İcra ve İflas Kanunu 194. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 194 – (Değişik birinci fıkra : 9/11/1988-3494/40 md.) Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir.Bu hüküm şeref ve haysiyete tecavüzden, vücut üzerinde ika olunan zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka işlerine müteallik ihtilaflara, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerle ilgili olarak açılmış olan hukuk davalarına tatbik olunmaz.
Dava durduğu müddetçe zamanaşımı ve hakkı düşüren müddetler işlemez.
II. ALACAKLILARIN HAKLARI ÜZERİNE İFLASIN TESİRLERİ
Müflisin borçlarının muacceliyet kesbetmesi:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
126 karar eşleşti
21. Hukuk Dairesi, 2017/962 E., 2018/7164 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
İcra ve İflas Kanunun 194. maddesinde ayrık tutulan "Müstacel haller" den maksat acele görülmesi gereken ve durduğu takdir de verilecek hükmün faydasız kalacağı gerçeğidir.
21. Hukuk Dairesi 2017/962 E. , 2018/7164 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, 53.484,89 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi, davacı vekilince duruşmasız, davalılardan ... Merkezi İnş. Ve San. A.Ş. vekilince de duruşmalı olarak istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09/10/2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan ... Merkezi İnş. Ve San. A.Ş. vekili Avukat ... geldi. Davacı ile diğer davalı adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davacı ile davalılardan ... Merkezi İnş. Ve San. A.Ş. vekillerinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ile davalılardan ...ne yükletilmesine, 09/10/2018 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
(M) (M)
KARŞI OY
Dava; davacı ...' un davalıların kusurlu eylemi sonucu meydana gelen iş kazasında yaralandığını öne sürerek uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, 23.2.2016 tarihli kararla; davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE, davacının sürekli iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat talebinin kabulü ile 24.484,89 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 11.08.2006 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı manevi tazminat talebinin KABULÜ ile 29.000.00 TL. manevi tazminatın kaza tarihi olan 11.08.2006 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat talebinin REDDİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE karar verilmiştir.
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararı Yargıtay Yüksek Özel Daire Sayın Çoğunluğu tarafından 9.10.2018 tarihinde oy çokluğuyla onanmıştır.
Sayın Çoğunluğun onama kararına davalı müflis ... Makine ltd. yönünden aşağıda izah ettiğimiz gerekçelerle katılmıyoruz.
Yargılama sırasında dosyaya getirtilen bilgi ve belgelerden davalılardan ... Mak. Makine End. Tes. İmal. Mont. İnş. ve Tic. A.Ş.'nin bu dava açılmadan önce 8.9. 2011 tarihinde iflasına karar verilmiştir. Bu haliyle şirketin tasarruf ehliyetinin kısıtlandığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince dava dilekçesi, davalı şirketin tasarruf ehliyetinin kısıtlandığı gözetilerek ... Batı 7. İcra Müdürlüğünün 2014/24 sayılı dosyasında iflas idaresine tebligat yapılmak suretiyle taraf teşkilinin tamamlandığı ve yargılamanın yürütüldüğü anlaşılmıştır.
Yüksek Özel Daire sayın Çoğunluğu ile aramızdaki uyuşmazlık, davadan önce iflasına karar verilen şirket hakkındaki davanın kayıt kabul davası niteliğinde olup, İş Mahkemesinde görülüp görülemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Bu konu öğretide ve yargısal kararlarda da tartışılmıştır.
"İİK' nın 166. maddesi ile 218 ve 219. maddelerinin de, iflas kararının iflas dairesine bildirileceği, bu bildirim üzerine iflas dairesinin müflisin mallarının korunması için gerekli tedbirleri alacağı ve defter tutmaya başlayacağı, iflas dairesinin defter durumuna göre ya tasfiyenin tatiline karar vereceği veya basit tasfiye usulü uygulayarak tasfiye yapacağı yahut da deftere kaydı yapılan mallar ve hakların değeri adi tasfiye masraflarını karşılamaya yetecek ise adi tasfiye usulü ile tasfiyenin yapılacağını ilan edeceği belirtilmiştir.
Yine İİK' da müflisten alacaklı olanların iflas masasından iflas alacaklarını ve masa borçlarını talep edebileceği belirtilmiştir.
Tasfiye sırasında düzenlenen sıra cetveline yukarıda belirtilen alacaklardan sadece iflas alacakları ile Yasa'da düzenlenen diğer bir kısım alacakların kaydedilebileceği, masa borçlarının sıra cetveline geçirilmeyeceği, masa borçları için sıra cetvelinden ayrı bir pay cetveli düzenleneceği de öngörülmüştür.
Masa borcuna örnek olarak, iflas idaresinin tasfiye işlemlerini yürütebilmek için bir yer kiralaması sonucunda oluşan kira borcu gösterilebilir. Bu borç masa borcu olup, sıra cetveline geçirilmez. Bir masa borcunun, iflas idaresince iflas alacağı olarak, sıra cetveline geçirilmesi durumunda, masa aleyhine genel mahkemelerde dava açılabileceği teoride kabul edilmiştir.
Adi tasfiye usulünde, İİK' nun 219 ve devamı maddeleri uyarınca, tasfiyenin adi tasfiye usulünce yapılacağı ilan edilir, ilanda müflisten alacaklı olanlara ve istihkak iddiası bulunanlara ilandan itibaren bir ay içinde alacakları ve istihkak iddialarını kaydettirmeleri ve delillerini vermeleri gerektiği belirtilir.
İflas idaresi, masaya bildirilen her türlü alacağın mevcut olup olmadığını, ne oranda mevcut olduğunu, alacağı yazdıran kişinin alacağın gerçek alacaklısı olup olmadığını ve alacağın imtiyazlı olup olmadığını, imtiyazlı ise sırasının ne olduğunu araştırıp tespit eder.
İflas idaresinin yaptığı inceleme sonucu kabul edilen her alacak tespit edilen sırasına göre sıra cetveline kaydedilir. Kabul edilmeyen alacaklarda ret sebepleri ile birlikte sıra cetvelinde gösterilir.
İİK' nun 235. maddesinde sıra cetveli düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki Ticaret Mahkemesinde dava açmaya mecbur olduğu belirtilmiştir.
İkinci fıkrasında, itiraz eden, talebinin haksız olarak ret veya tenzil edildiğini iddia ederse yukarıda belirtilen davanın masa aleyhine açılacağı, başkasının kabul edilen alacağına veya ona verilen sıraya itiraz etmesi halinde ise davanın o alacaklı aleyhine açılacağı öngörülmüştür.
Maddenin son fıkrasında, eğer itiraz alacağın esasına ya da miktarına yönelik olmayıp yalnızca sıraya ilişkin ise itiraz edenin şikâyet yoluyla İcra Mahkemesinde dava açacağı belirtilmiştir.
İİK' nun 248. maddesinin başlığı "İflas masrafları ve masa borçları" şeklindedir. Bu düzenlemeye göre, iflas masrafları iflas alacaklarından önce ödenecektir. Düzenlemede her ne kadar masa borçlarından bahsedilmemişse de uygulama ve teoride masa borçlarının iflas alacaklarından önce ödeneceği kabul edilmektedir.
İflas masraflarına örnek olarak, iflas kararının ilanı ve gereken yerlere bildirilmesi için yapılan masraflar, defter tutma, malların korunması ve satışı için yapılan masraflar gösterilebilir. İflas masrafları ve masa borçlarının, iflas alacaklarından önce ödeneceğini yukarıda belirtmiştik. İflas masrafları ile masa borçlarının hangisinin önce ödeneceği konusunda Yasa'da bir açıklık yoktur. Ancak bir kez daha belirtelim, iflas masrafları ve masa borçları her halükarda iflas alacaklarından önce ödenecektir.
Ayrıca, iflas masrafları ile masa borçlarından masanın sorumlu olduğu, bu alacaklardan müflisin sorumlu olmadığı uygulamada ve teoride kabul edilmiştir.
Bir alacağın masa borcumu yoksa iflas alacağımı konusunda uyuşmazlık çıkar ise bu uyuşmazlık hangi mahkemede giderilecektir. Varlığı ve miktarı konusunda bir uyuşmazlık bulunmayan, iflas idaresince iflas alacağı olarak kabul edilen alacağın masa borcu olduğu iddia edilirse şikâyet yoluyla İcra Mahkemesinde değil, iflas masası aleyhine genel mahkemelerde dava açılması gerektiği, bu davada görevli mahkemenin itiraz edilen alacak miktarı esas alınarak tayin edilmesi gerektiği öğretide kabul edilmiştir.
Bu tespitler kapsamında uyuşmazlık, varlığı ve miktarı konusunda tartışma bulunmayan işçilik alacağının masa borcu olarak kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Bu uyuşmazlığın genel mahkemelerde çözülmesi gerektiği, genel mahkemenin önüne gelen bu uyuşmazlıkta, varlığı ve miktarı tartışmasız olan bu alacağın, iflas alacağımı yoksa masa borcu mu olduğu konusunda bir tespit hükmü vermesi gerekmektedir. Dolayısıyla bu davada İş Mahkemelerinin görevli olmadığı, genel mahkemelerin görevli olduğunun kabulü gerekmektedir.'' (Şahin Çil - İş Hukuku - Yargıtay İlke Kararları - 2013 - 2014 yılları - 6. Baskı - ... 2015 - Sayfa 1482 vd.) (Yargıtay 9. H.D. 09/05/2012 tarih, 2011/11247 E., 2012/16262 K.)
"İflasın açılması, maddi hukuka ilişkin ilişkileri ve hükümleri cebri şekilde etkilediği gibi Medeni Usul ve İcra Hukuku kuralları üzerinde de etki yaratır. Bu etkilerden biri de görev kurallarında meydana gelen değişikliktir. Görev kurallarındaki değişikliği dava açıldıktan sonra işverenin iflas etmesi hali ve iflas kararı verildikten sonra işçinin işverene dava açması hali bakımından ayrı ayrı incelemek gerekir.
İflasın açılması ile müflisin taraf olduğu hukuk davalarının ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonrasına kadar duracağı genel kural ise de (İİK m. 194), yine bu hükmün müstacel haller, tazminatsız ceza davaları, şeref ve haysiyete tecavüzden ve cismani zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka davalarında uygulanamayacağı kabul edilmiştir. İcra ve İflas Kanunun 194. maddesinde ayrık tutulan "Müstacel haller" den maksat acele görülmesi gereken ve durduğu takdir de verilecek hükmün faydasız kalacağı gerçeğidir. Bu davalardan hâkim takdir hakkını kullanarak müstaceliyet kararı vermek suretiyle yargılamaya devam eder. İşçinin alacaklı olduğu iş hukukuna ilişkin bir dava, işçinin sosyal durumu itibarıyla İİK' nun 194. maddesinin gayesine uygun görülerek acele işlerden sayılmalı ve ikinci alacaklılar toplantısı beklenmeksizin yargılamaya devam edilmelidir. Bunun yanında kanunun lafzına göre, davacıların müflise karşı davaya devam edeceği izlenimi hâsıl olmakta ise de, masaya dâhil mal ve haklar bakımından müflisin yetkisiz kalması keyfiyeti, kendisinin, müstacelde olsa bu davalarda taraf olmaya devam etmesine manidir. Bu durum karşısında birinci alacaklılar toplantısı yapılmış ve iflas dairesi teşekkül etmişse müstacel davalar ikinci alacaklılar toplantısını beklenmeden iflas idaresine karşı; birinci alacaklılar toplantısı henüz yapılmamış ve işin müstaceliyeti icabı ve iflas idaresinin seçimini dahi beklemeye durum müsait değilse, bu takdirde iflas dairesi müflisin yerini alarak davaya iflasın açılmasında önce davanın görüldüğü İş Mahkemesinde devam olunur. Böylece işçinin alacağının tahsili amacıyla İş Mahkemesinde açılan davadan sonra işverenin iflasına karar verilmesi mahkemenin görevini etkilemez ise de işveren müflisin yerine geçecek olanı etkiler.
İflas kararı verildikten sonra işçi, işçilik haklarından doğan alacağının dayanağını ve miktarını iflas idaresine bildirir. Alacaklıların alacaklarını kaydettirmeleri için İİK' nun 219/2. maddesinde öngörülen bir aylık sürenin bitiminden sonra, iflas idaresi alacakların doğru olup olmadığını incelemeye başlar. Maddi yönden inceleme sonucu kabul edilen her alacak tespit edilen sıraya göre sıra cetveline kaydedilir. Kabul edilmeyen alacaklarda ret sebepleri ile birlikte sıra cetvelinde gösterilir. İflas idaresi İİK' nun 232. maddesinde öngörülen sürede düzenlediği sıra cetvelini iflas idaresine verir ve alacaklıları aynı Kanunun 166/2. maddesindeki usule göre ilan yoluyla haberdar eder. Ayrıca iflas masasına müracaat sırasında tebligatı gösterir adres ve tebligat masrafları için avans yatıranlara sıra cetveli tebliğ edilir. Sıra cetveline itiraz davalarında dava açma süresi, görev ve yetki İİK' nun 235. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre dava açma süresinin ilandan itibaren başlayacağı belirtildikten sonra ayrıca İİK' nun 223/3. maddesi hükmünün saklı olduğu belirtilmiştir. Saklı tutulan hükme göre, iflas masasına müracaat eden alacaklılar tebligatı kabule elverişli adres gösterir, yazı ve tebligat masrafları için avans yatırırlarsa, sıra cetveline itiraz davası açma süresi bu alacaklılar hakkında sıra cetvelinin kendilerine tebliğinden itibaren başlar, Davanın 15 gün içinde açılması gerekmektedir. Bu süre hak düşürücü süre olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. İcra ve İflas Kanunun 235/1. maddesine göre sıra cetveline itiraz davası iflas kararı veren Ticaret Mahkemesinin bulunduğu yerdeki her hangi bir Ticaret Mahkemesinde açılabilir. Görevin belirlenmesinde dava değerinin önemli olmadığı gibi, buradaki mahkemenin yetkisi de kamu düzeninde ilişkindir.
Bu durum karşısında İş Mahkemesinde görülmekte olan işçi alacaklarına yönelik dava sırasında, işverenin iflası halinde dahi İİK' nun 194. maddesi uyarınca davaya İş Mahkemesinde devam edilmesi, işverenin işçi alacaklarına ilişkin dava açılmadan önce iflası halinde ise, yukarıda belirtilen şekilde hareket ile alacağın iflas masasına kaydedilmemesi halinde, Asliye Ticaret Mahkemesinde kayıt kabul davası olarak açılması gerekir." (Yargıtay 9.H.D. 30/09/2010 gün ve 2009/44751 E., 2010/26566 K.)
“Öncelikle dikkate alınması gereken husus, davalı müflis şirket yönünden uyuşmazlığın çözümünde, iş mahkemesinin görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosya içeriğindeki, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.07.2010 tarihli 2008/224 esas 2010/491 karar sayılı ilamından, davalı ... İnşaat A.Ş.'nin 06.07.2010 tarihi itibariyle iflasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Eldeki dava ise, 10.02.2011 tarihinde açılmıştır.
Davanın, şirketin iflasına karar verilmesinden sonra açılmış olması nedeniyle, davalı müflis şirket yönünden dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 235. maddesi gereğince sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davası niteliğinde olup, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. Anılan sebeple, davalı müflis şirket yönünden davanın tefrik edilerek, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde müflis şirket yönünden davanın esasına girilmesi hatalı olmuştur.” (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2014/15518 Esas, 2014/17588 Karar )
“İflasın açılması, maddi hukuka ilişkin ilişkileri ve hükümleri cebri şekilde etkilediği gibi medeni usul ve icra hukuku kuralları üzerinde de etki meydana getirir. Bu etkilerden biri de görev kurallarında meydana gelen değişikliktir. Görev kurallarındaki değişikliği dava açıldıktan sonra işverenin iflas etmesi hali ve iflas kararı verdikten sonra işçinin işverene dava açması hali bakımından ayrı ayrı incelemek gerekir.
İflasın açılması ile müflisin taraf olduğu hukuk davalarının ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonrasına kadar duracağı genel kural ise de, yine bu hükmün müstacel haller, tazminatsız ceza davaları, şeref ve haysiyete tecavüzden ve cismani zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka davalarının uygulanamayacağı kabul edilmiştir. 2004 sayılı Kanun'un 194. maddesinde ayrık tutulan "Müstacel haller" den maksat, acele görülmesi gereken ve durduğu takdirde verilecek hükmün faydasız kalacağı gerçeğidir. Bu davalarda hâkim takdir hakkını kullanarak müstaceliyet kararı vermek suretiyle yargılamaya devam eder. İşçinin alacaklı olduğu iş hukukuna ilişkin bir dava, işçinin sosyal durumu itibariyle 2004 sayılı Kanun'un 194. maddenin gayesine uygun görülerek acele işlerden sayılmalı ve ikinci alacaklılar toplantısı beklenmeksizin yargılamaya devam edilmelidir. Bunun yanında kanunun lafzına göre davacıların müflise karşı davaya devam edeceği izlenimi hâsıl olmakta ise de masaya dahil mal ve haklar bakımından müflisin yetkisiz kalması keyfiyeti, kendisinin, müstacel de olsa bu davalara taraf olmaya devam etmesine manidir. Bu durum karşısında birinci alacaklılar toplantısı yapılmış ve iflas idaresi teşekkül etmişse, müstacel davalar ikinci alacaklılar toplantısı beklenmeden iflas idaresine karşı; birinci alacaklılar toplantısı henüz yapılmamış ve işin müstaceliyeti icabı iflas idaresinin seçimini dahi beklemeye durum müsait değilse, bu takdirde iflas idaresi müflisin yerini alarak davaya iflasın açılmasından önce davanın görüldüğü iş mahkemesinde devam olunur. Böylece işçinin alacağının tahsili amacıyla iş mahkemesinde açılan davadan sonra işverenin iflasına karar verilmesi mahkemenin görevini etkilemez ise de, işveren müflisin yerine geçecek olanı etkiler.
İflas kararı verildikten sonra işçi işçilik haklarından doğan alacağının dayanağını ve miktarını iflas idaresine bildirir. Alacaklıların alacaklarını kaydettirmeleri için 2004 sayılı Kanun'un 219/2. maddesinde öngörülen bir aylık sürenin bitiminden sonra, iflas idaresi alacakların doğru olup olmadığını incelemeye başlar. Maddi yönden inceleme sonucu kabul edilen her alacak tespit edilen sıraya göre sıra cetveline kaydedilir. Kabul edilmeyen alacaklar da ret sebepleri ile birlikte sıra cetvelinde gösterilir. İflas idaresi 2004 sayılı Kanun'un 232. maddesinde öngörülen sürede düzenlediği sıra cetvelini iflas idaresine verir ve alacaklıları aynı Kanun'un 166/2. maddesindeki usule göre ilan yoluyla haberdar eder. Ayrıca iflas masasına müracaat sırasında tebligatı gösterir adres ve tebligat masrafları için avans yatıranlara sıra cetveli tebliğ edilir. Sıra cetveline itiraz davalarında dava açma süresi, görev ve yetki 2004 sayılı Kanun'un 235. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre dava açma süresinin ilandan itibaren başlayacağı belirtildikten sonra, ayrıca 2004 sayılı Kanun'un 223/3. maddesi hükmünün saklı olduğu belirtilmiştir. Saklı tutulan hükme göre, iflas masasına müracaat eden alacaklılar tebligatı kabule elverişli adres gösterir, yazı ve tebligat masrafları için avans yatırmışlarsa sıra cetveline itiraz davası açma süresi bu alacaklılar hakkında sıra cetvelinin kendilerine tebliğinden itibaren başlar. Davanın onbeş gün içinde açılması gerekmektedir. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. 2004 sayılı Kanun'un 235/1. maddesine göre sıra cetveline itiraz davası iflas kararı veren ticaret mahkemesinin bulunduğu yerdeki herhangi bir ticaret mahkemesinde açılabilir. Görevin belirlenmesinde dava değerinin önemi olmadığı gibi, buradaki mahkemenin yetkisi de kamu düzenine ilişkindir.
Bu durum karşısında iş mahkemesinde görülmekte olan, işçi alacaklarına yönelik dava sırasında, işverenin iflası halinde dahi, 2004 sayılı Kanun'un 194. maddesi uyarınca, davaya iş mahkemesinde devam edileceği, işverenin işçi alacaklarına ilişkin dava açılmadan önce iflası halinde ise yukarıda belirtilen şekilde hareket ile alacağın iflas masasına kaydedilmemesi halinde, Asliye Ticaret mahkemesinde kayıt kabul davası olarak açılması gerekir.
Somut olayda davalı şirkete karşı icra takibi 29.11.2010 tarihinde yapılmış olup, davalı şirket tarafından 12.3.2010 tarihinde saat: 14.00 itibariyle iflasın açılmasına karar verildiği gerekçesiyle takibin durdurulması talep edilmiş, icra memurluğunca 06.12.2010 tarihinde İİK.nun 193. Maddesi gereğince takibin durdurulmasına karar verilmesi üzerine 8.3.2011 tarihinde bu dava açılmıştır. Dosyadaki belgelerden ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesince 12.03.2010 tarihli karar ile iflasın ertelenmesi talebi reddedilerek şirketin iflasına karar verildiği, verilen kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.12.2010 tarihli kararı ile bozulduğu, anılan mahkemece bozma kararına uyulup bozma kararı doğrultusunda işlem yapıldıktan sonra 14.2.2012 tarihli karar ile şirketin iflasına karar verildiği, kararın 23 HD tarafından 28.12.2012 tarihinde onandığı anlaşılmaktadır.
İİK. 223 ve devamı maddeleri uyarınca, masanın idare ve tasfiyesi için gerekli bütün işlemlerde masayı iflas idaresi temsil eder. Şüphesiz müflise karşı açılmış davaları takip etmek de bu işlemlerdendir. Ancak, mahkemece, iflas dosyasından iflas idaresinin kimlerden oluştuğu süresinde sorulmamış ve iflas idare memurlarına usulüne uygun tebligat yapılmamış, iflas idaresi davadan haberdar edilmemiştir. İflas idaresinin davaya dahil edilmemesinin sonucu olarak davaya cevap verilememiş ve delil bildirilememiştir.
Mahkemece, yapılacak iş; iflasın açılıp açılmadığı, açılmış ise ikinci alacaklılar toplantısının yapılıp yapılmadığını araştırmak, iflas idare memurlarına dava dilekçesini duruşma gün ve saatini tebliğ etmek ve delillerini bildirmeleri için süre vererek taraf teşkilini sağlamak, davalı şirketin iflasına ilişkin dosyanın suretini getirtmek, dava konusu alacakların sıraya kaydedilip edilmediğini araştırmak, eğer itiraz olunmayan sırasına kaydedilmişse davanın konusuz kaldığına karar vermek, aksi takdirde davayı esastan sonuçlandırarak alacağın varlığının tespiti halinde, tahsil şeklinde değil; mükerrer tahsilâta yol açılmamak üzere alacakların masaya kaydına şeklinde hüküm oluşturmaktır. Mahkemece hatalı değerlendirme ve eksik inceleme sonucun yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir.” (Yargıtay 7. HD. 12.05.2014. 2014/3359 Esas, 2014/10477 Karar.)
"İflas borçlunun tüm mal varlığının iflas organlarınca alacaklılar yararına tasfiyesini sağlayan kollektif bir icra yoludur".
İşçiye borçlu olan işveren borcunu ödemeden iflas etmiş olabilir. İşverenin iflası, işçinin alacak ve tazminat davasını açmadan önce olabileceği gibi dava sırasından da olabilir.
Dava açılmadan önce işverenin iflası halinde işverenden alacaklı olan işçi, alacağının kaydı için iflas masasına başvurmak zorundadır. İflas masası istemini reddederse, işçi alacağın kaydı için iflas kararı veren Ticaret Mahkemesinin bulunduğu yerdeki herhangi bir Ticaret Mahkemesinde kayıt kabul davası açmak zorundadır. Bu dava Ticaret Mahkemesi bulunmaya yerlerde Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır. Bu dava sıra cetvelinin ilanından (İİK' nun 223/3. maddesindeki yükümlülük yerine getirilmişse tebliğ tarihinden) itibaren 15 gün içinde açılabilir (İİK Madde 235).
İş Mahkemesinde dava açıldıktan sonra işverenin iflası halinde, iflas eden borçlu işverenin davaya devam ehliyeti kalmaz, vekili varsa vekâlet ilişkisi sona erer (818. s. BK. m. 397/1, 6098 s. T.B.K. m. 513/1). Bu nedenle iflas masasını temsil eden iflas idaresine tebligat yapılarak yargılamanın sürdürülmesi gerektiği Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir." (... - İş Kazası veya Meslek Hastalığından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat Davaları - Genişletilmiş 2. Baskı - ... 2011 - Sayfa 34 - 35)
"İİK' nın 235/1. maddesi, ''sıra cetveline itiraz edenler cetvelin verilmesinin ilanından 7 gün içinde iflasa karar veren mahkemeye müracaatla dava açmaya mecburdurlar. İtiraz eden talebinin haksız olarak ret veya tenzil edildiğini iddia ederse, dava masaya karşı açılır" denmektedir.
Bu durumda iflas açıldıktan sonra davacı işçinin (alacaklının), İİK' nın 235. maddesinin emredici hükmü karşısında öncelikle alacak iddiası için iflas masasına başvuracaktır. İflas masası bu talebi kabul ettiği takdirde o zaman aynı kanunun bahsi geçen 235. maddesinin 1. fıkrası gereğince iflas kararının veren Ticaret Mahkemesine başvurarak hak iddiasında bulunacaktır.
Müflis ile işçi arasındaki alacak davalarının İş Mahkemelerinde bakılacağına dair yasalarda herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Kaldı ki, İİK' nın 235/1. maddesi Ticaret Mahkemesini yetkili ve görevli kabul ettikten sonra alacak davalarının niteliği bakımından herhangi bir ayırım yapmamış ve tüm davalara Ticaret Mahkemesinin bakması gerektiğini emredici hüküm olarak ortaya koymuştur.
Nitekim, "İİK' nın 235. maddesindeki prosedür sonrasında masaya kabul edilmeyen işçi alacaklarının haline ilişkin Ticaret Mahkemesi kararları Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından temyizen incelenmekte ve kararlar görev yönünden bozulmamaktadır'' (Yargıtay 11. H.D. 26/12/1988 tarih ve 1988/443 E., 1988/7916 K.) (Argun Bozkurt - İş Yargılaması Usul Hukuku - 6100 Sayılı HMK' ya göre Güncellenmiş 4. Baskı - Nisan 2012 - Sayfa 176 vd.)."Sosyal Güvenlik Kurumu, iflas eden işverenden prim alacağı bulunduğunu iddia ederek alacağının iflas masasına kaydını talep ederse, taraflar arasında prim borcunun varlığı da uyuşmazlık konusu olduğundan uyuşmazlığın çözüm yeri yine İş Mahkemesinde olacaktır.
Dava açılmadan önce borçlu iflas etmiş ise, Kurum alacağının kaydı için iflas masasına başvurmak zorundadır. İflas masası istemini reddederse alacağın kaydı için iflasa karar veren Ticaret Mahkemesinin bulunduğu yerdeki herhangi bir Ticaret Mahkemesinde kayıt kabul davası açmak zorunda olduğu yönünde Yargıtay İş Dairelerinin farklı yaklaşımları varsa da kanaatimce Kurum alacağı uyuşmazlığının İş Mahkemesinde çözümlenmesi daha uygun olacaktır" (... - Sicil İş Hukuku Dergisi - Yıl 2014 - Sayı 31 – Sosyal Güvenlik Kurumun 6183 Sayılı Yasa'ya Göre Ödeme Emri Ve İptali Davaları - Sayfa 94).
Bu konuda aksine yargı kararları da bulunmaktadır.
"Davacı Kurum, işyerindeki çalışmaların davalı şirketin iflası sonrasında da devam ettiğini belirterek, prim alacaklarının iflas masasına kaydı ile öncelikli olarak tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın, alacağın iflas masasına kayıt istemine ilişkin olduğu, buna yönelik uyuşmazlığın çözümünün Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine girdiği belirtilerek görevsizlik kararı verilmiştir.
Davalı, İflas idaresi, prim borcuna konu bildirgelerin, işyerlerinde yetkileri bulunmayan kimseler tarafından düzenlenmiş olması nedeniyle, davaya konu Kurum alacağının masa borcu sayılmayacağını belirtmiş olması karşısında, taraflar arasında prim borcuna ilişkin olarak da uyuşmazlık bulunduğu hususu gözetildiğinde; dava 506 sayılı Yasa'nın 79 ve 80. maddeleri kapsamında prim alacağı ve bunun tahsiline ilişkin olup, anılan Yasa'nın 134. (5510 S. Kanun m. 101) maddesine göre uyuşmazlığın çözümü İş Mahkemelerine girdiğinden, mahkemece işin esasının incelemesi gerekir" (Yargıtay 10. H.D. 22/11/2011 gün ve 2010/7350 E., 2011/15713 K.).
Yukarıda yapılan tüm bu açıklamalardan sonra, somut olayda, davalılardan ... Makine İnş. Tic. Ltd. Şti, hakkında 8.9.2011 tarihinde iflas kararı verilmiştir. Eldeki tazminat davası ise 25.11.2013 tarihinde ikame edilmiştir.
İİK' nun 235. maddesine göre;
Madde 235 - (Değişik madde: 18.02.1965 - 538/97 md.)
(Değişik fıkra: 09.11.1988 - 3494/49 md.) Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223 üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur. Bu davaya bakan mahkeme, davacının isteği halinde ikinci alacaklılar toplantısına katılıp katılmaması ve ne nispette katılması gerektiği konusunda 302 nci maddenin altıncı fıkrasına \*1\* kıyasen onbeş gün zarfında karar verir.
İtiraz eden, talebinin haksız olarak ret veya tenzil edildiğini iddia ederse dava masaya karşı açılır. Muteriz başkasının kabul edilen alacağına veya ona verilen sıraya itiraz ediyorsa davasını o alacaklı aleyhine açar.
Bir alacağın terkini hakkında açılan dava kazanılırsa, bu alacağa tahsis edilen hisse dava masrafları da dâhil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nispetinde itiraz edene verilir ve artanı da diğer alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılır. Dava basit yargılama usulü ile görülür.
Ancak, itiraz alacağın esas veya miktarına taalluk etmeyip yalnız sıraya dair ise şikâyet yoluyla icra mahkemesine \*1\* arz olunur.
İİK" nın 235/1. maddesi Ticaret Mahkemesini yetkili ve görevli olarak kabul etmiştir. Madde, alacak davalarının niteliği bakımından herhangi bir ayrım yapmamış ve tüm davalara Ticaret Mahkemesinin bakması gerektiğini emredici hüküm olarak ortaya koymuştur.
İflas hali görev kurallarını değiştirebilmektedir. İflas, tacir kişinin veya şirketlerin tüm mal varlığının tasfiyesini ve bu şekilde alacaklıların alacaklarına kavuşmasını hedefleyen hukuksal bir kurumdur.
İflas ile tacir – işverenin tüm hak ve yetkileri iflas masasına geçer. İflas eden işverenin tüm mal, hak ve borçları iflas masası tarafından toplanır. İflas idaresi oluşana kadar her türlü önlem ve işlemleri iflas idaresi yerine getirir. İflasın açılmasından sonra iflas eden işveren aleyhine dava açılamayacaktır. İşverenin iflası halinde, iflas eden borçlu işverenin herhangi bir davada davaya devam ehliyeti kalmaz. Vekili varsa vekâlet ilişkisi sona erer (818. s. BK. m. 397/1, 6098 s. T.B.K. m. 513/1). İflasın açılmasından sonra tüm yetki, temsil, hak ve yükümlülükler iflas idaresine geçer. İflas idaresi ile işçi arasındaki alacak davalarının İş Mahkemelerinde bakılacağına dair yasalarda herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. İşte bu noktada, İcra Ve İflas Kanunu özel bir yöntemin izlenmesini şart koşmuştur. Buna göre, müflisten alacaklı olduğunu iddia eden işçi iflas dairesine başvurarak, alacaklı olduğunun kabulünü ve alacağının iflas masasına kaydının yapılmasını talep eder. İflas dairesi bu talebi uygun görürse işçi için sorun bu aşamada dava açmaya gerek kalmadan çözümlenmiş olacaktır. Ancak işçinin alacaklılık iddiası masa tarafından kabul edilmez ise, işçi TTK' nun 235/1. maddesi uyarınca Ticaret Mahkemesinde 15 gün içinde sıra cetveline kabul davası açmak zorunda kalacaktır. Yasadan da açıkça anlaşıldığı gibi, iflas hali söz konusu olduğunda, işçinin işverenine karşı alacaklarından ötürü davasını (kayıt kabul davası) Ticaret Mahkemesinde açmak zorundadır.
Usul kurallarına göre, mahkemelerin görevi kamu düzenindendir. Yargıtay İş Daireleri çoğunluk kararlarında, işçi alacağı doğmadan önce şirket iflas ettiği takdirde artık davanın İİK' nun 235. maddesindeki prosedür uyarınca kayıt kabul davası şeklinde Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiği vurgulanmaktadır. O halde, somut olayda İİK" nın 235.maddesinin amir hükmü karşısında, davalı ... Mak. Ltd. Şti. hakkında davanın kayıt kabul davası olarak Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi ve bu nedenle mahkemece bu davalı yönünden davanın görev yönünden reddine kararı verilmesi gerekirken, davadan önce iflas eden bu şirket yönünden davaya devam edilerek hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenlerle ilk dere
Diğer kararlar (4)
7. Hukuk Dairesi, 2022/3627 E., 2023/4847 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İşte bu nedenle, İİK'nın 194 üncü maddesi gereğince müflisin davacı ve davalı bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durması öngörülmüştür.
7. Hukuk Dairesi 2022/3627 E. , 2023/4847 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/959 E., 2021/2836 K.
KARAR : İstinaf talebinin kabulü ile davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2018/304 E., 2019/799 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil olmaz ise tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı iflas masası tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; davalı şirketin ... ilçesi 1398 ada 2 (738 ada 4 parsel satın alamayınca) parselde kayıtlı arsanın satın alınarak üzerinde yapacağı sitede, tüketicilerle ön ödemeli konut satış sözleşmesi imzaladığını, davalı şirketin davacı alıcı ile de 12.05.2011 tarihli gayrimenkul satışına ilişkin sözleşme imzaladığını, davalı şirketin peşin ödenecek 75.000,00 TL satış bedeli karşılığında brüt 118 m2 alanlı 3+1 daireyi davacıya sattığını, davalı şirketin kuruluş ünvanının ... Yapı A.Ş. olduğunu, davalı şirketin davacı ve diğer alıcılardan temin ettiği satış bedelleri ile ... ilçesi 1398 ada 2 parselde kayıtlı olan arsayı satın aldığını, Future Park adlı konut projesini geliştirdiğini, kura sonucu dava konusu taşınmazın çıktığını belirterek, 2 No.lu parselde A Blok 17 No.lu dairenin tapusunun iptali ile tesciline, olmaz ise rayiç değer üzerinden şimdilik 5000-TLnin tahsiline, dairedeki yüzölçümü eksikliği nedeniyele ve kira kaybı nedeniyle belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 5.000,00 TL ve 3.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı;
1. Davacının iddiasının aksine ilk konut alıcılarından toplanan tutar ile Future Park projesinin tamamlanmaya çalışılması söz konusu değildir. Zira davacının iddiasına göre toplanan para, sadece projeye konu arsanın ellibeşmilyon ... Lirası olan maliyetini karşılamaya dahi yetmemektedir. Future Park projesinin tamamlanması için sarf edilen toplam tutar, bugünkü maliyetler üzerinden dörtyüzyirmimilyon ... Lirasının üzerinde gerçekleşecektir.
2. Davacının iddia ettiği gibi, davacının da içinde bulunduğu dairelerin değerleri alım fiyatlarını katlamış durumdadır. Bu durum projeye yatırım yapan davacı ve diğer müşterilerin yatırımlarının karlılığını ortaya koymaktadır. Zira davacının iddiasının aksine ilk konut alıcılarının devre zorlanması söz konusu olmamıştır. Öyle ki, yediyüzotuza yakın bağımsız bölümün bulunduğu A, B, C ve D bloklarında, 2011 yılından bugüne kadar yalnızca 67 (altmışyedi) bağımsız bölüm devredilmiştir. Bu devirlerin hepsi maliklerin rızaları ile gerçekleşmiştir. Davacının iddiasının aksine yedi yıl içinde gerçekleşen devirler toplam bağımsız bölümlerin yüzde yedisi civarındadır. Bu husus, maliklerin devre zorlanarak değer artışından davalı yüklenicinin faydalanmaya çalıştığı iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu ortaya koymaktadır.
3- Davalı müvekkil, kat irtifakının kurulmasını gerçekleştirmiş ve maliklerin sahip olacağı bağımsız bölümün belirlenmesi için 27.02.2018 tarihinde Bakırköy 53. Noterliğinin nezaretinde kura çekimini gerçekleştirmiştir. Kura çekimi sonrasında tüm maliklerin bağımsız bölümleri belirlenmiş ve malikler devre davet edilmiştir.
4. Özelleşme ile brüt 110 metrekare daire ve Ek Protokol ile brüt 118 metrekare daire teslimi taahhüt edilmesine karşın imar ve proje değişiklikleri sonrasında gerçekleşen brüt daire alanları 135 metrekaredir. Buna göre maliklere teslimi taahhüt edilenden 17 metrekare daha büyük daireler ortaya çıkmıştır. Davacının dairelerin 98 metrekare olduğuna dair iddiaları gerçek hilafınadır. Bağımsız bölüm maliklerine, bu ilave alan bedelleri ile Kök Sözleşme ve Ek Protokol tahtında ödenmesi gereken akıllı ev sistemi, abonelikler ve tapu işlemleri için sarf edilecek bedelleri (toplam 44.750,00 TL) ödeyenlere kat irtifak tapularının devrinin yapılacağı bildirilmiş ve bu ödemeleri gerçekleştiren çok sayıdaki maliklere tapu devirleri başlamıştır.
5. Davalı şirket, kat irtifak tapusunun devri için gerekli tüm şartları sağlamış olmasına karşın ödeme yükümlülükleri yerine gelmediği için kat irtifakı gerçekleşmemiştir. Bu ödemelerin gerçekleşmesi üzerine kat irtifak tapusunun devri gerçekleştirilecektir.
6. Brüt alan artışı ve olumsuz ... koşulları nedeniyle çalışılamayan dönemler dikkate alındığında teslim tarihinin 31.12.2018 olarak kabulü gerekir. Bu nedenle davalı şirketin teslimde temerrüde düştüğünden söz edilemez. Ayrıca yine davacının brüt alan artışı, akıllı ev sistemi, abonelikler, tapu işlemleri ve diğer ödemelerde mütemerrit olması nedeniyle davalı şirketin temerrüdü söz konusu olamaz
7- Davacı yan, teslim tarihi olan 31.12.2017 tarihi itibariyle teslimde temerrüt söz konusu olduğu için aylık 1.000,00 TL kira tazminatına hak kazandığını iddia etmektedir. Buna karşın anıldığı üzere, teslim tarihinin 31.12.2018 tarihine ötelenmesi gerekmektedir. Bunun yanısıra Ek Protokolün 3.8 maddesine göre 3 aylık ek sürede kira tazminatı talep edilemeyecektir. Bu durumda kira tazminatının doğması için 31.03.2019 tarihinde teslimin yapılamamış olması gerekir. Dolayısıyla halihazırda kira tazminatı ödemesinden söz edilemez, şeklinde beyanlarla, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
1. Davanın kabulüne,
2. Dava konusu, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Köyü, 1398 ada, 2 parsel A blok 47 numaralı bağımsız bölümün davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline,
3. Davacının kira alacağı bakımından 6.380,00 TL’nin HMK'nın 107 nci maddesi gereği dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4. Eksik ifadan kaynaklanan 11.747,00 TL’nin HMK 107 inci maddesi gereği dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili hüküm kısmındaki yanlışlığın düzeltilmesini talep etmiştir
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
1. Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
2. Bakırköy 1. Tüketici Mahkemesinin 12.12.2019 tarih ve 2018/304 Esas, 2019/799 Karar ... kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince gerekçe ve hüküm düzeltilmek suretiyle; davanın kabulüne,
Dava konusu, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Köyü, 1398 ada, 2 parsel A blok 47 numaralı bağımsız bölümün davalı adına olan tapusunun iptali ile davacılar adına eşit hisseli olarak tapuya kayıt ve tesciline,
Davacının kira alacağı bakımından 6.380,00 TL’nin HMK 107 nci maddesi gereği dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara eşit hisseli olarak verilmesine,
Eksik ifadan kaynaklanan 11.747,00 TL’nin HMK'nın 107 nci maddesi gereği dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara eşit hisseli olarak verilmesine, karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, hükümde ''davacı adına'' tesciline dair kısmı ''davacılar adına tesciline'' olarak düzeltmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde iflas masası yetkilisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. İcra Dairesi yetkilisi dilekçe ile; "Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.11.2021 tarih ve 2021/565 Esas ... dava dosyası ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 772573-0 Sicil Numarasında kayıtlı 1320067729 vergi No.lu ... Mahallesi 1069 Sokak No: 9 ... İstanbul adresinde faaliyet gösteren ... Organizasyon İnşaat Sanayi A.Ş.'nin 24.11.2021 tarihli ve saat 09:42 itibariyle tasfiye işlemlerine başlanmış olup, tasfiye işlemleri müdürlüğümüzün yukarıda yazılı dosyasından başlanmıştır.
Müdürülüğümüz dosyasına gönderilen ilgi ... ilamdaki müflis adına olan sulh, kabul, ibra yetkilerimiz bulunmadığı ve aleyhe hususlara itiraz ettiğimizi bildiririz. Henüz masa vekili atanmadığından duruşmada mazeretli sayılmamız ve İİK'nın 19 uncu maddesi gereğince müflis yönünden davanın 2 nci alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına bırakılması hususu takdirlerinize arz olunur" şeklindedir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil olmaz ise tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 2004 ... İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 191 inci maddesi gereğince, borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür. Müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflâs ile kısıtlandığından, aynı Kanun'un 226 ncı maddesi uyarınca da masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu kabul edilmiştir. Belirtilen hükümler gereğince; iflasın açılmasıyla taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK'nın 226 ve 229 uncu maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK'nın m. 218) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi iflas dairesine aittir.
2. Müflisin, iflâsın açılması ile hak ehliyetini kaybetmediği gibi dava ehliyetini de kaybettiği söylenemese de masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflâs idaresine ait olacaktır. İflâs idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise, zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle, İİK'nın 194 üncü maddesi gereğince müflisin davacı ve davalı bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durması öngörülmüştür.
3. İİK'nın 194 üncü maddesine göre; "Acele haller müstesna olmak üzere iflasın açılması ile kural olarak müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur, ancak alacaklıların ikinci toplantısından on gün sonra devam olunabilir."
4. İflâsın açılması ile duracak olan davalar, iflâstan önce açılmış olup da hâlen derdest bulunan ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davalarıdır. Bunlar, müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı açılmış olan davalardır. Davaların durduğu bu süre içinde, iflâs idaresi, ... davalar hakkında araştırma yapar ve bu davaların geleceği hakkında karar verir. Burada, müflisin davacı veya davalı olmasına göre usul işlemleri farklılık arz eder.
5. Müflisin davacı olduğu davalarda; iflâs idaresi bir davanın başarı şansı olduğu kanısına varırsa, masanın bu davayı takip etmesine karar verir; bu karar ikinci alacaklılar toplantısının uygun bulması ile kesinleşir ve ikinci alacaklılar toplantısından sonraki on günlük süre geçince, bundan böyle davaya, davacı olarak iflâs idaresi tarafından devam edilir. İflâs idaresi ve ikinci alacaklılar toplantısı, davanın başarı şansı olmadığı kanısına varırlarsa, masanın davayı takip etmemesine karar verirler. Bu hâlde o davayı takip yetkisi, isteyen alacaklıya devredilir (İİK md. 245). Hiçbir alacaklı davayı takip etmek istemezse, o zaman, müflisin dava takip yetkisi yeniden doğar ve müflis iflâsın kapanmasını beklemeden, davayı kendi adına devam ettirebilir.
6. Müflisin davalı olduğu davalarda ise; iflâs idaresi, alacakları tahkik ederken (İİK md. 230 vd) müflise karşı dava açan alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı hakkında bir karar vermez; sadece, bu alacağı çekişmeli alacak olarak sıra cetveline geçirir. Bu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkında ikinci alacaklılar toplantısında karar verilir. İkinci alacaklılar toplantısında davaya devam edilmesine karar verilirse iflâs idaresi, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra davayı takip eder veya tayin edeceği bir avukat vasıtasıyla davayı takip ettirir. Bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK'nın 194 üncü maddesi hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemenin, asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplantısında iflas masasına kaydedilip, alacağın masa tarafından kesin olarak kabul edilip edilmediğini araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise, konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek, varılacak sonuç çerçevesinde bir karar vermesi gerekir.
3. Değerlendirme
1. Tüm dosya içeriği ve toplanan delilerden, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/565 Esas, 2021/1120 Karar ... dosyasında, davalı ... Organizasyon İnşaat ve Sanayi A.Ş.’nin 24.11.2021 günü saat 09:42’den itibaren iflasına karar verilmiş olup tasfiye işlemleri başlanmıştır.
2. Somut olaya gelince; davanın 25.04.2018 tarihinde açıldığı, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi ile aynı gün şirketin iflasına karar verildiği, müflisin iflasına karar verilmekle tüzel kişiliğinin sona erdiği ve davayı takip yetkisinin iflas idaresine geçtiği anlaşılmaktadır.
3. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince; davalı müflis şirket yönünden, iflas idaresine gerekli tebligatların yapılıp taraf teşkili sağlandıktan sonra yukarıda açıklanan usullere göre yargılamaya devam edilmesi ve oluşacak sonuca bir karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine; kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2021/5008 E., 2022/8904 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.02.2018 tarih 2016/78 esas sayılı dosyasında iflasına karar verildiğini, iflas masası oluşturulduğunu, öncelikle İİK'nun 194 maddesi uyarınca ikinci alacaklılar toplantısının yapılmasının beklenmesine karar verilmesini, davalı müflis şirket hakkında verilen iflas kararından sonra açılan davanın konusuz kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
11. Hukuk Dairesi 2021/5008 E. , 2022/8904 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04.12.2019 tarih ve 2018/244 E- 2019/779 K. sayılı kararın davacı vekili ile davalı iflas idare memuru tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan kabulüne-esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 27.04.2021 tarih ve 2020/510 E- 2021/781 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı iflas idare memuru tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının Atay Yemek Unlu Mamuller İnşaat Turizm Sanayi ve Tic. Ltd Şti'nin işlettiği yemek fabrikasında sorumlu müdür sıfatıyla çalışmakta iken fabrikanın davalı tarafından satın alındığını, davacının 09.10.2013 tarihinde Atay Yemek unvanlı şirketten SGK nezdinde çıkışının bildirildiğini, 10.10.2013 tarihinde de davacı şirkette fabrika müdürü sıfatıyla sigorta girişi yapıldığını, davacının çalıştığı yemek fabrikasının davacı şirket tarafından satın alınması sürecinde, davacı şirketin Antalya Ticaret ve Sanayi Odası nezdinde yemek fabrikasının bulunduğu adreste yeni bir şube açılışının tescil edildiğini, davacının fabrika müdürü sıfatıyla işletmede çalışmaya devam ettiğini, işletmeye ilişkin finansal işlemler hariç olmak üzere sair aboneliklerin tesis ve devri ile şirket adına alınacak olan araç ve benzeri alımların tescil işlemleriyle şirket ortaklarının ilgilenemeyeceğinden davacıya yeni kurulacak olan şubede şirket müdürü olarak yetki verildiğini, şirketin ... Şubesi'nin ATSO nezdinde kuruluş işlemlerinin tamamlandığını, şirket müdürü olarak davacının kararlaştırıldığını, Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, davacının davalı şirket tarafından satın alınan yemek fabrikasında çalışmaya devam ettiğini, bu süreçte büyümeye başlayan davalı şirketin, davacının güvenilir bir insan olması ve işinde de başarılı olması nedeniyle yeni kurulan iki şubenin daha şirket müdürü olarak atandığını, davacının, şirketin üç farklı şubesinde, finansal işlemler hariç olmak üzere tamamen işletmelerin işleyişi, mal alım ve satımı gibi hususlarda görev yaptığını, şirket merkezi ve kendisinin müdür olduğu şubelere ilişkin vergi, prim, harç, çek, senet, kredi ve sair borçların ödenmesi ile şirket veya şubelerin borçlandırılması gibi hiçbir işlemde yer almadığını, tüm bu işlemler şirketin ortak ve yetkilileri tarafından yürütüldüğünü, ilerleyen dönemde iş huzuru bozulmaya başlayan davacının işten istifa etmesinin istendiğini, 01.11.2014 tarihinde istifa koduyla işten çıkarıldığını, ancak halen davacı şirketin ..., Havaalanı ve ... Şubelerinde şirket müdürü olarak kayıtlarda göründüğünü, davacının iş ilişkisi sona erdikten sonra, SGK tarafından aleyhinde icra takibi başlatıldığını gelen tebligatla öğrendiğini, davalı şirket tarafından SGK prim borçlarına ilişkin yapılandırma taksitlerinin hiçbirinin ödenmediğini, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/78 esas sayılı dosyasından davalı şirketin iflasına karar verildiğini ve Antalya 6. İcra Müdürlüğünün 2018/1 iflas sayılı dosyasıyla da tasfiyeye başlandığını, davacının davalı şirkette hiçbir ortaklığının bulunmadığını, resmi ve fiili olarak hiçbir ilişkisi ve bağı kalmadığını ileri sürerek, 01.11.2014 tarihi itibariyle ilişiğinin kesilmesi nedeniyle davalının şirket müdürü olmadığının tespitine ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, davalı şirketin iflasına karar verildiğini, iflas masasının vermiş olduğu yetki ile vekil tayin edildiğini, kendilerine husumet yöneltilmesinin doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı iflas idare memuru; davalı şirketin Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.02.2018 tarih 2016/78 esas sayılı dosyasında iflasına karar verildiğini, iflas masası oluşturulduğunu, öncelikle İİK'nun 194 maddesi uyarınca ikinci alacaklılar toplantısının yapılmasının beklenmesine karar verilmesini, davalı müflis şirket hakkında verilen iflas kararından sonra açılan davanın konusuz kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dosyaya getirtilen ticaret sicil dosyasına göre davalı şirkette sigortalı olarak çalışmakta olan davacı davalı şirketin yönetim kurulu kararları ile 03.10.2013 tarihinde ... Şubesine, 01.07.2014 tarihinde Havaalanı Şubesine, 01.09.2014 tarihinden de ... Şubesine müdür olarak atandığı ve ticaret sicile kaydedilerek ilan edildiği, 01.11.2014 tarihinde davalı şirketteki sigortalılığı sona erdirildiği, davacının 28.01.2016 tarihinde her üç şubedeki müdürlük görevinden istifa ettiği, istifasının da yönetim kurulu tarafından kabul edilerek yerine üç ayrı şubeye yeni müdür atandığı, davacının 28.01.2016 tarihi itibariyle müdürlük görevlerinin istifa nedeniyle sona erdiği gerekçeleriyle, davanın kabulü ile davacının müflis Paşalar Turizm Kuyumculuk İnşaat Emlak Sanayi Ticaret AŞ'nin Antalya Havaalanı, ... ve ... Şubelerindeki müdürlük görevinin istifa nedeniyle 28.01.2016 tarihinde sona erdiğinin tespit ve tesciline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı iflas idare memuru ve davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, müdürlük görevinin sona erdiğinin tespitine ilişkin davaların İİK'nın 194. maddesinde sayılan davalardan olmadığından davalı iflas idare memurunun istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, davacıya ait SGK kayıtlarının incelenmesinde, davacının davalı şirketteki iş akdinin 01/11/2014 tarihi itibariyle sona erdiği, davacının daha sonra başka işyerlerinde sigortalı olarak çalışmaya devam ettiğinin anlaşıldığı, davacının 01/11/2014 tarihinden sonra davalı şirketin şubelerine ilişkin herhangi bir işlem yapmadığının anlaşıldığı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 4/a. maddesi uyarınca Limited Şirketi ortağı olmayan üçüncü kişilerin şirket müdürü olarak atanabilmesi için zorunlu olarak sigortasının yapılması gerektiği, davacının 01/11/2014 tarihinde davalı şirketteki görevinin sona erdiği, bu tarihten sonra başka şirkette sigortalı olarak çalıştığı ve davalı şirket adına 01/11/2014 tarihinden sonra şirket müdürü sıfatıyla herhangi bir işlem yapmadığı anlaşıldığına göre, davacının 01/11/2014 tarihi itibariyle müdürlük görevinin sona erdiğinin tespitine karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülerek davalı iflas idare memurunun istinaf talebinin
esastan reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulü ile davacının müflis Paşalar Turizm Kuyumculuk İnşaat Emlak Sanayi Ticaret AŞ'nin Antalya Havaalanı, ... ve ... Şubelerindeki müdürlük görevinin istifa nedeniyle 01/11/2014 tarihinde sona erdiğinin tespit ve tesciline karar verilmiştir.
Karar, davalı iflas idare memuru vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının davalı şirkette müdürlük görevinin sona erdiğinin tespiti talebine ilişkindir. Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.02.2018 tarih 2016/78 esas sayılı dosyasında davalı şirketin iflasına karar verilmiştir. Mahkemece davanın şirket malvarlığına ilişkin bir dava olmadığı gerekçesiyle ikinci alacaklılar toplantısının beklenmesinden vazgeçilerek davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi’nce aynı gerekçe ile davalı iflas idaresinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
İİK 194. maddesi “Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir “ hükmünü amirdir. Mahkemece her ne kadar davanın şirket malvarlığına ilişkin olmadığı gerekçesiyle ikinci alacaklılar toplantısının beklenmesinden vazgeçilerek hüküm kurulmuş ise de; davacı davalı şirketin SGK prim borçlarını ödemediğini, SGK tarafından aleyhine icra takibi başlatıldığını ileri sürerek işbu davayı açmıştır. Dolayısıyla bu davanın sonucunda verilecek karar şirket mamelekini de doğrudan etkileyecektir. Bu nedenle yargılamanın ikinci alacaklılar toplantısı yapıldıktan on gün sonrasına kadar durması gerekirken yazılı gerekçe ile yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı iflas idare memurunun temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine,
12.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi, 2013/5444 E., 2013/8721 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
İflas idaresi vekili, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 194. maddesi uyarınca davada, müflis şirketin ikinci alacaklılar toplanmasından on gün sonrasına dek beklenmesini istemiştir.
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/5444 E. , 2013/8721 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem ve ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davalının dava dışı Bornova Belediyesinin taşeronu olduğu, iş sözleşmesine iflas sebebi ile son verildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
İflas idaresi vekili, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 194. maddesi uyarınca davada, müflis şirketin ikinci alacaklılar toplanmasından on gün sonrasına dek beklenmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere nazaran davacının iş sözleşmesine haklı sebep olmadan son verildiği gerekçesi ile davacı vekilinin sunduğu hesap tablosuna göre davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar süresi içinde iflas idaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İflasın açılması, maddi hukuka ilişkin ilişkileri ve hükümleri cebri şekilde etkilediği gibi medeni usul ve icra hukuku kuralları üzerindede etki meydana getirir. Bu etkilerden biri de görev kurallarında meydana gelen değişikliktir. Görev kurallarındaki değişikliği dava açıldıktan sonra işverenin iflas etmesi hali ve iflas kararı verdikten sonra işçinin işverene dava açması hali bakımından ayrı ayrı incelemek gerekir.
İflasın açılması ile müflisin taraf olduğu hukuk davalarının ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonrasına kadar duracağı genel kural ise de, yine bu hükmün müstacel haller, tazminatsız ceza davaları, şeref ve haysiyete tecavüzden ve cismani zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvalı şahsiye veya nafaka davalarının uygulanamayacağı kabul edilmiştir. 2004 sayılı Kanun'un 194. maddesinde ayrık tutulan "Müstacel haller" den maksat, acele görülmesi gereken ve durduğu takdirde verilecek hükmün faydasız kalacağı gerçeğidir. Bu davalarda hakim takdir hakkını kullanarak müstaceliyet kararı vermek suretiyle yargılamaya devam eder. İşçinin alacaklı olduğu iş hukukuna ilişkin bir dava, işçinin sosyal durumu itibarıyle 2004 sayılı Kanun'un 194. maddenin gayesine uygun görülerek acele işlerden sayılmalı ve ikinci alacaklılar toplantısı beklenmeksizin yargılamaya devam edilmelidir. Bunun yanında kanunun lafzına göre davacıların müflise karşı davaya devam edeceği izlenimi hasıl olmakta ise de masaya dahil mal ve haklar bakımından muflisin yetkisiz kalması keyfiyeti, kendisinin, müstacel de olsa bu davalara taraf olmaya devam etmesine manidir. Bu durum karşısında birinci alacaklılar toplantısı yapılmış ve iflas idaresi teşekkül etmişse, müstacel davalar ikinci alacaklılar toplantısı beklenmeden iflas idaresine karşı; birinci alacaklılar toplantısı henüz yapılmamış ve işin müstaceliyeti icabı iflas idaresinin seçimini dahi beklemeye durum müsait değilse, bu takdirde iflas idaresi muflisin yerini alarak davaya iflasın açılmasından önce davanın görüldüğü iş mahkemesinde devam olunur. Böylece işçinin alacağının tahsili amacıyla iş mahkemesinde açılan davadan sonra işverenin iflasına karar verilmesi mahkemenin görevini etkilemez ise de, işveren muflisin yerine geçecek olanı etkiler.
İflas kararı verildikten sonra işçi işçilik haklarından doğan alacağının dayanağını ve miktarını iflas idaresine bildirir. Alacaklıların alacaklarını kaydettirmeleri için 2004 sayılı Kanun'un 219/2. maddesinde öngörülen bir aylık sürenin bitiminden sonra, iflas idaresi alacakların doğru olup olmadığını incelemeye başlar. Maddi yönden inceleme sonucu kabul edilen her alacak tespit edilen sıraya göre sıra cetveline kaydedilir. Kabul edilmeyen alacaklar da red sebebleri ile birlikte sıra cetvelinde gösterilir. İflas idaresi 2004 sayılı Kanun'un 232. maddesinde öngörülen sürede düzenlediği sıra cetvelini iflas idaresine verir ve alacaklıları aynı Kanun'un 166/2. maddesindeki usule göre ilan yoluyla haberdar eder. Ayrıca iflas masasına müracaat sırasında tebliğatı gösterir adres ve tebliğat masrafları için avans yatıranlara sıra cetveli tebliğ edilir. Sıra cetveline itiraz davalarında dava açma süresi, görev ve yetki 2004 sayılı Kanun'un 235. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre dava açma süresinin ilandan itibaren başlıyacağı belirtildikten sonra, ayrıca 2004 sayılı Kanun'un 223/3. maddesi hükmünün saklı olduğu belirtilmiştir. Saklı tutulan hükme göre, iflas masasına müracaat eden alacaklılar tebliğatı kabule elverişli adres gösterir, yazı ve tebligat masrafları için avans yatırmışlarsa sıra cetveline itiraz davası açma süresi bu alacaklılar hakkında sıra cetvelinin kendilerine tebliğinden itibaren başlar. Davanın onbeş gün içinde açılması gerekmektedir. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. 2004 sayılı Kanun'un 235/1. maddesine göre sıra cetveline itiraz davası iflas kararı veren ticaret mahkemesinin bulunduğu yerdeki herhangi bir ticaret mahkemesinde açılabilir. Görevin belirlenmesinde dava değerinin önemi olmadığı gibi, buradaki mahkemenin yetkiside kamu düzenine ilişkindir.
Bu durum karşısında iş mahkemesinde görülmekte olan, işçi alacaklarına yönelik dava sırasında, işverenin iflası halinde dahi, 2004 sayılı Kanun'un 194. maddesi uyarınca, davaya iş mahkemesinde devam edileceği, işverenin işçi alacaklarına ilişkin dava açılmadan önce iflası halinde ise yukarıda belirtilen şekilde hareket ile alacağın iflas masasına kaydedilmemesi halinde, asliye ticaret mahkemesinde kayıt kabul davası olarak açılması gerekir.
Somut olayda davalı şirketin 28.05.2009 tarihinde iflasına karar verilmesi sebebi ile davanın “kayıt kabul davası” niteliğinde olup, iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi yerine işin esasına girilerek karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Açıklanan sebepler ile temyiz edilen kararın BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2011/14887 E., 2013/15961 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİŞ MAHKEMESİ
tam metni aç
a da kabulü konusunda henüz karar verilmediğini, İflas İdaresince alacaklar incelenmekte ise de; bu alacak hakkında henüz müflisin sorgusu yapılmadığından ve bir karar verilmediğinden, masa adına savunma yapma imkanına sahip olmadıklarını, İİK.'nın 194. maddesinde bahsi edilen, müflis şirketin davalarının durdurulmasına dair mevcut hükümle amaçlanan İflas Masası'nın konulara hakim olduktan sonra n
9. Hukuk Dairesi 2011/14887 E. , 2013/15961 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı ile ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalıya ait iş yerinde temizlik işçisi olarak çalışırken davalı şirketin iflas işlemlerinin 28.05.2009 tarihinde başladığını, daha sonra 03.08.2009 tarihinde işten çıkarıldığını ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, iflasına karar verilen müflis şirketin ikinci alacaklılar toplantısının henüz yapılmadığını, davanın takibi ya da kabulü konusunda henüz karar verilmediğini, İflas İdaresince alacaklar incelenmekte ise de; bu alacak hakkında henüz müflisin sorgusu yapılmadığından ve bir karar verilmediğinden, masa adına savunma yapma imkanına sahip olmadıklarını, İİK.'nın 194. maddesinde bahsi edilen, müflis şirketin davalarının durdurulmasına dair mevcut hükümle amaçlanan İflas Masası'nın konulara hakim olduktan sonra nitelikte savunma yapması olduğunu, dolayısıyla mevcut menfaatlerinin hukuken de korunmakta olduğunu, davanın ikinci alacaklılar toplanmasından 10 gün sonrasına kadar beklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, İcra İflas Kanunu'nun 194/1.maddesinde iflasın açılması ile durmayacak davaların varlığınıı kabul edildiği, bunlar arasında işçilerin işverenlerine (müflise) açtıkları alacak davaların da acele dava olarak sayıldığını, bu sebeple işçi - işveren davası acele işlerden sayılarak İkinci Alacaklılar Toplantısı sonu beklenmeden yargılamaya devam edileceği, davalı şirketin iflasının, iş sözleşmesinin işveren açısından haklı nedenle derhal fesih nedenleri arasında sayılmadığından davacının kıdem tazminatına ve ihbar tazminatına hak kazandığı, gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
İflasın açılması, maddi hukuka ilişkin ilişkileri ve hükümleri cebri şekilde etkilediği gibi Medeni usul ve İcra hukuku kuralları üzerindede etki yaratır. Bu etkilerden biri de görev kurallarında meydana gelen değişikliktir. Görev kurallarındaki değişikliği dava açıldıktan sonra işverenin iflas etmesi hali ve iflas kararı verdikten sonra işçinin işverene dava açması hali bakımından ayrı ayrı incelemek gerekir.
İflasın açılması ile müflisin taraf olduğu hukuk davalarının ikinci alacaklılar toplatıntısından on gün sonrasına kadar duracağı genel kural ise de ( İİK.m.194), yine bu hükmün müstacel haller, tazminatsız ceza davaları, şeref ve haysiyete tecavüzden ve cismani zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvalı şahsiye veya nafaka davalarının uygulanamayacağı kabul edilmiştir. İcra ve iflas kanununun 194 üncü maddesinde ayrık tutulan "Müstacel haller" den maksat, acele görülmesi gereken ve durduğu takdirde verilecek hükmün faydasız kalacağı gerçeğidir. Bu davalardan hakim takdir hakkını kullanarak müstaceliyet kararı vermek suretiyle yargılamaya devam eder. İşçinin alacaklı olduğu iş hukukuna ilişkin bir dava, işçinin sosyal durumu itibarıyle İİK.194 üncü maddenin gayesine uygun görülerek acele işlerden sayılmalı ve ikinci alacaklılar toplantısı beklenmeksizin yargılamaya devam edilmelidir. Bunun yanında kanunun lafzına göre davacıların müflise karşı davaya devam edeceği izlenimi hasıl olmakta ise de, masaya dahil mal ve haklar bakımından muflisin yetkisiz kalması keyfiyeti, kendisinin, müstacel de olsa bu davalara taraf olmaya devam etmesine manidir. Bu durum karşısında birinci alacaklılar toplantısı yapılmış ve iflas dairesi teşekkül etmişse, müstacel davalar ikinci alacaklılar toplantısı beklenmeden iflas idaresine karşı; birinci alacaklılar toplantısı henüz yapılmamış ve işin müstaceliyeti icabı İflas İdaresinin seçimini dahi beklemeye durum müsait değilse, bu takdirde iflas dairesi muflisin yerini alarak davaya iflasın açılmasından önce davanın görüldüğü iş mahkemesinde devam olunur. Böylece işçinin alacağının tahsili amacıyla iş mahkemesinde açılan davadan sonra işverenin iflasına karar verilmesi mahkemenin görevini etkilemez isede, işveren muflisin yerine geçecek olanı etkiler.
İflas kararı verildikten sonra işçi işçilik haklarından doğan alacağının dayanağını ve miktarını iflas idaresine bildirir. Alacaklıların alacaklarını kaydettirmeleri için İİK'nun 219/2 maddesinde öngörülen 1 aylık sürenin bitiminden sonra, iflas idaresi alacakların doğru olup olmadığını incelemeye başlar. Maddi yönden inceleme sonucu kabul edilen her alacak tespit edilen sıraya göre sıra cetveline kaydedilir. Kabul edilmeyen alacaklar da red sebebleri ile birlikte sıra cetvelinde gösterilir. İflas idaresi İİK'nun 232. maddesinde öngörülen sürede düzenlediği sıra cetvelini iflas idaresine verir ve alacaklıları aynı Kanunun 166/2 maddesindeki usule göre ilan yoluyla haberdar eder. Ayrıca iflas masasına müracaat sırasında tebliğatı gösterir adres ve tebliğat masrafları için avans yatıranlara sıra cetveli tebliğ edilir. Sıra cetveline itiraz davalarında dava açma süresi, görev ve yetki İİK'nun 235. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre dava açma süresinin ilandan itibaren başlıyacağı belirtildikten sonra, ayrıca İİK'nun 223/3. maddesi hükmünün saklı olduğu belirtilmiştir. Saklı tutulan hükme göre, iflas masasına müracaat eden alacaklılar tebliğatı kabule elverişli adres gösterir, yazı ve tebliğat masrafları için avans yatırmışlarsa sıra cetveline itiraz davası açma süresi bu alacaklılar hakkında sıra cetvelinin kendilerine tebliğinden itibaren başlar. Davanın 15 gün içinde açılması gerekmektedir.Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. İcra ve İflas Kanunu'nun 235/1. maddesine göre sıra cetveline itiraz davası iflas kararı veren Ticaret mahkemesinin bulunduğu yerdeki her hangi bir Ticaret Mahkemesinde açılabilir. Görevin belirlenmesinde dava değerinin önemi olmadığı gibi, buradaki mahkemenin yetkiside kamu düzenine ilişkindir.
Bu durum karşısında iş mahkemesinde görülmekte olan, işçi alacaklarına yönelik dava sırasında, işverenin iflası halinde dahi, İİK'nun 194. maddesi uyarınca, davaya iş mahkemesinde devam edileceği, işverenin işçi alacaklarına ilişkin dava açılmadan önce İflası halinde ise, yukarıda belirtilen şekilde hareket ile, alacağın iflas masasına kaydedilmemesi halinde, Asliye Ticaret mahkemesinde kayıt kabul davası olarak açılması gerekir.
Somut olayda davalı şirketin 28/05/2009 tarihinde iflasına karar verilmesi göz önüne alındığında dava “kayıt kabul davası” niteliğinde olup, iflasa karar verilen yerdeki Ticaret Mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi yerine, işin esasına girilerek karar verilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 27/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İcra ve İflas Hukuku
Aşağıdaki dava türlerinden hangisi, iflasın açılmasıyla birlikte duracak hukuk davaları kapsamında değerlendirilmez?
A) Alacak davası.
B) Tapu iptal ve tescil davası.
C) İstihkak davası.
D) Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan tazminat davası.
E) Sözleşmenin iptali davası.
Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.