6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 793

Türk Ticaret Kanunu 793. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 793- (1) Protestonun düzenlenmesinden veya aynı nitelikte bir belirlemeden veya ibraz süresinin geçmesinden sonra yapılan ciro, ancak alacağın temlikinin sonuçlarını doğurur. (2) Tarihsiz bir cironun, protesto veya aynı nitelikte bir belirlemeden veya ibraz süresinin geçmesinden önce yapıldığı, aksi sabit oluncaya kadar karinedir. ÜÇÜNCÜ AYIRIM Ödeme ve Ödememe A) Ödeme I - Aval

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2022/2615 E., 2023/2796 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
6102 sayılı Kanun’un 793 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, tarihsiz bir cironun, protesto veya aynı nitelikte bir belirlemeden veya ibraz süresinin geçmesinden önce yapıldığı, aksi sabit oluncaya kadar karinedir.
11. Hukuk Dairesi         2022/2615 E.  ,  2023/2796 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/277Esas, 2021/219 Karar HÜKÜM : Kabul Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı.... tarafından müvekkili lehine keşide edilen çekin A. Y. ciro ile teslim edildiğini, cirantaya borcunu ödeyen müvekkilinin çeki A.Y.'den alarak cirosunu çizmeden....'ye iade ettiğini, daha sonra aleyhine takip başlatıldığını, takibe esas çeki incelediğinde çekin miktar ve keşide tarihlerinin tahrif edildiğini, arka yüzüne de alacaklı olarak ... adında hiç tanımadığı ve ticari bir alışverişinin olmadığını, yeni bir cirantanın eklendiğini, müvekkili aleyhine haksız takip yaptığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini ve tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen Karar Mahkemece 09.02.2016 tarih, 2015/331 E. ve 2016/93 K. sayılı kararı ile Susurluk İcra Müdürlüğünün 2013/1147 E. sayılı dosyasından yapılan ödeme emri 26.12.2013 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, eldeki davanın 17.08.2015 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun (6102 sayılı Kanun) 749 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 6 aylık süreden sonra eldeki davanın açıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. B. Bozma Kararı Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 02.11.2016 tarih, 2016/6580 E. ve 2016/14241 K. sayılı kararıyla davanın 2004 sayılı İcra İflas Kanun'un (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesine göre açılmış menfi tespit davası olduğu ve takibin halen derdest olduğu, zamanaşımına ilişkin sürelerin henüz işlemediği, zamanaşımına ilişkin süreler işlemediğinden işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin keşidecisi olan ŞT Tohumculuk Şirketi'ni temsile yetkili müdürünün ... olduğu, dava konusu çekin bedel kısmında rakamla 70.000,00 TL ve yazıyla "yetmişbin" yazılı iken, yazıyla "ikiyüzyetmişbin" şeklinde değiştirildiği, çekin keşide tarihinin ise 20.10.2012 iken 26.10.2013 olarak değiştirildiği, çekin ön yüzündeki keşideci imzası ile düzeltme yanındaki imzaların, keşideci şirket müdürünün eli ürünü olmadığının tespit edildiği, ciranta durumundaki davacının değişiklikten önceki 70,000,00 TL rakamı ile sorumlu tutulamayacağı, çekin keşide tarihinin tahrifattan önceki haliyle değerlendirilmesi gerektiği, çekin ön yüzündeki tahriften önceki keşide tarihinin 20.10.2012 olduğu, çekin bankaya ibraz edildiği ve arkasının yazıldığı tarihin ise 31.10.2013 olduğu, bu haliyle 10 günlük yasal süre içinde bankaya ibraz edilmeyen çekin kambiyo senedi olma niteliğini yitirdiği, davalı alacaklının kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını kaybettiği, çek niteliğini yitiren takip dayanağı belge ile kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile icra takibi yapılamayacağı, dayanak belgenin bu haliyle de borç ikrarını içermediğinden 2004 sayılı Kanun'un 68 inci maddesinin birinci fıkrasında sayılı belgelerden olmadığı için genel haciz yolu ile takibe de dayanak yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, takip dayanağı çekle ilgili davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatı yönünden kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; çekin icra takibi ile borçlu olarak davacıya tebliğ etmesinden itibaren 6 ay içinde açılmamış olduğu için zamanaşımına uğradığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, davacı ciro ettiği çeki keşideciye veya önceki cirantaya iade ettiğini ileri sürdüğünü, basiretli davranarak iadeden önce kendi cirosunu iptal etmediğini, davacının davaya konu çekte yapılan düzeltmelerdeki parafların aidiyetini ve bu düzeltme ve parafların kendi cirosundan sonra yapıldığını ve hamilin kötü niyetli olduğunu ispatlaması gerektiğini,çekin arka yüzündeki ilk ciro sahibi olan davacının cirosunun ve imzasının bizzat davacıya ait olduğunun iki ayrı bilirkişi raporuyla belirlendiğini, yapılan inceleme ile çekin arkasındaki ve önündeki yazı ve rakamlarla davalı müvekkilinin bir ilgisinin olmadığının tespit edildiğini, davalının çeki davacıdan ciro yolu ile almış olması sebebiyle, çekin ön yüzündeki yazı ve rakamların keşideci tarafından keşide edilip edilmemesi hususunun davalı yönünden bir önem taşımadığını, davacının davalı ve kendisinden sonraki ciranta olan davalıya karşı ödeme sorumluluğunu ortadan kaldıracak unsurların ispat edilmediğinden kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, takibe dayanak çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı Kanun'un 72 inci maddesi 3. Değerlendirme Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilin dava dışı üçüncü kişiden çekici satın almaya talip olduğunu, arkadaşı.... tarafından müvekkili lehine dava konusu çekin keşide edilerek teslim edildiğini, bu tacir çekinin arka yüzü davacı müvekkilince ciro edilerek aracı satın aldığı kişiye teslim edildiğini, ciro etmiş olduğu dava konusu çeki borcu ödedikten sonra geri aldığını ve çekin keşidecisi olan ŞT Tohumculuk Zirai Ürünler Tarım Hayvancılık Gıda Nakliyat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. Yetkilisi.... adlı şahsa iade ve teslim ettiğini ileri sürmüş, çekin tesliminden yaklaşık 1 yıl sonra da dava konusu çekin miktar ve keşide tarihlerinin tahrif edildiğini, arka yüzüne de alacaklı olarak davalının eklendiğini, davalıyı hiç tanımadığını ve ticari bir alışverişinin de olmadığı iddiasıyla davayı açmıştır. Dava konusu çek incelendiğinde; keşidecisinin ŞT Tohumculuk Zirai Ürünler Tarım Hayvancılık Gıda Nakliyat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. olduğu, lehtarın davacı olduğu, hamilin ise davalı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin dava dilekçesindeki kabulüne göre, keşideci olan şirketin yetkilisi Ş.T. tarafından çek düzenlenilerek davacıya verilmiş ve davacı tarafından ciroya tarih atılmadan ve ciro çizilmeden keşideciye iade edilmiştir. 6102 sayılı Kanun’un 793 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, tarihsiz bir cironun, protesto veya aynı nitelikte bir belirlemeden veya ibraz süresinin geçmesinden önce yapıldığı, aksi sabit oluncaya kadar karinedir. Dosya kapsamından, dava konusu çekin geriye ciro ile düzenleyene verildiği, düzenleyenin de tekrar tedavüle sokarak davalı hamile çeki verdiği, ciro zincirinde kopukluk olduğu iddiasının da davacı tarafından usulüne uygun delillerle ispat edilmediğine göre muntazam ciro silsilesi ile hamil olan davalı meşru hamil olup, davanın reddi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Mahkeme kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Dava; icra takibine konu çekten dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava konusu çekte keşideci dava dışı ŞT Tohumculuk Zirai Ürünler.... Ltd. Şti., lehtar davacı, davalı ise hamildir. Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 24.09.2020 ve 01.04.2021 tarihli bilirkişi raporlarında çekteki keşideci imzasının dava dışı şirket yetkilisi ...'e ait olmadığı gibi çekteki keşide tarihi ve bedeldeki düzeltmelerin de bu kişiye ait olmadığı belirtilmiştir. Bu durumda çekteki bedel, keşide tarihinde tahrifatlar yapıldığı bu düzeltme ve tahrifatların da keşideci imzasıyla doğrulanmadığı sabittir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 207nci maddesi uyarınca senetteki çıkıntı, kazıntı ve silinti ayrıca onanmamışsa, inkar hâlinde göz önünde tutulmaz. Bu nedenle senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onaylanması gerekir. Düzeltmenin onaylı olmaması ve imzanın keşideciye ait olmadığının anlaşılması halinde düzeltme yok hükmünde olup senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirilmesi yapılır. Somut olayda takibe konu çekin keşide tarihinin 20.12.2012 iken tahrif edilerek 26.10.2013 olarak yapıldığı, çekin gerçek keşide tarihindeki ibraz süresi bittikten sonra 31.10.2013 tarihinde ibraz edildiği çekin kambiyo senedi sıfatını yitirdiği, davalı hamil kambiyoya dayalı hakkına dayanarak kambiyo takibi yapamayacağı gibi davacıdan da alacak isteminde bulunamaz. Sayın çoğunluk çekin geriye ciro ile düzenleyene verildiği, düzenleyenin de tekrar tedavüle sokarak çeki davalı hamile verdiği, ciro silsilesinde kopukluk olmadığı iddiasıyla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Oysa yukarıda yaptığımız açıklamalar dikkate alındığında burada sorun geriye ciro ve ciro silsilesinde kopukluk hukuki olayı değildir, sorun çekteki bedel ve keşide tarihinde yapılan tahrifatların, düzeltmelerin keşideci tarafından yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğu ve çekin süresinde bankaya ibraz edilmemesi nedeniyle hamilin kambiyodan kaynaklanan haklarını yitirmesi ve davacı lehtara kambiyo dayalı alacak isteminde bulunamamasında olup tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olup onanması gerektiğinden sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmamaktayım.

Diğer kararlar (2)

15. Ceza Dairesi, 2018/8396 E., 2018/9602 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
bul edilemeyeceğinden hareketle; şüphelilerin beyanlarında birbirleri yerine imza atabileceklerini belirtmeleri nedeniyle zımni rızanın varlığı kabul edileceğinden, yapılacak yazı ve imza incelemesinin bir öneminin kalmayacağı; öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 793/1. maddesine göre, ibrazdan sonra yapılan cironun, alacağın temliki sonuçlarını doğuracağının kabul edilmesi nedeniyle ç
15. Ceza Dairesi         2018/8396 E.  ,  2018/9602 K. "İçtihat Metni" Resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından şüpheliler .... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda ....Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 25.10.2017 tarih ve 2017/24621-15204 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii ....1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 07.12.2017 tarih ve 2017/6486 değişik iş sayılı kararı aleyhine yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 25.10.2018 gün ve 94660652-105-55-6140-2018 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.11.2018 gün ve 2018/89013 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; 5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı kanunun 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan kanunun 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği yönündeki açıklamalar karşısında, Somut olayda, müştekinin olaya konu belgeyi borcunu ödemek amacıyla şüpheli ...'nın çalışanı olan ... lehine tanzim ettiğini, belgeyi bu haliyle ...'ya teslim ettiğini, belgenin aynı şahıs tarafından ibraz edildiğini, bu esnada belge arkasında... ismine atfen herhangi bir ciro yazısı ve imzası bulunmadığını, belgenin karşılıksız kaldığını, ardından lehtar ... l ile ibraz eden ... isimlerine atfen atılı bulunan ciro yazılarının arasına .... ismine atfen ciro yazısı ve imzası konulduğunu, belgenin bu haliyle .... tarafından icra takibine konu edildiğini ileri sürmesi ve şüpheli Abbas Kaya'nın alınan ifadesinde ismine atfen atılı bulunan yazı ve imzanın kendisine ait olmadığını düşündüğünü, kendisi yerine oğlu ... tarafından imzalanmış olabileceğini beyan etmesi karşısında, belgenin ibrazı anında arkasında ... ismine atfen ciro yazısı ve imzası bulunup bulunmadığı yönünde araştırma yapılarak gerekirse yazı ve imzanın sahte olup olmadığına ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılması, toplanacak deliller ve yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerekirken, herhangi bir işlem yapılmadan kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği gözetilmeden yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Şikâyetçinin beyanlarında, şüphelilerden ...’ya olan borcuna karşılık... l lehine düzenlediği 15.08.2013 tarihli çeki verdiğini ve bu şüpheli tarafından suça konu çekin bankaya ibraz edilmesi üzerine banka tarafından çekin arka yüzüne karşılıksız kaşesinin vurulduğunu, ibraz sırasında .... ’nın cirosunun bulunmamasına rağmen, sonrasında araya sıkıştırılan ciro nedeniyle ciranta haline gelmesi üzerine bu kişi tarafından icra takibine konu edildiğine dair iddiaları nedeniyle başlatılan soruşturma sonucunda verilen kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararına karşı yapılan itiraz üzerine verilen ret kararına yönelik olarak, ....adına atılan yazı ve imzaların ona ait olup olmadığı ile ibraz anında cirosunun bulunup bulunmadığı hususlarında araştırma yapılması gerektiğinden bahisle kanun yararına bozma isteminde bulunulduğu anlaşılmış ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, hesap sahibinin önceden verdiği açık ya da örtülü rıza üzerine imzasını taklit ederek kullanan failde zarar verme bilinci bulunmayacağından kastın varlığının ileri sürülemeyeceği, bu rızaya dayanarak başkasının imzasını atan kimsede suç kastının varlığı kabul edilemeyeceğinden hareketle; şüphelilerin beyanlarında birbirleri yerine imza atabileceklerini belirtmeleri nedeniyle zımni rızanın varlığı kabul edileceğinden, yapılacak yazı ve imza incelemesinin bir öneminin kalmayacağı; öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 793/1. maddesine göre, ibrazdan sonra yapılan cironun, alacağın temliki sonuçlarını doğuracağının kabul edilmesi nedeniyle çekin, bu niteliğini kaybetmeyeceği, sadece şahsi def'ilerin ibrazdan sonra çeki ciro ile alan yetkili hamile karşı da ileri sürülebileceği, dolayısıyla ibrazdan sonra.... ’ya çekin ciro edilmesi halinde çekin kambiyo senedi niteliğinin kaybolmayacağı ve bankada karşılığı bulunmayan çekin ... tarafından icra takibine konulması mümkünken aynı işyerinde çalışan babası tarafından konulmasında da bir menfaatlerinin bulunmadığı dikkate alındığında, sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarının yasal unsurlarının oluşmayacağı, yine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 24.03.1989 gün ve 1988/1-1989/2 sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, çekin miktarı itibariyle bedelsiz kaldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği halde buna ilişkin delil ileri sürülemediği, UYAP üzerinden yapılan incelemede de, yapılan icra takibinin iptali için .... tarafından açılan ve ....2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/461 esas sayılı dosyası üzerinden görülen davada, çekin ödenmesinden ziyade zamanaşımına uğradığının iddia edildiği, ilgili dosyada da çekin kambiyo senedi niteliğini koruduğunun kabul edildiği, bu itibarla bedelsiz senedi kullanma suçunun da unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, ....1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 07.12.2017 tarih ve 2017/6486 değişik iş sayılı kararına yönelik yapılan kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 17.12.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2015/9466 E., 2015/9537 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL ANADOLU 15. SULH HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Maddesi ( 6102 sayılı TTK'nın 793 maddesi) uyarınca bulunması şarttır.
11. Hukuk Dairesi         2015/9466 E.  ,  2015/9537 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 15. SULH HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/07/2014 NUMARASI : 2011/120-2014/496 Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/07/2014 tarih ve 2011/120-2014/496 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı A.. T..'un keşide ettiği çekin T. Teks. İş Elbis. Prom. İnş. Tur. Tem. San ve Tic. Ltd. Şti. tarafından cirolandığını, anılan çekin ibrazında karşılıksız çıktığını, tahsil için yapılan icra takibine itiraz edildiğini, itirazın geçerizliğine dair yaptıkları şikayetin İcra Hukuk Mahkemesinde derdest olduğunu ileri sürerek sebepsiz zenginleşmeye dayalı davalarının kabulü ile 4.000 TL'nin 26.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı A.. T.. vekili, 1 yıllık sürenin geçirildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin keşideci olup doğrudan davacı ile bir ticari ilişkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; takibe konu çekin incelenmesinde; keşidecisinin T. Tekstil/A. T. olarak yer aldığı, icra takibinin A. T. aleyhine yapıldığı, inkâr ve çekin aslının sunulamaması da dikkate alındığında pasif husumetin bulunmadığı, fotokopilere göre davacının ciranta sıfatının bulunmadığı, davacının A. Gıda unvanı ile dava açmadığı, şahsı adına dava açtığı davada zaman aşımı süresinin de dolduğu gerekçesiyle aktif pasif dava ehliyetinin yokluğu nedeni ile ve zamanaşımı nedeni ile yasal koşulları oluşmayan ve kanıtlanmayan davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı temyiz etmiştir. Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, aktif ve pasif dava ehliyetinin bulunmadığı, zamanaşımı süresinin dolduğu, davanın ispatlanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Bir davada öncelikle aktif husumet ehliyetinin incelenmesi gerektiğinden, aktif husumet yokluğunun yanında, pasif husumetin bulunmadığı, zamanaşımının gerçekleştiği ve iddiaların ispatlanamadığı gerekçeleriyle davanın reddi doğru değilse de, davacının çek üzerindeki cirosunun çizili olduğu, dava konusu çekin dava dışı G. K.'ın imzası ile bankaya ibraz edildiği, bankaca çekin karşılığının bulunmadığı şerhinin bu imzanın altına işlendiği bu şerhten sonra ise her hangi bir imzanın yer almadığı görülmektedir. Açıklanan bu kayıtlara göre çekin dava dışı Gürşad tarafından bankaya ibraz edildiğinin kabulü gerekir. Protesto yerini tutan ibraz işleminden sonra davacının bu çekte hak sahibi olabilmesi için adına alacağın temliki sonucunu doğuran bir cironun eTTK'nın 705. Maddesi ( 6102 sayılı TTK'nın 793 maddesi) uyarınca bulunması şarttır. Dava konusu çekte davacıyı hak sahibi kılan ve onu yetkili hamil durumuna getiren bir ciro mevcut olmadığına göre aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken sonucu itibariyle doğru olduğundan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru bulunan hükmün açıklanan gerekçeyle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 28/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Ödenmeme protestosu çekilmesi için öngörülen sürenin geçmesinden sonra yapılan ciroya (gecikmiş ciro) ilişkin hukuki sonuçlarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Gecikmiş ciro, alacağın temlikinin hukuki sonuçlarını doğurur.
B) Senet borçlusu, senedi gecikmiş ciro ile devreden kişiye karşı sahip olduğu kişisel def'ileri, senedi devralan yeni hamile karşı da ileri sürebilir.
C) Gecikmiş ciro, senedin kambiyo senedi niteliğini ortadan kaldırmaz.
D) Gecikmiş cironun, cirantanın senet bedelini ödeme taahhüdü altına girmesini sağlayan teminat işlevi bulunmamaktadır.
E) Gecikmiş ciro ile senedi devralan hamil, senet bedelinin ödenmemesi hâlinde, senedi kendisine devreden cirantaya karşı kambiyo hukukuna özgü müracaat yollarına başvurabilir.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol