Kurumlar Vergisi Kanunu

Mükellefiyet (Kurumlar Vergisi Kanunu)

Kurumlar Vergisi Kanunu m.1–5/BVergi ve Vergi Usul HukukuSon değişiklik: 28.07.2024 (m.5)

Kısaca

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 1. maddesi, kurumlar vergisinin konusuna giren kurumları sayarak (sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler, iş ortaklıkları) ve kurum kazancının neyden oluştuğunu belirleyerek vergilendirilebilir kazancın kapsamını çizer. 5520 sayılı Kanun'un 2. maddesi, kurumlar vergisi bakımından mükellef sayılan kurum türlerinin tanımlarını yapar.

Kapsam

Bu konu, Kurumlar Vergisi Kanunu m.1–5/B hükümlerini kapsar.

Kurumlar Vergisi Kanunu m.1 — Verginin konusu

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 1. maddesi, kurumlar vergisinin konusuna giren kurumları sayarak (sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler, iş ortaklıkları) ve kurum kazancının neyden oluştuğunu belirleyerek vergilendirilebilir kazancın kapsamını çizer. Madde, kurumların mükellefiyetini ve kazancın gelir vergisi konusundaki gelir unsurlarına bağlanmasını düzenler. Maddede kurum kazancının hesaplanma yöntemi, matrahın tespiti, oranlar ve istisnalar yer almaz; bunlar ilgili maddelerde düzenlenmiştir. Maddenin kendisi dar mükellefiyeti, kazancın yurt içi ve yurt dışı kaynaklarına ilişkin ayrımı ve vergi oranlarını düzenlemez (Kanunun mükellefiyet, istisna ve oran hükümleri ilgili maddelerindedir). Kurumlar vergisinin tarh, beyan ve ödeme usulü ile vergi ziyaı cezaları da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Verginin konusu: hangi kavramlar bilinmeli?

Kurumlar vergisi mükellefi
Madde 1 fıkra 1'de sayılan kurumlardır. Kanun bu kurumları kazançları vergiye tabi olduğu için mükellef kılar; tüzel kişiliğe sahip olup olmadıklarına bakılarak değil, madde metnindeki listeye girip girmediklerine bakılarak belirlenirler.
Sermaye şirketleri
Türk Ticaret Kanununda düzenlenen anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerdir. Kollektif ve komandit şirketler, sermaye şirketi sayılmaz; bunlar tüzel kişilikleri nedeniyle ayrıca değerlendirilmelidir.
İktisadi kamu kuruluşları
Kamu sermayesi veya kamu sermayesinin katkısıyla, kanun ya da kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanarak kurulan ve ekonomik faaliyette bulunan kuruluşlardır. Kurulma biçimi ve sermaye yapısı bakımından ölçüt olarak kullanılır.
Dernek veya vakıflara ait iktisadi işletme
Dernek ya da vakfın kendi bünyesinde yürüttüğü ve kazanç elde eden ekonomik faaliyettir. Dernek veya vakfın kendisi değil, bu işletmenin kazancı kurumlar vergisine tabidir.
İş ortaklığı
İki veya daha fazla kişinin bir iş için ortaklaşa yürüttüğü ve madde metninde kurumlar vergisi mükellefi olarak sayılan birlikteliktir. Adi ortaklık niteliğinde olan birlikteliklerde kanun ayrı bir hüküm koymuştur.
Kurum kazancı
Maddenin ikinci fıkrasına göre gelir vergisinin konusuna giren gelir unsurlarından oluşan kazançtır. Gelir vergisi ile kurumlar vergisi arasındaki bağı kurar; kazancın tanımını gelir vergisi hükümlerine bağlar.

Verginin konusu: hangi şartlar aranır?

  • Kazancı vergilendirilecek kurumun, madde 1 fıkra 1'de bulunan bentlerden birine girmesi gerekir.
  • Kurumun elde ettiği gelirin, gelir vergisinin konusuna giren gelir unsurlarından olması gerekir.
  • Dernek veya vakıfların kendisinin kazancı kurumlar vergisine tabi değildir; yalnızca bunlara ait iktisadi işletmenin kazancı vergiye tabi tutulabilir.
  • Kurum, madde 1'de sayılan kurum türlerinden birine girmiyorsa bu maddeye göre kurumlar vergisi mükellefi sayılmaz.

Verginin konusu: hangi sonuçları doğurur?

  • Madde 1'de sayılan kurumların kazançları kurumlar vergisine tabidir.
  • Kurum kazancı, gelir vergisinin konusuna giren gelir unsurlarından oluşur; bu unsurlar dışında kalan kazanç kurum kazancına dahil edilemez.
  • Dernek veya vakıfların kendi kazancı bu madde ile doğrudan vergilendirilmez; iktisadi işletmeleri mükellef sayılır.
  • Maddede sayılmayan bir kurumun kazancı bu madde uyarınca kurumlar vergisine tabi tutulamaz.
  • Madde 1 hükmü emredicidir; mükellefiyet konusunda taraflar sözleşmeyle farklı bir düzenleme yapamaz.

Sermaye şirketleri ile kollektif ve komandit şirketler arasındaki fark nedir?

Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler, madde 1 fıkra 1 (a) bendi uyarınca kurumlar vergisi mükellefidir.

Kollektif ve komandit şirketler, sermaye şirketi tanımına girmediğinden (a) bendi kapsamında değildir.

Kollektif ve komandit şirketin mükellefiyeti ayrıca değerlendirilir; (a) bendi bunları doğrudan kapsamaz.

Dernek veya vakıf ile dernek veya vakfa ait iktisadi işletme arasındaki fark nedir?

Dernek veya vakıf, bentler kapsamındaki bir iktisadi işletme sahibi olsa da kendisi mükellef sayılmaz.

Dernek veya vakfa ait iktisadi işletme, (ç) bendi uyarınca mükellef olarak sayılır.

Vergilendirme yalnızca iktisadi işletmenin kazancı üzerinden yapılır; derneğin ya da vakfın genel kazancı bu maddeye göre vergilendirilmez.

İş ortaklığı ile kooperatif arasındaki fark nedir?

İş ortaklığı (d) bendi uyarınca doğrudan mükellef sayılır.

Kooperatif (b) bendi uyarınca mükellef sayılır ve kooperatiflere ilişkin ayrı kanun vardır.

Her ikisi de madde 1 kapsamındadır; ancak kooperatifin mükellefiyeti özel kanun düzenlemesine tabidir.

Verginin konusu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Derneğin ya da vakfın kendisini, iktisadi işletmesi bulunduğu için doğrudan kurumlar vergisi mükellefi saymak; mükellefiyet yalnızca iktisadi işletme için doğar.
  • Kollektif veya komandit şirketi (a) bendindeki sermaye şirketi gibi değerlendirmek; bu şirketler sermaye şirketi tanımına girmez.
  • Kurum kazancını gelir vergisi konusu dışındaki bir gelir kalemiyle hesaplamak; fıkra 2 kurum kazancını gelir vergisi unsurlarına bağlar.
  • Madde 1'deki listeyi genişletilebilir saymak; liste sınırlıdır ve listede olmayan bir kurum bu madde ile mükellef kılınamaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Dernek veya vakıfların kendisi kurumlar vergisi mükellefi sayılmaz; yalnızca iktisadi işletmeleri (ç) bendi kapsamında mükellef olarak kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/5416 E., 2017/6575 K., 14.11.2017; Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2014/7049 E., 2017/6576 K., 14.11.2017)
  • Dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmelerin mükellefiyeti, rekabet eşitsizliğinin önlenmesi amacıyla kabul edilmektedir; bu gerekçe kurum kazancına ilişkin uygulamayı da etkilemektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/454 E., 2024/420 K., 26.04.2024; Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2024/261 E., 2024/421 K., 26.04.2024; Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/309 E., 2024/419 K., 26.04.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Kurumun madde 1 fıkra 1'de sayılan bentlerden birine girdiğini ileri süren idare olur; bunun için kurumun tescil kaydı, ticaret sicili veya kuruluş belgesi gibi resmi kayıtlar kullanılır.
  • Derneğin ya da vakfın iktisadi işletmesinin varlığı, işletmenin ayrı muhasebe kaydı ve faaliyet belgeleriyle gösterilir; bu işletmenin varlığını iddia eden taraf bunu ispatlamalıdır.
  • Kurum kazancının gelir vergisi konusuna girdiğini gösteren gelir unsurlarını ileri süren idare olur; kazancın bu nitelikte olmadığını ileri süren mükellef bunu ispatlamalıdır.
  • İş ortaklığının varlığı, ortaklık sözleşmesi veya ortaklaşa yürütülen işe ilişkin belgelerle ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu: Madde 1 kanunun konu ve mükellefiyet bölümünü açar; diğer maddeler mükellefiyet, istisna, matrah ve oran hükümlerini düzenler.
  • 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu: Madde 1 fıkra 2 kurum kazancını gelir vergisinin konusuna giren gelir unsurlarına bağladığı için bu kanunun gelir unsuru tanımına atıf yapar.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: Sermaye şirketlerinin türlerini (anonim, limited, sermayesi paylara bölünmüş komandit) belirler; madde 1 fıkra 1 (a) bendinin kapsamını bu kanun doğrudan belirler.
  • 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu: Madde 1 fıkra 1 (b) bendindeki kooperatiflerin kuruluş ve işleyişini düzenler.

Kurumlar Vergisi Kanunu m.2 — Mükellefler

5520 sayılı Kanun'un 2. maddesi, kurumlar vergisi bakımından mükellef sayılan kurum türlerinin tanımlarını yapar. Sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, yabancı devletlere ait ticari işletmeler, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş ortaklıkları bu tanımların kapsamındadır. Madde, mükellefiyeti etkilemeyen hususları (kazanç amacı gütmeme, tüzel kişiliğin bulunmaması, ayrı muhasebe tutulmaması vb.) da belirler. Maddenin uygulanması, Türkiye'de veya yabancı ülkede kurulmuş benzer nitelikteki kurumları kapsar. Madde mükellefiyetin vergi yükü, matrah, oran, istisna ve indirimleri düzenlemez; bunlar kanunun diğer maddelerinde yer alır. Kurum kazancının tespiti, muafiyetler ve dar mükellefiyet de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Mükellefler: hangi kavramlar bilinmeli?

Sermaye şirketi
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulan anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler ile benzer nitelikteki yabancı kurumlardır. Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimine tabi fonlar ile benzer yabancı fonlar da bu Kanunun uygulanmasında sermaye şirketi sayılır.
Kooperatif
1163 sayılı Kooperatifler Kanununa veya özel kanunlarına göre kurulan kooperatiflerle benzer nitelikteki yabancı kooperatiflerdir.
İktisadi kamu kuruluşu
Devlete, il özel idarelerine, belediyelere, diğer kamu idarelerine ve kuruluşlarına ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ve 2. maddenin birinci ve ikinci fıkraları dışında kalan ticari, sınai ve ziraî işletmelerdir. Sermaye şirketi ya da kooperatif niteliği taşıyanlar bu kapsamda değerlendirilmez.
Dernek veya vakıfların iktisadi işletmesi
Dernek veya vakfa ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ve birinci ile ikinci fıkra dışında kalan ticari, sınai ve ziraî işletmelerdir. Bu Kanunda sendikalar dernek, cemaatler vakıf sayılır.
İş ortaklığı
Yukarıdaki kurumların kendi aralarında veya şahıs ortaklıkları ya da gerçek kişilerle, belli bir işi birlikte yapmak ve kazancı paylaşmak amacıyla kurdukları ortaklıklardır. Mükellefiyet talep edilmesi koşulu aranır.

Mükellefler: hangi şartlar aranır?

  • Kurumun, 2. maddede sayılan kurum türlerinden birinin tanımına uyması gerekir: sermaye şirketi, kooperatif, iktisadi kamu kuruluşu, yabancı devlet işletmesi, dernek veya vakıf iktisadi işletmesi ya da iş ortaklığı.
  • İktisadi kamu kuruluşu ve dernek veya vakıf iktisadi işletmesi için faaliyetin devamlı olması ve ticari, sınai ya da ziraî nitelikte bulunması aranır.
  • İktisadi kamu kuruluşu ve dernek veya vakıf iktisadi işletmesi sayılabilmek için 2. maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan sermaye şirketi veya kooperatif niteliğinin bulunmaması gerekir.
  • İş ortaklığının mükellefiyet tesis edilmesini talep etmiş olması gerekir; bu talep yoksa iş ortaklığı bakımından mükellefiyet doğmaz.
  • Kazanç amacı gütmemek, faaliyetin kanunla verilmiş görevler arasında bulunması, tüzel kişiliğin bulunmaması, bağımsız muhasebe tutulmaması veya ayrılmış sermaye ya da iş yerinin bulunmaması mükellefiyeti ortadan kaldırmaz.
  • Mal veya hizmet bedelinin yalnızca maliyeti karşılaması, kâr edilmemesi ya da kârın kuruluş amacına tahsis edilmesi kurumun iktisadi niteliğini değiştirmez.

Mükellefler: hangi sonuçları doğurur?

  • Madde kapsamındaki kurumlar kurumlar vergisi mükellefi sayılır.
  • Kazanç amacı gütmeme, kanunla verilmiş görevler, tüzel kişiliğin olmaması ya da bağımsız muhasebenin bulunmaması mükellefiyeti etkilemez.
  • Mal veya hizmet bedelinin yalnızca maliyeti karşılaması ya da kârın kuruluş amacına tahsis edilmesi iktisadi niteliği değiştirmez.
  • İş ortaklığı mükellefiyet talep etmediğinde iş ortaklığı kazancı kurumlar vergisine tabi olmaz ve bu durumda ortaklar kendi vergisel rejimlerine göre değerlendirilir.
  • Madde kapsamında sayılmayan gerçek kişiler ve kurumlar bu Kanunun mükellefi değildir.

Sermaye şirketi ile iktisadi kamu kuruluşu arasındaki fark nedir?

Sermaye şirketi, 6762 sayılı TTK'ya göre kurulmuş anonim, limited veya sermayesi paylara bölünmüş komandit şirkettir. Kuruluş dayanağı ticaret kanunudur.

İktisadi kamu kuruluşu, kamu idarelerine ait veya bağlı ticari işletmedir. Kamu idaresi sahipliği ve bağlılığı ölçütüdür.

Kamu idaresine ait bir şirket sermaye şirketi tanımına uyuyorsa birinci fıkra uygulanır; iktisadi kamu kuruluşu olarak değerlendirilmez. Sıralama, ikinci fıkranın öncelikli olduğunu gösterir.

İktisadi kamu kuruluşu ile yabancı devlet işletmesi arasındaki fark nedir?

İktisadi kamu kuruluşu, Türk devletine, il özel idarelerine, belediyelere ve diğer kamu idarelerine ait veya bağlı işletmelerdir.

Yabancı devletlere, yabancı kamu idare ve kuruluşlarına ait veya bağlı işletmeler ise iktisadi kamu kuruluşu gibi değerlendirilir.

Her iki durumda da aynı vergisel rejim uygulanır; yabancı devlet işletmesi için ayrı bir tanım yerine benzetme yapılmıştır.

Dernek veya vakıf iktisadi işletmesi ile dernek veya vakfın kendisi arasındaki fark nedir?

Dernek veya vakıf iktisadi işletmesi, dernek veya vakfa ait veya bağlı olup devamlı ticari, sınai veya ziraî faaliyet yürüten işletmedir.

Derneğin veya vakfın kendisi, bu faaliyetleri yürütmeyen tüzel kişiliktir.

Mükellefiyet, işletmenin iktisadi nitelik taşıyan faaliyetine göre belirlenir; vakfın veya derneğin tüm gelirleri bu kapsamda değerlendirilmez.

İş ortaklığı mükellefiyeti talep eden ile talep etmeyen arasındaki fark nedir?

Mükellefiyet talep eden iş ortaklığı, kurumlar vergisi mükellefi olarak işlem görür.

Mükellefiyet talep etmeyen iş ortaklığı, bu talebin bulunmadığı durumda ayrı bir mükellef olarak değerlendirilmez.

Mükellefiyet talep edilmediğinde kurumlar vergisi bakımından ortakların ayrı ayrı değerlendirilmesi ortaya çıkar; Danıştay kararında bu durum adi ortaklık olarak tarif edilmiştir.

Mükellefler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kazanç amacı gütmeyen bir kurumu, bu nedenle kurumlar vergisi mükellefi olmadığını düşünerek değerlendirmek; oysa madde kazanç amacını mükellefiyet için aramaz.
  • Bağımsız muhasebesi veya tüzel kişiliği bulunmayan iş ortaklığını mükellef saymamak; oysa madde bu hususların mükellefiyeti etkilemeyeceğini açıkça belirtir.
  • Kamu idaresine ait bir sermaye şirketini iktisadi kamu kuruluşu olarak değerlendirmek; birinci fıkradaki sermaye şirketi tanımı öncelikli olarak uygulanır.
  • Mal veya hizmet bedelinin maliyete eşit olmasını ticari faaliyet olmadığı sonucuna bağlamak; madde bu durumun iktisadi niteliği değiştirmeyeceğini düzenler.
  • İş ortaklığını talep olmadığı halde kurumlar vergisi mükellefi saymak; madde mükellefiyet talebini açıkça aramaktadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay ve Danıştay, iş ortaklığının kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis ettirmesi veya tercih etmemesi halinde adi ortaklık gibi değerlendirilmesini kabul etmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2022/889 E., 2024/155 K., 06.03.2024)
  • Kurumlar vergisi mükellefi olarak sayılan kurumların tespitinde, 2. maddenin sayma yoluyla düzenlendiği ve her bir kurum türünün tanımına bakılması gerektiği kabul edilmektedir. (3. Daire, 2023/10183 E., 2024/6939 K., 17.12.2024)
  • Mükellefiyet bakımından maddedeki iş ortaklığı tanımına uyup uymadığının, ortaklar arasındaki ilişkiye ve kazancın paylaşılmasına göre incelenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (4. Daire, 2018/24 E., 2021/10276 K., 20.12.2021; 4. Daire, 2017/2140 E., 2021/10278 K., 20.12.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Kurumlar vergisi mükellefiyetini ileri süren idare olduğundan, kurumun 2. maddedeki kurum türlerinden birine uyduğunu gösterme yükü idarededir.
  • Sermaye şirketi niteliği ticaret sicil kaydı ve esas sözleşme ile, kooperatif niteliği kuruluş kanunu ve kayıtlarla ispatlanır.
  • İktisadi kamu kuruluşu veya dernek/vakıf iktisadi işletmesi olduğu iddia edilen kurumda, kamu idaresine veya derneğe bağlılık ve faaliyetin devamlılığı belgelerle gösterilir.
  • İş ortaklığı mükellefiyet talep etmiş ise bu talebin varlığı ve sözleşme belgeleri, talep etmemiş ise adi ortaklık niteliği ortakların sözleşmesiyle ispat edilir.
  • Kurumun kazanç amacı gütmediği veya kârın kuruluş amacına tahsis edildiği savunması, savunmayı yapan tarafça bilanço ve kayıtlarla ispatlanır; bu durum mükellefiyeti kaldırmaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu: Sermaye şirketlerinin (anonim, limited, sermayesi paylara bölünmüş komandit) kuruluşunu ve niteliğini belirleyen kanundur; maddedeki sermaye şirketi tanımı buna dayanır.
  • 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu: Kooperatiflerin kuruluşunu düzenler; madde bu kanuna göre kurulan kooperatifleri mükellef sayar.

Kurumlar Vergisi Kanunu m.3 — Tam ve dar mükellefiyet

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 3. maddesi, kurumların vergi mükellefiyetinin türünü (tam ya da dar mükellefiyet) belirler ve dar mükellefiyette vergilendirilecek kurum kazancının kapsamını beş bentte sayar. Ayrıca kanunî merkez ile iş merkezinin tanımını verir ve Türkiye'de kazanç elde edilmesi ile daimî temsilci konularında 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun ilgili hükümlerini uygulanabilir kılar. Madde, Kanunun 1. maddesinde sayılan kurumlara uygulanır. Maddenin kendisi vergi oranını, matrahın hesaplanmasını, beyan ve ödeme yükümlülüklerini düzenlemez; bunlar ilgili diğer maddelerde yer alır. Kurumlar vergisinden muafiyet ve istisnalar (m.5 ve m.5/A gibi), dar mükellefiyette stopaj ve nihai vergi uygulaması ile Türkiye'deki kazançların vergi matrahının ayrıca hesaplanma usulü bu maddede yer almaz.

Tam ve dar mükellefiyet: hangi kavramlar bilinmeli?

Tam mükellefiyet
Kanunî veya iş merkezi Türkiye'de bulunan kurumların, Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden vergilendirilmesidir. Burada belirleyici olan kazancın kaynağı değil, merkezin yeridir.
Dar mükellefiyet
Kanunî merkez ve iş merkezinin ikisinin de Türkiye'de bulunmadığı kurumların, yalnızca Türkiye'de elde ettikleri kazançlar üzerinden vergilendirilmesidir.
Kanunî merkez
Vergiye tabi kurumun kuruluş kanunu, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, tüzük, ana statü veya sözleşmesinde gösterilen merkezdir. Gerçek fiili yönetim yeri bu tanımın kapsamında değildir.
İş merkezi
İş bakımından işlemlerin fiilen toplandığı ve yönetildiği merkezdir. Kanunî merkezden farklı olarak fiili yönetim yerine bakılır.
Daimî temsilci
Maddenin üçüncü fıkrasında atıf yapılan 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre, yabancı kurumu Türkiye'de sürekli temsil eden kişidir. Bu nitelik, dar mükellefiyette ticari kazancın Türkiye'de elde edildiğinin tespitinde aranır.
Türkiye'de elde edilmiş kazanç
Dar mükellefiyette vergiye konu olan, Türkiye'de kaynağı bulunan kazanç ve iratlardır. Üçüncü fıkranın bentlerinde sayılan kazanç türleriyle sınırlıdır.

Tam ve dar mükellefiyet: hangi şartlar aranır?

  • Mükellefin Kanunun 1. maddesinde sayılan kurumlardan olması gerekir.
  • Tam mükellefiyet için kanunî merkez veya iş merkezinden en az birinin Türkiye'de bulunması gerekir; bu halde kazancın Türkiye içinde ya da dışında elde edilmiş olması fark etmez.
  • Dar mükellefiyet için kanunî merkez ile iş merkezinin ikisinin de Türkiye'de bulunmaması gerekir.
  • Dar mükellefiyette vergiye konu kazanç, üçüncü fıkranın (a)-(e) bentlerinde sayılan kazanç ve iratlardan biri olmalıdır.
  • Üçüncü fıkranın (a) bendindeki ticari kazanç için, yabancı kurumun 213 sayılı VUK hükümlerine uygun Türkiye'de iş yeri bulunması veya daimî temsilci bulundurması gerekir ve kazanç bu yer ya da temsilci vasıtasıyla elde edilmiş olmalıdır.
  • Yabancı kurumun Türkiye'de satın aldığı malları yalnızca ihraç etmek üzere yurt dışına göndermesinden doğan kazanç Türkiye'de elde edilmiş sayılmaz; bunun için malın Türkiye'de satılmış olması gerekir. Satış, alıcı veya satıcının ya da her ikisinin Türkiye'de olması ya da satış sözleşmesinin Türkiye'de yapılması hâllerinde Türkiye'de satış sayılır.
  • Kazanç veya irat ile gelir unsurlarının Türkiye'de elde edildiğinin ve daimî temsilcinin Türkiye'de bulundurulduğunun tespiti, 193 sayılı Kanunun ilgili hükümlerine göre yapılmalıdır.

Tam ve dar mükellefiyet: hangi sonuçları doğurur?

  • Kanunî merkez veya iş merkezinden birinin Türkiye'de bulunması hâlinde kurum tam mükellef sayılır ve dünya çapındaki tüm kazancı üzerinden vergilendirilir.
  • Her iki merkezin de Türkiye dışında bulunması hâlinde kurum dar mükellef olur ve yalnızca Türkiye'de elde ettiği kazançlar vergiye tabi tutulur.
  • Dar mükellefiyette kurum kazancı, üçüncü fıkranın (a)-(e) bentlerinde sayılan kazanç ve iratlardan oluşur; bunların dışındaki yurt dışı kazançlar vergi dışıdır.
  • Yabancı kurumun Türkiye'de iş yeri veya daimî temsilcisi varsa ticari kazancı dar mükellefiyet kapsamına girer; bu bağ yoksa ticari kazanç Türkiye'de elde edilmiş sayılmaz.
  • Yabancı kurumun Türkiye'den ihraç amaçlı mal alıp Türkiye'de satmadan yurt dışına göndermesinden doğan kazanç vergilendirilmez.
  • Kazanç ve gelir unsurlarının Türkiye'de elde edilmesi ile daimî temsilcinin varlığına ilişkin uyuşmazlıklarda 193 sayılı Kanunun ilgili hükümleri uygulanır.
  • Madde kendi başına vergi oranı veya matrah hesabı koymaz; bu konularda ilgili diğer hükümler esas alınır.

Tam mükellefiyet ile dar mükellefiyet arasındaki fark nedir?

Kanunî merkez veya iş merkezinden en az birinin Türkiye'de bulunduğu kurumlar tam mükellefiyete tabidir.

Kanunî merkez ve iş merkezinin ikisinin de Türkiye'de bulunmadığı kurumlar dar mükellefiyete tabidir.

Tam mükelleflerin tüm dünya kazançları vergilendirilir; dar mükelleflerde yalnızca Türkiye'de elde edilen kazançlar vergiye tabidir.

Kanunî merkez ile iş merkezi arasındaki fark nedir?

Kanunî merkez, kuruluş kanunu, kararname, tüzük, ana statü ya da sözleşmede gösterilen merkezdir.

İş merkezi, işlemlerin fiilen toplandığı ve yönetildiği yerdir.

Kurumun mükellefiyet türü, iki merkezden hangisinin Türkiye'de olduğuna göre belirlenir; kağıt üzerindeki merkez ile fiili yönetim yeri farklı olabilir.

(a) bendi ticari kazanç ile (b)-(e) bentleri kazanç türleri arasındaki fark nedir?

Ticari kazanç, Türkiye'de iş yeri veya daimî temsilci vasıtasıyla elde edilmelidir.

Ziraî işletme, serbest meslek, kira ve menkul sermaye iratları ile diğer kazanç ve iratlarda ise Türkiye'de elde edilme aranır.

Ticari kazanç için yer ya da temsilci bağı şarttır; diğer bentlerde bu bağ aranmaz, kazancın Türkiye'de elde edilmiş olması yeterlidir.

Türkiye'de ihraç için satın alınan mal ile türkiye'de satılan mal arasındaki fark nedir?

Malı Türkiye'de satın alıp yalnızca ihraç amacıyla yurt dışına gönderen kurumun bu işlemden doğan kazancı Türkiye'de elde edilmiş sayılmaz.

Alıcı, satıcı ya da her ikisi Türkiye'de olan veya sözleşme Türkiye'de yapılan satışlardan doğan kazanç Türkiye'de elde edilmiş sayılır.

Birinci durumda kazanç dar mükellefiyet vergisine tabi tutulmaz; ikinci durumda ticari kazanç olarak vergilendirilir.

Tam ve dar mükellefiyet: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kanunî merkezi kuruluş belgesinde yazılı yer ile fiilen yönetilen yeri birbirine karıştırmak; tam mükellefiyet tespitinde iş merkezinin fiili yönetim yerine bakılması gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Tam ya da dar mükellefiyeti belirlerken yalnızca kazancın nerede elde edildiğine bakmak; oysa tam mükellefiyette kazancın yeri önemli değildir, belirleyici olan merkezin yeridir.
  • Dar mükellefiyette tüm yurt dışı kazançları vergilendirmek; yalnızca üçüncü fıkranın (a)-(e) bentlerinde sayılan Türkiye kaynaklı kazançlar vergiye tabidir.
  • Yabancı kurumun Türkiye'de iş yeri veya daimî temsilcisi bulunmadığı halde ticari kazancını dar mükellefiyet kapsamında saymak.
  • Türkiye'den ihraç amaçlı alınan malların yurt dışına gönderilmesinden doğan kazancı, satış yeri ve alıcı konumuna bakmadan vergilendirmek; satışın Türkiye'de sayılma ölçütleri (alıcı, satıcı, sözleşme yeri) ayrıca incelenmelidir.
  • Maddenin vergi oranı ya da matrah hesabı koyduğunu varsaymak; bu madde yalnızca mükellefiyet türü ve kazanç kapsamını düzenler.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, dar mükellefiyet değerlendirmesinde önce kanunî merkez ile iş merkezinin ikisinin de Türkiye'de bulunup bulunmadığına bakmakta, ardından vergilendirmenin Türkiye'de elde edilen kazançla sınırlı olduğunu vurgulamaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/1313 E., 2025/1163 K., 23.09.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/653 E., 2024/1254 K., 19.09.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2023/1056 E., 2024/168 K., 13.02.2024)
  • Dar mükellefiyet tespitinde kurumun kanunî merkezinin tek başına belirleyici olmadığı, iş merkezinin fiilen toplanıp yönetildiği yerin de incelenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/1313 E., 2025/1163 K., 23.09.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/653 E., 2024/1254 K., 19.09.2024)
  • Dar mükellefiyetin, Türkiye'de elde edilen gelirlerin vergilendirilmesi amacına yönelik olduğu ve mülkiyet hakkı ile ilgili sonuçlar doğurduğu belirtilmektedir. (3. Daire, 2023/6456 E., 2025/2556 K., 27.05.2025)
  • Kredi veren kurumların kanunî ve iş merkezlerinin Türkiye'de bulunmadığı, ilişkili olmayan kişilere de kredi verdiği hallerde maddenin dar mükellefiyet kapsamına girdiği değerlendirilmektedir. (4. Daire, 2022/1202 E., 2022/2041 K., 30.03.2022)
  • Üçüncü fıkranın (2) numaralı bağlantısında, dar mükellefiyet kazancının yalnızca Türkiye'de elde edilen kazançla sınırlandığı ve bu sınırın kapsamının belirlenmesinde dikkat edilmesi gerektiği ifade edilmektedir. (3. Daire, 2023/6325 E., 2025/483 K., 07.02.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Kurumun tam mı dar mı mükellef olduğu iddiasını ileri süren taraf, kanunî merkez ve iş merkezinin yerini kanıtlamakla yükümlüdür; kuruluş belgeleri (ana sözleşme, statü) kanunî merkezi, fiili yönetim kayıtları ise iş merkezini gösterir.
  • Yabancı kurumun Türkiye'de iş yeri veya daimî temsilci bulundurduğu iddiası, idarenin ya da iddiayı ileri süren tarafın ticari sicil, iş yeri kayıtları ve temsilciye ilişkin belgelerle ispat etmesi gerekir.
  • Mal ihracı işleminin Türkiye'de satış sayılmadığı savunmasını yapan kurum, satış sözleşmesinin yeri, alıcı ve satıcının konumu gibi belgelerle bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür.
  • Türkiye'de elde edilen kazancın varlığı ve kaynağı, 193 sayılı Kanunun ilgili hükümlerine göre belgelerle ortaya konulur; kazancın Türkiye dışında elde edildiğini iddia eden taraf bunu kanıtlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5520 sayılı Kanun m.1: Maddenin uygulanacağı kurumları belirler; dar ve tam mükellefiyet bu kurumlar bakımından söz konusu olur.
  • 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu: Üçüncü fıkrada atıf yapılan, kazancın Türkiye'de elde edilmesi ve daimî temsilcinin bulundurulması konularındaki ilgili hükümlerdir.
  • 213 sayılı Vergi Usul Kanunu: Üçüncü fıkranın (a) bendinde, Türkiye'de iş yerinin VUK hükümlerine uygun olması koşulu aranmaktadır.

Kurumlar Vergisi Kanunu m.4 — Muafiyetler

5520 sayılı Kanun'un 4. maddesi, kurumlar vergisinden muaf tutulan kurumları birinci fıkrada (a)'dan (p)'ye kadar bentler hâlinde sayar. Bentler kamu idarelerinin işlettiği eğitim, sağlık, sosyal yardım ve benzeri kuruluşlar, belli sermaye şirketi ve kooperatifler, bilimsel araştırma kuruluşları, belirli kamu kurumları ile bazı özel amaçlı kuruluşları kapsar. Madde, muafiyetin hangi kurum türü için geçerli olduğunu belirler; muafiyetin kapsamı kurumun niteliğine ve bentte aranan şartlara bağlıdır. Maddenin ikinci fıkrası uygulamaya ilişkin usullerin Maliye Bakanlığınca belirlenmesini öngörür. Madde, kurumlar vergisinin matrah, oran ve beyan yükümlülüklerini düzenlemez (5520 m.5, m.32 ve devamı). Muaf kurumun kazancının bir kısmının vergilendirilmesi, ortak dışı işlemler gibi konular da bentlerin kendi metninde ayrıca düzenlenmiş olmakla birlikte, vergi tarh ve tahsil usulü ile ilgili hükümler (213 sayılı Vergi Usul Kanunu) bu maddenin kapsamında değildir. Muafiyetin Gelir Vergisi veya diğer vergi türlerindeki karşılığı da bu madde ile düzenlenmez.

Muafiyetler: hangi kavramlar bilinmeli?

Kurumlar vergisi muafiyeti
Maddede sayılan kurumların kurumlar vergisi mükellefiyetinden çıkarılmasıdır. Muafiyet, kurumun türüne ve bentte aranan şartın gerçekleşmesine bağlıdır; her bentin kendi koşulu vardır.
Kamu idare ve kuruluşları
Birçok bentte muafiyetin ön koşulu olarak yer alan, kamu tüzel kişilerini ifade eden kavramdır. Özel hukuk tüzel kişilerinin işlettiği kuruluşlar bu bentlerin kapsamına girmez.
Ortak dışı işlem
Kooperatiflerin ortakları dışındaki kişilerle yaptığı işlemler ile ana sözleşmede yer almayan konularda ortaklarıyla yaptığı işlemlerdir. Bu işlemlerden elde edilen kazanç muafiyet kapsamında kabul edilmez ve ayrı bir iktisadi işletme sayılır.
Ana sözleşmede kazanç dağıtma yasağı
Bent (k)'ya göre kooperatif ana sözleşmesinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi ve yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması gerektiğini ifade eder. Bu şartlar yazılı olmakla yetinilmez, fiilen uyulması da aranır.
Yapı kooperatifi
Bent (k) kapsamında, yapı ruhsatı ve arsa tapusunun kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edildiği ve yönetim ile denetim kurullarında inşaat işini üstlenenlere yer verilmeyen kooperatiftir. Bu nitelikteki kooperatifler için ek şartlar uygulanır.
Münhasıran bilimsel araştırma ve geliştirme
Bent (m) kapsamında muafiyetin konusu olan faaliyet türüdür. Kurumun faaliyetinin bu alanla sınırlı olması aranır; muafiyetin şartları Maliye Bakanlığınca belirlenir.
Teminat sorumluluk fonu
Bent (l) kapsamında, kredi teminatı sağlamak amacıyla kurulmuş kurumların kazançlarını ekledikleri fondur. Fon ortaklara dağıtılmaz ve kredi sağlayan banka veya kuruluşlara yatırılır.

