2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 193

İcra ve İflas Kanunu 193. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 193 – (Değişik: 18/2/1965-538/95 md.) (Değişik: 9/11/1988-3494/39 md.) İflasın açılması, borçlu aleyhinde haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipleri durdurur. İflas kararının kesinleşmesi ile bu takipler düşer. İflasın tasfiyesi müddetince müflise karşı birinci fıkradaki takiplerden hiçbiri yapılamaz. (Ek: 9/11/1988-3494/39 md.) Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takiplere iflastan sonra da takip alacaklıları tarafından iflas masasına karşı devam edilir ve satış bedeli 151 inci maddeye göre rehinli alacaklılara paylaştırılır. Artan kısım iflas masasına intikal eder. Şu kadar ki, takip alacaklısı, iflastan önce başlamış olduğu rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takipten vazgeçerek, rehnin 185 inci maddeye göre satılmasını isteyebilir. Hukuk davalarının tatili:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

19 karar eşleşti
8. Hukuk Dairesi, 2015/11279 E., 2015/18437 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 1. İcra Hukuk Mahkemesi
adığını, SGK kayıtları ve ticaret sicil kayıtlarının organik bağı ortaya koymadığını, mahcuzların müvekkili şirketin defterlerinde kayıtlı olduğunun da ispatlandığını, davacının dava açılmasına neden olduğunu, ayrıca borçlu şirket hakkında İİK'nun 193/2. maddesi uyarınca iflas kararı alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
8. Hukuk Dairesi         2015/11279 E.  ,  2015/18437 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 1. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 04/06/2013 NUMARASI : DAVACI : F.. A.. DAVALI : A. B. Ecza Deposu ve Veteriner Hizm. San. Tic. A.Ş. vs. DAVA TÜRÜ : İstihkak Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı alacaklı ve davalılardan üçüncü kişi şirket tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: KARAR Davacı alacaklı vekili, haczedilen menkul mallarla ilgili istihkak iddiasında ispat külfetinin davalı 3. şahsa ait olduğunu, davalı 3.kişi şirket ile borçlu şirket arasındaki organik bağın, dosyadaki mübrez belgelerle ispatlandığını, mahcuzların ekonomik değerinin kalmadığını, fakat yargılama giderleri ve ücreti vekalet yönünden incelemenin yapılarak karar verilmesi gerektiğini, davada haklılıklarının ispatlandığını iddia ederek davanın kabulü ile davalı 3. kişi şirketin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı üçüncü kişi vekili, ispat yükünün davacı tarafta olmasına karşılık davacının davasını ispatlayamadığını, SGK kayıtları ve ticaret sicil kayıtlarının organik bağı ortaya koymadığını, mahcuzların müvekkili şirketin defterlerinde kayıtlı olduğunun da ispatlandığını, davacının dava açılmasına neden olduğunu, ayrıca borçlu şirket hakkında İİK'nun 193/2. maddesi uyarınca iflas kararı alındığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı borçlu şirket davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı borçlu şirket ile davalı 3. kişi şirketin ortaklarının aynı olmadığı, mahcuzların 3.kişi şirketin defterlerinde kayıtlı olduğu, defterlerin usulüne uygun tasdik edildikleri, iflasına karar verilen şirketin, eski çalışanlarının bir kısmının işsiz olduğu, bir kısmının başka şirketlerde iş bulup çalıştığı, bir kısmının ise davalı N. Ecza Deposunda işçi olarak çalışmaya başladığı, bu husunun ise iki şirket arasında organik bağ olduğu ispatlamaya yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı alacaklı vekili ve davalı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, alacaklı tarafından İİK'nun 99. maddesi uyarınca, istihkak iddiasının reddi talebiyle açılmıştır. İİK'nun "Takibin Durması ve Düşmesi" başlıklı 193. maddesinin 1. ve 2.fırkalarında: "İflasın açılması, borçlu aleyhine haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin talepleri durdurur. Kararın kesinleşmesi ile bu takipler düşer..." düzenlemesi yer almaktadır. -//- Diğer yandan istihkak davasında geçerli haczin bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında, Mahkemece kendiliğinden (Re'sen) gözetilmesi gerekir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, takip borçlusu A. B. Ecza Deposu A.Ş. hakkında, Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 02.03.2011 tarih 2009/... Esas ve 2011/... sayılı Karar ile verilen ve 01.11.2011 tarihinde kesinleşmiş iflas kararı bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, adı geçen borçlu şirket yönünden, İİK'nun 193/2 maddesi uyarınca takibin düştüğü ve hacizlerin kalktığı, dolayısıyla dava konusuz kaldığından, istihkak davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 2-Bozma neden ve şekline göre davacının diğer temyiz itirazları ile davalı 3.kişinin tüm temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle yerel Mahkeme hükmünün İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428.maddeleri gereğince BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının, davalı 3.kişinin tüm temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 15.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

12. Hukuk Dairesi, 2021/8720 E., 2022/2660 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan ilamlı takipte, şikayetçi iflas idaresi vekilinin İİK' nun 193/3 maddesi uyarınca iflastan sonra takip yasağı olduğunu ileri sürerek ödeme emri ve takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, şikayetçi iflas idaresi vekili tarafından istinaf yol
12. Hukuk Dairesi         2021/8720 E.  ,  2022/2660 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi ... Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi iflas idaresi vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan ilamlı takipte, şikayetçi iflas idaresi vekilinin İİK' nun 193/3 maddesi uyarınca iflastan sonra takip yasağı olduğunu ileri sürerek ödeme emri ve takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, şikayetçi iflas idaresi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, takipte müflisin mecburi takip arkadaşı olarak birden fazla borçlu ile takip edilmesi halinde, müflis hakkındaki takibi ayırmak ve durdurmak mümkün olmadığından, müflis dahil bütün mecburi takip arkadaşları aleyhine başlamış olan takibe devam edilmesi gerektiği belirtilerek istinaf talebinin esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Müteselsil borçluluk; bir irade beyanı veya kanun hükmü dolayısıyla bir edimin birden ziyade borçlulardan her birinin tamamını ifa etmekle yükümlü bulunduğu, alacaklının ise tamamını ancak bir defa ifa etmek üzere edimi borçlulardan dilediği birinden talep etmeye yetkili olduğu ve borçlulardan birinin ifası veya ifa yerini tutan fiiliyle diğerlerinin bu oranda alacaklıya karşı borçtan kurtulacakları bir birlikte borçluluk hâlidir (Akıntürk, T.: Müteselsil Borçluluk, ... 1971, s.35). Gerçekten de birden ziyade kimse, alacaklıya karşı aynı sebepten dolayı ve her biri borcun tamamı için “asıl borçlu” sıfatıyla borçlu olurlarsa, müteselsil borçluluktan bahsedilebilecektir (Tekinay, S.S./Akman, S./Burcuoğlu, H./Altop, A.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Baskı, ... 1993, s.285). Müteselsil sorumluluk, zarar görene diğer borç ilişkilerine oranla zarar verenler karşısında daha güçlü ve ayrıcalıklı bir durum sağlar. Buna göre, zarar gören tazminatın tamamını, dilediği taktirde zarar verenlerin tamamından talep edebileceği gibi, bir kısmından veya sadece birinden de talep edebilir (Eren, s.840). Diğer bir ifadeyle alacaklı, borçluların hepsini birden takip veya dava edebileceği gibi, bunların içinden dilediği birini veya bir kaçını da takip veya dava edebilir. İşte alacaklının, borçlulardan dilediğini ya da dilediklerini ifa istemine muhatap tutabilmesi, onun bir seçim hakkına sahip bulunduğunu gösterir. Alacaklının bu hakkı borç tamamen ödeninceye kadar devam eder (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s.285). Bu durumda kişilerin yarışmasından (Personenkonkurenz) bahsedilir (..., G.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt II, ... 2017, s.545).( HUKUK GENEL KURULU 24.06.2021 Tarih 2017/4-1442 E. 2021/839 K. sayılı kararı) 6098 sayılı TBK'nın 163. maddesinde de; "Alacaklı borcun tamamının veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. " düzenlemeleri mevcuttur Somut olayda takibe dayanak yapılan ilamın ... ... Mahkemesi’ nin 03.12.2019 tarihli tazminat konulu ilamı olduğu, yargılama neticesinde, maddi ve manevi tazminat tutarlarının, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesi yönünde karar verildiği anlaşılmıştır. Müteselsil borçlulukta alacaklı, borçluların hepsini birden takip veya dava edebileceği gibi, bunların içinden dilediği birini veya bir kaçını da takip veya dava edebilir. Bu nedenle şikayetçi borçlu ile diğer takip borçluları arasında zorunlu takip arkadaşlığı bulunmamaktadır. ... 13 Asliye Ticaret Mahkemesi’ nin 27.12.2018 tarihli ek kararı ile şikayetçi borçlu şirketin iflasına karar verildiği, iflas kararının 17.10.2019 tarihinde kesinleştiği, takibin ise iflas kararının kesinleşmesinden sonra 17.06.2020 tarihinde başlatıldığı, İİK‘nun 193/3 maddesi nazara alınarak şikayetçi müflis şirket yönünden takibin iptali gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Şikayetçi İflas İdaresi Vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’ nin 05/07/2021 tarih ve 2020/3084 E. - 2021/1855 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02/03/2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2017/14128 E., 2020/1148 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
(İİK'nin 193/2. maddesi)
8. Hukuk Dairesi         2017/14128 E.  ,  2020/1148 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı üçüncü kişi vekili, borçlunun, feri-i müdahil ... Enerji ... A.Ş. ile termik santralle ilgili taşeronluk sözleşmesi yaptığını, borçlu şirketin yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle, 13.11.2008 tarihinde, noter ihtarnamesi ile tek taraflı olarak ... Enerji...A.Ş.nin sözleşmeyi feshettiğini ve takip borçlusu şirketten alacaklı konuma geçtiğini, bu borca karşılık borçlu şirketin şantiye sahasındaki demirbaş, ekipman ve malzemelerini fatura karşılığında ... Enerji...A.Ş'ye satıp devrettiğini, aynı yerde taşeronluk işinin davacı şirket tarafından 20.01.2009 tarihinde ... Enerji...A.Ş. ile imzalanan sözleşme uyarınca alındığını, nakit avans yerine mülkiyeti ... Enerji...A.Ş'ye ait olan ekipman ve malzemelerin fatura karşılığında müvekkili şirket tarafından alındığını, haczedilen mahcuzların müvekkili şirkete ait olduğunu iddia ederek, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı yanında, davaya fer'i müdahil olan, ... Enerji...A.Ş. vekili, davaya konu menkullerin müvekkili şirketin mülkiyetine geçtiğini, mülkiyetin geçmesinden sonra davacı üçüncü kişiye sattıklarını, fatura düzenlendiğini iddia ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı alacaklı vekili, davacı ve davalı borçlu arasında danışıklı işlemler bulunduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, davanın reddine ilişkin verilen karar, davacı üçüncü kişi vekili ve fer-i müdahil tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 02.07.2015 tarihli ve 2013/ 21921 Esas, 2015/ 14430 Karar sayılı ilamı ile; feri müdahil ile borçlu ve davacı arasında yapılan sözleşmelerin getirtilmesi, feri müdahilin defter kayıtları ve hak ediş raporları incelenerek faturalara karşılık ödemelerin yapılıp yapılmadığı, sözleşme ve faturaların tarihleri de nazara alınarak sözleşme hükümleriyle faturaların ve içeriklerinin çelişip çelişmediği konularında denetime açık bilirkişi raporu alınması ve diğer delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak, hacze konu menkullerin 12.1.2009 tarihli fatura ile üçüncü kişiye satıldığı, faturanın defter kayıtlarında yer aldığı, alınan bilirkişi raporu gereğince üçüncü kişinin davasını ispatladığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Dosya içeriği ve UYAP kayıtlarına göre, Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/ 565 Esas, 2015/403 Karar sayılı kararı ile borçlu ... Müteahhitlik Tic. Ltd. Şti’nin iflasının açıldığı, kararın 01.09.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. İflas davasının sonucunda verilecek iflas kararı kesinleştiğinde, borçlu hakkındaki icra takipleri düşeceği için dava konusu haciz de ortadan kalkacaktır. (İİK'nin 193/2. maddesi) Borçlu şirket hakkında verilen iflas kararı, istihkak iddiası hakkında verilen bozma kararından sonra kesinleşmiştir. Bu durumda, Mahkemece, adı geçen borçlu şirket yönünden, İİK'nin 193/2 maddesi uyarınca takibin düştüğü ve hacizlerin kalktığı, dolayısıyla dava konusuz kaldığından, istihkak davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, yargılama giderleri ile maktu karar ve ilam harcının ve nispi vekalet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 11.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2013/19016 E., 2014/5954 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varMersin 3. İş Mahkemesi
tam metni aç
Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu hakkındaki icra takibine yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin devamına, İcra-İnkar tazminatı talebinin reddine, Mersin 1.İcra Müdürlüğünün 2010/12160 nolu takip dosyasında davalı şirket hakkında İİK.nun 193.maddesine göre takip durdurulduğundan, bu konuda itirazın iptaline karar verilemeyeceğinden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
7. Hukuk Dairesi         2013/19016 E.  ,  2014/5954 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi : Mersin 3. İş Mahkemesi Tarihi : 28/02/2013 Numarası : 2012/229-2013/88 Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünün tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı davalı Yurtkur'un asıl işveren davalı Ö.. Ltd. Şirketinin alt işveren olduğu işyerinde 10.9.2007-1.6.2010 tarihleri arasında garson olarak çalıştığını, iş akdinin haklı bir neden olmadan feshedildiğini, her iki davalı hakkında ilamsız icra yolu ile takip yaptığını ancak davalı Yurtkur'un borca itiraz etmesi nedeniyle, takibin durduğunu, diğer davalı şirket hakkında iflas kararı verilmesi nedeniyle davalı şirket tarafından durdurma kararı verilmesinin talep edilmesi üzerine İcra Müdürlüğünce takibin durdurulduğunu bildirerek takibe yapılan itirazların iptali ile takibin devamına, %40 icra -inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davalı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu hakkındaki icra takibine yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin devamına, İcra-İnkar tazminatı talebinin reddine, Mersin 1.İcra Müdürlüğünün 2010/12160 nolu takip dosyasında davalı şirket hakkında İİK.nun 193.maddesine göre takip durdurulduğundan, bu konuda itirazın iptaline karar verilemeyeceğinden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. İflasın açılması, maddi hukuka ilişkin ilişkileri ve hükümleri cebri şekilde etkilediği gibi medeni usul ve icra hukuku kuralları üzerinde de etki meydana getirir. Bu etkilerden biri de görev kurallarında meydana gelen değişikliktir. Görev kurallarındaki değişikliği dava açıldıktan sonra işverenin iflas etmesi hali ve iflas kararı verdikten sonra işçinin işverene dava açması hali bakımından ayrı ayrı incelemek gerekir. İflasın açılması ile müflisin taraf olduğu hukuk davalarının ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonrasına kadar duracağı genel kural ise de, yine bu hükmün müstacel haller, tazminatsız ceza davaları, şeref ve haysiyete tecavüzden ve cismani zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka davalarının uygulanamayacağı kabul edilmiştir. 2004 sayılı Kanun'un 194. maddesinde ayrık tutulan "Müstacel haller" den maksat, acele görülmesi gereken ve durduğu takdirde verilecek hükmün faydasız kalacağı gerçeğidir. Bu davalarda hakim takdir hakkını kullanarak müstaceliyet kararı vermek suretiyle yargılamaya devam eder. İşçinin alacaklı olduğu iş hukukuna ilişkin bir dava, işçinin sosyal durumu itibariyle 2004 sayılı Kanun'un 194. maddenin gayesine uygun görülerek acele işlerden sayılmalı ve ikinci alacaklılar toplantısı beklenmeksizin yargılamaya devam edilmelidir. Bunun yanında kanunun lafzına göre davacıların müflise karşı davaya devam edeceği izlenimi hasıl olmakta ise de masaya dahil mal ve haklar bakımından müflisin yetkisiz kalması keyfiyeti, kendisinin, müstacel de olsa bu davalara taraf olmaya devam etmesine manidir. Bu durum karşısında birinci alacaklılar toplantısı yapılmış ve iflas idaresi teşekkül etmişse, müstacel davalar ikinci alacaklılar toplantısı beklenmeden iflas idaresine karşı; birinci alacaklılar toplantısı henüz yapılmamış ve işin müstaceliyeti icabı iflas idaresinin seçimini dahi beklemeye durum müsait değilse, bu takdirde iflas idaresi müflisin yerini alarak davaya iflasın açılmasından önce davanın görüldüğü iş mahkemesinde devam olunur. Böylece işçinin alacağının tahsili amacıyla iş mahkemesinde açılan davadan sonra işverenin iflasına karar verilmesi mahkemenin görevini etkilemez ise de, işveren müflisin yerine geçecek olanı etkiler. İflas kararı verildikten sonra işçi işçilik haklarından doğan alacağının dayanağını ve miktarını iflas idaresine bildirir. Alacaklıların alacaklarını kaydettirmeleri için 2004 sayılı Kanun'un 219/2. maddesinde öngörülen bir aylık sürenin bitiminden sonra, iflas idaresi alacakların doğru olup olmadığını incelemeye başlar. Maddi yönden inceleme sonucu kabul edilen her alacak tespit edilen sıraya göre sıra cetveline kaydedilir. Kabul edilmeyen alacaklar da red sebebleri ile birlikte sıra cetvelinde gösterilir. İflas idaresi 2004 sayılı Kanun'un 232. maddesinde öngörülen sürede düzenlediği sıra cetvelini iflas idaresine verir ve alacaklıları aynı Kanun'un 166/2. maddesindeki usule göre ilan yoluyla haberdar eder. Ayrıca iflas masasına müracaat sırasında tebligatı gösterir adres ve tebligat masrafları için avans yatıranlara sıra cetveli tebliğ edilir. Sıra cetveline itiraz davalarında dava açma süresi, görev ve yetki 2004 sayılı Kanun'un 235. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre dava açma süresinin ilandan itibaren başlayacağı belirtildikten sonra, ayrıca 2004 sayılı Kanun'un 223/3. maddesi hükmünün saklı olduğu belirtilmiştir. Saklı tutulan hükme göre, iflas masasına müracaat eden alacaklılar tebligatı kabule elverişli adres gösterir, yazı ve tebligat masrafları için avans yatırmışlarsa sıra cetveline itiraz davası açma süresi bu alacaklılar hakkında sıra cetvelinin kendilerine tebliğinden itibaren başlar. Davanın onbeş gün içinde açılması gerekmektedir. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. 2004 sayılı Kanun'un 235/1. maddesine göre sıra cetveline itiraz davası iflas kararı veren ticaret mahkemesinin bulunduğu yerdeki herhangi bir ticaret mahkemesinde açılabilir. Görevin belirlenmesinde dava değerinin önemi olmadığı gibi, buradaki mahkemenin yetkisi de kamu düzenine ilişkindir. Bu durum karşısında iş mahkemesinde görülmekte olan, işçi alacaklarına yönelik dava sırasında, işverenin iflası halinde dahi, 2004 sayılı Kanun'un 194. maddesi uyarınca, davaya iş mahkemesinde devam edileceği, işverenin işçi alacaklarına ilişkin dava açılmadan önce iflası halinde ise yukarıda belirtilen şekilde hareket ile alacağın iflas masasına kaydedilmemesi halinde, asliye ticaret mahkemesinde kayıt kabul davası olarak açılması gerekir. Somut olayda davalı şirkete karşı icra takibi 28.9.2010 tarihinde yapılmış olup, davalı şirket tarafından şirketin 12.3.2010 tarihinde iflasına karar verildiği gerekçesiyle takibin durdurulması talep edilmiş, icra memurluğunca 14.12.2010 tarihinde İİK.nun 193. Maddesi gereğince takibin durdurulmasına karar verilmesi üzerine 4.4.2011 tarihinde bu dava açılmıştır. Dosyadaki belgelerden Mersin 1. Asliye Ticeret Mahkemesince 12.03.2010 tarihli karar ile şirketin iflasına karar verildiği, verilen kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.12.2010 tarihli kararı ile bozulduğu, anılan mahkemece bozma kararına uyulup bozma kararı doğrultusunda işlem yapıldıktan sonra 14.2.2012 tarihli karar ile şirketin iflasına karar verildiği ancak verilen kararın kesinleşip kesinleşmediğinin mahkemece araştırılmadığı görülmektedir. Bu davanın açıldığı 04.04.2011 tarihinde ortadan kesinleşmiş bir iflas kararı bulunmamaktadır. Yapılacak iş; verilen iflas kararının kesinleşip kesinleşmediğini, kesinleşmiş ise iflasın açılıp açılmadığı, açılmış ise ikinci alacaklılar toplantısının yapılıp yapılmadığını araştırmak, iflas idare memurlarına dava dilekçesini duruşma gün ve saatini tebliğ etmek, davalı şirketin iflasına ilişkin dosyanın suretini getirtmek gerekirse davaya kayıt kabul davası olarak devam edilerek alacağın masaya kaydedilmesi şeklinde bir karar vermekteir. Mahkemece hatalı değerlendirme ve eksik inceleme sonucun yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir. SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcın istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğüne yükletilmesine, 13/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 193 ]
19. Hukuk Dairesi 2001/4976 E., 2002/1984 K. 19. Hukuk Dairesi 2001/4976 E., 2002/1984 K. - İFLAS İDARESİ - İFLAS MASASI - SIRA CETVELİNE İTİRAZ- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 191 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 193 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 235 ] - 2709 S. 1982 ANAYASASI [ Madde 141 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı vekili, müvekkilinin otel konaklama sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için davalı aleyhine giriştiği takibin, itiraz sonucu durduğunu belirterek haksız itirazın iptali ile takibin devamına ve %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket iflas idare memuru Av. İsmail Bağdatlı, davalı şirketin İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 1997/1297 sayılı dosyasında 21.1.1998 tarihinde iflasına karar verildiğini bu davanın ise iflastan sonra 9.11.1998'de açıldığını, bu nedenle davacının iflas idaresine karşı dava açması gerektiğini, davacının alacağını iflas masasına yazdırmadığını öne sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, İİK.nun 193.maddesi uyarınca iflasına karar verilen bir şirket aleyhinde takip yapılması veya duran takibin devamına karar verilmesinin mümkün olmadığı, davacının muhatabının iflas masası olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. İİK.nun 191.maddesine göre borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür. Bu nedenle kural olarak iflastan sonra müflis aleyhine masaya giren mal ve haklara ilişkin olarak doğrudan dava açılamaz. İflas masasından hak iddia eden alacaklının alacağının masaya kaydını talep etmesi, bu talebin İflas idaresince kabul edilmemesi halinde, İİK.nun 235/2.maddesinde öngörüldüğü şekilde sıra cetveline itiraz davası açması gerekmektedir. Bu yönler gözetilmeden müflise karşı bir alacak davası açılmışsa bu davaya iflas idaresine karşı sıra cetveline itiraz davası olarak devam edilmesi Anayasanın 141/son maddesinde işaret edilen usul ekonomisi ilkesine uygun düşer. Bu durumda, mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde işin esasına girilerek uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddinde isabet görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.3.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İcra ve İflas Hukuku

İflasın tasfiyesi süresince müflisin, iflas açıldıktan sonra doğan borçları için aleyhine haciz yoluyla takip yapılıp yapılamayacağına ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Evet, bu borçlar masa borcu sayılmadığından bireysel olarak haciz yoluyla takip edilebilir.
B) Hayır, iflasın tasfiyesi müddetince müflise karşı haciz yoluyla yapılan takiplerden hiçbiri yapılamaz.
C) Evet, ancak sadece iflas idaresinin izniyle haciz yoluyla takip başlatılabilir.
D) Hayır, ancak bu borç için doğrudan iflas masasına başvurularak ödeme talep edilebilir.

Bu maddeyle ilgili 7 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol