6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 642

Türk Ticaret Kanunu 642. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 642- (1) Ayrılma akçesi; a) Şirket kullanılabilir bir özkaynak üzerinde tasarruf ediyorsa, b) Ayrılan kişinin esas sermaye payları devredilebiliyorsa, c) Esas sermaye, ilgili hükümlere göre azaltılmışsa, ayrılma ile muaccel olur. (2) (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.) (3) Ayrılan ortağın ayrılma akçesinin ödenmeyen kısmı, şirkete karşı, bütün alacaklılardan sonra gelen bir alacak oluşturur. Bu husus yıllık raporda kullanılabilir özkaynak tutarının tespiti ile muaccel hâle gelir. D) Tasfiye

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
23. Hukuk Dairesi, 2012/3332 E., 2012/5960 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
Ödememe protestosu düzenlenmemesi halinde müracaat borçlularına gidilemeyeceği ve bono bedelinin sadece asıl borçlu durumundaki keşideciden istenebileceği hususu da TTK’nun 642/2 nci maddesinde açıkça yazılıdır.
23. Hukuk Dairesi         2012/3332 E.  ,  2012/5960 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki birleşen sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın kabulüne yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmiştir. Temyize konu karar niteliği gereği duruşmaya tâbi olmadığından duruşma isteminin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Asıl davada davacı vekili, borçlu şirkete ait makinenin satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde üst sıraya alınan davalının alacağının, mal kaçırmak maksadıyla muvazaalı biçimde oluşturulmuş, akdi ilişkiye dayanmayan bir alacak olduğunu, borçlunun da takibi hızlandırdığını ileri sürerek, davalının alacaklı olmadığının tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili, davalının alacağının mal kaçırmak maksadıyla muvazaalı biçimde oluşturulduğunu, senede dayansa dahi davalının alacağın varlığını ispat yükü altında olduğunu ileri sürerek, davalının alacağının olmadığının belirlenmesini ve sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili müvekkilinin, borçlu şirket yetkilisi dava dışı ...’e borç para yerine geçmek üzere hatır çekleri verdiğini ve bunun karşılığında takip dayanağı bonoyu aldığını, adı geçen şahsın aldığı çekleri borçlu şirketlere ciro ettiğini ve şirketlerin de bu çekleri bankaya teminat olarak teslim ettiğini, hatır çeklerini ödemek durumunda kalınca da takibe giriştiklerini savunarak, davaların reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, bono ilişkisine taraf olan şirketlerin ticari kayıtlarını ibraz etmedikleri, icra takibinin hatır çeklerinin verildiği iddia edilen...isimli kişiye yönelik olmadığı, ... 2. İcra Müdürlüğü’nün 2008/10796 sayılı takip dosyasında alacaklının davalı ..., borçlularının ise... Tekstil Kimya İnşaat..Ltd.Şti.ve ... Gıda Temizlik Taş...Tic.Ltd.Şti. olması karşısında davalının kendi beyanı ile çelişir şekilde dava dışı borçlu ...gerçekte 300.000,-TL’lik bono düzenlenmesini gerektirir bir hukuki ilişkinin varlığının ispat olunamadığı, bu hukuki değerlendirmenin aksi yönündeki hukuki değerlendirmeyi içeren bilirkişi raporuna da itibar edilemeyeceği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların kabulü ile davalının alacağının muvazalı olduğunun tespitine ve sıra cetvelinden çıkartılmasına karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Davalı yan, takip dayanağı kıldığı bononun, keşide ettiği hatır çeklerinin paraya çevrilmesi halinde takibe konulmak üzere düzenlendiğini ileri sürmüş, mahkemece itibar edilmeyen bilirkişi raporunda çek ve bono bedellerinin birbirine yakın tutarları gösterdiği belirtilmiş ve karşılıklı verildiği iddia edilen kambiyo senetlerindeki keşideci, lehdar ve ciranta sırasının uyum içinde olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan davalı yanın imzasını taşıyan çeklerin bir kısmının hiç ibraz edilmemesi, bu kambiyo senetlerinin borçlu şirketlerin üçüncü kişilerle akdettikleri sözleşmelerin teminatını teşkil etmek amacıyla ciro edildikleri yönündeki savunmayı destekler mahiyette görülmüştür. Ödememe protestosu düzenlenmemesi halinde müracaat borçlularına gidilemeyeceği ve bono bedelinin sadece asıl borçlu durumundaki keşideciden istenebileceği hususu da TTK’nun 642/2 nci maddesinde açıkça yazılıdır. Hal böyle iken, keşideci durumunda bulunmayan... isimli kişiye karşı icra takibi yapılmamış olmasının davanın kabulüne gerekçe yapılması da doğru değildir. Bu durumda mahkemece, dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak ya da önceki kuruldan ek rapor alınarak, davalının alacağının, özellikle tahsil edilen çekler ve oluşan fer’ileri dikkate alınarak hangi tutara baliğ olduğunun tesbit edilmesi ve bu çerçevede bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 12.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (3)

(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi, 2007/6281 E., 2008/1573 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Mahkemece takibe konu bonoda ciranta durumundaki davacının TTK.nun 642-643-690. maddesi uyarınca protesto edilmeden hakkında takip yapılamayacağı, davalı vekili 05.10.2006 tarihli celsede senetle ilgili çekilmiş protesto olmadığını beyan ettiği, alacaklı davalının takipte kötüniyetli olduğu ispat edilemediği gerekçesi ile dav
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi         2007/6281 E.  ,  2008/1573 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit-istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, takibe konu bononun ön yüzünün fotokopisi icra dosyasında olmasına rağmen arka yüzünün fotokopisinin bulunmadığını, bonoda lehdar gözüken müvekkili hakkında icra takibi yapılabilmesi için müvekkilinin ciro etmesi ve ciro silsilesinin düzgün olması gerektiğini, ciro silsilesinin düzgün olması halinde ise hamilin cirantaya başvurabilmesi için bononun protesto edilmesi gerektiğini, protestonun bulunmadığını iddia ederek borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline ve davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında, davacının iddia ettiği hususların kambiyo senetlerine mahsus özel takip ile ilgili konular olup, bu tür iddiaların İcra Mahkemesi’nde ileri sürülebileceğini, takibin kesinleştiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece takibe konu bonoda ciranta durumundaki davacının TTK.nun 642-643-690. maddesi uyarınca protesto edilmeden hakkında takip yapılamayacağı, davalı vekili 05.10.2006 tarihli celsede senetle ilgili çekilmiş protesto olmadığını beyan ettiği, alacaklı davalının takipte kötüniyetli olduğu ispat edilemediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 22.02.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2006/23169 E., 2007/1159 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 8. İcra Mahkemesi
tam metni aç
O halde, olayda TTK.'nun 626 ve 642. maddelerinin adı geçen borçlu hakkında uygulanması mümkün bulunmadığı için bu borçlu yönünden de itirazın reddi yerine takibin iptali isabetsizdir.
12. Hukuk Dairesi         2006/23169 E.  ,  2007/1159 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 8. İcra Mahkemesi TARİHİ : 08/11/2006 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : İcra takibine dayanak yapılan 09.03.2006 vade tarihli ve 213.000 YTL bedelli bononun ön yüzü incelendiğinde borçlu U.-P.M.Ltd.Şti'in (keşideci-borçlu) sıfatıyla kaşe ve imzasının bulunduğu görülmektedir. Bononun arka yüzünde adı geçene ait kaşe, imzalı değildir. Bu durumda, adı geçenin ciranta sıfatını taşımadığı ve bonodan keşideci olarak attığı imza nedeniyle boçlu bulunduğu kabul edilmelidir. O halde, olayda TTK.'nun 626 ve 642. maddelerinin adı geçen borçlu hakkında uygulanması mümkün bulunmadığı için bu borçlu  yönünden de itirazın reddi yerine takibin iptali isabetsizdir. SONUÇ :Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 26.01.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Takip konusu bonolarda TTK.nun 626 ve 642. maddelerine göre keşidecinin yasal süresi içinde protesto edildiği, alacaklı vekilince karar düzeltme dilekçesi ekinde ödememe protestoları ibraz olunan ve incelenen protestolarla tespit edilmiştir.
12. Hukuk Dairesi 2001/4570 E., 2001/5885 K. 12. Hukuk Dairesi 2001/4570 E., 2001/5885 K. - MÜDDETLERİN HESABINDA TATİL GÜNLERİ- 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 620 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 626 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 635 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 642 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 647 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 664 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 690 ] "İçtihat Metni" Merci kararının bozulmasını mutazammın, 19.1.2001 tarih, 19898/594 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 19.3.2001 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü: Takip konusu bonolarda TTK.nun 626 ve 642. maddelerine göre keşidecinin yasal süresi içinde protesto edildiği, alacaklı vekilince karar düzeltme dilekçesi ekinde ödememe protestoları ibraz olunan ve incelenen protestolarla tespit edilmiştir. Şöyle ki; TTK. 690. maddesi göndermesiyle bonolarda da uygulanması gereken TTK.nun 664/2. maddesi gereğince poliçe ile ilgili muamelelerden biri son günü cumartesiye, pazara veya diğer bir resmi tatil gününe rastlayan bir müddet içinde yapılması lazım geldiği takdirde bu müddet onu takip eden ilk iş gününün sonuna kadar uzar. Aradaki tatil günleri müddet hesabına dahildir. Müddetin başındaki, ortasındaki veya sonundaki tatil günleri nedeni ile ayrıca bir uzatma talep olunamaz. Ancak, kanunun müddetlerin hesabında iş günü esasının uygulanacağı belirttiği hallerde (örneğin, TTK.nun 620, 626, 635, 647) tatil günlerinin müddet hesabına dahil edileceği yolundaki hüküm uygulanmaz (Prof. Dr. Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku). Somut olayda 15.1.1999 vadeli bonoda protesto çekmek için vadeyi takip eden 2 iş günü cumartesi-pazara rastlamıştır. Pazartesi idari tatil olması nedeniyle işgünü sayılır. Salı, Çarşamba, Perşembe yine resmi tatil olduğundan Cuma günü protestonun çekilmesi için 2. iş günü olarak belirleneceğinden 22.1.1999 tarihinde keşide edilen protesto da süresindedir. Hal böyle olunca alacaklının lehtar Ahmet hakkında takip yapmasında yasal bir engel olmadığından merci kararının onanması gerekirken bozulduğu görülmekle alacaklı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir. Sonuç: Alacaklı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 19.1.2001 tarihli 2000/19898-2001/594 sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, merci kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366. ve HUMK. 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 3.240.000.-lira onama harcı peşin alındığından mahsubuna, bakiye kalmadığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 6.4.2001 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Şahıs şirketlerinde ortağın şirketten ayrılması (sermayesinin iadesi) mümkün müdür?

A) Hayır, kesinlikle mümkün değildir.
B) Evet, ortağın sermayesinin iadesini alıp çıkma hakkı vardır.
C) Sadece şirketin feshi ile mümkündür.
D) Sadece diğer ortakların onayı ile mümkündür.
E) Sadece yerine yeni ortak bulursa mümkündür.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol