6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 641

Türk Ticaret Kanunu 641. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 641- (1) Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir. (2) Şirket sözleşmesinde öngörülen ayrılma hakkı dolayısıyla, şirket sözleşmeleri ayrılma akçesini farklı bir şekilde düzenleyebilirler. 2. Ödeme

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

5 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2021/8313 E., 2023/2272 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
anması gerektiği, yargılama boyunca tarafların alınan bilirkişi raporundan karar tarihine kadar bu yönde herhangi bir talep veya itirazlarının bulunmadığı, istinaf başvurusunda da somut bir bilgi, belge sunulmadığından itibar edilmediğini, 6102 sayılı Kanun'un 641 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ortağın ayrılma akçesinin ayrılma tarihinde muaccel olduğu, bu tarihin mahkeme kararı ile meyd
11. Hukuk Dairesi         2021/8313 E.  ,  2023/2272 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/350 Esas, 2021/582 Karar KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2013/97 E., 2017/379 K. BİRLEŞEN DAVA : Manisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/398 E. Taraflar arasındaki asıl davada şirketin feshi ve birleşen davada ortaklıktan çıkarılma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın asıl davada davalı- birleşen davada davacı... Paz. Tic. Ltd. Şirketi vekili ile asıl dava davalılardan ... ve ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin... Ayakkabı San. ve Tic. A.Ş.'nin 4000/12000 hisse ile ortağı bulunduğu, ... Paz. Org. San. Tic. Ltd. Şti.'nin 400/1200 hisse ile ortağı bulunduğu, 220/960 hisse ile ortağı bulunduğu... Deri Ürünleri Tekstil Gıda Tic. Ltd. Şti. ortağı bulunduğunu, davalı... Ayakkabı San. ve Tic A.Ş.'nin 2009 yılından bu tarafa şirket genel kurul yapmadığını, şirketin sadece kağıt üzerinde yönetim kurulu olmadan gayrifaal olarak varlığını sürdürdüğünü, şirket merkezi olarak kayıtlarda gösterilen adresin diğer davalı şirket olan... Satış Dağıtım Organizasyon San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından bu şirketin merkezi ve imalat yeri olarak kullanıldığını,... Satış Paz. Org. San. ve Tic. Ltd. Şti. Şirket müdürleri tarafından usulsüz bir şekilde yönetildikleri Manisa 1 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/170 D. İş dosyası ile yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu sabit olduğunu,... Deri Ürünleri Ltd. Şti.'nin ise gayri faal olduğunu ve hiçbir iş yapmadığını, davalı... A.Ş.'nin sadece Ticaret sicili kayıtlarında var gözükmekte olduğunu, sadece Manisa İli, Merkez İlçesi, Veziroğlu Köyü 3885 parsel de bulunan Bahçeli fabrika binası ve müştemilatı ve tarla vasıflı Taşınmazın 472/871 hissesine sahip olduğunu, ... Satış Dağıtım Org. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin borçlu bir şirket olduğunu, şirketin mali işler müdürü olduğunu belirten ... tarafından Manisa 3 İş Mahkemesinin 2012/222 E. sayılı davasının 17.07.2013 tarihli duruşmasında tanık olarak vermiş olduğu beyanlarda kendisinin davalı şirketin mali işlerini yaptığını ve... Ayakkabı San. ve Tic. A.Ş.'nin gayri faal şirket olduğunu belirttiğini, ayrıca müvekkilinin diğer davalılar ..., ve ...'nın ortağı olduğu diğer davalı... Pazarlama Dağıtım Organizasyon Ltd. Şti.'nin davalı... A.Ş.'ye ait taşınmazda bulunan adresinde yapılan tespitte bu şirketin usulüne uygun idare edilmediği ve hesaplarının gayri resmi olmak üzere iki defter üzerinden yürütüldüğünün tespit edildiğini, yine aynı mahkemenin 2013/20 E. sayılı davası ile davalı şirketlere kayyum atanması için mahkemeden istemde bulunduğunu, yine... Sat. Dağ. Org. San. ve Tic. Ltd. Şti. Aleyhine Manisa 1 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/222 E. sayılı dosyası ile şirket müdürlerinin azli davasının müvekkili tarafından açıldığını, davalı şirketlerin gerek ortaklık yapıları gerekse organik ve fiili irtibatları nedeniyle bir bütün olarak ve numaralarını belirttikleri tespit dosyası ve diğer davalar ile birlikte ele alındığı zaman müvekkilinin davalı şirketlerin feshini istemekte haklı olduğunun ortaya çıkacağını ileri sürerek... Ayakkabı San. Tic. A.Ş.’nin 2009 tarihinden itibaren (4 yıldır) genel kurulunun toplanmaması, şirketin yönetim kurulunun olmaması, şirketin borçlu olması, gayrifaal olarak varlığını devam ettirmesi ve işletme konusunun imkansız hale gelmesi,... Deri ürn. Teks. ve Gıda Tic. Ltd. Şti.'nin hiçbir faaliyetinin olmaması,... Paz.Sat. Dağ. Org. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin iyi yönetilemediğini ve yasaya aykırı muhasebe yapıldığına ilişkin alınan bilirkişi raporu gereğince 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 529, 530 ve 531 inci maddeleri gereğince şirketlerin feshine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalının davacı şirketin kurucusu ve ortağı olduğunu, davalının davacı şirketteki ortaklıkları ile asıl davada ki iki şirkette daha ortaklığı bulunduğunu, her üç şirketin de aile şirketi olduğu ve ayakkabıcılık sektöründe... markası altında üretilen ürünlerin tüketicinin beğenisinin kazandığını, kalitesinin tescillenmiş ürünler olduğunu, davalının şirket ortağı olmanın vakarına yakışmayacak şekilde ortağı olduğu şirketler ve diğer ortakları ... ile ... aleyhine hareket ettiğini, ortaklara hakaret, küfür ve tehditte bulunmuş Manisa Asliye Hukuk Mahkemelerinde ortakları aleyhinde davalar ikame etmiş bu davranışları artık çekilmez hale geldiğinden davalıdan bu davranışlarına son vermesi istenmiş bu davranışlar son bulmayınca anlaşarak ayrılmak istemişler davalıya teklifler sunulmuş, hatta kendilerinin dahi ayrılabileceklerini söylemişler, fakat davalı teklifleri kabul etmediği gibi zarar verici davranışlarına da devam etmiş, davacının mahkeme kararı ile çıkarılması gündemli ortaklar kurulu toplantısını yapmaya karar verdiklerini davacının bu toplantılara katılmadığını, davalının şirketlerdeki temsil yetkilerinin diğer ortaklarca usulsüz olarak kaldırıldığı, şirketin diğer ortakların menfaati doğrultusunda kötü yöneltildiği ve kendisinin şirketi sokulmadığı, şirketlere kayyım atanması iddiaları ile davalar açtığını, ayrıca davalının ortaklarına karşı hakaret ve küfürden dolayı Sulh Ceza Mahkemelerinde davalar açıldığını ve bu kamu davalarının sonuçlanarak davalının üzerine atılı suçu işlediği sabit görülerek mahkumiyetine karar verildiğini, bütün bu davranışları ile kendisi ile şirket ortaklığının yürütülmesini çekilmez hale getiren davalının bizzat kendisi olduğunu, davalının ayrıca rekabet yasağına da aykırı davrandığını, dava konusu şirketlerde eskiden çalışan... ile oğlu olan...’ın ortak olduğu "Ayakkabı Toptan Ticareti" konulu işyerini kurduğunu, bu durumunda rekabet yasağına aykırı bir tutum ve davranış olduğunu ileri sürerek davalının şirket ortaklığından çıkarılmasını ve ayrılma akçesinin mahkemece tespit edilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. 2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; diğer iki ortağın şirketi ile geçirmeyi zihinlerinde planladığını, müvekkilini şirketin merkezine sokmadıklarını, müvekkilinin kirasını ödemeyip, su, elektrik, ve doğalgazını kestirmek suretiyle ekonomik çöküntüye uğratarak kendi istedikleri duruma getirmeye çalıştıklarını, şirkette çalışan oğlu...’ı kovarak yine bir ekonomik zorluk yaratma gayreti ile birlikte istedikleri gibi çalışma ortamı yaratma amacı güttüklerini, müvekkilinin rekabet yasağını ihlal ettiği iddiasında ise açılan işyeri ile müvekkilinin bir ilgisi ve bağlantısı olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davanın davalı şirketin feshine yönelik olduğundan şirket ortakları olan ..., ..., ... ve ... bakımından açılamayacağından bu davalılara yönelik açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine, davacı... Ayakkabı Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin 2009 yılından bu yana genel kurul toplantılarını yapmadığı ve yönetim kurulu olmadan gayri faal olarak varlığını sürdürdüğünü iddia ederek feshini talep ettiğini, ancak 2008 tarihli Genel Kurul Toplantısında yönetim kurulu üyeliklerine 3 yıl süre ile ..., ... ve ...nın seçildiğini, 21.08.2013 tarihinde yönetim kurulu toplantısı yapıldığı ve bu toplantıda Genel Kurul Toplantısının yapılmasına yönelik karar alındığı ve bu karara istinaden 06.09.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde Genel Kurul Toplantısına davet yazısının ilan edildiği ve 23.09.2013 tarihinde Genel Kurul toplantısının yapıldığı, benimsenen bilirkişi raporuna göre ise aktif malvarlığının 7.964,450,55 TL olduğu, usulüne uygun organlarının teşekkül ettiği ve aktif mal varlığı ile ticari hayatın içerisinde bulunduğu gerekçesiyle bu şirket açısından davacının haklı nedenle fesih koşulları ispatlanamadığından davanın reddine,... Satış Pazarlama Organizasyon ve Ticaret Ltd. Şti.'nin usulsüz yönetildiğini yine... Deri Ürünleri Tekstil Gıda Ticaret Ltd. Şti.'nin gayri faal olduğu, herhangi bir iş yapmadığını iddia ederek feshini talep ettiğini, benimsenen bilirkişi raporunda... Deri Ürünleri Tekstil ve Gıda Ticaret Limited Şirketinin özvarlık değerinin 508.995,85 TL olduğu Üç El Pazarlama Satış Dağıtım Organizasyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin özvarlığının 1.016.883,31 TL olduğu ve her iki şirketinde aktif malvarlıklarının bulunduğu,... Deri Ürünleri Tekstil ve Gıda Ticaret Limited Şirketinin kurulduğu 2002 yılından buyana aktif olarak yönetim organlarının oluştuğu ve kararların alındığı yine... Pazarlama Satış Dağıtım Organizasyon ve Ticaret Limitedd şirketinin kurulduğu 2007 yılından beridir aktif organlarının oluştuğu ve ticaret sicil gazetesinde ilanlarının yapıldığı ticari hayatta aslolanın şirketlerin devamı olduğu, alınan bilirkişi raporunda şirketlerin aktif malvarlıklarının olması ve her şirketin ayrı ticari defterlerini tutması ve yetkili kurullarının usulüne uygun oluştuğu ve aktif malvarlıkları ile ticari hayatlarına devam ettikleri gerekçesiyle haklı nedenle fesih koşullarının oluştuğu ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir. Birleşen davanın ise,... Pazarlama Satış Dağıtım Organizasyon ve Tic. Ltd. Şti.'nin 09.01.2013 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davalı ...'ın ortaklıktan haklı sebeple çıkarılması için mahkemeye müracat edilmesine karar verildiği, davacı şirketin ortaklarını ..., ... ve ... olduğu, ...'nun ortaklık payının %33.34, ...'nın ortaklık payının %33.33...'ın ortaklık payının %33.33 olduğu, ceza dosyalarında davalı ... ile diğer şirket yöneticileri ... ve ... arasında husumet oluştuğu, ceza dosyalarındaki kesinleşen Manisa 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/584 ve Manisa 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 201/270 E. sayılı dosyalarında davalı ... Hakkında hakaret suçunda ceza verilmesi ve kesinleşmesi nedeni ile ceza mahkemelerince eylemin oluş şekillerinin bağlayıcılığı olduğu ve olayların meydana gelişinde ...'ın kusurlu olduğu ve bu olaylar nedeniyle taraflar arasında güven ilişkisinin kalmadığı gerekçesiyle davalının davacı şirketten çıkarılması koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, ayrılma akçesi olarak 338.927,21 TL'nin tespitine ve ayrılma akçesinin davacı tarafından ödenmesine, ayrılma akçesine karar tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davalının şirketteki hisselerinin diğer ortaklara eşit olarak devredilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı- birleşen davada davacı... Paz. Tic. Ltd. Şirketi vekili ile asıl dava davalılardan ... ve ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Asıl davada davalı-birleşen davada davacı... Paz. Tic. Ltd. Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; ayrılma akçesi yönünden hüküm kurulan miktarın fazla olduğunu, ayrılma akçesinin tespitine ilişkin bilirkişi raporunun 2015 yılına ait olduğunu yani karar tarihi ile arasında çok zaman geçtiğini, bu sürede şirketin ekonomik durumu, aktif ve pasif dengesinin değiştiğini, bunun yanı sıra ayrılma akçesine uygulanan faiz başlangıcının ortaklıktan çıkarılma kararının kesinleşmesi ile muacceliyet kazanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. 2.Asıl dava davalılardan ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava dosyası yönünden verilen kararın yerinde olduğunu, fakat birleşen davada hükmolunan ayrılma akçesinin miktarının fazla olduğunu ve faizin de kararın kesinleştiği tarihten itibaren uygulanması gerektiğini belirterek kararın bu yönden kaldırılmasına karar verilmesini talep istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava davalıları ... ve ...'nın istinaf istemlerinin taraf sıfatlarının olmadığı birleşen davaya yönelik olduğu anlaşıldığından birleşen davaya yönelik istinaf yetkileri bulunmaması sebebiyle taleplerinin reddine, birleşen davada davacı şirketin rayiç bedelinin bilirkişi raporu tarihi olan 31.07.2015 tarihine göre belirlendiği, hüküm tarihinin ise 30.11.2017 tarihi olduğu, mahkemece bu rapor benimsenerek rapor tarihine göre belirlenen bedel üzerinden ayrılma akçesinin hesap edildiği, ortaklıktan çıkarılmasına karar verilen ortağın payının, karar tarihine en yakın tarihteki şirket rayiç değerinin belirlenerek hesaplanması gerektiği, yargılama boyunca tarafların alınan bilirkişi raporundan karar tarihine kadar bu yönde herhangi bir talep veya itirazlarının bulunmadığı, istinaf başvurusunda da somut bir bilgi, belge sunulmadığından itibar edilmediğini, 6102 sayılı Kanun'un 641 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ortağın ayrılma akçesinin ayrılma tarihinde muaccel olduğu, bu tarihin mahkeme kararı ile meydana geldiğinde hükmün kesinleştiği tarih olduğu, ayrılma akçesine kararın kesinleşme tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekirken karar tarihinden itibaren faiz uygulanmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen dava yönünden ... Paz. Tic. Ltd. Şirketi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; ayrılma akçesi yönünden hüküm kurulan miktarın fazla olduğunu, ayrılma akçesinin tespitine ilişkin bilirkişi raporunun 2015 yılına ait olduğunu yani karar tarihi ile arasında çok zaman geçtiğini, bu sürede şirketin ekonomik durumu, aktif ve pasif dengesinin değiştiğini, bunun yanı sıra ayrılma akçesine uygulanan faiz başlangıcının ortaklıktan çıkarılma kararının kesinleşmesi ile muacceliyet kazanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl dosyada ... Deri Ürünleri Tekstil ve Gıda Ticaret Ltd. Şti.,... Ayakkabı San. ve Tic. A.Ş. ve... Pazarlama Satış Dağıtım Organizasyon ve Tic. Ltd. Şti.'nin feshi istemine ilişkindir. Uyuşmazlık birleşen davada, davalı ... z'ın şirket ortaklığından çıkarılması ve ayrılma akçesinin mahkemece tespit edilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Kanun'un 529, 530, 531 ve 641 inci maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2019/3157 E., 2021/2041 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
ekçesinde de ikrar edildiği, her bir paydaşın münferiden temsil ve ilzama yetkili oldukları ancak birbirlerine karşı güven ve sadakatlerinin kalmadığı, bu nedenle davacının haklı sebeple şirket ortaklığından çıkma talebinde bulunabileceği, TTK'nın 641/1 maddesi uyarınca, davacının ayrılma akçesini talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacının davalı şirketten haklı sebeplerle
11. Hukuk Dairesi         2019/3157 E.  ,  2021/2041 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05.10.2018 tarih ve 2016/792 E. - 2018/627 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 07.05.2019 tarih ve 2019/53 E. - 2019/963 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 02.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı şirket vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette %10 oranında hissesi olduğunu, %90’lık diğer hissenin müvekkilinin amcası olan ...'e ait olduğunu, her iki ortağın davalı şirketi tek imza ile temsil ve yönetime yetkili olduklarını, müvekkilinin 2011 yılından bu yana müdürler kurulu başkanı olduğunu, davacının diğer pay sahibi ile birlikte ticari faaliyette bulunmasının imkansız hale gelmesi dolayısıyla ortaklıktan çıkmak istediğini, bu hususun diğer paydaş tarafından da kabul edildiğini, bu amaçla mali müşavir tarafından şirketin net aktifinin hesaplandığını ve müvekkilinin hisse değerinin 2.272.993,00 TL olarak belirlendiğini ve bu tutarın müvekkiline ödenmesi konusunda uzlaşmaya varıldığını, ancak diğer paydaşın ayrılma akçesini vermeyeceğini beyan ettiğini, müvekkilinin haklarını güvence altına alabilmek amacıyla şirketin temsil yetkisini devretmediğini, ...'in müvekkilinin elindeki müdürlük yetkisini almak için Antalya 3 Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde dava açtığını, taraflar arasındaki anlaşmazlıkların güven ilişkisini zedelediğini ileri sürerek, şirketin değerinin dava tarihi itibariyle belirlenmesini ve şimdilik 2.272.993,00 TL ayrılma akçesinin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsilini, müvekkilinin davalı şirketten çıkmasına, bu talepler kabul edilmediği taktirde şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının müdürler kurulu başkanı olduğunu, ortadaki yetki hisse durumundan oluşan güvensizliğin kaynağının davacı olduğunu, davacının soyut bir ifade ile haklı nedenlerle ortaklıktan ayrılmak istediğini beyan ettiğini ancak haklı sebebin ne olduğunu açıklamadığını, davacının şirket işleri ile ilgilenmediğini ve temsil yetkisini de devretmediğini, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davanın yönetim kurulunun toplanabilmesi için mahkemeden izin talebine ilişkin olup, işbu dava ile bir ilgisni bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, amca yeğen olan ortaklar arasında çıkan şahsi anlaşmazlıklar nedeniyle şirketin yönetimi ve faaliyetinin devamı için uzun süredir bir araya gelemedikleri, bu hususun Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesine verilen dava dilekçesinde de ikrar edildiği, her bir paydaşın münferiden temsil ve ilzama yetkili oldukları ancak birbirlerine karşı güven ve sadakatlerinin kalmadığı, bu nedenle davacının haklı sebeple şirket ortaklığından çıkma talebinde bulunabileceği, TTK'nın 641/1 maddesi uyarınca, davacının ayrılma akçesini talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacının davalı şirketten haklı sebeplerle çıkmasına, davacının hissesine düşen 1.990.189,97 TL’nin faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davacı tarafça ortaklıktan çıkmak istediğinin bildirildiği ancak herhangi bir gerekçe gösterilmediği, dava dışı ortağın şirket ortaklığından ayrılmasını kabul ettiğinin ileri sürüldüğü, cevaba cevap dilekçesinde de, taraflar arasındaki güvensizliğin ortakların yönetimsel anlaşmazlıklarından kaynaklandığının belirtildiği ancak, bu anlaşmazlıkların ne sebepten doğduğu ve anlaşmazlıkların niteliğinin gösterilmediği, haklı sebeplere ilişkin açıklama yapılıp delil bildirilmediği, davalı tarafça güvensizliğin kaynağının davacı olduğunun belirtildiği ancak haklı sebebin açıklanması gerektiğinin bildirildiği, ilk derece mahkemesince davacı ve diğer ortağın şirketin yönetimi ve faaliyetinin devamı için uzun süredir bir araya gelemedikleri, birbirlerine karşı güven ve sadakatlerinin kalmadığı gerekçesine yer verilmiş ise de, bu konuda dosya içerisinde örneği bulunan Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/640 E- 2017/321 K. sayılı dava dosyasına atıf yapmakla yetinildiği, işbu karar incelendiğinde, davacısının diğer hissedar olan ..., davalıların ise, Decus İnş. Yapı ve Ltd. Şti ve ..., davanın genel kurul toplantısına çağrı istemine ilişkin olduğu, davalı gerçek kişi hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddedildiği, davacının şirketi münferiden temsile yetkili müdür olması sebebiyle genel kurula çağrı isteminde bulunmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın esastan reddine karar verildiği ancak somut olayda, davacı ve dava dışı ortak şirketi münferiden temsile yetkili iki ayrı müdür olup davacı aynı zamanda müdürler kurulu başkanı sıfatına haiz olduğu, davacının şirket hakkında bilgi edinemediği, şirket toplantılarına çağrılmadığı, görevinin yaptırılmadığı, genel kurul toplantı çağrılarının akim kaldığı, şirketin zarara uğratıldığı, şirketin kötü yönetildiği şeklinde herhangi bir iddiasının da bulunmadığı, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasını gerektirir herhangi bir somut olay ya da uyuşmazlığın ortaya konulup kanıtlanamadığı ve haklı sebep kriterinin yerine getirilmediği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 05/10/2018 tarih, 2016/792 E- 2018/627 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve esasen davacı tarafından davalı şirketin ortakları arasındaki çatışma haline ilişkin olarak dayanılan, dava dışı diğer ortak tarafından açılmış, şirket ortaklar kurulunun toplantıya çağrılması ilk talepli davadan da anlaşılacağı üzere davacının müdürler kurulu başkanı sıfatıyla gerek yönetim kurulunun gerekse de genel kurulun toplatıya çağrılması konusunda münhasıran yetkili olması hasebiyle davacı tarafça dayanılan bu anlaşmazlığın asıl sorumlusunun bizzat davacı olduğunun anlaşılmasına göre, usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 04.03.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davalı şirket, 2 ortaklı bir limited şirket olup, ortaklar arasında şirket işlerinin yürütülmesine engel olacak derecede geçimsizlik bulunduğu sabit olmakla, davalı da davacının daha fazla kusurlu olduğunu ispat edememiş olduğundan ilk derece mahkemesince verilen çıkma kararı, çıkma payı dışında yerinde olup, İstinaf Mahkemesince çıkmanın haklı olduğunun kabulü ile, çıkma payı üzerindeki ihtilafı çözecek bir inceleme yapılması gerekirken davacının somut bir sebep göstermediği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından çoğunluğun onama kararına muhalifim. 04.03.2021
11. Hukuk Dairesi, 2018/3970 E., 2019/5566 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
e kağıt üstünde ortaklığa devam ettiğini, şirketin yanlış yönetiminden itibar kaybı yaşandığını, şirket kayıt ve defterlerinin davacı tarafından incelenmesinin engellendiğini ileri sürerek davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına ve TTK'nın 641/1 maddesi gereği davacının davalı şirketteki esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin bilirkişiler tarafından hesaplanarak verilm
11. Hukuk Dairesi         2018/3970 E.  ,  2019/5566 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19/07/2017 tarih ve 2015/623 E- 2017/620 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 25/05/2018 tarih ve 2018/125 E- 2018/568 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacının halen davalı şirketin %20 hissesine sahip ortağı olduğunu, davalı şirketin aynı zamanda şimdiki temsilcisi de olan dava dışı ...’ın 2011 yılında şirket hisselerinin tamamını devir almak istediğini, ancak işleri öğrenene kadar ve diğer sigorta şirketleri ile acentelik sözleşmesi yapılması için davacının bir süre daha şirkette ortak olarak kalmasını istediğini, şirket işleyişine müdahil olmayan davacının sadece kağıt üstünde ortaklığa devam ettiğini, şirketin yanlış yönetiminden itibar kaybı yaşandığını, şirket kayıt ve defterlerinin davacı tarafından incelenmesinin engellendiğini ileri sürerek davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına ve TTK'nın 641/1 maddesi gereği davacının davalı şirketteki esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin bilirkişiler tarafından hesaplanarak verilmesine, ayrılma akçesinin yaşayan şirket değerinin tespit edilerek iadesine ve ayrıca TTK'nın 638/2. maddesi gereği dava süresince davacı müvekkilin ortaklıktan doğan hak ve borçlarının tümünün tedbiren dondurulmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette 03/06/2004-03/06/2014 tarihleri arasında şirket müdürü olarak görev yaptığı, davacının müdür sıfatının sona erdiği 04/06/2014 tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar gerçekleşen yönetim ve işleyişin davacının müdür sıfatının bulunduğu dönemdeki davranışların devamı niteliğinde olduğu, davacının müdür sıfatının bulunduğu dönemde başlayıp devam eden davranışların objektif bakımdan haklı neden olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir. Ankara Bölge Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 18/09/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2016/9479 E., 2018/3890 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Mahkemece davalının çıkarılma payının TTK 641/1 maddesi uyarınca esas sermaye payının gerçek değerine uygun şekilde aynı Yasa'nın 642/1-c maddesine göre ayrılma ile muaccel olacağı gözetilerek ayrılmanın karar ile gerçekleşmesi karşında karar tarihine en yakın tarihteki gerçek (reel) değerinin
11. Hukuk Dairesi         2016/9479 E.  ,  2018/3890 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/05/2016 tarih ve 2010/345-2016/530 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili,davalının davacı .... Özel Eğitim ve Reh. Hiz. Tem. İnş. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin % 25 payla ortağı olduğunu, ancak şirketin 31/08/2009 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan karar uyarınca adı geçen davalının Kadirli de faaliyet gösteren başka bir rehabilitasyon şirketinin de ortağı olması sebebiyle müdürlük görevinden azledildiğini, buna rağmen azilden sonra davalının şirket kaşesini teslim etmeyerek bu kaşe ile şirket aleyhine bir bono düzenleyip dava dışı ...'ya teslim ettiğini, akabinde ... tarafından şirket aleyhine...İcra Müdürlüğünün 2009/4898 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, buna karşın şirketin böyle bir borcu bulunmaması nedeniyle menfi tespit davası açıldığını, yapılan görüşmeler sonucunda icra takibinden ve davadan vazgeçildiğini, yine davalı hakkında ....Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/252 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını, tüm bu nedenlerle davalının ortaklıktan çıkarılması gerektiğini ileri sürerek şirket esas sermayesinin tespit edilerek davalının hisse değerinin belirlenmesine, bu değerden davalı şirkete vermiş olduğu zararların miktarının tespit edilmek suretiyle mahsup edilmesine, bakiye bedel çıkması durumunda bu bedelin davalıdan tazminine, davalının şirkete vermiş olduğu zarar dolayısıyla şimdilik 8000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, davalının hissesinin ise şirketin değer ortakları olan ... ve ... arasında paylaştırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, ....Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/347 esas sayılı dosyası ile muhik sebeplere binaen ...'nın Yeşereneller Özel Eğitim ve Reh. Hiz. Tem. İnş. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti'deki payının hesap edilerek şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi istemi ile dava açtıklarını, her iki dosyanın birleştirilmesini, dava dilekçesinde dile getirilen iddiaların doğru olmadığını, ayrıca davacının herhangi bir zarara uğramadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ortak ...'nın davacı şirketin müdürü iken aynı alanda faaliyet gösteren Umudumuz Paylaşmak Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Tic. Ltd. Şti'de de kurucu ortak olarak faaliyet gösterdiği ve şirket aleyhine bono düzenleyerek ortaklığı zararlandırıcı faaliyette bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına, 72.245,15 TL davalıya verilmesine, hissesinin mevcut ortaklıklar arasında paylaştırılmasına ve 5.432,22 TL tazminatın davacıya verilmesine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı ve davalı vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Ancak, dava, davalının, davacı şirket ortaklığından çıkarılması ve çıkma payının hesaplanması ile şirkete verdiği zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre ortaklıktan çıkarılmasına karar verilen ortağın payı karar tarihine en yakın tarihteki şirket sermayesinin rayiç değerinin belirlenmesine göre yapılması gerekir. Somut olayda davacının ayrılma payının hesaplanması dava tarihi olan 2010 yılı değerlerine göre yapılmıştır. Mahkemece davalının çıkarılma payının TTK 641/1 maddesi uyarınca esas sermaye payının gerçek değerine uygun şekilde aynı Yasa'nın 642/1-c maddesine göre ayrılma ile muaccel olacağı gözetilerek ayrılmanın karar ile gerçekleşmesi karşında karar tarihine en yakın tarihteki gerçek (reel) değerinin tespiti gerekirken yazılı gerekçelerle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalı vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalı vekillerinin temyiz itirazının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 23/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2019/1300 E., 2020/4359 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
tam metni aç
ğını, müvekkillerinin davalıya devretmiş oldukları hisselerin bedellerinin bilanço değerinin altında olmamak koşuluyla karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerleri üzerinden ödenmesi gerektiğini, zira ayrılma akçesi başlığını taşıyan TTK'nun 641/1. Maddesinin bu hususu düzenlediğini ileri sürerek, müvekkillerinden Gözde için 4.000 TL, Nilüfer için 4.000 TL ve Hüseyin için 2.
11. Hukuk Dairesi         2019/1300 E.  ,  2020/4359 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Lüleburgaz 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 05.12.2017 tarih ve 2014/508 E. - 2017/1323 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 27.12.2018 tarih ve 2018/220 E. - 2018/1327 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 20.10.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, davalının, müvekkillerinin devretmiş oldukları hisselerle Yön Özel Eğitim A.Ş.'ne önce ortak sonra da 2013 yılında yönetim kurulu başkanı olduğunu, yönetim kurulu başkanlığı yaptığı dönemde müvekkillerinin elinde kalan %85 oranındaki hisselerin tamamını 01.04.2014 tarihli hisse devir sözleşmesiyle devraldığını, davalının hisse devir sözleşmelerinden kaynaklanan bedeli ödemediğini, taraflar arasında yapılan hisse devir sözleşmelerinde "devir bedelinin nakden ve tamamen alınmış olduğu" yönünde herhangi bir ibare olmadığını, müvekkillerinin davalıya devretmiş oldukları hisselerin bedellerinin bilanço değerinin altında olmamak koşuluyla karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerleri üzerinden ödenmesi gerektiğini, zira ayrılma akçesi başlığını taşıyan TTK'nun 641/1. Maddesinin bu hususu düzenlediğini ileri sürerek, müvekkillerinden Gözde için 4.000 TL, Nilüfer için 4.000 TL ve Hüseyin için 2. 000 TL'nin ticari faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile, talep sonucunu davacılar Gözde için 1.404.141,90 TL, Nilüfer için 1.624.792,08 TL ve Hüseyin için 1.624.792,08 TL'ne yükseltmiştir. Davalı vekili, davacılardan Nilüfer ile müvekkilinin Yön Özel Eğitim A.Ş. dışında ayrıca ARF Eğitim Hiz. A.Ş. isimli şirketi kurduklarını, bu şirkette tarafların %50 oranında pay sahibi olduklarını, dava konusu şirketin özel okul inşaatı sebebiyle içinde bulunduğu mali şartlar ve yüklü miktardaki borç taahhüdü altına girmesi sebebiyle davacı ... ile davalı müvekkilinin ARF Eğitim A.Ş. ve YÖN Özel Eğitim A.Ş. isimli şirketleri aralarında paylaşma yoluna gittiklerini, alınan kararlar doğrultusunda müvekkilinin ARF Eğitim Hiz. A.Ş.'de bulunan hissesini davacılardan Nilüfer'e devrettiğini, davacıların da YÖN A.Ş.'de bulunan hisselerini müvekkiline devrettiğini, buna ilişkin tarafların taahhütname düzenlediklerini, taahhütnamelerde söz konusu şirketlerin devir tarihinde ne şekilde taraflar arasında paylaşılacağı, borç ve alacak mahsuplaşmaları, devir öncesi ve devir sonrası sorumlulukların belirlenmesi ve hisse devri bedellerinin ödenmesi konularındaki gerçek iradelerinin ortaya konulduğunu, bu taahhütnamede müvekkilinin ve şirketin ibra edildiğini, buna rağmen talep edilen hisse devri bedellerinin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların 01.04.2014 tarihli hisse devir sözleşmesi ile Yön Eğitim A.Ş.'de olan hisselerini devrettikleri, ancak davalı tarafından sözleşmede belirtilen bedellerin ödenmediğinin sabit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, Hüseyin'in hisse bedelleri için 58.500 TL, Gözde'nin hisse bedelleri için 227.500 TL, Nilüfer'in hisse bedelleri için 263.250 TL'nin, dava dilekçesinde belirtilen miktarlar bakımından dava, ıslah ile arttırılan kısımlar bakımından ise ıslah tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından ibraz edilen 01/04/2014 tarihli taahhütname adlı iki adet belgede davacılardan ..., ... ile davalı imzalarının bulunduğu, bunlarda hisse devri yapılan ARF Eğitim Hizmetleri A.Ş'de ve davaya konu Yön Özel Eğitim A.Ş.'de hisse devri sonrasında anılan şirketlerin doğmuş ve doğacak borçlarından sorumluluğa ilişkin düzenlemenin yer aldığı, hisse devir bedelleri ile ilgili her hangi bir ibra kaydının bulunmadığı, davalının savunmasında Yön Özel Eğitim A.Ş. hisseleri karşılığında davacılara nakit ödeme yapmadığını kabul ettiği, hisse devrine ilişkin noter sözleşmesinde de bedellerin nakden ödendiğine ilişkin bir ibarenin bulunmadığından hisse devir sözleşmesinde belirtilen bedellerin nakden davacılara ödenmediğinin sabit olduğu, TTK’nın 641/1 m. ortaklıktan çıkma halini düzenlemekte olup, ortaklıktan ayrılan ortağın ortaklık paylarının tespiti hususunda düzenlemeye yer verildiği, somut olayda ise, taraflar arasında iradi bir şekilde hisse devir sözleşmesi yapıldığından ve hisse devir sözleşmesinde taraflar pay bedelleri konusunda serbest iradeleri ile bedel tespit ettiklerinden anılan maddenin uygulanma imkanının bulunmadığı, davacıların hisse devir sözleşmesinde belirlenen pay bedelinin gerçek değeri yansıtmadığına ilişkin iddiasının bedelde muvazaa iddiasına dayanmakta olup, yazılı sözleşmeye karşı taraf muvazaa iddiasının HMK’nın 200. ve 201. m. belirtildiği üzere ancak yazılı delille kanıtlanabileceği, davacıları hisse devir sözleşmelerinde öngörülen bedelin muvazaalı olduğunu yazılı olarak ispatlayamadıkları, davalı taraflar arasında karşılıklı hisse trampası yapıldığını ileri sürmüş ise de, davalının trampa sözleşmesini yazılı olarak ispatlayamadığı, gerek Yön Özel Eğitim A.Ş. hisselerini devreden davacılardan sadece Nilüfer'e ARF Eğitim Hizmetleri A.Ş.'de bulunan davalı hissesinin devredilmiş olması, gerekse her iki şirkete ait hisse devir bedelleri arasındaki fark dikkate alındığında davalının trampa iddiasının kabul edilmemesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, şirket kayıtları ve yapılan hisse devir sözleşmeleri kapsamında davacılar ile davalının hisse oranları belirli olup, bunun aksinin davalı tarafça yazılı olarak ispatlanamadığı, davalının dayandığı 31.08.2013 tarihli ortaklık sözleşmesinin davaya konu şirket sorumluluğunda inşa edilecek özel okul inşaatına ilişkin bir ön sözleşme olup, söz konusu şirketin yeni sermaye yapısına ilişkin düzenleme içerdiği ve sözleşmede ön görülen hisse devirlerinin Eylül 2015 tarihinden önce yapılmayacağının kararlaştırıldığı, şirkete yeni ortaklar alınmasına ve söz konusu proje için finansman ihtiyacının karşılanması sonunda taahhüt edilen miktarların ödenmesi koşulu ile yeni hisse oranlarının nasıl oluşacağına ilişkin ön sözleşme olup, burada yer alan taahhütler nedeniyle anılan şirkette davalının %50 hisse sahibi olduğu anlamının çıkmadığı, 01.04.2014 tarihli taahhütname altında davacılardan Nilüfer ve Hüseyin'in imzası bulunmakla birlikte anılan taahhütnamenin, hisse devri sonunda şirket borçlarından sorumluluğa ilişkin olup, hisse bedelleri konusunda ibra içermediği gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve davalı tarafından dava dışı ARF Eğitim A.Ş. 'deki hisselerinin davacı ...'na devri nedeniyle ayrı bir dava açılabilecek olmasına göre, yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine ve karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalıya ödenmesine, aşağıda yazılı bakiye 28.139,46 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 22.10.2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda gerek Bölge Adliye Mahkemesi ve gerekse Yargıtayca hükmedilecek istinaf red harcı ile temyiz onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir. 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı", (1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı", 1/e maddesinde de "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" düzenlenmiştir. Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir. Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd) Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir.(Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99) 1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır. Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir. Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir. Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararına, alınan harcın niteliğine göre maktu olmalıdır. Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Şahıs şirketlerinde ortağın şirketten ayrılması (sermayesinin iadesi) mümkün müdür?

A) Hayır, kesinlikle mümkün değildir.
B) Evet, ortağın sermayesinin iadesini alıp çıkma hakkı vardır.
C) Sadece şirketin feshi ile mümkündür.
D) Sadece diğer ortakların onayı ile mümkündür.
E) Sadece yerine yeni ortak bulursa mümkündür.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol