2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 202

İcra ve İflas Kanunu 202. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 202 – Müflisin kefil olduğu borçlar vadeleri gelmese bile masaya zimmet olarak kaydolunur. Masa ödediği para nispetinde asıl ve müşterek borçluların alacaklıları yerine geçer (Borçlar Kanunu 496.) Asıl borçlunun veya müşterek borçlulardan birinin iflası halinde 203 ve 204 üncü maddeler tatbik olunur. Müşterek borçluların bir zamanda iflası:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

5 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2023/266 E., 2023/1164 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Para cezasının oranına ilişkin değişikliğin, ne zaman, ne şekilde uygulanacağına ilişkin olarak İİK'nın 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa'nın 33. maddesi ile eklenen GEÇİCİ MADDE 18/4.
12. Hukuk Dairesi         2023/266 E.  ,  2023/1164 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki ihalenin feshi şikayeti nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine, ihale bedelinin %10 oranında para cezasının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına karar verilmiştir. Kararın borçlular vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, kamu düzenine aykırılık bulunmayan İlk Derece Mahkemesince verilen kararın yerinde olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlular vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Şikayetçi/borçlular vekili dava dilekçesinde; satışa esas alınan muhammen bedelin taşınmazın gerçek değerinden düşük olup bu husus mahkemece keşif yapılarak tespit edilmesi gerekirken doğrudan davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taşınmaz için icra dosyasından alınan kıymet takdirine karşı taraflarınca kıymet takdirine itiraz davası ikame edilmiş, alacaklı banka vekilinin satış bedelinden çok daha yüksek olan teklifi değerlendirmeye alınmamış olup, taşınmazın en çok artırana ihale edilmediğini, alacaklı vekili tarafından 10.040.000-TL teklif edildiğini, ikinci en yüksek teklifin ise 1.155.000,00 TL olduğunu mükellefiyetler listesi düzenlenmediğini ilgililere tebliğ edilmediğini ileri sürerek ihalenin feshini talep etmişlerdir. II. CEVAP 1.Davalı alacaklı vekili cevap dilekçesinde; kıymet taktirine itiraz üzerine kıymetin kesinleştiğini, peyin kendileri tarafından alacağa mahsuben 1.040.000,00 TL (Bir Milyon Kırk Bin Türk Lirası) olarak sürüldüğünü, bu hususta gerektiğinde satışı gerçekleştiren İcra Müdürü ve tellalın tanık sıfatıyla dinlenebileceğini, davacıların iddia ettiği gibi bir pey sürülmediğini, hatta peyi (1.040.000,00 - Bir Milyon Kırk Bin Türk Lirası) sürmelerinden sonra da satışın devam ettiğini, pey sürme işlemlerinin diğer ihale katılımcıları tarafından da gerçekleştirilmeye devam ettiğini, satış hazırlıklarının tamamlanmadığı yönündeki iddialarının soyut olduğunu belirterek davanın reddine, borçluların ihale bedelinin %10 oranında para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı ihale alıcısı cevap dilekçesinde; en yüksek teklifi kendisinin verdiğini, ihale öncesi ve ihale aşamasındaki tüm uygulamaların İcra Müdürlüğünce yasalar çerçevesinde yürütüldüğünü, alacaklı banka vekilinin ilk arttırma bedelini 1.040.000,00 TL olarak ifade ettiğini, 10.040,00 TL olmadığını, ihale salonundaki kameralar sesli kayıt yapıyorsa bu durumun tespit edilebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kıymet taktirine itirazın reddine karar verilerek kesinleştiği, kıymet takdirinin kesinleşmesinden ihale tarihine kadar İİK.128.madddesinde düzenlenen 2 yıllık sürenin dolmamış olduğu gibi, bu süreç içinde gayrimenkulün kıymetine etki edecek olağanüstü bir değişiklik de olmadığı, ihaleye 4 kişi katılmış ve sürülen pey neticesinde anılan taşınmazın 1.040.000,00 TL'den başlayan teklifler ile en son 1.155.000,00 TL'ye Davalı/3.Şahıs ...'a ihale edildiği, ihaleye konu gayrimenkul üzerindeki kısıtlamalar ve takyidatların hem satış şartnamesinde hemde ilanda yer aldığı, ihaleye konu taşınmazda İİK 128/1 kapsamında bir mükellefiyet bulunmadığı, ihaleye hazırlık işlemlerine ilişkin her türlü şikayet, taraflara tebliğden itibaren 7 gün içinde yapılmak zorunda olup davacıların gayrimenkulün satış işlemlerinin usulsüz olduğu yönündeki itiraz ve şikayetlerini bu süre içinde yapmaları gerektiği, bu süre içinde yapılmayan ihaleye ilişkin şikayetlerin daha sonra dinlenmesi de hukuki olarak mümkün olmadığı, gerek ihale hazırlık işlemlerinde, gerekse ihale sırasında usul ve yasaya aykırı bir durum gerçekleşmediği gerekçeleri ile davanın reddine, ihale bedelinin %10 oranında para cezasının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlular vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Borçlular vekili istinaf dilekçesinde;satışa esas alınan muhammen bedel taşınmazın gerçek değerinden düşük olup bu husus mahkemece keşif yapılarak tespit edilmesi gerekirken doğrudan davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taşınmaz için icra dosyasından alınan kıymet takdirine karşı taraflarınca kıymet takdirine itiraz davası ikame edilmiş, alacaklı banka vekilinin satış bedelinden çok daha yüksek olan teklifi değerlendirmeye alınmamış olup, taşınmazın en çok artırana ihale edilmediğini, alacaklı vekili tarafından 10.040.000,00 TL teklif edildiğini, ikinci en yüksek teklifin ise 1.155.000-TL olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı, davacı tarafın, satış ilanı tebliğ ile 10.06.2021 tarihinde satış ilanından haberdar olmakla, bu tarihten itibaren 7 günlük yasal süre içerisinde satış ilanına yönelik şikayette bulunmadığından sonradan bu hususları ihalenin feshi sebebi olarak ileri süremeyeceği, kıymet taktirinin itiraz sonucu kesinleştiği, pey tutanağında maddi hata sonucu davalı alacaklı tarafın sürdüğü peyin, sehven bir tane sıfır fazla yazılmak suretiyle hatalı yazıldığı, bu hususun ihalenin feshine sebebiyet verecek nitelikte olmadığı, re'sen incelenecek sebepler bakımından da ihalenin feshini gerektirir bir durum bulunmadığı, İİK'nın 134. Maddesi uyarınca, davacı taraf aleyhine para cezasına hükmedilmesi için gerekli yasal koşullar da oluştuğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlular vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri İstinaf dilekçesindeki sebepler aynen tekrar edilerek kararın bozulmasını talep etmiştir C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, usul ve yasaya aykırı yapılan ihalenin feshi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.İİK'nın ihalenin feshi şikayetine ilişkin usül ve esasları belirten 134. maddesine 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa'nın 27. maddesi ile eklenen fıkra ile; "İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir. Ancak ihalenin feshi talebinin usulden reddi gereken hâllerde duruşma yapılmadan da karar verilebilir. İcra mahkemesi; 1. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler dışında kalan kişilerce talep edilmesi nedeniyle, 2. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler bakımından feragat nedeniyle, 3. İşin esasına girerek, talebin reddine karar verirse ihalenin feshini talep edeni feshi istenen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûm eder. " hükmü getirilmiştir. 2.Düzenlemenin gerekçesi, ihalenin feshi talebi yukarıdaki sebeplerle reddedilen davacının ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre para cezasının taktir edilebilmesini sağlamaktır. 3. Mahkeme, para cezasına hükmedecekse oranını davacının ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre ölçülü şekilde belirlemelidir. 4. Para cezasının oranı, hem istinaf aşamasında, hemde temyiz aşamasında re'sen değerlendirilir. 5. Para cezasının oranına ilişkin değişikliğin, ne zaman, ne şekilde uygulanacağına ilişkin olarak İİK'nın 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa'nın 33. maddesi ile eklenen GEÇİCİ MADDE 18/4. maddesi; "134 üncü maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında uygulanmaz. Ancak, ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûmiyete ilişkin hüküm görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında da uygulanır. Temyiz kanun yolu incelemesi aşamasında bulunan dosyalar bakımından para cezasının oranına ilişkin olarak yapılan değişiklik tek başına bozma nedeni yapılamaz. Yargıtay değişikliği uygulamak suretiyle hükmü düzeltebilir." hükmünü içermektedir. 3. Değerlendirme 1-Şikayetçi borçlu ... Oto Ticaret ve Sanayi A.Ş.’nin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, şikayetçinin ihalenin feshi talebinin reddine yönelik temyiz itirazları ile aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Şikayetçi borçlu ... Oto Ticaret ve Sanayi A.Ş. aleyhine taktir edilen para cezasına ilişkin re'sen yapılan değerlendirmede; Yukarıda geçen yasal düzenlemeler ve lehe değişiklik dikkate alınarak ihalenin feshi talebinin esastan reddi nedeni ile şikayetçi aleyhine hükmedilen para cezasının oranı değerlendirildiğinde; Somut uyuşmazlıkta, şikayetçi/borçlular aleyhine ihale bedelinin %10'u oranında para cezasına hükmedilmiş ise de, 7343 sayılı Kanun'la değişik İİK'nın 134/5-3 maddesi gereğince fesih gerekçeleri ve fesih isteyenin sıfatı gözönünde bulundurulduğunda davanın ihale sürecini uzatmaya matuf olmadığı görülmekle, Anayasa'nın 13. maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesi de nazara alınarak ihale bedelinin %10'u olarak belirlenen para cezasının %5 oranında belirlenmesinin hak, nesafet ve ölçülülük ilkelerine uygun olacağı anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının para cezası yönünden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. 2-Borçlulardan ... ve ... yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; İİK'nın 134. maddesinin 2. fıkrasında; "İhalenin feshini, Borçlar Kanunu'nun 226. maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere, yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenlerin" isteyebileceği hususu düzenlendikten sonra, aynı madde ayrıca "...talebin reddine karar verilmesi halinde icra mahkemesi davacıyı feshi istenilen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkum eder. Ancak işin esasına girilmemesi nedeniyle talebin reddi halinde para cezasına hükmolunamaz" hükmüne yer verilmiştir. Anılan hükme göre "tapu sicilindeki ilgililer" de hukuki yararları olmak kaydı ile ihalenin feshi şikâyetinde bulunabilirler. Ancak tapu sicilindeki ilgililerden tapu sicil kaydında yazılı olan ve tapu sicil kaydının incelenmesi ile görülebilen kişiler anlaşılmalıdır. Tapu sicilindeki ilgililere örnek olarak ipotek alacaklıları, irtifak hakkı sahipleri, haciz alacaklıları, paylı mülkiyet satışında taşınmazın diğer paydaşları, tapu siciline şerh verilmiş ön alım, alım ve geri alım hakkı sahipleri ile tapu siciline şerh verilmiş olan taşınmaz satış vaadi alacaklısı cebri satışı da önleyecek şekilde lehine ihtiyati tedbir kararı almış olan kişiler verilebilir. "Tapu sicilindeki ilgililer" kapsamına tapu sicilinde tescil edilmemiş mülkiyet veya sınırlı ayni hak sahipleri girmez ve yorum yolu ile de tapu sicilindeki ilgililer kavramı genişletilemez. Somut olayda, Çanakkale 3. İcra Dairesi’nin 2019/13457 Esas sayılı icra takip dosyası ile alacaklı banka tarafından kredi sözleşmesinin asıl borçlusu ... Oto Ticaret ve Sanayi A.Ş. ile, ..., ipotekli taşınmaz malikleri ... ve dava dışı ... aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi başlatıldığı, şikayete konu 306 Ada 4 Parsel 39 numaralı bağımsız bölümün satışı yoluna gidildiği ve şikayetin, ipotekli taşınmaz maliki ... Oto Ticaret ve Sanayi A.Ş. adına kayıtlı taşınmaza ilişkin olduğu; şikayetçiler ... ve ...’un Kredi Sözleşmesinin asıl borçlusu ve satışa konu ipotekli taşınmazın maliki olmayıp, ...’un müteselsil kefil, ...’un müteselsil kefil ve ipotek verilen diğer taşınmazın (şikayete konu olmayan) maliki olduğu, tapu sicilindeki ilgili veya ihaleye pey süren kişi de olmadıkları görülmektedir. Şikayetçi ...’un asıl borçlu lehine taşınmazını ipotek veren taşınmaz maliki olarak takipte yer aldığı görülmüş ise de kendi adına kayıtlı olmayan taşınmaza ilişkin ihalenin feshini talep etmesinde aktif husumet ehliyetinin (şikayet hakkının) bulunmadığının kabulü gerekir. Yukarıda yazılı maddede, ihalenin feshini isteyebilecek ilgililer sınırlı olarak sayılmıştır. Bu durumda şikayetçiler ... ve ...’un ihalenin feshini talep etmesinde aktif husumet ehliyetinin (şikayet hakkının) bulunmadığının kabulü gerekir. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d maddesi uyarınca, şikayet hakkı bulunmayan şikayetçilerin açtığı davada dava şartı gerçekleşmediğinden, bu hususun her aşamada kamu düzeni nedeniyle re'sen değerlendirilmesi gerekmektedir. O halde, İlk Derece Mahkemesince, ihalenin feshi talebinin, şikayetçiler ... ve ... yönünden aktif husumet (şikayet hakkının) yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile esastan reddi doğru değil ise de sonuçta istem reddedildiğinden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Ancak istemin, İİK'nın 134/2. maddesi uyarınca şikayetçinin aktif husumet ehliyetinin (şikayet hakkının) bulunmaması nedeniyle reddi halinde işin esasına girilmemiş olacağından, aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca şikayetçiler ... ve ... aleyhine para cezasına hükmedilemeyeceğinden mahkemece şikayetçinin para cezasına mahkum edilmesi isabetsiz ise de; anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Borçluların temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nin 16.11.2022 tarih ve 2022/727 E. - 2022/2699 K. sayılı kararının, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddeleri uyarınca (KALDIRILMASINA), 2- Çanakkale İcra Hukuk Mahkemesi’nin 09.12.2021 tarih ve 2021/ 915 E. - 2021/995 K. sayılı kararının hüküm fıkrasının para cezasına ilişkin ikinci paragrafında yer alan “İİK’nın 134/2 maddesi gereği ihale bedelinin %10 tutarında para cezasının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına” cümlesinin tamamen silinerek karar metninden çıkartılmasına, yerine; “İİK’nın 134/2 maddesi gereği ihale bedelinin %5'i tutarında para cezasının davacı ... Oto Ticaret ve Sanayi A.Ş.’den alınarak hazineye irat kaydına” cümlesinin yazılmasına İlk Derece Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2 ve 7343 sayılı Yasa'nın 33.maddesi ile eklenen GEÇİCİ MADDE 18/4. maddelerinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (M) Üye Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı : İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte şikayetçi şirket kredi borçlusu, ..., ... ipotek veren üçüncü kişi olup borçlu şirket ile birlikte takibin borçlu tarafından mecburi takip arkadaşı durumundadırlar. İhalenin feshi istemine konu taşınmaz borçlu şirkete ait olup, 16.11.2021 tarihinde 1.155.000,00 TL bedelle ...'a ihale edildiği görülmüştür. Her ne kadar ihalenin feshini isteyen ... ve ... ihaleye konu taşınmaz tapu kaydında İİK 134/2 maddesinde yazılı "tapu sicilindeki ilgililer" kapsamında değil iseler de takip talebinde borçlu olarak yer aldıkları için İİK 134/2 maddesinde yazılı borçlu olduklarından ihalenin feshini şikayetinde bulunma hakları vardır. Borçlu şirket takibe konu borçtan kredi sözleşmesi ile şahsen borçlu gerçek şahıs olan ipotek veren üçüncü kişiler taşınmazları ile aynen sorumlu olup aynı zamanda kredi sözleşmesinde müteselsil kefil konumundadırlar. Borçlu şirkete ait ipotekli taşınmazın ihalesinin feshinde hukuki yararları bulunmaktadır. Çünkü borçlu şirkete ait taşınmaz ihalede ne kadar yüksek bedelle alıcı bulur ise aynı borçtan taşınmazları ipotekli olduğu için o miktar kadar ipotek borcu azalacaktır. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin esastan reddi kararının onanması görüşünde olduğumdan; şikayetçi ... ve ...'un şikayet hakları bulunduğu için usulden reddi ve İİK 134/2. maddesine göre para cezası verilmemesi şeklinde düzeltilerek onanması kararına katılamıyorum.27.02.2023

Diğer kararlar (4)

12. Hukuk Dairesi, 2022/13243 E., 2023/865 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Para cezasının oranına ilişkin değişikliğin, ne zaman, ne şekilde uygulanacağına ilişkin olarak İİK'na 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa'nın 33. maddesi ile eklenen GEÇİCİ MADDE 18/4.
12. Hukuk Dairesi         2022/13243 E.  ,  2023/865 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki ihalenin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddi ile ihale bedelinin %10'u oranında idari para cezasının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına karar verilmiştir. Kararın borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı borçlu vekili dava dilekçesinde; ... 10. İcra Müdürlüğü'nün 2019/1047 Esas sayılı dosyası ile başlatılan takip kapsamında yazılan talimat uyarınca ... ... Gayrimenkul satış İcra Dairesi'nin 2021/603 Talimat sayılı takip dosyasında 03.02.2022 tarihli ihalede ... ili ... İlçesi, ... Mahallesi 63 ada 5 parsel D Blok 1 numaralı bağımsız bölümün satıldığını, satış ilanının davacıya tebliği ile satış tarihi arasında geçen 21 günlük sürenin satışa katılımın artırılmasını sağlamak için makul süre olmadığını, taşınmazın değerinin ve borcun yüksek olduğunu, bu nedenle yapılacak hazırlıkların daha fazla zaman alacağını, icra emrinin davacıya tebliğinin usulsüz olduğunu, satış ilanı ve satış şartnamesinde satışa konu taşınmazın önemli nitelik ve vasıflarının yazılmadığını, bu durumun katılımı etkilediğini, KDV oranı %1 ya da % 8 olması gerekirken % 18 olarak belirlendiğini, ihale salonu önünde katılımcı sıfatı ile 10-12 kişi olmasına rağmen sadece 5 kişinin ihaleye katıldığını, bazı kişilerin ihaleye katılmak isteyenlere ihaleye katılmamaları hususunda bir takım vaatlerde bulunduklarını, ihaleye katılanlar arasında yakın arkadaş ve hısımlık ilişkileri olduğundan birlikte hareket ederek taşınmazın gerçek değerinin altında satılmasını sağladıklarını, icra müdürlüğü tarafından nakdi teminat kabul edilmemesinin teminat miktarının yüksek olması, nemalandırılmaması ve teminat bedelinin geç iade edilmesi riski nedeni ile ihaleye katılımı azalttığını, pey sürme devam ederken ihale süresi tamamlanmadan ihalenin kapandığını belirterek davanın kabulü ile ihalenin feshini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı alacaklı banka vekili cevap dilekçesinde; satış ilanının davacıya tebliği ile satış tarihi arasındaki sürenin makul süre olduğunu, taşınmazın muhammen bedeline çok yakın bir bedelle satıldığını, icra emrinin tebliği işleminin usulüne uygun olduğunu, davacının satışa hazırlık niteliğindeki iddialarına ilişkin olarak yasal süresi içerisinde şikayet yoluna başvurmadığını, ihaleye fesat karıştırıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını bildirerek, davanın reddine, davacının ihale bedelinin %10 oranında para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile satış ilanının borçluya 10.12.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve ihalenin 03.02.2022 tarihinde yapıldığını, tebligat ile satış günü arasında geçen sürenin makul süre olduğunu, şikayet dilekçesinde borçluya yapılan tebligatın usulsüz olduğu yönünde bir iddianın da bulunulmadığını, icra emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği iddiasının ihalenin feshi nedenleri arasında yer almadığını, kaldı ki, davacıya satış ilanının usulüne uygun tebliğ edildiğini, davacı tarafça satış ilanın usulsüz tebliğ edildiğininde ileri sürülmediğinden süresinde şikayet edilmeyen satış öncesi işlemler kesinleştiğinden, artık bu hususa dayalı olarak ihalenin feshinin istenemeyeceğini,söz konusu ihaleye 6 kişinin katıldığı, ihaleye bizzat katılan tanık ...'nın ihale anında herhangi bir usulsüzlüğün bulunmadığı yönündeki beyanı karşısında diğer tanığın ihalenin usulüne uygun yapılmadığı yönündeki beyanlarına itibar edilmediğini, resen yapılan incelemede de ihalenin feshini gerektirecek neden olmadığından davanın reddine, İhale bedelinin %10'u oranında ( 3.620.000,00-TL x %20 ) idari para cezasının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına karar karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı borçlu vekili, satış ilanının davacıya tebliği ile satış tarihi arasında geçen 21 günlük sürenin müşteri bulma borcu ödeyebilmek için para temin etmek amacı ile hazırlık yapabilmek ve satışa katılımın artırılmasını sağlamak için makul süre olmadığını, taşınmazın değerinin ve borcun yüksek olduğunu, bu nedenle yapılacak hazırlıkların daha fazla zaman alacağını, icra emrinin davacıya tebliğinin usulsüz olduğunu, ihale salonu önünde katılımcı sıfatı ile 10-12 kişi olmasına rağmen sadece 5 kişinin ihaleye katıldığını, ihaleye katılanlar arasında yakın arkadaş ve hısımlık ilişkileri olduğundan birlikte hareket ederek taşınmazın gerçek değerinin altında satılmasını sağladıklarını, ihale katılımcısı ...'nın pey sürmeye devam ederken ihale süresi dolmadan ihalenin kapatıldığını, bu kişinin tanık olarak beyanda bulunduğunu ancak ihale bittikten sonraki tavırları ile uyuşmayan çelişkili ifade verdiğini, mezat salonunun kapısında polis olduğunu bildirdiğini, oysa sadece bir adliye güvenlik personeli bulunduğunu, bu nedenle tanığın menfaat sağladığını düşündüklerinden beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, tanık ...'ın beyanda bulunurken davalı ihale alıcısı avukatı ile zapta geçmeyen sözlü bir tartışma yaşadığını, tanığın adı geçen avukatın bakışlarından rahatsız olduğunu dile getirmesi üzerine tartışma başladığını, tanık Kasım'ın " 12-13 Milyonluk yeri 3,5 Milyona satın aldınız, ayıptır tüm bildiklerimi anlatayım mı" dediğini, bu tartışmanın bile akıllarda şüphe uyandırdığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, satış ilanının davacıya 13.01.2022 tarihinde tebliğ edildiği davacının da kabulünde olup, bu tarih ile satış tarihi arasındaki 21 günlük sürenin makul süre olarak kabulünün hakkaniyete ve yerleşik içtihatlara uygun olduğunu, icra emrinin tebliği işleminin usulsüzlüğü iddiasının ihalenin feshi davasında incelenmesine olanak bulunmadığını, ihaleye fesat karıştırıldığı iddiasına ilişkin olarak dinlenen tanıklardan ihale katılımcısı ...'nın beyanında herhangi bir usulsüzlük görmediğini beyan ettiği, tanık ...'ın ise ihale katılımcısı ...'nın arkadaşı olarak ihaleyi kapının önünden seyrettiğini, pey devam ederken ihalenin bitirildiğini bildirdiği, sorulması üzerine pey sürmenin ihale alıcısı ile Muhammet arasında olduğunu söylediği, bu durumda bizzat ihaleye katılan ve pey sürerken ihaleye son verildiği bildirilen tanık ...'nın beyanlarına itibar edilmesinde isabetsizlik bulunmadığını, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde, tanık Muhammet'in menfaat sağladığını iddia etmiş ise de, tüm dosya kapsamına yansıyan ve bu iddiayı ispata yarayan bir husus bulunmadığı gibi anılan tanığın ifadesine itibar edilmesine engel bir olguya da rastlanmadığını, duruşma esnasında davalı vekili ile tanık Kasım arasında geçtiği iddia edilen konuşmaların doğruluğu kabul edilse dahi, bu durum tanık Muhammet'in ifadesine itibar edilmeyerek tanık Kasım'ın beyanına dayanılmasını gerektirecek bir husus olmayıp davacı vekilinin istinaf nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı borçlu vekili istinaf sebebi olarak ileri sürülen hususlarla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ihalenin feshi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.İİK'nın ihalenin feshi şikayetine ilişkin usül ve esasları belirten 134. maddesine 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa'nın 27. maddesi ile eklenen fıkra ile; "İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir. Ancak ihalenin feshi talebinin usulden reddi gereken hâllerde duruşma yapılmadan da karar verilebilir. İcra mahkemesi; 1. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler dışında kalan kişilerce talep edilmesi nedeniyle, 2. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler bakımından feragat nedeniyle, 3. İşin esasına girerek, talebin reddine karar verirse ihalenin feshini talep edeni feshi istenen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûm eder." hükmü getirilmiştir. 2. Düzenlemenin gerekçesi, ihalenin feshi talebi yukarıdaki sebeplerle reddedilen davacının ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre para cezasının taktir edilebilmesini sağlamaktır. 3. Mahkeme, para cezasına hükmedecekse oranını davacının ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre ölçülü şekilde belirlemelidir. 4. Para cezasının oranı, hem istinaf aşamasında, hemde temyiz aşamasında re'sen değerlendirilir. 5. Para cezasının oranına ilişkin değişikliğin, ne zaman, ne şekilde uygulanacağına ilişkin olarak İİK'na 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa'nın 33. maddesi ile eklenen GEÇİCİ MADDE 18/4. maddesi; "134 üncü maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay'da görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında uygulanmaz. Ancak, ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûmiyete ilişkin hüküm görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında da uygulanır. Temyiz kanun yolu incelemesi aşamasında bulunan dosyalar bakımından para cezasının oranına ilişkin olarak yapılan değişiklik tek başına bozma nedeni yapılamaz. Yargıtay değişikliği uygulamak suretiyle hükmü düzeltebilir." hükmünü içermektedir. 3. Değerlendirme 1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, şikayetçinin ihalenin feshi talebinin reddine yönelik temyiz itirazları ile aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Davacı aleyhine taktir edilen para cezasına ilişkin re'sen yapılan değerlendirmede; Yukarıda geçen yasal düzenlemeler ve lehe değişiklik dikkate alınarak ihalenin feshi talebinin esastan reddi nedeni ile şikayetçi aleyhine hükmedilen para cezasının oranı değerlendirildiğinde; Somut uyuşmazlıkta, şikayetçi/borçlu aleyhine ihale bedelinin %10'u oranında para cezasına hükmedilmiş ise de, 7343 sayılı Kanun'la değişik İİK'nun 134/5-3 maddesi gereğince fesih gerekçeleri ve fesih isteyenin sıfatı gözönünde bulundurulduğunda davanın ihale sürecini uzatmaya matuf olmadığı görülmekle, Anayasa'nın 13. maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesi de nazara alınarak ihale bedelinin %10'u olarak belirlenen para cezasının %5 oranında belirlenmesinin hak, nesafet ve ölçülülük ilkelerine uygun olacağı anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının para cezası yönünden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Şikayetçi-borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nin 04.11.2022 tarih ve 2022/3768 E. - 2022/3108 K sayılı kararının, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddeleri uyarınca (KALDIRILMASINA), ... ... 13. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 07.06.2022 tarih ve 2022/108 E. - 2022/541 K. sayılı kararının hüküm fıkrasının para cezasına ilişkin iki numaralı bendinde yer alan “%10’u" ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “ %5’i ” ibaresinin yazılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2 ve 7343 sayılı Yasa'nın 33. maddesi ile eklenen GEÇİCİ MADDE 18/4. maddelerinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 370/2. maddesi uyarınca bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2022/9319 E., 2022/12309 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Para cezasının oranına ilişkin değişikliğin, ne zaman, ne şekilde uygulanacağına ilişkin olarak İİK'na 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa'nın 33. maddesi ile eklenen Geçici 18/4.
12. Hukuk Dairesi         2022/9319 E.  ,  2022/12309 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : 1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, şikayetçilerin halenin feshi talebinin reddine yönelik temyiz itirazları ile aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Şikayetçiler aleyhine taktir edilen para cezasına ilişkin re'sen yapılan değerlendirmede; İİK'nun ihalenin feshi şikayetine ilişkin usül ve esasları belirten 134. maddesine 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa' nın 27. maddesi ile eklenen fıkra ile; " İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir. Ancak ihalenin feshi talebinin usulden reddi gereken hâllerde duruşma yapılmadan da karar verilebilir. İcra mahkemesi; 1. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler dışında kalan kişilerce talep edilmesi nedeniyle, 2. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler bakımından feragat nedeniyle, 3. İşin esasına girerek, talebin reddine karar verirse ihalenin feshini talep edeni feshi istenen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûm eder. " hükmü getirilmiştir. Düzenlemenin gerekçesi, ihalenin feshi talebi yukarıdaki sebeplerle reddedilen şikayetçinin ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre para cezasının taktir edilebilmesini sağlamaktır. Mahkeme, para cezasına hükmedecekse oranını şikayetçinin ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre ölçülü şekilde belirlemelidir. Para cezasının oranı, hem istinaf aşamasında, hem de temyiz aşamasında re'sen değerlendirilir. Para cezasının oranına ilişkin değişikliğin, ne zaman, ne şekilde uygulanacağına ilişkin olarak İİK'na 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa'nın 33. maddesi ile eklenen Geçici 18/4. maddesi; "134 üncü maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında uygulanmaz. Ancak, ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûmiyete ilişkin hüküm görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında da uygulanır. Temyiz kanun yolu incelemesi aşamasında bulunan dosyalar bakımından para cezasının oranına ilişkin olarak yapılan değişiklik tek başına bozma nedeni yapılamaz. Yargıtay değişikliği uygulamak suretiyle hükmü düzeltebilir." hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenlemeler ve lehe değişiklik dikkate alınarak ihalenin feshi talebinin esastan reddi nedeni ile şikayetçiler aleyhine hükmedilen para cezasının oranı değerlendirildiğinde; Somut uyuşmazlıkta, şikayetçi borçlular aleyhine ihale bedelinin %10' u oranında para cezasına hükmedilmiş ise de, 7343 sayılı Kanun'la değişik İİK'nun 134/5-3 maddesi gereğince fesih gerekçeleri ve fesih isteyenlerin sıfatları gözönünde bulundurulduğunda şikayetin ihale sürecini uzatmaya matuf olmadığı görülmekle, Anayasa'nın 13. maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesi de nazara alınarak ihale bedelinin %10' u olarak belirlenen para cezasının % 5 oranında belirlenmesinin hak, nesafet ve ölçülülük ilkelerine uygun olacağı anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının para cezası yönünden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Şikayetçi borçluların temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’nin 09.6.2022 tarih ve 2022/472 E. - 2022/1733 K sayılı kararının, hüküm fıkrasının para cezasına ilişkin “1” numaralı bendinin (b) fıkrasında yer alan “ yüzde onu” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “yüzde beşi” ibaresinin yazılmasına, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2 ve 7343 sayılı Yasa' nın 33.maddesi ile eklenen Geçici 18/4. maddelerinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 370/2. maddesi uyarınca bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, harç alınmasına yer olmadığına, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, şikayet dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24/11/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2015/20577 E., 2018/12829 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
en, kendilerinin bu işyerini satın aldıklarını beyan ettiği, borçlu ile 3.kişi arasındaki devir işleminin alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik olup, muvazaalı olduğu, aksi bile olsa borcun doğumundan kısa bir süre önce yapılan devir işleminin İİK'nun 44 ve Borçlar Kanunu'nun 202 maddeleri gereğince alacaklının haklarını etkilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı 3.kişi
8. Hukuk Dairesi         2015/20577 E.  ,  2018/12829 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı alacaklı vekili,borçlu şirketler ile 3.kişi şirket arasında organik bağ bulunduğunu, gerçek faaliyet adreslerinin haczin yapıldığı adres olduğunu, davalı 3.kişi şirketin haczin yapıldığı taşınmaz ve içindeki makineleri borçlu ...Ltd. Şti'den devir aldığını, iş yeri devrinin borcun doğumundan sonra yapıldığını, davalı 3.kişi şirketin İİK'nun 44. ve TBK'nun 202 maddeleri gereğince takip konusu borçtan sorumlu olduğunu açıklayarak davanın kabulü ile 3.kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı. 3.kişi vekili, haczedilen eşyaların borçlu şirketle hiçbir ilgisi bulunmadığını, taşınmazın 3.kişi şirketin mülkü olduğunu, içerisinde bulunan makine ve edavatların mütemmim cüz olarak tapuya kayıtlı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, haciz adresinde bulunan fabrika binasının borçlu ... Ltd. Şti'ne ait iken, 29/05/2014 tarihinde 3. kişiye devredildiği, haciz sırasında 3.kişi şirket yetkilisinin haciz yapılan işyerinin daha önce borçlu şirkete ait iken, kendilerinin bu işyerini satın aldıklarını beyan ettiği, borçlu ile 3.kişi arasındaki devir işleminin alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik olup, muvazaalı olduğu, aksi bile olsa borcun doğumundan kısa bir süre önce yapılan devir işleminin İİK'nun 44 ve Borçlar Kanunu'nun 202 maddeleri gereğince alacaklının haklarını etkilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, alacaklının İİK'nun 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; davacı alacaklı, davalı 3.kişi şirketin haczin yapıldığı taşınmaz ve içindeki makineleri borçlu ... Ltd. Şti'den devir aldığını iddia etmektedir. Devredilen işletmede haciz yapılabilmesi, devrin muvaazalı olduğunun iddia ve ispat edilmesine bağlıdır. Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devri yargılama konusu yapabilir. Ayrıca, İİK'nun 44.maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz. Anılan hükmün yalnız cezai yaptırımı vardır. (İİK 337/a md) Aktiflerin devredenin malvarlığından çıkmamış kabul edilmesini, yani haczedilmesini sağlayacak tek yol, muvazaanın iddia ve ispat edilmesidir. Bu durumda; mahkemece yapılacak iş, borçlu ile 3.kişi şirketlerin ilk kuruluşlarından itibaren tüm ortakları ile hisse devirlerini ve faaliyet adreslerini gösterir ticaret sicil kayıt örneklerinin dosya arasına alınması, bundan ayrı borçlu ve 3.kişi şirketlerin vergi kayıtları getirtilerek dava konusu haciz adresinde haciz tarihinden itibaren geriye doğru kimlerin hangi tarihler arasında faaliyet gösterdiğinin Vergi Dairesindeki kayıtlar üzerinden belirlenmesi, borçlu şirketin ticaret sicil adresinde ve haciz adresinde halihazırda faaliyet gösterip göstermediğinin kolluk marifetiyle araştırılması, dava konusu mahcuzlarla ilgili taraflarca tutulan ticari defter ve kayıtların getirtilmesi gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılması ve neticede bu araştırma ve inceleme sonucu elde edilen bilgiler ile dosyadaki diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma neticesinde yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2015/4063 E., 2017/7394 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
tarihinde yapıldığı ve 01/01/2014 tarihinde hüküm ifade edeceği belirtilmiş olmasına rağmen 08/04/2014 tarihinde yapılan dava konusu haciz sırasında okul girişi ve tüm bölümlerdeki tabela ve levhalarda Antalya Koleji isminin yazılı olduğu, İİK.nun 44. ve Borçlar Kanunun 202 maddesi birlikte değerlendirildiğinde, borçlu şirketi aktif ve pasifleri ile devralan davalı-3.
8. Hukuk Dairesi         2015/4063 E.  ,  2017/7394 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı alacaklı vekili, 08.04.2014 tarihinde ... Koleji'nde bir kısım menkul malların haczedildiğini, haciz sırasında 3. kişi ... A.Ş.'nin işletmeyi devir aldıklarına dair istihkak iddiasında bulunduğunu, istihkak iddiasının yersiz olduğunu, okulun isminin ... Koleji olduğu iddia edilmiş ise de, okulun isminin halen değişmediğini, işletmenin vergi levhasının istihkak iddia eden tarafından ibraz edilemediğini 3. kişinin istihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı 3. kişi vekili, borçlu ... Koleji Eğitim Tesisleri A.Ş.'nin müvekkili ... Öğretim Kurumları A.Ş'ye devredildiğini, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini, işletmeden kaynaklanmayan ve işletme devrinden iki ay sonra doğmuş bir borçtan davalı müvekkilinin sorumlu tutulmasının kabul edilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, takibe konu çek 28/02/2014 vade tarihli ise de, çekin 08/11/2013 tarihli çek tevdii bodrosu ile alacaklı bankaya verildiği, 27/12/2013 tarih, 38416 yevmiye numaralı devir senedi ile borçlu tarafından davalı-3.kişiye işletmenin devredildiği, devir işleminin dayanak çekin bankaya tevdi tarihinden sonra yapıldığı, borçlu ile 3. kişi arasında düzenlenen devir senedinin 7. Maddesinde "devir konusu kurumların tüm borç ve alacaklarından vadesi gelmemiş olanlarda dahil olmak üzere devir alan sorumludur" düzenlemesinin bulunduğu, söz konusu düzenlemeye tarafların açıkça itirazının olmadığı, devir işlemi 27/12/2013 tarihinde yapıldığı ve 01/01/2014 tarihinde hüküm ifade edeceği belirtilmiş olmasına rağmen 08/04/2014 tarihinde yapılan dava konusu haciz sırasında okul girişi ve tüm bölümlerdeki tabela ve levhalarda Antalya Koleji isminin yazılı olduğu, İİK.nun 44. ve Borçlar Kanunun 202 maddesi birlikte değerlendirildiğinde, borçlu şirketi aktif ve pasifleri ile devralan davalı-3. kişinin devreden şirketin borçlarından da sorumlu olduğu, ayrıca haczedilen malların davalı 3. kişiye ait olduğunu gösterir ispata yeter fatura ve belge de sunulmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı 3. kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, alacaklının İİK’nun 99. Maddesine dayalı 3. kişinin istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir. Takip borçlusu ile davalı 3. kişi arasında yapılan devir işleminin muvazaalı olduğu iddiası mevcut değildir. Bilindiği üzere, İcra ve iflas hukuku, alacaklının, Devlet kuvveti yardımı ile alacağına nasıl kavuşacağını düzenleyen bir hukuk dalıdır. Bu hukuk dalının amacı, bir yandan takip alacaklısının alacağına kavuşması için borçlu veya üçüncü kişilerin çıkarabilecekleri zorlukları ortadan kaldırmak, diğer yandan kötüniyetli takiplere karşı takip borçlusunun kendisini korumasını sağlayacak hukuki çareler bulmak, bu arada takipten etkilenen üçüncü kişilerin menfaatlerini korumak, takip işlemlerinin yapılması sırasında insan hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmesini önlemektir. İcra iflas hukukunun en önemli kaynağı İcra ve İflas Kanunu olup, bu Kanun, icra ve iflas takibinin başlangıcından sonuçlanmasına kadar uygulanması gereken usul hükümlerini düzenlemektedir. İcra mahkemesi, önüne gelen itiraz ve şikayetleri, İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen özel usul kurallarını uygulayarak takip hukuku bakımından kesin hükme bağladığından, anılan mahkemenin kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımaz. İcra mahkemeleri, uyuşmazlıkları İcra İflas Kanunu ve genel anlamada Takip Hukuku çerçevesinde değerlendirir ve sadece icra takibinin sonuçlanmasına odaklıdır. Her ne kadar istihkak davalarına umumi hükümler dairesinde bakılıp her türlü delil ileri sürülebilir ise de; istihkak davalarında amacın hacizli mal üzerinde üçüncü kişinin iddia ettiği hakkın maddi hukuka göre mevcut olup olmadığının tespit edilmesi değildir. Aksine davanın amacı, haczedilen belli bir mal üzerinde cebri icranın cereyan edip etmeyeceğinin belirlenmesidir. Yani İstihkak davası sadece takip hukuk alanında ve derdest somut icra takibi bakımından sonuç doğurabilir. Bu nedenle dava sonunda verilen karar da yalnız derdest takip bakımından kesin hüküm teşkil edebilir. Söz konusu karar başka bir takip bakımından kesin hüküm teşkil etmez. (Hacizde istihkak davası Dr. Kudret Aslan) Öte yandan; İİK'nun 97/son maddesine göre istihkak davaları süratle ve diğer davalardan önce karara bağlanması gerekir. Devredilen işletmede haciz yapılabilmesi, devrin muvazalı olduğunun iddia ve ispat edilmesine bağlıdır. Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devri yargılama konusu yapabilir. Ayrıca; İİK'nun 44. Maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz. Anılan hükmün yalnız cezai yaptırımı vardır. (İİK 337/a) Aktiflerin devredenin malvarlığından çıkmamış kabul edilmesini, yani haczedilmesini sağlayacak tek yol, muvazaanın iddia ve ispat edilmesidir. Bu bilgilere göre, temyize konu olayda taraflar arasında danışıklı işlem olduğu iddia edilmemiştir. Davalılar arasında devir ilişkisinin bulunduğu ihtilaflı değil ise de; Mahkemece İİK. nun 44. maddesi, TBK ve TTK hükümleri uygulanmak suretiyle davalı 3. kişinin de borçtan sorumlu olması gerektiğine dair kabulü doğru bulunmamış, davanın reddine karar vermek gerekirken davanın kabulüne ilişkin karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İcra ve İflas Hukuku

Müflis (A)'nın kefil olduğu bir borç nedeniyle alacaklı (B)'nin iflas masasındaki hakları nelerdir?

A) Kefalet borcu vadesi gelmemişse masaya yazılamaz.
B) Kefalet borcu nedeniyle masa sorumlu değildir.
C) Borç vadesi gelmemiş olsa dahi masaya kaydedilir.
D) Alacaklı önce asıl borçluya başvurmak zorundadır.
E) Masaya sadece faizler kaydedilebilir.