2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 201

İcra ve İflas Kanunu 201. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 201 – Müflisin borçlusu iflasın açılmasından evvel alacaklısının aciz halinde bulunduğunu bilerek masanın zararına kendisine veya üçüncü bir şahsa takas suretiyle bir menfaat temin etmek için müflise karşı bir alacak ihdas ederse bu takasa mahkemede itiraz olunabilir. Müflisin kefil olduğu borçlar:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

5 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2024/292 E., 2025/275 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
2004 sayılı Kanun'un 20.02.2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değişik Ek 1/1.
Hukuk Genel Kurulu         2024/292 E.  ,  2025/275 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2035 E., 2023/2032 K. 1.Taraflar arasındaki şikâyet isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikâyetin reddine dair verilen kararın şikâyetçi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikâyetin kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. 2. Hukuk Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonrasında gereği düşünüldü: 3. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 02.03.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle değişik 364/1. maddesi "Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen ve miktar ve değeri 10.000 lirayı geçen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir." hükmünü içermektedir. 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 6763 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle “onbin lirayı” ibaresi “kırk bin Türk lirasını” şeklinde değiştirilmiştir. 20.02.2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle “kırk bin” ibaresi “elli sekiz bin sekiz yüz” şeklinde değiştirilmiştir. 4. 2004 sayılı Kanun'un 20.02.2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değişik Ek 1/1. maddesinde 364. maddesindeki parasal sınırın 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298. maddesine göre her yıl tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması öngörülmüş ve 01.01.2023 tarihinden itibaren bu miktar 238.730,00 TL olarak belirlenmiştir. 5. 2004 sayılı Kanun'un 20.02.2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle değişik Ek 1/1. maddesinde aynı Kanun'un 363 ve 364. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır. 6. Belirtilmelidir ki bir mahkeme kararının temyiz edilip edilemeyeceği belirlenirken, temyiz hakkının doğduğu (kararın verildiği) tarihteki hukuksal durum esas alınmalı, karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükmü temyiz sınırı yönünden hangi düzenlemeyi içeriyor ise ona bağlı kalınmalıdır. Buradaki “karar” teriminin, Bölge Adliye Mahkemesinin Özel Daire bozmasına karşı verdiği direnme kararını da kapsayacağında duraksama bulunmamaktadır. 7. 2004 sayılı Kanun'un 5311 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle değişik 364/2. maddesinde ise temyiz yoluna başvurma ve incelemesinin 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (1086 sayılı Kanun) hükümlerine göre yapılacağı belirtilmiştir. 8. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 447/2. maddesi "Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır." hükmünü içermektedir. 9. Somut olayda; şikâyetçi icra mahkemesine başvurusunda sıra cetvelinde ikinci sırada alacaklı olduğunu, sıra cetveline itiraz davalarının reddedildiğini ve sıra cetvelinin kesinleştiğini, dosyada satış sonucu elde edilen paranın nemalandırılmış olduğunu, icra müdürlüğünden nemanın kendisine ödenmesini talep ettiğini ancak icra müdürlüğünce nema faizinin sıra cetveli alacaklısına ödenmesi talebinin reddine karar verildiğini ileri sürerek 03.06.2021 tarihli memurluk işleminin iptalini talep etmiştir. Şikâyetçiye sıra cetvelinde ayrılan 709.474,81 TL 04.06.2021 tarihinde ödenmiştir. İcra dosyasında 27.08.2019 ile 27.05.2021 tarihleri arasında elden edilen nema bedeli ise toplam 83.617,08 TL’dir. 10. Bölge Adliye Mahkemesince direnme kararının verildiği 27.09.2023 tarihinde temyiz edilebilirlik (kesinlik) sınırı 238.730,00 TL'dir. Bu durumda uyuşmazlık konusu değerin (83.617,08 TL) 2004 sayılı Kanun'un 364/1. maddesinde belirtilen kesinlik sınırını geçmediği anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti yoktur. 11. O hâlde Hazine vekilinin temyiz başvurusunun 2004 sayılı Kanun'un 5311 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle değişik 364. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un 366. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanun’un 352. maddesi uyarınca miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Hazine vekilinin temyiz başvurusunun 2004 sayılı Kanun'un 5311 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle değişik 364. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un 366. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanun’un 352. maddesi uyarınca miktardan REDDİNE, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Diğer kararlar (4)

8. Hukuk Dairesi, 2017/5267 E., 2017/12188 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİKnun 02.07.2012 tarih ve 6352 sayılı kanunla değişen 68/7 maddesi gereğince;
8. Hukuk Dairesi         2017/5267 E.  ,  2017/12188 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemece davalıların asıl alacağa yaptıkları itirazın kaldırılmasına, işlemiş faize ilişkin itirazın kaldırılması isteminin kısmen kabulü ile ödeme emrinde yazılı işlemiş faizin 185,96 USD’lik kısmi için davalıların işlemiş faize ilişkin itirazlarının kaldırılmasına ve şartları oluşmadığından davacı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiş, karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. İİKnun 02.07.2012 tarih ve 6352 sayılı kanunla değişen 68/7 maddesi gereğince; itirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi halinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir. İcra tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Somut olayda: davacı vekili, 15.09.2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesine dayanarak 12.11.2013 tarihinde başlattığı icra takibi ile 2012 yılı Kasım ayı kirası 5.000,00 USD kira alacağı ve işlemiş faiz toplamı 5.360,55 USD alacağın tahsili isteminde bulunmuştur. Davacı dava dilekçesinde davanın kabulü ile birlikte davalının % 20'dan az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. Takip konusu kira alacağı kira sözleşmesinde açıkça yazılı olup, davalı borçlu ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumdadır. Bu durumda alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü ile kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra tazminatına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davacı tarafın icra tazminatı isteminin reddine karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 04.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2014/5075 E., 2014/4871 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAdana 5. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesinde düzenlenmiş olup, şikayetçi hem İİK.'nın 201. maddesi anlamında takipsiz iştirak alacaklısı, hem de 206/4-C maddesi anlamında imtiyazlı alacaklıdır.
23. Hukuk Dairesi         2014/5075 E.  ,  2014/4871 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana 5. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 26/03/2013 NUMARASI : 2013/52-2013/219 Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayet olunan M.. Y.. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Şikayetçi vekili, müvekkilinin alacağı ilama bağlı nafaka alacağı olduğu halde, düzenlenen sıra cetvelinde müvekkiline pay ayrılmadığını, satış bedelinden öncelikle ipotek alacaklısı şikayet olunan bankaya pay ayrıldıktan sonra kalan paranın tamamen şikayet olunan M.. Y..'ın alacaklı olduğu icra dosyasına ödendiğini, oysaki müvekkilinin alacaklı olduğu icra dosyasına birinci sırada pay ayrılması gerektiğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini istemiştir. Şikayet olunan M.. Y.. vekili, şikayetin süresinde yapılmadığını, şikayetçinin alacağı birikmiş nafaka alacağı olduğundan imtiyazlı alacak hükmünde olmadığını savunarak, şikayetin reddini istemiştir. Şikayet olunan ... Bankası A.Ş. vekili, şikayetin süresinde yapılmadığını, müvekkili bankanın alacağının ipotekle teminat altına alınmış imtiyazlı bir alacak olduğunu ve ipotek tarihinin şikayetçinin nafaka alacağının doğduğu tarihten önce olduğunu, öte yandan birikmiş nafaka alacağının adi alacak olarak sıraya tabi tutulacağını savunarak, şikayetin reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, şikayetçinin, 31.03.2006 tarihinde açılan ve 04.05.2006 tarihinde kesinleşen dava sonucu alınan ilama dayalı birikmiş nafaka alacağı bulunduğu, şikayet olunan bankanın ipotek tarihinin ise 21.05.2004 tarihi olduğu, bu bakımdan ....Bankası A.Ş. yönelik şikayetin yerinde olmadığı, her ne kadar diğer şikayet olunan M.. Y..'ın 30.03.2007 tarihli haczi, şikayetçinin 25.08.2008 tarihli haczinden önce ise de, İİK'nın 206. maddesi uyarınca nafaka alacağı imtiyazlı alacaklardan olduğundan, düzenlenen sıra cetvelinde şikayetçiye 2. sırada yer verilmesi gerekirken, 3. sırada yer verilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle, sıra cetvelinin iptaline karar verilmiştir. Kararı, şikayet olunan M.. Y.. vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, şikayet olunan vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2- Şikayet, sıra cetvelinde sıraya ilişkindir. İİK'nın 101. maddesinin 1. fıkrası; "Borçlunun eşi ve çocukları ve vasi veya kayyımı olduğu şahıslar evlenme, velayet veya vesayetten mütevellit alacaklar için önce icrası lazım gelen takip merasimine lüzum olmaksızın ilk haciz üzerine satılan malın tutarı vezneye girinceye kadar aynı derecede hacze iştirak edebilirler. Şu kadar ki bu hak ancak haciz, vesayetin veya velayetin veya evliliğin devamı esnasında veya zevalini takip eden sene içinde yapıldığı takdirde istimal olunabilir. Bir dava veya takibin devam ettiği müddet hesaba katılmaz..." hükmünü, 3. fıkrası da; "Nafaka ilamına istinat eden alacaklı önce takip merasiminin icrasına lüzum olmaksızın her zaman aynı derecede hacze iştirak edebilir..." hükmünü içermektedir. Buna göre, bir yıllık süre ile sınırlı olmaksızın nafaka ilamına bağlı alacak için önceden takip yapılmadan her zaman hacze iştirak edilebilir. Yasadaki "her zaman" ibaresini, satış bedelinin vezneye girmesine kadar iştirak edebileceği şeklinde anlamak gerekir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 19.02.2009 tarih ve 2008/12471 E., 2009/1290 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; nafaka alacaklısı takip talebinde bulunmasına, takibi kesinleştirmesine ve bunun sonucunda kendisine kesin haciz yetkisinin gelmesine gerek olmaksızın hacizli malın paraya çevrilip bedelinin icra veznesine girmesi anına kadar hacze takipsiz iştirak etme hakkına sahiptir. Öte yandan, İİK'nın 206. maddesi, anılan Yasa'nın “İflasın hukuki neticeleri” başlıklı yedinci babında yer almaktadır. Bu madde hükmü, iflas tasfiyesi sırasında düzenlenen sıra cetvelindeki imtiyazları düzenlemekte olup, hacze iştirak hali dışında haciz yolu ile ilgili takiplerde uygulanmaz. Haciz yolu ile takiplerde bedeli paylaşıma konu malın satış tutarı bütün alacaklıların alacaklarını karşılamaya yetmezse, bir sıra cetveli düzenlenir. Haciz yolu ile takiplerde düzenlenen sıra cetvelinde kural, alacaklıların haciz tarihlerine göre sıralanmasıdır. Bunun için ilk kesin haciz sahibi alacaklı ve buna iştirak edebilecek diğer alacaklılar belirlenerek hacze iştirak dereceleri ve her derece içinde de sıralar oluşturulur. İİK'nın 140. maddesinin ikinci fıkrasında 206. maddeye atıf yapılmış ise de, bu maddedeki imtiyazların sadece aynı derecede hacze iştirak eden ve kamu alacağı sahibi olmayan alacaklılara karşı ileri sürülmesi mümkündür. Diğer bir deyişle, İİK'nın 206. maddesindeki imtiyazlar, (hacze iştirak hali hariç, İİK.m.100-101) haciz yolu ile takiplerde düzenlenen sıra cetvellerinde, sonraki tarihli haciz sahibi alacaklıyı önceki tarihli haciz sahibi alacaklının önüne geçiremez. Somut olayda, şikayetçinin, nafaka ilamına dayalı olarak satış bedelinin vezneye girmesine kadar ilk haciz olan şikayet olunan M.. Y..'ın haczine takipsiz iştirak etmesi mümkün iken, bu yolu seçmediği, Adana 10. İcra Müdürlüğü'nün 2008/4657 E. sayılı dosyası ile icra takibine başladığı, bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine haciz koydurduğu anlaşılmış olup; şikayetçinin şikayet olunan tarafından haciz konulan taşınmaz üzerine haciz koydurmasının, bu hacze iştirak iradesini içerdiğinin kabulü gerekir. Kural olarak iştirak alacaklısı, haczi koyduran takip alacaklısı ile birlikte malların satış bedelinden alacağını alır. Satış sonunda bu para, alacaklılar arasında garameten paylaşılır. Ancak imtiyazlı alacaklılar İİK.'nın 206. maddesinde düzenlenmiş olup, şikayetçi hem İİK.'nın 201. maddesi anlamında takipsiz iştirak alacaklısı, hem de 206/4-C maddesi anlamında imtiyazlı alacaklıdır. Eğer hacze takipsiz iştirak eden alacaklının alacağı İİK.'nın 206. maddesine göre imtiyazlı alacak durumunda ise, iştirak edebileceği alacaklının da aynı sırada olması halinde satış bedeli garameten paylaştırılır, iştirak edebileceği alacaklı daha sonraki bir sırada ise takipsiz iştirak alacaklısına satış bedelinden öncelikli pay ayrılır, yani bu durumda satış bedeli, hacze takipsiz olarak iştirak eden alacaklı ile ilk haczi koyduran alacaklı arasında alacakları oranında paylaştırılmaz, satış bedelinden önce, "imtiyazlı alacaklı" durumundaki alacaklı faydalanır. Eğer para artarsa ilk haczi koyduran alacaklıya verilir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 10.11.2010 tarih ve 10107 E., 12780 K. sayılı ilamı ile Dairemizin 11.10.2011 tarih ve 580 E., 983 K sayılı ilamı bu yöndedir. Bu durumda mahkemece, yukarıdaki açıklama ve ilkelere uygun olarak şikayetçinin haczinin, ilk haciz sahibi şikayet olunan M.. Y..'ın ilk sıradaki haczine iştiraki koşullarının oluştuğu, aynı derece içerisinde şikayetçinin İİK.'nın 206/4-C maddesindeki imtiyazı nedeniyle satış bedelinden öncelikli olarak faydalanması, para artması durumunda şikayet olunana verilmesi gerektiği gerekçede belirtilerek, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, şikayetçi ve anılan şikayet olunanın aynı derece içerisinde farklı sıralarda yer almaları gerektiği gözardı edilerek ve şikayetçi ile anılan şikayet olunanın aynı derece içerisinde, ancak şikayetçinin ilk sırada olduğu belirtilmeden şikayetçinin 2. sıraya alınması suretiyle hüküm kurulması, sonucu etkilememekle birlikte anılan yasa hükmünü ve ilkeyi tam olarak karşılamadığından, kararın gerekçe yönünden bozulması gerekmiştir. Öte yandan, sıra cetveline yönelik şikayetlerde İcra Mahkemesi, önüne gelen şikayetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, düzenlenecek yeni sıra cetvelinde sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirtmesi, diğer anlatımla alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptaması, hukuka uygun olmayan kısımları göstermesi, bu çerçevede işlem yapılması için icra müdürüne talimat vermesi (İİK. m.17/I) gerektiğinden, iptal nedenlerinin gerekçede belirtilmesi ve sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, hüküm fıkrasında, gerekçede yer alması gereken sıralamanın ya da paylaştırmanın nasıl yapılacağının gösterilmesi, özel olarak İİK'nın 17/1. maddesine ve genel olarak ta hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir sözün tekrar edilmemesine ilişkin HMK'nın 297/2. maddesine aykırı olduğu gibi, icra müdürünün yerine geçilmek suretiyle mahkemece sıra cetvelinin düzenlenmesi anlamına da geldiğinden doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle şikayet olunan M.. Y.. vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayet olunan yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi, 2012/4260 E., 2012/10895 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Bu durumda İİK.nun 97/a ../... -2- 2012/4260 2012/10895 maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararına bulunduğundan mülkiyet karinesi aksinin davacı 3.
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi         2012/4260 E.  ,  2012/10895 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVACI (3.Kişi): ... DAVALI(Alacaklı):... (Borçlu) : ... Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı 3. kişi vekili, Çorlu 1. İcra Müdürlüğünün 2009/12659 sayılı takip dosyasından 28.7.2011 tarihinde haczedilen balya makinasının mülvekkiline ait olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı alacaklı vekili, borçlunun Misinli Köyünde saman balya makinası ile saman bağladığı duyumunu aldıktan sonra borçlunun ikamet ettiği Misinli Köyünde haciz yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece haczin 3. kişinin elinde yapıldığı, haczedilen mehkulün borçluya ait olduğuna dair herhangi bir belge bulunamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık, 3. kişinin İİK.nun 96. vd maddelerine dayalı istikhak davasına ilişkindir. Haciz, 29.7.2011 tarihinde borçluya ödeme emri tebliğ edilen adresten farklı bir adreste Misinli Köyü mevkiindeki tarlada gerçekleştirilmiş ise de haciz mahallinde hazır bulunan ... isimli şahsın, haczedilen saman balya makinasının borçlu ... 'ya ait olduğunu beyan ettiği anlaşılmaktadır. İİK.nun 8/3 maddesi uyarınca 29.7.2011 tarihli haciz tutanağı aksi sabit oluncaya kadar geçerli olup mahcuz makinanın borçlunun elinde haczedildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda İİK.nun 97/a ../... -2- 2012/4260 2012/10895 maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararına bulunduğundan mülkiyet karinesi aksinin davacı 3. kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ortaya konulması gerekir. Mahkemece haciz tutanağındaki beyanlar arasındaki çelişki giderilmediği gibi davacı 3. kişinin dayandığı borcun doğumundan sonraki tarihi taşıyan 1.7.2011 tarihli fatura dipkoçanının faturayı düzenleyen şirketten getirtilerek şirket yetkilisininin dinlenilmesi gerektiğinden bu şirketin ticari defterlerin de, faturanın ve envanterinde mahcuzun kayıtlı olup olmadığı bilirkişiye tesbit ettirilmeden eksin inceleme ile hüküm kurulmuştur. Bu durum usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 11.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
19. Hukuk Dairesi, 2013/4044 E., 2013/8610 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK'nun 67/2 maddesindeki “yüzde kırkından” ibaresi, 02.07.2012 tarihinde ve 6352 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile “yüzde yirmisinden” şeklinde değiştirilmiştir.
19. Hukuk Dairesi         2013/4044 E.  ,  2013/8610 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - İİK'nun 67/2 maddesindeki “yüzde kırkından” ibaresi, 02.07.2012 tarihinde ve 6352 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile “yüzde yirmisinden” şeklinde değiştirilmiştir. İİK'nun 67. maddesinde değişiklik yapan 6352 sayılı Kanun'un 11. maddesi 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 6352 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile İİK'na eklenen geçici 10. maddeye göre, bu Kanunun ilgili hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılan takip işlemleri hakkında değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam edilir. Geçici 10. maddedeki “takip işlemleri” ibaresini takip talebi olarak anlamak gerekir. Bu durumda 6352 sy. Kanun'un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihinden önce yapılmış olan icra takipleri üzerine açılan ve açılacak olan itirazın iptali davalarında icra inkar tazminatı asgari %40 olarak uygulanacaktır. 6352 sy. Kanun'un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihinden sonra yapılan icra takipleri üzerine açılacak itirazın iptali davalarında icra inkar tazminatı asgari %20 olarak uygulanacaktır. Somut olayda davacının başlattığı takibin tarihi 01.12.2010 olup, 6352 sy. Kanun'un 38. maddesi ile İİK'na eklenen geçici 10. madde uyarınca davacı lehine %40 inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi anılan yasa hükmüne aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İcra ve İflas Hukuku

Konkordato mühleti içinde, **alacaklıların** sahip olduğu "takas" hakkı ile ilgili kural nedir?

A) Mühlet içinde takas yapılamaz.
B) Sadece rehinli alacaklılar takas yapabilir.
C) Alacaklı, alacağı mühletten önce doğmuşsa, mühlet içinde de takas hakkını kullanabilir (İİK m. 200-201 kıyasen).
D) Takas için borçlunun rızası gerekir.
E) Takas sadece iflas halinde mümkündür, konkordatoda mümkün değildir.