Türk Ticaret Kanunu 679. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 679- (1) Düzenleyen, poliçenin kabul edilmemesinden ve ödenmemesinden sorumludur. Düzenleyen, kabul edilmeme hâlinde sorumlu olmayacağını şart edebilirse de ödenmemeden sorumlu olmayacağına ilişkin kayıtlar yazılmamış sayılır.
IV - Açık poliçe
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
3 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2022/5684 E., 2024/1953 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
tarafından diğer davacı ...'na kambiyo senedi düzenleme konusunda yetki verilmediği iddia edilse bile borçlandırıcı işlem yapma yetkisi verildiğini, imzanın ...'na ait olduğunun ikrar edildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 678 ve 679 uncu maddeleri dikkate alındığında yetkisiz temsilcinin sorumluluğunun nitelik itibariyle culpa in contrahendo'dan doğan sorumluluk olduğunu, davacı ...'nun
11. Hukuk Dairesi 2022/5684 E. , 2024/1953 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1179 Esas, 2022/1075 Karar
DAVACILAR : 1....
2....
3.... vekilleri Avukat ...
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/468 E., 2020/91 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri aleyhine 24.07.2017 keşide tarihli 150.000,00 TL bedelli iki adet emre muharrer senet kambiyo senet ile icra takibi başlatıldığını, bu senetlerin kambiyo senet vasfına haiz senet olmadığını, keşideci kısmında BRB Gayrimenkul İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. (BRB Gayrimenkul) kaşesinin üzerinde ...'nun imzasının olduğunu, bu imzaların geçersiz olduğunu belirterek senetlerin ve başlatılan icra takibinin iptalini, müvekkillerinin takip alacaklısına borçlu olmadıklarının tespitini talep etmişlerdir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılar aleyhine icra takibinin başlatıldığını, müvekkili şirketine taraf olan davacı şirket ile aralarında 24.07.2017 tarihinde ''Nizipoğlu Otel Şişli İnşaatı Kaba İnşaat Kalıp Demir Beton İşleri'' anlaşması yapıldığını, sözleşmeye aykırılık nedeniyle 30.01.2018 tarihi itibariyle müvekkili şirket tarafından haklı olarak fesih edildiğini, sözleşmeden doğan borçların ödenmemesi üzerine dava konusu senetlerin takibe konulduğunu, borçlulardan temsil olunan BRB Gayrimenkul ile vekalet veren ...'nun ne borca ne imzaya itiraz etmemişken temsil eden ve vekilin imzaya itiraz etmesinin hukuken anlamının yetkisiz temsilcinin işleminin kabulü anlamına geldiğini, işbu haksız, hukuka aykırı, tamamen kötü niyetli davanın BRB Gayrimenkul ve ... yönünden itiraz edilmeyerek kesinleşmiş olması nedeniyle usul ve esasa aykırılıktan ... yönünden de itirazının açıkça hukuka aykırı ve kötü niyetli olması sebebiyle reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların tacir olduğu, işlerinde basiretli tacir gibi davranmaları gerektiğinin kanunen dikkate alındığı, kıymetli evrak düzenleyen/ keşide eden kişinin imzasının davacı şirketi bağlayıcı olabilmesi için davacı şirket tarafından kambiyo senedi düzenleme yetkisinin özel bir yetki olarak imza eden davacı ...'na verilmesi ve buna bağlı olarak şirket kaşesi ile yetkilinin imzasının bir arada bulunması gerektiği, davacı ...'na, davacı şirket adına kıymetli evrak düzenleyebilmesi açısından bonoların keşide tarihleri olan 24.07.2017 tarihi itibarı ile özel yetki verilmediğinin görüldüğü, bononun geçerli olabilmesi için zorunlu şartlarından olan düzenleyen keşideci şirketin adına imzaya yetkili olanlar tarafından ticaret unvanı da kullanılarak atılan imzasının olmadığı. yetkisi olmayan kişilerce bononun imzalanması halinde bononun söz konucu davacı şirketi bağlamadığı, dava konusu bonolarda şirket kaşesi bulunduğundan imza atan davacı ...'nun da şahsi sorumluluğunun bulunmadığı, bu durumda bononun, söz konusu davacı ticaret şirketini bağlamamasının da herkese karşı ileri sürülebilecek mutlak bir def' i olduğu, zorunlu şartı, kurucu unsuru, keşideci şirket kaşesi ile birlikte keşideci şirketin özel yetki verdiği yetkili imzasını ihtiva etmeyen/yetkisiz kişinin imzasını ihtiva eden bonoların yok hükmünde olduğunun değerlendirildiği, yine bu kapsamda yok hükmünde olan kıymetli evrakta davacı ...'nun davacı ...'na kefil olması açısından vekalet verilmediğinin de gözetildiği, davacı şirketin keşideci olarak izah olunduğu gibi bonolardan sorumlu tutulamayacağı, davacı ...'nun üçüncü kişi tarafından yok hükmünde olan bonolar nedeni ile kefil olarak vekaletsiz olarak borçlandırılamayacağı, davacı ...'nun da şirket kaşesinin varlığı karşısında kaşe üzerindeki imza nedeni ile ve kefil vekili olarak sorumlu tutulamayacağı, çünkü iradesinin kendisini şahsen borçlandırmaya yönelik olmadığı, ayrıca davalı şirketin tacir olduğu dikkate alınarak bonoların keşide tarihinde keşideci/kefil vb yönünden gerekli araştırma yapması, belge sunulmasını gösterilmesini istemesi vb. tedbirler alarak ticari iş, eylem ve işlemlerinde hukuki mali ve ticari sonuçları basiretli tacir gibi öngörmesinin gerektiği, saptanan ve hukuksal durum karşısında davacıların kanunen davasını ispatladığı, davacı tarafın takip konusu senet bedelleri yönünden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar İstanbul 11. İcra Dairesinin 2018/10800 E. sayılı takip nedeniyle takip dayanağı olan senetlerden kaynaklanan şekilde davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu edilen senetlerin müvekkiline ait yapılacak otel inşaatının kaba inşaat kısmının yapılabilmesini teminen müvekkili ile davacılardan BRB Gayrimenkul arasında düzenlenen 24.07.2017 tarihli protokolü imzalayan kişi tarafından imzalandığını, bir vekaletnamede borçlandırıcı işlem yapılabilir, para alışverişinde bulunulabilir denilmekte ise ayrıca senet imzalanabilir yetkisini aramanın kanuna karşı hile ile işlem yapmak isteyenlere prim vereceğini, dava konusu olayın da aynen bu şekilde gerçekleştiğini, mahkemenin özel yetki olmadığı gerekçesiyle davayı kabul etmesinin hatalı olduğunu, ödeme emrinin davacılara tebliğ edildiğini ve davacıların süresinde itiraz etmediğinden kesinleştiğini, dava konusu senetlerin verilme nedeni olan inşaatın başından sonuna kadar tüm görüşmeleri yürüten sözleşmeyi imzalayan kişinin davacı ... olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 46 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemin temsil olunanı bağlayacağını, şirketi temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü olan davacı ... tarafından diğer davacı ...'na kambiyo senedi düzenleme konusunda yetki verilmediği iddia edilse bile borçlandırıcı işlem yapma yetkisi verildiğini, imzanın ...'na ait olduğunun ikrar edildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 678 ve 679 uncu maddeleri dikkate alındığında yetkisiz temsilcinin sorumluluğunun nitelik itibariyle culpa in contrahendo'dan doğan sorumluluk olduğunu, davacı ...'nun imza yetkisi olmadığının bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hakkın açıkça kötüye kullanılması nedeniyle davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu bonoların incelenmesinde keşidecisinin davacı BRB Gayrimenkul olduğu ayrıca kefil kısmında ise davacı ... ile davacı ...'na vekâleten ... isimlerinin yer aldığı ve hem şirket kaşesi üzerinde hem diğer isimlerin yanında imzaların atılı olduğu, dosyaya celp edilen ticaret sicil müdürlüğü cevabi yazısı ile eklerinden davacı şirketin idaresinin müdür tarafından yapılacağı ve ilk 20 yıl için şirket müdürünün davacı ... olduğu ve bu yetkisinin münferiden kullanacağının anlaşıldığı, dava dilekçesine ekli Ankara 47 inci Noterliğinin 24.04.2015 tarihli 13099 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vekâletnamede davacı şirket yetkilisi ... tarafından davacı ...'na vekâletname düzenlendiğinin görüldüğü, takip ve dava konusu bonolarda davacı ... adına vekaleten imza atıldığı, söz konusu vekâletnamede kefalet konusunda açıkça yetki bulunmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 504 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince vekilin özel olarak yetkili kılınmadıkça kambiyo taahhüdünde bulunamayacağı ve kefil olamayacağının düzenlendiği, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin davacı ... yönünden verdiği kabul kararının isabetli olduğu, bu yöne ilişkin davalı vekilinin istinaf talebinin reddi gerektiği, mahkemece davacılar ... ve şirket yönünden dava kabul edilmiş ise de bu kabul kararının usule aykırı olduğu, zira yukarıda da belirtilen vekaletname içeriği incelendiğinde, şirket yetkilisi ... tarafından davacı ...'na oldukça geniş yetkiler verildiği, 6098 sayılı Kanun'un 547 inci maddesinin birinci fıkrasında ticari temsilcinin işletme sahibinin ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret ünvanı altında ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişi olarak tanımlandığı, yine aynı maddenin ikinci fıkrasında, ticari işletme sahibinin ticari temsilcinin fiillerinden sorumluluğunun tescilin yapılmış olmasına bağlı olmadığı şeklinde düzenlemeye yer verildiği, ayrıca, aynı Kanun'un 548 inci maddesinin birinci fıkrasında ticari temsilcinin iyi niyetli üçüncü kişilere karşı işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili sayılacağı hükme bağlandığı, belirtilen vekaletname içeriği gözetildiğinde, davacı şirket yetkilisi tarafından davacı ...'na oldukça geniş yetkiler verildiği, söz konusu vekâletname içeriği dikkate alındığında davacı ...'nun davacı şirketin ticari temsilcisi olduğunun kabulü gerektiği, dolayısıyla yukarıda özetlenen kanuni düzenlemeler karşısında, davacı şirket dava ve takip konusu bonolar nedeniyle davalıya karşı sorumlu olduğu, ayrıca bonolarda davacı ...'nun da imzası bulunduğundan ve bu imzalar aval niteliğinde olduğundan davacı ...'nun bu bonolar nedeniyle aval veren sıfatıyla sorumlu olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne kısmen reddine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacılar ... ve BRB Gayrimenkul tarafından açılan davanın reddine, davacı ... tarafından açılan davanın kabulüne, davacının İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün 2018/10800 E. sayılı takip nedeniyle takip dayanağı olan senetlerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/12-1091 E,, 2016/847 K. sayılı ilamında kambiyo senedi düzenlemek için özel yetki bulunması gerektiğinin belirtildiğini, müvekkili ...'nun asıl senedi imzalamaya yetkisi olmadığı ve bu durumun davalı tarafından tespit edilmesi gerektiği için şirket adına aval verme yetkisinin olmadığını, avalın geçersiz olduğunu, ayrıca bu senetlerin teminat için olduğunu, haksız fesihte teminata rücu edilemeyeceğini, buna dair yargılamanın İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinde devam ettiğini, kararda hangi gerekçe ile şirketin sorumlu olduğunun belirtilmediğini, ...'nun yetkisi olmadığı için senetlerin şirket açısında da geçersiz olduğunun 6098 sayılı Kanun'un 113 üncü maddesinin emredici hükmü olduğunu, iki senedin de hukuken geçersiz olduğunu, şirket mührü olan yerlere atılan imzaların kambiyo senedi imzalamaya yetkisi olmayan kişi tarafından atıldığını, ... tarafından ...'na kefil olma yetkisi vermediğini, davalı tarafından bu hususlar incelenmeden senetlerin teminat olarak kabul edildiğini, bu hususun istinaf mahkemesince incelenmediğini, yetkisi vekaletname ile imza atıldığından şirketin de borçlardan sorumluluğu olmadığını, istinaf mahkemesinin ...'nun ticari temsilci olduğuna dair değerlendirmesinin yerinde olmadığını, zira vekâletnamenin ticari temsilci olarak tescilli olmadığını, buna dair hiçbir belge bulunmadığını, ticari vekil sıfatına haiz olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 551 inci maddesi uyarınca ticari vekilin kambiyo taahhüdünde bulunamayacağını, vekâletname içeriğine göre ...'nun ticari temsilci olduğuna dair gerekçenin kabul edilemez olduğunu belirterek kararın bozulmasını, tüm davacılar yönünden davanın kabulünü istemiştir. Ayrıca sunmuş olduğu beyan dilekçesi ile davalı aleyhine işbu dava konusu sözleşmenin davalı tarafça haksız feshi nedeniyle açılan alacak davası neticesinde mahkemece sözleşmenin borçlu temerrüdüne düşürülmesi sebebiyle sona erdirildiğinin kabul edilmediğini, bu sebepler borçlunun temerrüdüne ilişkin hükümlerin uygulanmadığının belirtildiğini, bu durumda davaya konu teminat senetlerinin davalı tarafından yapılan haksız fesih nedeniyle hiçbir hükmü kalmadığını, bu sebeple de davanın tüm davacılar yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararı sadece ... yönünden temyiz ettiklerini, adı geçen hakkında yapılan kambiyo senetlerine mahsus icra takibinde senetler üzerindeki imzaya, borca itiraz etmeyerek dava konusu senetlerin verilme nedeni olan inşaatın başından sonuna kadar tüm görüşmeleri yürüten, sözleşmede ve senetler üzerinde imzası bulunan ...'nun temsilci sıfatıyla hareket ettiğini zımnen kabul ettiğini, temsil olunanın yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemleri onayabileceği, bu durumda da zımni kabul anlamını taşıdığını, 6098 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemin temsil olunanı bağlayacağını, onamanın yetkisiz temsilci tarafından yapılan bir hukuki işleme ya da sözleşmeye daha sonra temsil olunan tarafından verilen onay olduğunu, onamanın muhatabının kural olarak 3 üncü kişi olduğunu, onamanın geçmişe etkili olarak sanki başından beri temsil yetkisi varmış gibi sözleşmeyi geçerli hale getireceğini belirterek ... yönünden de davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu senetlerden dolayı borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanunun 547 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 548, 113, 46 maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (2)
11. Hukuk Dairesi, 2021/8277 E., 2023/2263 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 677 ila 680 inci maddeleri, 780 inci ve 781 inci maddesi.
11. Hukuk Dairesi 2021/8277 E. , 2023/2263 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/631 Esas, 2021/88 Karar
HÜKÜM : Kabul
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.04.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ..... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının yetkilisi olduğu dava dışı Karamel Tur. Gıda Rek. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nin müvekkiline olan kira borcunu ödemeyince karşılığında çek vermeyi teklif ettiğini, bu kapsamda toplam 159.476,00 TL bedelli 4 adet çekin davalı tarafından şirket adına imzalanıp verildiğini, çeklerin ibrazında bankanın keşideci imzalarının örnek imza ile birbirini tutmadığı gerekçesiyle ödenmediğini, borçlu şirketin iki yetkilisinin müşterek imzaları ile temsil edilmesine rağmen davalının tek başına imza attığını, bu durumda yetkisiz temsilcinin bizzat sorumluluğunun doğduğunu, davalı aleyhine başlatılan icra takibine itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının ortağı olduğu şirket davacının kiracısı ise de kiralananın iskânının bulunmaması, yangın riski taşıması, nitekim bir yangında yanması, bu sorunların davacı tarafından giderilmemesi sebebiyle şirketin kira ilişkisini haklı nedenle feshettiğini, kira sözleşmesinin de tek imza içerdiğini, daha önce bir kısım çeklerin tek imzaya rağmen ödendiğini, kiracı şirketin borçlara itiraz etmediğini, bu durumda şirketin borçla bağlandığının, müvekkili ise bağlı olmadığının kabulünün gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin 08.09.2015 tarih, 2015/461 E. ve 2015/479 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 09.03.2017 tarih, 2016/14168 E. ve 2017/1929 K. sayılı kararıyla kira sözleşmesinin davacı ile dava dışı Karamel Turizm Gıda Reklam. Ltd. Şti. arasında düzenlendiği, uyuşmazlığın davanın temelini oluşturan icra takibine dayanak teşkil eden çeklerin yetkili kişi tarafından imzalanıp imzalanmadığı konusunda toplandığı, uyuşmazlığın çözümlenmesinde kambiyo hukukuna ilişkin hükümlerin tartışılıp değerlendirilmesi gerektiği, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu halde işin esasının incelenmesinin usul ve yasaya aykırılık taşıdığı gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuş, tarafların öteki temyiz itirazları incelenmemiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin 23.11.2017 tarih, 2017/650 E. ve 2017/717 K. sayılı kararı ile görevsizlik nedeniyle davanın usul yönünden reddine, istek halinde dosyanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
D. Onama Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 20.05.2019 tarih, 2018/76 E. ve 2019/3327 K. sayılı kararı ile karar onanmıştır.
E. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı Karamel Turizm Gıda Reklamcılık San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin 07.03.2012 tarihinde tescil edilen ortaklar kurulu kararına göre, şirketin iki yöneticisinin şirket kaşesi altına atacakları müşterek imza ile temsil ve ilzam olunacağının kararlaştırıldığı, icra takibine dayanak yapılan çeklerde ise keşidecisinin Karamel Turizm Gıda Reklamcılık San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. olarak yazılmış olmasına rağmen tek imza ile düzenlendiği, ticaret sicil kaydı uyarınca çeklerin yetkisiz temsilci tarafından keşide edildiği, davalının imzanın kendisine ait olduğunu ikrar ettiği, imzaların istiklali prensibi uyarınca her imza sahibinin kendi imzasından sorumlu tutulacağı, davalının çeklerde yer alan imzası nedeniyle sorumlu olmaya devam edeceği, davalının kendi beyanı dışında, dava dışı Karamel Turizm Gıda Reklamcılık San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin çekleri benimsediğine ilişkin herhangi bir kaydın dosya kapsamında bulunmadığı, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 159.476,00 TL'ye ilişkin davalı itirazlarının iptali ile takibin 159.476,00 TL'ye takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi suretiyle devamına, takdiren %20 oranında hesaplanan 31.895,20 TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının kira alacağı iradesine dayanarak Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açtığını, takibin kira alacağına dayandığını defalarca ifade ettiğini, kira ilişkisinin taraflar arasında değil davacı ile dava dışı Karamel Turizm Gıda Reklamcılık San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. arasında olduğunu, kira sözleşmesinin de şirket kaşesi altında müvekkilince imzalandığını, buradaki temsilin davacı tarafından tartışılmadığını, daha önceden davacının tahsil ettiği çeklerin de sadece müvekkilince imzalandığını, şirketin borcu inkar etmediğini, çekleri davacıya veren diğer yetkilinin imza atmayı unuttuğunu, şirketin maddi sıkıntıya düşene kadar borcu ödediğini, temel kira ilişkisinden müvekkilinin sorumlu tutulmaya çalışıldığını, çeklerin kambiyo vasfı bulunmadığını, davacının takibi kambiyo senetlerine mahsus başlatmadığını, çekleri sadece delil başlangıcı olarak sunduğunu, itirazın iptali davasının takipten bağımsız değerlendirilemeyeceğini, davacının takip sebebini ispatlaması gerektiğini, müvekkilinin şahsi borcu bulunmadığını, usulüne uygun yazdırılmayan çeklerin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 677 ila 680 inci maddeleri, 780 inci ve 781 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2014/1091 E., 2016/847 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
6102 sayılı TTK’nın 778/2-(e) maddesi uyarınca bono hakkında da TTK’nın 678-679. Maddeleri uygulama alanı bulacaktır.
Hukuk Genel Kurulu 2014/1091 E. , 2016/847 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki “takibin iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 16.04.2013 gün 2013/291 E., 2013/350 K. sayılı ilamı davacı/borçlu vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 28.06.2013 gün ve 2013/15633 E, 2013/24338 K. Sayılı kararı ile onanmış, davacı/borçlu vekilinin karar düzeltme talebi üzerine, 12.12.2013 gün 2013/32978 E., 2013/39836 K. sayılı ilamı ile;
(...Alacaklı tarafından 1 adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takipte borçlunun, takip dayanağı bonoyu firmayı temsilen imzaladığını, şahsi sorumluluğu bulunmadığını ileri sürerek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
TTK'nun 688/7. maddesi gereğince, takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için "senedi tanzim edenin imzasını" ihtiva etmesi zorunludur. Anılan maddede sorumluluk için sadece imzadan söz edilmiş, birden fazla imzanın bulunması koşul olarak kabul edilmemiştir. TTK'nun 690. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 589. maddesi gereğince, şirketi münferiden temsile yetkili temsilcinin şirket kaşesi dışında senet üzerine atmış olduğu imza bizatihi kendisini sorumlu kılar. Yine TTK'nun 690. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 613 ve 614/l. maddeleri gereğince, keşideci imzası dışında bononun ön yüzüne konulan her imza aval şerhi sayılır. Aval için sadece imza yeterli olup, ayrıca ad ve soyadın yazılması gerekli değildir.
Bu açıklamalar ışığında sorumluluk doğması için keşidecinin atacağı tek imza yeterli olup, bononun ön yüzündeki ikinci imzanın atılması zorunluluğu olmadığından şirket kaşesi dışına atılan imza aval olarak değerlendirilir (...nun 05/10/2011 tarih ve 2011/12-480 sayılı kararı).
Somut olayda, takip dayanağı bonoda yer alan iki imzanın da keşideci firmanın kaşesi üzerine atıldığı görülmektedir. İtiraz eden ve adı geçen firma yetkilisi olan ...'in, kaşe dışında, açıkta herhangi bir imzası da bulunmadığına göre; kaşe üzerine atılan imzaların şahsı adına değil, kaşesi bulunan firma sahibini temsilen atıldığı ve onu borç altına soktuğu kabul edilmelidir.
Mahkemece; muteriz borçlunun takip dayanağı senetlerden dolayı şahsen sorumlu olmadığı sonucuna varılarak borca itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi isabetsiz olup, Dairemizce kararın bu nedenle bozulması gerekirken onandığı anlaşılmakla karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.,...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı/borçlu vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktanve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, icra takibinin iptali istemine ilişkindir.
Davacı/borçlu vekili, müvekkili aleyhinde yapılan takibe konu senedi (bonoyu) vekaleten imzaladığını, şahsen sorumluluğu olmadığını, borçlu firmada SSK’lı olarak çalıştığını ileri sürerek takibin iptalini istemiştir.
Davalı/alacaklı vekili, davacının vekaleten imzaladığına ilişkin bono üzerinde hiçbir
kayıt söz konusu olmadığını; icra takibine konu edilen bonoda keşideci bölümünde davalının çift imzası bulunduğunu, davalı borçlunun da bono üzerindeki imzasını inkar etmediğini, imzayı kabul ettiğini, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 688/7. maddesi gereğince bonodaki borçtan sorumlu olması için keşidecinin tek imzasının yeterli olup, bonoda birden fazla imza olması halinde şirket temsilcisi olarak şirket adına senedin imzalanması dışında, ikinci imzanın da kendi adına atıldığının kabulü gerektiğini belirterek, davanın reddine savunmuştur.
Yerel mahkemece, davacı tarafın imzayı ikrar ettiği, iki kaşe altında iki imzanın bulunduğu, Yargıtay kararları gereği bononun geçerli olması için şirket kaşesi altında tek imzanın gerekli ve yeterli olup, ikinci imzanın şirket yetkilisinin şahsen sorumluğunu gerektireceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı/borçlu vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece onanmış, karar düzeltme istemi üzerine yukarıda açıklanan gerekçeyle bozulmuştur.
Yerel mahkemece önceki kararda ısrar edilmiş, hükmü temyize davacı/borçlu vekili getirmektedir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; takibe konu senette (bonoda), keşideci firma kaşesi altına davacı tarafından atılan ikinci imzanın, davacıyı avalist konumuna getirip getirmediği, varılacak sonuca göre davacının borçtan şahsen sorumlu olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle, somut olayda davacının, dava dışı Ufuk Rahimaka adına vekaleten kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisinin bulunup bulunmadığı konusunun tespit edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için vekaletin kapsamına ilişkin yasal düzenlemeler irdelenmelidir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Vekaletin kapsamı” başlıklı 504.maddesi;
“Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir.
Vekâlet, özellikle vekilin üstlendiği işin görülmesi için gerekli hukuki işlemlerin yapılması yetkisini de kapsar.
Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz.”
Hükmünü amirdir.
Görüldüğü üzere, vekil özel bir yetkiye sahip olmadıkça dava açamayacağı gibi, kambiyo taahhüdünde de bulunamaz. Vekilin kambiyo taahhüdünde bulunabilmesi için vekaletnamede açıkça “Kambiyo taahhüdünde bulunmak üzere” yetkilendirilmiş olması gerekir. Ancak, açıkça verilen yetkiye dayanarak kambiyo senedi düzenlenmesi halinde asilin vekilin bu işleminden sorumlu olduğu kabul edilebilir. Şayet bu açık yetki verilmemişse 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun kambiyo senetlerinden sorumluluğa ilişkin hükümleri uygulama alanı bulacaktır.
Hemen burada 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun bonolar hakkındaki sorumluluk hükümleri ortaya konulmalıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Yetkisiz imza” başlıklı 678. maddesinde;
“Temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği takdirde, temsil olunduğu kabul edilen kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur. Yetkisini aşan temsilci için de hüküm böyledir.”
Denilmekte;
“Düzenleyenin sorumluluğu” başlıklı 679. maddede de;
“Düzenleyen, poliçenin kabul edilmemesinden ve ödenmemesinden sorumludur. Düzenleyen, kabul edilmeme hâlinde sorumlu olmayacağını şart edebilirse de ödenmemeden sorumlu olmayacağına ilişkin kayıtlar yazılmamış sayılır.”
Hükmü yer almaktadır.
6102 sayılı TTK’nın 778/2-(e) maddesi uyarınca bono hakkında da TTK’nın 678-679. Maddeleri uygulama alanı bulacaktır.
Şu durumda, vekil özel yetki gerektirdiği ve bu konuda özel olarak açıkça yetki verilmediği halde kambiyo taahhüdünde bulunmuşsa bu taahhüdünden bizzat ve şahsen sorumlu olur ve burada artık asilin sorumluluğundan söz edilemez.
Nitekim, aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.11.2006 gün ve 2006/12-682 Esas, 2006/682 Karar sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dosyada mevcut Ankara 43. Noterliğinin 01.03.2012 tarih ve 5117 yövmiye numaralı düzenleme şeklindeki vekaletname ile dava dışı Ufuk Rahimaka, davacı ...’i vekil tayin ettiği sözkonusu vekaletname ile “bilumum çek, poliçe, emre muharrer senetleri ilgili bankaya tahsil ve teminata vermeye protestolarını talep etmeye, bu hususlarda yapılması gereken iş ve işlemleri yapmaya, bilumum senetleri adıma imzalamaya” yetkileri verildiği halde, verilen yetkiler arasında “kambiyo senedi düzenlemek” üzere verilmiş özel bir yetki bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler esnasında bir kısım üyelerce, Ankara 43. Noterliğinin 01.03.2012 tarih ve 5117 yövmiye numaralı düzenleme şeklindeki vekaletname de yer alan “”bilumum senetleri adıma imzalamaya” ilişkin verilen yetkininin bono düzenleme yetkisini de kapsadığı görüşünü ileri sürmüşler iseler de bu görüşler kurul çoğunluğu tarafından belirtilen nedenlerle kabul edilmemiştir.
Bu nedenle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 678. maddesi gereğince senetteki bu imzasından dolayı imzasını ikrar eden davacı/borçlunun şahsen sorumlu olduğundan itirazın iptali isteminin reddine ilişken direnme kararı sonucu itibari ile yerinde olup direnme kararı bu değişik gerekçe ile onanmalıdır.
S O N U Ç : Davacı/borçlu vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda gösterilen değişik nedenlerden dolayı ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 22.06.2016 gününde, oyçokluğuyla karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ticaret Hukuku
Keşideci K, düzenlediği poliçeye "bedelin ödenmemesinden sorumlu değilim" şeklinde bir kayıt koymuştur. Bu kaydın hukuki sonucu nedir?
A) Poliçe geçersiz olur.
B) Poliçe geçerlidir, K ödemeden sorumlu olmaz.
C) Kayıt yazılmamış sayılır, K sorumludur.
D) K sadece lehtara karşı sorumlu olmaz.
E) Poliçe emre yazılı havale niteliğine dönüşür.
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.