Türk Ticaret Kanunu 680. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 680- (1) Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğerki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun.
İKİNCİ AYIRIM
Ciro
A) Poliçenin devredilmesi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
5 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2024/1678 E., 2024/6760 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAdana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
raflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle boş şekilde, teminat bonosu olarak davalıya verilmesine rağmen, davalının teslim etmediği mal bedellerini yazmak suretiyle bonodaki bedel kısmını gerçeğe aykırı olarak doldurduğunun iddia edildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 680 inci maddesi uyarınca açığa senet düzenlenmesi mümkün olup, senedin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının ya
11. Hukuk Dairesi 2024/1678 E. , 2024/6760 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1100 Esas, 2023/1199 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tarım işi ile uğraştığını, taraflar arasında tarım arazisinde kullanılmak üzere gübre alım satımı konusunda anlaşma yapıldığını, taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden davalı alacaklının da talep ve istemi üzerine müvekkili tarafından davalıya imzalanmış şekilde boş teminat senedi verildiğini, davalı tarafından verilen teminat senedinin gerçeğe aykırı doldurularak icraya koyulduğunu, davalının bu şekilde haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, icraya konulan senedin malen kaydı ile davalı alacaklıya teslim edilmiş olup davalı alacaklının alacağa konu malları davacı borçluya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle davacı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, haksız ve kötü niyetli takip sebebiyle davalının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının tamamen yersiz ve kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında uzun süredir gübre, tohum ve tarla satışı ile ilgili ticari ilişkinin mevcut olduğunu, tarafların aralarında hesaplaştığını ve davacının borcunu 2017 mısır hasadında ödeyeceğini söylediğini ve müvekkilinde bulunan senetleri aldığını ve takibe konu senedi müvekkiline verdiğini, ancak senedin vadesinin gelmiş olmasına rağmen davacının senedi ödemediğini ve bu nedenle icraya konulduğunu belirterek, davanın reddi ile %20'den aşağı olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacının dava konusu bonoya ilişkin imza itirazının bulunmadığı, davacı tarafından, bononun, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle boş şekilde, teminat bonosu olarak davalıya verilmesine rağmen, davalının teslim etmediği mal bedellerini yazmak suretiyle bonodaki bedel kısmını gerçeğe aykırı olarak doldurduğunun iddia edildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 680 inci maddesi uyarınca açığa senet düzenlenmesi mümkün olup, senedin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerektiği, ayrıca, malen kaydı bulunan bonoda, bono lehtarının malı teslim ettiğini kanıtlaması gerekmeyip, aksine malın teslim edilmediği hususunun bonoyu düzenleyen borçlu tarafından ispat edilmesi gerektiği, Ceyhan 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/517 E. ve 2023/101 K. sayılı dosyasında dava konusu bono ile ilgili olarak açılan ceza davası kapsamında Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nden alınan 19.11.2018 tarihli raporda, dava konusu bononun ön yüzünde bulunan " 50.000/ .../Ceyhan" yazılarının, bono üzerindeki diğer yazılar ile kalem mürekkebi bakımından farklılıklar gösterdiği ve sonuç olarak bononun değerinin rakamla belirtildiği bölümde bulunan "650.000" rakamındaki "6" rakamının bonoya sonradan eklendiğinin, bono üzerinde, miktar yükseltme şeklinde sahtecilik işlemi gerçekleştirildiğinin tespit edildiği ve ceza mahkemesince, bu tespit doğrultusunda sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74 üncü maddesi gereğince mahkumiyet kararlarındaki maddi olguya ilişkin tespitin hukuk hakimini bağlayacağı, bu nedenle dava konusu bononun 50.000,00 TL bedelli olarak düzenlendiğinin kabulü gerektiği, dava konusu bonoda malen kaydı bulunduğu ve davalı alacaklı tarafından bu kaydın talil edilmediği, buna göre malın teslim edildiğinin karine olduğu, senetteki kaydın aksinin yazılı belge ile davacı tarafından ispatlanması gerektiği, davacının, borçlu olmadığını ispat etmesi gereken meblağın ise bono bedeli olan 50.000,00 TL olduğu, davacı tarafından, ceza davası sırasında davalıya bir miktar borcu bulunduğunun kabul edildiği, bonodaki tahrifat dikkate alındığında davacının, davalıya borçlu olduğu miktarın 50.000,00 TL asıl alacak ile 542,47 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 50.542,47 TL ile sınırlı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının, icra takibi nedeniyle davalıya 606.669,53 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının kötü niyet tazminat talebinin kabulü ile kabul edilen değer üzerinden %20 oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kıymetli evraktan kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, temyiz harcı davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 25.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
11. Hukuk Dairesi, 2021/5674 E., 2023/735 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un (6102 sayılı Kanun) 778 inci maddesi yollamasıyla 6102 sayılı Kanun'un 680 nci maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun'un) 74 üncü maddesi
11. Hukuk Dairesi 2021/5674 E. , 2023/735 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/1507 Esas, 2020/1285 Karar
HÜKÜM : Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/6 E., 2017/17 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile dava dışı...'ın adi ortaklık kurduklarını, bu ortaklık nedeniyle düzenleme tarihi, lehdarı ve vadesi boş olan, 250.000,00 TL tutarlı bonoyu davacının dava dışı...'a teminat olarak verdiğini, ortaklık sona ermesine rağmen bononun iade edilmediğini, lehdar olarak davalı ...'ın adı yazılarak icra takibi başlatıldığını, davacının davalı ... ve dava dışı... Hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, davalı ...'ın daha sonra...'ın isteği ile 04.11.2013 tarihinde icra dosyasını dava dışı...'ın yanında çalışan diğer davalı ...'e muvazaalı olarak temlik ettiğini, soruşturma dosyasındaki ifadelerden davalı ...'a bono verilmediği, bononun bedelsiz olduğu, temlik işleminin muvazaalı olduğu ve davalıların kötü niyetli olduklarının açıkça anlaşıldığını ileri sürere, davacının bonodan dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitini, icra takibinin iptalini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının yazılı delille ispatlaması gereken iddialarını davalı ...'ın beyanlarına dayandırdığını, davalı ...'ın davacı ile işbirliği yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'ın ceza soruşturmasındaki ifadesinde özetle; "... Ancak ... ile herhangi bir ticari ilişkim yoktur ve buna mukabil kendisi ile aramızda herhangi bir borç senedi söz konusu değildir... Soruşturmaya konu 250.000,00 TL bedelli senedi...'dan aldım. Senedi aldığımda ödeme tarihi, lehdarı ve senedin bedeli ile malen olan kısmı boştu bu kısımları ben kendi yazımla doldurdum ve lehdar kısmına kendi adımı yazdım... daha sonradan bu senedi icra takibine koydum..." şeklinde beyanda bulunduğu, bu beyanının mahkeme dışı ikrar mahiyetinde olduğu, dava konusu bononun boş bir şekilde davalı ... tarafından doldurularak icraya takibine konu edildiği ve sonrasında icra dosyasının Kadir Gökalp'e temlik edildiği, davalı ...'ın bir alacağının olmadığını, var olmayan alacağın temlikinin de mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının bonodan dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; tasarrufun iptali dava dosyasının getirtilmeden sonucu beklenilmeden karar verildiğini, açığa imza atan davacının sonuçlarına katlanacağını, alacağını temlik etmiş davalı ...'ın İlk Derece Mahkemesince taraf kabul ettiğini, bu davalının beyanları müvekkilini bağlamadığı halde savcılık beyanı mahkeme dışı ikrar sayılarak karar verildiğini, davacının imzalayarak verdiği bonoyu davalı ...'ın takibe koymasında hukuki bir sakınca olmadığını açığa imza atanın sonuçlarına katlanması gerektiğini, ...'ın beyanlarında ikrar olmadığı gibi taraf sıfatı da olmadığını, Hukuk Genel Kurulu kararında şikayet yoluyla ceza yargılamasında alınacak beyanların hukuk mahkemesinde hükme esas alınamayacağı, tanık dinletme yasağının bu yolla delinemeyeceğini belirtildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'ın soruşturma aşamasındaki beyanlarının ikrar olarak değerlendirilmesinde bir usulsüzlük olmadığı, keşideci davacı ile aralarında senet metnindeki malen kaydını doğrulayan bir ticari ilişki olmadığını beyan etmesi karşısında senedin bedelsiz olduğu, bedelsizlik iddiasının temlik alana karşı da ileri sürülebileceği davalı ...'ın davaya konu bonoyu dava dışı üçünü kişi...'dan alarak üzerini kendi yazısı ile doldurarak takibe konu ettiği, bonoyu kötü niyetli olarak takibe koyduğu anlaşıldığından, aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği, davalı ...'in bonoyu temlik aldığı, bononun bedelsiz olduğunu bilerek takibe koyduğu ve kötü niyetli hareket ettiği ispat edilemediğinden aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davacının bonodan dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine, davalı ...'ın kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekilince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu bononun anlaşmaya aykırı düzenlenip düzenlenmediği ve bedelsiz olup olmadığı ve muvazaalı olarak temlik edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un (6102 sayılı Kanun) 778 inci maddesi yollamasıyla 6102 sayılı Kanun'un 680 nci maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun'un) 74 üncü maddesi
3. Değerlendirme
1. Dava, takibe dayanak teşkil eden bononun anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu, bedelsiz olduğu ve muvazaalı olarak temlik edildiği iddiasına dayalı menfi tespit davasıdır. 6102 sayılı TTK'nın 776 ncı maddesinde bononun unsurları belirlenmiştir. Aynı Kanun'un 778 inci maddesi yollamasıyla 680 nci maddesi uyarınca açık düzenlenen bono eksik unsurları tamamlanınca sanki baştan beri doldurulan içeriği varmış gibi işlem görür, açık bonoda keşideci ile senedi elinde bulunduran arasında yapılan anlaşma ile eksik unsurların doldurulması senet teslim edilen kişiye bırakılmıştır. Tarafların anlaşmaları sonucu bononun lehdar hanesi açık bırakılarak bir başkasına tevdii mümkündür. Bu durumda, anlaşma uyarınca bonoyu alan kişi lehdar hanesine kendi adını yazabileceği gibi isterse bonoyu yine lehdar hanesi açık olarak başka bir kişiye vererek açık kısmının o kişi tarafından doldurulmasına imkan sağlayabilir. Başlangıçta, bazı unsurları açık olarak verilen bononun tedavüle konulurken unsurlarının tamam olması yeterlidir. Somut olayda, davacı tarafından bono lehtar hanesi açık bırakılarak imzalanmak suretiyle dava dışı...'a verilmiş, davalı ...'da bonoyu...'dan alarak lehdar hanesine kendi ismini yazmıştır. Tedavüle konulduğunda unsurları tam olduğundan bu husus bononun geçerliliğini etkilemez, davacı davalı hamile ancak 6102 sayılı Kanun'un 687 nci maddesinde yazılı koşullarla def'ilerini ileri sürebilir. İspat külfeti davacıda olup, bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu yolundaki iddianın da davacı keşideci tarafından yazılı delille kanıtlanması gerekmektedir.(Y.19.HD 2011/10933 E -2012/2657 K., 2016/4254 E-4849 K, 2014/3927 E-7238 K.)
2. Her ne kadar davalı ... ve dava dışı... hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan soruşturma açılmış ise de soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda somut olay bakımından 6098 sayılı Kanunu'nun 74 üncü maddesi çerçevesinde hukuk hakimini bağlayıcı maddi vakıayı saptayan bir ceza mahkemesi kararından söz edilemez. Mahkemece bu yönler gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2021/8277 E., 2023/2263 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 677 ila 680 inci maddeleri, 780 inci ve 781 inci maddesi.
11. Hukuk Dairesi 2021/8277 E. , 2023/2263 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/631 Esas, 2021/88 Karar
HÜKÜM : Kabul
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.04.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ..... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının yetkilisi olduğu dava dışı Karamel Tur. Gıda Rek. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nin müvekkiline olan kira borcunu ödemeyince karşılığında çek vermeyi teklif ettiğini, bu kapsamda toplam 159.476,00 TL bedelli 4 adet çekin davalı tarafından şirket adına imzalanıp verildiğini, çeklerin ibrazında bankanın keşideci imzalarının örnek imza ile birbirini tutmadığı gerekçesiyle ödenmediğini, borçlu şirketin iki yetkilisinin müşterek imzaları ile temsil edilmesine rağmen davalının tek başına imza attığını, bu durumda yetkisiz temsilcinin bizzat sorumluluğunun doğduğunu, davalı aleyhine başlatılan icra takibine itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının ortağı olduğu şirket davacının kiracısı ise de kiralananın iskânının bulunmaması, yangın riski taşıması, nitekim bir yangında yanması, bu sorunların davacı tarafından giderilmemesi sebebiyle şirketin kira ilişkisini haklı nedenle feshettiğini, kira sözleşmesinin de tek imza içerdiğini, daha önce bir kısım çeklerin tek imzaya rağmen ödendiğini, kiracı şirketin borçlara itiraz etmediğini, bu durumda şirketin borçla bağlandığının, müvekkili ise bağlı olmadığının kabulünün gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin 08.09.2015 tarih, 2015/461 E. ve 2015/479 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 09.03.2017 tarih, 2016/14168 E. ve 2017/1929 K. sayılı kararıyla kira sözleşmesinin davacı ile dava dışı Karamel Turizm Gıda Reklam. Ltd. Şti. arasında düzenlendiği, uyuşmazlığın davanın temelini oluşturan icra takibine dayanak teşkil eden çeklerin yetkili kişi tarafından imzalanıp imzalanmadığı konusunda toplandığı, uyuşmazlığın çözümlenmesinde kambiyo hukukuna ilişkin hükümlerin tartışılıp değerlendirilmesi gerektiği, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu halde işin esasının incelenmesinin usul ve yasaya aykırılık taşıdığı gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuş, tarafların öteki temyiz itirazları incelenmemiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin 23.11.2017 tarih, 2017/650 E. ve 2017/717 K. sayılı kararı ile görevsizlik nedeniyle davanın usul yönünden reddine, istek halinde dosyanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
D. Onama Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 20.05.2019 tarih, 2018/76 E. ve 2019/3327 K. sayılı kararı ile karar onanmıştır.
E. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı Karamel Turizm Gıda Reklamcılık San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin 07.03.2012 tarihinde tescil edilen ortaklar kurulu kararına göre, şirketin iki yöneticisinin şirket kaşesi altına atacakları müşterek imza ile temsil ve ilzam olunacağının kararlaştırıldığı, icra takibine dayanak yapılan çeklerde ise keşidecisinin Karamel Turizm Gıda Reklamcılık San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. olarak yazılmış olmasına rağmen tek imza ile düzenlendiği, ticaret sicil kaydı uyarınca çeklerin yetkisiz temsilci tarafından keşide edildiği, davalının imzanın kendisine ait olduğunu ikrar ettiği, imzaların istiklali prensibi uyarınca her imza sahibinin kendi imzasından sorumlu tutulacağı, davalının çeklerde yer alan imzası nedeniyle sorumlu olmaya devam edeceği, davalının kendi beyanı dışında, dava dışı Karamel Turizm Gıda Reklamcılık San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin çekleri benimsediğine ilişkin herhangi bir kaydın dosya kapsamında bulunmadığı, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 159.476,00 TL'ye ilişkin davalı itirazlarının iptali ile takibin 159.476,00 TL'ye takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi suretiyle devamına, takdiren %20 oranında hesaplanan 31.895,20 TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının kira alacağı iradesine dayanarak Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açtığını, takibin kira alacağına dayandığını defalarca ifade ettiğini, kira ilişkisinin taraflar arasında değil davacı ile dava dışı Karamel Turizm Gıda Reklamcılık San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. arasında olduğunu, kira sözleşmesinin de şirket kaşesi altında müvekkilince imzalandığını, buradaki temsilin davacı tarafından tartışılmadığını, daha önceden davacının tahsil ettiği çeklerin de sadece müvekkilince imzalandığını, şirketin borcu inkar etmediğini, çekleri davacıya veren diğer yetkilinin imza atmayı unuttuğunu, şirketin maddi sıkıntıya düşene kadar borcu ödediğini, temel kira ilişkisinden müvekkilinin sorumlu tutulmaya çalışıldığını, çeklerin kambiyo vasfı bulunmadığını, davacının takibi kambiyo senetlerine mahsus başlatmadığını, çekleri sadece delil başlangıcı olarak sunduğunu, itirazın iptali davasının takipten bağımsız değerlendirilemeyeceğini, davacının takip sebebini ispatlaması gerektiğini, müvekkilinin şahsi borcu bulunmadığını, usulüne uygun yazdırılmayan çeklerin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 677 ila 680 inci maddeleri, 780 inci ve 781 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Ceza Dairesi, 2019/11708 E., 2023/816 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
ı belirlendiği gibi bu yazının bononun düzenlenmesinden önce veya sonra yazılıp yazılmadığının tespitinin yapılmadığı, bu yazıyı sanık yazsa dahi keşidecinin zorunlu unsur olmadığı, zorunlu unsurların dahi lehtar tarafından doldurulmasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu' nun 680 inci maddesi uyarınca aykırılık teşkil etmeyeceğinden suç unsurlarının oluşmadığı, verilen kararın usul ve yasaya aykır
11. Ceza Dairesi 2019/11708 E. , 2023/816 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/641 E., 2015/241 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kars 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2015 tarihli ve 2014/641 Esas, 2015/241 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 51 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hapis cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, imzaların katılanlara ait olduğunun uzmanlık raporlarıyla da tespit edildiği, diğer kurucu unsurlarda tahrifat olmadığı, kefil kısmındaki yazıların sanığa ait olmadığı belirlendiği gibi bu yazının bononun düzenlenmesinden önce veya sonra yazılıp yazılmadığının tespitinin yapılmadığı, bu yazıyı sanık yazsa dahi keşidecinin zorunlu unsur olmadığı, zorunlu unsurların dahi lehtar tarafından doldurulmasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu' nun 680 inci maddesi uyarınca aykırılık teşkil etmeyeceğinden suç unsurlarının oluşmadığı, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık ...'ın olay tarihinde Kars Spor Kulübünde futbolcu olduğu, kulüpten alacağı nedeniyle kulüp başkanı tanık ... ve kulüp yetkilileri olan katılanlar ... ve ... ile aralarında Kars Spor Kulübünü borçlu göstererek 17.000,00 TL bedelli bono düzenledikleri, ancak sanığın bir başka kişiye kefil bölümüne katılanların isimlerini yazdırarak katılanlar aleyhine icra takibi yaptığı bu suretle sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Sanık, başka kulübe transfer olmasından dolayı alacağına mahsuben suça konu bonoyu aldığını, aldığında kefil kısmında katılanların adının ve imzalarının yazdığını beyanla suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Katılanlar, Kars Spor Kulubünde yöneticilik yaptıklarını, sanığa kulüp olarak 17.000,00 TL borçlarına mahsuben kulüp başkanı ...'nun da imzaladığı bono hazırladıklarını, katılan ...'ın bonoyu parafladığını, kefil kısmında hiç kimsenin adının yazmadığını, ancak sanığın kefil kısmının üzerini doldurup haklarında icra takibi yapmasından dolayı araç satışı, maaş haczi, hesap blokesi gibi işlemlerle mağdur olduklarını beyanla şikayetçi olmuşlardır.
4. Tanık ..., olay tarihinde Kars Spor Kulübü Başkanı olarak görev yaptığını, uygulamalarında bonoları kulüp adına düzenleyip kendisi ve iki kulüp yöneticisinin imzaladığını, suça konu bonoda şahsi kefilin olmadığını, kulüp başkanı olarak kendisi, katılanlar ve bir kaç kişinin daha bono düzenleme yetkisinin kulüp yönetimi kararı ile alınıp karar defterinde yer aldığını beyan etmiştir.
5. Kars 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.06.2018 tarihli, 2013/355 Esas, 2018/671 Karar sayılı ilamı incelendiğinde, katılanların davacı, sanığın davalı olduğu, açılan menfi tespit davasında davacıların herhangi bir mazeret bildiriminde bulunmaksızın katılmadığı anlaşılmakla takip edilmeyen dosyanın 6100 sayılı HMK'nın 150 nci maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına karar verildiği, kararın 20.02.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
6. Uzmanlık raporlarına göre, ödeyecek bölümünde imzanın katılan ...'e ait olduğu, diğer imzalar ve kefil bölümündeki yazıların katılanlar ve sanığa ait olmadığı, kefil hanesindeki "..., ..." ve tanzim tarihi altındaki "KARS" yazılarının aynı mürekkepli kalemle, kefil hanesindeki en alt bölümdeki imza ve metin hanesindeki "m" harfinin ikinci bir mürekkepli kalemle, diğer yazıların ve imzaların üçüncü bir mürekkepli kalemle olmak üzere iç farklı mürekkepli kalemle doldurulduğu, kefil bölümündeki yazı ve imzaların sonradan eklenip eklenmediği hususunda olumlu veya olumsuz kanaat bildirilemediği anlaşılmıştır.
7. Mahkemece, suça konu dosyada aslı bulunan bono incelenip özelliklerinin tespit edildiği, aldatıcılık niteliğine sahip olduğu kabul edilerek sübut bulan suçtan sanık hakkında temyize konu mahkumiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Mahkemece, Erzurum Kriminal Polis Laboratuarı Müdürlüğünün 29.09.2014 tarihli uzmanlık raporuna göre kefil bölümünde yer alan yazıların sanık veya katılanların eli ürünü olup olmadığının belirlenmesi mümkün olmamışsa da; 02.12.2014 tarihli uzmanlık raporuna göre bu yazıların senet metninin doldurulduğu kalemden farklı bir kalemle yazılmış olduğunun tespit edilmesi ve katılanlar ile tanığın beyanları birlikte değerlendirildiğinde, boş olan kefil bölümünün sonradan doldurulduğu, sanık tarafından doldurulduğu sabit olmasa dahi senedin sanığın elinde bulunduğu göz önüne alındığında bu işlemin sanığın bilgisi dahilinde olduğu, sanığın bu şekilde asıl sorumlu olan kulüpten alamadığı alacakları katılanları kefil gösterip onlara doğrudan yöneltme kolaylığı sağladığı kabul edilerek sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
1. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan her zaman kamu davası açılması mümkün görülmüştür.
2. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kars 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2015 tarihli ve 2014/641 Esas, 2015/241 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.02.2023 tarihinde karar verildi.
19. Hukuk Dairesi, 2016/2964 E., 2016/12518 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
Türk Ticaret Kanunu'nun 680. maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesi mümkündür.
19. Hukuk Dairesi 2016/2964 E. , 2016/12518 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkilinin aidat borcunun ödenmesi için düzenlenen sözleşmedeki imzanın bono haline dönüştürüldüğünü, oysa bono miktarı kadar borçlu olmadıklarının inceleme sonucu ortaya çıkacağını ileri sürerek, borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iddianın asılsız olduğunu ve bononun icra takibinde ödendiğini beyan ederek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, dava konusu senedin lehdar hanesinin açık olarak düzenlendiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 680. maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesi mümkündür. Bu durumda bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğunun yazılı delil ile ispatı gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20/09/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
İnşaat müteahhidi Sinan, hammadde tedarikçisi Mert’e olan borcu için senedin bedel kısmını boş bırakarak imzalamış ve "bedeli en fazla 100.000 TL olacak şekilde doldurabilirsin" diyerek teslim etmiştir. Mert ise aralarındaki bu anlaşmaya aykırı olarak senet bedelini 500.000 TL olarak doldurmuş ve senedi ciro yoluyla iyiniyetli üçüncü kişi Hakan’a devretmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca bu olayla ilgili aşağıdaki analizlerden hangisi doğrudur?
A) Senet, Sinan tarafından eksik imzalandığı için mutlak olarak geçersizdir ve Hakan Sinan’dan hiçbir ödeme talep edemez.
B) Sinan, senedin Mert tarafından anlaşmaya aykırı doldurulduğu def’ini, senedi iyiniyetle iktisap eden Hakan’a karşı ileri süremez.
C) Senedin anlaşmaya aykırı doldurulması resmi evrakta sahtecilik suçunu oluşturduğu için senet kendiliğinden hükümsüz kalır.
D) Sinan borcunu ödedikten sonra, aradaki fark olan 400.000 TL’yi Hakan’dan geri alma (istirdat) hakkına sahiptir.
E) Hakan’ın yetkili hamil sayılabilmesi için, senedin Mert tarafından doldurulduğunu gösteren ayrı bir yazılı onay belgesine ihtiyacı vardır.