Muafiyetler: hangi şartlar aranır?

  • Kurum, birinci fıkranın bentlerinden birinde sayılan kurum türlerinden birine girmelidir.
  • Kamu idare ve kuruluşlarının işlettiği kurumlarda (a), (b), (c), (ç) ve (d) bentleri kamu idaresi niteliğini şart koşar; bu nitelik taşınmadan ilgili bent uygulanamaz.
  • Kooperatiflerde (k) bendi uyarınca ana sözleşmede kazanç dağıtma yasağı, yönetim kurulu üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesi hükümleri bulunmalı ve bu hükümlere fiilen uyulmalıdır.
  • Yapı kooperatiflerinde ek olarak yönetim ve denetim kurullarında inşaat işini üstlenen gerçek veya tüzel kişilere, bunlarla ilişkili kişilere ya da onlarla işçi veya işveren ilişkisi bulunanlara yer verilmemelidir.
  • Yapı kooperatiflerinde yapı ruhsatı ile arsa tapusunun kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olması aranır.
  • Kooperatifin ortak dışı işlemlerden elde ettiği kazanç muafiyet dışında tutulur; bu kazanç ayrı bir iktisadi işletme kazancı sayılır.
  • Özelleştirme İdaresi, Toplu Konut İdaresi ve 5602 sayılı Kanun kapsamındaki hasılat payı karşılığı hak devralan kurumlar (g) bendinin dışında tutulur.
  • Münhasıran bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyeti yürütülmelidir; muafiyetin şartları Maliye Bakanlığınca belirlenir.
  • Teminat fonu kurumlarında (l) bendi uyarınca yalnızca kredi teminatı sağlamak amacı taşınmalı, kazançlar teminat sorumluluk fonlarına eklenmeli ve fonlar ortaklara dağıtılmadan kredi sağlayan banka ve kuruluşlara yatırılmalıdır.

Muafiyetler: hangi sonuçları doğurur?

  • Madde kapsamındaki kurum, bentte aranan şartları taşıdığı sürece kurumlar vergisi mükellefiyetinden muaf tutulur.
  • Kooperatiflerde (k) bendi şartlarından birinin fiilen ihlali halinde muafiyet kaybedilir ve kooperatif kurumlar vergisi mükellefi olur.
  • Yapı kooperatifi için bentte sayılan ek şartlardan birinin ihlali muafiyeti kaldırır.
  • Ortak dışı işlemlerden elde edilen kazanç muafiyet kapsamında değerlendirilmez ve vergiye tabi tutulur.
  • Kooperatifin iktisadi işletmelerinden ve tam mükellefiyete tabi başka bir kurumun sermayesine katılımlarından kazanç elde etmesi ve bu kazançları daha sonra ortaklara dağıtması, kooperatifin muafiyetine etki etmez.
  • Muafiyetin uygulanmasına ilişkin usuller Maliye Bakanlığınca belirlenir.
  • Kamu idaresi niteliği taşımayan kurum, (a) ile (d) arasındaki bentlerden yararlanamaz.
  • (l) bendinde kazançların fona eklenmemesi veya fonların dağıtılması halinde muafiyet sona erer.

Kamu idaresi işletmesi ile özel hukuk işletmesi arasındaki fark nedir?

(a), (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde muafiyet, kamu idare ve kuruluşları tarafından işletilen kurumlara tanınır.

Özel hukuk tüzel kişilerinin işlettiği benzer kuruluşlar bu bentlerden yararlanamaz.

Aynı tür kuruluş (örneğin hastane veya öğrenci yurdu) yalnızca kamu işletmesi olduğunda muaf olur; özel işletme ise bu bentler yerine başka bir bente bağlı değilse vergiye tabi olur.

Kooperatif (k) bendi ile yapı kooperatifi arasındaki fark nedir?

Genel kooperatifler için (k) bendinin temel şartları yeterlidir: kazanç dağıtma yasağı, pay verilmemesi, yedeklerin dağıtılmaması ve ortaklarla iş görülmesi.

Yapı kooperatifleri bu temel şartlara ek olarak, inşaat işini üstlenenlere yer vermeme ve ruhsat ile tapunun kooperatif adına olması şartlarını taşımalıdır.

Yapı kooperatifinde ek şartların biri bile ihlal edilirse muafiyet kaybedilir ve ilgili hesap dönemi için kurumlar vergisi tarhına konu olabilir.

Ortakla iş ile ortak dışı iş (kooperatif) arasındaki fark nedir?

Kooperatifin ana sözleşmede yer alan konularda ortaklarıyla yaptığı işlemler muafiyet kapsamında kalır.

Ortak dışı kişilerle yapılan işlemler veya ana sözleşme dışı konulardaki işlemler ortak dışı işlem sayılır.

Ortak dışı işlemden elde edilen kazanç muafiyet dışında tutulur ve ayrı bir iktisadi işletme kazancı olarak vergilendirilir. Faaliyete tahsis edilmiş ve ekonomik ömrünü tamamlamış demirbaş, makine, teçhizat, taşıt ve benzeri amortismana tabi iktisadi kıymetlerin elden çıkarılması ile yapı kooperatiflerinin arsa karşılığı daire elde etmesi ortak dışı işlem sayılmaz.

Genel bent ile özel bent (Şans oyunu hariç tutulması) arasındaki fark nedir?

(g) bendi, 5602 sayılı Kanun'da tanımlanan ilgili kurumlara muafiyet tanır.

Özelleştirme İdaresi, Toplu Konut İdaresi ve hasılat payı karşılığı hak devralan kurumlar bu muafiyetin dışında bırakılmıştır.

Bu kurumlar hasılat payı karşılığı hak devralmış olduklarında muafiyetten yararlanamazlar.

Teminat fonu (l) ile genel kurum arasındaki fark nedir?

(l) bendi yalnızca kredi teminatı sağlamak için kurulan ve kazançlarını teminat fonuna ekleyen kurumlara uygulanır.

Kredi teminatı dışında faaliyet gösteren ya da kazançlarını fona eklemeyen kurumlar bu bentten yararlanamaz.

Fonun ortaklara dağıtılması veya kredi sağlayan kuruluşlara yatırılmaması muafiyeti ortadan kaldırır.

Muafiyetler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yapı kooperatiflerinde yalnızca genel kooperatif şartlarının sağlandığını kabul edip ek şartları (ruhsat, tapu, yönetim kurulu bileşimi) incelememek.
  • Ana sözleşmede yazılı şartların varlığını yeterli saymak, fiilen uyulup uyulmadığını araştırmamak.
  • Ortak dışı işlemlerin tamamını ortak dışı saymak; demirbaş elden çıkarma veya arsa karşılığı daire elde etme gibi istisnaları gözden kaçırmak.
  • Kooperatifin iktisadi işletme kazancını ve iştiraklerinden elde ettiği kazancı muafiyet kapsamında saymak; oysa bu kazançlar muafiyeti etkilemez, ayrı değerlendirilir.
  • Özel hukuk tüzel kişisinin işlettiği hastane, okul veya yurdu (a)–(d) bentleri kapsamında muaf saymak.
  • Özelleştirme İdaresi, Toplu Konut İdaresi veya hasılat payı karşılığı hak devralan kurumu (g) bendi kapsamında muaf saymak.
  • Kanun metninde yer almayan bir süre veya tutar uygulamak; bu maddede süre bulunmamaktadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kooperatiflerde (k) bendi şartlarının yalnızca ana sözleşmede yazılı olması yetmez, fiilen uyulması aranır ve bu nitelik vergi incelemesiyle ortaya konulur. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2019/655 E., 2020/1037 K., 07.10.2020)
  • Yapı kooperatiflerinde muafiyetin kaybedilmesi, ilgili hesap dönemi için takdir komisyonu kararı ve buna bağlı kurumlar vergisi tarhıyla sonuçlanabilmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2019/655 E., 2020/1037 K., 07.10.2020)
  • Ortak dışı işlem sayılmayan istisnalar (demirbaş elden çıkarma, arsa karşılığı daire) dar yorumlanmakta; bunların dışındaki ortak dışı gelirler muafiyet dışında bırakılmaktadır. (4. Daire, 2023/735 E., 2023/2009 K., 05.04.2023)
  • Yapı kooperatiflerinde arsa karşılığı kat sözleşmesinin ve tapu devrinin ortak dışı işlem niteliği taşıyıp taşımadığı uyuşmazlık konusu olmakta, dairelerin yükleniciye devri de muafiyet açısından incelenmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2020/1862 E., 2024/273 K., 29.02.2024)
  • Yapı kooperatiflerinde (k) bendinin ek şartlarına ilişkin ihlal tespitlerinde, şartın yerine getirilip getirilmediği somut olayda ayrıca araştırılmaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2022/1149 E., 2023/4340 K., 11.07.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Muafiyetten yararlanan kurum, bentte aranan şartları taşıdığını ispatlamakla yükümlüdür; kooperatifin ana sözleşmesi ve genel kurul kararları yazılı delil olarak sunulmalıdır.
  • Kooperatifin fiilen kazanç dağıtmadığı ve yedekleri ortaklara dağıtmadığı, defter ve banka kayıtlarıyla ispatlanır; ana sözleşmede yazılı olması tek başına yeterli sayılmaz. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2019/655 E., 2020/1037 K., 07.10.2020)
  • Ortak dışı işlemin varlığını iddia eden idare, işlemin ortak dışı nitelikte olduğunu belgelerle ortaya koymalıdır; kooperatif ise istisnanın (demirbaş satışı, arsa karşılığı daire) koşullarını ispatlamalıdır. (4. Daire, 2023/735 E., 2023/2009 K., 05.04.2023)
  • Yapı kooperatifinde yönetim ve denetim kurullarının bileşimi ile tapu ve ruhsat kayıtları resmi kayıtlarla ispatlanır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2020/1862 E., 2024/273 K., 29.02.2024)
  • Muafiyet için kurumun kamu idaresi niteliğini taşıdığını (a)–(d) bentleri bakımından ilgili kamu kayıtlarıyla ispatlaması gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5520 m.13: (k) bendinde anılan ilişkili kişilerin tespiti için başvurulan maddedir; yapı kooperatiflerinde yönetim ve denetim kurullarına yer verilmeyecek kişilerin kapsamını belirler.
  • 5602 sayılı Kanun m.3: (g) bendinde anılan şans oyunları hasılatından alınan vergi, fon ve paylar kapsamındaki ilgili kurum ve kuruluşların tanımını verir.
  • 4749 sayılı Kanun m.7/A: (o) bendinde anılan varlık kiralama şirketlerinin kuruluş dayanağıdır.
  • 5910 sayılı Kanun m.18: (p) bendinde anılan ihracat kredisi kefaleti kapsamındaki kurumların kuruluş dayanağıdır.
  • 4749 sayılı Kanun: Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, (o) bendinde varlık kiralama şirketlerinin tanımı için dayanak oluşturur.

Kurumlar Vergisi Kanunu m.5 — İstisnalar

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5. maddesi, kurumlar vergisinden müstesna tutulan kazançları birinci fıkrada bentler hâlinde sayar: kurumların iştirak ve fon katılma paylarından elde ettiği kâr payları ile iştirak hisselerinin satış kazancı (a, e), yurt dışı iştirak kazançları ve yurt dışı iştirak hisselerinin elden çıkarılması (b, c), anonim şirket pay primleri (ç), Türkiye'de kurulu belirli fon ve ortaklıkların kazançları (d), yurt dışı iş yeri kazançları (g), belirli sat-geri kirala ve varlık kiralama işlemleri (j, k) ile kooperatif risturnları (i) ve belirli eğitim ve rehabilitasyon faaliyetleri (ı). İkinci fıkra vergi oranlarına ilişkin Cumhurbaşkanı yetkisini, üçüncü fıkra ise istisna kazançlara ait giderlerin indirilmesini düzenler. Madde, kurumlar vergisi oranını, matrah tespitini, beyanname ve ödeme yükümlülüklerini düzenlemez (bunlar sırasıyla 5520 m.32 ve 5520 m.6 ile 5520 m.1 kapsamındadır). Kanun'un 5. maddesi kurumları esas alır; gerçek kişilerin gelir vergisi istisnaları bu maddenin kapsamında değildir. Kurumlar vergisi istisnası ile damga vergisi istisnası (ör. 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun ilgili istisnaları) ayrı rejimlerdir ve bu madde damga vergisini düzenlemez. Zamanaşımı ve vergi ziyaı cezasına ilişkin usul hükümleri de bu maddede yer almaz.

İstisnalar: hangi kavramlar bilinmeli?

Tam mükellefiyet
Kanunî veya iş merkezinin Türkiye'de bulunması hâlinde kurumun dünya çapındaki kazancının Türkiye'de vergilendirilmesi durumudur. Bu maddede (a) ve (b) bentlerinde iştirak edilen kurumun tam mükellef olup olmadığı ayrım ölçütüdür.
İştirak kazancı
Kanunî ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan anonim veya limited şirket niteliğindeki şirketlerden, (b) bendindeki şartları taşıyan biçimde elde edilen kâr payı kazancıdır. Bendin şartları karşılanmazsa istisna uygulanmaz.
Vergi yükü
Yurt dışı iştirakin kanunî veya iş merkezinin bulunduğu ülkede, dönemde tahakkuk eden ve kâr payına kaynak olan kazançlar üzerinden ödenen vergiler dahil gelir ve kurumlar vergisi benzeri verginin, dönemde elde edilen toplam dağıtılabilir kurum kazancı ile tahakkuk eden gelir ve kurumlar vergisi toplamına oranıdır. Asgari oran %15'tir; esas faaliyet konusu finansman temini, sigorta veya menkul kıymet yatırımı olan şirketlerde Türkiye'de uygulanan kurumlar vergisi oranıdır.
İştirak hissesi
Kurumun başka bir kurumun sermayesine katılım yoluyla edindiği paydır. Satış istisnası için aktifte en az iki tam yıl bulunması aranır; bu süre tespit edilmeden istisnanın uygulanamayacağı anlaşılır.
Nakit varlıklar dışındaki aktif
(c) bendinde, yurt dışı iştirak hisselerinin elden çıkarılması istisnası için aranan oranın hesabında kullanılan aktif kalemleridir. Oran aktif toplamının en az %75'idir ve bu tutar nakit varlıklar çıkarıldıktan sonra hesaplanır.
Özel fon hesabı
Satış kazancının istisnadan yararlanan kısmının pasifte tutulduğu özel hesaptır. Bu hesapta tutulan tutar, belirtilen süre boyunca sermaye ilavesi dışında başka hesaba nakledilemez.
Risturn
Tüketim kooperatiflerinin ortaklarının kişisel ve ailevi gıda ve giyecek ihtiyaçlarını karşılamak için yaptığı alımların değerine göre hesapladığı iade tutarıdır. Ortaklardan başka kimselerle yapılan işlemlerin risturnu bu istisnadan yararlanamaz.
Kazancın elde edildiği tarih
Yurt dışı iştirak ve iştirak hissesi süreleri ile bazı oranların hesabında başlangıç anıdır. Bedelsiz veya rüçhan yoluyla edinilen paylarda eski payın elde edilme tarihi esas alınır.

İstisnalar: hangi şartlar aranır?

  • Kurumun, kâr payı veya satış kazancının istisna kapsamındaki bir bentte sayılan kaynaktan doğmuş olması gerekir; istisna bentleri birbirinden bağımsızdır ve bir bentte sağlanmayan şart diğer bentte aranmaz.
  • Kâr payı istisnasında (a bendi), dağıtan kurumun tam mükellef bir kurum olması ve sahip olunan payın ilgili fon veya ortaklığın türüne göre tanımlanan niteliği taşıması gerekir; fon ve ortaklık ayrımı bendin ikinci cümlesindeki sınırlamaya tabidir.
  • Yurt dışı iştirak kazancında (b bendi) iştirak payını elinde tutan kurumun, iştirak edilen şirketin ödenmiş sermayesinin en az %10'una sahip olması zorunludur.
  • Yurt dışı iştirak kazancında iştirak payının, kazancın elde edildiği tarih itibarıyla kesintisiz en az bir yıl elde tutulmuş olması gerekir; rüçhan veya iç kaynaklı sermaye artırımında eski payın elde edilme tarihi esas alınır.
  • Yurt dışı iştirak kazancında iştirak edilen şirketin kanunî veya iş merkezinin bulunduğu ülkede vergi yükünün en az %15 olması gerekir; esas faaliyet konusu finansman temini, sigorta veya menkul kıymet yatırımı olan şirketlerde bu oran Türkiye'deki kurumlar vergisi oranı kadardır.
  • Yurt dışı iştirak kazancının, elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye'ye transfer edilmiş olması gerekir.
  • Yurt dışı iştirak hisselerinin elden çıkarılmasında (c bendi), kazancın elde edildiği tarih itibarıyla aralıksız en az bir yıl, nakit varlıklar hariç aktif toplamının en az %75'ini oluşturan ve en az iki tam yıl aktifte bulunan iştirak hisseleri aranır.
  • Anonim şirket pay primi istisnasında (ç bendi), payların bedelinin itibarî değeri aşan kısmı istisna kapsamına girer.
  • Satış kazancı istisnasında (e bendi), iştirak hisselerinin, kurucu senetlerinin, intifa senetlerinin, rüçhan haklarının ve (a) bendi kapsamındaki yatırım fonu katılma paylarının en az iki tam yıl aktifte bulunmuş olması ve satışının yapılması gerekir; istisna kazancın %75'i oranındadır.
  • Satış kazancının istisnadan yararlanan kısmı satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar özel fon hesabında tutulmalı ve satış bedeli satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmelidir.
  • Menkul kıymet ticaretiyle uğraşan kurumların bu amaçla elde tuttuğu değerlerin satış kazancı istisna kapsamı dışındadır.
  • İstisna kapsamındaki giderler ve istisna kapsamındaki faaliyetlerden doğan zararlar, istisna dışı kurum kazancından indirilemez; iştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri bu kuralın istisnasıdır.

İstisnalar: hangi sonuçları doğurur?

  • Şartları taşıyan kâr payı (a bendi) ve iştirak kazancı (b bendi) kurumlar vergisinden müstesnadır; bu kazançların beyannamede matraha dâhil edilmemesi gerekir.
  • Yurt dışı iştirakte (b bendi) bentte sayılan şartlardan biri eksikse, en az %50 sermaye payı ve transfer şartıyla uygulanan %50 oranlı istisna dışında kazanç istisna dışı kalır ve normal kurum kazancına dâhil edilir.
  • Yurt dışı iştirakte (b bendi) %10 sermaye payı ve bir yıl elde tutma şartı sağlanmazsa istisna uygulanamaz.
  • Kanunî ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan şirketlerde (b bendinin son paragrafı) sermayenin en az %50'sine sahip olunup kazancın Türkiye'ye transfer edilmesi hâlinde, diğer şartlar aranmaksızın istisna oranı %50 olarak uygulanır.
  • Yurt dışı iş yeri kazancı (g bendi) üç şartı birlikte taşımalıdır: vergi yükü, transfer ve gerektiğinde yüksek vergi yükü; şartlardan biri eksikse istisna uygulanmaz.
  • Satış kazancının (e bendi) %75'lik kısmı istisna edilir; istisna kapsamındaki kısım pasifte beş yıl süreyle özel fon hesabında tutulmalıdır, aksi halde ilgili vergi ziyaa uğramış sayılır.
  • (e) bendinde sürelere uyulmaz ve bu bentte istisnadan yararlanılmışsa, ertelenen vergiler ziyaa uğramış sayılır ve tahsil edilir.
  • Menkul kıymet ticaretiyle uğraşan kurumların ellerindeki değerlerin satış kazancı istisna dışında kalır ve normal kurumlar vergisine tabidir.
  • Üçüncü fıkraya göre istisna kazancına ait gider ve istisna kapsamındaki faaliyetten doğan zarar istisna dışı kurum kazancından indirilemez; iştirak hisselerinin alımına ilişkin finansman giderleri istisna dışında indirilebilir.
  • Cumhurbaşkanı, ikinci fıkra uyarınca bu maddedeki vergi yükü oranlarını sıfıra kadar indirebilir veya kurumlar vergisi oranına kadar artırabilir; diğer oranları sıfıra indirebilir veya %100'e kadar artırabilir. Bu yetkiye dayanılan düzenleme ancak Cumhurbaşkanı Kararı ile yapılır.

Yurt içi kâr payı ile yurt dışı iştirak kazancı arasındaki fark nedir?

(a) bendi, Türkiye'de tam mükellef kurumlardan alınan kâr payını ve fon katılma paylarından elde edilen kazancı kapsar.

(b) bendi, kanunî ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan şirketlerin kazancını konu alır ve yurt dışı iştirak şartlarına bağlıdır.

Yurt dışı iştirakte %10 sermaye payı, bir yıl elde tutma, vergi yükü ve transfer şartları aranır; yurt içi kâr payında bu şartlar aranmaz.

Yurt dışı iştirak kazancı ile yurt dışı iştirak hissesinin satışı arasındaki fark nedir?

(b) bendinde kâr payı, iştirak kazancı olarak istisna edilir.

(c) bendinde, iştirak hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kurum kazancı düzenlenir.

(c) bendi aktif toplamının %75'i ve iki tam yıl aktifte bulunma koşuluna bağlıdır; (c) bendinin vergi yükü ve transfer şartı yoktur, bu nedenle iki bendin şartları farklıdır.

(a) bendi fon katılma payları ile diğer fon ve ortaklıklar arasındaki fark nedir?

(a) bendinin üçüncü alt bendi, tam mükellef girişim sermayesi fonu katılma paylarından ve girişim sermayesi ortaklıklarının hisselerinden elde edilen kâr paylarını ve bu fonların değer artış kazançlarını istisna eder.

(a) bendinin son cümlesi, diğer yatırım fonu katılma paylarının ve ortaklıklarının kâr paylarını, (d) bendindeki istisnadan yararlanamayan fon ve ortaklıklardan elde edilenler hariç istisna dışı bırakır.

Diğer fonlardan alınan kâr payları bu istisnadan yararlanamaz; (d) bendindeki istisnadan yararlanamayan fon ve ortaklıklardan elde edilen kâr payları ise istisnadan yararlanır.

(e) bendi ile (f) bendi arasındaki fark nedir?

(e) bendinde, kurumun kendi aktifindeki iştirak hisselerinin satışından doğan kazancın %75'i istisna edilir ve satış bedeli satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmelidir.

(f) bendinde, borç nedeniyle takibe alınmış kurumların, kefil ve ipotek verenlerin varlıklarının satışından doğan kazanç düzenlenir; oran taşınmaz ve diğer kıymet ayrımına göre %50 veya %75'tir.

(e) bendi gönüllü satışta kurumsal yatırımı, (f) bendi borç tasfiyesinde zorunlu satışı kapsar ve oranları farklıdır.

Genel hal ile işletme faaliyetinden kaynaklanan yurt dışı iş yeri kazancı arasındaki fark nedir?

(g) bendi, kurumun yurt dışı iş yeri veya daimî temsilcisi aracılığıyla elde ettiği kazancı kapsar.

(b) bendi ise iştirak edilen yurt dışı şirketin kazancını kapsar.

(g) bendinde iş yerinin doğduğu ülkedeki vergi yükü ve Türkiye'ye transfer şartı aranır; iştirak payı şartı yoktur.

Satış kazancı istisnası (e) ile sat-geri kirala istisnası (j) arasındaki fark nedir?

(e) bendi, kurumun aktifindeki iştirak hisselerinin satışını konu alır.

(j) bendi, kiralama amacıyla finansal kiralama şirketlerine satılan ve sözleşme sonunda geri alınan varlıkların satışını düzenler.

(j) bendinde satış kazancı pasifte özel fon hesabında amortisman itfası için tutulur; (e) bendindeki gibi iki yıl aktif ve %75 oranı aranmaz.

Genel gider indirimi ile istisna kazancına ait gider arasındaki fark nedir?

Üçüncü fıkra, istisna kazançlarına ait giderleri istisna dışı kazançtan indirilmez kılar.

Aynı fıkranın ikinci cümlesi, iştirak hisselerinin alımıyla ilgili finansman giderlerini indirilebilir tutar.

Finansman giderleri indirilebilir, diğer istisna giderleri indirilemez.

İstisnalar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yurt dışı iştirak kazancını yurt içi kâr payı istisnası gibi değerlendirip %10 sermaye payı, bir yıl elde tutma ve vergi yükü şartlarını aramamak; (b) bendi şartları aranır; ancak en az %50 sermaye payı ve süresinde transfer şartıyla %50 oranlı istisnada diğer şartlar aranmaz.
  • (c) bendindeki %75 oranını aktif toplamı üzerinden hesaplarken nakit varlıkları dahil etmek; oran nakit varlıklar çıkarıldıktan sonraki aktif toplamına göre hesaplanır.
  • (e) bendinde satış kazancının tamamını istisna saymak; istisna yalnız %75'lik kısma uygulanır.
  • (e) bendinde satış bedelinin ikinci takvim yılı sonuna kadar tahsil edilmemesi halinde istisnayı sürdürmek; bu durumda ertelenen vergi ziyaa uğramış sayılır.
  • Beş yıllık özel fon hesabı süresini satış yılı yerine istisnanın uygulandığı yıldan farklı başlatmak; süre satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar işler.
  • Diğer yatırım fonlarının kâr paylarını (a) bendi istisnası kapsamında saymak; bu istisna yalnız (d) bendindeki istisnadan yararlanamayan fon ve ortaklıklardan elde edilen kâr paylarına uygulanabilir.
  • Üçüncü fıkrada yer alan kuralı tüm giderlere uygulamak ve iştirak alımına ilişkin finansman giderlerinin indirilebilirliğini gözden kaçırmak.
  • Menkul kıymet ticaretiyle uğraşan kurumun elindeki değerlerin satışını (e) bendi istisnasına dâhil etmek; bu satışlar istisna kapsamı dışındadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kooperatif risturnu istisnasında, ortaklardan başka kimselerle yapılan işlemlerin risturnunun istisnadan yararlanmadığı ve genel kazançtan ayrılmasında ortaklarla yapılan iş hacminin genel iş hacmine oranının esas alındığı kabul edilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2026/263 E., 2026/186 K., 27.02.2026)
  • (e) bendi istisnasında taşınmaz satışının kooperatif aktifinde iki yıldan fazla bulunması, özel fon hesabında tutulması ve kooperatif amaçları dışında kullanılmaması gerektiği kabul edilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2026/263 E., 2026/186 K., 27.02.2026)
  • (e) bendinin uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan hâlinde, taşınmazların ve iştirak hisselerinin en az iki tam yıl aktifte bulunması ve kurucu senet ile intifa senetlerinin aynı süreyle sahip olunması gerektiği kabul edilmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2024/495 E., 2025/729 K., 08.10.2025)
  • (a) bendi kâr payı istisnasının, düzenlemeye bağlı olarak dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin yalnız istisna edilen kısmın indirim olarak uygulanmasının belirlendiği kabul edilmektedir. (2024/136 E., 2025/108 K., 07.05.2025)
  • İstisna tutarlarının kurum kazancından indirilmesi ve 32/A kapsamındaki indirimli matrahlar üzerinden %10 oranında hesaplanan indirimin dönem kazancıyla ilişkilendirilmeden uygulanacağı kabul edilmektedir. (3. Daire, 2025/1181 E., 2025/2155 K., 28.04.2025)
  • Kurumun istisnayı kendiliğinden uygulamasının yetmeyeceği; istisnanın koşullarının somut olarak ortaya konulması gerektiği kabul edilmektedir. (3. Daire, 2023/5404 E., 2025/1991 K., 17.04.2025)
  • Vergi Dava Daireleri Kurulu, (b) ve (e) bentlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ve istisna koşullarının birbirinden bağımsız olmadığını kabul etmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/1610 E., 2025/735 K., 08.10.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • İstisnadan yararlanmak isteyen kurum, kazancın hangi bende girdiğini ve bentte sayılan şartların gerçekleştiğini ispatla yükümlüdür.
  • Yurt dışı iştirak için sermaye payı, elde tutma süresi ve vergi yükü, ilgili ülkenin vergi mevzuatı ve yurt dışı şirketin resmî belgeleriyle ispatlanır; ülke vergi mevzuatı ve kâr payı dağıtım belgesi yazılı delille gösterilmelidir.
  • Aktifte bulundurma süresi (e ve c bentleri), defter kayıtları, bilanço ve satış sözleşmesi ile ispatlanır; devir veya bölünmede devir olunan kurumdaki süreler de bu belgelerle gösterilir.
  • Satış bedelinin tahsili ve pasifte özel fon hesabının tutulduğu, banka dekontu ve muhasebe kayıtlarıyla ispatlanır.
  • İstisna dışı gider ve zarar ayrımında kurum, giderin hangi kazanca ait olduğunu muhasebe kayıtlarıyla ortaya koymalıdır; finansman giderinin iştirak alımına ilişkin olduğunu da kurum ispat eder.
  • Vergi idaresi istisnanın şartlarının yerine getirilmediğini iddia ettiğinde, bu iddiasını ispat yükü kendisine düşer; kurum ise aksini delille gösterebilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5520 m.32: Kurumlar vergisi oranını düzenler; bu maddedeki istisnaların oran dışındaki vergilendirme sonucu burada belirlenir.
  • 5520 m.6: Beyanname verme ve ödeme yükümlülüğünü düzenler; (b) bendindeki transfer ve (e) bendindeki beyanname tarihi buna göre hesaplanır.
  • 5520 m.1: Kurumlar vergisinin mükellefini ve tam mükellefiyet ile dar mükellefiyet ayrımını düzenler; (a) ve (b) bentlerindeki ölçütün dayanağıdır.
  • 5520 m.19: Devir işlemleri ve sonrası hakkında hüküm içerir; üçüncü fıkradaki finansman gideri istisnası bu devir işlemlerine atıfla uygulanır.
  • 5520 m.32/A: İndirimli kurumlar vergisine tabi matrahları düzenler; (a) bendi istisnasının indirim tutarlarıyla birlikte hesaplanmasında kullanılır.
  • 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu: Damga vergisi istisnaları ayrı bir rejimdir; bu madde damga vergisine uygulanmaz.
  • 6361 sayılı Kanun: Finansal kiralama işlemlerini düzenler; (f) bendindeki taşınmaz ve (j) bendindeki sat-geri kirala işlemlerinin kapsamını belirler.

Kurumlar Vergisi Kanunu m.5/A — Yabancı fon kazançlarının vergilendirilmesi

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5/A maddesi, yabancı fonların portföy yöneticiliği yetki belgesine sahip tam mükellef şirketler aracılığıyla elde ettikleri belirli menkul ve finansal kazançlar bakımından kurumlar vergisi istisnasını, bu kazançlara ilişkin beyanname ve daimi temsilci rejimini, transfer fiyatlandırması raporu yükümlülüğünü, fon katılımcılarının bildirim yükümlülüğünü ve %20 ile %5 eşiklerini düzenler. Madde, portföy yöneticiliği yapan şirketler ve bu şirketlerce yönetilen yabancı fonlar bakımından uygulanır. Maddenin kapsamı dışında kalan taşınmaz ağırlıklı şirket payları ve sigorta sözleşmeleri ile fonların Türkiye kaynaklı gelirleri üzerinden yapılan vergi kesintileri maddede düzenlenmemiştir; bunların ayrıntıları bu madde dışındadır. Yabancı fonun Türkiye'deki genel vergilendirmesi ve kurumlar vergisi mükellefiyetinin tespiti 5520 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, daimi temsilcinin genel rolü ise kanunun ilgili diğer hükümlerinde yer alır. Transfer fiyatlandırması raporunun hazırlanma esasları ve usulü de bu maddenin dışındadır.

Yabancı fon kazançlarının vergilendirilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Portföy yöneticiliği yetki belgesi
Sermaye Piyasası Kurulunca portföy yöneticiliği yapmaya izin verilen şirketlere verilen belgedir. Maddenin istisnadan yararlanma koşullarından biri, şirketin bu belgeye sahip tam mükellef olmasıdır.
Yabancı fon
5520 sayılı Kanun'un 2. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen, yurt dışında kurulmuş ve Türkiye'de tam mükellef olmayan yatırım fonlarıdır. Maddenin istisnası yalnız bu fonların kazançlarına uygulanır.
Daimi temsilci
Yabancı fon adına Türkiye'de vergisel işlemleri yürütmekle yükümlü sayılan kişidir. Bu maddede portföy yöneticisi şirket, fon için daimi temsilci sayılır; fonun işyeri veya iş merkezi de sayılmaz.
İlişkili kişi
Portföy yöneticisi şirketle ilişkisi nedeniyle fonun kazançları üzerinde hak sahibi olabilecek kişilerdir. Hak oranı, bu kişilerin de dahil edildiği doğrudan veya dolaylı paylar üzerinden hesaplanır.
Transfer fiyatlandırması raporu
Portföy yöneticisi şirketin fonla yaptığı hizmet ilişkisinde emsal bedel alındığını gösteren rapordur. Kurumlar vergisi beyannamesinin verilme süresi içinde Gelir İdaresi Başkanlığına verilmesi gerekir.
Kazanç payı bildirimi
Fonun katılımcı ve kurucuları arasında tam mükellef gerçek kişi veya kurumların kazanç payının %5'i geçmesi halinde portföy yöneticisi şirketin Gelir İdaresi Başkanlığına yaptığı bildirimdir.

Yabancı fon kazançlarının vergilendirilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Kazancın, 2. maddenin birinci fıkrasındaki yabancı fona ait olması ve fon adına tesis edilen işlemlerin portföy yöneticiliği yapan şirketin mutat faaliyetleri arasında yer alması gerekir.
  • Portföy yöneticiliği yapan şirketin Sermaye Piyasası Kurulunca verilen yetki belgesine sahip tam mükellef şirket olması gerekir.
  • Portföy yöneticisi şirket ile fon arasındaki ilişkinin, birbirinden bağımsız kişiler arasındaki emsale uygun koşullara benzer olması gerekir.
  • Portföy yöneticisi şirketin verdiği hizmet karşılığında emsallere uygun bedel alması ve transfer fiyatlandırması raporunun kurumlar vergisi beyannamesinin verilme süresi içinde Gelir İdaresi Başkanlığına verilmesi gerekir.
  • Portföy yöneticisi şirketin ve ilişkili kişilerin, hizmet bedelleri düşüldükten sonra fonun kazançları üzerinde doğrudan veya dolaylı %20'den fazla hak sahibi olmaması gerekir.
  • Yukarıdaki beş koşul birlikte gerçekleşmelidir; biri eksik kaldığında istisna uygulanmaz.

Yabancı fon kazançlarının vergilendirilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkradaki beş koşul birlikte gerçekleşirse fonun yukarıda sayılan kazançları kurumlar vergisinden müstesnadır ve bu kazançlar için beyanname verilmez.
  • Diğer kazançlar nedeniyle beyanname verilmesi halinde bu istisna kazançlar beyannameye dahil edilmez.
  • Portföy yöneticisi şirket, fon için daimi temsilci sayılır; fonun işyeri veya iş merkezi de bu nedenle oluşmaz.
  • Transfer fiyatlandırması raporu süresinde verilmezse portföy yöneticisi şirket, ilgili hesap dönemi için fonun Türkiye'de daimi temsilcisi sayılır.
  • Raporun verilmesine rağmen emsalinden düşük bedel alınırsa yalnız portföy yöneticisi şirket adına transfer fiyatlandırmasına yönelik tarhiyat yapılır.
  • Üçüncü fıkrada portföy yöneticisi şirketin yabancı fondaki pay sahipliğinden doğan kazancı müstesnadır; fon kazancından ona düşen kısmın hesabında yönetim ücreti, teşvik, prim ve performans ücreti gibi ödemeler dikkate alınmaz.
  • %20'den fazla hak sahipliği halinde ilgili fon kazancından bu hak sahiplerine isabet eden tutar genel hükümlere göre vergilendirilir.
  • Dördüncü fıkrada bildirim yapılmaz veya eksik yapılırsa portföy yöneticisi şirket, ilgili kişiler adına tarh edilecek vergi ve kesilecek cezalardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olur.
  • Beşinci fıkradaki kapsam dışı kazançlar bu maddenin istisnasından yararlanmaz.
  • Altıncı fıkra gereğince istisna, fonların Türkiye kaynaklı gelirleri üzerinden yapılan vergi kesintilerine uygulanmaz.
  • Yedinci fıkra uyarınca Cumhurbaşkanı birinci fıkranın (ç) bendi ile üçüncü ve dördüncü fıkralardaki oranları sıfıra kadar indirebilir veya iki katına kadar artırabilir; beşinci fıkradaki oranı yarısına kadar indirebilir veya %50'sine kadar artırabilir.

Yabancı fonun kazancı ile portföy yöneticisinin pay sahipliği kazancı arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, fonun menkul, türev, döviz, emtia ve benzeri işlemlerinden elde ettiği kazançları kapsar. Beyanname verilmesini ve kurumlar vergisini ortadan kaldırır.

Üçüncü fıkra, portföy yöneticisi şirketin yabancı fondaki pay sahipliğinden doğan kazancını düzenler. Bu kazanç da müstesnadır ancak ücretlerin hesaba katılmaması ve %20 kuralı ayrıca uygulanır.

Her iki kazanç türünde de istisna vardır; ancak üçüncü fıkrada %20'yi aşan hak sahipliğinde ilgili kazanç bölümü genel hükümlere göre vergilendirilir.

Transfer fiyatlandırması raporu verilmesi ile verilmemesi arasındaki fark nedir?

Rapor süresinde verilirse ve emsal bedel alınmışsa birinci fıkranın istisnası sürer.

Rapor süresinde verilmezse ikinci fıkra gereğince portföy yöneticisi şirket, ilgili hesap dönemi için fonun Türkiye'de daimi temsilcisi sayılır.

Rapor verilmiş ama emsalinden düşük bedel alınmışsa yalnız portföy yöneticisi şirket adına transfer fiyatlandırmasına yönelik tarhiyat yapılır.

Birinci fıkra istisnası ile beşinci fıkra kapsam dışı kazançlar arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, geniş bir işlem yelpazesindeki kazançları kapsar.

Beşinci fıkra, Türkiye'deki taşınmazlara veya aktif büyüklüğünün %51'inden fazlası taşınmazlardan oluşan şirketlere ait hisse ve ortaklık paylarına ilişkin kazançlar ile sigorta sözleşmeleri ve nakdi uzlaşmayla sonuçlananlar dışındaki emtia türevlerini kapsam dışı bırakır.

Kapsam dışı kalan kazançlar bu madde kapsamında istisnadan yararlanamaz ve genel hükümlere tabi kalır.

Kazanç payı dağılımı %5 altı ile %5 üstü arasındaki fark nedir?

Tam mükellef gerçek kişi veya kurumların fon içindeki kazanç payı %5'i geçmiyorsa dördüncü fıkradaki bildirim yükümlülüğü doğmaz.

Kazanç payı %5'i geçiyorsa portföy yöneticisi şirket katılımcı ve kurucuların tamamını Gelir İdaresi Başkanlığına bildirir.

Bildirim yapılmaz veya eksik yapılırsa ilgili gerçek kişi veya kurumların fon işlemleri nedeniyle tarh edilecek vergi ve kesilecek cezalardan portföy yöneticisi şirket müştereken ve müteselsilen sorumlu olur.

Birinci fıkra istisnası ile türkiye kaynaklı gelir kesintisi arasındaki fark nedir?

Birinci fıkradaki kazanç istisnası fonun kazancı üzerinden uygulanır.

Altıncı fıkra, istisnanın fonların Türkiye kaynaklı gelirleri üzerinden yapılacak vergi kesintilerine şümul olmadığını belirtir.

Kaynak kesintisi bakımından istisna kullanılamaz; kesinti genel hükümlere göre yapılır.

Yabancı fon kazançlarının vergilendirilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kazanç istisnasını fonun Türkiye kaynaklı gelirleri üzerindeki vergi kesintilerine de uygulamak; altıncı fıkra bunu açıkça dışlar.
  • Beşinci fıkradaki taşınmaz ağırlıklı payları ve sigorta sözleşmelerini birinci fıkra istisnası kapsamında saymak; bu kazançlar kapsam dışıdır.
  • Transfer fiyatlandırması raporunun süresinde verilmemesini yalnız para cezası sanmak; ikinci fıkra daimi temsilcilik sonucunu doğurur.
  • Üçüncü fıkrada yönetim ücreti, prim ve performans ücretlerini fon kazancından portföy yöneticisine düşen kısmın hesabında düşmek; madde bu ödemeleri dikkate almaz.
  • %20 eşiğini yalnız doğrudan hak sahipliği ile hesaplamak; madde dolaylı hak sahipliği ve ilişkili kişileri de sayar.
  • Dördüncü fıkradaki bildirim yükümlülüğünü yalnız gerçek kişi katılımcılar için doğmuş saymak; tam mükellef kurumlar da kapsamdadır.

Nasıl ispat edilir?

  • Fonun kazancının bu istisna kapsamında olduğunu ileri süren portföy yöneticisi şirket, fonun yabancı fon olduğunu, işlemlerin mutat faaliyet kapsamında yapıldığını ve beş koşulun birlikte gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Transfer fiyatlandırması raporunun süresinde verildiği, Gelir İdaresi Başkanlığına teslim belgesiyle ispatlanır; rapor verilmediğini veya geç verildiğini gören idare bu durumu tespit eder.
  • Emsale uygunluk ve %20 hak sahipliği sınırı, portföy yöneticisi şirket ile fon arasındaki sözleşme, ortaklık belgeleri ve kazanç dağılımına ilişkin kayıtlarla ortaya konur.
  • Dördüncü fıkradaki %5 eşiğinin aşılıp aşılmadığı ve bildirimin eksiksiz yapılıp yapılmadığı, fon katılımcılarına ilişkin kayıtlarla belirlenir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5520 sayılı Kanun m.2: Maddenin uygulandığı yabancı fonları tanımlayan hükümdür; birinci fıkradaki yabancı fon ifadesi bu maddeye bağlıdır.
  • 5520 sayılı Kanun m.5/A: Bu madde kendi içinde yedinci fıkra ile oran yetkisi verir; oranlar Cumhurbaşkanı kararıyla değiştirilebilir.

Kurumlar Vergisi Kanunu m.5/B — Sınai mülkiyet haklarında istisna

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5/B maddesi, Türkiye'de yapılan araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetleri ile yazılım faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan patentli veya faydalı model belgeli buluşlardan elde edilen belirli kazanç ve iratların yüzde 50'sini kurumlar vergisinden müstesna kılar. Madde; kiralama, devir veya satış, seri üretim ve üretim sürecinde kullanımdan doğan kazançlar ile buluşa ilişkin hak ihlali tazminatları ve sigorta tazminatlarını kapsar. Madde, kurumlar vergisi mükellefleri ile gelir vergisi mükellefleri bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular arasında patent veya faydalı model belgesinin korunma koşulları (6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu), kesinti yoluyla vergilenen kazançların genel rejimi (5520 sayılı Kanun'un kesinti hükümleri) ve Teknoloji Geliştirme Bölgeleri istisnası (4691 sayılı Kanun) yer alır; son ikisi maddede yalnızca yollama veya sınır olarak anılır. Ayrıca patent hakkının devrine ilişkin şekil şartları ile tescil usulü de bu maddenin kapsamında değildir.

Sınai mülkiyet haklarında istisna: hangi kavramlar bilinmeli?

Buluş
Maddede istisnanın konusu olarak anılan, patent veya faydalı model belgesiyle korunan buluştur. İstisna, yalnızca bu belgelerle korunan buluşlara atfedilen kazanç kısmı için söz konusudur. Belgesiz buluşlar bakımından istisna uygulanmaz.
Patentli veya faydalı model belgeli buluşa atfedilen kısım
Kazancın tamamı değil, buluşun katkısıyla elde edilen bölümüdür. Üretim sürecinde kullanılan buluşta bu kısım, üçüncü fıkra uyarınca transfer fiyatlandırması esaslarına göre ayrıştırılarak belirlenir.
İncelemeli sistem
Patent başvurusunun, 6769 sayılı Kanun kapsamında incelenerek patent verilmesi usulüdür. İstisnanın uygulanabilmesi için buluşun bu sistemle ya da araştırma raporu sonucunda faydalı model olarak belgelenmiş olması gerekir.
Tekel niteliğinde özel ruhsat
Patent veya faydalı model belgesi üzerinde, belge sahibi dışında kişiye tanınan münhasır kullanım hakkıdır. İstisnadan yararlanacak kişi belge sahibi değilse bu ruhsata sahip olması aranır.
Kesinti yoluyla alınan vergi
Kazancın ödeme sırasında vergi kesintisi yapılarak tahsil edildiği vergidir. Beşinci fıkra, istisnanın bu vergilere şümulü olmadığını, ancak serbest meslek kazançları ile gayrimenkul sermaye iratlarında indirimli kesinti yapılabileceğini düzenler.
Koruma süresi
Patent veya faydalı model belgesi için sağlanan koruma süresidir. İstisna, belgenin verildiği tarihten başlar ve bu süreyi aşamaz.

Sınai mülkiyet haklarında istisna: hangi şartlar aranır?

  • Kazancın, Türkiye'de gerçekleştirilen araştırma, geliştirme, yenilik veya yazılım faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan bir buluştan doğmuş olması gerekir.
  • Kazancın kiralama, devir veya satış, seri üretime tabi tutularak Türkiye'de pazarlama, ya da Türkiye'de üretim sürecinde kullanılarak üretilen ürünlerin satışı yoluyla elde edilmiş olması gerekir.
  • Buluşun, 551 sayılı KHK veya 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında patent veya faydalı model belgesiyle koruma altına alınmış olması ve buluş için incelemeli sistemle patent ya da araştırma raporu sonucunda faydalı model belgesi alınmış bulunması gerekir.
  • İstisnadan yararlanacak kişinin, 551 sayılı KHK m.2 veya 6769 sayılı Kanun m.3'te belirtilen niteliklere sahip olması ve buluşu geliştirme yetkisine sahip bulunması gerekir.
  • İstisnadan yararlanacak kişinin, patent veya faydalı model belgesinin sahibi olması ya da belge üzerinde tekel niteliğinde özel ruhsata sahip bulunması gerekir.
  • İstisna, patent veya faydalı model belgesinin verildiği tarihten itibaren başlar ve ilgili belge için sağlanan koruma süresi aşılmamalıdır.
  • Kazancın yalnızca patentli veya faydalı model belgeli buluşa atfedilen kısmı istisna kapsamına girer; üretim sürecinde kullanım hâlinde bu kısım transfer fiyatlandırması esaslarına göre ayrıştırılmalıdır.

Sınai mülkiyet haklarında istisna: hangi sonuçları doğurur?

  • Buluşa ilişkin kazanç ve iratların yüzde 50'si kurumlar vergisinden müstesnadır.
  • İstisna, buluşa yönelik hakların ihlali sonucunda elde edilen gelirlere ve buluş nedeniyle alınan sigorta veya diğer tazminatlara da uygulanır.
  • Üretim sürecinde kullanılan buluş hâlinde yalnızca buluşa atfedilen kısım istisna kapsamına girer ve bu kısım transfer fiyatlandırması esaslarına göre tespit edilir.
  • İstisnanın uygulanabilmesi için gereken patent veya faydalı model belgesi bulunmazsa istisna doğmaz.
  • İstisnadan yararlanan mükellef, 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamındaki istisnadan ayrıca yararlanamaz.
  • Kesinti yoluyla alınan vergilerde istisna doğrudan uygulanmaz; yalnızca serbest meslek kazancı ve gayrimenkul sermaye iratlarında yüzde 50 oranında indirimli kesinti yapılır.
  • Kesinti yoluyla vergilenen ve beyanname vermesi gerekmeyen mükellefler için indirimli kesinti en fazla beş yıl uygulanır.
  • Yedinci fıkra uyarınca Cumhurbaşkanı, yüzde 50 oranını ve beş yıllık süreyi değiştirebilir; bu yetki kanunun öngördüğü ölçüde kullanılabilir.

Kiralama veya devir-satış ile üretimde kullanım yoluyla satış arasındaki fark nedir?

Buluşun kiralanması veya devri ya da satışından elde edilen kazanç, buluşun kendisinden doğrudan gelir.

Üretim sürecinde kullanılan buluşla üretilen ürünlerin satışından elde edilen kazanç, ürünün tamamından doğar ve buluşa atfedilen kısım ayrıştırılmalıdır.

Üretimde kullanım hâlinde yalnızca buluşa atfedilen kısmın yüzde 50'si istisna kapsamındadır; ayrıştırma transfer fiyatlandırması esaslarına göre yapılır.

Kazanç ile kesinti yoluyla vergilenen kazanç arasındaki fark nedir?

Beyanname üzerinden vergilendirilen kazanç ve iratlarda yüzde 50 istisna doğrudan uygulanır.

Kesinti yoluyla vergilenen kazanç ve iratlarda istisna kesintiye şümullü değildir.

Serbest meslek kazancı ile gayrimenkul sermaye iratlarında kesinti yüzde 50 oranında indirimli yapılır; diğer kesinti yoluyla vergilenen kazançlarda indirimli kesinti beşinci fıkradaki süreyle sınırlı olarak uygulanır.

Serbest meslek ve gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kesinti yoluyla vergilenen mükellefler arasındaki fark nedir?

Serbest meslek kazancı ve gayrimenkul sermaye iratlarında indirimli kesinti için süre sınırı getirilmemiştir.

Kazanç ve iradını kesinti yoluyla vergilenen ve beyanname vermesi gerekmeyen mükellefler için indirimli kesinti en fazla beş yıl uygulanır.

Beyanname vermesi gerekmeyen mükellefler için indirimli kesinti beş yılla sınırlıdır.

Kurumlar vergisi mükellefi ile gelir vergisi mükellefi arasındaki fark nedir?

Kurumlar vergisi mükellefleri madde kapsamında doğrudan yararlanır.

Gelir vergisi mükellefleri dördüncü fıkra uyarınca aynı hükümlerden yararlanır.

Her iki mükellef grubu için aynı şartlar ve oran geçerlidir.

Bu istisna ile teknoloji Geliştirme Bölgeleri istisnası arasındaki fark nedir?

Bu madde kapsamında istisnadan yararlanan mükellef, buluşa dayalı kazancında bu istisnayı kullanır.

4691 sayılı Kanun kapsamındaki Teknoloji Geliştirme Bölgeleri istisnası ayrıca düzenlenmiştir.

Bu madde kapsamında istisnadan yararlanan mükellef, 4691 sayılı Kanun kapsamındaki istisnadan ayrıca yararlanamaz.

Oran (%50) ile cumhurbaşkanı yetkisi arasındaki fark nedir?

Birinci ve beşinci fıkradaki yüzde 50 oranı kanun düzeyinde belirlenmiştir.

Yedinci fıkra uyarınca Cumhurbaşkanı bu oranı sıfıra indirebilir, yüzde 100'e kadar artırabilir ya da sektör ve kazanç türüne göre farklılaştırabilir.

Kanundaki yüzde 50 oranı kararnameyle değiştirilebilir; güncel oran ayrıca kararnameye bakılarak tespit edilmelidir.

Sınai mülkiyet haklarında istisna: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Patent veya faydalı model belgesi bulunmayan buluşu istisna kapsamına dahil etmek; istisna yalnızca belgeli buluşlar için geçerlidir.
  • Üretim sürecinde kullanılan buluşta kazancın tamamını istisna kapsamında saymak; yalnızca buluşa atfedilen kısım istisna kapsamına girer.
  • Kesinti yoluyla vergilenen kazançlarda yüzde 50 istisnayı doğrudan uygulamak; istisna kesintiye şümullü değildir, yalnızca serbest meslek ve gayrimenkul sermaye iratlarında indirimli kesinti yapılır.
  • Beş yıllık indirimli kesinti süresini beyanname veren mükellefler için de uygulamak; süre sınırı yalnızca beyanname vermesi gerekmeyen mükellefler içindir.
  • Koruma süresinin dolmasından sonra da istisnadan yararlanmaya devam etmek; istisna koruma süresi ile sınırlıdır.
  • Teknoloji Geliştirme Bölgeleri istisnasını bu istisnayla birlikte uygulamak; altıncı fıkra bunu açıkça yasaklar.
  • Yedinci fıkradaki Cumhurbaşkanı yetkisi kullanılmadan kararname değerlerini uygulamak; kanun metnindeki oran ve süre, yetki kullanılmadıkça geçerlidir.

Nasıl ispat edilir?

  • Patent veya faydalı model belgesinin varlığı ve verildiği tarih, istisnadan yararlanmak isteyen mükellef tarafından belgeyle ispatlanır.
  • Buluşun Türkiye'de gerçekleştirilen araştırma, geliştirme, yenilik veya yazılım faaliyetinden doğduğu, mükellef tarafından ilgili faaliyet belgeleriyle ispatlanır.
  • Üretim sürecinde kullanım hâlinde buluşa atfedilen kazanç kısmı, transfer fiyatlandırması esaslarına uygun ayrıştırma raporuyla ispatlanır.
  • Mükellefin buluşu geliştirme yetkisine ya da tekel niteliğinde özel ruhsata sahip olduğu, ilgili sözleşme veya ruhsat belgesiyle ispatlanır.
  • İstisna uygulamasına karşı çıkan vergi idaresi, koşulların eksikliğini ileri sürerek bu eksikliği ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.3: İstisnadan yararlanabilecek kişilerin nitelikleri bu maddeye göre belirlenir.
  • 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname m.2: İstisnadan yararlanabilecek kişilerin nitelikleri ve buluşun koruma altına alınmasına ilişkin kurallar bu maddeye göre belirlenir.
  • 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu: Patent ve faydalı model belgelerinin verilmesi, incelemeli sistem ve koruma süresi bu Kanun'a göre belirlenir.
  • 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu: Altıncı fıkra uyarınca bu Kanun kapsamındaki istisnayla birlikte kullanılamaz.

Süreler

SüreMaddeHüküm
bir yılm.5(1) Aşağıda belirtilen kazançlar, kurumlar vergisinden müstesnadır:6 a) (Değişik: 31/5/2012-6322/34 md.) Kurumların; 1) Tam mükellefiyete tabi başka bir kurumun sermayesine katılımlarından elde ettikleri kazançlar, 2) Tam mükellefiyete…
beş yılm.5İstisna edilen kazançtan beş yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna dolayısıyla…
5 yılm.5/BKazanç ve iradı kesinti yoluyla vergilenen ve beyanname vermesi gerekmeyen mükellefler için indirimli vergi kesintisi en fazla 5 yıl süre ile uygulanır.
bir yılam.5/B(7) (Değişik: 15/7/2016-6728/57 md.) Birinci ve beşinci fıkralarda yer alan %50 oranını ayrı ayrı ya da birlikte sıfıra kadar indirmeye, %100’e kadar artırmaya, bu oranları sektörler ile birinci fıkrada yer alan gelir, kazanç ve iratlar…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

18 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2022/192 E., 2022/606 K., 04.10.2022
    İlgili madde: m.1
  2. 3. Daire, 2023/6456 E., 2025/2556 K., 27.05.2025
    İlgili madde: m.3
  3. 3. Daire, 2023/6325 E., 2025/483 K., 07.02.2025
    İlgili madde: m.3
  4. 3. Daire, 2023/10183 E., 2024/6939 K., 17.12.2024
    İlgili madde: m.2
  5. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/454 E., 2024/420 K., 26.04.2024
    İlgili madde: m.1
  6. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2024/261 E., 2024/421 K., 26.04.2024
    İlgili madde: m.1
  7. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/309 E., 2024/419 K., 26.04.2024
    İlgili madde: m.1
  8. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2022/889 E., 2024/155 K., 06.03.2024
    İlgili madde: m.2
  9. 4. Daire, 2022/1202 E., 2022/2041 K., 30.03.2022
    İlgili madde: m.3
  10. 4. Daire, 2018/24 E., 2021/10276 K., 20.12.2021
    İlgili madde: m.2
Diğer 8 karar
  1. 4. Daire, 2017/2140 E., 2021/10278 K., 20.12.2021
    İlgili madde: m.2
  2. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/5416 E., 2017/6575 K., 14.11.2017
    İlgili madde: m.1
  3. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2014/7049 E., 2017/6576 K., 14.11.2017
    İlgili madde: m.1
  4. İkinci Bölüm, 2020/2750 E., 15.05.2024
    İlgili madde: m.2
  5. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/1313 E., 2025/1163 K., 23.09.2025
    İlgili madde: m.3
  6. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/653 E., 2024/1254 K., 19.09.2024
    İlgili madde: m.3
  7. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2020/1862 E., 2024/273 K., 29.02.2024
    İlgili madde: m.2
  8. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2023/1056 E., 2024/168 K., 13.02.2024
    İlgili madde: m.3

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 28.07.2024 (m.5).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 5. Kurumlar Vergisi Kanunu bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış