İcra ve İflas Kanunu 196. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 196 – (Değişik: 9/11/1988-3494/42 md.)
İflasın açılması ile birlikte, iflas masasına giren alacaklarda faiz işlemeye devam eder.
Rehinle temin edilmemiş alacaklarda ticari olmayan işlerdeki faiz oranı uygulanır.
Ancak, bu maddeye göre alacaklılara tahakkuk edecek faiz ödemeleri, 195 inci maddeye göre hesaplanan ana paralar ödendikten sonra bakiyesi üzerinden yapılır.
Şarta muallak alacaklar:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
17 karar eşleşti
23. Hukuk Dairesi, 2015/5275 E., 2016/2424 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
88.318,92 TL'lik kısmına ilişkin olarak ise kayıt kabul davalarının, iflas masasına kaydı talep edilen alacak ve buna ilişkin verilen kararla sınırlı olarak incelenebileceği, iflas tarihinden sonraki faiz alacaklarının İİK'nın 196/3. maddesi uyarınca, anaparalar ödendikten sonra ödenebileceği ve masaya kaydının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
23. Hukuk Dairesi 2015/5275 E. , 2016/2424 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki kayıt kabul davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkilinin davalı müflis şirketten...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/148 E., 2009/70 K. sayılı kararı ile hüküm altına alınan 424.824,96 TL asıl alacak ile 5.759,60 TL yargılama gideri ve 25.393,00TL vekalet ücreti alacağının bulunduğunu, toplam 753.923,05 TL'nin iflas masasına kaydının talep edildiğini, müvekkilinin alacağının 526.006,32 TL'sinin kesinleşmiş mahkeme kararının sunulmasına kadar şartlı olarak kabulüne, 227.856,73 TL'lik kısmının ise iflas tarihinden sonra işleyen faiz olması nedeniyle reddine karar verildiğini, daha sonra...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kesinleşmiş kararının iflas masasına sunulduğunu, iflas masasının 28.03.2014 tarihli kararı ile kısmen kabul-kısmen ret kararı verildiğini, bu kararın 03.04.2014 tarihinde müvekkiline tebliğ olduğunu, iflas masasının 28.03.2014 tarihli kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin mahkeme kararı uyarınca hüküm altına alınan toplam alacağının, başvuru tarihine kadar işleyen faizi ile birlikte toplam 842.241,56 TL olduğunu ileri sürerek, 842.241,56 TL'nin iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı müflis şirket iflas idare memuru, davanın 15 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davacı tarafça 31.01.2013 tarihli başvuru dilekçesi ile 753.923,05 TL alacağın masaya kaydının istendiğini, iflas masasınca talep edilen alacağın 526.066,32 TL'lik kısmının kesinleşmiş mahkeme kararının sunulmasına kadar şartlı olarak kabul edildiğini, geri kalan 227.856,73 TL'nin iflas tarihinden sonra işleyen faiz olması nedeniyle reddedildiğini, dava dilekçesinde ise 842.241,56 TL'nin iflas masasına kaydının talep edildiğini, kayıt kabul davasının sıra cetvelinde reddedilen alacak kısmı için açılabileceğini, bu miktardan fazla bir alacağın dava ile talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın, İİK'nın 235. maddesi uyarınca açılan kayıt kabul davası olduğu, davacı tarafın 31.01.2013 tarihli dilekçesi ile 753.923,05 TL alacağın masaya kayıt ve kabulünü talep ettiği, iflas idaresinin 17.05.2013 tarihli kararı ile alacağın, asıl alacak, yargılama gideri, vekâlet ücreti, karar harcı ve iflas tarihine kadar hesaplanan faiz olmak üzere 526.066,32 TL'lik kısmının mahkemenin kesinleşmiş kararının sunulmasına kadar şarta bağlı olarak kabulüne, 227.856,73 TL'lik kısmının ise iflas tarihinden sonra işleyen faiz olması nedeniyle reddine karar verildiği, bu kararın 12.07.2013 tarihinde, tebliğ masrafı yatırmış olan davacı tarafa tebliğ edildiği, daha sonra davacı tarafça kesinleşme şerhli kararın sunulduğu, iflas idaresince 28.03.2014 tarihli kararı ile 526.066,32 TL'nin kayıt ve kabulüne karar verilerek şartın kaldırıldığı, davacı tarafça dava dilekçesinde 842.241,56 TL'nin iflas masasına kaydının talep edildiği, İİK'nın 235/1. maddesi uyarınca kayıt kabul davalarının, iflas masasının kararın tebliği tarihiden itibaren 15 günlük hak düşürücü süre içinde açılması gerektiği, davalı iflas idaresince, iflas tarihinden sonra işleyen faiz olduğu gerekçesiyle reddine karar verilen 227.856,73 TL'lik kısımla ilgili davanın, ret kararının tebliğ edildiği 12.07.2013 tarihinden itibaren 15 günlük hak düşürücü süre içinde açılmadığı, davacı talebinin 526.066,32 TL'lik kısmının, söz konusu alacağın iflas idaresince önce şarta bağlı olarak masaya kaydedildiği, daha sonra bu şartın kaldırıldığı, bu nedenle davacının alacağının bu kısmına yönelik dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, davacı tarafın talebinin .../...
S.2
88.318,92 TL'lik kısmına ilişkin olarak ise kayıt kabul davalarının, iflas masasına kaydı talep edilen alacak ve buna ilişkin verilen kararla sınırlı olarak incelenebileceği, iflas tarihinden sonraki faiz alacaklarının İİK'nın 196/3. maddesi uyarınca, anaparalar ödendikten sonra ödenebileceği ve masaya kaydının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Dava, kayıt kabul istemine ilişkindir.
İİK'nın 234/1. maddesi, "iflas idaresi sıra cetvelini iflas dairesine verir ve alacaklıları 166. maddenin 2. fıkrasındaki usule göre ilan yoluyla haberdar eder." hükmünü içermektedir. İflas idaresinin, sıra cetveli ile birlikte, sıra cetveli ile ilgili olan bütün bilgileri (deliller, diğer belgeler) de iflas idaresine vermesi gerekir. Bundan sonra, iflas idaresi, sıra cetvelinin iflas dairesine verildiğini ve orada alacaklıların ve (mülkiyet dışındaki) istihkak iddiası sahiplerinin incelemesine hazır olduğunu ilan eder.... İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2013, İkinci Baskı, ... sh. 1327.) Bu itibarla, yapılacak ilanda iflas sıra cetveline de yer verilmesine gerek bulunmayıp, iflas işlemlerinin yürütüldüğü iflas dairesi ve dosya numarası belirtilerek, sıra cetvelinin alacaklıların incelemesine hazır bulunduğunun belirtilmesi yeterlidir. İİK'nın 235/1. maddesinin ilk iki cümlesi "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur." hükmünü içermektedir. İİK'nın 234/2. madde hükmü uyarınca yapılan tebligat bilgi verme mahiyetinde olup, dava açma süresi bu tebligat ile başlamaz. Bu madde hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, iflas sıra cetveline itiraz davaları süreye tabi olup, bu süre kural olarak sıra cetvelinin İİK'nın 166. maddesinde gösterilen usulde ilanından itibaren işlemeye başlar. Eğer davacı aynı Kanun'un 223. maddesine göre tebliğe elverişli adres gösterir ve gerekli masrafı avans olarak yatırırsa, süre kendisine yapılan tebliğden itibaren hesaplanır. Bu itibarla sıra cetvelinin hangi tarihte hangi gazetede yayınlandığının tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklıkla belirtilmesi ve davacının tebliğe elverişli adres bildirip, gerekli avansı yatırıp yatırmadığının net olarak bilinmesi şarttır.
Öte yandan, hukuki yarar dava koşulu olup, mahkeme dava şartlarını re'sen incelemekle görevlidir. Hatta, hukuki yararın sadece dava tarihi itibariyle değil, dava devam ettiği sürece ve hükmün kesinleşmesine kadar devamı da gereklidir. HMK'nın 115/1. maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar, dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." hükmünü içermekte olup HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca, mahkemece dava şartı noksanlığının tespit edilmesi halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, İflas Dairesi'nin 24.04.2014 havale tarihli yazısında, davacı alacaklı vekilinin, iflas sıra cetvelinin tebliği için adres bildirdiği ve masraf avansı yatırdığının belirtildiği, davacı tarafından ilama dayalı 753.293,05 TL alacağının iflas masasına kayıt ve kabulünün talep edildiği, iflas idaresince kaydı talep edilen alacağın 526.066,32 TL'lik kısmının, kesinleşmiş mahkeme kararının sunulmasına kadar şarta bağlı olarak kabulüne, 227.856,73 TL'nin ise iflas tarihinden sonra işleyen faiz olması nedeniyle reddine karar verildiği, davacı tarafça daha sonra kesinleşmiş mahkeme kararının sunulduğu, bunun üzerine iflas idaresince şartın kaldırılarak alacağın şartsız kabulüne şeklinde kaydın düzeltildiği, sıra cetvelinin 12.07.2013 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacı tarafından dava dilekçesinde 842.241,56 TL'nin iflas masasına kayıt ve kabulünün talep edildiği, dava dilekçesinde talep edilen bu miktarın içinde iflas idaresince reddedilen alacak kalemi ile şartlı kabul edilip ardından şartı kaldırılarak kaydı düzeltilen alacak miktarı ve iflas masasına kayıt ve kabul başvurusunun yapıldığı tarihten sonra işleyen faizin de bulunduğu, mahkemece, iflas idaresince
.../...
S.3
reddine karar verilen 227.856,73 TL alacak yönünden davanın, İİK'nın 235/1. madde hükmü uyarınca tebliğ tarihi olan 12.07.2013 tarihinden itibaren 15 günlük hak düşürücü süre geçirildikten sonra 18.04.2014 tarihinde açıldığı, şarta bağlı olarak kabul edilen ve daha sonra şartsız olarak kaydı düzeltilen 526.066,32 TL'lik kısım yönünden, iflas masının şarta bağlı kabul kararının, iflas masasının 28.03.2014 tarihli kararı ile şartın kaldırılarak anılan kısmın şartsız kayıt ve kabulüne karar verilmesi nedeniyle davacının bu miktar yönünden dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, 88.318,92 TL'lik kısım yönünden ise, kayıt kabul davalarının, iflas masasına kaydı talep edilen alacak ve buna ilişkin verilen kararla sınırlı olarak incelenebileceği, iflas tarihinden sonraki faiz alacaklarının İİK'nın 196/3. maddesi uyarınca, anaparalar ödendikten sonra ödenebileceği ve masaya kaydının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece, kayıt ve kabulü talep edilen toplam alacağın 526.066,32 TL'lik kısım yönünden; iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verildiğinden, davacının bu miktara ilişkin kayıt kabul davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı, 227.856,73 TL'lik kısım yönünden; hak düşürücü süre içinde açılmasına ilişkin özel dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine, 88.318,92 TL'lik kısım yönünden ise; erken açılması sebebiyle reddine şeklinde hüküm kurulması gerekirken, kayıt ve kabulü talep edilen tüm alacak kalemlerine ilişkin olarak davanın reddi şeklinde hüküm kurulması doğru olmamış ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca, hüküm fıkrasının aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine (2) numralı bentte açıklanan nedenlerle, gerekçeli kararın "HÜKÜM" fıkrasının birinci paragrafındaki "Davanın" ibaresinden sonra "88.318,92 TL'lik kısım yönünden erken açılması sebebiyle, 526.066,32 TL'lik kısım yönünden HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca hukuki yarara ilişkin, 227.856,73 TL'lik kısım yönünden ise, HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca hak düşürücü süre içinde açılmamasına ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden" ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.04.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
.../...
S.4
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı vekili, üç ayrı kalemden oluşan toplam 842.241,56 TL alacağının İİK'nın 325. maddesi gereğince iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep etmiş;
Mahkmece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, üç ayrı kalemde gösterilen ve kayıt kabulü istenen tutarların her biri yönünden yaptığı inceleme ve değerlendirme sonucu, karar gerekçesinde şıklar halinde ayrıntılı gerekçe ve dayanakları da gösterilmek suretiyle, belirtilen tutarların kayıt kabul isteminin yerinde olmadığı sonucuna varılarak, kayıt ve kabulüne karar verilecek bir alacak bulunmadığından bahisle, davanın reddinin gerektiği belirtilerek, hüküm kısmında da, davanın reddine şeklinde karar verilmiş olup;
Üç kalemden oluşmasına rağmen, davacı talebinin toplam 842.241,56 TL'nin kayıt ve kabulüne ilişkin olması karşısında, gerekçe bölümünde ret gerekçeleri ayrıntılı biçimde açıklandığından, hüküm bölümünde tekraren herbir tutarın, hangi neden ve gerekçeyle reddedildiğinin yazılmasına gerek bulunmayıp, karar bu haliyle 6100 sayılı Kanun'un 297/2. maddesine uygun olduğundan, onanması gerekirken; hüküm fıkrasının düzeltilerek onanması yönündeki sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum. 1804.2016
. ...
Diğer kararlar (4)
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 196 ]
19. Hukuk Dairesi 2009/3814 E., 2009/3506 K.
19. Hukuk Dairesi 2009/3814 E., 2009/3506 K.
- FAİZ
- GEÇİCİ DAĞITIM
- SIRA CETVELİ- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 195 ]
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 196 ]
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 235 ]
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 247 ]
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 252 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki karşılıklı sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı birleşen davanın reddine, asıl davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı-davalı Ali ile davalı-davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Şikayetçi Hüsnü vekili, müvekkilinin iflas masasında kayıtlı bulunan alacağının geçici dağıtım pay cetveliyle dağıtımı sırasında avans faizi uygulanması gerekirken bunun yapılmadığını, aksi düşünülecek olursa yasal faiz oranlarının hatalı uygulandığını ve kendilerine 5.729.841,19 TL isabet ettirildiğini, oysa 7.004.531,33 TL verilmesi gerektiğini ileri sürerek;
Birleşen dosya şikayetçisi Ali ise, aynı geçici dağıtım pay cetvelinde Hüsnü'ye isabet ettirilen paranın hesaplanmasında Borçlar Kanunu'nun 84. maddesinin uygulanamayacağını, faizin iflas tarihinden itibaren değil, masaya başvuru tarihinden itibaren hesaplanması gerektiğini ve mükerrer ödemenin dikkate alınmadığını iddia ederek, geçici dağıtım pay cetvelindeki işlemin iptaline karar verilmesini talep etmişlerdir.
İcra Mahkemesince yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre, faiz başlangıcının iflas tarihi olduğu, yasal faizin dikkate alındığı ve %3,6 oranında tahsil harcı eklenmesi ve Borçlar Kanunu'nun 84. maddesinin dikkate alınması ile hesaplama yapılması sonucunda birleşen davanın reddine, asıl davanın ise kısmen kabulü ile faiz alacağının 6.902.342,34 TL olarak belirlenmesine karar verilmiş; şikayetçi Ali ile iflas idaresi tarafından temyiz edilmiştir.
1- Ali'nin müflis şirketin iflasından önce yetkilisi olduğu anlaşılmaktadır. İflasla yönetim ve temsil yetkisi sona erdiğinden pay cetvelindeki dağıtım usulüne karşı şikayet yoluna gitmekte, aktif dava (şikayet) ehliyeti bulunmamaktadır. Adı geçenin şikayetinin reddedilmesi, yukarıda özetlenen nedenle sonucu itibariyle doğru olup, temyiz isteminin de sıfat yokluğundan reddi gerekmiştir.
2- İflas idaresinin temyiz itirazlarına gelince; iflas tasfiyesinde ikinci alacaklılar toplanmasından sonra iflas idaresi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar. Bu cetvele tamamen veya kısmen kabul edilmeyen alacaklılar, sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davası açarak alacaklarını masaya yazdırabilirler. Sıra cetveline itiraz süresinin (İİK m. 235) geçirilmesi veya itiraz davası sonunda verilen kararın kesinleşmesi ile sıra cetveli kesinleşmiş olur ve artık değiştirilmesi istenemeyeceği gibi, alacağın miktarı da tartışma konusu yapılamaz.
Alacaklar sıra cetveline yazılırken İcra ve İflas Kanunu'nun 195. maddesi dikkate alınır. Bir diğer ifade ile ipotekle temin edilen alacaklar müstesna, alacaklar muaccel hale gelir ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faizler ile takip masrafları anaparaya eklenerek masaya yazılır.
İcra ve İflas Kanunu'nun 196. maddesine göre rehinle temin edilmemiş alacaklar için (başvuru değil, iflas tarihinden itibaren) yasal faiz işlemeye devam eder. Ne var ki bu faiz (ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı alacaklarına işleyen gecikme zamları), bütün alacakların tasfiyesinden sonra masada para kalırsa ödenir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 252. maddesi uyarınca iflas idaresi alacaklılara geçici dağıtımlar yapabilir.
Somut olayda davacı Hüsnü'nün alacağı masaya kaydedilmiştir.
İflas tasfiyesi sona ermediği ve İcra ve İflas Kanunu'nun 247 ila 250. maddeleri çerçevesinde masaya yazılmış asıl alacakların tamamı ödenmediği için, yapılacak geçici dağıtımda faiz hesaplanması yukarıda açıklanan ilkelere aykırıdır. Bu durumda kural olarak yapılacak iş, davacının kesinleşmiş sıra cetvelinde yazılı bulunan alacağı ile geçici dağıtım pay cetveline esas alınan toplam dağıtım tutarının oranlanması suretiyle ödenmesinden ibarettir. İcra ve İflas Kanunu'nun 196. maddesindeki açık düzenleme karşısında, (somut olayda uygulama yeri bulunmayan Borçlar Kanunu'nun 84. maddesine kıyasen) tasfiye neticelenmeden faiz ödemesi yapılması doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda 1 sayılı bentte açıklanan nedenle Ali'nin temyiz isteminin REDDİNE, 2 sayılı bentte açıklanan nedenle iflas idaresinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), peşin harcın istek halinde iadesine, 22.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2025/8 E., 2025/521 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile asıl dosya yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, birleşen dosya yönünden, mahkemenin gerekçesinde belirtildiği gibi İİK 196/1. maddesine göre iflasın açılması ile birlikte iflas masasın giren alacaklarda faizin işlemeye devam edeceği ve aynı Yasanın 193/1.
6. Hukuk Dairesi 2025/8 E. , 2025/521 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/983 E., 2024/1382 K.
ŞİKAYETÇİ : ... vekili Avukat ...
ŞİKAYET OLUNANLAR : 1- ... vekili Avukat ... 2- .. vekili Avukat ...
BİRLEŞEN 2023/783 ESAS SAYILI DOSYADA
ŞİKAYETÇİ : ... vekili Avukat ...
ŞİKAYET OLUNANLAR : 1- ... vekili Avukat ..... 2- ...vekili Avukat ...
TASFİYE MEMURU : ...
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 1. İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/766 E., 2024/123 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleşen dosyada şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. ŞİKAYET
Asıl dosyada şikâyet eden vekili şikayet dilekçesinde özetle, müvekkilinin dosya borçlusu sıfatına haiz olmayıp, ihaleye konu taşınmazların maliki olduğunu, sonuçlanan tasarrufun iptali davası neticesinde müvekkilin 4 adet taşınmazı için alacaklı tarafa haciz ve satış yetkisi verildiğini, söz konusu mahkeme kararının ardından taşınmazların satışa çıkarıldığını ve ihale neticesinde ilgili alıcılara ihale edildiğini, ihale bedellerinin dosyaya ödenmesinin ardından İstanbul 1. İcra Müdürlüğü’nün 2016/31310 Esas sayılı takip dosyasından 08.11.2023 tarihli sıra cetveli düzenlendiğini, ancak düzenlenen sıra cetvelinin hatalı olduğunu, alacak miktarları ve faizlerin ayrı ayrı gösterilmediğini, sıra cetvelindeki hatalar nedeniyle müvekkile iade edilmesi gereken tüm tutarların hatalı sıra cetvelinin iptal edilmemesi halinde sıra cetvelinde ikinci sırada yer alan şikayet olunan tarafa aktarılacağını ileri sürerek şikâyetinin kabulüne ve sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosyada şikâyet eden vekili şikayet dilekçesinde özetle; muris...terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiye edilmekte olduğunu, bu nedenle İİK'nın 193. maddesi uyarınca iflasın açılış tarihi olan 08.12.2014 tarihi itibariyle muris hakkında yapılan takiplerin duracağını, bu tarihten sonra muris aleyhine faiz işletilemeyeceği dikkate alınmadan hatalı hesaplama sonucunda tanzim olunan sıra cetvelinde, şikayet olunan alacaklıların alacak miktarları fahiş olarak belirlendiğini ve İcra İflas Kanunu'na aykırı şekilde sıra cetveli tanzim edildiğini ileri sürerek, şikâyetinin kabulü ile sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Şikayet olunan vekili asıl ve birleşen dosyada şikayetlerin reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dosyada, şikayet yoluna başvurma hakkının İİK'nın 142. maddesi gereğince yalnızca alacaklılara tanınmış olduğundan şikayet edenin aktif taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesi ile şikâyetin aktif sıfat yokluğu nedeniyle reddine, birleşen dosyada, miras bırakan Hayim Benbasat'ın en yakın mirasçılarının mirası reddi üzerine Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 24.09.2013 tarih ve E. 2013/1025, K. 2013/1963 sayılı kararı ile terekenini iflas hükümlerine göre tasfiyesine karar verildiği, İİY'nin 196/1. maddesine göre iflasın açılması ile birlikte iflas masasın giren alacaklarda faiz işlemi devam edeceği, aynı Yasanın 193/1. maddesi uyarınca takibin durması faiz işletilmesine engel olmayacağı, bu bakımdan şikayet eden borçlunun başvuruda bir hukuksal yararının bulunmadığı gerekçesi ile şikâyetin hukuksal yarara ilişkin yargılama koşulu eksiliği nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen dosyada şikayetçiler vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dosya yönünden, şikayetçinin, satışı yapılan taşınmazların maliki olup, şikayet olunan alacaklıya yalnızca borcun tahsili amacıyla haciz ve satış yetkisi verildiği, yapılan haciz ve satış işlemleri neticesinde alacaklıların sadece alacağına karşılık gelecek meblağlar üzerinde hak iddia edebileceği, varsa arta kalan tutarların satılan taşınmazların malikine iade edileceğinden davacı taşınmaz malikinin, aynen dosya borçlusu gibi alacaklının alacağının üstünde pay ayrıldığına yönelik şikayetinde hukuki yararı bulunduğundan öncelikle davanın 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde açıldığının tespiti halinde işin esasına geçilerek takip hukuku hükümlerine göre davalı alacağı hatalı hesaplanıp hesaplanmadığı, davalıya fazladan pay ayrılıp ayrılmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hukuki yanılgı ile yazılı şekilde aktif sıfat yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile asıl dosya yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, birleşen dosya yönünden, mahkemenin gerekçesinde belirtildiği gibi İİK 196/1. maddesine göre iflasın açılması ile birlikte iflas masasın giren alacaklarda faizin işlemeye devam edeceği ve aynı Yasanın 193/1. maddesi uyarınca takibin durması faiz işletilmesine engel olmayacağından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile birleşen dosya şikayetçisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Birleşen dosyada şikayetçi vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi neticesinde kanuni düzenlemelere ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına aykırı olacak şekilde iflasın açılmasının faizlerin işletilmesine engel olmayacağından şikayetin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının belirtildiği, ancak Yargıtayın kabulüne göre ve kanun maddeleri uyarınca tasfiyenin açılmasının faizlerin işletilmesine engel olmayacağı, ancak tasfiye açılış tarihinden sonra işleyen bu faizlerin alacakların tam olarak ödenip ödenemeyeceğinin bilinemediği, iflas masasının mevcudiyetinin tespit edilemediği, hal böyleyken şu aşamada 08.12.2014 tarihinden sonra işleyen faizlerin dikkate alınamayacağı, tasfiyenin açılış tarihi itibariyle işlemiş faizlerle birlikte asıl alacakların tam ödenmesine müteakip ayrı bir sıra cetveli tanzim edilmesi gerektiği, şikayet konusu sıra cetvelinin takip hukukuna aykırı ve hatalı düzenlenmesi sonucunda terekenin zarara uğrayacağını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1-) Asıl ve birleşen dosyada şikayetin konusu, İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün 2016/31310 E. sayılı dosyasında düzenlenen 08.11.2023 tarihli sıra cetveline şikayettir.
Bir sıra cetveli için muhtelif alacaklılar tarafından farklı tarihlerde, farklı alacaklılara husumet yöneltilerek şikayette bulunulmuş olsa dahi, Dairemizin yerleşik içtihatları doğrultusunda, tüm şikayetlerin birlikte incelenerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde tek bir kararla sonuçlandırılması, birbiriyle çelişik hükümlerin engellenmesi açısından ve bir dosyada verilen kararın diğer dosyanın sonucunu etkileme olasılığından kaynaklanan bir zorunluluktur.
Asıl ve birleşen dosya bakımından, yapılan istinaf başvurusu sonucunda, birleşen dosya açısından istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl dosya açısından ise istinaf başvurusunun kabul edilerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesi, yukarıda zikredilen “Aynı sıra cetveline yönelik şikayetlerin birlikte karara bağlanması gerekir.” ilkesine aykırı bulunduğundan, Bölge Adliye Mahkemesince dosyanın birinde istinaf başvurusunun esastan reddi, diğerinde ise istinaf başvurusunun kabulü kararı hukuka uygun bulunmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2-) Bozma nedenine göre birleşen dosyada şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-) Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2-) Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.02.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
- MUHALEFET ŞERHİ -
Asıl ve birleşen davalar şikayete ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi hukuki yarar yokluğundan davaların reddine karar vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi, asıl dosya bakımından kararı kaldırarak iade etmiş, birleşen dosya açısından ise başvurunun esastan reddine karar vermiştir.
Sayın çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık, asıl dosya açısından karar kaldırılmakla bu dosya bakımından temyiz incelemesinin mümkün olup olmadığı noktasında düğümlenmektedir.
Bilindiği üzere Bölge Adliye Mahkemelerinin HMKnın 353/1-a.6 maddesi gereğince vermiş olduğu kararların temyiz incelemesi mümkün değildir.
Yine davaların birleşmekle bağımsızlıklarını kaybetmeyeceği, ayrı dava olma özelliklerini sürdürecekleri Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamasıdır.
Hal böyle olunca asıl dava bakımından temyiz incelemesi mümkün olmadığından, bu dosyaya yönelik temyiz talebinin reddine karar vermek gerekirken, esasa girilerek inceleme yapılıp bozma yönünde oluşan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
6. Hukuk Dairesi, 2025/837 E., 2025/1409 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
tam metni aç
inin rüçhaniyetine karar verildiğini, alacağın geri kalan kısmı ile ilgili genel kredi sözleşmesi dışında belge sunulmadığını, alacağın yargılamayı gerektirdiğini, 1.312.726,70 TL alacak bakımından red kararı verildiğini, alacak miktarının İİK'nın 195. ve 196. maddelerine göre hasaplanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
6. Hukuk Dairesi 2025/837 E. , 2025/1409 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1220 E., 2025/21 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/878 E., 2021/492 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile müflis şirket arasında 18.07.2018 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmelerden kaynaklı müvekkili bankanın müflis şirketten 3.312.726,70 TL alacağı bulunduğunu, müflis şirket ve kefillerinin borçlarını ödememesi üzerine hesap kat ihtarı gönderildiğini, borçlu şirketin iflası üzerine 3.312.726,70 TL tutarında alacağın iflas masasına kaydedilmesinin talep edildiğini, alacağın 1.312.726,70 TL'sinin reddine karar verildiğini ileri sürerek 27.11.2020 tarihli red kararının kaldırılarak, alacağın toplam 3.312.726,70 TL olarak iflas masasına kaydına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı iflas idaresi vekili cevap dilekçesinde; davacı alacağının 2 milyonluk kısmının ipotekle teminat altına alındığını, bu miktarın tahsilde tekerür olmamak üzere kabulüne ve derecesinin rüçhaniyetine karar verildiğini, alacağın geri kalan kısmı ile ilgili genel kredi sözleşmesi dışında belge sunulmadığını, alacağın yargılamayı gerektirdiğini, 1.312.726,70 TL alacak bakımından red kararı verildiğini, alacak miktarının İİK'nın 195. ve 196. maddelerine göre hasaplanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı bankanın 05.04.2019 tarihindeki 2 adet kat ihtarında müflis şirketten toplam alacağının anapara, faiz, komisyon, BSMV dahil 2.152.460,33 TL talep ettiği, iflas tarihi itibariyle davacının alacağının 2.818.653,37 TL olduğu, davacının iflas tarihinden sonra toplamda 1.050.449,34 TL tahsilat kaydettiği ve iflas idare tarafından da hali hazırda davadan önce 2.000.000,00 TL’nin kayıt kabulüne karar verildiği, dikkate alındığında artık ortada iflas idaresinin kabul ettiğinden fazla kredi alacağı kalmadığı gibi iflas tarihinden sonra bankanın icra satış yoluyla kısmen tahsilat yaptığı ve bu tahsilatların da kayıt kabul davasında mahsubu gerektiğinden mahsup sonrası artık bakiye alacak da kalmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi tarafından müvekkil banka'nın iflas tarihi itibariyle alacağının 2.818.653,37 TL olarak hesaplandığını ancak iflas tarihi sonrası yapılan tahsilatın mahsup edilerek iflas masasına müvekkil banka alacağının 2.000.000,00 TL olarak kaydedilmesinin müvekkil Banka'yı büyük hak kaybına uğratacağını, iflas masasında garame yapılarak paylaştırma söz konusu olduğundan, iflas masası açılış tarihi itibariyle alacaklıların alacak miktarlarını belirtmesinin ve buna göre paylaştırılma yapılmasının önem arz ettiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kayıt kabul istemine ilişkindir.
Davalı müflis şirket hakkında Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/311 Esas sayılı dosyasından 12.12.2019 tarihinde iflas kararı verildiği, davacı banka tarafından 16.01.2020 tarihinde 3.313.726,70 TL alacağın iflas masasına kayıt kabulünün talep edildiği, iflas idaresince alacağın 2.000.000,00 TL'lik kısmının ipotekle teminat altına alındığını, bu miktarın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla masaya kayıt kabulüne karar verildiği, 1.312.726,70 TL bakımından yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle red kararı verildiği, dosya kapsamında alınan 08.03.2021 tarihli raporda davacı bankanın iflas tarihi itibariye alacağının 2.818.653,37 TL olarak hesaplandığı, iflas tarihinden sonra 13.08.2020 tarihinde 209.845,54 TL ve 16.11.2020 tarihinde 800.603,80 TL olmak üzere 1.050.449,30 TL tahsilat yapıldığının tespit edildiği, mahkemece iflas tarihinden sonra bankanın icra satış yoluyla kısmen tahsilat yaptığı, iflas idaresince alacağın 2.000.000,00 TL'lik kısmının masaya kaydedildiği, iflastan sonra yapılan tahsilatların davacı bankanın alacağına mahsup edilerek davacı bankanın alacağının kalmadığına karar verilmiş ise de davacı vekili tarafından 22.04.2021 tarihli celsedeki beyanında tahsilatların taşınmaz satışıyla tahsil edildiği belirtildiğine göre, bu durumda mahkemece tahsilatların ipotekli taşınmazın satışından elde edilip edilmediği hususunun araştırılarak, gerektiği takdirde ek rapor alınarak iflas masası tarafından kabul edilen ipotek alacağına mahsubunun yapılıp yapılmadığı belirlendikten sonra mahsup işleminin değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2022/2070 E., 2023/2534 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTrabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kamu alacağına faiz işletilmeyerek sıra cetveline kaydedilmiş olmasının İcra ve İflas Kanununun 196. maddesine aykırı olduğunu ayrıca alacağın rüçhanlı olduğunu ileri sürerek verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
6. Hukuk Dairesi 2022/2070 E. , 2023/2534 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1713 E., 2022/179 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Vakfıkebir Asliye Hukuk Mahkemesi(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki iflas sıra cetveline itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müflise ait iflas sıra cetvelinde alacaklarının 2. sıraya kaydedildiğini ancak rüçhanlı olduğundan 1.sıraya kaydı gerektiğini öte yandan iflas tarihinden sonra faiz hesap edilmeksizin kaydedildiğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptalini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... idaresi davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, hazine alacağının imtiyazlı olarak sıra cetvelinin 2. Sırasına kaydının usulüne uygun olduğunu, iflas tarihinden sonra davacı alacağının faiz talebinin yerinde görülmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kamu alacağına faiz işletilmeyerek sıra cetveline kaydedilmiş olmasının İcra ve İflas Kanununun 196. maddesine aykırı olduğunu ayrıca alacağın rüçhanlı olduğunu ileri sürerek verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Sıra cetveline kaydedilecek olan alacak miktarının, asıl alacak ile iflasın açıldığı tarihe kadar işlemiş olan faizlerin toplamından oluştuğu, iflasın açılmasından sonra işleyen faizlerin sıra cetvelinde gösterilmeyeceği, davacının alacağının kaynağı ödenen hibenin iadesi olup, bu alacağın kanuna göre "birinci sıra" alacaklar arasında sayılmadığı gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesindeki sebepleri ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iflas sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 195 inci ve 206 ıncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Borçlu şirket hakkında asliye ticaret mahkemesi tarafından iflas kararı verilmiş ve iflas masası oluşturulmuştur. Masaya birçok alacaklı başvurmuş olup, alacakların faizleri konusunda uyuşmazlık çıkmıştır.
İflasın alacaklılar bakımından sonuçları ve faizlerin durumu (İİK) ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) İflasın açılmasıyla birlikte, müflisin borçları kural olarak vadesi gelmiş (muaccel) kabul edilir.
B) Adi (imtiyazsız) alacaklılar için iflasın açıldığı tarihten itibaren faiz işlemesi durur.
C) Rehinle temin edilmiş alacaklarda, rehinli malın bedeli alacağı karşıladığı sürece iflasın açılmasından sonra da faiz işlemeye devam eder.
D) Vadesi gelmemiş borçların iflasın açılmasıyla muaccel hale gelmesi kuralı, taşınmaz rehni ile temin edilen borçlarda uygulanmaz.
E) İflas tasfiyesi sonunda para artarsa, adi alacaklılar iflastan sonraki dönem için de faiz talep edebilirler.
Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.