6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 661

Türk Ticaret Kanunu 661. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 661- (1) Pay senetleri, tahviller, intifa senetleri, münferit kuponlar hariç olmak üzere, kupon belgeleri, esas kupon belgelerinin yenilenmesine yarayan talonlar gibi hamile yazılı senetlerin iptaline hak sahibinin istemi üzerine mahkemece karar verilir. (2) Yetkili mahkeme, borçlunun yerleşim yeri veya pay senetleri hakkında anonim şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesidir. (3) Dilekçe sahibinin senedin zilyedi bulunduğu ve onu zayi ettiği yolundaki iddialarının mahkemece inandırıcı bulunması gerekir. (4) Bir senet kupon tablosu veya talon içeriyorsa ve hamil yalnız kupon tablosunu veya talonunu kaybetmişse, istemin haklı olduğunun ispatı için senedin esas bölümünün ibrazı yeterlidir. 2. Ödeme yasağı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

10 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2016/4612 E., 2016/6491 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava, TTK'nın 661. maddesi uyarınca zayi nedeniyle hisse senetlerinin iptali istemine ilişkindir.
11. Hukuk Dairesi         2016/4612 E.  ,  2016/6491 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/12/2015 tarih ve 2014/69-2015/844 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin, murisi ...'un 20.2.2004 tarihinde vefat ettiğini, geriye müvekkiliyle birlikte 4 çocuğunun mirasçı olarak kaldığını, murisin yasal mirasçıları tarafından vekaletname ile murise ait hisse senetleri ile ilgili her türlü işlemi yapmak üzere yetkilendirildiğini, murisin ölümü sonrasında tüm aramalara rağmen davalı şirket hisse senetlerinin bulunamadığını ileri sürerek 6. tertip 9 adet H, 6 adet N serisinden olmak üzere değişik nominal değerlere sahip 15 adet hisse senedinin zayi nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın hasımsız olarak açılması gerektiğini, bu dava nedeniyle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, talep uyarınca TTK hükümleri doğrultusunda gerekli ilanların yapıldığı, ilan süresi ve sonrasında dava konusu hisse senetlerinin ibraz edilmediği, davanın yasa gereği hasımsız açılması gerektiği, bu nedenle davalı yararına vekalet ücreti taktir edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüyle dava konusu ...ne ait; H serisinden 0048017-0048018 sıra nolu 2 adet, H serisinden 0075652-0075655 sıra nolu 4 adet, H serisinden 0097235 nolu 1 adet, H serisinden 0108741-0108742 sıra nolu 2 adet, N serisinden 0000451-0000452 sıra nolu 2 adet, N serisinden 0013426-0013427 sıra nolu 2 adet, N serisinden 0023052 nolu 1 adet, N serisinden 0030349 nolu 1 adet hisse senedinin iptaline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, TTK'nın 661. maddesi uyarınca zayi nedeniyle hisse senetlerinin iptali istemine ilişkindir. Davacının, muris ...'un davalı şirkete ait hisse senetlerinin bulunduğunu, bu senetlerin kaybolduğunu ileri sürerek zayi nedeniyle iptal kararı verilmesini istemiş olup, TTK'nın 661 vd (6762 sayılı Yasa'nın 573 vd) uyarınca zayi iptal davasının hasımsız olarak açılması gerekir. Öncelikle bu itibararla mahkemece, hasımlı olarak anılan zayı iptal davasının reddine karar vermek gerekirken, anılan husus nazara alınmaksızın hasımlı olarak açılan davanın kabulüne, karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/06/2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞIOY 1. Dava, zayi nedeniyle şirket hisse senetlerinin iptali istemine ilişkindir. 2. TTK 661 maddesi uyarınca zayi nedeniyle iptal davalarının hasımsız olarak açılması gerektiği hususunda duraksamaya yer yoktur. Bu nedenle, hasımlı olarak açıldığında, husumet yöneltilen kişi yönünden davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerekir. Bununla birlikte, böyle bir davada, aktif dava ehliyeti bulunan davacının açmış bulunduğu iptal davasının kabulü yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine bir engel yoktur. 3. Somut olayda, mahkemece davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, zayi nedeniyle iptal davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, davalı yönünden husumet yönünden hüküm kurmadan sadece iptal davası yönünden hüküm kurulması bozma gerekçesi yapılmalıdır. Sırf hasımlı açıldı denilerek, mahkemece zayi nedeniyle iptal davasının da reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasını dava ve usul ekonomisine aykırı gördüğümden Dairemiz çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Diğer kararlar (4)

orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Bu durumda bono hakkında TTK'nun 661. maddesinde öngörülen üç yıllık süre içinde takip başlatıldığı için, "takipten önceki" dönemde zamanaşımı süresinin oluştuğundan söz edilemez.
12. Hukuk Dairesi 2005/25247 E., 2006/1602 K. 12. Hukuk Dairesi 2005/25247 E., 2006/1602 K. - DOSYANIN İŞLEMSİZ BIRAKILMASI - HACZİN DÜŞMESİ - ZAMANAŞIMI- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 71 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 33 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 661 ] "İçtihat Metni" Mahalli mahkemesinden verilen mahkeme kararının müddeti içinde tem-yizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu.işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü: İcra takibine dayanak yapılan 15.10.1995 vade tarihli bononun 05.09.1996 tarihinde takip konusu yapıldığı görülmektedir. Bu durumda bono hakkında TTK'nun 661. maddesinde öngörülen üç yıllık süre içinde takip başlatıldığı için, "takipten önceki" dönemde zamanaşımı süresinin oluştuğundan söz edilemez. Borçlunun bu konudaki başvurusu ödeme emrine itiraz süresi içinde ileri sürülebilecek nedenlerdendir. Somut olayda borçlu vekilinin icra mahkemesindeki talebi takipten sonraki dönemde icra dosyasının işlemsiz bırakıldığı iddiasına dayalı olup, inceleme İİK'nun 71/2 ve 33/a-1. maddeleri kapsamında değerlendirilmelidir. Bir başka deyişle, TTK'nun 661. maddesinde öngörülen üç yıllık zamanaşımı süresinin, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde oluşması gerekli ve incelemenin bu kurallara göre yapılması zorunlu bulunmaktadır. O halde, icra dosyasının tetkikinde takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde dosyanın üç yıldan fazla işlemsiz bırakılmadığı tespit edilmekle istemin reddine karar verilmesi gerekirken olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle IİK. 366 ve HUMK.'nun 428. maddeleri uyarına (BOZULMASINA), 06.02.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
20. Hukuk Dairesi, 2015/6019 E., 2015/9303 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
tam metni aç
Türk Ticaret Kanununun 661. maddesi uyarınca zamanaşımına uğramış bir bonoda yazılı alacak, temel ilişkiye dayanılmak suretiyle talep edilebilir.
20. Hukuk Dairesi         2015/6019 E.  ,  2015/9303 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 12/02/2015 NUMARASI : 2014/1310-2015/84 Taraflar arasındaki itirazın iptali davasında Konya 2. Asliye Hukuk ve Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Asliye hukuk mahkemesince, uyuşmazlığın kambiyo senedinden kaynaklandığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Asliye ticaret mahkemesi ise, takibe konu bononun zamanaşımına uğraması nedeniyle adi senet hükmünde olduğunu, davalı tarafın tacir olmayıp davanın da mutlak ticari dava olmadığını belirterek görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Somut olayda davacı vekili, davalının araçlarına yakıt alımı için davacı şirket ile anlaştığını, belirli aralıklarla yakıt almasına rağmen bedelini ödemediğini, bu bedellerin tahsili için davalı hakkında yaptığı genel haciz yolu ile takibe vaki itirazın iptalini talep etmiştir. Türk Ticaret Kanununun 661. maddesi uyarınca zamanaşımına uğramış bir bonoda yazılı alacak, temel ilişkiye dayanılmak suretiyle talep edilebilir. O ilişkiden doğan bir alacağın bulunduğu ve alacak miktarını kanıtlama yükümlülüğü de davacı tarafa aittir. Hukuk Genel Kurulunun 4.4.2007 gün ve 2007/13-153 E. 2007/183 K. sayılı kararında da benimsendiği gibi "Zamanaşımına uğrayan ve imzası inkar edilmeyen bono, temel borç ilişkisi bakımından yazılı delil başlangıcı niteliğindedir." Buna göre zamanaşımına uğramış bir bono, kambiyo senedi vasfını yitireceğinden, eldeki uyuşmazlığın da kambiyo senedinden kaynaklandığı kabul edilemeyecektir. Bu durumda, davalının tacir olmamasına ve davanın da mutlak ticari nitelikte bulunmamasına göre uyuşmazlığın, genel hükümler çerçevesinde asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince; Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 15/10/2015 gününde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2014/15997 E., 2014/17961 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Mahkemece, iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının TTK'nın 661, 662 ve 663. maddeleri gereğince vade tarihinden itibaren 3 yıl geçmiş olmakla artık kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe geçemeyeceği ancak, temel ilişkiye dayalı olarak keşideci- borçluya, genel dava zamanaşımı süresi içerisinde başvurabileceği, da
11. Hukuk Dairesi         2014/15997 E.  ,  2014/17961 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.09.2013 tarih ve 2011/226-2013/360 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 18.563 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı aleyhine bonoya dayalı kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, davalının zamanaşımı nedeniyle takibin geri bırakılması istemli olarak açtığı davanın kabul edildiğini, müvekkilinin alacağının ödenmemesi nedeniyle İİK'nın 33/a maddesine göre işbu davayı açmak gerektiğini, alacağın davalı tarafından imzası inkar edilmeyen senede dayalı alacak olduğunu, takip konusu senet ile ilgili olarak her ne kadar zamanaşımı süresi geçmiş ise de alacağın zamanaşımına uğramadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 15.891,00 TL'nin bononun keşide tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, bir ödeme aracı olan bononun kendi hukukuna tabi olup, senedin zamanaşımına uğradığının mahkeme kararı ile de sabit olduğunu savunarak, davanın reddini istemiş ayrıca, yargılama sırasında görev itirazında da bulunduğunu, davacının sebepsiz zenginleşmeye dayandığını oysa, sebepsiz zenginleşmenin bir haksız fiil sonucu oluşacağını, hukuki bir temele dayalı borç ilişkisinde haksız fiil hükümlerinin uygulanmayacağını belirterek, davanın usul ve esastan reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının TTK'nın 661, 662 ve 663. maddeleri gereğince vade tarihinden itibaren 3 yıl geçmiş olmakla artık kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe geçemeyeceği ancak, temel ilişkiye dayalı olarak keşideci- borçluya, genel dava zamanaşımı süresi içerisinde başvurabileceği, davacının deri ticareti yaptığı, davalının da deri aldığı, çevreye birtakım borçlar yaparak ortadan kaybolduğu, kendisine ulaşılamadığı, takiplerin sonuçsuz kaldığı, alacağın deri alım-satımından kaynaklandığı, keşideci imzasının davalı borçluya ait olduğu anlaşılan, borç ikrarı içeren, kambiyo senedi vasfını yitirmiş olan 23.05.2000 tanzim tarihli bono nedeniyle davacının alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.891,00 TL'nin 25.06.2000 vade tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 814,10 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 19.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2013/3538 E., 2013/20536 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, TTK'nın 611. (TTK'nın 661) mülga TTK 535. maddeleri gereğince zaman aşımından davanın reddine karar verilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2013/3538 E.  ,  2013/20536 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Gelibolu Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.10.2012 tarih ve 2007/195-2012/222 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalıların, şirket müdürü olarak görev yaptıkları dönem içinde; 17/04/1999 ile 26/09/1999 tarihleri arasında, altı kez her defasında 9.500 YTL, olmak üzere toplam 57.000 YTL’nin "un fabrikası tesisi avansı" adı altında, davacı şirket kasasından para aktarması yapıldığını, niçin para aktarıldığına dair bilgi ve belge bulunmadığını, davacı şirket hesabından aktarılan bu paranın şirket mal varlığının azalmasına, şirketi fiilen ve hukuken yönetim yetkisine sahip davalıların mal varlığının artmasına neden olduğunu, yukarıda belirtilen tarihlerde her üç davalının da imzaya yetkili müdür sıfatına haiz olduğunu, davacı şirket için harcanmayan bu paradan davalıların, müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, bu nedenlerle; davanın kabulü ile fazlaya ait haklar saklı kalmak üzere 57.000 YTL'nin davacı şirket kasasından çıkış tarihlerinden itibaren değişen oranlarda ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar M. ... ve ... vekili, müvekkillerinin 17/04/1999 ile 26/09/1999 tarihleri arasında şirketten avans çektiklerini, dolayısıyla davanın 5 yıllık zaman aşımına uğradığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili Av. ..., öncelikle olayda zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin göz önüne alınması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, TTK'nın 611. (TTK'nın 661) mülga TTK 535. maddeleri gereğince zaman aşımından davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Mülga 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi hükmünde şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi hükümleri uygulama olanağı bulacaktır. 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi hükmünde, sorumluluk davasının açılabilmesi için bu yönde alınmış bir genel kurul kararı olması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bununla birlikte limitet şirketlerde genel kurulun yetkilerini düzenleyen mülga 6762 sayılı TTK'nın 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun yetkisinde olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az olan şirketlerde idare hak ve görevi tüm ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmayan diğer ortakların mülga 818 s. BK'nın 531. maddesi uyarınca denetim hakkına sahip oldukları düzenlenmiştir. Somut olayda, limitet şirketin ortak sayısı 20’den azdır. Buna göre davanın yönetici olmayan diğer ortaklarca açılması gerekmektedir. Dava, şirket müdürleri tarafından açılmış bulunduğundan, dava koşulları oluşmamıştır. Bu durumda mahkemece, HMK’nın 54. maddesi uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya icazet verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların muvafakatlerinin alınması veya vekaletnamelerinin ibrazı ve ortaklar kurulu kararının sunulması amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Tacir Arda, alacaklısı Berk’e üzerine "hamiline" kaydı düşülmüş bir senet vermiş; ancak Berk bu senedi evinde çıkan bir yangın sonucunda kaybetmiştir. Hamiline yazılı senetlerin zayi olması ve iptal davası ile ilgili aşağıdaki pratik olay değerlendirmelerinden hangisi doğrudur?

A) Berk, senedin kopyası elinde olduğu için herhangi bir davaya gerek kalmadan doğrudan ödeme talep edebilir.
B) Hamiline yazılı senetlerin zayi olması halinde Berk, borçlunun yerleşim yerindeki mahkemede iptal davası açmalıdır.
C) Hamiline yazılı senetlerde mahkemenin ödeme yasağı kararı vermesi için öncelikle arabulucuya gidilmesi zorunludur.
D) İptal davası sürecinde yapılacak ilanların süresi, emre yazılı senetlerde olduğu gibi en az 3 ay olmak zorundadır.
E) Mahkeme iptal kararı verse dahi Berk, senedin aslını bulamadığı sürece hiçbir zaman ödeme alamaz.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol