6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 643

Türk Ticaret Kanunu 643. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 643- (1) Tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır: E) Uygulanacak hükümler

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2024/3632 E., 2024/6081 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAdana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
sayılı dava dosyasına konu ek tasfiye işlemlerinin yapılması amacıyla, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 643 üncü maddesi ve 547 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ihyası ile ticaret siciline yeniden tesciline, ek tasfiye işlemlerinin takibi için şirketin son yetkililerinden ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına, yargılama giderlerinin davacı üzerinde
11. Hukuk Dairesi         2024/3632 E.  ,  2024/6081 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI :2023/1750 Esas, 2023/1502 Karar HÜKÜM :Ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Dörtyol 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI :2022/171 E., 2022/229 K. Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Ağız ve Diş Sağlığı Poliklinik Tic. Ltd. Şti'ye karşı müvekkili ... adına açtığı işçilik alacağı davasının 18.05.2021 tarihinde karara bağlandığını, Dörtyol 1. İş Mahkemesinin 2020/63 E., 2021/128 K. sayılı dava dosyasında müvekkili lehine işçilik alacağına hükmedildiğini ancak söz konusu şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına, yeniden ticaret siciline tesciline, şirketin son tasfiye memurunun ek tasfiye işlemleri için tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Tasfiye Memuru ... vekili cevap dilekçesinde; ihyası istenilen şirketin hiç bir malvarlığı ve aktifinin olmaması nedeniyle tasfiye işlemlerinde bir usulsüzlük bulunmadığını savunarak haksız olarak açılan davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; tasfiye işlemlerini tamamlayan Tasfiye Halindeki ... Ağız ve Diş Sağlığı Poliklinik Tic. Ltd. Şti.'nin 04.02.2021 tarihli ve 2021/01 sayılı genel kurul kararına istinaden terkin tescili yapılarak, 04.02.2021 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, tasfiye sürecinin tamamen kanuna ve mevzuata uygun yapıldığını, müvekkilinin bu davada yasal hasım olup, yargılama gideri ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, ihyası talep edilen ... Ağız ve Diş Sağlığı Poliklik Ticaret Limited Şirketi'nin son yetkililerinden birinin ... olduğu, söz konusu şirketin ihyası için Dörtyol 1. İş Mahkemesinin 2020/63 E. sayılı dosyasında davacıya yetki verilmesi nedeni ile işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ... Ağız ve Diş Sağlığı Poliklik Ticaret Limited Şirketinin, Dörtyol 1. İş Mahkemesinin 2020/63 E. sayılı dava dosyasına konu ek tasfiye işlemlerinin yapılması amacıyla, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 643 üncü maddesi ve 547 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ihyası ile ticaret siciline yeniden tesciline, ek tasfiye işlemlerinin takibi için şirketin son yetkililerinden ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davalı ... vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ihya isteminin kabulü halinde, tasfiye işlemlerini yapması için son tasfiye memuru yahut memurlarının yahut da yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanıp, keyfiyetin tescil ve ilanına karar verilmesi gerektiği, ihyası talep edilen şirketin son yetkililerinden birinin ... olduğu, davacının sözü edilen şirketin ihyası için Dörtyol 1. İş Mahkemesinin 2020/63 E. sayılı dosyasında yetki verilmesi nedeni ile eldeki davayı açmada hukuki yararının bulunduğuna yönelik Mahkemece isabetli şekilde değerlendirilme yapıldığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı ... vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, şirketin ihyası istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci ve 643 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 05.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (3)

11. Hukuk Dairesi, 2024/1217 E., 2024/9298 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ahip ise de davacı yanca yargılamanın her aşamasında, devredilen işletmenin, şirketin tek mal varlığı olduğunun ve genel kurul kararı olmadan devrinin yapılmasının mümkün olmadığının iddia edildiği, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, 6102 sayılı TTK'nın 643. maddesi yollaması ile aynı Kanun'un 538/2.
11. Hukuk Dairesi         2024/1217 E.  ,  2024/9298 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI :2021/155 Esas, 2023/1408 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2017/981 E., 2020/298 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... Gıda Ltd Şti'nin tek yetkilisinin 2016 yılına kadar dava dışı ... iken müvekkilinin, 18.07.2016 tarihli pay devri sözleşmesi kapsamında şirket hisselerinin %50'si oranındaki 200 adet payı 200.000,00 TL bedelle adı geçenden devraldığını, sözleşmenin İzmir 21. Noterliğince onaylandığını, 18.07.2016 tarihli ve 2016/1 sıra numaralı genel kurul kararı ile şirketin iki ortaklı olarak devamına, müvekkili ile ...'in aksi kararlaştırılıncaya kadar süresiz şirket müdürü seçilmelerine, tek imzanın bulunduğu eski imza sirkülerinin iptaline ve ortakların şirketi müştereken imzaları ile temsil etmelerine karar verildiğini, bu genel kurul karar toplantı tutanağının da İzmir 21. Noterliğinin 23775 yevmiye numarası ile onaylandığını, davalı şirket yetkilisinin tüm hukuki işlemlerde müştereken imza gerektiğini bilmesine rağmen haksız ve kötü niyetli olarak daha önce iptal edilmiş imza sirkülerine dayanarak Bayraklı İzmir adresindeki Lezistan adlı işletmeyi, içinde bulunan menkul, demirbaş ve iş yeri çalışma ruhsatı ile birlikte 80.000,00 TL bedelle davalı ... şirketine devrettiğini, bu devrin Bornova 4. Noterliğince 30.09.2016 tarihinde onaylandığını, sözleşmenin butlanla sakat olduğunu, ortakların iradesine uygun olmadığını, müşterek imza bulunmadığını ve kanuni şekle uygun olmadığını iddia ederek geçmişe etkili olarak geçersizliğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... Doğrama Mobilya İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; limited şirketlerin pay devri ile genel kurul kararının ticaret siciline tescilinin ve ilanının gerekli olduğunu, oysa ki pay devir sözleşmesinin tescil edilmediğini, bu nedenle iyi niyetli 3. kişi durumunda olan müvekkili şirkete karşı ileri sürülemeyeceğini, imza yetkisinin belirlenmesine ilişkin kararın da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 375 inci maddesi doğrultusunda yönetim kurulu tarafından alınmaması sebebiyle hukuken geçersiz olduğunu, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalı davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ile dava dışı ... arasında düzenlenen limited şirket pay devri sözleşmesinin usulüne uygun şekilde noterde düzenlendiği ve davalı ....... Ltd. şirket kurulu tarafından onaylanması nedeni ile davacının pay sahibi haline geldiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı şirketler arasındaki ticari işletme devrinin, davacı ortağın rızası olmaksızın yapılması nedeniyle geçersiz olup olmadığı noktasında toplandığı, limited şirkette pay devri için ticaret siciline tescil ve ilanın kurucu mahiyette olmayıp yalnızca açıklayıcı nitelikte olduğu, davacı tarafından davalı ... Doğrama Mobilya İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.'nin ticari işletmenin devri sözleşmesini yaparken davacının pay devraldığını bildiği ve kötü niyetli olduğu hususunu kanıtlayamadığı, bu itibarla davanın reddine dair kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirkete ait işletmenin devrinin kanuni şekil unsurlarını taşımadığı iddiası ile geçersizliğinin tespiti istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve gerekçe Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ile dava dışı ...'in ortağı olduğu davalılardan ... Gıda Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti'ye ait işletmenin, dava dışı ortak tarafından diğer davalı ... şirketine devrinin, genel kurul kararı alınmadan gerçekleştirilmesi ve ticaret siciline tescil edilmemesi sebebi ile geçersiz olup olmadığına ilişkindir. Somut olayda, 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesine uygun düşecek şekilde, davacı ile dava dışı ...'in şirket hisse devri konusunda anlaştıkları, pay devrinin noterde gerçekleştirildiği, genel kurulda da buna ilişkin karar alındığı, bu itibarla pay devrinin tescile gerek olmaksızın geçerlilik kazandığı konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Buna karşılık limited şirkete ait işletmenin devrinin ticaret siciline tescili kurucu niteliğe haiz olmayıp, açıklayıcı etkiye sahip ise de davacı yanca yargılamanın her aşamasında, devredilen işletmenin, şirketin tek mal varlığı olduğunun ve genel kurul kararı olmadan devrinin yapılmasının mümkün olmadığının iddia edildiği, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, 6102 sayılı TTK'nın 643. maddesi yollaması ile aynı Kanun'un 538/2. maddesi uyarınca, limited şirketin fesih ve tasfiyesine yol açabilecek ölçüde mal varlığının devri genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayıldığı, dolayısıyla dava dışı şirket müdürünün yapmış olduğu devrin, şirketin tasfiyesine yol açar nitelikte işlem olup olmadığı, devirden sonra şirketin bu yüzden fesih ve tasfiyeye girip girmediği de önem arz etmekte olup, bu hususun ayrıca incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekir. O halde, mahkemece, dava dışı şirket müdürü tarafından genel kurul kararı alınmaksızın şirkete ait işletmenin satışı ile birlikte şirketin özsermayesini yitirip yitirmediği, dolayısıyla hukuki işlemin geçersiz olup olmadığı konusunda alanında uzman bilirkişi marifeti ile inceleme yaptırılıp bu husus değerlendirilmeden, eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2016/9959 E., 2018/4654 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
6102 sayılı TTK’nın 643. maddesi delaletiyle 535.
11. Hukuk Dairesi         2016/9959 E.  ,  2018/4654 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/03/2016 tarih ve 2015/1170-2016/546 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, ... Ltd Şti'nde,...'un %85, ...'nun %5 ve müvekkili ...'nın %10 paydaşları olduğunu... ve müvekkili ...'nın 23/11/2007 tarihinden başlamak üzere 10 yıl süre ile şirket müdürü seçildiklerini, müvekkilinin şirket müdürlüğünden istifa ihtarnamesinin 17/03/2008 tarihinde...'a ve 13/03/2008 tarihinde ...'na tebliğ edildiğini, istifa işleminin tescili ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilanı için, ... Ticaret Sicil Memurluğuna müvekkili tarafından yapılan başvurunun, ortaklar kurulu kararı olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, ancak müvekkilinin... ile husumeti olduğundan böyle bir kararı aldırabilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin şirket müdürlüğünden tek taraflı irade beyanı ile istifa edemeyeceğine dair bir yasa hükmü bulunmadığını, genel kurallar çerçevesinde her zaman istifa edebileceğini, şirket müdürüne tebliğ edildiği tarihte istifa işleminin geçerlilik kazanarak, Ticaret Sicil Memurluğunun bu tarihi esas alarak istifa işlemini tescil ve ilan ettirmesi gerektiğini ileri sürerek müvekkilinin şirketteki müdürlük sıfatının 17/03/2008 tarihi itibariyle sona erdiğini tespitine, tescili ile ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2009/551 esas sayılı karar ile, şirketin feshine ve tasfiye memuru olarak ...'nün atanmasına karar verildiği, mahkeme kararının tescilinin tasfiye memurunun talebi neticesinde gerçekleştirebileceği, tasfiye memuru ...'ye 12/10/2010 tarihinde gönderilen davet yazısının 15/12/2015 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkili kurumun davanın açılmasına neden olabilecek bir kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/551 esas ve 2010/381 karar sayılı dosyasında davacılar ... ve ... tarafından, davalı...'a karşı açılan şirketin feshine ve tasfiyesine yönelik dava sonucunda şirketin feshine, tasfiye memuru olarak mali müşavir ...'nün atanmasına karar verildiği, mahkeme kararının tescili için tasfiye memuru ...'ye gönderilen davet yazısının yargılama devam ederken 15/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği, davaya konu olan şirketin feshi sonucu, davacının şirket müdürlüğünden istifasının 17/03/2008 tarihi itibariyle sona erdiğinin tespit ve tescilini talep etmekte bu aşamada hukuken korunmaya değer ve güncel bir yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın HMK'nun 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, limited şirket müdürlüğü görevinin sona erdiğinin tespiti, tescili ve ilanı istemine ilişkindir. Davacı, şirket müdürlüğü görevinden istifa ettiğini, buna ilişkin olarak üç ortaklı şirketin müdür olan ortağına ve diğer ortağına tebligat yapıldığını, ancak şirketin buna ilişkin karar almadığını, tek taraflı iradesi ile istifa edebileceğini ileri sürmüştür. 6102 sayılı TTK’nın 643. maddesi delaletiyle 535. maddesi gözetildiğinde tasfiye haline giren şirket organı niteliği taşıyan müdürlerin hak ve vazifelerinin tasfiye hükümleri ile sınırlı biçimde devam edecek olması nedeniyle mahkemenin davacının hukuksal korunmaya değer güncel yararının bulunmadığına ilişkin davanın reddine dair gerekçesi yerinde değildir. Ancak davacının istifası tek taraflı varması muktazi nitelikte bir hukuki fiil olup, şirketle davacı arasındaki iç ilişki bakımından sonuç doğuracak olmasına rağmen dış ilişkide şirketin üçüncü kişilerle olan münasebetleri bakımından davacının işbu davayı açmakta hukuksal yararının varlığı kabul edilebilir olsa da davacının, TTK’nın 34. ve 22. maddeleriyle düzenlenen sınırlayıcı hükümler çerçevesinde müdürlük görevinden istifasının ticaret siciline tescil ve ilanını isteyebilecek ilgililer arasında kabulü mümkün görülmediğinden davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerekip yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalı ise de, sonucu itibariyle doğru olan kararın değişik bu gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan hükmün açıklanan değişik bu gerekçe ile ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20/06/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞIOY Bilindiği üzere Limited Şirketlerde, müdür veya müdürlerin istifası suretiyle görevlerinin sona ermesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 547 vd. maddelerinde Ticari Temsilci düzenlenmiş olup Limited Şirket müdürünün Ticari Temsilci olduğu açıktır. Ticari Temsilci hakkında, 6102 sayılı TTK'da aksine bir hüküm bulunmadığı durumda, 6098 sayılı TTK 547-550 maddesi hükümlerinin uygulanması mümkündür. Birer ticari temsilci olan müdürler istifa hakkına sahip olup, istifa hakkının iş sözleşmesindeki hükümlere uygun olarak yapılması gerekmektedir. Aksi halde müdürün şirkete karşı sorumluluğu sözkonusudur. Ticari Temsili (müdür), her zaman sözleşmeyi yani müdürlük görevini tek taraflı olarak sona erdirebilir (6098 sayılı TBK 512 md.). Zira limited şirkette müdürlük zorunlu bir görev değildir. Müdürlerin istifaları, tek taraflı olarak görevden ayrılmayı ifade ettiği içindir ki istifanın kabulü için herhangi bir makamın, örneğin ortaklar kurulunun onay ve kabulü aranmaz. İstifa keyfiyetinin şirkete bildirilmesi ve ortaklar kurulunca bu konuda karar alınması, müdürün şirkete karşı sorumluluğu yönünden önem arz etmekte olup, bu lazimenin yerine getirilmemesi, tek taraflı irade beyanı ile sonuç doğuran istifanın, geçerliliğine etkili değildir. Bununla birlikte somut uyuşmazlıkta davacı müdürün istifası, şirketin diğer müdür ve ortağına da tebliğ edilmiştir. Davacının, Ticaret Sicil Kayıtlarında dava dışı şirketin halen tescilli müdürü bulunması, istifa keyfiyetinin davacınınşahsını ilgilendirmesi nedeniyle davacı TTK 34 maddesinde ifade edilen "ilgili" kişilerden olup Ticaret Sicili Müdürlüğüne davacının başvuru hakkı olduğu kabulü gerekmektedir. Sayın çoğunluğun bu yöne ilişkin gerekçesine katılmadığımdan, diğer temyiz sebeplerinini incelenmesi gerekirken yazılı ve değişik gerekçe ile yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyım.
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi, 2007/6281 E., 2008/1573 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Mahkemece takibe konu bonoda ciranta durumundaki davacının TTK.nun 642-643-690. maddesi uyarınca protesto edilmeden hakkında takip yapılamayacağı, davalı vekili 05.10.2006 tarihli celsede senetle ilgili çekilmiş protesto olmadığını beyan ettiği, alacaklı davalının takipte kötüniyetli olduğu ispat edilemediği gerekçesi ile dav
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi         2007/6281 E.  ,  2008/1573 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit-istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, takibe konu bononun ön yüzünün fotokopisi icra dosyasında olmasına rağmen arka yüzünün fotokopisinin bulunmadığını, bonoda lehdar gözüken müvekkili hakkında icra takibi yapılabilmesi için müvekkilinin ciro etmesi ve ciro silsilesinin düzgün olması gerektiğini, ciro silsilesinin düzgün olması halinde ise hamilin cirantaya başvurabilmesi için bononun protesto edilmesi gerektiğini, protestonun bulunmadığını iddia ederek borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline ve davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında, davacının iddia ettiği hususların kambiyo senetlerine mahsus özel takip ile ilgili konular olup, bu tür iddiaların İcra Mahkemesi’nde ileri sürülebileceğini, takibin kesinleştiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece takibe konu bonoda ciranta durumundaki davacının TTK.nun 642-643-690. maddesi uyarınca protesto edilmeden hakkında takip yapılamayacağı, davalı vekili 05.10.2006 tarihli celsede senetle ilgili çekilmiş protesto olmadığını beyan ettiği, alacaklı davalının takipte kötüniyetli olduğu ispat edilemediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 22.02.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.