik iddiasını ispata yarar somut bilgi ve belge sunmadığı, Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/171 D.İş sayılı dosyasıyla hazırlanan raporda, açıkça hammadde, malzeme, demirbaş ve sarf malzemelerinin tespitinin yapılmadığı, kısa zamanda tespit yapılmasının mümkün olmadığının beyan edildiği, bu suretle anılan raporun eksik incelemeye dayandığı gibi yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda şirket kayıtlarıyla fiili tespitin örtüştüğünün bildirildiği, ASO tarafından hazırlanan kapasite raporuyla envanterinin birbirini tuttuğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 636/3 hükmü kapsamında doğruluk ve güven kurallarına göre ortaklığın devam etmesinin davacıdan beklenilmeyecek şekilde haklı bir nedenin somut olayda var olmadığı, birleşen dava yönünden ise; 6102 sayılı Kanun'un 621/1-(h) hükmü uyarınca ortağın haklı sebepler dolayısı ile şirketten çıkartılması talebiyle mahkemeye başvurulabilmesi için temsil edilen oyların en az 2/3'ünün ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun birarada bulunduğu, 23.12.2019 tarihli genel kurulda karar alındığı, dolayısıyla ortaklıktan çıkartılma talebine ilişkin özel dava şartının somut olayda gerçekleştiği, 6102 sayılı Kanun'un 640. maddesi uyarınca haklı sebebin her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi zorunlu olup, haklı sebebin çıkartılması istenen ortağın şahsından kaynaklanması gerektiği, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda davalı ...'nun davacı şirket yetkili temsilcisi olduğu sırada 2013 yılında davacı şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren ... Makine Elektrik İnşaat Ticaret A.Ş.'yi tek pay sahibi olarak kurması ve yine 13.06.2016 tarihli protokolün konusunun şirket tasarrufu ile elde edilen ve fakat ... adına kayıtlı olan ya da son 6 ay içinde ...'ndan 3. kişilere devredilen taşınmaz varlıklar ile taşınır varlıklara, hak ve alacaklara şeklinde gösterilmesi karşısında protokolün şirket kaynakları ile davalı adına kayıtlı olan mal varlığı unsurlarının paylaşımının öngörüldüğü, protokolde imzası olan davalının ise somut maddi vakayı protokole imza atmakla kabul ettiği, bu suretle şirket kaynaklarıyla mal edindiği protokolle belirlenen davalının, limited şirket ortaklığından çıkartılması için haklı nedenin var olduğu belirtilmiş ise de, davalının tek hisse sahibi olduğu ... Makina...A.Ş.'yi 2013 yılında kurduğu, anılan şirketin tasfiye halinde olduğu, davacı şirketin ortakları arasındaki yakın akrabalık ilişkisi gözönünde bulundurulduğunda, davalının anılan şirketi kurduğunun diğer ortaklar tarafından bilinmemesinin, davacı şirket tüzel kişiliğinin bu durumdan haberdar olmamasının mümkün bulunmadığı, şirketin kuruluş tarihinden yaklaşık 7 yıl sonra ortaklıktan çıkartılma davasının açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, aradan geçen yaklaşık 7 yıllık süre içerisinde davacı şirket ortaklarının duruma zımnen rıza gösterdiğinin kabul edilmesi gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 396. maddesi uyarınca açılan bir tazminat davasının varlığının dahi iddia edilmediği, ayrıca 2016 yılında akdedilen protokol içeriğine göre makul bir süre içerisinde anılan protokol nedeniyle ortaklıktan çıkartılma davası açılması halinde protokol içeriğine konu maddi vakıa haklı sebep olarak kabul edilebilecek idiyse de, protokol tarihinden itibaren yaklaşık 4 yıl sonra anılan protokole istinaden ortaklıktan çıkartılma isteminde bulunulmasının yine hakkın kötüye kullanılması kapsamında kaldığı, aradan geçen 4 yıllık süre içerisinde davacı şirket ortaklarının davalıyı anılan eylemlerinden dolayı affettiğinin kabul edilmesi gerektiği, her ne kadar davacı tarafça, davalının kurduğu şirketin borçlarını davacı şirkete ödettiği, bir çok çekin davacı şirket hesapları yerine davalının hesaplarına aktarıldığı iddia edilmişse de anılan iddiaların ispat edilemediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince ve katılma yoluyla davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, limited şirketin haklı nedenle feshi, birleşen dava ise, limited şirket ortaklığından haklı nedenle çıkarma, alacak, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 16.01.2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Bir gıda üretim limited şirketinin ana sözleşmesinde, bir ortağın şirketin ticari sırlarını rakip firmalarla paylaşması halinde genel kurul kararıyla ortaklıktan çıkarılabileceği düzenlenmiştir. Bu maddeye dayanılarak, ortak Can'ın şirketten çıkarılması yönünde bir genel kurul kararı alınmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre Can, bu çıkarma kararının noter kanalıyla kendisine tebliğ edilmesinden itibaren kural olarak en geç kaç ay içinde kararın iptali için dava açabilir?
A) 1
B) 2
C) 3
D) 6
E) 12
Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.