TTK Madde 995L) Türk Uluslararası Gemi Sicili

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu

Yürürlükte

Bu metin, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içerir.

Kısaca

Madde, deniz ticaretinde gemi üzerindeki ayni haklar ve cebri icra bakımından Türk Uluslararası Gemi Sicili'ne (TUGS) ilişkin özel hükümlerin saklı tutulduğunu bildiren bir saklı tutma hükmüdür. Maddenin kendisi bir yükümlülük ya da yetki kurmaz; yalnızca TUGS'a ilişkin özel düzenlemelerin genel kurallardan önce geldiğini belirtir. Madde, TUGS'un hangi gemileri kapsadığını, tescil koşullarını ve TUGS'a kayıt işlemlerini düzenlemez (m.930 vd. ve TUGS'a ilişkin özel hükümler).

Bu açıklama madde metninin yerini tutmaz; bağlayıcı olan aşağıdaki metindir.

(1)“Türk Uluslararası Gemi Sicili” ile ilgili hükümler saklıdır.

Kanun metninde bu maddeHam metin
Madde gerekçesi

4490 sayılı Kanun ile Türk uluslararası gemi sicilinin ihdası ve bu sicilin tutul ması, sicile kaydolunacak gemi ve yatlara ve bunlar üzerindeki hakların devri, terkini, kısacası si cil işlemlerine ilişkin esasların ayrıca düzenlenmiş olması karşısında Türk uluslararası gemi siciliy le ilgili özel hükümleri saklı tutmak üzere yeni bir madde sevkedilmesi gerekli görülmüştür. — 3 2 4 - DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Mülkiyet ve Diğer Aynî Haklar 996 ilâ 1011 inci Maddelere İlişkin Genel Açıklamalar Gemiler üzerindeki aynî hakların düzenlenmesinde hareket edilen aslî prensip, Tasarının 1 in ci maddesinde yer alan Ticaret Kanununun Medenî Kanunun ayrılmaz bir parçasını teşkil ettiği ku ralıdır. Bu yüzden Tasarıda sadece, gemiler üzerindeki aynî haklar bakımından farklı bir şekilde dü zenlenmesi gereken hususlarda ilgili hükümlere yer verilmiştir. Tasarının 1 inci maddesinde ifade edilen genel prensip uyarınca bu Bölümde farklı şekilde düzenlenmemiş bütün hususlarda 4721 sa yılı Türk Medenî Kanunu hükümleri cari olacaktır. Tasarının bu Bölümündeki hükümlerin kaleme alınmasında titizlikle gözetilen ikinci prensip, Türk Medenî Kanunu hükümleri ile uyumun sağlanmasıdır. Bunu yaparken şu iki husus göz önün de bulundurulmuştur: 1) Bilindiği üzere, 6762 sayılı Kanunun Deniz Ticaret Kitabı ile ilgili hükümleri 1897 tarihli Alm. TK.'dan alınmıştır. Buna mukabil Medenî Kanunumuz dolayısıyla bu Kanunun aynî haklarla ilgili hü kümlerinin mehazını 1907 tarihli İsviçre Medenî Kanunu teşkil eder. Bu iki kanun arasındaki hüküm farklılıkları, İsviçre Medenî Kanunundaki hal tarzları tercih edilmek suretiyle giderilmiştir. 2) 1897 tarihli Alm. TK. hükümlerinin önemli bir kısmı 1861 tarihli Alman Umumî Ticaret Ka nunnamesinden gelmedir. 1861 tarihinde Almanya'da Medenî Hukuk ve Borçlar Hukuku alanların da henüz bütün Almanya'ya şamil federal bir düzenleme yoktu. Onun için aslında Medenî Kanun veya Borçlar Kanunu içinde düzenlenmesi gereken bir çok husus, tecanüs ve birliğin temini için Ti caret Kanununa dercedilmiştir. Ancak bu hususlarda bizim Medenî Kanunumuz ile Borçlar Kanu numuzda hükümler mevcut olduğundan, 6762 sayılı Kanunun, Alm. TK.'dan gelen bu çeşit hüküm lerini dahi ayıklamak ve Tasarıdan çıkarmak gerekmiştir. Düzenlemenin şekli bakımından 6762 sayılı Kanunda mevcut olan çeşitli aksaklık ve tertipsiz liklerin düzeltilmesi ve giderilmesi için önce sicile kayıtlı olan ve olmayan gemilere uygulanacak hükümlerle ilgili iki madde, tekniğin bugün ulaştığı seviyede sicile kayıtlı olmayan gemiler üzerin deki mülkiyetin intikalinde Türk Medenî Kanununun taşınır mülkiyetinin intikâli ile ilgili kuralla rından ayrılmayı gerektirecek bir sebep olmadığından, mülkiyetin sadece anlaşma ile intikâl edece ğine dair cümleleri çıkarılmak suretiyle muhafaza edilmiş, sonra gemiler üzerindeki aynî hakların sadece bir kategorisini teşkil eden "Mülkiyet", daha sonra 6762 sayılı Kanunda beş Ayırıma dağı nık bir şekilde serpiştirilmiş bulunan hükümlerin biraraya toplanıp, tasnif edilmesi suretiyle "gemi rehni" ve nihayet 6762 sayılı Kanunda "umumî hükümler" arasında yer alan tesisi suretine ilişkin hükmün de ilgili Bölüme alınması suretiyle "İntifa hakkı" hükme bağlanmıştır. Ayrıca Tasarının gemiler üzerindeki aynî haklara tahsis edilen bu Bölümüne 6762 sayılı Kanu nun aynî haklarla doğrudan bir ilişkisi bulunmayan "geminin kiralanması", "gemi satışında nef i ve hasarın intikali" ve "temlik edenin üçüncü şahımlara olan şahsî borçları"na ilişkin hükümleri alın mamış, "sicil karineleri" ile "tescilin hüküm ve sonuçları", "kayıt masrafları" ve "yola hazır gemi nin icradaki durumu" ile ilgili hükümleri ise, Tasarının ait oldukları Bölümlerine nakledilmiştir. Bundan başka 6762 sayılı Kanunun 942 nci maddesinin ikinci fıkrasında yapı üzerindeki ipo tekle ilgili olarak, gemi mülkiyetinin kazanılması yollarına dair hükümlere yapılan yollamalar çıka rılmış, birlikte gemi ipoteğinde "Bir geminin birden fazla paylarının ipotek edilmiş olması"ndan bahseden mehaz Alman Kanununun ilgili hükmünün Türkçe'ye "birden çok gemi payının ipotek edilmesi" olarak çevrilmesi suretiyle yapılan yanlışlık düzeltilmiş ve kıymetli evraka ait ipotekler için farklı kaynaklardan alınan hükümler uyumlaştırılıp birleştirilerek düzeltilmiştir. Sicile kayıtlı gemiler üzerindeki mülkiyet, "gemi üzerindeki mülkiyet", "gemi payı ve iştirak payı üzerindeki mülkiyet" ve "yapı halinde bulunan gemiler ve gemi payları üzerindeki mülkiyet" olmak üzere üç başlık altında düzenlenmiştir. Bu düzenlemede önce mülkiyetin iktisabı, daha son ra zıyaı ile ilgili hükümlere yer verilmiştir. Mülkiyetin iktisabı ile ilgili hükümlerde önce aslen ik tisap, daha sonra devren iktisap ele alınmış ve iktisap yolları içinden sadece deniz ticareti hukukun da farklı şekilde düzenlenmesi gerekenlerle ilgili hükümler sevk edilmiştir. Mülkiyetin zıyaı, mül kiyetin iktisabı yollarına paralel olarak hangi anda gerçekleşmiş sayılacağına işaret edilmek sure tiyle düzenlenmiştir. Gemi mülkiyetinin olağanüstü zamanaşımı ile iktisabında mehaz Alman Hukukuna uygun ola rak aslî zilyedin mahkemece verilen tescil kararına istinaden kendisini sicile kaydettirdiği an esas alınmıştır. Gemi mülkiyetinin devren iktisabında 6762 sayılı Kanunda gemilerin daimî olarak yolculukta bulunmaları dolayısıyla benimsenmiş olan "anlaşma" esasından ayrılınarak iletişim tekniğinin bu gün ulaştığı düzeyde Türk Medenî Kanununun taşınır mülkiyetinin intikali için koyduğu kuraldan inhiraf etmeyi gerektiren hiçbir sebep bulunmamakla anlaşma ve zilyetliğin nakli esası kabul edil miştir. Diğer yandan yapı halindeki gemilere mahsus sicile kaydolunmayan yapılar ve yapı payları üzerindeki mülkiyetin nasıl iktisap ve zayi edileceği 6762 sayılı Kanunda düzenlenmemiş bulunu yordu. Bazı farklı uygulamaların ortaya çıkmasına sebebiyet veren bu alandaki boşluk Tasarıya ye ni bir madde ilâve edilmek suretiyle giderilmiştir. BİRİNCİ AYIRIM Uygulanacak Hükümler

Gerekçe kanun koyucunun açıklamasıdır, hüküm değildir; çelişirse madde metni esastır. Kaynak belge

Bu maddedeki kavramlar

Bağlantılı kavramın sözlükte tanımı, geçtiği öteki maddeler ve örnek kararları var.