6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 701

Türk Ticaret Kanunu 701. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 701- (1) Aval şerhi, poliçe veya alonj üzerine yazılır. (2) Aval “aval içindir” veya bununla eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edilir ve aval veren kişi tarafından imzalanır. (3) Muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. (4) Kimin için verildiği belirtilmemişse aval, düzenleyici için verilmiş sayılır. III - Hükümler

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

11 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2019/320 E., 2022/925 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
Alacaklı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 701. maddesi uyarınca muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imzanın aval şerhi sayılacağı, takibe dayanak bonolar üzerinde üç ayrı imza bulunmakla birlikte senet ön yüzündeki borçlu ...’in imzasının şirket
Hukuk Genel Kurulu         2019/320 E.  ,  2022/925 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki "borca itiraz" isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, Kayseri 3. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen itirazın reddine ilişkin karar borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir. 2. Direnme kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. İNCELEME SÜRECİ Borçlu İstemi: 4. Borçlu itiraz dilekçesinde; alacaklı tarafından aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe dayanak senetlerin kooperatif yöneticisi sıfatıyla kooperatif adına imzalanmış senetler olup, şahsi sorumluluğuna gidilemeyeceğini, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun “Kooperatifin sorumluluğu” başlıklı 28. maddesinde “Anasözleşmede aksine hüküm olmadıkça kooperatif, alacaklılarına karşı yalnız mamelekiyle sorumludur.” hükmünün yer aldığını, takip dayanağı bonolarda kooperatifin iki yetkilisinin birer imzası olup, bu da kooperatif adına imza atıldığını gösterdiğini, senetlerde ad ve soyadının sonradan yazıldığını, ayrıca zamanaşımı, faiz ve ferileri yönünden de itiraz ettiğini ileri sürerek borca itirazının kabulü ile %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini karar verilmesini talep etmiştir. Alacaklı Cevabı: 5. Alacaklı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 701. maddesi uyarınca muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imzanın aval şerhi sayılacağı, takibe dayanak bonolar üzerinde üç ayrı imza bulunmakla birlikte senet ön yüzündeki borçlu ...’in imzasının şirket kaşesi üzerinde olmayıp, açıkta imza olduğunu, dolayısıyla borçlu ...’in imzasının aval niteliği taşıdığını, avalin geçerliliği için imzanın yeterli olduğunu, ayrıca ad soyadın yazılmasının gerekli olmadığını, borçlunun itiraz dilekçesinde imzanın kendisine ait olduğunu açıkça ifade ettiğini, takip konusu bonolarda kooperatif kaşesi üzerinde yalnızca bir imza bulunduğunu, diğer iki imzanın ise kaşe dışına atıldığını, bonolarda bulunan üç adet imzanın yalnız biri kooperatif (kaşesi) üzerinde Muammer Türkmen ve ...'in imzalarının ise açıkta bulunduğunu belirterek itirazın reddini savunmuş ve borçlunun % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: 6. Kayseri 3. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 03.11.2015 tarihli ve 2015/517 E., 2015/732 K. sayılı kararı ile; incelenen icra dosyası ve senet asıllarına göre takibe konu senetlerde keşidecinin ... ve ...ilet Uydukent Toplu Konut Yapı Kooperatifi olduğu, senetlerde 3 farklı imzanın bulunduğu, borçlunun senetlerdeki imzaya itirazının olmadığı gerekçesi ile itirazın reddine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 20.09.2017 tarihli ve 2017/5227 E., 2017/11046 K. sayılı kararı ile; “…Alacaklı tarafından üç adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu ...'in icra mahkemesine yaptığı başvuruda; takip dayanağı bonoları kooperatif adına imzaladığını, şahsi sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek takibe itiraz ettiği, mahkemece, bonolarda üç farklı imza bulunduğu, borçlunun keşideci sıfatı bulunması nedeniyle itirazın reddine karar verildiği görülmüştür. Somut olayda; senetlerin tanzim tarihleri olan 09.12.2013 tarihi itibariyle senet borçlusu kooperatifin, Kooperatif Başkanı Muammer Türkmen imzası yanında ikinci başkan Yavuz Göksu veya ...'den herhangi birinin atacağı imza ile kooperatifin iki imza ile temsil ve ilzama yetkili kılındıkları Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün mahkemeye gönderilen yazısı ile anlaşılmaktadır. Takibe konu bononun incelenmesinde alacaklı takibe konu bonoda lehtar konumunda olup, kooperatif ve ... aleyhine takip başlatmıştır. Takibe konu bonoların tanzim eden kısmında ... ile birlikte kooperatif başkanının imzalarının bulunduğu bono ön yüzünde başkaca bir imzanın bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda borçlu ...'in kooperatifin temsilcisi sıfatı ile kooperatif başkanı Muammer Türkmen ile birlikte imzaladığı bonolar üzerine atılan imzalardan kooperatifin sorumlu olduğu, ...'in şahsi sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmıştır. O halde icra takibinin ... yönünden iptal edilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir ..." gerekçesi ile karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. Kayseri 3. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 06.11.2018 tarihli ve 2018/415 E., 2018/787 K. sayılı kararı ile; senetlerde üç imzanın olduğu, bu imzalardan iki tanesinin borçlu şirket (kooperatif) adına atıldığı, üçüncü imzanın ise senetlerde keşideci sıfatı ile ismi bulunan ...'in adına atıldığı, borçlunun takibe konu senetlerden dolayı şahsi sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; takibe konu bonolardan dolayı borçlu ...’in şahsen sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Borçlunun imzaya itiraz dışındaki diğer nedenlerden dolayı ödeme emrine itirazı borca itiraz niteliğindedir. İİK’nın 168. maddesinin 5. fıkrası ile aynı Kanun’un 169. maddesi gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte borçlu, borca itirazını ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirerek icra mahkemesinden itirazının kabul edilmesine karar verilmesini isteyebilir. Borcun mevcut olmadığı, ödendiği, ertelendiği, zamanaşımına uğradığı, takas, faiz oranına itiraz, yetki itirazı gibi itirazlar borca itiraz niteliğindedir (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 783). İİK’nın 169/a maddesinin 5. fıkrası uyarınca itirazın kabulü kararı ile takip durur. 13. Bu aşamada belirtmek gerekir ki takibe dayanak bononun borçlusunun tüzel kişi olması hâlinde, yetki belgesinde tüzel kişiyi temsile yetkili şahısların bonoyu imzalamış olmasına ve usulünce kaşe basılmış olmasına dikkat edilmelidir. Bu durumda, bonodan doğan sorumluluk doğrudan doğruya temsil edilen tüzel kişiye ait olur. Yetkisiz imza hâlinin düzenlendiği TTK’nın 778. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bonolarda da uygulanması gereken aynı Kanun’un 678. maddesi “Temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği takdirde, temsil olunduğu kabul edilen kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur. Yetkisini aşan temsilci için de hüküm böyledir.” şeklindedir. 14. Yeri gelmişken avalin de açıklanması gerekmektedir. 15. Aval, TTK’nın 700. maddesine göre poliçede yazılı bulunan borcun kısmen veya tamamen teminat altına alınmasını sağlayan bir nevi kefalettir. Bu kefaleti veren şahsa, aval veren denir (Bozer, Ali/ Göle Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2017, s. 161). 16. Türk Ticaret Kanunu’nun avalin şekline ilişkin 701. maddesine göre poliçenin ön yüzünde avale ilişkin herhangi bir ibarenin bulunmaması ancak imzanın bulunması hâlinde, muhatabın veya düzenleyenin imzaları dışında poliçenin ön yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. Poliçenin ön yüzüne atılan aval şerhinin kimin için verildiği belirtilmez ise aval düzenleyici için verilmiş sayılır. 17. Avale ilişkin hükümler TTK’nın 778. maddesinin 3. fıkrası gereğince bonolar hakkında da uygulanır. TTK’nın 776. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi ile aynı Kanun’un 778. maddesinin atfı ile uygulanması gereken TTK’nın 701. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, bononun geçerli olması için tek imza yeterlidir ve senet ön yüzüne atılan ikinci imza aval şerhi sayılır. Ne var ki, poliçenin ön yüzüne düzenleyen tarafından iki imza atılmış olsa dahi, bu imzalar TTK’nın 700. maddesine göre aval olarak kabul edilemez. Ancak, keşideciden başka bir kişi tarafından aval veya benzeri sözler kullanılarak imzalanmışsa aval olarak sayılır. 18. Somut olaya gelince; alacaklı ... tarafından borçlular ..., Muammer Türkmen ve... Uydukent Toplu Konut Yapı Kooperatifi aleyhine üç adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatılmıştır. Borçlu ... yasal süresinde icra mahkemesine başvurarak senetleri kooperatifi temsilen imzaladığını, şahsi sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek borca itiraz etmiştir. Alacaklı vekili cevap dilekçesinde dayanak bonolar üzerinde üç ayrı imza bulunmakla birlikte senet ön yüzündeki borçlu ...’in imzasının kooperatif kaşesi üzerinde olmayıp, açıkta imza olduğunu, kooperatif kaşesi üzerinde yalnızca bir imza bulunduğunu, diğer iki imzanın ise kaşe dışına atıldığını, bonolarda bulunan üç adet imzanın yalnız biri kooperatif kaşesi üzerinde; Muammer Türkmen ve ...'in imzalarının ise açıkta bulunduğunu beyan etmiştir. 19. Kayseri 7. Noterliğinin 26.07.2012 tarihli ve 19541 yevmiye numaralı ile onaylı... Uydukent Toplu Konut Yapı Kooperatifinin 24.07.2012 tarihli Yönetim Kurulu kararında, iki yıl süre ile seçilen yönetim kurulu olarak kooperatifin unvanı altında mührünün ilavesi ile Başkan Muammer Türkmen’in imzası yanına ikinci Başkan Yavuz Göksu ve ...’den herhangi birisinin atacakları iki imza ile kooperatifin temsil ve ilzam edilmesine karar verilmiştir. 20. Takibe dayanak üç adet bononun düzenleyen kısmında ...’in bir adet imzası bulunmakta olup, bu imzanın da temsilcisi olduğu koopeatif adına atıldığının kabulü gerekir. Şu hâle göre borçlu ...'in kooperatifin temsilcisi sıfatı ile kooperatif başkanı Muammer Türkmen ile birlikte imzaladığı bonolardan kooperatif sorumlu olup, ...'in şahsen sorumluluğu bulunmamaktadır. 21. O hâlde borçlunun borca itirazının kabulü ile İİK’nın 169/a maddesinin 5. fıkrası uyarınca takibin durdurulmasına karar verilmelidir. 22. Hâl böyle olunca direnme kararının yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmiştir. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen Geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.06.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Diğer kararlar (4)

12. Hukuk Dairesi, 2022/12708 E., 2023/5202 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 701. maddesine göre poliçenin ön yüzünde avale ilişkin herhangi bir ibarenin bulunmaması ancak imzanın bulunması hâlinde, muhatabın veya düzenleyenin imzaları dışında poliçenin ön yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır.
