Türk Ticaret Kanunu 776. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 776- (1) Bono veya emre yazılı senet;
a) Senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” kelimesini ve senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi,
b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini,
c) Vadeyi,
d) Ödeme yerini,
e) Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını,
f) Düzenlenme tarihini ve yerini,
g) Düzenleyenin imzasını,
içerir.
B) Unsurların bulunmaması
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
70 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2020/2032 E., 2020/9626 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi
6102 Sayılı TTK'nun 776/1. maddesinin (b) bendinde bono veya emre yazılı senedin kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini içermesi gerektiği, 777.
12. Hukuk Dairesi 2020/2032 E. , 2020/9626 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1- Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre alacaklının temyiz itirazlarının (REDDİNE),
2- Borçluların temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte, borçluların örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine yasal süresi içerisinde icra mahkemesine başvurusunda, sair itirazları yanında, takip dayanağı senedin ön yüzüne yazılan kayıt sebebiyle senedin kambiyo vasfı niteliği taşımadığını, senedin teminat senedi olduğunu ileri sürerek takibin iptalinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince, senedin ön yüzünde yazılı ibare ile senedin hangi hukuki işlemin teminatı olduğunun anlaşıldığı ve alacaklının takibe bu hukuki işleme dayanarak giriştiğinin tespit edildiği gerekçesi ile takibin iptaline karar verildiği, alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, borçluların başvurusunun İİK’nin 169. maddesi kapsamında borca itiraz niteliğinde olması nedeni ile takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince takibin iptali yönünde karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nin 355. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
6102 Sayılı TTK'nun 776/1. maddesinin (b) bendinde bono veya emre yazılı senedin kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini içermesi gerektiği, 777. maddesinde de bu unsuru içermeyen bir senedin bono sayılmayacağı hükme bağlanmıştır.
HGK'nun 14.03.2001 tarih 2001/12-233 ve 20.06.2001 tarih, 2001/12-496 sayılı kararlarında da benimsendiği üzere, dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı belge ile kanıtlanmalıdır. İİK'nun 169/a maddesi uyarınca, belgede, takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesi gereklidir.
Somut olayda, takip konusu senedin ön yüzünde, “İşbu senet 31.01.2014 tarihli hasılat/ürün kira sözleşmesi dışında kullanılamaz. Üçüncü şahıslara verilemez. Tarfların sözleşmeyi karşılıklı fesh etmesi durumunda iade edilecektir. Teminat senedidir. Ödemelerde kullanılmaz.” ibarelerinin bulunduduğu görülmektedir. Senet ön yüzünde yer alan bu beyan ve kayıtlara göre, veriliş nedeninin kira sözleşmesi olarak belirtilmiş olması karşısında, senedin, Türk Ticaret Kanunu'nun 776/1-b maddesine göre; "kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme vaadi" unsurunu taşımadığı, kaydın, senedin kayıtsız şartsız borç ikrarına havi olması şartını ortadan kaldırdığı anlaşılmakla, senedin kambiyo vasfı taşımadığı, dolayısıyla alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği açıktır.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, senedin ön yüzünde yer alan ibare nedeni ile TTK’nin 776/1-b maddesinde belirtilen kayıtsız şartsız ödeme vaadini içermeyen senede dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibin iptali gerektiğinden, gerekçesi yerinde olmayan ancak sonucu doğru ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nin 26.12.2019 tarih ve 2019/738 E. - 2019/2382 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11/11/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Diğer kararlar (4)
Hukuk Genel Kurulu, 2017/268 E., 2020/729 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için TTK'nın 776/1-g maddesi uyarınca “…senedi düzenleyenin imzasını” ihtiva etmesi zorunludur.
Hukuk Genel Kurulu 2017/268 E. , 2020/729 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki "takibin iptali" isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen istemin kabulüne ilişkin karar alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir.
2. Direnme kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. İNCELEME SÜRECİ
Borçlu İstemi:
4. Borçlu vekili 31.10.2014 tarihli itiraz dilekçesinde; alacaklı tarafından müvekkili aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu icra takibine dayanak senetleri müvekkilinin Çömelekler Optik Saat İşitsel Sağlık ve Her Türlü Tic. Ltd. Şti.’yi temsilen düzenlediğini, bu nedenle müvekkilinin şahsen sorumluğunun bulunmadığını, müvekkilinin alacaklıya herhangi bir borcunun olmadığını ileri sürerek itirazın kabulü ile takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Alacaklı Cevabı:
5. Alacaklı vekili 08.01.2015 tarihli cevap dilekçesinde; borçlunun senetteki imzaya itiraz etmediğini, senetlerde düzenleyenin Çömelekler Optik Saat İşitsel Sağlık ve Her Türlü Tic. Ltd. Şti. olduğunu ve senetlerin çift imza ile düzenlendiğini, buna göre imzalardan bir tanesinin düzenleyen şirket adına, açığa atılan diğer imzanın ise aval olarak atıldığının kabulü gerektiğini savunarak itirazın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararı:
6. İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 30.04.2015 tarihli ve 2014/1492 E., 2015/366 K. sayılı kararı ile; icra dosyasında mevcut onaylı senet fotokopilerinde borçlunun ne lehtar ne keşideci ne de ciranta sıfatı ile yer almadığı, takip dayanağı kambiyo senetlerinin hiçbir aşamasında borçlu sıfatı ile yer almamış bir kimsenin aleyhine takip yapılmasına takip hukukunun onay vermediği, pasif husumet yokluğu gerekçesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 170/a maddesi uyarınca müşteki ile sınırlı olarak takibin iptaline karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 26.11.2015 tarihli ve 2015/17524 E., 2015/29446 K. sayılı kararı ile; "…Alacaklı tarafından borçlu hakkında yedi adet bonoya dayalı olarak yapılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte, borçlu icra mahkemesine yaptığı başvuruda bonoları şirket adına imzaladığını, şahsen sorumlu olmadığını belirterek takibin iptalini talep ettiği, mahkemece istemin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Başvuru bu hâli ile İİK'nın 168/5. maddesinde düzenlenen borca itirazdır.
Takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için TTK'nın 776/1-g maddesi uyarınca “…senedi düzenleyenin imzasını” ihtiva etmesi zorunludur. Anılan maddede sorumluluk için sadece imzadan söz edilmiş, birden fazla imzanın bulunması koşul olarak öngörülmemiştir. TTK'nın 778. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 677. maddesi gereğince, şirketin münferit temsilcisinin şirket kaşesi dışında senet üzerine atmış olduğu imzanın kendisini sorumluluktan kurtaracağı düşünülemez. Yine, TTK'nın 778. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 701 ve 702/1. maddeleri gereğince, keşideci şirket kaşesi üzerindeki imza dışında bononun ön yüzüne konulan her imza aval şerhi sayılır. Aval için sadece imza yeterli olup, ayrıca ad ve soyadın yazılması gerekmez. Aval veren kimse, kimin için taahhüt altına girmiş ise tıpkı onun gibi sorumlu olur.
Özetle şirket temsilcisinin şahsen sorumlu olabilmesi için şirket kaşesi dışında ayrı bir imzasının bulunması yeterlidir. Her iki imzanın da kaşe üzerinde bulunması hâlinde ise yetkili temsilcinin sorumluluğundan bahsedilemez. Bir diğer ifade ile senetteki her iki imza da şirket kaşesi üzerine atılmışsa, burada artık aval olgusundan söz edilemez (Hukuk Genel Kurulunun 05.10.2011tarih, 2011/12-480 esas, 2011/598 karar sayılı kararı).
Somut olayda ise, takibe konu yedi adet bonunun incelenmesinde, tanzim edenin Çömelekler Optik-Saat Sağlık ve Her Türlü Ticaret Ltd. Şti. olduğu, senet metninde bulunan imzaların ise, her ikisinin de şirket kaşesi dışına atıldığı görülmektedir. Bu hâlde, yukarıdaki açıklamalar ışığı altında, şirket kaşesi dışına atılan ikinci bir imzanın, tanzim eden lehine aval veren sıfatı ile atıldığının ve imza sahibinin de aval veren sıfatı ile sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
O hâlde mahkemece borçlu tarafından yapılan itirazın reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsizdir..." gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 07.04.2016 tarihli ve 2016/97 E., 2016/267 K. sayılı kararı ile; takibe dayanak kambiyo senetlerinde muterize ait onun teşhis ve tanınmasına yarayacak herhangi bir bilgiye yer verilmediği, senetlerin “ödeyecek” kısmında sadece Çömelekler Optik-Saat İşitsel Sağılık ve Her Türlü Tic. Ltd. Şti.'ye ait kaşe ve bilginin yer aldığı, bunun hemen ön tarafında ise şirketi temsile yetkili olduğu inkar edilmeyen hatta kabul edilen imzalar bulunduğu, bu imzaların tek başına kambiyo senedinin subjektif sınırlarını muteriz aleyhine genişletmeye izin vermediği, hukukta belirlilik ilkesinin kambiyo senedinin borçlusunun imzası dışında teşhis ve tanınmasına yarayacak bilginin varlığını zorunlu kıldığı, somut olayda tüm bilgilerin tüzel kişiliğe ait olduğu, dolayısı ile tüzel kişiliğe ait olan bu bilgilerin sömürülerek şirket yetkilisinin şahsi sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığı, senet metnindeki imza muterize ait olmakla birlikte diğer bilgilerle bir arada değerlendirildiğinde kambiyo senedinin tüzel kişiliğin temsilcisi sıfatı ile ve tüzel kişiliği bağlayacak şekilde imzalandığının tartışmasız olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 776/1-g hükmü ayrıca ve açıkça senedi düzenleyenin imzasına muhtevi olduğunu ifade ettiğine göre bu cümlenin yek diğerinden bağımsız iki unsurdan oluştuğunun kabulü gerektiği, bu cümlenin hem senedi düzenleyen hem de onun imzasını içereceğini açıkça belirttiği, dolayısı ile cümlenin içerisinde tartışma yaratacak ve sorumluluğun yazgısını değiştirecek şekilde “senedi düzenleyen” kavramını çıkararak imza ile yetinmenin ileride olası bir uyuşmazlıkta husumet sorununu da tartışmaya açmak demek olduğu, TTK’nın İcra ve İflas Kanunu ile ilişkisinde salt imza ile yetinmesinin beklenemeyeceği, dolayısı ile sahici bir sorumluluktan söz edebilmek için hem kambiyo senedini düzenleyen kişinin teşhis ve tanınmasına yarayacak bilgi hem de bu bilgiyi pekiştirecek ve geçerliliği takip edecek imzaya ihtiyaç olduğu, tüm bu nedenlerle kambiyo senedinde keşidecinin muteriz değil onun yetkilisi olan tüzel kişilik olduğu gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; icra takibine konu senetlerde Çömelekler Optik Saat İşitsel Sağlık ve Her Türlü Tic. Ltd. Şti.’nin kaşesi dışına atılan ikinci imzanın düzenleyen şirket lehine aval veren sıfatı ile atıldığının kabulünün gerekip gerekmediği, imza sahibinin de aval veren sıfatı ile borçtan şahsen sorumlu olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre itirazın reddinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
12. Borçlunun imzaya itiraz dışındaki diğer nedenlerden dolayı ödeme emrine itirazı borca itiraz niteliğindedir. İİK’nın 168. maddesinin 5. fıkrası ile aynı Kanunun 169. maddesi gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte borçlu, borca itirazını ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirerek icra mahkemesinden itirazının kabul edilmesine karar verilmesini isteyebilir. Borcun mevcut olmadığı, ödendiği, ertelendiği, zamanaşımına uğradığı, takas, faiz oranına itiraz, yetki itirazı gibi itirazlar borca itiraz niteliğindedir (Kuru, B: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 783).
13. Uyuşmazlığın çözümü bakımından avalin de açıklanması gerekmektedir.
14. Aval, TTK’nın 700. maddesine göre poliçede yazılı bulunan borcun kısmen veya tamamen teminat altına alınmasını sağlayan bir nevi kefalettir. Bu kefaleti veren şahsa, aval veren denir (Bozer A./Göle C.: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2017, s. 161).
15. TTK’nın 700. maddesinin 2. fıkrasına göre aval, üçüncü bir kişi veya poliçede imzası bulunan başka bir kişi tarafından da verilebilir. Bu şekilde poliçe borçlularından biri lehine aval verilmek suretiyle poliçenin ödenmesi güvence altına alınacağından o poliçenin tedavülü kolaylaştırılmış olur (Bozer/Göle, s. 161 ).
16. TTK’nın avalin şekline ilişkin 701. maddesi;
“(1) Aval şerhi, poliçe veya alonj üzerine yazılır.
(2) Aval “aval içindir” veya bununla eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edilir ve aval veren kişi tarafından imzalanır.
(3) Muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır.
(4) Kimin için verildiği belirtilmemişse aval, düzenleyici için verilmiş sayılır.” şeklindedir.
17. Bu düzenlemeye göre poliçenin ön yüzünde avale ilişkin herhangi bir ibarenin bulunmaması ancak imzanın bulunması hâlinde, muhatabın veya düzenleyenin imzaları dışında poliçenin ön yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. Poliçenin ön yüzüne atılan aval şerhinin kimin için verildiği belirtimez ise aval düzenleyici için verilmiş sayılır.
18. Avale ilişkin hükümler TTK’nın 778. maddesinin 3. fıkrası gereğince bonolar hakkında da uygulanır. TTK’nın 776. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi ile aynı Kanunun 778. maddesinin atfı ile uygulanması gereken TTK’nın 701. maddesi birlikte değerlendirildiğinde bononun geçerli olması için tek imza yeterlidir ve senet ön yüzüne atılan ikinci imza aval şerhi sayılır. Ne var ki, poliçenin ön yüzüne düzenleyen tarafından iki imza atılmış olsa dahi, bu imzalar TTK’nın 700. maddesine göre aval olarak kabul edilemez. Ancak, keşideciden başka bir kişi tarafından aval veya benzeri sözler kullanılarak imzalanmışsa aval olarak sayılır.
19. Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur, bir diğer ifade ile feri nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de aval verenin sorumluluğu devam eder. TTK’nın 702. maddesinin 2. fıkrası gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir (20.04.2018 tarihli ve 2017/4 E., 2018/5 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).
20. Somut olaya gelince; alacaklı tarafından başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe dayanak 7 adet senedin bono niteliğinde olup kambiyo vasfı taşıdığı, düzenleyenin Çömelekler Optik-Saat Sağlık ve Her Türlü Ticaret Ltd. Şti. olduğu, senet metninde bulunan imzaların her ikisinin de şirket kaşesi dışına atıldığı ve borçlu ...’in imzasına itiraz etmediği anlaşılmakta olup, bono ön yüzünde atılı bulunan imzaların aynı zamanda borçlu şirket temsilcisi olan borçlu ...’e ait olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
21. Şu hâle göre, yukarıdaki açıklanan yasal düzenlemeler karşısında şirket kaşesi dışına atılan ikinci imzanın, düzenleyen şirket lehine aval veren sıfatı ile atıldığının ve imza sahibinin de aval veren sıfatı ile borçtan şahsen sorumlu olduğunun kabulü gerekip, borçlunun borca itirazının reddine karar verilmelidir. Nitekim bu hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.10.2011 tarihli ve 2011/12-480 E., 2011/598 K. ile 04.04.2018 tarihli ve 2017/19-812 E., 2018/756 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
22. Diğer taraftan bono borçlusunun tüzel kişi olması hâlinde, yetki belgesinde şirketi temsile yetkili şahısların bonoyu imzalamış olmasına ve usulünce kaşe basılmış olmasına dikkat edilmelidir. Bu durumda, bonodan doğan sorumluluk doğrudan doğruya temsil edilen tüzel kişiye ait olur. Yetkisiz imza hâlinin düzenlendiği TTK’nın 778. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bonolarda da uygulanması gereken aynı Kanunun 678. maddesi “Temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği takdirde, temsil olunduğu kabul edilen kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur. Yetkisini aşan temsilci için de hüküm böyledir.” şeklindedir. Somut olayda; borçlu icra mahkemesine başvurusunda bonoları şirketi temsilen imzaladığını, şahsen sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek borca itiraz etmiştir.
23. Tarafların ileri sürmüş olduğu maddi vakıaların hukuki nitelendirmesini yapmak yani somut olay ya da ilişki bağlamında işlerlik kazanacak hukuk kurallarını araştırıp bulup uygulamasını gerçekleştirmek, hâkim tarafından kendiliğinden yerine getirilmesi gereken bir görevdir (6100 sayılı HMK'nın 33. maddesi). Somut olaya uygulanacak olan hukuk kuralları, dava sebebinden tümüyle farklı bir kavram olan hukuki sebebi oluşturur (Tanrıver, S.; Medeni Usul Hukuku C. 1. Ankara 2016, s. 480-483).
24. Uyuşmazlığa konu olayda; 25.06.2009 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde takibe dayanak senetleri düzenleyen Çömelekler Optik Saat İşitsel Sağlık ve Her Türlü Tic. Ltd. Şti.’yi ... ile Orhan Çömelek’in 10 yıl süre ile müştereken atacakları imzaları ile temsil ve ilzam etmeye yetkili kılındığı ilan edilmiştir. Takibe dayanak bonoları tek başına ... imzalamış olup, TTK’nın 678. maddesi gereğince de yetkisiz temscilci olduğundan bonoda yazılı borçtan bizzat sorumludur.
25. Belirtmek gerekir ki TTK’nın 702. maddesinin 2. fıkrası gereğince avalistin sorumluluğu ancak kambiyo senedinde şekle dair bir eksiklik olması hâlinde ortadan kalkar. Takibe dayanak bonolar şeklen de olsa TTK’nın 776. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca düzenleyenin imzasını içermekte olup, şekle ait noksanlık bulunmadığından aval vereninin taahhüdü geçerlidir.
26. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; Özel Daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlığın borçlunun avalist olarak şahsen sorumlu olup olmadığına ilişkin olduğu, bu nedenle direnme kararının Özel Daire kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerektiği görüşü ile düzenleyen şirketin çift imza ile temsil edilmesine rağmen senetlerin tek imza ile düzenlendiği, şirket borçtan sorumlu olmadığından TTK’nın 702. maddesi gereğince aval verenin de sorumluluğunun bulunmadığı, ancak borçlu ... TTK’nın 678. maddesi gereğince yetkisiz imzasından sorumlu olduğundan direnme kararının bu değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği görüşleri ileri sürülmüş ise de, bu görüşler Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
27. Hâl böyle olunca direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda belirtilen ilâve gerekçe ve nedenlerle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen ilave gerekçe ve nedenlerden dolayı BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 06.10.2020 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacı dava dilekçesinde iddiasının dayanağı olan vakıaları (HMK 119/1-e), davalı da cevap dilekçesinde savunmasının dayanağı olan vakıaları (HMK129/1-e) gösterir.
Hâkim, Türk hukukunu resen uygular (HMK 33/1). Bu hükmün sonucu olarak tarafların getirdiği vakıalara göre uyuşmazlığı belirleyip bu uyuşmazlığa doğru hukuki sebebi bulmak ve uygulamak hâkimin görevidir.
Uyuşmazlığın vakıalara göre belirlenip çözümlenmesi usulün temel ilkesidir. HMK’nın bu ilkeye verdiği önem, vakıalarla ilgili olarak yirmiyedi ayrı maddede hüküm bulunması ve bu maddelerde otuzaltı kez vakıalar ibaresine yer verilmiş olmasından da anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlıktaki önemi nedeniyle yargılamaya hâkim olan ilkelerden şu üçüne özellikle değinmek gerekir.
Tasarruf ilkesine göre; hâkim, iki taraftan birinin talebi olmaksızın, kendiliğinden bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz (HMK 24/1). Kanunda açıkça belirtilmedikçe, hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamaz (HMK 24/2).
Taraflarca getirilme ilkesinde ise; Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz (HMK 25/1). Kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz (HMK 25/2).
Taleple bağlılık ilkesi bu iki ilkeyle bağlantılı olmakla birlikte daha somutlaştırılmış bir şekilde; hâkimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği ancak duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebileceği (HMK 26/1) hükmünü içermektedir.
Bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere dava vakıalar üzerinden yürür. Vakıaları bildirmek taraflara aittir. Getirilen vakıalara göre uyuşmazlığı belirlemek ve bu uyuşmazlığa uyan hukuki sebebi belirleyip uygulamak ise hâkimin görevidir. Hâkim uyuşmazlığı ve hukuki sebebi belirlerken sadece davacı tarafın getirdiği vakıaları değil, davalı tarafın getirdiği vakıaları da esas alır ve buna göre doğru hukuki ilişkiyi belirleyerek uyuşmazlığı çözer. Ancak getirilmemiş vakıaları hükmüne esas alamaz.
Vakıalarla bağlılık taraflarca getirilme ve tasarruf ilkesinin de bir gereğidir. Davacının davaya konu etmediği, mahkeme önüne bir uyuşmazlık olarak getirmediği bir hususu mahkeme inceleyip bu konuda karar veremez. Hâkim uyuşmazlığın sınırlarını vakıalarla çizecek olup bu vakıalar dışına çıkarak ve yeni vakıaları kendiliğinden inceleyerek bir sonuca varıp karar veremez.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı takibe konu bonoları şirketi temsilen imzaladığını belirterek, kendisinin şahsen sorumluluğu bulunmadığını borçtan tümüyle şirketin sorumlu olduğunu iddia etmekte; davalı taraf ise imzaların birinin şirket adına diğerinin ise davacının şahsı adına atıldığını belirterek borçtan hem şirketin hem de davacının sorumlu olduğunu iddia etmektedir.
Bu hâliyle uyuşmazlık bonodaki birinci imza ile ilgili olmayıp bonodaki ikinci imza ile ilgilidir. Çünkü davacı itirazında şirket temsilcisi olarak şirket adına itiraz değil, kendi adına itiraz söz konusudur. O nedenle şirket taraf olmadığı için şirket adına atılan birinci imzanın tartışılıp değerlendirilmesi de mümkün değildir.
Bonolarda iki imza bulunmakta olup her ikisi de borçlu şirket kaşesi dışına atıldığından bunlardan birisinin şirket adına diğerinin aval veren olarak davacı adına atıldığının kabulü gerekir. Bozma kararı dosya kapsamı ve delillere uygun olduğu için direnme kararının özel daire kararında gösterilen nedenlerle bozulması gerekir.
Esasen bu konuda değerli çoğunluğun görüşü ile aramızda görüş farkı da bulunmamaktadır. Ancak çoğunluk görüşünde ayrıca şirketin çift imza ile temsili gerektiği hâlde bonoları sadece temsilcilerden birisi imzaladığı için şirketi bağlamayacağı ve bu nedene bağlı olarak da davacının sorumlu olduğu şeklinde ilave gerekçeyle bozma yapılması gerektiği kabul edilmiştir.
Bonoları her iki temsilci imzalamadığı için şirketi bağlamadığı hususu uyuşmazlığa konu bir vakıa olarak mahkeme önüne getirilmemiştir. Getirilmeyen bir vakıayı mahkeme inceleyemez. Bono borçlusu şirket uyuşmazlıkta taraf değildir. Ancak borçlu şirketin ileri sürebileceği bir husus bu şirketin taraf olmadığı bir dosyada incelenip karar verilemez. Borçlu şirketin böyle bir iddiası yok iken bu konuyu tartışarak şirketi bağlamadığı ve bu nedenle de davacının sorumlu olduğuna karar vermek uyuşmazlık konusu olmayan birinci imzayı da incelemek anlamına geleceğinden yukarıda sözü edilen yargılama ilkelerine aykırıdır.
Bu hususun bozma nedeni olarak eklenmesi davaya konu olmayan bir hususun da incelenmesi anlamına gelecektir. Verilen karar şirket hakkında olmayıp temsilci hakkında olsa da bu kararı öğrenen şirketin bu gerekçeden etkilenerek hukuki çıkış yolları aramaya yönelebilecek olması ise hem davacının hem de davalının durumunu daha da ağırlaştıracaktır.
Oysa ki bir mahkeme kararı verilen hüküm kadar gerekçesiyle de ancak uyuşmazlık konusuyla sınırlı olarak taraflardan birinin lehine diğerinin durumunu ağırlaştırabilir. Ayrıca hükme konu olmayan bir husus için gerekçe eklenmesi de mümkün değildir. Çünkü davada incelenecek olan davacının ikinci imzadan dolayı şahsen sorumlu olup olmadığı olup birinci imzadan dolayı da sorumlu olup olmadığının incelenmesi anlamına gelecek biçimde çift imza ile temsil hususunun hükme bağlanması ve gerekçelendirilmesi gerekmemektedir.
Belirttiğimiz nedenlerle özel daire kararındaki nedenle hükmün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, ilave gerekçeyle hükmün bozulması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.
12. Hukuk Dairesi, 2022/13439 E., 2023/5474 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Şirketine itiraz dilekçesi ve ekleri tebliğ edildiği, yasal hasım olan davalı alacaklı tarafından cevap dilekçesi sunulmak suretiyle taraf teşkilinin sağlandığı, TTK'nın 776/1-g maddesi gereğince, takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için "senedi düzenleyenin imzasını" içermesinin zorunlu olduğu, anılan maddede, sorumluluk için sadece imzadan söz edildiği, birden fazla imzanın bulunmasın
12. Hukuk Dairesi 2022/13439 E. , 2023/5474 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki borca itiraz nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince itirazın reddine karar verilmiştir.
Kararın muteriz borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, muteriz borçlunun davalı alacaklı Paylaşan ... ... Ltd. Şti. aleyhine açtığı davanın reddine, muteriz borçlunun davalı Sağlam Mantolama ... Ltd. Şti. aleyhine açtığı davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı muteriz borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Borçlu keşideci itiraz dilekçesinde; davalı alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız icra takibinde, dayanak senedi “... Mahallesi Hoca ... ... Camii Yaptırma Derneği”ni temsilen dernek başkanı olarak imzaladığını, senedin “borçlu” kısmında derneğin adının yazılı olduğunu, imzasının üzerine "Der. Bşk." ibaresine yer vererek derneği temsilen hareket ettiğini belirttiğini, senet üzerine attığı ikinci imzada da aval verme iradesi bulunmadığını, senedin üzerinde iki adet matbu imza ibaresi bulunduğundan iki adet imza attığını, Ticaret Piyasasının örfi uygulamasında da "senet üzerine iki imza atılması gerekliliği" kanaatinin yerleşmiş olduğunu, dayanak senedin borçlusunun dernek tüzel kişiliği olduğunu ve şahsi borcunun bulunmadığını ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı alacaklı cevap dilekçesinde; ticari örfte kambiyo senetlerine iki imza atılmasına ilişkin bir kural bulunmadığını, muteriz borçlu tarafından atılan ikinci imzanın aval imzası olduğunu savunarak itirazın reddi ile borçlu aleyhine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı üçüncü kişi cevap dilekçesinde; takipte taraf olarak yer almadıklarından kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak itirazın usulden ve esastan reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takip alacaklısının davalı ... ... ... Ltd. Şti, borçlularının muteriz borçlu ile Hoca ... ... Camii Yaptırma ve ... Derneği olduğu, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, takibin 18.11.2019 tanzim, 30.12.2019 vade tarihli, 200.000 TL'lik senede dayandığı, ... Valiliğince gönderilen yazı cevabında muteriz borçlunun 29.06.2018 tarihinde diğer borçlu olan derneğin Yönetim Kurulu Başkanı olarak seçildiği ve 15.02.2020 tarihinden itibaren de Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini faal olarak yürüttüğünün bildirildiği, buna göre senedin keşide tarihi itibariyle muteriz borçlunun derneğin yönetim kurulu başkanı olduğu, senedin keşideci bölümünde şirket temsilcisinin (aynı kişinin) elinden çıkmış iki imzasının bulunması hâlinde imzalardan şirket kaşesi üzerine atılanın şirket adına, açığa atılan diğer imzanın imza sahibinin şahsı adına atılmış olduğunun kabulü gerektiği, her iki imzanın kaşe dışında olması hâlinde de birisinin şirket adına, diğerinin de aval olarak atıldığının kabulü gerektiği, zira senetteki borçtan sorumlu olmak için keşidecinin tek imzasının yeterli olduğu, birden fazla imza atılmasına gerek bulunmadığı, takibe dayanak bono üzerinde keşideci derneğin kaşesi dışına atılı 2 adet imzanın bulunduğu, muteriz borçlu dernek yetkili temsilcisinin avalist olarak sorumlu olduğu, davalı alacaklının muteriz borçlu aleyhine takip başlatmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile itirazın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde muteriz borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Muteriz borçlu istinaf dilekçesinde; dayanak senedi “... Mahallesi Hoca ... ... Camii Yaptırma Derneği”ni temsilen dernek başkanı olarak imzaladığını, senedin “borçlu” kısmında derneğin adının yazılı olduğunu, imzasının üzerine "Der. Bşk." ibaresine yer vererek derneği temsilen hareket ettiğini belirttiğini, senet üzerine attığı ikinci imzada da aval verme iradesi bulunmadığını, gerekçeli kararın tebliği üzerine ayrıntılı istinaf dilekçesini sunacaklarını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takip alacaklısının davalı ... ... ... Ltd. Şti, borçlularının şikayetçi borçlu ile Hoca ... ... Camii Yaptırma ve ... Derneği olduğu, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, takibin 18.11.2019 tanzim, 30.12.2019 vade tarihli, 200.000 TL'lik senede dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, ödeme emrinin muteriz borçluya 16.03.2020 tarihinde tebliğ edildiği, borca itirazın yasal 5 günlük süresinde 20.03.2020 tarihinde gerçekleştirildiği, taraf teşkilinin davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerektiği, mahkemenin 19.07.2020 tarihli 2. tensip tutanağı ile istemin borca itiraza ilişkin olduğu, esas anlamda bir dava olmadığı, husumetin re'sen belirlendiği ve karşı tarafın takip alacaklısı olduğu gözetilerek takip alacaklısı Paylaşan ... ... Ltd. Şirketine itiraz dilekçesi ve ekleri tebliğ edildiği, yasal hasım olan davalı alacaklı tarafından cevap dilekçesi sunulmak suretiyle taraf teşkilinin sağlandığı, TTK'nın 776/1-g maddesi gereğince, takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için "senedi düzenleyenin imzasını" içermesinin zorunlu olduğu, anılan maddede, sorumluluk için sadece imzadan söz edildiği, birden fazla imzanın bulunmasının koşul olarak öngörülmediği, TTK'nın 778. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 678. maddesi gereğince şirket yetkilisinin, şirket kaşesi dışında senet üzerine atmış olduğu imzanın bizatihi kendisini sorumlu kılacağı, yine TTK’nın 778. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 701 ve 702. maddeleri gereğince, keşideci imzası dışında bononun ön yüzüne konulan her imzanın aval şerhi sayılacağı, bu nedenle mahkemenin davalı alacaklı yönünden borçlunun borca itirazının reddine ilişkin kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun ise de, davalı Sağlam Mantolama..Şirketi’nin takibin tarafı olmaması nedeniyle bu şirket yönünden şikayetin usulden reddine karar verilmesi gerekirken, esastan reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesi ile muteriz borçlunun istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, muteriz borçlunun davalı alacaklı Paylaşan ... ... Ltd. Şti. aleyhine açtığı davanın reddine, muteriz borçlunun davalı Sağlam Mantolama ... Ltd. Şti aleyhine açtığı davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde muteriz borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Muteriz borçlu temyiz dilekçesinde; dayanak senedi “... Mahallesi ......Derneği”ni temsilen dernek başkanı olarak imzaladığını, dernek temsilcisi olduğunun dosyadaki evraklardan da anlaşıldığını, senedin “borçlu” kısmında derneğin adının yazılı olduğunu, imzasının üzerine "Der. Bşk." ibaresine yer vererek derneği temsilen hareket ettiğini belirttiğini, senet üzerine attığı ikinci imzada da aval verme iradesi bulunmadığını, imzaların neredeyse bitişik şekilde/tek bir imza gibi atıldığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte borca itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 169. maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 776/1-g maddesi ile 778. maddesi göndermesiyle 678, 701 ve 702. maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve sair yasal mevzuat
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup muteriz borçlu tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 269,85 TL temyiz harcından evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2022/8675 E., 2023/1752 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ı belirtilen kararı ile; 18.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda, bonodaki imzanın kalemle atılmış ıslak imza olduğunun belirtildiği, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bu rapora göre takip dayanağı senedin düzenleyenin imzası ile birlikte TTK'nın 776-(1) maddesinde sayılan yasal ve zorunlu unsurları içeren kambiyo senedi vasfına haiz olduğu, davacı borçlunun icra mahkemesine başvurusunda imzaya a
12. Hukuk Dairesi 2022/8675 E. , 2023/1752 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki itiraz ve şikayet uyuşmazlığından dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın şikayetçi borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Şikayetçi borçlu şikayet dilekçesinde; yetkilisi olduğu şirketinin resmi ve özel kurumlardaki işleri için dilekçeye dönüştürülmek suretiyle kullanılması amacıyla açığa imza atılan boş kağıtların avukat olan alacaklıya verildiğini, boş kağıtlardan birinde bulunan imzanın görüntüsünün alacaklı tarafından veriliş amacına aykırı olarak bilgisayar ortamında kopyalanarak kullanıldığını, senet içeriğinin de bilgisayar ortamında sahte bir şeklide oluşturulduğunu, bu nedenle senetteki keşideciye atfen atılmış imzaya itiraz ettiğini, sahte senetten dolayı borcu olmadığını bu nedenle borca, imzaya, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiğini belirterek takibin İİK’nın 170/3 hükmü gereğince durdurulmasına ve alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Alacaklı cevap dilekçesinde; imzaya açık bir itiraz olmadığını, senet üzerindeki yazı ve imzanın borçluya ait olduğunu, aynı senedin daha önce icra takibine konu edildiğini borçlunun bu takipte imzaya itiraz etmediğini bu nedenle imza itirazında bulunamayacağını, kabul anlamına gelmemek üzere imzanın açığa atıldığının kabulü halinde dahi imzanın kötüniyetli kullanıldığına dair aynı kuvvetle yazılı delil sunulması gerektiğini belirterek davanın reddine ve davacı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesin talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; senet aslı sahtecilik ve grafoloji konusunda uzman bilirkişiye tevdi edilerek yaptırılan inceleme neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporuna göre, senetteki keşideci imzasının doğrudan kalemle atılmış ıslak imza olduğunun belirtildiği gerekçesiyle davanın ve takip durdurulmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Şikayetçi borçlu istinaf dilekçesinde; mahkemece alınan raporda senette fulaj izi bulunmadığı tespit edildiği halde çelişkili bir biçimde keşideci imzasının ıslak imzalı olduğu sonucuna varıldığını, senet altındaki imzanın sahte olarak düzenlenip düzenlenmediği, fulaj izinin olup olmadığı, ıslak imza olup olmadığı hususlarında inceleme yapılması için ATK’dan rapor alınmasını talep etmelerine rağmen mahkemece taleplerinin kabul edilmediğini, raporun çelişkili olup hüküm kurmaya elverişli nitelikte olmadığını, bilirkişinin rapor içeriğinden senette ıslak imza olmadığının açıkça anlaşıldığını, açığa atılan imzanın alacaklı tarafından veriliş amacına aykırı kullanılması ve senedin sahte bir şekilde oluşturulması nedeniyle itiraz ettiklerini, şikayetçi asile ait imzanın görüntüsünün bilgisayar ortamında kopyalanarak sahte bir senet oluşturulduğunu, imzanın borçlunun ıslak imzası olmadığını, alacaklı hakkında sahte senet düzenlemekten çok sayıda iddianame hazırlandığını ve mahkumiyet kararları verildiğini belirterek kararın kaldırılmasına ve imzaya, borca, faiz oranına, tüm ferilerine itirazlarının kabulü ile takibin İİK 170/3 hükmü gereğince durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 18.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda, bonodaki imzanın kalemle atılmış ıslak imza olduğunun belirtildiği, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bu rapora göre takip dayanağı senedin düzenleyenin imzası ile birlikte TTK'nın 776-(1) maddesinde sayılan yasal ve zorunlu unsurları içeren kambiyo senedi vasfına haiz olduğu, davacı borçlunun icra mahkemesine başvurusunda imzaya açıkça itiraz ettiği halde icra mahkemesince itiraza konu imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığı konusunda herhangi bir inceleme yaptırılmadığı, ancak davacı borçlunun istinaf başvurusunda imza itirazı ile ilgili herhangi bir istinaf sebebi ileri sürmediği, kamu düzenine ilişkin olmayan bu hususta değerlendirilme yapılamayacağı, belirtilen bu gerekçeye göre ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu ve ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi borçlu temyiz dilekçesinde; tüm aşamalarda imzaya itiraz ettikleri halde istinaf mahkemesince istinaf dilekçesinde imza itirazı ile ilgili istinaf nedeni olmadığına dair değerlendirmesinin gerçeğe aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, itiraza konu imzanın borçlu eli ürünü olup olmadığı konusunda herhangi bir inceleme yaptırılmamasının hukuka aykırı olduğunu, raporun çelişkili ve hükme elverişli olmadığını, açığa atılan imzanın alacaklı tarafından veriliş amacına aykırı kullanılması ve senedin sahte bir şekilde oluşturulması nedeniyle itiraz ettiklerini, şikayetçi asile ait imzanın görüntüsünün bilgisayar ortamında kopyalanarak sahte bir senet oluşturulduğunu, imzanın borçlunun ıslak imzası olmadığını, alacaklı hakkında sahte senet düzenlemekten çok sayıda iddianame hazırlandığını ve mahkumiyet kararları verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık bonoya dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte borca itiraz ve kambiyo vasfına yönelik şikayete ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İİK'nın 170/a ve ilgili madde hükümleri, TTK 776. maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.03.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(M)
Üye Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı :
Şikayetçi borçlunun, icra mahkemesine verdiği dilekçede, kambiyo senetlere özgü haciz yolu ile takibe dayanak olan bonoda kendisine atfen atılı bulunan imzanın sahte olduğunu, bonodan kaynaklı bir borcunun olmadığını ileri sürerek imzaya ve borca itiraz ettiği, İİK'nın 170/3 maddesi gereğince takibin durdurulmasını ve takip miktarı olan 120.000 Amerikan Dolarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Borçlu vekili dilekçesinde, takip öncesinde müvekkilinin avukatı konumunda olan alacaklıya, münferiden sahibi ve yetkilisi olduğu Noyan Giysi Üretim Ticaret Limited Şirketinin resmi ve özel kurumlardaki işleri için dilekçeye dönüştürmek suretiyle kullanılması amacı ile açığa imza atılmak sureti ile verilen boş kağıtlardan birinde bulunan müvekkiline ait imzanın görüntüsünün davalı avukatı tarafından kötüniyetli bir şekilde, veriliş amacına aykırı olarak bilgisayar ortamında kopyalanarak kullanıldığını, senet içeriğinde bilgisayar ortamında sahte bir şekilde doldurulup oluşturulan 20.08.2018 tarih, 15.06.2019 vadeli 715.000 USD (Amerikan Doları) bedelli senetteki keşideciyi atfen atılmış imzaya karşı itirazda bulunmuştur.
Borçlu itirazında hem takibe konu bonoda imzasının bulunmadığı hem de başka amaçlarla atılan imzasının kopya olarak bilgisayar ortamında doldurulup bono haline getirildiğini, borçlunun borçlanma iradesinin bulunmadığını beyan ederek borca ve imzaya itiraz etmektedir.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 18.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda tetkiki istenen husus başlığı altında "Tetkik konusu 20.08.2018 tanzim tarihli senetteki keşideci imzasının ıslak olup olmadığı, renkli fotokopi olmadığının tespiti" olarak belirtilmiştir. Raporda (a-1) başlığı alında "Grafolojik incelemelerde görüldüğü üzere hakiki ucunda kalem bulunan bilgisayar destekli aparatlar marifeti ile sahte imzalar oluşturmak mümkün olabilmektedir. Ancak bu tür olgularda imzaların başlangıç ve bitiriliş noktalarında naturel olmayan küt oluşumlar yer almakta, imza hatlarında doğal olarak yer alması gereken presyon varyantları görülmemekte, imza hatlarının monoton ve tek düze olduğu izlenmekte, imzaların işlerlik ve suret ögelerinin düşük seviyede olduğu belirtilmektedir." şeklinde bir açıklama yapıldıktan sonra tetkik konusu imzanın, fotokopi olmadığı, senetteki keşideci imzasının doğrudan kalemle atılmış ıslak imza olduğu kanaatine varılmıştır.
Söz konusu raporda imzanın şikayetçi borçlu eli ürünü olup olmadığı konusunda İİK'nın 170/3 maddesinin göndermesi ile İİK'nın 60/a maddesinin 4. fıkrasına göre bir inceleme yapılmamıştır. Öte yandan imzanın borçlunun eli mahsulü olduğunun tespiti halinde borçlanma iradesi olmaksızın başka amaçlarla atılan imzanın bono haline getirildiği konusunda bono üzerinde bir bulgu olup olmadığının da incelenmesi gereklidir. Bilirkişinin bu raporunda böyle bir kanaate varması halinde bononun unsurlarından olan kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediği, alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği ve bu konuda ispat yükü kendisine ait olan davalının alacağını yerel mahkemelerde ispat etmesi gerektiğinden takibin İİK'nın 170/a maddesi kapsamında iptaline karar verilmesi gereklidir. Bu halde herkese karşı ileri sürülebilen senedin hükümsüzlüğü defi söz konusu olmaktadır.
Bilirkişi raporunda sadece imzanın borçluya ait olduğunu tespit etmiş, başka amaçlarla atılan imzanın bono haline getirildiği konusunda bir saptama yapmamış ise bu durumda açığa imza söz konusu olacağından, bononun antlaşmaya aykırı doldurulduğunu borçlu tarafından yazılı delile ispatlanması gerekmektedir.
Şikayetçi borçlu rapora itirazlarında takip dayanağı bonodaki imzanın hileli yollarla elde edildikten sonra sahte olarak düzenlenip düzenlenmediği fulaj izinin olup olmadığı, ıslak imza olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep etmiştir.
Mahkemece raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu keşideci imzasının ıslak imza olduğu kanaatine varıldığı gerekçesi ile yeniden rapor alınıması talebi reddedilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı İstinaf yoluna giden borçlu vekili borca ve imzaya itirazlarını tekrarlayarak, raporda imzanın arka yüzünde fulaj izi görülmediği tespit edildiği halde bu saptama ile çelişkili olarak ıslak imza olmadığı kanaatine vardığı, sahte olarak oluşturulan imzanın müvekkili borçlunun ıslak imzası olmadığını bu konularda yeniden rapor alınması gerektiğini beyan etmiştir.
Aynı istinaf dilekçesinde alacaklının benzer bir olayda resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılıktan yargılanıp, ... ... 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/46 Esas sayılı dosyasında 21.04.2021 de verilen karar ile sahtecilikten 3 yıl, dolandırıcılıktan 8 yıl hapis ve para cezasına mahkum olduğu da beyan edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda açıkça imzaya itiraz ettiğinin belirtildiği ve mahkemece imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığı konusunda herhangi bir inceleme yapmadığı tespit edildiği halde, borçlunun istinaf başvurusunda imza itiazı ile ilgili bir istinaf sebebi ileri sürülmediği ve kamu düzenine ilişkin olmayan bir hususta dairemizce değerlendirme yapılamayacağı gerekçeleri ile HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince dosya üzerinde istinaf başvurusunun reddine karar verildiği görülmektedir.
Bölge Adliye mahkemesinin bu kararı borçlu vekilince temyiz edilmiş, temyiz dilekçesinde bölge adliye mahkemesinin bu gerekçesinin gerçeğe aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu istinaf dilekçesinde defalarca itiraz edildiği dilekçenin hem konu hem de neticesi talep kısmında imzaya ve borca ve ferilerine itiraz ettiğini belirtmiştir.
Gerçekten de borçlu vekili hem rapora itiraz, hem de istinaf dilekçesinde aynı itirazlarını tekrarlamış borca ve imzaya itiraz etmiştir.
Bu konudaki beyanlarında özetle borçluya ait imzanın görüntüsü, bilgisayar ortamında kopyalanarak kullanılmak sureti ile kendisine atfen sahte olarak oluşturulan imzanın borçlunun ıslak imzası olmadığı ileri sürülmüştür. Bu itiraz hem imzanın ıslak imza olmadığını, ıslak imza olduğu anlaşılsa dahi imzanın kendisine ait olmadığı itirazlarını kapsar. Dolayısı ile imzanın ıslak imza olduğu kanaatine varılması bu imza konusunda usulüne inceleme yapılmaksızın imzanın borçluya atfen atılı imza olduğunun kabulünü gerektirmez. Kaldı ki hükme esas alınan rapor metni ile ıslak imza olmadığı sonucuna varılması çelişkilidir.
O halde mahkemece yapılması gereken ... bonoda borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçlunun eli mahsulü olup olmadığının usulünce araştırılması, imzanın borçluya ait olduğunun tespiti halinde borçlunun iradesi ile atılıp atılmadığı konusunda bilirkişi tarafından senet üzerinde inceleme yapılması, raporda imzanın hileli yollarla elde edilmesi sonrasında sahte olarak düzenlendiği sonucuna varılır ise takibe konu belge İİK'nın 688/2 maddesinde belirtilen "Kayıtsız ve şartsız bir bedel ödemek vaadini içermeyeceğinden ve dolayısı ile bono niteliği olmadığından takibin İİK'nın 170/a maddesi uyarında iptaline karar verilmesi gerekmektedir.
Borçlunun istinaf dilekçesinde takibe konu senet altında borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçlunun eli mahsulü olmadığı şeklinde imza itirazını ve yukarıda ayrıntılı açıklandığı şekilde borca itirazını sürdürdüğü tespit edildiğinden Bölge Adliye Mahkemesinin ve istinaf başvurunda imza itirazı ile ilgili herhangi bir istinaf sebebi ileri sürülmediği gerekçesi somut olayla örtüşmemektedir.
Öte yandan HMK'nın 355. maddesinde "İnceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırı gördüğü takdirde bunu re'sen gözetir." hükmü hukuki sebeplerle ilgili olmayıp maddi vakıalarla ilgilidir. Bu madde ile istinaf isteminde bulunan yeni bir maddi vakıa ileri sürmez ise istinaf (bölge adliye) mahkemesinin istinaf dilekçesinde ileri sürmese bile kamu düzenine ilişkin maddi vakıaları da re'sen gözeteceği açıklanmaktadır.
İstinaf incelemesi hukuki denetim bakımından temyiz aşaması ile eşdeğerdir. Temyizde ileri sürülen sebeplerle sınırlı olmaksızın inceleme yapılması kuralının kaynağı, hakimin hukuku re'sen uygulaması görevi (HMK m. 33) olması ile de uyumludur. Bu kural istinaf ve ilk derece mahkemesinde de aynen geçerlidir. Ancak istinaf mahkemesinde yapılan vakıa denetimi, hakimin hukuku re'sen uygulama görevinden ziyade, tarafların vakıa ve delillere ilişkin usul yükleri ile ilgilidir ve bu konulardaki denetim de taraflarca ileri sürüldüğü ölçüde yapılabilir. İstinaf ve temyiz denetimimin sınırları bu şekilde yorumlanarak her iki derece arasındaki uyum da sağlanmaktadır.
Uyuşmazlık ile ilgili incelenebilecek konular üst dereceye çıktıkça azalmalı artmamalıdır. Tüm bu nedenlerle gerek istinaf gerekse temyiz aşamasında hukuka aykırılık kapsamındaki hususların re'sen incelenebilmesi sureti ile çözüme gidilmesinin kanunun anlam ve amacına daha uygun olduğu kanaatindeyim.
Öte yandan istinaf aşamasında ileri sürülen ve bölge adliye mahkemesi tarafından hatalı olarak reddedilen veyahut incelenmeyen istinaf sebeplerinin temyiz aşamasında ve temyiz sebebi teşkil ettiği ölçüde incelenebileceğinden şüphe etmemek gerekir. Kuşkusuz bölge adliye mahkemesi ileri sürülen istinaf sebebini ret etmede hatalı olsa dahi ilgili sebep temyiz incelemesinin usul hukukuna ve maddi hukuka ilişkin kapsamı gözetildiğinde bozma kararı verilebilecek bir husus teşkil etmelidir. Ayrıca istinaf aşamasında açıkça ileri sürülmemiş olsa dahi, o aşamada kendiliğinden incelenmesi gereken hukuka aykırılık denetimi kapsamında kalan hususlarda temyiz inceleme konusu yapılabilir. (..., Medeni Usul Hukukunda Temyiz İncelemesinin Kapsam ve Sınırları. ... 2022 s. 251 ve devamı). Bu açıklanan nedenlerle istinaf dilekçesinde imza itirazı ve ilgili bir sebep gösterilmese dahi istinaf mahkemesi hukuka aykırılık kapsamında imza incelemesi yapmakla görevlidir.
Yukarıda açıkladığımız nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması görüşünde olduğumdan çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.16.03.2023
Hukuk Genel Kurulu, 2021/862 E., 2023/174 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
tam metni aç
takip dayanağı bononun hem rakamla hem de yazı ile yazılı olan kısmında Amerikan Doları ibaresinin yanı sıra Türk Lirası ibaresinin yazılı olduğu, bu hâliyle senedin kayıtsız şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadini içermediği, dolayısıyla 6102 sayılı Kanun'un 776 ncı maddesinin birinci fıkrasının b bendi ve 777 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince kambiyo senedi niteliğini haiz olmadığı, kamb
Hukuk Genel Kurulu 2021/862 E. , 2023/174 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki kambiyo şikâyeti isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince istemin reddine karar verilmiştir.
Kararın borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle takibin iptaline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı alacaklılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelendi.
Temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması, 5311 sayılı Kanun ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 366 ncı maddesi hükmü gereğince işin ivediliği ve niteliği nedeniyle uygun bulunmadığından alacaklılar vekilinin duruşma talebinin reddine karar verilip gereği düşünüldü:
I. TALEP
Borçlu vekili; alacaklılar tarafından aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatan borçlu ...’in doksan yaşında olup kendisine vasi atandığını, takibe dayanak bonodaki imzaların ...’e ait olmadığını, imzaya itiraz ettiklerini, borçlunun alacaklılarla bir borç ilişkisinin bulunmadığını, bononun zamanaşımına uğradığını, bu nedenle borca ve fer'ilerine itiraz ettiklerini, senedin kambiyo vasfında olmadığını, senette çift vade olduğunu ve iki farklı para birimi bulunduğunu, senette TL ibaresinin çizilip paraflanmadan Amerikan Doları ibaresi eklendiğini, bu nedenle takibin iptalinin gerektiğini, alacaklıların senedin tanzim tarihi olan 1991 yılında yirmi yaşında olduklarını, borçlunun yirmidört yıl sonra ödenecek 2.250.000 USD bedelli senedi vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu miktarın da 1991 yılında çok yüksek olduğunu, alacaklıların kötü niyetli olduğunu ileri sürerek takibin iptali ile alacaklılar aleyhine takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Alacaklılar vekili; takibe dayanak bonoda yazı ve rakamla tek bir vade belirlendiğini, tediye ibaresinin çizilerek üzerine keşide ibaresinin yazıldığını, tediye tarihi ile düzenleme tarihinin aynı olması durumda dahi bononun kıymetli evrak vasfını yitirmeyeceğini, düzenleme tarihi ile vade tarihi arasındaki sürenin çok uzun olmasının kambiyo vasfını etkilemeyeceğini, borca itiraza yönelik belge sunulmadığını, imza itirazının somut gerçeklikten uzak olduğunu, bilirkişi incelemesi yapıldığı takdirde imzaya itirazın asılsız olduğunun anlaşılacağını, vade tarihinden itibaren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6102 sayılı Kanun) düzenlenen üç yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığını, takibe konu senette belirtilen meblağın Amerikan Doları olarak kararlaştırıldığının gerek senedin bedelinin rakam ile belirtildiği üst kısmında, gerekse de yazı ile meblağın yazılı olduğu bölümde açıkça belli olduğunu, rakam ile senedin bedelinin belirtildiği kısımda bedel ve para cinsinde bir farklılık bulunmadığını, senedin tarafların iradesi gereği Amerikan Doları olarak kararlaştırıldığının şüpheye mahal vermeyecek biçimde açık olduğunu belirterek itirazın reddini savunmuş, borçlu aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.10.2018 tarihli ve 2016/244 Esas, 2018/550 Karar sayılı kararı ile; Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü kriminalistik uzmanı tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ile Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen bilirkişi raporları değerlendirildiğinde takibe konu senedin kambiyo vasfını etkileyecek bir hususun tespit edilemediği, resen araştırılması gereken hususlarda da eksiklik bulunmadığı gerekçesi ile istemin ve alacaklı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 16.07.2020 tarihli ve 2018/3629 Esas, 2020/1437 Karar sayılı kararı ile; takip dayanağı bononun hem rakamla hem de yazı ile yazılı olan kısmında Amerikan Doları ibaresinin yanı sıra Türk Lirası ibaresinin yazılı olduğu, bu hâliyle senedin kayıtsız şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadini içermediği, dolayısıyla 6102 sayılı Kanun'un 776 ncı maddesinin birinci fıkrasının b bendi ve 777 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince kambiyo senedi niteliğini haiz olmadığı, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi yapılamayacağından mahkemece bu durumun resen nazara alınarak 2004 sayılı Kanun'un 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile borçlu mirasçısı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın (şikâyetin) kabulü ile borçlu ... hakkında başlatılan icra takibinin iptaline, koşulları oluşmadığından tazminat talebinin reddine, alacaklı aleyhine para cezası tayinine yer olmadığına oy çokluğu ile karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ İNCELEME SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtile kararı ile; “…Alacaklılar tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takipte borçlunun, sair sebepler yanında senetteki TL ibaresi çizilip paraflanmadan Amerikan Doları ibaresinin eklendiğini, böylelikle iki para birimine neden olacak şekilde bono düzenlendiğini ileri sürerek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, şikayetin reddine, davalı tarafın tazminat talebinin reddine karar verildiği, karar aleyhine borçlu vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince Amerikan Doları ibaresinin yanı sıra Türk Lirası ibaresinin yazılı olduğu, bu haliyle senedin kayıtsız şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadini içermediği, dolayısıyla kambiyo senedi niteliğini haiz olmadığı gerekçesiyle borçlu vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile icra takibinin iptaline tazminat talebinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
6102 sayılı TTK'nun 778. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 676/ı maddesi hükmü uyarınca bono bedeli hem yazı ve hem de rakamla gösterilip de iki bedel arasında fark bulunursa yazı ile belirlenen bedele itibar olunur. Ancak bu kural rakam ile değer bildiren bölümde tahrifat yapılmaması halinde uygulanır.
Alacaklının kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlattığı takipte, takibe dayanak senedin incelenmesinde bedel bölümüne rakamla 2.250.000 yazıldıktan sonra yanına Amerikan Doları açıklamasının yazıldığı, senet metninde bedelin yazı ile belirtilen kısmına da iki milyon iki yüz elli bin Amerikan Doları yazıldığı, dolayısıyla yazı ve rakam ile belirlenen bedelin aynı olduğu, para biriminin de senet metninde ve üst kısımına açıkça Amerikan Doları olarak belirtildiği anlaşılmaktadır. Yine, bonodaki bedel ve para birimi konusunda tahrifat iddiası da olmadığı görülmekle anılan bononun 2.250.000 Amerikan Doları olarak düzenlendiğinin kabulü gerekir. Bu durumda matbu senetteki TL ve Türk Lirası ibarelerinin hukuki sonuç doğurmayacağının kabulü gerekirken bedel açısından senedin belirsiz hale geldiğinden bahisle itirazın kabulü isabetsizdir. Aksinin kabulü aşırı şekilcilik olup hak kaybına neden olur.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesinin yazılı gerekçeyle takibin iptaline karar vermesi yerinde olmayıp borçlunun sair istinaf sebepleri incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi için Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması cihetine gidilmiştir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesi tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde alacaklılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Alacaklılar vekili; takibe konu senette belirtilen meblağın “Amerikan Doları” olarak kararlaştırıldığı hususunun gerek senedin bedelinin rakam ile belirtildiği üst kısmında gerekse de aşağıda yazı ile meblağın yazılı olduğu bölümde açıkça belli olduğunu, senedin yazı kısmı ile rakamla senedin bedelinin belirtildiği kısımda bedel ve para cinsinde bir farklılık bulunmadığını, senedin tarafların iradesi gereğince “Amerikan Doları” olarak kararlaştırıldığını, matbu senetteki TL ve Türk Lirası yazılarının hukuki sonuç doğurmayacağını, kamu düzenine aykırı bir durum olmamasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince resen yapılan yapılan inceleme sonucu verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe dayanak senedin kambiyo vasfının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
1. 2004 sayılı Kanun'un 170/a maddesi;
"Borçlu, alacaklının bu fasıl hükümlerine göre takip hakkı olmadığını 168 inci maddenin 3 üncü bendine göre şikayet yolu ile ileri sürebilir.
İcra mahkemesi müddetinde yapılan şikayet veya itiraz dolayısıyle, usulü dairesinde kendisine intikal eden işlerde takibin müstenidi olan kambiyo senedinin bu vasfı haiz olmadığı veya alacaklının kambiyo hukuku mucibince takip hakkına sahip bulunmadığı hususlarını re’sen nazara alarak bu fasla göre yapılan takibi iptal edebilir.
(Ek: 9/11/1988-3494/34 md.) Her ne suretle olursa olsun, imza inkarı itirazı geri alınmış veya borç kısmen veya tamamen kabul edilmiş ise bu madde hükmü uygulanmaz." şeklinde düzenlenmiştir.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un 778 inci maddesinin atfı ile uygulanması gereken aynı Kanun'un 676 ncı maddesi;
"(1) Poliçe bedeli hem yazı hem de rakamla gösterilip de iki bedel arasında fark bulunursa, yazı ile gösterilen bedel üstün tutulur.
(2) Poliçe bedeli yalnız yazıyla veya yalnız rakamla birden çok gösterilmiş olup da bedeller arasında fark bulunursa, en az olan bedel geçerli sayılır." şeklinde,
Aynı Kanun'un 776 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi;
"Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini,"
Aynı Kanun'un 777 nci maddesinin birinci fıkrası,
"İkinci ilâ dördüncü fıkralarda yazılı hâller saklı kalmak üzere, 776 ncı maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senet bono sayılmaz." şeklinde düzenlenmiştir.
2. Değerlendirme
1. 2004 sayılı Kanun'un 167 nci maddesinin birinci fıkrasına göre alacaklının kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapabilmesi için alacağının mutlaka bir kambiyo senedine bağlı olması gerekir. 2004 sayılı Kanun'un 168 inci maddesinin üçüncü ve 170/a maddesinin birinci fıkrasına göre kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte borçlu ödeme emri tebliğinden itibaren beş gün içinde icra mahkemesine başvurarak, takibe dayanak senedin kambiyo senedi niteliğinde olmadığını ileri sürerek takibin iptalini talep edebilir. 2004 sayılı Kanun'un 170/a maddesinin ikinci fıkrasına göre süresinde yapılmak kaydıyla borçlu tarafından başka bir şikâyet veya itirazda bulunulması ile bu husus icra mahkemesince kendiliğinden ve öncelikle dikkate alınır. Bu inceleme sonucunda icra mahkemesi takip dayanağı senedin kambiyo senedi niteliğinde olmadığı kanısına varır ise icra takibinin iptaline karar verir. Ancak 2004 sayılı Kanun'un 170/a maddesinin son fıkrasına göre her ne suretle olursa olsun imza inkârı itirazı geri alınmış veya borç kısmen veya tamamen kabul edilmiş ise bu madde hükmü uygulanmaz.
2. 6102 sayılı Kanun'un 776 maddesinin birinci fıkrasının b bendine göre bono kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini içermelidir. Bu hüküm öncelikle belirli bir bedeli ihtiva etmesi gerektiğini düzenlemektedir. Bedelin belirli olması şartı, senette bedelle birlikte para biriminin de belirtilmesi ile gerçekleşir. Belirtilen bu unsur bononun zorunlu ve geçerliliğini etkileyecek olan zorunlu unsurlardandır. Zorunlu unsurlardan birini içermeyen bir senet bono sayılmaz.
3. 6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinin atfı ile uygulanması gereken aynı Kanun'un 711 inci maddesi uyarınca bonoda miktarı belirlenen para “Türk parası” olabileceği gibi “yabancı para” da olabilir.
4. 6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinin göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 676 ncı maddesi hükmü uyarınca bono bedeli hem yazı ve hem de rakamla gösterilip de iki bedel arasında fark bulunursa yazı ile belirlenen bedele itibar olunur. Ancak bu kural rakam ile değer bildiren bölümde tahrifat yapılmaması hâlinde uygulanır.
5. Somut olayda ise alacaklılar tarafından borçlu aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe dayanak senedin bedel bölümüne rakamla 2.250.000 yazıldıktan sonra yanına Amerikan Doları yazıldığı, senet metninde bedelin yazı ile belirtilen kısmına da iki milyon iki yüz elli bin Amerikan Doları yazıldığı, dolayısıyla yazı ve rakam ile belirlenen bedelin aynı olduğu, para biriminin de senet metninde ve üst kısımına açıkça Amerikan Doları olarak belirtildiği görülmektedir. Para birimleri arasında herhangi bir çelişki bulunmadığı gibi bonodaki bedel ve para birimi konusunda tahrifat iddiası da bulunmamaktadır.
6. Şu hâle göre takibe dayanak bononun 2.250.000 Amerikan Doları olarak düzenlendiğinin ve senedin kambiyo vasfının bulunduğunun kabulü gerekir. Matbu senetteki TL ve Türk Lirası yazıları ise hukuki sonuç doğurmaz. Aksinin kabulü aşırı şekilcilik olup hak kaybına neden olur.
7. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, İlk Derece Mahkemesince alınan 08.03.2018 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna göre senedin dört farklı kalemle yazıldığı, senet bedelinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, senedin iki ayrı meblağ içerdiği gerekçesi ile direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
8. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.
9. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Alacaklılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 5311 sayılı Kanun ile değişik 2004 sayılı Kanun'un 364 üncü maddesinin ikinci fıkrasının göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
08.03.2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ticaret Hukuku
Bononun (Emre Yazılı Senet) zorunlu şekil unsurları arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
A) "Bono" veya "Emre Yazılı Senet" ibaresi
B) Kayıtsız şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadi
C) Düzenleyenin imzası
D) Lehtarın adı (Kime veya kimin emrine ödenecekse)
E) Muhatabın ticaret unvanı
Bu maddeyle ilgili 12 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.