yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
- 2709 S. 1982 ANAYASASI [ Madde 42 ]
Hukuk Genel Kurulu 2005/9-320 E., 2005/355 K.
Hukuk Genel Kurulu 2005/9-320 E., 2005/355 K.
- ANA DİLDE ÖĞRENİM HAKKI
- SENDİKA TÜZÜĞÜNÜN ANAYASA VE YASALARA AYKIRILIĞI- 2709 S. 1982 ANAYASASI [ Madde 66 ]
- 2709 S. 1982 ANAYASASI [ Madde 90 ]
- 2709 S. 1982 ANAYASASI [ Madde 3 ]
- 2709 S. 1982 ANAYASASI [ Madde 42 ]
- 2709 S. 1982 ANAYASASI [ Madde 51 ]
- 4688 S. KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARI VE TOPLU SÖZLEŞME ... [ Madde 6 ]
- 4688 S. KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARI VE TOPLU SÖZLEŞME ... [ Madde 7 ]
- 4688 S. KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARI VE TOPLU SÖZLEŞME ... [ Madde 20 ]
- 4688 S. KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARI VE TOPLU SÖZLEŞME ... [ Madde 3 ]
- 4688 S. KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARI VE TOPLU SÖZLEŞME ... [ Madde 37 ]
- 2925 S. TARIM İŞÇİLERİ SOSYAL SİGORTALAR KANUNU [ Madde 2 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki "sendikanın kapatılması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; A. 2. İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 15.9.2004 gün ve 2004/833 - 752 sayılı kararın incelenmesi davacı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 3.11.2004 gün ve 2004/28345 4792 sayılı ilamı ile,
(...A. Cumhuriyet Başsavcılığı 10.6.2004 tarihli davanamesinde özetle, davalı sendika tüzüğünün "sendikanın amaçları" başlığını taşıyan 2. madde (b) bendinde "...bireylerin ana dillerinde öğrenim görmesini ve kültürlerini geliştirmesini savunur." Sözcüklerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasanın 3. maddesinde yer alan "Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçe'dir." ve yine 42. maddesinin 6. paragrafında yer alan "Türkçe'den başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez." Kurallarına ve Yabancı Dil eğitimi ve öğretimi, Türk Vatandaşlarının Farklı Dil ve Lehçelerinin Öğretilmesi Hakkındaki Kanunun 2. maddesinin (a) fıkrasında eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına Türkçe'den başka hiçbir dil ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez şeklindeki düzenlemelere açıkça aykırı olduğunu, A. Valiliğinin ihtarına rağmen belirtilen sözcüklerin tüzükten çıkarılmadığını, davalı Sendikanın bu şekilde 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun 20. maddesinde yer alan sendika ve konfederasyonların yönetim ve işleyişleri Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerine ve demokratik esaslara aykırı olamaz şeklindeki düzenlemeye aykırı olduğundan anılan yasanın 37. maddesi gereğince kapatılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkeme; tüzükte ki hükmün Türkiye Cumhuriyeti Devletinin toprak bütünlüğü, ulusun birliği ve devletin tekliği esaslarına karşı bir tehlike oluşturmadığı gibi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. ve 11. maddelerine de aykırı olmadığı gerekçesi ile davayı reddetmiştir.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun 37. maddesinde, "Anayasada belirtilen Cumhuriyetin Niteliklerine ve Demokratik Esaslara aykırı faaliyetlerde bulunan sendika ve konfederasyon, merkezlerinin bulunduğu yer Cumhuriyet Başsavcısının istemi üzerine iş davalarına bakmakla görevli mahalli mahkeme kararı ile kapatılır..." denilmektedir.
Mahkemece 4688 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca tüzüğünde değişiklik yapması için 13.7.2004 tarihli duruşmada davalı sendikaya 60 günlük süre vermiştir. Esasen mahkeme davalı sendikanın tüzüğünde kanuna aykırılık bulunup bulunmadığını açılan dava üzerine hemen değerlendirip, buna göre süre verilip verilmeyeceğini kararlaştırmak zorundadır. Tüzüğü değerlendiren mahkeme yasalara aykırı olduğunu tespit ederek ilgili sendikaya düzeltme yapması yönünde süre vermiş olup, tüzüğün kanunlara uygun hale getirilmemesinin yaptırımı sendikanın kapatılması olduğu halde sendika vekilinin tüzükte değişiklik yapılmayacağı yolundaki beyanına rağmen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin gerekçeli kararında; "... verilen sürede tüzük düzeltilmez ise işin esasına girilmesi; düzeltilme halinde ise verilen mehile ve ihtara uyulduğu için karar verilmesine yer olmadığı..." şeklinde hüküm kurulması gerektiği ifade edilmiştir. Mahkeme verdiği ihtarla tüzükteki düzenlemenin yasaya aykırılığını baştan itibaren kabul etmiş ve kendisini bağlamıştır. Gerçekten 4688 sayılı Yasanın 6. maddesi hakime taktir hakkı da vermemektedir. Mahkeme yapacağı incelemede kanuna aykırılık olup olmadığını belirleyip, tarafları da dinleyip düzenleme yapılması yönünde karar verdiğine göre, düzeltme yapılmaması üzerine yeniden esasa girip inceleme yapamaz. Anılan yasa hükmü emredici niteliktedir. Mahkeme bu durumda sadece sendikanın kapatılmasına karar verebilir.
Ancak, mahkeme verilen süreye rağmen düzeltilmeyen sendika tüzüğünün 2. maddesinin (b) bendi hükmünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10 ve 11. maddelerine aykırı olmadığı gerekçesi ile davayı reddetmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesi ifade özgürlüğü ile ilgili olup herkesin görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahip olduğu belirtilmekle beraber, bu özgürlüğün ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü veya kamu düzeninin sağlanması amacıyla yasayla sınırlandırılabileceği belirtilmektedir. Aynı sözleşmenin 11. maddesi ise dernek kurma ve toplantı özgürlüğüyle ilgili olup, herkesin sendika kurabileceği ve sendikalara katılabileceği belirtilmekle beraber bu hakkın da bazı hallerde sınırlandırılabileceği kabul edilmiştir. Bu nedenle sendika kurma hakkının da ulusal güvenlik, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması için sınırlandırılabileceği benimsenmiştir.
Sendikalar tüzüklerinin ilgili makama verilmesi ile tüzel kişilik kazanır. Sendika tüzüğü sendikanın amacı ve bu amacı gerçekleştirmek üzere sürdüreceği çalışma konuları ile çalışma usullerini kapsar. Bu doğrultuda 4688 sayılı Yasanın 3/f maddesinde sendikanın tanımı "Sendika: Kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşları" şeklinde yapılmıştır. Anılan yasanın 7/b. maddesinde sendika tüzüklerinde sendikaların amacının yer alacağı düzenlenmiştir. Davalı sendika tüzüğünde amaçlar belirtilirken 4688 sayılı Yasanın 3/f maddesinde açıklanan amaçları aşar şekilde "bireylerin ana dillerinde öğretim görmesini ve kültürlerini geliştirmesini savunur" düzenlemesine yer vermiş, yukarda açıklandığı gibi. Valiliğin ve Mahkemenin verdiği süreler içerisinde de tüzüğünden bu ifadeleri çıkarmamıştır.
4688 sayılı yasanın 20. maddesinde sendika ve konfederasyonların yönetim ve işleyişini Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerine aykırı olamayacağı, 2925 sayılı Yasanın 4771 sayılı Yasa ile değişik 2. maddesinde de eğitim ve öğretim kurumlarının Türk vatandaşlarına Türkçe'den başka hiçbir dil ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez, Türkiye Cumhuriyeti Anayasanın değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek 3. maddesinde Türkiye Devletinin ana dili Türkçe olduğu belirtildiği gibi, eğitim ve öğretim hakkı ve ödevi başlıklı 42. maddesinin 6. fıkrasında "Türkçe'den başka hiçbir dil eğitim ve öğretim kurumlarında Türk Vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez.", 66. maddesinde "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Yasaların ve Anayasanın açıklanan bu hükümleri ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzenin sağlanması amacıyla demokratik bir toplumda zorunlu bir tedbir olarak ülke bütünlüğüne karşı eylemleri önlemek için düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 10 ve 11. maddeleri ile uyumlu bulunmaktadır. Anayasanın ve yasaların yukarıdaki hükümlerine aykırı olan sendika tüzüğündeki düzenlemenin Valilikçe ve Mahkemece yapılan ihtarlara ve verilen süreye rağmen davalı sendika tarafından düzeltilmemesi, sendikanın bir faaliyetidir. Ayrıca, üyelerinin ortak ekonomik ve sosyal menfaatlerini korumaktan başka bir amacı olmayacak sendikanın tüzüğündeki bu düzenlemenin kelime değişimi yapılmak suretiyle de olsa ısrarla devam ettirilmesi dikkat çekici olup, gerçek amaç dışına çıkıldığını göstermektedir.
Bu nedenle davalı sendikanın tüzüğünün "Sendikanın Amaçları" başlıklı 2. maddesinin (b) bendinde "Toplumun bütün bireylerinin, temel insan hakları ve özgürlükler doğrultusunda demokratik, laik, bilimsel ve parasız eğitim görmesini, bireylerin ana dillerinde öğrenim görmesini ve kültürlerini geliştirmesini savunur." şeklindeki düzenlemeden "...bireylerin ana dillerinde öğrenim görmesini ve kültürlerini geliştirmesini savunur." sözcüklerinin Anayasanın 3, 42/6, Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun 20. maddesi hükümlerine aykırı olduğundan 4688 sayılı Yasanın 37. maddesi uyarınca mahkemece davalı sendikanın kapatılmasına karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın reddi hatalıdır...)
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir
TEMYİZ EDEN: Davacı (K.H.)
HUKUK GENEL KURULU KARARI
,
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
A- DAVACININ İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı, E. Sendikası (E.S.) Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri haklarında açılan davada; Sendika Tüzüğünün, "Sendikanın Amaçları" başlığını taşıyan 2. maddesinin (b) bendinde; "toplumun bütün bireylerinin, temel insan hakları ve özgürlükleri doğrultusunda demokratik, laik, bilimsel ve parasız eğitim görmesini, bireylerin ana dillerinde öğrenim görmesini ve kültürlerini geliştirmesini savunur" ifadelerinde geçen (kendi ana dilinde) ibaresi Anayasanın 3. ve 42 maddelerine uygun düşmediğinden, bu ibarenin madde metninden çıkartılması için A. Valiliğinin, anılan Sendikaya yazdığı yazıya rağmen, sendikanın anılan maddede herhangi bir değişiklik yapmadığı, Tüzükte geçen ifadenin Türkiye Cumhuriyet Anayasasının 3. maddesinde "Türkiye Devleti, Ülkesi ve Milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçe'dir", 42. maddesinin 6. paragrafında "Türkçe'den başka hiçbir dil eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez", Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi ile Türk Vatandaşlarının Farklı Dil ve Lehçelerinin Öğrenilmesi Hakkında Kanunun 2. maddesinin (a) fıkrasında, "Eğitim ve Öğretim Kurumlarında Türk vatandaşlarına Türkçe'den başka hiçbir dil ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez", 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun 20. maddesinde "bu Kanuna göre kurulan sendika ve konfederasyonlarının işleyişleri Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerine ve demokratik esaslara aykırı ..." olamayacağını öngören Anayasa ve kanun hükümlerine rağmen davalı Sendikanın, Tüzüğünün 2. maddesindeki "bireylerin ana dillerinde öğrenim görmesi" ibaresini tüzüğünden çıkarmadığı belirtilerek;
"... E. Sendikasının 4688 Sayılı Kanunun 37. maddesi gereğince kapatılmasına karar verilmesi kamu adına dava ve talep" edilmektedir..
B- DAVALININ YANITININ ÖZETİ:
4688 sayılı Yasanın 37. maddesine dayanarak kapatma istenmesine karşın, tüzel kişiliğin anılan madde de belirtilen nitelikte yasadışı bir faaliyetinin söz konusu olmadığı, Anayasaya aykırılığı iddia edilen tüzüğün ilgili bendinin, var olan düzenlemeler içerisinde yasal bulunduğu, Anayasa'nın 13, 25, 26, 51. maddeleri , 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun 4 üncü maddelerine bakıldığında; düşünceyi toplu olarak ifade etme niteliği taşıyan Sendika Tüzüğünün 2/b maddesi gerekçe gösterilerek sendikanın kapatılmak istenmesinin hukuka aykırı olduğu, ayrıca Anayasanın 90. maddesinin son fıkrasının, "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." hükmü karşısında, ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ışığında ve AİHM'nin içtihat niteliğini almış kararları birlikte değerlendirildiğinde, sendikanın kapatılmasına ilişkin olarak açılmış davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
C- YEREL MAHKEMENİN KARARININ ÖZETİ:
Davanın sendika yöneticilerine karşı açılması "temsilcide yanılma" olarak kabul edilmiş ve davanın kapatılması istenen sendika tüzel kişiliği ile devam ettirilmesi gerektiği belirtilerek, davalı Sendikanın tüzüğünde bulunan hükümlerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin toprak bütünlüğüne, Ulus bütünlüğüne, devletin tekliğine, sınırların değişmezliğine karşı bir tehlike olarak görülmediği, davalı Sendikanın yukarıda belirtilen ilkelere aykırı davrandığı konusunda dosyada somut bir belge ve veri bulunmadığı, Anayasa'nın 90/son madde hükmüne göre, temel hak ve özgürlüklere ilişkin Milletlerarası Antlaşmalarla yürürlükteki Türkiye Cumhuriyeti Kanunları aynı konularda farklı hükümler içerdiklerinde çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümünde Milletlerarası Antlaşma hükümleri yürürlükte olup, uygulanmalarının gerektiği, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. ve 11. maddelerinin, 4688 sayılı Yasa hükümleri ile karşılaştırıldığında uluslararası sözleşmelerin uygulanacağı sonucuna ulaşıldığı, bir başka anlatımla düşünceyi açıklama özgürlüğü ile örgütlenme özgürlüğü konularında öncelikle sözü edilen 10 ve 11. madde hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, yapılan değerlendirmede sendika tüzüğünün 2. maddesinin (b) bendi hükmünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine 10 ve 11. maddelerine bir aykırılık görülmediği, mahkemenin, 4688 sayılı Kanunun, (tüzüğün, yasaya aykırılık oluşturmasına) ilişkin hükmünü değerlendirirken amaca uygun yorum ilkesi ile hareket edildiğini, buna göre; mahkemenin öncelikle yasada belirtilen süreyi kapatılması istenen sendika tüzel kişiliğine vererek, sendikanın verilen sürede işlem yapmasının beklemesi, sendika tüzüğünü belirtilen şekilde değiştirmez ise mahkemenin o zaman işin esasına girip inceleme yapmasının gerektiği, mahkemenin bu hukuki anlayışla davayı irdeleyip çözümlediği belirtilerek; "Davalı Sendikanın kapatılma istemi yerinde görülmediğinden reddine" karar verilmiştir.
D- TEMYİZ EVRESİ, BOZMA VE DİRENME:
Hüküm, Cumhuriyet Başsavcılığının temyizi üzerine Özel Daire'ce yukarıya aynen alınan gerekçelerle bozulmuş, yerel mahkemece bu bozmaya karşı önceki gerekçeler ve ek olarak; kapatılması istenen sendikanın tüzüğündeki sözcüklerin yasalara aykırı olduğu düşünülse dahi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10 ve 11. madde hükümlerine göre sendika, dernek ya da siyasi partilerin kapatılması için "yakın tehlike" ve "şiddet ölçüsü"nün arandığı, kapatılması istenen sendikanın tüzüğündeki ifadenin belirtilen öğeleri içermediği belirtilerek, direnme kararı verilmiştir.
E- MADDİ OLAY:
Davalı Sendika Tüzüğünün 2/b maddesinde yer alan "bireylerin ana dillerinde öğrenim görmesi" ibaresinin Anayasanın 3, 42/6. ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun 20. maddesine aykırılık oluşturulduğu, yapılan bildirime karşın bu ifadenin tüzükten çıkarılmadığı nedeniyle A. Valiliğince, 4688 sayılı Kanununun 37. maddesi uyarınca sendikanın kapatılması için Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan başvuru sonucunda Cumhuriyet Başsavcılığının, sendikanın anılan ibareyi tüzüğünden çıkarmadığını belirterek, 4688 Sayılı Kanunun 37. maddesi gereğince kapatılmasına karar verilmesini istemesi üzerine yapılan yargılama sonucunda, yukarıda açıklanan gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiştir.
F- KONU İLE İLGİLİ YASAL VE ULUSLARARASI DÜZENLEMELER:
a) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın İlgili Maddeleri:
- Madde 3/1: Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.Dili Türkçe'dir.
- Madde 42/son: Türkçe'den başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller ile yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okulların tabi olacağı esaslar kanunla düzenlenir. Milletlerarası andlaşma hükümleri saklıdır.
- Madde 42/4: Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz.
- Madde 25: Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.
- Madde 26- Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak yada vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
(Değişik: 3/10/2001- 4709/9 md.) Bu hürriyetlerin kullanılması, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
(Üçüncü fıkra mülga: 3/10/2001- 4709/9 md.)
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.
(Ek: 3/10/2001- 4709/9 md.) Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.
- Madde 51: (Değişik: 3/10/2001- 4709/20 md.)
Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.
Sendika kurma hakkı ancak, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.
Sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.
Aynı zamanda ve aynı işkolunda birden fazla sendikaya üye olunamaz.
İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenlenir.
Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz.
- Madde 90/son: Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004- 5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.
- Madde 66/1: Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür.
- Madde 13 - (Değişik: 3/10/2001- 4709/2 md.)
Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
- Madde 14: (Değişik: 3/10/2001- 4709/3 md.)
Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.
Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.
b) 2923 sayılı Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi İle Türk Vatandaşlarının Farklı Dil ve
Lehçelerinin Öğretilmesi Hakkında Kanun'un İlgili 2/a-b Maddesi:
a) (Değişik: 30/7/2003- 4963/23 md.) Eğitim ve öğretim kurumlarında, Türk vatandaşlarına Türkçe'den başka hiçbir dil, ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Ancak, Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerin öğrenilmesi için, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu hükümlerine tabi olmak üzere özel kurslar açılabilir; bu kurslarda ve diğer dil kurslarında aynı maksatla dil dersleri oluşturulabilir. Bu kurslar ve derslerde, Cumhuriyetin Anayasada belirtilen temel niteliklerine, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı öğretim yapılamaz. Bu kursların ve derslerin açılmasına ve denetimine ilişkin esas ve usuller, Milli Eğitim Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
b) İlköğretim, ortaöğretim ve yaygın eğitim kurumlarında, Atatürkçü düşünce, Atatürk ilke ve inkılaplarını konu olarak alan Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, Türk Dili ve Edebiyatı, Tarih, Coğrafya, Sosyal Bilgiler, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri ve Türk Kültürüyle ilgili diğer dersler; yabancı dille okutulamaz ve öğretilemez. Öğrencilere, eğitim ve öğretimleri süresince bu derslerle ilgili araştırma görevleri ve ödevler, Türkçe'den başka hiçbir dille yaptırılamaz.
c) 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu'nun İlgili Maddeleri:
Madde 20: Bu Kanuna göre kurulan sendika ve konfederasyonların yönetim ve işleyişleri Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerine ve demokratik esaslara aykırı olamaz.
Sendika ve konfederasyonlar kamu makamlarından maddi yardım kabul edemez, siyasi partilerden maddi yardım alamaz ve onlara maddi yardımda bulunamazlar.
Sendika ve konfederasyonlar siyasi partilerin kuruluşu içinde yer alamazlar; siyasi partilerin ad, amblem, rumuz veya işaretlerini kullanamazlar.
Sendika ve konfederasyonlar ticaretle uğraşamazlar.
Madde 3/f: Sendika'yı, "kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar" diye tanımlamıştır.
Madde 7/b: Maddesi ise; Sendika ve konfederasyonların tüzüklerinde;
"Sendika veya konfederasyonun amacı ve bu amacı gerçekleştirmek üzere sürdürülecek çalışma konuları ile çalışma usulleri"nin gösterilmesini zorunlu kılmıştır.
Madde 37: Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerine ve demokratik esaslara aykırı faaliyetlerde bulunan sendika ve konfederasyon, merkezlerinin bulunduğu yer Cumhuriyet Başsavcısının istemi üzerine iş davalarına bakmakla görevli mahalli mahkeme kararı ile kapatılır.
Yukarıdaki fıkraya aykırı hareket eden sendika şubesi, sendika ve konfederasyonlar hakkında 2908 sayılı Dernekler Kanununun 54 üncü maddesi uyarınca işlem yapılır.
Madde 6: Sendika ve konfederasyonlar önceden izin almaksızın serbestçe kurulurlar.
Sendika kurucusu olabilmek için en az iki yıldan beri kamu görevlisi olarak çalışmak yeterlidir.
Sendikanın kurucuları; sendika tüzüğü, kurucuların nüfus cüzdanı örnekleri, ikametgah belgeleri, kamu görevlisi olduklarını gösterir belgeler ile sendikayı ilk genel kurula kadar sevk ve idare edeceklerin kimliklerini kuruluş dilekçelerinin ekinde sendika merkezinin bulunacağı ilin valiliğine vermek zorundadırlar.
Konfederasyon kurucuları, konfederasyon tüzüğü ile sendikaların konfederasyon kurulmasına ilişkin kurucular kurulu kararını ve ilk genel kurula kadar sevk ve idare edeceklerin kimliklerini konfederasyon merkezinin bulunacağı ilin valiliğine alındı belgesi karşılığında vermek zorundadırlar. Konfederasyonu ilk genel kurula kadar sevk ve idare edecekler, üyesi oldukları sendikaların zorunlu organlarına seçilmemişlerse, sendika kurucuları için istenilen diğer belgeleri de eklemekle yükümlüdürler.
Yukarıda anılan belge ve tüzüklerin ilgili valiliğe verilmesi ile sendika veya konfederasyon tüzel kişilik kazanır.
Valilik, tüzük ve belgelerin birer örneğini, beş çalışma günü içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Devlet Personel Başkanlığına gönderir.
Tüzüğün veya bu Maddede sayılan belgelerin içerdikleri bilgilerin kanuna aykırılığının tespit edilmesi ya da bu Kanunda öngörülen kuruluş koşullarının gerçekleşmediğinin anlaşılması halinde, ilgili valilik eksikliklerin bir ay içinde tamamlanmasını ister. Tamamlanmadığı takdirde sendika veya konfederasyonun faaliyetinin durdurulması için iş mahkemesine başvurur.
Mahkeme, kanuna aykırılığın veya eksikliğin giderilmesi için altmış günü aşmayan bir süre verir. Verilen süre sonunda tüzük ve belgeler kanuna uygun hale getirilmemişse, mahkeme sendika veya konfederasyonun kapatılmasına karar verir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, sendika ve konfederasyonlar için birer bilgi kaydı tutar.
d) 3694 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun'un İlgili
Maddesi:
Madde 4/1: (Değişik: 15/05/2002 - 4756/2) Radyo, televizyon ve veri yayınları, hukukun üstünlüğüne, Anayasanın genel ilkelerine, temel hak ve özgürlüklere, milli güvenliğe ve genel ahlaka uygun olarak kamu hizmeti anlayışı çerçevesinde yapılır. Yayınların Türkçe yapılması esastır. Ancak, evrensel kültür ve bilim eserlerinin oluşmasına katkısı olan yabancı dillerin öğretilmesi veya bu dillerde müzik veya haber iletilmesi amacıyla da yayın yapılabilir. (Ek: 03.08.2002 - 4771/8 Mülga) (Ek 15.07.2003 -4928/14)Ayrıca kamu ve özel radyo ve televizyon kuruluşlarınca Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerde de yayın yapılabilir. Bu yayınlar , Cumhuriyetin Anayasada belirtilen temel niteliklerine, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı olamaz. Bu yayınların yapılmasına ve denetimine ilişkin usul ve esaslar, Üst Kurulca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
e) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin İlgili Maddeleri:
Madde 10: 1.Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek özgürlüğünü de içerir. Bu madde, devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine bağlı tutmalarına engel değildir.
2. Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, veya yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması için yasayla öngörülen bazı biçim koşullarına, sınırlamalara ve yaptırımlara bağlanabilir.
Madde 11: 1. Herkes asayişi bozmayan toplantılar yapmak, demek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahiptir. 2. Bu hakların kullanılması, demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlanabilir. Bu madde, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel değildir.
G- UYUŞMAZLIK:
Davalı E. Sendikası Tüzüğünün "Sendikanın Amaçları" başlıklı 2. maddesinin (b) bendinde; "Toplumun bütün bireylerinin temel insan hakları ve özgürlükleri doğrultusunda demokratik, laik, bilimsel ve parasız eğitim görmesini, bireylerin anadillerinde öğrenim görmesini ve kültürlerini geliştirmesini savunur" denilmiştir ve davalı sendika yukarıda gerekçede yer verildiği üzere yapılan uyarılara karşın, Tüzüğünde yer alan bu ifadenin Anayasa ve yasalara bir aykırılık teşkil etmediğini, uluslararası sözleşmelerin konuya ilişkin değerlendirmelerine uygun olduğunu, bu nedenle tüzüklerinde değişiklik yapmayacaklarını bildirmiştir.
Görüldüğü üzere yerel mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık, sendika tüzüğünün (sendikaların amaçları) bölümünde yer alan, "...bireylerin anadillerinde öğrenim görmesini savunur" ibaresinin kanuna, Cumhuriyetin temel niteliği ve demokratik esaslar unsuruna aykırılık oluşturup oluşturmadığı noktalarında toplanmaktadır.
H- GEREKÇE:
a) Anayasa Açısından İrdeleme:
Türkiye Cumhuriyeti, tek yapılı yani uniter bir devlettir. Bu husus Anayasa'nın 3. maddesinde açıkça "Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür" denilmek suretiyle ifadesini bulmuş ve bu niteliğin doğal bir sonucu olarak da maddede dilinin Türkçe olduğuna yer verilmiştir. Yine bu niteliğin bir başka sonucu olarak 42. maddenin son fıkrasında, Türk vatandaşlarına eğitim ve öğretim kurumlarında Türkçe'den başka hiçbir dilin anadil olarak okutulamayacağı ve öğretilemeyeceği bir Anayasa kuralı olarak öngörülmüştür.
Bir başka deyişle milletin bütünlüğü, kamusal yaşamda milletin tekliği demektir ve bu nedenle kamusal yaşamda ulusal kültür geçerlidir ve hukukun koruması altındadır. Özel yaşamda ise herkes ait olduğunu hissettiği kültürü yaşayabilir (Bülent Tanör-Necmi Yüzbaşıoğlu, 1982 Anayasasına göre Türk Anayasa Hukuku, Yapı Kredi Yayınları, İst.2001, sh: 106).
Devletin tekliği, üniter oluşu Anayasa'nın 4. maddesine göre değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez.
Anayasa'nın 66. maddesinde ise "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür" denilmiştir.
Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü kuralı sadece kanun koyucuyu değil, bütün kurumları ve vatandaşları da bağlayan, onlar açısından da sonuç doğuran bir ilkedir.
42. maddenin 4. fıkrası ise, açıkça "Eğitim ve öğretim hürriyetinin Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmayacağını" öngörmektedir.
Bütün bunlardan çıkan kesin sonuç, Türkiye Cumhuriyetinde öğrenimin Türkçe ile yapılacağı hususudur.
Ana dil en yalın tanımıyla, bireylerin yakı