Miras hukuku › Mirasın geçmesi › Mirasın geçmesinin sonuçları
Resmî defter tutma
Kısaca
TMK m.619, mirası reddetme hakkı bulunan mirasçıların terekenin resmi defterinin tutulmasını sulh hâkiminden isteyebilmesini düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türk Medeni Kanunu m.619–631 hükümlerini kapsar.
- TMK m.619Koşulları
- TMK m.620Deftere geçirme
- TMK m.621İlân yoluyla çağrı
- TMK m.622Doğrudan doğruya deftere geçirme
- TMK m.623Defter tutmanın sona ermesi
- TMK m.624Yönetim
- TMK m.625İcra takibi, dava ve zamanaşımı
- TMK m.626Beyana çağrı
- TMK m.627Beyan
- TMK m.628Deftere yazılanlardan sorumluluk
- TMK m.629Deftere yazılmayanlardan sorumluluk
- TMK m.630Kefalet borçlarından sorumluluk
- TMK m.631Mirasın Devlete geçmesi hâli
TMK m.619 — Koşulları
TMK m.619, mirası reddetme hakkı bulunan mirasçıların terekenin resmi defterinin tutulmasını sulh hâkiminden isteyebilmesini düzenler. Defter tutma talebinin usulünü, sürenini ve bir mirasçının talebinin diğer mirasçılar bakımından doğurduğu etkiyi belirtir. Talebin hangi mahkemede ve hangi usulle yapılacağı, defter tutma işleminin yürütülmesi, masrafları ve tüzük hükümleri bu maddede düzenlenmemiştir; bunlar m.620 ve sonrasında yer alır. Defter sonunda mirasçıların seçimlik haklarını kullanması (m.627), resmi tasfiye (m.632) ve devletin mirasçı olduğu hallerde resen defter tutulması (m.631) da bu maddenin dışındadır. Defter tutma talebine ilişkin dava ve ihtiyati tedbir niteliğindeki defter tutma (m.590) ayrıca ele alınmalıdır.
Koşulları: hangi kavramlar bilinmeli?
- Resmî defter tutma
- Terekenin aktif ve pasif durumunun sulh hâkimi eliyle resmî olarak saptanıp deftere geçirilmesi işlemidir. Mirasçıların mirası kabul, red ya da resmî tasfiye konusunda bilinçli karar vermesini sağlamak amacını taşır.
- Mirası reddetmeye hakkı olan mirasçı
- Mirası ret hakkını kullanabilecek durumda olan mirasçıdır. Defter tutma talebinde bulunma yetkisi bu niteliğe bağlıdır; mirası önceden kesin kabul etmiş olmak bu yetkiyi ortadan kaldırmaz, ancak m.627 bakımından sonuçlarını etkiler.
- Defter tutma talebinin etkisi
- Bir mirasçının yaptığı talep, diğer mirasçılar hakkında da etkili olur. Bu nedenle talep, yalnızca talep eden mirasçının miras payını değil, terekenin tamamını kapsar.
- Mirasın reddi usulü
- Defter tutma isteminin hangi şekilde yapılacağını belirleyen, ret beyanına ilişkin usul kurallarıdır. Talep bu usule uygun yapılmalıdır.
Koşulları: hangi şartlar aranır?
- Talepte bulunan kişinin mirası reddetmeye hakkı olan mirasçı olması gerekir.
- Talep, mirasın reddine ilişkin usule uyularak yapılmalıdır.
- Talep, mirasçının mirası reddetme hakkını kullanabileceği dönem içinde, bir ay içinde sulh hâkimine yapılmalıdır.
- Talep sulh hâkimine yapılmış olmalıdır; hâkim bu işlemi kendiliğinden resen yapmaz, talep üzerine karar verir.
Koşulları: hangi sonuçları doğurur?
- Mirasçılardan biri defter tutma talebinde bulunduğunda, bu talep diğer mirasçılar hakkında da etkili olur ve defter tutulur.
- Talep, mirasın reddine ilişkin usule uygun olarak ve bir ay içinde sulh hâkiminden istenirse defter tutma işlemi başlar.
- Bir ay içinde usule uygun talep yapılmazsa defter tutma istenemez ve bu yolla resmî defter tutma sağlanamaz.
- Defter tutma isteminde bulunmayan mirasçı, talebin doğurduğu sonuçtan yararlanır; talebin etkisi onun hakkında da geçerlidir.
Mirası reddetme hakkı olan mirasçı ile mirası önceden kesin kabul etmiş mirasçı arasındaki fark nedir?
Mirası henüz kabul ya da ret etmemiş ve reddetme hakkını koruyan mirasçı talepte bulunabilir.
Mirası kayıtsız şartsız kabul etmiş olan mirasçı, reddetme hakkı kalmadığı için bu maddeye dayanarak talepte bulunamaz.
Talep yetkisi yalnızca reddetme hakkı bulunanlarda vardır; kabul etmiş mirasçı defterin sonuçlarından yararlanamaz.
Talep eden mirasçı ile diğer mirasçılar arasındaki fark nedir?
Talepte bulunan mirasçının isteği, yalnızca kendi payını değil terekenin tamamını kapsar.
Talepte bulunmayan diğer mirasçılar, kendileri talepte bulunmasalar da bu talebin doğurduğu etkiden etkilenir.
Bir mirasçının talebi ile defter tutulur ve bu defter tüm mirasçılar bakımından geçerli olur.
Defter tutma talebi (m.619) ile ihtiyati tedbir niteliğinde defter tutma (m.590) arasındaki fark nedir?
m.619 talebi, mirasçının mirası kabul ya da ret konusundaki seçim hakkını kullanabilmesi için yapılır.
m.590 defter tutma, tereke mallarının kaybolmasını ya da kaçırılmasını önlemeye yönelik koruma tedbiridir.
İki talebin amacı, dayanağı ve sonucu farklıdır; m.619 talebinin bir aylık süreye bağlı olması m.590 için geçerli değildir.
Koşulları: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Defter tutma talebini m.590 kapsamındaki ihtiyati tedbirle karıştırmak; m.619 talebinin amacı mirası kabul ya da ret seçimine hazırlanmak olduğundan bir aylık süre ve usul bu talebe özgüdür.
- Talebi yalnızca talep eden mirasçının payıyla sınırlı saymak; talep terekenin tamamını kapsar.
- Mirası önceden kayıtsız şartsız kabul etmiş mirasçının da bu maddeye dayanarak talepte bulunabileceğini düşünmek.
- Bir ayı, talep edilen işlemin tamamlanma süresi gibi okumak; madde yalnızca talebin yapılması için bir ay öngörür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Defter tutma talebinin, bir mirasçının yalnızca kendi payı için değil terekenin tamamı için yapılmış sayıldığı kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2021/8299 E., 2022/406 K., 13.01.2022)
- Talep, mirasın açılmasından sonra ve mirasçının ret ya da kabul konusunda henüz kesin karar vermediği dönemde yapılmalıdır; mirası önceden kayıtsız şartsız kabul eden mirasçının talebi dikkate alınmaz. (14. Hukuk Dairesi, 2016/18802 E., 2020/8538 K., 16.12.2020)
- Defter tutma talebinin, mirası reddetmeye hakkı olan ve bu hakkı henüz kullanmamış mirasçı tarafından yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (14. Hukuk Dairesi, 2016/18802 E., 2020/8538 K., 16.12.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Defter tutma talebinde bulunan mirasçı, mirası reddetme hakkına sahip olduğunu ve talebin bir ay içinde usule uygun yapıldığını ispatla yükümlüdür.
- Mirasın açılma tarihi ve mirasçılık sıfatı, nüfus kayıtları, veraset ilamı ya da ölüm belgesi gibi resmî belgelerle ispatlanır.
- Talebin tarihi ve usulüne uygunluğu, sulh hâkimliğine yapılan başvuru belgesi ile ispatlanır.
- Mirasçının mirası önceden kayıtsız şartsız kabul ettiği iddiasını ileri süren taraf, bu iddiayı kabul beyanını gösteren belgelerle ispatlamak zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.590: İhtiyati tedbir niteliğinde defter tutmayı düzenler; m.619 talebi ile amaç ve nitelik bakımından ayrılır.
- 4721 sayılı Kanun m.620: Resmî defter tutma işlemlerini yürütecek mahkemeyi ve işlemin şeklini düzenler.
- 4721 sayılı Kanun m.627: Defter tutulduktan sonra mirasçıların seçimlik haklarını ve süresiz susmanın sonucunu düzenler.
- 4721 sayılı Kanun m.631: Mirasın devlete kaldığı hallerde talep aranmaksızın resen defter tutulmasını düzenler; m.619 talebinin istisnasını oluşturur.
- 4721 sayılı Kanun m.632: Resmî tasfiye yolunu düzenler; defter tutma talebi resmî tasfiyeyi önleyebilir ya da ertelenmesine yol açabilir.
TMK m.620 — Deftere geçirme
Bu madde, miras bırakanın terekesine ilişkin resmî defterin (tereke defterinin) sulh mahkemesince düzenlenmesini, bu deftere aktif ve pasiflerin takdir edilen değerleriyle yazılmasını, mirasbırakanın malî durumu hakkında bilgisi olanların bilgi verme yükümlülüğünü, bu yükümlülüğe aykırılığın tazminat sonucunu, mirasçıların borçları bildirme yükümlülüğünü ve defterin tutulma usulünün yönetmeliğe bırakılmasını düzenler. Kişi bakımından, mirasın resmî defterle tasfiyesi söz konusu olduğunda mirasçılar, mirasbırakanın malî durumunu bilen üçüncü kişiler ve bu kişilerin bilgi vermemesi ya da yanlış bilgi vermesi halinde zarar görenler ilgilidir. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: tereke defterine geçirme ile defter tutma işlemi arasındaki ayrım ve alacaklıların süresinde bildirim yükümlülüğü (m.590, m.620 gerekçesi dışında ayrıca m.590 ve m.591 hükümleri), tereke mühürlenmesi (m.615 ve izleyen hükümler), terekenin resmen yönetimi (m.616 ve izleyen hükümler) ve mirasçının sorumluluğunun sınırlandırılması ve reddi (m.605 ve m.606 hükümleri, ayrıca m.602 ve izleyen hükümler).
Deftere geçirme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Resmî defter
- Sulh mahkemesi tarafından düzenlenen ve terekeye ait aktif ile pasiflerin takdir edilen değerleriyle yazıldığı defterdir. Tutulma şekli Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.
- Takdir edilen değer
- Aktif ve pasiflerin deftere yazılırken esas alınan değeridir. Değerin nasıl belirleneceği maddede açıklanmamış, yönetmelik ve uygulamaya bırakılmıştır.
- Malî durum bilgisi
- Mirasbırakanın malvarlığı, borçları ve benzeri ekonomik durumu hakkında bilgi sahibi olan kişinin sulh mahkemesine verdiği bilgidir. Bilginin sahibi olmak, kişinin bu bilgiye sahip olmasını gerektirir.
- Bilinen borç
- Mirasçıların mirasbırakanın borçlarından haberdar oldukları borçlardır. Mirasçıların bu borçları sulh mahkemesine bildirme yükümlülüğü, yalnız bilinen borçları kapsar.
Deftere geçirme: hangi şartlar aranır?
- Resmî defterin düzenlenebilmesi için terekeye ait aktif ve pasiflerin mevcut olması ve bunların sulh mahkemesi tarafından takdir edilen değerleriyle deftere yazılması gerekir.
- Sulh mahkemesinin istediği bilgiyi verme yükümlülüğü, mirasbırakanın malî durumu hakkında bilgi sahibi olan herkes bakımından doğar.
- Bilgi verilmemesi için haklı bir sebep bulunmamalıdır; haklı sebep yoksa bilgi vermeyen kişi yükümlü olur.
- Yanlış ya da eksik bilgi veren kişinin bilgisinde yanlışlık veya eksiklik bulunmalıdır ve bu durum zarara yol açmalıdır.
- Mirasçıların mirasbırakanın kendilerince bilinen borçlarını sulh mahkemesine bildirmesi gerekir.
Deftere geçirme: hangi sonuçları doğurur?
- Mirasbırakanın malî durumu hakkında bilgisi olan kişi, haklı sebep olmadan bilgi vermezse, bundan doğan zararları mirasçılara, vasiyet alacaklılarına veya üçüncü kişilere tazmin etmekle yükümlü olur.
- Yanlış ya da eksik bilgi veren kişi, bundan doğan zararı aynı kişilere karşı tazmin etmekle yükümlü olur.
- Haklı bir sebeple bilgi verilmemesi halinde tazminat yükümlülüğü doğmaz.
- Mirasçılar mirasbırakanın kendilerince bilinen borçlarını sulh mahkemesine bildirmezse, bu eksiklik maddede ayrıca bir yaptırıma bağlanmamıştır; yaptırım bu maddenin metninden çıkmaz.
- Resmî defterin nasıl tutulacağı yönetmelikle düzenlenir; defterin tutulma usulü kanun metninde ayrıntılandırılmamıştır.
Bilgi veren kişi ile bilgi vermeyen veya yanlış bilgi veren kişi arasındaki fark nedir?
Sulh mahkemesinin istediği bilgiyi haklı bir sebep olmadan vermeyen kişi ya da yanlış veya eksik bilgi veren kişi, bu aykırılığın yaptırımıyla karşılaşır.
Haklı bir sebeple bilgi vermeyen veya istenen bilgiyi doğru ve tam olarak veren kişi, tazminat yükümlülüğüne girmez.
Yalnız aykırılık hâlinde mirasçılara, vasiyet alacaklılarına veya üçüncü kişilere karşı zararı tazmin yükümlülüğü doğar.
Mirasçı ile malî durum bilgisi olan üçüncü kişi arasındaki fark nedir?
Mirasçılar, mirasbırakanın kendilerince bilinen borçlarını sulh mahkemesine bildirmekle özellikle yükümlüdür.
Mirasbırakanın malî durumunu bilen diğer kişiler, sulh mahkemesinin istediği bilgiyi vermekle yükümlüdür.
Mirasçıların yükümlülüğü borçların bildirilmesine ilişkindir; diğer kişilerin yükümlülüğü ise mahkemenin istediği bilgiyi vermeye ilişkindir.
Deftere geçirme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Resmî defter ile defter tutma işlemini aynı şey saymak; m.620 resmî defterin sulh mahkemesince düzenlenmesini, m.590 ise defter tutma işlemini düzenler ve iki işlemin hukuki sonuçları ayrıdır.
- Mirasçıların borç bildirme yükümlülüğünün ihlalini doğrudan tazminat sorumluluğu saymak; maddenin tazminat sonucu yalnız malî durum bilgisi verme yükümlülüğüne bağlanmıştır.
- Haklı sebep bulunmasını göz ardı ederek her bilgi vermeme durumunda tazminat doğacağını kabul etmek.
- Tazminat sorumluluğunu yalnız mirasçılara bağlamak; madde vasiyet alacaklılarını ve üçüncü kişileri de kapsar.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Malî durum bilgisi verme yükümlülüğünün ihlali sonucu doğan tazminat sorumluluğunda, zararın gerçekleşmesi ve yanlış ya da eksik bilgi ile zarar arasındaki nedensellik ilgili kişilerce ispatlanmalıdır. (14. Hukuk Dairesi, 2016/18802 E., 2020/8538 K., 16.12.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Tazminat talebinde bulunan mirasçı, vasiyet alacaklısı veya üçüncü kişi, bilgi verilmediğini ya da yanlış veya eksik bilgi verildiğini ve bundan zarar doğduğunu ispatla yükümlüdür.
- Bilgi verme yükümlülüğünün ihlali, sulh mahkemesine verilen beyanlar veya mahkemenin istediği yazılı bilgiler üzerinden belgelenebilir.
- Bilgi veren kişinin haklı bir sebebinin bulunduğunu ileri sürmesi hâlinde, bu sebebi o kişi ispatlar.
- Mirasçının kendilerince bilinen borçları bildirmediği iddiasını ileri süren taraf, mirasçının borçtan bilgi sahibi olduğunu ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.590: Terekenin defter tutma işlemini düzenler. Bu maddede yer alan defter tutma ile m.620'deki resmî defterin deftere geçirilmesi birbirinden ayrılır; m.590 uyarınca defterde yer almayan alacak hakkı varlığını korur.
- 4721 sayılı Kanun m.591: Alacaklıların istemi üzerine yapılan mühürlemenin güvence altına alınan miktarla sınırlandırılmasını ve güvence gösterilmesi hâlinde mühürlemenin yapılmamasını düzenler; m.620 metnindeki resmî defter ile tereke mühürlemesi ayrı işlemlerdir.
TMK m.621 — İlân yoluyla çağrı
Bu madde, mirasbırakanın ölümü üzerine mirasçıların mirasçılık sorumluluğu kapsamında ele alınan alacaklı ve borçluların, sulh hukuk mahkemesi tarafından ilan yoluyla alacak ve borçlarını bildirmeye çağrılmasını düzenler. Çağrının kapsamını (kefalet sebebiyle alacaklı ve borçlular dahil), ilanın içeriğini ve bildirim süresinin asgari uzunluğunu belirler. Kimlere uygulandığı bakımından mirasbırakanın alacaklı ve borçluları esastır; miras yönetiminin ve tereke işlemlerinin genel çerçevesi bu maddenin konusu değildir. Mirasçıların bu çağrıya karşılık sorumluluğunun sonuçları, mirasın reddi ya da tereke ile ilgili ayrıntılar bu maddede düzenlenmemiştir (m.618 ve devamı). İlan yapılmasının usulü, gazete ve yayım biçimi ile tebligat kurallarının ayrıntısı Tebligat Kanunu ve ilgili yönetmelikte yer alır; bu madde yalnızca çağrının çerçevesini çizer.
İlân yoluyla çağrı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Mirasbırakanın alacaklıları
- Mirasbırakanın ölümünden önce doğmuş alacağı bulunan kişilerdir. Çağrı bu kişilere, alacaklarını belirli süre içinde bildirmeleri için yapılır.
- Mirasbırakanın borçluları
- Mirasbırakana borcu bulunan kişilerdir. Çağrı, bu borçluların da borçlarını bildirmelerini kapsar.
- Kefalet sebebiyle alacaklı ve borçlu
- Kefaletten doğan ilişki nedeniyle mirasbırakanın alacaklı ya da borçlu konumunda bulunan kişilerdir. Madde bunları çağrının kapsamına açıkça dahil eder.
- İlan yoluyla çağrı
- Sulh hukuk mahkemesinin, kimin ilgili olduğu belirli olmayan bir kitleye ilan ile bildirim yapmasıdır. Ayrıntılı ilan usulü Tebligat mevzuatına göre yürür.
- Bildirim süresi
- Alacak ve borçların mahkemeye bildirilmesi için tanınan süredir. Madde bu sürenin ikinci ilândan başlayarak en az bir ay olmasını şart koşar.
İlân yoluyla çağrı: hangi şartlar aranır?
- Mirasbırakanın ölümü üzerine sulh hukuk mahkemesinin, mirasbırakanın alacaklı ve borçlularını çağırmaya karar vermiş olması gerekir.
- Çağrının, mirasbırakanın alacaklıları ile borçlularını kapsayacak biçimde yapılması ve kefalet sebebiyle alacaklı ve borçluları da içermesi gerekir.
- Çağrının belirli bir süre içinde alacak ve borçların bildirilmesi amacıyla, bir ay arayla iki defa yapılacak ilan yoluyla yapılması gerekir.
- İlanda, bildirimde bulunmamanın sonuçları hakkında alacaklıların dikkatinin çekilmesi gerekir.
- Bildirim süresinin ikinci ilândan başlayarak en az bir ay olması gerekir.
İlân yoluyla çağrı: hangi sonuçları doğurur?
- Mahkeme, alacaklı ve borçluları iki defa ilan yoluyla çağırır; tek ilanla yetinilmesi maddenin öngördüğü çağrı şekline uygun değildir.
- İlanda bildirimde bulunmamanın sonuçları hakkında alacaklıların dikkatleri çekilir; bu uyarının yapılmaması çağrının eksik kalması anlamına gelir.
- Bildirim süresi, ikinci ilândan başlayarak en az bir aydır; bu süre kısaltılamaz.
- Bildirim süresinin geçmesinin mirasçılar bakımından sonuçları bu maddede düzenlenmemiştir; bu sonuçlar ilgili diğer maddelerde aranmalıdır.
Alacaklı ile borçlu çağrısı arasındaki fark nedir?
Mirasbırakanın alacaklılarına yönelik çağrı, mirasbırakandan alacağı bulunan kişileri hedefler.
Mirasbırakanın borçlularına yönelik çağrı, mirasbırakana borcu olan kişileri hedefler.
Her iki grup da aynı ilanla çağrılır; ilan bildirimi tek bir süreye bağlıdır.
Asıl borçlu ile kefalet sebebiyle alacaklı ve borçlu arasındaki fark nedir?
Doğrudan mirasbırakanla olan ilişkisinden doğan alacaklı ve borçlular çağrının temel kapsamındadır.
Kefalet ilişkisi sebebiyle alacaklı ya da borçlu olanlar, maddenin açık hükmüyle çağrıya dahildir.
Kefalet ilişkisinden doğan alacak veya borçlarını da bildirmeleri gerekir; bildirilmemesi halinde ilgili sonuçlar ilanın uyarısına bağlanır.
İlk ilân ile ikinci ilân arasındaki fark nedir?
İlk ilân, çağrının başlangıcıdır ve bildirim süresi bu ilândan itibaren hesaplanmaz.
İkinci ilân, bildirim süresinin başlangıç noktasıdır.
Bildirim süresinin hesabı ikinci ilândan başlar ve en az bir aydır.
İlân yoluyla çağrı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- İki ilân arasındaki bir aylık süreyi tek ilanla yetinerek atlamak; maddenin iki defa ilan öngördüğünü gözden kaçırmak.
- Bildirim süresini ilk ilândan başlatmak; maddenin süreyi ikinci ilândan başlattığını unutmak.
- Bildirim süresini bir aydan kısa tutmak; en az bir ay kuralını ihlal etmek.
- Kefalet sebebiyle alacaklı ve borçluları çağrı kapsamı dışında saymak; madde bunları açıkça dahil eder.
- İlanda uyarının yapılmamasını önemsiz saymak; uyarı çağrının bir unsurudur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, ilan yoluyla çağrı ve tebligatın usulüne uygun yapılmasını dikkatle denetler; ilanın mahkeme ilan tahtasında asılmaması gibi eksikliklerin tebligatı geçersiz kıldığını kabul etmektedir. (14. Hukuk Dairesi, 2016/18802 E., 2020/8538 K., 16.12.2020)
- Yargıtay, çağrıya ilişkin işlemlerin usulüne uygun yapılmadığı durumlarda kararı bozma eğilimindedir. (14. Hukuk Dairesi, 2016/18802 E., 2020/8538 K., 16.12.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Çağrıyı talep eden ve ilanın usulüne uygun yapıldığını iddia eden tarafın, ilanların tarihlerini ve içeriğini gösteren belgelerle ispat yükü vardır.
- İlanların gazetede yayımlandığını ve mahkeme ilan tahtasına asıldığını gösteren belgeler (gazete nüshası, asma tutanağı) ile ispat yapılır.
- İkinci ilânın tarihi, bildirim süresinin hesabının başlangıcı olduğu için bu tarihin ilan belgesinden belirlenmesi gerekir.
- İlanın eksik yapıldığını ileri süren taraf, eksikliği ilan belgelerinin incelenmesiyle ortaya koyar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.618: Mirasın reddi ve mirasçılar ile ilgili ilk düzenlemeler bakımından bu madde ile bağlantılıdır; tereke ve mirasçılık sorumluluğunun çerçevesini çizer.
- 4721 m.619: Terekenin tasfiyesi ve alacaklıların korunmasına ilişkin hükümlerin çerçevesini oluşturur; bu madde çağrının bu bağlamda yapılmasını sağlar.
- 4721 m.627: Çağrıya rağmen bildirimde bulunmayan alacaklıların durumu ve tasfiye sonrası işlemlerle bağlantılıdır.
- 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.28: İlanla tebligatın genel usulünü düzenler; mahkemenin ilan yapma biçimi bu hükümlere göre belirlenir.
TMK m.622 — Doğrudan doğruya deftere geçirme
Bu madde, resmî kayıtlardan veya mirasbırakanın belgelerinden varlığı anlaşılan alacak ve borçların mirasçılar tarafından ayrıca bir işleme gerek kalmadan ve doğrudan doğruya defterlere geçirilmesini düzenler; ayrıca defterdeki kayıtların alacaklılara ve borçlulara bildirilmesini öngörür. Uygulandığı alan, terekenin tasfiyesi sürecinde tereke defteri tutulmasıdır. Madde, defter tutma yükümlülüğünün kimde olduğunu, defterin nasıl düzenleneceğini ve tereke alacaklarının ödenme sırasını düzenlemez (m.618 ve devamı, m.619 ve devamı). Terekenin resmî olarak yönetilmesi ve mirasçılık belgesi ile tereke defterinin tutulmasına ilişkin usul de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Doğrudan doğruya deftere geçirme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tereke defteri
- Mirasbırakanın terekesine ait alacak ve borçların kaydedildiği defterdir. Madde, bu deftere kayıt konusunu düzenler.
- Resmî kayıt
- Kamu makamlarınca tutulan ve alacak ya da borcun varlığını gösteren kayıtlardır. Bu kayıtlardan varlığı anlaşılan alacak ve borçlar deftere doğrudan geçirilir.
- Mirasbırakanın belgeleri
- Mirasbırakanın kendi düzenindeki evrak ve kayıtlardır. Bunlardan alacak veya borcun varlığı anlaşılıyorsa kayıt konusu olur.
Doğrudan doğruya deftere geçirme: hangi şartlar aranır?
- Alacak veya borcun resmî kayıtlardan ya da mirasbırakanın belgelerinden varlığının anlaşılması gerekir.
- Anlaşılan alacak veya borcun tereke defterine doğrudan geçirilmesi gerekir; bunun için ayrıca bir ilan, dava ya da onay aranmaz.
- Deftere geçirilen kayıtların alacaklılara ve borçlulara bildirilmesi gerekir.
Doğrudan doğruya deftere geçirme: hangi sonuçları doğurur?
- Varlığı anlaşılan alacak ve borçlar, ek bir işleme gerek kalmadan tereke defterine kaydedilir.
- Deftere geçirilen alacak ve borçlar alacaklılara ve borçlulara bildirilir.
- Varlığı resmî kayıt veya mirasbırakanın belgelerinden anlaşılmayan alacak ve borçlar bu madde uyarınca deftere doğrudan geçirilemez; bunların kaydı ancak başka bir yolla ve ayrı bir işlemle mümkün olur.
- Bildirim yükümlülüğü yerine getirilmezse kayıt, alacaklı ve borçlular bakımından bilinmeyen bir kayıt olarak kalır.
Resmî kayıt ile mirasbırakanın belgesi arasındaki fark nedir?
Kamu makamlarında tutulan kayıtlar (örneğin tapu, banka dışı resmî kayıt niteliğindeki belgeler) alacak ya da borcun varlığını gösterebilir.
Mirasbırakanın kendi evrakı, fatura, senet ya da yazışmaları gibi belgeler de varlığı gösterebilir.
Her iki kaynak da deftere doğrudan geçirme için yeterlidir; kaynağın resmî ya da özel nitelikte olması kayıt işlemini değiştirmez.
Deftere geçirme ile bildirim arasındaki fark nedir?
Deftere geçirme, tereke defterindeki kaydın yapılmasıdır ve tek başına bir kayıt işlemidir.
Bildirim, kaydın alacaklılara ve borçlulara ulaştırılmasıdır ve ayrı bir yükümlülüktür.
Kayıt yapılmış olsa bile alacaklı ve borçlulara bildirim yapılmamışsa maddenin ikinci fıkrası yerine getirilmemiş olur.
Doğrudan doğruya deftere geçirme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Mirasbırakanın belgelerinde yer alan her alacak ve borcu, varlığı açıkça anlaşılmadan deftere geçirmek.
- Deftere geçirilen kayıtları alacaklılara ve borçlulara bildirmeyi ihmal etmek.
- Deftere doğrudan geçirme hükmünü, ilan ya da dava gerektiren başka alacaklarla karıştırmak.
Nasıl ispat edilir?
- Deftere geçirilmesini isteyen kişi, alacak veya borcun varlığını resmî kayıt ya da mirasbırakanın belgeleriyle ortaya koymalıdır.
- Kayıt, varlığı anlaşılan kaynağa dayanmıyorsa maddenin doğrudan geçirme hükmü uygulanamaz; bu durumda kaydın dayanağı ayrıca ispat edilmelidir.
- Bildirimin yapıldığı, deftere kayıt ve bildirim belgeleriyle ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.618: Tereke defterinin tutulmasına ilişkin ana hükümdür; bu madde ise defterdeki kayıtların içeriğinden alacak ve borç bakımından söz eder.
- 4721 m.619: Tereke defterine kayıt konusunda sonraki hükümlerin uygulanma alanını tamamlar.
TMK m.623 — Defter tutmanın sona ermesi
Bu madde, mirasçıların ve ilgililerin resmi defter tutulması sürecinin sona erdiği andan itibaren defteri inceleme imkânını ve defter tutma giderlerinin kimin tarafından karşılanacağını düzenler. Defterin tutulmasına ilişkin usul, defter tutma süresi ve mirasçıların bu süre içindeki yönetim sınırları da kısmen bu bağlamda ele alınır. Madde, defter tutma kararı ile defterin tutulmasının sona ermesi arasındaki süreçte doğan diğer sonuçları düzenlemez; bu süre içinde icra takibi, dava ve zamanaşımının durmasına ilişkin kurallar 625. maddededir (m.625). Defter tutulmasına karar verilmesinin koşulları ve defterin tutulması için gereken mahkeme kararı 622. maddede yer alır (m.622). Yönetim işlerinin sınırı ve güvence gösterilmesi 624. maddededir (m.624). Defterin kapsamındaki malların mirasçıların seçimlik hakkına etkisi ve mirasın reddi süresi gibi konular ise ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
Defter tutmanın sona ermesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Resmi defter
- Mahkemenin kararıyla, tereke mallarının ve hakların tespiti amacıyla resmi makam eliyle tutulan kayıt defteridir. Bu defter, mirasçıların ve ilgililerin tereke üzerindeki durumunu belirlemeye yarar.
- Defterin sona ermesi
- İlanda belirtilen sürenin dolmasıyla defterin tutulmasının kendiliğinden bitmesidir. Bu an, defterin incelenmesi süresinin başlangıcıdır.
- İnceleme süresi
- Defterin sona ermesinden itibaren ilgililerin defteri inceleyebileceği en az bir aylık süredir. Süre, ilgililerin defteri görmesini sağlamak için tanınır; ayrı bir çağrı yapılması gerekmez.
- Defter tutma giderleri
- Defterin tutulması sırasında doğan masraflardır. Öncelikle tereke tarafından karşılanır; tereke yetmezse defteri tutulmasını isteyen mirasçılardan alınır.
Defter tutmanın sona ermesi: hangi şartlar aranır?
- Defterin tutulmasının, ilanda belirtilen sürenin dolmasıyla sona ermiş olması gerekir.
- Defter tutulmasının sona ermesinden itibaren en az bir aylık inceleme süresinin tanınmış olması gerekir.
- Defter tutma giderlerinin öncelikle terekeden ödenmesi gerekir.
- Tereke giderleri karşılayamıyorsa, defter tutulmasını isteyen mirasçılardan alınması gerekir.
Defter tutmanın sona ermesi: hangi sonuçları doğurur?
- İlanda belirtilen sürenin dolmasıyla defterin tutulması sona erer.
- Defterin tutulmasının sona ermesinden itibaren en az bir ay süreyle defter ilgililerce incelenebilir.
- Defter tutma giderleri öncelikle terekeden ödenir.
- Giderler terekeden karşılanamazsa, defter tutulmasını istemiş olan mirasçılardan alınır.
- Defterin sona ermesi, mirasçıların seçimlik hakkını kullanma sürelerinin başlaması için önemli bir tarihtir. (14. Hukuk Dairesi, 2016/18802 E., 2020/8538 K., 16.12.2020)
Tereke gideri ile mirasçı gideri arasındaki fark nedir?
Giderlerin terekeden karşılanması, genel kuraldır. Tereke giderleri öncelikle karşılar.
Terekeden karşılanamayan giderler, defter tutulmasını istemiş olan mirasçılardan alınır.
Defter tutma masrafının kime yükleneceği, tereke yeterliliğine göre değişir. Mirasçı yalnızca terekenin yetmediği ölçüde sorumlu olur.
Defter sona erme anı ile inceleme süresi arasındaki fark nedir?
Defterin tutulmasının sona erdiği an, ilanda belirtilen sürenin dolduğu andır.
İnceleme süresi, bu tarihten başlayarak tanınır ve en az bir ay olarak belirlenmiştir.
İlgililerin defteri inceleme hakkı, süre dolmadan kullanılamaz; incelemenin başlangıcı defterin sona erme anıdır.
Defter tutmanın sona ermesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Defterin sona ermesini, ilanda belirtilen süre yerine fiilen defterin kapatıldığı tarihle karıştırmak; sona erme anı ilanda belirtilen sürenin dolmasıdır.
- İnceleme süresini en az bir ay olarak değil, bir ayla sınırlı biçimde hesaplamak; kanun en az bir ay tanınmasını öngörür.
- Defter tutma giderlerinin tamamını doğrudan mirasçılardan istemek; önce tereke karşılamalı, yalnız yetmezse mirasçılardan alınmalıdır.
- Defterin ilgililere bildirilmesi için ayrı bir ilan veya çağrı yapılması gerektiğini varsaymak; uygulamada ayrı çağrı gerekmez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Defterin sona ermesinin, mirasçıların seçim hakkını kullanma sürelerinin başlaması bakımından önemli olduğu kabul edilmektedir. (14. Hukuk Dairesi, 2016/18802 E., 2020/8538 K., 16.12.2020)
- Defterin sona ermesi, defterde kaydedilen alacak ve borçlara ilgililerin itiraz etme imkânını ortadan kaldırmaz; bu konudaki uyuşmazlık sonradan açılacak ayrı bir davayla çözümlenir. (14. Hukuk Dairesi, 2016/18802 E., 2020/8538 K., 16.12.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Defterin sona erdiğini ve ilgililere inceleme imkânı tanındığını, defter tutulmasını yürüten resmi makamın kayıtlarıyla ispat etmek gerekir.
- Defter tutma giderlerinin terekeden karşılanamadığını ileri süren taraf, tereke varlıklarının yetersizliğini ispatla yükümlüdür.
- Giderlerin mirasçılardan alınmasını isteyen taraf, ilgili mirasçının defter tutulmasını istediğini belgeyle göstermek zorundadır.
- Defterde kaydedilen bir alacağa veya borca itiraz eden taraf, bu itirazını ayrı bir davada ispatla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.625: Defter tutulması sırasında icra takibi, dava açılması ve zamanaşımının işlemesine ilişkin kuralları içerir; bu madde ile birlikte defter tutma sürecinin hukuki sonuçlarını tamamlar.
- 4721 sayılı Kanun m.624: Defter tutma süresince yalnızca zorunlu yönetim işlerinin yapılabileceğini ve mirasçının güvence gösterme yükümlülüğünü düzenler.
- 4721 sayılı Kanun m.622: Defter tutulmasına karar verilmesinin koşullarını düzenler; bu maddedeki defter tutma sürecinin başlangıcını oluşturur.
TMK m.624 — Yönetim
Madde, resmi defter tutma süresince terekeye ilişkin işlerin hangi ölçüde yürütülebileceğini ve mirasbırakanın işlerinin yürütülmesini düzenler. Defter tutma sırasında yalnızca zorunlu yönetim işlerinin yapılabileceğini, yönetimin sulh mahkemesince bir mirasçıya bırakılabileceğini ve diğer mirasçıların bu mirasçıdan güvence isteyebileceğini kapsar. Madde yalnızca defter tutma süresindeki yönetimi konu alır; defter tutmanın istenmesi, süresi ve usulü düzenlemez (m.619-623). Defter tutma sırasında icra takibi, dava ve zamanaşımına ilişkin yasağı düzenlemez (m.625). Defter tutma giderleri ile bunların karşılanması düzenlemez (m.623). Resmi defterin sonuçları ve deftere göre kabul düzenlemez (m.627-628).
Yönetim: hangi kavramlar bilinmeli?
- Defter tutma süresi
- Sulh mahkemesinin terekenin resmi defterini tutmaya başladığı andan, ilanda belirtilen süre dolup defterin kapatıldığı ana kadar geçen dönemdir. Bu dönemde terekeye ilişkin işlemler kısıtlanır.
- Zorunlu yönetim işi
- Gecikmesi terekeye zarar verecek nitelikteki işlemlerdir. Bu ölçüte uymayan, terekeyi değiştiren veya ertelenebilecek her işlem bu kapsama girmez.
- Yönetimle görevlendirilen mirasçı
- Sulh mahkemesinin, defter tutma süresince zorunlu yönetim işlerini yapmak üzere yetkilendirdiği mirasçıdır. Bu mirasçı terekeye sahiplenmiş kişi sayılmaz; görevi mahkemenin verdiği sınırla bağlıdır.
- Güvence
- Yönetimi üstlenen mirasçının, yönetim sınırını aşması hâlinde doğacak zararı karşılayacağını gösteren teminattır. Diğer mirasçılar bunu sulh mahkemesinden isteyebilir.
Yönetim: hangi şartlar aranır?
- Defter tutma sürecinin devam etmesi gerekir; madde yalnızca bu süre içinde uygulanır.
- Yapılacak işin zorunlu yönetim işi olması, yani gecikmesinin terekeye zarar verecek nitelikte bulunması gerekir.
- Yönetimin sulh mahkemesince bir mirasçıya bırakılmış olması gerekir; yönetim yetkisi kendiliğinden doğmaz.
- Yönetimi üstlenen mirasçının sınırı aşmaması gerekir; sınır aşıldığında yönetim görevinin dışına çıkılmış olur.
- Diğer mirasçıların güvence isteği için sulh mahkemesine başvurmaları gerekir; güvence kendiliğinden talep edilmiş sayılmaz.
Yönetim: hangi sonuçları doğurur?
- Defter tutma süresince yalnızca zorunlu yönetim işleri yapılabilir; gecikmesi terekeye zarar vermeyecek işlemler bu süre bitene kadar ertelenir.
- Zorunlu yönetim işi yapılacaksa sulh mahkemesi bu işleri yapmak üzere bir mirasçıyı yetkilendirebilir.
- Yetkilendirilen mirasçının yönetim sınırını aşan işlemlerinden doğan zarar, m.466 uyarınca ona yüklenir.
- Diğer mirasçılar güvence isteyebilir; güvence verilmesi, yönetimi üstlenen mirasçının sorumluluğunu güvence altına alır.
- Defter tutma süresi dışında bu maddedeki sınırlamalar uygulanmaz; yönetim genel hükümlere göre yürür.
Zorunlu yönetim işi ile olağan yönetim işi arasındaki fark nedir?
Gecikmesi terekeye zarar verecek işler, defter tutma süresinde yapılabilir.
Gecikmesi terekeye zarar vermeyen işler, defter süresinin bitmesini beklemelidir.
Zorunlu olmayan işlemin yapılması madde kapsamının dışında kalır ve yönetim sınırının aşılması sonucunu doğurur.
Yönetim görevlisi mirasçı ile terekeye sahiplenen mirasçı arasındaki fark nedir?
Mahkemece yönetimle görevlendirilen mirasçı, yalnızca mahkemenin verdiği sınır içinde hareket eder.
Terekeyi sahiplenen mirasçı, mirası kabul etmiş kişi olarak tereke üzerinde tasarruf yetkisine sahiptir.
Görevlendirilen mirasçının sınırı aşan işlemlerinden doğan zarardan m.466 uyarınca sorumlu olduğu kabul edilir.
Güvence isteyen diğer mirasçılar ile güvence veren mirasçı arasındaki fark nedir?
Diğer mirasçılar, yönetimi üstlenen mirasçıdan güvence isteyebilir.
Yönetimi üstlenen mirasçı, güvence göstermekle yükümlü olur.
Güvence isteği sulh mahkemesi yoluyla ileri sürülür; güvence gösterilmezse madde ile tanınan denetim imkânı işlemez.
Yönetim: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Defter tutma süresinde her türlü yönetim işinin yapılabileceğini sanmak; yalnızca gecikmesi terekeye zarar verecek işlerin yapılabileceğini gözden kaçırmak.
- Mahkeme tarafından yönetimle görevlendirilen mirasçıyı terekeyi sahiplenmiş kişi gibi değerlendirmek; görevlendirilen mirasçının sınırının dışına çıkmasının sorumluluk doğuracağını göz ardı etmek.
- Güvence isteğinin kendiliğinden doğduğunu varsaymak; güvencenin sulh mahkemesinden talep edilmesi gerektiğini atlamak.
- Defter tutma süresi dışındaki yönetim işlerine bu maddedeki sınırlamaları uygulamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yetkilendirilen mirasçının sınırı aşan işlemleri için m.466 uyarınca sorumluluk doğduğu kabul edilmektedir. (14. Hukuk Dairesi, 2016/18802 E., 2020/8538 K., 16.12.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Zorunlu yönetim işi olduğunu ileri süren mirasçı, işin gecikmesinin terekeye zarar vereceğini ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat yükü ona aittir.
- Yönetim yetkisinin verildiği iddiası, sulh mahkemesinin yetkilendirme kararı ile ispatlanır; kararın bulunmaması yetkinin varlığını kabul ettirmez.
- Yönetimi üstlenen mirasçının sınırı aştığını ileri süren taraf, aşımı ve doğan zararı ispat etmekle yükümlüdür.
- Güvence isteyen mirasçı, güvence talebini sulh mahkemesine yaptığını ve bu talebin reddedildiğini ya da yerine getirilmediğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Yönetim görevlisinin sahiplenme iddiası ileri sürülürse bu iddiayı ileri süren, mirasçı sıfatına dayalı tasarruf yetkisini ispatlamak zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.466: Yetkilendirilen mirasçı yönetim sınırını aşarsa doğan zarardan bu madde uyarınca sorumlu olur.
- 4721 m.619: Defter tutma talebinin ve mirasın reddi ile kabulü arasındaki seçim düzeninin çerçevesini çizer.
- 4721 m.623: Defter tutma giderlerinin terekeden ödenmesini ve giderlerin karşılanamaması hâlinde talep eden mirasçılardan alınmasını düzenler.
- 4721 m.625: Defter tutma süresinde icra takibi, dava ve zamanaşımına ilişkin yasağı düzenler; bu madde ile birlikte okunur.
TMK m.625 — İcra takibi, dava ve zamanaşımı
Madde, resmî defter tutulması sürdüğü müddetçe miras bırakanın borçları bakımından icra takibi yapılamayacağını, bu süre içinde zamanaşımının işlemeyeceğini ve acele hâller dışında davalara devam edilemeyeceğini ve yeni dava açılamayacağını düzenler. Kurala, terekenin resmî defter yoluyla tasfiyesi sürecindeki miras bırakanın borçları bakımından uygulanır; mirasçıların kendi borçları bu madde kapsamında değildir. Maddenin düzenlemediği konular: resmî defterin tutulması, tutulmasının koşulları ve sona ermesi (m.611 ve izleyen maddeler, Türk Medeni Kanunu'nda tereke defterinin düzenlendiği bölüm); mirasçının tereke borçlarından sorumluluğu (m.598 ve izleyen maddeler); icra takibinin iptali ve ertelenmesine ilişkin İcra ve İflas Kanunu hükümleri (İİK m.71 ve m.72) ile zamanaşımı sürelerinin kendisi (Borçlar Kanunu hükümleri).
İcra takibi, dava ve zamanaşımı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Resmî defter
- Tereke üzerinde mirasçıların talebi üzerine sulh mahkemesi tarafından tutulan, terekenin ve borçlarının tespitine yarayan resmî kayıt. Defter tutulması, mirasçıların terekeyi tasfiye etme imkânını sağlar.
- Mirasbırakanın borçları
- Miras bırakanın ölümü anında var olan ve tereke yoluyla ödenmesi gereken borçlar. Bu borçlar için yapılacak icra takibi madde gereğince durur; mirasçının kendi kişisel borçları bu kapsamda değildir.
- Acele hâller
- Mirasbırakanın borçları bakımından davaya devam edilmesini veya yeni dava açılmasını zorunlu kılan, gecikmesinde telafisi güç zarar doğacak istisnai durumlar. Maddede ayrıntılı tanımı yoktur; her somut olayda takdir edilir.
İcra takibi, dava ve zamanaşımı: hangi şartlar aranır?
- Miras bırakanın borcu için bir icra takibi söz konusu olmalıdır.
- Tereke hakkında resmî defter tutulmasının devam etmesi gerekir; defter tutulması sona ermişse madde uygulanmaz.
- Takip, resmî defter tutulması devam ederken yapılmak istenmelidir; aksi halde yasak doğmaz.
- Davaya devam edilmesi veya yeni dava açılması istenen hâl, acele hâl niteliğinde bulunmadığı sürece yasak kapsamına girer.
İcra takibi, dava ve zamanaşımı: hangi sonuçları doğurur?
- Resmî defter tutulması devam ettiği sürece miras bırakanın borçları için icra takibi yapılamaz.
- Bu süre içinde zamanaşımı işlemez; defter süresince alacağın zamanaşımı durmuş olur.
- Acele hâller dışında, mirasbırakanın borçlarına ilişkin davalara devam edilemez.
- Acele hâller dışında, mirasbırakanın borçlarına ilişkin yeni dava açılamaz.
- Yasağa aykırı yapılan icra takibi, borçlu tarafından icra mahkemesinde ileri sürülebilir ve takibin iptali veya geri bırakılması sonucunu doğurabilir.
Mirasbırakanın borcu ile mirasçının kendi borcu arasındaki fark nedir?
Miras bırakanın ölümünden önce doğmuş ve tereke üzerinden ödenecek borçlar, madde kapsamındadır.
Mirasçının kendi kişisel borcu, miras bırakanın borcu olmadığından madde kapsamında değildir.
Kişisel borç için resmî defter devam etse bile icra takibi yapılabilir ve zamanaşımı normal şekilde işler.
Acele hâl ile olağan hal arasındaki fark nedir?
Acele hâl bulunduğunda davaya devam edilebilir veya yeni dava açılabilir.
Acele hâl yoksa defter devam ederken dava sürdürülemez ve yeni dava açılamaz.
Acele hâlde dava yasağı kalkar; aksi halde dava yasağı uygulanır.
Takip yasağı ile zamanaşımı durması arasındaki fark nedir?
İcra takibinin yapılamaması, takip yasağı olarak uygulanır.
Zamanaşımının işlememesi, borcun zamanaşımına ilişkin ayrı bir hükümdür.
Her iki sonuç birlikte doğar: takip yapılamaz ve bu süre zamanaşımı hesabına girmez.
İcra takibi, dava ve zamanaşımı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Resmî defter tutulmasının devam ettiğini araştırmadan takibin yasağa aykırı olduğuna karar vermek; defterin tutulup tutulmadığı sulh mahkemesinden teyit edilmelidir.
- Mirasçının kendi kişisel borcu için de m.625 yasağını uygulamak; yasak yalnız miras bırakanın borçları için geçerlidir.
- Yasağın zamanaşımını kesmediğini sanmak; madde açıkça bu süre içinde zamanaşımının işlemeyeceğini düzenler.
- Acele hâl kavramını geniş yorumlayarak davaya devam yasağını fiilen ortadan kaldırmak; istisna dar yorumlanmalıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mirasbırakanın borcu için resmî defter devam ederken icra takibi yapılmışsa, uygulamada takibin ertelenmesi mi yoksa iptali mi gerektiği tartışılmış ve Hukuk Genel Kurulu bu ayrımı içtihatla çözmeye çalışmıştır. (Hukuk Genel Kurulu, 2014/1036 E., 2016/551 K., 27.04.2016)
- Madde, İİK'nın takibe ilişkin genel düzenlemeleriyle birlikte okunmakta; mirasçıların ihtiyati haciz taleplerinde de m.625 ile m.627 birlikte uygulanmaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2015/9298 E., 2015/9768 K., 01.10.2015; 11. Hukuk Dairesi, 2015/1721 E., 2015/3507 K., 13.03.2015)
- Uygulamada m.625'in ihtiyati haciz isteminin reddi gerekçesi olarak kullanıldığı görülmektedir; bu hal yasağın takip dışındaki tedbirleri de kapsadığını göstermektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2015/9298 E., 2015/9768 K., 01.10.2015; 11. Hukuk Dairesi, 2015/1721 E., 2015/3507 K., 13.03.2015)
- Madde, mirasçıların kendi borçlarına ilişkin takiplerde uygulanmaz; bu ayrım yerleşik uygulamada esas alınmaktadır. (14. Hukuk Dairesi, 2016/18802 E., 2020/8538 K., 16.12.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Takibin m.625 kapsamında yasağa tabi olduğunu ileri süren borçlu veya mirasçılar, miras bırakanın borcu olduğunu ve resmî defter tutulmasının devam ettiğini ispatlamakla yükümlüdür; resmî defter kaydı bu hususta en güçlü delildir.
- Takibin yapıldığı tarihte resmî defter tutulup tutulmadığı, sulh mahkemesinden alınacak belge ile ortaya konur.
- Alacaklı, borcun miras bırakanın borcu olmadığını veya acele hâlin bulunduğunu ileri sürerse bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır.
- Acele hâl iddiası ileri süren taraf, gecikmenin telafisi güç zarar doğuracağını somut olaylarla ortaya koymakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.611: Resmî defterin tutulmasına ilişkin esasları düzenler; bu maddedeki yasağın başlayıp sürdüğü defter rejimi bu hükümlerle belirlenir.
- 4721 m.598: Mirasçının tereke borçlarından sorumluluğunu düzenler; resmî defter tasfiyesinde borçların ödenmesi bu sorumluluk çerçevesinde yürür.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.71: Zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasını düzenler; madde bakımından ayrı bir savunma yolu olarak takip edilebilir.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.72: Borçlunun menfi tespit davası açma imkânını düzenler; yasağa rağmen yapılan takibe karşı kullanılabilecek yollardan biridir.
TMK m.626 — Beyana çağrı
Madde, defter inceleme süresi bittikten sonra her mirasçının mahkemece beyanda bulunmaya çağrılmasını ve sulh mahkemesinin bu beyan süresine ek süre verebilmesini düzenler. Çağrının kime yapılacağı, beyanın içeriği ve beyanın sonuçları bu maddenin konusu değildir. Madde, mirasçılar bakımından uygulanır; mirası ret hakkını kaybetmiş yasal ve atanmış mirasçılar çağrı kapsamındadır. Beyanın içeriğini ve seçimlik sonuçlarını düzenleyen hüküm (m.627) ile defter tutma ve defter inceleme süresini düzenleyen hükümler (m.623 ve devamı) bu maddede yer almaz. Mirasın reddi ve kabul beyanının şekli ile mirası reddetme süresi de bu maddenin kapsamında değildir (m.605 ve devamı).
Beyana çağrı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Beyana çağrı
- Defter inceleme süresi bittikten sonra mahkemenin her mirasçıya, belirli bir süre içinde beyanda bulunması için yaptığı bildirimdir. Çağrı mahkemece yapılır ve mirasçıya tebliğ edilir.
- Ek süre
- Sulh mahkemesinin koşulların gerektirdiği hallerde, bir aylık beyan süresine ek olarak verdiği ilave süredir. Süre, tereke mallarına yeni değer biçilmesi, uyuşmazlıkların çözümü ve benzeri durumlar için verilebilir.
- Sulh mahkemesi
- Ek süre verme yetkisi bulunan mahkemedir. Ek süre kararı, koşulların varlığına bağlı bir takdir yetkisinin kullanılmasıdır.
Beyana çağrı: hangi şartlar aranır?
- Defter inceleme süresinin sona ermiş olması gerekir.
- Çağrının, mirası ret ya da kabul konusunda beyanda bulunmaya yönelik olarak mahkemece yapılması gerekir.
- Çağrı, mirasçının bir ay içinde beyanda bulunması için yapılmalıdır.
- Ek süre verilecekse koşulların bunu gerektirmesi ve kararın sulh mahkemesince verilmesi gerekir.
Beyana çağrı: hangi sonuçları doğurur?
- Mirasçıya yapılan çağrıda bir aylık süre içinde beyanda bulunmayan mirasçı, mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır.
- Koşullar gerektirdiğinde sulh mahkemesi bir aylık sürenin ardından ek süre verebilir.
- Ek süre verilmediği takdirde bir aylık süre sonunda beyan yapılmamışsa, sonuç yukarıdaki gibi deftere göre kabul olur.
- Ek süre verilmesi takdiri mahkemeye bırakılmıştır; koşullar bulunmadıkça ek süre verilmez.
Asıl süre ile ek süre arasındaki fark nedir?
Kanunen öngörülen bir aylık beyan süresi, defter inceleme süresinin bitiminden sonra kendiliğinden işlemeye başlar.
Ek süre, sulh mahkemesinin koşulların gerektirdiği hallerde takdiri ile verilen ilave süredir.
Ek süre yalnız sulh mahkemesi kararıyla ve gerekçesi bulunan hallerde verilebilir; kendiliğinden uzama söz konusu değildir.
Çağrı kapsamındaki mirasçı ile çağrı kapsamı dışındaki kişi arasındaki fark nedir?
Mirası ret hakkını kaybetmemiş yasal ve atanmış mirasçılara çağrı tebligatı gönderilir.
Yararına belirli mal vasiyet edilen kişiler ve mirastan yoksun bırakılanlar çağrı kapsamında değildir.
Çağrı kapsamı dışındaki kişilere beyan çağrısı tebliğ edilmez.
Beyana çağrı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Bir aylık süreyi defter inceleme süresinin bitiminden değil, mirasçının mirası öğrendiği tarihten saymak.
- Ek süreyi kendiliğinden işlemiş sayarak, sulh mahkemesinin kararını aramamak.
- Çağrının mirastan yoksun bırakılan veya belirli mal vasiyet alan kişilere de gönderileceğini varsaymak.
- Beyan süresinin hak düşürücü olduğunu varsayarak, mirasçının süre dışında yaptığı beyanı tamamen geçersiz saymak; sürenin niteliği madde metninden açık değildir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mirasçıya yapılan çağrı tebligatı, bir aylık sürenin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. (14. Hukuk Dairesi, 2016/18802 E., 2020/8538 K., 16.12.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Beyana çağrının mirasçıya usulüne uygun tebliğ edildiğini gösterme yükü mahkemeye aittir; tebligat belgesi bu konuda temel delildir.
- Mirasçının süre içinde beyanda bulunduğunu ispat yükü beyanda bulunan mirasçıdadır; yazılı beyan belgesi en güçlü delildir.
- Mirasçı süre içinde beyanda bulunmadığını savunan tarafın bu savunmayı ispatı, mahkeme kayıtlarına dayanır.
- Ek süre verildiğini ileri süren tarafın bu durumu ispatı, sulh mahkemesinin ek süre kararına dayanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.623: Defter inceleme süresinin bitimini düzenler; m.626'daki beyana çağrının başlangıç anı bu süreye bağlıdır.
- 4721 sayılı Kanun m.627: Mirasçının beyan sırasında kullanabileceği seçimlik beyanları ve bunların sonuçlarını düzenler; m.626 çağrısının içeriği bu hükümde belirlenir.
TMK m.627 — Beyan
Madde, tereke defteri tutulduktan sonra mirasçıların mirası reddetme, resmî tasfiye isteme ya da deftere göre veya kayıtsız şartsız kabul etme yönündeki beyanlarını ve beyan yapılmadığında doğacak sonucu düzenler. Beyana çağrının kendisi, çağrının süresi ve ek süre verilmesi ayrı bir konudur ve bu maddenin kapsamı dışında kalır. Kurala, kanunen mirasçı olan ve mirası ret hakkını kaybetmemiş yasal ve atanmış mirasçılar bakımından uygulanır. Beyanın içeriğine göre doğan sonuçların ayrıntısı ile mirasın reddi ve kabulünün şekli ve süresi bu maddede düzenlenmez (m.605, m.606, m.607 ve m.610 gibi maddelerde yer alır). Defter tutma işleminin kendisi ve tereke defterinin tutulma usulü de bu maddenin konusu değildir (m.616 vd.).
Beyan: hangi kavramlar bilinmeli?
- Beyan
- Mirasçının, beyana çağrı üzerine tanınan süre içinde mirasla ilgili seçimini bildirdiği irade açıklamasıdır. Beyan, mahkemeye ya da ilgili makama yapılır ve seçimin içeriğini belirler.
- Deftere göre kabul
- Mirasçının, tutulan tereke defterinde yer alan kayıtlar esas alınarak mirası kabul etmesidir. Mirasçı, borçları ve malları defterdeki sınırlar içinde sorumlu olur.
- Kayıtsız şartsız kabul
- Mirasçının terekenin borçlarından kişisel mal varlığıyla da sorumlu olacağı biçimde mirası kabul etmesidir. Defterdeki kayıtlara bağlı kalınmaz.
- Resmî tasfiye
- Terekenin mahkeme eliyle resmî olarak tasfiye edilmesini isteyen beyan türüdür. Bu seçimle tasfiye sürecinin yürütülmesi talep edilir.
- Beyanda bulunmama
- Tanınan süre içinde hiçbir seçim yapılmamasıdır. Maddenin ikinci fıkrasına göre bu durumda mirasçı deftere göre kabul etmiş sayılır.
Beyan: hangi şartlar aranır?
- Mirasçının kanunen mirasçı olması ve mirası ret hakkını kaybetmemiş bulunması gerekir.
- Mirasçıya beyana çağrı yapılmış ve tereke defteri tutulmuş olmalıdır.
- Mirasçı, tanınan süre içinde mirası reddettiğini, resmî tasfiye istediğini ya da deftere göre veya kayıtsız şartsız kabul ettiğini beyan etmelidir.
- Beyan yapılmadığında, süre sonunda mirasçının mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılması için süre geçmiş olmalıdır.
- Seçme hakkı mirasçılarca aynı ya da farklı içerikli beyanlarla kullanılabilir; farklı beyanlar bulunması halinde her mirasçının beyanı kendi sonucunu doğurur.
Beyan: hangi sonuçları doğurur?
- Mirasçı mirası reddettiğini beyan ederse mirastan pay almaz.
- Mirasçı resmî tasfiye isterse terekenin mahkeme eliyle tasfiyesi sağlanır.
- Mirasçı deftere göre veya kayıtsız şartsız kabul ettiğini beyan ederse, kabulün türüne göre sorumluluk ve tasfiye sonuçları doğar.
- Süresi içinde beyanda bulunmayan mirasçı, mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır.
- Kayıtsız şartsız kabul beyanı, borçlardan şahsi malvarlığıyla sorumluluk doğurur.
- Bu maddeye aykırı olarak yapılan işlemler bakımından madde metninde ayrı bir yaptırım düzenlenmemiştir.
Deftere göre kabul ile kayıtsız şartsız kabul arasındaki fark nedir?
Deftere göre kabul, mirasçının sorumluluğunu tutulan defterdeki kayıtlarla sınırlar.
Kayıtsız şartsız kabul, mirasçının terekenin borçlarından şahsi mal varlığıyla da sorumlu olması anlamına gelir.
Kayıtsız şartsız kabulü seçen mirasçı, borçlardan şahsi malvarlığıyla da sorumlu olur; deftere göre kabulde sorumluluk defter kayıtlarıyla sınırlı kalır.
Açık beyan ile beyansızlık arasındaki fark nedir?
Açık beyan, mirasçının süre içinde seçimini bildirmesidir.
Beyansızlık, süre içinde hiçbir beyanda bulunmamaktır.
Beyansız kalan mirasçı kanun gereği deftere göre kabul etmiş sayılır; açık beyanda ise seçilen beyanın sonucu doğar.
Ret ile resmî tasfiye arasındaki fark nedir?
Ret, mirasçının mirası reddettiğini beyan etmesidir.
Resmî tasfiye, terekenin mahkeme eliyle tasfiyesini istemektir.
Ret beyanı mirasçının mirastan pay almamasına yol açar; resmî tasfiye talebi ise tasfiye sürecini başlatır.
Aynı beyan ile değişik beyan arasındaki fark nedir?
Mirasçılar birlikte uyuştukları bir seçimi kullanabilir.
Mirasçılar her biri ayrı bir seçim yapabilir.
Birlikte uyuşulan seçim hakimce uygulanır; değişik beyanlarda her mirasçının beyanının sonucu ayrı ayrı doğar.
Beyan: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Beyana çağrı ile beyan süresini karıştırmak; ek süre ve bir aylık çağrı süresi bu maddenin konusu değildir.
- Beyansız kalan mirasçıyı mirası reddetmiş saymak; kanun onu deftere göre kabul etmiş sayar.
- Deftere göre kabul ile kayıtsız şartsız kabulü aynı sonuç doğuran seçimler saymak; sorumluluk kapsamı farklıdır.
- Mirasçının seçme hakkını tüm mirasçılar için tek bir beyanla sınırlı görmek; her mirasçı ayrı beyanda bulunabilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mirasçıların davaya ilişkin tebligat ve beyanlarında, madde bakımından ihtiyati haciz isteminin reddine ilişkin işlemlerde m.625 ile birlikte m.627 hükümlerinin dikkate alındığı kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2015/9298 E., 2015/9768 K., 01.10.2015; 11. Hukuk Dairesi, 2015/1721 E., 2015/3507 K., 13.03.2015)
- Mahkemelerin, mirasçıların beyana çağrı üzerine yaptığı beyanları sınırlı olarak değerlendirdiği ve buna göre ihtiyati haciz taleplerini karara bağladığı görülmektedir. (14. Hukuk Dairesi, 2016/18802 E., 2020/8538 K., 16.12.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Mirasçının süre içinde bir beyanda bulunduğunu iddia eden taraf, beyanın yapıldığını beyan belgesiyle ispatlamak zorundadır.
- Mirasçının beyanda bulunmadığı iddiası, süre içinde bildirim bulunmadığını gösteren dosya kayıtlarıyla ispatlanır; bu durumda kanun gereği deftere göre kabul sonucu kendiliğinden doğar.
- Beyanın içeriği konusunda ihtilaf varsa, beyanın yazılı belgesi (dilekçe, beyanname) asıl delil olarak değerlendirilir.
- Beyana çağrının usulüne uygun tebliğ edildiğini iddia eden taraf, tebligat belgesiyle bunu ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.619: Tereke defterinin tutulmasına ilişkin genel hükümleri içerir; bu maddedeki beyanın konusu olan defter buna göre tutulur.
- 4721 m.623: Defteri inceleme süresinin bitiminden sonra mirasçıların beyana çağrılmasını düzenler; bu madde beyanın yapılacağı çağrıdan sonra işler.
- 4721 m.625: Beyana çağrı ve beyanın hukuki sonuçları bakımından defterin kayıtlarıyla bağlantılıdır.
- 4721 m.627: Maddenin kendisi; beyan ve beyansızlığın sonucunu düzenler.
TMK m.628 — Deftere yazılanlardan sorumluluk
Madde, resmi defter tutulmuş ve deftere göre kabul edilmiş bir mirasın mirasçıya hangi borçlarla geçeceğini ve bu geçişin zamanını düzenler. Mirasçının deftere yazılmış borçlardan hem tereke malvarlığı hem de kendi malvarlığı ile sorumluluğunu kurar. Kural, mirasçının seçimlik haklarından yalnızca deftere göre kabul seçeneğini kullanan kişiye uygulanır. Madde, resmi defterin tutulma usulünü, ilanları, defterin kapatılmasını ve seçim süresini düzenlemez (m.619-627). Deftere yazılmayan alacaklıların korunmasını, kusursuz alacaklının zenginleşme ölçüsünde sorumluluğunu düzenlemez (m.629). Mirasın reddinin iptali ile alacaklıların korunmasını düzenlemez (m.618). Resmi tasfiyeyi ve tasfiye memurunun görevlerini düzenlemez (m.632 ve sonrası). Mirasçının ret, kabul ve tasfiye seçimlerinin geçersizliğine ve mirasın kabulünün sonuçlarına ilişkin genel kurallar bu maddenin kapsamı dışındadır.
Deftere yazılanlardan sorumluluk: hangi kavramlar bilinmeli?
- Resmi defter
- Mahkemece, mirasçıların talebi üzerine ilanlarla terekenin alacak, borç ve diğer değerlerinin kaydedilmesiyle tutulan kayıt bütünüdür. Deftere yazılan kayıtlar, deftere göre kabulde mirasçının sorumluluğunun sınırını belirler.
- Deftere göre kabul
- Mirasçının resmi deftere dayanarak mirası kabul etmesidir. Bu kabulle miras yalnızca deftere yazılmış borçlarla geçer ve mirasçı bu borçlardan hem tereke hem kendi malvarlığıyla sorumlu olur.
- Mirasın geçmesinin geriye etkisi
- Deftere göre kabulün sonucu, mirasçının seçim hakkını kullandığı ya da süre içinde beyanda bulunmadığı andan değil, mirasbırakanın ölüm anından itibaren doğar. Bu nedenle sorumluluk ve mirasın geçişi ölüm tarihine bağlanır.
- Deftere yazılmış borç
- Resmi defterde kayda geçmiş tereke borcudur. Madde yalnızca bu borçlar bakımından mirasçıya geçişi ve sorumluluğu öngörür; deftere yazılmamış borçlar bu sorumluluğun dışında kalır.
- Tereke malları ve kişisel malvarlığı
- Mirasçının deftere yazılı borçlardan sorumlu olduğu iki ayrı malvarlığıdır: mirasçıya geçen tereke malları ve mirasçının kendi malvarlığı. Mirasçı bu iki kaynağın ikisinden birlikte sorumlu tutulur.
Deftere yazılanlardan sorumluluk: hangi şartlar aranır?
- Mirasçının seçim süresi içinde veya süre geçtikten sonra mirası tutulan deftere göre kabul etmiş olması gerekir; bu seçim açık beyanla ya da süresinde beyanda bulunmamakla (MK 627/1) gerçekleşebilir.
- Miras, resmi defterin tutulmasına dayanılarak kabul edilmiş olmalıdır; yani tereke hakkında resmi defter düzenlenmiş olmalıdır.
- Geçen miras, yalnızca resmi defterde yazılmış borçları kapsamalıdır; deftere yazılmamış borçlar bu geçişe dâhil değildir.
- Deftere göre kabulün geçmişe etkisi, mirasın açıldığı tarihten itibaren hüküm ifade eder; bu nedenle sorumluluk ölüm anına göre belirlenir.
- Mirasçının sorumluluğu, deftere yazılmış borçlar için hem tereke malları hem de kendi malvarlığı üzerinden doğar.
Deftere yazılanlardan sorumluluk: hangi sonuçları doğurur?
- Deftere göre kabul edilen mirasta, miras yalnızca deftere yazılmış borçlarla mirasçıya geçer.
- Mirasçı, deftere yazılmış borçlardan hem tereke malvarlığıyla hem de kendi malvarlığıyla sorumlu olur.
- Deftere göre kabulün hükmü mirasın açıldığı tarihten başlar; mirasçının seçim anına göre değil geriye etkili olarak geçiş gerçekleşir.
- Deftere yazılmamış tereke borçları, bu kabul yoluyla mirasçıya geçmez ve mirasçı bu borçlardan şahsen sorumlu olmaz.
- Deftere yazılmamış alacaklı, alacağını deftere yazdırmada kusuru olmadığını ispat ederse, mirasçıdan yalnızca zenginleştiği oranda talepte bulunabilir (m.629/1).
- Deftere göre kabul eden mirasçının sorumluluğu sınırlıdır; ancak diğer mirasçıların kayıtsız şartsız kabulü hâlinde, bu mirasçılar deftere geçmeyen borçlardan da sorumlu kalır.
Deftere göre kabul ile kayıtsız şartsız kabul arasındaki fark nedir?
Deftere göre kabulde miras yalnızca deftere yazılmış borçlarla geçer ve mirasçının sorumluluğu bu borçlarla sınırlanır.
Kayıtsız şartsız kabulde mirasçı tüm mirasbırakan borçlarından ve kendi malvarlığıyla sorumlu olur.
Deftere göre kabul eden mirasçı, deftere geçmeyen borçlardan sorumlu tutulmaz; kayıtsız şartsız kabul eden ise bu borçlardan da sorumludur.
Deftere yazılmış borç ile deftere yazılmamış borç arasındaki fark nedir?
Deftere yazılmış borç, mirasçıya geçer ve mirasçı bu borçtan hem tereke hem kendi malvarlığıyla sorumludur.
Deftere yazılmamış borç, deftere göre kabul eden mirasçıya geçmez.
Deftere yazılmayan alacaklı, kusursuzluğunu ispat ederse yalnızca mirasçının zenginleştiği oranda talepte bulunabilir (m.629/1).
Geçişin zamanı ile mirasçının seçim anı arasındaki fark nedir?
Deftere göre kabulün hükmü, mirasın açıldığı tarihten başlar.
Seçimin fiilen yapıldığı veya süre sonunda beyanda bulunulmadığı an, mirasçının seçim ânıdır.
Sorumluluk ve geçiş, seçim anına değil ölüm anına bağlanır; bu nedenle geçmişe etkilidir.
Deftere yazılanlardan sorumluluk: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Deftere göre kabulü, kayıtsız şartsız kabul gibi değerlendirip mirasçının tüm borçlardan sorumlu olduğunu saymak; oysa sorumluluk yalnızca deftere yazılmış borçlarla sınırlıdır.
- Deftere göre kabulün hükmünü mirasçının seçim anından itibaren başlatmak; kanun ölüm tarihini esas alır.
- Deftere yazılmamış alacaklıya karşı mirasçının kişisel malvarlığıyla tam sorumlu olduğunu varsaymak; bu alacaklı yalnızca zenginleşme oranında talepte bulunabilir.
- Mirasçının sorumluluğunu yalnızca tereke malları ile sınırlamak; madde mirasçının kendi malvarlığıyla da sorumlu olduğunu açıkça belirtir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Deftere göre kabul edilen mirasta, miras yalnızca deftere yazılmış borçlarla geçer ve bu sınır mahkemelerce de gözetilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2024/1634 E., 2024/3770 K., 12.09.2024; 7. Hukuk Dairesi, 2024/2028 E., 2024/3121 K., 03.06.2024; 7. Hukuk Dairesi, 2024/1507 E., 2024/2413 K., 07.05.2024)
- Kabulün geçmişe etkili olması nedeniyle, mirasçının sorumluluğu ölüm tarihinden itibaren değerlendirilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2024/2028 E., 2024/3121 K., 03.06.2024; 7. Hukuk Dairesi, 2024/1507 E., 2024/2413 K., 07.05.2024)
- Deftere yazılmamış alacaklının sorumluluğu, kusursuzluğunun ispatına ve zenginleşme ölçüsüne bağlanmaktadır; bu husus davalarda ayrıca incelenmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2024/1513 E., 2024/2708 K., 20.05.2024; 7. Hukuk Dairesi, 2024/976 E., 2024/2094 K., 18.04.2024)
- Kayıtsız şartsız kabul eden diğer mirasçıların bulunduğu hâllerde, deftere göre kabul eden mirasçının sınırlı sorumluluğu, diğer mirasçıların şahsi sorumluluğu karşısında ayrıca değerlendirilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2024/1024 E., 2024/1873 K., 01.04.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Deftere göre kabulü ileri süren mirasçı, resmi defterin tutulduğunu ve mirası bu defter uyarınca kabul ettiğini ispatlamalıdır; resmi defter kayıtları ve mahkeme kararı başlıca delildir.
- Alacaklı, alacağının deftere yazılmış olduğunu ya da yazdırılması için bildirim yapıldığını ispat etmelidir; deftere yazılmayan alacağın kusursuzluğunu da alacaklı ispat eder (m.629/1).
- Mirasçı, deftere yazılmamış bir borcun kendisine geçmediğini savunuyorsa, bu savunmayı defter kayıtlarıyla ispat eder.
- Deftere göre kabul seçiminin süresinde beyan edilmediği iddiası, seçim beyanının yokluğunu gösteren belge ile ispatlanır; mirasçı kendi iradesinin farklı olduğunu ileri süremez (m.627/1 gereği hukuki farziye).
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.627: Mirasçının seçim süresi içinde beyanda bulunmaması hâlinde mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılmasını düzenler; maddede sözü edilen kabulün dayanağıdır.
- 4721 m.629: Deftere yazılmamış alacaklının kusursuzluğu hâlinde mirasçıya karşı zenginleşme oranında dava açabilmesini düzenler; m.628 kuralının istisnasını oluşturur.
- 4721 m.632: Mirasın bir mirasçı tarafından kabulünün resmi tasfiyeyi geçersiz kılmasını düzenler; deftere göre kabul ile birlikte tasfiye talebinin akıbetini belirler.
- 4721 m.623: Defter kapatıldıktan sonra mirasçılara defteri inceleme imkânı tanınmasını düzenler; deftere yazılmış borçların bilinmesini ve kabulün bilinçli yapılmasını sağlar.
TMK m.629 — Deftere yazılmayanlardan sorumluluk
Madde, mirasçının miras borçlarından sorumluluğunu, alacaklılar alacaklarını süresi içinde deftere yazdırmamışsa nasıl sınırladığını düzenler. Birinci fıkra, deftere yazdırılmayan alacaklara karşı mirasçının kişisel malvarlığı ve terekeden geçen mallarla sorumlu tutulamayacağını; ikinci fıkra, kusursuz olarak yazdırılamayan alacaklarda mirasçının zenginleştiği ölçüde sorumlu kalacağını; üçüncü fıkra ise tereke mallarıyla teminat altına alınmış alacaklıların deftere geçirilmemiş olsalar bile teminattan yararlanabileceğini düzenler. Kurala muhatap, mirası tutulan deftere göre kabul eden mirasçılardır. Madde, deftere yazdırma sürecinin kendisini, ilan ve çağrı usulünü, resen yazılan alacakları ve mirasın kayıtsız şartsız kabulünü düzenlemez; bunlar TMK m.621, m.622, m.623 ve m.632 gibi maddelerde yer alır. Ayrıca alacaklının hak düşürücü ya da zamanaşımı süreleri de bu maddenin konusu değildir.
Deftere yazılmayanlardan sorumluluk: hangi kavramlar bilinmeli?
- Mirası tutulan deftere göre kabul
- Mirasçının, tereke borçlarının kayıt altına alındığı resmi defter gereğince mirası kabul etmesidir. Bu kabulün sonucu olarak mirasçı yalnız deftere yazılmış borçlardan sorumlu olur. Kabul, mirasçının mirası kayıtsız şartsız kabul etmesinden farklı bir sorumluluk rejimi doğurur.
- Deftere yazdırma
- Alacaklının alacağının resmi tereke defterine kaydedilmesini sağlamasıdır. Alacaklı, ilan üzerine süresi içinde bildirimde bulunmalıdır. Deftere yazdırılmamış alacak, kayıt dışı kalmış olmakla birlikte alacağın varlığını ortadan kaldırmaz.
- Zenginleşme ölçüsünde sorumluluk
- Mirasçının, miras sebebiyle elde ettiği yararla sınırlı sorumluluğudur. Sorumluluk ne kişisel malvarlığının tamamını ne de miras payı oranını aşar. Bu sınır yalnız alacaklının kusursuz olduğu hallerde geçerlidir.
- Tereke mallarıyla güvence altına alınmış alacak
- Terekedeki bir mal üzerinde ipotek, rehin veya benzeri ayni bir teminatla korunan alacaktır. Bu alacaklı, deftere geçirilmemiş olsa bile teminat konusu mal üzerinden hakkını elde edebilir. Bu imkân kişisel alacaklılar için geçerli değildir.
- Kusursuzluk
- Alacaklının alacağını deftere yazdırmada kusurunun bulunmamasıdır. Alacaklı, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmiş olmasına rağmen kaydın yapılamadığını ya da ilanın kendisine ulaşmadığını göstermelidir. Kusursuzluk, alacaklının uyanıklık yükünü ortadan kaldırmaz; ayrıntısı somut olaya göre değerlendirilir.
Deftere yazılmayanlardan sorumluluk: hangi şartlar aranır?
- Mirasçının mirası mirası tutulan deftere göre kabul etmiş olması gerekir.
- Alacaklının alacağını süresi içinde deftere yazdırmamış olması gerekir.
- Alacaklının kusuru olmadan deftere yazdıramamış olması veya bildirmesine rağmen alacağın deftere yazılmamış olması gerekir; bu halde mirasçının zenginleşme ölçüsünde sorumlu kalması için alacaklının kusursuzluğunu ispat etmesi gerekir.
- Alacağın tereke mallarıyla güvence altına alınmış olması halinde deftere geçirilmemiş olsa bile teminattan yararlanma imkânı bulunmalıdır.
- Yukarıdaki istisnaların dışında, süresi içinde deftere yazdırılmamış alacak bakımından mirasçı kişisel malvarlığı ve terekeden geçen mallarla sorumlu tutulamaz.
Deftere yazılmayanlardan sorumluluk: hangi sonuçları doğurur?
- Alacaklı süresi içinde deftere yazdırmamış ve kusuru olmadığını ispatlayamamışsa, mirasçı bu alacak bakımından kişisel malvarlığı ve terekeden geçen mallarla sorumlu tutulamaz.
- Alacaklı kusursuz olduğunu ispat ederse, mirasçı alacağı ölçüsünde değil, zenginleştiği ölçüde sorumlu olur.
- Mirasçının zenginleşmesi, miras payının oranıyla ya da kişisel malvarlığıyla sınırlanmaz; miras sebebiyle elde ettiği yarar ölçüsünde sorumluluk doğar.
- Aynı miras borcundan kayıtsız şartsız kabul eden diğer mirasçılar kişisel olarak sorumlu kalmaya devam eder; alacaklı bu mirasçılara başvurabilir.
- Alacak tereke mallarıyla teminat altına alınmışsa, alacaklı deftere yazdırmamış olsa bile teminat konusu malı güvenceden alabilir.
- Teminatlı alacağın talep sınırı, teminat konusu malın değeridir.
Kusursuz alacaklı ile kusurlu alacaklı arasındaki fark nedir?
Alacaklının deftere yazdıramaması kendi kusuru olmadan gerçekleşmişse, ya da bildirmesine rağmen yazılmamışsa, kusursuz sayılır.
Alacaklı süresi içinde bildirmemiş ve bu eksiklik kendi ihmalinden doğmuşsa kusurlu sayılır.
Kusursuz alacaklı mirasçının zenginleşme ölçüsünde sorumluluğundan yararlanır; kusurlu alacaklı ise hiçbir sorumluluk talep edemez.
Mirası tutulan deftere göre kabul eden mirasçı ile kayıtsız şartsız kabul eden mirasçı arasındaki fark nedir?
Mirası tutulan deftere göre kabul eden mirasçı, bu maddedeki sınırlamadan yararlanır.
Mirası kayıtsız şartsız kabul eden mirasçı, deftere yazılmamış borçlardan kişisel malvarlığıyla sorumludur.
Deftere yazılmamış alacak, kayıtsız şartsız kabul eden mirasçıya karşı ileri sürülebilir; alacaklı bu mirasçının malvarlığına başvurabilir.
Kişisel alacaklı ile tereke teminatlı alacaklı arasındaki fark nedir?
Kişisel alacaklı, alacağını deftere yazdırmamışsa hiçbir sorumluluk talep edemez.
Tereke mallarıyla teminat altına alınmış alacaklı, deftere geçirilmemiş olsa bile teminat konusu malı güvenceden alabilir.
Teminatlı alacaklı, deftere yazdırılmamış olsa dahi teminat konusu tereke malından hakkını elde edebilir.
Mirasçının kişisel malvarlığı ile terekeden geçen mal arasındaki fark nedir?
Kurala göre mirasçı deftere yazılmamış alacaklar bakımından kendi kişisel malvarlığıyla sorumlu değildir.
Kusursuz alacaklı hâlinde mirasçı zenginleştiği ölçüde sorumludur; terekeden geçen mal da bu ölçüye dâhildir.
Kusursuz alacaklı talebi, kişisel malvarlığının tamamına değil, miras sebebiyle elde edilen zenginleşmeye sınırlıdır.
Deftere yazılmayanlardan sorumluluk: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Deftere yazdırılmamış her alacağı mirasçı için sorumluluk doğurmayan alacak saymak; kusursuz alacaklı istisnasını gözden kaçırmak.
- Kusursuz alacaklıya mirasçının miras payı oranında veya kişisel malvarlığıyla sorumlu olduğunu hesaplamak; sorumluluğun zenginleşme ile sınırlı olduğunu unutmak.
- Mirası kayıtsız şartsız kabul eden mirasçıların varlığını göz ardı ederek, sınırlamanın tüm mirasçılar için geçerli olduğunu varsaymak.
- Teminatlı alacaklının deftere yazılmamasının teminattan yararlanmasını engellediğini düşünmek.
- Teminatlı alacağın talep sınırını alacak tutarı olarak almak; sınırın teminat konusu malın değeri olduğunu gözden kaçırmak.
- Alacaklının kusursuzluğunu ispatlamadan zenginleşme ölçüsünde sorumluluğu kabul etmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Alacaklının kusursuzluğu, ilanın yapılış biçimi, ilanın hatalı verilmesi, alacaklının ağır hastalık gibi nedenlerle başvuramaması ve mahkemenin hatası gibi somut olaylara göre değerlendirilmektedir.
- Mahkemenin hatası sonucu kaydedilmeyen ve mahkemeye ulaşan belgelerle anlaşılabilen alacakta alacaklının başka bir kusur ispatına gerek olmadığı kabul edilmektedir.
- Kusursuzluk ispatının, deftere yazdırma yükümlülüğünü yerine getirdiğini gösteren alacaklıya ait olduğu kabul edilmektedir.
- Teminatlı alacaklının deftere yazılmamış alacağında talep sınırının teminat konusu malın değeri olduğu kabul edilmektedir.
- Mirasçılardan birinin bildiği bir tereke borcunu saklaması hâlinde, bu mirasçının sınırlamadan yararlanamayacağı yönünde değerlendirme yapılmaktadır.
Nasıl ispat edilir?
- Alacaklı, asıl talebinde deftere yazdırma için süresi içinde ve gerektiği şekilde başvurduğunu bir belge ile ispatlamakla yükümlüdür; yazılı bildirim ve ilan ilgili kayıtlar bu ispatın temelini oluşturur.
- Alacaklı, kusurunun bulunmadığını, örneğin ilanın hatalı olduğunu, kendisine ulaşmadığını ya da mahkemenin hatasını ispatla göstermek zorundadır; bu ispat yükü alacaklıya aittir.
- Mirasçı, sınırlamadan yararlanmak için mirası tutulan deftere göre kabul ettiğini, kayıtsız şartsız kabul eden başka mirasçı bulunup bulunmadığını ve alacaklının kusurlu olduğunu ileri sürebilir; bu savunmayı kendisi ispatlar.
- Mirasçının zenginleşme miktarı, kendisine geçen tereke malları ve kişisel malvarlığı değerleri ile belirlenir; mirasçı, bu ölçüde artı değerin bulunmadığını ispatlayabilir.
- Teminatlı alacağın varlığı ve teminatın konusu, ilgili belgelerle, örneğin ipotek veya rehin sözleşmesi ve tapu kaydı ile ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.621: Mahkemenin alacaklılara alacaklarını deftere kaydettirmeleri için çağrıda bulunmasını düzenler; süresi içinde bildirimin ön koşuludur.
- 4721 m.622: Deftere yazdırma için tanınan çağrı ve ilanın şekli ile sonuçlarını düzenler; kusursuzluk değerlendirmesinde ilanın ulaşıp ulaşmadığı bu hükme göre belirlenir.
- 4721 m.623: Resmi kayıtlardan ve mahkemeye ulaşan belgelerden anlaşılan alacakların resen deftere geçirilmesini düzenler; bu hâllerde alacaklının kusuru tartışma konusu olmaz.
- 4721 m.632: Mirası tutulan deftere göre kabul eden mirasçının sorumluluğu ile alacaklıların tasfiye isteğine ilişkin kuralı düzenler; bu maddenin sınırlamasının kapsamını belirler.
- 4721 m.628: Deftere göre kabulün sonucunda mirasçının yalnız deftere yazılı borçlardan sorumlu olacağını düzenler; bu maddedeki sınırlamanın dayanağıdır.
TMK m.630 — Kefalet borçlarından sorumluluk
Mirasbırakanın kefaletten doğan borçlarının, mirasçılar bakımından defterde ayrı yazılması ve mirasçıların bu borçlardan sorumluluğunun, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi hâlinde kefalet alacaklısına düşecek miktarla sınırlanması konusunu düzenler. Kural, mirası kayıtsız ve şartsız kabul eden mirasçılar için de geçerlidir ve kefilin ölümü hâlinde kefalet borcunun mirasçılara geçmesi sonrasındaki sorumluluk rejimini kapsar. Mirasın reddi, mirasçıların kendi malvarlığıyla sorumluluğunun genel hükümleri, kefalet sözleşmesinin kurulması ve kefilin sorumluluğunun kapsamı bu maddenin konusu değildir. Kefilin mirasçılarının mirasın reddi hâlindeki sorumluluğu ile kefaletin on yıllık sona erme süresi TBK m.598 kapsamında ayrıca değerlendirilir. Terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi ve alacaklılar arasındaki paylaşım 4721 sayılı Kanunun miras hukuku hükümlerinde ve iflas mevzuatında aranmalıdır.
Kefalet borçlarından sorumluluk: hangi kavramlar bilinmeli?
- Mirasbırakanın kefaletten doğan borcu
- Mirasbırakanın kefil sıfatıyla üstlendiği ve ölümü anında mevcut olan kefalet borcudur. Kefil olarak ölen kişinin borcu, mirasçılara geçer ve bu madde kapsamında ayrı bir kayıt altına alınır.
- Ayrı yere yazma (defter kaydı)
- Mirasbırakanın kefalet borçlarının tereke defterinde diğer borçlardan ayrı bir bölümde gösterilmesidir. Bu kayıt, mirasçıların hangi borçtan ne ölçüde sorumlu olduğunun belirlenmesine yarar.
- Terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi
- Tereke borçlarının, iflas hükümlerinin uygulandığı bir tasfiye süreciyle ödenmesidir. Bu süreçte alacaklılar arasında paylaştırma iflas hukukundaki kurallara göre yapılır ve kefalet alacaklısına düşen pay bu tasfiyede belirlenir.
- Kayıtsız ve şartsız kabul
- Mirasçının mirası borçlarına bakılmaksızın, tümüyle üstlenmesi anlamına gelir. Bu kabul hâlinde mirasçı normalde tereke borçlarından kişisel malvarlığıyla da sorumlu olur; bu madde o sorumluluğu kefalet borçları bakımından sınırlar.
Kefalet borçlarından sorumluluk: hangi şartlar aranır?
- Mirasbırakanın kefil sıfatıyla doğmuş bir kefalet borcunun bulunması gerekir.
- Bu kefalet borçlarının defterde diğer borçlardan ayrı bir yere yazılması gerekir.
- Terekenin iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesi gerekir; bu tasfiye, kefalet borcundan doğan alacağın tahsil edilebileceği bir yoldur.
- Mirasçıların mirası kayıtsız ve şartsız kabul etmiş olmaları, sorumluluk sınırını ortadan kaldırmaz; bu hâlde de sorumluluk sınırlı kalır.
- Sorumluluk, tasfiye hâlinde kefalet sebebiyle alacaklıya düşecek miktarla sınırlıdır.
Kefalet borçlarından sorumluluk: hangi sonuçları doğurur?
- Mirasbırakanın kefaletten doğan borçları defterde ayrı yazılır.
- Mirasçılar, mirası kayıtsız ve şartsız kabul etmiş olsalar bile, kefalet borçlarından yalnızca tasfiyede kefalet alacaklısına düşecek miktarla sorumlu olur.
- Tereke iflas hükümlerine göre tasfiye edilmediğinde, bu sınırın hangi tutarla belirleneceği madde metninden çıkmaz.
- Kefalet borçları, mirasçıların kendi malvarlığına ilişkin genel sorumluluklarından ayrı bir sorumluluk rejimine tabi tutulur.
- Madde, mirasçıların kefalet borcunu aşan başka tereke borçlarından sorumluluğunu değiştirmez; bu borçlar genel hükümlere göre değerlendirilir.
Kayıtsız şartsız kabul ile sınırlı sorumluluk arasındaki fark nedir?
Mirasçı mirası kayıtsız ve şartsız kabul etmiştir; genel kurala göre tereke borçlarından kendi malvarlığıyla da sorumlu olur.
Mirasbırakanın kefalet borçları söz konusudur; bu borçlar defterde ayrı yazılmış ve tasfiye hâlinde alacaklıya düşen miktar ölçüsünde sorumluluk öngörülmüştür.
Kefalet borçları bakımından mirasçının kişisel malvarlığına geçen sorumluluk, tasfiyede alacaklıya düşecek miktarla sınırlanır.
Tereke tasfiyesi hâli ile tasfiye dışı hâl arasındaki fark nedir?
Terekenin iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesi hâlinde, kefalet alacaklısının ne kadar alacağı tasfiyede belirlenir.
Tasfiye yapılmamışsa, madde doğrudan bir miktar belirlemez; sorumluluk tasfiye sonucuna bağlanır.
Mirasçının ödeyeceği miktar, tasfiyenin sonucuna göre somutlaşır; tasfiye yapılmadan mirasçıya doğrudan tam sorumluluk yüklenmez.
Kefalet borçlarından sorumluluk: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kayıtsız ve şartsız kabulü, mirasçının sınırsız sorumluluğu anlamına geldiğini düşünmek; madde bu hâlde de sorumluluğu sınırlar.
- Sorumluluk sınırını kefalet sözleşmesindeki azami tutar ile tasfiyede alacaklıya düşen miktarı karıştırmak; madde tasfiyede alacaklıya düşen miktarı esas alır.
- Tasfiye yapılmadan kefalet borcunun tamamının mirasçılardan talep edilebileceğini varsaymak.
- Defterde ayrı yazma yükümlülüğünü yerine getirilmemiş saymanın, mirasçının sorumluluğunu kendiliğinden genişleteceğini düşünmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kefilin ölümü hâlinde mirasçıların kefalet borcundan sorumluluğunun, kefalet sözleşmesinde belirtilen azami tutarla sınırlı olduğu kabul edilmektedir.
- Kefalet sözleşmesinin kapsamı ve azami miktar, mirasçıların sorumluluğunun sınırını belirler; kefil, sözleşmede öngörülen azami tutarı aşan bir borçtan sorumlu tutulamaz.
Nasıl ispat edilir?
- Mirasçıların kefalet borcundan sorumluluğunun sınırını aşan bir ödeme talebinde, alacaklı kefalet borcunun varlığını ve tutarını yazılı kefalet sözleşmesiyle ispatlamalıdır.
- Mirasçılar, defter kaydının ayrı tutulduğunu ve tasfiyede kefalet alacaklısına düşen miktarın ne olduğunu gösteren belgelerle savunma yapabilir; tasfiye sonucunu iflas hükümlerine göre belgelendirmek gerekir.
- Mirasçının mirası kayıtsız ve şartsız kabul ettiğini ileri sürmesi, sorumluluk sınırını ortadan kaldırmaz; bu durumda sınırın tasfiye sonucuna göre uygulandığını alacaklı ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.589: Kefilin alacaklıya karşı sorumluluğunun kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktarla sınırlı olduğunu düzenler; mirasbırakan kefilin sorumluluğu da bu çerçevededir.
- 4721 m.598: Kefaletin on yıl sonra kendiliğinden sona ermesini düzenler; mirasçılar bu süre dolmuşsa kefalet borcundan sorumlu olmaz.
- 4721 sayılı Kanun: Kefalet hükümlerinin bütünü ve mirasçıların tereke borçlarına ilişkin genel sorumluluk düzenlemeleri bu maddenin uygulanmasında birlikte değerlendirilir.
TMK m.631 — Mirasın Devlete geçmesi hâli
Madde, mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirasının Devlete geçmesi hâlinde terekenin resmî defterinin sulh mahkemesi tarafından re'sen düzenlenmesini ve Devletin deftere yazılan borçlardan sorumluluğunun kapsamını düzenler. Devletin mirasçılık sıfatının ölüm anında doğduğu varsayımına dayanan sistemin ayrıntıları (ilan, bir yıllık bekleme, istihkak davası) bu maddede yer almaz. Madde, yalnızca Devletin yasal mirasçı olarak bulunduğu hallerde uygulanır; diğer yasal ve atanmış mirasçılar bakımından resmî defter talebe bağlıdır. Madde, mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirasının Devlete geçme koşullarını düzenlemez (m.501); mirasçılığın ilan yoluyla tespiti ve bir yıllık süre (m.594) ile resmî defterin talep üzerine tutulmasına ilişkin kurallar (m.619) ayrı maddelerde yer alır. Terekenin kabulü ya da reddi ve bu yönde beyan (m.626-627) ile mirasçıların borçtan sorumluluğu genel hükümlerinde (m.618 vd.) düzenlenmiştir ve bu maddenin kapsamı dışındadır.
Mirasın Devlete geçmesi hâli: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tereke
- Miras bırakanın tüm hak ve borçlarını içeren, mirasçılara geçecek bütünlüktür. Resmî defter, bu bütünlüğün borç ve alacak yönüyle kayda geçirilmesidir.
- Resmî defter
- Sulh mahkemesi tarafından terekenin varlıklarının ve deftere yazılan borçların tespit edilerek tutulan kayıttır. Devlet mirasçılığında mahkeme bunu re'sen düzenler; diğer hallerde mirasçılardan birinin talebi gerekir.
- Devletin sınırlı sorumluluğu
- Devlet, deftere yazılan borçlardan yalnızca mirasla edindiği değerler ölçüsünde sorumludur. Bu sorumluluk, diğer yasal mirasçıların tereke borçlarından kişisel ve sınırsız sorumluluğundan farklıdır.
- Külli halef
- Terekenin tamamına mirasçı olan ve borçlarından tamamıyla sorumlu tutulan mirasçıdır. Devlet, bu anlamda külli halef gibi mirasçı olmakla birlikte sorumluluğu değerle sınırlıdır.
- Tereke mirasçısız kalamaz ilkesi
- Devletin mirasçılık sıfatının, ilan süreci tamamlanmadan önce bile murisin ölümüyle kazanıldığını ifade eden ilkedir. Bu nedenle deftere yazılan borçlar ve sorumluluk bu ana bağlanır.
Mirasın Devlete geçmesi hâli: hangi şartlar aranır?
- Murisin mirasçı bırakmaksızın ölmüş olması ve mirasın Devlete geçmiş bulunması gerekir.
- Sulh mahkemesi, terekenin resmî defterini re'sen düzenlemelidir; bunun için mirasçıların talebi aranmaz.
- Resmî defterin düzenlenmesi, yukarıda belirtilen usullere göre yapılmalıdır.
- Devletin sorumluluğu, deftere yazılan borçlarla sınırlı olmalıdır; defterde yer almayan borçlar için bu sorumluluk doğmaz.
- Devletin borçlardan sorumluluğu, yalnızca miras yoluyla edindiği değerler ölçüsünde kabul edilmelidir; Devlet bu değerin ötesinde kişisel olarak sorumlu tutulamaz.
Mirasın Devlete geçmesi hâli: hangi sonuçları doğurur?
- Mirasın Devlete geçmesi hâlinde sulh mahkemesi terekenin resmî defterini re'sen düzenler.
- Devlet, deftere yazılan tereke borçlarından yalnızca miras yoluyla edindiği değerler ölçüsünde sorumlu olur.
- Devletin sorumluluğu, Devletin kendi malvarlığına yönelmez; ödeme, elde edilen tereke değerleriyle sınırlı kalır.
- Deftere yazılmamış borçlar bakımından Devletin sorumluluğu bu madde kapsamında kabul edilmez.
- Devlet, tereke değerinin üzerindeki borçlardan kişisel olarak sorumlu tutulamaz.
Devlet mirasçılığı ile diğer yasal ve atanmış mirasçılar arasındaki fark nedir?
Mirasın Devlete geçtiği hâlde resmî defter sulh mahkemesi tarafından re'sen tutulur.
Diğer yasal ve atanmış mirasçılar bulunduğunda resmî defterin tutulabilmesi için mirasçılardan birinin talebi gerekir.
Devlet mirasçılığında defter için talep aranmaz; diğer hallerde talep yokluğunda defter tutulmaz.
Devletin sorumluluğu ile diğer mirasçıların sorumluluğu arasındaki fark nedir?
Devlet, deftere yazılan borçlardan yalnızca miras yoluyla edindiği değerler ölçüsünde sorumludur.
Diğer yasal ve atanmış mirasçılar tereke borçlarından sınırsız ve kişisel olarak sorumludur.
Devletin ödeyeceği toplam, elde ettiği değerle sınırlıdır; kendi malvarlığından ödeme yapması gerekmez.
Devletin mirasçılık sıfatının kazanılması ile resmî defterin düzenlenmesi arasındaki fark nedir?
Devletin mirasçılık sıfatı murisin ölümüyle kazanılmış kabul edilir.
Resmî defter, mahkemenin re'sen düzenlediği ve borçların tespit edildiği kayıttır.
Defter düzenlenmesi mirasçılık sıfatını doğurmaz; sıfat ölüm anına bağlanır, defter ise sorumluluk sınırını belirler.
Mirasın Devlete geçmesi hâli: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Devlete geçen mirası diğer mirasçılar gibi görüp resmî defterin talep üzerine tutulduğunu sanmak; Devlet mirasçılığında defter re'sen düzenlenir.
- Devletin borçlardan sınırsız sorumlu olduğunu varsaymak; sorumluluk değerle sınırlıdır.
- Defterde yer almayan borçları Devlete yüklemek; sorumluluk deftere yazılan borçlarla sınırlıdır.
- Resmî defterin düzenlenmesini mirasçılık sıfatının doğum anı saymak; sıfat murisin ölümüyle kazanılmış kabul edilir, defter ise sorumluluk sınırını belirler.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, resmî defter sürecinde mirasçıların beyana davet edilmesi gerektiğini ve bu yapılmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu kabul etmektedir.
- Yargıtay, mirasın devlete geçebilmesi için bütün araştırma yollarının tüketilmesi ve mirasçı olabilecek kişilerin kimliklerinin ve adreslerinin araştırılmasını aramaktadır.
Nasıl ispat edilir?
- Devletin mirasçılığını ve murisin mirasçı bırakmadığını ileri süren taraf, yasal mirasçı bulunmadığını ilan ve araştırma sonuçlarıyla ispatlamalıdır.
- Resmî defterin re'sen düzenlenmesi nedeniyle mirasçıların talep yükü bulunmaz; ancak deftere yazılan borçların tespiti mahkemenin araştırmasına dayanır.
- Devletin sorumluluğunun tereke değerleriyle sınırlı olduğunu ileri süren taraf, tereke değerlerinin miktarını ve deftere yazılan borçları belgeyle ortaya koymalıdır.
- Devlet, sorumluluğunu tereke değerinin üzerine çıkan borçlar bakımından savunmak istediğinde, bu değerin sınırını gösteren defter kaydını ileri sürer.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.501: Mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirasının Devlete geçtiğini düzenler; bu maddenin uygulanmasının ön koşuludur.
- 4721 m.594: Devlet mirasçılığında mirasçılık tespiti için ilan usulünü ve bir yıllık başvuru süresini düzenler; m.631/1'deki 'yukarıdaki usuller' bu hükme atıf yapar.
- 4721 m.619: Diğer mirasçılar bakımından resmî defterin mirasçılardan birinin talebi üzerine tutulmasını düzenler; m.631'deki re'sen düzenlemenin karşıtını oluşturur.
- 4721 m.626: Resmî defterdeki borçlar çerçevesinde mirasçıların beyana davet edilmesini düzenler.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| bir ay | m.619 | Defter tutma, mirasın reddine ilişkin usule uyulmak suretiyle, bir ay içinde sulh hâkiminden istenir. |
| bir ay | m.621 | Sulh mahkemesi, mirasbırakanın alacaklıları ile borçlularını belli bir süre içinde alacaklarını ve borçlarını bildirmeleri için bir ay arayla iki defa yapılacak ilân yoluyla çağırır. |
| bir aydır | m.621 | Bildirim süresi, ikinci ilândan başlayarak en az bir aydır. |
| bir aylık | m.623 | İlânda belirtilen sürenin dolmasıyla defterin tutulması sona erer ve defter, bu tarihten başlayarak tanınacak en az bir aylık süre içinde ilgililerce incelenebilir. |
| bir ay | m.626 | Defteri inceleme süresi bittikten sonra her mirasçı, mahkemece bir ay içinde beyanda bulunmaya çağrılır. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
17 karar- Hukuk Genel Kurulu, 2014/1036 E., 2016/551 K., 27.04.2016İlgili madde: m.625
- 7. Hukuk Dairesi, 2024/1634 E., 2024/3770 K., 12.09.2024İlgili madde: m.628
- 7. Hukuk Dairesi, 2024/2028 E., 2024/3121 K., 03.06.2024İlgili madde: m.628
- 7. Hukuk Dairesi, 2024/1513 E., 2024/2708 K., 20.05.2024İlgili madde: m.628
- 7. Hukuk Dairesi, 2024/1507 E., 2024/2413 K., 07.05.2024İlgili madde: m.628
- 7. Hukuk Dairesi, 2024/976 E., 2024/2094 K., 18.04.2024İlgili madde: m.628
- 7. Hukuk Dairesi, 2024/1024 E., 2024/1873 K., 01.04.2024İlgili madde: m.628
- 7. Hukuk Dairesi, 2021/7900 E., 2022/4189 K., 09.06.2022İlgili madde: m.624
- 7. Hukuk Dairesi, 2021/8299 E., 2022/406 K., 13.01.2022İlgili madde: m.619
- 14. Hukuk Dairesi, 2016/18802 E., 2020/8538 K., 16.12.2020İlgili madde: m.619, m.620, m.621, m.622, m.623, m.624, m.625, m.626, m.627
Diğer 7 karar
- 8. Hukuk Dairesi, 2019/1333 E., 2020/3853 K., 23.06.2020İlgili madde: m.624
- 8. Hukuk Dairesi, 2018/5281 E., 2020/2821 K., 02.06.2020İlgili madde: m.624
- 8. Hukuk Dairesi, 2018/7954 E., 2019/11126 K., 10.12.2019İlgili madde: m.624
- 8. Hukuk Dairesi, 2018/1872 E., 2018/15969 K., 19.09.2018İlgili madde: m.624
- 11. Hukuk Dairesi, 2015/9298 E., 2015/9768 K., 01.10.2015İlgili madde: m.625, m.627
- 11. Hukuk Dairesi, 2015/1721 E., 2015/3507 K., 13.03.2015İlgili madde: m.625, m.627
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2023/1025 E., 2023/805 K., 14.09.2023İlgili madde: m.625
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 5. Miras Hukuku bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış