İcra ve İflas Kanunu 169. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 169/a – (Ek: 18/2/1965-538/83 md.)
(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/46 md.) İcra mahkemesi hâkimi, itiraz sebeplerinin tahkiki için iki tarafı en geç otuz gün içinde duruşmaya çağırır. Hâkim, duruşma sonucunda borcun olmadığının veya itfa veya imhal edildiğinin resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispatı hâlinde itirazı kabul eder. İcra mahkemesi hâkimi yetki itirazının incelenmesinde taraflar gelmese de gereken kararı verir.
(Değişik ikinci fıkra: 17/7/2003-4949/46 md.) İcra mahkemesi hâkimi, borçlunun itiraz dilekçesine ekli olarak ibraz ettiği belgelerden borcun itfa veya imhal edildiği veya senedin metninden zamanaşımına uğradığı veya borçlunun borçlu olmadığı yahut icra dairesinin yetkili olmadığı kanaatine varırsa, daha evvel itirazın esası hakkındaki kararına kadar icra takibinin muvakkaten durdurulmasına karar verebilir.
(Değişik: 9/11/1988-3494/32 md.) Borçlunun ibraz ettiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse, icra mahkemesi hakimi, 68/a maddesindeki usule göre yapacağı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde, borçlunun itirazının kabulüne karar verir ve alacaklıyı, sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasina mahküm eder.Alacaklı birinci fıkra gereğince çağrıldığı duruşmaya gelmediği takdirde icra mahkemesi hakimi alacağın itiraz edilen kısmı için icranın muvakkaten durdurulmasına karar verir. Bunun üzerine alacaklı en geç altı ay içinde icra mahkemesi önünde duruşma talep ederek makbuz altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ispat etmek suretiyle, takibin devamına karar alabilir. İcra mahkemesi, imzanın alacaklıya ait olmadığına karar verirse borçluyu, sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahküm eder.
İcra hakimi, borçlunun zamanaşımı itirazını alacaklının ibraz ettiği kambiyo senedindeki tarihe göre varit görür ve alacaklı da zamanaşımının kesildiğini veya tatil edildiğini resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat edemezse, itirazın kabulüne; aksi halde reddine karar verir.
İtirazın kabulü kararı ile takip durur. Alacaklının genel hükümlere göre dava açmak hakkı mahfuzdur. Alacaklı, genel mahkemede dava açarsa, inkar tazminatı ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan inkar tazminatı ve para cezası kalkar.
(Ek fıkra: 9/11/1988-3494/32 md.) (Değişik birinci cümle: 17/7/2003-4949/46 md.) Borçlunun itirazının icra mahkemesince esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde kötü niyeti veya ağır kusuru bulunan alacaklı, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere; takip muvakkaten durdurulmuş ise bu itirazın reddi hâlinde borçlu, diğer tarafın isteği üzerine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.[65]
(Değişik son fıkra: 2/3/2005-5311/13 md.) İtirazın reddi kararına karşı istinaf yoluna başvurulması, hiçbir icra muamelesini durdurmaz. Şu kadar ki, borçlu 33 üncü maddenin üçüncü fıkrasına göre teminat gösterirse icra durur.
b) İmzaya itiraz:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
218 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2024/5370 E., 2024/10274 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSamsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Borçlu, takibe konu bononun teminat bonosu olduğu İİK'nın 169/a maddesinin birinci fıkrasındaki belgelerle ispatlayabileceği gibi bono üzerine yazılı kayıtlar ile de ispatlayabilir.
12. Hukuk Dairesi 2024/5370 E. , 2024/10274 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibinde, mirasçı borçlular icra mahkemesine başvurularında, takibe konulan senetteki imzanın murislerine ait olmadığını, bononun 17.12.2019 tarihli satış sözleşmesine ilişkin olduğunu, bono arka yüzündeki açıklamanın bu sözleşme dolayısı ile sözleşmenin teminatı olarak düzenlendiğini gösterdiğini borcun zamanaşımına uğradığını, takibe konu senedin bono niteliğinde olmadığını ileri sürerek borca ve imzaya itiraz ettiklerini, öncelikle takibin geçici olarak durdurulmasını haksız olan alacaklı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmişlerdir. İcra mahkemesince borçluların imzaya ve borca yönelik itirazlarının reddine takibin durdurulmasına karar verildiğinden davacı aleyhine İİK'nun 170/3. maddesi uyarınca tazminata ve para cezasına hükmedildiği, borçluların istinaf yoluna başvurması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yerine davacıların tüm itiraz ve şikayetlerinin reddine, koşulları oluşmadığından inkar tazminatı ve para cezasına hükmolunmasına yer olmadığına karar verildiği, alacaklı tarafından, davacıların imzaya ve borca ayrı ayrı haksız olarak itiraz ettiği ve takip durdurulduğu halde icra inkar tazminatının kaldırarak karar verilmesinin hukuka uygun olmadığı gerekçesi ile temyiz yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.
“İmzaya itiraz dışındaki diğer bütün itirazlara borca itiraz denir. Anılan itiraz, ödeme, borçlunun borcu olmadığı, takip konusu senedin karşılıksız olduğu (veya kaldığı), hatır senedi olduğu, teminat senedi olduğu, anlaşmaya aykırı doldurulduğu, kambiyo senedinde tahrifat yapıldığı, borçlunun senedin düzenlendiği tarihte temyiz kudretine sahip olmadığı, mirası reddetmiş olduğu veya mirasın hükmen reddedilmiş olduğu gibi sebeplere dayanır” (Prof. Dr. Kuru, ... İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, İstanbul 2004, s. 107)
Borçlu imzaya itirazla birlikte imza itirazı ile çelişme halinde olmayan itiraz sebeplerini ileri sürülebilir. Örneğin zamanaşımı, derdestlik, yetki gibi itirazlarda bulunabilir. Bu halde icra ESAS NO : 2024/5370
mahkemesi borçlunun alacağının esasa ilişkin olmayan borca itirazlarını imzaya itirazdan önce inceler. Bu itirazları doğru bulmaz ise bu itirazları reddedip imzaya itirazı incelemeye başlar.
Buna karşılık borçlu imzaya itirazla birlikte borcu ödediğini veya takibe konu senedin teminat olarak verildiğini ileri süremez. Çünkü imzaya itiraz bu tür itirazlarla çelişme halindedir. Bu halde borçlunun imzayı inkar etmediği sonucuna varmak da mümkündür. (Kuru ..., İcra ve İflas Hukuk El Kitabı, Ankara, 2013, s. 807)
17.12.2019 tarihli satış sözleşmesine bağlı olarak verildiği böylece karşılıklı edimlerin teminatı niteliğinde olduğu için takip konusu yapılamayacağı, itirazı, borca itiraz niteliğindedir.
Borçlu, takibe konu bononun teminat bonosu olduğu İİK'nın 169/a maddesinin birinci fıkrasındaki belgelerle ispatlayabileceği gibi bono üzerine yazılı kayıtlar ile de ispatlayabilir. Senet üzerindeki yazılar ile teminat bonosu olduğu ispatlanır ise bu takdirde icra mahkemesi İİK'nın 169/a maddesine göre değil öncelikli olarak uygulanması gereken İİK'nın 170/a maddesini uygulayarak takibi iptal eder. Ancak bono üzerindeki kayıtların bono niteliğini etkilemediği sonucuna varılması halinde borçlunun teminat bonosu olduğu itirazı borca itiraz olduğundan takibin geçici durdurulması olması halinde talep de var ise, alacaklı lehine teminata hükmedilmesi gerekir.
İİK'nın 170/c maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre "icra mahkemesi müddetinde yapılan şikayet veya itiraz dolayısı ile usuli dairesinde kendisine intikal eden işlerde takibin müstenidi olan kambiyo senedinin bu vasfa haiz olmadığı veya alacaklının kambiyo hukuku mucibince takip hakkına sahip bulunmadığı hususlarını re'sen nazara alarak bu şerhe göre yapılan takibi iptal edebilir." Söz konusu hüküm hakimin talebe dahi gerek olmadan bu hükmü kendiliğinden uygulanmasını emretmektedir. İcra mahkemesi bono üzerindeki yazılardan bononun teminat bonosu olduğu sonucuna varır ise bu takdirde bononun unsurlarından biri olan kayıtsız şartsız ödeme vaadi unsuru bulunmadığı dolayısı ile bono niteliğinde olmadığından öncelikle uygulanması gereken İİK 170/a-2 maddesine göre takibi iptal eder.
Somut olayda icra mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu verilen raporda takip konusu bonoda atılı bulunan imzanın borçluların murise ait olduğu kanaatine varıldığı şeklinde görüş bildirildiği, bu raporun hükme esas alındığı ayrıca bono arkasındaki ibarelerin senedin teminat senedi olduğunun kabulünü gerektirerek bir ibare olmadığı gibi senedin kambiyo vasfına da etkisinin olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine itiraz ve talep üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğinden davacı borçlular aleyhine İİK'nın 170/3 maddesi uyarınca tazminata ve para cezasına hükmedildiği görülmektedir.
İcra mahkemesi kararının borçlular vekilince istinaf edilmesi üzere Bölge Adliye Mahkemesi İİK'nın 170/b maddesi yollaması ile uygulanması gereken İİK'nın 67/3 maddesi hükmü uyarınca itiraz eden mirasçı hakkında tazminata ancak kötü niyetin ispat halinde hükmedilebileceği, mirasçıların kötüniyetle itiraz ettiklerinin sabit olmadığı, mahkeme kararının davalılar aleyhine ise tazminata ve para cezasına hükmedilmesi yönüyle isabetli olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkeme kararını kaldırıp, davacıların tüm itiraz ve şikayetlerinin reddine, koşulları oluşmayan inkar tazminatı ve para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına karar verdiği, bu kararın alacaklı vekilince temyiz konusu yapıldığı anlaşılmaktadır.
Borçlular bononun satış sözleşmesine bağlı onun teminatı olarak verildiğini diğer itiraz ve şikayetleri ile birlikte ileri sürdüklerine göre bu şekilde yapılan borca itiraz imza itirazıyla çelişme halinde olduğundan borçluların imzayı inkar etmedikleri sonucuna varılması gerekir. İcra Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkeme kararları ile bononun teminat bonosu olduğu takip konusu yapılamayacağı itirazı borca itiraz niteliğinde olup icra mahkeme gerekçesinde açıkladığı üzere bu iddia kanıtlanamamıştır.
Borçluların bu konudaki istinaf istemleri de Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmiş olup, çelişme konusu olmaktan çıkmıştır. Takibe konu senedin bono niteliğinde olduğu icra mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de kabul edildiğine göre İİK'nın 170/a maddesinin somut olayda uygulama olanağı yoktur. Takip muvakkaten durdurulduğuna, borçlunun borca itirazı reddedildiği ve alacaklının talebi de bulunduğundan İİK'nın 169/a-6. maddesi gereğince alacaklı lehine tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :
Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 30.05.2024 tarih ve 2024/706 Esas – 2024/1516 Karar sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.12.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
HK/SA
Üye ...’ın Karşı Oy Yazısı:
İİK’nın 67/3. maddesi; “itiraz eden veli vasi veya MİRASÇI ise borçlu hakkında tazminata hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır” şeklinde düzenlenmiştir.
Davacılar murisi takibe dayanak senet keşidecisi ...'ın mirasçılarını gösterir 13.03.2023 tarihli veraset ilamının icra dosyası içerisinde bulunduğu, veraset ilamı içeriğinden murisin 10.03.2023 tarihinde vefat ettiğinin anlaşıldığı, mirasçılar hakkındaki icra takibinin 21.06.2023 tarihinde 3 aylık mirası ret süresinin bitiminden sonra başlatıldığının görüldüğü, takibe dayanak senedin bonolar için Türk Ticaret Kanunu'nda belirtilen tüm zorunlu unsurları taşıdığı ve kambiyo senedi vasfında olduğu, yine takip dayanağı bono yönünden uygulanması gereken yasa hükümleri dikkate alınarak 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 749 vd. maddeleri gereğince, poliçeyi kabul eden muhataba (bonoyu düzenleyen keşideciye) karşı başlatılacak takiplerde zamanaşımı süresi vadeden itibaren üç yıl olup, takibe dayanak bonoda vade tarihinin 20.02.2023 tarihi olması hususu nazara alındığında takibin üç yıllık zamanaşımı süresi dolmadan başlatıldığının anlaşıldığı, takibe dayanak bononun arka kısmında yer alan 17.12.2019 tarihinin vade tarihi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, yine takibe konu senedin arka yüzünde "17.12.2019 Cıtroen C3 Aırcros arabaya istinaden verilen 6850 Dolar paranın ...'a teslim edilmesi imza altına alınmıştır" içerikli yazının senedin teminat senedi olduğunun kabulünü gerektirecek bir ibare olmadığı gibi senedin kambiyo vasfına da bir etkisinin olmayacağı, davacıların bu yöndeki iddialarının ancak genel mahkemelerde görülecek bir menfi tespit davasının konusunu oluşturduğu değerlendirilmekle, davacıların borca itirazlarının reddine, ayrıca dayanak senetteki imzanın ... borçlu murise ait olduğu saptandığından imza itirazının da reddine karar verilmiş olup, bu karar yasal sürede davacı/mirasçılar tarafından istinaf edilmekle,
Sair istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmekle birlikte;
“… davacılar aleyhine %20 tazminata ve %10 para cezasına hükmolunmuş ise de; mahkeme kararının bu yönüyle isabetli olmadığı, ŞÖYLEKİ; imzaya itiraz yönünden İİK'nun 170/b.maddesindeki atıf nedeniyle somut olayda da uygulanması gereken İİK'nun 67/3. maddesindeki "itiraz eden veli vasi veya mirasçı ise borçlu hakkında tazminata hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır" hükmü gereğince somut olayda davacı "mirasçılar" hakkında tazminata hükmolunabilmesi için kötü niyetin sabit olması gerektiği, mahkemece, yargılama sürecinde takibin geçici olarak durdurulmasına karar verilmiş ve bu karar icra dairesince uygulanmış ise de itiraz eden mirasçıların kötü niyetle itiraz ettikleri sabit olmadığından haklarında tazminat ve para cezasına hükmolunmuş olmasının isabetli olmadığı, bunun gibi; borca itiraz hakkında uygulanacak olan İİK'nun 169. maddesinde borca itirazın esasa ilişkin nedenlerle reddi halinde tazminata hükmolunacağının düzenlendiği, somut olayda senet metnine dayalı teminat iddiasının şikayet mahiyetinde olduğu, yasal dayanağını İİK.nun 170/a maddesinden aldığı ve bahsi geçen maddede şikayetin reddi halinde tazminat öngörülmediği, zamanaşımı itirazının da esasa ilişkin neden olmadığı, dolayısıyla davacının imzaya itiraz dışındaki diğer itiraz ve şikayetleri yönünden de tazminata hükmolunamayacağı anlaşılmış, açıklanan nedenlerle mahkeme kararı, tazminat ve para cezası hükmü yönünden isabetli bulunmamıştır…” şeklindedir.
İİK'nın 170/b maddesinin atfı ile kambiyo senetlerindeki imza itirazlarında da uygulanması gereken aynı Yasanın 67/3. maddesinde; "İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminata hükmolunması kötüniyetin sübutuna bağlıdır." hükmü dikkate alınarak imza itirazında bulunan mirasçıların kötü niyetle imza itirazında bulunduğu saptanmadığından, ayrıca borca itiraz hakkında da Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde de vurgulandığı üzere; yasal koşullar oluşmadığından borçlu/mirasçılar aleyhine tazminata ve para cezasına hükmedilmemesi isabetlidir(Zira Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 17.03.2014 tarih, 2014/4972 Esas ve 2014/7472 Karar, 07.05.2015 tarih, 2015/1168 Esas ve 2015/12660 Karar, 14.01.2016 tarih, 2015/23031 Esas ve 2016/736 Karar, 11.11.2020 tarih, 2020/2032 Esas ve 2020/9626 Karar sayılı ve daha pek çok emsal içtihadı da benzer niteliktedir).
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA karar verilmesi gerekirken Dairemizin sayın çoğunluğunun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum. 05.12.2024
Diğer kararlar (4)
12. Hukuk Dairesi, 2016/17683 E., 2017/9646 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
cağı hususunda alacaklıya çıkartılan meşruhatlı davetiyeye cevap verilmediğinden, borçlunun, delil olarak sunmuş olduğu sözleşmenin altındaki imzayı inkar etmiş sayılacağı,borçlunun, imzası inkar edilen adi yazılı sözleşme gereği iddiasını İİK'nun 169. maddesinde öngörülen belgelerle ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
12. Hukuk Dairesi 2016/17683 E. , 2017/9646 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı lehtar tarafından, borçlu keşideci hakkında bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte; borçlunun, takip konusu senedin gayrimenkul alım satımı sırasında imzalatılarak teminat amacıyla verildiğini, gayrimenkul satış sözleşmesinin arka yüzüne yazılan tutanakta da teminat senedi ibaresinin yazılı olduğunu ileri sürerek borca itiraz ettiği, mahkemece; gayrimenkul alım satım ve komisyon sözleşmesinin arka yüzünde adi yazılı olarak düzenlenen anlaşmadaki ismi altındaki imzanın alacaklıya ait olup olmadığı,cevap verilmediği takdirde imzayı inkar etmiş sayılacağı hususunda alacaklıya çıkartılan meşruhatlı davetiyeye cevap verilmediğinden, borçlunun, delil olarak sunmuş olduğu sözleşmenin altındaki imzayı inkar etmiş sayılacağı,borçlunun, imzası inkar edilen adi yazılı sözleşme gereği iddiasını İİK'nun 169. maddesinde öngörülen belgelerle ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bir bononun teminat olarak verildiğinin kabulü için, o bono üzerinde teminat ibaresinin bulunması zorunluluğu yoktur. Kaldı ki, bono üzerindeki teminat ibaresi neyin teminatı olduğunun ayrıca açıklanmadığı sürece, bononun başlı başına teminat bonosu olduğunu göstermez. Diğer yandan, teminat iddiasının kabulü için bu hususun taraflarca ayrı bir sözleşmede belirtilmesi de zorunlu değildir.
Ayrıca takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerekir (HGK’nun 14.03.2001 tarih ve 2001/12-233 E., 2001/257 K. sayılı ve yine HGK’nun 20.06.2001 T. ve 2001/12-496 sayılı kararları).
İİK'nun 169/a-3. maddesinde; "Borçlunun ibraz ettiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse, icra mahkemesi hakimi, 68/a maddesindeki usule göre yapacağı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde, borçlunun itirazının kabulüne karar verir ve alacaklıyı, sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder...." hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda; takip dayanağı bononun, borçlunun itiraz dilekçesi ekinde sunduğu 25.11.2014 tarihli sözleşmenin arka yüzünde yazılı ve alacaklı ile borçlunun imzalarının bulunduğu tutanak kapsamında düzenlendiği, takibe konu bonoyu düzenleyenin sözleşmede parayı teslim alan borçlu ... olduğu,lehtarın paraya teslim eden alacaklı ... olduğu, sözleşmenin arka yüzünde yazılı tutanakta verilen paraya karşılık ...’dan 76.739,00 TL. tutarında bir adet teminat senedi alındığının belirtildiği görülmektedir.
Ayrıca mahkemece, borçlunun dava dilekçesi ve ekteki sözleşme suretinin alacaklıya tebliğ edildiği, alacaklının mahkemeye sunduğu cevap dilekçesinde, takibe konu senedin teminat amaçlı verilmediğini belirterek sözleşmeden bahsetmediği gibi ibraz edilen sözleşme içeriğine ve altındaki imzaya da açıkça itiraz etmediği anlaşılmaktadır. İİK'nun 169/a-3 maddesinde yer alan yasal düzenlemeye göre, borçlu tarafından ibraz edilen sözleşmedeki imza, alacaklı tarafından açıkça inkar edilmediğinden, bu imza üzerinde aynı Yasanın 68/a maddesi uyarınca inceleme yapılması gerekmez. İbraname altında bulunan imzaya yönelik açık bir inkar bulunmadığından, alacaklı, ibraname altındaki imzayı ikrar etmiş sayılır.
Bu durumda; takibe konu bononun taraflar arasında imzalanmış sözleşme kapsamında teminat olarak verildiğinin kabulü gerekmekte olup, takip dayanağı bononun tahsilinin gerekip gerekmediği yargılamayı zorunlu kılmaktadır.
O halde, mahkemece, borca itirazın, imzası ikrar edilmiş sayılan belge ile ispat edilmesi ve alacağın varlığı ile miktarının yargılamayı gerektirdiği dikkate alınarak, İİK'nun 169/a maddesi uyarınca borca itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.06.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2013/2458 E., 2015/1542 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBatman İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Borca itiraz hakkında uygulanması gereken 4949 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 169/a-6. maddesinin 2.
Hukuk Genel Kurulu 2013/2458 E. , 2015/1542 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Batman İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/10/2013
NUMARASI : 2013/192-2013/221
Taraflar arasında “ kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla yapılan takipte imzaya ve borca itiraz” talebinden dolayı yapılan yargılaması sonunda; Batman İcra Hukuk Mahkemesince talebin reddine dair verilen 08.02.2013 tarih ve 2011/255 E.-2013/35 K sayılı kararın incelenmesinin davacılar/borçlular vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 20.06.2013 gün ve 2013/14168 E-2013/23293 K sayılı ilamı ile ;
(...Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
1-Borçlular M.. A.. ve F... temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Alacaklı vekili tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı, örnek 10 nolu ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu M.. A.. ve F.... vekilinin yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda, bononun hatır senedi olarak verildiğini ileri sürerek takibin iptalini istediği görülmektedir. Borçlular vekilinin başvurusu bu hali ile borca itiraz niteliğindedir.
Borca itiraz hakkında uygulanması gereken 4949 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 169/a-6. maddesinin 2. cümlesi hükmü aynen: "takip muvakkaten durdurulmuş ise bu itirazın reddi halinde borçlu, diğer tarafın isteği üzerine takip konusu alacağın %40'dan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir" hükmünü içermektedir.
Borçluların borca itirazı üzerine mahkemece, takip muvakkaten durdurulmadığı halde itirazı reddedilen borçlular aleyhine, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeye aykırı şekilde icra inkar tazminatına ve para cezasına hükmedilmesi isabetsizdir.
2-Borçlu Ö.. P.. Ür. Ltd Şti'nin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İcra takibinin dayanağı olan çekteki imzaya itiraz edildiği ve Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 04.12.2012 tarihli raporda "... inceleme konusu çek üzerinde Ö.. P.. Ür. Ltd Şti'nin kaşesi üzerine atılan imzanın taklidi kolay,teşhise götürecek önemli materyal ve yazı unsuru içermeyen, basit tersimli imza olması nedeniyle Fesih Halitoğlu'nun eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği" rapor edilmiş, mahkemece, borçlu şirketin itirazının reddedildiği anlaşılmıştır.
İİK.nun 170/3 . maddesinde (inkar edilen imzanın borçluya ait olduğu) anlaşıldığı takdirde itirazın reddedileceği hükme bağlanmıştır. Somut olayda, bilirkişi raporunda imzanın borçlu şirket yetkilisi eli ürünü olduğu ya da olmadığı yönünde kesin bir görüş bildiriminde bulunulmadığı görülmektedir. Bu durumda bilirkişi raporunda yer alan belirsizliğin borçlu lehine yorumlanması zorunludur, zira takibe başlayan ve icra dosyasına sunduğu çekteki imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklı olup, bu iddiayı ispat külfeti de alacaklıya aittir.
O halde Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 04.04.2012 tarihli rapor içeriğine göre borçlu şirketin itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru değildir..,)”
gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonucunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacılar/borçlular vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla yapılan takipte imzaya ve borca itiraza ilişkindir.
Davacılar vekili; müvekkilleri hakkında Batman İcra Müdürlüğünün 2011/9866 sayılı dosyasında yapılan icra takibinde, takibin konusu çekler karşılığında müvekkillerinin borcu olmadığını, müvekkillerinden M.. A..'ın söz konusu çekleri Ö.... şirketi sahibi olan F.. H..’na hatır çeki olarak verdiğini, çeklerin Ö...şirketi sahibi F.. H.. tarafından yapılacak çim saha işi için Murtaza Güney'e teslim edildiğini, işin M.. tarafından yapılmadığını, Murtaza Güney'e verilen çeklerin C..... ne şekilde geçtiğinin bilinmediğini, çeklerde Ö.. P.. Ürünleri kaşesi altındaki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını, kim tarafından atıldığının da şirket tarafından bilinmediğini, şirket adına atılmış görünen imzanın sahte olduğunu, çekler altındaki imzanın taraflarınca kabul edilmediğini, alacak konusu çeklerle ilgili olarak Batman 1.Asliye Hukuk Mahkemesinde 2011/562 esas sayılı dosya ile müvekkilleri F.. H.. ve Ö... şirketi tarafından bedelsizlik iddiası ile Murtaza Güney aleyhine dava açıldığını ve teminat karşılığında çeklerle ilgili ödeme yasağı getirildiğini, söz konusu dosyanın delil olarak incelenmesini, takibin durdurulmasını, takip konusu çeklerle ilgili olarak müvekkillerinin borcunun bulunmaması ve çeklerdeki Ö.. şirketi kaşesi altındaki imzanın müvekkil şirkete ait olmaması nedeni ile takibin iptaline ve itirazlarının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi ile haksız ve kötüniyetli olarak borca itiraz eden davacı aleyhine % 40'tan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Yerel mahkemece; borçlu şirket ve diğer davacıların hep birlikte iki adet çek altındaki imzanın Ö.... Ltd. Şti.'nin yetkilisine ait olmadığını iddia ederek dava açtıkları, Batman 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/562 esas sayılı dosyası ve bu dosya içerisinde bulunan Ö.... Pet. Ürün. Ltd. Şti.'ne ait 05/06/2011 tarihli tediye makbuzu incelendiğinde, icra takibine ve işbu davaya konu iki adet çekin bu tediye makbuzunda yazılı olduğu, bu tediye makbuzunun imza inkarında bulunan davacı şirkete ait olduğu ve bu şirket tarafından mahkemeye sunulduğu, diğer yandan bu çeklerin şirket yetkilisi F.. H.. tarafından M.... verildiğinin mahkeme içi ikrar ile şirket yetkilisi tarafından kabul edildiği, zaten menfi tespit davasının davacıları tarafından menfi tespit dosyasında sadece bedelsizlik iddiasında bulunulup, bahsi geçen çeklerle ilgili imza inkarına yönelik herhangi bir iddianın ileri sürülmediği gibi menfi tespit davasının davacılarının F.. H.. ve yetkilisi olduğu Ö... Ltd. Şti. olmasının ve buna rağmen Batman İcra Mahkemesinde görülmekte olan iş bu davaya konu iki adet çek hakkında imza inkarında bulunulmamasının her iki davadaki iddiaların özellikle imza inkarı ve bedelsizlik iddiası açısından birbiriyle açıkça çeliştiği, yine bahsi geçen iki adet çekin hatır çeki olarak verildiği ve dolayısıyla bedelsizlik iddiasının ileri sürülmesinin imza inkarı ile açıkça çelişki arz ettiği, her ne kadar Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda; Ö... Pet. Ürün. Ltd. Şti. kaşesi üzerine atfen atılı ikinci ciro imzalarının taklidi kolay, teşhise götürecek önemli materyal ve yazı unsuru içermeyen, basit tersimli, çizgi ve gramalardan ibaret imzalar olması nedeniyle bahsi geçen imzaların F.. H..'nun eli ürünü olup olmadığı tespit edilemese de; menfi tespit dosyasında tediye makbuzu ile çekleri verdiğini kabul eden ancak işin yapılmaması nedeniyle bedelsizlik iddiasında bulunan davacıların imzaya yönelik itirazlarının reddi ile davanın reddine ve alacaklı lehine İİK'nun 170/4. maddesi gereğince, takip konusu asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yine aynı madde gereğince davacı borçluların asıl alacağın % 10'u oranında para cezasına mahkum edilmesine karar verilmiştir.
Hükmün davacılar vekilince temyizi üzerine Özel Dairece hüküm yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmuştur.
Yerel mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Direnme hükmü davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, davacı borçlular M.. A.. ve F.... yönünden itirazın borca itiraz mı, imzaya itiraz mı olduğu, takibin muvakkaten durup durmadığı ve davacı borçlu şirketin itirazının kabulüne karar verilip verilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği gibi, kambiyo senetleri hakkındaki özel takip usulleri 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 167 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Haciz yoluyla takip 168 ve devamı maddelerinde, bu takip şekline ilişkin borca itiraz 169-169/a maddelerinde, imzaya itiraz 170.maddesinde, borçlunun kambiyo hukuku bakımından şikayeti ise İİK.170/a maddesinde düzenlenmiştir.
Borçlunun imzaya itiraz dışındaki diğer nedenlerden dolayı ödeme emrine itirazı borca itiraz niteliğindedir. Borçlu, borca itirazını ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirerek icra mahkemesinden itirazının kabul edilmesine karar verilmesine isteyebilir.( İİK.m.168/5; m. 169) Borcun mevcut olmadığı, ödendiği, ertelendiği, zamanaşımına uğradığı, takas, faiz oranına itiraz, yetki itirazı, takibin mükerrer olduğu gibi itirazlar borca itiraz niteliğindedir.( Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Tamamen Yeniden Yazılmış ve Genişletilmiş İkinci Baskı, 2013, sayfa 783) Borçlunun borcu olmadığına ilişkin itirazı, takip konusu kambiyo senedinin karşılıksız olduğu, hatır senedi olduğu, anlaşmaya aykırı doldurulduğu, kambiyo senedinde tahrifat yapıldığı, borçlunun senedin düzenlendiği tarihte ayırt etme gücüne sahip olmadığı, mirası reddetmiş olduğu, mirasın hükmen reddedildiği gibi sebeplere dayanabilir.( Kuru, Baki, a.g.e, sayfa 787-789) Borca itirazın reddine karar veren icra mahkemesi, daha önce takibin geçici olarak durdurulmasına karar vermiş ise alacaklının talebi üzerine aynı karar ile borçluyu takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum eder (İİK.m.169/a,VI,c.1). Bu maddede borca itirazın reddedilmesi halinde ayrıca para cezasına hükmedileceğine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir.
Borçlunun takip konusu kambiyo senedindeki imzanın kendisine ait olmadığını bildirmesine imzaya itiraz denir ( İİK m.168/4,170,I). İmzaya itiraz İİK.m.170’de özel olarak düzenlendiğinden imzaya itiraz halinde İİK’nun 170.maddesi uygulanması zorunludur. İcra mahkemesi, yapacağı veya bilirkişiye yaptıracağı inceleme sonunda inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir( İİK.m.170,III,c.1). İmzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.
Borçlu itiraz dilekçesinde; imzaya itiraz ile birlikte imzaya itiraz ile çelişme halinde olmayan itiraz sebeplerini de bildirebilir( Kuru, Baki, a.g.e., sayfa 807).
Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte, menfi tespit davası açılabileceği İcra ve İflas Kanunu’nun 170b maddesinin aynı kanunun 72.maddesine yaptığı yollamadan açıkça anlaşılmaktadır.169/VI ve 170/III. maddeleri de kambiyo senetlerine karsı menfi tespit davası açılmasının icra mahkemesindeki borca veya imzaya itiraz prosedürüne etkilerini düzenlemektedir.Borçlunun icra mahkemesinde kambiyo senedinin sahteliğini öne sürmemesi, menfi tespit davası açmasına engel değildir (.(Ahmet Türk, Kambiyo Senedi Borçlusu Tarafından Açılan Bedelsizliğe ve Hükümsüzlüğe Dayalı Menfi Tespit Davalarının Gösterdiği Özellikler, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi,C.7, Özel Sayı, Prof.Dr.İrfan Baştuğ’a Armağan, İzmir,2005, sayfa 307 ve sayfa 347).
Somut olay bakımından; takibe ve eldeki davaya konu yapılan çeklerin keşidecisi davacı/borçlu M.. A.., lehdarı davacı/borçlu F.. H.., senedin sırayla ilk cirantası lehdar, ondan sonraki cirantalar sırasıyla davacı/borçlu şirket Ö.. P.. Ürünleri ve İnş. Sanayii Tic. Ltd. Ştd ve dava dışı C.. Takibe konu çekin kambiyo senedi vasfı taşıdığı ve Ö.. P.. Ürünleri ve İnş. Sanayii Tic. Ltd. Ştd’nin yetkilisinin F.. H.. olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Batman 1. İcra Müdürlüğünün 2011/9866 sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Davalı/alacaklı Finansbank tarafından borçlular davacı M.. A.., F.. H.., Ö.. P.. Ürünleri ve İnş. Sanayi Tic. Ltd. Ştd ile dava dışı C.... aleyhine 06.12.2011 tarihinde 20.000,00 TL bedelli, 23.08.2011 keşide tarihli 3002637 seri numaralı çek ile 20.000,00 TL bedelli, 25.08.2011 keşide tarihli 3002636 seri numaralı çekten dolayı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip talebinde bulunduğu, kambiyo senetlerine mahsus takibe ilişkin ödeme emri düzenlenerek, ödeme emri ve çek suretinin davacı/ borçlulara tebliğ edildiği davacı/borçluların süresi içerisinde takibe ilişkin itirazlarını icra mahkemesine bildirdiği anlaşılmaktadır.
Mahkemenin icra müdürlüğüne gönderdiği 06.01.2012 tarihli müzekkere ile davacılar M.. A.., F.... Ö.. P.. ile davalı Finansbank arasında görülen icra takibine itiraz davasında verilen ara karar gereğince, 2011/9866 esas sayılı dosyada takibin % 100 teminat karşılığında dava sonuçlanıncaya kadar durdurulmasına karar verildiğini, takibin durdurularak neticeden mahkemeye bilgi verilmesini istediği, icra müdürlüğünün 06.01.2011 tarihinde mahkeme yazısı doğrultusunda takibin dava sonuçlandırılıncaya kadar durdurulmasına karar verdiği ve aynı tarihte mahkemeye bilgi verdiği, mahkemece 22.03.2013 tarihli celsede; 2 numaralı ara kararı ile Batman İcra Müdürlüğünün 2011/9866 sayılı takip dosyasında borçlu Ö.. P.. Ürünleri Ltd.Şti. dışındaki borçlular yönünden takibin devamına karar verdiği anlaşılmaktadır.
Batman 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.06.2012 tarih ve 2011/562-2012/518 karar sayılı kararın incelenmesinde; davacılar F.. H.. ve Ö...Pet. Ürünleri ve İnş Sanayi Tic. Ltd.Şti tarafından davalılar A.....aleyhine 18.08.2011 tarihinde menfi tespit davası açıldığı, dosyada bulunan Ö.. P.. Ürünleri ve İnş.San.Tic.Ltd.Şti’ne ait tediye makbuzuna göre 05.06.2011 tarihinde, menfi tespit, takibe ve eldeki davaya konu yapılan çeklerin A...( M....)’e 16 Mayıs Şehir Stadyumu çim yüzeyinin değiştirilmesine karşılık verildiği ve 30.06.2011 tarihinde söz konusu iş bitmediğinde verilen çeklerin firmaya iade edileceği belirtilerek teslim edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece her ne kadar menfi tespit davasında takibe ve davaya konu çeklerin tediye makbuzu ile ve Ö.... Ürünleri ve İnş. Sanayi Tic. Ltd.Şti yetkilisi F.. H.. tarafından M... teslim edilmesi ve menfi tespit davasında davacı şirket ve yetkilisinin imza inkarında bulunmaması nedeniyle her iki davadaki iddiaların özellikle imza inkarı ve bedelsizlik iddiasının birbiri ile çeliştiği belirtilmiş ise de; dava konusu çekler tediye makbuzu ile dava dışı Murtaza Güney’e teslim edilmiş ise de; çeklerin teslim edildiği tarihte çekin arka yüzünün davacı şirket tarafından ciro edildiğinin belirtilmemesi karşısında imza inkarı ile bedelsizlik iddiasının çelişmediğinin kabulü gerekir. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 23.01.2008 tarih ve 2008/12-25 E.2008/3 karar sayılı ilamında kambiyo senetlerine mahsus yolla yapılan takipten önce ihtiyati haciz kararının infazı sırasında, borçlu şirket yetkilisinin borcu kabul ederek kısmi ödeme yapıp kalanının da ödeneceği taahhüdünde bulunmuş olmasının takip aşamasında imzaya itiraz ve dava hakkını ortadan kaldırmayacağı kabul edilmiştir.
Bu açıklamalar karşısında;
1) Davacı borçular, M.. A.. ve F.... yönünden itirazın borca itiraz mı, imzaya itiraz mı olduğu ve takibin muvakkaten durup durmadığına yönelik uyuşmazlık (Özel Daire ilamının (1) numaralı bendi) yönünden yapılan incelemede;
Borçlu M.. A.. ve Fesih Halitoğlu’nun yasal sürede icra mahkemesine yaptıkları başvuru ile çekin hatır senedi olduğunu ileri sürerek takibin iptalini istedikleri ve itirazın bu hali ile borca itiraz niteliğinde olduğu ve borçluların borca itirazı üzerine takibin muvakkaten durduğu anlaşılmaktadır. Yerel mahkemenin takibin durdurulduğuna ilişkin direnme kararı yerinde ise de; borçlular M... ve F... itirazı borca itiraz niteliğinde olduğundan itirazı reddedilen borçlular aleyhine İİK’nun 169/a-6 maddesinin 2.cümlesi uyarınca sadece tazminata hükmedilmesi gerekirken, bu maddede düzenlenmediği halde itirazın imzaya itiraz niteliğinde olduğu kabul edilerek İİK’nın 170/4 maddesi gereğince icra inkar tazminatı ile birlikte para cezasına da hükmedilmesi isabetsizdir. Özel Daire bozma ilamının (1) numaralı bendindeki borçluların itirazı üzerine mahkemece takibin muvakkaten durdurulmadığına ilişkin kısmın bozma ilamından çıkartılması gerekmektedir. Ancak, borçluların borca itirazı üzerine mahkemece, takip muvakkaten durdurulduğuna göre borca itirazı reddedilen borçlular aleyhine İİK.169/a-6 maddesi uyarınca sadece tazminata hükmedilmesi gerekirken, yasal düzenlemeye aykırı olacak şekilde, İİK.170/4 maddesi uyarınca ayrıca para cezasına da hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
II) Davacı borçlu şirketin itirazının kabulüne karar verilip verilmeyeceğine ilişkin uyuşmazlık (Özel Daire ilamının (2) numaralı bendi) yönünden yapılan incelemede;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, “bilirkişi raporundaki belirsizliğin borçlu lehine yorumlanmasının zorunluluğuna” işaret eden ve Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Hal böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca yukarıda değinilen değişik gerekçe ve nedenlerle benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
S O N U Ç: Davacılar/borçlular vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, Özel Daire bozma ilamının (1) numaralı bendinde yer alan takibin muvakkaten durdurulmadığına ilişkin kısmın bozma ilamından çıkarılarak yukarıda I ve II.bentlerde belirtilen nedenlerle direnme kararının değişik gerekçe ile BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 10.06.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2014/34060 E., 2015/1168 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
in tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda, çeklerin ön yüzlerinin çizildiğini ve çeklerin ödendiğine dair kayıt düşüldüğünü ileri sürerek borca itiraz ettiği, mahkemece, borcun ödendiğine ilişkin iddianın İİK'nun 169/a-1 maddesi anlamında ispat edilemediği gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
12. Hukuk Dairesi 2014/34060 E. , 2015/1168 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakim....tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından (3) adet çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda, çeklerin ön yüzlerinin çizildiğini ve çeklerin ödendiğine dair kayıt düşüldüğünü ileri sürerek borca itiraz ettiği, mahkemece, borcun ödendiğine ilişkin iddianın İİK'nun 169/a-1 maddesi anlamında ispat edilemediği gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
1- Takip dayanağı 3026133 nolu 20.05.2013 keşide tarihli ve 100.000 TL bedelli çek yönünden yapılan incelemede: Çekin ön yüzünde ödendi ibaresi bulunduğundan İİK'nun 169/a-1 maddesi uyarınca çekin ödendiği kabul edilerek İİK'nun 169/a-5. maddesine göre anılan çek yönünden takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekir. Öte yandan icra mahkemesi dar yetkili mahkeme olup, borca itiraz halinde ancak İİK'nun 169/a maddesi uyarınca inceleme yapabilir. Alacaklı vekilinin takip dosyasına sunmuş olduğu ziraat bankası dekontu ve dava dışı.... İcra Dairesinin 2013/11395 E. sayılı dosyası yorumlanarak itirazın reddine karar verilmesi doğru değildir.
2- Takip dayanağı 3026136 nolu 20.05.2013 keşide tarihli ve 100.000 TL bedelli çek yönünden yapılan incelemede: Çekin ön yüzünde sol alt köşeden sağ üst köşeye doğru birbirine paralel iki çizginin çizili olduğu ve çizgiler arasında herhangi bir yazı ve ibarenin bulunmadığı görülmektedir. Dayanak çek bu hali ile 6102 sayılı TTK'nun 803 ve devamı maddelerinde düzenlenen genel olarak çizilen bir çek niteliğindedir. Bir diğer ifade ile çekin ön yüzünün birbirine paralel iki çizgi ile çizili olması halinde, belge çizgili çek olup, bu durum kambiyo senedi vasfını etkilemediği gibi çek bedelinin ödendiği anlamına da gelmez. O halde mahkemece TTK'nun 803 ve devamı maddelerine göre inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (1) ve (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2014/20115 E., 2014/27055 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAlanya 2. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesinin uygulanması gerektiği görüşünde iken, daha sonra içtihat değişikliğine gidilerek, senet üzerinde bulunan yazıdaki sahtelik iddiasının borca itiraz niteliğinde olup, bu konunun da İİK'nın 169/a maddesinde düzenlenmiş olması nedeniyle, HMK'nın 209.
12. Hukuk Dairesi 2014/20115 E. , 2014/27055 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Alanya 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 09/05/2014
NUMARASI : 2014/290-2014/277
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Fatmanur Akkan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takipte örnek 10 ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu yasal süresinde icra mahkemesine başvurarak bonolar üzerindeki imzanın, yazı ve ibarelerin kendisine ait olmadığını belirterek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece HMK'nın 209/1. maddesi gerekçe gösterilerek icra takibinin sahtelik davası sonuçlanıncaya kadar durdurulmasına karar verilmiştir.
İcra ve iflas hukuku, icra ve iflas takiplerinin usul hukuku niteliğindedir. Bu hukuk dalının amacı, bir yandan takip alacaklısının alacağına kavuşması için borçlu veya üçüncü kişilerin çıkarabilecekleri zorlukları ortadan kaldırmak, diğer yandan kötüniyetli takiplere karşı takip borçlusunun kendisini korumasını sağlayacak hukuki çareler bulmak, bu arada takipten etkilenen üçüncü kişilerin menfaatlerini korumak, takip işlemlerinin yapılması sırasında insan hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmesini önlemektir. İcra iflas hukukunun en önemli kaynağı İcra ve İflas Kanunu olup, bu Kanun, icra ve iflas takibinden, tahsile kadar uygulanması gereken usul hükümlerini düzenlemektedir.
Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takipte, takibe konu kambiyo senedi altındaki imzaya itiraz, İİK'nın 170. maddesinde özel olarak düzenlendiğinden, imza inkarı nedenine dayalı sahtelik iddiası hakkında, sonraki genel kanun olan HMK'nın 209. maddesi uygulanamaz. İmza itirazı, İİK'nın 170/1. maddesi uyarınca satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz. Ancak icra mahkemesi itirazla ilgili kararına kadar takibin geçici olarak durdurulmasına karar verebilir (İİK m. 170/2).
Öte yandan sahtelik iddiasının imza itirazı dışındaki bir nedene (yazıda sahtelik) dayanması halinde Dairemiz, İcra ve İflas Kanunu'nda bir düzenleme bulunmadığından HMK'nın 209. maddesinin uygulanması gerektiği görüşünde iken, daha sonra içtihat değişikliğine gidilerek, senet üzerinde bulunan yazıdaki sahtelik iddiasının borca itiraz niteliğinde olup, bu konunun da İİK'nın 169/a maddesinde düzenlenmiş olması nedeniyle, HMK'nın 209. maddesinin bu yönden de uygulama yerinin olmadığı görüşü benimsenmiştir.
İcra mahkemesi, önüne gelen itiraz ve şikayetleri, İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen özel usul kurallarını uygulayarak takip hukuku bakımından kesin hükme bağladığından, anılan mahkemenin kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımaz. Bu nedenle borca veya imzaya itirazın incelenmesi sırasında sahtelik iddiasına dayalı olarak genel mahkemelerde açılan davaları bekletici mesele yapamayacağı gibi takibin durdurulmasına da karar veremez. Sadece İİK'nın 169/a-2. maddesi uyarınca itirazın esası hakkındaki kararına kadar icra takibinin muvakkaten durdurulmasına karar verebilir. İcra mahkemesince takibe konu alacakla ilgili bir karar verilmiş olması, aynı alacak hakkında genel mahkemelerde dava açılmasına engel oluşturmaz.
Borçlunun sahtelik nedenine dayalı olarak açtığı menfi tespit davası, İİK'nın 72. maddesi kapsamında bir dava olup, anılan maddedeki usule göre mahkemeden alınacak ihtiyati tedbir kararı ile icra takibi durdurulabilir. Sahtelik nedeniyle açılan menfi tespit davası gibi, cumhuriyet savcılığına aynı nedenle yapılan şikayet ve ceza mahkemesinde açılan dava da kendiliğinden icra takibini durdurmaz ve bekletici mesele yapılamaz. Ancak cumhuriyet savcılığı veya ceza mahkemesince tedbir kararı verilirse icra takibi durdurulabilir.
Yukarıda açıklanan ilke ve kurallar ışığında, takibin kesinleşmesi öncesi veya sonrasında takibe konu senedin sahteliğinin iddia edilmesi, HMK'nın 209. maddesi uyarınca takibin durdurulması sonucunu doğurmaz. Anılan hüküm, genel mahkemelerde açılan davalarla ilgili olarak senedin hiçbir işleme esas alınamayacağını, başka bir anlatımla delil olarak kullanılamayacağını öngörmekte olup, icra takibine etkisi yoktur.
Somut olayda borçlunun iddiası borca ve imzaya itiraz niteliğinde olup, icra mahkemesi bu itirazı incelemekle görevlidir. Mahkemece, İİK'nın 169/a, 170 ve 170/a maddeleri kapsamında borçlunun itirazının esasının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, sahtelik iddiasına dayalı olarak genel mahkemelerden bir karar alınıncaya kadar takibe devam edilemeyeceğinden bahisle HMK'nın 209. maddesi uyarınca icra takibinin durdurulması yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/11/2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Karşı Oy Yazısı
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 08.12.1982 günlü 1982/4 Es. ve 1982/4Ka. sayılı kararına göre ''Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 142. maddesi hükmüne göre, mahkemelerin görevleri kanunla düzenlenir. Öte yandan, 5 Aralık 1977 tarihli, 4/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere,mahkemelerin görevi kamu düzeni ile ilgili olup kıyas veya yorum ile genişletilmesi yahut değiştirilmeleri mümkün bulunmamaktadır.Şayet kanunda açıklık yoksa,görev genel mahkemelere aittir.''
Hukuk Genel Kurulunun 16.04.2014 tarihli 2013/12-1310 Es. ve 2014/532 Ka. sayılı ilamına göre icra mahkemesinin yetkisi sınırlıdır.
TC.Anayasası'nın 6.maddesine göre ''Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.'', 36.maddesine göre ''Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.'' , 37.maddesine göre ''Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.'', 142.madesine göre ''Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.''
Hükümlerinin mahiyeti itibariyle herkese veya her olaya uygulanması mümkün olan kanunlara genel kanun, belli kişilere veya belli olaylara uygulanan kanunlara ise özel kanun denilmektedir.İcra ve İflas Kanunu özel,Hukuk Muhakemeleri Kanunu ise genel kanundur.
Kambiyo senetlerinde İİK.'nun 169/a maddesi gereğince dar yetkili icra mahkemesi imza inkarı dışındaki sahtecilik iddiasını inceleyemez.Çünkü bu maddede incelenebilecek itiraz sebepleri; a)İtfa, b)İmhal, c)Zamanaşımı ve d)İmzaya itiraz olmak üzere sınırlı olarak sayılmıştır. Senette sahtecilik iddiasını inceleme görevi genel yetkili mahkemelere aittir.İmza itirazı da borca iitrazdır.Yasa koyucu imza itirazının inceleme şeklini ayrıntılı olarak İİK.'nun 170.maddesinde düzenlediği halde sahtecilik itirazının incelenme şeklini İİK.'nda düzenlememiştir.Yasa koyucunun böyle bir iradesi olsa idi sahtecilik itirazının incelenme şeklini de belirlerdi.Takip hukukunda düzenlenmeyen bir konuda yorum yolu ile görevli olunduğunu söylemek Anayasa'ya,İİK.'nuna ve İçtihadı birleştirme kararına açıkça aykırılık oluşturmaktadır.
İcra ve İflas Kanunu icra takip hukuku açısından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre özel kanun olup, takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle İcra ve İflas Kanunu hükümlerinin, bu kanunda hüküm bulunmayan durumlarda ise anılan kanuna aykırılık teşkil etmemek koşuluyla genel nitelikte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekir. Sahtelik iddiasının imza inkarı dışında bir nedene dayanması durumunda İcra ve İflas Kanunu'nda özel bir düzenleme bulunmadığından burada 6100 Sayılı HMK. nun 209.maddesinin uygulanması gerekİr ve bu maddenin amir hükmü gereğince icra takibi olduğu yerde durur. Bunun için sahtelik iddiasının ileri sürüldüğü mahkemece ayrıca tedbir kararı verilmesi gerekmez. Borçlu tarafından icra dairesine başvurulması halinde icra müdürlüğünce anılan madde uyarınca sahtelik davası sonuna kadar icra takibinin durdurulması gerekir. İcra müdürünün kararının taraflarca İİK. nun 16/2.maddesi uyarınca süresiz şikayet konusu yapılabileceği tabidir. Öte yandan borçlu tarafından doğrudan icra mahkemesine başvurulmasına da yasal engel olmadığı gibi, hakim, 6100 Sayılı HMK.nun 209/1.maddesini re’sen nazara almalıdır. Pek tabidir ki mahkemece sahtelik iddiasının imza inkarı dışındaki bir nedene dayandığının belirlenmesi halinde takip hukukunun özelliği ve acele karar verilmesi gerekliliğinin bir sonucu olarak, sahtelik davası bekletici mesele yapılmadan, sahtelik davasında karar verilinceye kadar icra takibinin durdurulmasına karar verilmesi gerekir.
Yukarda belirttiğim gerekçelerle çoğunluğun görüşünün icra mahkemelerinin görev alanını yorum yolu ile genişletecek şekilde olduğu, bu görüşün Anayasaya, HMK.'ya,İİK.'na, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun kararına ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararına aykırı olduğunu düşündüğüm için takip hukukunda HMK.'nun 209/1.maddesinin uygulanmayacağına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Somut olayda; keşideci borçlu vekilinin bonodaki imzanın ve yazıların müvekkilinin eli ürünü olmadığını, alacaklıyı müvekkilinin tanımadığını iddia ederek takibin iptalini talep ettiği, mahkemece sahtelik iddiası bulunduğu gerekçesiyle HMK.'nun 209/1.maddesi gereğince takibin durdurulmasına karar verildiği, dosya içerisinde sahte senet tanziminden dolayı kamu davası açıldığına ilişkin evrak bulunmadığı gibi borçlu vekilnin itirazının da imza itirazı niteliğinde bulunduğu görülmüştür.
Senetteki yazıların keşidecinin eli ürünü olması gerekmez.Senet üzerindeki yazılarda tahrifat yapıldığı da iddia edilmediğine göre itiraz bu hali ile imza ve borca itiraz niteliğindedir.
O halde mahkemece; takibe konulan sent üzerinde İİK.'nun 170. maddesi gereğince denetime elverişli bilirkişi raporu hazırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olduğundan dolayı kararın bozulması gerekirken takip hukukunda. HMK..'nun 209.maddesinin uygulanmaycağına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmiyorum. 13/11/2014
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İcra ve İflas Hukuku
X Ltd. Şti., elindeki 100.000 TL'lik bonoya dayanarak Y'ye karşı kambiyo takibi başlatmıştır. Y, senedin altındaki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını iddia etmektedir.
Y'nin yapacağı başvuru ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Başvuru İcra Mahkemesine yapılmalıdır.
B) Başvuru bir dilekçe ile yapılmalıdır.
C) Başvuruda imza inkarı "açıkça" belirtilmelidir.
D) Başvuru süresi tebliğden itibaren 5 gündür.
E) Başvuru satış dahil tüm işlemleri kendiliğinden durdurur.
Bu maddeyle ilgili 42 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.