2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 192

İcra ve İflas Kanunu 192. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 192 – İflasın açılmasından sonra müflis hiçbir ödeme kabul edemez. Müflise ödemede bulunan kimse müflisin alacaklılarına karşı ancak masaya giren para veya kıymet nispetinde borcundan kurtulur. Bununla beraber iflasın ilanından evvel müflise ödemede bulunan borçlu iflastan haberi yoksa borcundan kurtulur. Takibin durması ve düşmesi:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
23. Hukuk Dairesi, 2013/9097 E., 2014/421 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi
alacakları bakımından İcra ve İflas Kanunu'nun 184, 185, 186, 191, 192, 193, 200, 206 ve 229 uncu maddeleri uyarınca müflisin tasarruf yetkisinin bulunmadığını, müflisin takas talebinin de yasal dayanaktan yoksun olduğunu;
23. Hukuk Dairesi         2013/9097 E.  ,  2014/421 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 20/11/2012 NUMARASI : 2012/181-2012/934 Taraflar arasındaki asıl ve birleşen sıra cetveline itirazın yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı talebin kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Şikayetçi T. İş Bankası AŞ. vekili, müflisin müvekkiline asalet ve kefalet borçlarının bulunduğunu, alacaklarının iflas sıra cetvelinde dördüncü sıraya yazıldığını, oysa akdedilen genel kredi sözleşmesinde davalının bankada bulunan hak ve alacakları üzerinde banka lehine rehin, hapis ve takas hakkı tesis edildiğini, ayrıca lehlerine araç rehinleri ve taşınmaz ipoteği bulunduğunu ileri sürerek bu alacaklarının rüçhanlı alacak olarak kabul edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Şikayetçi Yapı ve Kredi Bankası AŞ. vekili, alacaklarının genel kredi sözleşmesi hükümleri kapsamında müflisin bankadaki mevduatı üzerine tesis edilen rehin, hapis ve takas hakları ile temin edildiğini, iflas idaresince alacağın sıra cetvelinin dördüncü sırasında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu; bir kısım alacağın da mer'i teminat mektubuna dayalı olduğunu ve bu kısmın da şarta bağlı alacak olarak yazılması gerektiğini ileri sürerek alacaklarının rüçhanlı olarak kabul edilmesine karar verilmesini talep etmiş; birleşen şikayetinde ise dilekçe ile başvurduğu iflas müdürlüğünün aynı yöndeki kararının kaldırılmasını istemiştir. Şikayetçi Hazine vekili, araçların aynından kaynaklanan motorlu taşıtlar vergisinin rüçhanlı alacak olarak kabulüne karar verilmesini istemiştir. Şikayet olunan iflas idaresi vekili T. İş Bankası AŞ. alacaklarının dördüncü sıraya yazıldığını, bu alacakların bir kısmının taliki şarta bağlı nitelikte olduğunu, rehinli araçların satılması halinde şart gerçekleşmiş olacağından alacakların öncelikle ödeneceğini, üzerinde ipotek tesis edilen taşınmazın üçüncü kişiye ait olması nedeniyle rüçhanlı alacak talebinin yasal olmadığını; Yapı ve Kredi Bankası AŞ. alacakları bakımından İcra ve İflas Kanunu'nun 184, 185, 186, 191, 192, 193, 200, 206 ve 229 uncu maddeleri uyarınca müflisin tasarruf yetkisinin bulunmadığını, müflisin takas talebinin de yasal dayanaktan yoksun olduğunu; Hazine alacakları için de araçların zaten MTV borçları ödenmeksizin satılamayacağını savunarak şikayetlerin reddini istemiştir. İcra Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, banka ile müşteri arasındaki sözleşmede yer alan hükmün rehin hukuku esas prensipleri çerçevesinde alenilik taşıyan bir rehin sözleşmesi olarak kabulünün mümkün olmadığı, banka ile müflis arasındaki bu sözleşmeye dayanılarak İİK 23/3 maddesinde belirtilen ve 206/1 maddesinde ifade edilen rehin tabiri kapsamında kalan bir alacak olarak değerlendirilmesinin söz konusu olmadığı, banka alacaklarının dördüncü sıraya yazılmasının yasaya uygun olduğu, mer'i teminat mektubu alacağının şarta bağlı olarak kaydında bir hata bulunmadığı, MTV alacağının ise rüçhanlı olarak kaydının gerektiği gerekçesiyle T. İş Bankası AŞ. ve Yapı ve Kredi Bankası AŞ.'nin şikayetlerinin reddine, Hazine vekilinin şikayetinin kabulüne karar verilmiştir. Kararı, şikayetçiler T. İş Bankası AŞ. vekili, Yapı ve Kredi Bankası AŞ. vekili ile şikayet olunan vekili temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, şikayet olunan iflas idaresi vekilinin tüm temyiz itirazlarının İİK.'nun 366 ncı maddesi uyarınca reddiyle, şikayetçi Hazine'ye ilişkin hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. 2- Hazine dışındaki şikayetçiler vekillerinin temyiz itirazlarına gelince; İİK'nun 206 ncı maddesinin ilk fıkrasına göre rehinli alacaklar, sıra cetvelindeki sıralamanın önünde ödenir. Bu bakımdan banka ile mudisi arasında akdedilmiş kredi sözleşmelerinde mudinin bankadaki parasının, mudinin bankaya olan borçlarının teminatı olduğuna dair kayıtlar geçerli bir rehin hakkı niteliğindedir. Kaldı ki, MK'nun 950 nci maddesinde düzenlenen hapis hakkına ilişkin şartların da bu paralar bakımından oluştuğu tartışmasızdır. Öte yandan alacağın şarta bağlı olması istenebilir hale gelmesi, rüçhan hakkına sahip olması ise diğer alacaklara kıyasla öncelikle ve tam olarak ödenmesi hususları ile ilgili olup, bu iki kavram arasında mahkemece öngörüldüğü şekilde bir bağlantı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle mahkemece, şarta bağlı alacak ve rüçhan hakkı konusundaki hatalı hukuki değerlendirme ile kurulan hüküm doğru değildir. O halde yapılacak iş, İİK'nun 219/4 üncü maddesinde gösterilen süre içinde rehne ilişkin işlemlerin şikayetçiler tarafından yerine getirilip getirilmediği hususu üzerinde durulmak ve sıralamanın, yukarıda gösterilen ilkeler de gözetilerek yasaya uygun biçimde oluşmasını sağlayacak şekilde bir karar vermekten ibarettir. 3- Şikayetlerin birleştirilmesi ancak aralarında bağlantı bulunması halinde mümkün olabilir (HMK.m.166/1 ve 4). Somut olayda itirazların aynı sıra cetveline yöneltilmiş olması dışında bir bağlantıdan söz edilemez; nitekim şikayetçilerin alacakları, alacakların kaynakları, iddialar, sıra cetvelinde kabul edildikleri sıralar ve sair şartlar farklıdır. Bu durumda itirazların ayrı dosyalar üzerinden incelenmesi gerekirken, yasaya açıkça aykırı biçimde birleştirilmiş olmaları da bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenle şikayet olunan vekilinin temyiz itirazlarının reddine, Hazine'ye ilişkin hüküm kısmının ONANMASINA, (2) ve (3) sayılı bentlerde açıklanan nedenle şikayetçiler vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, aşağıda yazılı onama harcının şikayet olunandan alınmasına ve asıl ve birleşen dosyada şikayetçi T.İş Bankası ile Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. 'nin yatırmış olduğu peşin harçların istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 24.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.

Diğer kararlar (2)

(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi, 2008/3514 E., 2008/5513 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
İsviçre’de savunulan görüşe göre Isv İİK.nun m.192 ve Isv.B.K.nun m.725a özel hukuka ait hükümler olup, menfaatler denklemi, şirketin ve müstakbel alacaklılar da dahil alacaklıların menfaatlerine indirgenmelidir.
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi         2008/3514 E.  ,  2008/5513 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı iflasın ertelenmesine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, müvekkili şirketin iflasın ertelenmesi talebinin kabul edilerek 29.12.2005 tarihinde iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verildiğini, sürenin 29.12.2006 tarihinden itibaren 1 yıl uzatıldığını, uzatma süresinin 29.12.2007 tarihinde dolacağını, davacı şirketin kredi borcu kalmadığını, ... ve vergi borcu hariç takipli, davalının borcu bulunmadığını, ... ile 5458 Sayılı Kanun uyarınca yeniden yapılandırma anlaşması yapıldığını, yapılandırma uyarınca ödemelerin düzenli olarak sürdürüldüğünü, 205.000.-YTL.lik yatırım yapıldığını, uzun süreden sonra şirketin ilk kez kâra geçtiğini, iflasın 1 yıl daha uzatılması halinde vergi ve ... borçlarının tamamen ödeneceğini ileri sürerek 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece iflasın ertelenmesi koşullarının devam ettiği, borca batıklık durumu tam olarak giderilememişse de gözle görülür biçimde iyileşmenin devam ettiği gerekçesiyle iflasın 1 yıl süreyle 2. kez ertelenmesine karar verilmiş, hüküm SGK vekili tarafından temiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, SGK Başkanlığı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 22.05.2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY İflasın erteleme talebinin ilan edilmesi alacaklıların erteleme talebinden haberdar olmasını sağlamak içindir. İlan konusunda Yüksek Dairemizin 17.03.2005 gün 11750/2789 Sayılı kararında “Sermaye şirketinin borçlarının muvazaalı olarak aktifinden fazla olması sonucunu doğuracak kötüniyetli davranışların önüne geçmek ve şirketin borca batık olup olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunup bulunmadığını, alacaklılara kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflasın ertelenmesi talebinin İİK.nun 166/2. maddesinde öngörülen usulle ilan edilmeli, ilan üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesinin itiraz eden alacaklıların itirazlarının değerlendirilmesi suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir” şeklinde ittihaz olunmuştur (... İflasın Ertelenmesi Ank.006 sh.107,108,109). İlanın gerekli olduğu hususunun 3 ana grup değerlendirmenin yapılması bakımından gerekli olduğunu belirttiği, hemen göze çarpan emsal Yüksek Dairemizin kararı ışığındaki temel felsefemizin itirazların karşılanması hususu olduğunu görebiliriz. Bunu kanıtlayan emsal kararımızın Y.19.H.D. 21.04.2005 gün 2778 Esas, 4478 Karar ile ortaya çıkmaktadır. İlan üzerine itirazların karşılanması gerekeceğinden ilan olmadan ve ertelemeyi yenilemek yeni bir taleple gelen sermaye şirketinin mevcut durumunu bilmeden bunu bilebilmek imkansız olmasına göre ertelemeyi yenileyenin yeniden ilan hususunu karşılaması gerekir. Zira alacaklıların menfaati de en az iflasın ertelenmesini talep eden borçlu sermaye şirketinin menfaati kadar korunmalıdır. Bütün bu menfaatler sermaye şirketinin faaliyet göstermesinde ve iflasın ertelenmesinde işin içine girmektedir. Kanuni sistem borçlu ile alacaklının eşit olarak işlem görmesini sağlamaktır. İsviçre’de savunulan görüşe göre Isv İİK.nun m.192 ve Isv.B.K.nun m.725a özel hukuka ait hükümler olup, menfaatler denklemi, şirketin ve müstakbel alacaklılar da dahil alacaklıların menfaatlerine indirgenmelidir. Klasik teoriye göre, iflasın ertelenmesinde hakimin bakacağı ve dikkat edeceği husus, iflas ile iflasın ertelenmesi hallerinden hangisinin alacaklıların menfaatlerini en iyi şekilde gerçekleştirilebilen çözüm olduğudur. Fakat bugün ise hem alacaklıların hem de borçlunun eşit olarak dikkate alınmaları gerektiği savunulmaktadır (...19.20.93.sh.21.22 Prof.Dr.... İflasın Ertelenmesi 006.İst.sh.22.100.). İflasın ertelenmesi sadece bir erteleme olup, bir cebri icra aracı değildir. Sermaye şirketinin durumu hakimin iflasın ertelenmesi kararıyla dondurulmuştur. İflasın ertelenmesi, belirli şartların yerine gelmesi halinde iflasın açılması kararının kanun tarafından ertelenmesidir. En önemli özelliği de geçici bir koruma tedbiri olup, alacaklıların şirketi iflasa götürmelerine geçici bir süre için engel olunmakta hakimin tayin edeceği süre içinde bu tedbirler yer alacağı belirtilmektedir. Demek ki iflasın ertelenmesi iflasa engeli olan ve ilgili tarafların menfaatlerinin asgari değil, azami ölçüde korumak isteyen adli bir tedbirdir. İflasın ertelenmesi kararının en önemli etkisi, takiplerin durmasıdır. Nitekim İİK.nun madde 179/b.f.1. göre “erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 Sayılı kanuna göre yapılan takiplerde dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur”. Erteleme kararıyla birlikte takiplerin durması ve yeni takip yapılamaması kuralının uygulanması bakımından ortaya çıkan önemli sonuç şu olacaktır. Erteleme kararının bitimi ile artık bu sonuç ortadan kalkacağından yeni bir erteleme talebinin ilanından alacaklıların müttali olması gerekmekte ve menfaatler dengesi bunun daha adil olduğunu da göstermektedir (... a.g.e.sh.124, 112, 114). Bu bağlamda; İlanın yeni bir erteleme talebinde yeniden yapılması gizenmeyen bir durumun netleşmesi ve iyiniyet kurallarına uygun davranan sermaye şirketinin objektif davrandığını denetlemek sonucunu doğuracaktır. Sayın çoğunluğun saygın olan ve yeni bir iflasın ertelenmesi talebinde yeniden İİK.nun 166/2. maddesine göre ilan yapılmayacağına dair görüşüne; ilanın yapılması gerektiğine dair karşı oyumdur.
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi, 2006/877 E., 2006/2662 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir 1.İcra Mahkemesi
tam metni aç
Davacılar vekili, dava dışı borçlu .....Giyim San.ve Dış.Tic.A.Ş’nin 27.10.2003 tarihinde iflas ettiğini, İİK.nun 192 ncü maddesi uyarınca aleyhindeki takiplerin düştüğünü ve icra müdürlüğünün sıra cetveli düzenlemek yetkisinin kalmadığını, öte yandan işçi olan müvekkillerinin alacaklarının İİK.nun 206 ncı maddesi gereği birinci sırada olduğunu ileri sürerek sıra cet
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi         2006/877 E.  ,  2006/2662 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İzmir 1.İcra Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacılar vekili, dava dışı borçlu .....Giyim San.ve Dış.Tic.A.Ş’nin 27.10.2003 tarihinde iflas ettiğini, İİK.nun 192 ncü maddesi uyarınca aleyhindeki takiplerin düştüğünü ve icra müdürlüğünün sıra cetveli düzenlemek yetkisinin kalmadığını, öte yandan işçi olan müvekkillerinin alacaklarının İİK.nun 206 ncı maddesi gereği birinci sırada olduğunu ileri sürerek sıra cetvelinin düzeltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İcra mahkemesince işçi alacaklarının yalnızca aynı derecede hacze iştirak eden alacaklılar karşısında imtiyazlı olduğu, önceki tarihli haczin önüne geçemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan İcra Mahkemesi kararının İİK’nun 366.maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 16.3.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.