Miras hukuku › Mirasın geçmesi › Mirasın geçmesinin sonuçları

Resmî tasfiye ve miras sebebiyle istihkak davası

TMK m.632–639Medeni Hukuk

Kısaca

TMK m.632, mirasçılardan her birinin, mirası reddetmesi ya da resmi deftere göre kabul edeceği yerde terekenin resmi tasfiyesini isteyebilmesini düzenler. TMK m.633, mirasbırakanın alacaklılarının, mirasbırakandan alacaklarını elde edemeyeceklerinden inandırıcı sebeplerle kuşku duymaları hâlinde terekenin resmî tasfiyesini isteme hakkını düzenler; vasiyet alacaklılarının da haklarının korunması için gerekli önlemleri isteyebilmesini kapsar.

Kapsam

Bu konu, Türk Medeni Kanunu m.632–639 hükümlerini kapsar.

TMK m.632 — Mirasçıların istemi

Madde, mirasçılardan her birinin, mirası reddetmesi ya da resmi deftere göre kabul edeceği yerde terekenin resmi tasfiyesini isteyebilmesini düzenler. Ayrıca bir mirasçının mirası kabul etmesinin diğer mirasçıların resmi tasfiye istemini ortadan kaldırmasını ve resmi tasfiye hâlinde mirasçıların terekenin borçlarından sorumlu olmamasını öngörür. Maddeyi yalnız mirasçılar bakımından uygulanan bir hak olarak okumak gerekir; mirasbırakanın alacaklılarının resmi tasfiye hakkı bu maddede değil, sonraki maddede düzenlenmiştir. Madde, resmi tasfiyenin yapılış usulünü, tasfiye memurunun görevini, ilan ve alacak bildirimini düzenlemez (m.633-636). Mirasın reddi ve bu usulün süreleri ile şekli de bu maddede yer almaz (m.605 vd.). Resmi defter tutma talebi ile defterin tutulması da bu maddenin konusu değildir (m.631 vd.). Mirasçının mirası kabul etmesi, reddi ve resmi defter tutulmasına ilişkin süreler ve usul hükümleri ayrı maddelerde düzenlenmiştir.

Mirasçıların istemi: hangi kavramlar bilinmeli?

Resmi tasfiye
Terekenin, kanunda öngörülen usul çerçevesinde mahkeme eliyle paraya çevrilerek alacaklılara ödenmesi ve artığın mirasçılara dağıtılması işlemidir. Mirasçının kendi malvarlığından değil, yalnız terekeden sorumlu olduğu bir tasfiye yöntemidir.
Resmi defter
Terekenin aktif ve pasifini gösteren, mahkeme tarafından tutulan defterdir. Mirasçının bu deftere göre kabulü, tasfiyenin ayrı bir sonucu olarak kabul sayılır ve mirasçıyı borçlardan yalnız terekeyle sınırlar.
Mutlak kabul
Mirasçının mirası kayıtsız şartsız kabul etmesidir. Bu kabul, diğer birlikte mirasçıların resmi tasfiye istemini engeller.
Resmi tasfiyede sorumsuzluk
Resmi tasfiye yapılmışsa mirasçıların terekenin borçlarından şahsen sorumlu olmamasıdır. Sorumluluk tereke ile sınırlıdır.

Mirasçıların istemi: hangi şartlar aranır?

  • Talep eden kişinin yasal veya atanmış mirasçı olması ve henüz seçim hakkını kullanmamış bulunması gerekir.
  • Talep eden mirasçının mirası reddetmiş olması ya da resmi deftere göre kabul edeceği yerde bulunması gerekir.
  • Birlikte mirasçı olanlardan hiçbirinin mirası kayıtsız şartsız kabul etmemiş olması gerekir; bir mirasçının mutlak kabulü istemi hükümsüz kılar.
  • Resmi tasfiye hâlinde mirasçıların terekenin borçlarından sorumlu olmaması için tasfiyenin fiilen yapılmış olması gerekir.

Mirasçıların istemi: hangi sonuçları doğurur?

  • Mirasçılardan biri resmi tasfiye istediğinde, birlikte mirasçı olanlardan birinin mirası kayıtsız şartsız kabul etmesi hâlinde bu istem dikkate alınmaz.
  • Resmi tasfiye tamamlanmışsa mirasçılar terekenin borçlarından sorumlu olmaz.
  • Tasfiye sırasında mirasçılardan biri mirası kabul ederse, tasfiyenin durdurulacağı Yargıtay tarafından kabul edilmektedir.
  • Mirasçının mutlak kabulünden sonra, bütün mirasçıların birlikte rızası olmadıkça kabulden dönülemez.
  • Birlikte mirasçılardan hiçbiri mirası kabul etmemişse, resmi tasfiye istemi geçerli olur ve tasfiye yapılır.
  • Resmi tasfiye sırasında mirasçıların tereke üzerindeki hakları ile borçtan sorumsuzluğu, yalnız tasfiyenin gerçekleşmesi hâline bağlanmıştır.

Mirası reddeden mirasçı ile resmi deftere göre kabul edecek mirasçı arasındaki fark nedir?

Mirası reddeden mirasçı, seçimini ret yönünde yapmış kişidir.

Resmi deftere göre kabul edecek mirasçı, tutulan defter sonucuna göre kabul etmeyi seçmiş ya da bu seçimi yapacak olan kişidir.

Her iki seçim de resmi tasfiye istemini doğrudan engellemez; istem yalnız birlikte mirasçıların mutlak kabulü ile ortadan kalkar. Resmi defter tutma talebi tek başına resmi tasfiyeyi önler.

Mutlak kabul ile resmi defter ile kabul arasındaki fark nedir?

Kayıtsız şartsız kabul, mirasçıyı borçlardan sınırsız sorumlu kılar.

Resmi deftere göre kabul, sorumluluğu tereke ile sınırlar.

Mutlak kabul resmi tasfiye istemini engeller; resmi defter ile kabul ise tasfiye istemini engellemekle birlikte sorumluluğu tereke ile sınırlar.

Mirasçıların istemi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Resmi defter tutma talebini resmi tasfiye ile karıştırmak; defter tutma talebi tek başına resmi tasfiyeyi önler, ancak yalnız mutlak kabul bu sonucu doğurur.
  • Resmi deftere göre kabulü mutlak kabul gibi değerlendirmek; defter ile kabul sorumluluğu tereke ile sınırlar.
  • Birlikte mirasçılardan birinin kabulünü, istemi yapan mirasçı için de geçerli saymak; kabul yalnız diğer mirasçıların istemini etkiler, kendi isteminin doğrudan sona erdiğini gösteren bir durum değildir.
  • Tasfiye sırasında yapılan kabulün tasfiyeyi kendiliğinden sona erdirdiğini sanmak; Yargıtay bu hâlde tasfiyenin durdurulacağını kabul etmektedir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, mirasçılardan birinin mutlak kabulünün başlangıçta resmi tasfiyeye engel olduğunu, tasfiye sırasında yapılan kabulün ise tasfiyeyi durdurduğunu kabul etmektedir.
  • Mutlak kabulden sonra bütün mirasçıların birlikte rızası olmadıkça kabulden dönülemeyeceği kabul edilmektedir.
  • Resmi tasfiye istemi, mirasçılardan birinin kabul ettiği durumda sonuç doğurmaz; resmi defter tutma talebi tek başına resmi tasfiyeyi önler ve defterin tutulmasından sonra yeniden seçim hakkı tanınır.

Nasıl ispat edilir?

  • Resmi tasfiye isteyen mirasçı, kendisinin yasal veya atanmış mirasçı olduğunu ve seçim hakkını kullanmadığını ispat yükü altındadır; bu husus mirasçılık belgesi ve vasiyetname ile ispatlanır.
  • Birlikte mirasçılardan birinin mirası kayıtsız şartsız kabul ettiğini ileri süren taraf, bu kabulü ispat etmelidir; kabul, yazılı beyan veya fiilî davranışla ortaya çıkabilir ve tutanak veya belge ile gösterilir.
  • Mirasçılardan birinin mutlak kabulü, resmi tasfiye istemine karşı def'i olarak ileri sürüldüğünde, karşı taraf kabulün yapıldığını ispat eder.
  • Resmi defter tutulmuşsa, tutulan deftere göre kabulün varlığı defter kaydı ile ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.633: Mirasbırakanın alacaklılarının resmi tasfiye istemini düzenler. Bu maddedeki istem hakkı ile mirasçıların istem hakkı birlikte okunmalıdır.
  • 4721 m.631: Mirasın Devlete geçmesi hâlinde resmi defterin mahkemece re'sen tutulmasını düzenler; mirasçı istemi bu hâlde gerekmez.
  • 4721 m.612: Mirasın kabul ya da reddine ilişkin sürelerle yasal mirasçıların ret hakkını düzenler; resmi tasfiye ile seçim hakkı arasındaki bağı kurar.
  • 4721 m.627: Süresi içinde seçim yapılmadığında mirasçının mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılmasını düzenler; resmi tasfiye istemi bu sonucu engelleyemez.

TMK m.633 — Mirasbırakanın alacaklılarının istemi

TMK m.633, mirasbırakanın alacaklılarının, mirasbırakandan alacaklarını elde edemeyeceklerinden inandırıcı sebeplerle kuşku duymaları hâlinde terekenin resmî tasfiyesini isteme hakkını düzenler; vasiyet alacaklılarının da haklarının korunması için gerekli önlemleri isteyebilmesini kapsar. Hak, mirasçının mirası kabul edip etmemesinden bağımsız olarak, mirasbırakanın alacaklıları ve vasiyet alacaklıları bakımından tanınmıştır. Maddede resmî tasfiyenin nasıl yürütüleceği, defter tutma, ilan ve tasfiye memurunun görevi düzenlenmez (m.634 vd. ve m.635 ile ilgili hükümler). Mirasçıların kendi alacaklılarının reddin iptali yoluyla korunması (m.617) ile mirasçıların kendi tasfiye talebi (m.632) bu maddenin kapsamı dışındadır. Tenkis davası yoluyla alacaklıların korunması (m.562 ve m.620 ile bağlantılı hükümler) ile tasfiye sonrası borçların ödenme sırası da bu maddede yer almaz.

Mirasbırakanın alacaklılarının istemi: hangi kavramlar bilinmeli?

Mirasbırakanın alacaklısı
Mirasbırakanın ölümünden önce doğmuş, onunla ilişkili alacağı bulunan kişidir. Alacağın mirasbırakanın iradesinden doğmuş olması gerekir; ölümünden sonra doğan alacaklar bu niteliği taşımaz.
İnandırıcı sebeplerle kuşku
Mirasçının malvarlığının, mirasçının borçlarını ve terekenin toplamının alacağı karşılayamayacak düzeyde olması gibi somut olgulara dayanan, alacağın elde edilemeyeceğine ilişkin makul şüphedir. Bu kuşku, miras açıldığı andaki durumdan doğabileceği gibi mirasçının ileride yapacağı riskli girişimlerden de doğabilir.
Resmî tasfiye
Terekenin sulh mahkemesince veya atanan tasfiye memurlarınca, borçların ödenmesi amacıyla resmî defter ve ilan yoluyla yürütülen tasfiye işlemidir. Mevcut borçları ödemeye yetmeyen tereke iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.
Vasiyet alacaklısı
Mirasbırakanın vasiyetnamesiyle kendisine bir edim yükletilen kişidir. Haklarının korunması için gerekli önlemlerin alınmasını isteyebilir; resmî tasfiye talebinde bulunma hakkı ise maddenin birinci fıkrasında mirasbırakanın alacaklılarına tanınmıştır.
Güvence
Alacağın ödenmesini sağlayan teminattır. Alacaklıya güvence verilmesi, alacaklının resmî tasfiye talebini engeller; güvencenin alacağı karşılayacak nitelikte olması gerekir.

Mirasbırakanın alacaklılarının istemi: hangi şartlar aranır?

  • Talep eden kişinin mirasbırakanın alacaklısı olması veya vasiyet alacaklısı sıfatını taşıması gerekir.
  • Alacaklının, mirasbırakandan alacağını elde edemeyeceğine dair inandırıcı sebeplere dayanan kuşkusu bulunmalıdır.
  • Alacaklı, borcun ödenmesini istemiş olmalı; alacağı ödenmemiş veya kendisine güvence verilmemiş olmalıdır.
  • Resmî tasfiye isteminin, mirasbırakanın ölümünden ya da vasiyetnamenin açılmasından başlayarak üç ay içinde yapılmış olması gerekir.
  • Vasiyet alacaklısı için aynı koşulların varlığında haklarını korumaya yönelik gerekli önlemlerin istenmesi gerekir.

Mirasbırakanın alacaklılarının istemi: hangi sonuçları doğurur?

  • Koşullar gerçekleşir ve üç ay içinde talep yapılırsa sulh mahkemesi terekenin resmî tasfiyesine karar verir.
  • Alacaklıya alacağı ödenirse veya kendisine yeterli güvence verilirse resmî tasfiye talebi dinlenmez.
  • Alacaklı kuşkusunu inandırıcı sebeplerle gösteremezse resmî tasfiye istenemez.
  • Üç aylık süre geçtikten sonra alacaklı resmî tasfiye isteyemez.
  • Vasiyet alacaklıları için koşullar varsa, gerekli önlemlerin alınması istenebilir; bu, tasfiye yerine geçen bir koruma yoludur.
  • Mirasçının mirası kabul etmiş olması, mirasbırakanın alacaklısının resmî tasfiye talebini engellemez.

Mirasbırakanın alacaklısı ile mirasçının alacaklısı arasındaki fark nedir?

Mirasbırakanın alacaklısı, alacağını mirasbırakandan almıştır ve tasfiye talebi bu kaynağa dayanır.

Mirasçının alacaklısı, alacağını mirasçıdan almıştır ve reddin iptali (m.617) yoluyla korunur.

Mirasbırakanın alacaklısı mirası kabul etmiş bir mirasçı bulunsa bile resmî tasfiye isteyebilir; mirasçının alacaklısı ise bu maddedeki tasfiye yoluna değil, reddin iptaline ilişkin yola başvurur.

Mirasbırakanın alacaklısı ile vasiyet alacaklısı arasındaki fark nedir?

Mirasbırakanın alacaklısı, resmî tasfiye talep edebilir.

Vasiyet alacaklısı, vasiyetle kendisine yükletilen edimden doğan hakkını korumak için önlem talep eder.

Vasiyet alacaklısı tasfiye yerine gerekli önlemlerin alınmasını isteyebilir. Mirasbırakanın alacaklıları vasiyet alacaklılarından önce tatmin edilir.

Yasal veya vasiyetle atanmış mirasçı ile iki tür mirasçının birlikte bulunması arasındaki fark nedir?

Yalnız yasal mirasçı varsa süre mirasbırakanın ölümünden itibaren işler.

Vasiyetname ile atanmış mirasçı varsa süre vasiyetnamenin açılmasından itibaren işler.

Hem yasal hem vasiyetle atanmış mirasçı varsa üç aylık süre vasiyetnamenin açılmasından itibaren başlar.

Mirasbırakanın alacaklılarının istemi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Üç aylık süreyi mirasçının mirası kabul ettiği ya da reddettiği tarihten saymak; süre mirasbırakanın ölümünden veya vasiyetnamenin açılmasından başlar.
  • Mirasbırakanın alacaklılarının tasfiye talebini, mirasçının mirası kabul etmiş olması nedeniyle engellenmiş saymak; bu talep bağımsızdır.
  • Sürenin hak düşürücü olduğunu ve süresinde yapılmayan talebin mahkemece kendiliğinden dikkate alınacağını varsaymak; süre sonucundan çıkarılmıştır ve ilgili taraf süre aşımına dayanmalıdır.
  • Vasiyet alacaklısının resmî tasfiye talep edebileceğini kabul etmek; vasiyet alacaklısı için metin yalnız gerekli önlemlerin alınmasını öngörür.
  • Güvencenin alacağı karşılamayan düzeyde olmasına rağmen talebi reddetmek; güvencenin alacağı karşılayacak nitelikte olması gerekir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mirasbırakanın alacaklılarının tasfiye talebinde üç aylık süre, mirasbırakanın ölümü veya vasiyetnamenin açılması anından başlayarak hesaplanmakta ve bu süre geçtikten sonra açılan talepler süre aşımı nedeniyle reddedilmektedir.
  • Üç aylık süre geçtikten sonra yapılan talebin reddedilmesinde, tasfiye talebinin iflas hükümlerine göre tasfiyenin mümkün olmadığı gerekçesiyle de değerlendirildiği görülmektedir.
  • Mirasbırakanın alacaklılarının tasfiye hakkı, mirasbırakanın ölümünden önce doğmuş bir alacağa dayanır; bu alacağın mirasbırakanın iradesinden doğması gerekir.

Nasıl ispat edilir?

  • Resmî tasfiye talebinde bulunan alacaklı, mirasbırakandan alacağının bulunduğunu ve bu alacağın ödenmediğini ya da kendisine güvence verilmediğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Alacaklı, mirasbırakandan alacağını elde edemeyeceğine dair inandırıcı sebeplerin varlığını, örneğin mirasçının malvarlığı durumuna ilişkin belgelerle ispatlamalıdır.
  • Talep tarihinin tespiti için mirasbırakanın ölüm tarihini veya vasiyetnamenin açılma tarihini gösteren resmi belgeler gerekir; süre aşımına karşı alacaklı bu tarihleri belgelemelidir.
  • Ödeme veya güvence verildiği savunmasını ileri süren mirasçı ya da ilgili taraf, bu savunmayı ödeme belgesi veya güvence belgesi ile ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.617: Mirasçının kendi alacaklılarının reddin iptalini istemesini düzenler; m.633 ise mirasbırakanın alacaklılarının tasfiye talebini düzenler. İki yol birbirinden ayrıdır.
  • 4721 m.632: Her mirasçının resmî tasfiye isteyebilmesini ve mirası kabul eden bir mirasçının bulunmasının bu isteği engellemesini düzenler; m.633 ise alacaklıların bağımsız talep hakkını kurar.
  • 4721 m.634: Resmî tasfiyenin nasıl yürütüleceğini ve tasfiye memurunun görevini düzenler; m.633 yalnız talebin koşullarını ve süresini belirler.
  • 4721 m.635: Tasfiye sonunda terekenin borçlara ödeme sırasını düzenler; mirasbırakanın alacaklılarının vasiyet alacaklılarından önce tatmin edilmesi bu hükümle bağlantılıdır.

TMK m.634 — Yönetim

Bu madde, mirasçı bulunmayan veya tereke hakkında resmî tasfiyenin istendiği hallerde terekenin resmî tasfiyesinin kim tarafından yürütüleceğini, tasfiyenin nasıl başlayacağını ve tasfiye memurunun işlemlerine karşı şikâyet yolunu düzenler. Hükmün muhatapları sulh mahkemesi, atanan tasfiye memuru, mirasçılar ve tereke alacaklılarıdır. Madde; tereke defterinin düzenlenmesi, alacak ve borçların bildirilmesi için ilan, daha önce düzenlenmiş resmî defterin esas alınması ve sulh mahkemesinin gözetim ve denetimi konularını içerir. Madde, resmî tasfiyenin hangi hallerde istenebileceğini, tereke mallarının satışını, alacakların ödenme sırasını ve mirasçıların sorumluluğunu düzenlemez; bu konular ilgili diğer maddelerde yer alır. Ayrıca tasfiye sonunda hesap verme ve tereke borçlarının ödenmesi gibi konular da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Yönetim: hangi kavramlar bilinmeli?

Resmî tasfiye
Terekenin sulh mahkemesi veya onun atadığı tasfiye memuru eliyle, kamu gözetimi altında tasfiye edilmesi usulüdür. Mirasçıların kendi başlarına yürüttüğü tasfiyeden ayrı bir usuldür.
Tasfiye memuru
Sulh mahkemesi tarafından atanan, bir ya da birkaç kişiden oluşabilen ve resmî tasfiyeyi fiilen yürüten kişidir. Görevini sulh mahkemesinin gözetim ve denetimi altında yerine getirir.
Tereke defteri
Resmî tasfiyenin ilk adımı olarak terekenin malvarlığının resmî olarak kayda geçirildiği defterdir. Daha önce düzenlenmiş resmî bir defter varsa tasfiye bu deftere göre yapılır.
Tereke alacaklıları
Mirasbırakanın borçlarından dolayı terekeden alacak isteyebilecek kişilerdir. Mirasçılardan ayrı tutulur ve madde bakımından şikâyet hakkına sahiptirler.
Gözetim ve denetim
Sulh mahkemesinin, tasfiye memurunun görevini yerine getirirken yaptığı işlemleri izleyip onaylayan ve gerektiğinde düzeltebilen yetkisidir.

Yönetim: hangi şartlar aranır?

  • Resmî tasfiyenin sulh mahkemesi tarafından veya onun atadığı bir ya da birkaç tasfiye memuru eliyle yürütülmesi gerekir.
  • Resmî tasfiyeye terekenin defterinin düzenlenmesi ile başlanmalıdır.
  • Aynı zamanda yapılacak ilan ile mirasbırakanın alacaklılarından ve borçlularından, belirtilen süre içinde alacak ve borçlarını bildirmeleri istenmelidir.
  • Terekenin daha önce resmî defteri düzenlenmişse resmî tasfiye bu deftere göre yapılmalıdır; yeniden defter düzenlenmesi bu durumda esas alınmaz.
  • Tasfiye memurunun işlemleri sulh mahkemesinin gözetim ve denetimi altında yürütülmelidir.
  • Mirasçılar veya tereke alacaklıları, tasfiye memurunun yaptığı ya da tasarladığı işlemi öğrendikleri tarihten itibaren yedi gün içinde yazılı şikâyette bulunabilmelidir.

Yönetim: hangi sonuçları doğurur?

  • Resmî tasfiye sulh mahkemesi veya atanan tasfiye memuru tarafından yürütülür ve tasfiye memurunun görevi mahkemenin gözetim ve denetimi altında yerine getirilir.
  • Tasfiyeye tereke defterinin düzenlenmesiyle başlanır ve aynı zamanda ilan yapılarak alacaklılar ile borçlulardan süre içinde bildirimde bulunmaları istenir.
  • Mevcut bir resmî defter varsa tasfiye bu deftere göre yapılır.
  • Mirasçılar ve tereke alacaklıları, tasfiye memurunun işlemlerinden yedi gün içinde yazılı şikâyette bulunabilir ve bu şikâyet sulh mahkemesince incelenir.
  • Süresi içinde şikâyet yapılmazsa şikâyet hakkı kullanılmamış olur; bu durumda mahkemenin gözetim yetkisi ayrıca bu maddeye dayanarak harekete geçirilmez.

Resmî tasfiye ile mirasçıların kendi tasfiyesi arasındaki fark nedir?

Resmî tasfiyede tasfiye sulh mahkemesi veya atadığı tasfiye memuru tarafından yürütülür ve mahkemenin gözetim ve denetimi vardır.

Mirasçıların kendi başlarına yürüttüğü tasfiyede mahkeme gözetimi ve memur atanması söz konusu değildir.

Bu maddedeki defter, ilan, şikâyet ve gözetim kuralları yalnızca resmî tasfiye için geçerlidir.

Mevcut resmî defter ile defterin ilk kez düzenlenmesi arasındaki fark nedir?

Terekenin daha önce resmî defteri düzenlenmişse tasfiye bu mevcut deftere göre yapılır.

Daha önce resmî defter düzenlenmemişse tasfiye, tereke defterinin düzenlenmesiyle başlar.

Mevcut defter varsa yeniden defter düzenlenerek tasfiyeye başlanmaz.

Mirasçı ile tereke alacaklısı ile diğer ilgililer arasındaki fark nedir?

Mirasçılar ve tereke alacaklıları, tasfiye memurunun işlemlerine karşı şikâyet hakkına sahiptir.

Metinde şikâyet hakkı yalnızca bu iki gruba tanınmıştır; diğer ilgililerin bu yolu kullanabileceği hüküm altına alınmamıştır.

Şikâyet süresi ve yolu yalnızca mirasçılar ve tereke alacaklıları bakımından bu madde ile düzenlenir.

Yönetim: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Resmî tasfiyeyi mirasçıların kendi tasfiyesi ile karıştırmak; mahkeme gözetimi ve memur atanması kurallarını her tasfiyeye uygulamak.
  • Mevcut resmî defter varken yeniden tereke defteri düzenleyerek tasfiyeye başlamak.
  • Yedi günlük şikâyet süresini işlemin yapıldığı tarihten değil, ilgilinin işlemi öğrendiği tarihten saymamak.
  • Şikâyet hakkını yalnız mirasçılar ve tereke alacaklıları ile sınırlı olan düzenlemeyi genişleterek diğer ilgililere de tanımak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tereke işlemlerine ve bu işlemlere karşı yapılan şikâyet ve itirazların, bu maddenin son fıkrası uyarınca tereke hakimliği tarafından değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2023/6843 E., 2023/11738 K., 27.11.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Şikâyeti yapan mirasçı veya tereke alacaklısı, şikâyet konusu tasfiye memuru işlemini ve bu işlemi öğrendiği tarihi ispatlamalıdır; yedi günlük sürenin başlangıcı bu tarihe göre belirlenir.
  • Tasfiye memurunun işlemine ilişkin belgeler, tereke defteri ve ilan metni tasfiye dosyasından çıkarılarak sulh mahkemesine sunulmalıdır.
  • Tereke defterinin daha önce resmî olarak düzenlenmiş olduğunu iddia eden taraf, bu defterin varlığını resmî kayıtla ispatlamalıdır; yoksa tasfiyenin yeni defter üzerinden başladığı kabul edilir.
  • Şikâyet süresinin geçtiğini ileri süren taraf, öğrenme tarihini ve şikâyetin yedi günden sonra yapıldığını gösterecek belgeye dayanmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.633: Resmî tasfiyenin ön koşulu ve sulh mahkemesinin resmî tasfiye kararını vermesine ilişkin düzenlemeler bu maddeye hazırlık niteliğindedir.
  • 4721 sayılı Kanun m.635: Resmî tasfiyenin ilanında belirtilen süre içinde bildirilen alacakların ve borçların nasıl işleneceğini düzenler; bu maddedeki ilanın sonuçlarını tamamlar.

TMK m.635 — Olağan usul ile tasfiye

TMK m.635, resmî tasfiyede tasfiyenin kapsamını, tasfiye memurunun mirasçılara bilgi verme yükümlülüğünü, terekedeki taşınmazların satış usulünü ve mirasçıların tasfiye sürerken tasfiye için gerekli olmayan malların ve paranın kendilerine verilmesini isteme hakkını düzenler. Hüküm, mirasbırakanın ölümüyle açılan terekenin resmî tasfiyesine uygulanır; tüzel kişilerin ve ticaret ortaklıklarının tasfiyesine doğrudan değil, kıyasen uygulanabilir. Maddenin düzenlemediği konular: tasfiye memurunun atanması ve görevi (m.634), tereke alacaklılarının ilanı ve iflas usulüyle tasfiye (m.636 ve devamı), mirasçıların sorumluluğu ile reddi miras (m.605 ve m.640 vd. ilgili hükümler) ve tereke borçlarının sıralaması (m.640 ve devamı) ayrı maddelerde yer alır.

Olağan usul ile tasfiye: hangi kavramlar bilinmeli?

Resmî tasfiye
Terekenin mahkemece gözetilen ve tasfiye memuru eliyle yürütülen, mirasbırakanın işlerinin tamamlanması, borçların ödenmesi ve kalan malvarlığının mirasçılara bırakılması için yapılan tasfiye biçimidir. Resmî tasfiyenin kapsamı madde metninde sayılan işlemlerle sınırlıdır.
Yürüyen işler
Mirasbırakanın ölümü anında yarım kalmış, henüz tamamlanmamış hukuki işlemlerdir. Tasfiye memuru bunları tamamlar; yeni iş başlatma yetkisi bu kavramın içinde değildir.
Vasiyet borçları
Mirasbırakanın vasiyetname ile yüklediği edimlerdir. Bunların ödenmesi terekenin olanağı ölçüsündedir; tereke yetmezse borç tam karşılanmayabilir.
Tereke
Mirasbırakanın ölümüyle mirasçılara geçen ve tasfiye konusu olan malvarlığının bütünüdür. Tasfiye yalnız tereke malları ve paraya ilişkilidir; tasfiyeye gerekli olmayan kısım mirasçılara verilebilir.
Açık artırma veya pazarlık yoluyla satış
Terekedeki taşınmazların paraya çevrilmesinde kanunun öngördüğü iki yoldur. Pazarlık yolu yalnız bütün mirasçıların kabulü halinde kullanılabilir.

Olağan usul ile tasfiye: hangi şartlar aranır?

  • Terekenin resmî tasfiyeye tabi olması gerekir; yani mirasbırakanın malvarlığı mahkemece tasfiye yoluyla yönetilecek bir tereke olmalıdır.
  • Tasfiye memuru, tasfiye işlemlerini madde metninde sayılan kapsamda yürütmelidir.
  • Tasfiye memuru, tereke ile ilgili dava, takip ve idari işlemler hakkında mirasçılara bilgi vermelidir.
  • Terekedeki taşınmazların satışında açık artırma yolu seçilmeli veya bütün mirasçıların kabulü ile pazarlık yolu izlenmelidir.
  • Mirasçıların tasfiye için gerekli olmayan malların ve paranın verilmesini istemesi için tasfiye devam ediyor olmalıdır.
  • Tasfiye için gerekli olmayan tereke malları ve para, tasfiye tamamlanmadan da mirasçılara kısmen veya tamamen verilebilir.

Olağan usul ile tasfiye: hangi sonuçları doğurur?

  • Tasfiye memuru, tereke borçlarını terekenin olanağı ölçüsünde öder ve alacakları tahsil eder.
  • Vasiyet borçları tereke yetmediği ölçüde tam olarak karşılanmayabilir.
  • Tasfiye memuru, mirasbırakanın hak ve borçlarının mahkemece tespit edilmesini gerekli gördüğünde bu yolu izler.
  • Terekedeki taşınmazlar açık artırma veya bütün mirasçıların kabulüyle pazarlıkla satılır.
  • Mirasçılar, tasfiye devam ederken tasfiye için gerekli olmayan tereke mallarının ve paranın kısmen veya tamamen kendilerine verilmesini isteyebilir.
  • Tasfiye memuru bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmezse mirasçılara karşı sorumluluğu doğabilir.

Açık artırma ile pazarlık yoluyla satış arasındaki fark nedir?

Açık artırma, taşınmazın kamusal ve rekabetçi bir usulle satılmasıdır ve mirasçıların ayrıca onay vermesi gerekmez.

Pazarlık yolu, bütün mirasçıların kabulüne bağlı olan özel bir satış biçimidir.

Mirasçılardan biri bile pazarlığa karşı çıkarsa taşınmaz açık artırma ile satılır.

Tasfiye için gerekli olan ile gerekli olmayan tereke malı arasındaki fark nedir?

Tasfiye için gerekli olan mallar, borçların ödenmesi ve alacakların tahsili için elde tutulur.

Tasfiye için gerekli olmayan mallar ve para, tasfiye sürerken mirasçılara verilebilir.

Gerekli olmayan kısım için mirasçıların verilme talebi yapılabilir; gerekli kısım mirasçılara verilmez.

Yürüyen işlerin tamamlanması ile yeni iş başlatılması arasındaki fark nedir?

Yürüyen işler, mirasbırakanın ölümü anında başlamış ve tamamlanmamış işlerdir.

Yeni bir iş başlatmak tasfiyenin kapsamında değildir.

Tasfiye memuru yalnız yürüyen işleri tamamlayabilir; yeni işlere ilişkin işlem bu maddenin kapsamında kalmaz.

Olağan usul ile tasfiye: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Pazarlık yoluyla satışı yalnız bir mirasçının onayı ile yapmak; bu yolun bütün mirasçıların kabulüne bağlı olduğu unutulmamalıdır.
  • Tasfiye için gerekli olmayan malları, tasfiye bitmeden mirasçılara vermeyi yasak saymak; m.635/4 bu talebe izin verir.
  • Vasiyet borçlarını terekenin yeterliliğine bakmadan tam ödenecek saymak; ödeme terekenin olanağı ölçüsündedir.
  • Tasfiye memurunun bilgi verme yükümlülüğünü yalnız talep üzerine yerine getirilecek bir görev saymak; yükümlülük sürekli niteliktedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Tasfiye memurunun mirasçılara bilgi vermediği iddiasını ileri süren mirasçı, bilgi verme yükümlülüğünün yerine getirilmediğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Pazarlık yoluyla satışın geçerliliğini iddia eden taraf, bütün mirasçıların açık kabulünü yazılı olarak ya da fiilen ispatlamalıdır.
  • Tasfiye için gerekli olmayan malın varlığını ve miktarını talep eden mirasçı, bu talebini tereke envanteri ve tasfiye belgeleriyle ispatlar.
  • Tasfiye memuru, tereke borçlarını ödediğini ve alacakları tahsil ettiğini belgelerle göstermekle yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.634: Tasfiye memurunun atanmasını ve görevini düzenler; m.635 uygulanırken tasfiye memurunun kim olduğu bu maddeye göre belirlenir.
  • 4721 m.636: Tereke borçlarının yetmediği hallerde iflas yoluyla tasfiyeyi düzenler; m.635 olağan tasfiyenin sınırını gösterir.
  • 4721 m.53: Tüzel kişilerin malvarlığının tasfiyesinin terekenin resmî tasfiyesi hükümlerine göre yapılacağını öngörür; m.635'in kıyasen uygulanmasının dayanağıdır.

TMK m.636 — İflâs usulü ile tasfiye

Madde, mevcudu borçlarını ödemeye yetmeyen terekenin tasfiyesinin sulh mahkemesi eliyle iflas hükümlerine göre yapılacağını düzenler. Tasfiyenin hangi merci tarafından ve hangi usulle yürütüleceğini belirler. Hükmün kime uygulandığı, yani mirasın borca batık olduğu terekeye ilişkindir. Madde, tasfiyenin hangi hallerde ve hangi ölçütle iflas usulüne geçileceğini, iflas masasının teşkilini, basit ve adi tasfiye ayrımını ve tasfiyenin sonuçlarını ayrıntılı düzenlemez; bunlar İİK hükümleridir. Mirasın reddi ve hükmen ret (TMK m.605, m.612), terekenin iflas usulüne geçmesi (TMK m.612) ve mirasçının mirası kabulü halinde tasfiyenin durdurulması ise başka maddelerde yer alır. Tasfiye memurunun atanması ve iflas hükümlerinin uyarlanması da bu maddenin kapsamı dışındadır.

İflâs usulü ile tasfiye: hangi kavramlar bilinmeli?

Tereke
Ölenin geride bıraktığı, mirasçılara geçen ve tasfiyesi gereken malvarlığının bütünüdür. Bu maddede tasfiye konusu olan malvarlığı tereke olup, mevcudu borçlarını ödemeye yetmediği anlaşıldığında iflas hükümlerine tabi olur.
Mevcut ile borç karşılaştırması
Terekenin aktifinin borçlara yetip yetmediğinin ölçütüdür. Mevcut borçları karşılamıyorsa madde uygulanır; yetiyorsa tasfiye bu maddeye değil, olağan tasfiye ve ödeme yollarına tabidir.
Sulh mahkemesi
Terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesinde görevli mahkemedir. İflas hükümlerinde iflası karara bağlayan ticaret mahkemesinin yerini bu mahkeme alır.
İflas hükümleri
İcra ve İflas Kanununun iflasa ilişkin hükümleridir. Madde bu hükümlerin tereke tasfiyesine uygulanmasını öngörür; hükümlerin uyarlanma biçimi ayrıca İİK ve tüzük hükümlerinde belirlenir.

İflâs usulü ile tasfiye: hangi şartlar aranır?

  • Ölen kişinin geride tereke bırakmış olması gerekir.
  • Terekenin mevcudunun borçlarını ödemeye yetmediği anlaşılmalıdır; bu hal mirasın borca batık olması veya hükmen reddi ile birlikte ortaya çıkabilir.
  • Tasfiyenin sulh mahkemesi tarafından iflas hükümlerine göre yapılmasına karar verilmelidir.
  • Tasfiye, olağan tasfiye yerine iflas hükümlerine göre yürütülmelidir; mirasçıların tasfiye iradesi bu geçişi kendiliğinden doğurmaz.

İflâs usulü ile tasfiye: hangi sonuçları doğurur?

  • Mevcut borçları ödemeye yetmeyen tereke için tasfiye zorunlu olarak sulh mahkemesi eliyle iflas hükümlerine göre yapılır.
  • Terekenin mevcudunun borçlara yetmesi halinde bu madde uygulanmaz ve tasfiye olağan usule göre yürür.
  • Tasfiye sırasında alacaklıların alacakları iflas hükümlerindeki sıra ve kayıt kurallarına göre değerlendirilir.
  • Mirasçılardan biri mirası kabul ettiğini bildirir ve borçların ödenmesi için teminat gösterirse, tasfiye durdurulabilir; bu durum başka maddelerde düzenlenmiştir.

Olağan tasfiye ile iflas hükümlerine göre tasfiye arasındaki fark nedir?

Terekenin mevcudu borçları karşılayabiliyorsa ya da bu yönde bir kanaat varsa, miras hukukunun olağan tasfiye kuralları uygulanır.

Terekenin mevcudu borçları ödemeye yetmiyorsa, madde gereğince tasfiye sulh mahkemesi eliyle iflas hükümlerine göre yürür.

Tasfiye merci ve usulü değişir; iflas idaresi yerine tasfiye memuru, ticaret mahkemesi yerine sulh hukuk mahkemesi görev yapar.

Tereke tasfiyesinde iflas hükümleri ile asıl iflas arasındaki fark nedir?

Terekede iflas hükümleri uygulanırken, İİK'nın iflasa ilişkin hükümleri aynen uygulanmaz; merciler ve bazı görevliler uyarlanır.

Bireysel veya tüzel kişi iflasında iflası karara bağlayan ticaret mahkemesi ve iflas idaresi görev yapar.

Görevli merci ve yürütücü değişir, ancak iflasın temel kuralları uygulanır.

İflâs usulü ile tasfiye: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Terekenin borca batık olup olmadığını değerlendirmeden doğrudan iflas hükümlerini uygulamak; önce mevcut-borç karşılaştırması yapılmalıdır.
  • Tereke tasfiyesinde iflas idaresi ve ticaret mahkemesinin aynen görev yaptığını varsaymak; tasfiye memuru ve sulh hukuk mahkemesi görevlidir.
  • Mirasçının mirası kabul etmesi üzerine tasfiyenin kendiliğinden sona erdiğini sanmak; tasfiye ancak mahkemece durdurulur ve teminat koşulu aranır.
  • Bu maddeyi tasfiyenin tüm usulünü düzenleyen bir hüküm olarak okumak; ayrıntılar İİK hükümlerinde yer alır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mirasın reddi veya terekenin borca batık olduğunun anlaşılması üzerine tasfiyenin sulh mahkemesi eliyle iflas hükümlerine göre yürütülmesi kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2025/675 E., 2025/4713 K., 06.11.2025; 7. Hukuk Dairesi, 2024/4935 E., 2025/3084 K., 18.06.2025)
  • Tasfiye memurunun işlemlerine karşı şikayetlerin, sıra cetveline itirazların ve tasfiyenin sona ermesine ilişkin kararların sulh hukuk mahkemesince değerlendirilmesi kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2025/675 E., 2025/4713 K., 06.11.2025; 7. Hukuk Dairesi, 2024/4935 E., 2025/3084 K., 18.06.2025)
  • Tereke satış işlemlerine ilişkin tedbir ve ihale kararlarına karşı yapılan başvuruların, sulh hukuk mahkemesinin görev alanına giren kararlar olarak ele alınması kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2025/675 E., 2025/4713 K., 06.11.2025; 7. Hukuk Dairesi, 2024/4935 E., 2025/3084 K., 18.06.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Tasfiyenin iflas hükümlerine göre yapılmasını isteyen taraf, terekenin mevcudunun borçlara yetmediğini ispatlamalıdır; bu amaçla resmi defter, envanter ve borç belgeleri kullanılır.
  • Mirasın hükmen reddi iddiasında bulunan taraf, mirasçıların reddini veya terekenin borca batık olduğunun açıkça bilindiğini belgeyle göstermelidir.
  • Mirasçının mirası kabul ettiğini ileri sürerek tasfiyenin durdurulmasını isteyen taraf, bu kabulü ve teminatı belgelemelidir.
  • Alacağın tereke masasına kaydını isteyen alacaklı, alacağını ve dayanağını belgeyle ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.605: Mirasın hükmen reddi koşullarını düzenler; borca batık tereke ile bu madde arasında bağlantı kurar.
  • 4721 m.612: Terekenin borca batık olması halinde tasfiyenin iflas hükümlerine göre yapılmasını ve mirasçılara ilişkin işlemleri düzenler.
  • 4721 m.180: Mirasın hükmen reddi sonucunda tereke için iflas hükümlerinin uygulanacağını ve tasfiyenin durdurulmasını düzenler.
  • 4721 m.183: Mirasçının mirası kabul etmesi ve teminat göstermesi halinde iflas hükümlerine göre başlamış tasfiyenin durdurulmasını düzenler.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.208-256: Terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesinde uygulanan asıl iflas hükümlerini oluşturur; madde bu hükümlerin tereke için uyarlanmasını öngörür.

TMK m.637 — Koşulları

Madde, mirasçılığın üstün hakkına dayanarak terekeyi veya tereke mallarını elinde bulunduran kişiye karşı açılan miras sebebiyle istihkak davasını düzenler; davada mirasçılık sıfatı uyuşmazlığının aynı davada çözüleceğini ve davacının istemi üzerine hâkimin hakkı korumak için gerekli önlemleri alacağını hükme bağlar. Dava, yasal veya atanmış mirasçı tarafından açılabilir ve davalı olarak tereke veya tereke malını elinde bulunduran herkes gösterilebilir. Madde, davanın hangi malların korunacağını, önlemlerin ayrıntısını ve dava sonucunda iade usulünü tam olarak belirlemez; bu konular için iade ve zilyetlik hükümleri, mirasçılığın sonradan kaybı ve mirasçılığın tespiti için ayrı bir dava gerekip gerekmediği konusunda ise ayrıca yorum gerekir. Mirasın paylaşılması ve paylaşmadan doğan uyuşmazlıklar (m.640 ve 643 vd. ilgili hükümler) ile ölüme bağlı tasarrufların iptali (m.557 vd.) bu maddede düzenlenmez. Zamanaşımı ve hak düşürücü süreler de bu maddede yer almaz; davanın zamanaşımına ilişkin kural m.638 ve m.639 hükümleridir.

Koşulları: hangi kavramlar bilinmeli?

Miras sebebiyle istihkak davası
Yasal veya atanmış mirasçının, mirasçılıktaki üstün hakkına dayanarak terekeyi veya tereke malını elinde bulunduran kişiden geri istediği eda davasıdır. Dava mirasçının mülkiyet hakkından değil, mirasçılık sıfatından doğar ve mirasçının külli halefiyet yoluyla kazandığı hakka dayanır.
Üstün hak
Davalının elindeki tereke malı üzerinde davacıya göre daha güçlü bulunan mirasçılık hakkıdır. Davacının bu hakkı ispat etmesi davanın temelini oluşturur.
Tereke
Miras bırakanın ölümü anında sahip olduğu ve borçları düşüldükten sonra mirasçılara geçen malvarlığının bütünüdür. Dava, terekenin tamamı için de tek bir tereke malı için de açılabilir.
Mirasçılık sıfatı uyuşmazlığı
Davalının kendisinin de mirasçı olduğunu ya da davacının mirasçılık sıfatının bulunmadığını ileri sürmesiyle ortaya çıkan uyuşmazlıktır. Madde gereği bu uyuşmazlık ayrı bir tespit davası açılmadan, aynı davada hâkim tarafından çözülür.
Hakkın korunması için önlem
Davacının istemi üzerine hâkimin, davanın sonucunu güvence altına almak için aldığı tedbirdir. Madde örnek olarak davalının güvence göstermesini ve tapu kütüğüne şerh verilmesini sayar, ancak bunlarla sınırlı değildir.

Koşulları: hangi şartlar aranır?

  • Davacının yasal veya atanmış mirasçı sıfatının bulunması gerekir.
  • Davacının mirasçılıktan doğan üstün hakkını ileri sürmesi gerekir.
  • Davalının terekeyi veya tereke malını elinde bulundurması gerekir; davalının bu malı miras açıldıktan sonra fiilen elde edip sonradan kaybetmiş olmaması gerekir, aksi halde adi istihkak davası açılır.
  • Dava, davacının mirasçılık hakkının korunması amacıyla açılmalıdır; davalının haksız zilyet olması, dava için tek başına yeterli değildir.
  • Davacı istemde bulunmalıdır ki hâkim güvence göstermesi ya da tapu şerhi gibi önlemleri alabilsin.

Koşulları: hangi sonuçları doğurur?

  • Dava kabul edilirse tereke veya tereke malı davacıya, zilyetliğe ilişkin hükümlere uygun olarak verilir.
  • Davalı, tereke malını zamanaşımı yoluyla kazandığını ileri süremez.
  • Davacının mirasçılık sıfatı tartışmalıysa hâkim bu konuyu aynı davada çözer.
  • Davacı istemde bulunursa hâkim, davalıdan güvence göstermesini isteyebilir veya taşınmaz için tapu kütüğüne şerh verilmesine karar verebilir.
  • Davacı talep etmezse hâkim bu önlemlere kendiliğinden başvurmaz.
  • Davada kaybeden davalı, dava konusu malı zilyetlik hükümlerine göre davacıya geri vermekle yükümlü olur.

Miras sebebiyle istihkak davası ile adi istihkak davası arasındaki fark nedir?

Mirasçının tereke üzerindeki üstün hakkına dayanır ve mirasçılık sıfatından doğar. Tereke malı miras açıldıktan sonra mirasçının fiili zilyetliğine geçmemişse bu dava açılır.

Mirasçının fiilen zilyet olduğu bir tereke malı sonradan izni olmadan elinden alındığında açılır. Bu durumda mülkiyet ya da zilyetliğe dayanan genel istihkak hükümleri uygulanır.

Dava türüne göre dayanılacak hukuki sebep ve uygulanacak hükümler değişir. Hangi davanın açılacağının doğru belirlenmesi gerekir.

Mirasçı davacı ile mirasçılar arası uyuşmazlık arasındaki fark nedir?

Davalı, dava konusu malı üçüncü kişi sıfatıyla elinde tutan kişidir. Dava doğrudan bu kişiye karşı açılır.

Davalı da bir mirasçıdır. Mirasçılar arasındaki uyuşmazlıkta, paylaşılmamış miras varsa önce paylaştırma davası açılması gerekir.

Mirasçılar arasında doğrudan miras sebebiyle istihkak davası, paylaşmadan önce açılamaz; önce paylaştırma davasına gidilir.

Mirasçılık sıfatı tespiti ile ayrı tespit davası arasındaki fark nedir?

Davalının mirasçılık sıfatı ya da davacının mirasçılığı tartışmalıysa, bu sorun dava içinde çözülür.

Davalının kendisini atayan ölüme bağlı tasarrufun geçerliliği gibi ön bir sorun varsa bu ayrı bir iptal davası konusu olabilir.

Mirasçılık sıfatı uyuşmazlığı için ayrı tespit davası gerekmez; ancak başka bir işlemin geçersizliği ayrı davaya konu olabilir.

Davacının mirasçılık hakkı ile davalının güvence göstermesi arasındaki fark nedir?

Hâkim, davacının istemi olmadan kendiliğinden önlem almaz.

Davacı talep ettiğinde hâkim güvence veya tapu şerhi gibi önlemleri alır.

Önlem istenmesi davacının talebine bağlıdır, talep yoksa hâkim bu önlemi kendiliğinden uygulamaz.

Koşulları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Davalının kendisinin de mirasçı olduğu iddiasını ayrı bir tespit davasıyla çözmeye çalışmak; bu uyuşmazlık aynı davada çözülür.
  • Davanın her tereke malı için ayrı açılması gerektiğini sanmak; dava terekenin tamamı için de tek bir mal için de açılabilir.
  • Miras açıldıktan sonra fiili zilyetliği elde edilmiş ve sonradan elden çıkarılmış malda miras sebebiyle istihkak davası açmak; bu durumda adi istihkak davası uygulanır.
  • Hâkimin önlem almayı kendiliğinden yapabileceğini varsaymak; önlem davacının istemine bağlıdır.
  • Davalının mirasçı sıfatı olmadan elinde tuttuğu bir malda mirasçılık gerektiren bu davayı açmak; dava yalnız mirasçılara tanınmıştır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Miras sebebiyle istihkak davasının, mirasçının tereke malı üzerinde mirasın açılmasından sonra fiili zilyetliği elde edememiş olması halinde açılacağı kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2024/2450 E., 2025/1368 K., 10.03.2025)
  • Davalının mirasbırakana ödeme yaptığını ispatlayamaması, davanın kabulü için yeterli kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2024/2450 E., 2025/1368 K., 10.03.2025)
  • Davalının kendisinin de mirasçı olduğunu ileri sürmesi halinde bu uyuşmazlığın, ayrı dava açılmadan miras sebebiyle istihkak davası içinde çözüleceği kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2025/1335 E., 2025/4957 K., 24.11.2025)
  • Hukuki sebebi belirlemenin mahkemenin görevinde olduğu ve taleplerin m.637'ye göre değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2024/2450 E., 2025/1368 K., 10.03.2025)
  • Dava, m.637 kapsamında mirasçılığa dayalı talep olarak değerlendirilmekte; mirasçılığa dayanmayan taleplerde m.637 uygulanmamaktadır. (İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/659 E., 2022/594 K., 10.10.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Davacı mirasçılık sıfatını ve üstün hakkını ispatlamakla yükümlüdür; mirasçılık belgesi, nüfus kaydı ve ölüme bağlı tasarruf gibi belgeler kullanılabilir.
  • Davalı, kendisinin de mirasçı olduğunu ya da malı mirasbırakandan geçerli bir sebeple edindiğini ileri sürüyorsa bunu ispatlamakla yükümlüdür. (7. Hukuk Dairesi, 2024/2450 E., 2025/1368 K., 10.03.2025)
  • Davalı, tereke malını zamanaşımı yoluyla kazandığını ileri süremeyeceği için bu savunma yönünde ispat yükü anlamını yitirir.
  • Hâkimin önlem talebine karar verebilmesi için davacının istemde bulunması ve gerekli koşulların bulunduğunu göstermesi gerekir; güvence veya tapu şerhi talebinde bu dava tarafının ispat yükü geçerlidir.
  • Davacı, davalının tereke malını elinde bulundurduğunu ve bu malın tereke kapsamında olduğunu ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.638: Dava kaybeden davalının malı zilyetlik hükümlerine göre geri verme yükümünü düzenler; m.637'deki davanın sonucunu tamamlar.
  • 4721 m.639: Miras sebebiyle istihkak davasının zamanaşımına ilişkin kuralı içerir; m.637'de geçen zamanaşımı savunmasının sınırını belirler.
  • 4721 m.640: Mirasçıların terekedeki hakların korunmasını isteyebilmesi ve bu korumadan herkesin yararlanması hakkındadır; davanın mirasçılar tarafından açılabilmesi bakımından bağlantılıdır.
  • 4721 m.683: Mülkiyet hakkına dayanan istihkak davasını düzenler; miras sebebiyle istihkak davasından farklı olarak m.637 bakımından karşılaştırma konusudur.
  • 4721 m.581: Mirasçıların iştirak halinde mülkiyet hükümleri, birden fazla mirasçı varsa davanın birlikte kullanılması gerektiği yönünde uygulanır.

TMK m.638 — Hükümleri

Bu madde, miras sebebiyle istihkak davasının kabulü hâlinde terekenin veya terekeye dahil malların davacıya nasıl verileceğini ve bu davada davalının zamanaşımı savunmasını ileri süremeyeceğini düzenler. Madde, miras sebebiyle istihkak davasını açabilecek kişiler ile dava edilebilecek kişiler bakımından, tereke malını elinde tutan mirasçılık iddiasındaki kişilere ve üçüncü kişilere karşı uygulanır. Madde, miras sebebiyle istihkak davasının dayanağı olan mirasçılık sıfatını, davanın açılma süresini ve iyiniyetli zilyedin ürün ile masraf taleplerini düzenlemez (m.638 bu konularda atıf yapmaz; ayrıntı ilgili genel hükümlerdedir). Mirasçılık belgesi, mirasçılığın tespiti ve terekeye ait davaların usulü de bu maddenin dışındadır.

Hükümleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Miras sebebiyle istihkak davası
Mirasçılık sıfatına dayanarak terekeye dahil bir malın veya tereke malı üzerindeki hakkın kendisine ait olduğunu ileri süren mirasçının, malı elinde tutan kişiye karşı açtığı davadır. Dava, malın mülkiyetinden değil mirasçılık sıfatından doğar.
Tereke
Ölenin geride bıraktığı, borçlarının ödenmesinden sonra mirasçılara geçecek mal varlığının bütünüdür. Bu madde hem tereke bütününü hem de terekeye dahil tek tek malları kapsar.
Zilyetliğe ilişkin hükümler
Malın kimin elinde bulunduğu ve zilyedin hangi haklara sahip olduğunu düzenleyen Medeni Kanun hükümleridir. Madde, davacının malı bu hükümler uyarınca geri alacağını öngörür.
Zamanaşımı yoluyla kazanma
Uzun süreli zilyetlik sonucunda malın mülkiyetinin zilyede geçmesidir. Bu madde, mirasçılık davasında davalının bu savunmayı ileri süremeyeceğini belirler.

Hükümleri: hangi şartlar aranır?

  • Miras sebebiyle istihkak davasının açılmış olması ve davacının mirasçılık sıfatını ispat etmesi gerekir.
  • Davanın kabul edilmiş olması gerekir; ancak o zaman tereke veya terekeye dahil mal davacıya verilir.
  • Verilme, zilyetliğe ilişkin hükümler uyarınca yapılır; davalının elindeki malın iadesi bu hükümlere göre belirlenir.
  • Davalı, tereke malını zamanaşımı yoluyla kazandığını ileri süremez; bu savunma dava konusu olmaz.

Hükümleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Davanın kabulü hâlinde tereke veya terekeye dahil mal davacıya verilir.
  • Verilme, zilyetliğe ilişkin hükümler çerçevesinde gerçekleşir; davalının zilyetliği bu hükümlere göre değerlendirilir.
  • Davalı, tereke malını zamanaşımı yoluyla kazandığını savunamaz; bu savunma ile malın kendisinde kaldığını ileri süremez.
  • Davanın reddedilmesi hâlinde madde uygulanmaz ve malın davalıda kalmasının dayanağı ayrıca değerlendirilir.

Mirasçı sıfatına dayanan dava ile mülkiyete dayanan genel istihkak davası arasındaki fark nedir?

Miras sebebiyle istihkak davasında davacı, mirasçılık sıfatını ileri sürer ve tereke malının kendisine geçtiğini savunur.

Genel istihkak davasında davacı, malın kendi mülkiyetinde olduğunu ileri sürer.

Miras sebebiyle istihkak davasında davalı, zamanaşımı yoluyla kazanma savunmasını ileri süremez; genel istihkak davasında bu savunma ileri sürülebilir. Ayrıca iki davada ispat konusu olan sıfat farklıdır.

Hükümleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Miras sebebiyle istihkak davasında davalının zamanaşımı savunmasını genel istihkak davasındaki gibi dinlemek; bu davada savunma ileri sürülemez.
  • Maddeyi, mirasçılık sıfatının ispatı ve dava süresi konularına da uygulanabilir sanmak; madde bu konuları düzenlemez.
  • Malın davacıya verilmesini mülkiyet hükümlerine göre değil, yalnızca zilyetliğe ilişkin hükümler uyarınca değerlendirmemek ya da tersine mülkiyet savunmasına dayanmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mirasçılık davasında tereke malını elinde tutan kişinin mülkiyet iddiasıyla zamanaşımına dayanmasının dinlenmeyeceği kabul edilmektedir. (8. Hukuk Dairesi, 2021/13574 E., 2023/2342 K., 12.04.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Mirasçılık sıfatını ileri süren davacı, mirasçılığını ve malın terekeye dahil olduğunu ispat yükü altındadır; bu ispat mirasçılık belgesi ve miras kaydıyla yapılır.
  • Davalı, malın kendisine ait olduğunu ileri sürerse bunu zamanaşımı yoluyla kazanma dışındaki bir dayanakla ispatlamak zorundadır; zamanaşımı savunması bu davada dinlenmez.
  • Malın terekeye dahil olup olmadığı konusunda tapu kaydı, miras belgeleri ve tanık beyanları değerlendirilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun: Zilyetlik, zilyedin hakları ve zamanaşımı yoluyla kazanma gibi maddenin atıf yaptığı genel hükümler bu Kanunda yer alır.

TMK m.639 — Zamanaşımı

Madde, miras sebebiyle istihkak davasının zamanaşımına uğramasını düzenler; davacının mirasçı sıfatını ve davalının iyiniyetini öğrendiği tarihten başlayan bir yıllık süreyi, mirasbırakanın ölümü veya vasiyetnamenin açılmasından başlayan on yıllık üst süreyi ve iyiniyetli olmayan davalıya karşı yirmi yıllık süreyi kapsar. Dava hakkının kime karşı ve hangi koşullarda zamanaşımına uğrayacağı bu maddenin konusudur. Miras sebebiyle istihkak davasının hangi taşınmaz ya da tereke malları bakımından açılabileceği, terekenin iadesi ve mirasçılık belgesinin düzenlenmesi bu maddede düzenlenmez (TMK m.640-m.643 ve TMK m.598 vd. ilgili hükümler, bunlar ayrıca incelenmelidir). Kazandırıcı zamanaşımı ile malik olma (TMK m.713) ve TBK'daki genel zamanaşımı rejimi (TBK m.146-m.161) bu maddenin kapsamı dışındadır.

Zamanaşımı: hangi kavramlar bilinmeli?

Miras sebebiyle istihkak davası
Mirasçı sıfatına dayanarak terekeye ya da tereke malına sahip olan kişiye karşı açılan, mirasçının terekeyi geri isteme davasıdır. Dava, davacının mirasçılığına dayanır ve davalının elindeki malın tereke malı olduğunu ileri sürer.
İyiniyetli davalı
Terekeye ya da tereke malına sahip olduğunu, bu malın mirasbırakanın tereke malı olmadığına ya da kendi hakkı bulunduğuna dair makul inançla bildiği kişidir. Bu nitelik, bir yıllık kısa süre ile on yıllık ve yirmi yıllık uzun sürelerin ayrımında belirleyicidir.
Tereke
Mirasbırakanın ölümü anında sahip olduğu ve mirasçılara geçen mal varlığı bütünüdür. Maddede tereke ile tereke malı birlikte anılır; ikisinin de geri istenmesi bu davanın konusu olabilir.
Bir yıllık süre
Davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının terekeyi ya da tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayan kısa zamanaşımı süresidir. Öğrenme anı, mirasçılığın ve davalının konumunun birlikte bilindiği andır.
On yıllık süre
Mirasbırakanın ölümü ya da vasiyetnamenin açılması tarihinden başlayan, iyiniyetli davalı bakımından bir yıllık sürenin de dolmasını gerektiren üst zamanaşımı sınırıdır. Bu tarihten itibaren on yıl geçmekle dava, iyiniyetli davalı yönünden zamanaşımına uğrar.
Yirmi yıllık süre
İyiniyetli olmayan davalıya karşı uygulanan zamanaşımı süresidir. Maddenin ikinci fıkrasına göre bu sürenin başlangıcı, birinci fıkradaki on yıllık sürenin başlangıcı ile aynıdır.

Zamanaşımı: hangi şartlar aranır?

  • Davacının miras sebebiyle istihkak davası açabilmesi için kendisinin mirasçı olduğu ileri sürülmelidir.
  • Davalının terekeyi ya da tereke malını elinde bulundurması gerekir.
  • Davacının zamanaşımının başlaması için kendisinin mirasçılığını ve iyiniyetli davalının elindeki malı öğrenmiş olması gerekir; bu öğrenme anından itibaren bir yıllık süre işlemeye başlar.
  • Davalının iyiniyetli olduğu kabul edilirse dava, mirasbırakanın ölümünün ya da vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
  • Davalının iyiniyetli olmadığı hâllerde zamanaşımı süresi yirmi yıldır; bu hâlde davacının öğrenme anına bağlı bir kısa süre aranmaz.
  • Zamanaşımı def'i davalı tarafından süresinde ileri sürülmelidir; def'i ileri sürülmediği sürece mahkeme bunu kendiliğinden dikkate almaz.

Zamanaşımı: hangi sonuçları doğurur?

  • Bir yıllık ve on yıllık sürelerin koşulları gerçekleşirse iyiniyetli davalıya karşı miras sebebiyle istihkak davası zamanaşımına uğrar.
  • İyiniyetli olmayan davalıya karşı yirmi yıl geçmeden dava zamanaşımına uğramaz; yirmi yıl geçtikten sonra dava zamanaşımına uğrar.
  • Zamanaşımına uğrayan dava, mirasçının hakkını tamamen ortadan kaldırmaz; zamanaşımı def'i ileri sürülmediği sürece dava görülür ve mahkeme bunu kendiliğinden dikkate almaz.

İyiniyetli davalı ile iyiniyetli olmayan davalı arasındaki fark nedir?

Davalının terekeyi ya da tereke malını elinde bulundurduğunu iyiniyetle bildiği hâl; bu hâlde kısa bir yıllık süre ile on yıllık üst sınır uygulanır.

Davalının malın tereke malı olduğunu bilmesi ya da bilmesi gerekmesi hâli; bu hâlde süre yirmi yıldır.

İyiniyetli olmayan davalıya karşı süre yirmi yıla uzar; iyiniyetli davalıya karşı on yıllık sınır ve bir yıllık öğrenme süresi geçerlidir.

Bir yıllık öğrenme süresi ile on yıllık mutlak süre arasındaki fark nedir?

Bir yıllık süre, davacının kendi mirasçılığını ve davalının konumunu öğrendiği tarihten başlar.

On yıllık süre, mirasbırakanın ölümü ya da vasiyetnamenin açılması tarihinden başlar ve öğrenme anından bağımsızdır.

Dava, iki sürenin hangisi daha önce dolarsa o zaman zamanaşımına uğrar; davacı öğrense bile on yıl dolduğunda dava açamaz.

Miras sebebiyle istihkak davası ile kazandırıcı zamanaşımı (TMK m.713) arasındaki fark nedir?

Bu maddedeki dava, mirasçı sıfatına dayanır ve terekeye karşı açılır.

Kazandırıcı zamanaşımında malikliğin kazanılması, zilyetlik süresine dayanır; mirasçılık ve öğrenme anı aranmaz.

Mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımı ileri sürülemez; kazandırıcı zamanaşımı ile bu dava birbirinden ayrı değerlendirilir.

Zamanaşımı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Miras sebebiyle istihkak davasında zamanaşımını kazandırıcı zamanaşımı ile karıştırmak; bu maddedeki süreleri TMK m.713'teki 20 yıllık zilyetlik süresi gibi değerlendirmek.
  • Bir yıllık süreyi mirasbırakanın ölüm tarihinden başlatmak; oysa bu sürenin başlangıcı davacının öğrenme anıdır.
  • İyiniyetli davalıya karşı yirmi yıllık süreyi uygulamak; iyiniyetli olmayan davalı için yirmi yıl geçerlidir, iyiniyetli davalı için on yıl sınırı vardır.
  • Zamanaşımını hâkimin kendiliğinden dikkate alacağını varsaymak; zamanaşımı def'i ileri sürülmediği sürece mahkeme bunu resen göz önüne almaz.
  • On yıllık süreyi öğrenme anına bağlamak; on yıl mirasbırakanın ölümü veya vasiyetnamenin açılması tarihinden başlar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Miras sebebiyle istihkak davasında zamanaşımı hükmünün, mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımı savunmasını dışlayacak biçimde uygulandığı kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2022/3496 E., 2024/310 K., 18.01.2024)
  • Kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinilmesi TMK m.713'te düzenlenmiş olup, mirasçılık iddiasına dayanan istihkak davasından ayrı değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2014/963 E., 2015/2647 K., 18.11.2015; Hukuk Genel Kurulu, 2007/76 E., 2007/58 K., 07.02.2007)
  • Eski numaralandırmaya (TMK m.639) yapılan atıflar, bugünkü dava konusunu karıştırmaya yol açabildiğinden, dava dosyasındaki hangi maddeye dayanıldığının dikkatle kontrol edilmesi gerekmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2007/276 E., 2007/278 K., 16.05.2007; Hukuk Genel Kurulu, 2014/796 E., 2015/2772 K., 02.12.2015)
  • Tapu iptali davasının bu madde kapsamında açıldığı hallerde, davalının iyiniyet durumunun ve tapu kaydının geçerliliğinin birlikte değerlendirildiği kabul edilmektedir. (8. Hukuk Dairesi, 2021/13574 E., 2023/2342 K., 12.04.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Miras sebebiyle istihkak davasını açan davacı, kendisinin mirasçı olduğunu ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat mirasçılık belgesi ve ölüm belgesi ile yapılır.
  • Davacı, davalının terekeyi ya da tereke malını elinde bulundurduğunu ispat etmelidir; bu, tapu kaydı, zilyetlik ya da fiilî el koyma belgeleriyle gösterilebilir.
  • Zamanaşımı süresinin başlangıcı olan öğrenme anını davacı ispat etmelidir; öğrenme tarihi ile dava tarihi arasındaki fark bir yıl ya da on yıl sınırının aşılıp aşılmadığını belirler.
  • Davalının iyiniyetsizliğini ileri süren davacı, bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür; aksi hâlde yirmi yıllık süre yerine bir yıllık ve on yıllık sürenin uygulanacağı kabul edilir.
  • Zamanaşımı def'ini ileri süren davalı, süresinde ve dava dilekçesine karşı cevap dilekçesinde bunu ileri sürmelidir; def'i ileri sürülmediğinde mahkeme resen dikkate alamaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.713: Kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmazın malikliğinin kazanılmasını düzenler; uygulamada bu maddeyle miras sebebiyle istihkak davası karıştırılmaktadır, mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımı ileri sürülemez.
  • 4721 sayılı Kanun m.640: Miras sebebiyle istihkak davasının konusu olan terekenin geri alınmasına ilişkin hükümleri içerir; bu maddedeki zamanaşımı süreleri bu davaya uygulanır.
  • 4721 sayılı Kanun m.643: İyiniyetli veya kötüniyetli zilyetlerin sorumluluğuna dair hükümleri içerir; davalının iyiniyetinin belirlenmesinde ilgili olabilir.

Süreler

SüreMaddeHüküm
üç aym.633Mirasbırakanın alacaklarını elde edemeyeceklerinden inandırıcı sebeplerle kuşku duyan alacaklıları, istedikleri hâlde alacakları ödenmediği veya kendilerine güvence verilmediği takdirde, mirasbırakanın ölümünden ya da vasiyetnamenin…
yedi günm.634Mirasçılar ve tereke alacaklıları, sulh mahkemesine, tasfiye memuru tarafından yapılan veya tasarlanan işlemlerden dolayı bunu öğrendikleri tarihten başlayarak yedi gün içinde yazılı olarak şikâyette bulunabilirler.
bir yılm.639Miras sebebiyle istihkak davası, davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının terekeyi veya tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mirasbırakanın ölümünün veya…
on yılm.639Miras sebebiyle istihkak davası, davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının terekeyi veya tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mirasbırakanın ölümünün veya…
yirmi yıldırm.639İyiniyetli olmayanlara karşı zamanaşımı süresi yirmi yıldır.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

20 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2020/604 E., 2022/1020 K., 22.06.2022
    İlgili madde: m.634
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2014/796 E., 2015/2772 K., 02.12.2015
    İlgili madde: m.639
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2014/963 E., 2015/2647 K., 18.11.2015
    İlgili madde: m.639
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2007/276 E., 2007/278 K., 16.05.2007
    İlgili madde: m.639
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2007/76 E., 2007/58 K., 07.02.2007
    İlgili madde: m.639
  6. 7. Hukuk Dairesi, 2025/1335 E., 2025/4957 K., 24.11.2025
    İlgili madde: m.637
  7. 7. Hukuk Dairesi, 2025/675 E., 2025/4713 K., 06.11.2025
    İlgili madde: m.636
  8. 7. Hukuk Dairesi, 2024/4935 E., 2025/3084 K., 18.06.2025
    İlgili madde: m.636
  9. 7. Hukuk Dairesi, 2024/2450 E., 2025/1368 K., 10.03.2025
    İlgili madde: m.637
  10. 7. Hukuk Dairesi, 2024/1033 E., 2025/175 K., 09.01.2025
    İlgili madde: m.637
Diğer 10 karar
  1. 7. Hukuk Dairesi, 2024/993 E., 2024/3226 K., 05.06.2024
    İlgili madde: m.637
  2. 7. Hukuk Dairesi, 2022/3496 E., 2024/310 K., 18.01.2024
    İlgili madde: m.639
  3. 5. Hukuk Dairesi, 2023/6843 E., 2023/11738 K., 27.11.2023
    İlgili madde: m.634
  4. 8. Hukuk Dairesi, 2021/13574 E., 2023/2342 K., 12.04.2023
    İlgili madde: m.638, m.639
  5. 7. Hukuk Dairesi, 2022/6359 E., 2023/183 K., 16.01.2023
    İlgili madde: m.637
  6. 8. Hukuk Dairesi, 2013/12188 E., 2013/15891 K., 05.11.2013
    İlgili madde: m.634
  7. 8. Hukuk Dairesi, 2011/7521 E., 2012/4536 K., 21.05.2012
    İlgili madde: m.634
  8. 8. Hukuk Dairesi, 2010/4115 E., 2011/2047 K., 11.04.2011
    İlgili madde: m.634
  9. 8. Hukuk Dairesi, 2010/2112 E., 2010/4571 K., 07.10.2010
    İlgili madde: m.634
  10. İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/659 E., 2022/594 K., 10.10.2022
    İlgili madde: m.637

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 5. Miras Hukuku bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış