Türk Ticaret Kanunu 786. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 786- (1) Çekte öngörülen herhangi bir faiz şartı yazılmamış sayılır.
V - Adresli ve yerleşme yerli çek
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
6 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2012/397 E., 2013/911 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, TTK.’nın 786/2. maddesine göre, maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 1.500,00 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
11. Hukuk Dairesi 2012/397 E. , 2013/911 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/09/2011 tarih ve 2009/296-2011/220 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, ...’den ...’a gitmek üzere davalı firmaya ait olan, diğer davalının muavin olarak çalıştığı otobüse bindiğini, çantasını muavine teslim ettiğini, ancak kendisine istemesine rağmen bagaj fişi verilmediğini, ...’a ulaştıklarında çantasının kendisine teslim edilmediğini ileri sürerek, 15.000,00 TL maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yazılı beyan ile 763,00 TL maddi, 14.237,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğunu mahkemeye bildirmiştir.
Davalı ..., yolculardan birisinin davacıya ait çantayı almış olduğunu, kimin aldığını tespit edemediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, TTK.’nın 786/2. maddesine göre, maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 1.500,00 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı şirket vekili ayrı ayrı temyiz etmişlerdir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve TTK.’nın 804/1. maddesinin atfı ile uygulanması gereken TTK.’nın 786/2. maddesine gereğince, davacının bavulunda bulunduğunu iddia ettiği döviz ve TL yönünden verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
2- Davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarına gelince, 5219 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (HUMK) 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 5236 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle HUMK’a eklenen Ek-Madde 4’te öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında hüküm tarihi itibariyle 1.540,00 TL’dir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle 1.500,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, karar davalı yönünden hüküm tarihi itibariyle kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün ¾ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebilir. Davalı şirket vekilinin temyiz isteminin mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile, kararın ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı ve davalı şirketten ayrı ayrı alınmasına, 17/01/2013. tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
11. Hukuk Dairesi, 2021/6457 E., 2022/7575 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
minat talebinde CMR 27/3,7 fıkraları gereğince hesaplama yapılması gerektiği ve taşıyıcıların sınırlı sorumluluğunun bulunduğu ve bu sorumluluk miktarının aşılamayacağı, her ne kadar dosya kapsamında daha önce alınan bilirkişi raporlarında TTK 786. maddesine göre taşıyıcıların ağır kusurları sebebiyle sorumlu tutulamayacağı belirtilmiş ise de davaya konu olayda saat itibariyle şoförün parkta uykuy
11. Hukuk Dairesi 2021/6457 E. , 2022/7575 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10.11.2020 tarih ve 2014/1086 E. - 2020/732 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalılar C C Translojistik Uluslararası Nakliyat ve Ticaret A.Ş. vekili ile Yılmazsay Nak.Taş. Tur. Ve Oto İth. İhr. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili nezdinde nakliyat emtia poliçesi ile sigortalı emtianın davalıların sorumluluğunda İstanbul’dan İtalya’ya karayolu ile taşınması sırasında sürücünün park sahasında uyuması sonucunda bir kısım emtianın çalındığını, 168.024,99 YTL sigorta tazminatının müvekkilince sigortalısına ödendiğini, davalı Yılmazsay Ltd. Şti’nin CMR sigortasını düzenlemiş olan dava dışı İşviçre Sigorta A.Ş.’den 61.467,37 TL’lik tahsilat yapıldığını ileri sürerek, bakiye 106.712,67 YTL'nin temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirketlerin vekilleri ayrı ayrı, CİF satış nedeniyle davacının talep hakkı olmadığını, CMR. 23. maddesi kapsamından sorumluluklarının eksik brüt ağırlığın beher kg için 8.33 hesap birimi ile sınırlı olduğunu, İsviçre Sigorta ile düzenlenen feragatname uyarınca sorumlu olunan miktar için tam ve mutlak ibra verildiğinden davacının artık davalılardan talep edebileceği bir alacağının kalmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Diğer davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamanın sonucunda, yük bedelinin henüz satıcı tarafından tahsil edilmemiş olması sebebiyle dosyaya konu vaki hırsızlık olayında zarar gören satıcının halen mal üzerinde menfaatinin devam ettiği, bu nedenle davacı ... şirketinin halefiyete dayalı olarak dava açma hakkı bulunduğu, dosyaya konu emtiada hırsızlık sonucu meydana gelen zararda taşıyıcılara yöneltilen rücuen tazminat talebinde CMR 27/3,7 fıkraları gereğince hesaplama yapılması gerektiği ve taşıyıcıların sınırlı sorumluluğunun bulunduğu ve bu sorumluluk miktarının aşılamayacağı, her ne kadar dosya kapsamında daha önce alınan bilirkişi raporlarında TTK 786. maddesine göre taşıyıcıların ağır kusurları sebebiyle sorumlu tutulamayacağı belirtilmiş ise de davaya konu olayda saat itibariyle şoförün parkta uykuya çekildiği ve eylemin uykuya çekildiği saatten sonra gerçekleşmesi sebebiyle işbu hususun TTK 886. maddesinde belirtilen pervasızca hareket kavramına dahil olmayacağı, bu sebeple CMR 29.madde hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı, dosya kapsamında bilirkişi heyet raporu ile hesaplanan 64.106,43 TL'nin davacı tarafça rücuen tazmini talep edebileceği, emtianın zarara uğramış olması sebebiyle ihbar olunan sigorta şirketi tarafından 61.467,37 TL ödeme yapıldığı, her ne kadar ihbar olunan sigorta şirketi tarafından yapılan ödemede %5 tenzil muafiyeti gerekçe gösterilerek eksik ödeme yapılmış ise de; alınan 12/06/2018 tarihli bilirkişi heyet raporu dikkate alındığında davacının talep edebileceği rücuen tazminat miktarının 64.106,43 TL olduğu, ihbar olunan sigorta şirketi tarafından yapılan eksik ödeme sebebiyle davacının bakiye 2.639,06 TL rücuen tazminat alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2.639,06 TL tazminat bedelinin 06/12/2005 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili, davalı Yılmazsay Nak. Taş. Tur. Oto. İth. İh. Tic. Ltd. Şti. vekili ve davalı CC Translojistik Uluslararası Nak. ve Tic. Aş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava nakliyat emtia sigortasından kaynaklanan rücuen tahsil istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma öncesi çalınan mallara karşı gönderilen 22.08.2005 tarihli, 26330 numaralı ve 103.231,20 euro bedelli faturanın sigorta kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, karara karşı davacı tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmasıyla, Dairemizin 21.05.2014 tarih ve 2014/526 esas ve 2014/9398 karar sayılı ilamı ile karar bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamanın sonucunda, taşıyıcının sorumluluğu sınırlı sorumluluk kapsamında değerlendirilerek karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taşıyıcının, tedbirli bir taşımacının dikkat ve özenini göstermemesi ve zararın ortaya çıkabilme ihtimalini öngörmesine rağmen, bunu göze alarak pervasızca bu özeni göstermekten kaçınması dolayısıyla kasıttır. Bu durumda taşıyıcının sınırlı sorumluluktan yararlanması olanağı ortadan kalkar.
Bu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde, taşımacının adamı tarafından brandalı taşıma aracının, gece bekçisi olmayan yerde park edilmesi, olay mahallinin İtalya olması bir bütün olarak göz önüne alındığında, taşıyıcının adamının gerekli dikkat ve özeni göstermediği zararın ortaya çıkma ihtimalini öngörmesine rağmen aracı park ettiği anlaşılmakla bu pervasız hareket sayılan eylemler sonucu taşıyıcının sınırlı sorumluluktan yararlanma olanağı bulunmamaktadır. Tüm bu hususlar değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece sınırlı sorumluluk ilkesi kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Mahkemece davalı Yılmazsay Nak. Taş. Tur. Oto. İth. İh. Tic. Ltd. Şti. ve davalı CC Translojistik Uluslararası Nak. ve Tic. Aş. aleyhine kabul edilen miktar 2.639,06 TL olup, karar tarihi itibariyle temyiz sınırının 3.920.-TL olması nedeniyle davalıların bu sınırın altında kalan temyiz taleplerinin miktar yönünden reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Yılmazsay Nak Taş Tur Oto İth İh Tic Ltd Şti ve davalı CC Translojistik Uluslararası Nak. ve Tic. Aş. vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 31/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.
11. Hukuk Dairesi, 2013/18331 E., 2014/18486 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varMERSİN 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
eme kararına göre davalı taşıyıcı firmaya teslim edilen emtiadan 19.250 Kg mercimek ile 1.176.327 Kg fasulyenin Irak'taki alıcısına teslim edilmediğinin belirlendiğini, davalının noksan teslimden dolayı TTK 781 maddesine göre sorumlu olup, TTK 786/son maddesi gereği sahte belge tanzim ederek hileli işlem yaptığından ağır kusurlu olduğunu, gümrük beyannameleri ve tespit raporunda görüldüğü gibi mer
11. Hukuk Dairesi 2013/18331 E. , 2014/18486 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : MERSİN 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/07/2013
NUMARASI : 2008/207-2013/206
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/07/2013 tarih ve 2008/207-2013/206 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı-karşı davalılar vekili ve davalı- karşı davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25/11/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı-karşı davalılar vekili Av. A.. Ç.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-karşı davalılar vekili, müvekkillerinin Irak'a mercimek ve fasulye ihraç ettiğini, davalı ile aralarında 06/04/2006 tarihli taşıma sözleşmesi yapıldığını, emtianın davalının araçları ile Bağdat/Irak ve diğer şehirlere taşındığını, taşıma işleminin tamamlanmasından sonra yükün alıcısı ile yapılan mutabakatta 19.250 Kg mercimek ile 70.000 Kg fasulyenin noksan olduğunun beyan edildiğini, araştırma neticesinde davalı taşıma firmasına tam olarak teslim edilen mercimek için dava konusu edilen miktarı kadar sahte teslim belgesi ibraz ettiğini, bu durumun Bağdat Büyükelçiliği Konsolosluk Şubesi ve Noter tasdikli resmi belge olan Irak Ticaret Bakanlığı'nın 23/11/2007 tarihli yazısı ile tespit edildiğini, davalının ağır kusur ve hileli işlemde bulunduğunu, ayrıca davalı taşıyıcıya gümrük beyannameleri ile teslim edilen fasulye emtiasının da noksan teslim edildiğini, şimdilik Irak'taki alıcısına teslim edilmeyen 70.000 Kg emtianın davalı şirketin zimmetinde kaldığını, bu emtiaların parasal değerinin belirlenmesi için İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/31 D.iş sayılı dosyası ile tespit ve tedbir talep edildiğini, taşıma belgeleri, gümrük kayıtları ve ticari kayıtlar üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ve 19/06/2008 tarihli mahkeme kararına göre davalı taşıyıcı firmaya teslim edilen emtiadan 19.250 Kg mercimek ile 1.176.327 Kg fasulyenin Irak'taki alıcısına teslim edilmediğinin belirlendiğini, davalının noksan teslimden dolayı TTK 781 maddesine göre sorumlu olup, TTK 786/son maddesi gereği sahte belge tanzim ederek hileli işlem yaptığından ağır kusurlu olduğunu, gümrük beyannameleri ve tespit raporunda görüldüğü gibi mercimeğin ton fiyanının 650 USD, fasulyenin ton fiyatının 787,50 USD olduğunu, 19.250 Kg mercimek ile 70.000 Kg fasulyenin bedelini talep ettiklerini, bu miktarın toplam 182.037,50 USD olduğunu, ayrıca teslim edilmeyen toplam 265.250 Kg emtia için sözleşmede ton başına 87 USD nakliye ücreti ödendiğinden teslim edilmeyen mal bedeline göre ödenen 23.076,50 USD nakliye ücreti ile birlikte toplam 205.114,25 USD olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 205.114,25 USD’nin dava tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle fiili ödeme günü Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı olarak davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki taşımacılık sözleşmesi gereği bir çok emtianın taşındığını ve sorun yaşanmadığını, 06/04/2006 tarihli sözleşme ile yaptıkları taşımacılıkta 107.510 USD eksik ödendiğini, alacağın istenmesinden sonra bu davanın açıldığını, taşıyıcı şirket olarak sözleşmenin gereğini yerine getirdiklerini, taşınan emtianın Irak Ticaret Bakanlığı'na ulaştığını ancak Bakanlık eksperi tarafından tutulan rapor üzerine bir kısım malların uygun görülen yerlere teslim edildiğini, bir kısmının ise Irak Hükümeti'nin yetkili organlarınca kırmızı mercimeğin içinde haşere çıkması ve bozuk olması sebebiyle davacı şirkete depolardan teslim alması için ihtar gönderildiğini savunarak davanın reddini istemiş, karşı davasında ise, 104.547 USD navlun alacağının 6.4.2006 tarihinden itibaren yıllık USD hesaplarına ödenen en yüksek faizi ile fiili ödeme gününde merkez bankası efektif satış kuru karşılığı TL olarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı-karşı davalılar ile dava dışı Irak Gıda Bakanlığı arasındaki anlaşmaya göre mercimek ve fasulye emtiasının alım satımı konusunda anlaştıkları, satımın CİF satış şeklinde olduğu, CİF satımlarda mal bedeli peşin ödendiğinden bu durumda emtia bedelinin peşin ödenmiş olup, davacı-karşı davalılar peşin alınan bedellerin eksik tesliminden dolayı dava dışı alıcı Irak Gıda Bakanlığı tarafından talep edildiği ve bu talep üzerine bir ödemenin yapıldığı ya da yargılamanın olduğuna dair bir belge, bilgi sunamadığı, bu durumda davacı- karşı davalıların talebinin dayanaksız olması nedeniyle davasının emtia yönünden esastan ve bu kısma ilişkin eksik teslim olduğu ve bunun bedelinin talep edildiğine dair dava dışı Irak Gıda Bakanlığı tarafından yapılan talebi gösterir bilgi, belge sunamamış olması nedeniyle eksik teslimden kaynaklanan fazladan bir nakliye ücreti (sebepsiz) ödemesi de bulunmadığına kanaat getirildiği, davalı-karşı davacının eksik nakliye bedeline ilişkin davası yönünden ise, davalı-karşı davacının ilk olarak 17/12/2009 tarihli duruşmaya mazeretsiz katılmayarak karşı davasını 1. kez takipsiz bıraktığı ancak 28/01/2010 tarihli bir aylık sürede yenileme dilekçesi verdiği, 01/11/2012 tarihinde 2. kez mazeretsiz olarak karşı davasını takipsiz bıraktığı, bu takipsiz bırakma sonrasında 2. duruşmaya da gelmediği, ancak mazeret gönderdiği, davalı tarafın mazereti kabul edilse dahi karşı davanın takipsiz bırakıldığı 01/11/2012 tarihinden 18/12/2012 tarihine kadar herhangi bir yenileme dilekçesi sunmadığı gibi 1 aylık sürenin de aşılmış olması nedeniyle yeniden harç da yatırılmadığı, 01/11/2012 tarihinde takipsiz bırakılan karşı davanın üzerinden 3 aylık sürenin geçmiş olması nedeniyle HMK 150 maddesi gereğince 01/02/2013 tarihinde davalı-karşı davacının davasının açılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl davanın esastan reddine, karşı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı davacı-karşı davalılar vekili ve davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, taşıma sözleşmesine dayalı tazminat ve teslim edilmeyen mal bedeline göre ödenen nakliye ücretinin isdirdatı istemine, karşı dava ise, eksik ödenen navlun alacağının tahsili istemine ilişkindir.
TTK'nın 1139 vd. maddelerde düzenlenen CIF satış türü, taşıma ve sigorta bedeli ödenmiş olarak yapılan satış ve teslim şeklini ifade eder. Vesaik mukabili satımda ise satıcı, alıcı ile yaptığı anlaşma hükümleri uyarınca malını sevkeder. Malı sevk eden belgeleri kendi bankasına ibraz ederek bedelinin tahsili koşuluyla alıcıya teslim edilmesi direktifini verir. Satıcının bankası, belgelerin tahsil direktifine uygunluğunu kontrol ettikten sonra alıcının ülkesinde bulunan muhabirine gönderir. Muhabir banka, alıcıya vesaikin geldiğini bildirdikten sonra mal bedelini alıcıdan tahsil eder. Mal bedelinin tahsilinden sonra vesaik alıcıya teslim edilir. Muhabir banka mal bedelini satıcının bankasına transfer eder. Ardından satıcı mal bedelini bankasından alır ve alıcı da malı gümrükten çeker. Bu açıklamalarla dava konusu olaya baktığımızda, davacı satıcı mal bedelini henüz almadığını, satışın vesaik mukabili yapıldığını, Irak ülkesindeki durum nedeniyle Irak’ta bulunan muhabir bankanın mal bedelini mallar teslim edildikten sonra Irak’ta bulunan temsilcisine ödeyeceğini iddia etmiş ve dava konusu eksik teslim edilen mal bedelinin tahsil edilmediğini belirtmiştir. Dosyada bulunan satım konusu mallara ait faturalarda da teslim şeklinin CİF, ödeme şeklinin ise vesaik mukabili olduğu yazılıdır. O halde davacının satım bedelini peşin aldığının kabulü doğru değildir. Bu itibarla mahkemece davacı tarafa dava konusu teslim edilmeyen mal bedeli dışında diğer teslim edilen mal bedelinin nasıl ödendiğini ispat olanağı tanınmak, davacının iddiaları değerlendirilerek mal bedelinin satıcı tarafından tam olarak alınıp alınmadığı belirlenmek, satıcının mal bedelini almış olduğunun tereddütsüz anlaşılması durumunda satıcının böyle bir davada hukuki yararının bulunmaması nedeniyle bu davayı açamayacağının kabulü, aksi durumda satıcının mal bedelini almamış olması halinde, mal üzerinde menfaatinin devam etmesi nedeniyle bu davayı açmasının mümkün bulunduğunun kabulü gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davacı-karşı davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, HUMK’ nun 409/son ( HMK 150) maddesi uyarınca, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Konuya ilişkin yasal düzenleme ve ilkeler üzerinde de durulmalıdır: İşlemden kaldırma ve davanın açılmamış sayılması müessesesi 1086 sayılı HUMK.nun 409 ( HMK 150) ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kural olarak, mahkemece; taraflara usulüne uygun davetiye çıkarılması, bu yolla tarafların duruşmada hazır bulunmalarının ve savunma yapabilmelerinin sağlanması yasal bir zorunluluk ve hukuki dinlenilme hakkının da gereğidir. Usulüne uygun davet edilen taraf davacı, davasını takip etmek istiyorsa bizzat ya da vekili vasıtasıyla duruşmaya katılmalıdır. Eğer duruşma günü celseye katılma imkanı yoksa buna ilişkin mazeretini bildirmeli, belgelemeli ve duruşma gününün kendisine bildirmesi için gerekli giderleri de yatırmalıdır. Davalı taraf ise, yargılamaya katılmak istemiyorsa ve savunma yapmayacaksa katılmak zorunda değildir. Bu durumda davayı inkar etmiş sayılır, davayı takip etmek isteyip de buna imkanı yoksa bu durumu dilekçesi ile bildirmeli, belgelemeli ve tebliğ giderlerini de yatırmalıdır. Görüldüğü üzere, duruşma günü celseye katılma imkanı olmayan tarafın bu mazeretini bildirip belgeleyerek, bildirim giderlerini de yatırarak duruşmanın ertelenmesini isteme olanağı bulunmaktadır. Mahkemece, usulüne uygun biçimde davet edilmiş taraflardan yalnız biri duruşmaya katılırsa gelmeyen tarafın geçerli mazeret gönderip göndermediği, gerekli masrafın karşılanıp karşılanmadığı incelenecek,
gelen tarafın bu mazeret dilekçesine karşı beyanına göre, dosyanın işlemden kaldırılmasına ya da kaldırılmamasına karar verilecektir. Mazeret göndermeyen davacı tarafın yokluğunda duruşmaya gelen taraf davayı takip etmeyeceğini açıkça bildirirse dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. Bir başka deyişle dosyanın işlemden kaldırılabilmesi için duruşmaya gelmiş olan tarafın davayı takip etmeyeceğini açıkça bildirmiş olması gerekir. Dava konusu olayda davalı-karşı davacı 01/11/2012 tarihinde duruşmaya mazeretsiz katılmayarak karşı davasını takipsiz bıraktığı, yine 18.12.2012 tarihli celse duruşmaya mazeretli katılmadığı, daha sonraki celselerde ise davasını takip ettiği anlaşılmış olup, davalı-karşı davacının gelmediği celselerde ise davacı-karşı davalılar vekili dosyanın işlemden kaldırılması gerektiğini açıkça beyan etmeden işin esasına yönelik beyanlarda bulunmuştur. Bu durumda davacı-karşı davalılar vekilinin dosyanın işlemden kaldırılmasını açıkça istemediğinden davayı takip etmek istediğinin kabulü gerekmektedir. Bu itibarla mahkemece karşı dava yönünden de yargılamaya devam edilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı-karşı davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı- karşı davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı- karşı davalılar yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacı-karşı davalılara iadesine, 27/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2012/13527 E., 2013/11458 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
hizmetinde kusurlu davranarak taşınan eşyayı teslim ederken teslim şartlarını yerine getirmeyerek asıl alıcı dışında başka bir şahsa kimlik bilgilerini ve yetkilendirme belgesini araştırmadan teslim etmekte ağır kusurlu olduğu, bu nedenle TTK'nun 786. maddesi gereğince zararın tamamından sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 8.014,18 TL’nin 20.05.2003 tarihinden itibaren işleyecek
11. Hukuk Dairesi 2012/13527 E. , 2013/11458 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.07.2009 tarih ve 2003/621-2009/413 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin 20.05.2003 tarihinde 450 adet 100 Kg ağırlığındaki 9.553 TL bedelli 44.978 ... deriyi ......deki ... Deri'ye teslim edilmek üzere davalı ...'nun ... Şubesine teslim ettiklerini, bir kaç gün sonra alıcı şirket ile yapılan görüşmede kargonun alıcıya ulaşmadığını öğrendiklerini, kargo şubesinden yaptıkları araştırmada, kargonun ...'e değil de davalı ... şirketinin ... ... Şubesine gönderildiğini ve oradan da ... isimli bir şahsa teslim edildiğini öğrendiklerini, bu şahsın kimlik bilgilerinin alınmadığı gibi verdiği adresin uydurma bir adres olduğunun anlaşıldığını, davalı şirketin kusurlu taşıma işinden dolayı müvekkillerini zarara uğrattığını ileri sürerek, 9.553,00 TL zararının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Şirketi vekili, müvekkili şirkete belirtilen miktarda mal teslim edilmediğini, teslim edilen malın bedelinin iddia edildiği kadar olmadığını, müvekkilinin kargonun içeriğinin ne olduğu ve değerinin ne meblağda olduğunu araştırma yetkisi bulunmadığını, kargonun davacının belirttiği muhataba teslim edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacılar tarafından işlenmiş derinin ...'e gönderilmek üzere davalı ...'ın yetkili olduğu diğer davalı şirketin... Şubesine teslim edildiği, ancak teslim edilen malın, alıcısının İzmir'de olmasına rağmen İstanbul'a gönderildiği ve burada kimlik tespiti yapılmadan irsaliyeli faturada alıcı olarak ismi bildirilen ... Deri isimli firma yetkilisi ...'e teslim edilmeyerek alıcı tarafından yetkilendirildiği de belgelendirilmeyen ve kimlik bilgileri alınmadan, alıcıyla ilgisi bulunmayan ... isimli kişiye teslim edildiği, davalıların asıl işlerinin taşıma işi olduğu, kargo hizmetinde kusurlu davranarak taşınan eşyayı teslim ederken teslim şartlarını yerine getirmeyerek asıl alıcı dışında başka bir şahsa kimlik bilgilerini ve yetkilendirme belgesini araştırmadan teslim etmekte ağır kusurlu olduğu, bu nedenle TTK'nun 786. maddesi gereğince zararın tamamından sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 8.014,18 TL’nin 20.05.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekili ile davalı ... temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, mahkemece, davalı şirket bakımından, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği halde, davada kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
3- Diğer davalı ... yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince, dosya kapsamından davalının, diğer davalı şirketin ... Şubesi sorumlusu olduğu anlaşılmaktadır. Davada taşımanın kusurlu ifası nedeniyle taşıyıcı ... Kargo (... Kargo) şirketine de husumet yöneltilmiş bulunmaktadır. Bu durumda, mahkemece davalı ...'ın hangi nedenle sorumlu olduğu karar yerinde tartışılıp bu davalı hakkında buna göre bir hüküm oluşturulması gerekirken, kararda bu hususta herhangi bir gerekçeye yer verilmeden bu davalının da sorumlu tutulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, kararın (2) bendde açıklanan nedenle davalı şirket ve (3) nolu bendde açıklanan nedenle ise davalı ... yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 03.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2010/4185 E., 2011/15157 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Davalı vekili, davanın görevli mahkemede açılmadığını, taraflar arasında sözleşme, haksız fiil veya kanuna dayalı bir borç ilişkisinin bulunmadığını, davalı şirketin davada taraf sıfatının bulunmadığını, TTK'nun 786.maddesinde malın mahiyet ve değeri beyan edilmeyen hallerde taşıyıcının sorumluluğunun düzenlendiğini, değeri belirtilmeyen durumlarda taşıyıcının zarar ve ziyanından sorumlu olmadığın
11. Hukuk Dairesi 2010/4185 E. , 2011/15157 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/09/2009 tarih ve 2008/2072-2009/1247 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 30.04.2008 tarihinde davalı şirkete ait .....plakalı araç Antalya ilinden Ankara'ya gitmek üzere bindiğini, otobüse binmeden muavin tarafından valizlerin bagaja fişi yapıştırıldığını ve numarasının davacıya verildiğini, davacının Ankara'ya geldiğinde valizleri almak için numarayı muavine verdiğinde valizlerin bagajda olmadığını gördüğünü, bunun üzerine Ankara Aşti Metro Bölge Müdürlüğüne giderek şikayet ettiğini, valizin içinde yurt dışından getirtilen digital kamera, bir valiz tamamen yeni doğmuş çocukları için alınan eşyalar ve hediyeler, cep telefonu aksesuarları ve bir daha telafisi mümkün olmayacak makine içinde bulunan nişan ve düğün resimleri ile video çekimlerinin bulunduğunu, gerekli dikkat ve özenin gösterilmeyerek valizlerin kaybolduğunu ileri sürerek, 2.000,00 TL tazminatın 30.04.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın görevli mahkemede açılmadığını, taraflar arasında sözleşme, haksız fiil veya kanuna dayalı bir borç ilişkisinin bulunmadığını, davalı şirketin davada taraf sıfatının bulunmadığını, TTK'nun 786.maddesinde malın mahiyet ve değeri beyan edilmeyen hallerde taşıyıcının sorumluluğunun düzenlendiğini, değeri belirtilmeyen durumlarda taşıyıcının zarar ve ziyanından sorumlu olmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının yolculuğunun niteliği, ekonomik ve sosyal statüsü dikkate alınarak bilirkişiden bu nitelikleri içerir ayrıntılı rapor alınmış olup, davacının zararının 1.655,00 TL olduğu gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile haksız fiil tarihi olan 30.04.2008 tarihinden itibaren 1.655,00 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 70,30 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 15.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ticaret Hukuku
6102 sayılı TTK hükümleri uyarınca Çek ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi **yanlıştır**?
A) Çek, görüldüğünde ödenir; buna aykırı vade kaydı yazılmamış sayılır.
B) Çek, rehin cirosuyla devredilemez.
C) Çek üzerine yazılan faiz şartı (kapital faiz) yazılmamış sayılır.
D) Çekin zamanında ibraz edilmemesi halinde, hamil müracaat hakkını kaybeder ancak alacaklısı olduğu keşideciye karşı sebepsiz zenginleşme davası açabilir.
E) Çekin ibraz süresi içinde "Takas Odası"na sunulması, ödeme için ibraz yerine geçmez.
Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.