6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 647

Türk Ticaret Kanunu 647. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 647- (1) Mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak kurulması amacıyla kıymetli evrakın devri için her hâlde senet üzerindeki zilyetliğin devri şarttır. (2) Bundan başka emre yazılı senetlerde ciroya, nama yazılı senetlerde yazılı bir devir beyanına da gerek vardır. Bu beyan kıymetli evrakın veya ayrı bir kâğıdın üzerine yazılabilir. (3) Kanun veya sözleşme ile başkalarının, bu arada, özellikle borçlunun da devre katılmaları zorunluluğu öngörülebilir. II - Ciro 1. Şekil

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2022/4698 E., 2024/1327 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi
6102 sayılı Kanun'un 490, 494, 498, 499, 647 nci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 183 üncü maddesi.
11. Hukuk Dairesi         2022/4698 E.  ,  2024/1327 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/740 Esas, 2022/789 Karar İHBAR OLUNAN : Müflis Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş. Adına İflas Memurları; 1. Ferhat Yakıcı 2.... 3.... DAVA TARİHİ : 24.05.2021 HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/389 E., 2021/1192 K. Taraflar arasındaki anonim şirket hisse devrinin pay defterine kaydı (tescili) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş.'nin davalı şirketteki hisselerinin tamamının 90.000,00 TL bedel karşılığında davacı tarafından 30.06.2020 tarihinde imzalanan kayyım onaylı hisse devir sözleşmesi ile devir alındığını ancak davalı şirketin, devir eden şirketin iflasına karar verildiği, müflisin tasarruf ehliyetinin bulunmadığı ve dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş.'nin davalı şirkette bulunan 6 adet 15.000,00 TL'lik hissenin iflas masasına bildirildiği nedenlerine dayanarak söz konusu devir işleminin pay defterine işlenmesine ilişkin talebi yerine getirmediğini, davalı şirkete keşide edilen ihtarname ile iflas kararından önce yapılan devrin hukuken geçerli olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun)'nun 490 ıncı maddesi uyarınca nama yazılı payların herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devir edilebildiği, bu durumda ihtarnamenin tebliğinden itibaren en geç 3 gün içerisinde pay devrinin pay defterine işlenerek tescilinin sağlanması, aksi halde aleyhe ifa davası açılacağının ve tüm zararın da talep edileceğinin bildirildiğini, davalı tarafından keşide edilen cevabi ihtarnamede ise, nama yazılı hisse senedinin devir alana teslimi olmaksızın ayrıca bir kağıda yapılan temlikname ile devredilemeyeceğinin, iflas kararından önce muhatabın böyle bir talebi olmadığının, iflastan önce böyle bir devrin yapılmadığının, devir sözleşmesinin sonradan düzenlenmesinin muhtemel olduğunun, iflasın açılmasıyla borçlunun masaya dahil mallar üzerinde tasarruf yetkisi olmadığının ve gerçek bir devir söz konusu olsa bile pay defterine işlenmesinin mümkün olamayacağının bildirildiğini, halbuki söz konusu hisse devir sözleşmesinin devir eden şirketin iflasına karar verilmeden önce imzalanmış olduğunu, o dönemde devir eden şirketin tasarruflarının kayyum onayına tabi olduğundan hisse devir sözleşmesinin kayyum tarafından da onaylandığını, davalının hisse devrinin iflastan sonra yapıldığına dair iddiasının 17.07.2020 tarihinde görevi sona eren kayyumun görevi sona erdiği halde sonradan sözleşmeye onay verdiği anlamını taşıdığını, buna ilişkin her türlü talep ve dava haklarını saklı tuttuklarını ileri sürerek dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş'nin, davalı şirkette bulunan hisselerinin tamamının davacı ...Ş.'ye devrinin davalı şirketin pay defterine işlenmesine, ticaret siciline tesciline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; hisselerin toplam piyasa değeri ve kar payı toplamı üzerinden davanın eksik harcının tamamlanması gerektiğini, davalı şirketine yasal mükellefiyetini yerine getirdiğini, dava ile hiçbir ilgi bağının bulunmadığını, bu hisselerin davacı üzerine veya müflis şirket üzerinde olmasının davalının açısından hiçbir öneminin bulunmadığını, bu itibarla iflas masasının davaya dahil edilmesinin veya davanın iflas masasına ihbarının gerektiğini, hisse sahibi Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş. hakkında İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/290 E. sayılı kararı ile 16.10.2020 günü saat 14:44 itibarıyla iflasına karar verildiğini ve şirket hakkında iflas dosyası açıldığını, hisse devrinin pay defterine işlenmemesinin keyfi olmadığını, iflas kararından önce de davacının devir talebinin söz konusu olmadığını, iflas kararından çok sonra 22.02.2021 günü devir keyfiyetinin davalı şirkete bildirildiğini, geçerli bir hisse devir sözleşmesinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senetlerin nama yazılı pay senetleri olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 489 ve 490'ıncı maddelerinde hamiline ve nama yazılı senetlerin ne şekilde devredileceğinin düzenlendiği, buna göre somut olay çerçevesinde nama yazılı pay senetlerinin ciro ve teslim ile devredilebileceği ve devrin şirkete karşı pay defterine kayıt ile hüküm ifade edeceği, somut olayda dava konusu senetlerin davacı tarafça devir alındığı iddia olunan tarihte davalı şirketin henüz pay senetlerini veya pay senetleri yerine geçecek ilmuhaberleri bastırmadığı ve hak sahiplerine teslim etmediği, bu durumda pay senetlerinin zilyetliğinin devri hukuken ve fiilen mümkün olmadığı, ancak davacı tarafça dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic San A.Ş.'nin davalı şirketteki hisselerinin alacağın temliki hükümlerine göre kayyım onayı ile ve adi yazılı sözleşme ile temlik alınmasının mümkün olduğu, davacının adi yazılı sözleşme sunduğu, diğer yandan gerek davacı tarafça gerekse müflis Beğendik Şirketi tarafından iflas tarihinden önce payın devir edildiğinin davalıya bildirilmediği, bu nedenle Beğendik Şirketi iflas etmeden önce davalının payları davacı adına pay defterine kayıt (tescil) etme imkan ve yetkisinin bulunmadığı, iflas tarihinden sonra ise artık müflis şirketin devir işlemini bildirme hususunda tasarruf yetkisi bulunmadığı, zira iflasın açıldığı tarihten itibaren müflise ait tüm hak ve alacakların iflas masasına geçtiğini, iflas idare memurları tarafından dava tarihinden önce davalıya yöneltilen bir devir bildirimi de bulunmadığı, bu bildirimin yapılabilmesi için davacının müflis şirkete karşı dava yöneltmesi gerektiği, somut olayda ise müflis şirkete karşı açılan bir dava bulunmadığı, 2004 sayılı İcra ve İflas Knunu(2004 sayılı Kanun)'nun 198 inci maddesi hükmü uyarınca dava dışı Beğendik Şirketi'nin davalıya olan hisse devir borcunun para alacağına dönüştüğünü ve artık hisselerin davacı adına tescilinin istenemeyeceğini, ayrıca davacının hisselerin bedelini Beğendik Şirketine ödemiş olması durumunda para alacağı için müflis Beğendik Şirketi'ne karşı dava açması gerektiği, ancak bu davanın muhatabının da davalı olmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumete ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 30.06.2020 tarihli hisse devir sözleşmesinin 16.10.2020 tarihli iflas kararından önce olduğunu, söz konusu bu sözleşmenin tasarrufi bir işlem olduğu ve kayyum onayı ile birlikte geçerli olduğu mahkeme tarafından tespit edildiğini, devir sonunda borçlu, devirden ister haberdar olsun ister olmasın devralan devredilen alacağı kazanacağını, devredenin, devredilen alacak üzerinde bir hakkı kalmadığından onun iflası halinde bu alacak iflas masasına kaydedilmeyeceğini, hisse devir sözleşmesinin imzalanmasıyla beraber söz konusu payların devralan müvekkili şirkete geçmiş ve hukuki işlemin tasarruf aşamasının gerçekleşmiş olduğunu, hisse devrinin muhataba bildirimi için yasal bir süre öngörülmediğini, ayrıca bu bildirimin mutlaka devir eden tarafından yapılması yönünde de yasal bir zorunluluk bulunmadığını, hisse devrinin geçerli bir sözleşme ile iflas kararından önce gerçekleşmiş olmasından sonra davacı müvekkil şirketin dava dışı devir eden şirketten herhangi bir talep veya alacağı bulunmadığını,kaldı ki geçerli bir hisse devrinin pay defterine işlenmesi borcu davalı şirkete ait bir borç olduğunu, dava dışı Beğendik A.Ş.'nin davalı şirket nezdindeki paylarını devretmesi neticesinde tüm hak ve alacakların davacı müvekkili şirkete geçtiğini, 30.06.2020 tarihli devir sözleşmesinin imzanlaması ile birlikte Beğendik A.Ş.'nin söz konusu paylar üzerinde tasarruf ehliyeti kalmadığını, bu devrin davalı şirketin onayına da tabi olmadığını, davalı şirketin kendilerine iletilen devir sözleşmesi uyarınca payların davacı şirket adına tescilini sağlamakla yükümlü olduğunu, paylar üzerinde herhangi bir tasarruf yetkisi olmayan Beğendik A.Ş. ve iflas idare memurlarının pay defterine tescil talebinde bulunmasının beklenemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hisse senetlerinin piyasa değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca harcın da buna göre tamamlanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı yanın istinaf başvurusu yönünden; İlk Derece Mahkemesinin 28.12.2021 tarihli nihai kararının davalı vekiline 15.01.2022 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ancak davalı vekilince 2 haftalık istinaf süresi dolduktan sonra 02.02.2022 tarihinde nihai karara yönelik istinaf başvurusunda bulunulduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun süresinde yapılmamış olması nedeniyle usulden reddine, davacı yanın istinaf başvurusu yönünden ise; davacı ile dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş. arasındaki hisse devir sözleşmesinin 30.06.2020 tarihli olduğu, bu devirden sonra dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş.'nin 16.10.2020 tarihinde iflasına karar verildiği, iflasın Ticaret Sicil Gazetesinde 02.11.2020 tarihinde ilan edildiği, ilan tarihine dek pay devrinin pay defterine tescili hususunda davalı şirkete yapılan herhangi bir başvurunun bulunmadığı, dosyadaki bilgi ve belgelere göre pay devrinin davalı şirkete 22.02.2021 tarihinde, yani iflasın ilanından itibaren 3 aydan fazla süre sonra bildirildiği, halbuki 2004 sayılı Kanun'un 336'ncı maddesine göre müflisin mallarını ellerinde bulunduran veya müflise borçlu olan üçüncü şahısların, iflasın açıldığına dair ilana muttali oldukları tarihten itibaren bir ay içinde o malları iflas idaresi emrine vermeleri gerektiği, iflasın alacaklıların hakları üzerindeki etkilerine ilişkin 2004 sayılı Kanun'un 198'inci maddesi uyarınca, davacının alacağının para alacağına dönüşmüş olması nedeniyle müflis şirketten olan hisse bedeli alacağının iflas masasından talep etmesi gerektiği, dolayısıyla ilk derece mahkemesi kararında herhangi bir isabetsizlik ve usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hisse devrinin, dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş. hakkında verilen 16.10.2020 tarihli iflas kararından önce "Mahkeme kararı ile her türlü işlem ve tasarrufu kayyum onayına tabi tutulan Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic.San. A.Ş.'ne atanan kayyumun onayı ile" 30.06.2020 tarihli sözleşme neticesinde gerçekleşmiş olduğunu, bu sözleşmenin tasarrufi bir işlem olarak geçerli olduğunu, dolayısıyla sözkonusu payların, bedeli mukabilinde devralan müvekkili şirkete geçtiğini ve böylece hukuki işlemin tamamlandığını, şirketin devre konu payların pay defterine kaydını kendiliğinden yapamayacağını, ilgililer özellikle hisseleri devralan tarafından talepte edilmesi gerektiğini, ancak hisse devrinin davalı şirkete bildirimi için yasal bir süre öngörülmediğini, zaten bu bildirimin kurucu değil bildirici nitelikte bir işlem olduğunu, ayrıca devir sonucunda borçlu devirden haberdar olsun ya da olmasın devralanın devredilen alacağı kazanacağını, devredenin devredilen alacak üzerinde bir hakkı kalmadığından iflası halinde bu alacağın iflas masasına kaydedilemeyeceği, hisse devri geçerli bir sözleşme ile iflas kararından önce gerçekleştikten sonra artık müvekkili şirketin dava dışı devir eden şirketten herhangi bir hak veya alacağı bulunmadığını, kaldı ki geçerli bir hisse devrinin pay defterine işlenmesi borcunun davalı şirkete ait bir borç/yükümlülük olduğunu, diğer yandan hisse devrinin davalı şirketin onayına tabi olmadığını, davalı şirketin kendilerine iletilen devir sözleşmesi uyarınca payların davacı şirket adına tescilini sağlamakla yükümlü olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş.'nin, davalı şirkete ait hisselerinin davacı tarafça devralındığı hususunun pay defterine kaydı isteminin yerinde olup olmadığı ve davacının davalının ortağı sayılıp sayılmayacağına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6102 sayılı Kanun'un 490, 494, 498, 499, 647 nci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 183 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1.Dava, dava dışı Beğendik Mazağa İşletmeleri Ticaret Sanayi ve Anonim Şirketi'nin davalı şirkete ait hisselerinin davacı tarafça devralındığı hususunun davalı şirket pay defterine kaydedilmesi talebine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 2.6102 sayılı Kanun'un 490 ıncı maddesi, anonim şirketlerde nama yazılı payların devrini düzenlemekte olup nama yazılı paylar, kanunda veya esas sözleşmede aksi yazılı olmadıkça herhangi bir sınırlamaya bağlı olmadan devredilebilir. Nitekim maddenin ikinci fıkrasında nama yazılı hisse senetlerinin ciro yoluyla devredileceğinin öngörülmüş olması, alacağın temliki yoluyla devrine engel değildir. Bu nedenle esas sözleşmede devir şekli hakkında herhangi bir hüküm yoksa nama yazılı hisse senetleri, 6098 sayılı Kanun'un 183 üncü ve devamı hükümlerine göre alacağın temliki yoluyla da devredilebilir. Özetle nama yazılı senetlerin alacağın temliki yoluyla devrinde devredenin beyanı, mahiyeti itibariyle alacağı temlik edenin beyanıyla aynı olup 6102 sayılı Kanun'un 647 nci maddesinin ikinci hükmünden anlaşılacağı üzere, beyanın nereye yazıldığının önemi yoktur. Senedi devreden şahıs, devir beyanını bu senet üzerine yazılabileceği gibi, başka bir kağıt üzerine de yazabilir. 3.Ortaklığa karşı ancak pay defterinde kayıtlı bulunan kimse ortak sıfatını haizdir. Pay devri, ortaklığa karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.10.2015 Tarihli 2014/15601 E. 2015/11180 K. sayılı ilamı). Pay defteri ise, 6102 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ticari defterlerden olup, pay defterinin tutulması, açılış ve kapanış onayları ile saklanması bakımından anlam taşır, yoksa pay defterinin özel olma karakterini etkilemez ve pay defterine yapılan kayıtlara kurucu nitelik kazandırmaz (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, 3.Baskı, s.2569). 4.Anonim şirketler için önemli bir kavram olan “pay”, üç anlamda kullanılır. Bunlardan ilki esas sermayenin bir parçasını ifade etmesidir. Esas sermayenin pay sayısına bölünmesi sonucu oluşan ve nominal (itibari) değeri olan her bir birim birer payı oluşturur. Pay sayısının ve nominal değerinin esas sözleşmede gösterilmesi zorunludur. Bir diğer anlamıyla pay; pay sahipliği konumunu yani ortaklık sıfatını ifade eder. Ortaklık sıfatından kaynaklanan hak ve borçlar paya bağlıdır. Pay elde edilirken ortaklık sıfatı da kazanılmış olur. Payın devredilmesi halinde ortaklık sıfatı ve buna bağlı hak ve borçlar da devredilmiş olur. Üçüncü anlamıyla pay; bir kıymetli evrak niteliğindeki pay senetlerini (hisse senetlerini) ifade eder. Hamiline düzenlenmiş paylar hariç olmak üzere, payın bir senede bağlanması zorunluluğu yoktur. Senede bağlanmamış paylar “çıplak pay” olarak adlandırılmıştır (Fatih Bilgili, Şirketler Hukuku, 2.basım, 2012, s.240,241 ). 5.Dava konusu senetlerin davacı tarafça devralındığı iddia edilen tarihte davalı şirketin henüz pay senetlerini veya pay senetleri yerine geçecek ilmuhaberleri bastırmadığı ve hak sahiplerine teslim etmediği tespit edilmiştir. Diğer yandan, anonim şirket tarafından henüz pay senedi ihraç edilmemiş olması ve ilmühaber dahi çıkarılmaması, anonim şirkette pay devrine engel teşkil etmeyecektir. Anonim ortaklığın çıplak paylarının devri konusunda Türk Ticaret Kanunu'nda bir hüküm bulunmamakla birlikte, payın devredilebilirliği ilkesi uyarınca, çıplak payın da senede bağlanmış paylar gibi serbestçe devredilebileceği, bu devrin 6098 sayılı Kanun'un 183 üncü maddesine göre alacağın temliki hükümleri çerçevesinde olacağı kabul edilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.11.2014 Tarih 2014/11-801 E. 2014/891 K. sayılı ilamı). Alacağın temliki tasarrufi bir işlem olduğu için, bununla çıplak pay devralana geçmektedir. Şekil olarak bedeli tam ödenmiş çıplak payın devri, payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile söz konusu olacaktır. 6.Somut olayda, davacı ile devreden dava dışı şirket arasında 30.06.2020 tarihli hisse devir sözleşmesi yapıldığı, devrin kayyum tarafından onaylandığı, bu devirden sonra devreden şirketin 16.10.2020 tarihinde iflasına karar verildiği ve bu kararın 02.11.2020 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiği, iflasın ilanından sonra pay devrinin 22.02.2021 tarihinde davalı şirkete bildirildiği, davalı şirketin de davacının pay defterine kayıt talebine ilişkin kendi tasarruf ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle 21.04.2021 tarih ve 2021/234 sayılı yazısı ile reddettiği, yine Beğendik Mağaza İşletmeleri Ticaret Sanayi A.Ş.'nin davalı şirket bünyesinde 6 adet 15.000 TL'lik hisse senedinin bulunduğunu bildiren aynı 21.04.2021 tarihli ve 2021/233 sayılı yazının düzenlenerek 26.04.2021 tarihinde icra müdürlüğüne ibraz edildiği, böylece devrin davalı kayıtlarına işlenmediği ve davacının kayıtlarda ortak görünmediği, diğer yandan hisselerin nama yazılı olduğu, usulüne uygun devrin yapılıp bedelinin ödendiği anlaşılmaktadır. 7. Bu durumda davacı, davalı şirkete karşı pay devrinin kaydı için başvurabilecektir. Ayrıca borsaya kote edilmiş nama yazılı paylar yönünden, 498'inci maddesi uyarınca; şirket, devralanın pay sahibi olarak tanınması istemini, istemi aldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde reddetmezse devralanı, pay sahibi olarak tanımış sayılır. Borsaya kote edilmemiş nama yazılı paylar yönünden ise, 6102 sayılı Kanun'un 494'üncü maddesi hükmünde; "Devir için gerekli olan onay verilmediği sürece, payların mülkiyeti ve paylara bağlı tüm haklar devredende kalır." şeklinde belirtilmiştir. Devir için şirketçe gerekli onay verilmediği taktirde, devre konu payların mülkiyeti ve paya ilişkin haklar devredende kalacaktır. Ancak, devir sözleşmesi şirket dışında kalan devreden ile devralanı hukuken bağlar. Maddenin üçüncü fıkrasında davalı şirket, talepten itibaren üç ay içerisinde onaylama işlemini reddetmemişse veya red haksız ise, şirketin onay verdiğinin kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Şirket onay vermeyi haksız olarak reddetmişse onay verilmiş sayılacaktır. Devralanın pay sahibi olarak tanınması istemine ilişkin bir şekil şartı ise öngörülmemiştir. Somut olayda dava konusu hisseler, 30.06.2020 tarihinde ve devredenin iflasından önce devralan davacıya geçmiştir. Artık davacı, usulüne uygun şekilde devredilmiş ve bedeli ödenmiş payların sahibidir. Şirketin kayıt talebini kendi tasarruf ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddi haksızdır. 8.Sonuç olarak, İlk Derece Mahkemesince, davanın pasif husumete ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile reddi ve bu karara karşı davacı yanın istinaf başvurusunun esastan reddi doğru olmamış, kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

12. Hukuk Dairesi, 2022/11323 E., 2023/4562 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Nama yazılı kıymetli evrakın devri esas olarak borçlunun onayına gerek olmaksızın yazılı devir (temlik) beyanında bulunulması (TTK M.647/2) ve devir anlaşmasıyla senet zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle gerçekleşir.
12. Hukuk Dairesi         2022/11323 E.  ,  2023/4562 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte borca, faize, ferilerine itiraz üzerine yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince itirazın reddine karar verilmiştir. Kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Borçlu İcra Mahkemesine başvurusunda; takibe konu senetlerin taksitli konut satışından kaynaklanan tüketici senetleri olduğunu, sözleşme feshedilmesine rağmen iade edilmeyerek bankaya ciro edildiğini, bankanın da senetlerin tüketici senedi olduğunu bildiğini, tüketici senetlerinin ciro edilmesinin mümkün olmadığını, İstanbul BAM 2019/1319 Esas sayılı kararının da bu yönde olduğunu, senetler hakkında Bakırköy 3. Tüketici Mahkemesi'nin 2019/228 Esas sayılı dosyasından verilmiş tedbir kararı olduğunu ileri sürerek takibin iptaline, alacaklı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Alacaklı banka, unsurları tam olan ve alacağın temliki yoluyla elde edilen takip konusu senetlerde bankanın yetkili hamil olduğunu, tüketici mahkemesinde görülen davanın tarafı olmadıklarını, tedbir kararının ihbar edilmediğini, temel borç ilişkisinden kaynaklanan defilerin dar yetkili icra hukuk mahkemesinde incelenemeyeceğini, tedbirin ve temel ilişkisiye yönelik defilerin kendilerine ileri sürülemeyeceğini, senetlerin üzerinde tüketici senedi olduğuna dair ibare olmadığını, iyi niyetli hamil konumunda olduklarını, borçlunun borçlu olmadığını kesin delillerle ispat etmesi gerektiğini ileri sürerek istemin reddine, borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI A. Gerekçe ve Sonuç Takibe konu senedin keşidecisinin borçlu, lehtarının ... Koza İnş. San ve Tic. A.Ş, alacaklının da ciranta ve yetkili hamil olduğu, senedin emre yazılı düzenlendiği, takibe konu senetlerde, senedin tüketici sözleşmesi nedeniyle verildiğine ilişkin bir ibare bulunmadığı, itiraz ve şikayet dilekçesi ekinde yer alan adi yazılı taşınmaz satış sözleşmesinin borçlu ve dava dışı ... Koza arasında yapıldığı, borçlu tarafından sunulan satış sözleşmesinin 2-A-c maddesinde satıcı lehine tanzim edilmiş emre muharrer senetler imzalanarak, satıcıya tevdi ve teslim edileceğinin düzenlendiği, bunun yanı sıra, sözleşme ekinde yer alan listede sıralı senetlere yer verildiği, buna karşın, takibe konu senetlerde, senedin tüketici sözleşmesi nedeniyle verildiğine ilişkin bir ibare bulunmadığı, dolayısıyla TTK'nın 687. maddesi uyarınca dava dışı ... Koza arasında akdedilen sözleşmenin iyiniyetli takip alacaklısına karşı ileri sürülmesinin olanaklı olmadığı, bu durumda; TTK'nın 687. maddesi hükmü gereği keşideci borçlunun; senedin tüketici senedi olarak verilmesi nedeni ile 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 6/A maddesi gereğince nama yazılı düzenlenmesi gerektiği iddiasını ve senet bedelinin dava dışı lehdara ödendiği iddiasını takip alacaklısına karşı ileri süremeyeceğinden şikayet ve borca itirazın reddine, tedbiren durma kararı verilmediğinden alacaklının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstinaf Sebepleri Borçlu, borca dayanak senetlerin Bakırköy 11. Tüketici Mahkemesinin 2021/470 Esas sayılı dosyasında kendisi açısından iptaline karar verildiğini, borçlu sıfatının kalmadığını, mahkeme kararının senetlerin tüketici senedi olduğunun sübut bulduğunu, tüketici senetlerinin devrinin mümkün olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı C.1.Gerekçe ve Sonuç Takip konusu senetlerin kambiyo senedi özelliklerini taşıdığı, dava dışı ... Koza ile yapılan sözleşme gereği ödeme aracı olarak verildikleri, alacaklının kambiyo hukuku gereğince takip hakkına sahip bulunduğu, sözleşmenin feshi nedeni ile bedelsizlik iddiasının İİK 169/a maddesi kapsamında delil ile ispatlanamadığı, takibe konu senetlerin genel yargılama yapan tüketici mahkemesi tarafından iptaline karar verilmesi nedeni ile icra müdürlüğünce gerekli işlemin yapılacağı, istinaf sebep ve gerekçelerinin yerinde olmadığı gerekçesi ile borçlunun istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Borçlu, istinaf dilekçesi içeriğini tekrarlayarak kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte borca, faize, ferilerine itiraza ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İİK'nın 16, 169; TMK'nın 778, 681, 687. maddesi. 3. Değerlendirme 6102 sayılı TTK’nın 778. maddesi ile bonolar hakkında da uygulanan aynı kanunun 687. maddesinde; "(1) Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. (2) Alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ilişkin hükümler saklıdır." hükmüne yer verilmiştir. Nama yazılı kıymetli evrak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nın 654. maddesinde, "Belli bir kişinin adına yazılı olup da, onun emrine kaydını içermeyen ve kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmayan kıymetli evrak, nama yazılı senet sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 778. maddesi ile bonolar hakkında da uygulanan aynı kanunun 681/2. maddesinde ise "Düzenleyen, poliçeye emre yazılı değildir ibaresini veya aynı anlamı ifade eden bir kaydı koymuşsa, poliçe ancak alacağın temliki yoluyla devrolunabilir ve bu devir alacağın temlikinin hukuki sonuçlarını doğurur." hükmü yer almaktadır. Bu açıklamalara ve özellikle tanıma göre, senedin nama yazılı bir senet olabilmesi için; bir kişinin namına yazılı olup, emre kaydını ihtiva etmemesi, fakat kanunen emre yazılı senetlerden ise, emre olmadığının ya da nama düzenlendiğinin belirtilmiş bulunması da gerekir (iş bono emre yazılı değildir, iş bu bono nama yazılıdır, iş bu bono ciro edilemez). Çünkü bu durumda senedin sadece emre kaydını içermemesi yeterli değildir. Nama yazılı kıymetli evrakın devri esas olarak borçlunun onayına gerek olmaksızın yazılı devir (temlik) beyanında bulunulması (TTK M.647/2) ve devir anlaşmasıyla senet zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle gerçekleşir. (TTK M. 647/1). Buradaki yazılı devir beyanının "temlik beyanı" olarak anlaşılması gerekir. Buna göre, nama yazılı senetlerin devri, alacağın temliki (6098 sayı TBK. M 183 vd) hükmü uyarınca yapılır. Nama yazılı senetlerin devrinde alacağın devri hükümleri uygulandığına yani, devir alan kişi devredenin halefi olduğuna göre, borçlu devir edene karşı haiz olduğu def'ileri, fazlası dahil, devir alana karşı da ileri sürebilir. Nama yazılı senet birkaç devir görmüşse, yani olayda bir temlikler zinciri varsa, senet borçlusu, BK m. 188'in lafzı gereğince, sadece senedin hamiline senedi devir eden kişiye, yani hamilin selefine değil, halefiyet ilkesinin gereği olarak, önceki bütün hamillere karşı ileri sürebileceği def'ileri (son) hamile ileri sürebilir. BK m. 19/2 ile BK m. 188/2'deki haller bundan hariçtir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, "iş bu nama yazılı senedin" ibaresini ihtiva eden takibe konu senetlerin nama yazılı olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Ayrıca muteriz borçlunun keşidecisi olduğu, senetlerin lehtar tarafından "İş bu alacağımı T. Borçlar Kanununun 183/194 madde hükümleri gereğince, tediye makamına kaim olmak üzere ... T.A.Ş. İkitelli Ticari Şubesine devir ve temlik ettim/ettik." açıklaması ile takip alacaklısına cirosu ve alacaklının cevap dilekçesinde alacağın temliki yoluyla elde edilen takip konusu senetlerde yetkili hamil olduğunu ileri sürmesi karşısında, takip dayanağı bonoların nama düzenlendiği açıkça anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında senet hamiline karşı keşideci her türlü def’ilerini ileri sürebilir (H.G.K.11.4.2007 tarih 12-206/202 sayılı kararı). O halde, borçlunun, takibe konu senetlerin lehdarına karşı ileri sürebileceği senetlerin bedelsiz olduğuna yönelik şahsi defiyi senetleri alacağın temliki yoluyla alan takip alacaklısına da karşı ileri sürebileceğinden, borçlunun bu yöndeki iddiaları incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz isabetsiz olup İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre borçlunun esasa yönelik diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2023/1401 E., 2023/8236 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Nama yazılı kıymetli evrakın devri esas olarak borçlunun onayına gerek olmaksızın yazılı devir (temlik) beyanında bulunulması (TTK M.647/2) ve devir anlaşmasıyla senet zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle gerçekleşir.
12. Hukuk Dairesi         2023/1401 E.  ,  2023/8236 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız icra takibinde; borçlunun icra mahkemesine başvurusunda takibe konu senetlerin taksitli konut satışından kaynaklanan tüketici senedi olduğu, sözleşmenin feshedilmesine karşın iade edilmeyerek alacaklı bankaya ciro edildiği, tüketici senetlerinin ciro edilemeyeceğini ve sair iddiaları ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesin’ce davanın reddi ile yasal şartları oluşmadığından tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verildiği,borçlu tarafından ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği,karara karşı borçlu tarafından temyiz yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür. 6102 sayılı TTK’nın 778. maddesi ile bonolar hakkında da uygulanan aynı kanunun 687. maddesinde; "(1) Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. (2) Alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ilişkin hükümler saklıdır." hükmüne yer verilmiştir. Nama yazılı kıymetli evrak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nın 654. maddesinde, "Belli bir kişinin adına yazılı olup da, onun emrine kaydını içermeyen ve kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmayan kıymetli evrak, nama yazılı senet sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 778. maddesi ile bonolar hakkında da uygulanan aynı kanunun 681/2. maddesinde ise "Düzenleyen, poliçeye emre yazılı değildir ibaresini veya aynı anlamı ifade eden bir kaydı koymuşsa, poliçe ancak alacağın temliki yoluyla devrolunabilir ve bu devir alacağın temlikinin hukuki sonuçlarını doğurur." hükmü yer almaktadır. Bu açıklamalara ve özellikle tanıma göre, senedin nama yazılı bir senet olabilmesi için; bir kişinin namına yazılı olup, emre kaydını ihtiva etmemesi, fakat kanunen emre yazılı senetlerden ise, emre olmadığının ya da nama düzenlendiğinin belirtilmiş bulunması da gerekir (iş bono emre yazılı değildir, iş bu bono nama yazılıdır, iş bu bono ciro edilemez). Çünkü bu durumda senedin sadece emre kaydını içermemesi yeterli değildir. Nama yazılı kıymetli evrakın devri esas olarak borçlunun onayına gerek olmaksızın yazılı devir (temlik) beyanında bulunulması (TTK M.647/2) ve devir anlaşmasıyla senet zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle gerçekleşir. (TTK M. 647/1). Buradaki yazılı devir beyanının "temlik beyanı" olarak anlaşılması gerekir. Buna göre, nama yazılı senetlerin devri, alacağın temliki (6098 sayı TBK. M 183 vd) hükmü uyarınca yapılır. Nama yazılı senetlerin devrinde alacağın devri hükümleri uygulandığına yani, devir alan kişi devredenin halefi olduğuna göre, borçlu devir edene karşı haiz olduğu def'ileri, fazlası dahil, devir alana karşı da ileri sürebilir. Nama yazılı senet birkaç devir görmüşse, yani olayda bir temlikler zinciri varsa, senet borçlusu, BK m. 188'in lafzı gereğince, sadece senedin hamiline senedi devir eden kişiye, yani hamilin selefine değil, halefiyet ilkesinin gereği olarak, önceki bütün hamillere karşı ileri sürebileceği def'ileri (son) hamile ileri sürebilir. BK m. 19/2 ile BK m. 188/2'deki haller bundan hariçtir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, "iş bu nama yazılı senedin" ibaresini ihtiva eden takibe konu senetlerin nama yazılı olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Ayrıca muteriz borçlunun keşidecisi olduğu, senetlerin lehtar tarafından "İş bu alacağımı T. Borçlar Kanununun 183/194 madde hükümleri gereğince, tediye makamına kaim olmak üzere ... T.A.Ş. ... Ticari Şubesine devir ve temlik ettim/ettik." açıklaması ile takip alacaklısına cirosu ve alacaklının cevap dilekçesinde alacağın temliki yoluyla elde edilen takip konusu senetlerde yetkili hamil olduğunu ileri sürmesi karşısında, takip dayanağı bonoların nama düzenlendiği açıkça anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında senet hamiline karşı keşideci her türlü def’ilerini ileri sürebilir (H.G.K.11.4.2007 tarih 12-206/202 sayılı kararı). O halde, borçlunun, takibe konu senetlerin lehtarına karşı ileri sürebileceği senetlerin bedelsiz olduğuna yönelik şahsi defiyi senetleri alacağın temliki yoluyla alan takip alacaklısına da karşı ileri sürebileceğinden, borçlunun bu yöndeki iddiaları incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz isabetsiz olup İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. Sonuç : Muteriz borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nin 08.12.2022 tarih ve 2021/4346 E. - 2022/3459 K. sayılı kararının (KALDIRILMASINA), İstanbul 27. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 21.09.2021 tarih ve 2020/658 E - 2021/444 K. sayılı kararının (BOZULMASINA), bozma nedenine göre borçlunun esasa yönelik diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.12.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi. ...

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Türk Ticaret Kanunu'na göre, kıymetli evrakta mündemiç hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülememesi ve devredilememesi ilkesi, bu senetlerin tedavül kabiliyetinin temelini oluşturur. Bu ilkenin bir gereği olarak, mülkiyetin veya sınırlı bir ayni hakkın kurulması amacıyla gerçekleştirilecek devir işlemleri için kanun belirli şekil şartları öngörmüştür. Buna göre, ister nama, ister emre, ister hamile yazılı olsun, tüm kıymetli evrak türlerinin devrinde ortak ve vazgeçilmez olan temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?

A) Devir iradesinin, senet üzerine yazılacak bir ciro beyanıyla açıklanması
B) Yazılı bir devir beyanının düzenlenerek borçluya bildirilmesi
C) Senet üzerindeki zilyetliğin devralana geçirilmesi
D) Senedin içerdiği alacağın, alacağın temliki hükümlerine göre devredilmesi
E) Borçlunun, devir işlemine kanun veya sözleşme gereği katılmasının sağlanması

Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol