6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 678

Türk Ticaret Kanunu 678. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 678- (1) Temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği takdirde, temsil olunduğu kabul edilen kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur. Yetkisini aşan temsilci için de hüküm böyledir. III - Düzenleyenin sorumluluğu

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

12 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2014/1091 E., 2016/847 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
Hemen burada 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun bonolar hakkındaki sorumluluk hükümleri ortaya konulmalıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Yetkisiz imza” başlıklı 678. maddesinde;
Hukuk Genel Kurulu         2014/1091 E.  ,  2016/847 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “takibin iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 16.04.2013 gün 2013/291 E., 2013/350 K. sayılı ilamı davacı/borçlu vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 28.06.2013 gün ve 2013/15633 E, 2013/24338 K. Sayılı kararı ile onanmış, davacı/borçlu vekilinin karar düzeltme talebi üzerine, 12.12.2013 gün 2013/32978 E., 2013/39836 K. sayılı ilamı ile; (...Alacaklı tarafından 1 adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takipte borçlunun, takip dayanağı bonoyu firmayı temsilen imzaladığını, şahsi sorumluluğu bulunmadığını ileri sürerek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. TTK'nun 688/7. maddesi gereğince, takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için "senedi tanzim edenin imzasını" ihtiva etmesi zorunludur. Anılan maddede sorumluluk için sadece imzadan söz edilmiş, birden fazla imzanın bulunması koşul olarak kabul edilmemiştir. TTK'nun 690. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 589. maddesi gereğince, şirketi münferiden temsile yetkili temsilcinin şirket kaşesi dışında senet üzerine atmış olduğu imza bizatihi kendisini sorumlu kılar. Yine TTK'nun 690. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 613 ve 614/l. maddeleri gereğince, keşideci imzası dışında bononun ön yüzüne konulan her imza aval şerhi sayılır. Aval için sadece imza yeterli olup, ayrıca ad ve soyadın yazılması gerekli değildir. Bu açıklamalar ışığında sorumluluk doğması için keşidecinin atacağı tek imza yeterli olup, bononun ön yüzündeki ikinci imzanın atılması zorunluluğu olmadığından şirket kaşesi dışına atılan imza aval olarak değerlendirilir (...nun 05/10/2011 tarih ve 2011/12-480 sayılı kararı). Somut olayda, takip dayanağı bonoda yer alan iki imzanın da keşideci firmanın kaşesi üzerine atıldığı görülmektedir. İtiraz eden ve adı geçen firma yetkilisi olan ...'in, kaşe dışında, açıkta herhangi bir imzası da bulunmadığına göre; kaşe üzerine atılan imzaların şahsı adına değil, kaşesi bulunan firma sahibini temsilen atıldığı ve onu borç altına soktuğu kabul edilmelidir. Mahkemece; muteriz borçlunun takip dayanağı senetlerden dolayı şahsen sorumlu olmadığı sonucuna varılarak borca itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi isabetsiz olup, Dairemizce kararın bu nedenle bozulması gerekirken onandığı anlaşılmakla karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.,...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. TEMYİZ  EDEN  : Davacı/borçlu vekili HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktanve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, icra takibinin iptali istemine ilişkindir. Davacı/borçlu vekili, müvekkili aleyhinde yapılan takibe konu senedi (bonoyu) vekaleten imzaladığını, şahsen sorumluluğu olmadığını, borçlu firmada SSK’lı olarak çalıştığını ileri sürerek takibin iptalini istemiştir. Davalı/alacaklı vekili, davacının vekaleten imzaladığına ilişkin bono üzerinde hiçbir kayıt söz konusu olmadığını; icra takibine konu edilen bonoda keşideci bölümünde davalının çift imzası bulunduğunu, davalı borçlunun da bono üzerindeki imzasını inkar etmediğini, imzayı kabul ettiğini, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 688/7. maddesi gereğince bonodaki borçtan sorumlu olması için keşidecinin tek imzasının yeterli olup, bonoda birden fazla imza olması halinde şirket temsilcisi olarak şirket adına senedin imzalanması dışında, ikinci imzanın da kendi adına atıldığının kabulü gerektiğini belirterek, davanın reddine savunmuştur. Yerel mahkemece, davacı tarafın imzayı ikrar ettiği, iki kaşe altında iki imzanın bulunduğu, Yargıtay kararları gereği bononun geçerli olması için şirket kaşesi altında tek imzanın gerekli ve yeterli olup, ikinci imzanın şirket yetkilisinin şahsen sorumluğunu gerektireceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı/borçlu vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece onanmış, karar düzeltme istemi üzerine yukarıda açıklanan gerekçeyle bozulmuştur. Yerel mahkemece önceki kararda ısrar edilmiş, hükmü temyize davacı/borçlu vekili getirmektedir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; takibe konu senette (bonoda), keşideci firma kaşesi altına davacı tarafından atılan ikinci imzanın, davacıyı avalist konumuna getirip getirmediği, varılacak sonuca göre davacının borçtan şahsen sorumlu olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır. Öncelikle, somut olayda davacının, dava dışı Ufuk Rahimaka adına vekaleten kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisinin bulunup bulunmadığı konusunun tespit edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için vekaletin  kapsamına ilişkin yasal düzenlemeler irdelenmelidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Vekaletin kapsamı” başlıklı 504.maddesi; “Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. Vekâlet, özellikle vekilin üstlendiği işin görülmesi için gerekli hukuki işlemlerin yapılması yetkisini de kapsar. Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz.” Hükmünü amirdir. Görüldüğü üzere,  vekil özel bir yetkiye sahip olmadıkça dava açamayacağı gibi, kambiyo taahhüdünde de bulunamaz. Vekilin kambiyo taahhüdünde bulunabilmesi için vekaletnamede açıkça  “Kambiyo taahhüdünde bulunmak üzere” yetkilendirilmiş olması gerekir. Ancak, açıkça verilen yetkiye dayanarak kambiyo senedi düzenlenmesi halinde asilin vekilin bu işleminden sorumlu olduğu kabul edilebilir. Şayet bu açık yetki verilmemişse 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun kambiyo senetlerinden sorumluluğa ilişkin hükümleri uygulama alanı bulacaktır. Hemen burada 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun bonolar hakkındaki sorumluluk hükümleri  ortaya konulmalıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Yetkisiz imza” başlıklı 678. maddesinde; “Temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye  imzasını  koyan  kişi,  o  poliçeden  dolayı  bizzat  sorumludur;  bu  poliçeyi  ödediği takdirde, temsil olunduğu kabul edilen kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur. Yetkisini aşan temsilci için de hüküm böyledir.” Denilmekte; “Düzenleyenin sorumluluğu” başlıklı 679. maddede de; “Düzenleyen, poliçenin kabul edilmemesinden ve ödenmemesinden sorumludur. Düzenleyen, kabul edilmeme hâlinde sorumlu olmayacağını şart edebilirse de ödenmemeden sorumlu olmayacağına ilişkin kayıtlar yazılmamış sayılır.” Hükmü yer almaktadır. 6102 sayılı TTK’nın 778/2-(e) maddesi uyarınca bono hakkında da TTK’nın 678-679. Maddeleri uygulama alanı bulacaktır. Şu durumda, vekil özel yetki gerektirdiği ve bu konuda özel olarak açıkça yetki verilmediği halde kambiyo taahhüdünde bulunmuşsa bu taahhüdünden bizzat ve şahsen sorumlu olur ve burada artık asilin sorumluluğundan söz edilemez. Nitekim, aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.11.2006 gün ve 2006/12-682 Esas, 2006/682 Karar sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;  dosyada mevcut Ankara 43. Noterliğinin 01.03.2012 tarih ve 5117 yövmiye numaralı düzenleme şeklindeki vekaletname ile dava dışı Ufuk Rahimaka, davacı ...’i vekil tayin ettiği sözkonusu vekaletname ile “bilumum çek, poliçe, emre muharrer senetleri ilgili bankaya tahsil ve teminata vermeye protestolarını talep etmeye, bu hususlarda yapılması gereken iş ve işlemleri yapmaya, bilumum senetleri adıma imzalamaya” yetkileri verildiği halde, verilen yetkiler arasında “kambiyo senedi düzenlemek” üzere verilmiş özel bir yetki bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler esnasında bir kısım üyelerce, Ankara 43. Noterliğinin 01.03.2012 tarih ve 5117 yövmiye numaralı düzenleme şeklindeki vekaletname de yer alan “”bilumum senetleri adıma imzalamaya” ilişkin verilen yetkininin bono düzenleme yetkisini de kapsadığı görüşünü ileri sürmüşler iseler de bu görüşler kurul çoğunluğu tarafından belirtilen nedenlerle kabul edilmemiştir. Bu nedenle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 678. maddesi gereğince senetteki bu imzasından dolayı imzasını ikrar eden davacı/borçlunun şahsen sorumlu olduğundan itirazın iptali isteminin reddine ilişken direnme kararı sonucu itibari ile yerinde olup direnme kararı bu değişik gerekçe ile onanmalıdır. S O N U Ç :  Davacı/borçlu vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda gösterilen değişik nedenlerden dolayı ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 22.06.2016 gününde, oyçokluğuyla karar verildi.

Diğer kararlar (4)

12. Hukuk Dairesi, 2022/13487 E., 2023/5460 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
tam metni aç
maddesinin (c) bendinin göndermesiyle çekler hakkında da uygulanması gereken TTK'nun 678. maddesinde;
12. Hukuk Dairesi         2022/13487 E.  ,  2023/5460 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından başlatılan çeke dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte, borçlu ...’nin icra mahkemesine başvurusunda, takip konusu senedin, keşideci şirket yetkilisi olarak şirket adına imzalanması nedeniyle şahsi sorumluluğu bulunmadığını ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davacı hakkında davalı takip alacaklısı tarafından yetkisiz temsil hükümlerine dayanılarak takip başlatılmasına bir engel bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, borçlu yanca istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; takip dayanağı çekte yer alan keşideci imzasının şirket kaşesi üzerine atıldığı, önceki şirket yetkilisi olan borçlunun kaşe dışında, açıkta herhangi bir imzası da bulunmadığına göre; kaşe üzerine atılan imzaların şahsı adına değil, şirketi temsilen atıldığı ve şirketi borç altına soktuğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü ile takibin davacı borçlu yönünden durdurulmasına, karar verildiği, anılan karara karşı alacaklının temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır. TTK'nun 818/1. maddesinin (c) bendinin göndermesiyle çekler hakkında da uygulanması gereken TTK'nun 678. maddesinde; "Temsile selahiyeti olmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur..." hükmü yer almaktadır. Borçlunun atmış olduğu imzadan sorumluluğu için senet üzerinde imzasının bulunması yeterli olup, ayrıca isminin yazılı olması da gerekli değildir. Somut olayda, alacaklı tarafından hakkında takip yapılan borçlu ...’nin senet tanzim tarihi itibari ile keşideci konumunda olan ... Kimya Sanayi A.Ş.’nin yetkilisi olmadığı gibi, dosya içerisinde mevcut belgelerden anlaşıldığı gibi tarafların da aksi yönde iddiası bulunmamaktadır. Alacaklı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde, borçlunun TTK’nun 678.maddesi uyarınca imzasından bizzat sorumlu olacağı ileri sürülmüş, yetkisiz temsil hükümleri gereği bizzat imzanın sahibi olduğu iddia edilen borçlu hakkında takip yapıldığı belirtilmiştir. Bu durumda temsil yetkisi olmadığı halde keşideci şirket adına senet imzaladığı ileri sürülen muteriz borçlu ...’nin keşideci şirket adına attığı imzadan dolayı kişisel olarak sorumlu olacağı tabiidir. Yetkisiz temsilci sıfatıyla hareket eden borçlu, çekten dolayı keşideci sıfatıyla sorumlu olacağından, hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapılmasında yasaya aykırılık bulunmamaktadır. O halde, İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmesi yerinde olup, Bölge Adliye Mahkemesince borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince şirket kaşesi üzerine atılmış bir imza olmadığı halde yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 11.11.2022 tarih ve 2022/1348 E. 2022/1809 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.09.2023 gününde oy birliğiyle karar verildi. ...
Hukuk Genel Kurulu, 2017/268 E., 2020/729 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
imzalamış olup, TTK’nın 678. maddesi gereğince de yetkisiz temscilci olduğundan bonoda yazılı borçtan bizzat sorumludur.
Hukuk Genel Kurulu         2017/268 E.  ,  2020/729 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki "takibin iptali" isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen istemin kabulüne ilişkin karar alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir. 2. Direnme kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. İNCELEME SÜRECİ Borçlu İstemi: 4. Borçlu vekili 31.10.2014 tarihli itiraz dilekçesinde; alacaklı tarafından müvekkili aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu icra takibine dayanak senetleri müvekkilinin Çömelekler Optik Saat İşitsel Sağlık ve Her Türlü Tic. Ltd. Şti.’yi temsilen düzenlediğini, bu nedenle müvekkilinin şahsen sorumluğunun bulunmadığını, müvekkilinin alacaklıya herhangi bir borcunun olmadığını ileri sürerek itirazın kabulü ile takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Alacaklı Cevabı: 5. Alacaklı vekili 08.01.2015 tarihli cevap dilekçesinde; borçlunun senetteki imzaya itiraz etmediğini, senetlerde düzenleyenin Çömelekler Optik Saat İşitsel Sağlık ve Her Türlü Tic. Ltd. Şti. olduğunu ve senetlerin çift imza ile düzenlendiğini, buna göre imzalardan bir tanesinin düzenleyen şirket adına, açığa atılan diğer imzanın ise aval olarak atıldığının kabulü gerektiğini savunarak itirazın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme Kararı: 6. İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 30.04.2015 tarihli ve 2014/1492 E., 2015/366 K. sayılı kararı ile; icra dosyasında mevcut onaylı senet fotokopilerinde borçlunun ne lehtar ne keşideci ne de ciranta sıfatı ile yer almadığı, takip dayanağı kambiyo senetlerinin hiçbir aşamasında borçlu sıfatı ile yer almamış bir kimsenin aleyhine takip yapılmasına takip hukukunun onay vermediği, pasif husumet yokluğu gerekçesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 170/a maddesi uyarınca müşteki ile sınırlı olarak takibin iptaline karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 26.11.2015 tarihli ve 2015/17524 E., 2015/29446 K. sayılı kararı ile; "…Alacaklı tarafından borçlu hakkında yedi adet bonoya dayalı olarak yapılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte, borçlu icra mahkemesine yaptığı başvuruda bonoları şirket adına imzaladığını, şahsen sorumlu olmadığını belirterek takibin iptalini talep ettiği, mahkemece istemin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Başvuru bu hâli ile İİK'nın 168/5. maddesinde düzenlenen borca itirazdır. Takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için TTK'nın 776/1-g maddesi uyarınca “…senedi düzenleyenin imzasını” ihtiva etmesi zorunludur. Anılan maddede sorumluluk için sadece imzadan söz edilmiş, birden fazla imzanın bulunması koşul olarak öngörülmemiştir. TTK'nın 778. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 677. maddesi gereğince, şirketin münferit temsilcisinin şirket kaşesi dışında senet üzerine atmış olduğu imzanın kendisini sorumluluktan kurtaracağı düşünülemez. Yine, TTK'nın 778. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 701 ve 702/1. maddeleri gereğince, keşideci şirket kaşesi üzerindeki imza dışında bononun ön yüzüne konulan her imza aval şerhi sayılır. Aval için sadece imza yeterli olup, ayrıca ad ve soyadın yazılması gerekmez. Aval veren kimse, kimin için taahhüt altına girmiş ise tıpkı onun gibi sorumlu olur. Özetle şirket temsilcisinin şahsen sorumlu olabilmesi için şirket kaşesi dışında ayrı bir imzasının bulunması yeterlidir. Her iki imzanın da kaşe üzerinde bulunması hâlinde ise yetkili temsilcinin sorumluluğundan bahsedilemez. Bir diğer ifade ile senetteki her iki imza da şirket kaşesi üzerine atılmışsa, burada artık aval olgusundan söz edilemez (Hukuk Genel Kurulunun 05.10.2011tarih, 2011/12-480 esas, 2011/598 karar sayılı kararı). Somut olayda ise, takibe konu yedi adet bonunun incelenmesinde, tanzim edenin Çömelekler Optik-Saat Sağlık ve Her Türlü Ticaret Ltd. Şti. olduğu, senet metninde bulunan imzaların ise, her ikisinin de şirket kaşesi dışına atıldığı görülmektedir. Bu hâlde, yukarıdaki açıklamalar ışığı altında, şirket kaşesi dışına atılan ikinci bir imzanın, tanzim eden lehine aval veren sıfatı ile atıldığının ve imza sahibinin de aval veren sıfatı ile sorumlu olduğunun kabulü gerekir. O hâlde mahkemece borçlu tarafından yapılan itirazın reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsizdir..." gerekçesi ile karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 07.04.2016 tarihli ve 2016/97 E., 2016/267 K. sayılı kararı ile; takibe dayanak kambiyo senetlerinde muterize ait onun teşhis ve tanınmasına yarayacak herhangi bir bilgiye yer verilmediği, senetlerin “ödeyecek” kısmında sadece Çömelekler Optik-Saat İşitsel Sağılık ve Her Türlü Tic. Ltd. Şti.'ye ait kaşe ve bilginin yer aldığı, bunun hemen ön tarafında ise şirketi temsile yetkili olduğu inkar edilmeyen hatta kabul edilen imzalar bulunduğu, bu imzaların tek başına kambiyo senedinin subjektif sınırlarını muteriz aleyhine genişletmeye izin vermediği, hukukta belirlilik ilkesinin kambiyo senedinin borçlusunun imzası dışında teşhis ve tanınmasına yarayacak bilginin varlığını zorunlu kıldığı, somut olayda tüm bilgilerin tüzel kişiliğe ait olduğu, dolayısı ile tüzel kişiliğe ait olan bu bilgilerin sömürülerek şirket yetkilisinin şahsi sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığı, senet metnindeki imza muterize ait olmakla birlikte diğer bilgilerle bir arada değerlendirildiğinde kambiyo senedinin tüzel kişiliğin temsilcisi sıfatı ile ve tüzel kişiliği bağlayacak şekilde imzalandığının tartışmasız olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 776/1-g hükmü ayrıca ve açıkça senedi düzenleyenin imzasına muhtevi olduğunu ifade ettiğine göre bu cümlenin yek diğerinden bağımsız iki unsurdan oluştuğunun kabulü gerektiği, bu cümlenin hem senedi düzenleyen hem de onun imzasını içereceğini açıkça belirttiği, dolayısı ile cümlenin içerisinde tartışma yaratacak ve sorumluluğun yazgısını değiştirecek şekilde “senedi düzenleyen” kavramını çıkararak imza ile yetinmenin ileride olası bir uyuşmazlıkta husumet sorununu da tartışmaya açmak demek olduğu, TTK’nın İcra ve İflas Kanunu ile ilişkisinde salt imza ile yetinmesinin beklenemeyeceği, dolayısı ile sahici bir sorumluluktan söz edebilmek için hem kambiyo senedini düzenleyen kişinin teşhis ve tanınmasına yarayacak bilgi hem de bu bilgiyi pekiştirecek ve geçerliliği takip edecek imzaya ihtiyaç olduğu, tüm bu nedenlerle kambiyo senedinde keşidecinin muteriz değil onun yetkilisi olan tüzel kişilik olduğu gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; icra takibine konu senetlerde Çömelekler Optik Saat İşitsel Sağlık ve Her Türlü Tic. Ltd. Şti.’nin kaşesi dışına atılan ikinci imzanın düzenleyen şirket lehine aval veren sıfatı ile atıldığının kabulünün gerekip gerekmediği, imza sahibinin de aval veren sıfatı ile borçtan şahsen sorumlu olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre itirazın reddinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Borçlunun imzaya itiraz dışındaki diğer nedenlerden dolayı ödeme emrine itirazı borca itiraz niteliğindedir. İİK’nın 168. maddesinin 5. fıkrası ile aynı Kanunun 169. maddesi gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte borçlu, borca itirazını ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirerek icra mahkemesinden itirazının kabul edilmesine karar verilmesini isteyebilir. Borcun mevcut olmadığı, ödendiği, ertelendiği, zamanaşımına uğradığı, takas, faiz oranına itiraz, yetki itirazı gibi itirazlar borca itiraz niteliğindedir (Kuru, B: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 783). 13. Uyuşmazlığın çözümü bakımından avalin de açıklanması gerekmektedir. 14. Aval, TTK’nın 700. maddesine göre poliçede yazılı bulunan borcun kısmen veya tamamen teminat altına alınmasını sağlayan bir nevi kefalettir. Bu kefaleti veren şahsa, aval veren denir (Bozer A./Göle C.: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2017, s. 161). 15. TTK’nın 700. maddesinin 2. fıkrasına göre aval, üçüncü bir kişi veya poliçede imzası bulunan başka bir kişi tarafından da verilebilir. Bu şekilde poliçe borçlularından biri lehine aval verilmek suretiyle poliçenin ödenmesi güvence altına alınacağından o poliçenin tedavülü kolaylaştırılmış olur (Bozer/Göle, s. 161 ). 16. TTK’nın avalin şekline ilişkin 701. maddesi; “(1) Aval şerhi, poliçe veya alonj üzerine yazılır. (2) Aval “aval içindir” veya bununla eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edilir ve aval veren kişi tarafından imzalanır. (3) Muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. (4) Kimin için verildiği belirtilmemişse aval, düzenleyici için verilmiş sayılır.” şeklindedir. 17. Bu düzenlemeye göre poliçenin ön yüzünde avale ilişkin herhangi bir ibarenin bulunmaması ancak imzanın bulunması hâlinde, muhatabın veya düzenleyenin imzaları dışında poliçenin ön yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. Poliçenin ön yüzüne atılan aval şerhinin kimin için verildiği belirtimez ise aval düzenleyici için verilmiş sayılır. 18. Avale ilişkin hükümler TTK’nın 778. maddesinin 3. fıkrası gereğince bonolar hakkında da uygulanır. TTK’nın 776. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi ile aynı Kanunun 778. maddesinin atfı ile uygulanması gereken TTK’nın 701. maddesi birlikte değerlendirildiğinde bononun geçerli olması için tek imza yeterlidir ve senet ön yüzüne atılan ikinci imza aval şerhi sayılır. Ne var ki, poliçenin ön yüzüne düzenleyen tarafından iki imza atılmış olsa dahi, bu imzalar TTK’nın 700. maddesine göre aval olarak kabul edilemez. Ancak, keşideciden başka bir kişi tarafından aval veya benzeri sözler kullanılarak imzalanmışsa aval olarak sayılır. 19. Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur, bir diğer ifade ile feri nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de aval verenin sorumluluğu devam eder. TTK’nın 702. maddesinin 2. fıkrası gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir (20.04.2018 tarihli ve 2017/4 E., 2018/5 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). 20. Somut olaya gelince; alacaklı tarafından başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe dayanak 7 adet senedin bono niteliğinde olup kambiyo vasfı taşıdığı, düzenleyenin Çömelekler Optik-Saat Sağlık ve Her Türlü Ticaret Ltd. Şti. olduğu, senet metninde bulunan imzaların her ikisinin de şirket kaşesi dışına atıldığı ve borçlu ...’in imzasına itiraz etmediği anlaşılmakta olup, bono ön yüzünde atılı bulunan imzaların aynı zamanda borçlu şirket temsilcisi olan borçlu ...’e ait olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. 21. Şu hâle göre, yukarıdaki açıklanan yasal düzenlemeler karşısında şirket kaşesi dışına atılan ikinci imzanın, düzenleyen şirket lehine aval veren sıfatı ile atıldığının ve imza sahibinin de aval veren sıfatı ile borçtan şahsen sorumlu olduğunun kabulü gerekip, borçlunun borca itirazının reddine karar verilmelidir. Nitekim bu hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.10.2011 tarihli ve 2011/12-480 E., 2011/598 K. ile 04.04.2018 tarihli ve 2017/19-812 E., 2018/756 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. 22. Diğer taraftan bono borçlusunun tüzel kişi olması hâlinde, yetki belgesinde şirketi temsile yetkili şahısların bonoyu imzalamış olmasına ve usulünce kaşe basılmış olmasına dikkat edilmelidir. Bu durumda, bonodan doğan sorumluluk doğrudan doğruya temsil edilen tüzel kişiye ait olur. Yetkisiz imza hâlinin düzenlendiği TTK’nın 778. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bonolarda da uygulanması gereken aynı Kanunun 678. maddesi “Temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği takdirde, temsil olunduğu kabul edilen kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur. Yetkisini aşan temsilci için de hüküm böyledir.” şeklindedir. Somut olayda; borçlu icra mahkemesine başvurusunda bonoları şirketi temsilen imzaladığını, şahsen sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek borca itiraz etmiştir. 23. Tarafların ileri sürmüş olduğu maddi vakıaların hukuki nitelendirmesini yapmak yani somut olay ya da ilişki bağlamında işlerlik kazanacak hukuk kurallarını araştırıp bulup uygulamasını gerçekleştirmek, hâkim tarafından kendiliğinden yerine getirilmesi gereken bir görevdir (6100 sayılı HMK'nın 33. maddesi). Somut olaya uygulanacak olan hukuk kuralları, dava sebebinden tümüyle farklı bir kavram olan hukuki sebebi oluşturur (Tanrıver, S.; Medeni Usul Hukuku C. 1. Ankara 2016, s. 480-483). 24. Uyuşmazlığa konu olayda; 25.06.2009 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde takibe dayanak senetleri düzenleyen Çömelekler Optik Saat İşitsel Sağlık ve Her Türlü Tic. Ltd. Şti.’yi ... ile Orhan Çömelek’in 10 yıl süre ile müştereken atacakları imzaları ile temsil ve ilzam etmeye yetkili kılındığı ilan edilmiştir. Takibe dayanak bonoları tek başına ... imzalamış olup, TTK’nın 678. maddesi gereğince de yetkisiz temscilci olduğundan bonoda yazılı borçtan bizzat sorumludur. 25. Belirtmek gerekir ki TTK’nın 702. maddesinin 2. fıkrası gereğince avalistin sorumluluğu ancak kambiyo senedinde şekle dair bir eksiklik olması hâlinde ortadan kalkar. Takibe dayanak bonolar şeklen de olsa TTK’nın 776. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca düzenleyenin imzasını içermekte olup, şekle ait noksanlık bulunmadığından aval vereninin taahhüdü geçerlidir. 26. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; Özel Daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlığın borçlunun avalist olarak şahsen sorumlu olup olmadığına ilişkin olduğu, bu nedenle direnme kararının Özel Daire kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerektiği görüşü ile düzenleyen şirketin çift imza ile temsil edilmesine rağmen senetlerin tek imza ile düzenlendiği, şirket borçtan sorumlu olmadığından TTK’nın 702. maddesi gereğince aval verenin de sorumluluğunun bulunmadığı, ancak borçlu ... TTK’nın 678. maddesi gereğince yetkisiz imzasından sorumlu olduğundan direnme kararının bu değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği görüşleri ileri sürülmüş ise de, bu görüşler Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 27. Hâl böyle olunca direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda belirtilen ilâve gerekçe ve nedenlerle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen ilave gerekçe ve nedenlerden dolayı BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 06.10.2020 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Davacı dava dilekçesinde iddiasının dayanağı olan vakıaları (HMK 119/1-e), davalı da cevap dilekçesinde savunmasının dayanağı olan vakıaları (HMK129/1-e) gösterir. Hâkim, Türk hukukunu resen uygular (HMK 33/1). Bu hükmün sonucu olarak tarafların getirdiği vakıalara göre uyuşmazlığı belirleyip bu uyuşmazlığa doğru hukuki sebebi bulmak ve uygulamak hâkimin görevidir. Uyuşmazlığın vakıalara göre belirlenip çözümlenmesi usulün temel ilkesidir. HMK’nın bu ilkeye verdiği önem, vakıalarla ilgili olarak yirmiyedi ayrı maddede hüküm bulunması ve bu maddelerde otuzaltı kez vakıalar ibaresine yer verilmiş olmasından da anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıktaki önemi nedeniyle yargılamaya hâkim olan ilkelerden şu üçüne özellikle değinmek gerekir. Tasarruf ilkesine göre; hâkim, iki taraftan birinin talebi olmaksızın, kendiliğinden bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz (HMK 24/1). Kanunda açıkça belirtilmedikçe, hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamaz (HMK 24/2). Taraflarca getirilme ilkesinde ise; Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz (HMK 25/1). Kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz (HMK 25/2). Taleple bağlılık ilkesi bu iki ilkeyle bağlantılı olmakla birlikte daha somutlaştırılmış bir şekilde; hâkimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği ancak duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebileceği (HMK 26/1) hükmünü içermektedir. Bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere dava vakıalar üzerinden yürür. Vakıaları bildirmek taraflara aittir. Getirilen vakıalara göre uyuşmazlığı belirlemek ve bu uyuşmazlığa uyan hukuki sebebi belirleyip uygulamak ise hâkimin görevidir. Hâkim uyuşmazlığı ve hukuki sebebi belirlerken sadece davacı tarafın getirdiği vakıaları değil, davalı tarafın getirdiği vakıaları da esas alır ve buna göre doğru hukuki ilişkiyi belirleyerek uyuşmazlığı çözer. Ancak getirilmemiş vakıaları hükmüne esas alamaz. Vakıalarla bağlılık taraflarca getirilme ve tasarruf ilkesinin de bir gereğidir. Davacının davaya konu etmediği, mahkeme önüne bir uyuşmazlık olarak getirmediği bir hususu mahkeme inceleyip bu konuda karar veremez. Hâkim uyuşmazlığın sınırlarını vakıalarla çizecek olup bu vakıalar dışına çıkarak ve yeni vakıaları kendiliğinden inceleyerek bir sonuca varıp karar veremez. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı takibe konu bonoları şirketi temsilen imzaladığını belirterek, kendisinin şahsen sorumluluğu bulunmadığını borçtan tümüyle şirketin sorumlu olduğunu iddia etmekte; davalı taraf ise imzaların birinin şirket adına diğerinin ise davacının şahsı adına atıldığını belirterek borçtan hem şirketin hem de davacının sorumlu olduğunu iddia etmektedir. Bu hâliyle uyuşmazlık bonodaki birinci imza ile ilgili olmayıp bonodaki ikinci imza ile ilgilidir. Çünkü davacı itirazında şirket temsilcisi olarak şirket adına itiraz değil, kendi adına itiraz söz konusudur. O nedenle şirket taraf olmadığı için şirket adına atılan birinci imzanın tartışılıp değerlendirilmesi de mümkün değildir. Bonolarda iki imza bulunmakta olup her ikisi de borçlu şirket kaşesi dışına atıldığından bunlardan birisinin şirket adına diğerinin aval veren olarak davacı adına atıldığının kabulü gerekir. Bozma kararı dosya kapsamı ve delillere uygun olduğu için direnme kararının özel daire kararında gösterilen nedenlerle bozulması gerekir. Esasen bu konuda değerli çoğunluğun görüşü ile aramızda görüş farkı da bulunmamaktadır. Ancak çoğunluk görüşünde ayrıca şirketin çift imza ile temsili gerektiği hâlde bonoları sadece temsilcilerden birisi imzaladığı için şirketi bağlamayacağı ve bu nedene bağlı olarak da davacının sorumlu olduğu şeklinde ilave gerekçeyle bozma yapılması gerektiği kabul edilmiştir. Bonoları her iki temsilci imzalamadığı için şirketi bağlamadığı hususu uyuşmazlığa konu bir vakıa olarak mahkeme önüne getirilmemiştir. Getirilmeyen bir vakıayı mahkeme inceleyemez. Bono borçlusu şirket uyuşmazlıkta taraf değildir. Ancak borçlu şirketin ileri sürebileceği bir husus bu şirketin taraf olmadığı bir dosyada incelenip karar verilemez. Borçlu şirketin böyle bir iddiası yok iken bu konuyu tartışarak şirketi bağlamadığı ve bu nedenle de davacının sorumlu olduğuna karar vermek uyuşmazlık konusu olmayan birinci imzayı da incelemek anlamına geleceğinden yukarıda sözü edilen yargılama ilkelerine aykırıdır. Bu hususun bozma nedeni olarak eklenmesi davaya konu olmayan bir hususun da incelenmesi anlamına gelecektir. Verilen karar şirket hakkında olmayıp temsilci hakkında olsa da bu kararı öğrenen şirketin bu gerekçeden etkilenerek hukuki çıkış yolları aramaya yönelebilecek olması ise hem davacının hem de davalının durumunu daha da ağırlaştıracaktır. Oysa ki bir mahkeme kararı verilen hüküm kadar gerekçesiyle de ancak uyuşmazlık konusuyla sınırlı olarak taraflardan birinin lehine diğerinin durumunu ağırlaştırabilir. Ayrıca hükme konu olmayan bir husus için gerekçe eklenmesi de mümkün değildir. Çünkü davada incelenecek olan davacının ikinci imzadan dolayı şahsen sorumlu olup olmadığı olup birinci imzadan dolayı da sorumlu olup olmadığının incelenmesi anlamına gelecek biçimde çift imza ile temsil hususunun hükme bağlanması ve gerekçelendirilmesi gerekmemektedir. Belirttiğimiz nedenlerle özel daire kararındaki nedenle hükmün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, ilave gerekçeyle hükmün bozulması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.
12. Hukuk Dairesi, 2017/5016 E., 2017/13442 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesinin (c) bendinin göndermesiyle çekler hakkında da uygulanması gereken TTK'nun 678. maddesinde;
12. Hukuk Dairesi         2017/5016 E.  ,  2017/13442 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını/bozulmasını mutazammın 03/04/2017 tarih, 2016/13941 Esas - 2017/5269 Karar sayılı daire ilamının tashihen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından borçlu ... hakkında başlatılan çeke dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte, borçlunun icra mahkemesine başvurarak senette yer alan şirketlerin yetkilisi olmadığı gibi isim ve imzasının da bulunmadığını ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, mahkemece borçlunun isteminin kabulüne, tazminat talebinin ise reddine karar verildiği, her iki tarafın temyizi üzerine; Dairemizce alacaklı yönünden kararın onandığı, borçlu yönünden ise tazminat verilmesi gerektiği gerekçesi ile borçlu lehine bozulduğu görülmektedir. TTK'nun 818/1. maddesinin (c) bendinin göndermesiyle çekler hakkında da uygulanması gereken TTK'nun 678. maddesinde; "Temsile selahiyeti olmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur..." hükmü yer almaktadır. Somut olayda, alacaklı tarafından hakkında takip yapılan borçlu ...’ın keşideci konumunda olan ... Grup İnşaat Ltd. Şti. ya da lehdar- ciranta konumunda olan ... Ltd Şti.’nin yetkilisi olmadığı, dosya içerisinde mevcut belgelerden anlaşıldığı gibi tarafların da aksi yönde iddiası bulunmamaktadır. Alacaklı vekili tarafından, 11.02.2016 tarihli duruşmada, borçlu ...’ın çek üzerinde ismi yazılı olmasa da kardeşinin imzasını taklit ederek şirket yetkilisi gibi çeki imzalaması neticesinde TTK’nun 678.maddesi uyarınca imzasından bizzat sorumlu olacağı ileri sürülmüş, aynı vekilin 21.03.2016 havale tarihli temyiz dilekçesinde de, adı geçen borçlunun keşideci konumunda olan şirket yetkilisi gibi davranarak çeki imzaladığı beyan edilerek, yetkilisi olmaması nedeniyle şirket hakkında takip yapılmadan, bizzat imzanın sahibi olduğu iddia edilen borçlu hakkında takip yapıldığı belirtilmiştir. Bu durumda temsil yetkisi olmadığı halde keşideci şirket adına senet imzaladığı ileri sürülen muteriz borçlu ...’ın keşideci şirket adına attığı imzadan dolayı kişisel olarak sorumlu olacağı tabiidir. Yetkisiz temsilci sıfatıyla hareket eden borçlu, çekten dolayı keşideci sıfatıyla sorumlu olacağından, hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapılmasında yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Ne var ki, borçlu tarafından dava dilekçesinde aynı zamanda senet üzerindeki imzalara da itiraz edildiği görülmektedir. O halde, mahkemece tarafların ileri sürdüğü deliller toplanarak, borçlu ...’ın imzaya itirazı hakkında inceleme yaptırılarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsiz olup, hükmün bu nedenle bozulması ve bozma nedenine göre borçlunun temyiz itirazlarının incelenmemesi gerekirken, Dairemizce alacaklı yönünden kararın onandığı ve borçlu lehine tazminat verilmesi gerektiğinden bahisle borçlu yönünden bozulduğu anlaşılmakla alacaklının karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir. SONUÇ : Alacaklının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 03/04/2017 tarih, 2016/13941 E. - 2017/5269 K. sayılı onama ve bozma ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 02/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2024/2105 E., 2024/7174 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 678 inci maddesi.
11. Hukuk Dairesi         2024/2105 E.  ,  2024/7174 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1083 Esas, 2023/944 Karar HÜKÜM : Ret İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; yetkisiz olarak dava dışı ... İşletmecilik Ltd. Şti. adına bono düzenleyen davalının bono bedelinden şahsen sorumlu olduğunu ileri sürerek davalı aleyhinde başlatılan takibe yönelik itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe konu senet metni incelendiğinde senet keşidecisinin ... İşletmecilik Turz. İnş. Tic. Ltd. Şti. kaşesi olduğu, bu kaşe üzerinde iki tane imza bulunduğunu, senedin lehdar kısmında ... yapı Proje A.Ş. yazdığını, son cironun davacı şirketin cirosu olduğunu, yeni senette müvekkilinin ne ismi ne de imzası bulunduğunu, var olan imzaların hiç birisinin müvekkiline ait olmadığını savunarak davanın reddi ile haksız ve kötüniyetli olarak açılan icra takibi ve itirazın iptali davası nedeniyle davacı taraf aleyhinde %20'den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir. III.MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyularak çok sayıda mukayese imzaların karşılaştırılması suretiyle alınan 06.11.2023 tarihli bilirkişi raporunun, raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek nitelikte ve usulüne uygun olarak düzenlendiği, bilirkişi raporunda yer alan imzaların takliden atıldığı yönündeki görüşün isabetli bulunduğu, bu haliyle dava konusu bonoda yer alan imzaların davalı elinden çıkmadığının anlaşıldığı, davacı şirketin dava konusu bonoyu dava dışı 3. kişilerden ciro yoluyla teslim aldığı, bono üzerindeki imzaların davalıya ait olmadığı hususunda bilgi sahibi olduğu halde takip başlatıldığı ve davacının kötü niyetli olduğu hususlarının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın ve kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. IV. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı aleyhinde kambiyo senedine dayalı başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 678 inci maddesi. 3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. V.SONUÇ: Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 08.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Tacir (T), ticari vekili (V)'ye "vekaleten" imza yetkisi vermiştir. Ancak (V), yetkisini aşarak (T) adına bir bono düzenlemiş ve bunu iyiniyetli (Ü)'ye vermiştir. (T), bu bonoya icazet vermemiştir. Bu durumda bonodan doğan sorumluluk kime aittir?

A) Temsil yetkisi olduğu için Tacir (T) sorumludur.
B) Tacir (T) ve Vekil (V) müteselsilen sorumludur.
C) Yetkisiz temsil hükümleri gereği bonodan bizzat Vekil (V) sorumludur.
D) Bono geçersizdir, kimse sorumlu değildir.
E) İyiniyetli (Ü) korunduğu için bono bedelini Hazine öder.