6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 767

Türk Ticaret Kanunu 767. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 767- (1) Poliçe ile yapılan borçlanmaların şekli, bu borçlanmaların imzalandığı ülkenin hukukuna tabidir. (2) Bir poliçeye ilişkin borçlanma, yapıldığı ülkenin hukuku uyarınca şekil bakımından geçerli olmamakla beraber, aynı poliçeye ilişkin sonraki bir borçlanmanın yapıldığı ülke hukukunca geçerli bulunursa, ilk borçlanmanın şekil bakımından geçerli olmayışı, sonraki borçlanmanın geçerliliğini etkilemez. (3) Bir Türkün, yabancı ülkede poliçeyle borçlanması, Türk hukukunun gösterdiği şekle uygun bulunduğu takdirde, Türkiye’de başka bir Türke karşı geçerlidir. II - Hakların kullanılması ve korunmasına ilişkin işlemler

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2012/3026 E., 2012/21405 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, TTK'nun 767/5. maddesi uyarınca davanın bir yıllık değil on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan davalının ıslah talebine karşı yaptığı zamanaşımı savunmasının yerinde görülmediği, toplam 53 adet gönderinin ilgili kişilere teslim edilmeyip davacı şirketin
11. Hukuk Dairesi         2012/3026 E.  ,  2012/21405 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.11.2011 tarih ve 2007/323-2011/565 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.12.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin Şanlıurfa'daki ecza deposundan çeşitli ilaç ve malzemelerin, Ankara İli ve çevresindeki müşterilerine taşınmak üzere davalı şirketin Şanlıurfa Şubesi'ne teslim edildiğini, üzerinde teslim alacak kişinin veya şirketin adı ve adresleri yazılı olmasına rağmen gönderilerin ilgili kişilere teslim edilmeyip davacı şirketin eski çalışanı olan...Sarı'ya teslim edildiğini ve bu şekilde davacı şirketin zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik müşterilere teslim edilmeyen malzemeden dolayı uğranılan zarar olarak 50.000 TL, munzam zarar nedeni ile 1,00 TL, yoksun kâr nedeni ile de 1,00 TL olmak üzere toplam 50.002,00 TL'nın, her bir fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, munzam zarar ve yoksun kalınan kâr taleplerinden 01.07.2008 tarihli oturumda feragat etmiş, diğer tazminat talebini ise 10.06.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile 391.917,63 TL artırarak 441.917,63 TL'na yükseltmiştir. Davalı vekili, müvekkil şirketin davacının göndermiş olduğu kargoların bir kısmının, davacı şirketin talebi üzerine taşıma faturasında talep edildiği gibi davacı şirket çalışanı...Sarı'ya teslim edildiğini, fatura incelendiğinde de alıcı yanında not olarak “... Sarı'ya teslim edilecektir” ibaresi olduğunu, taşıma işinin talebe uygun şekilde yerine getirildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, TTK'nun 767/5. maddesi uyarınca davanın bir yıllık değil on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan davalının ıslah talebine karşı yaptığı zamanaşımı savunmasının yerinde görülmediği, toplam 53 adet gönderinin ilgili kişilere teslim edilmeyip davacı şirketin eski çalışanı...Sarı'ya teslim edildiği ve bu şekilde davacı şirketin zarara uğradığı, meydana gelen zarardan TTK'nun 781. ve 782. maddelerine göre taşıyıcı davalının sorumlu bulunduğu, davalının 781/2. fıkrasına göre ziya ve hasardan sorumlu olmadığını da ispat edemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 441.917,63 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, yurtiçi taşıma sözleşmesinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. TTK’nun 773. maddesine göre taşıyıcı, eşyanın gönderilmesinde, aldığı emre göre harekete mecburdur. Her ne kadar davaya dayanak yapılan davalıya ait sevk irsaliyeleri ekinde bulunan ve davacı tarafından düzenlenen faturalarda teslim adresleri, müşterilerin adresi olarak gösterilmiş ise de, dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, somut olayda davacı adına ve onun temsilcisi sıfatıyla hareket eden ve daha önce de malları bu şekilde teslim aldığı anlaşılan dava dışı...Sarı, malların kendisine teslim edilmesini istemiştir. Nitekim, işbu davanın konusunu oluşturan 53 adet gönderinin dışındaki 39 adet gönderi de bu şekilde ...’e teslim edilmiş ve dava konusu yapılmamıştır. ...’in davacı şirketin çalışanı ve Ankara’daki yetkili temsilcisi olduğu ve işbu davanın konusunu oluşturan 53 adet gönderinin de ...’e teslim edildiği konularında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı taşıyıcı, ...’in davacının yetkilisi olduğunu bildiğine ve...de taşıma sürecinin malların kendisine teslimle son bulmasını istediğine göre, davalı taşıyıcı, artık...tarafından kendisine verilen emre uymak zorundadır. Davalının bu durumda, davacı gönderenin talimatlarına aykırı davranıp malları müşteriler yerine ...’e teslim ettiği gerekçesiyle, meydana gelen zarardan sorumlu olduğu ileri sürülemez. Bu durum karşısında mahkemece, davanın yukarıda açıklanan gerekçelerle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir. 2- Kabul şekli bakımından da, Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre, gönderenin talimatlarına uyulmamasından kaynaklanan davalar, TTK’nun 767/4. maddesinde düzenlenen bir yıllık zaman aşımı süresine tabidir. Somut uyuşmazlıkta da 11.06.2007 tarihinde açılan kısmi davada şimdilik (50.000) TL’nın tahsili istenmiş, kısmi davada zamanaşımı savunmasında bulunulmamış, ancak 10.06.2009 tarihinde harcı yatırılan ıslah talebine karşı, davalı tarafından 19.06.2009 tarihli dilekçe ile süresinde zamanaşımı def’inde bulunulmuştur. Bu durumda mahkemece, ıslah talebinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davanın TTK’nun 767/5. maddesi uyarınca bir yıllık değil on yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu gerekçesiyle, davalının ıslah talebine karşı yaptığı zamanaşımı savunmasının reddedilmesi de doğru olmamıştır. 3- Yine kabul şekli bakımından mahkemece, yukarıda açıklandığı üzere davacının kötü adam çalıştırdığı, dava konusu malların davalı tarafından davacı çalışanı ...’e teslim edildiği halde...tarafından başka kişilere satıldığı tarafların kabulündedir. Hatta ceza dosyasında davacı yetkilisinin, davacı şirketçe düzenlenen faturalarda yazılı müşterilerden bir kısmının gerçekte var olmadığı, ...’in bildirmesi sonucu bu kişi ve şirketler adına faturalar düzenlendiği yönünde ifadeleri de vardır. Bu durum karşısında mahkemece, kötü adam çalıştıran davacı şirketin de meydana gelen zararda en azından müterafik kusurlu sayılması gerektiğinin düşünülüp değerlendirilmemesi dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir. 4- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (3)

11. Hukuk Dairesi, 2011/14471 E., 2012/916 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
, müvekkilleri Özlem'in % 20.2, Aziz'in % 5 oranında meslekten kazanma gücünü kaybettiğini, daha önce açtıkları kısmi davada verilen açılmamış sayılma kararının 28.06.2007 günü kesinleşmesi üzerine iş bu davayı 27.07.2007 günü açtıklarını, TTK'nın 767/5 ve 2918 sayılı KTK'nın 109/2'nci maddesi uyarınca maddi ve manevi tazminatın 10 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğunu, o davada sürekli sakatlık ka
11. Hukuk Dairesi         2011/14471 E.  ,  2012/916 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVACILAR :1-Ö....... 2-... VEKİLİ : Av. ... VEKİLİ : Av. ... Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 26.07.2011 tarih ve 2010/1002-2011/260 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin 27.07.2000 günü davalı taşıma şirketine ait otobüse bilet alıp bindiklerini, seyahat sırasında sürücünün uyuması sonucunda otobüsün önündeki araca çarparak şarampole yuvarlanması ile müvekkillerinin ağır yaralandıklarını ve uzun tedavi süreci yaşadıklarını, müvekkilleri Özlem'in % 20.2, Aziz'in % 5 oranında meslekten kazanma gücünü kaybettiğini, daha önce açtıkları kısmi davada verilen açılmamış sayılma kararının 28.06.2007 günü kesinleşmesi üzerine iş bu davayı 27.07.2007 günü açtıklarını, TTK'nın 767/5 ve 2918 sayılı KTK'nın 109/2'nci maddesi uyarınca maddi ve manevi tazminatın 10 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğunu, o davada sürekli sakatlık kapsamında talep ettikleri tazminat miktarlarının belirlendiğini ileri sürerek, Özlem için şimdilik 106.623.839.947 TL maddi ve 5.000.000.000 TL manevi, diğer davacı için şimdilik 9.002.180.026 TL maddi ve 2.000.00.000 TL manevi tazminat ile kaza nedeniyle çalıştıramadıkları işyeri kirası olarak ödemek zorunda kaldıkları şimdilik 9.900.000.000 TL kira bedelinin olay tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile Özlem için 39.043,43 TL daha maddi tazminat istediklerini bildirmiştir. Davalı vekili, derdestlik zamanaşımı ve sakatlık oranı, tazminat miktarları bakımından davanın reddini istemiştir. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ...'in %20.2 oranında diğer davacının %5 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettikleri, davacıların bu olay nedeniyle maddi ve manevi üzüntü çektikleri, elem ve ızdırap duymalarının hayatın olağan akışına uygun bulunduğu, bozmadan sonra bozma çerçevesinde yeniden bilirkişi raporu alınmış ise de, davacı taraf bozmadan önce davasını ıslah etmiş olduğundan bozmadan sonra bilirkişi raporunda bildirilen miktar üzerinden ıslah etme hakkı bulunmadığı, ancak bilirkişi raporuyla Yargıtay ./... 2011/14471 2012/916 S-2 bozma ilamındaki müphem konuların açıklığa kavuşmuş olduğu gerekçesi ile, Özlem Parlakçı için 142.667,43 TL ve ... için 6.529,63 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacılara verilmesine, Özlem Parlakçı için 5.000 TL, ... için 2.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6.958,05 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. 9.278,05 H 2.320,00 PH 6.958,05 BK 30.01.2012-RK
11. Hukuk Dairesi, 2009/1386 E., 2010/7078 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Ancak, yukarıda da açıklandığı üzere, uyuşmazlık, TTK'nunda düzenlenen yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Anılan Kanunun 767/5 nci maddesinde yolcu, taşıyıcının hilesi yahut ağır kusuru yüzünden geç ulaşmış veya meydana gelen bir kaza neticesinde cismani zarara uğramış veya ölmüş ise taşıyıcının sorumluluğunun bu maddedeki zamanaşımına tabi olmayacağı hususu düzenlenmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2009/1386 E.  ,  2010/7078 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Malkara Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.06.2008 tarih ve 2002/122 - 2008/208 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalıların işleten, sürücü ve trafik sigortacısı bulunduğu araçta yolcu olduğunu, meydana gelen kazada ayağını kaybedecek şekilde yaralandığını, sürücü davalının kusurlu olduğunu, müvekkilinin protez kullandığını, maddi ve manevi zararının doğduğunu ileri sürerek, 801.700.000 TL tedavi gideri, 5.000.000.000 TL maluliyet tazminatı ile 5.000.000.000 TL manevi tazminatın tahsilini istemiş, 15.11.2007 havale tarihli dilekçesiyle ıslah isteminde bulunarak 23.015.61 YTL maluliyet tazminatının ticari faiziyle birlikte hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir. Davalı Ak Sigorta A.Ş vekili, müvekkilinin poliçe limiti ile sorumlu olduğunu açıklamıştır. Diğer davalı vekili, davanın reddini istemiş, ıslah edilen miktarın da zamanaşımına uğradığını savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının, davalıların işleten, sürücü ve trafik sigortacısı bulunduğu araçta yolcu olduğu, sürücü davalının tam kusurlu olarak neden olduğu kazada ayak bileğinden kesilecek şekilde yaralandığı, malul hale geldiği, tedavi gideri yaptığı, ıslah istemine karşı süresinde zamanaşımı def’inde bulunulduğu, KTK.nun 109 ncu maddesine göre bu tür taleplerin 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davalı sürücünün ceza dosyasında yargılandığı, davacının maluliyet oranını ve durumunu ceza dosyasında en geç 22.05.2002 tarihinde öğrendiği, 5 yıllık ceza zamanaşımı süresi dolduktan sonra ıslahın yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 5000.00 YTL maddi tazminat ile 801.70 tedavi giderinin olay tarihinden işleyecek ticari faiziyle her iki davalıdan, 5000.00 YTL manevi tazminatın ise yine olay tarihinden işleyecek ticari faiziyle diğer davalıdan tahsiline, ıslah edilen miktarın zamanaşımı def’i nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, uyuşmazlığın TTK.'nunda ticari iş olarak tanımlanan taşıma sözleşmesinden kaynaklanmış olmasına, davalıların işleten ve sürücü bulunduğu araçta yolcu olan davacının ticari işlerde uygulanan temerrüt faizi talep etmesinde bir yanlışlık bulunmamasına, ticari faiz kavramının 3095 sayılı Kanunu’n 2/2 nci maddesinde açıklanan avans faizi oranını ifade etmesine, hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatın yerinde olmasına göre, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalıların işleten, sürücü ve trafik sigortacısı bulundukları araçta yolcu olan davacının meydana gelen kazada ayak bileğinden kesilecek derecede yaralandığı ve malul hale geldiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Kaza 13.04.2001 tarihinde gerçekleşmiş, temyize konu işbu dava ise 11.04.2002 tarihinde açılmıştır. Davacı vekili, müvekkilinin maluliyet tazminatı ile ilgili istemini 05.12.2007 tarihinde ıslah ederek artırmıştır. Davalı ... vekili, ıslah edilen kısma yönelik zamanaşımı def’inde bulunmuş, mahkemece bu def kabul edilerek yazılı gerekçe ile hüküm kurulmuştur. Ancak, yukarıda da açıklandığı üzere, uyuşmazlık, TTK'nunda düzenlenen yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Anılan Kanunun 767/5 nci maddesinde yolcu, taşıyıcının hilesi yahut ağır kusuru yüzünden geç ulaşmış veya meydana gelen bir kaza neticesinde cismani zarara uğramış veya ölmüş ise taşıyıcının sorumluluğunun bu maddedeki zamanaşımına tabi olmayacağı hususu düzenlenmiştir. Başka bir anlatımla, anılan hallerde taşıyıcının sorumluluğuna ilişkin zamanaşımı süresi genel hükümlere göre belirlenecektir. Bu süre, BK.nun 125 nci maddesine göre 10 yıldır. Somut olayda davacının cismani zarara uğradığı sabit olduğuna göre, davalıların sorumluluğu 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olacaktır. O halde, ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğramadığı, davalı ... vekilinin zamanaşımı def’inin yerinde olmadığı dikkate alınıp, ıslah edilen kısım bakımından işin esası değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, alınmadığı anlaşılan 641,57 TL temyiz harcının temyiz edenden alınmasına, 21.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2008/13564 E., 2010/5122 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
iken trenin kaza yapması sonrası psikolojisi bozularak tedavi gördüğü, bu durumun 28.02.2005 tarihli doktor raporu ile sabit olduğu, davacının manevi zararının doğduğu, uyuşmalık yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanıp zamanaşımı süresinin TTK’nun 767/5. maddesi yollaması ile BK’nun 125.
11. Hukuk Dairesi         2008/13564 E.  ,  2010/5122 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.06.2008 tarih ve 2008/13 - 2008/240 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait trende yolcu olarak bulunmakta iken Pamukova yakınlarında trenin devrilmesi sonucu meydana gelen kazada yaralandığını ve bu nedenle psikolojisi bozularak tedavi gördüğünü, manevi zarara uğradığını ileri sürerek, 30.000 YTL manevi tazminatın reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, tazminat isteminin fahiş olduğunu, taşıma hukukundan kaynaklanan Davalar 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğunu savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıya ait trende yolcu olarak bulunmakta iken trenin kaza yapması sonrası psikolojisi bozularak tedavi gördüğü, bu durumun 28.02.2005 tarihli doktor raporu ile sabit olduğu, davacının manevi zararının doğduğu, uyuşmalık yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanıp zamanaşımı süresinin TTK’nun 767/5. maddesi yollaması ile BK’nun 125. maddesine göre 10 yıl olduğu, kaza tarihi 22.07.2004 olup dava tarihi olan 04.01.2004 tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2.000,00 YTL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının davalıya ait trende yolcu olarak bulunmakta iken meydana gelen kazada hafif şekilde yaralanıp, psikolojik açıdan da etkilenerek tedavi gördüğünün uzman hekim raporu ile sabit bulunmasına, BK’nun 46. maddesinde sözü edilen bedensel “cismani zarar” kavramına yaralanma, organlardan birini sakatlama, zehirlenme veya sinir krizine sebep olma gibi bedensel veya ruhsal zararlar, sarsıntıların da dahil olmasına (Prof.Dr. Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Yirminci bası, sfy.195), bu durumda somut olay itibariyle davacı yararına BK’nun 47. maddesine göre adalete uygun manevi tazminata hükmedilmesinin mümkün bulunmasına göre taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 10.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.