12. Hukuk Dairesi         2022/12708 E.  ,  2023/5202 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı İlk Derece Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, bonodaki imzanın ... ... Ticaret Limited Şirketini temsilen atıldığını, şahsen alacaklıya borcunun bulunmadığını, bononun keşideci ve lehtar arasındaki sözleşmeye göre teminat olarak verildiğini ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince bono ön yüzünde bulunan ikinci imzanın aval niteliğinde olduğu ve teminat iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi ile itirazın ve tazminat isteminin reddine karar verildiği, borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 701. maddesine göre poliçenin ön yüzünde avale ilişkin herhangi bir ibarenin bulunmaması ancak imzanın bulunması hâlinde, muhatabın veya düzenleyenin imzaları dışında poliçenin ön yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. Poliçenin ön yüzüne atılan aval şerhinin kimin için verildiği belirtilmez ise aval düzenleyici için verilmiş sayılır. Avale ilişkin hükümler TTK’nın 778. maddesinin 3. fıkrası gereğince bonolar hakkında da uygulanır. TTK’nın 776. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi ile aynı Kanunun 778. maddesinin atfı ile uygulanması gereken TTK’nın 701. maddesi birlikte değerlendirildiğinde bononun geçerli olması için tek imza yeterlidir ve senet ön yüzüne atılan ikinci imza aval şerhi sayılır. Ne var ki, poliçenin ön yüzüne düzenleyen tarafından iki imza atılmış olsa dahi, bu imzalar TTK’nın 700. maddesine göre aval olarak kabul edilemez. Ancak, keşideciden başka bir kişi tarafından aval veya benzeri sözler kullanılarak imzalanmışsa aval olarak sayılır. Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur, bir diğer ifade ile feri nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de aval verenin sorumluluğu devam eder. TTK’nın 702. maddesinin 2. fıkrası gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir (20.04.2018 tarihli ve 2017/4 E., 2018/5 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.10.2020 tarihli ve 2017/12-268 E., 2020/729 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; muteriz borçlunun icra mahkemesine başvurusu, bonodaki imzanın keşideci şirketi temsilen atıldığı ve bononun keşideci ile lehtar arasındaki sözleşme nedeniyle teminat olarak verildiği iddialarını içerir borca itiraza ilişkindir. Borçlunun bononun ön yüzüne ve açığa atılmış olan ikinci imza nedeniyle aval veren olarak sorumlu olduğu mahkemenin de kabulündedir. Aval veren tarafından senedin zorunlu şekil şartlarına ilişkin bir eksiklik ileri sürülmemiş, sadece teminat senedi olduğu ileri sürülmüştür. Oysa ki, Türk Ticaret Kanunu’nun 702. maddesinin 2. fıkrası gereğince aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Eş söyleyişle, lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Menfi tespit davasında takibe konu bononun teminat için verildiğinin kabul edilmiş olmasının da sonuca etkisi bulunmamaktadır. O halde, teminat iddiasına dayalı borca itirazın yukarıda yer verilen gerekçe ile reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi isabetsiz ise de, sonuçta istem reddedildiğinden sonucu doğru Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 269,85 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.09.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi. İHÖ/AK
Hukuk Genel Kurulu, 2017/268 E., 2020/729 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TTK’nın avalin şekline ilişkin 701. maddesi;
Hukuk Genel Kurulu         2017/268 E.  ,  2020/729 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki "takibin iptali" isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen istemin kabulüne ilişkin karar alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir. 2. Direnme kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. İNCELEME SÜRECİ Borçlu İstemi: 4. Borçlu vekili 31.10.2014 tarihli itiraz dilekçesinde; alacaklı tarafından müvekkili aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu icra takibine dayanak senetleri müvekkilinin Çömelekler Optik Saat İşitsel Sağlık ve Her Türlü Tic. Ltd. Şti.’yi temsilen düzenlediğini, bu nedenle müvekkilinin şahsen sorumluğunun bulunmadığını, müvekkilinin alacaklıya herhangi bir borcunun olmadığını ileri sürerek itirazın kabulü ile takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Alacaklı Cevabı: 5. Alacaklı vekili 08.01.2015 tarihli cevap dilekçesinde; borçlunun senetteki imzaya itiraz etmediğini, senetlerde düzenleyenin Çömelekler Optik Saat İşitsel Sağlık ve Her Türlü Tic. Ltd. Şti. olduğunu ve senetlerin çift imza ile düzenlendiğini, buna göre imzalardan bir tanesinin düzenleyen şirket adına, açığa atılan diğer imzanın ise aval olarak atıldığının kabulü gerektiğini savunarak itirazın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme Kararı: 6. İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 30.04.2015 tarihli ve 2014/1492 E., 2015/366 K. sayılı kararı ile; icra dosyasında mevcut onaylı senet fotokopilerinde borçlunun ne lehtar ne keşideci ne de ciranta sıfatı ile yer almadığı, takip dayanağı kambiyo senetlerinin hiçbir aşamasında borçlu sıfatı ile yer almamış bir kimsenin aleyhine takip yapılmasına takip hukukunun onay vermediği, pasif husumet yokluğu gerekçesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 170/a maddesi uyarınca müşteki ile sınırlı olarak takibin iptaline karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 26.11.2015 tarihli ve 2015/17524 E., 2015/29446 K. sayılı kararı ile; "…Alacaklı tarafından borçlu hakkında yedi adet bonoya dayalı olarak yapılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte, borçlu icra mahkemesine yaptığı başvuruda bonoları şirket adına imzaladığını, şahsen sorumlu olmadığını belirterek takibin iptalini talep ettiği, mahkemece istemin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Başvuru bu hâli ile İİK'nın 168/5. maddesinde düzenlenen borca itirazdır. Takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için TTK'nın 776/1-g maddesi uyarınca “…senedi düzenleyenin imzasını” ihtiva etmesi zorunludur. Anılan maddede sorumluluk için sadece imzadan söz edilmiş, birden fazla imzanın bulunması koşul olarak öngörülmemiştir. TTK'nın 778. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 677. maddesi gereğince, şirketin münferit temsilcisinin şirket kaşesi dışında senet üzerine atmış olduğu imzanın kendisini sorumluluktan kurtaracağı düşünülemez. Yine, TTK'nın 778. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 701 ve 702/1. maddeleri gereğince, keşideci şirket kaşesi üzerindeki imza dışında bononun ön yüzüne konulan her imza aval şerhi sayılır. Aval için sadece imza yeterli olup, ayrıca ad ve soyadın yazılması gerekmez. Aval veren kimse, kimin için taahhüt altına girmiş ise tıpkı onun gibi sorumlu olur. Özetle şirket temsilcisinin şahsen sorumlu olabilmesi için şirket kaşesi dışında ayrı bir imzasının bulunması yeterlidir. Her iki imzanın da kaşe üzerinde bulunması hâlinde ise yetkili temsilcinin sorumluluğundan bahsedilemez. Bir diğer ifade ile senetteki her iki imza da şirket kaşesi üzerine atılmışsa, burada artık aval olgusundan söz edilemez (Hukuk Genel Kurulunun 05.10.2011tarih, 2011/12-480 esas, 2011/598 karar sayılı kararı). Somut olayda ise, takibe konu yedi adet bonunun incelenmesinde, tanzim edenin Çömelekler Optik-Saat Sağlık ve Her Türlü Ticaret Ltd. Şti. olduğu, senet metninde bulunan imzaların ise, her ikisinin de şirket kaşesi dışına atıldığı görülmektedir. Bu hâlde, yukarıdaki açıklamalar ışığı altında, şirket kaşesi dışına atılan ikinci bir imzanın, tanzim eden lehine aval veren sıfatı ile atıldığının ve imza sahibinin de aval veren sıfatı ile sorumlu olduğunun kabulü gerekir. O hâlde mahkemece borçlu tarafından yapılan itirazın reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsizdir..." gerekçesi ile karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 07.04.2016 tarihli ve 2016/97 E., 2016/267 K. sayılı kararı ile; takibe dayanak kambiyo senetlerinde muterize ait onun teşhis ve tanınmasına yarayacak herhangi bir bilgiye yer verilmediği, senetlerin “ödeyecek” kısmında sadece Çömelekler Optik-Saat İşitsel Sağılık ve Her Türlü Tic. Ltd. Şti.'ye ait kaşe ve bilginin yer aldığı, bunun hemen ön tarafında ise şirketi temsile yetkili olduğu inkar edilmeyen hatta kabul edilen imzalar bulunduğu, bu imzaların tek başına kambiyo senedinin subjektif sınırlarını muteriz aleyhine genişletmeye izin vermediği, hukukta belirlilik ilkesinin kambiyo senedinin borçlusunun imzası dışında teşhis ve tanınmasına yarayacak bilginin varlığını zorunlu kıldığı, somut olayda tüm bilgilerin tüzel kişiliğe ait olduğu, dolayısı ile tüzel kişiliğe ait olan bu bilgilerin sömürülerek şirket yetkilisinin şahsi sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığı, senet metnindeki imza muterize ait olmakla birlikte diğer bilgilerle bir arada değerlendirildiğinde kambiyo senedinin tüzel kişiliğin temsilcisi sıfatı ile ve tüzel kişiliği bağlayacak şekilde imzalandığının tartışmasız olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 776/1-g hükmü ayrıca ve açıkça senedi düzenleyenin imzasına muhtevi olduğunu ifade ettiğine göre bu cümlenin yek diğerinden bağımsız iki unsurdan oluştuğunun kabulü gerektiği, bu cümlenin hem senedi düzenleyen hem de onun imzasını içereceğini açıkça belirttiği, dolayısı ile cümlenin içerisinde tartışma yaratacak ve sorumluluğun yazgısını değiştirecek şekilde “senedi düzenleyen” kavramını çıkararak imza ile yetinmenin ileride olası bir uyuşmazlıkta husumet sorununu da tartışmaya açmak demek olduğu, TTK’nın İcra ve İflas Kanunu ile ilişkisinde salt imza ile yetinmesinin beklenemeyeceği, dolayısı ile sahici bir sorumluluktan söz edebilmek için hem kambiyo senedini düzenleyen kişinin teşhis ve tanınmasına yarayacak bilgi hem de bu bilgiyi pekiştirecek ve geçerliliği takip edecek imzaya ihtiyaç olduğu, tüm bu nedenlerle kambiyo senedinde keşidecinin muteriz değil onun yetkilisi olan tüzel kişilik olduğu gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; icra takibine konu senetlerde Çömelekler Optik Saat İşitsel Sağlık ve Her Türlü Tic. Ltd. Şti.’nin kaşesi dışına atılan ikinci imzanın düzenleyen şirket lehine aval veren sıfatı ile atıldığının kabulünün gerekip gerekmediği, imza sahibinin de aval veren sıfatı ile borçtan şahsen sorumlu olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre itirazın reddinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Borçlunun imzaya itiraz dışındaki diğer nedenlerden dolayı ödeme emrine itirazı borca itiraz niteliğindedir. İİK’nın 168. maddesinin 5. fıkrası ile aynı Kanunun 169. maddesi gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte borçlu, borca itirazını ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirerek icra mahkemesinden itirazının kabul edilmesine karar verilmesini isteyebilir. Borcun mevcut olmadığı, ödendiği, ertelendiği, zamanaşımına uğradığı, takas, faiz oranına itiraz, yetki itirazı gibi itirazlar borca itiraz niteliğindedir (Kuru, B: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 783). 13. Uyuşmazlığın çözümü bakımından avalin de açıklanması gerekmektedir. 14. Aval, TTK’nın 700. maddesine göre poliçede yazılı bulunan borcun kısmen veya tamamen teminat altına alınmasını sağlayan bir nevi kefalettir. Bu kefaleti veren şahsa, aval veren denir (Bozer A./Göle C.: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2017, s. 161). 15. TTK’nın 700. maddesinin 2. fıkrasına göre aval, üçüncü bir kişi veya poliçede imzası bulunan başka bir kişi tarafından da verilebilir. Bu şekilde poliçe borçlularından biri lehine aval verilmek suretiyle poliçenin ödenmesi güvence altına alınacağından o poliçenin tedavülü kolaylaştırılmış olur (Bozer/Göle, s. 161 ). 16. TTK’nın avalin şekline ilişkin 701. maddesi; “(1) Aval şerhi, poliçe veya alonj üzerine yazılır. (2) Aval “aval içindir” veya bununla eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edilir ve aval veren kişi tarafından imzalanır. (3) Muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. (4) Kimin için verildiği belirtilmemişse aval, düzenleyici için verilmiş sayılır.” şeklindedir. 17. Bu düzenlemeye göre poliçenin ön yüzünde avale ilişkin herhangi bir ibarenin bulunmaması ancak imzanın bulunması hâlinde, muhatabın veya düzenleyenin imzaları dışında poliçenin ön yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. Poliçenin ön yüzüne atılan aval şerhinin kimin için verildiği belirtimez ise aval düzenleyici için verilmiş sayılır. 18. Avale ilişkin hükümler TTK’nın 778. maddesinin 3. fıkrası gereğince bonolar hakkında da uygulanır. TTK’nın 776. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi ile aynı Kanunun 778. maddesinin atfı ile uygulanması gereken TTK’nın 701. maddesi birlikte değerlendirildiğinde bononun geçerli olması için tek imza yeterlidir ve senet ön yüzüne atılan ikinci imza aval şerhi sayılır. Ne var ki, poliçenin ön yüzüne düzenleyen tarafından iki imza atılmış olsa dahi, bu imzalar TTK’nın 700. maddesine göre aval olarak kabul edilemez. Ancak, keşideciden başka bir kişi tarafından aval veya benzeri sözler kullanılarak imzalanmışsa aval olarak sayılır. 19. Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur, bir diğer ifade ile feri nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de aval verenin sorumluluğu devam eder. TTK’nın 702. maddesinin 2. fıkrası gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir (20.04.2018 tarihli ve 2017/4 E., 2018/5 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). 20. Somut olaya gelince; alacaklı tarafından başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe dayanak 7 adet senedin bono niteliğinde olup kambiyo vasfı taşıdığı, düzenleyenin Çömelekler Optik-Saat Sağlık ve Her Türlü Ticaret Ltd. Şti. olduğu, senet metninde bulunan imzaların her ikisinin de şirket kaşesi dışına atıldığı ve borçlu ...’in imzasına itiraz etmediği anlaşılmakta olup, bono ön yüzünde atılı bulunan imzaların aynı zamanda borçlu şirket temsilcisi olan borçlu ...’e ait olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. 21. Şu hâle göre, yukarıdaki açıklanan yasal düzenlemeler karşısında şirket kaşesi dışına atılan ikinci imzanın, düzenleyen şirket lehine aval veren sıfatı ile atıldığının ve imza sahibinin de aval veren sıfatı ile borçtan şahsen sorumlu olduğunun kabulü gerekip, borçlunun borca itirazının reddine karar verilmelidir. Nitekim bu hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.10.2011 tarihli ve 2011/12-480 E., 2011/598 K. ile 04.04.2018 tarihli ve 2017/19-812 E., 2018/756 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. 22. Diğer taraftan bono borçlusunun tüzel kişi olması hâlinde, yetki belgesinde şirketi temsile yetkili şahısların bonoyu imzalamış olmasına ve usulünce kaşe basılmış olmasına dikkat edilmelidir. Bu durumda, bonodan doğan sorumluluk doğrudan doğruya temsil edilen tüzel kişiye ait olur. Yetkisiz imza hâlinin düzenlendiği TTK’nın 778. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bonolarda da uygulanması gereken aynı Kanunun 678. maddesi “Temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği takdirde, temsil olunduğu kabul edilen kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur. Yetkisini aşan temsilci için de hüküm böyledir.” şeklindedir. Somut olayda; borçlu icra mahkemesine başvurusunda bonoları şirketi temsilen imzaladığını, şahsen sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek borca itiraz etmiştir. 23. Tarafların ileri sürmüş olduğu maddi vakıaların hukuki nitelendirmesini yapmak yani somut olay ya da ilişki bağlamında işlerlik kazanacak hukuk kurallarını araştırıp bulup uygulamasını gerçekleştirmek, hâkim tarafından kendiliğinden yerine getirilmesi gereken bir görevdir (6100 sayılı HMK'nın 33. maddesi). Somut olaya uygulanacak olan hukuk kuralları, dava sebebinden tümüyle farklı bir kavram olan hukuki sebebi oluşturur (Tanrıver, S.; Medeni Usul Hukuku C. 1. Ankara 2016, s. 480-483). 24. Uyuşmazlığa konu olayda; 25.06.2009 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde takibe dayanak senetleri düzenleyen Çömelekler Optik Saat İşitsel Sağlık ve Her Türlü Tic. Ltd. Şti.’yi ... ile Orhan Çömelek’in 10 yıl süre ile müştereken atacakları imzaları ile temsil ve ilzam etmeye yetkili kılındığı ilan edilmiştir. Takibe dayanak bonoları tek başına ... imzalamış olup, TTK’nın 678. maddesi gereğince de yetkisiz temscilci olduğundan bonoda yazılı borçtan bizzat sorumludur. 25. Belirtmek gerekir ki TTK’nın 702. maddesinin 2. fıkrası gereğince avalistin sorumluluğu ancak kambiyo senedinde şekle dair bir eksiklik olması hâlinde ortadan kalkar. Takibe dayanak bonolar şeklen de olsa TTK’nın 776. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca düzenleyenin imzasını içermekte olup, şekle ait noksanlık bulunmadığından aval vereninin taahhüdü geçerlidir. 26. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; Özel Daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlığın borçlunun avalist olarak şahsen sorumlu olup olmadığına ilişkin olduğu, bu nedenle direnme kararının Özel Daire kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerektiği görüşü ile düzenleyen şirketin çift imza ile temsil edilmesine rağmen senetlerin tek imza ile düzenlendiği, şirket borçtan sorumlu olmadığından TTK’nın 702. maddesi gereğince aval verenin de sorumluluğunun bulunmadığı, ancak borçlu ... TTK’nın 678. maddesi gereğince yetkisiz imzasından sorumlu olduğundan direnme kararının bu değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği görüşleri ileri sürülmüş ise de, bu görüşler Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 27. Hâl böyle olunca direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda belirtilen ilâve gerekçe ve nedenlerle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen ilave gerekçe ve nedenlerden dolayı BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 06.10.2020 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Davacı dava dilekçesinde iddiasının dayanağı olan vakıaları (HMK 119/1-e), davalı da cevap dilekçesinde savunmasının dayanağı olan vakıaları (HMK129/1-e) gösterir. Hâkim, Türk hukukunu resen uygular (HMK 33/1). Bu hükmün sonucu olarak tarafların getirdiği vakıalara göre uyuşmazlığı belirleyip bu uyuşmazlığa doğru hukuki sebebi bulmak ve uygulamak hâkimin görevidir. Uyuşmazlığın vakıalara göre belirlenip çözümlenmesi usulün temel ilkesidir. HMK’nın bu ilkeye verdiği önem, vakıalarla ilgili olarak yirmiyedi ayrı maddede hüküm bulunması ve bu maddelerde otuzaltı kez vakıalar ibaresine yer verilmiş olmasından da anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıktaki önemi nedeniyle yargılamaya hâkim olan ilkelerden şu üçüne özellikle değinmek gerekir. Tasarruf ilkesine göre; hâkim, iki taraftan birinin talebi olmaksızın, kendiliğinden bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz (HMK 24/1). Kanunda açıkça belirtilmedikçe, hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamaz (HMK 24/2). Taraflarca getirilme ilkesinde ise; Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz (HMK 25/1). Kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz (HMK 25/2). Taleple bağlılık ilkesi bu iki ilkeyle bağlantılı olmakla birlikte daha somutlaştırılmış bir şekilde; hâkimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği ancak duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebileceği (HMK 26/1) hükmünü içermektedir. Bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere dava vakıalar üzerinden yürür. Vakıaları bildirmek taraflara aittir. Getirilen vakıalara göre uyuşmazlığı belirlemek ve bu uyuşmazlığa uyan hukuki sebebi belirleyip uygulamak ise hâkimin görevidir. Hâkim uyuşmazlığı ve hukuki sebebi belirlerken sadece davacı tarafın getirdiği vakıaları değil, davalı tarafın getirdiği vakıaları da esas alır ve buna göre doğru hukuki ilişkiyi belirleyerek uyuşmazlığı çözer. Ancak getirilmemiş vakıaları hükmüne esas alamaz. Vakıalarla bağlılık taraflarca getirilme ve tasarruf ilkesinin de bir gereğidir. Davacının davaya konu etmediği, mahkeme önüne bir uyuşmazlık olarak getirmediği bir hususu mahkeme inceleyip bu konuda karar veremez. Hâkim uyuşmazlığın sınırlarını vakıalarla çizecek olup bu vakıalar dışına çıkarak ve yeni vakıaları kendiliğinden inceleyerek bir sonuca varıp karar veremez. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı takibe konu bonoları şirketi temsilen imzaladığını belirterek, kendisinin şahsen sorumluluğu bulunmadığını borçtan tümüyle şirketin sorumlu olduğunu iddia etmekte; davalı taraf ise imzaların birinin şirket adına diğerinin ise davacının şahsı adına atıldığını belirterek borçtan hem şirketin hem de davacının sorumlu olduğunu iddia etmektedir. Bu hâliyle uyuşmazlık bonodaki birinci imza ile ilgili olmayıp bonodaki ikinci imza ile ilgilidir. Çünkü davacı itirazında şirket temsilcisi olarak şirket adına itiraz değil, kendi adına itiraz söz konusudur. O nedenle şirket taraf olmadığı için şirket adına atılan birinci imzanın tartışılıp değerlendirilmesi de mümkün değildir. Bonolarda iki imza bulunmakta olup her ikisi de borçlu şirket kaşesi dışına atıldığından bunlardan birisinin şirket adına diğerinin aval veren olarak davacı adına atıldığının kabulü gerekir. Bozma kararı dosya kapsamı ve delillere uygun olduğu için direnme kararının özel daire kararında gösterilen nedenlerle bozulması gerekir. Esasen bu konuda değerli çoğunluğun görüşü ile aramızda görüş farkı da bulunmamaktadır. Ancak çoğunluk görüşünde ayrıca şirketin çift imza ile temsili gerektiği hâlde bonoları sadece temsilcilerden birisi imzaladığı için şirketi bağlamayacağı ve bu nedene bağlı olarak da davacının sorumlu olduğu şeklinde ilave gerekçeyle bozma yapılması gerektiği kabul edilmiştir. Bonoları her iki temsilci imzalamadığı için şirketi bağlamadığı hususu uyuşmazlığa konu bir vakıa olarak mahkeme önüne getirilmemiştir. Getirilmeyen bir vakıayı mahkeme inceleyemez. Bono borçlusu şirket uyuşmazlıkta taraf değildir. Ancak borçlu şirketin ileri sürebileceği bir husus bu şirketin taraf olmadığı bir dosyada incelenip karar verilemez. Borçlu şirketin böyle bir iddiası yok iken bu konuyu tartışarak şirketi bağlamadığı ve bu nedenle de davacının sorumlu olduğuna karar vermek uyuşmazlık konusu olmayan birinci imzayı da incelemek anlamına geleceğinden yukarıda sözü edilen yargılama ilkelerine aykırıdır. Bu hususun bozma nedeni olarak eklenmesi davaya konu olmayan bir hususun da incelenmesi anlamına gelecektir. Verilen karar şirket hakkında olmayıp temsilci hakkında olsa da bu kararı öğrenen şirketin bu gerekçeden etkilenerek hukuki çıkış yolları aramaya yönelebilecek olması ise hem davacının hem de davalının durumunu daha da ağırlaştıracaktır. Oysa ki bir mahkeme kararı verilen hüküm kadar gerekçesiyle de ancak uyuşmazlık konusuyla sınırlı olarak taraflardan birinin lehine diğerinin durumunu ağırlaştırabilir. Ayrıca hükme konu olmayan bir husus için gerekçe eklenmesi de mümkün değildir. Çünkü davada incelenecek olan davacının ikinci imzadan dolayı şahsen sorumlu olup olmadığı olup birinci imzadan dolayı da sorumlu olup olmadığının incelenmesi anlamına gelecek biçimde çift imza ile temsil hususunun hükme bağlanması ve gerekçelendirilmesi gerekmemektedir. Belirttiğimiz nedenlerle özel daire kararındaki nedenle hükmün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, ilave gerekçeyle hükmün bozulması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.
Hukuk Genel Kurulu, 2017/812 E., 2018/756 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
Avalin ne şekilde verileceği TTK’nın 701/1 maddesinde açıklanmıştır.
Hukuk Genel Kurulu         2017/812 E.  ,  2018/756 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki “menfi tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 03.07.2013 gün ve 2013/36 E., 2013/327 K. sayılı karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 21.01.2014 gün ve 2013/16983 E., 2014/1581 K. sayılı kararı ile, “…Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine Ankara 7. İcra Müdürlüğü' nün 2012/19836 sayılı dosyasından bonoya dayalı olarak icra takibi başlattığını, takibe konu edilen senette dava dışı ...İnş.San.ve Tic.A.Ş.' ye ait iki adet kaşenin üzerinde şirket yetkilisi olan müvekkiline ait iki adet imzanın bulunduğunu, davalı yanın kötüniyetli olarak, müvekkilinin açığa attığı bir imza söz konusu değilken şahsen borçlandırmak amacıyla müvekkiline de ödeme emri gönderdiğini beyanla, söz konusu takip dosyasından dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine %40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, icra takibine konu edilen senet üzerinde iki adet kaşe ve üzerinde 2 adet imzanın olduğunu, ayrıca en üstte açık ve net olarak davacının isminin yanında kendi elyazısıyla T.C. kimlik numarasının yazılı olduğunu, ismin altına adres olarak şirket kaşesinin basıldığını, en alttaki imzanın açığa atılı olduğunu, davacının mal alırken de bu borcun borçlusunun kendisi olduğunu ve ödeyeceğini beyan ettiğini beyanla, davanın reddine ve davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, senette dava dışı ...Tic. A.Ş. kaşesi üzerine atılmış imza bulunduğu, iki ayrı kaşe üzerine atılmış iki ayrı imza olmakla birlikte hiçbir imzanın kaşe dışına açığa atılı olmadığı, kambiyo evrakında şirket temsilcisinin borçlu olarak sorumlu tutulabilmesi için şirket kaşesinden ayrı açığa atılı imzası bulunması gerektiği belirtilerek, davanın kabulü ile, davacının Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2012/19836 sayılı takip dosyası ile dayanağı bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı, davacı hakkında takibe geçmekte haksız ise de, ayrıca kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, senetteki düzenleme tarihinin altında bulunan şirket kaşesi üzerine yetkili sıfatıyla imza atmıştır. Aynı kişinin bir de kendi isim, soy isim ve TC kimlik numarasını yazmak suretiyle attığı 2. imzanın aval veren sıfatıyla atıldığının kabulü gerekir. Davacının kaşeyi adres kısmına basmış olması, sadece adres bilgilerinin açıklaması mahiyetinde olup, mahkemece bu hususlar gözardı edilerek, her iki imzanın da şirket yetkilisi sıfatıyla atıldığının ve dolayısıyla davacının kişisel sorumluluğunun bulunmadığının kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkili hakkında icra takibi başlatıldığını, takibe konu 35.000,00 TL bedelli senette, dava dışı ...İnş. San. ve Tic. A.Ş.' ye ait iki adet kaşenin üzerinde şirket yetkilisi olan müvekkiline ait iki adet imzanın bulunduğunu, davalının kötü niyetli olarak müvekkilinin açığa attığı bir imza olmadığı hâlde müvekkilini de borçlandırmak amacıyla icra takibinde müvekkilinin de borçlu olarak gösterilerek ödeme emri gönderildiğini, her iki imzanın da keşideci sıfatı ile şirket kaşesi üzerine atıldığını, atılan ikinci imzanın aval niteliğinde olmadığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, icra takibine konu edilen senet üzerinde iki adet şirket kaşesi ve iki adet imzanın bulunduğunu, ayrıca senette davacının isminin yanında kendi el yazısıyla T.C. kimlik numarasının da yazılı olup, davacının isminin altına adres olarak şirket kaşesinin basıldığını, en alttaki imzanın açığa atılı olduğunu, davacının malın teslim edilmediği yönünde iddiasının da bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece takip dayanağı senet aslı incelendiğinde, senette ...İnşaat ve San. Tic. A.Ş. kaşesi üzerine atılmış imza bulunduğu, iki ayrı kaşe üzerine atılmış iki ayrı imza olmakla birlikte hiçbir imzanın kaşe dışına atılmadığı, bu duruma göre kambiyo evrakında şirket temsilcisinin borçlu olarak sorumlu tutulabilmesi için şirket kaşesinden ayrı açığa atılı imzasının bulunması gerektiği, davacının ise açığa atılı imzasının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur. Yerel Mahkemece, davaya konu senet üzerinde şirket kaşesi dışına atılmış imza bulunmadığı, bozma kararında işaret edilen isim ve T.C. kimlik numarasının da ödeyecek kısmında yer almakta olup aval niteliğinde olmadığı, şirket yetkilisinin isminin yazılması ve T.C. kimlik numarasına yer verilmesinin, açığa atılmış imzası bulunmadıkça keşideci şirket adına imzalayan yetkilinin açıklanmasından başka bir anlam taşımayacağı, davaya konu senette keşideci şirketin kaşesi dışına atılmış aval niteliğini taşıyan ikinci bir imza bulunmadığı gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde, senet üzerindeki imzalardan birinin senedin düzenleme tarihinin altında bulunan kaşenin üzerine, diğerinin ise senet metninde kefil yazısının karşısındaki açık bölüme atıldığını, ikinci imzanın ise şirket kaşesi üzerine olmayıp, şirket kaşesi dışına açığa atılmış olduğunu, senet üzerindeki "... 43183953084" yazısının bizzat davacı borçlu tarafından kendi el yazısı ile yazıldığını, sadece şirket adına imza attığını iddia eden davacının, senet üzerine kendi el yazısı ile ismini ve T.C. kimlik numarası yazmasının ayrıca açığa imza atmasının akla, mantığa, hayatın olağan akışına uygun olmadığını, senette davacının isminin altına adresin belirtilmesi amacıyla kaşenin basıldığının açıkça anlaşıldığını belirterek direnme kararının bozulması isteminde bulunmuştur. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, somut olayda icra takibine konu senetten kaynaklanan borç nedeniyle davacının aval veren sıfatı ile sorumlu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır. Öncelikle, aval kavramı üzerinde durulmasında yarar vardır. Aval, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 700. maddesine göre poliçede yazılı bulunan borcun kısmen veya tamamen teminat altına alınmasını sağlayan bir nevi kefalettir. Bu kefaleti veren şahsa, aval veren denir (Bozer A. / Göle C.: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2017, s. 161). Avalin ne şekilde verileceği TTK’nın 701/1 maddesinde açıklanmıştır. Buna göre aval şerhi, ancak poliçe veya alonj üzerine yazılmasıyla mümkün olur. Aval "aval içindir" veya bununla eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edilir ve aval veren kişi tarafından imzalanır (TTK. m. 701/2). Kambiyo senedinden doğan sorumluluğun temini amacıyla, doğal olarak bu teminatın esas alacakla birlikte devredilmesini gerektirir; kambiyo senedini ciro yoluyla devralacak kimsenin de bunu görebilmesi lazımdır (Sengir, T.: Aval Hukuku, Ankara 1967, s.10). Kambiyo senedi dışında verilmiş bir teminatın, aval olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. TTK’nın 700/2. maddesine göre aval, üçüncü bir kişi veya poliçede imzası bulunan başka bir kişi tarafından da verilebilir. Bu şekilde poliçe borçlularından biri lehine aval verilmek suretiyle poliçenin ödenmesi güvence altına alınacağından o poliçenin tedavülü kolaylaştırılmış olur ( Bozer A. / Göle C., s. 161 ). TTK’nın 701/4 maddesine göre, avalin kimin için verildiği belirtilmemişse, keşideci için verildiğinin kabulü gerekir. Poliçenin yüzüne, muhatabın veya keşidecinin imzaları hariç olmak üzere atılan her imza da aval hükmündedir (TTK m. 701/3). Buna göre bononun geçerli olması için tek imza yeterlidir ve senet ön yüzüne atılan ikinci imza aval şerhi sayılır. Ne var ki, poliçenin ön yüzüne keşideci tarafından iki imza atılmış olsa dahi, bu imzalar TTK’nın 700. maddesine göre aval olarak kabul edilemez. Ancak, keşideciden başka bir kişi tarafından aval veya benzeri sözler kullanılarak imzalanmışsa aval olarak sayılır. Keşidecinin el yazısıyla atılmış imzasının senedin ön yüzünde ve senet metninin altında bulunması gereklidir. Kanunen keşidecinin imzası yeterli olmakla birlikte keşidecinin kim olduğunun tespiti ve özellikle keşidecinin tüzel kişi olması durumunda keşideci unvanının poliçede yer alması, poliçenin kim tarafından verildiğinin tespiti bakımından önemlidir. Zira, poliçede imzası bulunanın borçlu olarak mı yoksa bir başka kişi adına temsilen veya vekaleten mi poliçeyi imzalamış olup olmadığının tespiti ancak ad ve soyadı veya unvan ile sıfatın belirtilmiş olması ile mümkündür. Poliçe borçlusunun tüzel kişi olması hâlinde, yetki belgesinde şirketi temsile yetkili şahısların poliçeyi imzalamış olmasına ve usulünce kaşe basılmış olmasına dikkat edilmelidir. Bu durumda, poliçeden doğan sorumluluk doğrudan doğruya temsil edilen tüzel kişiye aittir. Hemen vurgulanmalıdır ki, şirket yetkilisi tarafından da olsa senede atılan ikinci imza, şirket kaşesi olmadan atılmış ise, burada keşideci sıfatı söz konusu olmayacağından, bu imza aval olarak kabul edilir ve bu imza sahibi borçtan şahsen sorumlu olur. Açıklanan bu maddi hukuk kuralları, somut olay ortaya konularak değerlendirildiğinde; Davacı, 11.07.2012 düzenleme tarihli ve 35.000,00 TL bedelli senedin, düzenleme tarihinin altında bulunan şirket kaşesi üzerine şirket yetkilisi sıfatıyla imza atmış ayrıca kendi isim, soy isim ve T.C. kimlik numarasını yazmak suretiyle senedin kefil kısmını da ikinci kez imzalamıştır. Davacının kaşeyi ikinci kez adres kısmına basması sadece adres bilgilerinin açıklaması niteliğindedir. Açıklanan nedenlerle davacının senetteki ikinci imzasının aval veren sıfatıyla atıldığının kabulü gerekir. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında, davacının senet üzerinde kaşe dışına açığa atılmış imzasının bulunmadığı, atılan ikinci imzanın aval niteliğinde olmadığı, bu nedenlerle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. Hâl böyle olunca tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Açıklanan nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 04.04.2018 gününde oy çokluğu ile karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2020/5300 E., 2021/868 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
3- Türk Ticaret Kanunu’nda, cironun poliçe veya poliçeye bağlı olan ve “alonj” denilen kâğıt üzerine yazılması (TTK m.683/1), beyaz cironun (TTK m.683/2), aval şerhinin (TTK m.701/1) poliçe veya alonj üzerine yazılması öngörülmüş, mücbir sebep ortaya çıktığında poliçe hamili, mücbir sebepleri gecikmeksizin kendinden önce gelen kişiye ihbar etmekle ve bu ihbarı, altına tarih, yer ve imzasını da koy
11. Hukuk Dairesi         2020/5300 E.  ,  2021/868 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 31.01.2018 gün ve 2017/432 - 2018/23 sayılı kararı bozan Daire'nin 09.10.2019 gün ve 2018/2146 -2019/4679 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü: Davacı vekili, davalının davacı aleyhine kambiyo takibi başlattığını, takibe konu senede ekli Gimas A.Ş.'ne izafe edilen ciro imzasının ve kaşesinin yer aldığı kağıt parçasının, keşideci ve onun firması olan HGG Mühendislik Ltd. Şti. ve Gimas A.Ş. arasında daha önce yapılmış olan ve karşı tarafta kalan sözleşme nüshasından kesilerek alonj gibi çek yaprağının alt kısmına eklenerek Gimas A.Ş.'nin de ciro silsilesine dahil edilmeye çalışıldığını, davaya konu çekin keşidecisi ve Gimas A.Ş.'den önce gelen cirantaların iş hacimleri itibariyle çeki keşide ve ciro edecek durumda olmadıklarını, ...'in boşandığı eşi Bekir Girgin ve yönetim kurulu üyeliği yaptığı Gimas A.Ş.'den haksız menfaat temin etmek, şirketi cebri icra ve haciz baskısı altına alarak ekonomik yönden zor durumda bırakmak ve bu durumdan faydalanmak için ... ile işbirliği yaptığını, Gimas A.Ş. ve ... arasında herhangi bir akdi ilişki bulunmadığını bildirerek Karşıyaka 4.İcra Müdürlüğü’nün 2011/1352 esas sayılı icra takibine konu edilen 08.02.2011 keşide tarihli ... tarafından keşide edilen 6.000.000,00 TL bedelli çekten dolayı davacı şirketin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, kambiyo senetlerinin sebepten ari olduğunu, bu çekin davalının eski kayınpederi tarafından söz verilen ve istekleri doğrultusunda boşanmanın gerçekleşmesi halinde daha sonra ödenecek bedel karşılığı verildiğini, çekte davalının sadece alonj üzerinde imzasının bulunduğunu, davalının bu çekin verilmesi nedeniyle mağdur olup dolandırıldığını, bu çek nedeniyle maddi ve manevi tazminat davaları açmadığı gibi çocuğunun velayetini de davacının oğluna bıraktığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne dair verilen kararın, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesince davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir. Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dava, dava konusu çeke sonradan eklenen alonjun sahtecilik yoluyla oluşturulduğu iddiasına dayalı olarak açılan menfi tespit davasıdır. Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıdadır. Davalı, alacaklı olduğunu takip ve dava konusu çek ile ispat etmek istemektedir. Dava konusu takip dayanağı çek incelendiğinde, ... tarafından HGG Mühendislik Endüstriyel Sist. Kons. İmal. Montaj İnş. San. Tic. Ltd. Şti. lehine 08.02.2011 tarihinde keşide edildiği, lehtar tarafından birinci cirosu yapılarak daha sonra ..., Hacı Bayram Gül, Enha Çelik Kons. Mühendis İnşaat Mühendislik Makina İnşaat ve Turizm ve Sanayi Ticaret Ltd. Şti. ve H. Bayram Gül beyaz ciroları ile çekin arkasındaki alanın dolduğu, çeke bir alonj eklendiği ve bu alonj üzerinde yalnızca davacının cirosu ile davalının bankaya ibraz için attığı imza ve muhatap bankanın çekin karşılıksız olduğunu gösteren keşide tarihiyle aynı günde yazılmış tespit imzalarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının cirosu, çek ile alonjun birleştiği çizgiden uzakta ve sadece alonj üzerinde yer almaktadır. Mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şube No:2701 tarafından düzenlenen 11.04.2014 tarihli raporda "... Alonj bölümünde GİMAS Girgin Makine İmalat Montaj ve Mühendislik San. ve Tic. A.Ş. içerikli kaşe izinin ve söz konusu şirket adına siyah mürekkepli kalem ile atılmış imzanın çek yüzeyi ile temas etmemesi ..." olgusuna işaret edilmiştir. 6762 sayılı TTK’nın 730/4 maddesi yollamasıyla 595. maddesi (6102 sayılı TTK’nın 818/1-d maddesi yollamasıyla 683. maddesi) gereğince cironun, çek veya çeke bağlı olan alonj denilen bir kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması gerekmektedir. Çekte alonj kullanımı halinde, muhatap bankanın çekin ibrazı üzerine çekin karşılıksız olduğunu gösteren tespit şerhinin de alonj üzerine yazılmasına bir engel bulunmamakta, hatta bu hususta bir zaruret bulunmaktadır. Kanunda, alonjun "çeke (poliçeye) bağlı" olması gerektiğinden söz edilmiş olup bu kavramın, hukuki öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik ilkesi kapsamında yorumlanması gerekmektedir. Bu çerçevede alonj kullanılmış bir çekte, alonjun bu çeke bağlı ve çekle irtibatlı bir belge olduğu belirlenebilir olmalıdır. Çek ve alonj iki ayrı kâğıt parçası olup bunların sadece fiziken değil, hukuken de bir bütün halinde olmaları gerekmektedir. Ancak o zaman alonj ile hak sahibi olanlar bu haklarını güven içinde ileri sürebilirler. Bir çekin keşidecisi çek yaprağı üzerinde imzaları olan lehtar ve cirantalar zaten bu çeki ödemekle yükümlü olduklarından, alonj ile hak sahibi olan hamile ödeme yaparak sorumluluktan kurtulacaklarından alonjun bu çeke ait olması gerekliliği yönünden kural olarak fazla bir ihtilaf çıkması düşünülemez ise de, sadece alonj üzerinde cirosu bulunan bir ciranta, alonj üzerindeki kayıtlara göre hamil olan kişiye çek bedelini ödemek zorunda kaldığında, bu alonjun bu çeke ait olduğunun belirli olması önem kazanır. Zira alonj üzerinde cirosu bulunan ciranta, çekteki miktarı ödemek zorunda kalmaktadır. TTK’da alonj ile ilgili bir tanım yapılmamakta, ancak 6102 sayılı TTK’nın 683/1 maddesinde alonju oluşturacak belgenin kağıt olması gerektiği belirtilmiştir. Alonju oluşturan kağıdı, diğer kağıtlardan ayıracak en önemli özellik alonjun, eklendiği senet ile arasındaki güçlü bağdan doğmaktadır. Bu bağ, hem maddi bir bağ hem de iradi bir bağ olmalıdır. Alonj ile senet arasındaki maddi bağ, alonjun senetten tahrifat yapılmadıkça ayrılamayacak nitelikte senede sıkıca bağlanmasıdır. Alonj ile senet arasındaki iradi bağ ise, senede bağlanacak alonj üzerine söz konusu senet için alonj yoluyla işlem yapıldığının özel olarak belirtilmesiyle sağlanır. Yani alonju imzalayarak taahhüt altına giren kişinin, taahhüdünü bu kağıdın senetteki miktarı ödemeyi üstlendiğini gösteren ve senedin eki niteliğindeki alonj olduğu iradesini de belirterek yazması ve imzalaması gerekir. Senetten başka bir kağıt olan alonjun senetle olan bağını sağlamak için her iki kağıt parçasına denk gelecek şekilde bir beyan veya imza ya da alonj üzerine senedin ayırt edici özelliklerini yazmak gibi değişik yöntemlerle iki ayrı kağıt parçasının iradi olarak birleştirildiğinin gösterilmesi gerekir (Bakınız: Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Baskı, Turhan Kitabevi, Ankara 1997, s. 348; Vural Seven, “Kambiyo senetlerinde (Poliçe, Bono ve Çek) “Alonj””, İzmir Barosu Dergisi, Ocak 2017, s. 55-76; Hüsnü Turanlı, “Türk Hukukunda Alonj”, TFM 2017; 3(1), s. 123).Alonjlu bir çek hukuk muhakemesi açısından bir belgedir. O halde bu belge HMK’nın 199. maddesinde belertildiği gibi uyuşmazlık konusu vakıayı ispata elverişli olmalıdır. HMK’nın 207. maddesinde; senette çıkıntı, kazıntı ve silinti varsa ve ayrıca onaylanmamışsa bunların inkârı halinde göz önünde tutulamayacağı ve bu durum senedin geçerliliğine etkili olacak nitelikte ise senedin kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabileceği düzenlenmiştir. Bu maddenin manasından hareketle bir kişinin bir belgeden hukuken sorumlu olabilmesi için belge ile o kişi arasında sorumluluğu doğurmaya elverişli uygun bir nedensellik bağı bulunması gerektiği söylenebilir. Somut olayda, davaya konu çek ile alonjun birleştiği yerde yukarıda açıklandığı şekilde çek ile alonj arasında iradi ve hukuki bir bağ kuracak şekilde herhangi bir yazı, imza veya işaret bulunmadığından ve çekin tanzim tarihi ile Banka'ya ibraz tarihinin aynı olması gibi somut olayın özellikleri de dikkate alınarak davalının bu çeke dayalı olarak alonj üzerinde ilk cirosu bulunan davacıdan alacaklı olduğunu ispatlayamamış olduğundan menfi tespit davasının kabulüne ilişkin, sonucu itibariyle doğru olan kararın gerekçesinin düzeltilerek onanması gerekirken Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 09.10.2019 gün, 2018/2146 esas ve 2019/4679 karar sayılı ilamı ile bozulduğu anlaşıldığından davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 09.10.2019 gün, 2018/2146 esas ve 2019/4679 karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, HUMK. 438/son maddesi uyarınca hükmün gerekçesinin yukarıda açıklandığı şekilde değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıdaki açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 09.10.2019 gün, 2018/2146 esas ve 2019/4679 karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, hükmün gerekçesinin DEĞİŞTİRİLEREK ONANMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen davacıya iadesine, 04.02.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ 1- Dava, dava konusu çeke sonradan eklenen alonjun sahtecilik yoluyla oluşturulduğu iddiasına dayalı açılan menfi tespit davasıdır. Bu tür davalarda ispat yükü kural olarak davalı alacaklıdadır. Davalı, alacaklı olduğunu takip ve dava konusu çek ile ispat etmek istemektedir. 2- Kıymetli evrak, üzerinde taşıdığı hak ile ayrılmaz bir bütündür. Hakkın ileri sürülmesi ve devredilebilmesi için maddi varlığı oluşturan senede ihtiyaç vardır. Senedin içerdiği hak, senetten ayrı olarak ileri sürülemeyeceği gibi başkalarına da devredilemez. Senedin taşıdığı hak, senet ile vücut bulduğu ve senetle mündemiç olduğundan kıymetli evrakla (senedin taşıdığı hak ile) ilgili tüm işlemlerin kambiyo senedi üzerinde yapılması gerekir. Kıymetli evrak tedavül amaçlı düzenlendiğinden tedavüle çıkan senetler, kanuni düzenlemelerle sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır. Bunun nedeni, ticari hayatın güvene dayalı olması, güvenin korunmasıdır. 3- Türk Ticaret Kanunu’nda, cironun poliçe veya poliçeye bağlı olan ve “alonj” denilen kâğıt üzerine yazılması (TTK m.683/1), beyaz cironun (TTK m.683/2), aval şerhinin (TTK m.701/1) poliçe veya alonj üzerine yazılması öngörülmüş, mücbir sebep ortaya çıktığında poliçe hamili, mücbir sebepleri gecikmeksizin kendinden önce gelen kişiye ihbar etmekle ve bu ihbarı, altına tarih, yer ve imzasını da koyarak poliçeye veya alonja kaydetmekle yükümlü olup ayrıca mücbir sebebi gecikmeksizin kendi cirantasına ihbar etmeye ve bu ihbarı çeke veya alonja kaydedip, bunun altına, yerini ve tarihini yazarak imzalamakla zorunlu tutulmuştur (TTK m.731). Bononun niteliğine aykırı düşmedikçe; Poliçelerin cirosuna ilişkin 681 ila 690 maddeleri, ödememe halinde başvurma haklarına dair 713 ila 727 ve 729 ila 732 maddeleri ile avale ilişkin 700 ila 702 nci maddeler de bonolar hakkında uygulanır (TTK m. 778). Poliçeye ait, ciro hakkındaki 683 ila 685 inci maddeler, avalin şekil ve hükümleri hakkındaki 701 ve 702 nci maddeler çek hakkında da uygulanır (TTK m. 818). 4- Ciro, tam ve beyaz ciro olarak iki şekilde yapılmaktadır. Lehine ciro yapılan kişinin ciroda gösterilmesine gerek olmadığı gibi, ciro, cirantanın sadece imzasından ibaret olabilir. Bu şekildeki cirolara “beyaz ciro” denir. Beyaz cironun poliçenin arkasına veya alonj üzerine yazılması gerekir (TTK’nın 683/2). Senedi beyaz ciro ile devralan kişi, bu senedi, kendi adına ya da diğer bir kişi adına doldurabilir, yeniden beyaz ciro ya da tam ciro ile devredebilir ya da beyaz ciroyu doldurmaksızın ve poliçeyi tekrar ciro etmeksizin poliçeyi başka bir kişiye verebilir (TTK m. 684). Görüldüğü gibi, senedi beyaz ciro ile teslim alan kişinin senedi devretmek için ciro etmesi zorunlu değildir. Beyaz ciroda, lehine ciro yapılan kişinin gösterilmesi zorunlu olmayıp sadece ciro eden kişinin imzası yeterlidir. Bu durumda, beyaz ciroyla devralan kişi, hiç ciro etmeden de senedi devredebilir. 5- Türk Ticaret Kanunu’nun alonj üzerine beyaz ciro yapılmasına izin vermesi karşısında, alonj üzerine sadece imza atılarak ciro işlemi yapılabilir olması (TTK m. 683/2), aslında irade beyanı ile imzanın farklı kâğıtlarda olduğu istisnai bir durum oluşturulduğundan bahsedilemez. Alonj, arka yüzünde yer kalmadığı zaman, yapılacak işlemler için bono, çek veya poliçeye eklenen kâğıt parçası olup, alonj üstüne yapılacak işlemlerin hukuki açıdan senet üzerinde yapılan işlemlerle aynı hükümlere tabi olduğu kabul edilmelidir. Alonj, senedin arka yüzünün devamı/uzantısıdır. Kambiyo senedine ekli alonja atılan imza, ciro ve aval niteliğini kazanır. Emre yazılı kambiyo senetlerinin devri ciro ve zilyetliğinin teslimi ile gerçekleşir. Ciro, kural olarak senedin arka yüzüne yapılır, ancak yer kalmadığı takdirde arka yüzünün uzantısı olarak kabul edilen ve senede iliştirilen alonj adlı kâğıda da yapılabilir. Hukuki olarak, “alonj” üzerine yapılacak işlemler, senet üzerine (özellikle arka yüzüne) yapılan işlemler ile aynı hükümlere tabidir. Dolayısıyla senedin arkasına yazılabilen tüm kayıtlar, bu bağlamda, ciro, aval, ihbar, ibraz şerhi işlemi alonj üzerine yazılabilir. Tam ve beyaz cirolarla senet tedavül edeceğinden müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan yetkili olduğu anlaşılan (senedi elinde bulunduran) kişi şeklen yetkili hamildir. 6- Hukuk Muhakemeleri Kanunu, senette çıkıntı, kazıntı ve silinti olmasını ve senekteki yazı veya imza inkarını özel olarak düzenlenmiştir. Senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkar halinde göz önünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak nitelikte görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir (HMK m.207/1). Alonj üzerinde imzası bulunan kişinin, başka bir işlemde bulunan imzasının kesilerek senede eklendiği, imzası bulunan kağıdın kendi iradesi dışında senede eklendiği, imzasının üretildiği/çoğaltıldığı veya sahte olarak atılmış olduğunun iddia edilmesi, aslında senetteki kambiyo ilişkisine dâhil olunmadığından HMK m. 208/1 anlamında sahtelik iddiasıdır. Kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkar etmek istenirse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi halde belge, aleyhine delil olarak kullanılır (HMK m.208/1). Adi bir senetteki yazı veya imza inkar edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz (HMK m.209/1). Resmi senetlerdeki yazı veya imza inkar edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz (HMK m. 209/2). Bu durumda ise, aradaki kambiyo ilişkisinin varlığından lehine hak çıkartan kambiyo senedi alacaklısı olduğundan Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereği ispat yükü onun üzerinde kalmaktadır (HMK m. 190/1). Alonj üzerindeki imzanın, başka bir işlemde bulunan imzasının kesilerek senede eklendiği (alonj yapıldığı) veya alonj üzerinde imzanın sahte olduğu, sahte olarak üretildiği/çoğaltıldığı iddia edildiğinde, kambiyo senedinin ayrılmaz bir parçası, senetle bir bütünlük oluşturmuş alonj üzerine ciro yapıldığını iddia eden kambiyo senedi alacaklısı (hamil) bu iddiasını kanıtlamalıdır. 7- Ayrıca başka bir işlemde bulunan imzanın kesilerek senede eklenmesi (alonj yapıldığı) veya alonj üzerinde imzanın sahte olması, sahte olarak üretilmesi/çoğaltılması halinde kağıt üzerinde imzası bulunan kişinin alonj oluşturma ve ciro etme iradesi olamaz. Böyle bir iradenin olup olmadığının da tespitine gerek yoktur. Ortada sahte olarak üretilmiş kağıt (alonj) ve imza vardır. 8- Sahtecilik iddiası, res’en cezai soruşturma ve kovuşturmayı gerektirir. Özel belgede sahtecilik suçunun konusunun, emre veya hamile yazılı kambiyo senedi, emtiayı temsil eden belge, hisse senedi, tahvil veya vasiyetname olması halinde, resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümler uygulanır (TCK m.210). Kambiyo senekleri resmi belge hükmünde belgelerdir. Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK m.204/1). Sahte olduğu iddia edilen kambiyo senedi, kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile takip yapılması halinde icra müdürlüğünün suçta araç olarak kullanılması nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçu işlenmiş olur (TCK m.158/1-d). 9- Kanun Koyucu alonju, kanun ve ikincil düzenlemelerde/mevzuatta şekil şartına bağlamamıştır. Aksi halde belirli bir şekil öngörür bunu da geçerlilik şartı öngörebilirdi. Alonj dışında Kanun Koyucunun öngördüğü, geçerlilik şekil şartları aynı kanun içinde düzenleme bulmuştur. Kıymetli evrakla ilgili düzenlemelerinde, maddi senet varlığı birden fazla parçadan oluşuyorsa bunun senet metninde belirtilmesini (açıklanmasını) zorunlu tutmuştur. Örneğin, bu durum nüshalarda görülebilir. Poliçe birbirinin aynı olmak üzere birden fazla nüsha olarak düzenlenebilir (TTK m.743/1). Bu nüshalara teselsül eden sıra numaraları konulur. Numaralar metne yazılır. Aksi takdirde nüshaların her biri ayrı bir poliçe kabul edilir (TTK m.743/2). Hamiline yazılı çekler hariç olmak üzere; bir ülkede düzenlenip de diğer bir ülkede veya aynı ülkenin denizaşırı bir kısmında ödenmesi şart olan ve aksine, bir ülkenin denizaşırı bir kısmında düzenlenip o ülkede ödenmesi şart olan ya da aynı ülkenin denizaşırı olan aynı kısmında yahut çeşitli kısımlarında düzenlenip ödenmesi şart olan her çek, birbirinin aynı olarak çeşitli nüshalar halinde düzenlenebilir. Bu nüshalar senet metninde teselsül eden sıra numaraları ile gösterilir. Aksi takdirde her nüsha ayrı bir çek sayılır (TTK m. 813) hükümleri nazara alındığında Kanun Koyucu gerektiğinde maddi senet varlığının birden fazla olduğu hallerde, bunların birbiriyle ilişkili olduğunun senet metninden anlaşılması zorunlu tutmuştur. Ayrıca kefalet sözleşmesinde olduğu gibi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesini şart koşmuştur (TBK m.583). Tüm bu hususlar nazara alındığında Kanun Koyucu gerektiğinde geçerlilik şartı olan şekli, ayrıntılı olarak düzenlemiştir. 10- Alonj hususunda bir şekil şartı öngörülmemiş olması Kanun Koyucunun bilinçli tasarrufu olup bu hususta kanun boşluğundan da bahsedilemez. Alonjda yapılan işlemlerde imzanın yanında yazı ve ibare gibi şekil şartının öngörülmemiş olması, alonjun, senede fiziken bağlı olup senedin arka yüzünün ayrılmaz bir parçası olması buna etkili olmuştur. 11- Türk Ticaret Kanunu da “poliçeye bağlı olan” ifadesiyle alonjun senede maddi olarak bağlanması gerektiğini vurgulamıştır (m. 683/1). Kanun’da bu bağlılığın ne şekilde olacağı ise belirtilmemiştir. Kanunda alonjun senede bağlı olduğu, özellikle fiziki bir bağlantının olduğu ifade edilmekte, alonjun, senede yapıştırılması, tutturulması kast edilmektedir. Böylece, poliçenin arka yüzü olarak kabul edilen alonj ile senedin arkasına yapılabilen işlemler zincirinde kopukluk yaşanmasının önüne geçilmeye çalışılmaktadır. Alonj, senetle sıkı bağ/ilişki olmasının ötesinde senedin arka yüzünün devamı dolayısıyla senedin ayrılmaz bir parçasıdır. Önemli olan alonjun, senetten tahrifat yapılmadan ayrılamayacak nitelikte sıkı bir şekilde bağlı olmasıdır. Ciro, aval işlemi yapılabilen, ihbar ve ibraz şerhi yazılabilen alonj, bağlandığı senetle fiziken ve hukuken bir bütünlük oluşturur. 12- Alonj ile senet arasındaki iradi bağ, senede bağlanacak alonj üzerine söz konusu senet için alonj yoluyla işlem yapıldığının özel olarak belirtilmesiyle sağlanacağı, yani alonju imzalayarak taahhüt altına giren kişinin, taahhüdünü bu kağıdın senetteki miktarı ödemeyi üstlendiğini gösteren ve senedin eki niteliğindeki alonj olduğu iradesini de belirterek yazması ve imzalaması gerektiği, senetten başka bir kağıt olan alonjun senetle olan bağını sağlamak k için her iki kağıt parçasına denk gelecek şekilde bir beyan veya imza ya da alonj üzerine senedin ayırt edici özelliklerini yazmakla gibi değişik yöntemlerle iki ayrı kağıt parçasının iradi olarak birleştirildiğinin gösterilmesi gerektiği, aksi takdirde hukuki güvenlik kalmayacağı, sahtecilik olayları önlenemeyeceği gerekçesiyle alonjun varlığı açısından kanunda düzenlenmemiş bir geçerlik şartı getirilmesi uygun değildir. Alonjun, senetle sıkı bağ olmasının ötesinde senedin arka yüzünün devamı dolayısıyla ayrılmaz bir parçası olup senetle bütünlük oluşturur. Sadece bağ veya derecelendirilmiş bağ yönünden bakıldığında taahhüdün bu kağıdın alonj olduğu iradesini de belirterek yazılması gibi fiziki bağın gerekliği halinde, bu fiziki bağın tespiti gerekecektir. Her fiziki bağ peşinden tespit edilmeyi de gerektirir. Eğer bu ilişki/bağın kurulabilmesi için alonj üzerine konulacak işaret, yazı, şerh vb ibarelerin nelerden ibaret olacağı, alonj üzerinde imzaları bulunan ciranta/lar, hamil ile birlikte hangi şahıslar tarafından nasıl konulacağı, üçüncü şahsın dahlinde ne olacağı, ayrıca alonj olduğunun tespitinin hangi şahıslar tarafından yapılacağı hep bir sorun oluşturacaktır. Tüm bu hususların tartışılmasına neden olacak, uyuşmazlıkları artıracaktır. 13- “Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz ilkesi” kanuni düzenlemeler için geçerlidir. Kanunda alonj yönünden geçerlilik şartı olarak kağıt olması gerektiği belirtilip bir şekil şartı öngörülmediği halde kanuni düzenleme dışında alonjun geçerliliği için şekil şartı öngörülmesi halinde bu ilkenin uygulanması mümkün olmayacak, uyuşmazlıkların azaltılmasına değil, artmasına sebebiyet verecektir. Kanuni veya ikincil düzenlemeler dışında getirilen şekil şartlarına uyulmadığında, senede eklenmiş alonjda özellikle ciro iradesiyle imzası bulunan cirantanın, getirilen şekle uygun olmadığından bahisle alonjun geçersizliğini kötü niyetli olarak ileri sürmesi halinde, alonj geçerlilik kazanmadığında yeni uyuşmazlıklar ortaya çıkaracağı gibi getirilen şeklin, alonj üzerinde işlem sahiplerince kötü niyetli olarak ileri sürülmesi nedeniyle öncelikle müracaat sahibine ait hakların kaybına sebebiyet verecektir. Aynı şekilde kanuni düzenleme dışında getirilen şekil şartlarına uygun olmayan, ancak kanuni düzenlemeye uygun alonj halinde iyi niyetli hamil, alonj üzerinde imzası bulunan aval veya cirantaya müracaat hakkını kullanamayacaktır. 14- Alonj, bono, çek veya poliçeye, arkalarında işlem yapmak için yer kalmadığında yapılması gereken ciro, aval, mücbir sebep, ihbar ve ibraz şerh işlemi için eklenen/iliştirilen kağıttır. Çekte alonj kullanımı halinde, muhatap bankanın çekin ibrazı üzerine çekin karşılıksız olduğunu gösteren tespit şerhinin de alonj üzerine yazılmasına bir engel bulunmamaktadır. Alonj, hukukumuzda senedin arka yüzünün devamı niteliğinde bir kâğıt olarak nitelendirilmektedir. Olması gerektiği belirtilen yazı gibi eksikliğin çeke ekli alonj üzerinde bulunması nedeniyle karşılıksızdır şerhi bulunan alonjun geçersiz sayılması halinde, müracaat hakları kullanılamaz hale gelecektir. Özellikle bankaya ibraz edilen çekin, eksiklik nedeniyle alonj vasfında sayılmadığından bahisle banka tarafından karşılıksız şerhi konulmaması halinde çek süresinde ibraz edilmemiş sayılacaktır. Çek, TTK.nun 796. maddesinde belirlenen süre içinde muhatap bankaya ibraz edilmez ise, bu çekle artık müracaat hakkı kullanılamaz. Böyle bir çek, adi senede dahi dönüşmez. Bu durumdaki çek ancak, HMK.nun 202. maddesi anlamında yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge olup, davada temel ilişkiye dayanılmış ise, alacağın diğer yan delillerle kanıtlanması gerekir. Öte yandan, çeki ciro yoluyla elde eden hamilin keşideci ile aralarında bir akdi ilişki bulunmayacağına göre, temel ilişkiye dayalı olarak keşideciye karşı bir talepte bulunmasına da imkan yoktur. Tüm bu nedenlerle uyuşmazlıklar azalmayacak, hak kayıpları ile birlikte uyuşmazlık çeşitlenerek çoğalacaktır. 15- Dava konusu takip dayanağı çek incelendiğinde, ... tarafından HGG Mühendislik Endüstriyel Sist. Kons. İmal. Montaj İnş. San. Tic. Ltd. Şti. lehine 08.02.2011 tarihinde keşide edildiği, lehtar tarafından birinci cirosu yapılarak daha sonra ..., Hacı Bayram Gül, Enha Çelik Kons. Mühendis İnşaat Mühendislik Makine İnşaat ve Turizm ve Sanayi Ticaret Ltd. Şti. ve H. Bayram Gül beyaz ciroları ile çekin arkasındaki alanın dolduğu, çeke bir alonj eklendiği ve bu alonj üzerinde yalnızca davacının cirosu ile davalının bankaya ibraz için attığı imza ve muhatap bankanın çekin karşılıksız olduğunu gösteren şerhin bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının cirosu, çek ile alonjun birleştiği çizgiden uzakta ve sadece alonj üzerinde yer almaktadır. Somut olayda iddia edildiği gibi başka bir işlemde imzası kesilerek alonj yapılması mümkündür. Alonju oluşturacak belgenin kâğıt olması gerektiği kanun belirttiğinden, senedi oluşturan belge dışında her türlü kâğıt, alonj olabilir. Beyaz ciro işlemlerinde sadece imzanın yeterli olduğu düşünüldüğünde imza atılabilecek kadar bir kâğıt parçası da senede eklenerek alonj olabilecektir. Özellikle sözleşme altında imzaların metinden bir kaç santim altında bulunması ve kesilerek alonj yapılması halinde sahteliğe konu imzadan önce birkaç beyaz ciro işlemi yapılabilir/yapmak mümkündür. Başka bir işlemde ki irade beyanını ihtiva eden imzanın kesilmek suretiyle bir senede ciro olarak eklenmesi suretiyle sahtecilik işlemi olarak kullanılabilmektedir. İşlemin yapılması cezai ve hukuki sorumluluk doğurur. Ceza soruşturması amacı maddi gerçeği bulmak oluğundan her türlü delille ispatlanabileceği gibi res’en her türlü araştırma ve inceleme yapılabilir. Sahtecilik iddiası res’en soruşturmaya konu olur. Basit şekilde yapılabilen bu sahteciliğin tespiti de mümkündür. Örneğin başka bir işlemdeki imzanın bulunduğu kağıt kesilerek alonj yapılması halinde alonj yapılan kağıttaki sahteliğe konu yapılan imza, senedin ön/arka yüzündeki yazı ve imza ile alonjdaki imza ve yazılardan eski olacağından bu konuda belge inceleme uzmanına, kağıt ve mürekkep analizi yaptırılarak teknik inceleme sonucunda bile sahtecilik kolaylıkla tespit edilebilir. 16- Kanun Koyucu özellikle imzadan ibaret beyaz ciroyu bile kabul ettiği halde, ispat kolaylığı sağlanması, sahteciliğin önünü geçilmesi, uyuşmazlıkların azaltılması öngörüsü ile (kanuni düzenleme veya kanunun izin verdiği mevzuat dışında geçerlilik şartı getirilemeyeceğinden) eldeki davaya konu çek ile alonjun birleştiği yerde, çek ile alonj arasında hukuki bir bağ kuracak şekilde herhangi bir yazı, imza ve işaret bulunmağından bahisle değiştirilerek onanması yönündeki çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Poliçe veya Bonoda "Aval" (Kambiyo Kefaleti) verilebilmesi için, aval şerhinin senedin neresine yazılması gerekir?

A) Sadece senedin arka yüzüne.
B) Sadece senede eklenen "Alonj" üzerine.
C) Senedin ön yüzüne veya arka yüzüne (veya alonja) yazılabilir; ancak ön yüze atılan (muhatap/düzenleyen dışındaki) tek imza da aval sayılır.
D) Mutlaka noter huzurunda ayrı bir kağıda yazılmalıdır.
E) Senedin ön yüzüne sadece "Aval içindir" kaydıyla yazılabilir, imza şart değildir.

Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol