İcra ve İflas Kanunu 17. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 17 – Şikayet icra mahkemesince, kabul edilirse şikayet olunan muamele ya bozulur, yahut düzeltilir.
Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği işlerin icrası emrolunur.
Yargılama usulleri:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
141 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2014/1179 E., 2015/2434 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
ere göre düzenleneceğini belirtmesi, diğer anlatımla alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptaması, hukuka uygun olmayan kısımları göstermesi, bu çerçevede işlem yapılması için icra müdürüne talimat vermesi (İİK. m.17/I) gerektiğinden, iptal nedenlerinin gerekçede belirtilmesi ve sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, HMK’nın hüküm fıkr
Hukuk Genel Kurulu 2014/1179 E. , 2015/2434 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki “sıra cetveline itiraz” talebinden dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 1. İcra (Hukuk) Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen 06.12.2012 gün ve 2012/206 E. 2012/1004 K. sayılı karar, şikayetçi vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 21.06.2013 gün ve 2013/2748 E., 2013/4291 K. sayılı kararı ile;
“...Şikâyetçi vekili, dava dışı borçluya ait aracın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a aykırı olarak müvekkilinin alacağının garameye sokulmadığını ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep etmiştir.
Şikâyet olunanlar vekilleri, şikâyetin reddini istemişlerdir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre; İcra Müdürlüğünce 1. ve 2. sıra alacaklıları arasında 6183 sayılı Yasaya göre garame hesabı yapılıp, SGK'ya 5.827,91 TL, Vergi Dairesine 6.874,09 TL para dağıtıldığı, 3. sırada olan şikâyetçinin 1. ve 2. sıradaki şikâyet olunanlara karşı şikayette bulunduğu, şikayetçi alacaklı ...'ın 02.12.2009 tarihinde ihtiyati haciz kararı alıp, 04.12.2009 tarihinde takibe başladığı, icra takibinin 08.12.2009 tarihinde kesinleştiği, takip dayanağının bir senet olup, kambiyo takibi yapıldığı, buna göre sıranın 1. SGK, 2. Vergi Dairesi, 3. davacı ... olduğu, ihtiyati hacizden sonra takip kesinleşinceye kadar arada 1. ve 2. sıra hacizlerin uygulandığı, İİK'nın 100. maddesine göre şikayetçinin alacağının aciz vesikasına, ilama, daha önceki resmi veya imzası tasdikli senede veya resmi dairelerin yetkili makamların verdiği makbuz veya vesikaya dayanmadığı, dolayısıyla şikayetçinin alacağının 100. madde kapsamında belgeye dayanmadığından garame hesabına da giremeyeceği gerekçesiyle, şikayetin reddine karar verilmiştir
Kararı, şikâyetçi vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, İcra Mahkemesi'nce uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, şikayetçi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Şikâyet, sıra cetvelindeki sıraya ilişkindir. 26.04.2010 tarihli sıra cetvelinde borçluya ait araç bedeli şikâyet olunanlar SGK ve Başkent Vergi Dairesi arasında garameten paylaştırılmış, SGK'ya 5.827,91 TL, Başkent Vergi Dairesine 6.874,09 TL ödenmesine karar verilmiştir. Bozulmasına karar verilen mahkemenin 09.06.2011 tarihli kararında ise yine garame yapılarak şikayetçiye 8.433,71 TL SGK'ya 4.268,19 TL ödenmesine, Başkent Vergi Dairesine ödeme yapılmamasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulmuş ise de, Başkent Vergi Dairesi'nin sıra cetveline itiraz etmemesi, SGK'nın ise ilk kararı temyiz etmemesi ile şikâyetçi yararına oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınmadan hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır.
3- Sıra cetveline yönelik şikâyetlerde İcra Mahkemesi, önüne gelen şikâyetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, düzenlenecek yeni sıra cetvelinde sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirtmesi, diğer anlatımla alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptaması, hukuka uygun olmayan kısımları göstermesi, bu çerçevede işlem yapılması için icra müdürüne talimat vermesi (İİK. m.17/I) gerektiğinden, iptal nedenlerinin gerekçede belirtilmesi ve sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, HMK’nın hüküm fıkrasında gerekçeye ait herhangi bir sözün tekrar edilmemesine ilişkin 297/2. maddesine aykırı olarak gerekçe kısmı hüküm bölümünde yeniden tekrar edilmek suretiyle hüküm tesisi de doğru olmamıştır...”
gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararın hüküm kurulmasına ilişkin kısmında direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
İstem sıra cetvelinin iptaline ilişkindir.
Şikâyetçi vekili hatalı olduğunu ileri sürdüğü sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Şikâyet olunanlar vekilleri ayrı ayrı şikâyetin reddini savunmuşlardır.
Mahkemece 09.06.2011 günü “davacının haczinin 02.12.2009 tarihinde fiilen haczedildiği, diğer davalı alacaklılara ait hacizlerin daha sonra konulduğunun tespitine, sıra cetveline şikâyetin kabulüne, bilirkişi raporuna göre, ihale bedelinden kalan 12.702,00 TL'nin ilk haciz alacaklısı Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2009/19631 esas sayılı dosyası ile 2. sıradaki haciz alacaklısı SGK Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü alacaklısı arasında garameten paylaştırılmasına, yapılan garame hesabına göre 8.433,71 TL'nin Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2009/19631 esas sayılı dosyası alacaklısına, 4.268,29 TL'nin SGK Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü alacaklıya ÖDENMESİNE, 3. sıradaki Vergi Dairesine ödeme yapılmasına yer olmadığına, sıra cetvelinin bu şekilde düzeltilmesine” karar verilmiş; şikâyet olunan Hazine vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece ihtiyati haczin kesinleşmesi ve kesin hacze iştiraki bakımından İcra ve İflas Kanunu'nun 100 ve 264 üncü maddelerinin dikkate alınması gerektiğinden söz edilerek yerel icra mahkemesi kararı bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda “şikâyetin reddine ve İcra müdürlüğünün yaptığı sıra cetvelinde 06 AY 4271 plakalı aracın satışından dosyaya gelen 12.702,00 TL paranın 1. sırada SGK Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne, 2. sırada Başkent Vergi Dairesi Müdürlüğüne, 3. Sırada Ankara 5. İcra dairesinin 2009/19631 esas sayılı dosyada davacı ...’a sıra cetveli düzenlenerek, bu paradan bozma ilamındaki gibi kazanılmış haklar dikkate alınmak üzere SGK'ya 5.827,91 TL, Başkent Vergi Dairesi Müdürlüğüne 6.874,09 TL ayrılmasına, davacıya sıra gelmediğinden para ayrılmasına yer olmadığına” dair verilen 10.12.2012 günlü karar,
Bu kez şikâyetçi vekilinin temyiz istemi üzerine Özel Dairece, “hükmüne uyulan bozma kararına uygun değerlendirme yapılmadığı ve sıra cetveline yönelik şikâyetlerde İcra Mahkemesinin, önüne gelen şikâyetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olduğu, düzenlenecek yeni sıra cetvelinde sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirtmesi, diğer anlatımla alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptaması, hukuka uygun olmayan kısımları göstermesi, bu çerçevede işlem yapılması için icra müdürüne talimat vermesi (İİK. m.17/I) gerektiğinden, iptal nedenlerinin gerekçede belirtilmesi ve sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, HMK’nın hüküm fıkrasında gerekçeye ait herhangi bir sözün tekrar edilmemesine ilişkin 297/2. maddesine aykırı olarak gerekçe kısmı hüküm bölümünde yeniden tekrar edilmek suretiyle hüküm tesisinin de doğru olmadığı gerekçesiyle (re’sen) yasa gereği bozulmuştur.
İcra Mahkemesince dağıtımın yapılmasına ilişkin bozma hükmüne uyulmuş, ancak sıra cetvelinin iptaline ilişkin hüküm kuruluşu noktasında direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı şikâyetçi yanca temyize getirilmektedir.
Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık icra müdürünce düzenlenen sıra cetveline yönelik itirazda icra mahkemesinin doğru dağıtım şeklini hüküm fıkrasında göstermesinin yasaya aykırı olup olmadığı, mahkemenin bu yöndeki karar yazım tekniğinin “hüküm fıkrasında gerekçeye ait herhangi bir sözün tekrar edilmesi” yasağını (...m.297/2) ihlal edip etmediği; icra müdürünün “sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği işlerin icrası”nın emrolunacağına ilişkin İcra ve İflas Kanunu'nun 17 nci maddesinin, icra müdürünce hatalı yapılmış işlemin düzeltilmesi bakımından da uygulama yeri bulup bulmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında bir kısım üyelerce İcra ve İflas Kanunu'nun 17 nci maddesi uyarınca icra müdürünce hukuka aykırı biçimde yapılan işlemlerin icra hâkimi tarafından düzeltilmesinin mümkün olduğu, bu usulün icra hâkiminin icra müdürünün yerine geçerek onun yapması gereken işlemi yapamayacağına ilişkin yasağa aykırı olmadığı ve böylelikle uyuşmazlığın tamamen çözüleceği; nitekim Özel Daire’nin ilk bozmasında hükmün kurulma biçimine ilişkin bir noktaya temas etmediği ve gerekçeye ait bir sözün hükümde tekrarlanmaması konusunda esnek davranılabileceği ileri sürülmüş ise de yukarıda açıklanan nedenlerle bu görüşler Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
O halde tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Yukarıda açıklanan nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, 06/11/2015 gününde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğu ile karar verildi.
Diğer kararlar (4)
Hukuk Genel Kurulu, 2023/255 E., 2023/939 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Mahkemece, sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması, İİK'nın yukarıda özetlenen 17. maddesi ile hüküm fıkrasında gerekçeye ait herhangi bir sözün tekrar edilmemesine ilişkin HMK'nın 297/2.
Hukuk Genel Kurulu 2023/255 E. , 2023/939 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/456 E., 2020/276 K.
KARAR : Şikâyetin kabulüne
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 20.12.2018 tarihli ve
2018/1547 Esas, 2018/5995 Karar sayılı BOZMA kararı
1. Taraflar arasındaki sıra cetveline şikâyet isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, Büyükçekmece 1. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin kabulüne ilişkin karar şikâyet olunan ... Döviz ve Altın Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir.
2. Direnme kararı şikâyet olunan ... Döviz ve Altın Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. İNCELEME SÜRECİ
Şikâyetçi İstemi
4. Şikâyetçi vekili şikâyet dilekçesinde; müvekkili tarafından İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün 2012/12249 Esas sayılı dosyasında borçlular aleyhine 24.05.2012 tarihinde icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin tüm borçlulara 28.05.2012 tarihinde tebliğ edildiğini ve ödeme emrine süresi içinde itiraz edilmeksizin takibin 04.06.2012 tarihinde kesinleştiğini, borçlulara ait menkul malların haczi için Seferihisar İcra Müdürlüğünün 2012/281 Talimat sayılı dosyasına haciz talimatı gönderilip 05.06.2012 tarihinde sıra cetveline konu menkul mallar üzerine haciz konulduğunu, takibin kesinleşme tarihinin sıra cetveli yapılan dosya ile aynı tarih olduğunu, bu nedenle sıra cetvelinde garame oranında dosyalarına da pay ayrılması gerekirken garameye dâhil edilmediğini ileri sürerek Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün 2012/4119 Esas sayılı icra dosyasında düzenlenen sıra cetvelinin iptaline ve müvekkili bankaya garameten paylaştırılmak üzere pay ayrılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Şikâyet Olunanlar Cevabı
5. Şikâyet olunan ... ... vekili cevap dilekçesinde; hem şikâyetçinin hem de müvekkilinin takiplerinin 04.06.2012 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin haczinin önceki haciz olup tebliğ tarihi ve yasal beş günlük itiraz süresi nazara alındığında takibin 02.06.2012 tarihinde kesinleşmesi gerekirken itiraz süresinin son günü cumartesiye geldiği için son itiraz gününün pazartesiye uzadığını ve bu günün mesai bitimi itibariyle takibin kesinleştiğini, daha önceki tarihli ihtiyatî haczin 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 264/son maddesi gereğince icrai hacze dönüştüğünü, şikâyetçinin takibinin de aynı tarihte kesinleşmesine rağmen bu tarihte icra dosyasında haczinin bulunmadığını, bu nedenle şikâyetçinin aynı mallara kendilerinden önce haciz koyan dosyaların sırasına itiraz etmesinin yasal dayanağının bulunmadığını, her iki icra dosyasının aynı tarihte kesinleşmiş olmasının garame için yeterli olmayıp bu hâlde sıra yapılırken hacizlerin önceliğinin esas alınacağını ve müvekkilin haczinin daha önceki tarihli olup garame şartlarının oluşmadığını belirterek şikâyetin reddini savunmuştur.
6. Şikâyet olunan ... vekili cevap dilekçesinde; şikâyetçinin icra takibi 04.06.2012 tarihinde kesinleşmiş ise de, şikâyetçinin bu tarih itibariyle yapılmış bir haczi bulunmadığından kendisinden önce haciz yapmış olan alacaklıların sırasına itiraz hakkı bulunmadığını belirterek şikâyetin reddini savunmuştur.
7. Diğer şikâyet olunanlar, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamışlardır.
İlk Derece Mahkemesi Kararı
8. Büyükçekmece 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 30.06.2015 tarihli ve 2012/1381 Esas, 2015/556 Karar sayılı kararı ile; bilirkişiden alınan 04.05.2015 tarihli dördüncü rapor uyarınca şikâyetçinin birinci sırada olması gerektiği gerekçesiyle şikâyetin kabulü ile (1. sıra) İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün 2012/12249 Esas sayılı, (2. sıra) Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün 2012/4211 Esas sayılı, (3. sıra) Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün 2012/4120 E. ve 2012/4119 E. sayılı, (4. sıra) Seferihisar İcra Müdürlüğünün 2012/279 Esas sayılı, (5. sıra) Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün 2012/4192 E. sayılı, (6.sıra) İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2012/10571 Esas sayılı ve (7. sıra) İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2012/9471 ve 2012/9472 sayılı Esas dosyalarının ele alınmasına karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı
9. Büyükçekmece 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyet olunan ... Döviz ve Altın Tic. A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
10. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince 20.12.2018 tarihli ve 2018/1547 Esas, 2018/5995 Karar sayılı kararı ile;
“…1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, şikayet olunan ... Döviz ve Altın Tic. A.Ş. vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Şikayet, sıra cetvelinde sıraya ilişkindir.
Sıra cetveline yönelik şikayetlerde icra mahkemesi, önüne gelen şikayetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, gerekçede yeni sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirlemesi, diğer bir anlatımla alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptaması, cetvelin hukuka uygun olmayan kısımlarını göstermesi, bu çerçevede işlem yapılması için icra müdürüne talimat vermesi (İİK'nın 17/1) gerektiğinden, iptal nedenlerinin gerekçede gösterilmesi, hüküm fıkrasında HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin sıra cetvelinin iptali ile yetinilmesi ve eda hükmü kurulmaması gerekir.
Mahkemece, sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması, İİK'nın yukarıda özetlenen 17. maddesi ile hüküm fıkrasında gerekçeye ait herhangi bir sözün tekrar edilmemesine ilişkin HMK'nın 297/2. maddesine aykırı olduğu gibi, icra müdürünün yerine geçecek şekilde hüküm kurulması anlamına da geldiğinden, doğru olmamıştır.
3-Şikayetçi şikayetinde, yalnızca yapılan sıra cetvelinde garameye dahil edilmeyi talep etmiş olduğu halde, mahkemece talep aşılmak suretiyle ve temyiz eden şikayet olunan ... Döviz ve Altın Tic. A.Ş. aleyhine, bedelden pay alamayacağı şekilde garameden çıkarılması suretiyle, hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece, şikayetçinin garameden pay almış olanların garameye girmemesi gerektiğine dair iddiasının bulunmaması ve şikayet olunanlar ... ... ile ... ... Tevzii A.Ş'yi garame dışı bırakacak şekilde kurulan hükmün, bu şikayet olunanlar tarafından temyiz edilmemiş olması nedeniyle, diğer alacaklılar lehine usuli kazanılmış hak doğduğu da dikkate alınarak hüküm kurulması gerekmektedir,…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı
11. Büyükçekmece 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 12.03.2020 tarihli ve 2019/456 Esas, 2020/276 Karar sayılı kararı ile; sıra cetvelinin iptali ile yetinilmesi ve eda hükmü kurulmaması gerekirken sıra cetvelinin oluşturulduğu ve eda hükmü kurulduğu için bozmanın birinci sayfasının son paragrafının bu nedenle yerinde olduğu, ancak bozma gerekçesinin ikinci sayfasının üçüncü paragrafında şikâyetçinin garameden pay almış olanların garameye girmemesi gerektiğine dair iddiasının bulunmadığı belirtilmiş ise de, şikâyetçinin dilekçesinde garamaden paylaştırılmak üzere pay ayrılmasını talep ettiği ve bu paylaştırmanın sıra cetvelindeki sıralamaya göre yapılacağı, yapılacak sıralamada şikâyetçi, birinci sırada olacağı için alacağı satış bedelinden karşılanarak ve diğer sıradakilere pay kalmayacak ise bu sefer garameten paylaştırma söz konusu olmayacağından bir çelişki doğacağı, başka bir anlatımla bu durumun diğer alacaklıların pay almayacakları anlamına geleceği, bozmanın ikinci sayfasının son paragrafında ... ... ile ....’nin garame dışında bırakılacak şekilde hüküm kurulduğu belirtilerek bu hususun diğer alacaklılar lehine usuli kazanılmış hak doğurduğunun belirtildiği, ancak sıra cetvelinde ... ...'in garame dışı bırakılacak şekilde değil, garameden pay alacak biçimde hüküm kurulduğu, bozma kararının ikinci sayfasının üçüncü paragrafında, garame dışı bırakılan ... ... Tevzi A.Ş. dışında ... ...’in değil ...’ın garame dışı bırakıldığı, son olarak bozmanın ikinci sayfasının birinci paragrafında icra müdürlüğü yerine geçecek şekilde hüküm kurulmasının yanlış olacağı belirtildiği hâlde, bu kez bozmanın ikinci sayfasının son paragrafında icra müdürlüğü yerine geçerek kurulan hükme geçerlilik kazandıracak şekilde ... ... ile ....’yi garame dışı bırakacak şekilde kurulan hükmün diğer alacaklılar lehine usuli kazanılmış hak doğuracağının kabulü de çelişki içerdiğinden bozmaya uymanın veya direnmenin yanlış olacağı, zorunlu olarak direnme kararı verildiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi
12. Direnme kararı süresi içinde şikâyet olunan ... Döviz ve Altın Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
13. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; sıra cetveline şikâyet talebinde sıra cetvelinin iptali ile birlikte icra müdürünün yerine geçecek şekilde hüküm kurulmasının yerinde olup olmadığı, şikâyetçi, sıra cetvelinde garameye dâhil edilmeyi talep ettiği hâlde, mahkemece ilk kararı temyiz eden şikâyet olunan ... Döviz ve Altın Tic. A.Ş. aleyhine, bedelden pay alamayacak şekilde garameden çıkarılması suretiyle hüküm kurulmasının doğru olup olmadığı, mahkemece verilen ilk kararın şikâyet olunanlar ... ... ile ... ... Tevzii A.Ş. tarafından temyiz edilmemiş olması nedeniyle diğer alacaklılar lehine usuli kazanılmış hak doğduğu dikkate alınarak hüküm kurulmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
14. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal mevzuatın ve ilgili kavramların irdelenmesi gerekmektedir.
15. Genel olarak icra takibi beş aşamadan oluşur. Bu aşamalar takip talebi, ödeme (icra) emri, haciz, satış ve paraların paylaştırılmasıdır. Paraların paylaştırılması, icra takibinin son safhasıdır. Diğer aşamalara geçilebilmesi için alacaklının talepte bulunması gerektiği hâlde, paraların paylaştırılmasına (ödenmesine) başlanabilmesi için alacaklının bir talebine gerek yoktur. İcra dairesi, satış sonucunda elde edilen paraları, kendiliğinden (resen) alacaklılara paylaştırır. Paraların paylaştırılması, aynı malların birden fazla alacaklı için haczedilmiş (hacze iştirak edilmiş) olması hâlinde söz konusu olur. Hacizli mallar bir alacaklı için haczedilmişse, o zaman paraların paylaştırılması değil elde edilen paranın alacaklıya ödenmesi söz konusudur (Kuru, B: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 729).
16. Sıra cetvelinin düzenlenmesi için birden fazla alacaklının bulunması ve borçlunun malvarlığının satılması sonucunda elde edilen para ile tüm alacaklıların alacağının ödenememesi gerekir. Hacze iştirak eden tüm alacaklıların alacağı ödenebiliyorsa sıra cetveli düzenlenmez. Eğer takibin sonunda tek alacaklı olursa, satış sonucu elde edilen para alacaklının alacağına yetmezse, yine sıra cetveli düzenlenmez, alacaklıya alacağının ödenmeyen kısmı için bir aciz belgesi verilir (Pekcanıtez, H./ Atalay, O./ ..., M.S./Özekes, M.: İcra ve İflâs Hukuku, 10. Bası, Ankara, 2012, s. 387).
17. İcra ve İflâs Kanunu’nun 140 ıncı maddesinde;
“..Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemiye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar.
Alacaklılar 206 ncı madde mucibince iflas halinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar.
Bununla beraber ilk üç sıraya kayıt için muteber olan tarih haciz talebi tarihidir…” hükmü bulunmaktadır.
18. İlk haczi uygulayan icra dairesi, alacaklıların bir sıra cetvelini yapar (İİK md. 140/1; İcra ve İflâs Kanunu Yönetmeliği md. 59). Haczedilen mallar istinabe yolu ile haczedilmiş ve satılmış olsa bile, sıra cetvelini düzenleme yetkisi, takibin yapıldığı icra dairesine aittir. İstinabe olunan icra dairesinin bu sıfatla (istinabe olunan icra dairesi sıfatıyla) sıra cetveli düzenleme yetkisi yoktur. Sıra cetveli kesinleşmeden, icra müdürü paraları paylaştıramaz. Bu sıra cetveline dayanarak yapılan paylaştırmada, artık bütün alacaklıların alacağının tam olarak ödenmesi mümkün değildir. Sıra cetvelinde, aynı derecede hacze iştirak etmiş olan (İİK md. 100-101) bütün alacaklılar alacak miktarları ve faizleri ile gösterilir. Bu alacaklıların her biri belli bir sıraya girer. Bu sıra İİK’nın 206 ncı maddesinde gösterilmiştir (Kuru, s.732-733).
19. İcra ve İflâs Kanunu’nun 206 ve 207 nci maddelerine göre sıra cetvelinin nasıl düzenleneceği İcra ve İflâs Kanunu Yönetmeliğinin 59 uncu maddesinde gösterilmiştir. Buna göre alacaklıların ad ve soyadları, talep edilen, kabul ve reddedilen para miktarlarının, alacak hakkındaki kararın ne olduğu ve hangi sıraya kabul edildiği yazılır.
20. Düzenlenecek sıra cetvelinde; alacaklılar İİK’nın 206 ncı maddesine göre iflâs hâlinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar (İİK md. 140/2). Satış bedelinden önce birinci derecede hacze iştirak edenlerin alacakları ödenir. Geriye bir şey artarsa bu, ikinci dereceye verilir. Paylaştırma parasının artması hâlinde sırasıyla diğer derecelere dağıtılır. Satış bedelinin birinci derecedeki alacaklıların tamamını karşılamaması hâlinde (veya diğer dereceler içinde bakiyenin alacakları karşılamaması durumunda da) derece için de sıra cetveli düzenlenir. Bu şekilde yapılan dağıtım sonucunda, alacağına kavuşamayanlar olursa İİK’nın 143 üncü maddesi uyarınca bunlara borç ödemeden aciz belgesi verilir (Deynekli, A./Kısa, S.: Hacizde ve İflâsta Sıra Cetveli, 3. B., Ankara 2005, s. 111).
21. Bu aşamada hacze iştirakin açıklanmasında fayda vardır. Borçluya karşı bir veya birkaç alacaklı tarafından yapılan takip sonucunda borçlunun haczedilen malları tüm alacaklıların alacağının ödenmesini mümkün kılıyorsa hacze iştirak sorunu ortaya çıkmayacaktır. Ancak, borçluya karşı takip yapan birden fazla alacaklının alacağı, borçlunun haczedilen mallarının satışı sonunda karşılanamıyorsa, hacze iştirak söz konusu olabilir. Hukukumuzda, borçlunun mallarına önce haciz koyduran alacaklının, alacağını önce alacağı şeklinde bir prensip geçerli değildir. Yani ilk haciz sahibi alacaklının esasen sonraki alacaklılara bir rüçhan hakkı bulunmamaktadır. Haczin rehin hakkına benzer bir etkisi ve dolayısıyla önce haciz koyduran kişinin, diğer alacaklılara göre önceliği kabul edilmemiştir. Sadece maaş veya ücret hacizlerinde sırada önce gelen haczin kesintisi bitmeden, sonraki haciz için kesinti yapılamaz (İİK md. 83/2, c. 3) (Pekcanıtez/ Atalay/ .../ Özekes, s. 312-313).
22. İcra ve İflâs Kanunu’nda hacze iştirakin iki çeşidi düzenlenmiştir. Bunlar takipli (adi) veya takipsiz (imtiyazlı) iştiraktir. Gerek takipli gerekse takipsiz iştirakte alacaklılar İİK’nın 100 ve 101 inci maddelerindeki şartları taşımaları hâlinde borçlunun malları üzerine kendilerinden önce konulmuş hacizlere ilk haciz üzerine satılan malın tutarı vezneye girinceye kadar katılabilirler. Hacze iştirak hâlinde satış bedeli aynı derecedeki alacaklılar arasında garame (oranlama) suretiyle dağıtıma tabi tutulur. İştirak alacaklısı o derece içinde yer alan diğer alacaklılarla eşit statüye sahip olur ve hacizli malların satışından elde edilen paradan alacağı oranında pay alır.
23. Sıra cetvelindeki açıklamalara geri döndüğümüzde, İİK’nın 141 inci maddesine göre sıra cetvelinin birer sureti icra dairesi tarafından alakadarlara tebliğ edilir.
24. İcra ve İflâs Kanunu’nun “Cetvele itiraz” başlıklı 142 nci maddesi ise;
“Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir.
Dava basit muhakeme usuliyle görülür.
İtiraz alacağın esas ve miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dairse şikayet yoliyle icra mahkemesine arz olunur” şeklinde düzenlenmiştir.
25. İcra ve İflâs Kanunu’nun 142 nci maddesi gereğince alacaklılar sıra cetvelinin bir suretinin kendilerine tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde sıra cetveline şikâyet yoluna başvurabilirler veya sıra cetveline itiraz davası açabilirler. Sıra cetveline karşı yedi gün içinde hiçbir şikâyet ve itiraz (İİK md. 142) yapılmazsa sıra cetveli kesinleşir ve ancak bundan sonra (kesinleşen) sıra cetveli gereğince paraların paylaştırılmasına geçilebilir. Buna karşılık, yedi gün içinde sıra cetveline karşı (icra mahkemesinde) şikâyet veya (mahkemede) itiraz yoluna başvurulursa, paylaştırma işleminin sonuçlanmasına kadar durdurulması ve sıra cetvelinin kesinleşmesine kadar beklenmesi gerekir. Ancak, sıra cetvelinde hak sahibi görünen her alacaklı, banka teminat mektubu karşılığında kendisine ödeme yapılmasını isteyebilir (İİK md. 142/a).
26. Sıra cetveline karşı koymak isteyen alacaklı (bu konudaki takip hukuku kurallarının yanlış uygulandığını iddia etmeyip) sıra cetveline alınmış olan bir alacaklının alacağına veya onun sırasına (veya hem alacağına hem de onun sırasına) itiraz etmek istiyorsa, o zaman sıra cetveline karşı, mahkemede itiraz yoluna başvurması, yani o alacaklıya karşı genel mahkemede dava açması gerekir (Kuru, s. 736).
27. İcra müdürlüğünün, sıra cetvelini yaparken bu husustaki takip hukuku hükümlerine aykırı hareket ettiği ve yapılan işlemin hâdiseye uygun olmadığı iddia edilmekte ise, bu hâlde sıra cetveline karşı başvurulacak olan yol, icra mahkemesine şikâyet (İİK md. 16) yoludur (İİK md. 142/3). İİK’nın 142 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmünden sıra cetveline karşı şikâyet yolunun sadece sıraya karşı bir itirazda bulunulması hâline münhasırmış gibi bir anlam çıkmakta ise de, icra müdürünün uymak ve re’sen yapmak zorunda olduğu bütün hususlardan dolayı İİK’nın 16 ncı maddesi gereğince şikâyet yoluna başvurulabilir (Kuru, s. 734).
28. İcra müdürlüğünün sıra cetvelini yaparken bu husustaki takip hukukuna uygun hareket etmemesi, bu konudaki hükümleri gereği gibi ve olaya uygun uygulamaması hâlinde ilgililer şikâyet yoluna başvurabilirler (İİK md. 16). Örneğin icra memuru ihale kesinleşmeden sıra cetveli düzenlemiş ise, bu bir şikâyet sebebi teşkil eder. Bunun yanında İİK’nın 142 nci maddesinin üçüncü fıkrasına göre alacaklının bulunduğu sıraya ilişkin olarak yani istediği sıraya kabul edilmemesi durumunda şikâyet yoluna başvurması mümkündür (Pekcanıtez, H./ Simil, C.: İcra ve İflâs Hukukunda Şikâyet, 2. B., İstanbul 2017, s. 488).
29. Sıra cetveline karşı şikâyet üzerine icra mahkemesince sadece sıra cetvelinin iptaline karar verilebilir. Yoksa icra müdürünün yerine geçerek yeni bir sıra cetveli düzenleyemez (Pekcanıtez/Simil, s. 393). Sıra cetveline yönelik şikâyetlerde icra mahkemesi, önüne gelen şikâyetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, şikâyete konu işlemin kanuna veya olaya aykırılığı tespit edilirse sıra cetvelinin iptaline karar verilir. İcra mahkemesi gerekçede düzenlenecek yeni sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini, alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini belirterek, hukuka uygun olmayan kısımları gösterir ve bu çerçevede işlem yapılması için icra müdürüne talimat (İİK md. 17/1) verir. Yeni sıra cetveli yapılması görevi icra dairesine ait olduğundan iptal nedenlerinin hükümde belirtilmeden sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekir. Şikâyet üzerine iptal edilen sıra cetvelinin yerine iptal gerekçesi de dikkate alınarak icra dairesince yeniden sıra cetveli yapılarak ilgililere tebliğ edilir.
30. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 23.03.2021 tarihli ve 2017/(23)15-1912 Esas, 2021/320 Karar sayılı kararında da benimsenmiştir.
31. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; alacaklı ... ... tarafından Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün 2012/4119 Esas sayılı icra dosyasında başlatılan takip üzerine, Seferihisar İcra Müdürlüğünün 2012/276 Talimat sayılı dosyasından 25.09.2012 tarihinde gerçekleştirilen taşınır satışlarından 109.945,50 TL gönderildiği, satışı gerçekleştirilen taşınır mallar üzerinde yirmi yedi ayrı haciz şerhinin bulunduğu, elde edilen para ile tüm alacaklıların alacağının ödenemediği, bunun üzerine icra müdürlüğünce anılan icra dosyasında alacaklıların sıra cetvelinin düzenlendiği, düzenlenen sıra cetveline karşı HSBC Bank A.Ş. tarafından yapılan şikâyet üzerine icra mahkemesince şikâyetin kabul edilerek ve yeniden sıra cetveli düzenlenerek karar verildiği anlaşılmaktadır.
32. Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, icra mahkemesi, önüne gelen şikâyetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, şikâyete konu işlemin kanuna veya olaya aykırılığını tespit ederse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 297/2 nci maddesi uyarınca gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin sadece sıra cetvelinin iptaline karar verir.
33. Somut olayda icra mahkemesince, sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, hüküm kısmında yeniden sıra cetveli düzenlenerek yazılı şekilde karar verilmesi, az yukarıda ifade edildiği üzere İİK’nın 17 nci maddesi ile hüküm fıkrasında gerekçeye ait herhangi bir sözün tekrar edilmemesine ilişkin HMK'nın 297/2 nci maddesine aykırı olduğu gibi, icra müdürünün yerine geçecek şekilde hüküm kurulması anlamına da geldiğinden yerinde değildir.
34. Bununla birlikte HSBC Bank A.Ş. şikâyet dilekçesinde, icra müdürlüğünce düzenlenen sıra cetvelinde birinci sırada yer alması gerektiği yönünde talepte bulunmayıp, yalnızca yapılan sıra cetvelinde garameye dâhil edilmeyi istediği hâlde, icra mahkemesince bu talep aşılarak, garame yönünde karar verilmeyip, şikâyet olunan ... Döviz ve Altın Tic. A.Ş. aleyhine, icra dosyasına gelen paradan pay alamayacak şekilde garameden çıkarılarak karar verilmesi doğru olmamıştır.
35. İcra mahkemesince, sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceği, alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiği belirlenirken, şikâyetçinin garameden pay almış olanların garameye girmemesi gerektiğine dair iddiasının bulunmadığının dikkate alınması, ayrıca şikâyet olunanlar ... ... ile ... ... Tevzii A.Ş.'yi garame dışı bırakacak şekilde verilen kararın, bu şikâyet olunanlar tarafından temyiz edilmemesi nedeniyle diğer alacaklılar lehine usuli kazanılmış hak doğduğunun gözetilmesi, mahkemece verilecek kararın gerekçesinde, düzenlenecek yeni sıra cetvelinde bu ilkelere de yer verilmesi, iptal nedenleri hükmün sonuç kısmında ayrıca belirtilmeden sıra cetvelinin sadece iptaline karar verilmesi gerekmektedir.
36. Hâl böyle olunca; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
37. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
IV. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Şikâyet olunan ... Döviz ve Altın Tic. A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile eklenen Geçici 7 nci maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
11.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2017/1912 E., 2021/320 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Mahkemece, gerekçede yer alması gereken hususlara hüküm fıkrasında yer verilmesi, özel olarak İİK'nın 17/1. maddesine ve genel olarak da hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir sözün tekrar edilmemesine ilişkin HMK'nın 297/2.
Hukuk Genel Kurulu 2017/1912 E. , 2021/320 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “sıra cetvelinin iptali” isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin kabulüne ilişkin karar şikâyet olunan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir.
2. Direnme kararı şikâyet olunan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la değişikliği öncesi hâliyle 438. maddesinin 2. fıkrası hükmü gereğince direnme kararının temyiz incelemesinde duruşma yapılmayacağından şikâyet olunan vekilinin duruşma talebinin reddine karar verilip dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. İNCELEME SÜRECİ
Şikâyetçi İstemi:
4. Şikâyetçi vekili şikâyet dilekçesinde; müvekkili banka tarafından borçlu Orhan Boz ve diğerleri hakkında İstanbul 10. İcra Dairesinin 2007/1487 E. sayılı dosyasında 17.01.2007 tarihinde başlatılan (kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile) icra takibinde borçlu Orhan Boz adına tapuda kayıtlı olan 11 nolu bağımsız bölüme 19.01.2007 tarihinde ihtiyati haciz konulduğunu, alacaklısı Denizbank A.Ş. olan İstanbul 8. İcra Dairesinin 2007/893 E. sayılı dosyasında da 11 nolu bağımsız bölüme 18.01.2007 tarihinde ihtiyati haciz konulduğunu ve bu icra dosyasında bağımsız bölümün 07.10.2011 tarihinde açık artırma ile satılması üzerine satış bedeli için 20.10.2011 tarihinde sıra ve derece kararı tanzim edilerek kendilerine tebliğ edildiğini, icra dairesi tarafından yapılan sıra cetveli ve paylaştırmanın hatalı olduğunu, sıra cetvelinde kendilerinin alacaklı olduğu İstanbul 10. İcra Dairesinin 2007/1487 E. sayılı dosyasındaki haciz tarihinin yanlış yazıldığını, doğrusunun 19.01.2007 olduğunu, sıra cetvelinde icra dosyalarının hacze iştirakinin tespiti için gereken icra takip tarihi ve ödeme emri tebliğ tarihinin yazılı olmadığını, tapu kaydındaki hacizlerin kesin haciz mi ihtiyati haciz mi olduğuna dikkat edilmediğini, İstanbul 8. İcra Dairesinin 2007/893 E. sayılı dosyasının haciz tarihinin 18.01.2007 yazıldığını, ancak haczin kesin haciz değil ihtiyati haciz olduğunu, ilk kesin haczin 23.01.2007 tarihinde kesinleşen kendi dosyalarından konulduğundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 268. maddesine göre ilk ihtiyati haczi koyan dosya ile garameten paylaştırılması gerektiğini, ilk kesin haczin kendi dosyalarından yapılmış olduğu hususunun dikkate alınmadan satış bedelinin tamamının ilk ihtiyati haciz koyan icra dosyasına ödenmesine karar verilen sıra cetvelinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline ve kanuna uygun olarak gerekli hesaplama yapılarak davalıya (şikâyet olunana) ödenen alacağın müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Şikâyet Olunan Cevabı:
5. Şikâyet olunan cevap dilekçesinde; sıra derece kararına esas olmak üzere şikâyetçinin alacaklı olduğu İstanbul 10. İcra Dairesinin 2007/1487 E. sayılı dosyasından İİK’nın 100. maddesine göre gerekli bilgilerin istendiği ve verilen cevaba göre sıra derece kararının tanzim edildiğini, şikâyetçinin iddia ettiği gibi garameten paylaştırmayı gerektiren bir durum bulunmadığını, şikâyetçinin haczinin İİK’nın 106 ve 110. maddelerine göre satış istenmediğinden düştüğünü, bunun üzerine 05.10.2009 tarihinde yeniden haciz koyduklarını, şikâyetin reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararı:
6. İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 29.03.2012 tarihli ve 2011/1234 E., 2012/342 K. sayılı kararı ile; İstanbul 10. İcra Dairesinin 2007/1487 E. sayılı dosyasında alacaklı ve borçluların 10.08.2007 tarihli protokol ile 30.12.2014 tarihine kadar ana para, faiz ve fer'ileri ile birlikte ödenmesi konusunda anlaşmaya vardıkları, İİK’nın 111. maddesinin 3. fıkrası gereğince protokol süresince aynı Kanunun 106. maddesindeki hak düşürücü sürelerin işlemeyeceği, İİK’nın 100. maddesi gereği tanzim edilen malumatlar ve tüm dosya kapsamı nazarı itibara alındığında İstanbul 10. İcra Dairesinin 2007/1487 E. sayılı takip dosyasında ilk haczin 19.01.2007 tarihinde konulduğunun tapu kayıtları ile sabit olduğu gerekçesi ile davanın (şikâyetin) kabulü ile şikâyete uğrayan 20.10.2011 tarihli sıra cetvelinin iptali ile alacak miktarı belirlenerek sıra cetvelinin davacının (şikâyetçinin) haczinin önceliğinin dikkate alınarak yeniden hazırlanmasına ve yanlar arasındaki sıra cetvelinden kaynaklanan uyuşmazlığın bu şekilde çözüme kavuşturulmasına karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyet olunan vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince 08.09.2014 tarihli ve 2013/4906 E., 2014/5417 K. sayılı kararı ile;
“…Şikayetçi vekili, müvekkili banka tarafından Orhan Boz ve diğer borçlular hakkında kullandırılan kredilerden doğan alacak için icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin anılan borçluya 18.01.2007 tarihinde tebliğ edildiğini, borçlu adına kayıtlı taşınmaz üzerine 19.01.2007 tarihinde ihtiyati haciz konulduğunu, alacaklının icra dosyasından da aynı taşınmaz üzerine 18.01.2007 tarihinde ihtiyati haciz uygulandığını, taşınmazın 07.10.2011 tarihinde ihale edilip, 20.10.2011 tarihli sıra cetvelinin düzenlendiğini, müvekkilinin haciz tarihi 19.01.2007 iken, sıra cetvelinde hatalı olarak 09.10.2009 olarak yazıldığını, sıra cetvelinde yasaya uygun, paylaştırma için gerekli bilgilerin bulunmadığını, ilk kesin haczin müvekkiline ait haciz olması nedeniyle ilk ihtiyati haczi koyan dosya ile garameye girmesi gerekirken, satış bedelinin tamamının ilk ihtiyati haciz koyan icra dosyasına ödenmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini şikayet ve talep etmiştir.
Şikayet olunan vekili, sıra cetvelinin İİK'nın 100. maddesine göre, istenen bilgilere verilen cevap üzerine düzenlendiğini, bu belgeye göre şikayetçinin haczinin 09.01.2009 tarihli olduğunu, bu nedenle para isabet etmesinin mümkün olmadığını, şikayetçinin 19.01.2007 tarihli haczinin iki yıllık süre içerisinde satış istenmediğinden düştüğünü savunarak, şikayetin reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şikayetçinin alacağının 10.08.2007 tarihli protokolden kaynaklandığı, borçlu ile alacaklının 30.12.2014 tarihine kadar alacakların ana para, faiz ve fer'ileri ile birlikte ödenmesi konusunda anlaşmaya vardıkları, İİK'nın 111/3. maddesi gereğince protokol süresince icra müdürlüğü nezdinde gerçekleştirmiş oldukları takip işlemlerinin İİK'nın 106. maddesince hak düşürücü süreleri işletmeyeceği, bu sürelerin işlemesinin protokol hükümlerince engellendiği, tarafların bu konudaki iradelerinin tasarruf ilkesi uyarınca yanları bağlayıcı nitelikte bulunduğu gözetildiğinde somut olayda işlemeyen sürelerden ötürü hacizlerin kalktığından söz etme imkanı bulunmadığı, dolayısıyla davalı tarafın hacizlerin bu sebepten ötürü düşmesi gerektiğine ilişkin iddiasını benimseme imkânı bulunmadığı, ilk kesin haczin İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün 2007/1487 Esas sayılı dosyasında 19.01.2007 tarihinde gerçekleştiğinin tartışmadan ayrık olduğu, dolayısıyla 8. İcra Müdürlüğü'nün 2007/893 Esas sayılı dosyada gerçekleştirilen haczin bu tarihten sonra yani 01.09.2009 tarihi nazarı itibara alındığında İİK'nın 268. maddeye göre ilk kesin haczin İstanbul 10.İcra Müdürlüğü'nün 2007/1487 Esas sayılı dosyasından 19.01.2007 tarihinde gerçekleştiği dikkate alınmadan sıra cetveli tanzim edildiği gerekçesiyle şikayetin kabülü ile 20.10.2011 tarihli sıra cetvelinin iptali ile alacak miktarı belirlenerek sıra cetvelinin davacının haczinin önceliğinin dikkate alınarak yeniden hazırlanmasına karar verilmiştir.
Kararı, şikayet olunan vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, şikayet olunan vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Şikayet, sıra cetvelindeki sıraya ilişkindir.
2004 sayılı İİK'nın 111. maddesi "Borçlu alacaklının satış talebinden evvel borcunu muntazam taksitlerle ödemeği taahüt eder ve birinci taksiti de derhal verirse icra muamelesi durur.
Şu kadar ki borçlunun kafi miktar malı haczedilmiş bulunması ve her taksitin borcun dörtte biri miktarından aşağı olmaması ve nihayet aydan aya verilmesi ve müddetin üç aydan fazla olmaması şarttır.
Borçlu ile alacaklının borcun taksitlendirilmesi için icra dairesinde yapacakları sözleşme veya sözleşmelerin devamı süresince 106 ve 150/e maddelerindeki süreler işlemez. Ancak bu sözleşme veya sözleşmelerin toplam süresinin on yılı aşması halinde, aştığı tarihten itibaren süreler kaldığı yerden işlemeye başlar.
Taksitlerden biri zamanında verilmezse icra muamelesi ve süreler kaldığı yerden devam eder."hükmünü içermektedir.
Şikayetçiye ait İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün 2007/1487 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklı şikayetçi vekili ile borçlular vekili tarafından borçların taksitlendirilmesine ilişkin 10.08.2007 tarihli protokol düzenlendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, İİK'nın 111/3. maddesi uyarınca şikayetçinin 19.01.2007 tarihli ihtiyati haczi yönünden hak düşürücü sürelerin işlemediği kabul edilerek, şikayetin kabulüne karar verilmiş ise de, İİK'nın 111/4. maddesi uyarınca 10.08.2007 tarihli protokol hükümleri gereğince borçlunun temerrüde düşüp düşmediği, taksit ödemelerinin zamanında yapılıp yapılmadığı hususlarında herhangi bir inceleme yapılmamıştır.
Bu durumda mahkemece, şikayetçi banka kayıtları üzerinde, bankacılık konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılıp, 10.08.2007 tarihli protokol hükümleri de değerlendirilerek, borçlu tarafından takibe konu borca ilişkin protokol hükümlerine uygun biçimde anapara ve faiz ödemeleri yapılıp yapılmadığı, borçlunun temerrüde düşüp düşmediği, diğer anlatımla taksitlendirme sözleşmesinin ifa edilip edilmediği, buna göre satış isteme süresinin durup durmadığı, dolayısıyla şikayetçi haczinin ayakta olup olmadığı hususlarında rapor alınıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3-Kabüle göre, sıra cetveline yönelik şikayetlerde İcra Mahkemesi, önüne gelen şikayetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, gerekçede yeni sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirlemesi, diğer bir anlatımla alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptaması, cetvelin hukuka uygun olmayan kısımlarını göstermesi, bu çerçevede işlem yapılması için İcra Müdürüne talimat vermesi (İİK'nın m. 17/1) gerektiğinden, iptal nedenlerinin gerekçede belirtilmesi ve hüküm fıkrasında gerekçe tekrar edilmeden sıra cetvelinin iptaline karar vermekle yetinilmesi ve eda hükmü kurulmaması gerekir. Mahkemece, gerekçede yer alması gereken hususlara hüküm fıkrasında yer verilmesi, özel olarak İİK'nın 17/1. maddesine ve genel olarak da hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir sözün tekrar edilmemesine ilişkin HMK'nın 297/2. maddesine aykırı olmuştur.
Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nın 297/2 maddesi "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir."hükmünü içermektedir. Şikayetçi tarafça, bedeli paylaşıma konu paranın şikayet olunanın alacağı ile garame hesabına göre paylaştırılması talep edilmiş ve mahkemece şikayetçinin haczinin ilk haciz olduğu kabul edilmiş olup, şikayetçinin talebi ile bağlı olduğu gözetilerek, buna göre garame yapılması gerektiği sonucuna varılması gerekirken, şikayetçinin ilk sırada tek başına yer alması gerektiği anlamına da gelebilen yazılı şekilde ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır…” gerekçesi ile (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 02.04.2015 tarihli ve 2014/1479 E., 2015/242 K. sayılı kararı ile; taraflar arasındaki 10.08.2007 tarihli protokolün geçersizliğine ya da hükümden düşürülmesine ilişkin bir iddia, savunma ve uyuşmazlık bulunmadığı, mahkemenin tarafların iddia ve savunmalarına konu yapmadıkları bir hususu re’sen gözetmesi ya da protokolün İİK’nın 111. maddesi bağlamında etki ve sonuçlarını doğurup doğurmadığını, geçerlilik koşullarına haiz olup olmadığını kendiliğinden inceleyemeyeceği, taraflar arasında gerçekleştirilen ve kabul edilen 10.08.2007 tarihli protokolün geçerli olduğu, İİK'nın 111/3. maddesinin geçerli bir protokolün süre bakımından yaratacağı etki ve sonuçlarını açık bir şekilde belirttiği, buna göre protokol devam ettiği sürece İİK’nın 106 ve 150/e maddelerindeki sürelerin işlemeyeceği, İstanbul 10. İcra Dairesinin 2007/1487 E. sayılı dosyasındaki 19.01.2007 tarihli haczin geçerliliğini koruduğu, mahkemenin sıra cetvelini iptal etmekle birlikte hüküm dikkatle irdelendiğinde açılan davanın (şikâyetin) kabulü ile şikâyete uğrayan 20.10.2011 tarihli sıra cetvelinin iptali ile alacak miktarı belirlenerek sıra cetvelinin davacının haczinin önceliği dikkate alınarak yeniden hazırlanmasına ve yanlar arasındaki sıra cetvelinden kaynaklanan uyuşmazlığın bu şekilde çözüme kavuşturulmasına demek suretiyle hükmü 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi bağlamında lokal ve likit ve infazı kabil hâle getirdiği, sıra cetvelinin referans alacağı rakamın belli olmadığı, bu rakamın icra dairesince fer'ileri ile tespit edilerek ve sıraya dahil edileceği, mahkemenin icra dairesinin yerine geçerek alacak hesaplamasının mümkün olmadığı, İİK'nın 17/1. maddesinde şikâyet icra mahkemesince kabul edildiği takdirde işlem bozulur, yahut düzeltilir veya memurun sebepsiz yapmadığı ve geciktirdiği işlerin icrası emrolunur hükmünün düzenlendiği, talep kısmında davacının (şikâyetçinin) özellikle garame usulüne göre bir dağıtım yapılmasına ilişkin bir talebinin bulunmadığı gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde şikâyet olunan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; İİK'nın 111. maddesinin 4. fıkrası uyarınca borçlu tarafından 10.08.2007 tarihli protokol hükümlerine uygun biçimde taksitlendirme sözleşmesinin ifa edilip edilmediğinin tespiti için anapara ve faiz ödemelerinin yapılıp yapılmadığı, taksitlendirme sözleşmesinin uygulanıp uygulanmadığı, borçlunun temerrüde düşüp düşmediği, buna göre satış isteme süresinin durup durmadığı, dolayısıyla şikâyetçinin haczinin ayakta olup olmadığı hususlarında bilirkişi raporu alınmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
12. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal mevzuatın ve ilgili kavramların irdelenmesi gerekmektedir.
13. Genel olarak icra takibi beş aşamadan oluşur. Bu aşamalar takip talebi, ödeme (icra) emri, haciz, satış ve paraların paylaştırılmasıdır. Paraların paylaştırılması, icra takibinin son safhasıdır. Diğer aşamalara geçilebilmesi için alacaklının talepte bulunması gerektiği hâlde, paraların paylaştırılmasına (ödenmesine) başlanabilmesi için alacaklının bir talebine gerek yoktur. İcra dairesi, satış sonucunda elde edilen paraları, kendiliğinden (re'sen) alacaklılara paylaştırır. Paraların paylaştırılması, aynı malların birden fazla alacaklı için haczedilmiş (hacze iştirak edilmiş) olması halinde söz konusudur. Hacizli mallar bir alacaklı için haczedilmişse, o zaman paraların paylaştırılması değil elde edilen paranın alacaklıya ödenmesi söz konusudur (Kuru, B: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 729).
14. Sıra cetvelinin düzenlenmesi için birden fazla alacaklının bulunması ve borçlunun malvarlığının satılması sonucunda elde edilen para ile tüm alacaklıların alacağının ödenememesi gerekir. Hacze iştirak eden tüm alacaklıların alacağı ödenebiliyorsa sıra cetveli düzenlenmez. Eğer takibin sonunda tek alacaklı olursa, satış sonucu elde edilen para alacaklının alacağına yetmezse, yine sıra cetveli düzenlenmez, alacaklıya alacağının ödenmeyen kısmı için bir aciz belgesi verilir (Pekcanıtez, H./ Atalay, O./ Özkan, M.S./Özekes, M.: İcra ve İflas Hukuku, 10. Bası, Ankara, 2012, s. 387).
15. İİK’nın 140. maddesinde;
“..Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemiye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar.
Alacaklılar 206 ncı madde mucibince iflas halinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar.
Bununla beraber ilk üç sıraya kayıt için muteber olan tarih haciz talebi tarihidir…” hükmü bulunmaktadır.
16. İlk haczi uygulayan icra dairesi, alacaklıların bir sıra cetvelini yapar (İİK m. 140/1; İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği m. 59). Haczedilen mallar istinabe yolu ile haczedilmiş ve satılmış olsa bile, sıra cetvelini düzenleme yetkisi, takibin yapıldığı icra dairesine aittir. İstinabe olunan icra dairesinin bu sıfatla (istinabe olunan icra dairesi sıfatıyla) sıra cetveli düzenleme yetkisi yoktur. Sıra cetveli kesinleşmeden, icra müdürü paraları paylaştıramaz. Bu sıra cetveline dayanarak yapılan paylaştırmada, artık bütün alacaklıların alacağının tam olarak ödenmesi mümkün değildir. Sıra cetvelinde, aynı derecede hacze iştirak etmiş olan (İİK m.100-101) bütün alacaklılar alacak miktarları ve faizleri ile gösterilir. Bu alacaklıların her biri belli bir sıraya girer. Bu sıra İİK’nın 206. maddesinde gösterilmiştir (Kuru, s.732-733).
17. İİK’nın 206 ve 207. maddelerine göre sıra cetvelinin nasıl düzenleneceği İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin 59. maddesinde gösterilmiştir. Buna göre alacaklıların ad ve soyadları, talep edilen, kabul ve reddedilen para miktarlarının, alacak hakkındaki kararın ne olduğu ve hangi sıraya kabul edildiği yazılır.
18. Düzenlenecek sıra cetvelinde; alacaklılar İİK’nın 206. maddesine göre iflas hâlinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar (İİK m. 140/2). Satış bedelinden önce birince derecede hacze iştirak edenlerin alacakları ödenir. Geriye bir şey artarsa bu, ikinci dereceye verilir. Paylaştırma parasının artması hâlinde sırasıyla diğer derecelere dağıtılır. Satış bedelinin birinci derecedeki alacaklıların tamamını karşılamaması hâlinde (veya diğer dereceler içinde bakiyenin alacakları karşılamaması durumunda da) derece için de sıra cetveli düzenlenir. Bu şekilde yapılan dağıtım sonucunda, alacağına kavuşamayanlar olursa İİK’nın 143. maddesi uyarınca bunlara borç ödemeden aciz belgesi verilir (Deynekli, A./Kısa, S.: Hacizde ve İflasta Sıra Cetveli, 3. B., Ankara 2005, s. 111).
19. Bu aşamada hacze iştirakin açıklanması gerekmektedir. Borçluya karşı bir veya birkaç alacaklı tarafından yapılan takip sonunda borçlunun haczedilen malları tüm alacaklıların alacağının ödenmesini mümkün kılıyorsa hacze iştirak sorunu ortaya çıkmayacaktır. Ancak, borçluya karşı takip yapan birden fazla alacaklının alacağı, borçlunun haczedilen mallarının satışı sonunda karşılanamıyorsa, hacze iştirak söz konusu olabilir. Hukukumuzda, borçlunun mallarına önce haciz koyduran alacaklının, alacağını önce alacağı şeklinde bir prensip geçerli değildir. Yani ilk haciz sahibi alacaklının esasen sonraki alacaklılara bir rüçhan hakkı bulunmamaktadır. Haczin rehin hakkına benzer bir etkisi ve dolayısıyla önce haciz koyduran kişinin, diğer alacaklılara göre önceliği kabul edilmemiştir. Sadece maaş veya ücret hacizlerinde sırada önce gelen haczin kesintisi bitmeden, sonraki haciz için kesinti yapılamaz (İİK m. 83/2, c. 3) (Pekcanıtez/ Atalay/ Özkan/ Özekes, s. 312-313).
20. İİK’da hacze iştirakin iki çeşidi düzenlenmiştir. Bunlar takipli (adi) veya takipsiz (imtiyazlı) iştiraktir. Gerek takipli gerekse takipsiz iştirakte alacaklılar İİK’nın 100 ve 101. maddelerindeki şartları taşımaları hâlinde borçlunun malları üzerine kendilerinden önce konulmuş hacizlere ilk haciz üzerine satılan malın tutarı vezneye girinceye kadar katılabilirler. Hacze iştirak hâlinde satış bedeli aynı derecedeki alacaklılar arasında garame (oranlama) suretiyle dağıtıma tabi tutulur. İştirak alacaklısı o derece içinde yer alan diğer alacaklılarla eşit statüye sahip olur ve hacizli malların satışından elde edilen paradan alacağı oranında pay alır.
21. Haciz koyduran alacaklı, borçlunun haczedilen malları üzerinde bir rehin hakkı veya bir imtiyaz kazanamaz. Alacağı haciz koyduran alacaklının alacağından evvel doğmuş ve borçluya karşı usulen icra takibinde bulunarak haciz istemek yetkisi kazanmış olan her alacaklı, bu hususu Kanunun tayin ettiği vasıtalarla ispat ederek haczedilen malın tutarı vezneye girinceye kadar hacze iştirak edebilirler (İİK m. 100) (Deynekli/ Kısa, s. 3-4). İİK’nın 100. maddesine göre, sıra cetveli ilk hacze iştirak edebilecek alacaklılar gözetilerek düzenlenir. Borçluya ait mala birden fazla ihtiyati haciz uygulanmış ise ilk önce kesin hacze dönüşen ihtiyati haciz ilk haciz kabul edilir ve bu hacze iştirak edebilecek alacaklılar İİK’nın 100, 101 ve 286. maddelerine göre belirlenir (Deynekli/Kısa, s. 49). İhtiyati haczin hacze iştirak edebilmesinin birinci koşulu ihtiyati haczin mahcuz veya para üzerinden uygulanması, ikinci koşulu ise İİK’nın 264. maddesi hükmüne göre ihtiyati haczi tamamlayan merasime uyularak ihtiyati haczin hükümsüz hâle gelmemesidir. İhtiyati haczin ilk hacze iştirakinin üçüncü koşulu ise ihtiyati haczi uygulayan alacaklının alacağının, ilk haczi uygulayan alacaklının takibinden önce doğmuş olmasıdır. Öncelik koşulu İİK’nın 100. maddesinde belirtilen belgelerle ispatlanabilir (Deynekli, Kısa, s. 43 vd.).
22. İİK’nın 141. maddesine göre sıra cetvelinin birer sureti icra dairesi tarafından alakadarlara tebliğ edilir.
23. İİK’nın “Cetvele itiraz” başlıklı 142. maddesi ise;
“Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir.
Dava basit muhakeme usuliyle görülür.
İtiraz alacağın esas ve miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dairse şikayet yoliyle icra mahkemesine arz olunur” şeklinde düzenlenmiştir.
24. İİK’nın 142. maddesi gereğince alacaklılar sıra cetvelinin bir suretinin kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde sıra cetveline şikâyet yoluna başvurabilirler veya sıra cetveline itiraz davası açabilirler. Sıra cetveline karşı yedi gün içinde hiçbir şikâyet ve itiraz (İİK m. 142) yapılmazsa sıra cetveli kesinleşir ve ancak bundan sonra (kesinleşen) sıra cetveli gereğince paraların paylaştırılmasına geçilebilir. Buna karşılık, yedi gün içinde sıra cetveline karşı (icra mahkemesinde) şikâyet veya (mahkemede) itiraz yoluna başvurulursa, paylaştırma işleminin sonuçlanmasına kadar durdurulması ve sıra cetvelinin kesinleşmesine kadar beklenmesi gerekir. Ancak, sıra cetvelinde hak sahibi görünen her alacaklı, banka teminat mektubu karşılığında, kendisine ödeme yapılmasını isteyebilir (İİK m. 142/a) .
25. Sıra cetveline karşı koymak isteyen alacaklı (bu konudaki takip hukuku kurallarının yanlış uygulandığını iddia etmeyip) sıra cetveline alınmış olan bir alacaklının alacağına veya onun sırasına (veya hem alacağına hem de onun sırasına) itiraz etmek istiyorsa, o zaman sıra cetveline karşı, mahkemede itiraz yoluna başvurması, yani o alacaklıya karşı genel mahkemede dava açması gerekir (Kuru, s. 736).
26. İcra dairesinin, sıra cetvelini yaparken bu husustaki takip hukuku hükümlerine aykırı hareket ettiği ve yapılan işlemin hâdiseye uygun olmadığı iddia edilmekte ise, bu hâlde sıra cetveline karşı başvurulacak olan yol, icra mahkemesine şikâyet (İİK m. 16) yoludur (İİK m. 142/3). İİK’nın 142. maddesinin 3. fıkrası hükmünden sıra cetveline karşı şikâyet yolunun sadece sıraya karşı bir itirazda bulunulması hâline münhasırmış gibi bir anlam çıkmakta ise de, icra müdürünün uymak ve re’sen yapmak zorunda olduğu bütün hususlardan dolayı İİK’nın 16. maddesi gereğince şikâyet yoluna başvurulabilir (Kuru, s. 734).
27. İcra dairesinin sıra cetvelini yaparken bu husustaki takip hukukuna uygun hareket etmemesi, bu konudaki hükümleri gereği gibi ve olaya uygun uygulamaması hâlinde ilgililer şikâyet yoluna başvurabilirler (İİK m. 16). Örneğin icra memuru ihale kesinleşmeden sıra cetveli düzenlemiş ise bu bir şikâyet sebebi teşkil eder. Bunun yanında İİK’nın 142. maddesinin 3. fıkrasına göre alacaklının bulunduğu sıraya ilişkin olarak yani istediği sıraya kabul edilmemesi durumunda şikâyet yoluna başvurması mümkündür (Pekcanıtez, H./ Simil, C.: İcra ve İflas Hukukunda Şikâyet, 2. B., İstanbul 2017, s. 488).
28. Sıra cetveline karşı şikâyet üzerine icra mahkemesince sadece sıra cetvelinin iptaline karar verilebilir. Yoksa icra müdürünün yerine geçerek yeni bir sıra cetveli düzenleyemez (Pekcanıtez/Simil, s. 393). Sıra cetveline yönelik şikâyetlerde icra mahkemesi, önüne gelen şikâyetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, şikâyete konu işlemin kanuna veya olaya aykırılığı tespit edilirse sıra cetvelinin iptaline karar verilir. İcra mahkemesi gerekçede düzenlenecek yeni sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini, alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini belirterek, hukuka uygun olmayan kısımları gösterir ve bu çerçevede işlem yapılması için icra müdürüne talimat (İİK m. 17/1) verir. Yeni sıra cetveli yapılması görevi icra dairesine ait olduğundan iptal nedenlerinin hükümde belirtilmeden sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekir. Şikâyet üzerine iptal edilen sıra cetvelinin yerine iptal gerekçesi de dikkate alınarak icra dairesince yeniden sıra cetveli yapılarak ilgililere tebliğ edilir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2015 tarihli ve 2014/23-1179 E., 2015/2434 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
29. Uyuşmazlığın çözümü için İİK’nın 111. maddesinde düzenlenmiş olan taksitle ödemenin açıklanması gerekmektedir.
İİK’nın 111. maddesi;
“…Borçlu alacaklının satış talebinden evvel borcunu muntazam taksitlerle ödemeği taahüt eder ve birinci taksiti de derhal verirse icra muamelesi durur.
Şukadar ki borçlunun kafi miktar malı haczedilmiş bulunması ve her taksitin borcun dörtte biri miktarından aşağı olmaması ve nihayet aydan aya verilmesi ve müddetin üç aydan fazla olmaması şarttır.
(Ek fıkra: 9/11/1988-3494/13 md.; Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/26 md.) Borçlu ile alacaklının borcun taksitlendirilmesi için icra dairesinde yapacakları sözleşme veya sözleşmelerin devamı süresince 106 ve 150/e maddelerindeki süreler işlemez. Ancak bu sözleşme veya sözleşmelerin toplam süresinin on yılı aşması hâlinde, aştığı tarihten itibaren süreler kaldığı yerden işlemeye başlar.
(Değişik fıkra: 9/11/1988-3494/13 md.) Taksitlerden biri zamanında verilmezse icra muamelesi ve süreler kaldığı yerden devam eder…” hükmünü içermektedir.
30. Kendisine karşı yürütülen icra takibi kesinleşmiş olan borçlu, borcunu taksitle ödemek isteyebilir. Taksitle ödeme, alacaklı ile borçlunun anlaşması veya alacaklının rızası olmasa bile belli şartların gerçeklemesi hâlinde mümkündür. Taksitle ödeme sözleşmesi iki dönemde olabilir. Alacaklı ile borçlu hacizden önceki bir dönemde icra dairesinde borcun taksitle ödeneceği hakkında bir sözleşme (anlaşma) yapabilirler. Kanun, hacizden önceki bir dönemde borcun taksitle ödenmesi imkânını açıkça düzenlememektedir; buna dolayısıyla haciz isteme süresi (İİK m. 78/2) ile satış isteme süresi (İİK m. 111/3) nedeniyle ve bir ceza hükmü (İİK m. 340) ile değinilmektedir. Bu hâlde (yani, alacaklı ile borçlunun icra dairesinde taksit sözleşmesi yapmaları hâlinde), taksit sözleşmesinin (yapılmasından) ihlâline kadar geçen zaman, bir yıllık haciz isteme süresinin hesabına dahil edilmez (İİK m.78/2, c. 2). Bunun gibi, borçlu ile alacaklının borcun taksitlendirilmesi için icra dairesinde yapacakları taksit sözleşmesinin (veya sözleşmelerinin) devamı süresince, İİK’nın 106 ve 150/e maddesindeki satış isteme süreleri işlemez. Ancak, taksit sözleşmesi (veya sözleşmelerinin) toplam süresinin on yılı aşması hâlinde, aştığı tarihten itibaren süreler kaldığı yerden işlemeye başlar (İİK m. 111/3). Borçlu, taksitlerden birini anlaşmadaki tarihte ödemezse, alacaklı, borcun tamamı için icra takibine devam edilmesini (yani, borçlunun mallarının haczedilmesini) isteyebilir (İİK m. 111/4) (Kuru, s. 612-613).
31. Borçlu, mallarının haczedilmesinden sonra (ve fakat satış talebinden önce) borcunu muntazam taksitlerle ödemeyi taahhüt eder ve bu taahhüdü İİK’nın 111. maddesinin 1 ve 2. fıkrasında belirtilen şartlara uygun olursa, alacaklının muvafakatine (kabulüne) gerek kalmadan, icra takibi kendiliğinden durur (İİK m. 111/1); yani icra müdürü, borçlunun hacizli mallarını satamaz. Borçlu, taahhüt ettiği bu taksitlerden birini zamanında ödemezse, icra takibine (borcun tamamı için) kaldığı yerden devam edilir (İİK m. 111/4); yani, alacaklının talebi üzerine hacizli mallar satılır (Kuru, s. 614-615; Deynekli/ Kısa, s. 136).
32. Somut olayda; İstanbul 8. İcra Dairesinin 2007/893 E. sayılı dosyasında alacaklı Denizbank A.Ş. tarafından 18.01.2007 tarihli ihtiyati haciz kararının infazının 18.01.2007 tarihinde istendiği, aynı tarihte Orhan Boz ve diğerleri hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, ihale bedeli paylaşıma konu olan borçlu Orhan Boz adına kayıtlı taşınmaza 18.01.2007 tarihinde ihtiyati haciz konulduğu, ödeme emrinin Orhan Boz’a 22.01.2007 tarihinde tebliğ edildiği ve 01.02.2007 tarihinde ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü, 20.08.2009 tarihinde taşınmaza yeniden haciz konulduğu, alacaklı vekilinin 21.01.2009, 06.0
23. Hukuk Dairesi, 2016/2644 E., 2019/632 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
müdürüne (İİK'nın 17. maddesine kıyasen) talimat vermesi gerektiğinden, iptal nedenlerinin gerekçede belirtilmesi ve hüküm fıkrasında gerekçe tekrar edilmeden sıra cetvelinin iptaline karar vermekle yetinilmesi ve eda hükmü kurulmaması gerekir.
23. Hukuk Dairesi 2016/2644 E. , 2019/632 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :... Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekili ile şikayet olunan ... A.Ş. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Şikayetçi vekili, şikayet olunan ... A.Ş’nin, takip borçlusundan olan alacaklarına ilişkin olarak ... dairesine bildirdiği miktarlar arasında çelişkiler bulunduğunu, bu çelişkinin ipotekle teminat altına alınmamış bulunan alt sıralardaki alacakların da teminat kapsamına dahil edilmesinden kaynaklandığını, bu kapsamda ipotekle teminat altına alınmış ve sıra cetvelinde 1. sırada yer verilen 22.322,72 TL’lik kısma yönelik bir itirazları olmadığını, ancak 4. ve 5. sıralarda yer alması gereken ve ipotekle teminat altına alınmamış bulunan bakiye toplam 31.979,22 TL’lik kısma itiraz ettiklerini, öte yandan takip borçlusu tarafından konut kredisine peşin ödeme yapıldığı halde faiz borcunun düşürülmediğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptali ile şikayet olunan bankaya ödenen 31.979,22 TL’nin yasal faizi ile birlikte şikayet olunandan tahsilini istemiştir.
Şikayet olunan ... A.Ş. vekili, ipoteğin doğmuş ve doğacak tüm borçların teminatı olmak üzere tesis edildiğini savunarak şikayetin reddini istemiştir.
Şikayet olunan ..., şikayetin reddini istemiştir.
Asliye ticaret mahkemesinin görevsizlik kararıyla, dosyanın gönderildiği ... mahkemesince, şikayet olunan ... A.Ş. ile takip borçlusu diğer şikayet olunan ... arasında tesis edilen 102.000,00 TL bedelli ipoteğin üst sınır ipoteği niteliğinde olduğu, şikayete konu sıra cetvelinde, şikayet olunan bankanın konut kredisi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı yanında, kredili mevduat hesabı ve kredi kartlarından doğan alacağının da ipotek kapsamına dahil edildiği, fakat ipotek resmi senedinde ipotek kapsamı belirlenirken kredi kartından kaynaklanan borçlardan söz edilmediği, ipotek kapsamına sadece 31.978,00 TL tutarındaki konut kredisi borcu ile 3.244,25 TL tutarındaki kredili mevduat hesabından kaynaklanan borcun girdiği gerekçesiyle şikayetin kısmen kabulü ile şikayet olunan ... A.Ş’nin 1. sıradaki ipoteğinin kapsamına anılan tutarların girdiğinin tespitine ve bankaya bu alacak kalemleri üzerinden toplam 35.222,25 TL ödeme yapılmasına, bu miktarın üzerinde yapılan ödemelerin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 2. sırada bulunan şikayetçiye ödenmesine, şikayet olunan bankanın kredi kartından kaynaklanan alacağının sıra cetvelinin 4. sırasına alınmasına, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, şikayetçi ve şikayet olunan ... A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, şikayet olunan ... A.Ş. vekilinin .../...
tüm, şikayetçi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2) Şikayetçi vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
Şikayet, sıra cetvelinde sıraya ilişkindir.
Bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerinde şikayet olunan banka lehine konut finansmanı kredisinden kaynaklı ipotek tesis edilmiş ve şikayete konu sıra cetvelinde bankanın konut kredisinden kaynaklanan alacağı yanında, kredi kartından ve kredili mevduat hesabından kaynaklanan alacakları da ipotek kapsamına dahil edilerek, bankaya 1. sırada 54.301,94 TL tutarında pay ayrılmıştır.
Bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerindeki ipoteğin konut finansmanı kredisinin teminatı olduğu tartışmasızdır. İpotek aktinde yer alan, ipoteğin nakdi ve gayri nakdi diğer tüm kredi sözleşmelerinden kaynaklanan, doğmuş ve doğacak tüm alacakların teminatı olmak üzere tesis edildiğine ilişkin kayıtlar, yanıltıcı mahiyette olduğundan tüketici olan borçlu yönünden yazılmamış sayılır.
Bu itibarla, ... mahkemesince, kredi kartı borcundan kaynaklanan alacağın ipotek kapsamında olmadığına hükmedilmesi isabetli olmuş ise de kredili mevduat hesabından doğan alacağın bu kapsamda kaldığına hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, sıra cetveline yönelik şikayetlerde ... mahkemesi, önüne gelen şikayetleri sonuçlandırmak ve ... müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, gerekçede yeni sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirlemesi, diğer bir anlatımla alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğinin saptanması, cetvelin hukuka uygun olmayan kısımlarının gösterilmesi, bu çerçevede işlem yapılması için ... müdürüne (İİK'nın 17. maddesine kıyasen) talimat vermesi gerektiğinden, iptal nedenlerinin gerekçede belirtilmesi ve hüküm fıkrasında gerekçe tekrar edilmeden sıra cetvelinin iptaline karar vermekle yetinilmesi ve eda hükmü kurulmaması gerekir. Mahkemece gerekçede yer alması gereken hususlara hükmün fıkrasında yer verilmesi, özel olarak İİK'nın 17/1. maddesine ve genel olarak da hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait bir sözün tekrar edilmemesine ilişkin HMK'nın 297/2. maddesi hükmüne aykırı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, şikayet olunan ... A.Ş. vekilinin tüm, şikayetçi vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayetçi yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden şikayet olunan ... A.Ş.'den alınmasına, şikayetçiden alınan temyiz peşin harcın istek halinde kendisine iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 21.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2016/6580 E., 2017/3 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğinin saptanması, cetvelin hukuka uygun olmayan kısımlarının gösterilmesi, bu çerçevede işlem yapılması için İcra Müdürüne (İİK'nın 17. maddesine kıyasen) talimat vermesi gerektiğinden, iptal nedenlerinin gerekçede belirtilmesi ve hüküm fıkrasında gerekçe tekrar edilmeden sıra cetvelinin iptaline karar vermekle yetinilmesi ve eda hükmü
23. Hukuk Dairesi 2016/6580 E. , 2017/3 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen şikayetlerin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl dosyada şikayetçi-birleşen dosyalarda şikayet olunan ..., asıl dosyada şikayet olunan ... ... ...Kiralama A.Ş., birleşen 2013/239 E. dosyada şikayetçi ... İnş. Makina Tur. Tic. ve Ltd. Şti. vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Asıl dosyada şikayetçi vekili, borçluya ait taşınmazın satış bedelinin paylaştırılması için düzenlenen sıra cetvelinde müvekkiline 11. sırada yer verildiğini, müvekkilinin alacağını tam olarak alamadığını, bunun nedeninin birinci sırada bulunan şikayet olunan ... ....Kiralama A.O'nın taşınmaz üzerinde 500.000,00 TL tutarında ipotek alacağı bulunmasına rağmen sıra cetvelinde 600.000,00 TL pay ayrılması ve üçüncü sırada yer alan
şikayet olunan ... ...'ın alacağına kademeli faiz uygulanması yerine sabit faiz oranı uygulanması nedeniyle alacak miktarının fazla hesaplanması olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin yeniden düzenlenmesini talep ve şikayet etmiştir.
Asıl dosyada şikayet olunan .... .....Kiralama A.O. vekili, müvekkili lehine borçlu şirketin taşınmazları üzerinde 1. derece ipotek tesis edildiğini, ipotek bedelinin 600.000,00 TL olduğunu, ipotek sözleşmesinin 4. maddesi ile ipotek tesis edilen taşınmazlardan her birinin ve hisselerin tümünün borcun tamamından sorumlu olacağının düzenlendiğini savunarak, şikayetin reddini istemiştir.
Birleşen dosyada (2011/220 E.) şikayetçi vekili, sıra cetveli düzenlenirken müvekkilinin alacağının güncel miktarının 102.773,49 TL olmasına rağmen sıra cetvelinde 30.082,27 TL olarak yer aldığını ileri sürerek, sıra cetvelinin düzeltilmesini talep ve şikayet etmiştir.
Birleşen dosyada (2013/239 E.) şikayetçi vekili, müvekkili şirketin haciz tarihinin 28.12.2008 olduğunu, icra dosyasının takipsiz kalması üzerine dosyanın 08.02.2011 tarihinde yenilendiğini, taşınmazın üzerine yeniden haciz konulduğunu, 2 yıllık yasal süre içinde, 10.11.2010 tarihinde taşınmazın satışının talep edildiğini, müvekkilinin haciz tarihinin daha önce olmasına rağmen sıraya alınmadığını ve pay ayrılmadığını ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ve şikayet etmiştir.
Birleşen dosyalarda bir kısım şikayet olunanlar ve vekilleri, duruşmalarda şikayetin reddini istemiştir.
Birleşen 2011/220 E. sayılı dosya, aralarındaki fiili ve hukuki bağlantı nedeniyle 12.03.2012 tarihinde, birleşen 2013/239 E. (2012/218 Eski Esas) sayılı dosya ile birleştirilmiş olup, birleşen dosyada, mahkemenin, asıl dosya yönünden ; şikayetin reddine, birleşen dosyada, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine dair kararının, şikayetçi vekillerince temyizi üzerine Dairemizin 27.05.2013 tarih ve 2012/3488 E., 3530 K. sayılı ilamıyla, asıl dosyada, hasımsız olarak şikayette bulunulamayacağı, bu nedenle şikayetçiye, sıra cetvelinde sıra itibariyle kendisinden önce gelen ve pay ayrılan alacaklılara şikayeti yöneltmesi ve bu alacaklıları yargılamaya dahil etmesi için kesin süre verilerek, taraf teşkili sağlandıktan sonra karar verilmesi; birleşen dosyada ise, şikayetin sıra cetvelindeki sıraya ilişkin olduğu ve mahkemenin görevli olduğu, hukuki durumu etkilenecek olan alacaklı Salih Alanbey'e duruşma günü tebliğ edilip savunma hakkı verilmeden karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek bozulması üzerine, uyma kararı verilen mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, birleşen dosyanın, asıl dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Asıl dosyada mahkemece verilen şikayetin kabulüne dair kararın, şikayet olunan .... .... Kiralama A.Ş'nin temyizi üzerine, şikayetin yalnızca sıraya ilişkin olduğu, bu nedenle icra hukuk mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek şikayetin görev yönünden reddi yerine uyuşmazlığın esasının incelenerek karar verilmesi doğru görülmeyerek bozulması üzerine, uyma kararı verilen mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; asıl dosyada, şikayet olunan .... ..... Kiralama A.O'nun alacağının sıra cetvelinde hatalı şekilde 600.000,00 TL olarak belirtildiği, adı geçen şikayet olunanın ipotek bedelinin 500.000,00 TL olduğu, diğer şikayet olunan ... .....ın alacağının sıra cetvelinde, faiz oranındaki hatalı hesaplama nedeniyle 188.175,86 TL olarak yer aldığı, alacağın aslında 166.530,85 TL olduğu; birleşen dosyada, şikayetçi ...
Bankası A.Ş'nin gerçek alacak miktarının sıra cetvelinde yanlış yer aldığı, gerçek alacak miktarının İcra Müdürlüğü'nün 03.01.2011 tarihli yazısına göre 102.773,49 TL olduğu; birleşen dosyada, şikayetçi ...İnşaat Makine Tur. Tic. ve İşl. Tic. ve Ltd. Şti.'nin haczinin 24.12.2008 tarihinde düştüğü, icra takibinin yenilenmesinin ardından tekrar haciz konulduğu, bu yeni haciz şerhinin, adı geçen şikayetçiye aynı derecede bulunan diğer alacaklıların koydurduğu haciz ve satış işlemlerinden yararlanma imkanı vermeyeceği gerekçesiyle; asıl dosyada, şikayetin kabulü ile şikayet olunan .... ....l Kiralama A.O'nun alacağının 500.000,00 TL olduğunun, şikayet olunan .....'ın alacağının ise 166.530,85 TL olduğunun tespitine; birleşen dosyada, şikayetin kabulü ile şikayetçi ...'nin alacağının 102.773,49 TL olarak tespitine ve sıra cetvelinin bu hususlar nazara alınarak düzeltilmesine; birleşen dosyada ise, şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl dosyada şikayet olunan .. .... Kiralama A.O vekili, birleşen dosyada (2011/220 E.) şikayet olunan ... vekili ile birleşen dosyada (2013/239 E.) şikayetçi vekili ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince karar verilmesine göre, birleşen dosyada (2013/239 E.) şikayetçi vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2) Asıl dosyada şikayet olunan ............ Kiralama A.O. vekilinin temyiz itirazları yönünden;
TMK'nın 855. maddesi, "Birden çok taşınmazın aynı borç için rehnedilmesi, taşınmazların aynı malike veya borçtan müteselsilen sorumlu olan maliklere ait olmalarına bağlıdır. Aynı alacak için birden çok taşınmazın rehnedildiği diğer hallerde, her taşınmazın alacağın ne miktarı için güvence oluşturduğu rehin kurulurken belirtilir. Aksine bir anlaşma bulunmadıkça, tapu idaresi, re'sen güvenceyi taşınmazların her birine değeri oranında dağıtır." hükümünü, 873/son maddesi ise, "Aynı alacak için birden çok taşınmazın rehnedilmiş olması halinde, rehnin paraya çevrilmesi istemi, taşınmazların tamamı hakkında yapılır. Bununla birlikte, icra dairesi onlardan ancak gerektiği kadarını paraya çevirir." hükmünü içermektedir.
Somut olayda, asıl dosyada şikayet olunan ............ Kiralama A.O'nun alacaklı olduğu.....l ..... İcra Müdürlüğü'nün 2008/4479 E. sayılı icra dosyasında, şikayet olunan .... ....l Kiralama A.O'nun finansal kiralama sözleşmesinden doğan 600.000,00 TL alacağının 100.000,00 TL'sinin borçluya ait 235 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde, 500.000,00 TL'sinin ise yine aynı borçluya ait ve bedeli paylaşıma konu olan 568 ada, 2 parselde bulunan taşınmaz üzerinde kurulan ipotek ile güvence altına alındığı anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece, kurulan ipoteğin, anılan yasa hükümleri uyarınca, borçluya ait iki ayrı taşınmaz üzerinde toplu rehin olarak düzenlendiği, şikayet olunanın toplam 600.000,00 TL olan alacağının tamamının, bedeli paylaşıma konu 568 ada, 2 parsel sayılı taşınmazın satış bedelinden karşılanması gerektiği göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle, aksi şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3)Birleşen (2011/220 E.) dosyada şikayet olunan ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Sıra cetveline yönelik şikayetlerde İcra Mahkemesi, önüne gelen şikayetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, gerekçede yeni sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirlemesi, diğer bir anlatımla
.
alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğinin saptanması, cetvelin hukuka uygun olmayan kısımlarının gösterilmesi, bu çerçevede işlem yapılması için İcra Müdürüne (İİK'nın 17. maddesine kıyasen) talimat vermesi gerektiğinden, iptal nedenlerinin gerekçede belirtilmesi ve hüküm fıkrasında gerekçe tekrar edilmeden sıra cetvelinin iptaline karar vermekle yetinilmesi ve eda hükmü kurulmaması gerekir. Mahkemece, hüküm fıkrasında, "Sıra cetvelinde 1. ve 3. sırada bulunan alacaklardan artan alacağın hesaplanarak öncelikle 9. sırada bulunan Garanti Bankası A.Ş.'ne ödenmesine " şeklindeki, gerekçede yer alması gereken hususlara hükmün fıkrasında yer verilmesi özel olarak İİK'nın 17/1. maddesine ve genel olarak da hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait bir sözün tekrar edilmemesine ilişkin HMK'nın 297/2. maddesine aykırı olduğundan doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, birleşen dosyada (2013/239 E.) şikayetçi vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl dosyada şikayet olunan ... .... Kiralama A.O vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün şikayet olunan ... .... Kiralama A.O lehine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, birleşen dosyada (2013/239 E.) şikayet olunan ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden birleşen 2013/239 esas sayılı dosyada şikayetçi .... İnş. Makina Tur. Tic. ve Ltd. Şti.'den alınmasına, diğer temyiz edenlerden alınan peşin harçların istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İcra ve İflas Hukuku
Bir cebri icra ihalesi sırasında icra müdürü, kanunda öngörülen asgari orandan daha düşük bir tutarı ihale teminatı olarak kabul etmiştir. Bu durumun ihaleye katılımı artırarak rekabeti düşürdüğünü ve alacağının tahsilini tehlikeye attığını ileri süren alacaklı (A), süresi içinde icra mahkemesine şikâyet yoluyla başvurarak ihalenin feshini talep etmiştir. İcra mahkemesinin, şikâyeti haklı bulması durumunda, İcra ve İflas Kanunu'nun şikâyete ilişkin hükümleri çerçevesinde verebileceği kararlarla ilgili aşağıdakilerden hangisi yetkisi kapsamı dışındadır?
A) Şikâyete konu olan ihalenin feshine ve işlemin geri bırakılmasına karar vermek.
B) İcra memurunun yaptığı hatalı teminat hesaplamasının düzeltilmesine karar vermek.
C) İcra memurunun sebepsiz yere geciktirdiği sıra cetvelinin düzenlenmesi için kendisine emir vermek.
D) Şikâyete konu hukuka aykırı eylemden kaynaklanan zararın tazmini amacıyla icra memurunu belirli bir miktar tazminat ödemeye mahkûm etmek.
E) Kanuna aykırı veya hadiseye uygun olmayan muamelenin bozulmasına karar vermek.