6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 777

Türk Ticaret Kanunu 777. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 777- (1) İkinci ilâ dördüncü fıkralarda yazılı hâller saklı kalmak üzere, 776 ncı maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senet bono sayılmaz. (2) Vadesi gösterilmemiş olan bono, görüldüğünde ödenmesi şart olan bir bono sayılır. (3) Açıklık bulunmadığı takdirde senedin düzenlendiği yer, ödeme yeri ve aynı zamanda düzenleyenin yerleşim yeri sayılır. (4) Düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bono, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır. C) Uygulanacak hükümler

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

7 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2024/170 E., 2024/5198 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
6.md.), bonoda öngörülen ödeme yerinde, ancak 6102 sayılı TTK'nın 777/3. maddesine göre ödeme yeri gösterilmeyen bonoda, düzenlenme yerinin ödeme yeri olduğunun kabulü gerekeceğinden, bononun düzenlenme yerinde icra takibi yapılabilir.
12. Hukuk Dairesi         2024/170 E.  ,  2024/5198 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte, borçlunun örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine yasal süresi içerisinde icra mahkemesine başvurusunda, yetkiye, imzaya ve borca itiraz edildiği, İlk Derece Mahkemesince, borçlunun tacir kaydının bulunmadığı ve fiilen tacir olduğuna ilişkin savunma yapılmadığı gerekçesi ile yetki itirazının kabulüne, karar kesinleştikten talep halinde sonra takip dosyasının yetkili Torbalı İcra Müdürlüğü’ne gönderilmesine karar verildiği, alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf talebinin esastan reddine karar verildiği görülmüştür. İİK'nın 50. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken HMK'nın yetkiye ilişkin hükümleri uyarınca; bonoya dayalı olarak, borçlunun ikametgahının bulunduğu yerdeki genel yetkili icra dairesinde (HMK. 6.md.), bonoda öngörülen ödeme yerinde, ancak 6102 sayılı TTK'nın 777/3. maddesine göre ödeme yeri gösterilmeyen bonoda, düzenlenme yerinin ödeme yeri olduğunun kabulü gerekeceğinden, bononun düzenlenme yerinde icra takibi yapılabilir. Öte yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinde ise; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" hükmüne yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile getirilen yeniliklerden bir tanesi de yetki sözleşmelerine ilişkin olup, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir. Madde metninde tacirden anlatılmak istenen, işin ticari nitelikte olması değil, tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişiler olmasıdır. Sözleşmenin konusunun ticari iş olması, gerçek kişilere yetki sözleşmesi yapma imkanı vermemektedir. Aksi kararlaştırılmadıkça, dava yalnız yetki sözleşmesinde belirlenen mahkemede açılır. Taraflar, yetkili kıldıkları mahkemenin yanında, kanunen yetkili kılınan genel veya özel yetkili mahkemelerin de yetkisinin devam etmesini isterlerse, bu durumun yetki sözleşmesinde ayrıca belirtilmesi gerekir. Takip dayanağı bono incelendiğinde keşidecinin İlknur Eczanesi kaşesi ile Eczacı ... olduğu, bonoda düzenlenme yerinin bulunmadığı, keşidecinin adresinin Torbalı/İzmir’de olduğu, ancak yetki sözleşmesi ile İzmir Mahkemeleri’nin yetkili kılındığı görülmüştür. Eczacılık 24.12.1953 tarihinde yürürlüğe giren 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun’un 1 inci maddesinde tanımlanmıştır. Bu tanıma göre, “Eczacılık; eczane, ecza deposu, ecza dolabı, galenik, tıbbi ve ispençiyari mevat ve müstahzarat laboratuarı veya imalathanesi gibi müesseseler açmak ve işletmek veya tıbbi veya ispençiyari müstahzarat izhar veya imal etmek veyahut bu kabil resmi veya hususi müesseselerde mesul müdürlük yapmaktır”. Ancak burada bir tanım yapmak yerine, eczacıların çalışabilecekleri yerler sayılmıştır. Daha sonra 17.05.2012 tarihinde kabul edilen 6308 sayılı Kanun ile 6197 sayılı Kanun’un birinci maddesi değiştirilmiş ve bugünkü hâlini almıştır. Buna göre “Eczacılık, hastalıkların teşhis ve tedavisi ile hastalıklardan korunmada kullanılan tabii ve sentetik kaynaklı ilaç hammaddelerinden değişik farmasötik tipte ilaçların hazırlanması hastaya sunulması; ilacın analizlerinin yapılması, farmasötik etkisinin devamlılığı, emniyeti, etkinliği ve maliyeti bakımından gözetimi; ilaçla ilgili standardizasyon ve kalite güvenliğinin sağlanması ve ilaç kullanımına bağlı sorunlar hakkında hastaların bilgilendirilmesi ve çıkan sorunların bildiriminin yapılmasına ilişkin faaliyetleri yürüten sağlık hizmetidir”. Eczacılar ve Eczaneler Kanunu, eczane açmak, devralmak veya satın almak hakkını ilke olarak eczacılara tanımıştır (6197 sayılı Kanun md. 5, 11). Anılan Kanun hükümleri toplum sağlığı ve kamu düzeni ile doğrudan ilgili hükümlerdir. Dolayısıyla kamu düzeniyle ilgili bu hükümlere uyulması gerekir. Söz konusu düzenlemedeki eczane işletmekten kasıt, eczanenin eczacı tarafından ve kural olarak kendi adına işletilmedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 12/1 inci maddesinde bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişinin tacir olacağı belirtilmektedir. Bu hükme göre eczaneler ticari işletme sayılırsa, eczacılar da tacir olarak nitelendirilebilir. Bu yüzden üzerinde durulması gereken konu, eczanenin bir ticari işletme sayılıp sayılmayacağıdır. Türk Ticaret Kanunu’nda ticari işletmenin ne olduğu tanımlanmıştır. Buna göre, “Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir” (TTK md. 11/1). Kanunda yer alan tanımdan hareketle bir işletmenin ticari işletme olarak kabul edilebilmesi için gelir sağlamayı hedeflemesi gerekir. İkinci olarak, devamlı olarak iktisadi faaliyette bulunma amacı olmalıdır. Üçüncü olarak işletmenin hem iç ilişkide hem de dış ilişkide, başka bir ticari işletmeye bağlı olmaksızın faaliyetini yürütüyor olması gereklidir. Son olarak, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşmalıdır. TTK'nın 15 inci maddesinde esnaf; “İster gezici olsun, ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin 2 inci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla TTK’da ticari işletme ve esnaf işletmesi arasındaki sınırın, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak bir kararname ile gösterileceği belirtilmiştir (TTK md. 11/1). Bununla birlikte 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 10 uncu maddesi hükmü gereğince, Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemeler uygulanmalıdır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında Kanun incelendiğinde eczaneler, gelir sağlamayı hedefleyen, devamlı olarak ticari faaliyette bulunma amacıyla açılan, diğer ticari işletmelerden bağımsız bir şekilde faaliyette bulunulan işletmelerdir. Yine eczaneler, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşmaktadırlar. Çünkü eczanelerde eczacıların ekonomik faaliyeti sermayeden fazla bedeni çalışmasına dayanmaz. Burada sermaye daha öndedir. Yine işlerin hacmi, başka bir ifade ile kazancı bakımında esnaf faaliyetini aşan bir ölçüye sahiptir. Dolayısıyla eczaneler ticari işletmelerdir. Eczanelerin ticari işletme olduğu hem doktrinde hem de uygulamada kabul edilmektedir. Eczaneler ticari işletme olduğu için, eczaneyi işleten eczacılar da, yukarıda ifade edildiği üzere, TTK md. 12/1 hükmü gereğince “tacir” olmaktadır. Tacir sıfatı, kanun koyucunun bir ticari işletmenin işletilmesi olgusuna bağladığı bir sonuçtur. Buna göre eczacılar gerçek kişi tacirdir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 31.05.2022 tarih ve 2022/666 E. - 2023/546 K. sayılı kararı) O halde, eczacılar tacir olup bononun lehtarı da bir tacir olduğundan yetki sözleşmesi geçerlidir ve takibin başlatıldığı İzmir İcra Daireleri yetkilidir. İlk Derece Mahkemesince, yetki itirazının reddi ile borçlunun sair itirazları incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz isteminin kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin 14.11.2023 tarih ve 2023/228 E. - 2023/2919 K. sayılı kararının (KALDIRILMASINA), İzmir 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 02.11.2022 tarih ve 2022/390 E. - 2022/702 K. sayılı kararının (BOZULMASINA), dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.05.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

20. Hukuk Dairesi, 2017/5647 E., 2017/3298 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
TTK'nın 777/4. maddesine göre düzenleyen davacının isminin yanında da bir yer yazılı değildir.
20. Hukuk Dairesi         2017/5647 E.  ,  2017/3298 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki davada ... 6. Asliye Hukuk ve ... 2. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesince, menfi tesbit davasına konu olan bonolara dayanılarak kambiyo senetlerine özgü takip yapıldığı, kambiyo senetlerinin TTK'nında düzenlendiği, TTK'nın 4/1-a maddesi gereği Ticaret Kanununda düzenlenen hususlarda görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesince ise, somut olayda, dava menfi tespit olup uyuşmazlık konusu senette tanzim yeri yani düzenlenme yeri bulunmamaktadır. TTK'nın 777/4. maddesine göre düzenleyen davacının isminin yanında da bir yer yazılı değildir. Davacının adının yanında adresi yazılı olup "... Cd. ... .. B.16 Blok No:33 Atışalanı" şeklinde olup Atışalanı idari bir birim değildir. Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre mahalle idari birim olmayıp bu şekildeki bir senet adi yazılı senet hükmünde olup, kambiyo vasfında değildir (bakınız Y.12 HD'nin 15.04.2014 tarih ve 2014/8452-10930 sayılı içtihadı). Öte yandan davacının ticari sicil kaydının da olmadığı görülmüştür. Yani uyuşmazlık her iki tarafında da ticari işletmesiyle ilgili bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; mahkememiz görevsiz olup görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinin ilk cümlesinde tarif edilen davalardır. Buna göre, her iki tarafın da "ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davaları, ticari dava sayılmıştır. Mutlak ticari davalar ise, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır. TTK'nın 4/1-a maddesinde, “TTK'da öngörülen” hususlardan kaynaklanan hukuk davaları, mutlak ticari davalar arasında sayılmıştır. Kambiyo senetleri, 6102 sayılı TTK'nın 670 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu nedenle, TTK'da düzenlenmiş olan kambiyo senedinden kaynaklanan hukuk davaları, mutlak ticari dava olup, aynı Kanunun 5/1. maddesi gereğince uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir. Somut olayda, uyuşmazlığın tanzim yeri bulunmadığından kambiyo senedi niteliğini taşımayan bonodan kaynaklanmakta olup, TTK'nın 4/1-a ve 5/1 maddeleri gereğince, mutlak ticari dava niteliğinde olmayan uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesi tarafından çözümlenmesi gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 17/04/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.
11. Ceza Dairesi, 2015/4270 E., 2016/6512 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
2- Vadesi gösterilmemiş olan bononun, TTK'nın 777. maddesinin 2.
11. Ceza Dairesi         2015/4270 E.  ,  2016/6512 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Özel belgede sahtecilik, tehdit HÜKÜM : Mahkumiyet 1- Belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için, o belgenin hukuki sonuç doğurabilecek ve ilk bakışta dikkati çekmeyecek biçimde düzenlenerek çok sayıda kişiyi aldatabilecek yetenekte olması ve bu konunun objektif olarak saptanması gerekmektedir. Somut olayda sanık tarafından katılana verilen senette kefil bölümünde yazan bilgilerin gerçek olmadığı ve bu nedenle sahte olarak düzenlendiği iddiası ile resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasında; sanığın savunmasında söz konusu senedin borçlu olarak kendisi tarafından imzalandığını ancak imzalarken kefil bölümünün boş olduğunu iddia ettiği, senette yer alan imzaların çıplak gözle dahi aynı kişiye ait olduğunun anlaşılabildiği, bu nedenle kefil imzasının bulunmadığı, yalnızca kefil bölümünün sahte olarak doldurulmasının hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmamasından dolayı yasal unsurları oluşmayan suçtan beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, Kabule göre ise; 2- Vadesi gösterilmemiş olan bononun, TTK'nın 777. maddesinin 2. fıkrasına göre “ görüldüğünde ödenecek bono” olarak kabul edilmesi gerektiğinden sanığın düzenlediği senette ödeme gününün olmaması senedin esaslı unsurlarından olmadığından resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyeti yerine, özel belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması, 3- Sanığın, katılana yönelik olarak bir suç işleme kararının icrası kapsamında aynı zaman dilimi içerisinde mi yoksa farklı zamanlarda mı tehdit suçunu işlediğinin tespit edilmesinden sonra hakkında TCK'nun 43/1. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi yerine bu husus tespit edilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sahtecilik suçu yönünden ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 26.09.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2015/29363 E., 2016/6102 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
ndan kaldırılınca bu senet iptal olacaktır” ibaresinin yer aldığı, bu haliyle senedin, kayıtsız şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadini içermediği, dolayısıyla TTK'nun 776/1-b ve 777/1. maddeleri gereğince kambiyo senedi niteliğini haiz olmadığı anlaşılmaktadır.
12. Hukuk Dairesi         2015/29363 E.  ,  2016/6102 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 1-İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına HUMK.nun 438. ve İİK'nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi: 2-Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan icra takibine karşı borçlunun, icra mahkemesine yaptığı başvuruda, takibe konu senedin teminat senedi olduğunu ileri sürerek borca itiraz ettiği, mahkemece; teminat ibaresi altındaki açıklamada neyin teminatı olduğu açıkça gösterilmediği gibi; açıklama altındaki imzanın, keşideci ve lehtara ait olmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İİK'nun 170/a maddesi gereğince; icra mahkemesi, müddetinde yapılan şikayet veya itiraz dolayısıyla, usulü dairesinde kendisine intikal eden işlerde, takibin müstenidi olan kambiyo senedinin bu vasfı haiz olmadığı veya alacaklının kambiyo hukuku mucibince takip hakkına sahip bulunmadığı hususlarını re'sen nazara alarak bu fasla göre yapılan takibi iptal edebilir. Buna göre borçlunun İİK'nun 168. maddesinde yazılı yasal 5 günlük sürede borca yada imzaya itiraz etmesi veya zamanaşımı itirazında bulunması durumunda, mahkemece, takip konusu belgenin kambiyo senedi vasfını haiz olmadığının ve dolayısıyla alacaklının kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip hakkının bulunmadığının tespit edilmesi halinde, diğer itiraz nedenleri incelenmeksizin İİK'nun 170/a maddesi uyarınca re'sen takibin iptaline karar verilmesi gerekir. Somut olayda, takip dayanağı bononun arka yüzünde; ''Teminattır. ... nolu taşınmazın üzerindeki ipotek ... ndan kaldırılınca bu senet iptal olacaktır” ibaresinin yer aldığı, bu haliyle senedin, kayıtsız şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadini içermediği, dolayısıyla TTK'nun 776/1-b ve 777/1. maddeleri gereğince kambiyo senedi niteliğini haiz olmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla açıklama altındaki isim ve imzanın, keşideci ve lehtara ait olmamasının sonuca etkisi yoktur. Kaldı ki, açıklama altında isim ve imza bulunmasa dahi, tek başına bu ibareler, senedi, kayıtsız ve şartsız olmaktan çıkarır. O halde mahkemece, İİK'nun 170/a maddesi gereğince bu durumun resen nazara alınarak, takibin borçlu yönünden iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2014/7701 E., 2014/9583 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBüyükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
akibe dayanak senedin iki farklı belge birleştirilmek suretiyle oluşturulduğu, bu nedenle TTK.'nun 776/g maddesinde belirtilen düzenlemenin imzası olmadan yazılan belgenin bir başka belgedeki imza alınmak suretiyle tamamlandığı, bu nedenle TTK'nun 777/1 maddesinin 1.
12. Hukuk Dairesi         2014/7701 E.  ,  2014/9583 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Büyükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 10/12/2013 NUMARASI : 2012/1233-2013/1450 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlu icra mahkemesine başvurusunda, takibe dayanak senedin sahte olduğunu, senet altında bulunan imza ve senette bulunan yazıların kendisine ait olmadığını belirterek, imzaya, borca ve faize itiraz ile takibin iptalini talep etmiştir. Mahkemece, adli tıp kurumu tarafından düzenlenen rapora istinaden takibe dayanak senedin iki farklı belge birleştirilmek suretiyle oluşturulduğu, bu nedenle TTK.'nun 776/g maddesinde belirtilen düzenlemenin imzası olmadan yazılan belgenin bir başka belgedeki imza alınmak suretiyle tamamlandığı, bu nedenle TTK'nun 777/1 maddesinin 1. fıkrasında, 776. maddede belirtilen unsurlardan birinin içerilmemesi nedeniyle bono sayılamayacağı, bu haliyle takibe konu senedin kambiyo senedi vasfı taşımadığı gerekçesiyle takibin iptaline karar verilmiştir. İcra mahkemeleri şikâyet ve itirazları belli bir usule uyarak yargılayan ve objektif hukuk kurallarını şikayet ve itirazlara uygulamak suretiyle bunları takip hukuku bakımından kesin hükme bağlayan mahkemelerdir. Bu mahkemeler, takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıkları çözme görevini yerine getirirken kural olarak tanık dinleyemeyeceklerinden dar (sınırlı) yetkili olup, sahtelik iddiasını inceleme yetkileri de genel mahkemeye göre daha kısıtlıdır. Genel mahkemeler, senetteki sahtelik iddiasını Hukuk Muhakemeleri Kanununun verdiği yetkiyle daha detaylı bir biçimde inceleme olanağına sahiptir. Somut olayda, takip konusu senetteki imzanın borçlu eli ürünü olduğu kesindir. Bu senede ilişkin sahtelik iddiası ise yargılamayı gerektirdiğinden, dar yetkili icra mahkemesinde incelenmesi mümkün değildir. Bu nedenle takibin iptaline karar verilmesi isabetsiz olup, borçlunun borca ve faize itirazı konusunda herhangi bir inceleme yapılmadığından borçlunun bu yöndeki itiraz nedenleri incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı gerekçeyle takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.04.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Bononun temel nitelikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi **yanlıştır**?

A) Bonoda asıl borçlu, bonoyu düzenleyen kişidir.
B) Bonoda "Kabul" işlemi ve "Kabul etmeme protestosu" yoktur.
C) Bono "Hamiline Yazılı" olarak düzenlenebilir.
D) Bono "Görüldüğünde Ödenecek" vadeli olarak düzenlenebilir.
E) Bonoda düzenleyenin sorumluluğu, poliçeyi kabul etmiş muhatabın sorumluluğu gibidir.

Bu maddeyle ilgili 14 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol