2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 170

İcra ve İflas Kanunu 170. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 170/b – (Ek: 18/2/1965-538/85 md.; Değişik: 17/7/2003-4949/48 md.) 61 inci maddenin ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları ve 62 ilâ 72 nci maddeler bu fasıl hükümlerine aykırı olmadıkça, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip hakkında da uygulanır. B) İFLAS YOLU İLE TAKİP: Ödeme emri:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

540 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2024/7276 E., 2025/727 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
İİK’nın 170/a-2. maddesinde icra mahkemesinin şikayet ve itiraz dolayısı ile kendisine intikal eden işlerde takip dayanağı kambiyo senedin bu vasfı taşımadığı veya alacaklının kambiyo hukuk mucibince takip hakkına sahip bulunmadığı hususlarını kendiliğinden dikkate a
12. Hukuk Dairesi         2024/7276 E.  ,  2025/727 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nin 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 615,40 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 05.02.2025 gününde oy çokluğuyla karar verildi. Karşı Oy Yazısı: İİK’nın 170/a-2. maddesinde icra mahkemesinin şikayet ve itiraz dolayısı ile kendisine intikal eden işlerde takip dayanağı kambiyo senedin bu vasfı taşımadığı veya alacaklının kambiyo hukuk mucibince takip hakkına sahip bulunmadığı hususlarını kendiliğinden dikkate alarak takibi iptal edebileceği düzenlenmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda borçlunun borçlanma iradesi olmaksızın başka amaçlarla attığı imza kullanılarak elde edilen belgenin senet haline dönüştürüldüğü, bu hali ile takibe konu bononun kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediği anlaşıldığı takdirde takibe konu senedin zorunlu olan bu unsurdan yoksun olması nedeniyle bono niteliğinde sayılamayacağından bu husus icra mahkemesince kendiliğinden dikkate alınarak İİK’nın 170a/2. maddesi uyarınca takibin iptal edilmesi gerekir. TTK’nın 659. maddesinin birinci bendinde yazılı senedin geçersizliğine ilişkin def’iler mutlak def’i niteliğinde olup, herkese karşı ileri sürülebilir. İİK’nın 170. maddesi imzaya itirazı İİK’nın 169/a maddesi borca itirazı düzenlenmiş olup, imzaya itiraz dışındaki itirazların borca itiraz sayıldığından borca itirazın İİK’nın 169/a-1. fıkrasında yazılı belgedeki ispatlanması gerektiği, bu konuda alınacak bilirkişi raporunun dar yetkili icra mahkemesinde dikkate alınamayacağı ileri sürülebilir. Ancak borçlunun senedin geçersizliğine ilişkin bu itirazının belge ile ispatı mümkün değildir. Bu konuda açılan menfi tespit davasında sahtelik incelemesinin HMK 211. maddesi uyarınca bilirkişi incelemesi sureti ile yapılacağını, bilirkişi rapor sonucuna göre karar verileceği öngörülmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu öncesinde 1086 sayılı HUMK'nın 317. maddesinde dava açılmış ve o davada sahteliği iddia edilen senet hakkında inkar edilen imzanın borçluya ait olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yapılmasına ve senedin yazıldığını görenlerin tanık olarak dinlenmelerine karar verilmiş ise senedin dava sonuçlanıncaya kadar hiçbir işleme dayanak yapılamayacağı düzenlenmiştir. HUMK’nın 308, 309 ve 316. maddelerinde yer alan sahtelik incelemesi HMK 211. madde de düzenlenmiş olup HUMK 1086 sayılı Kanunda yer alan tanık dinlenmesi yeni düzenlemede kabul edilmemiştir. İİK’nın 170/3. fıkrasının göndermesi ile İİK’nın 68/a maddesinin 4. fıkrasına göre icra mahkemesince bilirkişi incelenmesinin yaptırılacağı düzenlenmiş olup İİK’nın 68/a-h fıkrasının göndermesine yaptığı HMK’nın 211. maddesi imza incelenmesinde de uygulama alanı bulmaktadır. İcra mahkemesi veya genel mahkemenin yaptıracağı bilirkişi incelemesi HMK’nın 211. maddesi çerçevesinde yapılacağı için alınacak raporlarda inceleme yöntemi olarak bir fark bulunmadığı gibi icra mahkemesi veya genel mahkemenin bilirkişi raporunda farklı anlam ve sonuçları çıkarması da mümkün değildir. Çünkü senedin yazıldığını görenlerin tanık olarak dinlenmesi HMK 211. maddede yasaklanmıştır. Bu durumda icra mahkemesinin dar yetkili olup inceleme yetkisinin kısıtlı olduğundan genel mahkemelerin daha geniş yetki ile sahtecilik iddialarını incelediğinden söz edilemez. Senette imza dışında yazıda sahtelik yapılıp yapılmadığının tespiti sadece bilirkişi incelemesi ile mümkün olmaktadır. Bilirkişi yaptığı inceleme sonucunda imzanın borçluya ait olduğunu, ancak bu imzanın senet ile borç altına girme iradesi olmaksızın başka amaçlarla atıldığını tespit eder ise genel mahkemeler tarafından borçlunun bu senetten dolayı borcunun olmadığının tespitine karar verilmektedir. İcra mahkemesinin dar yetkili olması, İcra İflas Kanununda yazılı hallerde belli bazı kuvvetli belgeler ile alacak veya borçlunun iddiasının ispat edebileceği ve icra mahkemesinin bu belgeler dışında inceleme faaliyeti yapamayacağı anlamına gelir. Senedi tanzim eden kişinin tanzim tarihinde ehliyetsiz olduğu bilirkişi raporu ile ispatlanır ise icra mahkemesi bu rapora dayanak senedin geçersizliğine karar verebilmektedir. İİK’nın 170/a maddesi uyarınca icra mahkemesi süresi içindeki şikayet ve itiraz dolayısı ile kendisine intikal edecek işlerde takibe dayanak kambiyo senedinin bu niteliği haiz olmadığını veya alacaklının kambiyo senedi mucibince takip hakkına sahip bulunmadığını re’sen inceleyerek takibi iptal edebilir. İmza incelemesi sırasında alınan raporda senedin borçlanma iradesi olmaksızın başka amaçlarla atılan imza kullanılarak elde edilen belgenin bono haline dönüştürüldüğü sonucuna varır ise icra mahkemesinin bu raporu “dar yetkiliyim” diyerek göz ardı etmesi mümkün değildir. Alacaklı kambiyo senedine dayanak takip talebinde bulunduğunda, bu senedin kambiyo senedi olduğunu ve geçerli olduğunu iddia ediyor demektir. Genel kural herkes iddiasını ispat zorundadır. Takibe dayanak bononun sahtelikle oluşturulduğu rapor ile tespit edildiğinde, senedin kayıtsız şartsız borç ikrarı olma özelliği ortadan kalkacağından, ispat yükü kendisinde olan alacaklı alacağın varlığı ve miktarını genel mahkemelerde açacağı alacak davası ile ispatlayabilir. Nitekim HGK’nın 02.05.2007 tarih, 2007/12-234 E.-2007/232 K. sayılı kararında; bononun ön yüzünün ve arka yüzünün ve imzalarının elektronik tarayıcılarla taranmak suretiyle oluşturulduğu dosyadaki raporlardan anlaşılmaktadır. Ortada üzerinde imza incelemesi yapılacak bir bono bulunmadığından borçlunun imzaya itirazının haklı olup olmadığının saptanmasına olanak yoktur. Dolayısı ile alacağın tahsili yargılamaya muhtaç hale gelmiştir. Burada genel hükümlere göre dava açmak ve alacağın varlığı ile miktarını kanıtlayıp hüküm altına aldırmak yükümlülüğü alacaklıya aittir. Nitekim Yargıtay HGK’nın 27.06.2001 gün ve 2001/12-545-548 sayılı kararları da aynı yöndedir şeklindeki açıklamalar yapıldıktan sonra icra mahkemesince İİK’nın 169/a ve 170/a maddesi gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği vurgulanarak mahkeme kararı bozulmuştur. Bilirkişi raporuna rağmen borçlunun borca ve imzaya itirazının reddedilmesi ve menfi tespit davası açmaya zorlanması İcra ve İflas Kanunun hükümleri, hukukun genel ilkeleri ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri ile bağdaşmamaktadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi yerleşik içtihatlarında bono metninde yazı veya rakamla bilirkişi raporunu dikkate alarak takibin kısmen veya tamamen durdurulması veya takibin iptaline karar verilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Örneğin bono gerçekte 10.000 TL iken ‘000’ eklenerek 10.000.000 TL haline getirildiği bilirkişi raporu ile tespit edildiği halde takibin 10.000 TL üzerindeki kısmının durdurulmasına karar verilmektedir. Borçlunun bu bonoda tahrifat nedeniyle borca kısmi itirazı İİK’nın 169/a-6 yazılı belgelerle değil, bilirkişi raporu ile ispatlanmakta, yerleşik Daire kararlarında bilirkişi raporu ile tahrifat sabit olduğu takdirde bu husus borca itiraz olarak değerlendirilerek takibin kısmen veya tamamen durdurulmasına karar verilmektedir. Aynı şekilde uygulamada “taşıma imza” olarak adlandırılan başka amaçlarla atılan imzadan faydalanılarak bu imzanın üstünün doldurulup borç haline getirildiğini tespit eden bilirkişi raporuna dayalı olarak İİK’nın 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmelidir. Bu halde borçlunun menfi tespit davası açmaya zorlanması ve yüksek miktarları bulan dava harcı ödemesi söz konusu olmadan takibi durdurma imkanına kavuşacaktır. Kaldı ki borçlu menfi tespit davası açsa bile bu sahteliğin farkına hakkında icra takibi yapılmasından sonra vardığından takipten sonra açılan menfi tespit davası ile icra takibinin durdurulmasına karar da verilemez. HMK’nın 209/1. madde hükmünün icra takiplerinde uygulama alanı olmadığı konusunda yerleşik Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin kararları olup, menfi tespit davasının açılması ile birlikte icra takibi durdurulamaz. Takibe konu bonolarda yazı ve imzada sahtelik iddiaları üzerine icra mahkemesince yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucuna göre icra takibinin durdurulmasına veya iptaline karar verilmesi zorunludur. Somut olayda şikayetçi borçlu icra mahkemesine verdiği dilekçede kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte alacaklı ile arasında takibe konu senedin verilmesini gerektiren bir borç ilişkisinin bulunmadığını, başka amaçlarla borçlanma iradesi olmaksızın boş kağıda atılan imzanın bono haline getirildiğini ileri sürerek borca itiraz etmiştir. İcra mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu verilen 15.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda bono altında keşideciye atfen atılı bulunan imzanın şikayetçi borçluya ait olduğu sonucuna varılmıştır. 31.01.2023 tarihli duruşmada borçlu vekili senedin kambiyo vasfında olmadığına yönelik itirazlarla ilgili bir inceleme yapılmadığından yeniden rapor alınmasını talep etmiş ise de bu talebinin mahkemece reddine karar verildikten sonra davanın (şikayetin) reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. İcra mahkemesi red kararının gerekçesinde senedin borçlanma iradesi olmaksızın atılan imzalardan faydalanılarak sahte olarak oluşturulduğuna ilişkin sahtelik iddiasının yargılamayı gerektirdiğini, dar yetkili icra mahkemesinde bu hususun incelenmesinin mümkün olmadığını, senet altındaki imzanın borçluya ait olduğunun bilirkişi raporu ile anlaşıldığını belirtmiştir Şikayetçi borçlu aynı takiple ilgili olarak senet altındaki imzaya itiraz ettiği, bu itirazın görüldüğü İstanbul Anadolu 13 İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/614 Esas nolu bu dosya üzerinden icra mahkemesince aldırılan 15.02.2023 tarihli ek raporda, takibe konu 600.000 USD meblağlı senedin borçlunun el yazısı ve imzasından faydalanılmak suretiyle bilgisayar ortamında yazıcı marifeti ile sonradan oluşturulduğu kanaatine varıldığı, borçlu tarafından 20.02.2023 tarihli uzman görüşünde de başka bir amaçla atılan imza üzerinin doldurularak senet haline dönüştürüldüğü görüş ve kanaatine varıldığı görülmektedir. Anadolu 13. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/614 Esas nolu dosyası üzerinden şikayet konusu senet ile ilgili olarak aldırılan 15.02.2023 tarihli ek rapora göre takibe konu bononun kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediği ve bono niteliğinde sayılamayacağı için alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirir. Alacaklı genel mahkemelerde alacak davası açmakta serbest olup takibin İİK’nın 170/a maddesi uyarınca iptaline karar verilmesi ve bu nedenlerle kararın bozulması görüşünde olduğumdan çoğunluğun kararın onanması yönündeki görüşüne katılamıyorum. 05.02.2025

Diğer kararlar (4)

12. Hukuk Dairesi, 2024/5656 E., 2024/10334 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İİK’nın 170/a-2. maddesinde icra mahkemesinin şikayet ve itiraz dolayısı ile kendisine intikal eden işlerde takip dayanağı kambiyo senedin bu vasfı taşımadığı veya alacaklının kambiyo hukuk mucibince takip hakkına sahip bulunmadığı hususlarını kendiliğinden dikkate a
12. Hukuk Dairesi         2024/5656 E.  ,  2024/10334 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, davacı dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 427,60 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 09.12.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Üye Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı; İİK’nın 170/a-2. maddesinde icra mahkemesinin şikayet ve itiraz dolayısı ile kendisine intikal eden işlerde takip dayanağı kambiyo senedin bu vasfı taşımadığı veya alacaklının kambiyo hukuk mucibince takip hakkına sahip bulunmadığı hususlarını kendiliğinden dikkate alarak takibi iptal edebileceği düzenlenmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda borçlunun borçlanma iradesi olmaksızın başka amaçlarla attığı imza kullanılarak elde edilen belgenin senet haline dönüştürüldüğü, bu hali ile takibe konu bononun kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediği anlaşıldığı takdirde takibe konu senedin zorunlu olan bu unsurdan yoksun olması nedeniyle bono niteliğinde sayılamayacağından bu husus icra mahkemesince kendiliğinden dikkate alınarak İİK’nın 170a/2. maddesi uyarınca takibin iptal edilmesi gerekir. TTK’nın 659. maddesinin birinci bendinde yazılı senedin geçersizliğine ilişkin def’iler mutlak def’i niteliğinde olup, herkese karşı ileri sürülebilir. İİK’nın 170. maddesi imzaya itirazı İİK’nın 169/a maddesi borca itirazı düzenlenmiş olup, imzaya itiraz dışındaki itirazların borca itiraz sayıldığından borca itirazın İİK’nın 169/a-1. fıkrasında yazılı belgedeki ispatlanması gerektiği, bu konuda alınacak bilirkişi raporunun dar yetkili icra mahkemesinde dikkate alınamayacağı ileri sürülebilir. Ancak borçlunun senedin geçersizliğine ilişkin bu itirazının belge ile ispatı mümkün değildir. Bu konuda açılan menfi tespit davasında sahtelik incelemesinin HMK 211. maddesi uyarınca bilirkişi incelemesi sureti ile yapılacağını, bilirkişi rapor sonucuna göre karar verileceği öngörülmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu öncesinde 1086 sayılı HUMK'nın 317. maddesinde dava açılmış ve o davada sahteliği iddia edilen senet hakkında inkar edilen imzanın borçluya ait olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yapılmasına ve senedin yazıldığını görenlerin tanık olarak dinlenmelerine karar verilmiş ise senedin dava sonuçlanıncaya kadar hiçbir işleme dayanak yapılamayacağı düzenlenmiştir. HUMK’nın 308, 309 ve 316. maddelerinde yer alan sahtelik incelemesi HMK 211. madde de düzenlenmiş olup HUMK 1086 sayılı Kanunda yer alan tanık dinlenmesi yeni düzenlemede kabul edilmemiştir. İİK’nın 170/3. fıkrasının göndermesi ile İİK’nın 68/a maddesinin 4. fıkrasına göre icra mahkemesince bilirkişi incelenmesinin yaptırılacağı düzenlenmiş olup İİK’nın 68/a-h fıkrasının göndermesine yaptığı HMK’nın 211. maddesi imza incelenmesinde de uygulama alanı bulmaktadır. İcra mahkemesi veya genel mahkemenin yaptıracağı bilirkişi incelemesi HMK’nın 211. maddesi çerçevesinde yapılacağı için alınacak raporlarda inceleme yöntemi olarak bir fark bulunmadığı gibi icra mahkemesi veya genel mahkemenin bilirkişi raporunda farklı anlam ve sonuçları çıkarması da mümkün değildir. Çünkü senedin yazıldığını görenlerin tanık olarak dinlenmesi HMK 211. maddede yasaklanmıştır. Bu durumda icra mahkemesinin dar yetkili olup inceleme yetkisinin kısıtlı olduğundan genel mahkemelerin daha geniş yetki ile sahtecilik iddialarını incelediğinden söz edilemez. Senette imza dışında yazıda sahtelik yapılıp yapılmadığının tespiti sadece bilirkişi incelemesi ile mümkün olmaktadır. Bilirkişi yaptığı inceleme sonucunda imzanın borçluya ait olduğunu, ancak bu imzanın senet ile borç altına girme iradesi olmaksızın başka amaçlarla atıldığını tespit eder ise genel mahkemeler tarafından borçlunun bu senetten dolayı borcunun olmadığının tespitine karar verilmektedir. İcra mahkemesinin dar yetkili olması, İcra İflas Kanununda yazılı hallerde belli bazı kuvvetli belgeler ile alacak veya borçlunun iddiasının ispat edebileceği ve icra mahkemesinin bu belgeler dışında inceleme faaliyeti yapamayacağı anlamına gelir. Senedi tanzim eden kişinin tanzim tarihinde ehliyetsiz olduğu bilirkişi raporu ile ispatlanır ise icra mahkemesi bu rapora dayanak senedin geçersizliğine karar verebilmektedir. İİK’nın 170/a maddesi uyarınca icra mahkemesi süresi içindeki şikayet ve itiraz dolayısı ile kendisine intikal edecek işlerde takibe dayanak kambiyo senedinin bu niteliği haiz olmadığını veya alacaklının kambiyo senedi mucibince takip hakkına sahip bulunmadığını re’sen inceleyerek takibi iptal edebilir. İmza incelemesi sırasında alınan raporda senedin borçlanma iradesi olmaksızın başka amaçlarla atılan imza kullanılarak elde edilen belgenin bono haline dönüştürüldüğü sonucuna varır ise icra mahkemesinin bu raporu “dar yetkiliyim” diyerek göz ardı etmesi mümkün değildir. Alacaklı kambiyo senedine dayanak takip talebinde ESAS NO : 2024/5656 bulunduğunda, bu senedin kambiyo senedi olduğunu ve geçerli olduğunu iddia ediyor demektir. Genel kural herkes iddiasını ispat zorundadır. Takibe dayanak bononun sahtelikle oluşturulduğu rapor ile tespit edildiğinde, senedin kayıtsız şartsız borç ikrarı olma özelliği ortadan kalkacağından, ispat yükü kendisinde olan alacaklı alacağın varlığı ve miktarını genel mahkemelerde açacağı alacak davası ile ispatlayabilir. Nitekim HGK’nın 02.05.2007 tarih, 2007/12-234 E.-2007/232 K. sayılı kararında; bononun ön yüzünün ve arka yüzünün ve imzalarının elektronik tarayıcılarla taranmak suretiyle oluşturulduğu dosyadaki raporlardan anlaşılmaktadır. Ortada üzerinde imza incelemesi yapılacak bir bono bulunmadığından borçlunun imzaya itirazının haklı olup olmadığının saptanmasına olanak yoktur. Dolayısı ile alacağın tahsili yargılamaya muhtaç hale gelmiştir. Burada genel hükümlere göre dava açmak ve alacağın varlığı ile miktarını kanıtlayıp hüküm altına aldırmak yükümlülüğü alacaklıya aittir. Nitekim Yargıtay HGK’nın 27.06.2001 gün ve 2001/12-545-548 sayılı kararları da aynı yöndedir şeklindeki açıklamalar yapıldıktan sonra icra mahkemesince İİK’nın 169/a ve 170/a maddesi gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği vurgulanarak mahkeme kararı bozulmuştur. Bilirkişi raporuna rağmen borçlunun borca ve imzaya itirazının reddedilmesi ve menfi tespit davası açmaya zorlanması İcra ve İflas Kanunun hükümleri, hukukun genel ilkeleri ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri ile bağdaşmamaktadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi yerleşik içtihatlarında bono metninde yazı veya rakamla bilirkişi raporunu dikkate alarak takibin kısmen veya tamamen durdurulması veya takibin iptaline karar verilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Örneğin bono gerçekte 10.000 TL iken ‘000’ eklenerek 10.000.000 TL haline getirildiği bilirkişi raporu ile tespit edildiği halde takibin 10.000 TL üzerindeki kısmının durdurulmasına karar verilmektedir. Borçlunun bu bonoda tahrifat nedeniyle borca kısmi itirazı İİK’nın 169/a-6 yazılı belgelerle değil, bilirkişi raporu ile ispatlanmakta, yerleşik Daire kararlarında bilirkişi raporu ile tahrifat sabit olduğu takdirde bu husus borca itiraz olarak değerlendirilerek takibin kısmen veya tamamen durdurulmasına karar verilmektedir. Aynı şekilde uygulamada “taşıma imza” olarak adlandırılan başka amaçlarla atılan imzadan faydalanılarak bu imzanın üstünün doldurulup borç haline getirildiğini tespit eden bilirkişi raporuna dayalı olarak İİK’nın 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmelidir. Bu halde borçlunun menfi tespit davası açmaya zorlanması ve yüksek miktarları bulan dava harcı ödemesi söz konusu olmadan takibi durdurma imkanına kavuşacaktır. Kaldı ki borçlu menfi tespit davası açsa bile bu sahteliğin farkına hakkında icra takibi yapılmasından sonra vardığından takipten sonra açılan menfi tespit davası ile icra takibinin durdurulmasına karar da verilemez. HMK’nın 209/1. madde hükmünün icra takiplerinde uygulama alanı olmadığı konusunda yerleşik Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin kararları olup, menfi tespit davasının açılması ile birlikte icra takibi durdurulamaz. Takibe konu bonolarda yazı ve imzada sahtelik iddiaları üzerine icra mahkemesince yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucuna göre icra takibinin durdurulmasına veya iptaline karar verilmesi zorunludur. Somut olayda şikayetçi borçlu aleyhinde bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte dayanak bononun sahte olduğunu, başka amaçla attığı imzasının taşınması ya da kopyalanması yolu ile kambiyo senedi oluşturulduğunu ileri sürerek imzaya ve borca itiraz ettiği icra mahkemesince Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinden 03.11.2023 tarihinde aldırılan bilirkişi raporunda imzanın borçlunun eli mahsulü olmakla birlikte, “İnceleme konusu senetteki imzaların bulunduğu bölümde üst ve sol kenarda doğrusal hatlar bulunduğu, imzaların etrafında yoğun yapıştırıcı bakiyelerinin ve yer yer lif kalkmaları olduğu, “DAYAN” ibaresindeki 2. “A” harfinin ve “Malatya” ibaresindeki “t” harfinin yapıştırıcı bakiyeleri ve lif kalkmalarının üzerine yazılmış olduğu görülmekle söz konusu imzaların senedi onaylar mahiyette atılmamış olup, çerçeve şeklinde imza bölümü açık başka bir belgeyi imzalar nitelikte atılmış olduğunu bildirir kanaat raporudur.” şeklinde olduğu görülmektedir. Mahkemece alınan rapora göre takibe konu bononun kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediği ve bono niteliğinde sayılamayacağı için alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirmektedir. Alacaklı genel mahkemelerde alacak davası açmakta serbest olup takibin İİK 170/a maddesi uyarınca iptaline karar verilmesi ve bu nedenle kararın bozulması görüşünde olduğumdan çoğunluğun kararın onanması yönündeki görüşüne katılamıyorum. 09.12.2024
12. Hukuk Dairesi, 2024/5370 E., 2024/10274 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSamsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İcra mahkemesince borçluların imzaya ve borca yönelik itirazlarının reddine takibin durdurulmasına karar verildiğinden davacı aleyhine İİK'nun 170/3. maddesi uyarınca tazminata ve para cezasına hükmedildiği, borçluların istinaf yoluna başvurması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yerine davacıların tüm itiraz
12. Hukuk Dairesi         2024/5370 E.  ,  2024/10274 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibinde, mirasçı borçlular icra mahkemesine başvurularında, takibe konulan senetteki imzanın murislerine ait olmadığını, bononun 17.12.2019 tarihli satış sözleşmesine ilişkin olduğunu, bono arka yüzündeki açıklamanın bu sözleşme dolayısı ile sözleşmenin teminatı olarak düzenlendiğini gösterdiğini borcun zamanaşımına uğradığını, takibe konu senedin bono niteliğinde olmadığını ileri sürerek borca ve imzaya itiraz ettiklerini, öncelikle takibin geçici olarak durdurulmasını haksız olan alacaklı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmişlerdir. İcra mahkemesince borçluların imzaya ve borca yönelik itirazlarının reddine takibin durdurulmasına karar verildiğinden davacı aleyhine İİK'nun 170/3. maddesi uyarınca tazminata ve para cezasına hükmedildiği, borçluların istinaf yoluna başvurması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yerine davacıların tüm itiraz ve şikayetlerinin reddine, koşulları oluşmadığından inkar tazminatı ve para cezasına hükmolunmasına yer olmadığına karar verildiği, alacaklı tarafından, davacıların imzaya ve borca ayrı ayrı haksız olarak itiraz ettiği ve takip durdurulduğu halde icra inkar tazminatının kaldırarak karar verilmesinin hukuka uygun olmadığı gerekçesi ile temyiz yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır. “İmzaya itiraz dışındaki diğer bütün itirazlara borca itiraz denir. Anılan itiraz, ödeme, borçlunun borcu olmadığı, takip konusu senedin karşılıksız olduğu (veya kaldığı), hatır senedi olduğu, teminat senedi olduğu, anlaşmaya aykırı doldurulduğu, kambiyo senedinde tahrifat yapıldığı, borçlunun senedin düzenlendiği tarihte temyiz kudretine sahip olmadığı, mirası reddetmiş olduğu veya mirasın hükmen reddedilmiş olduğu gibi sebeplere dayanır” (Prof. Dr. Kuru, ... İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, İstanbul 2004, s. 107) Borçlu imzaya itirazla birlikte imza itirazı ile çelişme halinde olmayan itiraz sebeplerini ileri sürülebilir. Örneğin zamanaşımı, derdestlik, yetki gibi itirazlarda bulunabilir. Bu halde icra ESAS NO : 2024/5370 mahkemesi borçlunun alacağının esasa ilişkin olmayan borca itirazlarını imzaya itirazdan önce inceler. Bu itirazları doğru bulmaz ise bu itirazları reddedip imzaya itirazı incelemeye başlar. Buna karşılık borçlu imzaya itirazla birlikte borcu ödediğini veya takibe konu senedin teminat olarak verildiğini ileri süremez. Çünkü imzaya itiraz bu tür itirazlarla çelişme halindedir. Bu halde borçlunun imzayı inkar etmediği sonucuna varmak da mümkündür. (Kuru ..., İcra ve İflas Hukuk El Kitabı, Ankara, 2013, s. 807) 17.12.2019 tarihli satış sözleşmesine bağlı olarak verildiği böylece karşılıklı edimlerin teminatı niteliğinde olduğu için takip konusu yapılamayacağı, itirazı, borca itiraz niteliğindedir. Borçlu, takibe konu bononun teminat bonosu olduğu İİK'nın 169/a maddesinin birinci fıkrasındaki belgelerle ispatlayabileceği gibi bono üzerine yazılı kayıtlar ile de ispatlayabilir. Senet üzerindeki yazılar ile teminat bonosu olduğu ispatlanır ise bu takdirde icra mahkemesi İİK'nın 169/a maddesine göre değil öncelikli olarak uygulanması gereken İİK'nın 170/a maddesini uygulayarak takibi iptal eder. Ancak bono üzerindeki kayıtların bono niteliğini etkilemediği sonucuna varılması halinde borçlunun teminat bonosu olduğu itirazı borca itiraz olduğundan takibin geçici durdurulması olması halinde talep de var ise, alacaklı lehine teminata hükmedilmesi gerekir. İİK'nın 170/c maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre "icra mahkemesi müddetinde yapılan şikayet veya itiraz dolayısı ile usuli dairesinde kendisine intikal eden işlerde takibin müstenidi olan kambiyo senedinin bu vasfa haiz olmadığı veya alacaklının kambiyo hukuku mucibince takip hakkına sahip bulunmadığı hususlarını re'sen nazara alarak bu şerhe göre yapılan takibi iptal edebilir." Söz konusu hüküm hakimin talebe dahi gerek olmadan bu hükmü kendiliğinden uygulanmasını emretmektedir. İcra mahkemesi bono üzerindeki yazılardan bononun teminat bonosu olduğu sonucuna varır ise bu takdirde bononun unsurlarından biri olan kayıtsız şartsız ödeme vaadi unsuru bulunmadığı dolayısı ile bono niteliğinde olmadığından öncelikle uygulanması gereken İİK 170/a-2 maddesine göre takibi iptal eder. Somut olayda icra mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu verilen raporda takip konusu bonoda atılı bulunan imzanın borçluların murise ait olduğu kanaatine varıldığı şeklinde görüş bildirildiği, bu raporun hükme esas alındığı ayrıca bono arkasındaki ibarelerin senedin teminat senedi olduğunun kabulünü gerektirerek bir ibare olmadığı gibi senedin kambiyo vasfına da etkisinin olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine itiraz ve talep üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğinden davacı borçlular aleyhine İİK'nın 170/3 maddesi uyarınca tazminata ve para cezasına hükmedildiği görülmektedir. İcra mahkemesi kararının borçlular vekilince istinaf edilmesi üzere Bölge Adliye Mahkemesi İİK'nın 170/b maddesi yollaması ile uygulanması gereken İİK'nın 67/3 maddesi hükmü uyarınca itiraz eden mirasçı hakkında tazminata ancak kötü niyetin ispat halinde hükmedilebileceği, mirasçıların kötüniyetle itiraz ettiklerinin sabit olmadığı, mahkeme kararının davalılar aleyhine ise tazminata ve para cezasına hükmedilmesi yönüyle isabetli olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkeme kararını kaldırıp, davacıların tüm itiraz ve şikayetlerinin reddine, koşulları oluşmayan inkar tazminatı ve para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına karar verdiği, bu kararın alacaklı vekilince temyiz konusu yapıldığı anlaşılmaktadır. Borçlular bononun satış sözleşmesine bağlı onun teminatı olarak verildiğini diğer itiraz ve şikayetleri ile birlikte ileri sürdüklerine göre bu şekilde yapılan borca itiraz imza itirazıyla çelişme halinde olduğundan borçluların imzayı inkar etmedikleri sonucuna varılması gerekir. İcra Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkeme kararları ile bononun teminat bonosu olduğu takip konusu yapılamayacağı itirazı borca itiraz niteliğinde olup icra mahkeme gerekçesinde açıkladığı üzere bu iddia kanıtlanamamıştır. Borçluların bu konudaki istinaf istemleri de Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmiş olup, çelişme konusu olmaktan çıkmıştır. Takibe konu senedin bono niteliğinde olduğu icra mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de kabul edildiğine göre İİK'nın 170/a maddesinin somut olayda uygulama olanağı yoktur. Takip muvakkaten durdurulduğuna, borçlunun borca itirazı reddedildiği ve alacaklının talebi de bulunduğundan İİK'nın 169/a-6. maddesi gereğince alacaklı lehine tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 30.05.2024 tarih ve 2024/706 Esas – 2024/1516 Karar sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.12.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. HK/SA Üye ...’ın Karşı Oy Yazısı: İİK’nın 67/3. maddesi; “itiraz eden veli vasi veya MİRASÇI ise borçlu hakkında tazminata hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır” şeklinde düzenlenmiştir. Davacılar murisi takibe dayanak senet keşidecisi ...'ın mirasçılarını gösterir 13.03.2023 tarihli veraset ilamının icra dosyası içerisinde bulunduğu, veraset ilamı içeriğinden murisin 10.03.2023 tarihinde vefat ettiğinin anlaşıldığı, mirasçılar hakkındaki icra takibinin 21.06.2023 tarihinde 3 aylık mirası ret süresinin bitiminden sonra başlatıldığının görüldüğü, takibe dayanak senedin bonolar için Türk Ticaret Kanunu'nda belirtilen tüm zorunlu unsurları taşıdığı ve kambiyo senedi vasfında olduğu, yine takip dayanağı bono yönünden uygulanması gereken yasa hükümleri dikkate alınarak 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 749 vd. maddeleri gereğince, poliçeyi kabul eden muhataba (bonoyu düzenleyen keşideciye) karşı başlatılacak takiplerde zamanaşımı süresi vadeden itibaren üç yıl olup, takibe dayanak bonoda vade tarihinin 20.02.2023 tarihi olması hususu nazara alındığında takibin üç yıllık zamanaşımı süresi dolmadan başlatıldığının anlaşıldığı, takibe dayanak bononun arka kısmında yer alan 17.12.2019 tarihinin vade tarihi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, yine takibe konu senedin arka yüzünde "17.12.2019 Cıtroen C3 Aırcros arabaya istinaden verilen 6850 Dolar paranın ...'a teslim edilmesi imza altına alınmıştır" içerikli yazının senedin teminat senedi olduğunun kabulünü gerektirecek bir ibare olmadığı gibi senedin kambiyo vasfına da bir etkisinin olmayacağı, davacıların bu yöndeki iddialarının ancak genel mahkemelerde görülecek bir menfi tespit davasının konusunu oluşturduğu değerlendirilmekle, davacıların borca itirazlarının reddine, ayrıca dayanak senetteki imzanın ... borçlu murise ait olduğu saptandığından imza itirazının da reddine karar verilmiş olup, bu karar yasal sürede davacı/mirasçılar tarafından istinaf edilmekle, Sair istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmekle birlikte; “… davacılar aleyhine %20 tazminata ve %10 para cezasına hükmolunmuş ise de; mahkeme kararının bu yönüyle isabetli olmadığı, ŞÖYLEKİ; imzaya itiraz yönünden İİK'nun 170/b.maddesindeki atıf nedeniyle somut olayda da uygulanması gereken İİK'nun 67/3. maddesindeki "itiraz eden veli vasi veya mirasçı ise borçlu hakkında tazminata hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır"    hükmü gereğince somut olayda davacı "mirasçılar" hakkında tazminata hükmolunabilmesi için kötü niyetin sabit olması gerektiği, mahkemece, yargılama sürecinde takibin geçici olarak durdurulmasına karar verilmiş ve bu karar icra dairesince uygulanmış ise de itiraz eden mirasçıların kötü niyetle itiraz ettikleri sabit olmadığından haklarında tazminat ve para cezasına hükmolunmuş olmasının isabetli olmadığı, bunun gibi; borca itiraz hakkında uygulanacak olan İİK'nun 169. maddesinde borca itirazın esasa ilişkin nedenlerle reddi halinde tazminata hükmolunacağının düzenlendiği, somut olayda senet metnine dayalı teminat iddiasının şikayet mahiyetinde olduğu, yasal dayanağını İİK.nun 170/a maddesinden aldığı ve bahsi geçen maddede şikayetin reddi halinde tazminat öngörülmediği, zamanaşımı itirazının da esasa ilişkin neden olmadığı, dolayısıyla davacının imzaya itiraz dışındaki diğer itiraz ve şikayetleri yönünden de tazminata hükmolunamayacağı anlaşılmış, açıklanan nedenlerle mahkeme kararı, tazminat ve para cezası hükmü yönünden isabetli bulunmamıştır…” şeklindedir. İİK'nın 170/b maddesinin atfı ile kambiyo senetlerindeki imza itirazlarında da uygulanması gereken aynı Yasanın 67/3. maddesinde; "İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminata hükmolunması kötüniyetin sübutuna bağlıdır." hükmü dikkate alınarak imza itirazında bulunan mirasçıların kötü niyetle imza itirazında bulunduğu saptanmadığından, ayrıca borca itiraz hakkında da Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde de vurgulandığı üzere; yasal koşullar oluşmadığından borçlu/mirasçılar aleyhine tazminata ve para cezasına hükmedilmemesi isabetlidir(Zira Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 17.03.2014 tarih, 2014/4972 Esas ve 2014/7472 Karar, 07.05.2015 tarih, 2015/1168 Esas ve 2015/12660 Karar, 14.01.2016 tarih, 2015/23031 Esas ve 2016/736 Karar, 11.11.2020 tarih, 2020/2032 Esas ve 2020/9626 Karar sayılı ve daha pek çok emsal içtihadı da benzer niteliktedir). Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA karar verilmesi gerekirken Dairemizin sayın çoğunluğunun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum. 05.12.2024
12. Hukuk Dairesi, 2024/2843 E., 2024/7964 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAntalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İİK’nın 170. maddesi imzaya itirazı İİK’nın 169/a maddesi borca itirazı düzenlenmiş olup, imzaya itiraz dışındaki itirazların borca itiraz sayıldığından borca itirazın İİK’nın 169/a-1 fıkrasında yazılı belgedeki ispatlanması gerektiği, bu konuda alınacak bilir
12. Hukuk Dairesi         2024/2843 E.  ,  2024/7964 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 427,60 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 01.10.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Üye Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı; Şikâyetçi borçlular aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine mahsus takibe dayanak bonoda ciranta imzasının murisleri ... Satılıuşağına ait olmadığını, ileri sürerek imzaya ve borca itiraz ettikleri takibin durdurulması ile alacaklının tazminat ve para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ettikleri görülmektedir. Mahkemece imzaya itiraz yönünden alınan bilirkişi raporunda imzanın borçluya ait olduğu kanaatine varıldığı, Antalya Cumhuriyet ESAS NO : 2024/2843 Başsavcılığınca aldırılan 24.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda Ciranta ...’ın başka amaçlarla imzalamış olduğu belgenin kenar kısımlarının kesilmesi ... adına atılı imza altına “... Satılıuşağı TC 137009584676” içerikli yazılar yazılıp ve ön yüze senet baskısının yapılması ve üzerinin de doldurulması suretiyle tahrifen oluşturulduğu kanaatine varıldığı ve alacaklı sanık ... Karabucak aleyhinde dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilikten dava açıldığı anlaşılmaktadır. İcra mahkemesi sahtelik iddiasının genel mahkemelerde yargılamayı gerektirdiği, dar yetkili icra mahkemesinde incelenmesinin mümkün olmadığı, borca itirazının da yazılı belgeler ile ispat edilmediği, imzanın borçluya ait olduğu bilirkişi raporları ile sabit bulunduğundan borçlu istemin reddine karar verildiği İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf edilmesi sonrası Bölge Adliye Mahkemesince istemin esastan reddedildiği, bu kararın temyiz konusu yapıldığı görülmektedir Şu hale göre, borçlunun borçlanma iradesi olmaksızın başka amaçlarla attığı imza kullanılarak elde edilen belgenin senet haline dönüştürüldüğü, bu hali ile takibe konu bononun kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediği anlaşılmakla takibe konu senedin zorunlu olan bu unsurdan yoksun olması nedeniyle bono niteliğinde olmadığı görülmektedir. TTK’nın 659. maddesinin birinci bendinde yazılı senedin geçersizliğine ilişkin def’iler mutlak def’i niteliğinde olup, herkese karşı ileri sürülebilir. İİK’nın 170. maddesi imzaya itirazı İİK’nın 169/a maddesi borca itirazı düzenlenmiş olup, imzaya itiraz dışındaki itirazların borca itiraz sayıldığından borca itirazın İİK’nın 169/a-1 fıkrasında yazılı belgedeki ispatlanması gerektiği, bu konuda alınacak bilirkişi raporunun dar yetkili icra mahkemesinde dikkate alınamayacağı ileri sürülebilir. Ancak borçlunun senedin geçersizliğine ilişkin bu itirazının belge ile ispat mümkün değildir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu öncesinde 1086 sayılı HUMK'nın 317. maddesinde dava açılmış ve o davada sahteliği iddia edilen senet hakkında inkar edilen imzanın borçluya ait olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yapılmasına ve senedin yazıldığını görenlerin tanık olarak dinlenmelerine karar verilmiş ise senedin dava sonuçlanıncaya kadar hiçbir işleme dayanak yapılamayacağı düzenlenmiştir. HUMK’nın 308, 309 ve 316. maddelerinde yer alan sahtelik incelemesi HMK 211. madde de düzenlenmiş olup HUMK 1086 sayılı Kanunda yer alan tanık dinlenmesi yeni düzenlemede kabul edilmemiştir. İİK’nın 170/3 fıkrasının göndermesi ile İİK’nın 68/a maddesinin 4. fıkrasına göre icra mahkemesince bilirkişi incelenmesinin yaptırılacağı düzenlenmiş olup İİK’nın 68/a-4 fıkrasının göndermesine yaptığı HMK’nın 211. maddesi imza incelenmesinde de uygulama alanı bulmaktadır. İcra mahkemesi veya genel mahkemenin yaptıracağı bilirkişi incelemesi HMK’nın 211. maddesi çerçevesinde yapılacağı için alınacak raporlarda inceleme yöntemi olarak bir fark bulunmadığı gibi icra mahkemesi veya genel mahkemenin bilirkişi raporunda farklı anlam ve sonuçları çıkarması da mümkün değildir. Çünkü senedin yazıldığını görenlerin tanık olarak dinlenmesi HMK 211. maddede yasaklanmıştır. Bu durumda icra mahkemesinin dar yetkili olup inceleme yetkisinin kısıtlı olduğundan genel mahkemelerin daha geniş yetki ile sahtecilik iddialarını incelediğinden söz edilemez. Senette imza dışında yazıda sahtelik yapılıp yapılmadığının tespiti sadece bilirkişi incelemesi ile mümkün olmaktadır. Bilirkişi yaptığı inceleme sonucunda imzanın borçluya ait olduğunu, ancak bu imzanın senet ile borç altına girme iradesi olmaksızın başka amaçlarla atıldığını tespit eder ise genel mahkemeler tarafından borçlunun bu senetten dolayı borcunun olmadığının tespitine karar verilmektedir. İcra mahkemesinin dar yetkili olması, İcra İflas Kanununda yazılı hallerde belli bazı kuvvetli belgeler ile alacak veya borçlunun iddiasının ispat edebileceği ve icra mahkemesinin bu belgeler dışında inceleme faaliyeti yapamayacağı anlamına gelir. Senedi tanzim eden kişinin tanzim tarihinde ehliyetsiz olduğu bilirkişi raporu ile ispatlanır ise icra mahkemesi bu rapora ESAS NO : 2024/2843 dayanak senedin geçersizliğine karar verebilmektedir. İİK’nın 170/a maddesi uyarınca icra mahkemesi süresi içindeki şikayet ve itiraz dolayısı ile kendisine intikal edecek işlerde takibe dayanak kambiyo senedinin bu niteliği haiz olmadığını veya alacaklının kambiyo senedi mucibince takip hakkına sahip bulunmadığını re’sen inceleyerek takibi iptal edebilir. İmza incelemesi sırasında alınan raporda senedin borçlanma iradesi olmaksızın başka amaçlarla atılan imza kullanılarak elde edilen belgenin bono haline dönüştürüldüğü sonucuna varır ise icra mahkemesinin bu raporu “dar yetkiliyim” diyerek göz ardı etmesi mümkün değildir. Alacaklı kambiyo senedine dayanak takip talebinde bulunduğunda, bu senedin kambiyo senedi olduğunu ve geçerli olduğunu iddia ediyor demektir. Genel kural herkes iddiasını ispat zorundadır. Takibe dayanak bononun sahtelikle oluşturulduğu rapor ile tespit edildiğinde, senedin kayıtsız şartsız borç ikrarı olma özelliği ortadan kalkacağından, ispat yükü kendisinde olan alacaklı alacağın varlığı ve miktarını genel mahkemelerde açacağı alacak davası ile ispatlayabilir. Nitekim HGK’nın 02.05.2007 tarih, 2007/12-234E., 2007/232 K. sayılı kararında; bononun ön yüzünün ve arka yüzünün ve imzalarının elektronik tarayıcılarla taranmak suretiyle oluşturulduğu dosyadaki raporlardan anlaşılmaktadır. Ortada üzerinde imza incelemesi yapılacak bir bono bulunmadığından borçlunun imzaya itirazının haklı olup olmadığının saptanmasına olanak yoktur. Dolayısı ile alacağın tahsili yargılamaya muhtaç hale gelmiştir. Burada genel hükümlere göre dava açmak ve alacağın varlığı ile miktarını kanıtlayıp hüküm altına aldırmak yükümlülüğü alacaklıya aittir. Nitekim Yargıtay HGK’nın 27.06.2001 gün ve 2001/12-545-548 sayılı kararlarında aynı yöndedir” şeklindeki açıklamalar yapıldıktan sonra icra mahkemesince İİK’nın 169/a ve 170/a maddesi gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği vurgulanarak mahkeme kararı bozulmuştur. Bilirkişi raporuna rağmen borçlunun borca ve imzaya itirazının reddedilmesi ve menfi tespit davası açmaya zorlanması İcra ve İflas Kanunun hükümleri, hukukun genel ilkeleri ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri ile bağdaşmamaktadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi yerleşik içtihatlarında bono metninde yazı veya rakamla bilirkişi raporunu dikkate alarak takibin kısmen veya tamamen durdurulması veya takibin iptaline karar verilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Örneğin bono gerçekte 10.000 TL iken ‘000’ eklenerek 10.000.000 TL haline getirildiği bilirkişi raporu ile tespit edildiği halde takibin 10.000 TL üzerindeki kısmının durdurulmasına karar verilmektedir. Borçlunun bu bonoda tahrifat nedeniyle borca kısmi itirazı İİK’nın 169/a-6 yazılı belgelerle değil, bilirkişi raporu ile ispatlanmakta, yerleşik Daire kararlarında bilirkişi raporu ile tahrifat sabit olduğu takdirde bu husus borca itiraz olarak değerlendirilerek takibin kısmen veya tamamen durdurulmasına karar verilmektedir. Aynı şekilde uygulamada “taşıma imza” olarak adlandırılan başka amaçlarla atılan imzadan faydalanılarak bu imzanın üstünün doldurulup borç haline getirildiğini tespit eden bilirkişi raporuna dayalı olarak İİK’nın 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmelidir. Bu halde borçlunun menfi tespit davası açmaya zorlanması ve yüksek miktarları bulan dava harcı ödemesi söz konusu olmadan takibi durdurma imkanına kavuşacaktır. Kaldı ki borçlu menfi tespit davası açsa bile bu sahteliğin farkına hakkında icra takibi yapılmasından sonra vardığından takipten sonra açılan menfi tespit davası ile icra takibinin durdurulmasına karar da verilemez. HMK’nın 209/1 madde hükmünün icra takiplerinde uygulama alanı olmadığı konusunda yerleşik Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin kararları olup, menfi tespit davasının açılması ile birlikte icra takibi durdurulamaz.Takibe konu bonolarda yazı ve imzada sahtelik iddiaları icra mahkemesinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucuna göre icra takibinin durdurulmasına veya iptaline karar verilmesi gerekir. Yukarıda yazılan nedenlerle mahkemece alınan raporlara göre takibe konu bononun kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediği ve bono niteliğinde sayılamayacağı için alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirir hale geldiğinden alacaklının genel mahkemelerde alacak davası açmakta serbest bulunduğundan, takibin İİK 170/a maddesi uyarınca iptaline karar verilmesi ve bu nedenle bozulması görüşünde olduğumdan çoğunluğun kararın onanması yönündeki görüşüne katılamıyorum. 01.10.2024
12. Hukuk Dairesi, 2023/3941 E., 2024/1421 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İİK’nın 170. maddesi imzaya itirazı İİK’nın 169/a maddesi borca itirazı düzenlenmiş olup, imzaya itiraz dışındaki itirazların borca itiraz sayıldığından borca itirazın İİK’nın 169/a-1 fıkrasında yazılı belgedeki ispatlanması gerektiği, bu konuda alınacak bilir
12. Hukuk Dairesi         2023/3941 E.  ,  2024/1421 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 427,60 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 15.02.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Karşı Oy Yazısı: Şikâyetçi borçlu vekili, aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine mahsus takibe dayanak bonoda imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkili borçluyu borçlandırmak maksadı ile imzanın sahte olarak atıldığını, bonoda lehtar olan kişi ve takip alacaklısı ciranta ile aralarında ticari ve hukuki ilişki bulunmadığını beyan ederek takibin durdurulmasını alacaklının ve tazminat ve para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu ... Polis Kriminal Polis Laboratuvarı belge inceleme uzmanı tarafından verilen raporda; “bono üzerindeki keşideci imzalarının borçlu elinden çıktığı, ancak bahse konu senedin üzerine başka bir belge yapıştırıldıktan sonra, borçlunun imzanın bulunduğu bölüme denk gelecek şekilde pencere açılarak, şahsın bu bölgeye imzasının attırılmasından sonra yapıştırılan belgenin kaldırılması sureti ile takip konusu senedin, tamamen sahte olarak oluşturulduğu” şeklinde rapor düzenlediği, rapora itiraz üzerine alınan ikinci raporda da benzer hususların tespit edildiği görülmektedir. Şu hale göre, borçlunun borçlanma iradesi olmaksızın başka amaçlarla attığı imza kullanılarak elde edilen belgenin senet haline dönüştürüldüğü, bu hali ile takibe konu bononun kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediği anlaşılmakla takibe konu senedin zorunlu olan bu unsurdan yoksun olması nedeniyle bono niteliğinde olmadığı görülmektedir. TTK’nın 659. maddesinin birinci bendinde yazılı senedin geçersizliğine ilişkin def’iler mutlak def’i niteliğinde olup, herkese karşı ileri sürülebilir. İİK’nın 170. maddesi imzaya itirazı İİK’nın 169/a maddesi borca itirazı düzenlenmiş olup, imzaya itiraz dışındaki itirazların borca itiraz sayıldığından borca itirazın İİK’nın 169/a-1 fıkrasında yazılı belgedeki ispatlanması gerektiği, bu konuda alınacak bilirkişi raporunun dar yetkili icra mahkemesinde dikkate alınamayacağı ileri sürülebilir. Ancak borçlunun senedin geçersizliğine ilişkin bu itirazının belge ile ispat mümkün değildir. Bu konuda açılan menfi tespit davasında sahtelik incelemesinin HMK 211 maddesi uyarınca bilirkişi incelemesi sureti ile yapılacağını, bilirkişi rapor sonucuna göre karar verileceği öngörülmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu öncesinde 1086 sayılı HUMK ‘nun 317.maddesinde hukuk ya da ceza mahkemesinde dava açılmış ve o davada sahteliği iddia edilen senet hakkında inkar edilen imzanın borçluya ait olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yapılmasına ve senedin yazıldığını görenlerin tanık olarak dinlenmelerine karar verilmiş ise senedin dava sonuçlanıncaya kadar hiçbir işleme dayanak yapılamayacağı düzenlenmiştir. HUMK’nun 308,309 ve 316.maddelerinde yer alan sahtelik incelemesi HMK de 211 madde de düzenlenmiş olup HUMK 1086 sayılı Kanunda yer alan tanık dinlenmesi yeni düzenlemede kabul edilmemiştir. İİK’nın 170/3 fıkrasının göndermesi ile İİK’nın 68/a maddesinin 4. fıkrasına göre icra mahkemesince bilirkişi incelenmesinin yaptırılacağı düzenlenmiş olup İİK’nın 68/a-h fıkrasının gönderme yaptığı HMK’nun 211 maddesi icra mahkemelerinde yapılan imza incelenmesinde de uygulama alanı bulmaktadır. İcra mahkemesi veya genel mahkemenin yaptıracağı bilirkişi incelemesi HMK’nın 211. maddesi çerçevesinde yapılacağı için alınacak raporlarda inceleme yöntemi olarak bir fark bulunmadığı gibi icra mahkemesi veya genel mahkemenin bilirkişi raporundan farklı anlam ve sonuçları çıkarması da mümkün değildir. Çünkü senedin yazıldığını görenlerin tanık olarak dinlenmesi HMK 211. maddesinde yasaklanmıştır. Bu durumda icra mahkemesinin dar yetkili olup inceleme yetkisinin kısıtlı olduğundan, genel mahkemelerin daha geniş yetki ile sahtecilik iddialarını incelediğinden söz edilemez. Senette imza dışında yazıda sahtelik yapılıp yapılmadığının tespiti sadece bilirkişi incelemesi ile mümkün olmaktadır. Bilirkişi yaptığı inceleme sonucunda imzanın borçluya ait olduğunu, ancak bu imzanın senet ile borç altına girme iradesi olmaksızın başka amaçlarla atıldığını tespit eder ise genel mahkemeler tarafından borçlunun bu senetten dolayı borcunun olmadığının tespitine karar verilmektedir. İcra mahkemesinin dar yetkili olması, İcra İflas Kanununda yazılı hallerde belli bazı kuvvetli belgeler ile alacaklı veya borçlunun iddiasının ispat edebileceği ve icra mahkemesinin bu belgeler dışında inceleme faaliyeti yapamayacağı anlamına gelir. Senedi tanzim eden kişinin tanzim tarihinde ehliyetsiz olduğu bilirkişi raporu ile ispatlanır ise icra mahkemesi bu rapora dayanak senedin geçersizliğine karar verebilmektedir. İİK’nın 170/a maddesi uyarınca icra mahkemesi süresi içindeki şikayet ve itiraz dolayısı ile kendisine intikal edecek işlerde takibe dayanak kambiyo senedinin bu niteliği haiz olmadığını veya alacaklının kambiyo senedi mucibince takip hakkına sahip bulunmadığını re’sen inceleyerek takibi iptal edebilir. İmza incelemesi sırasında alınan raporda senedin borçlanma iradesi olmaksızın başka amaçlarla atılan imza kullanılarak elde edilen belgenin bono haline dönüştürüldüğü sonucuna varır ise icra mahkemesinin bu raporu “dar yetkiliyim” diyerek göz ardı etmesi mümkün değildir. Alacaklı kambiyo senedine dayanak takip talebinde bulunduğunda, bu senedin kambiyo senedi olduğunu ve geçerli olduğunu iddia ediyor demektir. Genel kural herkes iddiasını ispat zorundadır. Takibe dayanak bononun sahtecilik yapılarak oluşturulduğu rapor ile tespit edildiğinde, senedin kayıtsız şartsız borç ikrarı olma özelliği ortadan kalkacağından, ispat yükü kendisinde olan alacaklı alacağın varlığı ve miktarını genel mahkemelerde açacağı alacak davası ile ispatlayabilir. Nitekim HGK’nın 02.05.2007 tarih, 2007/12-234 E., 2007/232 K. sayılı kararında; bononun ön yüzünde ve arka yüzünün ve imzalarının elektronik tarayıcılarla taranmak suretiyle oluşturulduğu dosyadaki raporlardan anlaşılmaktadır. Ortada üzerinde imza incelemesi yapılacak bir bono bulunmadığından borçlunun imzaya itirazının haklı olup olmadığının saptanmasına olanak yoktur. Dolayısı ile alacağın tahsili yargılamaya muhtaç hale gelmiştir. Burada genel hükümlere göre dava açmak ve alacağın varlığı ile miktarını kanıtlayıp hüküm altına aldırmak yükümlülüğü alacaklıya aittir. Nitekim Yargıtay HGK’nın 27.06.2001 gün ve 2001/12-545-548 sayılı kararları da aynı yöndedir”şeklindeki açıklamalar yapıldıktan sonra icra mahkemesince İİK’nın 169/a ve 170/a maddesi gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği vurgulanarak mahkeme kararı bozulmuştur. Bilirkişi raporuna rağmen borçlunun borca ve imzaya itirazının reddedilmesi ve menfi tespit davası açmaya zorlanması İcra ve İflas Kanunun hükümleri, hukukun genel ilkeleri ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri ile bağdaşmamaktadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi yerleşik içtihatlarında bono metninde yazı veya rakamla bilirkişi raporunu dikkate alarak takibin kısmen veya tamamen durdurulması veya takibin iptaline karar verilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Örneğin bono gerçekte 10.000 TL iken ‘000’ eklenerek 10.000.000 TL haline getirildiği bilirkişi raporu ile tespit edildiği takdirde takibin 10.000 TL üzerindeki kısmının durdurulmasına karar verilmektedir. Borçlunun bonoda tahrifat nedeniyle borca kısmi itirazını İİK’nın 169/a-6 yazılı belgelerle değil, bilirkişi raporu ile ispatlanmakta, yerleşik Daire kararlarında bilirkişi raporu ile tahrifat sabit olduğu takdirde bu husus borca itiraz olarak değerlendilerek takibin kısmen veya tamamen durdurulmasına karar verilmektedir. Aynı şekilde uygulamada “taşıma imza” olarak adlandırılan başka amaçlarla atılan imzadan faydalanılarak bu imzanın üstünün doldurulup borç haline getirildiğini tespit eden bilirkişi raporuna dayalı olarak İİK’nın 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmelidir. Bu halde borçlunun menfi tespit davası açmaya zorlanması ve yüksek miktarları bulan harç ödemesi söz konusu olmadan takibi durdurma imkanına kavuşacaktır.Kaldı ki borçlu menfi tespit davası açsa bile hakkında icra takibi yapılmasından sonra sahteliğin farkına vardığından takipten sonra açılan menfi tespit davası ile icra takibinin durdurulmasına karar da verilemez. HMK’nın 209/1 madde hükmünün icra takiplerinde uygulama alanı olmadığı konusunda yerleşik Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin kararları olup, menfi tespit davasının açılması ile birlikte icra takibi durdurulamaz. Takibe konu bonolarda yazı ve imzada sahtelik iddiaları icra mahkemesinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucuna göre icra takibinin durdulmasına veya iptaline karar verilmesi gerekir. Yukarıda yazılan nedenlerle mahkemece alınan raporlara göre takibe konu bononun kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediği ve bono niteliğinde sayılamayacağı için alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirir hale geldiğinden alacaklının genel mahkemelerde alacak davası açmakta serbest bulunduğundan, takibin İİK 170/a maddesi uyarınca iptaline karar verilmesi ve bu nedenle bozulması görüşünde olduğumdan çoğunluğun kararın onanması yönündeki görüşüne katılamıyorum. 15.02.2024

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İcra ve İflas Hukuku

Kambiyo takibinde "borçtan kurtulma davası" açılabilir mi?

A) Evet, her zaman.
B) Sadece itiraz reddedilirse.
C) Hayır, bu takip yolunda borçtan kurtulma davası prosedürü uygulanmaz.
D) Sadece %15 teminatla açılabilir.
E) İcra mahkemesinden izin alınarak açılabilir.