Anayasa Mahkemesi Kanunu › İnceleme ve yargılama usulleri

Siyasi parti kapatma ve dokunulmazlığın kaldırılması davaları, siyasi partilerin mali denetimi

Anayasa Mahkemesi Kanunu m.52–58Anayasa HukukuSon değişiklik: 07.12.2023 (m.57)

Kısaca

Anayasa Mahkemesi Kanunu m.52, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açtığı siyasi parti kapatma davasında ve Devlet yardımından yoksun bırakma davasında Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun karar usulünü düzenler: karar yeter sayısı, dosya üzerinden inceleme, raportörün ilk inceleme raporu, iddianamenin partiye gönderilmesi, savunma alınması, sözlü savunma ve sözlü açıklamalar ile kararın tebliği ve yayımı.

Kapsam

Bu konu, Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m.52–58 hükümlerini kapsar.

Anayasa Mahkemesi Kanunu m.52 — Siyasi parti kapatma davaları

Madde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açtığı siyasi parti kapatma davasında ve Devlet yardımından yoksun bırakma davasında Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun karar usulünü düzenler: karar yeter sayısı, dosya üzerinden inceleme, raportörün ilk inceleme raporu, iddianamenin partiye gönderilmesi, savunma alınması, sözlü savunma ve sözlü açıklamalar ile kararın tebliği ve yayımı. Kapatma sebeplerini ve şartlarını (Anayasa m.68/4, m.69) düzenlemez; bu konular Anayasa ve ilgili düzenlemelerde yer alır. Ön inceleme, ihtar başvurusu ve dokunulmazlık kararlarına ilişkin usuller de bu maddenin kapsamı dışındadır (6216 sayılı Kanun m.53, m.54). Kapatma davasının açılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Devlet yardımından yoksun bırakma istemiyle açtığı davalarda da aynı usul uygulanır. Kişisel sorumluluk ve siyasi yasaklılık ile ilgili ayrıntılar da bu maddede yer almaz.

Siyasi parti kapatma davaları: hangi sonuçları doğurur?

  • Mahkeme, kapatma sebeplerinin ve şartlarının gerçekleşmediği kanaatine varırsa davanın reddine karar verir.
  • Davanın reddi kararı hukuk aleminde yeni bir sonuç doğurmaz ve parti faaliyetine devam eder.
  • Mahkeme, sebeplerin gerçekleşmesi halinde fiillerin ağırlığına göre partinin kapatılmasına ya da Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verebilir.
  • Karar, toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çokluğu ile alınır; bu oran sağlanmazsa kapatma ya da yoksun bırakma kararı verilemez.
  • İlk inceleme sonunda iddianame kabul edilmezse usul ve esasa ilişkin savunma alma aşamasına geçilmez.
  • Kapatma davası sonucunda verilen karar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili siyasi partiye tebliğ edilir ve Resmî Gazetede yayımlanır.
  • Anayasa Mahkemesi kararı kesindir ve karşı kanun yoluna başvurulamaz.

Kapatma ile devlet yardımından yoksun bırakma arasındaki fark nedir?

Partinin tüzel kişiliğinin sona erdirildiği kapatma kararı; Anayasa Mahkemesi kararıyla partinin malvarlığı hazineye geçer.

Partinin kapatılmadan devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakıldığı karar; parti faaliyetine devam eder.

Her iki karar da madde metninde toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çokluğu ile verilir; yaptırımın ağırlığına göre karar türü seçilir.

Dava konusu fiillerin ağırlığına göre karar ile kapatma sebeplerinin varlığı arasındaki fark nedir?

Dava konusu fiiller kapatma ağırlığına ulaşmıyorsa Mahkeme yalnızca Devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakma kararı verebilir.

Kapatma sebepleri ağır biçimde gerçekleşmişse Mahkeme kapatma kararı verebilir.

Madde metni, fiillerin ağırlığına göre bu iki yaptırım arasında seçim yapılmasını öngörür.

Dosya üzerinden inceleme ile sözlü savunma ve sözlü açıklama arasındaki fark nedir?

Dava dosya üzerinden Genel Kurulca incelenir ve kesin karara bağlanır.

Sözlü savunma, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından sonra kapatılması istenen partinin genel başkanı ya da tayin edeceği vekil tarafından yapılır; Genel Kurul ilgilileri ve bilgisi olanları ayrıca çağırabilir.

Sözlü savunma dinlenmesi zorunludur; sözlü açıklama dinlenmesi ise Genel Kurulun takdirine bağlıdır.

Parti savunması ile siyasi yasaklılık istenenlerin savunması arasındaki fark nedir?

Davalı parti usul ve esasa ilişkin savunmasını yazılı olarak verir ve bu savunma Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.

Hakkında siyasi yasaklılık istenen kişiler iddialarla ilgili savunmalarını yazılı olarak sunabilir.

Madde metni, siyasi yasaklılık istenen kişiler için sözlü savunma öngörmez; onların savunması yazılı yapılır.

Siyasi parti kapatma davaları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Dosya üzerinden inceleme ilkesini, sözlü savunma hakkının tamamen ortadan kalktığı biçiminde yorumlamak; madde metni genel başkanın ya da vekilin sözlü savunmasını zorunlu kılar.
  • Siyasi yasaklılık istenen kişilere de sözlü savunma hakkı tanındığını varsaymak; madde bu kişilere yazılı savunma yolunu açar.
  • Karar yeter sayısını toplantıya katılanların çoğunluğu ya da üye tamsayısının beşte üçü ile karıştırmak; madde metni toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çokluğunu öngörür.
  • Fiillerin ağırlığına göre yoksun bırakma kararını, kapatma sebepleri gerçekleşmemiş olsa da verebileceğini düşünmek; yoksun bırakma da kapatma gibi dava konusu fiillerin varlığına bağlıdır.
  • Davanın reddi kararının partiyi kapatma kararı gibi tüzel kişiliğe etki ettiğini varsaymak; ret kararı hukuk aleminde yeni sonuç doğurmaz.
  • Genel Kurulun sözlü açıklama dinleme yetkisini zorunlu bir aşama gibi görmek; madde Genel Kurulun gerekli gördüğü hallerde bu yolu seçebileceğini söyler.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kapatma sebeplerinin gerçekleşmediği kanaatine varılan hallerde Anayasa Mahkemesinin davayı reddettiği ve reddin yeni bir hukuki sonuç doğurmadığı kabul edilmektedir.
  • Aynı sebeple aynı davanın yeniden açılmasının kesin hüküm nedeniyle mümkün olmadığı, farklı sebeplerle ise davanın tekrar açılabileceği kabul edilmektedir.
  • Kapatma kararının sona erme anının Anayasa Mahkemesi kararının kesinleştiği an, yani verildiği an olduğu kabul edilmektedir.
  • Anayasa Mahkemesinin kapatma davasındaki kararlarının kesin olduğu ve bunlara karşı kanun yolu bulunmadığı kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Kapatma davasını açan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, partinin kapatma sebeplerinin gerçekleştiğini ve bu sebeplerin kapatma ya da yoksun bırakma ağırlığına ulaştığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Partinin tüzük ve programı ile fiilleri, ispat yönünden belgeler ve kayıtlar aracılığıyla ortaya konur; dosya üzerinden inceleme nedeniyle belgelerin iddianame ve ekleri ile sunulması önem taşır.
  • Davalı parti, usul ve esasa ilişkin savunmasını yazılı olarak sunar; savunmasında kapatma sebeplerinin gerçekleşmediğini ya da fiillerin partinin organlarınca işlenmediğini ileri sürerek bunu ispatlamaya çalışır.
  • Siyasi yasaklılık istenen kişiler, iddialarla ilgili savunmalarını yazılı olarak sunabilir ve kendi fiillerine ilişkin iddiaları çürütmek için belge gösterir.
  • Genel Kurulun sözlü açıklama dinlemek için ilgilileri ve bilgisi olanları çağırıp çağırmayacağı takdire bağlıdır; bu tanıklık benzeri dinleme yoluyla delil toplamanın bir aracıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6216 sayılı Kanun m.53: Siyasi partilere ihtar verilmesi usulünü düzenler; kapatma davasının usulünden ayrı bir yoldur ve bu maddenin kapsamı dışındadır.
  • 6216 sayılı Kanun m.54: Dokunulmazlığın kaldırılması veya milletvekilliğinin düşmesi durumlarındaki iptal talebini düzenler; bu madde ile ilgisi yalnızca Anayasa Mahkemesinin genel yetkisi bakımındandır.
  • 6216 sayılı Kanun m.57: Anayasa Mahkemesinin Yüce Divan sıfatıyla yürüttüğü yargılamada yürürlükteki kanunların uygulanacağını belirtir; kapatma davasında Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerinin davanın mahiyetine uygun biçimde uygulanmasına ilişkin çerçeveyi verir.
  • 5271 sayılı Kanun: Ceza Muhakemesi Kanunu; kapatma davasında yalnızca davanın mahiyetine uygun hükümleri uygulanmak suretiyle işletilir.
  • 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu m.102: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istemlerine uyulmaması halinde Devlet yardımından yoksun bırakma davasının açılmasına zemin hazırlayan usulü düzenler.

Anayasa Mahkemesi Kanunu m.53 — Siyasi partilere ihtar verilmesi

Madde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının bir siyasi partinin Siyasi Partiler Kanunu'nun 101. maddesi dışındaki emredici hükümlerine veya diğer kanunların siyasi partilerle ilgili emredici hükümlerine aykırı hareket ettiği iddiasıyla, o parti aleyhine Anayasa Mahkemesinden ihtar kararı verilmesini istemesini; mahkemenin savunma alıp aykırılık tespit etmesi halinde ihtar kararı vermesini ve kararın tebliğ ve yayımını düzenler. Kişi bakımından yalnızca siyasi partiler ve onların bu hükümlere aykırılığı söz konusudur. Madde, ihtar kararının içeriğini, ihtara uyulmamasının sonucunu, Siyasi Partiler Kanunu'nun 101. maddesi kapsamındaki kapatma ve devlet yardımından yoksun bırakma hallerini ve kapatma davasının usulünü düzenlemez (m.69, m.68/4 ve SPK m.101, m.102, m.104 ilgili hükümlerle bağlantılıdır). Ayrıca ihtara uyulmaması hâlinde açılacak devlet yardımından yoksun bırakma davasının süresi ve usulü de bu maddede yer almaz.

Siyasi partilere ihtar verilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

İhtar kararı
Anayasa Mahkemesinin, bir siyasi partinin emredici hükümlere aykırılığını tespit ederek o aykırılığın giderilmesini partiden isteyen kararıdır. Kapatma veya yoksun bırakma kararı değildir; yaptırımı ağır değildir.
Emredici hüküm
Tarafların iradesiyle değiştirilemeyen, uyulması zorunlu kurallardır. Madde bakımından, 2820 sayılı Kanun'un 101. maddesi dışındaki emredici hükümler ile diğer kanunların siyasi partilerle ilgili emredici hükümleri kastedilir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı
İhtar davasını Anayasa Mahkemesine açma yetkisi bulunan makamdır. Başvurusu re'sen ve yazılı olarak yapılır; mahkemenin kendiliğinden harekete geçmesi değildir.
Savunma
Mahkemenin aykırılık tespitinden önce siyasi partiden alacağı yazılı görüştür. Savunma alınmadan ihtar kararı verilemez.

Siyasi partilere ihtar verilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından, siyasi partinin 2820 sayılı Kanun'un 101. maddesi dışındaki emredici hükümlerine veya diğer kanunların siyasi partilerle ilgili emredici hükümlerine aykırı hareket ettiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulmuş olmalıdır.
  • Mahkemenin, savunma için verdiği süre içinde siyasi partinin savunması alınmış olmalıdır.
  • Mahkemenin aykırılığın varlığını tespit etmiş olması gerekir; aykırılık tespit edilmeden ihtar kararı verilemez.
  • Aykırılık tespit edildiğinde ihtar kararı, aykırılığın giderilmesi amacıyla ilgili siyasi parti hakkında verilmiş olmalıdır.
  • Karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili siyasi partiye tebliğ edilmiş ve Resmî Gazete'de yayımlanmış olmalıdır.

Siyasi partilere ihtar verilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Aykırılık tespit edilirse, aykırılığın giderilmesi için ilgili siyasi parti hakkında ihtar kararı verilir.
  • Aykırılık tespit edilmezse ihtar kararı verilmez.
  • Ihtar kararı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili siyasi partiye tebliğ edilir.
  • İhtar kararı Resmî Gazete'de yayımlanır.
  • Savunma alınmadan verilecek ihtar kararı usule aykırı olur.

Başvuru yapma yetkisi ile mahkemenin re'sen harekete geçmesi arasındaki fark nedir?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, aykırılık iddiası ile başvuruda bulunabilir.

Mahkeme kendiliğinden ihtar kararı veremez; başvuru olmadan süreç başlamaz.

Başvuru eksikliğinde ihtar kararı verilemez.

Savunma alınmadan karar ile savunma alınarak karar arasındaki fark nedir?

Siyasi partinin savunması alınmadan verilecek ihtar kararı usule aykırıdır.

Savunma alındıktan sonra verilen karar, madde uyarınca geçerli usuldür.

Savunma alınmamış bir ihtar kararı usul eksikliği taşır.

Aykırılık tespit edilmesi ile tespit edilmemesi arasındaki fark nedir?

Aykırılık tespit edilirse ihtar kararı verilir.

Aykırılık tespit edilmezse ihtar kararı verilmez ve başvuru reddedilir.

İhtar yalnızca aykırılığın tespiti halinde söz konusu olur.

Ihtar kararı ile kapatma veya devlet yardımından yoksun bırakma arasındaki fark nedir?

Bu maddeye göre verilen karar, aykırılığın giderilmesini isteyen ihtar kararıdır.

Kapatma ve devlet yardımından yoksun bırakma, Anayasa m.69 ve SPK m.101 kapsamındaki ayrı yaptırımlardır.

Bu maddeye dayanılarak kapatma veya yoksun bırakma kararı verilemez.

Siyasi partilere ihtar verilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metnindeki Anayasa Mahkemesinin re'sen harekete geçmesini ileri sürmek; başvuru Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından yapılır.
  • Savunma alınmadan ihtar kararı verildiğini düşünmek; madde savunmanın alınmasını zorunlu kılar.
  • İhtar kararının kapatma veya devlet yardımından yoksun bırakma anlamına geldiğini sanmak; ihtar aykırılığın giderilmesini isteyen daha hafif bir karardır.
  • Madde ile SPK m.101 kapsamındaki kapatma sebeplerini karıştırmak; madde 101. maddeyi bilerek dışarıda bırakır.
  • Kararın tebliğ ve yayımını yalnız taraflara bırakmak; karar Resmî Gazete'de de yayımlanmalıdır.

Nasıl ispat edilir?

  • Başvuruyu yapan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, siyasi partinin emredici hükümlere aykırı hareket ettiğini ileri sürdüğü için aykırılığı ispatla yükümlüdür.
  • Aykırılık, ilgili kanun hükmü ile partinin fiil ve işlemlerini gösteren belgelerle ortaya konur.
  • Siyasi parti, savunmasında aykırılığın bulunmadığını veya fiilin hükmün kapsamı dışında kaldığını ileri sürebilir ve bunu kendi belgeleriyle ispatlamaya çalışır.
  • Ihtar kararı verilebilmesi için mahkemenin aykırılığı tespit etmiş olması gerekir; bu tespit mahkemenin takdirinde değil, delillerle ortaya konulmuş aykırılığa dayanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2820 sayılı Kanun m.104: Ihtar prosedürünün asıl kaynağıdır; bu madde, 2820 sayılı Kanun'un 104. maddesinde öngörülen usulü Anayasa Mahkemesi kararıyla birlikte tekrar düzenler ve kapsamını belirler.
  • 2820 sayılı Kanun m.101: Bu maddenin kapsamı dışında tutulmuştur; 101. maddedeki hükümler ihtar yoluyla değil, kapatma veya yoksun bırakma yoluyla yaptırıma bağlanır.
  • 2820 sayılı Kanun m.102: Cumhuriyet Başsavcılığının isteklerine uyulmaması halinde devlet yardımından yoksun bırakma davasının açılmasına ilişkin ayrı bir usulü düzenler; bu madde ile ayrıdır.
  • 6216 sayılı Kanun m.52: Siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin davaların usulünü gösterir; ihtar davası ile kapatma davasının usulleri birbirinden ayrıdır.

Anayasa Mahkemesi Kanunu m.54 — Talebi

6216 sayılı Kanun'un 54. maddesi, TBMM Genel Kurulunun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine ilişkin kararlarına karşı Anayasa Mahkemesinde iptal davası açılmasının süresini, başvuru yetkisini ve Mahkemenin karar süresini düzenler. Maddenin kapsamı, Anayasa'nın 84. ve 85. maddelerine göre Meclisçe verilen dokunulmazlık kaldırma ve düşme kararlarıdır; istifa, kesin hüküm, devamsızlık ve bağdaşmayan görev kaynaklı düşme kararları da bu kapsamdadır. Madde, ilgili milletvekili, Cumhurbaşkanı yardımcısı, bakan veya bir diğer milletvekilinin başvurabileceği hükmü içerir. Madde, dokunulmazlık kaldırma kararının Genel Kurulda alınma usulünü, karar yeter sayısını ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanma usulünü düzenlemez; bu konular Anayasa'nın 83. ve 84. maddeleri ile TBMM İçtüzüğünde (m.133, m.134) yer alır. Mahkemenin iptal kararının sonuçlarını ve yürütmenin durdurulmasını da bu madde değil, 6216 sayılı Kanunun genel iptal davası hükümleri belirler.

Talebi: hangi kavramlar bilinmeli?

Yasama dokunulmazlığının kaldırılması
Milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için TBMM Genel Kurulunun verdiği karardır. Kaldırma milletvekilliğini sona erdirmez; kaldırma kararı verilen milletvekili tutulabilir, sorguya çekilebilir ve yargılanabilir.
Milletvekilliğinin düşmesi
Milletvekilinin sıfatının sona ermesidir. Anayasa'nın 84. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarına göre verilen düşme kararları bu maddedeki iptal yoluna tabidir; ikinci fıkra uyarınca kesin hükümle veya kısıtlanmayla gerçekleşen düşme, Meclis kararına değil mahkeme kararına dayandığı için bu yola tabi değildir.
İptal istemi
Meclis kararının Anayasa, kanun veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinden kaldırılmasının istenmesidir. Başvuru yedi gün içinde yapılır ve Mahkeme bu istemi on beş gün içinde kesin olarak karara bağlar.
Başvuru yetkisi
Maddeye göre iptal istemini ilgili milletvekili, Cumhurbaşkanı yardımcısı, bakan veya bir diğer milletvekili yapabilir. Sıfatı olmayan kişiler, örneğin milletvekili olmayan bir vatandaş, bu yolla başvuramaz.

Talebi: hangi şartlar aranır?

  • Meclis Genel Kurulunca yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ya da milletvekilliğinin düşmesine karar verilmiş olmalıdır.
  • Karar, Anayasa'nın 84. maddesinin birinci, üçüncü veya dördüncü fıkrasına dayanmalıdır; ikinci fıkra uyarınca mahkeme kararıyla düşen hallerde bu yol açık değildir.
  • Başvuruyu, ilgili milletvekili, Cumhurbaşkanı yardımcısı, bakan ya da bir diğer milletvekili yapmalıdır.
  • Başvuru, kararın alındığı günden başlayarak yedi gün içinde yapılmalıdır.
  • İptal istemi, kararın Anayasaya, kanuna veya TBMM İçtüzüğüne aykırılığı iddiasına dayanmalıdır.

Talebi: hangi sonuçları doğurur?

  • Yedi günlük süre içinde iptal istemi yapılırsa Anayasa Mahkemesi kararı on beş gün içinde kesin olarak verir.
  • Başvuru, Meclis kararının yürürlüğünü kendiliğinden durdurmaz; düşme kararında milletvekilliği karar anında sona erer.
  • Mahkeme iptal kararı verirse Meclis kararı ortadan kalkar ve düşme kararında milletvekilliği yeniden kazanılır.
  • Süre içinde iptal istemi yapılmazsa Meclis kararı kesinleşir ve dokunulmazlık kalkmış ya da düşme gerçekleşmiş olarak kalır.
  • Madde, Mahkemeye gelen iptal istemi üzerine ilgilinin evrakı ibraz etmesini beklemeksizin Mahkemenin evrakı doğrudan getirtmesini de öngörür (m.54/2).

Dokunulmazlığın kaldırılması ile milletvekilliğinin düşmesi arasındaki fark nedir?

Dokunulmazlık kaldırma kararında milletvekilliği sürer; ilgili kişi yasama faaliyetine katılmaya devam eder.

Düşme kararında milletvekilliği sıfatı karar anında sona erer.

Her iki karar da m.54 kapsamındadır, ancak düşme kararında iptal kazanımı, iptal edilirse milletvekilliğinin yeniden doğması sonucunu da doğurur.

Anayasa 84/1, 84/3, 84/4 hali ile anayasa 84/2 hali arasındaki fark nedir?

Meclisin karar verdiği istifa, bağdaşmazlık ve devamsızlık hallerinde Meclis kararı iptal davasına konu olur.

Kesin hüküm veya kısıtlanma nedeniyle düşmede düşme, mahkeme kararının Genel Kurula bildirilmesiyle olur.

Kesin hüküm kaynaklı düşmeye karşı m.54 uyarınca iptal davası açılamaz.

Kaldırma kararı ile kaldırılmama kararı arasındaki fark nedir?

Genel Kurul dokunulmazlığın kaldırılmasına karar verirse yedi günlük iptal süresi işler.

Genel Kurul kaldırmama kararı verirse iptal istemi konusu yoktur.

Kaldırmama kararında zamanaşımı işlemez, soruşturma veya kovuşturma yasama döneminin sonuna bırakılır.

İlgili milletvekili ile bir diğer milletvekili arasındaki fark nedir?

Dokunulmazlığı kaldırılan veya düşürülen milletvekili kendi kararına karşı başvurabilir.

Herhangi başka bir milletvekili de başvurabilir.

Başvuru yetkisi sınırlı değildir; başvuran kişinin kararla doğrudan ilgili olması şart değildir.

Talebi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yedi günlük süreyi kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihten başlatmak; süre kararın Genel Kurulda alındığı günden işler.
  • Kesin hüküm veya kısıtlanma nedeniyle oluşan düşmeye karşı m.54 kapsamında iptal davası açılabileceğini sanmak; bu haller Anayasa m.84/2 kapsamındadır ve Meclis kararına bağlı değildir.
  • Madde metninde açıkça yer almayan Mahkeme karar süresinin aşılmasının kararı geçersiz kıldığını düşünmek; 15 gün aşılsa da Mahkemenin karar yetkisi ortadan kalkmaz.
  • Başvurunun Meclis kararının yürütmesini kendiliğinden durdurduğunu varsaymak; başvuru, düşme kararının yürürlüğünü durdurmaz.
  • Madde değişikliği öncesindeki sınırlı başvuru yetkisine dayanmak; m.54 bugünkü metniyle başvuru yetkisini genişletmiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Anayasa Mahkemesinin, dokunulmazlık kaldırma kararlarına karşı yapılan iptal başvurularında m.54'te öngörülen yedi günlük sürenin kararın alındığı günden başladığını gözettiği kabul edilmektedir. (2018/117 E., 2023/212 K., 07.12.2023)
  • Madde değişikliğiyle başvuru yetkisinin milletvekili, Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakanı kapsayacak biçimde genişletildiği, Mahkemenin de bu düzenlemeyi denetim konusu yaptığı kabul edilmektedir. (2018/117 E., 2023/212 K., 07.12.2023)
  • Mahkemenin iptal istemlerinde evrakın ilgilinin ibrazına gerek kalmaksızın doğrudan getirtildiği, bu nedenle Mahkemenin kendi resen evrak temini yetkisini kullandığı kabul edilmektedir. (2016/54 E., 2016/117 K., 03.06.2016)

Nasıl ispat edilir?

  • Başvuran taraf, Meclis kararının alındığı tarihi ve başvurunun bu tarihten yedi gün içinde yapıldığını ispatla yükümlüdür; tutanak ve Genel Kurul kararı belgesi bu amaçla kullanılır.
  • Başvuranın m.54 kapsamındaki yetkili kişilerden biri olduğunu, yani milletvekili, Cumhurbaşkanı yardımcısı, bakan ya da bir diğer milletvekili sıfatını taşıdığını ispat etmesi gerekir; TBMM milletvekilliği kayıtları bu sıfatı gösterir.
  • İptal iddiası, kararın Anayasa, kanun veya İçtüzük ile çeliştiğini somut olarak ortaya koymak zorundadır; aykırılık iddiası gerekçesiz ise başvuru incelenmeden reddedilebilir.
  • İptal istemi üzerine Mahkeme evrakı doğrudan getirtir (m.54/2); bu nedenle ilgilinin ayrıca belge sunması zorunlu değildir.
  • Karar Anayasa'ya aykırılığı kanıtlanmadıkça Meclis kararının lehine varsayılır; karşı tarafın savunması Genel Kurul tutanaklarıyla desteklenir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6216 sayılı Kanun m.54: Maddenin ikinci fıkrası, iptal istemi üzerine Mahkemenin ilgilinin ibrazını beklemeden evrakı doğrudan getirtmesini düzenler.
  • Anayasa m.84: Milletvekilliğinin düşmesi hallerini sayar; m.54 yalnız 84. maddenin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarına göre verilen kararları kapsar.
  • Anayasa m.85: İptal istemi yolunu ve sürelerini düzenleyen Anayasa hükmüdür; 6216 sayılı Kanun m.54 bu hükmü uygular.
  • Anayasa m.83: Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin siyasi parti gruplarının görüşme yasağını düzenler; m.54'ün kapsamı dışındadır.
  • 6216 sayılı Kanun m.54: Aynı kanunda genel iptal davası hükümleri, iptal kararının sonuçları ve yürütmenin durdurulması ayrıca düzenlenmiştir.

Anayasa Mahkemesi Kanunu m.55 — Siyasi partilerin mali denetimi

Madde, Anayasa Mahkemesinin siyasi partilerin mal edinimleri ile gelir ve giderlerinin kanuna uygunluğunu denetlerken Sayıştaydan yararlanmasına ilişkin usulü düzenler: partilerin kesin hesap belgelerinin gönderilmesi, Sayıştayca yapılan incelemenin raporlarının Mahkemeye iletilmesi ve bu raporların karara bağlanması. Hüküm, Anayasa Mahkemesi ile Sayıştay arasındaki ilişki ve partilerin belge sunma yükümlülüğü bakımından siyasi partiler için geçerlidir. Denetimin sonunda verilecek kararların içeriğini, Resmî Gazete'de yayımlanmasını ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesini düzenlemez (m.69 ve mali denetim kararlarına ilişkin uygulama). Yüce Divan yargılamasını ve siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin usulü de düzenlemez (m.57, m.50).

Siyasi partilerin mali denetimi: hangi kavramlar bilinmeli?

Mali denetim
Anayasa Mahkemesinin siyasi partilerin mal edinimleri ile gelir ve giderlerinin kanuna uygunluğunu tespit etmek için yürüttüğü denetimdir. Madde, bu denetimin Sayıştay yardımıyla yapılmasını öngörür.
Kesin hesap
Karara bağlanarak birleştirilmiş bulunan, partinin gelir ve giderlerini gösteren hesaptır. Partiler bu hesabın onaylı bir örneğini Anayasa Mahkemesi Başkanlığına gönderir.
İller teşkilatı kesin hesabı
Parti merkezi ve bağlı ilçeleri de kapsayan il teşkilatlarının kesin hesaplarıdır. Maddeye göre bunların da onaylı birer örneği Mahkemeye gönderilir.
Sayıştay incelemesi
Mahkemenin gönderdiği belgeler üzerine Sayıştayın yaptığı incelemedir. Sonucu rapor halinde Mahkemeye iletilir ve Mahkeme bu raporlar üzerinde karar verir.

Siyasi partilerin mali denetimi: hangi şartlar aranır?

  • Mali denetimin başlaması için siyasi partilerin kesin hesap ile merkez ve bağlı ilçeleri de kapsayan il teşkilatlarının kesin hesaplarının onaylı birer örneğini Anayasa Mahkemesi Başkanlığına göndermesi gerekir.
  • Bu belgelerin gönderilmesi haziran ayı sonuna kadar yapılmalıdır ve gönderim 2820 sayılı Kanuna uygun olmalıdır.
  • Mahkeme, kendisine gönderilen belgeleri incelenmek üzere Sayıştay Başkanlığına göndermelidir.
  • Sayıştayca düzenlenen incelemeye ilişkin raporlar, karara bağlanmak üzere Mahkemeye gönderilmiş olmalıdır.
  • Mahkeme, Sayıştayın raporlarını karara bağlamadan önce denetimin kapsamını bu raporlarla sınırlamalıdır; denetimin sonucu raporlara dayanmalıdır.

Siyasi partilerin mali denetimi: hangi sonuçları doğurur?

  • Partiler, haziran ayı sonuna kadar belgeleri göndermezse Anayasa Mahkemesi denetimin dayanağı olan belgeleri eksik almış olur.
  • Belgeler süresinde ve 2820 sayılı Kanuna uygun olarak gönderildiğinde, Mahkeme bunları Sayıştaya iletir.
  • Sayıştay incelemesi raporlarla sonuçlanır ve bu raporlar karara bağlanmak üzere Mahkemeye gönderilir.
  • Madde metninde, belgelerin süre aşımında ne olacağı açıkça düzenlenmemiştir; sonuç yaptırım hükümlerinden çıkarılmalıdır.
  • Madde Sayıştayın raporuna yetki vermez; raporun sonucuna göre karar verme yetkisi Anayasa Mahkemesindedir.

Kesin hesap ile il teşkilatı kesin hesabı arasındaki fark nedir?

Kesin hesap, karara bağlanarak birleştirilmiş partinin genel hesabıdır.

İl teşkilatı kesin hesabı, parti merkezi ve bağlı ilçeleri de kapsayan il teşkilatlarının hesabıdır.

Her iki belgenin onaylı örneği haziran sonuna kadar gönderilmelidir; biri eksik kalırsa denetim belgesi eksik olur.

Partinin belge göndermesi ile mahkemenin belgeleri Sayıştaya göndermesi arasındaki fark nedir?

Partinin yükümlülüğü belgeleri Mahkemeye göndermektir.

Mahkemenin yükümlülüğü belgeleri inceleme için Sayıştaya iletmektir.

Gönderim zinciri iki aşamalıdır; parti Mahkemeye, Mahkeme Sayıştaya gönderir. Sayıştay doğrudan partiden belge almaz.

Siyasi partilerin mali denetimi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Haziran ayı sonu süresini, kesin hesabın karara bağlanma tarihi ile karıştırmak; süre belgelerin gönderilmesi içindir.
  • Sayıştayın doğrudan siyasi partiden belge istediğini varsaymak; belgeler Mahkeme üzerinden Sayıştaya gider.
  • Yalnızca kesin hesabı yeterli görüp il teşkilatı kesin hesabını göndermemek; maddede her ikisi de sayılmıştır.
  • Sayıştay raporunu bağlayıcı karar saymak; rapora dayanan karar Anayasa Mahkemesinindir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Anayasa Mahkemesinin mali denetimde Sayıştay raporlarına dayanarak karar verdiği ve bu kararların denetimin kapsamını belirlediği kabul edilmektedir. (2011/59 E., 2012/34 K., 01.03.2012)

Nasıl ispat edilir?

  • Belgelerin haziran sonuna kadar gönderildiğini ispat yükü siyasi partidedir; Mahkemenin kayıtları ve başkanlık evrakı bu ispatta esas alınır.
  • Kesin hesabın onaylı bir örneğinin gönderildiği, onayın 2820 sayılı Kanuna uygun yapıldığı belgelerle gösterilmelidir.
  • Sayıştay incelemesinin raporu, Mahkemenin dosyasında yer alan resmî belgedir ve denetim sonucunun dayanağıdır.
  • Partinin belgeleri süresinde gönderdiğini savunması halinde, gönderim kaydı ve onaylı belge bu savunmayı ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu: Kesin hesap belgelerinin gönderilme biçimini belirleyen kanundur; belgelerin 2820 sayılı Kanuna uygun gönderilmesi şarttır.
  • 6216 sayılı Kanun m.57: Yüce Divan yargılamasının usulünü düzenler; bu maddenin konusu değildir, ancak Anayasa Mahkemesinin çalışma usulü bakımından komşudur.
  • 6216 sayılı Kanun m.50: Siyasi partilerin kapatılması davasının usulünü düzenler; mali denetim usulünden ayrıdır.

Anayasa Mahkemesi Kanunu m.56 — Mali denetimde ilk ve esas inceleme

Madde, siyasi partilerin kesin hesaplarının Anayasa Mahkemesi tarafından mali denetimine ilişkin usulü düzenler. Bu kapsamda kesin hesap incelemesinin 2820 sayılı Kanun'a göre yapılması, incelemeye ilişkin raporların partiye gönderilmesi ve partinin görüşünün alınması, Mahkemenin bu görüşleri değerlendirmesi, mali denetim kararlarının ilgili partiye, parti sicil dosyasına ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi ve kararların Resmî Gazete'de yayımlanması konularını kapsar. Madde, mali denetime tabi siyasi partiler bakımından uygulanır. Maddede, kesin hesap verme yükümlülüğünün kaynağı olan ve partilerin kesin hesaplarını Anayasa Mahkemesine göndermesini düzenleyen hükümler yer almaz; bu konu 6216 sayılı Kanun'un 55. maddesinde düzenlenmiştir. Partilerin mali denetim sonucunda uğrayacakları yaptırımlar (kesilecek yardımın durdurulması vb.) ve Sayıştay incelemesinin ayrıntılı usulü bu maddenin kapsamı dışındadır; Sayıştay incelemesinin usulü 2820 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatla belirlenir.

Mali denetimde ilk ve esas inceleme: hangi kavramlar bilinmeli?

Mali denetim
Anayasa Mahkemesinin, siyasi partilerin kesin hesaplarını Sayıştay incelemesi ve parti görüşleri üzerinden değerlendirerek karara bağladığı denetimdir. Denetimin sonucu mahkeme kararıyla ortaya konur.
İnceleme raporu
Kesin hesaba ilişkin olarak Sayıştay tarafından düzenlenen ve Anayasa Mahkemesine gönderilen rapordur. Rapor ilgili partiye iletilerek görüş alınır.
Parti görüşü
Siyasi partinin, kendisine gönderilen inceleme raporuna karşı iki ay içinde bildirdiği yazılı açıklamadır. Mahkeme kararında bu görüşleri değerlendirir.

Mali denetimde ilk ve esas inceleme: hangi şartlar aranır?

  • Siyasi partinin kesin hesabının Anayasa Mahkemesine 2820 sayılı Kanun'a uygun olarak gönderilmiş olması gerekir.
  • Sayıştay tarafından düzenlenen incelemeye ilişkin raporun ilgili siyasi partiye gönderilmiş olması gerekir.
  • İlgili siyasi partiye, raporu almasından itibaren en geç iki ay içinde görüşünü bildirmesi için süre tanınmış olması gerekir.
  • Mahkemenin mali denetim kararını verirken, partinin bu süre içinde bildirdiği görüşleri değerlendirmesi gerekir.
  • Mali denetim kararının birer örneğinin ilgili partiye, parti sicil dosyasına konulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi gerekir.
  • Mali denetim sonucunda verilen kararın Resmî Gazete'de yayımlanması gerekir.

Mali denetimde ilk ve esas inceleme: hangi sonuçları doğurur?

  • İnceleme raporu ilgili partiye gönderilir ve parti en geç iki ay içinde görüşünü bildirmeye davet edilir.
  • Mahkeme mali denetim sırasında partinin bu görüşlerini değerlendirir.
  • Mali denetim kararının birer örneği ilgili siyasi partiye gönderilir.
  • Mali denetim kararının birer örneği parti sicil dosyasına konulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
  • Mali denetim sonucunda verilen kararlar Resmî Gazete'de yayımlanır.
  • Madde, mali denetime ilişkin kararın içeriğini (yaptırım türünü) belirlemez; bu konu ayrı hükümlere bırakılmıştır.

Sayıştay raporu ile anayasa Mahkemesi kararı arasındaki fark nedir?

Sayıştayın incelemesi ve raporu, kesin hesabın teknik değerlendirmesidir.

Anayasa Mahkemesi kararı, raporu ve parti görüşünü değerlendirerek verilen hukuki sonuçtur.

Rapor tek başına bağlayıcı bir karar oluşturmaz; kararı Mahkeme verir ve karar Resmî Gazete'de yayımlanır.

Parti görüşünün alınması ile alınmaması arasındaki fark nedir?

Raporun partiye gönderilerek görüş istenmesi, partinin savunma hakkını güvence altına alır.

Parti iki ay içinde görüş bildirmezse, mahkemenin değerlendireceği bir görüş bulunmaz.

Görüş bildirilmesi zorunlu bir sürece bağlanmıştır; görüş bildirilmemesi durumunda mahkeme kararını rapora dayanarak verir (metinde açıkça düzenlenmemiştir; sonucundan çıkarılmıştır).

Mali denetim kararı ile parti görüşü arasındaki fark nedir?

Parti görüşü, mahkemenin değerlendirmesine konu olan bir unsurdur.

Mahkeme kararı, bu görüşü değerlendirdikten sonra verilen nihai karardır.

Mahkeme, partinin görüşünü dikkate almadan karar veremez; görüşün değerlendirildiği karar gerekçesinde yer alır.

Parti ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderim ile resmî Gazete yayımı arasındaki fark nedir?

Karar örneğinin parti ve sicil dosyasına gönderilmesi, kararın ilgili kayıtlara işlenmesini sağlar.

Resmî Gazete'de yayımlanma, kararın kamuya duyurulmasını sağlar.

İki işlem farklı amaçlıdır ve birbirinin yerine geçmez; her ikisi de maddenin zorunlu sonuçlarıdır.

Mali denetimde ilk ve esas inceleme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Rapor tebliğinden değil, Sayıştayın raporu düzenlediği tarihten itibaren iki ayı saymak; sürenin başlangıcı partiye raporun gönderilmesidir.
  • Parti görüşünün, mahkeme kararında değerlendirilmesi zorunluluğunu gözden kaçırmak.
  • Mali denetim kararının sadece partiye bildirilmesini yeterli saymak; sicil dosyasına ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderim ile Resmî Gazete'de yayım ayrı zorunluluklardır.
  • Madde metnindeki kesin hesabın Anayasa Mahkemesine gönderilmesi yükümlülüğünü bu maddeye bağlamak; bu yükümlülük 6216 sayılı Kanun m.55 kapsamındadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mali denetim kararlarının, Sayıştay raporu ve partinin görüşü birlikte değerlendirilerek verildiği kabul edilmektedir. (2011/59 E., 2012/34 K., 01.03.2012)

Nasıl ispat edilir?

  • Mali denetimi başlatan ve kesin hesabın 2820 sayılı Kanun'a uygun gönderildiğini ileri süren taraf, bu hususu belgeyle ispatlar; Anayasa Mahkemesine gönderilen kesin hesap belgeleri temel delildir.
  • Raporun partiye gönderildiğinin ispatı, tebliğ belgesi veya Mahkeme dosyasındaki yazışmalarla yapılır; bu tarih, iki aylık sürenin başlangıcını belirler.
  • Partinin görüşünü süresinde bildirdiğini ileri süren taraf, bildirim belgesiyle ispat yükü altındadır.
  • Mahkeme kararının partiye, sicil dosyasına ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiğinin ispatı, Mahkeme dosyasındaki gönderim kayıtlarıyla yapılır.
  • Resmî Gazete'de yayımlanma, kararın yayım tarihiyle ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6216 sayılı Kanun m.55: Siyasi partilerin kesin hesaplarını Anayasa Mahkemesine göndermesini ve bu maddenin buradan başlayan mali denetim sürecini düzenler; m.56 bu sürecin devamıdır.
  • 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu: Birinci fıkra uyarınca kesin hesap incelemesinin hangi kurallara göre yapılacağını belirler.

Anayasa Mahkemesi Kanunu m.57 — Duruşma

6216 sayılı Kanun'un 57. maddesi, Yüce Divan sıfatıyla çalışan Anayasa Mahkemesinin Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkındaki yargılamasında duruşma usulünü, yargılamanın süresini, iddianamenin iadesini, sanığın yokluğunda yargılamayı, duruşma kaydını ve savcılık görevini düzenler. Hüküm, Yüce Divan sıfatıyla bakılan davalara uygulanır; Anayasa Mahkemesinin dosya üzerinden incelediği diğer işlere uygulanmaz. Madde, yenidenincelemenin usulünü düzenlemez (m.58). Yüce Divana sevk usulü ile Meclis soruşturması ve oylama kuralları düzenlemez (AY m.105, m.106). Parti kapatma ve malî denetim davaları ile bireysel başvuru usulü de bu maddenin kapsamında değildir (6216 sayılı Kanun m.55, AY m.149).

Duruşma: hangi kavramlar bilinmeli?

Yüce Divan
Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanların görevleriyle ilgili suçlarında Anayasa Mahkemesinin yargılama yaptığı sıfattır. Madde, Anayasa Mahkemesinin bu sıfatla çalıştığı durumlara ilişkindir.
Üç aylık yargılama süresi
Yüce Divan yargılamasının ilk aşamada üç ay içinde tamamlanması gereken süredir. Bu süre içinde tamamlanamazsa ilave üç aylık süre tanınır ve yargılama bu ek süre içinde kesin olarak sonuçlandırılır.
İddianamenin iadesi
Yüce Divanın, 5271 sayılı Kanundaki iade sebeplerinin dışında esaslı hukuka aykırılık bulunduğunda iddianame veya yerine geçen belgeyi iade edebilmesidir. Bu yetki, kanunda sayılan iade sebeplerine ek olarak tanınmıştır.
Duruşmadan vareste tutulma
Sanığın kendi talebiyle duruşmaya katılmama yetkisidir. Madde, talep olmasa bile sanığın sonraki oturumlara gelmediği ve Yüce Divanın hazır bulunmasını gerekli görmediği hallerde yokluğunda duruşmaya devam edilebilmesine imkân verir.
Yokluğunda duruşma
Sorgusu yapılmış sanığın sonraki oturumlara gelmemesi ve Yüce Divanın hazır bulunmasını gerekli görmemesi hâlinde, duruşmanın sanık bulunmadan sürdürülüp davanın sonuçlandırılmasıdır.
Savcılık görevi
Yüce Divanda kamu davasını temsil etme görevidir. Bu görevi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili yapar; görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet savcıları da duruşmaya katılabilir.

Duruşma: hangi şartlar aranır?

  • Davanın Yüce Divan sıfatıyla görülen bir dava olması, yani Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan hakkında Anayasa Mahkemesinde yargılama yapılması gerekir.
  • Yargılamanın, yürürlükteki kanunlara göre duruşma yapılarak ve hüküm verilerek yürütülmesi gerekir.
  • Yargılamanın üç ay içinde tamamlanması gerekir; bu süre aşılırsa ilave üç aylık süre içinde kesin olarak tamamlanmalıdır.
  • Esaslı hukuka aykırılık bulunduğunda iddianamenin veya yerine geçen belgelerin iadesine karar verilmesi mümkündür; bu, 5271 sayılı Kanundaki iade sebeplerine ek bir yetkidir.
  • Yokluğunda duruşmaya devam edilebilmesi için sanığın yargılamada sorgusunun yapılmış olması, sonraki oturumlara gelmemesi ve Yüce Divanın hazır bulunmasını gerekli görmemesi birlikte bulunmalıdır. Vareste talebinin bulunması şart değildir.
  • Duruşma kaydı, Başkanın uygun göreceği teknik araçlarla yapılmalı ve bu kayda dayanan tutanakların her sayfası Başkan ile tutanağı düzenleyenlerce imzalanmalıdır.

Duruşma: hangi sonuçları doğurur?

  • Yüce Divan yargılaması üç ay içinde tamamlanırsa ek süre gerekmez ve yargılama normal akışında sonuçlanır.
  • Üç ay içinde tamamlanamayan yargılama, ilave üç aylık süre içinde kesin olarak tamamlanır.
  • İlave süre de aşılırsa madde ek bir süre öngörmediğinden yargılamanın kesin tamamlanması yükümlülüğü ihlal edilmiş olur; ancak maddede bu ihlalin sonucu belirtilmemiştir.
  • Esaslı hukuka aykırılık bulunursa iddianame veya yerine geçen belgeler iade edilir ve yargılama bu noktadan yeniden yürütülür.
  • Sanığın yokluğunda duruşmaya devam edilmesi hâlinde kamu davası yokluk içinde sonuçlandırılabilir; bu hâlde savunma hakkının korunması için müdafi her zaman duruşmada hazır bulunabilir.
  • Sanık sonraki oturumlara gelir ve Yüce Divan hazır bulunmasını gerekli görürse yokluğunda duruşma yapılamaz.
  • Duruşma kaydına dayanılarak düzenlenen tutanakların her sayfası imzalanmadan tutanak geçerli bir belge niteliği taşımaz.

Genel süre ile ilave süre arasındaki fark nedir?

Yargılamanın ilk üç aylık süresi içinde tamamlanması, normal akışta yargılamanın bu süre içinde bitirilmesini ifade eder.

İlk süre aşıldığında tanınan ilave üç aylık süre, yalnızca bir kez ve kesin nitelikte verilir.

İlave süre sonunda da bitmeyen yargılamada ek bir süre daha tanınmaz; yargılama bu süre içinde kesin olarak tamamlanmak zorundadır.

Sanığın hazır bulunması ile yokluğunda duruşma arasındaki fark nedir?

Sanığın duruşmada hazır bulunduğu ve katıldığı oturumlar, adi duruşma usulüne tabidir.

Sorgusu yapılmış sanığın sonraki oturumlara gelmediği ve Yüce Divanın hazır bulunmasını gerekli görmediği hâller, yokluğunda duruşma imkânını doğurur.

Bu hâllerde vareste talebi olmasa dahi duruşma sanık yokken sürdürülüp kamu davası sonuçlandırılabilir; müdafi her zaman hazır bulunabilir.

Kanunda sayılan iade sebepleri ile esaslı hukuka aykırılık arasındaki fark nedir?

5271 sayılı Kanunda sayılan iade sebepleri, iddianamenin iadesini doğuran ilk ölçüttür.

Esaslı hukuka aykırılık, bu sebeplerin dışında kalan ve Yüce Divanın takdirine bağlı başka bir iade gerekçesidir.

Yüce Divan, iddianame iade sebebi bulunmasa dahi esaslı hukuka aykırılık gerekçesiyle iddianameyi iade edebilir.

Yüce Divan yargılaması ile dosya üzerinden inceleme arasındaki fark nedir?

Yüce Divan sıfatıyla bakılan davalarda, yürürlükteki kanunlara göre duruşma yapılır ve hüküm verilir.

Anayasa Mahkemesinin Yüce Divan dışındaki işlerinde kural dosya üzerinden incelemedir.

Yüce Divan davalarında duruşma zorunludur; dosya üzerinden inceleme usulü bu davalara uygulanmaz.

Duruşma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yokluğunda duruşma kurumunu vareste talebinin varlığına bağlamak; oysa maddede vareste talebi olmasa dahi yokluğunda duruşmaya devam edilebilir.
  • Yokluğunda duruşma yapılabilecek hâlleri sanığın yalnızca gelmemesiyle sınırlı saymak; Yüce Divanın hazır bulunmasını gerekli görmemesi koşulunun da aranması gerektiğini gözden kaçırmak.
  • İddianamenin iadesini yalnızca 5271 sayılı Kanundaki sebeplerle sınırlı saymak; oysa Yüce Divan esaslı hukuka aykırılık gerekçesiyle de iade kararı verebilir.
  • İlave üç aylık süreyi her yargılamada kendiliğinden doğan bir süre saymak; oysa ek süre yalnızca üç aylık sürenin aşılmasıyla gündeme gelir.
  • Dosya üzerinden inceleme kuralını Yüce Divan davalarına uygulamak; Yüce Divan sıfatıyla bakılan davalarda duruşma yapılması zorunludur.
  • Duruşma tutanaklarının her sayfasını imzalamadan geçerli saymak; maddede her sayfanın Başkan ile tutanağı düzenleyenlerce imzalanması öngörülmüştür.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Üç aylık sürenin ve ilave üç aylık sürenin Yüce Divanda yargılamanın tamamlanması için düzenleyici nitelikte kabul edildiği görülmektedir. (2018/117 E., 2023/212 K., 07.12.2023)
  • Yüce Divan yargılamasının duruşma yapılarak ve hüküm verilerek yürütülmesi zorunlu bir usul olarak kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2021/30714 E., 15.02.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Yüce Divan yargılamasında sürenin aşılıp aşılmadığını ve ilave sürenin kullanılıp kullanılmadığını gösteren belgeler, yargılamanın açılış ve tamamlanış tarihleri ile ara kararlarıdır; sürenin aşılması iddiasını ileri süren taraf bu belgelerle ispat yükü altındadır.
  • Sanığın yokluğunda duruşmaya devam edilebilmesi için sorgunun yapıldığı, sonraki oturumlara gelinmediği ve Yüce Divanın hazır bulunmasını gerekli görmediği hususları tutanak ve ara kararlarla ispatlanır; bu şartların varlığı mahkemece belirlenir.
  • Esaslı hukuka aykırılık gerekçesiyle iddianamenin iadesi kararında, aykırılığın somut olarak belirtilmesi ve bu aykırılığın kanuni iade sebeplerinden farklı olduğunun gösterilmesi gerekir.
  • Duruşma kaydının varlığı ve tutanakların her sayfasının imzalandığı, tutanak dosyası üzerinden belirlenir; imza eksikliğini ileri süren taraf bu eksikliği tutanak üzerinde gösterir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun: Madde, iddianamenin iade sebeplerini bu kanundan alır. Yüce Divanın esaslı hukuka aykırılık gerekçesiyle yapacağı iade, bu kanundaki sebeplere ek bir yetki olarak düzenlenmiştir.
  • 6216 sayılı Kanun m.55: Siyasi partilerin mali denetimini düzenler. Madde 57 bu konuyu düzenlemez; iki madde farklı yargılama türlerine ilişkindir.
  • 6216 sayılı Kanun m.58: Yüce Divan kararlarına karşı yenidenincelemeyi düzenler. Madde 57 bu usulü kapsamaz, yalnızca duruşma ve yargılama usulünü belirler.
  • 6216 sayılı Kanun m.59: Yüce Divan yargılamasında hakimlerin davaya katılmasını engelleyen durumları düzenler; bu maddenin uygulanması Yüce Divan yargılamasının tarafsız yürütülmesine ilişkindir.
  • 6216 sayılı Kanun m.60: Başkan ve üyelerin reddini düzenler; Yüce Divan duruşmasında da hâkimlerin tarafsızlığını güvence altına alır.

Anayasa Mahkemesi Kanunu m.58 — Yeniden inceleme

6216 sayılı Kanun m.58, Anayasa Mahkemesinin Yüce Divan sıfatıyla verdiği hükümlere karşı yeniden inceleme başvurusunun kimler tarafından, hangi süre içinde, hangi usulle yapılacağını ve incelemenin dosya üzerinden mi duruşmalı mı yapılacağını düzenler. Başvurunun yalnızca başvuruda belirtilen hususlarla sınırlı olması ve yerinde görülmesi hâlinde başvuru konusunda karar verilmesi de bu maddenin kapsamındadır. Düzenleme, Yüce Divan yargılamasında yer alan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili, sanık, müdafi, katılan ve vekillerine uygulanır. Yargılamanın yenilenmesi yolunu düzenlemez; bu yol 6216 sayılı Kanun m.67 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine tabidir. Yüce Divan yargılamasında hâkim, savcı ve hakem gibi kişilerin davaya katılmasını engelleyen hâlleri düzenlemez; bunlar m.59 kapsamındadır. Anayasa Mahkemesinin kanunların iptali ve bireysel başvuru kararlarına karşı yol da bu maddede yer almaz.

Yeniden inceleme: hangi kavramlar bilinmeli?

Yüce Divan
Anayasa Mahkemesinin, Anayasa'da ve kanunda öngörülen belirli yüksek devlet görevlileri hakkındaki ceza davalarına bakarken aldığı sıfat. Bu sıfatla verilen hüküm, bu maddedeki yeniden inceleme yoluna konu olur.
Yeniden inceleme başvurusu
Yüce Divan hükmüne karşı, hükmün açıklanmasından itibaren belirli süre içinde Yüce Divana verilen dilekçeyle yapılan başvurudur. Olağan bir kanun yolu değildir ve yalnızca başvuruda belirtilen hususlarla sınırlıdır.
Dosya üzerinden inceleme
Yeniden incelemenin duruşma yapılmadan, yazılı dosya esasına göre yapılmasıdır. Duruşma açılması ancak bu maddede sayılan ilgililerin istemi veya resen karar ile mümkündür.
Başvuru konusu hakkında karar
Başvurunun yerinde görülmesi hâlinde Yüce Divanın, yeniden inceleme konusu hükümle ilgili olarak verdiği yeni kararıdır. Kapsamı başvuruda belirtilen hususlarla sınırlıdır.

Yeniden inceleme: hangi şartlar aranır?

  • Hükmün Yüce Divan tarafından verilmiş olması gerekir.
  • Başvuranın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili, sanık, müdafi, katılan veya vekili olması gerekir.
  • Başvurunun, hükmün açıklanmasından itibaren onbeş gün içinde Yüce Divana verilen bir dilekçeyle yapılması gerekir.
  • Hüküm yeniden incelemeye başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, sürenin tebliğ tarihinden başlaması gerekir.
  • Başvuruda belirtilen hususlarla sınırlı kalınması gerekir; başvuru dışı konular incelemeye alınmaz.
  • Başvurunun yerinde görülmesi hâlinde aynı zamanda başvuru konusu hakkında karar verilmesi gerekir.

Yeniden inceleme: hangi sonuçları doğurur?

  • Başvuru süresi içinde ve yetkili kişilerce yapılırsa Yüce Divan yeniden incelemeyi dosya üzerinden yürütür.
  • Başvurunun yerinde görülmesi hâlinde Yüce Divan başvuru konusu hakkında da karar verir.
  • Başvuru yerinde görülmezse başvuru reddedilir; bu durumda konu hakkında yeni karar verilmez.
  • Yeniden inceleme yalnızca başvuruda belirtilen hususlarla sınırlı olduğundan, başvuruda ileri sürülmeyen hususlar hakkında inceleme yapılmaz.
  • Duruşma açılmasına karar verilirse, ilgililere duruşma günü tebliğ edilir ve duruşmada sanık her hâlde son sözü söyler.
  • Yeniden inceleme başvurusu üzerine verilen kararlar kesindir; bu kararlara karşı başka bir kanun yoluna gidilemez.

Dosya üzerinden inceleme ile duruşmalı inceleme arasındaki fark nedir?

Yeniden inceleme, kural olarak Yüce Divan tarafından dosya üzerinden yapılır.

Duruşma açılarak inceleme, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcıvekilinin, sanığın veya katılanın istemi üzerine ya da resen verilecek karar ile yapılabilir.

Duruşma açıldığında Başsavcıya, sanığa, katılana, müdafi ve vekile duruşma günü tebliğ edilir; sanık duruşmada bizzat veya müdafi ile temsil edilebilir.

Yeniden inceleme başvurusunu yapabilenler ile yapamayanlar arasındaki fark nedir?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Başsavcıvekili, sanık, müdafi, katılan ve vekili başvuru yapabilir.

Maddede sayılmayan diğer kişiler bu yoldan başvuramaz.

Başvuru hakkı olmayan kişinin dilekçesi incelenmeye alınmaz; kimin başvuru hakkı olduğu sürenin başlangıcını da belirler.

Duruşmada söz sırası: fark nedir?

Yeniden inceleme başvurusunda bulunan taraf önce söz alır.

Son söz her hâlde sanığındır.

Duruşmada sanığın son söz hakkı, başvurucunun önce konuşmasından bağımsız olarak korunur.

Süre başlangıcı: açıklama anı ile tebliğ arasındaki fark nedir?

Hüküm, başvurma hakkı olanların huzurunda açıklanmışsa süre açıklanma gününden işler.

Hüküm başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa süre tebliğ tarihinden başlar.

Aynı hüküm için ilgililere göre farklı süre başlangıçları doğabilir.

Yeniden inceleme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yeniden inceleme süresini yargılamanın yenilenmesi süresi ya da genel kanun yolu süreleriyle karıştırmak; bu maddede süre onbeş gündür.
  • Süreyi her zaman hükmün açıklandığı günden saymak; hüküm başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa süre tebliğ tarihinden başlar.
  • Duruşmanın her zaman yapılacağını varsaymak; kural dosya üzerinden incelemedir, duruşma yalnızca maddede sayılan istem veya resen karar hâlinde açılır.
  • Başvuruda ileri sürülmeyen hususları resen incelemek; yeniden inceleme başvuruda belirtilen hususlarla sınırlıdır.
  • Başvuru yerinde görüldüğünde yalnızca hükmü bozup konuyu yeniden karara bağlamamak; yerinde görülen başvuruda başvuru konusu hakkında da karar verilir.
  • Duruşma açılmasına karar verildiğinde sanığa, katılana, müdafi ve vekile duruşma gününün tebliğ edilmemesi; bu tebliğ zorunludur.
  • Sanığın son söz hakkını başvurucunun önce söz almasıyla karıştırmak; her hâlde son söz sanığındır.

Nasıl ispat edilir?

  • Yeniden inceleme başvurusunu yapan kişi, başvurunun süresinde yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür; süre bakımından dilekçenin verildiği tarih esas alınır.
  • Hükmün başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklandığını ileri süren taraf, süre başlangıcının tebliğ tarihi olduğunu tebliğ belgesiyle ispat eder.
  • Başvuranın sıfatını (Başsavcı, sanık, müdafi, katılan veya vekili olması) gösteren belgeler başvuru dosyasında yer alır ve bu sıfat yokluğunda başvuru kabul edilmez.
  • Başvurunun dayandığı hususların başvuru dilekçesinde açıkça belirtilmesi gerekir; sonradan ileri sürülen hususlar bu yolda incelenmez.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6216 sayılı Kanun m.59: Yüce Divan davalarında hâkim, savcı ve hakem gibi kişilerin katılmasını engelleyen hâlleri düzenler; bu madde ile doğrudan bağlantılı değildir, yalnızca yargılama yapısına ilişkin komşu hükümdür.
  • 6216 sayılı Kanun m.67: Yüce Divan kararlarına karşı yargılamanın yenilenmesi yolunu açar ve bu yolun 5271 sayılı Kanun hükümlerine göre işleyeceğini belirtir; yeniden inceleme ile yargılamanın yenilenmesi farklı yollardır.
  • 5271 sayılı Kanun: Yüce Divan kararlarına karşı yargılamanın yenilenmesi istemine uygulanacak genel usul kanunudur; yeniden inceleme yolunun kendisini düzenlemez.

Süreler

SüreMaddeHüküm
yedi günm.54(1) Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi kararlarına karşı, ilgili milletvekili, Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan ya da bir diğer milletvekili, kararın alındığı…
iki aym.56(2) Yapılan incelemeye ilişkin raporlar ilgili siyasi partiye gönderilerek en geç iki ay içinde görüşünü bildirmesi istenir.
üç aym.57(2) (Ek: 2/7/2018 - KHK-703/209 md.) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 7/12/2023 Tarihli ve E: 2018/117, K: 2023/212 Sayılı Kararı ile.) (Yeniden Düzenlenen fıkra:18/6/2025-7551/17 md.) Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar…
üç aylıkm.57Yargılama bu süre içinde tamamlanamadığı takdirde, ilave üç aylık süre içinde kesin olarak tamamlanır.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

4 karar
  1. 2018/117 E., 2023/212 K., 07.12.2023
    İlgili madde: m.54, m.57
  2. 2016/54 E., 2016/117 K., 03.06.2016
    İlgili madde: m.54
  3. 2011/59 E., 2012/34 K., 01.03.2012
    İlgili madde: m.55, m.56
  4. Genel Kurul, 2021/30714 E., 15.02.2023
    İlgili madde: m.57

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 07.12.2023 (m.57).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 5.2. Yargı - 6216 sayılı AYM Kanunu Hükümleri bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış