6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 662

Türk Ticaret Kanunu 662. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 662- (1) Dilekçe sahibinin istemi üzerine mahkeme, senedin borçlusunu, aksine hareket ettiği takdirde iki defa ödemek zorunda kalacağını ihtar ederek bedelini ödemekten yasaklar. (2) Bir kupon belgesinin iptaline karar vermek gerektiği takdirde, vadeleri dava sırasında dolan münferit kuponlar hakkında faiz kuponlarının iptaline ilişkin hükümler uygulanır. 3. İlan ile çağrı, başvuru süresi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

6 karar eşleşti
19. Ceza Dairesi, 2015/11887 E., 2016/13357 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Ceza Mahkemesi
Somut olayda da şirket müdürü olan sanık TTK'nın hem 662/2. maddesine hem de 55/3-e maddesine aykırı hareket etmek suretiyle dürüstlük kuralına ve rekabet yasağına aykırı hareket etmiş olup, eylemin haksız rekabet etmek suçunu oluşturacaktır.
19. Ceza Dairesi         2015/11887 E.  ,  2016/13357 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : 6762 Sayılı Kanuna Aykırılık Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Eyleme ve yükletilen suça yönelik katılanlar vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 21/03/2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. Karşı Oy Katılanlar ile aynı şirkette müdür olan sanığın aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirket kurması şeklinde gerçekleşen fiili 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun'nun 55/3-e maddesinde sayılan iş şartlarına uymayan şekilde dürüstlüğe aykırı davranış niteliğindedir. Ticari alanda bir firmada ortak olan kişinin aynı alanda çalışan ayrı bir başka firma kurması Türk Ticaret Kanunun'un 626. maddesine göre şirket müdürlerinin ve yönetimde görevli kişilerin özen ve bağlılık yükümü ile rekabet yasağı kapsamında olduğu kuşkusuzdur. Nitekim aynı maddenin ikinci fıkrasında müdürlerin şirkette rekabet oluşturacak bir faaliyette bulunabilmeleri için diğer tüm ortakların yazılı iznini aramaktadır. Bu itibarla diğer ortakların yazılı izni alınmadan aynı alanda faaliyet gösterecek bir firma kurmak rekabet yasağına aykırılık oluşturacaktır. Somut olayda da şirket müdürü olan sanık TTK'nın hem 662/2. maddesine hem de 55/3-e maddesine aykırı hareket etmek suretiyle dürüstlük kuralına ve rekabet yasağına aykırı hareket etmiş olup, eylemin haksız rekabet etmek suçunu oluşturacaktır. Söz edilen gerekçelerle sayın çoğunluğun eylemin atılı suçu oluşturmayacağı yönündeki görüşüne katılamıyorum.

Diğer kararlar (4)

12. Hukuk Dairesi, 2014/20630 E., 2014/22005 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Takip hukukuna ilişkin şikayet niteliğinde olan ihalenin feshi başvurusu, TTK.’nun 662. maddesinde sayılan zamanaşımını kesen sebepler arasında bulunan dava niteliğinde olmadığından zamanaşımını kesmez.
12. Hukuk Dairesi         2014/20630 E.  ,  2014/22005 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 24/12/2013 NUMARASI : 2013/967-2013/1167 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu F.. K.. ve alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 1- İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına HUMK’nun 438. ve İİK’nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi; 2- Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre alacaklının temyiz itirazlarının REDDİNE; 3- Borçlu F.. K..’nin temyiz itirazlarına gelince; Borçlu F.. K.. vekili icra mahkemesine başvurusunda, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde 28.03.2012-02.10.2012 ile 24.01.2013-08.10.2013 tarihleri arasında alacaklı vekilince icra takip işlemi yapılmaması nedeni ile İİK.’nun 71. maddesinin göndermesi ile uygulanacak olan aynı Kanun’un 33.maddesi uyarınca zamanaşımı oluştuğundan bahisle icranın geri bırakılmasını talep etmiştir. Mahkemece, bu borçlu yönünden, istemin reddine karar verilmiştir. Takip dayanağı belgeler, kambiyo senedi niteliğinde çek olduğundan, olaya çeklerin ibraz sürelerinin dolduğu tarih itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’nun 726 ve 730. maddesi göndermesi ile 661, 662 ve 663 maddelerinin uygulanması gerekir. Borçlar Kanunu’nun 133. maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan ve TTK.’nun 690.maddesi gereğince bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 662. maddesinde zaman aşımını kesen sebepler “dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi” şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır. TTK.'nun 663/2.maddesine göre ise, zamanaşımının kesilmesi ile kesildiği tarihten itibaren yeni bir süre işlemeye başlar. Takip hukukuna ilişkin şikayet niteliğinde olan ihalenin feshi başvurusu, TTK.’nun 662. maddesinde sayılan zamanaşımını kesen sebepler arasında bulunan dava niteliğinde olmadığından zamanaşımını kesmez. Ancak, ihale bedeli takip alacağının üstünde ise, alacaklının takip dosyasında fiili imkansızlık nedeni ile başka yapacağı bir işlem bulunmadığı için ihalenin feshi şikayetinin incelenmesi sırasında zamanaşımı süresinin işlemeyeceğinin kabulü gerekir. Diğer taraftan sıra cetveli yapılması ile sıra cetveline yönelik itiraz ve sıra cetveliyle ilgili diğer işlemler zamanaşımını keser nitelikte işlemlerden değildir. Somut olayda, ihale tarihi olan 11.02.2011 itibariyle takibe konu alacak miktarının 4.818.433,17 TL olduğu, borçlu F.. K..’ye ait taşınmazın ise 715.000 TL.ye alacağa mahsuben alacaklıya ihale edildiği görülmüştür. O halde, yukarıda yazılan açıklamalar ve somut olay doğrultusunda, ihalenin feshi şikayetinde bulunulması ve sıra cetveline itiraz edilmesi zamanaşımını kesen hallerden olmadığı, borçlu F.. K.. yönünden 28.03.2012-02.10.2012 ile 24.01.2013’den şikayet tarihi olan 08.10.2013’e kadar zamanaşımını kesen takip işlemi yapılmadığından, bu borçlu yönünden de zamanaşımı gerçekleştiğinden İİK'nun 71/son madde hükmü göndermesiyle aynı Kanun'un 33/a maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddine dair karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlu F.. K..'nin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2014/15997 E., 2014/17961 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Mahkemece, iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının TTK'nın 661, 662 ve 663. maddeleri gereğince vade tarihinden itibaren 3 yıl geçmiş olmakla artık kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe geçemeyeceği ancak, temel ilişkiye dayalı olarak keşideci- borçluya, genel dava zamanaşımı süresi içerisinde başvurabileceği, da
11. Hukuk Dairesi         2014/15997 E.  ,  2014/17961 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.09.2013 tarih ve 2011/226-2013/360 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 18.563 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı aleyhine bonoya dayalı kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, davalının zamanaşımı nedeniyle takibin geri bırakılması istemli olarak açtığı davanın kabul edildiğini, müvekkilinin alacağının ödenmemesi nedeniyle İİK'nın 33/a maddesine göre işbu davayı açmak gerektiğini, alacağın davalı tarafından imzası inkar edilmeyen senede dayalı alacak olduğunu, takip konusu senet ile ilgili olarak her ne kadar zamanaşımı süresi geçmiş ise de alacağın zamanaşımına uğramadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 15.891,00 TL'nin bononun keşide tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, bir ödeme aracı olan bononun kendi hukukuna tabi olup, senedin zamanaşımına uğradığının mahkeme kararı ile de sabit olduğunu savunarak, davanın reddini istemiş ayrıca, yargılama sırasında görev itirazında da bulunduğunu, davacının sebepsiz zenginleşmeye dayandığını oysa, sebepsiz zenginleşmenin bir haksız fiil sonucu oluşacağını, hukuki bir temele dayalı borç ilişkisinde haksız fiil hükümlerinin uygulanmayacağını belirterek, davanın usul ve esastan reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının TTK'nın 661, 662 ve 663. maddeleri gereğince vade tarihinden itibaren 3 yıl geçmiş olmakla artık kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe geçemeyeceği ancak, temel ilişkiye dayalı olarak keşideci- borçluya, genel dava zamanaşımı süresi içerisinde başvurabileceği, davacının deri ticareti yaptığı, davalının da deri aldığı, çevreye birtakım borçlar yaparak ortadan kaybolduğu, kendisine ulaşılamadığı, takiplerin sonuçsuz kaldığı, alacağın deri alım-satımından kaynaklandığı, keşideci imzasının davalı borçluya ait olduğu anlaşılan, borç ikrarı içeren, kambiyo senedi vasfını yitirmiş olan 23.05.2000 tanzim tarihli bono nedeniyle davacının alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.891,00 TL'nin 25.06.2000 vade tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 814,10 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 19.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Çeklerin keşide tarihleri 31.05.2001 ve 25.06.2001, davalı aleyhine girişilen icra takiplerinin tarihi 15.08.2001 ve 03.09.2001 ve işbu davanın tarihi de 16.04.2010 olduğundan, dava konusu çekler TTK'nın 726, 662 ve 663. maddeleri uyarınca zamanaşımına uğramıştır.
11. Hukuk Dairesi 2010/14277 E., 2012/5371 K. 11. Hukuk Dairesi 2010/14277 E., 2012/5371 K. - SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME DAVASI - TEMERRÜT FAİZİ - ZAMANAŞIMINA UĞRAMIŞ ÇEK- 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 61 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 662 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 663 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 664 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 726 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 730 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen davada (İzmir Onbirinci Sulh Hukuk Mahkemesi)'nce verilen 24.06.2010 tarih ve 2010/444-2010/633 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı şirket tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 25.06.2001 tarihli ve (843,50) TL bedelli ve 31.05.2001 tarihli ve (1.000) TL bedelli iki adet çek dolayısıyla davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürerek, toplam (1.843,50) TL'nin keşide tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı temsilcisi, savunmada bulunmamıştır. Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacı tarafından dava konusu çeklere dayanılarak girişilen icra takiplerinde, davalı temsilcisi tarafından 19.09.2001 tarihli dilekçe sunularak borcun kabul edildiği ve mal beyanında bulunulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, anılan meblağın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, taraflar temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun bir şekilde tebliğine rağmen, davalı temsilcisi tarafından herhangi bir savunmada bulunulmamış olmasına göre, davalı temsilcisinin tüm ve davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Ancak dava, TTK'nın 644. maddesine dayalı olarak açılmış bulunan sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak istemine ilişkindir. Dava konusu çeklerde davacı hamil, davalı ise keşidecidir. Çeklerin keşide tarihleri 31.05.2001 ve 25.06.2001, davalı aleyhine girişilen icra takiplerinin tarihi 15.08.2001 ve 03.09.2001 ve işbu davanın tarihi de 16.04.2010 olduğundan, dava konusu çekler TTK'nın 726, 662 ve 663. maddeleri uyarınca zamanaşımına uğramıştır. Bu durumda hamil ya doğrudan temel borç ilişkisine dayanarak tahsil davası ya da TTK'nın 730/14. bendi yollamasıyla çeklerde de uygulama alanı bulan, aynı Yasa'nın 644. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme davası açmalıdır. Somut uyuşmazlıkta da davacı hamil, temel borç ilişkisine dayanmamış ve sebepsiz zenginleşme davası açmıştır. Konuyu özel olarak düzenleyen sözü edilen maddede, bu türden bir alacak davasında hangi tarihten itibaren temerrüt faizi talep edilebileceği hakkında açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, davanın sebepsiz zenginleşme ilkelerine dayalı olduğu kuşkusuz bulunmaktadır. O halde, uyuşmazlığın çözümünde bu hukuki dayanağın ilkelerinden yararlanılması gerekir. Nitekim doktrinde de bu davada faizin genel hükümlere göre istenebileceği vurgulanmıştır. BK'nın 61. ve onu izleyen maddelerinde düzenlenmiş olan sebepsiz zenginleşme taleplerinde, ana alacağa sebepsiz zenginleşmenin meydana geldiği tarihten itibaren temerrüt faizi yürütülmesi gerektiği uygulamada kabul edildiğine göre, TTK'nın 644. maddesine dayalı davalarda da, sebepsiz zenginleşmenin vaki olduğu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekir. Dava konusu kambiyo senetleri de çek niteliğinde olduğuna göre, sebepsiz zenginleşmenin oluştuğu tarih, şayet çek ibraz edilmiş ise ibraz günü, ibraz edilmemiş ise ibrazı gereken son gün olarak kabul edilmelidir. Somut olayda çeklerin bankaya ibraz tarihleri 31.05.2001 ve 27.06.2001 olup, temerrüt faizinin de bu tarihlerden itibaren yürütülmesi gerekmektedir. Bu durum karşısında mahkemece, hükmedilen alacağın her bir çek yönünden ayrı ayrı ibraz tarihlerinden itibaren yürütülecek temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değilse de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir. S o n u ç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı temsilcisinin tüm ve davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının 1. bendinin 1. satırındaki "16.04.2010" ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, çıkarılan bu ibarenin yerine "(1.000) TL'nin 31.05.2001, (843,50) TL'nin 27.06.2001" ibarelerinin eklenmesine, kararın HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilmiş bu şekli ile (ONANMASINA), ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 05.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2010/29523 E., 2011/10562 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir 4. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Alacaklı vekili tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu icra takibi yapıldığı, borçlunun takip dayanağı bono yönünden TTK'nun 661-663 ve 690.maddelerinde öngörülen 3 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği nedeniyle icra mahkemesine başvurarak takibin iptalini talep ettiği anlaşılmıştır.
12. Hukuk Dairesi         2010/29523 E.  ,  2011/10562 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir 4. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 21/06/2010 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı vekili tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu icra takibi yapıldığı, borçlunun takip dayanağı bono yönünden TTK'nun 661-663 ve 690.maddelerinde öngörülen 3 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği nedeniyle icra mahkemesine başvurarak takibin iptalini  talep ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece 21.06.2010 tarihli kısa kararla "davanın kısmen kabulü ile icranın geri bırakılmasına" karar verildiği halde gerekçeli kararda somut olayla da ilgisi olmayacak şekilde "davanın kısmen kabulüne, (42 H 3.....) plakalı M.Ferguson marka, 1995 model, L..............................2 motor no'lu traktör üzerindeki istihkak iddiasının kabulüne, mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine, konulmuş olan haczin kaldırılmasına" hükmolunduğu, böylece kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığı görülmüştür. T.C. Anayasası, yargılamada aleniyet ilkesini benimsemiştir. Bu nedenle, yargılama açık olarak yapılacak ve yargılama sonunda verilen karar HUMK.nun 388/son madde hükmü gereği açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça belirtilecektir. HUMK.nun 382. maddesi gereğince, sonradan yazılacak gerekçeli kararın da verilen kısa karara uygun olması gerekir.(HUMK.nun 381/2-1 madde hükümleri gereği) Bu nedenle mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 10.04.1992 tarih 7/4  sayılı kararında kısa kararla gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağının belirtilmiş bulunmasına göre, mahkemece yapılacak iş, önceki kararlar ile bağlı olmaksızın çelişkinin giderilmesi için  vicdani kanaatine göre yeni bir karar vermekten ibarettir. SONUÇ  : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 26.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.