Çevre Kanunu
Amaç, tanımlar ve ilkeler, yüksek çevre kurulu ve görevleri
Kısaca
Çevre Kanunu m.1, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun amacını belirler: bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasının sağlanması. 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 3. maddesi, çevre politikasının dayandığı genel ilkeleri sıralar. 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 5. maddesi, Yüksek Çevre Kurulunun görevlerini sıralamaktadır.
Kapsam
Bu konu, Çevre Kanunu m.1–16 hükümlerini kapsar.
- Çevre Kanunu m.1Amaç
- Çevre Kanunu m.2Tanımlar
- Çevre Kanunu m.3İlkeler
- Çevre Kanunu m.5Yüksek çevre kurulunun görevleri
- Çevre Kanunu m.8Kirletme yasağı
- Çevre Kanunu m.9Çevrenin korunması
- Çevre Kanunu m.10Çevresel etki değerlendirilmesi
- Çevre Kanunu m.11İzin alma, arıtma ve bertaraf etme yükümlülüğü
- Çevre Kanunu m.12Denetim, bilgi verme ve bildirim yükümlülüğü
- Çevre Kanunu m.13Tehlikeli kimyasallar ve atıklar
- Çevre Kanunu m.14Gürültü
- Çevre Kanunu m.15Faaliyetlerin durdurulması
- Çevre Kanunu m.16Tehlikeli hallerde faaliyetin durdurulması
Yürürlükten kaldırılmış: m.4, m.6, m.7, m.6-7.
Çevre Kanunu m.1 — Amaç
Madde, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun amacını belirler: bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasının sağlanması. Kanunun amaç hükmü olduğundan, somut yükümlülük, yasak veya yaptırım kurmaz; bu işlevi kanunun diğer maddeleri görür. Madde, kanunun tüm uygulamasına yön veren bir yorum ölçütü niteliğindedir. Madde, çevre kavramının tanımını, ÇED yükümlülüklerini, idari para cezalarını ve çevre kirliliğine ilişkin yasakları düzenlemez; bunlar kanunun ilgili maddelerinde yer alır.
Amaç: hangi kavramlar bilinmeli?
- Sürdürülebilir çevre
- Çevrenin bugünkü ve gelecek kuşakların ihtiyaçlarını karşılayabilecek biçimde korunması anlamına gelir. Maddenin amaç hükmünde ayrı bir ilke olarak yer alır.
- Sürdürülebilir kalkınma
- Kalkınmanın çevresel korumayla birlikte yürütülmesini öngören ilkedir. Madde bu ilkeyi çevre korumasının sınırlandırıcı bir ölçütü olarak kullanır.
- Bütün canlıların ortak varlığı olan çevre
- Çevrenin insan dâhil tüm canlılara ait ortak bir değer olduğunu ifade eden amaç ölçütüdür. Kanunun korumasını insan merkezli dar bir anlayışla sınırlamaz.
Amaç: hangi şartlar aranır?
- Kanunun uygulanmasında amaç hükmünün, çevrenin korunması ile sürdürülebilir kalkınma ilkelerinin birlikte gözetilmesi gerektiği dikkate alınmalıdır.
- Yorumda, çevrenin bütün canlıların ortak varlığı olduğu ilkesi esas alınmalıdır.
Amaç: hangi sonuçları doğurur?
- Kanunun diğer hükümleri yorumlanırken amaç hükmü ölçüt olarak alınır.
- Amaç hükmü tek başına bir idari işlemin iptali ya da bir kişiye özel bir yükümlülük yüklenmesi için yeterli bir dayanak oluşturmaz.
Amaç hükmü ile düzenleyici hüküm arasındaki fark nedir?
Madde 1 genel amacı ortaya koyar ve doğrudan bir yükümlülük yüklemez.
Kanunun diğer maddeleri belirli yükümlülük, yasak ve yaptırımları düzenler.
Somut bir uyuşmazlıkta hak ve yükümlülük, amaç maddesine değil, ilgili düzenleyici maddeye dayandırılır; amaç hükmü yorumda ölçüt olarak kullanılır.
Amaç: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Amaç maddesini doğrudan bir yasak veya yükümlülük kaynağı saymak; oysa madde yalnızca amacı belirler.
- Sürdürülebilir kalkınma ilkesini çevre korumasının önüne geçen bir üstünlük ölçütü saymak; madde iki ilkeyi birlikte öngörmektedir.
- Maddenin 2006 öncesi metnine dayanan eski kararları güncel metne göre yorumlamak; madde 2006 değişikliğiyle yeniden yazılmıştır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargı kararları, çevre davalarında Kanunun 1. maddesindeki amaç ölçütünü, ilgili düzenleyici hükümlerle birlikte değerlendirmektedir. (13. Daire, 2008/1419 E., 2010/380 K., 19.01.2010; 4. Daire, 2024/2042 E., 2024/6557 K., 20.11.2024)
- Kararlarda madde, çevrenin korunmasına ilişkin uyuşmazlıkların yorumunda genel bir ölçüt olarak anılmaktadır. (4. Daire, 2023/11520 E., 2023/6874 K., 07.12.2023; 6. Daire, 2019/2551 E., 2021/11621 K., 20.10.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Amaç maddesine dayanarak bir yükümlülük ileri süren taraf, bu yükümlülüğün Kanunun hangi düzenleyici maddesinden doğduğunu ispatlamalıdır; amaç hükmü tek başına ispat konusu bir olgu oluşturmaz.
- Çevrenin korunmasına aykırılık iddiasında bulunan taraf, somut çevresel etkiyi bilirkişi raporu, keşif ve resmî kayıtlarla ispatlamalıdır.
- Kararda aykırılık savunan idare veya işletmeci, faaliyetin sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olduğunu ve gerekli izinleri aldığını belgelerle ispatlamalıdır.
Çevre Kanunu m.2 — Tanımlar
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 2. maddesi, kanunda geçen temel kavramların tanımlarını içerir: çevre, çevre korunması, çevre kirliliği, sürdürülebilir çevre ve kalkınma, alıcı ortam, doğal varlık ve kaynak, kirleten, atıksu ve arıtma, sulak alan, atık ve tehlikeli atık, çevresel etki değerlendirmesi, stratejik çevresel değerlendirme, çevre yönetimi ve buna bağlı hizmet ve birimler, ileri atıksu arıtımı, hassas alan, iş termin planı, koku ve hava kalitesi gibi kavramları tanımlar. Tanımlar kanunun diğer maddelerinde kullanılan terimlerin anlamını belirler; hüküm kurmaz. Maddenin tanımladığı kavramların hangi yükümlülük ya da yaptırıma bağlanacağı, bu tanımları kullanan ilgili maddelerde düzenlenir. Madde, çevre kirliliğine ilişkin cezai sorumluluğu, idari para cezalarını, izin ve denetim usulünü, zamanaşımını ve çevre suçlarının unsurlarını düzenlemez; bunlar kanunun ilgili maddelerinde (ör. ceza hükümleri ve idari yaptırım bölümü) yer alır. Maddenin tanımları, başka kanunların (ör. 5312 sayılı Kanun) kendi tanımlarının yerini almaz."
Tanımlar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Çevre
- Canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamdır. Tanım doğal çevreyle sınırlı değildir; sosyal, ekonomik ve kültürel unsurları da kapsar.
- Çevre kirliliği
- Çevrede meydana gelen ve canlıların sağlığını, çevresel değerleri ve ekolojik dengeyi bozabilecek her türlü olumsuz etkidir. Tanım, zarar fiilen doğmuş olmasını değil, bozabilecek nitelikte bir etkiyi esas alır.
- Kirleten
- Faaliyetleri sırasında veya sonrasında doğrudan ya da dolaylı olarak çevre kirliliğine, ekolojik dengenin veya çevrenin bozulmasına neden olan gerçek ve tüzel kişidir.
- Atık ve tehlikeli atık
- Atık, herhangi bir faaliyet sonucu oluşan, çevreye atılan veya bırakılan her türlü maddedir. Tehlikeli atık ise fiziksel, kimyasal ve/veya biyolojik yönden olumsuz etki yaparak ekolojik dengeyi ve canlıların doğal yapısını bozan atık ile bu atıklarla kirlenmiş maddelerdir.
- Sulak alan
- Doğal veya yapay, devamlı veya geçici, durgun veya akıntılı, tatlı, acı veya tuzlu sular, bataklık, sazlık ve turbiyeler ile bunların ekolojik açıdan kara tarafındaki yerleridir. Denizlerde gelgit çekilme devresinde altı metreyi geçmeyen derinlikler bu kapsama girer.
- Çevre yönetimi hizmeti
- Kanun ve buna göre çıkarılan düzenlemeler uyarınca tesis ve işletmelerin mevzuata uygunluğunun ve alınan tedbirlerin etkili uygulanıp uygulanmadığının değerlendirilmesi hizmetidir. Hizmeti çevre mühendisleri, çevre yönetim birimleri, çevre danışmanlık firmaları ve yetkilendirilmiş kişiler verir.
- Çevresel etki değerlendirmesi
- Planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz etkilerin önlenmesi ya da en aza indirilmesi için seçilen yer ve teknoloji alternatiflerinin değerlendirilmesi ile projenin uygulanmasının izlenip kontrol edilmesi çalışmalarıdır.
- Stratejik çevresel değerlendirme
- Onaya tabi plan ya da programın onayından önce, planlama veya programlama sürecinin başında başlayan, çevresel değerlerin plan ve programa entegre edilmesini amaçlayan, katılımcı yaklaşımla yürütülen ve yazılı rapor içeren çalışmadır.
Tanımlar: hangi şartlar aranır?
- Bir maddenin Çevre Kanunu kapsamında 'çevre kirliliği' ya da 'kirleten' olarak nitelendirilebilmesi için, maddenin çevrede meydana gelen ve canlıların sağlığını, çevresel değerleri ya da ekolojik dengeyi bozabilecek olumsuz bir etki doğurması gerekir.
- Bir gerçek veya tüzel kişinin 'kirleten' sayılabilmesi için faaliyetleri sırasında veya sonrasında doğrudan ya da dolaylı olarak çevre kirliliğine, ekolojik dengenin veya çevrenin bozulmasına neden olması gerekir.
- Bir maddenin 'tehlikeli atık' sayılabilmesi için fiziksel, kimyasal ve/veya biyolojik yönden olumsuz etki yaparak ekolojik dengeyi ve insan ile diğer canlıların doğal yapısını bozma niteliği taşıması gerekir.
- Bir alanın 'sulak alan' sayılabilmesi için doğal veya yapay olması, sulak nitelikte bulunması ve başta su kuşları olmak üzere canlıların yaşama ortamı olarak önem taşıması gerekir; denizlerde gelgit çekilme devresinde altı metreyi geçmeyen derinlikler bu kapsamdadır.
- Bir hizmetin 'çevre yönetimi hizmeti' sayılabilmesi için Kanun ve buna göre çıkarılan düzenlemeler uyarınca tesis ve işletmelerin mevzuata uygunluğunun ve alınan tedbirlerin etkili uygulanıp uygulanmadığının değerlendirilmesi amacıyla, tanımda sayılan yetkili kişi ya da birimlerce verilmesi gerekir.
Tanımlar: hangi sonuçları doğurur?
- Madde yalnızca tanım verir; tek başına bir yükümlülük, yasak ya da yaptırım doğurmaz.
- Bir faaliyetin 'çevre kirliliği' olarak nitelenmesi, bu kavrama bağlanan yükümlülük ve yaptırımların uygulanmasının ön koşuludur.
- Bir kişi 'kirleten' tanımına girdiğinde, kirliliğe ilişkin sorumluluk hükümleri bu kişiye uygulanabilir hale gelir.
- Tanımlanan bir alan ya da madde (ör. sulak alan, tehlikeli atık) ilgili düzenlemelerde yer alan koruma, izin ve denetim hükümlerinin kapsamını belirler.
- Kanunda tanımlanmamış bir terim için bu madde doğrudan uygulanmaz; ilgili başka düzenleme veya genel hukuk kuralları aranır.
- Tanım, aynı kavramı kullanan başka kanunların kendi tanımlarını ortadan kaldırmaz; tanım uyuşmazlığında hangi kanunun uygulanacağı ayrıca belirlenir.
Çevre ile çevre korunması arasındaki fark nedir?
Çevre, canlıların ilişki içinde bulunduğu biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı ifade eden durumdur.
Çevre korunması ise bu ortamdaki değerlerin ve ekolojik dengenin tahribini, bozulmasını ve yok olmasını önlemeye, mevcut bozulmaları gidermeye ve çevreyi iyileştirmeye yönelik faaliyetlerin bütünüdür.
Çevre bir durum tanımıdır; çevre korunması ise bu duruma yönelik faaliyetleri ifade eder. Kanunun yükümlülük koyan hükümleri çoğunlukla korunma kavramına bağlanır.
Çevre kirliliği ile çevre korunması arasındaki fark nedir?
Çevre kirliliği, çevrede meydana gelen ve canlıların sağlığını ya da ekolojik dengeyi bozabilecek olumsuz etkinin kendisidir.
Çevre korunması, bu olumsuz etkinin önlenmesine ve giderilmesine yönelik çalışmaların bütünüdür.
Kirlilik olgusu ile onu önlemeye yönelik faaliyet ayrı kavramlardır; kanundaki önleme ve giderme yükümlülükleri korunma kavramına dayanır.
Atık ile tehlikeli atık arasındaki fark nedir?
Atık, herhangi bir faaliyet sonucunda oluşan ve çevreye atılan veya bırakılan her türlü maddedir.
Tehlikeli atık, bunun içinde olumsuz etki yaparak ekolojik dengeyi ve canlıların doğal yapısını bozan atıklar ile bu atıklarla kirlenmiş maddelerdir.
Tehlikeli atık, atık kavramının daraltılmış ve nitelikli bir alt grubudur; tehlikeli atığa ilişkin özel yükümlülükler yalnız bu alt grup için geçerlidir.
Sürdürülebilir çevre ile sürdürülebilir kalkınma arasındaki fark nedir?
Sürdürülebilir çevre, gelecek kuşakların kaynaklarını tehlikeye atmadan çevresel değerlerin ıslahı, korunması ve geliştirilmesi sürecini ifade eder.
Sürdürülebilir kalkınma ise çevresel, ekonomik ve sosyal hedefler arasında denge kurulmasına dayanan kalkınma ve gelişmedir.
Biri çevrenin korunması sürecine, diğeri kalkınmanın yönüne ilişkin kavramdır; ikisi birbirinden ayrı tanımlanmıştır.
Tanımlar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tanımın kapsadığı 'sosyal, ekonomik ve kültürel' unsurları yalnızca doğal çevreye ilişkin sayıp dar yorumlamak; tanım bu unsurları açıkça kapsar.
- Çevre kirliliğini fiilen zarar doğmuş olma koşuluna bağlamak; tanım, canlıların sağlığını ya da ekolojik dengeyi bozabilecek olumsuz etkiyi yeterli kabul eder.
- Kirleten sıfatını yalnızca kirliliği doğrudan yaratan kişiyle sınırlamak; tanım dolaylı neden olanları da kapsar.
- Tehlikeli atığı tüm atıklarla eş tutmak; tehlikeli atık, atık kavramının nitelikli bir alt grubudur.
- Sulak alan tanımına yalnızca tatlı su alanlarını dahil etmek; tanım tatlı, acı ve tuzlu suları birlikte kapsar.
- İptal edilmiş tanım ibarelerini hâlâ uygulanabilir sayıp çevre danışmanlık firmalarını çevre yönetimi hizmeti kapsamında değerlendirmek; ibareler Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiştir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Çevre kirliliği kavramı, çevreye zarar verme olasılığı taşıyan olumsuz etkiyi kapsayacak biçimde geniş yorumlanmakta; kirlenmenin meydana geldiği tarih itibarıyla yürürlükte olan Çevre Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/2 E., 2021/458 K., 01.12.2021)
- Kanunun 2. maddesi, Bakanlığın çevre kirliliği zararından doğan davalarda aktif dava ehliyetini belirlemede dayanak alınmaktadır. (İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/2 E., 2021/458 K., 01.12.2021)
- Çevre yönetimi hizmetinin verilmesine ilişkin tanımın bir bölümü Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiştir; bu nedenle tanım metninde iptal edilen ibarelerin uygulanmadığı göz önünde bulundurulmalıdır. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/2049 E., 2026/831 K., 21.04.2026)
- Kanunun tanımları, uygulamada muhasebeci ve mali müşavir gibi meslek gruplarının çevre görevlisi sorumluluğu tartışmalarında referans alınmaktadır; bu tartışmalarda tanımın kapsamı dar yorumlanmaktadır. (6. Daire, 2020/5425 E., 2022/3247 K., 17.03.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Çevre kirliliğinin varlığını ve kirletenin faaliyetiyle bu kirlilik arasındaki nedensel bağı ileri süren taraf ispat yükü altındadır; bu bağ bilirkişi raporu, ölçüm sonuçları ve olay tespit tutanakları ile gösterilir.
- Kirlenmenin hangi tarihte meydana geldiğini ve hangi yasal düzenlemenin uygulanacağını ileri süren taraf, kirlenme tarihini belgelerle ispat etmek zorundadır.
- Bir alanın sulak alan ya da bir maddenin tehlikeli atık olarak nitelendirilmesi iddiasını ileri süren taraf, bu niteliğin tanımdaki ölçütlere uyduğunu teknik raporla ispatlamalıdır.
- Kirleten sıfatını iddia eden taraf, şikayet edilen kişinin faaliyeti sırasında veya sonrasında doğrudan ya da dolaylı etkisini belgelerle göstermelidir; kişi, faaliyetin kirliliğe yol açmadığını ya da kendi faaliyetiyle ilgisi olmadığını karşı delille savunabilir.
- Çevre yönetimi hizmetinin tanıma uygun verildiği iddiası, yetki belgesi ve hizmet sözleşmesi gibi resmi belgelerle kanıtlanır; yetkisiz kişinin verdiği hizmet iddiasını çürütmek karşı tarafın yararınadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2872 sayılı Kanun: Madde, kanunun tüm metninde kullanılan terimlerin tanımını yapar; kanunun yükümlülük, yasak ve yaptırım hükümleri bu tanımlara dayanır.
Çevre Kanunu m.3 — İlkeler
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 3. maddesi, çevre politikasının dayandığı genel ilkeleri sıralar. Bu ilkeler; herkesin çevre yükümlülüğü, kurumlar arası ve sivil toplumla işbirliği, sürdürülebilir kalkınma, uzun dönemli değerlendirme, katılım hakkı, kaynakta önleme ve çevreyle uyumlu teknoloji, kirleten öder ilkesi, ekonomik araçlar ve teşvikler, uluslararası yükümlülüklerin iç hukuka aktarılması ile Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'nun yetki alanını kapsar. Madde doğrudan bir idari yetki ya da cezai yaptırım kurmaz; ilkeleri genel çerçeve olarak belirler. Maddenin uygulandığı kişiler herkes, kamu kurumları, yerel yönetimler, meslek odaları, birlikler ve sivil toplum kuruluşlarıdır. Madde, çevre izni ve ÇED süreçlerinin ayrıntılarını (m.10 ve ilgili yönetmelikler) düzenlemez. Kirlilik nedeniyle doğan tazminat sorumluluğunun koşullarını ve zamanaşımını düzenlemez. Çevre katkı payı, teşvik uygulamalarının ayrıntılı usulünü ve idari para cezalarını da bu maddede aramak yanlıştır.
İlkeler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Sürdürülebilir kalkınma ilkesi
- Ekonomik ve diğer kalkınma faaliyetlerinin doğal kaynakların ve çevrenin gelecek kuşakların ihtiyaçlarını karşılama kapasitesini bozmayacak biçimde yürütülmesini öngören ilkedir. Madde, bu ilkenin arazi ve kaynak kullanım kararları ile proje değerlendirmelerinde gözetilmesini ve ekonomik faydanın uzun dönemli değerlendirilmesini ister.
- Kirleten öder ilkesi
- Kirlenmenin ve bozulmanın önlenmesi, sınırlandırılması, giderilmesi ile çevrenin iyileştirilmesi için yapılan harcamaların kirletici ya da bozucu tarafça karşılanmasını ifade eder. Maddenin (g) bendine göre, kirletenin gerekli önlemleri almaması veya önlemlerin yetkili makamlarca doğrudan alınması hâlinde kamu kurumlarınca yapılan harcamalar 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre kirletenden tahsil edilir.
- Kaynakta önleme ve çevreyle uyumlu teknoloji
- Doğal kaynak ve enerjinin verimli kullanılması amacıyla atık oluşumunu kaynağında azaltan ve geri kazanımı sağlayan teknolojilerin kullanılmasıdır. Madde bunu her türlü faaliyet sırasında esas alınması gereken bir ilke olarak öngörür.
- Ekonomik araçlar ve teşvikler
- (h) bendinde sayılan vergi, harç, katılma payı, emisyon ücreti, kirletme bedeli, depozito, karbon ticareti gibi piyasaya dayalı mekanizmalar ile teşvik tedbirlerinin topluca adıdır. Bu bentteki uygulamalara ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.
- Katılım hakkı
- Çevre politikalarının oluşturulmasında idare, meslek odaları, birlikler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların etkin biçimde yer almasını sağlayan ilkedir. (e) bendi bu katılım ortamının yaratılmasını Bakanlık ve yerel yönetimlere yükler.
- Koordinasyon yetkisi
- Uluslararası anlaşmalardan doğan ulusal yükümlülüklerin yerine getirilmesi ile genel çevre düzenlemelerinin Bakanlığın koordinasyonunda yapılmasıdır. Atom enerjisi ile ilgili konular ise 2690 sayılı Kanun kapsamında Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından yürütülür.
İlkeler: hangi şartlar aranır?
- Çevrenin korunmasına ve kirliliğin önlenmesine yönelik bir faaliyetin, ilkelerin uygulanması bakımından bu madde kapsamındaki bir alanda yürütülmesi gerekir; ilke doğrudan ihlal edilmiş bir sonuç olmadan ilk başta yalnız yönlendirici olarak işler.
- Arazi ve kaynak kullanım kararlarını veren ya da proje değerlendirmesi yapan yetkili kuruluşların karar alma süreçlerinde sürdürülebilir kalkınma ilkesini gözetmesi gerekir.
- Ekonomik faaliyetlerin faydası ile doğal kaynaklar üzerindeki etkisinin sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde uzun dönemli olarak değerlendirilmesi gerekir.
- Kirlenme veya bozulmanın önlenmesi, sınırlandırılması, giderilmesi ya da çevrenin iyileştirilmesi için yapılan harcamaların kirleten ya da bozulmaya neden olan tarafça karşılanması gerekir.
- Kirletenin gerekli önlemleri almaması veya bu önlemlerin yetkili makamlarca doğrudan alınması hâlinde, kamu kurumlarınca yapılan gerekli harcamalar 6183 sayılı Kanun'a göre kirletenden tahsil edilmelidir.
- Ekonomik araç ve teşvikler, (h) bendinde sayılan biçimde ve Bakanlığın belirlediği usul ve esaslara uygun olarak kullanılmalıdır.
- Uluslararası anlaşmalardan doğan ulusal düzenlemeler, Bakanlığın koordinasyonunda teknik, idari, mali ve hukuki araçlarla yapılmalıdır; bu düzenlemelerin maliyetleri gerçek ve tüzel kişilerce karşılanmalıdır.
İlkeler: hangi sonuçları doğurur?
- Kirletenin gerekli önlemleri almaması hâlinde, kamu kurumlarınca yapılan gerekli harcamalar kirletenden tahsil edilir.
- Önlemlerin yetkili makamlarca doğrudan alınması hâlinde de yapılan gerekli harcamalar aynı biçimde kirletenden istenir.
- Kirlenme ve bozulmanın önlenmesi ile giderilmesi için yapılan harcamalar kirleten ya da bozucu tarafından karşılanır.
- Ekonomik araçlar ve teşvikler, (h) bendinde sayılan piyasaya dayalı mekanizmalar aracılığıyla kullanılır; bu uygulamalara ilişkin usul ve esasları Bakanlık belirler.
- Uluslararası anlaşmalardan doğan düzenlemelerin maliyeti gerçek ve tüzel kişilerce karşılanır.
- Maddede yer alan ilkeler doğrudan bir yükümlülük ya da yaptırım doğurmaz; uygulanabilir sonuç ilgili özel düzenlemelerle ortaya çıkar.
- Atom enerjisi kapsamındaki konularda Bakanlığın genel koordinasyon yetkisi uygulanmaz; bu konular Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından yürütülür.
Kirleten öder ile devletin doğrudan müdahalesi arasındaki fark nedir?
Kirletici veya bozucu, gerekli önlemleri kendisi almıştır ya da almakla yükümlüdür.
Kirletici önlemleri almamış ve yetkili makamlar önlemleri doğrudan almak zorunda kalmıştır.
İkinci durumda kamu kurumlarının yaptığı gerekli harcamalar 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre kirletenden tahsil edilir.
Genel ilke ile somut yükümlülük arasındaki fark nedir?
Madde 3 içindeki ilkeler genel ve soyut ifadelerle kaleme alınmıştır.
Bu ilkelerin ayrıntısı; izin, ÇED, standart ve yaptırım düzenleyen özel mevzuatta yer alır.
Somut bir yükümlülük ya da yaptırım için özel mevzuat aranır; madde tek başına idari işlem veya ceza dayanağı olarak kullanılamaz.
Kamu kurumları ile herkes (a bendi) arasındaki fark nedir?
İdare, yerel yönetimler ve kamu kurumları bu ilkeler bakımından iş birliği, katılım ortamı yaratma ve koordinasyon görevi taşır.
Gerçek ve tüzel kişiler, meslek odaları, birlikler ve sivil toplum kuruluşları da çevrenin korunması ile görevlidir.
Herkes için genel bir çevre yükümlülüğü doğar; ancak kurumsal işbirliği ve koordinasyon görevleri yalnız ilgili kamu organlarına yüklenmiştir.
Genel düzenleme maliyeti ile özel karşılama arasındaki fark nedir?
Uluslararası anlaşmalardan doğan genel teknik, idari, mali ve hukuki düzenlemeler Bakanlığın koordinasyonunda yapılır.
Bu düzenlemelerin doğurduğu maliyetler ise gerçek ve tüzel kişiler tarafından karşılanır.
Düzenlemenin maliyeti ilgili kişilere yüklenebilir; bu yük, kamunun genel bütçesinden karşılanacak bir gider değildir.
Atom enerjisi konuları ile genel çevre düzenlemeleri arasındaki fark nedir?
Çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesine ilişkin genel düzenlemeler Bakanlığın koordinasyonunda yapılır.
2690 sayılı Kanun kapsamındaki atom enerjisi konuları Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından yürütülür.
Atom enerjisine ilişkin konularda yetki Bakanlıkta değil Kurumdadır.
İlkeler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde 3'ü doğrudan bir idari para cezası ya da izin iptali dayanağı olarak almak; madde yalnız genel ilkeleri düzenler, yaptırım özel mevzuatta aranmalıdır.
- Kirleten öder ilkesini tek başına bir tazminat sorumluluğu kuralı saymak; tahsil usulü için 6183 sayılı Kanun'a bakılmalıdır.
- Madde 3'ün (c), (d) veya (j) bentlerine eski metin üzerinden dayanmak; madde son olarak 24/12/2020 tarihinde değiştirildiğinden güncel metin esas alınmalıdır.
- Atom enerjisi konularında Bakanlığı yetkili saymak; (j) bendi bu konuları Türkiye Atom Enerjisi Kurumuna bırakmıştır.
- Kamu kurumlarının yaptığı harcamaları gerekli olup olmadığına bakmadan tahsil edilebilir saymak; (g) bendi yalnızca gerekli harcamaları kapsar.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, kirletenin batan gemi gibi kirlilik kaynağının temizlenmesi ve enkazın kaldırılması masraflarından sorumlu tutulmasında madde 3'ün kirleten öder ilkesine dayanmaktadır. (İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/2 E., 2021/458 K., 01.12.2021)
- Kirliliğin giderilmesi için yapılan tahribat bedelinin belediye tarafından ödenmesi hâlinde, bu bedelin (g) bendi uyarınca başvurucu şirketten tahsiline karar verilmesi kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2020/39074 E., 13.05.2025)
- Anayasadaki çevre ilkelerinin Çevre Kanunu'nun 3/a bendinde benzer biçimde yer aldığı yönündeki yargısal değerlendirme, madde metninin ilk bendinin genel çevre yükümlülüğünü de desteklemektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/377 E., 2019/102 K., 12.02.2019; 18. Ceza Dairesi, 2015/13061 E., 2016/11381 K., 25.05.2016)
- Madde 3'ün (c), (d) ve (j) bentleri hakkında Anayasa Mahkemesinin iptal kararı verdiği ve bu bentlerin dayanağı olan değişikliklerin ayrıca gözetilmesi gerektiği görülmektedir. (2006/99 E., 2009/9 K., 15.01.2009)
Nasıl ispat edilir?
- Kirletenden tahsil talebinde bulunan kamu kurumu, kirliliğin varlığını, kirletenin sorumluluğunu ve kendi yaptığı gerekli harcamayı ispatlamakla yükümlüdür.
- Kirletenin gerekli önlemleri aldığını savunması hâlinde, bu savunmayı önlemlerin alındığını gösteren belgelerle ispatlaması gerekir.
- Önlemlerin yetkili makamlarca doğrudan alındığı iddiasında, harcamanın gerekliliği ve tutarı ilgili kamu kurumunun kayıtları, faturalar ve idari işlem belgeleriyle ispatlanır.
- Yapılan harcamanın gerekli olduğu, kayıt ve belgelerle desteklenmemişse kirleten tarafın itirazı etkili hâle gelir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 sayılı Kanun: Kirletenin gerekli önlemleri almaması hâlinde kamu kurumlarınca yapılan harcamaların tahsil usulünü belirler; (g) bendi bu tahsilin dayanağını oluşturur.
- 2690 sayılı Kanun: Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun görev ve yetkilerini düzenler; (j) bendindeki istisna bu kanuna gönderme yapar.
Çevre Kanunu m.5 — Yüksek çevre kurulunun görevleri
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 5. maddesi, Yüksek Çevre Kurulunun görevlerini sıralamaktadır. Kurulun etkin bir çevre yönetimi için hedef, politika ve strateji belirlemesini, sürdürülebilir kalkınma ilkesi çerçevesinde ekonomik kararlara çevre boyutunun girmesini sağlayacak hukuki ve idari tedbirleri belirlemesini ve birden fazla bakanlık ya da kuruluşu ilgilendiren çevre uyuşmazlıklarında nihai kararı vermesini düzenler. Madde Yüksek Çevre Kurulunun görevlerini belirlemekte olup kurulun teşkilini, üyelerini ve çalışma usulünü düzenlemez; bunlar yürürlükten kaldırılan 4. maddenin ve sonradan çıkarılan mevzuatın konusudur. Kurulun kararlarının icrai mı istişari mi olduğu, uygulama usulü ve bu kurul dışındaki çevre kurullarının görevleri de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Yüksek çevre kurulunun görevleri: hangi kavramlar bilinmeli?
- Sürdürülebilir kalkınma ilkesi
- Ekonomik kalkınmanın çevrenin korunmasıyla birlikte ve onu gözeterek yürütülmesi gerektiğini ifade eden ilkedir. Madde bu ilkeyi ölçüt olarak gösterir; ilkenin somut içeriği bu maddede tanımlanmamıştır.
- Hedef, politika ve strateji
- Etkin bir çevre yönetiminin hangi amaçlarla, hangi genel yönelimle ve hangi yol haritasıyla yürütüleceğini gösteren üst düzey planlama araçlarıdır. Kurulun bu alandaki yetkisi belirleme yetkisidir; bu maddede ayrıntılı bir usul öngörülmemiştir.
- Birden fazla bakanlık ve kuruluşu ilgilendiren çevre konusu
- Tek bir idari birimin görev alanında kalmayıp birden çok bakanlık veya kamu kuruluşunun yetki alanını etkileyen çevre meselesidir. Kurulun nihai karar yetkisi bu nitelikteki uyuşmazlıklarla sınırlıdır.
- Nihai karar
- Taraf kurumların görüşleri tükendikten sonra uyuşmazlığı bağlayıcı biçimde sonuçlandıran karardır. Maddede bu kararın hangi usulle ve hangi etkiyle verileceği belirtilmemiştir.
Yüksek çevre kurulunun görevleri: hangi şartlar aranır?
- Uyuşmazlığın birden fazla bakanlık ya da kuruluşu ilgilendiren bir çevre konusuna ilişkin olması gerekir.
- Kurulun hedef, politika ve strateji belirleme ya da ekonomik kararlara çevre boyutunu dahil eden tedbirleri belirleme görevi, madde metnindeki sınırlar içinde kalmalıdır.
- Nihai karar yetkisinin kullanılabilmesi için ilgili kurumların uyuşmazlığı kurula taşıması gerekir.
Yüksek çevre kurulunun görevleri: hangi sonuçları doğurur?
- Kurul a ve b bentleri uyarınca hedef, politika, strateji ve tedbirleri belirler; bu belirlemenin bağlayıcılık derecesi maddede açıkça düzenlenmemiştir.
- Birden fazla bakanlık ya da kuruluşu ilgilendiren çevre uyuşmazlığı, c bendi uyarınca kurulun nihai kararıyla çözülür.
- Uyuşmazlık birden fazla kurumu ilgilendirmiyorsa c bendi uygulanmaz ve uyuşmazlık bu maddedeki kurul yetkisi kapsamında değerlendirilmez.
- Maddede yer alan görevler kurulun kendi kararlarının hukuki niteliğini, yani icrai ya da istişari olduğunu belirtmez.
Politika belirleme ile uyuşmazlık çözme arasındaki fark nedir?
Kurulun a ve b bentlerindeki görevleri, genel nitelikte hedef, politika ve tedbir belirlemeye ilişkindir.
c bendindeki görev, somut bir çevre uyuşmazlığında nihai karar vermeye ilişkindir.
Birinci grup genel düzenleyici nitelikte bir yetki iken ikinci grup uyuşmazlığa bağlanmış bir karar yetkisidir; birincide uyuşmazlık aranmaz, ikincide bulunması gerekir.
Çevre yönetimi ile ekonomik karar boyutu arasındaki fark nedir?
a bendi çevre yönetiminin genel hedef ve stratejisini kapsar.
b bendi ekonomik kararlara çevre boyutunun girmesini sağlayacak hukuki ve idari tedbirleri kapsar.
a bendi çevre yönetiminin kendi içindeki yönelimi, b bendi ise ekonomik politikalarla çevre arasındaki bağı hedefler.
Yüksek çevre kurulunun görevleri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kurulun c bendindeki nihai karar yetkisini her çevre meselesine genişletmek; yetki yalnızca birden fazla bakanlık ya da kuruluşu ilgilendiren uyuşmazlıklarla sınırlıdır.
- Kurulun a ve b bentlerindeki belirleme yetkisini bağlayıcı bir düzenleyici işlem yetkisi gibi okumak; madde bu yönde açık bir hüküm içermez.
- Kurulun teşkilini ve üye yapısını bu maddeye dayandırmak; teşkil ve işleyiş bu maddede düzenlenmemiştir ve ilgili 4. madde yürürlükten kaldırılmıştır.
- Bu maddeyi güncel olarak yürürlükte görüp 4. maddeye ilişkin eski düzenlemeleri uygulamak; kurul yapısı için yürürlükteki mevzuatın incelenmesi gerekir.
Nasıl ispat edilir?
- Birden fazla bakanlık ya da kuruluşu ilgilendiğini ileri süren taraf, uyuşmazlığın konusunun çevre olduğunu ve birden çok kurumun görev alanına girdiğini ispatlamalıdır.
- Uyuşmazlığın kurul önüne getirildiğini gösteren yazılı başvuru ve ilgili kurumların görüş yazıları belge olarak kullanılabilir.
- Kurulun b bendi kapsamındaki tedbirler için ekonomik kararla çevre arasındaki bağın somut olarak ortaya konulması gerekir; bu bağın kurulmadığını ileri süren taraf aksini ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2872 sayılı Kanun m.4: Kurulun oluşum ve işleyişini düzenleyen maddedir; mevzuat metninde yürürlükten kaldırılmış olarak yer almaktadır, bu nedenle kurulun teşkili için bu madde değil ilgili mevzuat esas alınmalıdır.
Çevre Kanunu m.8 — Kirletme yasağı
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8. maddesi, her türlü atık ve artığın çevreye zarar verecek biçimde ve ilgili yönetmeliklerdeki standart ve yöntemlere aykırı olarak alıcı ortama verilmesini, depolanmasını, taşınmasını, uzaklaştırılmasını ve benzeri faaliyetlerini yasaklamaktadır. Madde ayrıca kirlenme ihtimalinde ilgililerin önleme, kirlenme meydana geldiğinde kirletenin durdurma, etkileri giderme veya azaltma yükümlülüğünü düzenlemektedir. Kime uygulandığı bakımından madde, atık ve artık üzerinde fiili tasarrufta bulunan gerçek ve tüzel kişiler için geçerlidir. Madde, kirletenin tazminat sorumluluğunu düzenlemez; bu sorumluluk 2872 sayılı Kanun'un 28. maddesi kapsamındadır. Maddenin idari para cezası ve yaptırımlarını düzenlemez; bunlar ilgili idari yaptırım hükümlerinde yer alır. Atık yönetimine ilişkin ayrıntılı usul ve bildirim yükümlülükleri ilgili yönetmeliklerde belirlenir ve bu maddenin kapsamı dışındadır.
Kirletme yasağı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Atık ve artık
- Kullanım sonucu veya üretim sırasında ortaya çıkan, sahibinin elden çıkarmak istediği veya çıkarmak zorunda olduğu maddelerdir. Maddenin kapsamı "her türlü" ifadesiyle geniş tutulmuştur.
- Alıcı ortam
- Atığın doğrudan veya dolaylı yoldan ulaştığı hava, su, toprak gibi çevresel ortamlardır. Atığın bu ortama verilmesi, madde kapsamındaki eylemlerden biridir.
- Standart ve yöntem
- Atığın yönetimine ilişkin olarak ilgili yönetmeliklerde belirlenen teknik ölçütler ile uygulanacak işlem biçimleridir. Yasak, bu ölçütlere aykırılık ve çevreye zarar verme birlikte aranarak uygulanır.
- Kirlenme ihtimali
- Henüz kirlenme gerçekleşmemiş olmakla birlikte, faaliyetin çevreye zarar verme olasılığının bulunduğu durumdur. Bu halde önleme yükümlülüğü doğar.
- Kirleten
- Kirlenmeye yol açan kişidir. Maddede kirleten için ayrı bir tanım yer almaz; kirlenmenin meydana geldiği hallerde durdurma, giderme ve azaltma yükümlülüğü ona yüklenmiştir.
Kirletme yasağı: hangi şartlar aranır?
- Atık veya artık niteliğinde bir maddenin bulunması gerekir.
- Bu madde üzerinde verme, depolama, taşıma, uzaklaştırma veya benzeri bir faaliyetin yapılması gerekir.
- Faaliyetin çevreye zarar verecek biçimde yapılması gerekir.
- Faaliyetin ilgili yönetmeliklerdeki standart ve yöntemlere aykırı olması gerekir; her iki koşulun birlikte bulunması yasağın ihlali için aranır.
- Kirlenme ihtimali bulunan durumda ilgililerin kirlenmeyi önlemek için gerekli tedbirleri alması gerekir.
- Kirlenmenin meydana gelmiş olduğu hallerde kirletenin kirlenmeyi durdurmak, etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri alması gerekir.
Kirletme yasağı: hangi sonuçları doğurur?
- Atık veya artığın çevreye zarar verecek biçimde ve yönetmelik standartlarına aykırı olarak verilmesi, depolanması, taşınması veya uzaklaştırılması yasaktır.
- Yasağa aykırı faaliyet, 2872 sayılı Kanun'un ilgili idari yaptırım hükümleri uyarınca yaptırıma tabi olur.
- Kirlenme ihtimalinde ilgililer, kirlenmeyi önlemek için gerekli tedbirleri almakla yükümlü olur.
- Kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten, kirlenmeyi durdurmak, etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü olur.
- Kirletenin bu yükümlülüğü, çevre zararı nedeniyle doğan tazminat sorumluluğunun yerine geçmez; tazminat ayrıca 2872 sayılı Kanun'un 28. maddesine göre değerlendirilir.
Kirlenme ihtimali ile kirlenmenin gerçekleşmesi arasındaki fark nedir?
Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumda yükümlülük, kirlenmeyi önlemeye yöneliktir ve ilgililere yüklenmiştir.
Kirlenmenin meydana geldiği durumda yükümlülük, kirlenmeyi durdurma, etkileri giderme veya azaltma yönündedir ve kirletene yüklenmiştir.
Önleme yükümlülüğü ilgililere, durdurma ve giderme yükümlülüğü ise kirletene yüklenir; iki yükümlülük aynı kişide birlikte bulunabilir.
Yönetmelik standardına aykırılık ile çevreye zarar verme arasındaki fark nedir?
Faaliyetin yönetmelik standartlarına aykırı olması, yasağın bir unsurudur.
Faaliyetin çevreye zarar verecek biçimde yapılması da ayrı bir unsurdur.
Her iki koşulun birlikte bulunmadığı hallerde madde kapsamındaki yasak ihlal edilmiş sayılmaz; bu nedenle sonuçlar bağlama göre değerlendirilir.
Kirletme yasağı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddeyi yalnızca atığın sahibine değil, fiilen atık üzerinde tasarruf eden herkese uygulanabilir sanmak; yükümlülük kişinin fiili durumuna göre belirlenir.
- Yasağı yalnızca yönetmelik ihlaline bağlamak ve çevreye zarar verme unsurunu aramamak; her iki koşul birlikte aranmalıdır.
- Kirlenme ihtimali halindeki önleme yükümlülüğünü kirletene özgü sanmak; bu yükümlülük ilgililere yüklenmiştir.
- Madde 8'deki durdurma ve giderme yükümlülüğünü, 28. maddeye dayanan tazminat sorumluluğuyla karıştırmak; ikisi ayrı hukuki sonuçlar doğurur.
- Madde metninde yer almayan idari para cezası miktarlarını bu maddeye bağlamak; cezalar ilgili idari yaptırım hükümlerinde düzenlenmiştir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Çevre kirletme yasağının genel dayanağı olarak 2872 sayılı Kanun'un 'Kirletme Yasağı' başlıklı 8. maddesi gösterilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/377 E., 2019/102 K., 12.02.2019)
- Atığın açık alanda depolanması, toprak zemin üzerinde biriktirilmesi ya da izinsiz dökülmesi olaylarında uyuşmazlığın çözümünde 8. madde ile ilgili yönetmelik hükümleri birlikte uygulanmaktadır. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2025/1799 E., 2025/1946 K., 16.10.2025; 4. Daire, 2024/582 E., 2024/7954 K., 26.12.2024; 6. Daire, 2022/3833 E., 2023/5632 K., 07.06.2023; 6. Daire, 2022/3735 E., 2023/5401 K., 31.05.2023)
- Hafriyat toprağı, inşaat ve yıkıntı atıklarının dökülmesi olaylarında 8. madde, ilgili yönetmelik hükmüyle birlikte ihlal gerekçesi olarak ileri sürülmektedir. (6. Daire, 2022/1224 E., 2023/6428 K., 21.06.2023; 6. Daire, 2022/3735 E., 2023/5401 K., 31.05.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Yasağın ihlalini ileri süren idare veya kamu kurumu, atık niteliğindeki maddenin varlığını ve faaliyeti ispatlamakla yükümlüdür; bu tespit tutanak, fotoğraf ve keşif gibi delillerle yapılır.
- Faaliyetin çevreye zarar verecek biçimde yapıldığını ispat yükü, zararın varlığını ileri süren tarafa aittir; zarar bilirkişi incelemesiyle belirlenebilir.
- Faaliyetin yönetmelik standartlarına uygun olduğunu savunan taraf, izin, kayıt veya teknik uygunluk belgeleriyle bu savunmayı ispatlamalıdır.
- Kirlenme ihtimali nedeniyle önleme yükümlülüğünü ileri süren taraf, tehlikenin varlığını somut olgularla ortaya koymalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2872 sayılı Kanun m.28: Kirletenin çevre zararından dolayı tazminat sorumluluğunu düzenler. Madde 8'de belirtilen hukuka aykırı kirletme, 28. maddede tazminat sorumluluğunun ön koşulu olarak değerlendirilir.
- 2872 sayılı Kanun m.12: Çevre kirliliğine yol açabilecek faaliyetlerin bildirim yükümlülüğünü düzenler. Madde 8'in önleme yükümlülüğü ile birlikte uygulanabilir.
Çevre Kanunu m.9 — Çevrenin korunması
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9. maddesi, çevrenin korunması amacıyla devletin plânlama, koruma ve kullanma yükümlülüklerini sıralayan bir çerçeve hükümdür. Biyolojik çeşitlilik ve ekosistem koruması, bölge ve havza bazında çevre düzeni planları, koruma statüsü verilmiş ve ekolojik değeri olan alanların plânlarda gösterilmesi, Özel Çevre Koruma Bölgesi ilanı, sulak alanlar, nesli tehlikede türler, su kaynakları ve balık çiftlikleri, çevre eğitimi ve yayın yükümlülükleri ile çevre gelirlerinin tahsisini düzenler. Madde, ülke genelindeki idare ve planlama faaliyetlerine uygulanır; özel kişilerin bireysel kusur sorumluluğunu düzenlemez. Kirlenmeden doğan kusursuz sorumluluk ve tazmin (m.8 ve m.28 bağlamı) bu maddede yer almaz. İmar planlarının yapım usulü ve kıyı, kültür varlıkları mevzuatının genel düzeni de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Çevrenin korunması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Çevre düzeni planı
- Bölge ve havza bazında, 1/50.000-1/100.000 ölçekli, nazım ve uygulama imar planlarına esas olan plândır. Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır.
- Özel Çevre Koruma Bölgesi
- Ülke ve dünya ölçeğinde ekolojik önemi olan, çevre kirlenmelerine ve bozulmalarına duyarlı toprak ve su alanlarının tespit ve ilan edilmesiyle oluşan koruma bölgesidir. Tespit ve ilan yetkisi Cumhurbaşkanına aittir.
- Koruma statüsü kazandırılmış alan
- Ulusal mevzuat ve taraf olunan uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınmış alanlardır. Bu alanlar ve ekolojik değeri olan alanlar, plân kararı dışında kullanılamaz.
- Sulak alan
- Doğal yapısı ve ekolojik dengesi korunması esas olan alandır. Doldurularak ya da kurutularak arazi kazanılamaz; bu hükme aykırılıkta alan eski hâline getirilir.
- Koruma-kullanma dengesi
- Doğal kaynaklardan yararlanma ile ekolojik dengenin korunması arasında gözetilmesi gereken dengedir. Sürdürülebilir kalkınma ilkesiyle birlikte planlamanın ölçütünü oluşturur.
Çevrenin korunması: hangi şartlar aranır?
- Bölge ve havza bazında çevre düzeni planının yapılabilmesi için, planın 1/50.000-1/100.000 ölçekli olması ve Bakanlıkça yapılması, yaptırılması ve onaylanması gerekir; usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
- Koruma statüsü kazandırılmış ve ekolojik değeri olan hassas alanların her tür ölçekteki planlarda gösterilmesi zorunludur.
- Koruma statüsü kazandırılmış alan ya da ekolojik değeri olan alanlarda kullanım, plân kararına dayanılarak yapılmalıdır; plân kararı dışında kullanım yapılamaz.
- Özel Çevre Koruma Bölgesi tespit ve ilanı, ülke ve dünya ölçeğinde ekolojik önemi bulunan ve çevre kirlenmelerine duyarlı toprak ve su alanları bakımından Cumhurbaşkanınca yapılmalıdır.
- Sulak alanlarda arazi kazanmak için doldurma ya da kurutma yapılmamalıdır; bu yasak aşılarak arazi kazanılmışsa faaliyet sahibi alanı eski hâline getirmek zorundadır.
- Nesli tehlikede olan, tehdit altındaki ve nadir bitki ve hayvan türleri mevzuata aykırı biçimde ticarete konu edilmemelidir.
- Denizlerde balık çiftliği, hassas alan niteliğindeki kapalı koy ve körfezlerde ile doğal ve arkeolojik sit alanlarında kurulmamalıdır.
Çevrenin korunması: hangi sonuçları doğurur?
- Bölge ve havza çevre düzeni planları, nazım ve uygulama imar planlarına esas teşkil eder.
- Koruma statüsü kazandırılmış ve ekolojik değeri olan alanlarda plân kararı yoksa kullanım yapılamaz.
- Sulak alanda doldurma veya kurutma yoluyla arazi kazanılması halinde, faaliyet sahibi alanı eski hâline getirmek zorundadır.
- Denizlerde balık çiftliği, hassas alan niteliğindeki kapalı koy ve körfezlerde ile doğal ve arkeolojik sit alanlarında kurulamaz.
- Alıcı su ortamlarına atıksu deşarjına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
- Okul öncesi eğitimden başlanarak örgün eğitim programlarında çevre konularına yer verilmesi esastır.
- Çevre ile ilgili toplanan her türlü kaynak ve gelir tahsisi mahiyettedir ve öncelikle çevrenin korunması, geliştirilmesi, ıslahı ve kirliliğin önlenmesi için kullanılır.
- Ticarete konu edilmesi mevzuata aykırı olan nesli tehlikede ve nadir türlerin ticareti yasaktır.
Bölge/havza çevre düzeni planı ile özel Çevre Koruma Bölgesi planı arasındaki fark nedir?
Bölge ve havza bazında çevre düzeni planı, ölçeği 1/50.000-1/100.000 olan genel ölçekli plândır ve imar planlarına esas olur.
Özel Çevre Koruma Bölgesi'nde uygulanacak koruma ve kullanma esasları ile plân ve projeler, Cumhurbaşkanının belirlediği bakanlıkça hazırlanır ve yürütülür.
Özel Çevre Koruma Bölgesi'ne ilişkin plânlarda 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 9. maddesi, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun plân onama hükümleri ve 2863 sayılı Kanun'un 8. maddesinin (tabiat varlıkları ve doğal sit dışındaki) yetkileri ile 17. maddesinin (a) bendi uygulanmaz.
Koruma statüsü alanı ile ekolojik değeri olan alan arasındaki fark nedir?
Ulusal mevzuat veya uluslararası sözleşmeyle koruma statüsü kazandırılmış alanlar, plânlarda gösterilmek zorundadır.
Ekolojik değeri olan hassas alanlar da her tür ölçekteki plânlarda gösterilmek zorundadır.
Her iki alan türü de plân kararı dışında kullanılamaz; plân gösterimi zorunlu olduğu için gösterilmeyen alan kullanım bakımından korunmuş sayılmaz.
Sulak alan ile genel arazi kullanımı arasındaki fark nedir?
Sulak alanın doldurulması ve kurutulması yoluyla arazi kazanılması yasaktır.
Sulak alan dışındaki alanlarda arazi kazanımı bu maddenin yasağına tabi değildir.
Yasağa aykırı arazi kazanımında alan faaliyet sahibince eski hâline getirilir; sulak alan dışında bu yükümlülük doğmaz.
Nesli tehlikede tür ticareti ile mevzuata uygun ticaret arasındaki fark nedir?
Nesli tehlikede veya nadir türlerin mevzuata aykırı ticareti yasaktır.
Mevzuata uygun biçimde yapılan ticaret bu yasağın kapsamında değildir.
Aykırı ticaret yasak kapsamındadır; uygun ticaret için ayrıca mevzuat aranır.
Çevrenin korunması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Özel Çevre Koruma Bölgesi'nde 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 9. maddesini uygulamaya devam etmek; m.9(d) bu hükmü açıkça dışarıda bırakır.
- Bölge ve havza çevre düzeni planını 1/50.000-1/100.000 ölçeği dışında bir ölçekte değerlendirmek; ölçek bu planın belirleyici unsurudur.
- Ekolojik değeri olan alanların yalnızca koruma statüsü verilmiş alan olduğunu sanıp, ekolojik değeri olan hassas alanları plânda göstermemek; m.9(c) her iki alan türünü de kapsar.
- Sulak alan yasağını sulak alan dışındaki arazi kazanımına da uygulamak; yasak yalnızca sulak alanları kapsar.
- Sulak alanda doldurma sonrası eski hâle getirme yükümlülüğünü sadece idari para cezası ile karşılanmış saymak; m.9(e) doğrudan eski hâle getirme yükümlülüğü koyar.
- Balık çiftliğinin yasak yerleri listesini genişletip hassas alan olmayan kıyılarda da yasak uygulamak; yasak m.9(h)'de belirtilen yerlerle sınırlıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Özel Çevre Koruma Bölgesi ilanının, Çevre Kanunu'nun 9. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı kararıyla yapıldığı ve bu ilanın dayanağı olarak m.9'un anıldığı görülmektedir. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2024/2203 E., 2025/953 K., 30.04.2025; İdare Dava Daireleri Kurulu, 2024/2204 E., 2025/954 K., 30.04.2025)
- Özel Çevre Koruma Bölgesi kararının kooperatif arsalarının bulunduğu bölgeye uygulanmasında idari davanın reddedildiği ve kararın kesinleştiği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/1029 E., 2026/17 K., 08.01.2026)
- Yönetmeliklerin hukuki dayanağının m.9'a dayandırıldığı, Danıştay daire kararlarında bu dayanağın incelendiği görülmektedir. (Danıştay 10. Daire Başkanlığı, 2012/8968 E., 2016/865 K., 18.02.2016; Danıştay 10. Daire Başkanlığı, 2011/5260 E., 2015/4752 K., 05.11.2015)
- Doğal çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkesi altında koruma-kullanma dengesinin m.9(b) bağlamında planlamada gözetildiği kabul edilmektedir. (6. Daire, 2019/12045 E., 2025/3758 K., 26.06.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Özel Çevre Koruma Bölgesi ilanının iptali istenen davada, ilanın m.9(d) kapsamında ülke veya dünya ölçeğinde ekolojik önem ve kirlenmeye duyarlılık koşullarını taşıdığını idare ilan kararıyla ve bilimsel raporla ispatlamalıdır.
- Plân kararı dışında kullanım iddiasında, kullanımın dayanağı plânın gösterilip gösterilmediğini ilgili plân belgesiyle ortaya koyma yükü, kullanıcı ile idarededir.
- Sulak alanda arazi kazanıldığı iddiasında, doldurma veya kurutma fiilinin varlığını fotoğraf, keşif veya bilirkişi raporuyla ispatlama yükü davacıdadır.
- Faaliyet sahibinin arazi kazanmadığı savunmasında, işlemin sulak alan dışında kaldığını yerinde keşif veya harita ile gösterme yükü faaliyet sahibindedir.
- Yasak ticaretin m.9(f) kapsamında olduğu iddiasında, türün nesli tehlikede ya da nadir olduğunu ve ticaretin mevzuata aykırı olduğunu ilgili belge ile ispatlama yükü iddia edendedir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2872 sayılı Kanun m.8: Kirlenmeyi önleme ve kirleten sorumluluğunun temel yükümlülükleri bu maddede düzenlenir; m.9 ise plânlama ve koruma esaslarını düzenler.
- 3194 sayılı İmar Kanunu m.9: Özel Çevre Koruma Bölgesi planlarında uygulanmayan imar plân onama yetkisini düzenleyen hükümdür.
- 3621 sayılı Kıyı Kanunu: Özel Çevre Koruma Bölgesi planlarında plân onama yetkisini düzenleyen hükümleri bu maddeden dolayı uygulanmaz.
- 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu m.8 ve m.17(a): Tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve korunma alanları dışındaki yetkileri ile (a) bendi, Özel Çevre Koruma Bölgesi planlarında uygulanmaz.
- 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun m.13: Danıştay kararlarında, Çevre Kanunu'nun 9. maddesiyle birlikte yönetmelik yetkisinin dayanağı olarak anılmaktadır.
Çevre Kanunu m.10 — Çevresel etki değerlendirilmesi
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesi, çevre sorunlarına yol açabilecek faaliyetleri gerçekleştirmeyi planlayan kurum, kuruluş ve işletmelerin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlama yükümlülüğünü düzenler. Madde ayrıca ÇED olumlu kararı alınmadan projeyle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilememesini, yatırıma başlanamamasını ve ihale yapılamamasını öngörür. Son değişiklikle, bu süreçlere başvurulmasının engellenmediği belirtilmiştir. Maddenin son fıkrası ÇED'e tabi projelerin, Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tabi plan ve programların ve usul ve esasların Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirleneceğine yer verir. Madde, ÇED sürecinin ayrıntılı usulünü, ÇED'e tabi proje listelerini, rapor içeriğini, değerlendirme aşamalarını, süreleri ve idari yaptırımları düzenlemez; bunlar ÇED Yönetmeliği ve ilgili mevzuatla belirlenir. Maddenin ÇED kararına bağlanan yasağı ile ceza hukukundaki ya da idari para cezasına ilişkin düzenlemeler de bu maddenin kapsamı dışındadır (ilgili yaptırım mevzuatı ayrıca uygulanır).
Çevresel etki değerlendirilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED)
- Planlanan projelerin çevreye olası olumlu ve olumsuz etkilerinin önceden belirlenmesi, olumsuz etkilerin önlenmesi ya da en aza indirilmesi için tedbirlerin ve yer ile teknoloji alternatiflerinin incelendiği süreçtir. Madde metni bu süreci tanımlamaz, yalnızca rapor hazırlama yükümlülüğü ve karar bağlantısını kurar.
- ÇED Raporu
- Projenin ayrıntılı çevresel etkilerini ve önlemlerini içeren, faaliyeti gerçekleştirmeyi planlayan tarafça hazırlanması gereken belgedir. Maddenin birinci fıkrasında, faaliyetin çevreye etkisinin ağır olabileceği hallerde hazırlanması öngörülür.
- Proje Tanıtım Dosyası
- ÇED Raporuna alternatif olarak hazırlanabilen, projenin tanıtıldığı belgedir. Hangi projelerde bu dosyanın yeterli olacağı madde metninde belirtilmez, Bakanlıkça çıkarılan yönetmeliğe bırakılmıştır.
- ÇED Olumlu Kararı
- Yetkili idarenin, projenin çevresel etki değerlendirmesi sürecini tamamladıktan sonra projenin yapılmasına çevresel açıdan izin verdiğini gösteren karardır. Madde metninde yer alan ve izin verilmesinin ön koşulu olan karardır.
- Stratejik Çevresel Değerlendirme (SÇD)
- Plan ve programların çevresel etkilerinin değerlendirilmesi sürecidir. Maddede proje ÇED'inden ayrı olarak anılır ve usulü yönetmelikle belirlenir.
- Onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı
- Projenin hukuki ve fiili olarak gerçekleştirilmesine imkan veren idari işlemlerdir. Madde, ÇED olumlu kararı alınmadan bu işlemlerin verilemeyeceğini öngörür.
Çevresel etki değerlendirilmesi: hangi şartlar aranır?
- Faaliyetin çevre sorunlarına yol açabilecek nitelikte olması ve bu faaliyeti gerçekleştirmeyi planlayan kurum, kuruluş veya işletmenin bulunması gerekir.
- Faaliyetin ÇED Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlanmasını gerektiren projeler arasında yer alması gerekir; bu projelerin kapsamı Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenir.
- Yetkili idare tarafından ÇED olumlu kararı verilmiş olması gerekir; bu karar alınmadan projeyle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez.
- Proje için yatırıma başlanmadan önce ÇED olumlu kararının alınmış olması gerekir; aksi halde yatırım başlatılamaz.
- Projenin ihale edilebilmesi için ÇED olumlu kararının bulunması gerekir; karar yokken ihale yapılamaz.
- ÇED olumlu kararı olmadan da söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulabilir; başvuru ise ancak karar alınmadan işlem tesis edilemeyeceği anlamına gelir.
Çevresel etki değerlendirilmesi: hangi sonuçları doğurur?
- ÇED olumlu kararı alınmadan projeyle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilmez; verilirse bu işlem ÇED mevzuatına aykırı olur.
- ÇED olumlu kararı alınmadan projeye ilişkin yatırıma başlanamaz; yatırıma başlanması ÇED mevzuatına aykırılık oluşturur.
- ÇED olumlu kararı alınmadan proje ihale edilemez.
- Söz konusu süreçlere başvurulması son değişiklikle engellenmemiştir; başvuru yapılabilir.
- Maddenin ikinci fıkrasındaki yasak, ÇED'e tabi projeler bakımından getirilmiştir; ÇED kapsamı dışında kalan faaliyetlere bu yasak doğrudan uygulanmaz.
- Maddenin son fıkrasına göre ÇED'e tabi projelerin, SÇD'ye tabi plan ve programların ve usul ve esasların belirlenmesi Bakanlık yönetmeliklerine bırakılmıştır.
- Yönetmelikle belirlenen usul ve esaslar, maddenin çerçevesi içinde kalmak zorundadır; bu kapsamda çıkarılan düzenlemeler iptal davasına konu olmuştur.
ÇED Raporu ile proje Tanıtım Dosyası arasındaki fark nedir?
ÇED Raporu, çevresel etkilerin ayrıntılı incelenmesini gerektiren projelerde hazırlanan kapsamlı belgedir.
Proje Tanıtım Dosyası, daha az çevresel etkisi olan projelerde hazırlanan daha sınırlı belgedir.
Hangi belgenin hazırlanacağı proje türüne göre değişir ve bu ayrım yönetmelikle yapılır; belge türü yanlış seçilirse ÇED sürecinin işletilmesi gecikir.
ÇED'e tabi proje ile ÇED'e tabi olmayan faaliyet arasındaki fark nedir?
ÇED'e tabi projelerde madde bağlayıcı yasak ve sınırlar uygulanır.
ÇED kapsamı dışında kalan faaliyetlerde bu maddedeki ÇED kararına bağlı yasak doğmaz.
ÇED kapsamına girip girmediğinin tespiti, yasağın uygulanıp uygulanmayacağını belirler.
Onay/izin/ruhsat verilmesi ile bu süreçlere başvurulması arasındaki fark nedir?
İdari işlemin verilmesi ÇED olumlu kararına bağlıdır ve karar alınmadan tesis edilemez.
Başvuru yapılması ise son değişiklikle engellenmemiştir.
İdare başvuruyu kabul edip inceleyebilir, ancak olumlu karar olmadan işlemi tesis edemez.
Çevresel etki değerlendirilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Son değişiklikten sonra ÇED kararı olmadan da başvuru yapılamayacağını düşünmek; maddenin ek cümlesi başvuruyu engellemez, yalnız işlemin tesisini engeller.
- Yasağın ÇED kapsamı dışındaki faaliyetlere de uygulanacağını varsaymak; yasak yalnızca ÇED'e tabi projeler bakımından geçerlidir.
- Proje tanıtım dosyası ile ÇED Raporunu aynı belge saymak; her ikisi için hangi projenin hangi belgeye tabi olduğu yönetmelikle belirlenir.
- Maddede süre öngörüldüğünü düşünüp ÇED için bir sürenin işlediğini varsaymak; madde metninde süre bulunmamaktadır.
- Yönetmelik hükümlerini madde metninden bağımsız olarak uygulamak; yönetmeliğin maddenin çerçevesi dışına çıkması iptal sebebidir.
- Kitap ve kararlardaki eski ÇED sürecine ait açıklamaları son değişiklik öncesi duruma göre uygulamak; madde 19/7/2025 tarihinde değişmiştir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- ÇED olumlu kararı alınmadan verilen onay, izin veya ruhsatın hukuka aykırı olduğu ve bu işlemlere karşı iptal davası açılabileceği kabul edilmektedir. (10. Daire, 2019/339 E., 2023/6927 K., 15.11.2023)
- Fizibilite raporlarında projenin çevreye uyumlu olup olmadığının belirlenmesi için ÇED sürecinin tamamlanması gerektiği, aksi halde projenin Kanunun 10. maddesine aykırı olacağı kabul edilmektedir. (10. Daire, 2019/339 E., 2023/6927 K., 15.11.2023)
- Yönetmelikle düzenlenen ÇED usul ve esaslarının Kanunun amacına ve çevre korumasına uygun olması gerektiği, bu çerçevenin aşılmasının iptal sebebi oluşturduğu kabul edilmektedir. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2019/2526 E., 2021/2590 K., 24.11.2021; 6. Daire, 2019/12704 E., 2021/11620 K., 20.10.2021)
- Danıştay kararlarında 10. maddeye dayanılarak çıkarılan yönetmeliklerin, Kanunun sürdürülebilir çevre amacına aykırı hükümlerinin denetlendiği görülmektedir. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2019/2526 E., 2021/2590 K., 24.11.2021; 6. Daire, 2019/12704 E., 2021/11620 K., 20.10.2021)
- Çevre Kanununa dayanılarak verilen idari para cezalarında ihlalin tespiti ve cezanın uygulanmasına ilişkin usulün yönetmelikle düzenlendiği ve bu usulün uygulanmasında Danıştay tarafından denetlendiği görülmektedir. (Danıştay 14. Daire Başkanlığı, 2016/4401 E., 2017/465 K., 02.02.2017)
- ÇED kararı olmadan yatırıma başlanmasının çevre mevzuatına aykırılık oluşturduğu ve bu durumun idarece yaptırıma bağlanabileceği kabul edilmektedir. (13. Daire, 2022/3408 E., 2023/919 K., 01.03.2023)
Nasıl ispat edilir?
- ÇED kararının bulunmadığını ileri süren taraf, ÇED olumlu kararının alınmadığını ve projenin ÇED kapsamında olduğunu ispat etmelidir; ilgili belge, Bakanlık veya yetkili idarenin yazısıdır.
- Onay, izin veya ruhsatın ÇED kararına dayandığını iddia eden idare, işlemin tesis edilmeden önce olumlu kararın alındığını belgelemelidir.
- Yatırıma başlandığının ileri sürülmesi halinde, fiili başlangıç tarihi ve ÇED kararının bu tarihten önce alındığı belgelerle ortaya konulmalıdır.
- Projenin ÇED kapsamına girip girmediği konusunda uyuşmazlık varsa, proje tanıtım dosyası ve ilgili yönetmelik hükümleri esas alınarak değerlendirme yapılır.
- Karar alınmadan yapılan işlemlerin hukuka aykırılığını ileri süren taraf, karar yokluğunu ve işlem tarihini delillerle göstermelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2872 sayılı Kanun m.2: Maddenin tanımladığı ÇED kavramı ve olumlu/olumsuz etkilerin belirlenmesi amacı bu madde ile birlikte okunur.
- 2872 sayılı Kanun: Madde, Kanunun çevre korumasına ilişkin genel ilkeleri ve ÇED dışındaki idari yaptırımlarıyla birlikte uygulanır.
Çevre Kanunu m.11 — İzin alma, arıtma ve bertaraf etme yükümlülüğü
Madde, üretim, tüketim ve hizmet faaliyetlerinden doğan atıkların arıtılması ve bertarafına ilişkin genel yükümlülüğü; bu yükümlülüğün yapı ruhsatı, yapı kullanma izni ve işletme ruhsatına bağlanmasını; kapasite artışı ve faaliyet değişikliği halinde doğan yükümlülüğü; atıksu altyapı sistemlerinin kurulması, işletilmesi ve bu hizmetlerin maliyetine katılmayı; atık üreticilerinin sorumluluklarını, sıfır atık sistemini, geri kazanım ve bertarafı; evsel katı atık bertaraf tesislerini; ürün sorumluluğu kapsamında birlik kurulmasını; tehlikeli atık, atık geri kazanım ve taşıma lisanslarını; belediye hizmet birliklerine yardımı ve acil durum planlarını düzenler. Madde, atıklarını alıcı ortamlara veren ya da bu hizmetlerden yararlanan tesis, işletme ve yerleşim birimleri ile atık üreticileri, ithalatçılar ve piyasaya sürenler bakımından uygulanır. Madde; atıkların ithalatını, biyogüvenlik ve genetik değiştirilmiş organizmaları, denizde atık boşaltılmasını düzenlemez; bu konular ilgili kanun ve yönetmeliklerde yer alır. Ayrıca atıkların taşınmasına ilişkin idari para cezaları, suç ve yaptırımlar (m.26) ile bildirim yükümlülükleri (m.12) bu maddenin kapsamı dışındadır.
İzin alma, arıtma ve bertaraf etme yükümlülüğü: hangi kavramlar bilinmeli?
- Alıcı ortam
- Atıkların doğrudan ya da dolaylı olarak bırakıldığı su, toprak, hava gibi çevre öğeleridir. Madde, atığın bu ortamlara verilmesini genel olarak yasak saymak yerine, uygun görülmeyen hallerde arıtma ve bertaraf yükümlülüğü doğurur.
- Atıksu altyapı sistemi
- Atıksuları toplayan kanalizasyon ile atıksuların arıtıldığı ve arıtılmış suyun bertaraf edildiği tesislerin bütünüdür. Sorumlu kuruluş, yerleşim ve kullanım alanına göre maddede ayrı ayrı belirlenmiştir.
- Sıfır atık yönetim sistemi
- Atıkların kaynağında ayrı biriktirilmesini ve geri kazanıma yönlendirilmesini öngören yönetim sistemidir. Bu sistemi kuran ve belge alan işletmeler, atıklarını Bakanlıktan çevre lisansı almış atık işleme tesislerine geri kazanım için verebilir.
- Atık yönetim sorumlusu firma
- Atık üreticisinin atıklarının yönetimini yetkilendirilerek üstlenen firmadır. Bakanlıkça nitelikleri belirlenen atık üreticileri bakımından bu firmalar aracılığıyla yönetim zorunludur.
- Evsel katı atık
- Yerleşim birimlerinde hanehalkı ve benzeri kaynaklardan oluşan katı atıktır. Büyükşehir belediyeleri ve belediyeler bertaraf tesislerini kurmak veya işletmekle yükümlüdür.
- Kirlilik yükü ve atıksu miktarı oranı
- Atıksu altyapı hizmetinin maliyetinin kullanıcılar arasında paylaştırılmasında esas alınan ölçüttür. Bağlantı sisteminin bulunup bulunmadığına bakılmaksızın bu oran üzerinden katılım sağlanır.
- Lisans
- Atık geri kazanım, geri dönüşüm ve bertaraf tesisleri ile atık taşıma ve toplama işlerini yapmak için Bakanlıktan alınması gereken yetkidir. Tesislerde lisans, ilgili kurumlardan alınacak ürün standardı ve satış uygunluğu izniyle birlikte aranır.
İzin alma, arıtma ve bertaraf etme yükümlülüğü: hangi şartlar aranır?
- Faaliyetinden atık çıkan tesis, işletme veya yerleşim biriminin atıklarını, atıksu ise alıcı ortama verilmesi uygun görülmeyecek biçimde oluşturması gerekir.
- Bu kişilerin atıklarını yönetmeliklerde belirlenen standart ve yöntemlere uygun olarak arıtması ya da bertaraf etmesi veya ettirmesi ve öngörülen izinleri alması gerekir.
- Yapı ruhsatı aşamasında arıtma ve bertaraf yükümlülüğünü yerine getireceğini gösteren proje ve belgeler ilgili kuruma sunulmuş olmalıdır; sunulmadıkça yapı ruhsatı verilmez.
- İnşaatı tamamlanmış tesislerde işletme ruhsatı ve/veya yapı kullanma izin belgesinin verilmesi için yükümlülüğün yerine getirilmiş olması gerekir.
- Faaliyette değişiklik yapmayı veya tesisi büyütmeyi planlayan gerçek ve tüzel kişiler, yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara uygun biçimde atıklarını arıtma veya bertaraf yükümlülüğünü yerine getirmek zorundadır.
- Atıksu altyapı sistemini kullanan ya da kullanacak olanlar, bağlantı sistemi olup olmadığına bakılmaksızın, arıtma sistemlerinden sorumlu yönetimin yaptığı yatırım, işletme, bakım, onarım, ıslah ve temizleme harcamalarının tamamına kirlilik yükü ve atıksu miktarı oranında katılmak zorundadır.
- Atık geri kazanım, geri dönüşüm ve bertaraf tesisi kurmak ve işletmek isteyen gerçek ve tüzel kişiler, Bakanlıktan lisans almak ve ilgili kurumlardan gerekli izni almak zorundadır.
- Evsel atıklar dışında atık taşıma veya toplama işini yapan kurum ve kuruluşların Bakanlıktan lisans alması gerekir; evsel atık taşıma ve toplama yapanlar ise Bakanlıkça kayıt altına alınır.
İzin alma, arıtma ve bertaraf etme yükümlülüğü: hangi sonuçları doğurur?
- Yükümlülüğünü gösteren proje ve belgeler sunulmadan yapı ruhsatı verilemez.
- Yükümlülüğünü yerine getirmeyen bitmiş tesislere işletme ruhsatı ve/veya yapı kullanma izin belgesi verilemez.
- Verilmiş yapı kullanma izni veya işletme izni, arıtma ve bertaraf yükümlülüğü yerine getirilmediğinde iptal edilir.
- Atıksu altyapı hizmetinden yararlananlardan, belediye meclisince ya da maddede sorumluluk verilen idarelerce belirlenen tarifeye göre atıksu toplama, arıtma ve bertaraf ücreti alınır.
- Atıksu altyapı ücretleri yalnızca atıksu hizmetleri için kullanılabilir; başka amaçla kullanılamaz.
- Birden fazla belediye veya kurumun yetki sahasında olan atıksu toplama havzasında, arıtma tesisini işleten kurum giderleri kirletenlerden kirlilik yükü ve atıksu miktarı oranında tahsil eder.
- Büyükşehir belediyeleri ve belediyeler evsel katı atık bertaraf tesislerini kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek zorundadır; bu hizmetten yararlananlardan belediye meclisinin tarifesine göre toplama, taşıma ve bertaraf ücreti alınır.
- Atık üretici, ithalatçı ve piyasaya sürenler, ürünlerinin kullanım ömrü sonunda oluşan atıkların toplanması, geri kazanımı ve bertarafı için tüzel kişiliği haiz birlikler kurar.
- Belediyelerin atıksu arıtımı, atık bertarafı ve geri kazanım tesisleri için kurdukları hizmet birliklerine Bakanlıkça teknik ve mali yardım yapılır; tesis yapım projeleri kredi veya yardımla desteklenebilir.
- Kredi borcu geri ödenmezse 6183 sayılı Kanun'a göre takip yapılır ve belediyenin İller Bankasındaki paylarından tahsil edilir.
- Kanalizasyon ve arıtma sistemi ile acil durum planı gibi yükümlülükler yerine getirilmezse yaptırım ve izin işlemleri devreye girer; bu sonuçlar ilgili yönetmelik ve diğer hükümlerle belirlenir.
- Liman, tersane, gemi bakım-onarım, gemi söküm ve marina gibi kıyı tesisleri, petrollü atık, sintine, slop ve evsel atıkların alınması, depolanması, taşınması ve bertarafı için tesis yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür.
Yapı ruhsatı / işletme ruhsatı ve kullanma izni / faaliyet değişikliği: fark nedir?
Yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni veya işletme ruhsatı aşaması; yükümlülüğün belgeyle ispatlandığı ilk izin evresi.
Faaliyette değişiklik yapma veya tesisi büyütme planı; mevcut izinli tesisin kapasitesinin artması.
İlk evrede yükümlülük belge sunumu ya da yerine getirilmişlik olarak aranır. Planlanan değişiklikte ise yönetmelikteki usul ve esaslara göre yükümlülük yeniden yerine getirilir.
Yükümlülüğün bulunmadığı izin ile sonradan yerine getirilmeyen yükümlülük arasındaki fark nedir?
Yükümlülük yerine getirilmeden verilmiş izin, izin sahibi tesisin arıtma ve bertaraf yükümlülüğünü yerine getirmemesi halidir.
Yükümlülüğü yerine getirilmiş tesis, izin almaya hak kazanır.
Yükümlülüğünü yerine getirmeyen tesisin verilmiş yapı kullanma izni veya işletme izni iptal edilir.
Atıksu altyapısının sorumlusu ile yerleşim ve kullanım alanı türü arasındaki fark nedir?
Büyükşehirde İSKİ gibi kuruluşlar, belediye ve mücavir alan içinde belediyeler; bunların dışında iskâna konu alanlarda valilik denetiminde alanı kullananlar sorumludur.
Serbest ve endüstri bölgeleri, kültür ve turizm alanları, organize sanayi bölgeleri, küçük sanayi siteleri, mevcut yerleşimden kopuk tatil köyü ve tatil siteleri.
Sorumlu kurum alanın türüne göre değişir; her alan için sorumlu yönetim maddede ayrı ayrı gösterilmiştir.
Atık taşıma veya toplama ile evsel atık taşıma ve toplama arasındaki fark nedir?
Evsel atık dışındaki atıkların taşıma ve toplama işini yapanlar.
Evsel atıkların taşıma ve toplama işini yapanlar.
Evsel dışı atık için Bakanlıktan lisans alınması zorunludur; evsel atık için Bakanlıkça kayıt altına alınma yeterlidir.
Atık üreticisi genel hali ile bakanlıkça nitelikleri belirlenen üretici arasındaki fark nedir?
Atıklarını kendisi yönetebilen atık üreticisi, yönetimi yetkili firmalar aracılığıyla da yerine getirebilir.
Bakanlıkça nitelikleri belirlenen atık üreticisi.
Bu üreticiler atıklarının yönetimini mutlaka atık yönetim sorumlusu firmalar aracılığıyla yerine getirmek zorundadır.
Tehlikeli atık ile diğer atıklar arasındaki fark nedir?
Tehlikeli atık üreticisi, yönetmeliğe göre atıklarını bertaraf etmek veya ettirmekle yükümlüdür.
Diğer atık üreticileri, uygun metot ve teknolojilerle atıklarını en aza indirmekle yükümlüdür.
Tehlikeli atıkta bertaraf yükümlülüğü özel olarak vurgulanmıştır.
Geri kazanım imkânı olan ile olmayan atık arasındaki fark nedir?
Geri kazanılabilen atıklar, kaynağında ayrı toplanarak geri kazanıma yönlendirilir.
Geri kazanım imkânı olmayan atıklar.
Geri kazanım imkânı olmayanlar yönetmelikte belirlenen uygun yöntemlerle bertaraf edilir.
İzin alma, arıtma ve bertaraf etme yükümlülüğü: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Atıksu hizmet bedelini yalnızca bağlantı sistemi bulunan kullanıcılardan istemek; madde, bağlantı olup olmadığına bakılmaksızın katılımı öngörür.
- Sıfır atık yönetim sistemi ve atık yönetim sorumlusu firma düzenlemelerini 2020 değişikliğinden önceki hükümlerle yorumlamak; fıkra düzenini eski metne göre aramak.
- Büyükşehir, belediye ve valilik denetimindeki alan ayrımını karıştırarak sorumlu kuruluşu yanlış belirlemek.
- Evsel atık taşıma ve toplamayı, evsel dışı atıkla aynı lisans rejimine tabi saymak; evsel atıklarda Bakanlıkça kayıt yeterlidir.
- Bakanlıkça nitelikleri belirlenen atık üreticisini, genel üretici gibi değerlendirip atık yönetim sorumlusu firma zorunluluğunu gözden kaçırmak.
- Atıksu ücretlerini atıksu dışı hizmetlerde kullanılabilir saymak; madde bu gelirlerin başka amaçla kullanılmasını yasaklar.
- Kredi borcunun tahsilinde 6183 sayılı Kanun'a göre takibi ve İller Bankası paylarından mahsubu birlikte gözden kaçırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Atıksu altyapı hizmetinden yararlanan bağlantısız kullanıcılar bakımından da kirlilik yükü ve atıksu miktarı oranında katılım yükümlülüğü bulunduğu kabul edilmektedir. (Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2793 E., 2023/1884 K., 13.10.2023; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2024/4701 E., 2026/939 K., 28.04.2026)
- Kooperatif veya tesis alanında kanalizasyon hizmeti bulunmayan ve atıksuyunu kendi arazisinde foseptik çukuruyla bertaraf eden kullanıcının, hizmet bedeli bakımından maddedeki yükümlülüğün kapsamına girip girmeyeceği somut olayın kanalizasyon hizmetinin varlığına göre değerlendirilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/101 E., 2024/1861 K., 19.09.2024; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2793 E., 2023/1884 K., 13.10.2023)
- Madde 2020 değişikliğinden önceki metne dayanan kararlarda, atık yönetimi ve sıfır atık düzenlemelerinin bulunmadığı göz önünde tutulmalıdır. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1511 E., 2020/665 K., 23.09.2020; Danıştay 14. Daire Başkanlığı, 2015/10947 E., 2018/2673 K., 16.04.2018)
- Atıksu aboneliği ve bu abonelik kapsamında alınan ücretin yargı denetiminde, maddenin hizmet bedeli fıkrasının ve somut kanalizasyon altyapısının birlikte değerlendirildiği görülmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/101 E., 2024/1861 K., 19.09.2024; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/2049 E., 2026/831 K., 21.04.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Atıksu hizmet bedeli talebinde talep eden idare, atıksu altyapı hizmetinin ve bu hizmetten yararlanmanın varlığını yazılı belge ve keşif ile ispatlar.
- Kullanıcının atıksuyunu kendi arıtma ya da bertaraf sistemiyle yönettiği iddiası, bu iddiayı ileri süren tarafça fosseptik, arıtma tesisi veya ruhsat belgeleriyle ispatlanır.
- Yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni bakımından yükümlülüğün yerine getirildiği, ilgili kurum tarafından sunulan proje ve belgelerle gösterilir; bu belgelerin bulunmaması yükümlülüğün yerine getirilmediği sonucunu doğurur.
- Kanalizasyon hizmetinin bulunmadığı savunmasında, bu durumu ileri süren kullanıcı yerleşim ve altyapı durumuna ilişkin belge veya bilirkişi incelemesiyle ispat yükünü taşır.
- Kirlilik yükü ve atıksu miktarı oranının hesabında, bilirkişi raporu ve sayaç ya da su tüketim verileri esas alınır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2872 sayılı Kanun m.12: Atık ve kirlilik bilgilerinin bildirilmesi yükümlülüğünü düzenler; bu madde ile arıtma ve bertaraf yükümlülüğü ayrı konulardır.
- 2872 sayılı Kanun m.18: Atık ve atıksu tesislerinin kredi veya yardımla desteklenmesine ilişkin olup, maddenin hizmet birliklerine ilişkin fıkrasında atıf yapılmıştır.
- 2872 sayılı Kanun m.26: Yükümlülüklere aykırılığın cezai sonuçlarını düzenler; bu maddenin yaptırım yönünü tamamlar.
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun: Atıksu tesisi kredi borcunun geri ödenmemesi halinde takip usulünü belirler.
- 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun: Büyükşehirlerde atıksu altyapı sistemlerinden sorumlu kuruluşların dayanağıdır.
- 2380 sayılı Belediyelere ve İl Özel İdarelerine Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun: Kredi borcunun tahsilinde belediyenin İller Bankasındaki paylarından mahsup için ek 4 üncü maddesine atıf yapılmıştır.
Çevre Kanunu m.12 — Denetim, bilgi verme ve bildirim yükümlülüğü
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 12. maddesi, kanun hükümlerine uyulup uyulmadığını denetleme yetkisinin kimde olduğunu, yetkinin hangi kurumlara devredilebileceğini, askerî işyerleri ve tatbikatların denetiminin ayrı bir yönetmelikle yürütülmesini ve ilgililerin bilgi, belge verme, analiz ve ölçüm giderlerini karşılama ile denetimde kolaylık gösterme yükümlülüklerini düzenler. Ayrıca çevre kirliliğine neden olabilecek faaliyetleri yürütenlerin hammadde, yakıt, ürün ve atık bilgileri, acil durum planları, izleme sistemleri ve kirlilik raporlarını talep üzerine verme yükümlülüğünü ve bu konudaki usul ve esasların yönetmelikle belirlenmesini kapsar. Madde, ilgililere yalnızca genel denetim ve bildirim yükümlülüğü getirir; kirletme yasağının içeriğini (m.11 ve m.12 öncesi düzenlemeler), idari para cezalarını ve yaptırımları (m.20-m.24), çevre suçlarını ve yanlış belge düzenleme suçunu (m.26) düzenlemez. Dolayısıyla bu konularda ilgili diğer maddelere bakılmalıdır. Maddenin zaman içinde değişmiş hâli, 5491 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle getirilen 26/4/2006 tarihli metindir.
Denetim, bilgi verme ve bildirim yükümlülüğü: hangi kavramlar bilinmeli?
- Denetim yetkisi
- Kanuna uyulup uyulmadığını yerinde inceleme, bilgi isteme ve kontrol etme yetkisidir. Madde metni yetkinin kimde olduğunu ve hangi kurumlara devredilebileceğini belirler.
- Denetim usul ve esasları
- Bakanlığın belirlediği, denetimin nasıl yapılacağını gösteren kurallardır. Denetimler bu çerçevede yapılır.
- Bildirim yükümlülüğü
- Çevre kirliliğine neden olabilecek faaliyeti yürüten ilgililerin, talep üzerine belirli bilgi ve belgeleri Bakanlığa veya yetkili denetim birimine vermesi zorunluluğudur. Yükümlülük talep edilmeden kendiliğinden doğmaz; talep üzerine doğar.
- İlgililer
- Madde bakımından denetime tabi olan ve bilgi verme ile kolaylık gösterme yükümlülüğü altına girenlerdir. Madde metninde bu terimin tanımı yapılmamıştır.
- Acil durum planı
- Çevre kirliliğine neden olabilecek faaliyetlerde olağanüstü olaylara karşı hazırlanan ve madde uyarınca talep edildiğinde verilmesi gereken plandır.
Denetim, bilgi verme ve bildirim yükümlülüğü: hangi şartlar aranır?
- Denetim yetkisinin kullanılabilmesi için denetlenen konunun 2872 sayılı Kanun hükümlerine ilişkin olması gerekir; 9. maddenin birinci fıkrasının (a), (e) ve (f) bentleri bakımından yetki Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğüne, diğer hükümler bakımından Bakanlığa aittir.
- Yetkinin devri gerektiğinde Bakanlık kararıyla yapılabilir; devredilen kurumlar madde metninde sayılan kurum ve birimlerle sınırlıdır.
- Denetim, Bakanlığın belirlediği denetim usul ve esasları çerçevesinde yapılmalıdır.
- Askerî işyerleri, askerî bölgeler ve tatbikatların denetimi, madde metninde sayılan kurumlarca müştereken hazırlanacak yönetmeliğe göre yürütülmelidir.
- Yetkili merci talep ettiğinde ilgililer istenen bilgi ve belgeleri vermek zorundadır.
- Yetkililerin yaptıracağı analiz ve ölçümlerin giderleri ilgililer tarafından karşılanmalıdır.
- Denetim sırasında ilgililer her türlü kolaylığı göstermek zorundadır.
- Çevre kirliliğine neden olabilecek faaliyetlerde kullanılan hammadde, yakıt, ürün ve atıklar ile üretim şemaları, acil durum planları, izleme sistemleri, kirlilik raporları ve diğer bilgi ve belgeler talep edildiğinde Bakanlığa veya yetkili denetim birimine verilmelidir.
Denetim, bilgi verme ve bildirim yükümlülüğü: hangi sonuçları doğurur?
- Yetkili merci bilgi veya belge talep ettiğinde ilgililer bunları vermezse 12. maddeye aykırılık oluşur; bu aykırılığın yaptırımı ilgili cezai ve idari hükümlerde aranmalıdır.
- Analiz ve ölçüm giderleri ilgililere aittir; ilgililer bu giderleri karşılamakla yükümlüdür.
- Denetimde kolaylık gösterilmemesi kanuna aykırılık sayılır.
- Denetim, bilgi verme ve bildirim yükümlülüğüne ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir; yönetmelik bu konularda ayrıntıyı belirler.
- Askerî işyerleri, askerî bölgeler ve tatbikatlar bakımından madde kapsamındaki denetim işlemleri ayrı yönetmelik çerçevesinde yürütülür.
Bakanlık ile doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü yetkisi arasındaki fark nedir?
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, 9. maddenin birinci fıkrasının (a), (e) ve (f) bentlerine ilişkin hükümler bakımından denetim yetkilidir.
Bakanlık, bu bentler dışındaki diğer hükümler bakımından denetim yetkilidir.
Hangi kurumun denetim yapacağı, denetlenen hükmün 9. maddenin hangi bendine girdiğine göre belirlenir.
Genel denetim ile askerî işyerleri ve tatbikatlar arasındaki fark nedir?
Genel hükme göre denetim Bakanlık ve devredilen kurumlarca, Bakanlığın denetim usul ve esaslarına göre yapılır.
Askerî işyerleri, askerî bölgeler ve tatbikatlar bakımından denetim, Genelkurmay Başkanlığı, Millî Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Bakanlıkça müştereken hazırlanacak yönetmeliğe göre yürütülür.
Askerî alanlarda denetim usulü genel usulden ayrıdır; ayrı bir yönetmelik uygulanır.
Genel bilgi verme ile talep üzerine bildirim arasındaki fark nedir?
Her ilgili, Bakanlığın veya denetimle yetkili mercilerin isteyeceği bilgi ve belgeleri vermek ve denetimde kolaylık göstermekle yükümlüdür.
Çevre kirliliğine neden olabilecek faaliyetleri yürütenler, sayılan özel bilgi ve belgeleri ancak talep edildiğinde vermekle yükümlüdür.
Her iki yükümlülük de talebe bağlıdır; ancak ikinci fıkra konusu bilgiler, kirlilik riski taşıyan faaliyetlere özgü olarak sayılmıştır.
Denetim, bilgi verme ve bildirim yükümlülüğü: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde 12'yi kirletme yasağı veya idari para cezası hükmü gibi okumak; maddenin yalnızca denetim, bilgi verme ve bildirim yükümlülüğü getirdiğini gözden kaçırmak.
- Genel denetim usulü ile askerî işyerleri ve tatbikatların denetimini aynı yönetmelikle yürütülmüş saymak; askerî alanlarda ayrı yönetmelik uygulandığını dikkate almamak.
- Denetim yetkisinin tamamını Bakanlığa ait saymak; 9. maddenin (a), (e) ve (f) bentleri için Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün yetkili olduğunu atlamak.
- Bilgi ve belge verme yükümlülüğünü her zaman doğan bir yükümlülük saymak; ikinci fıkradaki bilgilerin talep edilmesi halinde doğduğunu gözden kaçırmak.
- Devredilen kurum listesini kapalı saymamak ya da listede olmayan bir kurumun yetki devrine dayandığını kabul etmek.
- Madde metninde yer almayan süre veya para tutarını uygulamada kendiliğinden aramak; maddede süre bulunmadığını dikkate almamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, Bakanlığın ve devredilen kurumların denetim yetkisini 12. madde çerçevesinde değerlendirirken, yetkinin yalnızca kanunun denetime ilişkin hükümleriyle sınırlı olduğunu ve iptal yetkisi doğurmadığını kabul etmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2023/2986 E., 2023/2478 K., 28.11.2023; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2023/2982 E., 2023/2457 K., 24.11.2023)
- Denetime dayanılarak yapılan işlemlerde, 12. maddeye aykırılık gerekçesiyle idari yaptırım kararı verildiği görülmektedir; mahkemeler bu tür kararlarda bilgi ve belge verme yükümlülüğünün ihlal edilip edilmediğine bakmaktadır. (4. Daire, 2023/11515 E., 2024/2870 K., 09.05.2024)
- Bilgi ve belge talebinin ilgilinin sunmakla yükümlü olduğu proje onayı veya iş termin planı gibi belgelere ilişkin olması halinde, bu belgelerin sunulmaması 12. maddenin ihlali sayılmaktadır. (4. Daire, 2023/11515 E., 2024/2870 K., 09.05.2024)
- Hafriyat dökümünde izin verilen yerler dışına döküm yapılmasının denetiminde 12. madde ile birlikte ilgili yönetmelik hükümleri birlikte değerlendirilmektedir. (4. Daire, 2023/11593 E., 2025/133 K., 08.01.2025)
- Kirlilik raporları ve izleme sistemlerine ilişkin bilgi taleplerinde, 12. maddenin ikinci fıkrasındaki bilgi kapsamının talebe bağlı olduğu kabul edilmektedir. (4. Daire, 2023/11572 E., 2024/6767 K., 27.11.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Denetim yetkisinin kullanıldığını ve yetkinin kanuna uygun kurumda olduğunu ileri süren idare, yetkiyi gösteren devir kararı veya mevzuat hükmünü ortaya koymakla yükümlüdür.
- Bilgi ve belge talebinin yapıldığını ispat yükü talep eden idaredeydi; talep yazılı yapılmışsa tebliğ belgesi yazılı delil olarak esas alınır.
- Bilgi veya belgenin verilmediğini savunan ilgili, teslim veya gönderim belgesi ile bu yükümlülüğü yerine getirdiğini ispat etmelidir.
- Analiz ve ölçüm giderlerinin ilgililer tarafından karşılandığını iddia eden taraf, ödeme belgesiyle bunu kanıtlamalıdır.
- Kolaylık gösterilmediği iddiası tanık ve denetim tutanağı ile ispatlanır; tutanakta yazılı tespit esastır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2872 sayılı Kanun m.9: Birinci fıkranın (a), (e) ve (f) bentleri, denetim yetkisinin hangi kuruma ait olacağını belirlediği için bu maddeye bağlıdır.
- 2872 sayılı Kanun m.26: Madde kapsamındaki bilgi ve belge yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi suç oluşturabilir; yanlış ve yanıltıcı belge düzenleme de m.26 ikinci fıkra ile suç sayılmıştır.
Çevre Kanunu m.13 — Tehlikeli kimyasallar ve atıklar
Bu madde, tehlikeli kimyasalların ve tehlikeli atıkların yönetimine ilişkin temel çerçeveyi çizer. Düzenlediği konular; tehlikeli kimyasalların belirlenmesinden atık haline gelinceye kadarki süreçte usul ve esasları, yönetmelik hükmüne aykırı piyasaya sürülen kimyasal ve bunları içeren eşyanın toplattırılması ile imhası ve bu masrafların tahsili, belirli kimyasal ve eşyaların ithalinin yasaklanması veya kontrole tabi tutulması, tehlikeli atık ithalatının yasaklanması, tehlikeli atıkların tanımı ve yönetimine ilişkin usul ve esaslar, ilgililerin müteselsil sorumluluğu ile zorunlu mali sorumluluk sigortası ve havuz düzenlemesidir. Kişi bakımından tehlikeli kimyasal üreten, satan, depolayan, kullanan, taşıyan ve atık yönetimi yapan kişi ve kuruluşlara uygulanır. Maddede sigorta ve havuzun ayrıntılı işleyişi, sigorta genel şartları ile tarife ve talimatların düzenlenmesi, kimyasal kayıt ve izin sürecinin ayrıntıları ile idari para cezası ve suç hükümleri yer almaz; bunlar ilgili yönetmelikler ve diğer kanun maddelerinde düzenlenmiştir (m.26 ve ilgili yönetmelikler). Ayrıca bu madde, çevre kirliliğine yol açan faaliyetlere ilişkin bildirim yükümlülüğünü (m.12) ve genel kirletme yasaklarını düzenlemez.
Tehlikeli kimyasallar ve atıklar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tehlikeli kimyasal
- Maddenin kendisi, karışımı veya bu kimyasalları içeren eşya olarak, belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde tehlikeli olarak sınıflandırılan kimyasal maddedir. Tanım yönetmelikle belirlenir; madde metni tehlikeli kimyasalın ölçütünü kendisi göstermez.
- Tehlikeli atık
- Tanımı Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikte yapılan, tehlikeli özellik taşıyan atıktır. Tehlikeli atığın oluşum aşamasından bertarafa ve bertaraf sonrası kontrole kadar tüm yönetim aşamaları yönetmelikle düzenlenir.
- Atık konumuna gelinceye kadar süreç
- Tehlikeli kimyasalın belirlenmesinden üretimi, ithalatı, kullanım alanı ve miktarları, etiketlenmesi, depolanması ve taşınmasına kadar uzanan, henüz atık olmadan önceki yaşam döngüsüdür. Bu süreçteki usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
- Müteselsil sorumluluk
- Tehlikeli kimyasal ve tehlikeli atık faaliyetlerinde bulunan kişilerin, bu Kanunla getirilen yükümlülükler bakımından birlikte ve ayrı ayrı sorumlu olmasıdır. Alacaklı, sorumlulardan birine tamamını talep edebilir.
- Zorunlu mali sorumluluk sigortası
- Tehlikeli kimyasal ve tehlikeli atık faaliyetleri nedeniyle üçüncü kişilere verilebilecek zararları karşılamak için yaptırılması zorunlu olan sigortadır. Sigorta, Hazine Müsteşarlığınca belirlenen sigorta şirketleri veya havuz tarafından temin edilir.
- Havuz
- Zorunlu mali sorumluluk sigortasının sigorta ve/veya reasürans havuzu şeklinde oluşturulan kolektif yapısıdır. Yönetim ve işleyişi Hazine Müsteşarlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir ve yükümlülükleri prim gelirleri, reasürans korumaları ve ödeme gücüyle sınırlıdır.
Tehlikeli kimyasallar ve atıklar: hangi şartlar aranır?
- Kimyasal veya atık faaliyeti bakımından bir kişinin, tehlikeli kimyasalın üretimi, satışı, depolanması, kullanılması, taşınması veya tehlikeli atığın toplanması, taşınması, geçici ve ara depolanması, geri kazanımı, yeniden kullanımı, bertarafı ya da atık yönetim sorumluluğu gibi faaliyetlerden birinde bulunması gerekir.
- Yönetmelik hükmüne aykırı olarak piyasaya sürüldüğü tespit edilen tehlikeli kimyasal veya bu kimyasalı içeren eşyanın varlığı, toplattırma ve imha yükümlülüğünün doğması için gereklidir.
- Tehlikeli atıkların ithali için bir istisna bulunmamalıdır; tehlikeli atık ithalatı yasaktır.
- Yakıt, madde, atık, tehlikeli kimyasal ya da bunları içeren eşyanın ithalinin yasaklanması veya kontrole tabi tutulması için Ticaret Bakanlığının, Bakanlığın görüşünü alarak karar vermesi gerekir.
- Faaliyete başlamadan önce sorumlunun Bakanlıktan gerekli iznin alınmış olması gerekir.
- Sorumlunun, mesleki faaliyeti nedeniyle üçüncü kişilere verebileceği zararlara karşı zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmış olması gerekir.
- Sigorta yaptırma zorunluluğuna uymayan kurum, kuruluş ve işletmeye bu faaliyetler için izin verilmemelidir.
Tehlikeli kimyasallar ve atıklar: hangi sonuçları doğurur?
- Yönetmelik hükmüne aykırı piyasaya sürülen tehlikeli kimyasal ve bunları içeren eşya, satış ve kullanım amacıyla piyasaya süren kurum, kuruluş ve işletmelere toplattırılır ve imha ettirilir.
- Nakil ve imha masrafları ilgililerce karşılanır; bu yükümlülük yerine getirilmezse masraflar 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
- Tehlikeli atıkların ithalatı yasaktır ve bu yasağa istisna getiren bir hüküm madde metninde yer almaz.
- Ticaret Bakanlığı, belirli yakıt, madde, atık, tehlikeli kimyasal ve eşyaların ithalini yasaklayabilir veya kontrole tabi tutabilir.
- Tehlikeli kimyasal ve tehlikeli atık faaliyetlerinde bulunanlar ile atık yönetim sorumlusu firmalar, bu Kanunla getirilen yükümlülükler açısından müteselsilen sorumludur.
- Sigorta yaptırmayan kurum, kuruluş ve işletmelere bu faaliyetler için izin verilmez; faaliyet izni sigorta şartına bağlanmıştır.
- Zorunlu mali sorumluluk sigortası Hazine Müsteşarlığınca belirlenen sigorta şirketleri veya havuz tarafından temin edilir.
- Havuzun yükümlülükleri prim gelirleri, reasürans korumaları ve ödeme gücüyle sınırlıdır; bu sınırın ötesinde bir sorumluluk doğmaz.
- Sigorta genel şartları Hazine Müsteşarlığınca onaylanır ve sigorta tarifesi, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan tarafından tespit edilir; Bakan tarifeyi serbest bırakmaya yetkilidir.
Toplattırma ve imha ile ithalat yasağı arasındaki fark nedir?
Yönetmelik hükmüne aykırı piyasaya sürülen kimyasal ve eşyalar bakımından, bunları satış ve kullanım amacıyla piyasaya süren kişilerden toplattırma ve imha ettirme söz konusudur.
Ticaret Bakanlığının ithalini yasakladığı veya kontrole tabi tuttuğu yakıt, madde, atık, kimyasal ve eşyalar, henüz piyasaya sürülmeden ithalat aşamasında düzenlenir.
Birinci halde masraflar ilgililerce karşılanır ve yerine getirilmezse 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir; ikinci halde ithalat hiç yapılamaz ya da kontrol şartına bağlanır.
Tehlikeli kimyasal ile tehlikeli atık arasındaki fark nedir?
Tehlikeli kimyasal, madde, karışım veya kimyasal içeren eşya niteliğindedir ve üretim, satış, kullanım ile taşıma faaliyetlerine konu olur.
Tehlikeli atık, atık konumuna gelmiş ve tehlikeli özellik taşıyan maddedir ve toplanmasından bertarafına kadar yönetim aşamalarına tabidir.
İthalatta tehlikeli atık tamamen yasaktır; tehlikeli kimyasal ise yasaklanmak ya da kontrol altına alınmak suretiyle sınırlandırılabilir.
Müteselsil sorumluluk ile sigortalı izin arasındaki fark nedir?
Tehlikeli kimyasal üreten, satan, kullanan, taşıyan veya tehlikeli atık yönetimi yapanların sorumluluğu, bu Kanunla getirilen yükümlülükler bakımından müteselsildir.
Bu faaliyetleri yürütecek kişilerin sigorta yaptırmaları ve Bakanlık izni almaları, faaliyete başlamadan önce gerçekleşir.
Sigortası olmayan kuruluşa izin verilmez; müteselsil sorumluluk nedeniyle alacaklı sorumlulardan birinden tamamını isteyebilir.
Tehlikeli kimyasallar ve atıklar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tehlikeli atıkların ithalatına izin verilebileceğini düşünmek; madde metni tehlikeli atık ithalatını kesin olarak yasaklar.
- Ticaret Bakanlığının yasak yetkisini Bakanlığın görüşü alınmadan kullanılabilir saymak; yetki görüş alınmasına bağlıdır.
- Sigortanın yalnızca kimyasal üreticileri için zorunlu olduğunu sanmak; madde satış, depolama, kullanım, taşıma ve atık yönetimi faaliyetlerini de kapsar.
- Havuzun yükümlülüğünü sınırsız saymak; madde, havuz yükümlülüklerini prim gelirleri, reasürans ve ödeme gücüyle sınırlar.
- Toplattırma ve imha masraflarını idarenin üstlendiğini varsaymak; madde masrafları ilgililere yükler.
- Müteselsil sorumluluğu, her sorumlunun yalnızca kendi payından sorumlu olması biçiminde yorumlamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tehlikeli kimyasal ve atık faaliyetlerinde bulunan sorumlu firmanın, sözleşmeyle masraf ve primi bayiye yükleme girişiminin, kanunen zorunlu sigortanın masraf ve primlerinin bayiye ait olduğu yönünde yorumlandığı, bu yorumun sözleşme kaydına dayandığı görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2021/2091 E., 2024/975 K., 24.06.2024)
- Tehlikeli kimyasal ve atık yönetimi yapan tüzel kişilerin bu madde bakımından tehlikeli maddelerle ilgili mesleki faaliyette bulunanlar olarak değerlendirildiği, dolayısıyla müteselsil sorumluluk ve sigorta yükümlülüğü açısından ilgili kişiler arasında sayıldığı kabul edilmektedir. (İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/418 E., 2021/513 K., 29.06.2021)
- Madde hükmüne dayanılarak çıkarılan yönetmelik düzenlemelerinin üst norm olan 2872 sayılı Kanun'a uygunluğu, bu maddedeki yetki sınırı çerçevesinde incelenmektedir. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2023/1849 E., 2024/1462 K., 11.09.2024; 6. Daire, 2021/4541 E., 2023/2464 K., 08.03.2023; 4. Daire, 2023/11542 E., 2025/2781 K., 30.04.2025)
- Yönetmeliğe dayanan idari para cezası kararlarında, ihlalin tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerinin esas alındığı görülmektedir. (4. Daire, 2023/11811 E., 2025/5079 K., 07.10.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Toplattırma ve imha yükümlülüğünü ileri süren idare, yönetmelik hükmüne aykırı piyasaya sürme fiilini ve kimyasalın ya da eşyanın bu kapsamda olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Piyasaya sürülen kimyasalın yönetmelik kapsamında olduğu, ithalat belgeleri, fatura, etiket ve numune analizi gibi belgelerle ortaya konulur.
- Masrafların ilgililerce karşılanmadığı iddiasını ileri süren idare, yapılan nakil ve imha masraflarını belgelerle kanıtlamalıdır.
- Sorumlu firma, faaliyet izni, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi ve bu poliçenin süresini belgeleyerek sigorta yükümlülüğüne uyduğunu ispat etmelidir.
- Müteselsil sorumlulukta alacaklı, sorumlulardan birine karşı zararı ve faaliyetin bu Kanun kapsamında olduğunu ispatlamalıdır; sorumlu, kendi payının sınırlı olduğunu ileri sürerse bunu ispatlamak zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 sayılı Kanun: Toplattırma ve imha masraflarının, yükümlülük yerine getirilmediğinde tahsil usulünü belirler. Bu madde masrafların kamu alacağı gibi tahsil edilmesi için atıf yapar.
- 2872 sayılı Kanun m.26: Maddede düzenlenen yükümlülüklere aykırılığın idari yaptırım ve suç sonuçlarını düzenler; bu madde ise yükümlülüğün kendisini kurar.
Çevre Kanunu m.14 — Gürültü
Madde, kişilerin huzur ve sükunu ile beden ve ruh sağlığını bozacak nitelikte gürültü ve titreşim oluşturulmasını yasaklar ve ulaşım araçları, şantiye, fabrika, atölye, işyeri, eğlence yeri, hizmet binaları ve konutlardan kaynaklanan gürültü ve titreşimin standartlara indirilmesi için faaliyet sahiplerine tedbir alma yükümlülüğü getirir. Standartların belirlenmesi ilgili yönetmeliklere bırakılmıştır. Maddede gürültü suçunun cezası (m.183 TCK), gürültü için idari para cezası (Kabahatler Kanunu) ve çevreyi kirletme suçu ile kabahatleri yer almaz; bunlar ilgili kanun ve maddelerinde düzenlenmiştir. Ayrıca maddenin ihlali halinde idari yaptırımın sulh ceza hâkimliğine itiraz usulü de bu maddede düzenlenmemiştir (m.32 ve Kabahatler Kanunu).
Gürültü: hangi kavramlar bilinmeli?
- Titreşim
- Kişilerin huzur ve sükununu ya da beden ve ruh sağlığını bozma potansiyeli taşıyan, yönetmeliklerle standartlara bağlanmış mekanik salınımdır.
- Standart
- Gürültü ve titreşim için ilgili yönetmeliklerle belirlenen ölçüt düzeyleridir. Hükmün ihlalinin ölçütü bu standartlardır; kanun kendisi sayısal sınır koymaz.
- Faaliyet sahibi
- Ulaşım araçları, şantiye, fabrika, atölye, işyeri, eğlence yeri, hizmet binası veya konutta gürültü kaynağı olan faaliyeti yürüten ve bu kaynağı kontrol eden gerçek veya tüzel kişidir.
Gürültü: hangi şartlar aranır?
- Gürültü veya titreşimin kişilerin huzur ve sükununu, beden veya ruh sağlığını bozacak nitelikte olması gerekir.
- Oluşan gürültü veya titreşimin ilgili yönetmeliklerle belirlenen standartların üzerinde bulunması gerekir.
- Gürültü veya titreşimin kaynağının ulaşım araçları, şantiye, fabrika, atölye, işyeri, eğlence yeri, hizmet binaları veya konutlardan biri olması gerekir.
- Kaynağın faaliyet sahibinin gerekli tedbirleri alması ve gürültü ile titreşimi yönetmelik standartlarına indirmesi yükümlülüğü bulunmalıdır.
- Yasak fiil, standartlar üzerinde gürültü veya titreşim oluşturulmasıdır; bu yasak ilgili standartlarla birlikte uygulanır.
Gürültü: hangi sonuçları doğurur?
- Standartların üzerinde ve kişilerin huzur ve sükununu veya beden ve ruh sağlığını bozacak gürültü veya titreşim oluşturulması yasaktır.
- Yasak ihlal edildiğinde fiil, Çevre Kanunu'nda ayrı bir yaptırıma bağlanmamıştır; yaptırım diğer mevzuatta (Kabahatler Kanunu ve TCK) aranır.
- Standarda ulaşılmış olsa bile birinci fıkradaki sağlık ve huzur ölçütü ihlal edilmişse fiil yasak kapsamındadır.
- Gürültü ve titreşim standartların üzerindeyse ikinci fıkra uyarınca faaliyet sahibi tedbir almakla yükümlüdür.
- Tedbir alınmaması hâlinde yükümlülüğün ihlali söz konusu olur; bu ihlalin yaptırımı kanunda ayrıca düzenlenmemiştir.
Yasak ile indirme yükümlülüğü arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, standartların üzerinde ve sağlığı bozacak şekilde gürültü oluşturulmasını yasaklar.
İkinci fıkra, belirtilen kaynaklardan çıkan gürültü ve titreşimin standartlara indirilmesi için tedbir alınmasını öngörür.
Birinci fıkra ihlali fiil yasağı doğurur; ikinci fıkra ise faaliyet sahibine olumlu bir tedbir alma yükümlülüğü yükler.
Kişisel etki ile standart aşımı arasındaki fark nedir?
Kişilerin huzur ve sükununu veya sağlığını bozacak etki aranır.
Yönetmelik standardının aşılması ölçütü ayrıca gerekir.
Her iki koşul birlikte aranır; yalnızca standardın aşılması ya da yalnızca rahatsızlık yeterli değildir.
Ulaşım ve sanayi kaynakları ile konutlar arasındaki fark nedir?
Ulaşım araçları, şantiye, fabrika ve atölye gibi faaliyetler, ikinci fıkrada sayılan kaynaklardır.
Konutlar da ikinci fıkrada sayılmıştır.
Konutlardan kaynaklanan gürültü de faaliyet sahibinin tedbir yükümlülüğü kapsamındadır.
Gürültü: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Gürültünün ölçüm yapılmadan yalnızca rahatsızlık beyanına dayanılarak standart üzerinde kabul edilmesi.
- Standart aşımı yokken birinci fıkra ihlalinin kabul edilmesi; her iki ölçütün birlikte aranması gerektiğinin göz ardı edilmesi.
- Konut kaynaklı gürültünün faaliyet sahibinin tedbir yükümlülüğü dışında tutulması.
- Maddede sayılan kaynaklar dışında kalan bir gürültü kaynağına bu madde hükmünün doğrudan uygulanmaya çalışılması.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Gürültünün yönetmelikte belirlenen standartlar üzerinde olup olmadığı ve kişilerin huzur ve sağlığına elverişli olup olmadığı birlikte değerlendirilmektedir. (6. Daire, 2019/12706 E., 2021/7626 K., 02.06.2021)
- Maddeye dayanılarak idari yaptırım kararlarına karşı yapılan başvurularda, idari para cezası ile ilgili hükümlerin birlikte uygulandığı görülmektedir. (19. Ceza Dairesi, 2021/649 E., 2021/7149 K., 23.06.2021; 19. Ceza Dairesi, 2018/8175 E., 2020/2426 K., 04.03.2020; 19. Ceza Dairesi, 2018/8083 E., 2020/2427 K., 04.03.2020)
- Gürültü fiilinin suç oluşturup oluşmadığının tespitinde yalnızca Çevre Kanunu değil, gürültü düzenleyen tüm mevzuatın dikkate alındığı kabul edilmektedir. (18. Ceza Dairesi, 2016/15421 E., 2017/2171 K., 27.02.2017; 18. Ceza Dairesi, 2015/13033 E., 2016/12044 K., 01.06.2016)
Nasıl ispat edilir?
- Gürültünün standartların üzerinde olduğunu ileri süren taraf, bu iddiayı ölçüm raporu veya bilirkişi incelemesi ile ispatlamalıdır.
- Gürültünün kişilerin huzur ve sükununu ya da sağlığını bozacak nitelikte olduğu, tanık beyanları, şikâyet kayıtları ve bilirkişi raporu ile ortaya konulabilir.
- Faaliyet sahibinin tedbir aldığını savunması hâlinde bu savunmasını tedbirin varlığını ve etkisini gösteren belgelerle ispatlaması gerekir.
- Gürültünün standart altında kaldığını savunan faaliyet sahibi, ölçüm sonuçlarını ispat etmelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2872 sayılı Kanun m.14: Gürültü ve titreşime ilişkin yasağın ve tedbir yükümlülüğünün kaynağıdır; ayrıntılı standartlar yönetmeliğe bırakılmıştır.
- 5326 sayılı Kanun: Kabahatler Kanunu'dur; gürültü yapma fiilinin idari para cezası düzenlemesi bu kanundadır.
Çevre Kanunu m.15 — Faaliyetlerin durdurulması
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 15. maddesi, kanun ve buna dayanılarak çıkarılan yönetmeliklere aykırı faaliyetlerde uygulanacak durdurma rejimini düzenler. Düzeltme için süre verilmesinin koşullarını, süre verilmeksizin derhal durdurmayı, Çevresel Etki Değerlendirmesi incelemesi veya proje tanıtım dosyası olmaksızın başlanan faaliyetlerde durdurma yetkisini ve süre verilmesi ile durdurmanın cezalara etkisini kapsar. Madde, aykırılığı yapan faaliyet sahibi ve bu faaliyeti denetleyen Bakanlık ile yetki devredilen kurum ve mercilere yöneliktir. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: çevre izni ve lisansının verilmesi ve iptali (ilgili mevzuat), idari para cezaları ve diğer Kanun cezaları (m.20 ve devamı), çevresel denetimin kimler tarafından yapılacağı (m.12), mühür ve el koyma gibi kolluk işlemleri (m.27 ve ilgili mevzuat) ve bu işlemlere karşı yargı yolu ile süreler (idari yargı mevzuatı).
Faaliyetlerin durdurulması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Düzeltme süresi
- Aykırı faaliyeti düzeltmek için, Bakanlık veya yetki devredilen kurum ve merci tarafından bir defaya mahsus olmak üzere verilebilen süredir. Süre bir yılı aşamaz ve esasları yönetmelikle belirlenir.
- Faaliyetin durdurulması
- Faaliyetin kısmen veya tamamen, süreli veya süresiz olarak durdurulmasıdır. Durdurma, aykırılığın düzeltilmesi veya süre sonunda düzeltilmemesi üzerine uygulanır.
- Çevre izni ve çevre izin ve lisansı
- Faaliyetin çevre bakımından yürütülebilmesi için gereken idari onaydır. Madde bakımından bu belgenin bulunup bulunmaması, süre verilip verilmeyeceğini belirleyen ölçüttür.
- Proje tanıtım dosyası
- Çevresel Etki Değerlendirmesi kapsamına girmeyen faaliyetler için hazırlanan ve mahallin en büyük mülki amirine sunulan belgedir. Bu belgenin hazırlanmadan başlanan faaliyet, mülki amir tarafından durdurulur.
- Çevresel Etki Değerlendirmesi incelemesi
- Faaliyetin çevresel etkilerinin önceden değerlendirilmesi işlemidir. Bu inceleme yapılmadan başlanan faaliyet Bakanlıkça süre verilmeksizin durdurulur.
Faaliyetlerin durdurulması: hangi şartlar aranır?
- Faaliyetin bu Kanun veya buna dayanan yönetmeliklere aykırı olması gerekir.
- Aykırılığın düzeltilmesi için süre verilecekse, bu karar Bakanlık veya yetki devredilen kurum ve merci tarafından verilmelidir; süre bir defaya mahsus olmalı ve bir yılı aşmamalıdır.
- Süre verilmemesi halinde faaliyetin derhal durdurulabilmesi için durum bu hallerden birine girmelidir: süre verilmesi gerekmeyen aykırılık ya da çevre ve insan sağlığı bakımından tehlike yaratan faaliyet ya da çevre izni veya çevre izin ve lisansı olmayan faaliyet.
- Süre verilmesi halinde durdurma, süre sonunda aykırılığın düzeltilmemiş olması koşuluna bağlıdır.
- Çevresel Etki Değerlendirmesi incelemesi yapılmadan başlanan faaliyet için durdurma Bakanlıkça, proje tanıtım dosyası hazırlanmadan başlanan faaliyet için mahallin en büyük mülki amiri tarafından, süre verilmeksizin yapılmalıdır.
Faaliyetlerin durdurulması: hangi sonuçları doğurur?
- Aykırılık için süre verilmişse ve süre sonunda aykırılık düzeltilirse faaliyet durdurulmaz.
- Süre verilmişse ve süre sonunda aykırılık düzeltilmezse faaliyet kısmen veya tamamen, süreli veya süresiz olarak durdurulur.
- Çevre ve insan sağlığı yönünden tehlike yaratan faaliyetler süre verilmeksizin durdurulur.
- Çevre izni veya çevre izin ve lisansı olmayan faaliyetler süre verilmeksizin durdurulur.
- Çevresel Etki Değerlendirmesi incelemesi yapılmadan başlanan faaliyet Bakanlıkça süre verilmeksizin durdurulur.
- Proje tanıtım dosyası hazırlanmadan başlanan faaliyet mahallin en büyük mülki amirince süre verilmeksizin durdurulur.
- Süre verilmesi veya faaliyetin durdurulması, Kanunda öngörülen cezaların uygulanmasına engel değildir.
Süreli düzeltme ile süre verilmeksizin durdurma arasındaki fark nedir?
Aykırılığın düzeltilebilir nitelikte olduğu ve tehlike yaratmadığı hallerde, önce bir yıla kadar süre verilebilir.
Çevre ve insan sağlığı yönünden tehlike yaratan faaliyetler ile çevre izni veya çevre izin ve lisansı olmayan faaliyetlerde süre verilmez.
Birinci halde durdurma, süre sonunda aykırılık düzeltilmezse uygulanır; ikinci halde faaliyet derhal durdurulur.
Bakanlık ile mahallin en büyük mülki amiri arasındaki fark nedir?
Çevresel Etki Değerlendirmesi incelemesi yapılmadan başlanan faaliyetlerde durdurma yetkisi Bakanlığa aittir.
Proje tanıtım dosyası hazırlanmadan başlanan faaliyetlerde durdurma yetkisi mahallin en büyük mülki amirine aittir.
Hangi eksikliğin bulunduğuna göre durdurmayı yapacak makam değişir; her iki durumda da süre verilmez.
Durdurma ile kanun cezası arasındaki fark nedir?
Süre verilmesi ya da faaliyetin durdurulması, idari yaptırım niteliğindeki durdurma işlemidir.
Kanunda öngörülen cezalar ise ayrı bir yaptırımdır.
Süre verilmesi ve durdurma, cezaların uygulanmasına engel olmaz; ikisi birlikte uygulanabilir.
Faaliyetlerin durdurulması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Çevre izni olmayan faaliyet için süre verilebileceğini düşünmek; bu hâlde süre verilmeksizin durdurma uygulanır.
- Bir yılı aşan süre vermek; süre bir yılı geçemez ve bir defaya mahsustur.
- Süre verilmesini durdurmanın ön koşulu saymak; süre verilmesi, süre sonunda düzeltilmemişse durdurmaya bağlıdır.
- Süre verilmesini veya durdurmayı Kanundaki cezanın yerine geçen bir işlem saymak; ikisi birlikte uygulanabilir.
- Çevresel Etki Değerlendirmesi eksikliğinde durdurma yetkisini mahallin en büyük mülki amirine vermek; bu hâlde yetkili makam Bakanlıktır.
- Proje tanıtım dosyası eksikliğinde durdurma yetkisini Bakanlığa vermek; bu hâlde yetkili makam mahallin en büyük mülki amiridir.
- Süre verilmesini bütün aykırılıklarda zorunlu saymak; tehlike ve izin eksikliği hallerinde süre verilmez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Süre verilip verilmeyeceği ve durdurmanın hangi kapsamda yapılacağı, somut olayda aykırılığın tehlike düzeyine ve çevre izninin bulunup bulunmadığına göre değerlendirilmektedir. (4. Daire, 2024/3427 E., 2025/915 K., 10.02.2025; 6. Daire, 2022/8958 E., 2023/2974 K., 22.03.2023)
- Çevre izni olmayan faaliyetin hiçbir önlem alınmadan atık deşarj etmesi halinde madde 15 uyarınca işyerinin izin alınıncaya kadar durdurulması kabul edilmektedir. (4. Daire, 2024/3427 E., 2025/915 K., 10.02.2025)
- Süre verilmesi halinde, süre içinde yapılan iyileştirmenin yetersiz kalması durumunda faaliyetin durdurulabildiği kabul edilmektedir. (6. Daire, 2021/7143 E., 2023/1159 K., 26.01.2023)
- Hidroelektrik santralin kuyruk kotunu etkileyen ve çevresel risk taşıyan faaliyetin madde 15 uyarınca durdurulması uygulanmaktadır. (6. Daire, 2022/8958 E., 2023/2974 K., 22.03.2023)
- Durdurma işleminin, Çevre Kanunu'nun cezalandırma hükümlerinin uygulanmasına engel olmadığı kabul edilmektedir. (13. Daire, 2024/3022 E., 2024/5029 K., 26.11.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Durdurma kararını alan idare, aykırılığın varlığını ve tehlike ya da izin eksikliği gibi süre verilmemesini gerektiren hâlin bulunduğunu belgelerle ortaya koymalıdır; ispat yükü idaredetir.
- Faaliyetin çevre izni veya çevre izin ve lisansına sahip olup olmadığı, izin belgesinin sunulmasıyla ispatlanır; izni olduğunu iddia eden faaliyet sahibi belgeyi ibraz etmelidir.
- Süre verildiği halde aykırılığın düzeltilmediği, süre sonunda yapılan denetim tutanağı ile ortaya konur.
- Çevresel Etki Değerlendirmesi incelemesi veya proje tanıtım dosyasının hazırlanıp hazırlanmadığı, ilgili makamın kayıtları ve faaliyet sahibinin belgeleri ile ispatlanır.
- Faaliyet sahibi, aykırılığı giderdiğini ya da tehlikenin bulunmadığını savunursa bu savunmasını ilgili teknik raporlarla ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2872 sayılı Kanun m.12: Birinci fıkrası uyarınca denetim yetkisinin devredildiği kurum ve merciler, bu maddedeki süre verme ve durdurma yetkisini kullanır.
- 2872 sayılı Kanun m.20: Kanunda öngörülen cezalar bu maddedeki süre ve durdurmadan bağımsız olarak uygulanabilir; madde 15'in son fıkrası bu ilişkiye işaret eder.
- 2872 sayılı Kanun: Madde 15 ile düzenlenen durdurma ve süre rejimi, Kanunun denetim ve yaptırım bütünü içinde uygulanır.
Çevre Kanunu m.16 — Tehlikeli hallerde faaliyetin durdurulması
Bu madde, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun dördüncü bölümünün başlığı ile birlikte mülga edilmiş bir hükümdür; metninde yalnızca "Mülga" ibaresi bulunmaktadır. Madde, 5491 sayılı Kanun ile 26/4/2006 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır. Bu nedenle madde metni hiçbir hak, yükümlülük, süre, yetki veya yaptırım içermemektedir. Madde, hangi kişi veya ilişkilere uygulanacağı bakımından da bir kural içermemektedir.
Tehlikeli hallerde faaliyetin durdurulması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Mülga maddeye dayanarak yükümlülük, süre veya yaptırım hesaplamak; madde 26/4/2006 tarihinden itibaren hüküm ifade etmez.
- Maddenin mülga olmasını unutarak eski tarihli kitap veya karar alıntılarındaki atıfları güncel hukuk olarak uygulamak.
Nasıl ispat edilir?
- Maddenin mülga olduğu, madde metnindeki "Mülga: 26/4/2006-5491/24 md." ibaresinden doğrudan anlaşılır; ispat yükü iddiayı ileri süren tarafta değil, bu ibareyi resmi mevzuat kaynağında kontrol eden uygulayıcıdadır.
- Mülga hükme dayanılarak talepte bulunulan durumda, dayanak hükmün 26/4/2006 tarihinden önce gerçekleşmiş olaylara ilişkin olup olmadığı belgelerle ortaya konulmalıdır.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| iki saat | m.9 | Türkiye Radyo - Televizyon Kurumu ile özel televizyon kanallarına ait televizyon programlarında ayda en az iki saat, özel radyo kanallarının programlarında ise ayda en az yarım saat eğitici yayınların yapılması zorunludur. |
| bir yılı | m.15 | (Değişik: 26/4/2006-5491/12 md.) Bu Kanun ve bu Kanun uyarınca yayımlanan yönetmeliklere aykırı davrananlara söz konusu aykırı faaliyeti düzeltmek üzere Bakanlıkça ya da 12 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca denetim yetkisinin… |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
70 karar- 2022/101 E., 2024/124 K., 27.06.2024İlgili madde: m.2
- 2006/99 E., 2009/9 K., 15.01.2009İlgili madde: m.1, m.3, m.15
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/1511 E., 2020/665 K., 23.09.2020İlgili madde: m.11
- Ceza Genel Kurulu, 2018/377 E., 2019/102 K., 12.02.2019İlgili madde: m.3, m.8
- Ceza Genel Kurulu, 2005/42 E., 2005/41 K., 19.04.2005İlgili madde: m.1
- İdare Dava Daireleri Kurulu, 2025/1799 E., 2025/1946 K., 16.10.2025İlgili madde: m.8
- 4. Daire, 2023/11811 E., 2025/5079 K., 07.10.2025İlgili madde: m.13
- 6. Daire, 2019/12045 E., 2025/3758 K., 26.06.2025İlgili madde: m.9
- 10. Daire, 2022/7764 E., 2025/2622 K., 21.05.2025İlgili madde: m.10
- İdare Dava Daireleri Kurulu, 2024/2203 E., 2025/953 K., 30.04.2025İlgili madde: m.9
Diğer 60 karar
- İdare Dava Daireleri Kurulu, 2024/2204 E., 2025/954 K., 30.04.2025İlgili madde: m.9
- 4. Daire, 2023/11542 E., 2025/2781 K., 30.04.2025İlgili madde: m.13
- 4. Daire, 2024/3427 E., 2025/915 K., 10.02.2025İlgili madde: m.15
- 4. Daire, 2024/1301 E., 2025/615 K., 29.01.2025İlgili madde: m.5
- 4. Daire, 2023/11593 E., 2025/133 K., 08.01.2025İlgili madde: m.12
- 4. Daire, 2024/582 E., 2024/7954 K., 26.12.2024İlgili madde: m.8
- 4. Daire, 2023/11572 E., 2024/6767 K., 27.11.2024İlgili madde: m.12, m.16
- 13. Daire, 2024/3022 E., 2024/5029 K., 26.11.2024İlgili madde: m.15
- 4. Daire, 2024/2042 E., 2024/6557 K., 20.11.2024İlgili madde: m.1, m.15
- İdare Dava Daireleri Kurulu, 2023/1849 E., 2024/1462 K., 11.09.2024İlgili madde: m.13
- 4. Daire, 2023/11515 E., 2024/2870 K., 09.05.2024İlgili madde: m.12
- 4. Daire, 2023/11520 E., 2023/6874 K., 07.12.2023İlgili madde: m.1
- 10. Daire, 2019/339 E., 2023/6927 K., 15.11.2023İlgili madde: m.10
- 4. Daire, 2023/12407 E., 2023/5614 K., 19.10.2023İlgili madde: m.5
- 6. Daire, 2022/1224 E., 2023/6428 K., 21.06.2023İlgili madde: m.8
- 6. Daire, 2022/3833 E., 2023/5632 K., 07.06.2023İlgili madde: m.8
- 6. Daire, 2022/3735 E., 2023/5401 K., 31.05.2023İlgili madde: m.8
- 6. Daire, 2022/8958 E., 2023/2974 K., 22.03.2023İlgili madde: m.15
- 6. Daire, 2021/4541 E., 2023/2464 K., 08.03.2023İlgili madde: m.13
- 13. Daire, 2022/3408 E., 2023/919 K., 01.03.2023İlgili madde: m.10
- 6. Daire, 2023/876 E., 2023/1962 K., 23.02.2023İlgili madde: m.5
- 6. Daire, 2021/7143 E., 2023/1159 K., 26.01.2023İlgili madde: m.15
- 6. Daire, 2020/5848 E., 2022/10490 K., 30.11.2022İlgili madde: m.5
- 4. Ceza Dairesi, 2022/6995 E., 2022/19354 K., 11.10.2022İlgili madde: m.16
- 6. Daire, 2020/5425 E., 2022/3247 K., 17.03.2022İlgili madde: m.2
- 6. Daire, 2019/11814 E., 2022/2380 K., 01.03.2022İlgili madde: m.5
- İdare Dava Daireleri Kurulu, 2019/2526 E., 2021/2590 K., 24.11.2021İlgili madde: m.10
- 6. Daire, 2019/2551 E., 2021/11621 K., 20.10.2021İlgili madde: m.1
- 6. Daire, 2019/12704 E., 2021/11620 K., 20.10.2021İlgili madde: m.10
- 4. Ceza Dairesi, 2021/23696 E., 2021/24911 K., 19.10.2021İlgili madde: m.16
- 19. Ceza Dairesi, 2021/649 E., 2021/7149 K., 23.06.2021İlgili madde: m.14
- 6. Daire, 2019/12706 E., 2021/7626 K., 02.06.2021İlgili madde: m.14
- 6. Daire, 2019/15263 E., 2021/7162 K., 26.05.2021İlgili madde: m.3
- 19. Ceza Dairesi, 2018/8175 E., 2020/2426 K., 04.03.2020İlgili madde: m.14
- 19. Ceza Dairesi, 2018/8083 E., 2020/2427 K., 04.03.2020İlgili madde: m.14
- 18. Ceza Dairesi, 2019/13847 E., 2020/4104 K., 10.02.2020İlgili madde: m.16
- 18. Ceza Dairesi, 2019/11522 E., 2020/141 K., 13.01.2020İlgili madde: m.16
- 18. Ceza Dairesi, 2019/10037 E., 2019/17367 K., 09.12.2019İlgili madde: m.5
- 18. Ceza Dairesi, 2019/12778 E., 2019/16894 K., 02.12.2019İlgili madde: m.16
- Danıştay 14. Daire Başkanlığı, 2015/10947 E., 2018/2673 K., 16.04.2018İlgili madde: m.11
- 18. Ceza Dairesi, 2016/15421 E., 2017/2171 K., 27.02.2017İlgili madde: m.14
- Danıştay 14. Daire Başkanlığı, 2016/4401 E., 2017/465 K., 02.02.2017İlgili madde: m.10
- 18. Ceza Dairesi, 2015/13033 E., 2016/12044 K., 01.06.2016İlgili madde: m.14
- 18. Ceza Dairesi, 2015/13061 E., 2016/11381 K., 25.05.2016İlgili madde: m.3
- Danıştay 10. Daire Başkanlığı, 2012/8968 E., 2016/865 K., 18.02.2016İlgili madde: m.9
- Danıştay 10. Daire Başkanlığı, 2011/5260 E., 2015/4752 K., 05.11.2015İlgili madde: m.2, m.9
- 13. Daire, 2008/1419 E., 2010/380 K., 19.01.2010İlgili madde: m.1
- İkinci Bölüm, 2020/39074 E., 13.05.2025İlgili madde: m.3
- Genel Kurul, 2016/13846 E., 05.03.2020İlgili madde: m.2
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2024/4701 E., 2026/939 K., 28.04.2026İlgili madde: m.11
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/2049 E., 2026/831 K., 21.04.2026İlgili madde: m.2, m.11
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/1029 E., 2026/17 K., 08.01.2026İlgili madde: m.9
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/101 E., 2024/1861 K., 19.09.2024İlgili madde: m.11
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2021/2091 E., 2024/975 K., 24.06.2024İlgili madde: m.13
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2023/2986 E., 2023/2478 K., 28.11.2023İlgili madde: m.12
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2023/2982 E., 2023/2457 K., 24.11.2023İlgili madde: m.12
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2793 E., 2023/1884 K., 13.10.2023İlgili madde: m.11
- İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/2 E., 2021/458 K., 01.12.2021İlgili madde: m.2, m.3
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2021/774 E., 2021/925 K., 21.10.2021İlgili madde: m.12
- İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/418 E., 2021/513 K., 29.06.2021İlgili madde: m.13
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 07.05.2026 (m.2).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 3. Çevre Kanunu - 1 bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış